Yerel Seçimler: Oyumuz katılımcılığa ve şeffaflığa – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış
Millî Düşünce Merkezi
MİSAK logo

_______22 Kasım 2018_______

Yerel Seçimler: Oyumuz katılımcılığa ve şeffaflığa

Batur Kılıç
Paylaş:
Katılımcılığı arttırmak beyin göçüne karşı en etkili önlemlerden biridir.

Yerel seçimlere dair herkes kazanma stratejileri üretirken, ben de Türk gençliği ve Türk vatandaşları için daha önemli gördüğüm bir konuya değinmek istedim.

Türk Gençleri son dönemde ülkesini terk etmeye başladı ve yazık ki bunun için kimse gençleri suçlayamaz. Sorunun sadece ekonomi olduğu zannedilmesin; gençler, fikirlerini özgürce dile getirebilmek ve istedikleri gibi yaşamak istiyorlar. (Tek nedenler bunlar değil tabiî ki ) Demokrasi, sadece fikirlerin özgürce dile getirilmesi değildir, aynı zamanda bunları muhatap alacak kurumların da işler olmasıdır. Bunların olmadığı yönetimler yollarına bakarlar; ancak dünya o eski dünya değil. Artık gençlik, televizyon ekranında sevdiği programın saatini bekleyen bir gençlik değil, istediği videoyu istediği zaman izleyebilen bir gençlik. Bu sebeple de daha duyarlı ve daha üretken bir gençlik var günümüzde.

Bu gençliğin sesi çok cılız; ancak çok kaliteli… Asıl unutulmaması gereken şudur ki kaliteli fikirler eyleme  geçmeyip fikir aşamasında kaldığı sürece vasatlığın egemenliği başlar.

Türk demokrasisinin ilerlemesi ve biz gençlerin ülkelerine, yaşadıkları kentlere bağlılıklarını güçlendirmesi için yerelde tüm vatandaşların ve özellikle gençlerin karar alma süreçlerine katılımını arttırmak gerekir. Vatandaş, sadece pasif seçmenler olarak kalmak yerine  sözünü söyleyip eyleme geçiren aktif vatandaşlar haline gelmeli ve getirilmelidir.

Karar süreçlerini bilmek ve bunlara dair fikir bildirmek vatandaşın en temel hakkıdır, yani önemli olan Şeffaflık ve Katılımcılık

Peki neden böyle bir ihtiyaç duyulmaktadır? Sebep açık ve ortada! Katılımın yüksek olduğu toplumlarda sosyal bağlar ve yer bağlılığı güçlenir. Böylece insan sermayesinin artacağı bir zemin meydana gelir.

Ayrıca günümüz dünyasında birey, her geçen gün daha da özgün bir hale bürünüyor. Bu kadar çok birbirine benzemez insandan bir kent oluşabiliyorsa muhakkak ki olabildiğince  geniş bir kesime ses vermek de zorunlu hale geliyor.

Yaratıcı fikirlerle yönetim sürecine katılım sağlayan insanlarımız, farklı vizyonlarıyla yeni kapılar açabilirler ve yaşadıkları çevreye dair daha çok inisiyatif alma eğiliminde olurlar. Bir insanın gördüğü hataları ve eksiklikleri düzeltebilme gücüne sahip olduğunu hissetmesinden daha fazla ne motive edebilir ki onu?

Dan Senor ve Saul Singer’ın yazdığı “Start-up nation”  kitabında , İsrail şirketlerinin başarısının çalışanların inisiyatif almaktan çekinmemesi olduğu belirtilmiştir. Verdikleri örnek de oldukça çarpıcıdır: “Bir şirket içerisinde, sıradan bir çalışanın kendi müdürünü iş konusunda “azarlayabildiğini” görebilirsin.” der.

İşte bir milletin gücü bu şekilde açık olmaktan ve fikir alış verişi yapabilmesinden gelir. Yaptığı işe verilen önemin bir yansımasıdır bu davranış.

Bir de  kendimizden bir örnek verelim: Bir eğitim bilimciye Türk Eğitim yapısında en temel problemin ne olduğunu sorarsanız sizlere dönüt (feedback) kısmında sıkıntı olduğunu söyleyecektir. MEB programı öğretmenlere iletiyor, peki öğretmen uygulayabiliyor mu?  Öğretmen uyguluyor, peki öğrenciler hedeflere ne kadar yaklaşıyor? Hedefler öğrenci için uygun mu? Öğretmenlerin kapasiteleri hedeflere ulaşılması için yeterli mi? MEB’in kendi öğretmeni ve öğrencisi için bu program uygun mu? Bu ve bu türden soruların hepsi cevapsız kalıyor…

Bu süreç sadece eğitim sistemimizde değil, aynı zamanda hayatımızın diğer her alanında bir problem olarak varlığını koruyor.

Yerel seçimlere gelirsek;  vatandaşın ve özellikle gençlerin karar alma süreçlerine aktif katılımı önem verilen konulardan biri olmalıdır; çünkü gençler, belediyeye hem veri hem de yeni fikir girişi sağlayacaktır. Yerel yönetimler bu verilerden beslenerek politikalarını ve faaliyetlerini hayata geçirecek veya yeniden düzenleyecektir. Bu sayede insanların belediyeye güveni artacak ve süreçler daha doğru ve daha sağlam işleyecektir.

Peki ne yapmalı?

İlk olarak, sivil toplum örgütlerinin karar alma süreçlerindeki etkisi arttırılmalıdır; (STÖ derken hemşeri derneklerini bunun dışında tutuyorum) çünkü STÖ’ler yönetime danışmanlık yaparken, kentin ihtiyaçları doğrultusunda çalışmalar organize edecektir. Ulusal ve uluslararası projelerle şehre değer katıp o şehrin insanlarını bambaşka dünyalarla tanıştırma fırsatı yaratacaktır.

İkinci olarak, vatandaşın doğrudan katılımını güçlendirecek araçlar… Bir vatandaş konseyi kurulabilir veya daha aktif muhtarlar için adımlar atılabilir. Vatandaşın belediye ile temas kurma araçları geliştirilebilir. İnternet sitesinden anlık ulaşım sağlanabilir veya belediye ofisleri halka tamamen açılabilir. Burada tamamen açılmadan kastımız, vatandaşın sorunlarını günlük veya haftalık olarak raporlayan bir birim ve bu raporlara göre hareket eden diğer birimlerin oluşturulmasında bahsediyoruz. Eklemek gerekiyor ki her türlü hassasiyete ve görüşe saygı duyarak; ancak yine de bunların hepsini ortak bir potada eriterek üretilecek politikalar gerekmektedir. Eğer belediye, “Burası “X” partisine oy veriyor, burası “Y” partisine oy veriyor.” diyerek bölge ayrımı yapacak olursa bu anlayış demokrasiye zarar vermekle kalmaz, aynı zamanda var olan kutuplaşmayı daha da arttırır.

Üçüncü ve belki en önemlisi, katılımcı bir medya… Gençlerin geleneksel medyayı daha etkin kullanmasının önünün açılması ve gençlerin sözünün ulusal, yerel veya internet basını aracılığıyla muhataplarına ulaşmasının sağlanması büyük önem arz etmektedir. Vatandaşlar için bloglar oluşturmak ve fikirlerini dile getirmelerinin önünü açmak belki de en etkili yollardan biridir; çünkü problemin başkalarıyla paylaşılması, insanların belli konularda yalnız olmadıklarını göstermelerini sağlar ve insanları harekete geçme konusunda motive eder.

Keza sosyal medya büyük bir önem teşkil etmektedir. Günümüzde dijital katılımcılık anlayışıyla kurulmuş bir çok uygulama ve internet siteleri bulunmaktadır.[1] Bu tarz bir platform , hem katılım sürecini kolaylaştıracak hem de yenilikçi fikirlerin katılımcı bir şekilde etkileşimini sağlayacaktır.

Neden aynı şeyleri papağan gibi söylüyoruz? Çünkü modern dünyada katma değer üretmek istiyorsanız; bireyin kendisine kulak vermelisiniz.

Eğer milletin kendisine hizmet verme niyetiyle o makamdaysanız; millete kulak vermelisiniz.

Metropoller giderek büyürken, içinde bulunduğumuz küreselleşme çağında ülkemiz gençleri yaşadıkları yeri arkalarına bile bakmadan terk edip gitmek istiyorsa ilk olarak onlara, yani gençlere kulak vermek ve somut adımlar atmaları için önlerini açmak (veya daha da açmak) çok önemli ve büyük bir adım olabilir.

İnsanlarımızın; özellikle de gençlerimizin söyleyeceği çok söz var; ama konuşturuldukları yerler çok az! “Yerel seçimlerde kim aday olur? Hangi parti kaç belediye alır?” falan bunlar çok da önemli değil. Önemli olan eldeki potansiyeli, yani gençlerin yapabileceklerini görüp onları yüreklendirmek ve önlerini açmaktır.

Gençliğe fırsat verilmediği sürece vasatlık, damarlarımızdaki asil kanı emmeye devam edecektir.

O halde bu yerel seçimlerde oyumuz; Katılımcılığa ve şeffaflığa!

Var mısınız?

[1] Bu uygulamalara dair bir yazı: https://medium.com/dijitaldemokrasi/dijital-demokrasi-ara%C3%A7lar%C4%B1-b57f060d3be6

Paylaş:

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları