13 Mayıs’a ya da Soma Günü’ne Doğru……….. – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış

DUYURU   • Şefika Ortaylı’nın vefatı ve taziye mesajı   • Kurbanlarımız Türk kardeşlerimize

13 Mayıs’a ya da Soma Günü’ne Doğru………..

Kömür Ocağı’nda kalan 301 kişiye ne dememiz gerekiyor? “Ölü” mü? “Şehit” mi? “Ceset” mi? Ne dememiz gerekiyordu? Ne dememiz……….
Ben, “Can” diyeceğim. Hani, sevdiklerimize “Canım” deriz ya, onun gibi, Can.

8 Mayıs 2020

 Ölür İse Ten Ölür, Canlar Ölesi Değil
zalimin talim ettiği yola minnet eylemem

Soma Katliamı(?) mı, Soma Cinayeti(?) mi? Soma Faciası (?) mı, Soma Kazası (?) mı? Ne dememiz gerekiyor?

Ben, “Soma Günü” diyeceğim. Ve, Soma Günü, içimde hep bir sızı olarak kalacak. Her aklıma geldiğinde canım acıyacak.

Orada, Kömür Ocağı’nda kalan 301 kişiye ne dememiz gerekiyor? “Ölü” mü? “Şehit” mi? “Ceset” mi? Ne dememiz gerekiyordu? Ne dememiz……….

Ben, “Can” diyeceğim. Hani, sevdiklerimize “Canım” deriz ya, onun gibi, Can.

***

Sonra? Sonra ne mi oldu? Ne olacak!) Can’ları “sadık yâr”e emnet ettik: “…. gök ekini biçmiş gibi….” Sonsuzluğa uğurladık onları; yürek yangınlarında “vedasız ayrılıklar

Nedense, birileri, hamgi duygularla söylendiğini bir türlü anlayamadığım, bize en yakışanın ölmek olduğunu söylerler: “güzel öldüler”, “tatlı ölüm” diyerek. Yazıklar olsun, bu ağızlara, kendisine insan diyenlere. Ne de olsa ateş düştüğü yeri yakıyor. Onların tuzu kuru!

Eh yani, haksızda değiller! Bizim de en iyi yaptığımız iştir, ölmek: “Ahsen-i takvim üzre”…..

Ya biz? “…. biz kaldık Esfele safilinde!”).

***

Günlerce köşe bucak sine sine dolaştım. Kimse beni görmesin, tanıdık birine denk gelmeyeyim diye. Biri görürse, acıyarak mı bakar, acaba? Yoksa, kızarak mı?

Yürek yarası, iç acıması dedikleri böyle bir şey mi?

Haaa, ben kim miyim? Maden Mühendisi. Soma gününde üniversiteyi bitireli 35 yıl olmuş. Bu otuz beş yılın yirmi beş yılı yeraltı kömür madenciliğinde geçmiş, Soma gibi. Tecrübeli desem doğru olur mu? Ayrıca, İş Güvenliği Uzmanı. Hem de A sınıfı. Koskoca A (!) Ülkemizdeki diğer A’lar gibi, koskoca(?!)

Ben orada olsaydım” bir şeyler yapabilirmiydim? Hiç sanmam. Orada olanlar, ne yaptılar ki? Ne yapabildiler ki? Birileri, bir şeyler yapılmasına müsaade ettimi ki? Ağa-maraba ilişkisinden öte giden bir tavır var mı ki? Orada olsaydım, bu koca koca unvanlar, benim işverenler karşısında dik durmamı sağlar mıydı? Önlem aldırabilirmiydim? Bilmem! Dürüst olmak gerekirse, sanmam!

Şimdi, mazeretler üretilecek: şöyle oldu da oldu, böyle oldu da oldu, biz tedbirleri almıştık, mış, mış, mış, ……… Mazeret üretmek kolay. Belki de en kolay yaptığımız iş. Ama, mazeretler, “can”ları geri getirmeye yetmiyor ki.

Neymiş efendim? İşin”fıtrat” ında varmış. Nedense, o “fıtrat arkadaş” birilerinin çocuklarına uğramıyor. Uğramasını istemeyiz. Lakin, neden, hep garibanın sofrasında?

***

Soma Günü’nün ertesi günü televizyonlara gönderildim, Oda tarafından. Uzun yıllar yeraltı tecrübem gözönüne alınarak.

Ne söyleyecektim? Nasıl bakacaktım, insanların yüzüne? Yüzüm kızaracak mıydı? Ağzım kuruyacak, dilim damağıma mı yapışacak? Kekeleyecek miydim?

Sunucu geldi. “İçeride kalanlardan kurtulma şansı olan var mı?” sorusuna ne cevap verebirdim ki? Cevabını bildiğim soruyu ben yönelttim:“Kaç kişi var içeride?”. Cevap: “750-780 diyorlar.”

Kimse net rakamı bilmiyor ki. İçim yandı, bir daha.

“Kaç dakika nefessiz durabilirsiniz?”

“En fazla 3-5 dakika.”

“Kazadan bu ana kadar ne kadar süre geçti?”

“Yirmi dört saatten fazla.”

“O halde içeride kaç kişi varsa ……….”

……………

Sonra, canlı yayına geçildi.

***

Kamuoyu, konuyu biliyor. Ancak, gazete haberlerinden alınma kısa bir bilgi verelim:

“Soma Eynez bölgesindeki maden, Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. tarafından Eylül 2009’da Ciner Grubu’ndan devir alındı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından açıklanan bilgilere göre Soma Kömür İşletmeleri AŞ, 2012 yılında 2 kez, 2013 yılında 2 kez, 2014 yılında ise 13, 14, 17 ve 18 Mart’ta iş sağlığı ve iş güvenliği yönünden teftiş edilmiş, mevzuata aykırı bir durum olmadığı belirlenmişti. İşyerinde 25 Temmuz 2013’ten bu yana 9 iş güvenliği uzmanı ve 3 işyeri hekimi çalıştığı belirtildi.

Vay be! Ne kadar iyi, ne kadar güvenli işletmeymiş? Mevzuat’a aykırı bir durum yokmuş!?

******

Neden yangın çıktı? Kaza neden oldu? Bilirkişi raporundan, gazete haberi:

“Türkiye Cumhuriyeti Soma Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından elde edilen belge ve bilgiler ışığında, 13.05.2014 tarihindeki maden kazasının, kaza öncesi teknik verilerin değerlendirilmesi sonrasında, pek çok ihtimal ve kusurun bir araya gelmesi sonucu meydana geldiği ve kazanın önlenebilir olduğu fikri bilirkişi heyetimizde oluşmuştur.

 Otopsi sonuçlarına gööre ölümlerin büyük çoğunluğu CO (karbon monoksit) kaynaklı COHb (karboksihemoglobin) zehirlenmesi sonucunda meydana gelmiştir. Bu boyutta bir zehirlenmenin gelebilmesini sağlayacak CO konsantrasyonuna, yeraltı ocağının boyutları gözönüne alındığında, tek başına bant, ahşap tahkimat ve PVC boru yangınının neden olması olası görülmemektedir.

 Olayın ana kaynağı, U3 trafosu etrafında topuk olarak bırakılan kömürün kontrolsüz bir şekilde kendiliğinden yanması sonucu oluşan CO’in temiz hava girişine ulaşması, temiz hava ile temas eden kendiliğinden yanan kömürün tam yanmaya dönüşmesi, bu yangının 4 no’lu kömür nakil bandının bulunduğu yola sirayet ederek bu bölümdeki ve 3 no’lu kömür nakil bandının bulunduğu yoldaki bant, ahşap tahkimat, PVC borular ve elektrik kablolarını tutuşturması ve su ile soğutma çalışmaları sonucu açığa çıkan zehirleyici ve boğucu gazlardır (CO, CO2, HCL).

 Olay sonrası diğer yangınlar söndürüldükten sonra, kurtarma faaliyetleri esnasında kömür yangınının devam etmekte olduğu bilirkişi heyetinin 16.05.2014 tarihinde maden ocağına yaptığı ilk keşifte saptanmıştır.16.07.2014 tarihinde yapılan ikinci keşifte, uzun süre bir madenin kapalı kalmış olmasına rağmen kömürün olayın meydana geldiği bölgede halen yanmaya devam etmekte olduğu tespit edilmiştir.”

Peki süreç nasıl gelişt? Yine gazete haberi:

  • Mayıs 2014, saat 15.30 Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.’ye ait ocakta yangın çıktı.
  • 13 Mayıs 2014 saat 17.30 ocakta çıkan yangın ve sonrasında madencilerin mahsur kaldığı haberleri son dakika olarak duyurulmaya başlandı.
  • 13 Mayıs saat 18.00 Soma Kaymakamı Mehmet Bahattin Atçı, ocaktaki yangın ve patlamada 1 işçinin vefat ettiğini 300 madenciyi kurtarma çalışmalarının sürdüğünü söyledi.
  • 13 Mayıs 2014 saat 19.00 ocakta yoğun dumanda mahsur kalan işçileri kurtarmak için temiz hava verilmeye başlandı.
  • 13 Mayıs 2014 saat 20.30 Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.’den yazılı açıklama, “Kazanın nasıl gerçekleştiğine dair inceleme ve araştırmalar başlatılmıştır. Birinci önceliğimiz içerideki çalışanlarımızın bir an önce sağ salim kurtarılmasıdır” denildi.
  • 13 Mayıs 2014 saat 21.00 Çalışma ve sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan açıklama, müfettişlerce ocakta, 2012 yılında 2 kez, 2013 yılında 2 kez ve son olarak da 13-14, 17-18 Mart 2014 tarihinde iş sağlığı ve güvenliği yönünden teftiş yapıldığı, mevzuat aykırı bir durum görülmediği bilgisi verildi.
  • 13 Mayıs 2014 saat 21.00 kurtarma çalışmaları süren ocakta, mahsur kalan madenciler arasında hayatını kaybedenlerin bulunduğu bilgisi gelmeye başladı.
  • 13 Mayıs 2014 saat 21.30 Ankara’da Haber Kameramanları Derneği’nin ödül gecesinde konuşan Başbakan Erdoğan’dan, faciayla ilgili ilk açıklamayı yaptı.
  • 13 Mayıs 2014 saat 21.30, AFAD Başkanlığı, 17 madencinin hayatını kaybettiğini, 19’unun tedaviye alındığı, 200’ün üzerinde ocakta mahsur olduğunu açıkladı.
  • 13 Mayıs 2014 saat 22.30 Maden İş Sendikası yetkilileri ocakta hayatını kaybeden madencilerin sayısının 20’i olduğunu açıkladı. 21.02.2020 Soma’da 301 madenc
  • 16 Mayıs 2014 saat 14.30 Soma Holding Yönetim Kurulu Başkanı Alp Gürkan, Genel Müdür Ramazan Doğru ve İşletme Müdürü Akın çelik’le birlikte basın toplantısı düzenledi.
  • 16 Mayıs 2014 saat 23.00 Enerji Bakanı Taner Yıldız, ölen madenci sayasının 292’ye yükseldiğini söyledi
  • 17 Mayıs 2014 faciayı araştırmak için ilk bilirkişi heyeti ocağa girdi.
  • 17 Mayıs 2014 saat ocakta tüm ölen madencilerin cesedi çıkartıldı. Ölü sayısı 301 olarak açıklandı. Kurtarma çalışmaları sonlandırıldı.
  • 18 Mayıs 2014, Soma savcılığının başlattığı soruşturma kapsamında soma kömür İşletmeleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan gözaltına alındı.
  • 18 Mayıs 2014 Arama kurtarma çalışmalarının sona ermesiyle, facianın yaşandığı maden sahası görevliler dışında tümüyle boşaltıldı.
  • 19 Mayıs 2014 Can Gürkan dahil 8 kişi tutuklandı.
  • 6 Haziran 2014 ölen madenci Mustafa Kocabaş’ın ailesi adına Avukat Hakan Kahraman’ın açtığı tazminat davasından dolayı, Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.’nin mallarına tedbir konuldu.
  • 6 Haziran 2014 Soma olayını araştıran meclis araştırma komisyonu üyeleri, ilçeye gelip inceleme yaptı.
  • 20 Temmuz 2014 bilirkişi heyeti ikinci kez ocağa girip inceleme yaptı.
  • 4 Ağustos 2014 ölen madenciler için yardımlarla, 602 konut yapılmasına karar verildi.
  • 18 Eylül 2014 bilirkişinin ikinci raporu soruşturmayı yürüten cumhuriyet savcılarına verildi.
  • 3 Kasım 2014 Soma Cumhuriyet Savcılığı fezlekeyi Akhisar Başsavcılığına verdi.
  • 10 Kasım 2014 Soma faciası iddianamesi, Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunuldu.
  • 25 Kasım 2014 Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi, 4 noksan madde sebebiyle iddianameyi savcılığa iade etti.
  • 4 Aralık 2014 madencilere yeni haklar getiren yasa, Dünya Madencilere Günü’nde yasalaştı.
  • 26 Şubat 2015 iddianamede ikinci kez Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.
  • 2 Mart 2015 Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi iddianameyi kabul edildi.
  • 13 Nisan 2015 8’i tutuklu 45 sanığın yargılanmasına, Akhisar Bülent Ciğeroğlu Kültür Merkezi’nde başlandı

***

Soma’da başka şeyler de oldu:

Sosyal danışmanlar, psikologlar vs. aileleri ziyaret etti. Babası vefaat eden küçük çocuklara hediyeler verildi, başları okşandı, hatta hatta acıyarak bakındı, birileri(!) Olmaz, olasıcalar(!)

Diğer evlerin çocuklarına bir şey yok. Hediye alamayan diğer çocukların serzenişini kimse duymadı mı, duydu da sağıra mı yattılar: “Keşke benim de oyuncağım olsaydı.”(!!!!!!?????)

***

Başbakan’ı protesto eden vatandaşı Başbakanlık Müşavirlerinden birisi yerde tekmeler. Tarih 19 Mayıs 2014.

Bu olayı bir çok basın kuruluşu topluma duyurdu.

Sonra ne mi oldu: Hiç, sadece hiç (?). Yapan yaptığıyla, tekme yiyen morluğuyla kaldı… Yooo, o kadar değil…. Tekme yiyene daha sonra 548 TL para cezası kesildi …….

İnsanlar mı yanlış anladı, yoksa ben mi? Hak yemeyelim: Tekmeleme işi psiko sosyal çalışmalar kapsamında mı yer alıyordu?!

***

Her yıl dönümünde, Soma Günü’nü, birkaç sivil toplum örgütünün dışında, hüznünü yüreğinde duyarak, hatırlayan olmadı.

Her sene, anma törenleri yapılıyor. Birileri geliyor, marifetmiş gibi parlak(!) nutuklar söylüyorlar (yoksa atıyorlar mı?). “Mağdur edilmeyecekler, tüm ihtiyaçları karşılanacak vs ” şeklinde sözler veriliyor. (acaba çocukların “baba” ihtiyacını nasıl karşılayacaklar?) Ve, hüzünlü (!) gözlerle, gidiyorlar! Can’ların “can”ları; çocuklar, analar, babalar, eşler, yavuklular kalır, bi başlarına…. Yırtık ayakkabılı, mahzun, garip, boynu bükük ,“hayalleri bile çalınmış” çocuklar …

***

Bizim toplumlumuzda “söz vermek” namus meselesi olarak kabul edilir. “Adam”lar söz verir. Ve yerine getirirler. Yanlış anlaşılmasın, “adam” kelimesi cinsiyeti ifade etmez, şahsiyeti ifade eder. Geçmişte, “adamların adam olduğu” zamanlarda, sözünde durmamak diye bir şey olmazdı. Verilen sözler tutulur, sözünü tutmayana da “adam” denilmezdi.

Verilen sözlerin yerine getirildiğini görmedik, şimdiye kadar. Adam olamadık, yani. Adam olamadık!

***

Bizim insanımız mazlumdur, gariptir, mahçuptur, duygusaldır; cenaze gördüğünde üzüntüsü yüzünden okunur, yüksek sesle konuşmaz, cenaze geçene kadar -işi acil de olsa- bekler sonra gider. Hiç ilgisi olmasa da, bu böyle………. Aksini yapanlara “ar damarı çatlamış” denir.

Bant kayıtlarını altı yıl sonra tekrar izledim. İçim yana yana.

Koyu renk elbise-açık renk gömlekli biri konuşuyor. Sağ yanında iki, sol yanında bir kişi var. Hepisini tanıttı. Yanındakiler beyaz ocak elbiseleri giymiş. Şirketin gerçek sahibi olduğunu öğrendiğimiz zat, basın toplantısı yapıyormış.

Başlangıçta duygusal ve yumuşak konuşmalar. Bir kısım teknik bilgiler, beyaz elbiseliler tarafından verilmeye başlandı.

Sorular gelmeye başlayınca; sesler yükselmeye, sinirler gerilmeye başladı.

Koyu takım elbiseli, açık renk gömlekli adam(?) önüne geleni azarlamaya başladı. Sanki, bir ihalede yapılan yolsuzlukla ilgili olarak, haksız şekilde sorgulanıyormuşcasına agresif tavırlarla…..

Agresif tavırların sebebin yaklaşık bir ay sonra anladık: İstanbul Maslak’taki “Tower’ın lansmanı (????) varmış. Gecikmesi sözkonusu olursa? Aman, Allah korusun! Tüm dostlarına rezil olmaz mı? Tam bir felaket olur, canım! Aman, aman hiçbir aksama olmasın.Olmadı da. Lansman tam zamanında yapıldı. Hep beraber kutladılar, güldüler, eğlendiler, sonunda mutlu bir şekilde ayrıldılar(!!!!???)

Ve mahkeme süreci başladı……

Savunmalar, savunmalar, savunmalar …….

2015 yılından bir gazete haberi:

 “…… Her konuşan madende her şeyin yolunda olduğunu, denetimlerin normal yapıldığını, ekipmanın sağlam olduğunu, eğitimlerin tam verildiğini söylüyor. Hakim bey bir itiraz da bulunursa ise ‘O iş Mehmet Efe’nin işiydi’ diyorlar. Bir Mehmet Efe ismi var ki içeride tutanaklara geçen her 10 isimden 9’u Mehmet Efe diyor. Sıkışan Mehmet Efe ismini veriyor. Mehmet Efe’nin üstünde çalışan amiri de altında çalışan, onun emir verdiği kişi de Mehmet Efe’yi sorumlu tutuyor. Sanki böyle bir genel üstlenici genel suçlanıcı kişi olarak Mehmet Efe’yi duyuyoruz. Bundan sonra bir iki tane daha isim duyabiliriz. Onlar da ölmüş kişiler olacaktır.”

Başka bir haber ….

“…… Dün yapılan duruşmada olduğu gibi, mahkeme önünde ifade veren sanıklar yine suçu katliamda yaşamını yitiren mühendis Mehmet Efe’ye atmaya çalıştı. Mehmet Efe’nin adeta günah keçisi ilan edilmesi ise aileleri adeta çileden çıkardı. Duruşma sırasında, hâkimin sanıklardan Vardiya Amiri Yasin Kurnaz’a “Bu konuda kim sorumlu” diye sorması üzerine, Kurnaz’ cevap veremeden aileler tek ağız “Mehmet Efe!” diye bağırdı.”

Temel açıklamalar “ocakta yangınla mücadele sürekli yapılıyor, kömür kızışması var, yangın anayolda çıkmış, gaz ölçümleri sürekli takip ediliyor, gaz değerlerinde tehlikeli bir değişiklik yok, kablolarımız yangına dayanıklı, yaşam odaları(???)mız var, 500 kişilik, gaz 3-5 dakika içinde yayıldı, yoğun duman nedeniyle görüş mesafesi çok düştü, kazanın nedenini tam olarak bilmiyoruz, hiçbir ihmalimiz yok.”

Aradan yıllar geçti. Mahkeme kararı verdi. Yine, bir gazete haberi:

Manisa’nın Soma ilçesinde 301 madencinin yaşamını yitirdiği faciayla ilgili 5’i tutuklu, 51 sanıklı davada cezaların ayrıntılarını içeren gerekçeli kararın açıklanmasından sonra ilginç bir durum ortaya çıktı.

 Tutuklu sanıklardan Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan için duruşmada ‘taksirle ölüme neden olmak’tan 15 yıl hapis cezası verildiği açıklanırken, gerekçeli kararda ise ‘bilinçli taksirle ölüme neden olma’ suçundan 22 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldığı yer aldı. Can Gürkan’ın avukatı Kadir Çekin, bunun düzeltilmesi için mahkemeye başvurdu.

 Olası kastla öldürme’, ‘Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümü ile birlikte birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma’, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama’ suçlarından 301 kez, 2 yıldan 25 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılan toplam 51 sanık, Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandı. 11 Temmuz tarihinde mahkeme heyeti kararını açıkladı.

 Mahkeme Başkanı Salih Pehlivanoğlu’nun açıkladığı karara göre;

Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan 15 yıl,

Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Genel Müdürü Ramazan Doğru 22 yıl 6 ay,

Maden Mühendisi ve İşletme Müdür Yardımcısı İsmail Adalı 22 yıl 6 ay,

İşletme Müdürü Akın Çelik 18 yıl 9 ay,

Maden Mühendisi Ertan Ersoy 18 yıl 9 ay hapis cezası aldı.

 Mahkeme ayrıca Can Gürkan’ı 3 yıl süreyle maden faaliyetlerinde bulunmaktan men etti.

 Davada, tutuksuz yargılanan sanıklardan emniyet teknikeri Mehmet Ali Günay Çelik’e 11 yıl 8 ay,

Maden Mühendisleri Yasin Kurnaz ve Hilmi Kazık’a 10 yıl 10’ar ay,

Yönetim Kurulu Üyesi Haluk Sevinç, çalışanlardan Hilmi Karakoç, Mehmet Eres, Hüseyin Alkan, Fuat Ünal Aydın’a 8 yıl 4’er ay

ve Murat Bodur’a 6 yıl 3 ay hapis cezası verildi.

 Aralarında şirketin patronu Alp Gürkan’ın da bulunduğu 37 kişi de beraat etti.

Yine, gazete haberi: “Soma Holding patronu Alp Gürkan’ın talimatla İstanbul’da alınan ifadesinde; madende tüm tedbirlerin alındığını başkaca bir tedbir alma imkân ve ihtimalinin bulunmadığını söyledi.”

Yeni açıklamalar geldi. Mahkeme kararının yersiz olduğu, olayın nedeninin öğrenilebilmesi için teknik bir çalışma yapılmadığı, “işletme ve şirket yönetimlerinin tamamen suçsuz olduğu ve kusurlarının olmadığı” belirtildi.(!?)

Ne de olsa suçlu belli: Mehmet Efe!

Ar damarının çatladığı yer, işte burası!!!???

***

Gerçek sonucu ben açıklayayım:

Olay sonrası ve mahkeme kararı açıklamalar ile mahkeme sürecinde yaşanan olaylar sonrasında ben kararımı verdim: 301 kişi ağız ve burunlarını tıkayarak ya da biri diğerinin nefes almasını önleyerek ölümlere meydana gelmiştir. Ya da Mehmet Efe, sırasıyla tüm çalışanların ağzını-burnunu tıkadı, bir taraftan da karbon monoksit verdi. “Tatlı ölüm!!??” Dosyanın nihayete erdirilmesi ve kamuoyunun aydınlatılıp, toplum vicdanının rahatlatılması açısından; işçilerin kendi ağız ve burunlarını tıkayarak mı, yoksa arkadaşlarını nefessiz bıraktıktan sonra mı, yoksa Mehmet Efe tarafından kasten ve hile ile öldürüldükleri konusunun acilen açıklığa kavuşturulması amacıyla bilirkişi heyet ya da heyetlerinin acilen oluşturulması gerekmektedir(???!!!!)

Aciz kaldım, aciz. Başka türlü nasıl izah edilir, bilmem ki?

***

Haaa, afedersiniz, unutmadan söylemem lazım? Yıllar sonra gördük ki Somalılar Stocholm Sendromu’nu yaşamış (!?!?).

Sözün bittiği yer, burası mı? “söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil…….”

***

Yer Şahit, Gök Şahit, Her Bir Kömür Zerresi Şahit Olsun ki…….. Soma’yı, Ermenk’i, Şirvan’ı Unutmadık, Unutturmayacağız. Aladağ’da yakılan çocuklarımızı, Çorlu’yu, Ankara Gar’ı, İdlib şehitlerini ve diğerlerini de …… Unutanın Kanı Kurusun.

Hiç kimse unutmasın, ama, acılarda bir tek ben kıvranayım, sadece ben. Yeterki yeni Soma günleri yaşanmasın, yeni Can’lar yanmasın……… Acıyı sadece ve sadece ben çekeyim, hiç unutmadan…..

Unutmak ihanettir; kendine, ailene, vatanına, milletine, insanlığa……. İnsan olan kendine ihanet etmez. Biz, asla, kendimize, ailemize, vatanımıza, milletimize, insanlığa ……. ihanet etmedik, etmeyeceğiz.

Ey sebep olanlar! Size hakkımı helal etmiyorum. Ha Vallah, ha Billah; bu dünyada olmazsa ahirette hesabını soracağım. Yemin olsun:

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!