ABD yanlış yapıyor

Yeter ki Türkiye’nin yöneticileri karar versin ve ABD engel olmasın. Böyle bir politika sonucunda Afganistan’ın kuzeyinde meydana gelecek oluşum, Türkmenistan, Özbekistan, Tacikistan gibi Türkistan coğrafyasındaki ülkeleri de Taliban tehlikesinden koruyabilir.


ABD, Afganistan’dan çekiliyor. Son derece stratejik bir bölgede bulunan tarihî ülkeyi Taliban’a bıraktı ve çekiliyor. Taliban’a mağlup oldu ve çekiliyor. Daha önce de Irak’ta aynı şey olmuştu. Bir milyondan fazla insanın ölümüne yol açtı, ülkeyi parçaladı ve çekildi. Suriye’de de benzer bir faaliyetin içinde.

Bütün bu olanları ABD kendi çıkarlarına uygun buluyor olabilir. Hatta Taliban’ın hâkim olduğu bir Afganistan’ı da kendi çıkarlarına uygun bulabilir. Ancak uzun vadede Taliban, Çin tehlikesine karşı işe yaramaz.

Çin, sadece ABD’nin şu andaki hasmı değildir. Önümüzdeki yıllarda, başta Kırgızistan, Kazakistan gibi komşu ülkeler olmak üzere bütün Türk Dünyası ve Avrasya ülkeleri için en ciddi tehlike Çin’dir. Elbette ABD için de en tehlikeli hasımdır.

Son günlerde Millî Düşünce Merkezi ile onun düşünce kuruluşu MİSAK’ta Çin’le ilgili çok önemli bir çalışma gerçekleştirildi. 2021’in Ocak ve Şubat aylarında, Çin ve uluslar arası ilişkiler uzmanlarıyla diplomatların katıldığı beyin fırtınaları yapıldı. Toplantı tutanakları birleştirildi ve “Çin Politikamız Nasıl Olmalıdır?” başlıklı bir rapor hazırlandı. Rapora  https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/07/CIN-POLITIKAMIZ-NASIL-OLMALIDIR.pdf  adresinden ulaşılabilir. 62 sayfalık raporda “Türkiye’nin Ülke İçi Öncelikleri, Uluslararası Arenada Türkiye’nin Öncelikleri, Çin Halk Cumhuriyeti’nin Ülke İçi Öncelikleri, Uluslararası Arena’da Çin’in öncelikleri, Türkiye-Çin İlişkilerinde Ana Konular, Türkiye’nin Dünyadaki İlişkilerinde Çin” bölümleri bulunuyor ve “Sonuç” bölümünde ülkemizin nasıl bir politika izlemesi gerektiği üzerinde duruluyor.

ABD’nin de aynı konuda birçok inceleme ve araştırma yaptırdığı muhakkaktır. Ancak bazı lobilerin, özellikle Yahudi lobisinin ABD yöneticilerini yanlış yönlendirdiği anlaşılıyor. Bu yönlendirmeler sonucu veya başka sebeplerle ABD, Ortadoğu bölgesindeki çıkar ve hedeflerini öne almış görünüyor. ABD’nin Ortadoğu politikaları, özellikle Suriye’de PKK’nın yan kuruluşlarını silahla desteklemesi, Türk kamuoyunda büyük tepki uyandırmaktadır. “Tepki” kelimesi aslında hafif kalıyor. Irak olaylarından beri ABD’nin yaptıkları, Türklerde bir “Amerikan nefreti” doğmasına ve ABD tarafından Türkiye’nin de parçalanacağı kuşkularına yol açmıştır.

Gelinen noktada hiç şüphesiz Türkiye’yi yönetenlerin de çok büyük yanlışları vardır. Fakat “Amerikan nefreti” Türk kamuoyunu bu yanlışlardan çok, “dış düşmanlara” yöneltmekte ve onlara karşı Rus ve Çin’le yapılacak ittifakların daha yararlı olacağı düşüncesine götürmektedir.

ABD’nin en büyük yanlışı, Türkiye ve Türk Dünyası konularındaki tutumudur. Türkiye, NATO’nun en önemli üyelerinden biri olduğu ve yıllardan beri ABD ile ittifak hâlinde bulunduğu hâlde ABD, Türkiye etrafında düşman bir çember oluşturmakta, üstelik ülkemizi bölme niyetlerini saklamayan unsurlara destek olmaktadır.

ABD, Irak ve Suriye’deki Türk varlığını da hiçe saymış ve o ülkelerde Türklerin aleyhindeki yapıları desteklemiştir. Aynı tutumu Afganistan’da da sürdürmüş, tarihî adı Güney Türkistan olan Afganistan’ın kuzeyindeki Türkleri Taliban’ın insafına terk etmiştir. Oysa çok az sayıdaki Türk subay ve istihbarat elemanı Afganistan’daki Türkleri örgütleyebilir ve ülkenin önemli bir bölümünü Taliban’ın şerrinden koruyabilirdi. Bu, şimdi de mümkündür. Yeter ki Türkiye’nin yöneticileri karar versin ve ABD engel olmasın. Böyle bir politika sonucunda Afganistan’ın kuzeyinde meydana gelecek oluşum, Türkmenistan, Özbekistan, Tacikistan gibi Türkistan coğrafyasındaki ülkeleri de Taliban tehlikesinden koruyabilir. Taliban’ın cihatçı olduğu kadar Peştun milliyetçisi olduğu da unutulmamalıdır.

Söylemek istediğim şudur: Eğer ABD, Çin’i ciddi bir tehlike ve hasım olarak görüyorsa Çin’in batısında ittifak yapacağı güç Türklerdir. Ekonomisi, ordusu güçlenmiş Türkistan Türkleri Çin karşısında ancak bir set oluşturabilir. Elbette Türk cumhuriyetleri güçlenip Çin’e saldırsın demek istemiyorum; Çin yayılmacılığına karşı güçlenmeleri ve birlik hâlinde olmaları gerekir, demek istiyorum.  ABD de politikasını düzeltmeli, böyle bir güçle ittifak yapmalıdır. En azından böyle bir sürece engel olmamalıdır.

Bu yazıda ABD’nin tutumu ve politikaları eleştirilmiştir. Elbette Türkiye’nin ve Türklerin kendi politikalarını, kimlerle ittifak edeceklerini, dış ülkelerden bağımsız olarak kendilerinin belirlemesi gerekir. Bunun için de yöneticilerin bir yerlerinden bir yerlere bağlanmamış olmaları şarttır.   

 

 

Yazar

Ahmet Bican Ercilasun

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.