Atatürk’ün Karlsbad Günlüğü – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış

DUYURU   • Müyesser Yıldız ve İsmail Tükel’in Gözaltı Kararı Hakkında   • KKTC’nin Annesi Süheyla Küçük…

Atatürk’ün Karlsbad Günlüğü

O yaptığı her şeyin yıllar önce düşünsel hazırlığını yapmış bir eylem adamıdır. Eğer Harf Devriminden on yıl, Kadın Hakları Devriminden on altı yıl önce, bu düşünceleri günlüğüne dökecek kadar uzak görüşlü, hazırlıklı ve kararlı olmasaydı, bu devrimleri gerçekleştirebilir miydi?

6 Mayıs 2020
Aziz Bozatlı

Atatürk’ün birçok yönü ile özelliği olan Karlsbad seyahatini konu ederek zaman tünelinde renkli bir tarih gezintisi yapmaya ne dersiniz? Ondört yıldan beri Makedonya’dan Suriye’ye, Doğu Anadolu’dan Kuzey Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyada, savaş meydanlarında yorulan Atatürk, tedavi ve dinlenme amacıyla Karlsbad’a gitti. Bu seyahatinin en önemli özelliği orada tutuğu altı defter hacmindeki günlüğüdür. Yazımızın ana konusu olan bu günlüğe tekrar döneceğiz.

Neden Karlsbad?                                                              

1918 Mayısında Atatürk’ün böbrek rahatsızlığı artar. 25 Mayısta Viyana’daki bir sanatoryuma gider. Burada bir ay kadar kaldıktan sonra oradaki doktorlar, Almanya’nın Karlsbad içmece ve kaplıcasını tavsiye ederler. 30 Haziranda oraya gider ve 28 Temmuza kadar kalır.

Bu seyahat Atatürk’ün Avrupa’ya son seyahatidir. Bundan önceki seyahati ise yaklaşık altı ay kadar önce Vahdeddin’in yaveri sıfatıyla, 15 Aralık 1917 de gene Almanya’ya yapılan resmi seyahattir. Zaten rahatsızlığı da bu seyahatte artmaya başlamıştır. Karlsbad’da belki daha uzun süre kalması gerekiyordu ama, 3 Temmuzda Sultan Reşad’ın ani ölümü ve Vahdeddin’in tahta geçmesi nedeniyle hareketlenen siyasi ortam Karlsbad seyahatini kısa kesmesine neden olmuştur.

Karlsbad “kral banyosu” anlamındadır. 700 yıllık tarihi bir içmece-kaplıcadır. Birinci Dünya Savaşından sonra kurulan Çekoslovakya’ya bırakılmış, 1992 de bu devletin tasfiye edilip Slovakya’nın ayrılmasıyla oluşan Çek Cumhuriyeti’nin sınırları içinde kalmıştır. Başkent Prag’a 65 Km. mesafedeki bu kentin şimdiki ismi “Karlovy Vary” dir. Porselenleriyle ünlü Bohemya bölgesinin de merkezidir.

Benim de 5 Ekim 2003 de turistik amaçla ziyaret etme şansı bulduğum Karlovy Vary, kayın-meşe-gürgen ağırlıklı yapraklı türlerden oluşan ormanlar içinde gömülü, adeta bir kartpostal kentidir. Pek tabiî ki Avrupa’nın ortasındaki bu tarihi termal kentin, Ulu önderimiz dışında ünlü ziyaretçileri de olmuştur.

Karlsbad’ın Diğer Ünlüleri

Çar olmadan önce Deli Petro (Büyük Petro) burada kalmış ve marangozluktan anladığı için kendine bir ev yapılmasına bizzat çalışarak katılmıştır.

Sigmund Freud, Rus Yazarı Tolstoy, Beethoven, Mozart, Karl Marks, Franz Kafka ve Adolf Hitler burada kalmışlardır. Burada uzun süre kalan Goethe, ünlü eseri Faust’un bir bölümünü burada yazmıştır.
Övünerek söyleyebiliriz ki, bunca ünlü Avrupalının kaldığı bu kentte, sadece iki ünlünün kaldığı otel odası müze haline getirilmiştir. Birisi psikanalizin atası Avusturyalı Sigmund Freud, diğeri ise Türk’ün ulu önderi Mustafa Kemal Atatürk.

Atatürk’ün Karlsbad ziyareti sırasında orada Türk aileler de vardır. Hatta zamanın Bahriye Nazırı ünlü Cemal Paşa’nın eşi de onlar arasındadır.

Karlsbad Günleri

Atatürk Karlsbad’da kaldığı yaklaşık bir ay içinde bazı geceler oradaki Türk aileler ve yabancılar ile yemeklerde bulunmuş, sohbetler etmiş, dans etmiştir. Akşam yemekleri için bazen başka otellere gitmiş, oradaki Türk ailelerle buluşmuş, kendisine özel çok büyük masalar ayrılmasından, misafirleri için başka masalardan koltuklar getirilmesinden ve fazlaca ilgi gösterilmesinden rahatsızlık duyduğu da olmuştur. Alçak gönüllü, kibirden uzak Atatürk’ün bu üstün meziyeti günlüğüne şu cümlelerle yansır;

Otel misafiri olmadığım halde buna hakkım var mıydı? Biri gelip bana – Efendi, sizin burada oturmaya hakkınız yoktur. Oturmak hakkını haiz olanlar ayakta kalıyorlar… dese, ne cevap verebilirdim?”

Anafartalar kahramanı olduğu halk tarafından bilinmektedir. Zira altı ay önceki seyahatinde Alman İmparatoru Kayzer Wilhelm’in kendisine Anafartalar Kahramanı olarak iltifat etmesi gazete manşetlerine çıkmıştı. Kür tedavisi dışında kalan zamanlarında ise altı defter hacminde günlükler tutmuş, kitap okumuştur.  O sıralarda Sovyet devriminin üzerinden henüz yedi ay geçtiği için Andre Beaumier’in devrimle ilgili yazdığı “Ayaklanma” isimli kitabını ve Karl Marks’ın “Das Kapital”inin “eleştrisini” de okumuştur.

O günün siyasi ortamına kısaca göz atarsak;

Birinci Dünya savaşının sonuna gelinmiştir. Üç ay sonra 30 Ekimde Mondros Mütarekesi imzalanacak, Kasımda İstanbul İşgal edilecektir ( İkinci büyük işgal 16 Mart 1920 dedir), Sevr’in ucu görünmektedir.

Atatürk’ün kafasında Osmanlı’nın küllerinden yeni bir Türk devleti çıkarma düşünceleri dolaşmakta, bu düşüncelerden kalemine dökülenleri de defterlere kaydetmektedir. Düşüncelerinin tamamını da yazmamakta, adeta bazı şeyleri kendinden bile saklamak gereği duymakta ve sadece ipuçları vermektedir. Kim bilir belki de bu nedenle notların tamamı Fransızca yazılmıştır. Bu düşüncesi günlüğüne şöyle yansır;

Karlsbad’da geçen günlerimin anılarını bütünüyle ve olduğu gibi bu defterlere geçiremedim. Bunun iki nedeni var; Birincisi yeterince yazı yazmak için vaktim olmadı. İkincisi her düşündüğümü, her yaptığımı, yani bütün fikirlerimi ve hayatımla ilgili sırları bu deftere nasıl emanet edebilirim?“

Bu defterler yıllar sonra 1931 de Çankaya köşkü kütüphanesinde Afet İnan’ın eline geçmiş, Atatürk’e defterlerden bahsettiğinde; “ileride yazarsın” demiştir. Afet İnan bu defterlerdeki notları kısaltarak 1983 te yayınlamıştır.

Karlsbad Günlüğünün Arka Planı

Atatürk’ün hayatı boyunca dört bin kadar kitap okuduğu bilinmektedir. Karlsbad’a gelinceye kadar olan 37 yıllık ömründe bunun büyük bir kısmını okuduğu varsayılabilir. Hele Çanakkale savaşlarının içindeyken bile İstanbul’a görevli olarak gidip gelecek olan bir ere 14 kitap sipariş ettiği düşünülürse.

Ünlü düşünür Arthur Schopenhauer der ki; ”Entelektüel bir insanın gözlem, düşünme, yazma, bir müzik aleti kullanma ve tefekkür için, kimse tarafından rahatsız edilmeyeceği serbest zamana ihtiyacı vardır.

Nasıl ki, aldığımız gıdalar bizi sadece yemiş olmakla değil, ancak sindirilince besliyor ise, okunan şeyler de ancak derin düşünme ile hazmedilir, özgün düşüncelere dönüşür.

İşte Atatürk’ün Karlsbad notlarını, tefekkür için zaman bulması, okuduklarını hayat tecrübeleri ışığında düşünceye dönüştürmesi ve yazıya dökmesi olarak anlamalıyız.

Bu notların satır aralarında Cumhuriyetimizin ve Devrimlerin yol haritasını sezmek mümkün olmaktadır. Notların tamamını bu yazımızın konusu yapmamız mümkün olamayacağına göre, hangi notun sonraki yıllarda hangi devrime delalet ettiğine dair bir kaç örnek vermekle yetineceğim.

Günlükten

Atatürk’ün notlarından bir bölümünü biraz kısaltarak aşağıya alıyorum.

Benim elime yetki geçerse, hayat-ı içtimâiyemizde arzu edilen inkılâbı bir anda darbe ile uygulayacağımı sanırım…Efkârı avamı, efkarı ulemayı tasavvur ve tefekkür etmeye alıştırmak suretiyle bu işin yapılabileceğini kabul etmiyor…Böyle harekete karşı ruhum isyan ediyor…Sosyalist değilim…Konservatör de (Muhafazakâr da) değilim. Konservatör o adamdır ki, nehrin suyunu avcuyla tutmak ister ama avucunda sadece çamur kalır.”

Yukarıdaki cümleler, Atatürk’ün devrimci karakterini net olarak yansıtmaktadır. Bu düşüncesini, Harf Devriminde aynen hayata geçirdiğini görmekteyiz.

Bilindiği gibi Selçuklular ve Osmanlılar döneminde Arap Alfabesi kullanılmaktadır. Türkçemizi ancak ve ancak Arap alfabesi ile yazıp okuyabiliyorduk. Harf devriminin yapıldığı 1928 yılına kadar geçen yaklaşık yüz yıl, bu konudaki birçok arayışa sahne olmuştur. Harfleri ıslah komisyonu kurulması, Enver Paşa’nın “ordu elifbası” uygulaması bunlardan bazılarıdır.

Harf Devrimi konusunda kurulan komisyon çalışmalarını bitirdiğinde, Atatürk etrafındakilere bu değişimin ne kadar sürede hayata geçirilebileceğini sorar. “En az beş yıl” cevabını alınca, Karlsbad’dan bu yana bilinçaltına yerleşmiş, radikal düşüncesini açıklar: “Ya üç ayda olur, ya da hiç olmaz

Atatürk’ün etrafındaki arkadaşlarının çoğunluğunun Saltanatın İngiliz esaretinden kurtarılmasından başka bir şey düşünmediği bir zamanda “Yarın Cumhuriyeti ilan ediyoruz” demesi de benzer bir radikal kararıdır.

Gene notlara dönelim:

Notlarda genel olarak bir fırsat yakaladığında yeni kurulacak ülkenin toplumsal hayatını tanzim edecek hangi devrimleri yapacağına dair düşünceleri görmek mümkündür. Bunlardan biri de Türk kadınının toplumsal hayat içindeki yerini, daha o tarihlerde tasarlamış olmasıdır. Kadın hakları, Karlsbad’daki Türk ailelerle yaptığı sohbetlerin de önemli konusudur. Günlüğe ise şöyle yansır;

Bu kadın meselesinde cesur olalım. Vesveseyi bırakalım… Açılsınlar onların dimağlarını ciddi ulum ve Fünun (bilim ve fen) ile tezyin edelim(süsleyelim). İffeti, fenni sıhhi surette izah edelim. Şeref ve haysiyet sahibi olmalarına birinci derecede ehemmiyet verelim

Evlilik kurumuna yönelik görüşlerine bakıldığında da bu kurum ile iki özgür insanın ortak bir hayat kurmasını anladığı görülür. Kadının da sosyal ve sanatsal etkinliklere eşiyle birlikte katılması gerektiğini şu sorularla günlüğüne döker;

“..Biraz hava, biraz musiki, biraz tiyatro, hûlasa bir hayat arzu etmez mi?… Bu icabat-ı tabiiye ve medeniyeyi (Medeniyetin doğal gereklerini) tatbik ederken yanında karısı bulunmazsa, bu noksanı telâfi etmek lâzım gelmeyecek mi?”

Bu düşüncelerini ise ancak 5 Aralık 1934 de hayata geçirebildi. İsmet İnönü, Atatürk’ün en önemli iki devriminin Harf ve Kadın Hakları Devrimleri olduğunu söyler.

Şans hazırlıklı olana güler” diye bir söz vardır. O yaptığı her şeyin yıllar önce düşünsel hazırlığını yapmış bir eylem adamıdır. Eğer Harf Devriminden on yıl, Kadın Hakları Devriminden on altı yıl önce, bu düşünceleri günlüğüne dökecek kadar uzak görüşlü, hazırlıklı ve kararlı olmasaydı, bu devrimleri gerçekleştirebilir miydi? Hiçbir başarı tesadüf değildir…

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları