Bengü taşlarda Türk

“Tarihimiz ve Osmanlı” başlıklı yazımda en az altıncı yüzyıldan beri Türk adıyla yaşadığımızı belirtmiş ve Türk adının tarihî akışını ana çizgileriyle yazmıştım. Bu iddianın belgelerini göstermek ve bunun için de ayrıntılara girmek gerekiyor. Bengü taşlardan başlayalım. Bengü taşlardaki yazılar, Türk dilinin bilinen en eski metinleridir. “Orhun abideleri, Köktürk anıtları / yazıtları” olarak da bilinir. Bugünkü […]


Tarihimiz ve Osmanlı” başlıklı yazımda en az altıncı yüzyıldan beri Türk adıyla yaşadığımızı belirtmiş ve Türk adının tarihî akışını ana çizgileriyle yazmıştım. Bu iddianın belgelerini göstermek ve bunun için de ayrıntılara girmek gerekiyor. Bengü taşlardan başlayalım.

Bengü taşlardaki yazılar, Türk dilinin bilinen en eski metinleridir. “Orhun abideleri, Köktürk anıtları / yazıtları” olarak da bilinir. Bugünkü Moğolistan’ın ortalarında, 8. yüzyılın ilk yarısında Türk devlet adamları tarafından diktirilmiş yazılı taşlardır. Üçü büyüktür ve çok tanınmıştır: Köl Tigin, Bilge Kağan, Bilge Tunyukuk anıtları. İlk ikisinin yazarı Bilge Kağan, üçüncüsünün yazarı Tunyukuk’tur.

Bengü taşlarda Bilge Kağan ve Tunyukuk neler yaptıklarını anlatırlar. Bilge Kağan, kendilerinden önceki Köktürk tarihini de özet olarak verir. Dolayısıyla anıtlar, bizzat Türkler tarafından yazılmış ilk tarih kaynaklarımızdır aynı zamanda. Bilge Kağan’ınTürk milletine önemli uyarıları ve tavsiyeleri de vardır.

Bengü taşlar, dünyanın birçok dilinde defalarca yayımlanmıştır. Fransızca, Almanca, İngilizce, Rusça, Macarca, Çince ve daha birçok dilde. Türk lehçelerinin çoğunda da anıtlar yayımlanmıştır. Ayrıntılı bilgi edinmek ve metinlerin tamamını görmek isteyenler bu yayınlara bakabilirler.

İşte bu anıtları yazanlar kendilerinden hep Türk diye söz ederler. Üç bengü taşta Türk sözü tam 76 kez geçer: Türk bodun (Türk milleti), Türk kagan (Türk kağanı), Türk begler (Türk beyleri)…

Şimdi sözlerimi belgeleyebilirim:

Teŋri teg Teŋride bolmış Türk Bilge Kagan; bu ödke olurtum. / (Ben) semavi Tanrı’dan olmuş Türk Bilge kağan(ım); bu zamana ben hükmediyorum. (KT G 1)

Türk Kagan, Ötüken yış olursar ilte buŋ yok. / Türk kağanı Ötüken Dağlarında oturursa ülkede sıkıntı olmaz. (KT G 3)

Türk kara kamag bodun ança timiş: İllig bodun ertim, ilim amtı kanı; kimke ilig kazganur men tir ermiş. Kaganlıg bodun ertim, kaganım kanı; ne kaganka işig küçüg birür men tir ermiş. Ança tip Tabgaç kaganka yagı bolmış. Yagı bolup itinü yaratunu umaduk yana içikmiş. Bunça işig küçüg birtükgerü sakınmatı Türk bodun ölüreyin, urugsıratayın tir ermiş. / Türk halk kitlesi şöyle demiş: Devletli millet idim, devletim şimdi nerede? Kim için ülkeler kazanıyorum, dermiş. Kağanlı millet idim, kağanım nerede? Hangi kağana işi gücü veriyorum, dermiş. Böyle diyerek Çin kağanına düşman olmuş. Düşman olmuş ama örgütlenemediği için yine (Çin’e) tabi olmuş. (Çin), bunca işi gücü verdiklerini düşünmeden Türk milletini öldüreyim, kökünü kurutayım diyormuş. (KT D 9-10).

Süçig sabıŋa, yımşak agısıŋa arturup üküş Türk bodun öltüg. Türk bodun ölsikiŋ. Biriye Çogay yış, Tögültün yazı konayın tiser, Türk bodun, ölsikig. / (Çin’in) tatlı sözlerine, yumuşak ipeklilerine kanıp Türk milleti, çok öldün. Türk milleti öleceksin. Güneyde Çogay Dağlarına, Tögültün Ovası’na konayım dersen, Türk milleti, öleceksin. (KT G 6-7)

Türk Teŋrisi, ıduk yiri subı ança itmiş erinç: Türk bodun yok bolmazun tiyin, bodun bolçun tiyin, kaŋım İltiriş Kaganıg, ögüm İlbilge Katunug Teŋri töpüsinte tutup yügerü kötürti erinç. / Türk Tanrısı, kutsal yeri suyu şöyle yapmış: Türk milleti yok olmasın diye, millet olsun diye, babam İlteriş Kağanı, annem İlbilge Katunu Tanrı, tepelerinden tutup yukarı kaldırdı. (BK D 10)

Otuz artukı bir yaşıma kagan olurup Türküme, bodunuma yigin ança kazganu birtim. / Otuz bir yaşımda kağan olup Türk’üm için, milletim için daha iyilerini böylece kazandım. (BK G 9-10).

Bilge Tuńukuk ben. Özüm Tabgaç iliŋe kılıntım. Türk bodun Tabgaçka körür erti. / (Ben) Bilge Tunyukuk’um. Ben Çin ülkesinde doğdum. Türk milleti Çin’e tabi idi. (T 1)

Türk bodun kılıngalı, Türk kagan olurgalı Şantuŋ balıkka, taluy, ögüzke tegmiş yok ermiş. / Türk milleti yaratılalı, Türk kağanı tahta oturalı Şantung şehirlerine, okyanusa ve ırmağa (Sarı Irmak’a) ulaşmış olanı yokmuş. (T 18)

Not: Parantez içindeki harfler anıtların ve yönlerin kısaltmasını, sayılar satır numarasını gösterir. KT = Köl Tigin, BK = Bilge Kağan, T = Tunyukuk anıtı. G = Güney, D = Doğu (Taşların dört yüzünde yazı var, her bir yüz yönlere göre adlandırılmıştır.) Cümlelerin geçtiği yerleri de gösterelim ki belgelerden kimse şüphe etmesin.

Yazar

Ahmet Bican Ercilasun

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.




Benzer Yazılar