<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ekonomi arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/category/ekonomi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/category/ekonomi/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Thu, 09 Jul 2026 00:47:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/07/icibeyazdoluicon.png</url>
	<title>Ekonomi arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<link>https://millidusunce.com/category/ekonomi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Buna tavuklar güler</title>
		<link>https://millidusunce.com/buna-tavuklar-guler/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/buna-tavuklar-guler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Jun 2026 18:00:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[arz-talep dengesi]]></category>
		<category><![CDATA[beyaz et]]></category>
		<category><![CDATA[devlet müdahalesi]]></category>
		<category><![CDATA[enflasyon]]></category>
		<category><![CDATA[fiyat kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[iskender öksüz]]></category>
		<category><![CDATA[kırmızı et]]></category>
		<category><![CDATA[kıtlık]]></category>
		<category><![CDATA[MDM]]></category>
		<category><![CDATA[narh]]></category>
		<category><![CDATA[serbest piyasa]]></category>
		<category><![CDATA[Thomas Sargent]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=55496</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aklıma Nobelli iktisatçının, Milton Friedman’ın sözü geliyor: “Bizim hükümete Büyük Sahra’nın yönetimini verseler, beş yıla kalmaz kum kıtlığı başlar.” </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/buna-tavuklar-guler/">Buna tavuklar güler</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Nobel Ekonomi Ödülü sahibi Thomas J. Sargent, modern makroekonominin kurucu isimlerinden biri kabul ediliyor. Uzun yıllar Princeton ve New York Üniversitelerinde ekonomi hocalığı yapmış. 2013 yılında Princeton Üniversitesinde verdiği, “Fiyat Kontrolleri ve Enflasyon” başlıklı halka açık konferansında sarf ettiği ve bugün meşhur olmuş bir sözü var: “<em>İktisatçılar çok şey bilmez ama kıtlık ve fazlalığın sebebini gerçekten biliyoruz.</em>” Nedir bildikleri? Şudur: Kıtlığın da fazlalığın da sebebi narhtır. Narh, bir malın veya hizmetin fiyatını, siyasî otoritenin emirle belirlemesidir. Bunu iyi niyetle yaparlar. Halk pahalı mal almasın diye emrederler: “Fiyat düşürüleceeek… Düşür!” Veya zavallı üretici sıkıntı çekmesin diye emrederler: “Fiyat yükseltileceeek… Yükselt!”</p>
<h2><strong>FİYAT DEMEK NE DEMEK?</strong></h2>
<p>Hâlbuki fiyat, iktisat biliminin asıl konusudur. İktisattaki hemen her olayın hem sebebidir hem sonucudur. Daha teknik bir deyişle fiyat, iki unsurun denge noktasıdır: Üretici bir malı veya hizmeti hangi fiyat karşılığında üretip size satmaya razı olur? Piyasada bir üretici ve bir tüketici yok. Bu sorular istatistik sorulardır, cevapları da istatistik cevaplardır. İnsanlar daha pahalıya almaya razı olursa piyasaya daha fazla üretici girer. Bu daha fazla üretici sayesinde de daha fazla mal ve hizmet üretilir. Bu fiyat yükseldikçe ürünün artmasına, fiyat azaldıkça da ürünün piyasadan çekilmesine bir ad veriyorlar: Arz eğrisi. Bir de işin talep tarafı var. Ürün pahalılaştıkça ona olan talep düşüyor. Ucuzladıkça insanlar daha fazla alabiliyor, daha fazla almak istiyor. Bu da talep eğrisi.</p>
<p>İşte fiyat bu: Arz eğrisi ile talep eğrisinin kesiştiği, ikisinin dengelendiği bir nokta var. O nokta, ürünün fiyatıdır.</p>
<p>Ürünün fiyatı, maliyet artı kâr değildir. Ürünün fiyatı, iktidarın öngördüğü fiyat da değildir. O iki eğrinin, arz eğrisiyle talep eğrisinin kesiştiği yerdir. Piyasanın, yani “görünmez el”in tayin ettiği kadar liradır. Ne eksik ne fazla.</p>
<p>Şimdi siz, pahalılığı ortadan kaldırmak ve enflasyona engel olmak için fiyatı düşürdünüz. O denge noktasından uzaklaştınız. Ne olur? Talep artar. Çünkü mal ucuzlamıştır. Daha çok insan onu alabilecek hâldedir. Az alan da daha fazlasını alabilir. Buna karşılık üreticilerin bir kısmı piyasadan çekilir. Onlar önceki fiyatla üretebiliyordu. Artık bu yeni düşük fiyatla üretmek istemeyebilirler veya ellerindeki imkânları, kendilerini daha çok tatmin edecek başka bir malın üretimine çevirebilirler. İşte kıtlık böyle doğar. Bir taraftan talep artarken diğer taraftan arz düşmektedir. Kıtlık…</p>
<h2><strong>KIRMIZI ET BEYAZ ET</strong></h2>
<p>Bunu önce sütte, sonra ette denedik. Halkımız rahat rahat süt alabilsin, bebeğine, çocuğuna süt içirebilsin diye… Ne güzel bir gerekçe değil mi? Süte daha düşük fiyat verdik. İnsanlar süt üretimine devam etmek istemedi. İnekler kesimhaneye gitti. İnekler kesilince danalar da azaldı. Aman halkımız etsiz kalmasın diye ucuz et ithal ettik… Besi hayvancılığı tamamıyla bitti. Şimdi Et ve Süt Kurumu, Et İthalat Kurumu ve o sevgili halkımız pek az kırmızı et yiyebiliyor.</p>
<p>Kırmızı et bitince, arzı azalınca, fiyatı yükselince tüketici beyaz ete döndü. Kırmızı eti yok ederek yaptığımız hatayı telafi edelim. Nasıl mı? Beyaz et fiyatlarını düşürerek. Nasıl olacak? Beyaz et üreticilerine sabaha karşı baskın yapacağız. Kafalarından tutarak polis otolarının arkasına tıkacağız. Sonra tutuklayacağız. Kim bilir, belki bir Yumurta ve Tavuk Kurumu kurarız. O da yumurta ve tavuk ithal eder.</p>
<h2><strong>HER YER TAVUK OLACAK</strong></h2>
<p>Bu kadar iktisat nutku attık. Şimdi ne olacak dersiniz? Tavuk fiyatları ucuzlayacak, her taraf tavuk olacak. Halk da rahat rahat tavuk mu tüketecek?</p>
<p>Aklıma başka bir Nobelli iktisatçının, Milton Friedman’ın sözü geliyor: “<em>Bizim hükümete Büyük Sahra’nın yönetimini verseler, beş yıla kalmaz kum kıtlığı başlar.</em>”</p>
<p>Aklınıza bir soru takılmış olabilir. Sen arz, talep falan diyorsun ama Bodrum’da lahmacun beş bin liraya satılıyor (Yoksa üç bin miydi?). İstanbul Hava Limanı’nda (İGA’da) bir tost, bir ayran kaç Euro sen biliyor musun? Hani neyin eğrisi? Haklısınız. Ama ben de haklıyım. Düşünün, üç bine lahmacun satan lahmacuncunun hemen yanına, “Fırsat bu fırsat!” diye aynı lahmacunu iki bine satan bir lahmacuncu niye gelmez, niye gelemez? Veya İGA’da bilmem 50 Euro’ya tost satan işletmenin yanı başında aynı tostu 25 Euro’ya satan bir dükkân niye açılmaz?</p>
<p>Eh, benden bu kadar. Niye gelmez ile niye açılmaz sorularının cevabını da varın siz bulun.</p>
<p>_________</p>
<p>13 Nisan 2025 tarihli, “Fiyatları kim arttırıyor?” yazımda Sargent’in kıtlık ve fazlalık özdeyişini 2011 Nobel nutkunda sarf ettiğini yazmıştım. Yanılmışım. O cümle, 2013 Princeton konferansında söylenmiş.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/buna-tavuklar-guler/">Buna tavuklar güler</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/buna-tavuklar-guler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tek köşe yazısında ekonomi</title>
		<link>https://millidusunce.com/tek-kose-yazisinda-ekonomi/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/tek-kose-yazisinda-ekonomi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Mar 2026 19:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=53157&#038;preview=true&#038;preview_id=53157</guid>

					<description><![CDATA[<p>Farkında mısınız; sevgili iktidarımızla sevgili medyamızıntek yürek ve tek ağız oldukları bir konu var?  Fikir birliği şu: Fiyatları düşürmek için utanmaz, gözleri kârdan başka bir şey görmeyen, arsız, fahiş fiyat koyan satıcıları zapt-ü rapt altına almalıyız! </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/tek-kose-yazisinda-ekonomi/">Tek köşe yazısında ekonomi</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun yıllar, Girişimcilik adında, seçmeli bir ders verdim. İlki Gazi Üniversitesi Mühendislik Fakültesindeydi ve mühendislik öğrencilerinden derse bayağı bir rağbet vardı. Dersi alanlar, mezun olunca – belki de olmadan önce – kendi işini kurmayı hayal eden gençlerdi.</p>
<p>Derste tartıştığımız konulardan biri fiyattı. Bir mal veya hizmetin fiyatı nasıl belirlenir? Sınıfın ilk cevabı hemen her zaman şöyleydi, “Maliyeti hesaplarız, sonra üzerine bir kâr koyarız, bu da fiyat olur.” O ders saati bunun yanlışlığını anlatmamla geçerdi. Doğrusu şöyledir: “Bir ürünün fiyatı, müşterinin onu satın almak için vermeye razı olduğu bedeldir.”</p>
<p>Ta 1949’da Henry Hazlitt isimli bir yazar, Tek Derste Ekonomi adında bir kitap yazdı. Kitap o kadar tuttu ki baskı üstüne baskı yaptı ve çok dillere çevrildi. Hâlâ basılmaya devam ediyor. Yıllar önce internette, birden fazla forumda, blogda, bu “Tek Derste” yaklaşımını tartıştılar. Asıl soru, tek derste tamam da acaba tek sayfada ekonomi olur mu, idi. Sonra arkası geldi: Ya tek cümlede? Tek kelimede? Tek kelime üzerinde fikir birliği var gibiydi: Fiyatlar!</p>
<h2>Doymaz hain satıcılar</h2>
<p>Bunlar aklıma nereden geldi! Farkında mısınız; sevgili iktidarımızla sevgili medyamızın – her tür medyamızın; televizyondan basılı basına, sosyal medyaya kadar – hayrettir tek yürek ve tek ağız oldukları bir konu var? İç cephe böyle kuvvetleniyorsa vallahi bu birliği o sığınak delici bomba bile kıpırdatamaz. Fikir birliği şu: Fiyatları düşürmek için utanmaz, gözleri kârdan başka bir şey görmeyen, arsız, fahiş fiyat koyan satıcıları zapt-ü rapt altına almalıyız!</p>
<p>Bu hangi kanuna dayanıyor diye merak ettim. Öyle ya. Bir şey satacaksınız. Fiyatı nasıl koyacaksınız? Benim derste öğrettiğim gibiyse çevik fiyat kontrol ekipleri kapınıza dayanıverir. Fahişlere yazılan cezaların haberleri her yerde. Büyük tutarlar var… Gerçekten bizde narh mı var? Narh, ta Osmanlı’dan kalma bir kelime. Fiyat kontrolü demek, daha doğrusu tavan fiyat! Yok öyle bir şey. Narh Osmanlı’yla birlikte sona ermiş görünüyor. Osmanlı’nın şanlı başarıları var ama ekonomi bunlardan biri değil.</p>
<h2>Narh yoksa ne var?</h2>
<p>Narh yoksa bu cezalar ne? Araştırınca gördüm ki bunlar, piyasayı etkileyecek kadar büyük birkaç satıcının, aralarında fiyat kararlaştırmasına (price fixing) karşı cezalar. Bu her ülkede suçtur ve “fahiş fiyat” gerekçesiyle değil rekabete aykırılık gerekçesiyle cezalandırılır. Bir de kanunlarımız, tabii afet, harp gibi olağanüstü zamanlarda doğan kıtlıklardan vurgun vurmaya çalışacakları yola getirmek için hükümeti yetkilendiriyor. Mevcut iktidarın kendi kendini tabii afet sayacağını sanmıyorum. Onun için fiyatları arttıran, kârdan başka bir şey düşünmeyen arsız ve azgın satıcılara göz açtırmayacağız hikâyesi pek tutarlı görünmüyor. Ama nefis bir popülist söylem olduğu açık. Öfkenin yönlendirileceği düşman var ve o hayalî düşmanın size karşılık vermesi, canınızı yakması mümkün değil. Halkın size yönelecek öfkesini rahatlıkla o düşmana çevirebilirsiniz. Tadından yenmez! Muhalefet de muhalif basın da bu güçlü pozisyonunuz karşısında “Yok öyle değil.” demeye cesaret edemez.</p>
<p>Bu arada, iş adamının kâr düşüneninden değil, kâr düşünmeyeninden korkulur aslında. Kâr düşünmeyen iş adamı ne düşünür, maazallah?</p>
<h2>Tevazu ve kibir</h2>
<p>Burada, arz eğrisiyle talep eğrisini anlatıp sakın ola ikisinin kesişme noktasından uzaklaşmayın falan demeyeyim. Belki başka bir yazıda. Ama bir zamanlar, oy merkezli fındık taban fiyatının fındık ekimini İstanbul varoşlarına kadar getirdiğini; et ve süt fiyatlarını zorla düşürme teşebbüsünün de büyükbaşı mezbahaya yollayıp bugünkü ulaşılmaz et fiyatına yol açtığını hatırlayıp geçelim. Böyle yıkımlar, bir senede, iki senede tamir de edilemiyor. Kötü haber, bazan öbür seçime kadar devam ediyor.</p>
<p>Bunlar yaygın bilgiler. Herkesin bildikleri. Bakınız art arda birkaç iktisatçıdan alıntı yapayım:</p>
<p>İlki 2011 Nobel Ekonomi Ödülü sahibi Thomas Sargent. Princeton Üniversitesi’nde 2013 yılında yaptığı halka açık konuşmasında şöyle diyor: Biz iktisatçıların birçok konuda bilgimiz kesin değildir. Ama iki şeyden eminiz: Fiyatı çok düşük tutun,  ürün ortadan kaybolur. Çok yüksek tutun, ürün bolluğunda boğulursunuz.</p>
<p>1976 Nobel Ekonomi Ödülü’nü alan Milton Friedman’ın kendisi gibi meşhur bir sözü var: Büyük Sahrayı bizim siyasetçilere verin, beş yıl içinde kum kıtlığı çekeriz.</p>
<p>Tarım ülkesinde et kıtlığını nasıl becerdiğimizin şifresi bu sözde saklı mıdır dersiniz?</p>
<p>2014 Nobel konuşmasında Jean Tirole de “Biz iktisatçılar bilgimizden söz ederken alçak gönüllüyüz ama bir konu açıktır: Çarpıtılmış fiyatlar ya yapay kıtlık yahut da yapay bolluk yaratır.” demiş.</p>
<p>İktisatçılar alçak gönüllü ama ekonomistler pek mütevazı değil galiba.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/tek-kose-yazisinda-ekonomi/">Tek köşe yazısında ekonomi</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/tek-kose-yazisinda-ekonomi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapısal Kırılganlıklar Ekseninde Türkiye&#8217;nin Jeopolitik Konumu</title>
		<link>https://millidusunce.com/yapisal-kirilganliklar-ekseninde-turkiyenin-jeopolitik-konumu/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/yapisal-kirilganliklar-ekseninde-turkiyenin-jeopolitik-konumu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aybars Öztuna]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Mar 2026 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[fukuyama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=52937&#038;preview=true&#038;preview_id=52937</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin sahip olduğu yüksek dijital altyapı kapasitesi, genç ve dinamik nüfusu ile Avrupa, Orta Doğu ve Asya arasında konumlanan eşsiz jeostratejik konumu, doğru kurumsal reformlarla birleştiğinde bu dönüşüm için güçlü bir kaldıraç işlevi görebilir.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/yapisal-kirilganliklar-ekseninde-turkiyenin-jeopolitik-konumu/">Yapısal Kırılganlıklar Ekseninde Türkiye&#8217;nin Jeopolitik Konumu</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Küresel ekonomi ve siyaset sisteminin son yıllarda içine girdiği yapısal dönüşüm, yalnızca ekonomik göstergelerdeki dalgalanmalarla değil aynı zamanda uluslararası sistemin kurumsal mimarisinde meydana gelen derin kırılmalarla da açıklanabilecek bir nitelik kazanmıştır. Dünya Ekonomik Forumu’nun (World Economic Forum) Davos toplantılarında sıkça tartışılan ve Cornell Üniversitesi profesörü Eswar Prasad tarafından kavramsallaştırılan “doom loop” ya da Türkçe karşılığıyla “kıyamet döngüsü”, küresel ekonominin artık klasik küreselleşme döneminde olduğu gibi ticaret, finans ve teknolojik yayılma üzerinden pozitif toplamlı bir büyüme üretmekten uzaklaştığını ortaya koymaktadır (Prasad, 2023). Bu çerçevede ekonomi, iç siyaset ve jeopolitiğin birbirini besleyen negatif geri bildirim mekanizmaları oluşturduğu; ekonomik krizlerin siyasi kutuplaşmayı artırdığı, siyasi kutuplaşmanın ise uluslararası iş birliğini zayıflatarak ekonomik belirsizlikleri derinleştirdiği bir döngü oluşmaktadır. Küresel sistemde artan stratejik rekabet ve ticaret bloklaşması, küreselleşmenin “hiper entegrasyon” döneminin sona erdiğini ve yerini daha parçalı bir ekonomik düzene bıraktığını göstermektedir (Rodrik, 2011; Baldwin, 2016). Bu yeni uluslararası düzen, devletlerin yalnızca ekonomik verimlilik üzerinden değil, aynı zamanda ulusal güvenlik ve stratejik otonomi perspektifinden ekonomik politikalar geliştirmesine yol açmaktadır.</p>
<p>Bu bağlamda özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nin İkinci Dünya Savaşı sonrasında inşa ettiği liberal uluslararası düzenin kurumsal kapasitesinde ciddi bir aşınma gözlemlenmektedir. ABD iç siyasetindeki derin kutuplaşma ve bütçe süreçlerinde yaşanan kilitlenmeler, federal hükümetin uzun vadeli ekonomik ve teknolojik yatırımlar konusundaki karar alma kapasitesini sınırlamaktadır (Fukuyama, 2022). ABD Kongresi’nin son on yılda birçok kez bütçe kapanma krizleri yaşaması ve kamu maliyesinde sürdürülebilirlik tartışmalarının artması, uluslararası sistemde Amerikan liderliğinin güvenilirliğini zedeleyen faktörler arasında gösterilmektedir. Jane Harman’ın da dikkat çektiği gibi, ABD’nin neredeyse 1 trilyon dolara yaklaşan savunma harcamalarına rağmen küresel yönetişim alanında daha çekingen bir tutum sergilemesi, uluslararası sistemde önemli bir güç boşluğu yaratmaktadır (Harman, 2024). Bu boşluk, küresel sistemin daha parçalı ve çok kutuplu bir karakter kazanmasına yol açmaktadır.</p>
<h2>Çin ekonomisi</h2>
<p>Bu dönüşüm sürecinin en önemli aktörlerinden biri ise Çin’dir. Çin ekonomisi son yirmi yılda yalnızca üretim kapasitesi ve ticaret hacmi açısından değil aynı zamanda teknolojik inovasyon ve yeşil enerji yatırımları açısından da küresel ekonominin merkezlerinden biri haline gelmiştir. Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre Çin, küresel yenilenebilir enerji yatırımlarının yaklaşık üçte ikisini tek başına gerçekleştirmektedir (IEA, 2024). Avustralyalı akademisyen Elizabeth Thurbon’un belirttiği üzere Çin, yeşil enerji dönüşümünü yalnızca çevresel bir politika alanı olarak değil aynı zamanda ulusal güvenlik, sanayi politikası ve jeostratejik nüfuz aracı olarak değerlendirmektedir (Thurbon, 2023). Bu yaklaşım, Çin’in enerji bağımsızlığını güçlendirmesine ve aynı zamanda elektrikli araçlar, batarya teknolojileri ve güneş paneli üretimi gibi stratejik sektörlerde küresel liderlik elde etmesine olanak sağlamaktadır. Çin’in karbon emisyonlarının 2024 civarında zirveye ulaşabileceğine yönelik öngörüler de bu stratejik dönüşümün önemli bir göstergesi olarak değerlendirilmektedir (IEA, 2024)</p>
<p>Jeopolitik rekabetin en görünür ve en sert biçimde hissedildiği bölge ise Avrupa’dır. Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik askeri müdahalesi, Avrupa güvenlik mimarisinde İkinci Dünya Savaşı sonrasında görülmemiş bir kırılmaya yol açmıştır. Savaşın yalnızca askeri değil aynı zamanda ekonomik ve enerji politikaları açısından da küresel sonuçları olmuştur. Avrupa Birliği ülkeleri enerji güvenliği konusunda Rusya’ya olan bağımlılıklarını azaltmaya yönelik kapsamlı politikalar geliştirmeye başlamış ve alternatif ticaret ortaklıkları kurma çabalarını hızlandırmıştır (European Commission, 2024). Bu süreçte İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılması, Avrupa güvenlik mimarisinde önemli bir paradigma değişimine işaret etmektedir. Ayrıca Avrupa Birliği’nin Latin Amerika’daki Mercosur ülkeleriyle imzaladığı kapsamlı ticaret anlaşmaları, küresel ticaret ağlarının yeniden şekillenmekte olduğunu göstermektedir.</p>
<p>Küresel sistemde yaşanan bu dönüşüm yalnızca devletler arası güç dengelerini değil aynı zamanda teknolojik ve ekonomik kalkınma modellerini de yeniden tanımlamaktadır. Yapay zeka, dijital para birimleri ve veri ekonomisi gibi teknolojik gelişmeler, gelişmekte olan ülkeler için geleneksel sanayileşme süreçlerini kısmen atlayarak doğrudan dijital ekonomiye entegre olma fırsatı yaratmaktadır (Brynjolfsson &amp; McAfee, 2014). Bununla birlikte teknolojik dönüşümün istihdam piyasalarında yarattığı yapısal değişimler, özellikle genç nüfusu yüksek olan ülkelerde ciddi sosyal riskler de barındırmaktadır. Eğer teknolojik verimlilik artışı yeterli ölçüde istihdam yaratamazsa gelir eşitsizliği ve sosyal dışlanma derinleşebilir (Acemoglu &amp; Restrepo, 2020). Bu nedenle insan sermayesi yatırımları ve eğitim politikaları, dijital dönüşüm sürecinde kritik bir öneme sahiptir.</p>
<h2>Sürdürülebilir kalkınma</h2>
<p>Dünya Bankası’nın insan sermayesi üzerine yayımladığı kapsamlı raporlar da sürdürülebilir kalkınmanın yalnızca makroekonomik büyüme oranlarıyla ölçülemeyeceğini açıkça ortaya koymaktadır. “Building Human Capital Where It Matters: Homes, Schools and Jobs” başlıklı rapor, bireylerin ekonomik potansiyelini belirleyen faktörlerin erken çocukluk beslenmesinden eğitim kalitesine, iş gücü piyasasına erişimden toplumsal cinsiyet eşitliğine kadar geniş bir yelpazeye yayıldığını göstermektedir (World Bank, 2023). Aynı şekilde Dünya Bankası’nın toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin önlenmesine yönelik raporları, kadınların ekonomik hayata eşit katılımının sürdürülebilir büyüme açısından kritik bir unsur olduğunu vurgulamaktadır.</p>
<p style="text-align: left;">Bu küresel dönüşüm bağlamında Türkiye’nin makroekonomik ve demografik göstergeleri, ülkenin hem önemli fırsatlara hem de ciddi yapısal kırılganlıklara sahip olduğunu göstermektedir. Dünya Bankası Data360 platformunun 2024 yılı verilerine göre Türkiye yaklaşık 86 milyonluk nüfusuyla Avrupa ve Orta Doğu arasında stratejik bir demografik ve ekonomik merkez konumundadır (World Bank, 2024). Türkiye’nin kişi başına düşen GSYH’si yaklaşık 15.892 ABD dolarına ulaşmış ve ekonomik büyüme oranı %3,3 seviyesinde gerçekleşmiştir. Bu göstergeler Türkiye’nin üst-orta gelir grubunda yer alan dinamik ekonomiler arasında bulunduğunu göstermektedir. Bununla birlikte gelir dağılımındaki eşitsizlik önemli bir yapısal sorun olarak varlığını sürdürmektedir. Türkiye’de Gini katsayısının 44,5 seviyesinde olması, ekonomik büyümenin toplumun tüm kesimlerine eşit biçimde yansımadığını göstermektedir.</p>
<p>Türkiye ekonomisinin karşı karşıya olduğu bir diğer önemli yapısal sorun ise iş gücü piyasasında gözlemlenen toplumsal cinsiyet eşitsizliğidir. Kadınların iş gücüne katılım oranının %36 civarında kalması, OECD ortalamalarının oldukça altında bir seviyeye işaret etmektedir (OECD, 2024). Bu durum yalnızca sosyal adalet açısından değil aynı zamanda ekonomik büyüme potansiyeli açısından da önemli bir kayıp anlamına gelmektedir. Uluslararası Para Fonu’nun yaptığı çalışmalar, kadınların iş gücüne katılım oranındaki artışın uzun vadede ekonomik büyümeyi önemli ölçüde hızlandırabileceğini göstermektedir (IMF, 2023).</p>
<p>Türkiye’nin insan sermayesi açısından karşı karşıya olduğu en önemli sorunlardan biri ise eğitim sisteminde ortaya çıkan öğrenme yoksulluğudur. Dünya Bankası verilerine göre ilkokul çağındaki çocukların yaklaşık üçte biri temel okuma becerilerinin altında performans göstermektedir (World Bank, 2024). Bu durum, dijital ekonomi ve yüksek teknoloji sektörlerinde rekabet edebilmek için gerekli olan nitelikli iş gücünün oluşmasını zorlaştırmaktadır. Eğitimde kalite ve fırsat eşitliği alanında gerçekleştirilecek reformlar, Türkiye’nin uzun vadeli kalkınma stratejisinin temel bileşenlerinden biri olarak görülmektedir.</p>
<p>Türkiye’nin sosyoekonomik göstergeleri yalnızca ekonomik ve eğitim politikaları açısından değil aynı zamanda çevresel sürdürülebilirlik açısından da önemli zorluklara işaret etmektedir. Ülkenin yenilenebilir tatlı su kaynaklarının yaklaşık %46’sının kullanılmakta olması, Türkiye’nin ciddi bir su stresi ile karşı karşıya olduğunu göstermektedir (FAO, 2023). Ayrıca ulaşım ve sanayi sektörlerinden kaynaklanan sera gazı emisyonlarının artışı, Türkiye’nin iklim değişikliğiyle mücadele politikalarını güçlendirmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.</p>
<p>Buna karşın Türkiye’nin dijital altyapı ve telekomünikasyon alanındaki performansı önemli bir rekabet avantajı sağlamaktadır. İnternet kullanım oranının %87 seviyesine ulaşması ve mobil ağ kapsama alanının neredeyse tüm nüfusu kapsaması, dijital ekonominin gelişimi için güçlü bir altyapı oluşturmuştur (ITU, 2024). Ayrıca Türkiye’nin siber güvenlik kapasitesinin Uluslararası Telekomünikasyon Birliği tarafından yapılan değerlendirmelerde yüksek puan alması, ülkenin dijital dönüşüm sürecinde önemli bir potansiyele sahip olduğunu göstermektedir.</p>
<p>Amartya Sen’in klasikleşmiş ifadesiyle kalkınma, yalnızca gelir artışı değil, “insanların gerçek özgürlüklerini genişletme süreci”dir (Sen, Development as Freedom, 1999). Türkiye’nin sahip olduğu yüksek dijital altyapı kapasitesi, genç ve dinamik nüfusu ile Avrupa, Orta Doğu ve Asya arasında konumlanan eşsiz jeostratejik konumu, doğru kurumsal reformlarla birleştiğinde bu dönüşüm için güçlü bir kaldıraç işlevi görebilir. Ancak bu potansiyelin hayata geçirilebilmesi, yalnızca teknik politika araçlarının değil, aynı zamanda uzun vadeli stratejik düşünmenin ve toplumsal sözleşmenin yeniden inşasını gerektirmektedir. Francis Fukuyama’nın da belirttiği üzere güçlü kurumlar ve yüksek sosyal güven düzeyi olmaksızın ekonomik kalkınmanın sürdürülebilirliği ciddi biçimde sınırlı kalmaktadır (Fukuyama, Trust: The Social Virtues and the Creation of Prosperity, 1995). Bu nedenle Türkiye’nin önündeki temel entelektüel ve politik soru yalnızca “nasıl daha hızlı büyüneceği” değil, aynı zamanda daha derin bir perspektifle şu şekilde formüle edilmelidir: küresel sistemin giderek keskinleşen güç rekabeti ve teknolojik dönüşüm çağında Türkiye, ekonomik dinamizmini demokratik kurumsallaşma, toplumsal güven ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleriyle nasıl sentezleyerek uzun vadeli bir refah toplumu inşa edebilir? Bu soruya verilecek cevap, Türkiye’nin küresel sistemde ortaya çıkan “kıyamet döngüsü”nün yarattığı kırılganlıklara maruz kalan bir ekonomi mi olacağını, yoksa bu dönüşüm dalgasını stratejik fırsata dönüştüren bir bölgesel güç mü haline geleceğini belirleyecek temel unsur olacaktır</p>
<h3>Kaynakça</h3>
<p>Acemoglu, D., &amp; Restrepo, P. (2020). Robots and Jobs: Evidence from US Labor Markets. Journal of Political Economy.</p>
<p>Baldwin, R. (2016). The Great Convergence: Information Technology and the New Globalization. Harvard University Press.</p>
<p>Brynjolfsson, E., &amp; McAfee, A. (2014). The Second Machine Age. Norton.</p>
<p>European Commission. (2024). EU Energy Security and Strategic Autonomy Report.</p>
<p>FAO. (2023). Water Stress and Agricultural Sustainability Report.</p>
<p>Fukuyama, F. (2022). Liberalism and Its Discontents. Farrar, Straus and Giroux.</p>
<p>IEA. (2024). World Energy Investment Report.</p>
<p>IMF. (2023). Gender and Economic Growth Policy Paper.</p>
<p>ITU. (2024). Global Cybersecurity Index.</p>
<p>OECD. (2024). Employment Outlook.</p>
<p>Prasad, E. (2023). The Future of Money and Global Financial Governance.</p>
<p>Rodrik, D. (2011). The Globalization Paradox. Oxford University Press.</p>
<p>Sen, A. (1999). Development as Freedom. Oxford University Press.</p>
<p>Thurbon, E. (2023). Industrial Policy and Green Transformation in China.</p>
<p>World Bank. (2023). Building Human Capital Where It Matters.</p>
<p style="text-align: left;">World Bank . (2024). World Development Indicators &amp; Data360 Turkey Profile.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/yapisal-kirilganliklar-ekseninde-turkiyenin-jeopolitik-konumu/">Yapısal Kırılganlıklar Ekseninde Türkiye&#8217;nin Jeopolitik Konumu</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/yapisal-kirilganliklar-ekseninde-turkiyenin-jeopolitik-konumu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Küreselleşmenin sonu mu? Jeoekonomik parçalanma çağında Türkiye için yeni yol haritası</title>
		<link>https://millidusunce.com/misak/kuresellesmenin-sonu-mu-jeoekonomik-parcalanma-caginda-turkiye-icin-yeni-yol-haritasi/#new_tab</link>
					<comments>https://millidusunce.com/misak/kuresellesmenin-sonu-mu-jeoekonomik-parcalanma-caginda-turkiye-icin-yeni-yol-haritasi/#new_tab#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Kıray]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Mar 2026 18:09:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[MISAK]]></category>
		<category><![CDATA[Öne çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[milliyetçilik]]></category>
		<category><![CDATA[Trump]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=52849</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://millidusunce.com/misak/kuresellesmenin-sonu-mu-jeoekonomik-parcalanma-caginda-turkiye-icin-yeni-yol-haritasi/#new_tab">Küreselleşmenin sonu mu? Jeoekonomik parçalanma çağında Türkiye için yeni yol haritası</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://millidusunce.com/misak/kuresellesmenin-sonu-mu-jeoekonomik-parcalanma-caginda-turkiye-icin-yeni-yol-haritasi/#new_tab">Küreselleşmenin sonu mu? Jeoekonomik parçalanma çağında Türkiye için yeni yol haritası</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/misak/kuresellesmenin-sonu-mu-jeoekonomik-parcalanma-caginda-turkiye-icin-yeni-yol-haritasi/#new_tab/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Din üzerinden gösterişçilik</title>
		<link>https://millidusunce.com/misak/din-uzerinden-gosteriscilik/#new_tab</link>
					<comments>https://millidusunce.com/misak/din-uzerinden-gosteriscilik/#new_tab#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Feyzullah Eroğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Feb 2026 16:30:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[MISAK]]></category>
		<category><![CDATA[Öne çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[AHLAK]]></category>
		<category><![CDATA[AKP]]></category>
		<category><![CDATA[DİN]]></category>
		<category><![CDATA[gösteriş]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[israf]]></category>
		<category><![CDATA[MHP]]></category>
		<category><![CDATA[Protestan ahlakı]]></category>
		<category><![CDATA[püriten]]></category>
		<category><![CDATA[Weber]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=52544</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://millidusunce.com/misak/din-uzerinden-gosteriscilik/#new_tab">Din üzerinden gösterişçilik</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://millidusunce.com/misak/din-uzerinden-gosteriscilik/#new_tab">Din üzerinden gösterişçilik</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/misak/din-uzerinden-gosteriscilik/#new_tab/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karadeniz: Türkiye&#8217;nin mavi hazinesi ve geleceğe açılan kapısı</title>
		<link>https://millidusunce.com/misak/karadeniz-turkiyenin-mavi-hazinesi-ve-gelecege-acilan-kapisi/#new_tab</link>
					<comments>https://millidusunce.com/misak/karadeniz-turkiyenin-mavi-hazinesi-ve-gelecege-acilan-kapisi/#new_tab#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Korçak]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Feb 2026 09:30:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[MISAK]]></category>
		<category><![CDATA[Öne çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[altın deniz]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[Jeopolitik]]></category>
		<category><![CDATA[Karadeniz]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Korçak]]></category>
		<category><![CDATA[stratejik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=52547</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://millidusunce.com/misak/karadeniz-turkiyenin-mavi-hazinesi-ve-gelecege-acilan-kapisi/#new_tab">Karadeniz: Türkiye&#8217;nin mavi hazinesi ve geleceğe açılan kapısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://millidusunce.com/misak/karadeniz-turkiyenin-mavi-hazinesi-ve-gelecege-acilan-kapisi/#new_tab">Karadeniz: Türkiye&#8217;nin mavi hazinesi ve geleceğe açılan kapısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/misak/karadeniz-turkiyenin-mavi-hazinesi-ve-gelecege-acilan-kapisi/#new_tab/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Neoliberalizm ve Sosyal Darwinizm</title>
		<link>https://millidusunce.com/misak/neoliberalizm-ve-sosyal-darwinizm/#new_tab</link>
					<comments>https://millidusunce.com/misak/neoliberalizm-ve-sosyal-darwinizm/#new_tab#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Feyzullah Eroğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Nov 2025 16:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[MISAK]]></category>
		<category><![CDATA[Öne çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Darwinizm]]></category>
		<category><![CDATA[Evrim]]></category>
		<category><![CDATA[Liberalizm]]></category>
		<category><![CDATA[neoliberalizm]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Darwinizm]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=51811&#038;preview=true&#038;preview_id=51811</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://millidusunce.com/misak/neoliberalizm-ve-sosyal-darwinizm/#new_tab">Neoliberalizm ve Sosyal Darwinizm</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://millidusunce.com/misak/neoliberalizm-ve-sosyal-darwinizm/#new_tab">Neoliberalizm ve Sosyal Darwinizm</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/misak/neoliberalizm-ve-sosyal-darwinizm/#new_tab/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Postmodern bağımlılık ve yeni yönetimler</title>
		<link>https://millidusunce.com/misak/postmodern-bagimlilik-ve-yeni-yonetimler/#new_tab</link>
					<comments>https://millidusunce.com/misak/postmodern-bagimlilik-ve-yeni-yonetimler/#new_tab#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Feyzullah Eroğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Mar 2025 12:30:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[MISAK]]></category>
		<category><![CDATA[Öne çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[bağımsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[özelleştirme]]></category>
		<category><![CDATA[şirket evliliği]]></category>
		<category><![CDATA[sömürü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=49815</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://millidusunce.com/misak/postmodern-bagimlilik-ve-yeni-yonetimler/#new_tab">Postmodern bağımlılık ve yeni yönetimler</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://millidusunce.com/misak/postmodern-bagimlilik-ve-yeni-yonetimler/#new_tab">Postmodern bağımlılık ve yeni yönetimler</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/misak/postmodern-bagimlilik-ve-yeni-yonetimler/#new_tab/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ekonomik Kriz ve Çözüm</title>
		<link>https://millidusunce.com/ekonomik-kriz-ve-cozum/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/ekonomik-kriz-ve-cozum/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Millî Düşünce Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 02 Feb 2025 20:38:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Bartu Soral]]></category>
		<category><![CDATA[TL]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=49420</guid>

					<description><![CDATA[<p>5 Şubat Çarşamba günü Bilgi Şöleni'nde Bartu Soral'la ekonomik krizi ve bu krizden çıkış yollarını konuşacağız. Programımıza hepiniz davetlisiniz.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ekonomik-kriz-ve-cozum/">Ekonomik Kriz ve Çözüm</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Manevî sarsıntılar yaşadığımız ülkemizde ne yazık ki sorunlar bununla sınırlı kalmıyor ve milletimiz derin bir ekonomik buhranın pençesinde kıvranıyor. Bilgi Şöleni&#8217;nde bu hafta Bartu Soral&#8217;la ekonomik krizi ve bu krizden çıkış yollarını konuşacağız. 5 Şubat Çarşamba günü gerçekleşecek programımıza hepiniz davetlisiniz.</p>
<p><strong>Konu:</strong> Ekonomik Kriz ve Çözüm</p>
<p><strong>Konuk:</strong> Bartu SORAL</p>
<p><strong>Tarih: </strong>05.02.2025</p>
<p><strong>Saat:</strong> 19.00</p>
<p><strong>Yer:</strong> Millî Düşünce Merkezi (GMK Bulvarı 56/5 Maltepe, Ankara)</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ekonomik-kriz-ve-cozum/">Ekonomik Kriz ve Çözüm</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/ekonomik-kriz-ve-cozum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;de hayat nasıl?</title>
		<link>https://millidusunce.com/misak/turkiyede-hayat-nasil/#new_tab</link>
					<comments>https://millidusunce.com/misak/turkiyede-hayat-nasil/#new_tab#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rıdvan Karluk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Nov 2024 09:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[MISAK]]></category>
		<category><![CDATA[Öne çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[huzur]]></category>
		<category><![CDATA[Mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[OECD]]></category>
		<category><![CDATA[refah]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yolsuzluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=48890&#038;preview=true&#038;preview_id=48890</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://millidusunce.com/misak/turkiyede-hayat-nasil/#new_tab">Türkiye&#8217;de hayat nasıl?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://millidusunce.com/misak/turkiyede-hayat-nasil/#new_tab">Türkiye&#8217;de hayat nasıl?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/misak/turkiyede-hayat-nasil/#new_tab/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
