<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ZZManşet arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/category/manset/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/category/manset/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Sat, 08 Sep 2018 13:55:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>UYGURLAR</title>
		<link>https://millidusunce.com/uygurlar/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/uygurlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Bican Ercilasun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Aug 2018 20:59:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[AHMET BİCAN ERCİLASUN]]></category>
		<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[ZZManşet]]></category>
		<category><![CDATA[ZZYAZARLARIMIZ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://millidusunce.com/?p=7806</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doğu Türkistan'da yaşayan Uygur ve Kazak Türklerinin milyonlarcası, 1933-1934’te ve 1944-1949’da iki defa Çin tarafından katledilmiştir. Bugün ise bir milyondan fazla Uygur toplama kamplarında gözaltındadır. Bu insanlık dışı uygulamalar görmezden gelinerek onurlu ilişki nasıl kurulacaktır. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/uygurlar/">UYGURLAR</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fuygurlar%2F&amp;linkname=UYGURLAR" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fuygurlar%2F&amp;linkname=UYGURLAR" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fuygurlar%2F&amp;linkname=UYGURLAR" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fuygurlar%2F&amp;linkname=UYGURLAR" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fuygurlar%2F&#038;title=UYGURLAR" data-a2a-url="https://millidusunce.com/uygurlar/" data-a2a-title="UYGURLAR"></a></p><p style="text-align: right;">26 Ağustos 2018</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Önce Ahmet Takan’ın 18 Ağustos 2018 tarihli yazısından öğrendik. Takan, Gürsel Tekin’in verdiği bilgileri aktarıyor: Birleşmiş Milletler Etnik Ayrımcılıkla Mücadele Komitesi’ne göre Çin’de bir milyondan fazla Uygur toplama kamplarında gözaltında tutuluyor. İki milyondan fazla Uygur da siyasi kamplarda günlük eğitime maruz bırakılıyor. Sözcü’deki  20 Ağustos tarihli yazısında Zeynep Gürcanlı da aynı bilgileri tekrarladı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye, Çin ile iş birliği yapacaksa ve bu iş birliği Türk devletinin onuruna yakışır bir temel üzerine oturacaksa Uygur Türklerine yapılan muamelenin dile getirilmesi şarttır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Oğuzname’ye göre Uygurlar, Oğuz Han’ın ad verdiği Türk boylarından biridir. Oğuz Kağan Destanı’nda da Oğuz, “Men Uygurnıng kaganı bola-men. (Ben Uygurların kağanıyım.)” demektedir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">8. yüzyılda Kök Türkler Orhun ırmağı boylarında otururken, Uygurlar da Selenge boylarında yaşıyorlardı. Türk devletinin yönetimi, 745 yılında Kök Türklerden Uygur Türklerine geçmiştir. 760’larda Uygurlar, Çin’in iç işlerine karışacak kadar güçlenmişlerdi. 840’tan sonra Turfan ve Kansu’da hanlıklar kurdular. Önce Mani sonra Burkan (Buda) dininde birkaç asır yaşayan Uygur Türkleri, Doğu Türkistan’da ticaret, kültür ve sanatta çok ileri giden yerleşik bir medeniyet kurdular. Onlardan bize Uygur harfleriyle yazılmış yüzlerce kitap, binlerce belge kaldı. 1070’lerde Kâşgarlı Mahmud, “Türklerin yazısı budur.” diyerek Uygur harflerinin listesini verir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Doğu Türkistan’daki Uygurlar 1209 yılında gönüllü olarak Çengiz Han’a katıldılar ve bu büyük Türk-Moğol imparatorluğunun bürokrasisini kurdular. Ebulgazi Bahadır Han Şecere-i Türk’te şöyle der (Biraz Çağatay Türkçesi okuyalım):</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8220;Uygur halkında Türkî tili okugan kişiler köp bolur irdi (çok olur idi). Defterdarlıknı ve dîvan hesablarını yahşı bilürler irdi. Çingiz Hannıng nebîrelerining (torunlarının) zamânıda Mâverâünnehr’de ve Horasan ve Irak’da dîvanlar ve defterdarlar barçaları (hepsi) Uygur irdi (idi).”   </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kendisi de Çengiz soyundan bir han olan Ebulgazi Bahadır Han’ın anlattığı bu olgu, Uygur yazısını Moğolların da millî yazısı hâline getirmiştir ve Moğollar 1941’e kadar bu yazıyı kullanmışlardır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çengiz Han’dan sonra Doğu Türkistan, Çağatay Han’ın payına düştü. Tuğluk Temür Han’ın 1350’lerde Müslüman olmasıyla Uygurlar arasında Müslümanlık hızla yayıldı. Çağatay Hanlığı’ndan sonra Doğu Türkistan, Temürlüler, Şibanlılar (Şeybaniler) ve çeşitli hanlıklar tarafından yönetilmiş, 1760’larda Çin tarafından istila edilmiştir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bugünkü Uygur Türklerinin tamamı eski Uygurlardan gelmez. Bir kısmı da Karahanlıların, Karahanlıları oluşturan Karluk, Yağma, Çigil ve Tohsı Türk boylarının çocuklarıdır. Bu demektir ki Türklerin Müslüman olmasını sağlayan Satuk Buğra Han, ilk Türk siyasetnamesi Kutadgu Bilig’i yazan Yusuf Has Hâcib, ilk büyük Türk sözlüğünü yazan Kâşgarlı Mahmud da Uygurların atalarıdır. Bu isimlerin hepsinin mezarı Kâşgar civarındadır. Ali Şir Nevayi’nin babası Kiçkine Bahadır da bir Uygur Türk’ü idi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1760’lardaki Çin istilasından sonra Uygur Türkleri sayısız isyanlarla bağımsızlık savaşları verdiler. Yakup Han’ın mücadelesi 1866’da başarıya ulaşmış ve onun kurduğu, 1866-1877 arasındaki bağımsız Türk devleti birçok ülke tarafından tanınmıştır. Doğu Türkistan Türkleri 20. yüzyılda da iki kez bağımsızlık kazandılar. 1933-1934’te ve 1944-1949’da. Birincisi Çin ve Komünist Rusya’nın iş birliğiyle, ikincisi Kızıl Çin tarafından yok edildi. Mao yönetimindeki Komünist Çin döneminde milyonlarca Uygur ve Kazak Türk’ü katledilmiştir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uygurların Türkiye’ye sığınabilen efsanevi liderleri Mehmet Emin Buğra ile İsa Yusuf Alptekin ömürleri boyunca Doğu Türkistan davasını dünyaya tanıtmak için çalışmışlardır. Bugün de Türkiye’de pek çok Uygur ve Kazak Türk’ü yaşamakta ve Doğu Türkistan davası için çalışmaktadırlar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye, Çin ile yeni ilişkiler kurmayı düşünürken bu tarihî arka planı ve bugün de yaşanmaya devam eden faciaları göz ardı edemez. Üniversitelerin ve bağımsız kuruluşların “Doğu Türkistan” adıyla düzenledikleri konferansları, Türkiye’deki Çin elçilik ve konsolosluk görevlilerinin uyarılarına uyarak iptal eden, TRT’de “Doğu Türkistan” adının kullanılmasına izin vermeyen Türkiye, Çin ile nasıl onurlu bir ilişki kuracak, doğrusu çok merak ediyorum.      </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">    </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">    </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">    </span></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/uygurlar/">UYGURLAR</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/uygurlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ya Siyaset , Ya Da Sahibi Değişmeli</title>
		<link>https://millidusunce.com/ya-siyaset-ya-da-sahibi-degismeli/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/ya-siyaset-ya-da-sahibi-degismeli/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sadi Somuncuoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Aug 2018 20:59:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[SADİ SOMUNCUOGLU]]></category>
		<category><![CDATA[ZZManşet]]></category>
		<category><![CDATA[ZZYAZARLARIMIZ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://millidusunce.com/?p=7790</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ekonomi kriz yaşıyor. Hayvancılık, et ve süt üretimi sıkıntıda. Tarımımız çok zorda. Bütün bunlarla birlikte İdlip'ten sığınmacı kisvesi altında Türkiye'ye terörist yağacak. Ya bu siyaset değişmeli ya da bu siyasetin sahibi.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ya-siyaset-ya-da-sahibi-degismeli/">Ya Siyaset , Ya Da Sahibi Değişmeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fya-siyaset-ya-da-sahibi-degismeli%2F&amp;linkname=Ya%20Siyaset%20%2C%20Ya%20Da%20Sahibi%20De%C4%9Fi%C5%9Fmeli" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fya-siyaset-ya-da-sahibi-degismeli%2F&amp;linkname=Ya%20Siyaset%20%2C%20Ya%20Da%20Sahibi%20De%C4%9Fi%C5%9Fmeli" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fya-siyaset-ya-da-sahibi-degismeli%2F&amp;linkname=Ya%20Siyaset%20%2C%20Ya%20Da%20Sahibi%20De%C4%9Fi%C5%9Fmeli" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fya-siyaset-ya-da-sahibi-degismeli%2F&amp;linkname=Ya%20Siyaset%20%2C%20Ya%20Da%20Sahibi%20De%C4%9Fi%C5%9Fmeli" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fya-siyaset-ya-da-sahibi-degismeli%2F&#038;title=Ya%20Siyaset%20%2C%20Ya%20Da%20Sahibi%20De%C4%9Fi%C5%9Fmeli" data-a2a-url="https://millidusunce.com/ya-siyaset-ya-da-sahibi-degismeli/" data-a2a-title="Ya Siyaset , Ya Da Sahibi Değişmeli"></a></p><p style="text-align: right;">25 Ağustos 2018</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Göstergeler kötüleşmeye devam ediyor. Temel sebep belli. Dışlanan millî siyaset yerine ideolojik siyasetin gelmesiyle içeride kavga, dışarıda düşmanlıklarla kuşatıldık. Ekonomi borç batağına saplandı. Yılda 260 milyar dolar borcu nasıl ödeyeceğiz diye düşünürken, toplam borcumuz 276 milyar dolar arttı. Kurtuluş için atılan gündelik adımlar, açıklamalar ve uygulamalar çare olmadı. Ülkemizin notu iyice düşürüldü. Rahatça, borcu borçla ödeme dönemi kapandı; İMF kapısı gösterildi. Ancak, Cumhuriyet tarihinde bir defada en büyük borç alan ikinci iktidar oldukları halde, ağır şekilde suçladıkları İMF’ye müracaat için beklemedeler. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ekonomi yönetimine örnek olması bakımından bir yıl önceki, 30 Temmuz 2017 tarihli Resmi Gazetedeki haberi özetleyelim: </span><i><span style="font-weight: 400;">“Et ve Süt Kurumu sıfır gümrük vergisiyle </span></i><b><i>500 bin canlı büyükbaş hayvan, 475 bin canlı koyun ve keçi, 75 bin ton taze veya soğutulmuş büyükbaş hayvan eti, 20 bin ton da çeyrek karkas et </i></b><i><span style="font-weight: 400;">ithal edebilecek. Çeyrek karkas et için bu yılın sonuna kadar, canlı büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar ile büyükbaş hayvan eti için de gelecek yılın sonuna kadar süre verildi. </span></i></p>
<p><i>Ayrıca, Toprak Mahsulleri Ofisi sıfır gümrük vergisi ile 750 bin ton buğday ve mahlut, 700 bin ton arpa, 700 bin ton mısır, 100 bin ton pirinç ithal edecek. Buğday ve arpa için 31 Mayıs 2018, mısır için 31 Temmuz 2018, pirinç için de 31 Ağustos 2018’e kadar süre verildi.”</i></p>
<p>M eslek kuruluşları ve Ziraat Mühendisleri Odası, kararın <b><i>“yerli üreticiyi bitireceğine”</i></b> dikkat çekti. Aldıran olmadı. Eğer sıfır gümrükle kaybedilen vergiler ve dövizlerle üreticilerimiz desteklenseydi, rekabet gücü kazanan yerli üretim gelişecek, ithalat asgariye inecekti. Israr edilen bu yanlış, özel siyaset hesaplarının ve rantın gereği olarak yapılmışsa, faturasını da üreticinin ve millî ekonominin çekeceği aşikârdır.</p>
<p>Özellikle hububat ithalatının hasat zamanına rastlaması ise çok dikkat çekicidir. Bunun anlamı, yerli ve millî üreticiyi cezalandırmak, yabancıları desteklemekten başka ne olabilir? Bu yüzden yabancı hammadde ithalatına gidilmesi sonucunda, cari açık büyük boyutlara ulaştı. Öyle ki, ithal edilen hammadde ve yarı işlenmiş maddelere ödenen döviz, bütün ihracatımızı aştı. Demek ki, ithal hammaddeleri işleyerek iç ihtiyacımızda da kullandık. Makro dengelerin bozulmasının temelinde bu yanlış politika yatmaktadır.</p>
<h2><b>Suriye-Irak Derken…</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Hatırlayalım, seçimlerde ve sonrasında: </span></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">“Kandil’in eteklerine ulaştık, tepeye bayrağımızı dikmeye az kaldı… </span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">İkinci Kandil sayılan Sincar’a girmeye başladık. Kandil, Sincar, oraya da operasyonlarımızı başlattık. 20 uçağımızla 14 önemli noktayı yok ettik. Vurdular döndüler, bitmedi devam edecek.  </span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Sınırların terörden temizlenmesi konusunda en önemli adım olarak görülen ve terörün kalesi denilen Münbiç&#8217;e Türk askeri ilk kez giriş sağladı. </span></i><a href="http://www.ensonhaber.com/abd.htm"><i><span style="font-weight: 400;">ABD</span></i></a><i><span style="font-weight: 400;"> ile yapılan görüşmeler neticesinde </span></i><a href="http://www.ensonhaber.com/pkk.htm"><i><span style="font-weight: 400;">PKK</span></i></a><i><span style="font-weight: 400;">&#8216;nın çekilmesi konusunda varılan mutabakatın ardından Mehmetçik Münbiç&#8217;e kuzey ve batı istikametten girip devriye gezmeye başladı. Mümbiç’de… </span></i></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Denilmedi mi? Peki, Kandil, Sincar, Mümbiç, İdlib ve diğerleri ne oldu? Türk Milletinin hassasiyetlerine hitap edip oy toplamak mümkün, ama gerçekler değişmiyor. Gelen haberlere göre Suriye’de ve Irak’ta çivilenip kaldık, bekliyoruz. Çözüm için Suriye hükümeti ile anlaşmanın şart olduğu, ayan beyan ortada. Ama </span><i><span style="font-weight: 400;">“hayır”</span></i><span style="font-weight: 400;"> da direniyoruz. Neden? Suriye’de </span><i><span style="font-weight: 400;">“Selefi”</span></i><span style="font-weight: 400;"> ve </span><i><span style="font-weight: 400;">“İhvan”</span></i><span style="font-weight: 400;"> özerk bölgeler kurma uğruna, her şey göze alınıyor? Bu Suriye’nin parçalanması ve İsrail’in önünün açılması  değil mi? Rusya, Suriye ile birlikte harekete geçti, İdlib’i bombalıyor. Anlaşılan o ki, Suriye İdlib’e hakim olup güvenliği sağlayacak. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Korkumuz, bu teröristlerin ve yüz binleri aşan sivillerin Afrin üzerinden Türkiye’ye </span><i><span style="font-weight: 400;">“sığınmacı”</span></i><span style="font-weight: 400;"> olarak akın etmesinde. Şu anda ülkemizde 4 milyondan fazla Suriyeli var. 50 binine vatandaşlık verildi. 120 bini sırada. Bütün bunlar neyin nesi? Bir yandan bölücü teröre şehitler verirken, ekonomik felaketle uğraşırken öbür yandan yandan nüfus yapımızı bozacağı, çok yönlü ve büyük boyutlu güvenlik sorununa yol açacağı belli olan gelişmelere karşı neden tedbir alınmıyor? Türk Milletine yazık değil mi? Yönettiği milletin haklarını korumayan bir zihniyetin diğer toplulukların haklarını korumaktan bahsetmesi, ne kadar samimi olabilir?</span></p>
<h2><b>Trump’la  Tahterevalli mi?</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Trump da, Erdoğan da, seçimler için bu oyunu oynuyor olabilir. Çocuksu meydan okumalar, ara biraz soğudukça twitter atmalar, sözcüler aracılığı ile </span><i><span style="font-weight: 400;">“kavga”</span></i><span style="font-weight: 400;">yı soğutmadan sürdürme gayretleri, arada bir </span><i><span style="font-weight: 400;">“stratejik ortaklıktan”</span></i><span style="font-weight: 400;"> bahsetmeler, </span><i><span style="font-weight: 400;">“ver papazı, al papazı”</span></i><span style="font-weight: 400;"> söylemleri, gerçekten anlaşılır gibi değil. Bu işin aslı nedir, merak konusu. Yakında görevden alınan ABD Dışişleri Bakanı, Tiylerson şöyle demiş; </span><i><span style="font-weight: 400;">“Türkiye ile ana hedeflerimiz bir.”</span></i></p>
<p><span style="font-weight: 400;">ABD siyasileri arasında ciddiyetiyle tanınan Tiylerson doğru söylemiş olabilir. BOP çerçevesinde Irak, Suriye, İran ve Türkiye’de federasyon adı verilen çok ortaklı devlet kurulmasında mutabakat yok muydu? Ana hedef bir olabilir, ama bu özerk bölgeleri kuracakların kimliği ne olacak? Selefiler mi, yoksa bölücü terör unsurları mı? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Belki de ihtilafın can damarı burada. Ne dersiniz? </span></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ya-siyaset-ya-da-sahibi-degismeli/">Ya Siyaset , Ya Da Sahibi Değişmeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/ya-siyaset-ya-da-sahibi-degismeli/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nasıl Bir Milliyetçilik? Ahmet B. Ercilasun</title>
		<link>https://millidusunce.com/nasil-bir-milliyetcilik-ahmet-b-ercilasun/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/nasil-bir-milliyetcilik-ahmet-b-ercilasun/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Bican Ercilasun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Aug 2018 20:59:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[AHMET BİCAN ERCİLASUN]]></category>
		<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[ZZManşet]]></category>
		<category><![CDATA[ZZYAZARLARIMIZ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://millidusunce.com/?p=7736</guid>

					<description><![CDATA[<p>19 Ağustos 2018 Elbette Türk milliyetçiliği. Türk adını anmadan, Türk’e uzak durarak Türk milliyetçiliği olur mu? Devamlı “bu millet, milletimiz, İbrahim milleti” diyerek Türk milliyetçiliği olur mu? Sürekli “Türk Kürt, Boşnak, Çerkez…” diye sayarak, yani Türk’ü de etnik unsurlardan biri kabul ederek Türk milliyetçiliği yapılır mı? Anayasa’nın “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes [&#8230;]</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/nasil-bir-milliyetcilik-ahmet-b-ercilasun/">Nasıl Bir Milliyetçilik? Ahmet B. Ercilasun</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fnasil-bir-milliyetcilik-ahmet-b-ercilasun%2F&amp;linkname=Nas%C4%B1l%20Bir%20Milliyet%C3%A7ilik%3F%20Ahmet%20B.%20Ercilasun" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fnasil-bir-milliyetcilik-ahmet-b-ercilasun%2F&amp;linkname=Nas%C4%B1l%20Bir%20Milliyet%C3%A7ilik%3F%20Ahmet%20B.%20Ercilasun" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fnasil-bir-milliyetcilik-ahmet-b-ercilasun%2F&amp;linkname=Nas%C4%B1l%20Bir%20Milliyet%C3%A7ilik%3F%20Ahmet%20B.%20Ercilasun" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fnasil-bir-milliyetcilik-ahmet-b-ercilasun%2F&amp;linkname=Nas%C4%B1l%20Bir%20Milliyet%C3%A7ilik%3F%20Ahmet%20B.%20Ercilasun" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fnasil-bir-milliyetcilik-ahmet-b-ercilasun%2F&#038;title=Nas%C4%B1l%20Bir%20Milliyet%C3%A7ilik%3F%20Ahmet%20B.%20Ercilasun" data-a2a-url="https://millidusunce.com/nasil-bir-milliyetcilik-ahmet-b-ercilasun/" data-a2a-title="Nasıl Bir Milliyetçilik? Ahmet B. Ercilasun"></a></p><p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-7737" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2018/08/Türk-milliyetçiliği.png" alt="Nasıl bir milliyetçilik" width="431" height="236" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2018/08/Türk-milliyetçiliği.png 431w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2018/08/Türk-milliyetçiliği-300x164.png 300w" sizes="(max-width: 431px) 100vw, 431px" /></p>
<p style="text-align: right;"><b>19 Ağustos 2018</b></p>
<p>Elbette Türk milliyetçiliği. Türk adını anmadan, Türk’e uzak durarak Türk milliyetçiliği olur mu? Devamlı “bu millet, milletimiz, İbrahim milleti” diyerek Türk milliyetçiliği olur mu? Sürekli “Türk Kürt, Boşnak, Çerkez…” diye sayarak, yani Türk’ü de etnik unsurlardan biri kabul ederek Türk milliyetçiliği yapılır mı? Anayasa’nın “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür.” maddesi ortada dururken Türk’ü etnik gruplardan biri kabul eden, böylece Türk milletini parçalayan bir anlayışla Türk milliyetçiliği yapılabilir mi?</p>
<p>Türkiye’deki milliyetçilik, Türk milleti kavramı üzerine kurulu olan bir milliyetçiliktir. Anayasaya göre de bütün vatandaşlar Türk’tür. Aslında sosyolojik olarak da böyledir. Hepimizi birleştiren ortaklıklar bizi Türk yapmaya yeter. Türk milletini oluşturan unsurlardan bir veya ikisinin eksik olması, bir kişiyi Türklükten çıkarmaz. Çünkü o bir iki farklı unsura karşı birçok ortak unsur vardır.</p>
<p>Tarih, dil, soy, kültür, coğrafya, ortak çıkarlar, ortak bir gelecek ülküsü… Bunlar bizi Türk yapar. Din, kültürün içinde olmakla birlikte onu da ortak unsurlar arasında ayrıca sayabiliriz. Bunlardan birinin veya ikisinin eksikliği, mesela dilin, mesela dinin eksikliği, bizi neden Türklükten çıkarsın? Diğer ortaklıklarla biz Türk’üz.</p>
<p>Elbette bir insan bu unsurlardan birinin veya ikisinin eksikliği sebebiyle kendisini Türk kabul etmeyebilir. Ama eğer o insan bu devletin vatandaşı ise kendisini mensup saydığı milletin milliyetçiliğini yapamaz, ayrılıkçılık güdemez.</p>
<p>Bugünkü sıkıntılarımızdan biri, bazı kişilerin kendilerini Türk saymamalarından kaynaklanmaktadır. Fakat bundan da önemlisi, Türk Devletini yönetenlerin de onları ayrı milletlermiş gibi kabul etmeleri ve “Türk, Kürt, Laz, Çerkez…” diye konuşmalarıdır.</p>
<p>Geçenlerde görmüş geçirmiş bir iş adamımızla sohbet ediyorduk. Bir ara “Biz” dedi, “her sabah, Türk’üm, doğruyum, çalışkanım…” diyerek Türk olduğumuzu öğrendik.” Şimdi ise çocuklarımız andımızı okumuyorlar. Daha doğrusu, yöneticiler tarafından andımız kaldırıldı. Şimdi bu yöneticilere milliyetçi diyebilir miyiz? Veya onlar kendilerine milliyetçi derlerse biz buna inanabilir miyiz? Andımızı okullardan kaldıran, “Ne mutlu Türk’üm diyene!” sözünü sildiren ve bu sözden rahatsızlıklarını dile getiren, milliyetçiliği ayaklar altına almaktan bahseden insanlara milliyetçi denebilir mi? Bunları destekleyen, kişi, grup, dernek ve partiler eğer gerçekten bunların ve kendilerinin Türk milliyetçisi olduğuna inanıyorlarsa, inanmaya devam ediyorlarsa ya milliyetçilik anlayışlarını gözden geçirmelidirler, ya da akıl sağlıklarını kontrol ettirmelidirler.</p>
<p>Yanılıyor muyum? Milliyetçiliği ayaklar altına almaktan bahseden bir insana milliyetçi diyorsak zihnimizde bir bulanıklık var mı diye düşünmeli değil miyiz? “Türk’üm, doğruyum…” diye başlayan andımızdan rahatsız olanları Türk milliyetçisi sayıyorsak aklımızı kontrol etmeli değil miyiz?</p>
<p>Bazılarında bir 15 Temmuz miladı var. 15 Temmuz’da dinî bir cemaat darbe yapmaya kalkıştı. Tabii ki hain, tabii ki birilerinin maşası. Ve fakat?&#8230; Binlerce subayın fiilen katıldığı darbeden haberi olmayan bir istihbarat ve bir yönetim kadrosu. Yoksa bizzat kendilerinin ifade ettiği gibi onlarla iş birliği yapan mı desem? FETÖ’de aldananlar, PKK’da aldananlar…</p>
<p>Şimdi bir de herkese hain demek modası çıktı ya; aldananlar ve aldananlara aldananlar milliyetçi oldu; aldanmayanlar, FETÖ’ye ve PKK’ya her zaman karşı olanlar hainlikle suçlanır oldu.</p>
<p>Türk milliyetçiliğinin en büyük sloganı şimdi nedir, biliyor musunuz? Hiç aklınıza gelmeyecek olan cevabı vereyim: Rabia. Evet, Arap meydanlarından devşirilmiş bu slogan şimdi milliyetçiliği ifade etmek için kullanılıyor. Birileri de “beka” diyerek onlara destek oluyor, onları kutluyor.</p>
<p>Yine akıl sağlığımızı koruyarak düşünelim. Türk devletinin bir beka sorunu varsa bunun sorumlusu kim? Neredeyse yirmi yıldır yönetimde bulunanlar mı, yoksa yıllardır yönetim yüzü görmeyen partiler ve dernekler mi? Mesela Kanarya Sevenler Derneği, ülkede bir beka sorunu yaratmış olabilir mi?</p>
<p>Ağızlarını hain diye açan parti liderleri ve soğukkanlı kutlamalarda bulunan dernekler bir de bu soruları sorarak milliyetçiliklerini sınamalıdırlar.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/nasil-bir-milliyetcilik-ahmet-b-ercilasun/">Nasıl Bir Milliyetçilik? Ahmet B. Ercilasun</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/nasil-bir-milliyetcilik-ahmet-b-ercilasun/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Cavatbeyli Türkiye’nin şerefidir” Sadi Somuncuoğlu</title>
		<link>https://millidusunce.com/cavatbeyli-turkiyenin-serefidir-sadi-somuncuoglu/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/cavatbeyli-turkiyenin-serefidir-sadi-somuncuoglu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sadi Somuncuoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Aug 2018 22:23:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[SADİ SOMUNCUOGLU]]></category>
		<category><![CDATA[ZZManşet]]></category>
		<category><![CDATA[ZZYAZARLARIMIZ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://millidusunce.com/?p=7732</guid>

					<description><![CDATA[<p>18 Ağustos 2018 Bugün ayın 18’i.  2 Ağustos’ta Ankara’da gözaltına alınan “BM Mülteciler statüsü”ne sahip Tebrizli Türk aydını Rahim Cavatbeyli, İran’a iade edilmek üzere götürüldüğü Van sığınmacılar kampında halâ bekletiliyor.  Olayı BM Mülteciler Yüksek Komiserliği avukatlarının müracaatını inceleyen Anayasa Mahkemesi, iddianın (neyse?) araştırılması için uygulamayı 14 Eylül’e kadar durdurma kararı aldı. AİHM’nin daha önce İran’a [&#8230;]</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/cavatbeyli-turkiyenin-serefidir-sadi-somuncuoglu/">“Cavatbeyli Türkiye’nin şerefidir” Sadi Somuncuoğlu</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fcavatbeyli-turkiyenin-serefidir-sadi-somuncuoglu%2F&amp;linkname=%E2%80%9CCavatbeyli%20T%C3%BCrkiye%E2%80%99nin%20%C5%9Ferefidir%E2%80%9D%20Sadi%20Somuncuo%C4%9Flu" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fcavatbeyli-turkiyenin-serefidir-sadi-somuncuoglu%2F&amp;linkname=%E2%80%9CCavatbeyli%20T%C3%BCrkiye%E2%80%99nin%20%C5%9Ferefidir%E2%80%9D%20Sadi%20Somuncuo%C4%9Flu" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fcavatbeyli-turkiyenin-serefidir-sadi-somuncuoglu%2F&amp;linkname=%E2%80%9CCavatbeyli%20T%C3%BCrkiye%E2%80%99nin%20%C5%9Ferefidir%E2%80%9D%20Sadi%20Somuncuo%C4%9Flu" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fcavatbeyli-turkiyenin-serefidir-sadi-somuncuoglu%2F&amp;linkname=%E2%80%9CCavatbeyli%20T%C3%BCrkiye%E2%80%99nin%20%C5%9Ferefidir%E2%80%9D%20Sadi%20Somuncuo%C4%9Flu" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fcavatbeyli-turkiyenin-serefidir-sadi-somuncuoglu%2F&#038;title=%E2%80%9CCavatbeyli%20T%C3%BCrkiye%E2%80%99nin%20%C5%9Ferefidir%E2%80%9D%20Sadi%20Somuncuo%C4%9Flu" data-a2a-url="https://millidusunce.com/cavatbeyli-turkiyenin-serefidir-sadi-somuncuoglu/" data-a2a-title="“Cavatbeyli Türkiye’nin şerefidir” Sadi Somuncuoğlu"></a></p><p style="text-align: right;">18 Ağustos 2018</p>
<p>Bugün ayın 18’i.  2 Ağustos’ta Ankara’da gözaltına alınan <strong><em>“BM Mülteciler statüsü”</em></strong>ne sahip Tebrizli Türk aydını Rahim Cavatbeyli, İran’a iade edilmek üzere götürüldüğü Van sığınmacılar kampında halâ bekletiliyor.  Olayı BM Mülteciler Yüksek Komiserliği avukatlarının müracaatını inceleyen Anayasa Mahkemesi, iddianın <em>(neyse?)</em> araştırılması için uygulamayı 14 Eylül’e kadar durdurma kararı aldı.</p>
<p>AİHM’nin daha önce İran’a iade ile ilgili Türkiye aleyhine kararı olduğu halde, <strong><em>mülteci</em></strong> ile <strong><em>sığınmacı</em></strong> hukukunun farkını bile düşünmeden bir Türk aydınına reva görülen bu haksız muamele yurt çapında büyük bir infiale yola açtı. Konu sosyal medyada depreme dönüştü. Bazılarına aşağıda yer verilmiştir.</p>
<p>İdam tehdidi altındaki Rahim Cavatbeyli’ye İYİ Parti sahip çıktı. Darısı diğerlerine diyelim.</p>
<p>Genel Başkan Meral Akşener, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a <em>“Boraltan Köprüsü”</em> faciası üzerine yüreğinin sesini dile getiren şair Yıldırım Elmas’ın şiirindeki iki mısraı ile <strong><em>“Dönüp seslendim geri, merhametsiz birine, Beni siz vursaydınız, şu gâvurun yerine.”</em></strong> seslendi ve şöyle dedi: <em>“Rahim Cavadbeyli bir Türk Milliyetçisidir ve Türkiye’de “MÜLTECİ”dir.  Gardaşımızı İran’a teslim etmeyin. Yeni <strong>‘Boraltan Köprüsü’</strong> acısı yaşatmayın, sayın Erdoğan.</em></p>
<p><em>”</em> İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Sözcüsü Buğra Kavuncu da, yazımızın başlığındaki <strong>“Cavatbeyli Türkiye’nin şerefidir” </strong>sözleriyle olayı, 1945’de yaşanan, büyük bir utanç ve insanlık faciası <em>“Boraltan Köprüsü”</em> felâketine benzeterek şöyle dedi: <em>“</em><em>Ekonomik sorunlar yaşadığımız bugünlerde Türkiye’ye ilk ve en büyük destek, kardeş ülke Azerbaycan’dan gelmiştir. Bu kardeşlik duyguları, ‘Bütün Azerbaycan’ coğrafyasına hâkimdir. Tebriz’in kalbi de bu zor günlerde Türkiye ile birlikte çarpmaktadır. Hal böyleyken, Tebrizli bir Türk aydınını İran’ın ellerine teslim etmek üzeresiniz.</em></p>
<p><em>Türk aydını Rahim Cavadbeyli, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği Ofisi&#8217;nin gözetimindedir… Yani &#8220;özgürlüğüne yönelik bir tehdit ile karşı karşıya kalacağı bir ülkeye gönderilemez… Türkiye 1945 yılında ‘Boraltan Köprüsü’ acısını yaşamış bir ülkedir.</em></p>
<p><em>Sayın Cumhurbaşkanı, daha önce birçok konuşmanızda, Boraltan Köprüsü’nde Sovyet askerlerine teslim edilen ve kurşuna dizilen 144 Azerbaycanlı kardeşimizin acısına değindiniz. Ve içimizi dağlayan ‘Boraltan Ağıtı’nı bile okudunuz.”</em></p>
<p><strong><em>“Boraltan Köprüsü”</em> olayı</strong></p>
<p>DP Tekirdağ milletvekili Şevket Mocan ilk kez TBMM’de 18.07. 951 tarihli önergede:</p>
<p><em>“1. Muhtelif tarihlerde memleketimizde siyasi mültecilik haklarına dayanarak iltica eden 156 mültecinin 1947 senesinde, milletlerarası hukuk kaidelerine tamamen aykırı olarak Sovyet Rusya’ya teslim edildikleri doğru mudur?</em></p>
<p><em>2. Facia kurbanlarının sevk şekli de, kurban gönderilen mabudun usullerine uygun olmasından ve akıbetlerini görmesinden, teslim işinde vazifeli Yedek Subay Posta Müfettişi Reşat’ın asabi rahatsızlığa uğradığı ve sinir hastanelerinde elyevm tedavi olduğu doğru mudur?”</em></p>
<p>Adalet Bakanı cevabında:<em> “Ankara’daki Sovyet Se­fareti ile mütekabiliyet esasını tespit eden bir nota teatisi suretiyle 237 Sovyet askerî mültecisinden 195’i ilk parti olarak 6.8.1945 tarihinde Tıhmıs kapısından Sovyetlere iade edilmiştir.</em></p>
<p><em>Bu olayda kaç Azerbaycan Türk’ünün katledildiği maalesef tam olarak bilinmiyor. Farklı farklı söylemler mevcuttur. Fakat gerçek ortadadır. Soydaşlarımız düşmana teslim edilmiştir.</em></p>
<p><em>Karakol komutanı genç subayın gördüklerine dayanamayıp evine gittiğinde intihar ettiği de hala anlatılmaktadır.”</em>  Biz verdik, onlar aldı, vahşice katletti.</p>
<p><strong>SONUÇ:</strong> İran’da bin yıllık Türk hâkimiyeti ilk defa 1925’de İngiliz planıyla yıkıldı. Nüfusça daima çoğunlukta olan Türkler azınlık konumuna düştü. Ülkeye Fars ırkçılığı, dış desteklerle egemen oldu. Türkçe resmi ve eğitim dili olmaktan çıkarıldı. Haksızlıklara karşı çıkan Türkler, hep hukuk ve demokrasi yolunu seçti. Bazı topluluklar gibi teröre başvuranı hiç olmadı.  Rahim Cevatbeyli de bu mücadelede yerini aldı. Kimliği ve misyonu hakkında geçen yazımızda somut bilgiler verildi. Mahrumiyet içinde on beş yıldır, ülkesinden ve ailesinden uzaklarda yaşıyor. Türk dünyasına hizmetten başka sevdası olmayan, durmadan araştıran, yazan ve üreten biri.</p>
<p>Boraltan Köprüsü faciası yüreklerimizi yakıyor değil mi? Tarihten ders almayanların vay haline. Rahim Cevatbeyli bir kişi olabilir; fark eder mi? İnsanın, devletin, milletin ve hukukun haysiyeti ayaklar altına alınırsa, geriye ne kalır?</p>
<p><em>***</em></p>
<p>1.Gazi Üniversiteli gençlerin İnternet sitesi glokalturk.com haber yaptı:</p>
<p>2. İYİ Parti sözcüsü Buğra Kavuncu açıklaması yaptı,</p>
<p>3. Yeniçağ Gazetesi internet sitesinde açıklamayı manşete çekti,</p>
<p>4. Meral Akşener twit attı,</p>
<p>5. OdaTv bu twiti haber yaptı,</p>
<p>6. Millî Düşünce Merkezi saat 21&#8217;de #RahimCavadbeyliyeÖzgürlük tabelasıyla Twitter&#8217;de çalışma başlattı. Üç saat içinde 10 bini geçen twitle, Cavadbeyli Türkiye gündeminde altıncı sıraya çıktı.</p>
<p>Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, Millî Devlet Gazetesi, Ülkü-Der, Ahde Vefa Turan Derneği, Milli Devlet Gazetesi, Yeni Ufuk Dergisi, Sungur Türk Fikir Mecmuası, Anda Kardeşe Vefa Derneği, Mefkûre Mektebi, 14 Mart Tıbbiyeliler Derneği, Milli Mecmua, Edebice Dergisi, Kitap Şuuru, Eksen Eğitim Sendikası, Eksen Sağlık Sendikası, Genç Eksen, ILPEACE, Vaziyet sitesi, Turancı Hareket, Türkoloji, Üçtuğ, Türk Yurdu Kulübü ve daha birçok kuruluş ve kişi çalışmayı destekledi.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/cavatbeyli-turkiyenin-serefidir-sadi-somuncuoglu/">“Cavatbeyli Türkiye’nin şerefidir” Sadi Somuncuoğlu</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/cavatbeyli-turkiyenin-serefidir-sadi-somuncuoglu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kurban bedelinde zarurî artış</title>
		<link>https://millidusunce.com/vekaletle-kurban-kesimi-icin-duyuru/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/vekaletle-kurban-kesimi-icin-duyuru/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Milli Düşünce Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Aug 2018 10:33:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ZZManşet]]></category>
		<category><![CDATA[ZZMDM'den Duyurular]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://millidusunce.com/?p=7701</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gönüldaşlarımızın, kurbanlarının Kerkük’te kesilip Türkmenlere dağıtılması talebi üzerine, Kerkük’te vekâletle kesim yapılacaktır. Ekonomimizin durumu dolayısıyla 900 TL olarak açıkladığımız kurban bedelini 1000 TL'ye yükseltmek zorunda kaldık. Ayrıntı için tıklayınız.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/vekaletle-kurban-kesimi-icin-duyuru/">Kurban bedelinde zarurî artış</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fvekaletle-kurban-kesimi-icin-duyuru%2F&amp;linkname=Kurban%20bedelinde%20zarur%C3%AE%20art%C4%B1%C5%9F" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fvekaletle-kurban-kesimi-icin-duyuru%2F&amp;linkname=Kurban%20bedelinde%20zarur%C3%AE%20art%C4%B1%C5%9F" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fvekaletle-kurban-kesimi-icin-duyuru%2F&amp;linkname=Kurban%20bedelinde%20zarur%C3%AE%20art%C4%B1%C5%9F" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fvekaletle-kurban-kesimi-icin-duyuru%2F&amp;linkname=Kurban%20bedelinde%20zarur%C3%AE%20art%C4%B1%C5%9F" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fvekaletle-kurban-kesimi-icin-duyuru%2F&#038;title=Kurban%20bedelinde%20zarur%C3%AE%20art%C4%B1%C5%9F" data-a2a-url="https://millidusunce.com/vekaletle-kurban-kesimi-icin-duyuru/" data-a2a-title="Kurban bedelinde zarurî artış"></a></p><p>Mensuplarımız ve gönüldaşlarımız tarafından, kurbanlarının Kerkük’te kesilerek Türkmen kardeşlerimize dağıtılması talebi üzerine, Kerkük’te vekâletle kurban kesimi yapılarak dağıtılacaktır.</p>
<p><strong>Ekonomimizin yaşadığı olağanüstü durum dolayısıyla daha önce 900 TL olarak açıklanmış olan kurbanlık bedeli 1000 TL olarak değiştirilmek zorunda kalınmıştır.</strong></p>
<p>Talep sahipleri kurban bedelini, Genel Merkezimize elden verebileceği gibi, banka hesabımıza da yatırabilirler.</p>
<p>Banka aracılığı ile kurban bedeli yatıracak olanların açıklama bölümüne; isim ve cep telefonları ile “Kurban için” ibaresini mutlaka yazmaları gerekmektedir. Bağış yapan gönüldaşlarımız, Ali İhsan Bacalan’a vekâlet vermiş olacaktır. Ayrıca vekalet verme gereği de bulunmamaktadır.</p>
<p><strong>Kurban bedeli için son gün, banka aracılığı ile 17 Ağustos 2018 Cuma, bizzat Genel Merkezimize başvuru ile 18 Ağustos 2018 Cumartesi günüdür.</strong></p>
<p>Banka Hesap numarası <strong>(İBAN NU) TR08 0001 5001 5800 7299 3086 77</strong> (Düşünce Merkezi Derneği Hesabı Vakıfbank Yenişehir Ankara Şubesi)</p>
<p>Bilgi için telefonumuz:</p>
<p>0 312 231 3194</p>
<p>0 532 374 8437  (Ali İhsan BACALAN)</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/vekaletle-kurban-kesimi-icin-duyuru/">Kurban bedelinde zarurî artış</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/vekaletle-kurban-kesimi-icin-duyuru/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rahim Cavadbeyli Bir Azerbaycan Türk’üdür</title>
		<link>https://millidusunce.com/rahim-cavadbeyli-bir-azerbaycan-turkudur/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/rahim-cavadbeyli-bir-azerbaycan-turkudur/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Bican Ercilasun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Aug 2018 20:59:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[AHMET BİCAN ERCİLASUN]]></category>
		<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[ZZManşet]]></category>
		<category><![CDATA[ZZYAZARLARIMIZ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://millidusunce.com/?p=7722</guid>

					<description><![CDATA[<p>12 Ağustos 2018  Herkes Papaz Brunson ile meşgul. Bu adam, Türkiye’de ajanlık faaliyeti yaptığı iddiasıyla mahkemelerimizde yargılanıyor. ABD de “Adamın suçu yok, gönderin.” diye baskı yapıyor. Ülkemizin yöneticileri de bir yandan “Türk mahkemeleri bağımsızdır.” diyor, bir yandan da görüşmeler için ABD’ye heyet gönderiyor. Rahim Cavadbeyli ise bir Azerbaycan Türk’ü. Daha doğrusu Güney Azerbaycan’dan. Tebrizli. Dört [&#8230;]</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/rahim-cavadbeyli-bir-azerbaycan-turkudur/">Rahim Cavadbeyli Bir Azerbaycan Türk’üdür</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Frahim-cavadbeyli-bir-azerbaycan-turkudur%2F&amp;linkname=Rahim%20Cavadbeyli%20Bir%20Azerbaycan%20T%C3%BCrk%E2%80%99%C3%BCd%C3%BCr" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Frahim-cavadbeyli-bir-azerbaycan-turkudur%2F&amp;linkname=Rahim%20Cavadbeyli%20Bir%20Azerbaycan%20T%C3%BCrk%E2%80%99%C3%BCd%C3%BCr" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Frahim-cavadbeyli-bir-azerbaycan-turkudur%2F&amp;linkname=Rahim%20Cavadbeyli%20Bir%20Azerbaycan%20T%C3%BCrk%E2%80%99%C3%BCd%C3%BCr" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Frahim-cavadbeyli-bir-azerbaycan-turkudur%2F&amp;linkname=Rahim%20Cavadbeyli%20Bir%20Azerbaycan%20T%C3%BCrk%E2%80%99%C3%BCd%C3%BCr" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Frahim-cavadbeyli-bir-azerbaycan-turkudur%2F&#038;title=Rahim%20Cavadbeyli%20Bir%20Azerbaycan%20T%C3%BCrk%E2%80%99%C3%BCd%C3%BCr" data-a2a-url="https://millidusunce.com/rahim-cavadbeyli-bir-azerbaycan-turkudur/" data-a2a-title="Rahim Cavadbeyli Bir Azerbaycan Türk’üdür"></a></p><p style="text-align: right;"><b>12 Ağustos 2018</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span><span style="font-weight: 400;">Herkes Papaz Brunson ile meşgul. Bu adam, Türkiye’de ajanlık faaliyeti yaptığı iddiasıyla mahkemelerimizde yargılanıyor. ABD de “Adamın suçu yok, gönderin.” diye baskı yapıyor. Ülkemizin yöneticileri de bir yandan “Türk mahkemeleri bağımsızdır.” diyor, bir yandan da görüşmeler için ABD’ye heyet gönderiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Rahim Cavadbeyli ise bir Azerbaycan Türk’ü. Daha doğrusu Güney Azerbaycan’dan. Tebrizli. Dört yıldan beri Türkiye’de yaşıyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği Ofisi’nin gözetiminde. Yani “özgürlüğüne yönelik bir tehdit ile karşı karşıya kalacağı bir ülkeye gönderilemez.”  Statüsü böyle ama Cavadbeyli, 02 Ağustos 2018 Perşembe günü sorgusuz sualsiz gözetim altına alındı ve İran’a iade edilmek üzere Van ilindeki bekleme kampına gönderildi. İlkel ve zor şartlarda orada bekletiliyor. İran’a gönderilirse ne olacağı belli değil. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bütün basın Brunson diye yatıyor, Brunson diye kalkıyor ama İranlı bir Türk’ün durumundan hiç kimse haberdar değil. Rahim Cavadbeyli, İran yönetimi için sakıncalı ve şimdi oraya gönderilme tehlikesi ile karşı karşıya. Dört yıldır Türkiye’de güven içinde yaşıyordu. Üstelik Birleşmiş Milletler mültecilik statüsü taşıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Rahim ile bizim ne ilgimiz var? Önce Türk olduğu için ilgimiz var. Sonra Türk kültürü ve edebiyatıyla uğraştığı için ilgimiz var. Nasıl mı? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Edebiyata az çok yakınlığı olanlar Emine Işınsu adını herhâlde duymuş olmalılar. Onun romanlarından ikisi </span><i><span style="font-weight: 400;">Çiçekler Büyür</span></i><span style="font-weight: 400;"> ve </span><i><span style="font-weight: 400;">Cumhuriyet Türküsü.</span></i><span style="font-weight: 400;"> Şimdi bu kitaplar </span><i><span style="font-weight: 400;">Çiçekler Böyüyer</span></i><span style="font-weight: 400;"> ve </span><i><span style="font-weight: 400;">Cumhuriyet Mahnısı</span></i><span style="font-weight: 400;"> oldu. Rahim sayesinde Bakü’ye taşındı, Azerbaycan Türkçesine aktarıldı ve yeni isimleriyle orada basıldı. Cavadbeyli daha birçok eserin Azerbaycan ve İran’da, hatta Kerkük’te basılmasını sağladı. Biz bunun için Rahim’i tanıyor ve seviyoruz. Yakın Türk Dünyası arasında köprüler kuruyor. Şimdilik yakın Türk Dünyası. Daha sonra belki de biraz daha uzaklara açılacaktı. Ama işte şimdi Van’da bir kampta bekletiliyor. İran’a iade edilirse ne olacağı belli değil. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tuhaf bir ülke olduk. Burnumuzun dibindeki adalarda fiilî durum yaratılır, adalar işgal edilir, sesimizi çıkarmayız. Putin, Kırım’ı işgal eder, sineye çekeriz. Çin zulmünden kaçan Uygur Türklerini günlerce hava alanlarında bekletiriz. Türk vatandaşı Uygurların Doğu Türkistan ile ilgili faaliyetlerine yasak koyarız. Irak’tan, Suriye’den gelen Türkmenler bin bir sıkıntı çeker, milyonlarca Arap ellerini kollarını sallaya sallaya Türkiye’de dolaşır, her türlü hizmetten parasız yararlanır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bütün bunlar tuhaf değil mi? Kendimizi Türk hissetmiyor muyuz? Yoksa Arap mı hissediyoruz? Nedir bu Türk’e karşı, Türk olana karşı tutumumuz? Hani Türk misafirperverdi, civanmert idi, kendisine sığınanı düşmana iade etmezdi. Diziler filan çeviriyoruz, Türk’ün bu vasıflarını göstermek için. Fakat sıra uygulamaya gelince hiçbir devlete gücümüz yetmiyor. Çin elçiliği veya bir konsolosluk görevlisi “Şu toplantıyı Doğu Türkistan adıyla yapmayın.” diyor; hemen emniyetten veya ilgili kurumun yönetiminden haber geliyor, toplantı engelleniyor. Bu, bir devletin onuruna yakışır mı? Başka devletlerle onurlu, haysiyetli ilişkiler kurmayı ne zaman öğreneceğiz? İran bastırdı, tut, gönder Cavadbeyli’yi. Bu insan BM gözetiminde olduğu gibi bizim de haysiyetimizdir, şerefimizdir. Eğer bir suçu varsa o zaman yargılarsınız, Van’daki kampa göndermek ne oluyor? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Doğrusu bizim istihbarat organlarımıza da şaşıyorum. Bir bakıyorsunuz, istihbaratın en yüksek makamlarına gelmiş kişiler televizyonlarda PKK ağzıyla konuşuyor; Oslo’da PKK liderleriyle müzakereler yapıyor. Bir bakıyorsunuz bazı istihbarat elemanlarımız İmralı’dan Kandil’e mektup taşıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Güvenlik teşkilatlarımızın Türklüğe ve devlete bağlı, çağdaş yöntemlerle çalışan kurumlar olmasını hepimiz arzu ederiz. Güvenlik mensuplarının çoğunun da böyle olduğuna inanıyoruz. Ama işte belki kendilerine bağlı olmayan, daha yukarılardaki bir takım makamlardan gelen böyle tuhaf uygulamalar da var. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Rahim Cavadbeyli bir Azerbaycan Türk’üdür ve Türk’ün şefkatini görmeye hakkı vardır.  </span></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/rahim-cavadbeyli-bir-azerbaycan-turkudur/">Rahim Cavadbeyli Bir Azerbaycan Türk’üdür</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/rahim-cavadbeyli-bir-azerbaycan-turkudur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tebrizli Bir Türk&#8217;ün Hikâyesi&#8230; Sadi Somuncuoğlu</title>
		<link>https://millidusunce.com/tebrizli-bir-turkun-hikayesi-sadi-somuncuoglu/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/tebrizli-bir-turkun-hikayesi-sadi-somuncuoglu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sadi Somuncuoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Aug 2018 20:59:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[SADİ SOMUNCUOGLU]]></category>
		<category><![CDATA[ZZManşet]]></category>
		<category><![CDATA[ZZYAZARLARIMIZ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://millidusunce.com/?p=7719</guid>

					<description><![CDATA[<p>11 Ağustos 2018 Can sıkıcı bir olaydan, İran Türk’ü  Rahim Cavatbeyli’den bahsedeceğiz. İran’da Türklere yapılan baskılara karşı çıktığı için zor durumda kalınca Azerbaycan’a gitmek zorunda kalıyor.  Burada dört yıllık “Uluslararası Hukuk Fakültesi”ni bitiriyor. Sonra, Birleşmiş Milletlerin tanıdığı “mülteci” sıfatıyla Türkiye’ye gelerek Göç idaresinden aldığı ikamet izinleriyle, 3-4 yıldır Ankara’da yaşıyor. Türk Vatandaşlığı için yaptığı müracaatı [&#8230;]</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/tebrizli-bir-turkun-hikayesi-sadi-somuncuoglu/">Tebrizli Bir Türk&#8217;ün Hikâyesi&#8230; Sadi Somuncuoğlu</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ftebrizli-bir-turkun-hikayesi-sadi-somuncuoglu%2F&amp;linkname=Tebrizli%20Bir%20T%C3%BCrk%E2%80%99%C3%BCn%20Hik%C3%A2yesi%E2%80%A6%20Sadi%20Somuncuo%C4%9Flu" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ftebrizli-bir-turkun-hikayesi-sadi-somuncuoglu%2F&amp;linkname=Tebrizli%20Bir%20T%C3%BCrk%E2%80%99%C3%BCn%20Hik%C3%A2yesi%E2%80%A6%20Sadi%20Somuncuo%C4%9Flu" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ftebrizli-bir-turkun-hikayesi-sadi-somuncuoglu%2F&amp;linkname=Tebrizli%20Bir%20T%C3%BCrk%E2%80%99%C3%BCn%20Hik%C3%A2yesi%E2%80%A6%20Sadi%20Somuncuo%C4%9Flu" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ftebrizli-bir-turkun-hikayesi-sadi-somuncuoglu%2F&amp;linkname=Tebrizli%20Bir%20T%C3%BCrk%E2%80%99%C3%BCn%20Hik%C3%A2yesi%E2%80%A6%20Sadi%20Somuncuo%C4%9Flu" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ftebrizli-bir-turkun-hikayesi-sadi-somuncuoglu%2F&#038;title=Tebrizli%20Bir%20T%C3%BCrk%E2%80%99%C3%BCn%20Hik%C3%A2yesi%E2%80%A6%20Sadi%20Somuncuo%C4%9Flu" data-a2a-url="https://millidusunce.com/tebrizli-bir-turkun-hikayesi-sadi-somuncuoglu/" data-a2a-title="Tebrizli Bir Türk’ün Hikâyesi… Sadi Somuncuoğlu"></a></p><p style="text-align: right;">11 Ağustos 2018</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Can sıkıcı bir olaydan, İran Türk’ü  Rahim Cavatbeyli’den bahsedeceğiz. İran’da Türklere yapılan baskılara karşı çıktığı için zor durumda kalınca Azerbaycan’a gitmek zorunda kalıyor.  Burada dört yıllık </span><b><i>“Uluslararası Hukuk Fakültesi”</i></b><span style="font-weight: 400;">ni bitiriyor. Sonra, Birleşmiş Milletlerin tanıdığı </span><b><i>“mülteci”</i></b><span style="font-weight: 400;"> sıfatıyla Türkiye’ye gelerek Göç idaresinden aldığı ikamet izinleriyle, 3-4 yıldır Ankara’da yaşıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türk Vatandaşlığı için yaptığı müracaatı takip etmek üzere 2 Ağustos 2018 Perşembe günü Göç İdaresi Ankara İl Müdürlüğüne gittiğinde aniden gözaltına alındığı duyuldu. Oradan, Çankaya İlçesi Karakolunda götürüldü. Haber duyulunca, yakın arkadaşları karakola gitti, görevliler ve Cavatbeyli ile görüşüp meselenin aslını öğrenmeye çalıştı. Ama kimse bir şey bilmiyordu. Beni de iki defa arayan Rahim Cavaybeyli’ye </span><i><span style="font-weight: 400;">“bu durumu nasıl izah ediyorsun”</span></i><span style="font-weight: 400;"> dediğimde, şaşıp kaldığını, hiçbir şey bilmediğini söyleyerek bazı ihtimallerden bahsetti. İran tarafının kendisiyle ilgili olarak Tebriz’deki ailesine baskı yaptığından, zaman zaman Türkiye’deki İranlı öğrencilerle tartışmalarından söz etti. Karakolda bulunduğu süre içinde kendisine hiçbir açıklama yapılmadığı, suçlamaya dair bilgi verilmediği, savunmasının bile alınmadığından şikâyet etti. Karakolda beş gün kaldıktan sonra, altıncı gün bir uçakla Van iline götürüldüğü öğrenildi. Van’da </span><b><i>“mülteci”</i></b><span style="font-weight: 400;"> olduğu halde, binlerce kişinin kaldığı </span><b><i>“Sığınmacılar Kampına”</i></b><span style="font-weight: 400;"> konulduğu duyuldu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Rahim Cavatbeyli, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği Ofisinin gözetiminde ve </span><i><span style="font-weight: 400;">“özgürlüğüne yönelik bir tehdit ile karşı karşıya kalacağı bir ülkeye gönderilmeye karşı korunmalı”</span></i><span style="font-weight: 400;"> belgesine sahip bir mültecidir. BM’nin bu kararına rağmen İran’a iade edilmek üzere Van ilindeki binlerce sığınmacının ve kaçağın kaldığı kampta, çok ilkel ve zor şartlarda bekletildiği öğrenildi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cavatbeyli çok çalışkan, iyi bir araştırmacı ve yazardır. Ankara’da kaldığı üç-dört yıl içinde yaptığı çalışmalardan birkaç örnek verecek olursak: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1) T. C. Kültür Bakanlığı projesi çerçevesinde onlarca kültür, sanat ve bilim eserinin Azerbaycan ve İran Türkçesiyle, bu ülkelerde yayımlanmasını sağlamıştır. Bunlardan bazıları; Emine Işınsu, Prof. Dr. Mehmet Bayraktar, Dr. Orhan Yeniaras, Prof. Dr. İskender Öksüz, Sadi Somuncuoğlu, Mustafa Yörü’nün kitapları sayılabilir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2) Çeşitli dergilerde, Türk ve İran tarihiyle ilgili çok sayıda makaleleri yayımlanmıştır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">3) Rahmetli Hasan Celal Güzel’in </span><i><span style="font-weight: 400;">“Yeni Türkiye”</span></i><span style="font-weight: 400;"> dergisi için Ortadoğu ülkelerinde yayımlanmış İran Türklüğü ile ilgili makalelerin derlenmesi ve Türkçeye çevrilmesi sağlanmıştır. Grup çalışması olan ve 2000 sayfayı bulan bu makalelerin önemli bir bölümü yayımlanmıştır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">4) Kısa adıyla </span><i><span style="font-weight: 400;">“Kürtlerin Kökeni”</span></i><span style="font-weight: 400;"> kitabı yayımlanmıştır. Bu ese, (</span><i><span style="font-weight: 400;">“Kürt Topluluklarının Kökeni ve Mahabat Cumhuriyeti Gerçeği”</span></i><span style="font-weight: 400;"> adıyla ele alınmıştır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">5) Türk Milli Eğitim politikası ve müfredatı nasıl olmalı konulu, Selçuklu, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti dönemini inceleyerek hazırlanan ve yazımı tamamlanmak üzere olan grup çalışması. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">6) Geçen yıl başladığı, Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde </span><b><i>“Yüksek Lisans”</i></b><span style="font-weight: 400;"> çalışması.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> Rahim Cavatbeyli hakkında bildiklerimiz ve başına gelenlere dair duyduklarımız özetle böyle. Muradımız; yetkililerin bu meseleyi ciddiye alarak yeniden gözden geçirmeleridir. Bunun için mutlaka kendisiyle görüşerek gerçeğin ortaya çıkmasını sağlamalarıdır. Eğer bu yola gidilmezse, Cavatbeyli gibi Türk Dünyasına hizmeti amaç edinen bir Türk aydınının maruz kaldığı ağır muamele, millî vicdanda derin yaralar açacaktır. Kaybeden, düşmanlar değil biz olacağız. </span></p>
<h2>Geçmişini tenkit etmeyen, geçmişte yaşar</h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Manzaramız iyi değil. Memleketimiz her yönüyle çıkmazda. Yanlışlar, hatalar, gaflet ve dalalet kol geziyor. İhanet kâh saldırıda, kâh pusuda.  Çıkış yolu mu? Önce bu politikaların değişmesi lazım. </span><span style="font-weight: 400;">Cumhurbaşkanı Erdoğan dün, Türk Lirası&#8217;nın dolar karşısında rekor düzeyde değer kaybetmesinin ardından yaptığı açıklamada,</span><b><i> &#8220;Ekonomik savaşı kaybetmeyeceğiz&#8221; </i></b><span style="font-weight: 400;">ifadesini kullandı.</span> <span style="font-weight: 400;">AKP&#8217;li Turan, </span><b><i>&#8220;Dolar üç kuruş artacak, Türkiye batacak diye bir şey yok.</i></b> <b><i>Dolar toparlanacak, yatırımlarımız hız kesmeden devam edecek.”</i></b><span style="font-weight: 400;"> dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Soralım mı, nasıl diye?  Ne yapacağız da ekonomik savaşı kaybetmeyeceğiz? Ne yapacağız da dolar toparlanacak? Belli değil. Hamasetle olur mu? Asla. Bakınız bir yandan borç para peşinde koşarken, diğer yandan borçlanarak, </span><b><i>“Millet Bahçeleri, Millet Kıraathaneleri, olmazsa olmaz sayılan Kanal İstanbul gibi üretim değil de tüketim projelerini gerçekleştireceğiz öyle mi? </i></b><span style="font-weight: 400;"> 16 yılda 2,5 trilyon dolar harcamışız. Ama tek bir fabrika yapılmamış. Üstelik, Türkiye Cumhuriyetinin dünya çapındaki tesisleri, fabrikaları, büyük ekonomik kuruluşları horlanarak satıldı. Elde edilen 62 milyar dolar heba edildi. Bugün satılan rafineriler Türkiye’nin en büyük ekonomik kuruluşu oldu. 2018’in ilk altı ayında ihracatımız 82.2 milyar dolar, ithalatımız 123.0 milyar dolar. Açık 40.8 milyar dolar. Uygulanan ekonomik politikaların sonucu ortada.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu durumda tek ümit, İYİ Partinin toparlanmasında. Çünkü  her yöne doğru gelişme imkânı var. Diğer partilerin böyle bir şansı yok; donmuş durumdalar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yeter ki, yüksek bir şuurla, kararlılıkla ve azimle, “taşa taş gibi sarılınsın!”</span></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/tebrizli-bir-turkun-hikayesi-sadi-somuncuoglu/">Tebrizli Bir Türk&#8217;ün Hikâyesi&#8230; Sadi Somuncuoğlu</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/tebrizli-bir-turkun-hikayesi-sadi-somuncuoglu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Misyonerliği Kim Serbest Bıraktı?</title>
		<link>https://millidusunce.com/misyonerligi-kim-serbest-birakti-muyesser-yildiz-yazdi/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/misyonerligi-kim-serbest-birakti-muyesser-yildiz-yazdi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Müyesser Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Aug 2018 10:18:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[ZZManşet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://millidusunce.com/?p=7716</guid>

					<description><![CDATA[<p>Papaz Brunson olayının Türkiye ve ABD arasında krize yol açmasından sonra iktidar medyası, “Misyonerliği ve din adamlarının casusluk faaliyetlerini” hatırladı. Brunson iddianamesinde de görev yeri İzmir olmasına rağmen Papaz&#8217;ın, Doğu Anadolu&#8217;da Hristiyanlığı yaymak için çalıştığı suçlaması yer alıyor. Misyonerlik ve casusluk bağlantısını nereden biliyoruz? Osmanlı tarihinden. Osmanlı&#8217;da özellikle Tanzimat Fermanı&#8217;ndan sonra neler yaşandığını, Erdoğan’ın Başbakanlığı [&#8230;]</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/misyonerligi-kim-serbest-birakti-muyesser-yildiz-yazdi/">Misyonerliği Kim Serbest Bıraktı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisyonerligi-kim-serbest-birakti-muyesser-yildiz-yazdi%2F&amp;linkname=Misyonerli%C4%9Fi%20Kim%20Serbest%20B%C4%B1rakt%C4%B1%3F" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisyonerligi-kim-serbest-birakti-muyesser-yildiz-yazdi%2F&amp;linkname=Misyonerli%C4%9Fi%20Kim%20Serbest%20B%C4%B1rakt%C4%B1%3F" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisyonerligi-kim-serbest-birakti-muyesser-yildiz-yazdi%2F&amp;linkname=Misyonerli%C4%9Fi%20Kim%20Serbest%20B%C4%B1rakt%C4%B1%3F" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisyonerligi-kim-serbest-birakti-muyesser-yildiz-yazdi%2F&amp;linkname=Misyonerli%C4%9Fi%20Kim%20Serbest%20B%C4%B1rakt%C4%B1%3F" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisyonerligi-kim-serbest-birakti-muyesser-yildiz-yazdi%2F&#038;title=Misyonerli%C4%9Fi%20Kim%20Serbest%20B%C4%B1rakt%C4%B1%3F" data-a2a-url="https://millidusunce.com/misyonerligi-kim-serbest-birakti-muyesser-yildiz-yazdi/" data-a2a-title="Misyonerliği Kim Serbest Bıraktı?"></a></p><p>Papaz Brunson olayının Türkiye ve ABD arasında krize yol açmasından sonra iktidar medyası, <em>“Misyonerliği ve din adamlarının casusluk faaliyetlerini”</em> hatırladı.</p>
<p>Brunson iddianamesinde de görev yeri İzmir olmasına rağmen Papaz&#8217;ın, Doğu Anadolu&#8217;da Hristiyanlığı yaymak için çalıştığı suçlaması yer alıyor.</p>
<p>Misyonerlik ve casusluk bağlantısını nereden biliyoruz? Osmanlı tarihinden.</p>
<p>Osmanlı&#8217;da özellikle Tanzimat Fermanı&#8217;ndan sonra neler yaşandığını, Erdoğan’ın Başbakanlığı döneminde Başdanışmanlık ve Başbakanlık İnsan Hakları Kurulu Başkanlığı yapan Prof. Dr. Hasan Tahsin Fendoğlu&#8217;nun 2007&#8217;de yayınlanan <em>“Türkiye&#8217;nin Demokratik Gelişimi ve Avrupa Birliği”</em> isimli kitabından özetleyelim:</p>
<p>&#8211; <em>Tanzimat dönemine kadar sadece belirli yerlerde çan çalınırdı. Tanzimat’la birlikte azınlıkların bulunduğu her yerde çan çalmaya başladı&#8230;</em></p>
<p>&#8211; <em>19. yüzyılın ilk çeyreğinde ABCEM (American Board of Commissioners for Foreign Missions), Anadolu’ya ayak bastı, özellikle gayrımüslimlerle ilgilendiler. Onları, Türklerden kurtarmak istiyorlardı. Bu nedenle Robert College, ABD lehine istihbarat sağlamasını da amaçlayarak, 1863’te kuruldu… </em></p>
<p>&#8211; <em>Tanzimat Fermanı sonrasında Trabzon&#8217;da 40 yılda 1000’e yakın yeni Ortodoks Kilisesi yapılmıştı… </em></p>
<p>&#8211;<em> 1850’de Babıali, Protestan Kilisesini de tanıdı ve Protestanlar ayrı bir millet statüsünü kazandı. Protestanlık, İmparatorluk coğrafyasına yayılmaya başladı. Protestanlığı, ABD misyonerliği yayıyordu. Protestanlığın hamisi İngiliz diplomasisi ve ABD misyonerleriydi… </em></p>
<p>&#8211; <em>Esasen Osmanlı’yı yıkan nedenlerden biri de Tanzimat sürecinde gayrimüslimlere verilen ödünler ve Batı devletlerinin dini gruplar, kişiler ve azınlıklar bahanesiyle Osmanlı&#8217;nın içişlerine müdahale etmesidir…</em></p>
<p>Prof. Fendoğlu, Yunanistan&#8217;ın bağımsızlığını sağlayan 1821 Mora isyanın Papazlar tarafından başlatıldığını da vurgulamıştı. Hemen bu örnekten günümüze gelelim.</p>
<p>Lozan&#8217;a aykırı olmasına rağmen 2004&#8217;te Fener Rum Patrikhanesi Kutsal Meclisi&#8217;ne Türk vatandaşı olmayan piskoposlar atandı. Dönemin Başbakanı Erdoğan, buna<em> “göz yumduklarını”</em> açıklarken, ABD 2008 Dini Özgürlükler Raporu&#8217;nda söz konusu gelişme, <em>“Ülkenin 80 yıllık tarihinde bir ilk”</em> olarak nitelendirildi. Patrik Bartholomeos&#8217;un Türkiye&#8217;ye hiç bilgi vermeden Meclis&#8217;e atadığı isimlerden birisi ABD Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu Demetrios’du. İşte bu Dimitrios 25 Mart 2009&#8217;da Beyaz Saray’daki Yunan Milli Günü resepsiyonunda Obama&#8217;ya, <em>“Fener Rum Patrikhanesi, Kıbrıs ve Makedonya konularında Büyük İskender gibi davranıp, Gordion Düğümü’nü kesmesi”</em> tavsiyesinde bulundu. 2010&#8217;daki resepsiyonda ise Osmanlı’yı ve Osmanlı Ordusunu yerden yere vurdu. Bu konuşmasından dolayı Papaza teşekkür eden Obama da Yunan’ın, Osmanlı’ya isyanını, <em>“189 yıl önce bir başka piskopos, dağlardaki bir manastırda ayağa kalktı, Yunan bayrağını eline alarak, bağımsızlık ilân etti ve demokrasinin beşiğinde yeniden demokrasiyi temin etmek için mücadeleye başladı. Burada sadece kısa bir anı kutlamayacağız, aynı zamanda Yunanistan ve halkını tanımlayan o ruhu da hatırlayacağız…”</em> diye övdü.</p>
<h2>Roosvelt Misyoner Okulları İçin İzmir&#8217;i Bombalayacaktı</h2>
<p>Osmanlı dönemindeki misyonerlik faaliyetlerinden birkaç not daha aktaralım.</p>
<p>&#8211; <em>1878 Berlin Konferansı&#8217;yla misyonerliğin iyice serbest bırakıldığı, Hilafetin başkentinde dahi Hıristiyanlık propagandası yapıldığı,</em></p>
<p>&#8211; <em>Misyoner Dr. Koelle&#8217;in İstanbul’da suçüstü yakalanmasının, Osmanlı Devleti ile İngiltere arasında büyük bir diplomatik krize sebep olduğu,</em></p>
<p>&#8211; <em>ABD Başkanı Roosevelt’in misyonerlik okullarının serbest bırakılması konusunda ne kadar ciddi olduğunu göstermek için 1904&#8217;te gemilerini İstanbul&#8217;a yolladığı, hatta İzmir&#8217;in bombalanmasını emrettiği, bunun üzerine Sultan Abdülhamid&#8217;in meselenin çatışmaya gerek kalmadan halli için ABD Büyükelçisi Leishmann’ı çağırıp, “Misyoner okullarının kapitülasyon haklarından yararlandırılacağı” sözünü verdiği anlatılır.</em></p>
<p>Fener Rum ve Ermeni Patrikhanelerinin, Milli Mücadele karşıtı faaliyetlerini ise Sevr tutanakları ile Nutuk&#8217;tan yeterince biliyoruz.</p>
<h2>Misyonerlik Okulları Bu Yüzden Kapatıldı</h2>
<p>Lozan&#8217;da ülkemizde sadece üç grubun (<em>Rum, Ermeni, Yahudi</em>) azınlık kabul edilmesinin, Fener Rum Patrikhanesi&#8217;nin Türk kurumu sayılıp, Patriğin yetkilerinin İstanbul&#8217;daki Rum azınlıkla sınırlı tutulmasının, misyonerliğin yasaklanması ve okullarının kapatılıp, Tevhid-i Tedrisat Kanunu&#8217;nun (<em>Eğitimde birlik</em>) benimsenmesinin, Vakıflar hukukunda düzenlemeye gidilmesinin ana sebebi işte gerideki bu acı tecrübelerdir.</p>
<p>Bir vakitler Türkiye&#8217;nin<em> “Kırmızı Kitabı” </em>olarak bilinen Milli Güvenlik Siyaset Belgelerinde, <em>“Hıristiyan misyonerlik faaliyetlerinin” </em>iç tehditler arasında sayılmasının sebebi de buydu.</p>
<p>Ne var ki, AB ve ABD, özellikle 2002’den sonra <em>“Dini özgürlükler”</em> adı altında <em>“Tarihin tekerrürü”</em> niteliğinde taleplerde bulunmaya başladı.</p>
<p>&#8211; <em>Protestanlar, Yehova Şahitleri, Bahailer, Aleviler, Kürtler, Yezidiler, Çerkezler&#8217;in de azınlık sayılması,</em></p>
<p>&#8211; <em>Misyonerliğin serbest bırakılıp, yasal güvenceye kavuşturulması,</em></p>
<p>&#8211; <em>Kaçak kiliselerin yasallaştırılması,</em></p>
<p>&#8211; <em>Fener-Rum Patrikhanesi’nin “ekümenikliğinin” tanınması,</em></p>
<p>&#8211; <em>Ruhban Okulu&#8217;nun devletimiz ve hukuk sistemimizin denetimi dışında uluslararası nitelikte açılması,</em></p>
<p>&#8211; <em>Türk vatandaşı olmayan din adamlarının Türkiye&#8217;de serbestçe görev yapması,</em></p>
<p>&#8211; <em>Nüfus cüzdanlarındaki din hanesinin kaldırılması,</em></p>
<p>&#8211; <em>Azınlıkların geçmişte kendilerine ait olduğunu öne sürdüğü tüm mülklerin iadesi edilmesi gibi&#8230; </em></p>
<p>Ünlü Siirt konuşmasında, <em>“Benim referansım İslam’dır… Bu ülkede, azınlıklara tanınan tüm haklar, bu ülkenin gerçek sahiplerine de tanınacak”</em> diyen Erdoğan&#8217;ın iktidarları döneminde,<em> “Tüm dinlere eşit mesafedeyim&#8230; Dinsel milliyetçiliğe karşıyım&#8230; İnancına güvenen, inanç özgürlüğünden korkmaz”</em> anlayışı ile söz konusu taleplerin çok büyük bölümünün hukuken veya fiilen karşılandığını hatırlatalım.</p>
<p>Yine birkaç çarpıcı örnek:</p>
<p>2012 yılında Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Mardin&#8217;deki Süryani Manastırı davasında arazilerin Hazine&#8217;ye ait olduğu yönünde karar aldığı halde, daha sonra bu araziler iktidarın kararıyla Manastıra verildi&#8230;</p>
<p>Papaz Brunson vesilesiyle misyonerlik ve kilise faaliyetlerini konuştuğumuz bu günlerde; Daha 1 ay kadar önce Vakıflar Genel Müdürlüğü&#8217;nün, kendi idaresindeki kilise, sinagog gibi ibadethanelerin azınlık vakıflarına bedelsiz olarak tahsis edilmesini kararlaştırdığını ve Genel Müdür Adnan Ertem&#8217;in,<em> “Azınlıklarla ilgili müspet anlamda yaptığımız bütün düzenlemeler Avrupa&#8217;nın Türkiye&#8217;ye bakışı anlamında olumlu sonuçlar doğuruyor”</em> dediğini de kaydedelim.</p>
<p>Brunson&#8217;un <em>“Misyonerlik ve casusluk”</em> faaliyetlerinin arkasında ABD&#8217;yi arıyoruz ya; Adamlar ne yaptıklarını hiç gizlemedi ki!.. Dini Özgürlükler Raporlarına, <em>“ABD Büyükelçisi, İstanbul’daki ABD Başkonsolosluğu ve Adana Konsolosluğu personeli Müslüman çoğunluk ve diğer dini gruplarla yakın ilişkilerini sürdürmüştür” </em>diye açıkça yazmadılar mı? Hatay&#8217;a gidip, Alevi dedelerini ziyaret eden Clinton döneminin Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Nicholas Burns&#8217;ın, <em>“Size haksızlık yapılıyor. Haklarınızı savunun” </em>dediğini duymadık mı? Veya Papa 16. Benedict’in Kasım 2006’daki Türkiye ziyareti öncesinde Vatikan, şu açıklamayı yapmadı mı?</p>
<p><em>“Papa öncelikli olarak Fener Rum Patriği Bartholomeos’u güçlendirmek amacıyla Türkiye’yi ziyaret etmek istiyor… Bu ziyaret Patriği, Katolikleri ve inançlarını kolay olmayan şartlarda yaşayan tüm diğer Hıristiyanları desteklemek için bir fırsat olacak… Ziyaret, Hıristiyan okulları ve kiliseler üzerindeki kısıtlamaların azaltılması için Türkiye’ye baskı yapmada kullanılacak…Papa’nın Türkiye’de bir Hıristiyan mirası bulunduğunu netleştirmesi gerekiyor… Vatikan Türkiye’deki Hıristiyan mirasını korumaya yardımcı olmak istiyor.”</em></p>
<h2><strong>Misyonerlik Uyarısı Yapılınca</strong></h2>
<p>Misyonerlik faaliyetlerine dönersek; Şunlar yaşandı:</p>
<p>2005&#8217;te dönemin Diyanet&#8217;ten sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Aydın, TBMM Genel Kurulu&#8217;nda misyonerlik faaliyetleri hakkında bir konuşma yaptı. Bu arada Çanakkale Şehitler Haftası dolayısıyla camilerde okutulan hutbede, <em>“Tarihte olduğu gibi günümüzde de aynı güçler, İslam’ı çıkarları ve egemenlikleri karşısında en büyük engel gördükleri için insanlarımızı dinlerinden koparmak amacıyla planlı ve organize biçimde çalışmaktadırlar” </em>ifadesi yer aldı.</p>
<p>Bunun üzerine dönemin ABD Büyükelçisi Eric Edelman, Aydın&#8217;ı önce sözlü, sonra diplomasiye sığmayan bir mektupla uyardı&#8230; Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu&#8217;nu ziyaret eden AB Büyükelçisi Kretchmer,<em> “Laik bir kurum nasıl olur da, İslâm yegâne hak dindir, diyebilir?”</em> sözleriyle tepki gösterdi&#8230; AB Büyükelçileri yemeğinde Belçika Büyükelçisi Jan Mattysen de Erdoğan&#8217;a, <em>“Niçin Devlet Bakanı Mehmet Aydın, TBMM’de misyonerlik konusunu tartışıyor ve 368 kişinin Hıristiyanlığa geçmesini gündeme getiriyor?” </em>diye sordu.</p>
<p>Yine 2005; Dönemin AKP Adıyaman Milletvekili Mahmut Göksu, ülkemizdeki misyonerlik çalışmalarını öğrenmek için İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu&#8217;ya yazılı bir soru önergesi verdi. Önergeye cevabında Aksu, özetle şunları anlattı:</p>
<p><em>“1997-2004 yılları arasındaki 7 yılda 344 kişi Müslümanlıktan, başka dinlere geçti. Din değiştirmek, kişinin istek ve beyanına bağlıdır. Kişinin, din değiştirdiğini yetkili makamlara beyan etmesi halinde din değişikliği yapılmaktadır. Yetkili makamlara müracaat edilmediği takdirde din değişikliğinin bilinmesi mümkün değildir. Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan din ve vicdan hürriyetini suiistimal eden bazı dini gruplara (Protestanlar, Yehova Şahitleri, Bahailer vb.) mensup yabancı uyruklu veya Türk vatandaşı olan şahısların, yasalara aykırı faaliyetleri ile ilgili olarak, güvenlik birimlerince Cumhuriyet savcılıklarına suç duyurusunda bulunulmaktadır. Türkiye’de misyonerlerin sayısı belli değildir. Misyonerlerin sayısını tespit etmek de mümkün değildir. Misyonerlik faaliyetleri, gizlilik içinde yürütüldüğünden, harcanan paranın miktarı konusunda net rakam vermek mümkün değildir. Türkiye’deki misyonerlerin çalışma yöntemleri herkes tarafından bilinmektedir Misyonerler, daha çok yoksul ailelere ve çocuklarına, etnik, mezhep, kültürel açıdan farklı gruplar ile deprem, sel felaketi gibi doğal afetlere maruz kalan insanlara yönelik faaliyetlerde bulunmak suretiyle çalışmalarını sürdürmektedir.” </em></p>
<p>Ülkemizdeki misyoner sayısının bilinmemesinin üzerinde duralım; Biz bilmiyoruz, ama ABD biliyor. Dışişleri Bakanlığı&#8217;nca hazırlanan Dini Özgürlükler Raporlarında, 2003 yılına kadar <em>“Misyoner sayısının bilinmediği”</em> belirtilirken, bu yıldan sonraki raporlarda, Türkiye&#8217;de <em>“Bin 100 misyonerin faaliyet gösterdiği”</em> de açıkça yazıldı.</p>
<p>2005-2006&#8217;da kaçak kiliselere ve apartman kiliselerine izin verilip, yasallaşan misyonerlik faaliyetlerine tepki gösterilince dönemin Başbakanı Erdoğan şöyle kızdı:</p>
<p><em>“Düşman icat etmeyin… Biz inancımızdan eminiz.” </em></p>
<p>Misyonerliği <em>“fikir özgürlüğü”</em> sayıp, azınlık ve yabancı okullarına yeni imtiyazlar tanıyan dönemin Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik de, şunları söyledi:</p>
<p><em>“Aman kilise açıldı, memleket elden gitti&#8230; Bir yere gitmez. Siz çocuklarınıza aşı yaparsanız salgın hastalıktan korkmazsınız. Osmanlı’nın son zamanlarında ülkenin bir başından bir başına Hıristiyanlığı yayma cemiyetleri vardı. Ama kimse Hıristiyan falan olmuyordu. Niye? Osmanlı toplumu aşılı bir toplumdu da onun için. Kendi çocuklarınıza dinlerini adam akıllı öğretmezseniz, misyoneri de gelir, yel de gelir alır, sel de gelir alır. Problemi, oradaki eksikliği kendimizde arayalım. ‘Din elden gidiyor, Avrupalılar şöyle yapıyor’&#8230;Geçin bunları.”</em></p>
<p>Netice-i kelam; Tamam çuvaldızı ABD&#8217;ye, Rahip Brunson&#8217;a batırıp, kızalım, ama alenen bir casusluk faaliyeti olan misyonerliğin neden serbest bırakıldığını sorup, iğneyi kendimize de batırmamız gerekmiyor mu?</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/misyonerligi-kim-serbest-birakti-muyesser-yildiz-yazdi/">Misyonerliği Kim Serbest Bıraktı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/misyonerligi-kim-serbest-birakti-muyesser-yildiz-yazdi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ravza-i Mutahhara’daki Türkler&#8230; Talat Şalk yazdı</title>
		<link>https://millidusunce.com/ravza-i-mutahharadaki-turkler-talat-salk-yazdi/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/ravza-i-mutahharadaki-turkler-talat-salk-yazdi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Talat Şalk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Aug 2018 10:17:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Talat Şalk]]></category>
		<category><![CDATA[ZZManşet]]></category>
		<category><![CDATA[ZZYAZARLARIMIZ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://millidusunce.com/?p=7709</guid>

					<description><![CDATA[<p>7 Ağustos 2018 Değerli romancı Orhan Yeniaras’ın Fahrettin Paşa’nın Medine Müdafaası romanında, askerimizin 1’inci Cihan Savaşı’ndaki, Suriye’deki muharebeleri anlatılmaktadır. Osmanlı Devletinin girmek zorunda bırakıldığı 1’inci Cihan Savaşı’nda askerimiz çok büyük kahramanlıklar göstermiştir. Çanakkale’de destan yazmış, Yemen’de kırılmış, her cephede kahramanca savaşmış fakat devletinin yıkılmasını yine de önleyememiştir. 621 yıllık Osmanlı Devleti tarihi, karada ve denizlerde [&#8230;]</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ravza-i-mutahharadaki-turkler-talat-salk-yazdi/">Ravza-i Mutahhara’daki Türkler&#8230; Talat Şalk yazdı</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fravza-i-mutahharadaki-turkler-talat-salk-yazdi%2F&amp;linkname=Ravza-i%20Mutahhara%E2%80%99daki%20T%C3%BCrkler%E2%80%A6%20Talat%20%C5%9Ealk%20yazd%C4%B1" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fravza-i-mutahharadaki-turkler-talat-salk-yazdi%2F&amp;linkname=Ravza-i%20Mutahhara%E2%80%99daki%20T%C3%BCrkler%E2%80%A6%20Talat%20%C5%9Ealk%20yazd%C4%B1" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fravza-i-mutahharadaki-turkler-talat-salk-yazdi%2F&amp;linkname=Ravza-i%20Mutahhara%E2%80%99daki%20T%C3%BCrkler%E2%80%A6%20Talat%20%C5%9Ealk%20yazd%C4%B1" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fravza-i-mutahharadaki-turkler-talat-salk-yazdi%2F&amp;linkname=Ravza-i%20Mutahhara%E2%80%99daki%20T%C3%BCrkler%E2%80%A6%20Talat%20%C5%9Ealk%20yazd%C4%B1" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fravza-i-mutahharadaki-turkler-talat-salk-yazdi%2F&#038;title=Ravza-i%20Mutahhara%E2%80%99daki%20T%C3%BCrkler%E2%80%A6%20Talat%20%C5%9Ealk%20yazd%C4%B1" data-a2a-url="https://millidusunce.com/ravza-i-mutahharadaki-turkler-talat-salk-yazdi/" data-a2a-title="Ravza-i Mutahhara’daki Türkler… Talat Şalk yazdı"></a></p><p style="text-align: right;">7 Ağustos 2018</p>
<p>Değerli romancı Orhan Yeniaras’ın Fahrettin Paşa’nın Medine Müdafaası romanında, askerimizin 1’inci Cihan Savaşı’ndaki, Suriye’deki muharebeleri anlatılmaktadır.</p>
<p>Osmanlı Devletinin girmek zorunda bırakıldığı 1’inci Cihan Savaşı’nda askerimiz çok büyük kahramanlıklar göstermiştir. Çanakkale’de destan yazmış, Yemen’de kırılmış, her cephede kahramanca savaşmış fakat devletinin yıkılmasını yine de önleyememiştir.</p>
<p>621 yıllık Osmanlı Devleti tarihi, karada ve denizlerde kazanılan büyük zaferlerle süslenmiştir. Ancak 1’inci Cihan Savaşı’nda artık, imparatorluk son anlarını yaşamaktadır. Son anlarında da düşmanlarını bile hayran bırakan kahramanlıkla savaşmış, yıkılışında da destansı kahramanlıklar göstermiştir.</p>
<p>Bir yiğit, nasıl girdiği çeşitli savaşlarda büyük kahramanlıklar göstermiş sonunda da kahramanca savaşarak şehit olmuşsa, Devlet-i Aliye’nin yıkılışını da bir kahramanın ölümüne benzetebiliriz.</p>
<h2>Tarihimiz kahramanlıklarla doludur</h2>
<p>Tarihimizde bu çeşit kahramanlar çoktur. Barbaros Hayrettin Paşa’nın ağabeyi olan Cezayir’de müstakil devlet kuran Oruç Reis de bunlardan biridir.</p>
<p>Oruç Reis, Tlemsen’i fethetmiştir. Tlemsen, Kuzey Afrika’da stratejik öneme haiz bir kaledir. İspanya bu kalenin alınmasını mutlak surette istemektedir. Kalenin üzerine kalabalık bir ordu gönderir. Kalabalık İspanyol Ordusu Tlemsen’e gelince, kalede bulunan Arap savaşçılar kaleyi hemen terk ederler. Reis’in yanında az sayıda Türk levendi kalmıştır. İspanyollar teslim olmasını teklif ederler. Oruç Reis teklifi ret eder. Leventlerin azlığına rağmen, İspanyollar kaleye giremezler. Ancak leventlerden yarısından çoğu şehit olmuştur. Yaralılar da vardır. Oruç Reis kaleden çıkmayı ve kaçmayı planlar. Planını uygular. Düşman hatlarının zayıf bulunduğu bir yerden kuşatmayı deler ve leventleri ile uzaklaşır. Fakat, İspanyollar Oruç Reis’in kaleden ayrıldığını ve kaçtığını anlamıştır. Hemen arkasına düşerler.</p>
<p>Yiğitlerinin Reis Baba diye isimlendirdiği Oruç Reis’in leventleri yorgundur. İçlerinde yaralılar da vardır. Önlerinde bir köprü vardır. O köprüyü geçerlerse kurtulacakları muhakkaktır. Oruç Reis köprüyü geçmiştir. Fakat İspanyollar arkada kalan yorgun ve yaralı leventlere yetişmişlerdir. “Baba Reis bizi bırakır da nereye gidersin?“ diye seslenirler. Leventlerinin yardım istediği Oruç Reis hemen geri döner, yardımlarına koşar.</p>
<p>Çarpışma çok çetin olur, yaralı leventler aslanlar gibi çarpışırlar, hepsi teker teker şehit olur. Oruç Reis, İspanyol Ordusu’nun karşısında tek başına kalmıştır. İspanyollar askerleri bu tek kollu kahramanın karşısında aciz kalmışlardır, uzaktan kargı atarak şehit ederler.</p>
<p>Fakat Oruç Reis’in kahramanlığına hepsi hayran kalmıştır. Kumandanlarının emriyle yerde cansız yatan bu büyük kahramanı silahlarıyla selamlarlar.</p>
<p>Tarihi zaferlerle süslü Osmanlı Devleti’nin yıkılışı da muhteşem olmuştur. Yıkılmamak için direnmiş, büyük zaferler kazanmıştır. İşte bu sebeple, ben, Osmanlı Türk Cihan Devleti’nin yıkılışını büyük kahramanlarımızın ölümüne benzetiyorum.</p>
<h2>Cihan harbinde casuslar savaşı</h2>
<p>Romanda, askerimizin Suriye cephesindeki savaşları anlatılıyor. Suriye cephesinde de çok başarılıyız. Kut-ül Amare Muharebesi, Suriye Cephesinde İngilizlerle yapılmıştır. Mehmetçik Kut’ül Amare’de İngiliz Ordusu’nu mağlup etmiş, büyük bir zafer kazanmıştır. 13 bin İngiliz askeri generalleri ile birlikte teslim alınmıştır.</p>
<p>Kut’ül Amare Muharebesi’nde ordumuzu Enver Paşa’nın kendisinden yaşça küçük olan amcası Halit Paşa yönetmiştir.  Kitapta Kut’ül Amare Muharebesi anlatılmamaktadır. Kitabın kahramanları yaşamış gerçek kahramanlardır. Kitabın yazarı Orhan Yeniaras ile konuştum. Romanın kahramanlarında Kara Memil’in soyu bugün İstanbul’da yaşamaktadır.</p>
<p>Kara Memil, Teşkilat-ı Mahsusa’nın başkanı Kuşçubaşı Eşref’in emrinde çalışan kahraman bir askerdir. Askerliğe er olarak girmiş, gösterdiği üstün başarılar sebebiyle albay rütbesine kadar yükseltilmiştir. Görevini eksiksiz yapmak için her tehlikeyi göze alır. Vatanını savunmak için ölümü göze alan bu kahraman adam, cephede göğüs göğüse savaştığı düşmanlarına karşı da anlayışlı ve alicenaptır.</p>
<p>İngilizlerin meşhur Lawrence’in yakın dostu bombacı Newcombe vardır. Görevleri icabı Kara Memil’le iki defa karşı karşıya gelirler. Öldürecek pozisyonda iken, görevini yapıyor düşüncesi ile Kara Memil, Newcombe’yi öldürmez. Medine savunması sırasında bombacı ile bir daha karşılaşırlar ve Newcombe’yi esir alır. Bombacı öldürüleceğini düşünmektedir. Kara Memil bombacıyı yine öldürmez.</p>
<p>Aradan yıllar geçer, 1’inci Cihan Savaşı bitmiş, Osmanlı Türk Cihan Devleti yıkılmış, Cumhuriyet kurulmuştur. Bombacı Newcombe evlenmiştir. Karısına başından geçenleri anlatır “Ben insanlığı Türklerden öğrendim” diyecektir. Kara Memil’i ziyaret etmek için İstanbul’a gelir. Kara Memil görevi sebebiyle Rusya’da olduğu için görüşemezler. Bombacı İstanbul’da Kara Memil’in yakın arkadaşlarından yine Teşkilat-ı Mahsusa’da çalışan Malaka Mustafa’yı bulur. Malaka Mustafa bu eski düşmanını bir hafta kadar evinde ağırlar.</p>
<p>Suriye’de İngilizlerin iyi yetişmiş casusları vardır ve başarılı olmalarında casusluk teşkilatlarının önemi büyüktür. Bizim Teşkilat- Mahsusa’mız da Suriye’de önemli işler başarmış. İngilizlerin birçok hamlesini boşa çıkarmıştır.</p>
<p>Kızıldeniz kıyısındaki Yenbu kenti stratejik bir öneme haizdir. İngilizler bu kenti ele geçirmek istemektedirler. Kentte, hangi mezhepten olursa olsun bütün kent sahiplerinin sevdiği, Merkez Cami İmamı Seyit Süleyman Efendi vardır. Seyit Süleyman Efendi Şafi mezhebinden olmasına rağmen, kentin Şiileri de, Malikileri de kendini sever sayardı. Yenbu da iç barışın simgesi gibidir. İngilizler, Seyit Süleyman Efendi öldürülürse kentin karışacağını ve şehrin bu surette kolayca düşürüleceğini hesaplamışlardı.</p>
<p>Öyle de oldu. Bir gece Seyit Süleyman Efendi kimin attığı belli olmayan bir kurşunla öldürüldü. Aynı gün İngilizler uçaktan, Süleyman Efendi’yi öldürenin Terzi Ali Hasan olduğunu yazan bildirileri Yenbu üzerine bıraktılar. Terzi Ali Hasan Efendi, Şiilerin seyit olduğuna inandıkları itibarlı bir esnaftı. Şiiler ile Şafi ve Malikilerin kapışması an meselesi idi.</p>
<p>Kara Memil hemen bir plan yaptı. Yenbu Kumandanı da tanıdığı biri idi. Yenbu kumandanı dağıtılan bildirileri toplatmak istiyordu. Bildirilerin toplatılmasına mani oldu. Bu arada Yenbu da kendisi ile bulunan fakat kendisi ile birlikte gözükmeyen emrinde çalışan Malaka Mustafa’ya gitti. Malaka Mustafa sarı saçlı ve mavi gözlüydü. Arkadaşına planını anlattı. “Biraz İngiliz’e benziyorsun seni Seyit Süleyman’ı öldüren kişi olarak tutuklayacağım. Sen de herkesin önünde Seyit Süleyman’ın Allenby’nin emriyle ben öldürdüm diye itirafta bulunacaksın. Seni cezaevine koyacaklar. Ben seni cezaevinden kaçıracağım “ der.</p>
<p>Malaka Mustafa hiç itirazsız olur der. Tutuklanır, halkın önünde “Seyit Süleyman’ı aldığım emir üzerine ben öldürdüm” der ve cezaevine yollanır.</p>
<p>Kara Memil aynı gece Malaka Mustafa’yı cezaevinden gizlice kaçırır ve emniyette olacağı Medine’ye yollar.</p>
<p>Malaka Mustafa’nın yaptığı büyük fedakârlıktı. Kara Memil planında başarılı olmasa ve onu cezaevinden kaçıramasaydı öldürüleceği muhakkaktı. Teşkilat-ı Mahsusa’nın iki kahraman üyesinin, her türlü tehlike karşı yaptığı operasyonla halkın birbirine girmesi, belki yüzlerce insanın ölmesi önlenmiş. İngilizlerin oyunu bozulmuştu.</p>
<h2>Kahramanlar geçidi</h2>
<p>Burada Teşkilat-ı Mahsusa’nın diğer büyük bir kahramanından da bahsetmek isterim. Bu kahraman Tunuslu Zenci Musa’dır. Musa çok uzun boylu, çok kuvvetlidir. Çok da akıllıdır. Benim anladığım, Musa çok çok özel bir insandır. İstanbul işgal edildiğinde Musa, İstanbul Karaköy Gümrüğü’nde hayatını sürdürmektedir. Bir gün İngiliz İşgal Komutanı General Harrington Karaköy’den geçerken, iri yarı bir zencinin koca bir çuvalı tek eli ile kaldırdığını görür, hayret eder, “Kimdir bu?“ diye sorar. Liman amiri kim olduğunu anlatır. General Musa’yı çağırtır ve ona “Benimle çalışırsan, sana iyi ücret öderim” der.</p>
<p>Musa da Generale “Kumandan teklifinize üzüldüm. Benim devletim Osmanlı Devletidir. Bayrağım al bayraktır. Kumandanım Eşref beydir. Size gelince sizinle işimiz henüz bitmedi. Bu savaş sürecek” der ve generalin teklifini reddeder.</p>
<p>Kumandanlardan Ali Sait Paşa, Musa’yı tanımakta ve onun Karaköy Gümrüğü’nde hamallık yapmasına üzülmektedir. Musa’ya maaş bağlatmak için kendisinden bir dilekçe ister. Musa, “Paşam ben bu yoksul milletten emekli maaşı alamam” der ve teklifi kabul etmez. Ona mutlaka yardım etmek isteyen Ali Sait Paşa, Liman Amiri ile anlaşır. Musa’ya liman kâhyalığı vermek isterler. Liman amiri Musa’yı yanına çağırı ve düşüncesini ona söyler. Musa “Beyim onu çalışmak zorunda olan yaşlı bir Müslümana verin. Bana hamallık yeter” der. Liman Kâhyalığını da kabul etmez.</p>
<p>Musa gündüzleri hamallık yapar, geceleri de uyumaz. Kuvva-i Milliye’ye cephane taşıyanlara da yardım ederdi. Bu şekilde çalışırken vereme yakalanır. Çalışamaz hale gelince Özbekler Tekkesi’ne taşınır ve orada hayata veda eder.</p>
<h2>Hainler de vardı…</h2>
<p>Suriye Cephesi’nde savaşan askeri birliklerin tamamı 4’üncü Ordu’ya bağlıdır. 4’üncü Ordu’nun Komutanı Cemal Paşadır. Ordu Karargâhı Şam’dadır. İlk askeri harekâtını Süveyş Kanalı’na saldırı ile gerçekleştirmiştir. Osmanlı Kuvvetleri Süveyş Kanalı’nı ele geçirselerdi, İngilizlerin Hindistan yolu kesilecekti. Ancak Cemal Paşa’nın Süveyş Kanalı’na saldırısı başarısız olmuş, çok sayıda askerimiz şehit olmuş, Ordumuz geri çekilmek mecburiyetinde kalmıştır.</p>
<p>İngilizler, başarılı olmak için her yolu denemişlerdir. Osmanlı tabiyetinde olan ve Osmanlı’ya bağlı kalacağına, ihanet etmeyeceğine Kuran üzerine yemin eden Şerif Hüseyin ile ilişki kurmuşlar. Şerif’e Arabistan Kralı olacağını vaad etmişlerdir. Şerif, İngilizlerin vaatlerine ve altınlarına kanmış. İngilizlerle onların istediği bir tarihte devlete isyan edeceği konusunda anlaşmıştı.</p>
<p>Teşkilat-ı Mahsusa’nın fedakâr elemanları Şerif Hüseyin ile İngiliz Generalleri Macmahon ve Allenby arasında teati edilen mektupları ele geçirmişlerdi. Mektupların içeriğinden Şerif Hüseyin’in İngilizlerle anlaştığı ve devlete isyan etmeye hazırlandığı açıkça görülüyordu.</p>
<p>Cemal Paşa, Kuşçubaşı Eşref’in kendisine getirdiği belgeleri yetersiz gördü. Kuşçubaşı’nın Şerif Hüseyin’i tutuklayalım teklifini kabul etmedi. Oysa Şerif Hüseyin belgelerin gösterdiği gibi, İngilizlerin istediği tarihte isyan etti. Peygamberimizin soyundan geldiği kabul edildiği için çok sayıda çöl kabilesi Şerif Hüseyin’e katıldı. Şerif Hüseyin’in İngilizlerin safına katılmasıyla Medine ve civarı hariç, Hicaz ve Mekke İngilizlerin kontrolüne geçti.</p>
<p>Hüseyin’in ihanetinden sonra ordumuz sadece İngilizlerle değil, İngilizlerin silahlandırdığı ve çoğunlukla İngiliz subayların komuta ettiği Şerif Hüseyin’e bağlı Araplarla da savaşmak zorunda kaldı. İngilizler her taraftan yardımlar alırken, ordumuzun imkânları kısıtlıydı. Yukarıda da söylediğim gibi İngiliz altınları ve İngiliz Casusluk teşkilatı önemli rol oynamıştı. İngiliz Casusları Cemal Paşa’nın karargâhına ve İstanbul’a kadar sızmışlardı. Böyle bir ortamda İngilizler Gazze ve Kudüs’ü de ele geçirdiler. Kayıplarımız çok büyüktü.</p>
<h2>Ravza-i Mutahhara’da bir kahraman; Fahrettin Paşa…</h2>
<p>Fahrettin Paşa asker bir aileden geliyordu. Annesi meşhur akıncı ailesi Malkoçoğullarındandı. 4’üncü Ordu’da Cemal Paşa’nın yardımcısı idi. Şerif Hüseyin ve oğullarının Mekke’de İngilizler ile anlaştığı ve isyan edeceği anlaşıldığında Medine’ye gönderildi. Medine’yi çok güç şartlarda savundu. Şehre yiyecek ve mühimmat taşıyan bütün yollar Şerif Hüseyin ve İngilizlerin kontrolünde idi. Et tükenmişti, yılmadı. Medine’de çekirge çoktu. Şehrin büyükleri ile konuştu. Din adamları ona İslam’da çekirge etinin yenebileceğini söyledi. Medine’yi savunan Türk askeri aylarca çekirge eti ile beslendi. Fahrettin Paşa siperlerde askerle bitlikte oldu. Yokluklara rağmen düşmanı Medine’ye sokmadı.</p>
<p>Bu arada Osmanlı Devleti Mondros Mütarekesini imzaladı. Mondros Mütarekesi’nin bir hükmüne göre İtilaf Devletleri Kuvvetleri lüzumlu gördükleri yerleri işgal edecek ve teslim alacaklardı. Mütareke Antlaşması’nda böyle bir hüküm bulunamaz. Ama Osmanlı heyeti bu hükmü kabul etmişti.</p>
<p>Bu hükmün anlamını en iyi anlayan Atatürk olmuştur. Emrinde bulunan 7’inci Ordu’nun silahlarının İngilizlerin eline geçmemesi için gerekli tedbirleri aldı.</p>
<p>Fahrettin Paşa, Mondros Mütarekesi’nden sonra da Medine’yi teslim etmedi. Tam 70 gün savundu. Peygamberimizin Kabri’nin bulunduğu Medine’ye İngilizlere teslim etmek içinden gelmiyordu. Fakat durumu da bütün çıplaklığı ile görüyordu. Mütareke hükümlerine göre Medine’yi teslim etmesi gerekirdi. Eğer Medine’yi savunmakta devam ederse şehrin çok zarar göreceğini, bundan da kendisinin sorumlu olacağını düşünerek, şehri teslim etmeye karar verdi. Kurmay subayları kılıcını aldılar ve Paşa’yı merasimle İngilizlere teslim ettiler.</p>
<p>İngilizler teslim olan diğer generallere maaş bağlayıp, ikametlerine özel konaklar tahsis etmişlerdir. Fakat mütarekeden sonra hemen teslim olmayan kendilerine 70 gün direnen Fahrettin Paşa’yı er yatakhanesine yatırmışlardır. Bir ara rahatsızlanır, İngilizler ölmesini istemediklerinden bir İngiliz subayının gözetiminde, özel doktorunun, yaverlerinin ve hizmet erlerinin yanında kalmasına müsaade ederler.</p>
<p>Zaman zaman, İngiliz koruması ile kısa otomobil gezisi yapardı. Bu gezilerde halkın paşayı görmek için yollara dökülmesi ve alkışlaması, İngilizleri rahatsız etti. Bir gün kampın komutanı “Sivil elbiselerinizi giyerseniz insanların taşkınlıkları önlenebilir” dedi.</p>
<p>Paşa, “Ben öğrencilik yıllarımdan beri resmi elbisemi çıkarmadım. Sizi çok rahatsız ediyorsa gezmeye de çıkmam” demiş, o günden sonra gezmeye de çıkmamıştır. İngiliz General Allenby, Paşa’ya haber göndererek kendisini ziyarete geleceğini söyler. Paşa Allenby’in ziyaretini “Kimseyle görüşmek istemiyorum” diyerek reddetmiştir.</p>
<p>Sonunda, Fahrettin Paşa’yı Malta’ya göndermeye karar verirler. Malta’ya gitmek için gemiye binmek üzere iken yanına bir kadın yaklaşır. Kadın, Paşa’ya konuşmak istediğini söyler. Paşa bu temiz elbiseli hanıma gülümseyerek “Siz kimsiniz?” diye sorar. Hanım ben “Allenby’in eşiyim” diye cevaplar. Paşa, kadına nazik davranır onunla biraz konuşur ve başı ile selamlayarak vapura biner. Allenby’in eşi “Eşim sizinle konuşamadı, ama ben sizinle konuşmayı başardım” diyecektir.</p>
<p>Fahrettin Paşa Malta’dan, oradaki diğer kahraman esirlerle birlikte, Atatürk’ün teşebbüsü ile kurtulur. Atatürk’ü ziyaret eder ve ondan kendisine hizmet verilmesini ister. Atatürk, Fahrettin Paşa’yı Türk Büyükelçisi olarak Afganistan’a tayin eder.</p>
<p>Ben burada, belki, duygularımı tam olarak anlatamadım. Anlatmak istediğim, ordumuz mağlup olmuştur. Fakat mağlup ordunun komutanı, galip ordunun komutanının kendisini ziyaret etmesini kabul etmemiş, onun karşısında, mağlup bir komutan gibi değil, kahraman bir asker olarak durmuştur. Beni ikinci en çok heyecanlandıran, Zenci Musa’nın İngiliz İşgal Komutanı General Harrington’un teklifini reddetmesi ve ona verdiği cevaptır. Üçüncüsü, Kara Memil’in, savaşırken düşmanına insanlık dersi de vermesidir. Asil ve yüce Türk Milletinin büyüklüğünü insanlık tarihine nakşeden komutan ve askerlerimiz… Rahmet ve şükranla anıyorum.</p>
<p>Bana bu duyguları yaşatan, herkesin okuması gereken bu güzel kitabı yazdığı için Sayın Orhan Yeniaras&#8217;a ve Panama Yayınları&#8217;na tekrar teşekkür ediyorum.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ravza-i-mutahharadaki-turkler-talat-salk-yazdi/">Ravza-i Mutahhara’daki Türkler&#8230; Talat Şalk yazdı</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/ravza-i-mutahharadaki-turkler-talat-salk-yazdi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eğitim ve Ezber&#8230; Ahmet B. Ercilasun yazdı</title>
		<link>https://millidusunce.com/egitim-ve-ezber-ahmet-b-ercilasun-yazdi/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/egitim-ve-ezber-ahmet-b-ercilasun-yazdi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Bican Ercilasun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Aug 2018 23:16:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[AHMET BİCAN ERCİLASUN]]></category>
		<category><![CDATA[ZZManşet]]></category>
		<category><![CDATA[ZZYAZARLARIMIZ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://millidusunce.com/?p=7697</guid>

					<description><![CDATA[<p>5 Ağustos 2018 Millî Eğitim Bakanlığı&#8217;na eğitimci bir kişi tayin edildiği için bugünlerde eğitim çok konuşulur oldu. Türkiye&#8217;yi yönetenlerin niyetlerinin ne olduğunu çok iyi bildiğim için ve zaten bu niyet ayan beyan ortada olduğu için şu veya bu tayinden umutlanacak değilim. Varsın bazı safdiller umutlansınlar. Ben ve benim gibi düşünenler gidişin nereye doğru olduğunu çok [&#8230;]</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/egitim-ve-ezber-ahmet-b-ercilasun-yazdi/">Eğitim ve Ezber&#8230; Ahmet B. Ercilasun yazdı</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fegitim-ve-ezber-ahmet-b-ercilasun-yazdi%2F&amp;linkname=E%C4%9Fitim%20ve%20Ezber%E2%80%A6%20Ahmet%20B.%20Ercilasun%20yazd%C4%B1" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fegitim-ve-ezber-ahmet-b-ercilasun-yazdi%2F&amp;linkname=E%C4%9Fitim%20ve%20Ezber%E2%80%A6%20Ahmet%20B.%20Ercilasun%20yazd%C4%B1" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fegitim-ve-ezber-ahmet-b-ercilasun-yazdi%2F&amp;linkname=E%C4%9Fitim%20ve%20Ezber%E2%80%A6%20Ahmet%20B.%20Ercilasun%20yazd%C4%B1" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fegitim-ve-ezber-ahmet-b-ercilasun-yazdi%2F&amp;linkname=E%C4%9Fitim%20ve%20Ezber%E2%80%A6%20Ahmet%20B.%20Ercilasun%20yazd%C4%B1" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fegitim-ve-ezber-ahmet-b-ercilasun-yazdi%2F&#038;title=E%C4%9Fitim%20ve%20Ezber%E2%80%A6%20Ahmet%20B.%20Ercilasun%20yazd%C4%B1" data-a2a-url="https://millidusunce.com/egitim-ve-ezber-ahmet-b-ercilasun-yazdi/" data-a2a-title="Eğitim ve Ezber… Ahmet B. Ercilasun yazdı"></a></p><p style="text-align: right;">
<p style="text-align: right;">5 Ağustos 2018</p>
<p>Millî Eğitim Bakanlığı&#8217;na eğitimci bir kişi tayin edildiği için bugünlerde eğitim çok konuşulur oldu. Türkiye&#8217;yi yönetenlerin niyetlerinin ne olduğunu çok iyi bildiğim için ve zaten bu niyet ayan beyan ortada olduğu için şu veya bu tayinden umutlanacak değilim. Varsın bazı safdiller umutlansınlar. Ben ve benim gibi düşünenler gidişin nereye doğru olduğunu çok iyi görüyoruz. Görüyor ve uyarıyoruz. Sarıklı, çarşaflı, peçeli yürüyüşlerin ne anlama geldiğini de çok iyi biliyoruz.</p>
<p>Evet durumu görüyorum ama yine de bazı yanlış anlayışları düzeltmek ihtiyacını duyuyorum. Söz konusu edeceğim iki yanlış düşünce, sadece bugünkü yöneticilerle sınırlı değil. Onlarca yıldan beri kamuoyunda çok yaygın iki düşünce.</p>
<p>Bunlardan birincisi <strong>&#8220;ezber&#8221;</strong> kavramıyla ilgilidir. Herkes tarafından tekrarlanan cümle şudur: <strong>&#8220;Eğitimimiz ezbere dayanıyor.&#8221;</strong> Bu düşünce maalesef eğitimcilere ve öğretmenlere de yansımıştır. Şimdi okullarda çocuklara hiçbir şey ezberletilmiyor. Çarpım tablosu ezberletilmiyor, şiir ezberletilmiyor, fen bilimlerine ait formüller ezberletilmiyor, tarih derslerinde önemli olayların yılları ezberletilmiyor.</p>
<p>Yukarıda söylediğim konuların ezberletilmesi, eğitimin olmazsa olmaz şartlarındandır. Ve bunlar mümkün olduğu kadar küçük yaşlarda ezberletilmelidir. Çocuk dördüncü beşinci sınıfa gelmiş, yedi kere sekizin kaç olduğunu bulmak için dakikalarca zihninden hesap yapıyor. Oysa bunu ezbere bilirse zihnini, daha ötesi için çalıştırmaya ayıracak. Ama biz zihnini bununla meşgul ediyoruz.</p>
<p>Çocuk önemli olayların tarihlerini bilecek ki sebep sonuç ilişkilerini kurabilsin. Çocuk Kosova savaşlarının tarihlerini bilmezse bunların doğuracağı sonuçları nasıl düşünebilir? Bazı önemli formülleri ezbere bilmezse fizikte, kimyada daha ileri nasıl gidebilir?</p>
<p>Ezber küçük yaşta olur ve küçük yaştaki ezber, hafızaya asla yük getirmez. Bunu anlamanız için başarılı insanlara bakmanız yeterlidir. Yabancı dil eğitiminin ana yöntemlerinden biri ezber değil midir? Kelimeleri, kalıpları ezberlemiyor muyuz? Ezberliyoruz ve bir süre sonra onlar, hafızamızın bizi rahatsız etmeyen yerleşik bilgileri hâline geliyorlar. Ezberimizdeki şiirler, tarihler, formüller de öyle.</p>
<p>Peki, eğitimde kötü olan ezber yok mu? Elbette var. Eğer çocuk öğretmenin notlarını veya kitaptaki bilgileri cümle cümle ezberliyorsa ve sorulara, kendi kurduğu cümlelerle değil, ezberlediği bu cümlelerle cevap veriyorsa işte bu çok kötüdür. Elbette eğitim sistemi ve öğretmenler bunun önüne geçmek için çalışmalı, yöntemler geliştirmelidirler. Fakat <strong>&#8220;Eğitim ezbere dayanıyor.&#8221;</strong> hükmünden anlaşılan maalesef bu değil, ezberlenmesi gerekli olan şeylerden vazgeçmektir.</p>
<p>İkinci kavram doğrudan doğruya <strong>&#8220;eğitim&#8221;</strong> kavramıdır. Eğitim, dilimizde birkaç anlama geliyor. Türkçe Sözlük&#8217;te eğitim kelimesine hem <strong>&#8220;terbiye&#8221;</strong> hem <strong>&#8220;eğitim bilimi&#8221;</strong> anlamı veriliyor. İşte yanlış anlayış da bu ikinci anlamdan kaynaklanıyor. Yanlış anlayış şu: Mademki eğitim <strong>&#8220;eğitim bilimi&#8221;</strong> demektir, o hâlde Millî Eğitim Bakanlığı&#8217;nın uzmanları da eğitim bilimcilerdir.</p>
<p>Millî Eğitim Bakanlığı&#8217;nın eski adı Maarif Vekilliği idi. Öztürkçe olsun diye değiştirildi. Zarar yok, tabii ki Türkçe olsun. Fakat böyle olunca da yukarıdaki yanlış anlayış ortaya çıktı. Oysa maarif, <strong>&#8220;bilgi ve kültür&#8221;</strong> demektir. Yani <strong>&#8220;eğitim bilimi&#8221;</strong>nden çok daha geniş bir anlama sahiptir. Gerçekten de adına bugün Millî Eğitim Bakanlığı dediğimiz bakanlık, ülkenin bilgi ve kültür işleriyle ilgili olması gereken bir bakanlıktır. Bakanlığın ilgi alanını böyle düşünürsek o zaman konunun uzmanlarının sadece eğitim bilimcileri olmadığını da anlarız. Bu bakanlığın birinci derecede uzmanları ülkenin kültür ve bilim adamlarıdır. Tarih, coğrafya, dil ve edebiyat, felsefe, matematik, fizik, kimya, biyoloji derslerinin müfredatlarını bilim ve kültür adamları belirler. Eğitim bilimciler de işin daha çok teknik taraflarıyla uğraşırlar.</p>
<p>İleri ülkeler seviyesine gelmek istiyorsak önce bu yaygın yanlışlardan kurtulmamız gerekir. Eğer bir gün, ülkeyi kendi belirledikleri hedefe götürmek isteyenlerden kurtulursak -ki bundan asla şüphem yoktur- eğitim meselesini bir bilgi ve kültür meselesi olarak ele almak gerektiğini unutmamamız için bunları yazdım.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/egitim-ve-ezber-ahmet-b-ercilasun-yazdi/">Eğitim ve Ezber&#8230; Ahmet B. Ercilasun yazdı</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/egitim-ve-ezber-ahmet-b-ercilasun-yazdi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
