Cemreler, Meşeler ve Phil…

“Bugün cemre suya düştü” mü diyor halkımız, vardır bir iş… Burun kıvırıp geçmeyin. Bir iş yoksa bile bir umuttur, bekleyiş zevkidir, “kara kış”a getirilen bir renktir.


Bizim cemrelerimiz vardır. Üç kardeştirler. Önce en büyükleri havaya, sonra ortancası suya, nihayet en küçükleri de toprağa düşer. Şekilleri, şemalleri nasıldır bilmeyiz. Düşerken de görmeyiz. Muhtemelen gece vakti el ayak çekilince, kimselere görünmeden düşüverirler; sabahleyin uyandığımızda havanın, suyun, toprağın kokusundan, renginden, sesinden, sıcaklığından anlarız ki gelmişlerdir, buradadırlar.

Artık bu dünyada olmayan komşum Florence  2000 senesine girerken, “Bu kış çok şiddetli geçecek, hazır ol!” demişti. “Nerden biliyorsun?” diye sormuştum. Kendinden pek emin cevap vermişti:

“Meşe palamutlarına dikkat etmedin mi, ne kadar çoktu?! Sonbaharda meşe palamudu çok olursa o kış sert geçecek demektir. Kendimi bildim bileli hiç şaşmadı.”

80 küsur yaşında, doğma büyüme buralı Florance elbette memleketin havasını, suyunu benden iyi bilirdi. Gerçekten yaz sonunda, sonbaharda bahçe palamuttan geçilmiyordu.

“Geçen sene sonbaharda çok azdı, yok gibi bir şeydi. Hatırlamıyor musun, geçen kış ne kadar ılık geçti?”

Doğru…. Doğru da… Aslında meşe palamudu azlığının yumuşak kışa, çokluğunun sert kışa delâlet ettiğine veya buna benzer tabiat işaretlerine inanırım. Tabiatın kendi içinde bir dengesi vardır elbette ama, yirmi birinci yüzyılın kapısından girerken Florance’ın ve meşe ağaçlarının bilmediği bir şey vardı. Gezegenimizin hararetinin arttığını söylüyorlardı. Artık “küresel ısınmadan” söz ediliyordu. Ya da iklim değişikliği. Nüfusumuz arttıkça, üretimler, tüketimler arttıkça yerden bol bol yükselttiğimiz karbondioksit ve diğer sera gazları yer kabuğunun fazla ısınmasına yol açtığı gibi ozon tabakasını da tahrip ediyor. Küresel ısınma meşe palamutlarının hava tahminleri tarihindeki saltanatını da sarsmıştır. Meşe ağaçları atmosferdeki yeni vaziyeti nereden bilip de ona göre palamut dökecek? Hoyratça kullanarak tabiatın dengesini bozduk. Dengesi bozulan tabiatta ağaçlar bize yol gösterici olamazlar. Allah bilir, bundan böyle cemreler de zamanında gelmeyecek.

Florence haklıymış!

Ben böyle düşünüyordum, lâkin kış öyle soğuk geçmişti ki o sene?! Florence haklıymış! Meşe palamutları yine kazanmıştı. Soğuk iliklerimize kadar dondururken “global köyümüz” adına memnun olmuşum. Demek ki, gezegenimiz, atmosferimiz meşelerin tabiatını sarsacak, aklını karıştıracak kadar bozulmamış daha.  Bu ulu ağaçların tahmini hâlâ doğru çıkıyor. O halde durumumuz ümitsiz değil. Ozonun yırtıklarının dikiş tutabilme ihtimali var. Zararın başındayız, tedbirde kusur etmezsek kazanırız.

Sonra biz bahçedeki meşe ağaçlarını -çok yaşlandılar artık, fırtınalı havalarda ev için tehlike teşkil ediyorlar, mazeretine sığınarak- kesince… Palamutların hava tahmini raporlarından mahrum kaldık. Bilmem ki bu sonbaharda çok muydular, az mıydılar?

Şimdi cemreleri bekliyorum. Eğer zamanında gelirlerse, atmosferimiz, gezegenimiz hesabına ümidimiz devam edecektir.

Hava tahmincisi Phil…

Aslında Amerika’nın “resmî hava tahmincisi” meşe palamutları değil, Phil…

Her sene 2 Şubat tarihinde Amerika’da küçük bir tören yapılır. Tören yeri Pennsylvania eyaletinde 6000 nüfuslu Punxsutawney kasabasıdır. Kasabanın göbek adı “Dünyanın hava raporu merkezi” gibi iddialı bir isimdir. Bu kasabanın kütüphânesinin bahçesindeki kaloriferli evinin içinde Amerika’nın en şöhretli meteorolojisti yaşar.

Philip’ten bozma Phil… Bir de karısı vardır: Phyliss.

Sincap gibi kemiriciler ailesine mensup, küçük, boz renkli, tombul ve hantal, zararsız, kış uykusuna yatan bir hayvandır bu: Groundhog. Türkçe karşılığı yok. Kuzey Amerika’ya mahsus bir hayvan. Bu küçük hayvan Amerika’da bir çeşit cemre görevi ifa ediyor. Her sene 2 Şubat günü, kasabanın harikulâde manzaralı Baba Hindi Tepesi’nde toplanan, Amerika’nın her yerinden gelmiş halk huzurunda sabah 7.30’da Phil’i yuvasından çıkarıyorlar. Phil, bir gün önce kütüphânedeki dairesinden oraya götürülüp iri bir ağaç gövdesindeki tören yuvasına yatırılmış oluyor. Kış uykusunun orta yerindeki hayvancık dışarı çıktığında gölgesini görürse, yani hava güneşli ise, korkup hemen yuvasına geri giriyor. Bu, kışın altı hafta daha sert ve soğuk devam edeceğinin işareti. Eğer gölgesini görmezse, yani hava bulutlu ise, yağmur yağıyorsa, Phil geri girmiyor, dolanmaya başlıyor. Bu da kış uykusunun sona erdiğinin, baharın erken geleceğinin müjdesi.

Kovid-19 Phil’in kasabasına da ayağını attı. Geçen sene bu yüz küsur yıllık tören ilk defa çevrim içi yapıldı. Phil yuvasından çıkarıldığında karşısında kendisini alkışlayan kalabalık değil, bir kameraman ile tören heyetini gördü, sevenlerini ekranlardan selâmladı.

Kovid devam etse de bu sene normale dönüldü. 2 Şubat sabahı Punxsutawney’de Baba Hindi Tepesi’nde, binlerce kişi Phil’in yuvasının çevresinde daha gün doğmadan hazırdı. Sabah saat hemen hemen yedi buçuk idi. Siyah fraklı, siyah silindir şapkalı tören heyeti -ki hepsi erkektir, ilginç!- marşlar eşliğinde meydana giriş yaptı. Biraz konuşma…  Tezahürat… Ardından herkes dikkat kesildi. Phil’in hava tahmini vakti gelmişti! Ağaç kütüğüne oyulmuş yuvasının süslü kapısını önce tıklattılar. Sonra tören kıtasının reisi minik kapıyı açıp Phil’i yuvasından çıkardı, azametle yukarıya kaldırdı, küçük meydanı selamlattı. Çığlıklar… Ardından kütüğün üzerine koydu. İyi beslenmekten dolayı hemen hemen 9 kilo ağırlığa ulaşan Phil mahmur gözlerle şöyle bir bakındı… Yerler karlıydı, hava pırıl pırıl güneşliydi, gölgesini gördü, sıcak yatağını düşündü, Phyliss şimdi mışıl mışıl uyuyordu… “Tatlı uykunun arasında nedir bu başıma gelen?” dedi. Silindir şapkalı adamlar çevresinde halka olup dediklerine kulak verdiler. Sonra tören heyetinden biri Phil’i kucağına alırken, başkan arkaik İngilizce ile yazılı bir metni kemâl-i ciddiyetle okudu ve kışın altı hafta daha devam edeceğini ilân etti. Kalabalık neşeyle tempo tuttu.

Fakat Phil’in öteki eyaletlerde rakipleri var! Artık tek değil! Meselâ, New York’taki meslektaşı gölgesini görmedi ve baharın yakın olduğu müjdelendi!  Ne olacak şimdi?

Bu tören ilk defa 1887 yılında yapılmış. O zamandan beri groundhog’un tahminlerinin yüzde 40’ı doğru çıkmış. Gelenek biraz Alman, biraz Kızılderili kaynaklı. Kasabanın adı aslında Kızılderili lisanından gelme: Ponksad uteney. “Tatarcık Kasabası” O bölgedeki Delaware Kızılderilileri’ne göre, groundhog ataları makamında kutlu bir hayvandır.

Hava tahmini âdeti

Bölgeye 1700’lerde yerleşen Almanlar, Avrupa’da bu mevsimde yapılan, Hıristiyanlığın ilk vakitlerinden kalma bir hava tahmini âdetini de beraberlerinde getirdiler. Avrupa’da halk sonbahar ekinoksu ile ilkbahar ekinoksunun tam ortası olan 2 Şubat günü pencerelerine, rahiplerin okuyup üflediği mumları yakar, bekler. İnanışa göre o gün hava yumuşak ve güneşliyse kış altı hafta daha sert devam edecek demektir; ama bulutlu ve yağmurluysa bahar yakındır.

Almanlar bu âdeti yeni dünya toprağında, geldikleri bölgenin yerli halkının makbul hayvanı olan grounhog ile birleştirdiler. O günden bugüne groundhog Amerikan kültürüne “meteorolojist” olarak yerleşti. Hatta daha  “inanılmaz bir inanışlarına” göre, bugünkü Phil, o günkü Phil’dir! 1887’den beri hep aynı groundhog. Ölümsüz! Her  yaz ona bir âb-ı hayat içiriyorlar ve hep genç kalmasını sağlıyorlar!

Bazı ilim adamları groundhog’un kış uykusunu erken sona erdirmesinin veya uykuya devam etmesinin sebebini, vücutlarında biriken yağ asitlerinin azlığı çokluğu ile açıklıyor. Ama onlara aldıran kim? İnanmasalar da gelenek devam ettiriliyor ve her sene 2 Şubat’ta bu tören yapılıyor. Takvimlerde bile işaretlidir: “Groundhog Günü”  Öğrenciler okulda konuşur, resimlerini çizer, şiirlerini, hikâyelerini yazarlar. Televizyon haber kanalları töreni canlı yayın verir. Tabiî artık işin ticarî tarafı da önemli. Groundhog Kulübü var. 2 Şubat’ta yapılan töreni, öncesinde ve sonrasındaki havaî fişek gösterilerini, konserleri, partileri, türlü çeşit eğlenceyi, geçit törenini bu kulüp organize ediyor. Kasabadaki geçit töreninde  kullanılan özel minübüsün adı: Philmobil… Groundhog’un hediyelik eşyalarını göreceksiniz?!

Bizim cemreler

Bu sene bizim en büyük kardeş cemrenin havaya düşme tarihi 19-20 Şubat. Ortancası 26-27 Şubat’ta, en küçükleri de 5-6 Mart’ta gelecek. Dikkat edin bakalım, hepsi zamanında gelecek mi? Gelirlerse gönlünüzü ferah tutun!

Ne kadar aslı var bu işlerin bilmem amma, kültürün ilmikleridir bunlar. İnsanları önce aile, sonra millet, sonra da “dünyadaş” olarak bir arada tutup mutlu eden bu ilmiklerdir. Asılları astarları olmasa bile ben onları muhafaza etmekten yanayım. Neyin aslı astarı var ki zaten?

 Tanrı bana veribidi,

Var dünyayı bir gör dedi.

“Bugün cemre suya düştü” mü diyor halkımız, vardır bir iş… Burun kıvırıp geçmeyin. “Bir iş” yoksa bile bir umuttur, bekleyiş zevkidir, “kara kış”a getirilen bir renktir. Amerikalılar da Groundhog Günü için öyle diyor zaten: “Kışın monotonluğunu kıran bir gelenektir.”

Bizim arka bahçede de bir groundhog yuvası var. Öyle Phil’in evi gibi kaloriferli değil… Biz sadece kapısını görüyoruz. İçeriye, toprağın altına doğru ne kadar geniştir, kaç odalıdır bilmiyoruz. Biz taşındığımızda bekâr bir groundhog oturuyordu. Sonra evlendi, çoluğa çocuğa karıştı.  Ortalama ömürleri 4-5 yıl bu hayvanların. Kimileri öldü, kimileri doğdu. Yazın ortalıkta ürkek ürkek dolanır, bize arkadaşlık ederler, bahçe masasında kalmış haşlanmış mısırları, marul salatasını yerler.

Pennsyvania’daki Phil dondurma yemeye de alışmış.

Groundhog Amerikalıların meteorolojisti. Cemreler de bizimki.

Yerlerde çok miktarda meşe palamudu gördüğünüz sonbaharların kışı sert geçtiği, cemreler de zamanında düştüğü müddetçe korkmayın! Gezegenimiz, atmosferimiz hâlâ bozulmamış demektir.

Eğer cemreler zamanı şaşırırsa, meşeler de çok palamut döktüğü halde kış ılık geçerse, o zaman yukarıda bir terslik var demektir. Tabî palamudunu göreceğiniz meşe ağaçları kaldıysa etrafınızda…

Phil’in lâfına o kadar güvenmiyorum ben. Ne de olsa uyku sersemi… Hem baksanıza, çoğaldılar ve her biri başka telden çalıyor!

Yazar

Ayşe Göktürk Tunceroğlu

1 Yorum

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.




Benzer Yazılar