Deneme: Cilvesiyim Ben Hayatın… – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış

DUYURU   • Vefatının 7. Yılında Prof. Dr. Turan Yazgan Anılıyor   • Halil Açıkgöz vefat etti

Deneme: Cilvesiyim Ben Hayatın…

Genetik fedâkârlığı, pamuk gibi yüreğiyle yaşayan, bir teneke buğdayı kaldırıp taşıyamayan ama bir milletin nesillerini karnında taşıyan kadını anlatıyor Reyhan Özçiftçi.

25 Kasım 2019
Reyhan Özçiftçi
eski türklerde kadın
Tomris Hatun

Ben bir kadınım, kendimi anlatabilir miyim?

Ben bir kadınım, kendimi anlatabilir miyim size, bilmiyorum. Karmaşığım biraz. Zormuşum; öyle diyorlar. Belki de haklılar… Kendimi anlamakta zorlandığım zamanlar olur. Gelgitlerin arasına sıkışırım bazen. Böyle anlarda ya bir köşeye sessizce büzülür, ya çılgın kahkahalar ya da hırçın öfkeler savururum etrafa. Kahkahayı belki ama hırçınlığı yakıştıramıyor bana toplum. Söz dinler olmam bekleniyor. Sessizce bir köşeye büzülmem yani. Ama onu da ben sevmiyorum. Eğer boyun eğersem ezileceğim korkusu had safhada… Ne ıstıraplıdır yapmak istediklerim ile yapmak zorunda olduklarım arasındaki gelgitler.

Kadınım ben; ıstırabı severim biraz

Kadınım ben; ıstırabı severim biraz, sevdalarımı da acılarımı da içimde yaşarım bu yüzden. Çok konuşurum, olmadık yerde olmadık laflar ettiğim çok olur, bendekiler bende kalsın diye. Sinsi planlar yaptığım da söylenir; bir bakıma doğrudur. Çaresizliğin halatlarını dermansız parmaklarımla çözemeyince aklımdan öyle şeyler geçer ki ben bile inanamam. Zekâmla kurtulmak, sıyrılıp çıkmak isterim kıskacın içinden. İnce ince düşünür, ilmek ilmek karar veririm. Başarır mıyım? Çok zaman evet… Herkesten çok kendime güvenirim çünkü inandım mı yolumdan kimse döndüremez. Dev olup karşıma dikilse de yargılar, kendim olarak yaşamama engel olamaz.

Bir teneke buğdayı kucaklayıp kaldıramam ama

İnce ve narin yaratılmışım. Bir teneke buğdayı kucaklayıp kaldıramam ama bir çocuğum karnımda, biri kucağımda diğeri sırtımda kilometrelerce yürüyebilirim. Umutsuzluğa yenik düşmem kolay kolay, yaşatmak için yaşamak zorunda olduğumu bilirim. Yıkıntıların altından silkelenerek kalkarım. Ezilirsem geleceği yok olur sevdiklerimin. Ben düşersem, bir değil bin nesil düşer. Bu korkularla bilmediğim bir yaşta öğrendim, gül kadar yumuşakken demir kadar katı olmayı. “Sakın inanma!” diye başlayan cümlelerin fısıltılarıyla büyüdüm ben. Sakın sana şeker vereceğim diyenlerin peşine takılma, yolda yürürken asla arkana bakma, tanımadığın insanlarla konuşma, sokakta gülme, sakız çiğneme… Bu kadar tembihe rağmen ben inadına inanır, inadına kanarım. Nerede kaldı şeytanlığım? “Kadının olduğu yerde şeytan şaşırır kalır.” diyenler, şaşırın. Şeker vereceğim diyenlerin peşine takılmadım belki ama çocuk saflığımdan da ödün vermedim hiç. Panter gibi gerildiğim anda bile tatlı bir çift sözle gevşeyip, saçımı okşayanın dizleri dibine kedi gibi kıvrılıveririm ben. Hani öyle topuklarına basa basa yürüyüşlerime aldanmayın, güçlü olmayı ben istemedim.

Pamuk gibidir kalbim benim

Kendimi anlatamadım kimselere; kaşlarımı çattığıma bakmayın, pamuk gibidir kalbim benim fakat bilmemeliler duygusallığımı, hafiflik sanırlar, merhametimi de aptallık… Gülemedim gönlümce, ağladım çok zaman. Gülersem ahlaksızlık damgası yapışır üzerime. Giyimim kuşamım göze batar hep. İyi giyinmez isem pasaklı olurum, biraz süslensem “Hayırdır?” derler. Kısa etek giydiğim için dayak yedim. Yalnız geziyorum diye kaçırıldım, güzel olduğum için tecavüze uğradım, kötü muameleye hayır dediğim için de öldürüldüm ben. Öldüğümde bile soru işaretleri bıraktım ardımda, birbirlerine baktılar cenazemde. Acaba ne yaptı da öldürüldü?

Sonra derler ki Allah erkeği bedenen güçlü, kadını da aklen güçlü yarattı. Doğru mu bu bilemiyorum, anlayamadığım çok şey var. Mesela; madem ben akıllıyım, niye sahnedekilerde az, alkışlayanlarda çokum?

Bütün bunlara rağmen yine de ben daha çok kucaklarım, ezilmişi, dara düşmüşü, zorda olanı. Nihayetinde anayım ben! Doğurganım. Beni tabiata benzetirler. “Tabiat ana” derler. Belki de bu yüzden sevmek herkesten çok bana yakışır. Yakıştı ama ayıplanırım korkusuyla dillendiremedim ki! Onun için edebiyatta azım ben.

Fakat deli gibi âşık olurum, kolay kolay vazgeçmem, gözüm karadır. Korkuturum sevgimle. Kaçarlar benden yalnız kalırım, bir el uzansın diye beklerim günlerce. Vefayı çok iyi bilirim ben, yüreğimin köşesini sokak lambaları gibi aydınlatır en karanlık gecelerimde. Asla unutamam iyilikleri, ihanetleri, kendimce ödüllerim, intikamlarım vardır benim.

Genetiktir fedakârlığım

Genetiktir fedakârlığım. Emeğime acımam, hiç yorulmam. Hele bir de anne olmuşsam… Hasta olmam, uyku uyumam, aç kalırım, aç bırakmam. Üşürüm ama ısıtırım. Pamuk kadar yumuşacık, nefes kadar sıcak, toprak gibi bereketliyim. Karınca gibi çalışkan, arı gibi üretkenim. Ben çiçekler gibi hayatın süsüyüm. Ben, kendim gibi olmaz isem, yavan olur yaşamak.

Ben kadınım, insanım, insan gibi yaşamak istiyorum. Gelin el ele verip yaşatalım beni.

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları