Gazi olur, şehit olur ama teslim olmaz Gaziantep

Adsız sansız olsa da en büyük kahramanlık: Göz kırpmadan saldırıp bir daha dönmemektir.


Yırtıcılar az yaşar, uzun sürmez doğanlık.
Her ışığın ardında gizlidir bir karanlık;
Adsız sansız olsa da en büyük kahramanlık:
Göz kırpmadan saldırıp bir daha dönmemektir.

-Atsız

Ne zaman memleketimin, doğup büyüdüğüm bu aziz ve gazi şehrin, Gaziantep’imin kahramanca mücadelesi aklıma gelse, sessizce Atsız Hoca’nın bu dizelerini mırıldanırım.

Türk milletinin sinesinden, tıpkı bu dizelerde anlatıldığı gibi, “göz kırpmadan saldırıp bir daha dönmeyen” nice kahramanlar çıktı. Bu kahramanlara tarih anlatımlarımızın yanı sıra sözlü-yazılı edebiyatımızda, sanatımızda sık sık yer verdik. Onları daima yaşattık, bunu bir vazifenin yanı sıra vefa borcu saydık. Bu yazı da o ödenmesi mümkün olmayan vefa borcunu bir nebze karşılarsa kendimizi mesut sayacağız.

Dünya üzerindeki neredeyse her topluluk, hür yaşamayı arzular. Fakat bu topluluklar arasında Türk milletini ayıran yegâne faktör, bu arzuyu daima gerçekleştirmiş olmasıdır. Hem de ne pahasına olursa olsun.

Malazgirt Savaşı’yla ilk kez değil son kez geldiğimiz, Miryokefalon Savaşı’yla bizi kovmak isteyenlere had bildirdiğimiz bin yıllık anayurdumuz Anadolu’dan bir asır önce kovulmaya çalışıldık. Gücümüzü kaybetmiş, rehavete kapılmıştık. İmkânımız, paramız, gücümüz ve hatta en acısı dostumuz dahi kalmamıştı. Millet olarak tek bir şeye sahiptik. O da asırlardır bir çağlayan coşkusunu andıran hürriyet ülkümüz!

Gün geldi, düşman kapıya dayandı. Türk’ün ruhundaki hürriyet ülküsü tetiklendi, tarihten beslenen o kutlu miras, milletimizi topyekûn mücadeleye sevk etti. Emperyalistlere, Türk milletini Orta Asya’ya sürmek hayaliyle yanıp tutuşanlara ve onların “yerli” işbirlikçilerine karşı Türk milleti, Mustafa Kemal Paşa önderliğinde ülküsüne sahip çıktı. Bir ölüm kalım mücadelesiydi ve “Buradayız, gitmiyoruz, yaşayacağız!” diye haykırdık cihana.

Antep’e 1 Nisan 1919 günü Fransızlar girdi, Kasım ayında işgal başlatıldı. Bu tarihe kadar öncelikle Fransızlar tarafından bölgenin adı “Kilikya” olarak değiştirilmeye çalışıldı. Antepliler, adlarının silinmesine karşıydılar. Cesaretlenen Fransızlar bir karakolumuzda Türk bayrağını indirince, kadınlarımıza sarkıntılık yapmaya başlayınca kahraman Antepliler 1920 yılında, hiçbir merkezden destek görmeksizin, Antep livası sıfatıyla Fransızlarla mücadele etmeye başladı. Antep, kayıtlara geçen 6317 şehit verdi. Kimi kaynaklar bu sayının, şehrin üçte birine tekabül ettiğini söylüyor.

Fransız bela değildi, esas açlıktı bela. Fransız şehrin her yanını tutmuş, ikmal imkânları kısıtlanmıştı.

Destek için defalarca ilgili yerlere telgraf çekildi, yardım gelmedi, gelemedi. Ancak Anteplilerin ruhundaki hürriyet çağlayanı, tüm olumsuzluklardan güçlü ve kararlıydı.

Ankara Antlaşması sonucunda Fransız birlikleri şehri terk etti. O gün bugündür Gaziantepliler, hiçbir zaman kahramanlarını unutmadı. Her 25 Aralık günü, anmalar düzenlendi, temsiller oynandı. Hüzün ve gururu aynı anda yaşadık o gün.

25 Aralık 1921’den beri Antepliler hiçbir zaman;

  • annesine sarkıntılık yapan Fransız askerlerine yerdeki ufak taşlarla karşı koyan ve şehit edilen Mehmet Kamil’i,
  • bu olay üzerine şehirde ayaklanma olunca, Fransız yarbay tarafından kendisine teklif edilen “kan parası”nı reddederken Hem memleketimizi işgal ettiniz, hem de cana, namusa dokundunuz. Yüzlerce yıldan beri esaret nedir bilmeyen bu asil Türk diyarını her nasılsa işgal ettiniz. Ben çocuğumun kanını parayla değişmem. Milletim çocuğumun intikamını alacaktır.” diyen, kahraman Mehmet Kamil’in asil babası Ökkeş Ağa’yı,
  • Kilis üzerinden Antep’e girmeye çalışan Fransız kuvvetlerine “Düşman buradan geçerse ben milletin içine ne yüzle dönerim. Düşman ancak benim cesedimi çiğnedikten sonra Antep’e girebilir.” diyerek şehit olan Şahinbey’ive nice isimsiz kahramanını unutmadı, unutmayacaktır.

Gaziantepliler olarak en büyük şerefimiz, bize gazi unvanını layık gören, Türk milletinin ölüm kalım mücadelesinin ve çağdaşlaşmasının önderi, Aziz Atatürk’ün Gazianteplilerle hemşeri olmayı kabul etmesi ve bundan onur duymasıdır. Biz Gazianteplilerin hürriyet aşkı, hemşerimiz o yüce insanın hürriyet aşkıyla aynı kaynaktan, yani Türk milletinden beslenir.

En büyük Gaziantepli Yüce Atatürk’ün Gaziantep’imiz için söyledikleriyle sözlerimi sonlandırmak istiyorum.

Türk’üm diyen her şehir, her kasaba ve en küçük Türk köyü Gazianteplileri birer kahramanlık misali olarak alabilirler.

Kurtuluşun kutlu olsun Gaziantep’im. Adınla yaşamak ve adını yaşatmak ne büyük şeref, nice asırlara!

 

Yazar

Altan Tekgül

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.




Benzer Yazılar