Hilkat Garibeleri: Ekonomi ve acayip insanlar

Bir toplum, falanca şeyleri temel değer kabul ederken diğeri, bambaşka şeyleri öyle kabul edebilir. Fıtrat diye bir şey yoktur. Wilson, bunun aksini savundu.


Bilimler bağdaşıyor. 20. asrın ikinci yarısında başlayan bu eğilim gittikçe güçlenerek ilerliyor.

Kısa bir geri sarma yapalım. Önce tabiat bilimleri doğdu. Sonra toplum bilimleri. İkisinin birbiriyle anlaşması – anlaşamaması, asırlık problemdi. Gerçi 1838’de August Comte, sosyolojiye, “Sosyal Fizik” demişti ama o zamanlar bu, bir iyi niyetten ibaret kaldı.

C. P. Snow, İki Kültür ve Bilim Devrimi adlı klasikleşmiş eserinde, bilimler arası ayrılıktan, şikâyet eder. (Kitabı TÜBİTAK çevirtip yayımlattı.) Entelektüellerin, akademisyenlerin bölünmesini anlatır. İkiliğe daha çok “fen-edebiyat” cephesinden bakar. Biz de bugün bu bölünmeyi, “sözel- sayısal” etiketleriyle sürdürüyoruz.

İkilikten birleşmeye

İkilik apaçık ortada duruyor ve sürüyor ama bilimin kendi içinde, uzlaştırıcı gelişmeler var. Edward O. Wilson’un 1975’te yayımladığı Sosyobiyoloji eseri ortalığı karıştırmıştı. Adı üstünde, Wilson sosyolojiye biyolojinin, özellikle genetiğin güçlü etkisini gösteriyordu. Sosyobiyolojiye bugün sıklıkla Evrim Psikolojisi deniyor. 1998’de aynı yazar, Bağdaşma: Bilginin Birliği (Consilience: the unity of knowledge) eserini yayımladı. Bilimin dalları birbirinden apayrı değildi. Her dal, diğer dalların incelediği etmenlerden etkileniyordu. Sosyoloji, psikolojiden; psikoloji, tıptan; tıp, biyolojiden; biyoloji, kimyadan; kimya, fizikten…

İki kitabın da Türkçesini internet kitapçılarında bulamadım. Wilson, biyolojinin, özellikle genetiğin insan psikolojisini ve sosyolojiyi nasıl kuvvetle etkilediğini gösteriyor, bu dallardaki görececilerin- relativistlerin ve sosyal inşacıların pek de haklı olmadıklarını söylüyordu.

Görececilere ve sosyal inşacılara göre: İnsan toplumlarının davranışları tamamen kendi kurgularıdır. Bir toplum, kurallarını A şeklinde koyarken bir başkası, ona taban tabana zıt, B şeklinde koyabilir. Bir toplum, falanca şeyleri temel değer kabul ederken diğeri, bambaşka şeyleri öyle kabul edebilir. Fıtrat diye bir şey yoktur. Wilson, bunun aksini savundu. İnsanın milyonlarca yıllık macerası onun genetiğine öyle kurallar kazıdı ki, kişinin ahlak anlayışından toplumların kutsal anlayışına kadar birçok davranış artık genlerin güçlü etkisindedir. Başka bir deyişle, fıtrîdir.

Hilkat garibesi ekonomi

Wilson’un tezleri gürültü çıkaradursun, ekonomi cephesinden top atışları duyuldu. Chicago Üniversitesinden iki hoca, Steven D. Levitt ile Stephen J. Dubner ekonomi yapıyoruz diye psikolojiden girip sosyolojiden çıktı. Freakonomics’i Boyner Yayınları Görünmeyen Ekonomi diye çevirip yayımlamış. Freak, hilkat garibesi demek… Sadık tercüme, Hilkat Garibesi Ekonomi olurdu ama bu başlık pek anlaşılmazdı her hâlde.

Levitt’le Dubner’in ekonomi adına girmedikleri alan yok. ABD’de çocuk ölümlerinde silah taşıma serbestisinin değil yüzme havuzlarının daha büyük bir tehlike olduğunu ispatlıyorlar. Toplumda çocuklara verilen isimlerin zenginlerden fakirlere sızmasını ve deveranını inceliyorlar. Amerikan şehirlerinde suç oranının düşüşünün kürtajın serbest bırakılmasından kaynaklandığını gösteriyorlar. Psikoloji ve sosyoloji nerede bitip ekonomi nerede başlıyor belirsiz ve istatistiğin her ikisini de kapsadığı belli. Levitt ve Dubner’in Hilkat Garibesi Ekonomi’si öyle tuttu ki yazarlar aynı konuda üç kitap daha yayımladı.

Ve acayip insanlar

Bütün bunları son aylarda çok etkilendiğim, Harvard Üniversitesi hocalarından Joseph Heinrich’in Dünyadaki En Acayip İnsanlar (The WEIRDest People in the World) kitabını anlatmaya girizgâh diye yazdım. Daha önce aynı yazarın Başarımızın Sırrı (The Secret of Our Success) eserine atıflar yapmıştım. Acayip İnsanlar kitabı benim “Niçin Geri Kaldık?” kitabımdaki sorunun tıpkısını, fakat tersinden soruyor. Batılılar niçin ileri gitti? Kitabın adındaki Acayip’in İngilizcesi WEIRD ama bu bir kısaltma. Beyaz-Eğitimli-Endüstrileşmiş-Zengin-Demokratik kelimelerinin baş harfleri.

Acayip insanları incelemeye yerim yetmeyecek. Ancak Heinrich’in kendisinin bilimlerin birliğine nasıl mükemmel bir örnek oluşturduğunu görmek kolay. Favori yazarım, bugün Harvard Üniversitesi’nde İnsan Evrimi Biyolojisi hocası. Fakat Harvard’a gelmeden University of British Columbia’da psikoloji ve ekonomi profesörüymüş!

Ekonomi profesörü, psikoloji profesörü, sonra da Evrim Biyolojisi hocası! Nasıl, ikna oldunuz mu bilginin birliğine?

Gelecek yazımda Acayip İnsanlar’a devam edeceğim.

Yazar

İskender Öksüz

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

1 Yorum

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.