Kürt sorunu değil etnisite sorunudur

TBMM’de her sorun tartışılır görüşülür. Eğer etnik statü talebini, muhatap olarak HDP alınarak TBMM'de görüşülürse, onların talepleri de Abdullah Öcalan'ın taleplerinden farklı olmayacaktır.


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Kürt sorunu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde çözülür muhatap, İmralı değildir. HDP’dir” söylemi çok tehlikelidir. Çünkü yıllardır var olduğu söylenen Kürt sorunu değildir, etnisite sorunudur, etnik bir unsurun statü talebidir.

Yıllarca Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesinde Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptım. PKK teröristlerine karşı, Mehmetçiğimizin yanında en büyük mukavemeti Güneydoğu‘da halkımız gösterdi. Bu sebeple Abdullah Öcalan’ın düşmanlığını kazandılar. Öcalan, PKK teröristlerine, kahraman korucularımızın köylerine saldırmaları, köyleri yakıp yıkmaları, acımadan katliam yapmaları için emirler verdi.

PKK teröründe en büyük acıları Kürt vatandaşlarımız yaşadı. Abdullah Öcalan sorgusundan bir buçuk ay kadar sonra Cumhuriyet Başsavcılığımıza dilekçe gönderdi. Dilekçesinde sorgusunda anlatamadığı şeyler olduğunu tekrar sorgulanmak istediğini söylüyordu. Bunun üzerine tekrar İmralı’ya gittik. Abdullah Öcalan’ın sorgusunu yaptık. Sorgusunda işlediği suçlarla ilgili yeni bir şey olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ve cumhuriyetin demokratikleşmesiyle ilgili düşüncelerini anlattı. Ona göre cumhuriyetin iki büyük kurucu halkı vardır. Türk ve Kürt halkı. Bu iki halk asırlardır bir arada yaşıyordu. Bundan sonra da yaşayabilirlerdi. Ama bunun için yeni bir düzenleme gerekiyordu. Anayasa cumhuriyetin iki kurucu halkı olduğu esasına göre yeniden yazılmalıydı. Yani Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin iki dilli, iki uluslu bir devlet olduğu kabul edilmeliydi. Cumhuriyetin demokratikleşmesinden kastettiği buydu.

TBMM’de her sorun tartışılır görüşülür. Eğer etnik statü talebini, muhatap olarak HDP alınarak TBMM’de görüşülürse, onların talepleri de Abdullah Öcalan’ın taleplerinden farklı olmayacaktır.

HDP de anayasanın yeniden yazılmasını, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin iki dilli iki uluslu bir devlet olduğunun kabul edilmesini isteyecektir.

Atatürk tarafından kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde Türkiye’de tek millet yaşamaktadır. Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran bugünkü sınırlarımız içinde yaşayan halk Türk’tür demiştir.

Anayasamızın ilgili maddesinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür yazar.

TBMM’de, HDP’nin anayasada yapılmasını istediği değişikliklerin kabul edileceğini sanmıyorum. Ancak istekleri kabul edilirse Türk milleti egemenliğini PKK ile paylaşmış olacaktır. PKK ile diyorum. Evet HDP yasal partidir. Ancak PKK ile bağlantısı vardır ve onun istekleri dışına çıkmaz, çıkamaz. Bu durumda Meclis’te HDP’nin istekleri değil PKK’nın istekleri müzakere edilecektir.

HDP Güneydoğu illerinde yaşayan halkımızın temsilcisi değildir. Çünkü yukarıda da anlattığım gibi Güneydoğu halkımızın çoğu PKK’nın karşısındadır. Yedi yıldan fazla Kızıltepe’de ve Mardin’de çalıştım. O bölgenin halkını iyi tanırım. Büyük çoğunluğu vatansever, devletine ve milletine bağlıdır.

Benim düşüncem, Abdullah Öcalan’ın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bu konunun görüşülmesinden memnun olacağıdır. Hatta HDP’nin isteklerinin Meclis’de kabul edilmesi için açıkça olmasa da gizlice çalışacaktır.

Olmaz ama bir an için farz edelim ki, HDP’nin istekleri doğrultusunda anayasada düzenlemeler yapıldı. Türk Milleti egemenliğini PKK ile paylaştı. Kılıçdaroğlu’nun, diğer siyasilerimizin ve çok sayıda aydınımızın Kürt sorunu dediği, benim etnisite sorunu olarak isimlendirdiğim mesele halledilmiş mi olacaktır? Asıl o zaman başlayacak.

Unutmayalım güneyimizde Suriye’nin büyük bölümünde hakimiyet kuran PKK-PYD oluşumu var. PKK-PYD’yi ABD’nin silahlandırdığı ve eğittiği biliniyor. 50.000 silahlı teröristi olduğu da söyleniyor ve asıl hedefleri de Türkiye’dir. HDP’nin isteklerinin TBMM’de kabul edilmesi PKK-PYD’ye istediği fırsatı verir. Türkiye’ye saldırılarını arttırır. Çözüm sürecinde Selahattin Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder başkanlığındaki heyet, devamlı İmralı’da Abdullah Öcalan’la görüşüyorlardı. Ona, Hükümetle yaptıkları görüşmeleri anlatıyorlar, Öcalan aldığı bilgileri değerlendiriyor ve bu yaptığı değerlendirmelere göre Kandil’e götürmeleri için talimatlar veriyordu.

Sonradan, devlet gözetiminde yapılan bu görüşmeler kitap haline getirilmiş, PKK tarafından Türkiye dışında yayınlanmıştı. Bu kitabın tamamını değil fakat bir kısmını okumuştum. Okuduklarımdan, açılım sürecinde Abdullah Öcalan’ın rahat olmadığı anlaşılıyordu. Anayasal ve yasal hiçbir güvencemiz yok. Yasal güvence vermeliler gibi konuşmalar yapıyordu.

İmralı’ya bir gelişlerinde Sırrı Süreyya Önder Abdullah Öcalan’a, Cumhurbaşkanımızın PKK-PYD’nin Güney sınırlarımızda yerleşmesinden rahatsız olduğunu PKK-PYD’nin orada dikiş tutamayacağını söylediğini anlatır. Abdullah Öcalan gülerek Türk halkı saldırırsa onun karşısına 50.000 kişiyle saldırırım der.

İşte Abdullah Öcalan budur. İmralı’da tutukluyken dahi kendisini ziyarete gelenlerle örgütüne talimat göndermiş. Örgütün hangi bölgelerde konuşlanacaklarını söylemiştir. Türkiye’nin güneyindeki PKK-PYD oluşumu Türkiye için ciddi bir tehdittir. Eğer Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bu konu görüşülür, HDP’nin istekleri kabul edilir, buna göre anayasa yeniden yazılır, çıkarılırsa PKK-PYD’nin tehditleri daha da büyük olacaktır.

Yazar

Talat Şalk

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.