Le Chateliere prensibi ve Murat Ağırel’in Sarmal’ı – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış

DUYURU   • Söz Konusu-5: Açık Oturum   • Çağrı: Bize katılın

Le Chateliere prensibi ve Murat Ağırel’in Sarmal’ı

Son yıllarda Cumhuriyet’e ve Atatürk’e saldırılar arttı. Arttıkça da Türk toplumu her zamankinden çok Cumhuriyet’e ve Atatürk’e sarıldı. Çünkü “Bir sisteme, dışarıdan bir etki geldiğinde sistem, etkiyi azaltacak yönde cevap verir.”di

14 Mart 2020
İskender Öksüz

Murat Ağırel'in Sarmal'ı

Le Chateliere diye bilinen prensip, kimyanın en eğlenceli ilkelerinden biridir.  Anlatması isminden kolay.

Şöyle: Bir sisteme, dışarıdan bir etki geldiğinde sistem, etkiyi azaltacak yönde cevap verir.

En basiti, balon şişirmenizdir. İlk birkaç nefes kolaydır ama balon az şişince direnmeye başlar ve sizi zorlar. Daha işe yarar bir örnek vereyim. Bir şişedeki şekerli suyun üzerine gaz doldurun. Gazın bir kısmı suda çözünecektir. Çözünen gazla çözünmeyen dengededir. Şimdi sisteme baskı yapın- üzerindeki gazın basıncını arttırın. Sistem, bu basıncı azaltacak yönde değişir. Nasıl? Suda çözünen gaz miktarını arttırır. Üstteki gazı, dolayısıyla basıncı azaltmaya çalışır. İşte bütün gazlı içeceklerin sırrı bu Le Chateliere prensibindedir. Şişenin kapağı sıkı sıkı örtülüyken suyun üstündeki gazın basıncı yüksektir. Kapağı açtığınızda psssst… Basınç düşer ve sistem bu sefer basıncı arttıracak yönde cevap verir: İçindeki gazı çıkarır. Ben deneyi suyla anlattım. Ona biraz da şeker koyarsanız çocukluğumuzda sinemalarda içtiğimiz gazoz olur. Şimdi renklileri var.

Kime vurursanız o büyüyor

Son zamanlarda laiklik çok saldırıya uğradı. Daha muhafazakâr nesiller yetiştirme basıncı arttı. Toplum nasıl cevap verdi? Basıncı düşürecek yönde. Gençlerin laikliğe, sekülerliğe dört elle sarıldıklarını hatta tam ters yöne açıldıklarını gözlüyoruz. Birkaç yıl önce bir sempozyumda, “gençler arasında deizm artıyor” gibisinden bir laf edilmişti de bu haberi getirenin kafası vurulayazdı. Türkiye Ateistler derneği, birkaç yıl önce iktidara teşekkür etmiş, sayelerinde üye sayılarının ikiye katlandığını açıklamıştı.

Yine son yıllarda Cumhuriyet’e ve Atatürk’e saldırılar arttı. Türk toplumu her zamankinden çok Cumhuriyet’e ve Atatürk’e sarıldı. Bayramlarda, 10 Kasımlarda Anıtkabir ziyaretçi istatistiklerine bir bakın.

Ayağınızı kaldırdınız mı?

Burada yalnız Türk yok, şu var bu var, öteki var, 36, yok yok, 56 etnik grup var nutukları atıldı. Türkiye Cumhuriyeti’nin temelindeki milliyetçilik ayaklar altına alındı. Andımız kaldırıldı. Ne görelim! Herkesin kolunda, arabasında, Göktürk harfleriyle Türk yazıyor. İnsanlar yediden yetmişe elleriyle bozkurt işareti yapmada. Arabalarının camlarına K. Atatürk imzası vurulmuş.

Türk düşmanlarından rica etsem. Biraz daha azsalar. Burada hiç Türk yok, 256 etnik grup falan var deseler, Atsız’ın “Yüzde yüz Türk olduğun gün cihan senindir” hedefine varacağız.

Bundan on yıl mukaddem Hanefi Avcı, Haliç’te Yaşayan Simonlar diye bir kitap yazdı. Fetö’yü anlatıyordu. Hemen tezgâh kuruldu. Uygun savcı, hâkim ayarlandı ve Hanefi Avcı, “Devrimci Karargâh Davası“ndan içeri atıldı.

Benim asıl anlatmak istediğim şu. Kitap için “dokunan yanar” dendi. “Aman ha” dendi. Şimdi bakıyorum, kitap 22 baskı yapmış. Kitapyurdu.com’da görünen satış miktarı 16 360. Piyasayı bilenler bilir. Kitapyurdu’ndaki satış toplamın %3’ü ila %10’u arasındadır. Demek ki dokunanın yanacağı kitap çeyrek milyon okuyucuyu bulmuş. O günlerde kitabın pdf nüshası da İnternet’te dolaşmaya başlamıştı. Toplam okuyucu sayısı muhtemelen milyonu aşmıştır.

Eski günler bunlar… Milattan önce!

Kitabını okutmak için yazarı Silivri’ye gönderin

Hanefî Avcı’yı neden hatırladım? Yazarın evi basılıp yazarın tutuklanmasıyla kitabının satışının artması ilişkisinden.

Yeniçağ’dan Murat Ağırel’in Sarmal diye bir kitabı var. Evi sabah 4:30’da basıldı. Ağırel tutuklandı. Bir bildikleri vardır diyelim polisimizle savcımızın. Yalnız evi bilmiyorlarmış. Kayınvalidesinin evini basmışlar. Kayınvalidesi kaçamamış tabi!

Hanefi Avcı cemaatlerin devlete sızıp hâkim olmasını anlatıyordu. Onun için hedefti. Ağırel’in de bir kitabı var. Acaba neyi anlatıyor? Ağırel Fetö’yü anlatamaz Fetö bitti, değil mi? Vakalar arasında da bir benzerlik yok. Değil mi? Hem Ağırel’in simonları Haliç’te değil, Boğaziçi’nde. Benzerlik yok deyin de rahatlayayım lütfen!

Ama bir benzerlik var. Benzerlik Ağırel’in kitabının satışında. Hemen ben de ısmarladım. Ismarlarken de Kitap Yurdu’ndaki satışa baktım: 2540. Ve 6. basım. Kitap çıkalı bir ay olmuş.  Demek ki bir ayda 30 000 – 100 000 arası toplam satışı var.

Standart sıcaklık ve basınçta böyle bir kitap bir ayda değil on yılda o kadar satamazdı. Le Chateliere prensibi iş başında!

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları