Lügat

Kısa hap bilgi dolu kitap raflarından çok etkilendim ve ben de sizler için bir lügat yazmaya karar verdim. Uzmanlığımı mı soruyorsunuz? Aman canım siz de bunu yazmak için âlim olmaya gerek yok ya!


Çok şubeli bir kitap dükkânını gezerken gözüm garip bir kategoriye takıldı. Bilim kategorisi. Kategorinin ismi değil, içeriğiydi garip olan. Kitap kapaklarına şöyle bir baktım, bir lokmada bilimi yutabileceğimiz ne çok kaynak varmış meğer. Sanırım, bu kitaplardan okuyunca, dost meclisinde bilimsel bilimsel konuşup herkesi kendinize hayran bırakabiliyorsunuz. Kitap isimleri aşağı yukarı şöyle: “10 soruda bilim”, “100 soruda kolay felsefe”, “Hızlı kolay kuantum” vs. Bir de bir lügat fakat başka kategoride. Çok güzel bir cildi var, kâğıt kalitesi de çok iyi. “Bazı kelimeler çok güzel”miş adı. Açıp bakıyorum; koca bir sayfada sadece bir kelime, kelimenin anlamı ve diğer sayfada da kelime ile ilgili bir örnek. Bu kısa hap bilgi dolu kitap raflarından doğrusu çok etkilendim ve ben de sizler için bir lügat yazmaya karar verdim. Uzmanlığımı mı soruyorsunuz? Aman canım siz de bunu yazmak için âlim olmaya gerek yok ya!

Bu çağın lügatı!

İşte karşınızda bu çağın lügatı! Her şey açık, net ve hazır lokma. Adım adım bu çağda yaşamak! Bu yüzyılı anlama kılavuzu ayağınıza geldi! Hazırsanız başlıyorum, hadi buyurun:

Saygı: Boyun eğmek.

Sevgi: Gereksiz bir vazgeçiş, katlanılması zor bir takım fedakârlıklar.

Merhamet: İleride görülmesi muhtemel nankörlük için atılmış ilk adım.

İyi niyet: Cehennem bileti. Cümle içinde kullanalım: Cehenneme giden yollar iyi niyet taşları ile döşenmiştir!

Empati: Çok sempatik, fakat kârlı değil.

Varlık: Her şey ben varsam var, yoksam yok olsun tüm kâinat!

Söz: Söylenip, unutulan birkaç kelime.

Sanat: Elitist uğraşı.

Şiir: Anlamsız romantik sözler bütünü.

Edebiyat: Paralanırsa fiyakalı bir duruş.

Kitap: Yanında kahve ile poz verilmezse fotoğrafı çok anlamsız bir süs eşyası.

Tarih: Yaşanmış ve bitmiş, konuşmaya gerek yok.

Doğru: Kime göre, neye göre?

Gerçek: Tek gerçek var; o da şu an.

Yaşam: Geldik gidiyoruz, nefes alalım yeter.

Eğlence: Komik kedi videosu, iş makinesi izlemek.

Matematik: Bu bilgi bize nerede lazım olacak?

Fen bilgisi: Dünya düzdür, evrim yoktur, “vardır” diyen yalan söyler.

Tıp: Kelle paça, nane limon kabuğu, bir tutam zencefil.

Doktor: Az buçuk hastalık bilen herkes olabilir.

Psikoloji: Masum bir apartmanda, camdan bakan kızın ruh hâli.

Sosyoloji: Toplum mühendisliği.

Mühendislik: Müteahhitlik daha çok kazandırır. Fazla hesap kafa karıştırır, gerek yok.

Statik: Şu kolon gereksiz.

Beton: Kalkınmamızın anahtarı.

Doğal afet: Kaçınılmaz.

Terör: Demokrasi maskesi takınca şirin duruyor aslında.

Demokrasi: Herkes eşittir, ama bazılarımız daha eşittir.

İnsan hakları: Hangi insan olduğuna göre değişir.

Kadın hakları: Yaşayabilse yeter!

Liyakat: Uzun ve meşakkatli bir yol, daha kısa yollar varken gerekmez.

Fenomen: Bol makyajlı bir sunum.

İnternet: Yoksa yokuz.

İnanç: İnancıma inanmıyorsan insan değilsin.

Din: Demode bir söylem (!)

Din tüccarlığı: Hâlâ en geçerli meslek.

Ekonomi: Gönül verilen partiye göre değişen para durumumuz.

İktidar: Güç bende artık! Gölgelerin gücü adına!

Muhalefet: Dünya yuvarlaktır bence ama sen de öyle diyorsan düz de olabilir.

Esnaflık: Selamsız alışverişten ibaret.

Ticaret: Ahlâk gerektirmeyen her türlü alışveriş.

Bilim: Küresel bir çetenin bizi yönetmek için kullandığı yöntemler bütünü.

Televizyon: Aptal kutusu.

Netflix: Çok akıllılar kutusu.

Nasıl, bu çağa ayak uydurmak için yeterince ipucu verdim mi?

Kısa bir not:

Sözün kıymetini bilip, anlamayana israf etmemek için bolca susanlar… Yunus gibi sevenler, Karacaoğlan gibi söyleyenler… Akif gibi yazmaya çalışanlar…

Duygularını bol gülücüklü “emojilerin” arasında kaybetmeyip dile dökebilenler… Kalpten kalbe giden görünmez yolları sezgileri ile yürüyebilenler… Pir Sultan’ın, Veysel’in, Mahsuni’nin ve Manço’nun sözlerini gönül kulağıyla dinleyenler. Sevginin, sebepsiz ve vakitsiz olmadığının farkında olup; sebebinin varlığın ta kendisi olduğunu bilenler… Kutlu bildiği, değer verdiği her şey uğruna ömrünü adayanlar… Baskıdan, zulümden yılmayanlar, susmayanlar… Sözüm meclisten dışarı. Sizlere gönülden selâmlar. Var olun ki var olalım.

 

 

 

Yazar

Şadiye Okur

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.




Benzer Yazılar