27.11.2021

Cevat Heyet

1980 yılının bahar aylarında Alparslan Türkeş, rahmetli Ahmet Karaca ile beni İran Türklüğü üzerinde bir küçük araştırma yapmamız için Tahran ve Tebriz’e göndermişti. Varlık dergisi, Cevat Heyet’in Tahran’daki muayenehanesinde hazırlanıyordu.


Milletler yaptıkları işler yanında kahramanlarıyla da yaşarlar ve kahramanlarıyla geleceğe iz bırakırlar. Cevat Heyet de Türk milletinin kahramanlarından biriydi. Bütün Türk milletinin ama öncelikle İran’da yaşayan otuz milyon civarındaki Türk’ün kahramanı. 12 Ağustos 2014 tarihinde onu kaybettik.

O bir savaş kahramanı değildi elbette. O bir kültür ve bilim kahramanıydı. Türkoloji’nin yok mesabesinde olduğu, Türk dil ve kültürünün değil araştırılmasının, yaşanılmasının dahi mümkün olmadığı yıllarda İran’da Türkoloji’yi kurdu. 1979 yılında çıkarmaya başladığı üç aylık Varlık dergisi bir dil, kültür ve edebiyat dergisi olarak hâlâ varlığını sürdürüyor. Türkiye’de dahi Türklükle ilgili bir derginin 35 yıl yaşaması çok seyrek görülen bir hadise iken o Varlık’ı İran’da 35 yıl devam ettirdi. Türk dili, edebiyatı, folkloru ve tarihiyle ilgili birçok araştırmayı ya kendisi kaleme aldı, ya arkadaşları. Dergideki araştırmalar bir yana, % 80 Türk diliyle çıkan bir derginin, İran’da Türkçenin yazı dili olarak varlığını sürdürmesi açısından da çok önemli bir rol oynadığı muhakkaktır. Nitekim Varlık yayımlanmaya başladıktan sonra İran’da Türkçe olarak yayımlanan dergi, gazete ve kitaplar birden bire süratle artmıştır.

Varlık dergisi

1980 yılının bahar aylarında Alparslan Türkeş, rahmetli Ahmet Karaca ile beni İran Türklüğü üzerinde bir küçük araştırma yapmamız için Tahran ve Tebriz’e göndermişti. Varlık dergisi, Cevat Heyet’in Tahran’daki muayenehanesinde hazırlanıyordu. O günlerdeki sıcak konuşmalarımızı unutmam mümkün değil. Onunla ve en yakın arkadaşı Hamid Nutki ile 1980’de başlayan dostluğumuz ömür boyu sürdü. Hamid Nutki’yi 15 yıl önce kaybettik, Cevat Heyet’i de bugünlerde.

Töre dergisinin Mayıs 1980 sayısında çıkan “İran’da Sekiz Gün” başlıklı yazımda Cevat Heyet’le buluşmamızı şöyle anlatmışım:

“Savalan’ın kullandığı araba ile Tahran caddelerini bir baştan bir başa dolaştık. Doktor Cevat Heyet’in muayenehanesindeyiz. Uzun boylu, açık temiz yüzlü, şuuru gözlerinden okunan yakışıklı bir adam. Tahran’da çıkardığı Türkçe Varlık dergisini onuncu sayıya ulaştıran bu kıymetli doktor, İran’da kalp cerrahisinin kurucusudur. 1944-45 yıllarında İstanbul’da okumuş, İstanbul Üniversitesinin o günkü heyecanlı gençleriyle arkadaşlık etmiş, 1944’lerin havasını koklamıştı. Otuz yıldır hastalara hayat veren bu aziz doktorun nefesi, şimdi İsa nefesi gibi Türk diline can kazandırmaktadır. Cevat Heyet’in pek çok şeyini feda ederek çıkardığı , sahipliğini yaptığı Varlık dergisi, beş binlik tirajıyla İranlı Türkler tarafından aranmakta ve okunmaktadır. Daha önce Türkiye’den yazdığım mektup doktora ulaşmış, bizi tanıştırmıştı. Bana yazıp postaladığı cevabı orada okudu. İstediğim dergileri gönderdiğini ifade ediyor ve Azeri Türkçesini nereden öğrendiğimi soruyordu. Çünkü mektubu eski harflerle ve Azeri şivesiyle yazmıştım. Aziz doktorla birkaç öğle yemeğinde buluştuk, Kaşgaylardan, Türkmenlerden, bütün Türklerden söz açtık. İstanbul’dan, 1944’lerden danıştık.”

Evet o gün Kaşgaylardan, Türkmenlerden danıştık. Meğer bunlar doktorun zihninde bir tohum gibi yeşerip serpiliyormuş. Daha sonra İran’daki muhtelif Türk boylarıyla, özellikle Horasan Türkleriyle ilgili pek çok araştırmasını okudum.

Cevat Heyet 1925 Mayısı’nın 24’ünde Tebriz’de doğdu. Tıp tahsiline Tahran’da başladı. Yıl 1943. Türkiye’nin Tahran büyükelçisi Kemal Hüsnü Taray’dır. Unutulmasın diye bu isimleri buraya yazıyorum. İran’ın tanınmış hukukçularından olan Cevat Heyet’in babası Mirza Ali Heyet’le Kemal Hüsnü Taray bir araya geliyorlar ve Türkiye’ye 100 talebe gönderme kararı alıyorlar. Cevat Heyet de gönderilenler arasında. Bugün İran’da Türklük şahlanmış durumda ise işte bu iki adamın kararının bunda rolü var. İstanbul Tıp Fakültesini 1946’da bitiren Cevat Heyet akademik hayatına Paris’te devam eder ve 1952’de Tahran’a döner.

Heyet’in yüreğinde mevcut olan Türklük duygu ve sevgisi İstanbul’da bilinç hâline gelir. Arkadaşları arasında Faruk Sükan, Sadettin Bilgiç ve benim çok sevgili hocam Muharrem Ergin vardır. 1944-1945 yıllarının milliyetçi gençleri. Türklük ve Türkçülük aşkı işte bu çevrede gelişir. İstanbul’daki arkadaşlarından birini daha hatırlıyorum: Eczacı Nejat Pala. Cevat Heyet bana ilk buluşmalarımızda Nejat Pala’yı anlatmıştı. “İri yarı ve yakışıklı bir genç” demişti, “bulunduğumuz binadan içeri girer; yüksek ve heyecanlı bir sesle beni sorar.” Heyet, Nejat Pala’dan çok etkilenmiş ve İstanbul’daki samimi arkadaşlıklarından birini onunla kurmuştu. Benim gençlik yıllarımda da Nejat Pala var. 1960’ların başında, İzmir’in Kestelli Caddesi’ndeki eczanesinde Nejat Pala ağabeyimizle az vatan kurtarmamıştık. Dr. Heyet’in dediği gibi Nejat Pala bir pehlivan gibi iri yarıydı ve hâlâ yakışıklıydı, hâlâ heyecanlıydı. Hocam Muharrem Ergin ve Nejat Pala gibi ortak tanıdıklarımız bizi birbirimize daha çok bağlamıştı.

Cevat Heyet elbette İran tıbbının çok önemli bir ismi. İran cerrahîsinin öncülerinden. İran’da ilk açık kalp ameliyatı, ilk kalp kapakçığı nakli, ilk böbrek nakli… 12 yıl boyunca sürekli çıkardığı ilmî tıp dergisi. Paris Cerrahî Akademisi üyesi. Azad İslam Üniversitesi Cerrahî Bölümü öğretim üyesi ve yıllardan beri İran üniversitelerinde okutulan cerrahlıkla ilgili kitaplar…

Fakat o bizim için her şeyden önce bir kültür adamı. İran Türkolojisinin bir numaralı ismi. Ana dili Azerbaycan Türkçesi. İlk ve orta öğrenim dili Farsça. İstanbul’da Türkiye Türkçesi. Fransa’da edinilen mükemmel Fransızca. Türkolojiyle ilgili yayınlarında bu dilleri rahatlıkla kullanıyor. Kuzey Azerbaycan’daki, Türkiye’deki, İran’daki ve Avrupa’daki neşriyatı izliyor. Âdeta bizim Meşrutiyet Dönemi aydınlarımıza benziyor. O da babası ve kardeşi Firuz Heyet’le birlikte 1956’da İran-Türkiye Dostluk ve Kültür Cemiyeti’ni kurdu. Tahran büyükelçimiz Korkmaz Haktanır ile 1993’te Tahran’da Türk Kültür Merkezi’ni açtı. Türkiye’ye sürekli öğrenci gönderdiler. Cevat Heyet’in İran’daki diplomatlarımızla yakın ilişkilerine 1980 yılında ben de şahit olmuştum. Tahran’a ayak basar basmaz ziyaret ettiğimiz Büyükelçi Turgut Tülümen Dr. Heyet’ten sitayişle bahsetmiş ve onunla mutlaka görüşmemizi tavsiye etmişti. Büyükelçi Tülümen’in Türk dünyası hakkındaki geniş ufkunda ve olumlu düşüncelerinde sanırım, Cevat Heyet’le sık sık görüşmelerinin de tesiri bulunmaktadır.

Cevat Heyet adı Varlık dergisiyle ve sembolik olarak da İran Türklüğü’nün “varlığı” ile âdeta bütünleşmiştir. 1979 Nisanı’nda çıkarmaya başladığı Varlık dergisinin ilk sayısında okuyuculara şöyle sesleniyordu:

“İlmî ve tarihî bakımdan, her bir halk muhtelif tarihî merhalelerde ayrı ayrı halklar ile müşterek tarihî ve medenî bağlılığı olduğu hâlde, öz müstakil ferheng (kültür) ve hüviyetini sahlamağa haklıdır… Varlık mecmuası, Azerbaycan halkının millî ve ferhengî (kültürel) varlığına, doğma dil ve edebiyatına, geniş sahalı folklor ve el (halk) yaradıcılığına, iftiharlı geçmişine, tükenmez bediî ve hünerî (san’atsal) kudretine yol açmak ve onu taze (yeni) tarihî-ictimaî şerâyitde daha insanî, daha demokratik ve daha kabakcıl (ilerici) ülküler ile irâe etmek (göstermek) arzusuyla ortaya çıhır. Biz mecmuamızın dutduğu bu böyük ve şerefli yolda bütün halkların millî ve ferhengî azatlığına hürmet besleyen insanlar tarafından ihtiram ve itikadla kabul olunmasına inanırık (kabul edileceğine inanıyoruz.)”.

Varlık dergisi bugüne kadar bu yolda ilerledi. Güney Azerbaycan Türklük araştırmalarına büyük katkılarda bulundu. Cevat Heyet’in daha sonra kitaplaşan birçok araştırması orada seri makaleler hâlinde yayımlandı. Fakat dergi sadece bir inceleme ve araştırma dergisi olarak kalmadı. İran’daki Türklüğün canlanmasında ve şuurlanmasında da büyük rol oynadı.

Cevat Heyet özellikle 1990’dan sonra Türkiye’ye çok sık geldi. Hemen hemen her geldiğinde görüştük ve sohbet ettik. Son yıllarda da Ankara’ya gelişinde mutlaka beni arardı. Artık bastonuna dayanarak yürüyen aziz doktorla Gazi Üniversitesi’nde buluşur ve konuşurduk. Türkiye ve Kuzey Azerbaycan da onun vatanı idi. Son yıllarda Kuzey Azerbaycan’a daha çok gider olmuştu. Bunu ortak dostlarımızdan öğreniyordum. Nitekim orada da vefat etti.

Dr. Heyet yaşlılık günlerinde de heyecanından ve geleceğe dair ümidinden hiçbir şey kaybetmemişti. Buluşmalarımızda bize ümit aşılamaya devam ediyordu. Onun gibi insanlar dünyaya kolay gelmez. İran Türklüğünün mutlu geleceğinin genç bilim ve kültür adamları bir gün Güney Azerbaycan’ın ve İran’daki bütün Türklerin tarihini yazacaklardır. Hiç şüphesiz Cevat Heyet bu tarihe altın harflerle geçecektir.

 

Yazar

Ahmet Bican Ercilasun

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.