Korona virüse yakalanma iş kazası ve vazife malullüğü sayılır mı? – MİSAK- Millî Strateji Araştırma Kurulu
MDM- Millî Strateji Araştırma Kurulu
MİSAK logo

_______22.04.2020_______

Korona virüse yakalanma iş kazası ve vazife malullüğü sayılır mı?

A. Selim Babaoğlu

Dünyanın tamamını etkisi altına alan Çin’in Wuhan şehrinde ortaya çıkan Covid-19 (Corona virüs ya da koronavirüs) salgını siyasi, askeri, iktisadi ve benzeri bütün tartışmaların üzerini adeta bir kar örtüsü gibi kapatıp en üst gündemi oluşturdu.

Virüsün ilk tesiri sağlık sistemlerinde görülürken elbette ki hukuken de sayısız tesire ve uyuşmazlığa şimdiden sebep olmaya başladı. Bunların bir kısmına daha önceki yazılarımızda değindik.[1]

Türkiye Cumhuriyeti Devleti korona virüs salgını ile mücadele amacıyla gün geçtikçe sert tedbirler alıyor. Bu yazının hazırlandığı tarih olan 10/04/2020 itibariyle de Türkiye genelinde 30 büyükşehir ile Zonguldak’ta İçişleri Bakanlığının 03/04/2020 tarihli, 6235 Sayılı genelgesi ile sokağa çıkma yasağı ilan edildi.[2]  Havaların ısınmasından ötürü hafta sonunda vatandaşların kır, park, mesire alanlarına da zaten daha önceden yasaklı olması hasebiyle gidememelerine rağmen sokakları ve caddeleri doldurup salgının yayılmasının önüne geçilmesi amacıyla böyle bir yasağın getirildiği genelgede izah edilmektedir.

Sokağa çıkma yasağıyla birlikte tedarik zincirinin de bozulmaması gerektiği göz önünde tutulmuş olacak ki söz konusu genelgede bazı meslekler ve sektörler sokağa çıkma yasağının dışında tutulmuştur. Tedarik zinciri bilhassa büyük şehirler için hayati önem taşır zira büyük şehirler bu bakımdan 2-3 günlük dayanıklılığı vardır. Başka bir ifadeyle büyükşehirleri besleyen zincir koparsa büyükşehirler de 2-3 gün içinde çöker, kargaşa ve kaos patlak verir.

Sadece genelgede sayılan mesleklerde ve sektörlerde hizmet veren kişilerin dahi adedi çok yüksek sayılardır. Sokağa çıkma yasağının süresi bittikten sonra İçişleri Bakanlığının ilgili genelgesinin haricindeki iş yerleri tekrar faaliyetlerine başlayacaklarından ötürü sağlık sektöründen, marketlere kadar birçok işyeri ile kamu kurum ve kuruluşunda çalışan kişilerin karşı karşıya kaldığımız salgında korona virüs kapma ihtimalini gündemde tutmaktadır. Dolayısı ile genel anlamda özel sektörde sigortalı çalışanlar ile kamu kurumlarında memur ya da işçi statüsünde hizmet verenler bakımından korona virüs salgını sebebiyle iş kazasının ve vazife malûllüğünün oluşup oluşmadığı aydınlatılması gereken bir meseledir.

Malûl kelimesi Türkçe’de sakat ya da hasta olma durumunu ifade etmektedir. Aşağıda paylaştığımız mevzuat kapsamın bir kimsenin malûl sayılması için bu kimsenin bedeninde fiziki ya da ruhi bir bozukluğun, tedavisi imkânsız bir hastalığın ya da kazanın kişiyi vazifesini yapamayacak duruma getirmesi gereklidir.[3] Vazife malûllüğü 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 47. Maddesinde tarif edilmiş ve şartları bu madde ve devamında ortaya konulmuştur.[4] Buna göre vazife malûlü:

… sigortalıların vazifelerini yaptıkları sırada veya vazifeleri dışında idarelerince görevlendirildikleri herhangi bir kamu idaresine ait başka işleri yaparken bu işlerden veya kurumlarının menfaatini korumak maksadıyla bir iş yaparken ya da idarelerince sağlanan bir taşıtla işe gelişi ve işten dönüşü sırasında veya işyerinde meydana gelen kazadan doğmuş olursa, buna vazife malûllüğü ve bunlara uğrayanlara…” demektir.

Malûl sayılma ile ilgili yine aynı kanunun 25. Maddesinde düzenleme yapılmıştır. Bu maddeye göre:

…4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az % 60’ını, (c) bendi kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün en az % 60’ını veya vazifelerini yapamayacak şekilde meslekte kazanma gücünü kaybettiği Kurum Sağlık Kurulunca tespit edilen sigortalı…” malul sayılır demek suretiyle vazife esnasında meydana gelen iş kazalarının yanı sıra meslek hastalıkları da malûl sayılmaya dahil edilmiştir.[5]

Yukarıda sunduğumuz mevzuattan da anlaşıldığı üzere görevini yerine getirirken korona virüs kapıp meslekte kazanma gücünü kaybedenler ya da ölenlerin de vazife malûllüğü kapsamına dahil olması gerektiği kanaatindeyiz. Vazife malûlü sayılmak için gerekli bildirim yükümlülüğü, rapor ve diğer gibi şartlardan bahsetmeyi ise yazının kapsamı bakımından gerekli görmüyoruz. Bunlar haricinde kanundaki diğer şartların sağlanması halinde genel olarak vazifesinden dolayı corona virüse yakalanan kişinin malûliyet aylığı talep hakkı doğacaktır.

İş kazası bakımından Covid-19 virüsünün bulaşmasını değerlendirecek olursak öncelikle iş sözleşmesinin tanımı ve unsurlarından kısaca bahsetmekte fayda vardır. 4857 Sayılı İş Kanununun 8. maddesinde iş sözleşmesinin tanımı:

Tanım ve şekil

Madde 8 – İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. İş sözleşmesi, Kanunda aksi belirtilmedikçe, özel bir şekle tâbi değildir…”

Şeklinde yapılmıştır. Bu tanımın üç ana unsuru bulunmaktadır. Bunlar; bir işin görülmesi, ücret ve bağımlılık unsurlarıdır. Buna göre; bir işin görülmesi, fikren ya da bedenen bir işin yapılması, ücret, işveren tarafından işçiye yapılan işin karşılığında ödenen meblağ, bağımlılık unsuru ise ücret karşılığı işin görülmesi esnasında işverenin talimat verme ve denetleyebilmesidir.[6]

İş sözleşmesi yazılı ve sözlü şekilde olabilir. Ancak İş Kanununun 8. Maddesinin devamında görüldüğü üzere, süresi bir yıl ve daha fazla olan iş sözleşmelerinin yazılı şekilde yapılması zorunludur.[7] İşçi ile işveren arasında yazılı sözleşme olmadığı takdirde iş kazası ve diğer işçilik tazminatları bakımından şahit ve benzeri ispat yollarına müracaat edilmektedir.

İş kazasının tanımı için iki ayrı kanuna göz atacağız. İlki İş Sağlığı Ve Güvenliği Kanununun 3. Maddesinin 1/g bendinde, işyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen ya da bedenen engelli hâle getiren olay, iş kazası olarak tanımlanmıştır.

Diğeri ise 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 13. maddesidir.[8] Bu maddeye göre iş kazasının tanımı:

  1. Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
  2. İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,
  3. Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
  4. Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
  5. Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında,

Meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olay şeklinde yapılmıştır.

Bütün mevzuata dikkat edildiği takdirde gerek iş başında gerekse işe geliş ve gidiş esnasında da meydana gelen olaylar iş kazası kapsamındadır. Bu kısmı özellikle vurgulamak gereği duyduk. Zira görevi gereği tıbbi maske dağıtan bir posta memuru dağıtım esnasında korona virüs kapması ve vefat etmesi ya da ruhen ve bedenen yukarıda izah edilen şekilde rahatsızlanması ile işyerine servis ile giden tekstil işçisinin serviste Covid-19 virüsünü kapması buna bağlı olarak vefat etmesi ya da rahatsızlanması arasında temelde bir fark bulunmayacak ve iş kazası kapsamında sayılacaktır.

Uygulamada corona virüs salgınından ötürü fiziki ya da bedenen zarar görmenin, vefat etmenin iş kazası ya da vazife malûllüğü sayılıp sayılmayacağına dair yargı kararı bulmak henüz mümkün değil. Zira resmi olarak bir aydır bu salgın ile mücadele etmekteyiz.

Ancak emsal olarak gösterilebilecek yargı kararları elbette ki mevcuttur. Zira Covid-19 salgını insanlığın maruz kaldığı tek salgın hastalık değil.

Aşağıda korona virüs çalışma hayatında sebep olacağı hastalık, malûllük ve ölüm halinde emsal teşkil edebilecek iki adet Yargıtay kararı sunmaktayız.

Her iki kararda da konu H1N1 (domuz gribi) virüsü kapmış ve rahatsızlanarak vefat etmiş iki kişinin iş kazası talebidir.

Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 15/04/2019 tarihli, 2018/5018 Esas ve 2019/2931 Karar sayılı kararına konu olan uyuşmazlıkta uluslararası tır şoförü olan ve Ukrayna’ya sefere gönderilen işçi Türkiye’ye döndükten sonra rahatsızlanarak hastaneye müracaat etmiştir. Ardından burada vefat etmiştir. Mirasçıları tarafından iş kazası tazminatı talebiyle açılan davada Yargıtay ölen işçinin hastaneye başvurusunda belirttiği şikayetlerin hastalığın başlangıç belirtileri olduğu taktirde hastalığın bulaşmasının bu tarihten 1-4 gün öncesinde gerçekleşmiş olacağının tespit edildiği, buna bağlı olarak ölen işçinin işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle Ukrayna’ya sefer sırasında bulaştığı yargılama esnasında alınan rapor kapsamından anlaşılan H1N1 virüsünden dolayı daha sonra meydana gelen ölümün iş kazası olarak kabul etmiştir.[9]

Yine Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 02/10/2017 tarihli, 2016/3545 Esas sayılı ve 2017/7126 Karar sayılı kararında yine uluslararası tır şoförü olarak çalışan işçi sefer amaçlı yurtdışına çıkmış ancak dönüşte kendisini iyi hissetmediği için hastaneye müracaat etmiştir. Hastanede yapılan tetkikler neticesinde işçinin H1N1 (domuz gribi) virüsü kaptığı tespit edilmiş, ancak işçi kurtarılamayarak vefat etmiştir. Vefat edenin mirasçıları iş kazası kapsamında mahkemeden talepte bulunmuşlar. Yapılan yargılama esnasında yine hastalığın kuluçka süresi de dahil edilecek şekilde yurtdışı seferi esnasında virüsü kaptığı tespit edilmiş ve Yargıtay tarafından iş kazası kapsamında değerlendirme yapılıp karar verilmiştir.[10]

Sonuç olarak yukarıda sunduğumuz yargı kararları da emsal kabul edilerek gerek kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanlar ile işçiler korona virüsten ötürü vazife malûllüğü ve iş kazası kapsamında değerlendirilmelerinin mümkün olduğu kanaatindeyiz.

Kaynakça

Coşkun Saraç, Vazife Malûllüğü Kavramı, Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt 4, Sayı:2, 2002.

Ahmet Nizamettin Aktay, Kadir Arıcı, Emine Tuncay Senyen Kaplan, İş Hukuku, Ankara, Gazi Kitapevi, 2013.

Yargı Kararları

Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 15/04/2019 tarihli, 2018/5018 Esas ve 2019/2931 Karar sayılı kararı

Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 15/04/2019 tarihli, 2018/5018 Esas ve 2019/2931 Karar sayılı kararı

* İstanbul Barosu Üyesi.

[1] Corona Virüs salgını ve Kira Sözleşmesinin Feshi, (https://hukuksokagi.com/guncel/corona-virus-salgini-ve-kira-sozlesmesinin-feshi/, Çevrimiçi 10/04/2020), Corona Virüs bulaştırmak suç mudur?, (https://hukuksokagi.com/kaynak/corona-virus-bulastirmak-suc-mudur/, Çevrimiçi 10/04/2020), Corona Virüs ve Karantina Tedbirlerine Aykırı Davranma Suçu, (https://hukuksokagi.com/guncel/corona-virus-ve-karantina-tedbirlerine-aykiri-davranma-sucu/, Çevrimiçi 10/04/2020).

[2] https://www.icisleri.gov.tr/2-gun-sokaga-cikma-yasagi, (Çevrimiçi 10/04/2020).

[3] Coşkun Saraç, Vazife Malûllüğü Kavramı, Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt 4, Sayı:2, 2002, s.115-116.

[4] 5510 Sayılı ve 31/5/2006 tarihli Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 47. Maddesi: “Vazife Malûllüğü (1) MADDE 47- (Değişik: 17/4/2008-5754/27 md.)

Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra ilk defa 4 üncü maddenin birinci fıkrasının

(c) bendi kapsamında sigortalı olanlar için aşağıdaki hallerde vazife malûllüğü hükümleri

uygulanır. 25 inci maddede belirtilen malûllük; sigortalıların vazifelerini yaptıkları sırada veya

vazifeleri dışında idarelerince görevlendirildikleri herhangi bir kamu idaresine ait başka işleri

yaparken bu işlerden veya kurumlarının menfaatini korumak maksadıyla bir iş yaparken ya da

idarelerince sağlanan bir taşıtla işe gelişi ve işten dönüşü sırasında veya işyerinde meydana gelen

kazadan doğmuş olursa, buna vazife malûllüğü ve bunlara uğrayanlara da vazife malûlü denir.

Vazife malûllükleri; a) Keyif verici içki ve her çeşit maddeler kullanmaktan,

  1. b) Mevzuat ve emir dışında hareket etmiş olmaktan,(2)
  2. c) Yasak fiilleri yapmaktan,
  3. d) İntihara teşebbüsten,
  4. e) Her ne suretle olursa olsun kendisine veya başkalarına menfaat sağlama veya zarar

verme amacından, doğmuş olursa bunlara uğrayanlar hakkında vazife malûllüğü hükümleri uygulanmaz. Kamu idareleri vazife malûllüğüne sebep olan olayı, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine

veya kendi mevzuatına göre yetkili mercilere derhal, Kuruma da en geç onbeş iş günü içinde

bildirmekle yükümlüdür. Kuruma bildirim, aynı süre içerisinde sigortalılar veya hak sahiplerince

de yapılabilir. Vazife malûllüğüne sebep olan olaydan kamu idarelerinin yetkili mercilerinin

haberdar edilmemiş olması hali dışında; ilgililerin bildirimi, kamu idarelerinin bildirim

sorumluluğunu ortadan kaldırmaz…”.

[5] 5510 Sayılı ve 31/5/2006 tarihli Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 25. Maddesi: “Malûl sayılma MADDE 25- (Değişik: 17/4/2008-5754/13 md.)

Sigortalının veya işverenin talebi üzerine Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurullarınca usûlüne uygun düzenlenecek raporlar ve dayanağı tıbbî belgelerin incelenmesi sonucu, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az % 60’ını, (c) bendi kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün en az % 60’ını veya vazifelerini yapamayacak şekilde meslekte kazanma gücünü kaybettiği Kurum Sağlık Kurulunca tespit edilen sigortalı, malûl sayılır.”

[6] Ahmet Nizamettin Aktay, Kadir Arıcı, Emine Tuncay Senyen Kaplan, İş Hukuku, Ankara, Gazi Kitapevi, 2013, s. 51.

[7] 4857 Sayılı ve 22/5/2003 tarihli İş Kanununun 8. Maddesi: “Tanım ve şekil

Madde 8 – İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın

(işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. İş sözleşmesi, Kanunda aksi

belirtilmedikçe, özel bir şekle tâbi değildir. Süresi bir yıl ve daha fazla olan iş sözleşmelerinin yazılı şekilde yapılması zorunludur. Bu belgeler damga vergisi ve her çeşit resim ve harçtan muaftır.

Yazılı sözleşme yapılmayan hallerde işveren işçiye en geç iki ay içinde genel ve özel çalışma koşullarını, günlük ya da haftalık çalışma süresini, temel ücreti ve varsa ücret eklerini, ücret ödeme dönemini, süresi belirli ise sözleşmenin süresini, fesih halinde tarafların uymak zorunda oldukları hükümleri gösteren yazılı bir belge vermekle yükümlüdür. Süresi bir ayı geçmeyen belirli süreli iş sözleşmelerinde bu fıkra hükmü uygulanmaz. İş sözleşmesi iki aylık süre dolmadan sona ermiş ise, bu bilgilerin en geç sona erme tarihinde işçiye yazılı olarak verilmesi zorunludur.”

[8] 5510 Sayılı ve 31/5/2006 tarihli Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 13. Maddesi: “İş kazası;

  1. a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
  2. b) (Değişik: 17/4/2008-5754/8 md.) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi

adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,

  1. c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere

gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,

  1. d) (Değişik: 17/4/2008-5754/8 md.) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi

kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,

  1. e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında,

meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren

olaydır.(2)…”

[9] Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 15/04/2019 tarihli, 2018/5018 Esas ve 2019/2931 Karar sayılı kararı, NEO Bilisim Yazilim, Donananim ve Internet Hizmetleri.

[10] Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 02/10/2017 tarihli, 2016/3545 Esas sayılı ve 2017/7126 Karar sayılı kararı, NEO Bilisim Yazilim, Donananim ve Internet Hizmetleri.

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!
       

Yazarın MİSAK'taki yazıları