Şalom Gazetesi başyazarı İvo Molinas ile İsrail seçimleri üzerine – MİSAK- Millî Strateji Araştırma Kurulu
MDM- Millî Strateji Araştırma Kurulu
MİSAK logo

_______08.04.2019_______

Şalom Gazetesi başyazarı İvo Molinas ile İsrail seçimleri üzerine

Batur Kılıç

Türk Yahudi basının tek temsilcisi haftalık Şalom Gazetesi’nin genel yayın yönetmeni ve başyazarı İvo Molinas ile 9 Nisan’da gerçekleşecek İsrail seçimleri ve seçimlerin sonrası üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

Şalom Gazetesi 1947 yılında Türk-Yahudi gazeteci Avram Leyon tarafından kuruldu ve bugün hâlâ yayın hayatına devam etmektedir.

Batur Kılıç: 9 Nisan 2019 seçimlerine giden süreci konuşmadan önce 2009’dan bu yana LİKUD hükümetinin İsrail’i nasıl bir noktaya getirdiğiyle ilgili bir sohbet edelim mi?

İvo Molinas: LİKUD 16 yıldır hükümet olarak görev yapmakta. Bu süreçte politikalarını yerleştirip genişletti. Sağ ideolojinin temsilcisi LİKUD, dindarları da içine alan bir hükümet oluşturdu. Ekonomik olarak mucizeler yaşandı: İşsizliğin %3’e kadar indirilmesi, ABD ve Rusya’dan gelen göçmenlerin ekonomiye dâhil etmesi büyük başarılardır. İsrail yapısal olarak akademisyenlerin çok olduğu, bilime ve çalışmaya çok önem veren bir ülke. Çalışma ve bilimsel gelişme, Yahudi ve İsrail kültürünün bir parçasıdır. İsrailli bilim adamları, o kadar başarılı ki bu sayede birçok teknoloji şirketi ortaya çıktı. Hatta şu an birçok şirket, Amerikan şirketleri tarafından satın alınıyor. İnsansız hava aracı gibi teknolojilerin yanı sıra hem tıp hem de (temel) bilim alanında çok başarılı, dünya çapında sözü geçen İsrailli firmalar var. Bu firmalar ülkenin ekonomik değerine değer katıyor. İsrail’de kişi başına düşen milli gelir, 40-45 bin dolar civarında. Bu sayı Japonya gibi gelişmiş bir ülkenin milli gelirinden bile yüksek. Dolayısıyla insanların belirli bir refaha ulaştığı görülüyor. Tabiî orta sınıfın erimesi, yoksullaşma gibi kapitalist sistemin yarattığı sonuçlarda var ancak İsrail toplumunun refah toplumu olduğunu kabul etmek gerekir. Ancak bir kutuplaşma da söz konusu… Dindarların hükümete girmesi, günlük yaşamda dindarlara ayrıcalıklar verilmesi, İsrail’in kuruluşundaki fikir birliğinden uzaklaşılması toplumsal bir kutuplaşmaya neden oldu. Toplum katmanları arasında derin farklılıklar var. Maalesef LİKUD iktidarının, bu konuda olumsuz katkısı çok büyük! İzak Rabin’in 1995’te İsrailli bir sağcı tarafından öldürülmesinden sonra, İsrail bütün toplumu böylesine kucaklayan bir lideri görmedi.

Netanyahu bir Amerikalı kadar iyi İngilizce konuşan, karizmatik, etkili bir lider ancak toplumsal olarak kutuplaşmaya sebep olan politikalar da geliştirdi.

Dış politikada Netanyahu büyük başarı kat etti; bunda dünya siyasi konjonktürünün de etkisi var. Trump’ın Evanjelist bir siyaset gütmesi (kendisi Evanjelist olmasa bile) Netanyahu’nun politikalarının önünü açıyor. Örneğin, elçiliğin Kudüs’e taşınması çok tarihi, büyük bir karardı. Hiçbir ABD başkanın yapamadığı bir şeydi.  Keza Golan kararı gibi kararlar, Netanyahu ve LİKUD için bulunmaz Hint kumaşlarıdır.

Gerek Afrika ülkeleri gerek Arap ülkeleri ve doğu Avrupa ülkeleriyle dostluklar kurması, İsrail’in yıllardır yürüttüğü tek yönlü batı kültürüne yönelen paradigmanın sebep olduğu algıyı kırıyor. Polonya, Macaristan, Bulgaristan gibi eski doğu bloğu ülkeleri dostluğunu kazanmış durumda. Özellikle Körfez ülkeleriyle ilişkilerde büyük adımlar atıldı. Suudi Arabistan’la ilişkiler 4 yıl önce imkânsız görülüyordu, ancak bugün çok farklı bir durumdadır.

Batur Kılıç: İsrail’in önemli problemlerinden biri: Toplumsal Kutuplaşma… Aşkenazi-Oryantal, Seküler-Dindar gibi… Bu kutuplaşmalar İsrail seçimlerinde hâlâ belirleyici bir etken mi?

İvo Molinas:  Aşkenazi-Sefarad ayrışması önemli bir etken değil; Sefaradlar eskiye göre topluma entegre olmuş durumdadır. Artık siyasetçilerin birçoğu da Sefarad Yahudilerinden… Böyle bir problemden bahsedilemez. Bu seçimlerde etken, seküler ve dindar ayrışması olacak.

Batur Kılıç: Şuan LİKUD’un en büyük rakibi Mavi ve Beyaz İttifakı… Son gelişmelere de baktığımızda LİKUD karşısında etkili sonuçlar alabilecek mi? Mavi Beyaz’ın büyük bir ivme ile yükselişe geçmesinin ardından Netanyahu ve genel olarak sağ cenah bir panik halindeydi. Şimdilerde son durum nedir?

İvo Molinas: Trump’ın bu Golan kararını açıklamasının en büyük sebebi, Netanyahu’ya destek vermesiydi. Şu an anketlerde Mavi Beyaz oyları düşüşte… Ancak İsrail’de her şey olası. Küçük partilerin etkin olduğu bir mecliste, her şey bir anda değişebilir. Büyük bir ihtimalle Mavi Beyaz’ın kendi başına koalisyon kurma şansı yok. Bu işi LİKUD götürecek. Netanyahu her ne kadar dindar partilere önem verse de toplumun dengeleriyle de oynamaması gerektiğini biliyor.

Batur Kılıç: Başbakan Netanyahu’nun, Otzma Yehudit gibi radikal bir hareketin önünü açmasının İsrail siyaseti ve demokrasisi için olumlu/olumsuz sonuçları nasıl olur?

İvo Molinas: Ben son derece olumsuz görüyorum. Koalisyon yapmak istediği parti, Batı Şeria’dan Arapların tamamen kovulmasının savunuyor. Bu hareketin başındaki adam (Meir Kahane), ırkçı faşist biriydi. Bir de Baruch Goldstein (1994 yılında camiye silahlı saldırı yaparak 29 Müslümanı öldürdü) vardı. Bu faşist, katil bir yapının siyasi partileşmesidir. Ancak İsrail’de demokrasi bütün kanallarıyla işlemektedir. Bugün başbakana dava açılabiliyor, cumhurbaşkanı hapse atılabiliyor, İsrail’in etik kurallarına uymayan bir siyasi partiyi de engelleyebileceklerdir. İsrail’de hukuk var, hareketin lideri (Kahane) daha önce engellenmişti. Netanyahu’nun böyle bir şeye kalkışması gerçekten üzücü. Çünkü iktidarda kalmak için her türlü tavizi vermekte ve ülkeye vereceği zarara inanmıyor. Bazı temel dengeleri bozmuyor, ancak bu politikasıyla taraftarlarını konsolide edebileceğine inanarak yapıyor.

Batur Kılıç: Netanyahu’nun geçtiğimiz ay yaptığı  “İsrail sadece Yahudilerindir” açıklaması üzerine, İbrahim Kalın ve Cumhurbaşkanı Erdoğan twitterdan kendisine tepki göstermişti. Bu son atışmayı da dikkate aldığımızda İsrail ve Türkiye’nin ilişkilerinde uzun veya kısa vadede bir iyileşme görüyor musunuz?

İvo Molinas: Netanyahu ve Erdoğan iktidarda olduğu müddetçe, iki ülkenin birbirine elçi ataması bile kolay olmayacaktır. Ancak bu bir siyaset, aynı formülün tutmayacağını görürüz. Ancak siyasetçilerde pragmatizmin ışığında değişimler de olabilir. Fakat bir değişime şu an inanmıyorum. Çünkü liderlerin sert çıkışları devam edecektir. Ancak daha kötüye gitmeyeceğini ummak istiyorum.

Batur Kılıç: Yıllardır gündemde olan “İki Devletli Çözüm”ün yeniden gündeme getirilmesi olası mıdır? Çünkü Mavi Beyaz koalisyon ortağı Gelecek Partisi bu çözümü savunmaktadır.

İvo Molinas: Tabi ki olur. “İki Devletli Çözüm” isteksizce de olsa Netanyahu’nun retoriğinde de var. Gerek Amerika gerek bugünkü İsrail karşıtı Avrupa’nın gözünde iyi görünmek için söylüyorlar. Ancak mümkün olmadığını da görüyorlar. Muhalefetin bunu söylemesi mümkün ancak tango iki kişilik bir danstır. Karşı taraf istekli değil. Hamas, değil “iki devletli çözümü”, İsrail’i bile tanımıyor. Batı Şeria’daki yönetim İsrail’i tanıyor, ancak onların içyapıları “İsrail ile masaya oturalım” şeklinden çok İsrail’in yaptıkları üzerinden politikalar üretmek ve yapıcı değiller. İki devletli çözümü geçtim, görüşmeler mümkün değil. İzak Rabin ve Arafat arasındaki görüşmeler başlamıştı ancak Arafat son anda anlamadığım bir şekilde vazgeçmişti. O dönemden bu döneme hiç ilerlemedi. Netanyahu ise hiç istekli değil, ancak Filistin tarafı da hiç istekli değil. Batı Şeria’da Filistin Ulusal yönetimi lideri Abbas’ın da zayıf olması, İsrail’i de görüşmeler konusunda isteksizliğe itmektedir.

 

       

Yazarın MİSAK'taki yazıları