{"id":10593,"date":"2020-08-19T19:30:00","date_gmt":"2020-08-19T16:30:00","guid":{"rendered":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/?p=10593&#038;preview=true&#038;preview_id=10593"},"modified":"2020-08-19T19:07:07","modified_gmt":"2020-08-19T16:07:07","slug":"turk-alemi-din","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/turk-alemi-din\/","title":{"rendered":"T\u00fcrk \u00e2lemi: Din"},"content":{"rendered":"<blockquote><p><img loading=\"lazy\" decoding=\"async\" class=\"aligncenter size-medium_large wp-image-11103\" src=\"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-content\/uploads\/2020\/08\/VKEoxgDl5UyALbc91dZjKQ-768x575.png\" alt=\"\" width=\"768\" height=\"575\" srcset=\"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-content\/uploads\/2020\/08\/VKEoxgDl5UyALbc91dZjKQ-768x575.png 768w, https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-content\/uploads\/2020\/08\/VKEoxgDl5UyALbc91dZjKQ-300x225.png 300w, https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-content\/uploads\/2020\/08\/VKEoxgDl5UyALbc91dZjKQ-150x112.png 150w, https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-content\/uploads\/2020\/08\/VKEoxgDl5UyALbc91dZjKQ.png 1000w\" sizes=\"auto, (max-width: 768px) 100vw, 768px\" \/><\/p><\/blockquote>\n<p>&#8220;T\u00fcrk Alemi&#8221; \u00fcnvanl\u0131 silsile-i makalat\u0131m\u0131z\u0131n alt\u0131nc\u0131s\u0131n\u0131 \u015fu c\u00fcmle-i istifhamiye ile bitirmi\u015ftik; &#8220;Fakat bir kavmin dinini kabul o kavmin i\u00e7inde din nam\u0131na mevcud olan cahilane taassuplar\u0131, sahif adetleri, muz\u0131r g\u00f6renekleri, hurafeleri, efsaneleri kabul etmek demek midir? (T\u00fcrk Yurdu, say\u0131 10, sayfa 297)<\/p>\n<p>\u015eimdi biz \u015fu suale cevap olarak bila-teredd\u00fcd diyoruz ki; Hay\u0131r!..<\/p>\n<p>Herhangi bir kavim, i\u00e7inde bulundu\u011fu her \u015feyi oldu\u011fu gibi muhafazaya kalk\u0131\u015f\u0131rsa kendini hakk-\u0131 hayattan mahrum eder. Zira, hayat demek ya\u015famak demek, bila-fas\u0131la tebedd\u00fcl, tagayyur etmek demektir. Hazret-i Ali (kerremellahu vechehu) buyurmu\u015ftur ki, &#8220;Evlad\u0131n\u0131z\u0131 i\u00e7inde bulundu\u011funuz as\u0131r i\u00e7in de\u011fil, ati i\u00e7in terbiye ediniz. Zira zaman daima tebedd\u00fcl eder ve zaman i\u00e7inde bulunan insanlar da tebedd\u00fcl ederler&#8230;&#8221;<\/p>\n<p>Fakat \u00e7ok teess\u00fcf olunur, akvam-\u0131 \u0130slamiye ve bilhassa T\u00fcrkler \u015fu hayat-bah\u015f d\u00fcstura riayet etmediler. Ahval-i mevcudeyi ibka, eslaf ve ecdattan m\u00fcntakil, muhitten mukteseb maddi ve manev\u0131 avamil-i hayatiyeyi oldu\u011fu gibi muhafaza etmek kaidesi mezkur d\u00fcsturun yerine kaim oldu. Biz zannettik ki, hayat durmakta, hareket etmemektedir. Halbuki kendini zaman i\u00e7inde tevakkufa, adem-i harekete mahkum eden bir ferd veyahut bir millet intihar\u0131, \u00f6l\u00fcm\u00fc tasmim etmi\u015f demektir. Alem-i \u0130slam&#8217;\u0131n iki y\u00fcz senelik keder-engiz tarihi hakikati b\u00fct\u00fcn \u00e7\u0131plakl\u0131\u011f\u0131 , b\u00fct\u00fcn deh\u015feti ile meydana att\u0131. Biz durduk, hayat\u0131 durmakta zannettik; ba\u015fkalar\u0131 y\u00fcr\u00fcd\u00fcler &#8230; Biz donduk, kald\u0131k; ba\u015fkalar\u0131 muttas\u0131l \u00e7al\u0131\u015ft\u0131lar. \u0130\u015fte bug\u00fcn bu halin elim neticelerini yana yak\u0131la g\u00f6r\u00fcyoruz. Alem-i \u0130slam elyevm deh\u015fetengiz ve velveledar vakayi ile yukar\u0131dan a\u015fa\u011f\u0131ya do\u011fru sukut etmektedir! Tebedd\u00fcl ve tagayy\u00fcr etmi\u015f olan zaman bizi ezip ge\u00e7iyor!..<\/p>\n<p>Ecdat ve eslaf\u0131m\u0131z\u0131n ka\u00e7 kurun m\u00fcfrit bir surette riayet etmi\u015f olduklar\u0131 muhafazakarl\u0131k mesle\u011fi bug\u00fcn omzumuza o kadar a\u011f\u0131r, m\u00fchim meseleler y\u0131\u011fm\u0131\u015f ve y\u00fcklemi\u015ftir ki, bunlar\u0131n alt\u0131nda ezilen bizler, bunlar\u0131n \u00e7are-i hallini bile d\u00fc\u015f\u00fcnemiyoruz. Ancak bu a\u011f\u0131r y\u00fck alt\u0131nda k\u0131vran\u0131p inliyoruz. Di\u011fer akvam ise ayn\u0131 meseleleri yava\u015f yava\u015f halledegeldiklerinden bug\u00fcn hareket ve te\u015febb\u00fcslerinde h\u00fcr ve serbesttirler. Bu meseleler hayat-\u0131 ferdiye ve ictimaiyenin inki\u015faf\u0131 ile son derece alakadar oldu\u011fundan onlar\u0131 halletmi\u015f olan muhitler kuva-y\u0131 maddiye ve maneviyelerini bela\u011fan ma-bela\u011f tevsi etmi\u015flerdir. Halletmemi\u015f olan biz zavall\u0131lar ise haiz bulundu\u011fumuz kuvvetleri bile \u015fu bar-\u0131 giran\u0131n alt\u0131nda kaybetmekteyiz&#8230;<\/p>\n<p>Telmih etti\u011fimiz meseleler \u015funlardan ibarettir: Din, Iisan, maarif, edebiyat, te\u015fkilat-\u0131 beytiye, enam\u0131n hayat-\u0131 iktisadiyesi. Biz, kudretimizin erdi\u011fi derecede \u015fu meselelerin kaffesini burada mevzi-i muhakemeye koyarak hi\u00e7 olmazsa efkar-\u0131 umumiyeyi onlara celbetmeye \u00e7al\u0131\u015faca\u011f\u0131z.<\/p>\n<p>Din meselesi dedi\u011fimiz zaman hat\u0131ra mesail-i itikadiye gelmesin. Mesail-i itikadiyeyi mevzu-\u0131 m\u00fczakere ve muhakeme etmek bizim haddimizden hari\u00e7tir. Biz dinin yaln\u0131z cihet-i siyasiye ve ictimaiyesini bir din ile bir kavim, bir heyet-i ictimaiye aras\u0131ndaki alakalar\u0131 nazar-\u0131 dikkate alaca\u011f\u0131z. Fikrimizi \u015fu nokta-i nazardan y\u00fcr\u00fctece\u011fiz.<\/p>\n<p>Din, muhtevi bulundu\u011fu hakaik-i esasiye itibariyle layetegayyer ve layetezelzeldir. Dinin hakaik-i esasiyesi ebedi ve daimidir. Dinin kendisine dokunulmaks\u0131z\u0131n bunlara el vurulamaz. Binaenaleyh ne zaman\u0131n ve mekan\u0131n ve ne de muhitin \u015fu esaslar \u00fczerine asla tesiri olamaz. Din baki kald\u0131k\u00e7a o esaslar da baki kalacakt\u0131r.<\/p>\n<p>Fakat ayn\u0131 zamanda \u015furas\u0131 da inkar\u0131 kabil olmayan hakaik-i tarihiyedendir ki, hi\u00e7bir din kendi safiyet ve bekaret-i evveliyesini muhafaza edememi\u015ftir. M\u00fcrur-\u0131 d\u00fchar ile her bir dine yabanc\u0131 bir\u00e7ok \u015feyler sokulmu\u015ftur. Din tevess\u00fc ve inti\u015far ettik\u00e7e dini kabul eden yeni kavim ve muhitlerin kaffesi kendilerine mahsus eski hurafeleri, efsaneleri, bir tak\u0131m itiyat ve itikatlar\u0131 da dinin i\u00e7ine hulul ettiriyorlar. Bu suretle din \u00fczerine dinin rev\u0131\u015f-i ahvaline, ruh ye tabiat\u0131na muhalif bir\u00e7ok yabanc\u0131 y\u0131\u011f\u0131nlar terak\u00fcm eder ve hakaik-i esasiye bile \u015fu y\u0131\u011f\u0131nlar alt\u0131nda kaybolur gider&#8230;<\/p>\n<p>Bundan maada m\u00fcrur-\u0131 zaman ile her bir dinin hakim oldu\u011fu muhitte bir tak\u0131m adamlar zuhur ederek dinin i\u00e7ine s\u0131rf kendi ihtira ve icatlar\u0131 olan bir\u00e7ok bidatlar sokarlar. Evailde ekseriyet taraf\u0131ndan muhalefet g\u00f6rm\u00fc\u015f olan \u015fu bidatler bilahere bir tak\u0131m adamlar taraf\u0131ndan kabul edilir ve yava\u015f yava\u015f muhitin i\u00e7ine girip iyice birle\u015fir. Bu dediklerimizin \u015fahidi olmak \u00fczere tatih-i \u0130slam&#8217;\u0131n kendisinden bir\u00e7ok vekayi zikredilebilir. Mesela, Tarih-i Taberi, zirdeki vakayi hikaye ediyor: &#8220;Irak-\u0131 Acem&#8217;in kumandan-\u0131 umumisi olan Sa&#8217;d \u0130bn Vakkas, Faruk-\u0131 Azam&#8217;a bir mektup yazarak Farisilerin hudud-\u0131 \u0130slamiyeyi rahats\u0131z etmelerinden \u015fikayet eder ve Faruk-\u0131 Azam&#8217;dan takip edece\u011fi hatt-i hareket hakk\u0131nda d\u00fcstur ister. Hazret-i \u00d6mer (rad\u0131yallahu anh) mutad\u0131 oldu\u011fu vechile ashab-\u0131 kiram\u0131n en ileri gelenlerinden bir \u015fura-yi askeri tertip eyler ye meselenin hallini o \u015furaya havale eder. \u015eura, \u0130ran ile muharebenin ba\u015flanmas\u0131n\u0131 tasvip eder. Fakat Hazret-i Faruk der ki: &#8220;Ah ke\u015fke ne \u0130ran olayd\u0131 ve ne de \u0130ran ile temas mecburiyetinde bulunayd\u0131k. Zira \u0130ranl\u0131lar\u0131n alavi\u015f ve tantanas\u0131, fesad ve ihtilafat\u0131 bizimkilere sirayet edecektir ve bizimkileri de bozacakt\u0131r&#8230;&#8221;<\/p>\n<p>Ve hakikaten de b\u00f6yle oldu. \u0130slam, \u0130ran&#8217;a ge\u00e7er ge\u00e7mez ba\u015fka bir renk, ba\u015fka bir \u015fekil ald\u0131. \u0130slamiyetin i\u00e7ine \u0130slamiyete muhalif bir\u00e7ok \u015feyler sokuldu ve keza Suriye&#8217;de, M\u0131s\u0131r&#8217;da, Rum&#8217;da \u00f6yle oldu. Buralarda binlerce senelerden beri k\u00f6k salm\u0131\u015f olan eski medeniyetler \u0130slam \u00fczerine aks-i tesir, aks-i amel icra etmekten hali kalmad\u0131.<\/p>\n<p>Beni \u00dcmeyye&#8217;nin vazetmi\u015f oldu\u011fu \u015fekl-i h\u00fck\u00fcmet yaln\u0131z M\u0131s\u0131r&#8217;da ve Suriye&#8217;de yani binlerce senelerden beri h\u00fck\u00fcmdarlar\u0131n\u0131 &#8220;\u0130bn\u00fc&#8217;r-Rabb&#8221;, &#8220;Z\u0131llullah&#8221; diye tan\u0131m\u0131\u015f olan akvam aras\u0131nda cay-\u0131 kabul bulabilirdi. Hatta \u0130slamiyet tevsi-i memalik ve ne\u015fr-i f\u00fctuhat eder etmez m\u00fccahidin-i \u0130slam\u0131n adat ve me\u015freplerinde bile bir hayli tebedd\u00fcl hus\u00fcle gelir. Mesela kendi elleri ile kendi ekmeklerini kazanan, hayat\u0131n sadele\u011fini fakr u ihtiya\u00e7 derecesine vard\u0131ran Hulefa-y\u0131 Ra\u015fidin ile debdebe, tantana, darat ve ha\u015fmete al\u0131\u015fm\u0131\u015f bulunan Hulefa-y\u0131 \u00dcmeyye ve Abbasiyye aras\u0131nda ne azim farklar mevcuttur. Mikdad ve Eba-Zerlerin sadegi hayat ve safvet-i halleri ile Amr bin Aslar\u0131n, Muaviye bin Eb\u00fc-S\u00fcfyanlar\u0131n servet ve samanlar\u0131 meyan\u0131nda ne kadar vasi tefav\u00fctler hus\u00fcle gelmi\u015ftir. Bir zamanlar &#8220;S\u0131rat-\u0131 M\u00fcstakim&#8221; mecmuas\u0131n\u0131 m\u00fctalaa ederken Manast\u0131rl\u0131 \u0130smail Hakk\u0131 Efendi taraf\u0131ndan rivayet edilmi\u015f \u015fu fikra nazar\u0131mda tarih-i \u0130slam\u0131 tamam\u0131 ile tenvir etti idi: Araplardan birisi Haccac \u0130bn-i Yusuf&#8217;u zul\u00fcm ve teadisinden dolay\u0131 muaheze ederek demi\u015f ki: &#8220;Ya Haccac! Sen Faruk-\u0131 A&#8217;zam&#8217;\u0131n zaman\u0131n\u0131 derk ettin. Onun asar-\u0131 adaletini g\u00f6rd\u00fcn. Neden ona imtisal etmezsin?&#8221; Buna kar\u015f\u0131 Haccac \u015fu cevab\u0131 vermi\u015f: &#8220;Siz Eba Zer olunuz da sonra benden \u00d6merlik taleb ediniz!&#8221; Bu tarih-i \u0130slam\u0131n k\u0131sa ve fakat pek manidar bir hikmetidir. Halbuki Faruk-i Azam ile Haccac-\u0131 Zalim aras\u0131ndaki mesafe otuz seneyi bile bulam\u0131yor.<\/p>\n<p>\u0130slamiyet i\u00e7ine sokulmu\u015f yabanc\u0131 amiller, zikretti\u011fimiz zevahirle kalm\u0131yor. Bat\u0131nen bir hayli akideler, h\u00fck\u00fcmler, adetler de girdi. Bir\u00e7ok yekdi\u011ferine m\u00fctehalif, yekdi\u011ferini nak\u0131z ve carih nazariyeler de y\u00fcr\u00fct\u00fcld\u00fc. Din siyasiyat ile kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131ld\u0131. Yeni siyasi cereyan\u0131n pi\u015fdarlar\u0131 kendi fikir ve maksatlar\u0131n\u0131 kabul ettirmek i\u00e7in onlara dini, ahlaki renkler vermeye kalk\u0131\u015ft\u0131lar. Hele bidayet-i \u0130slamiyet&#8217;te ve Hazret-i Ali \u0130bn-i Ebu Talib zaman\u0131nda zuhur etmi\u015f olan Havaric&#8217;in nazariyesine dikkatle bir bak\u0131n\u0131z. Cenab-\u0131 velayet-penah\u0131n katili olan \u0130bn-i M\u00fclcem&#8217;den Resul-i Ekrem&#8217;in hafidesi Zeyneb, &#8220;Babam emir\u00fc&#8217;l-m\u00fcminini ni\u00e7in \u00f6ld\u00fcrd\u00fcn?&#8221; diye sordu\u011fu zaman katil tebess\u00fcm ederek demi\u015f ki, &#8220;Ben emir\u00fc&#8217;l-m\u00fcminini \u00f6ld\u00fcrmedim. Ben bir gas\u0131b-\u0131 hukuk-\u0131 ibad\u0131 \u00f6ld\u00fcrd\u00fcm. Zira el-h\u00fckm\u00fclillah!&#8221; \u015eu nazariye ile \u015fimdiki anar\u015fistlerin nazariyesi aras\u0131nda ne fark vard\u0131r? .. Fakat biraz sonra daha acaip, daha garip ve ruh ve mahiyet-i \u0130slama tamamiyle muhalif nazariyeler daha zuhur edecektir. M\u00fcteaddit m\u00fctenebbiler, m\u00fctemehdiler \u00e7\u0131kacak, Ebu M\u00fcslimler, Zeyd \u0130bn-i Aliler, \u0130smail \u0130bn-i Cafer-i Sad\u0131klar, Hasan Sabbahlar, Beni Fat\u0131miler \u015fu nazariyelerden istifade ederek b\u00fct\u00fcn alem-i \u0130slam\u0131 bir herc \u00fc merc-i ahlaki, siyasi, fikri, dini ve itikadi i\u00e7ine sokacaklard\u0131r! Tevhid ve vahdeti \u00fcss\u00fc&#8217;l-esas olarak kabul etmi\u015f \u0130slamiyet, yekdi\u011ferine m\u00fctehalif ve mutezad, birbirinden daha garib ve anla\u015f\u0131lmaz y\u00fczlerce \u015fubelere, f\u0131rkalara, tarikat ve mezheplere taksim edilip par\u00e7alanacakt\u0131r. Ve bu muhtelif f\u0131rkalar, yekdi\u011ferine kar\u015f\u0131 hasmane bir vaziyet al\u0131p \u00e7arp\u0131\u015facaklard\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte \u015fu vekayi-i tarihiyenin kaffesi \u00fc\u00e7 netice tevlit ediyor:<\/p>\n<p>(1) Hakay\u0131k-\u0131 esasiye-i \u0130slamiyenin hari\u00e7ten gelme mevad y\u0131\u011f\u0131nlar\u0131 alt\u0131nda ammeye muhtefi kalmas\u0131,<\/p>\n<p>(2) Ahlak ve adat-\u0131 \u0130slamiyenin bozulmas\u0131<\/p>\n<p>(3) Ayn\u0131 dinle m\u00fctedeyyin ve ayn\u0131 kavmiyet ve cinsiyete mensup insanlar i\u00e7ine bile m\u00fcnaferet ve muhalefetin tohumlar\u0131n\u0131n girmi\u015f olmas\u0131.<\/p>\n<p>\u015eu netayic hakk\u0131ndaki efkar\u0131m\u0131z\u0131 in\u015fallah gelecek makalemizde serdederiz.<\/p>\n<p><em>Ahmet A\u011fayef [A\u011fao\u011flu] T\u00fcrk Alemi-7, T\u00fcrk Yurdu, Say\u0131 11, [1912].<\/em><\/p>\n<p>&nbsp;<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>Herhangi bir kavim, i\u00e7inde bulundu\u011fu her \u015feyi oldu\u011fu gibi muhafazaya kalk\u0131\u015f\u0131rsa kendini hayat hakk\u0131ndan mahrum eder. Zira, hayat demek ya\u015famak demek, aral\u0131ks\u0131z bir de\u011fi\u015fimdir.<\/p>\n","protected":false},"author":2,"featured_media":11103,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"_ef_editorial_meta_date_first-draft-date":"","_ef_editorial_meta_paragraph_assignment":"","footnotes":"","_links_to":"","_links_to_target":""},"categories":[61,62,2],"tags":[293,982,382],"coauthors":[4],"class_list":["post-10593","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-din","category-egitim-kultur","category-genel","tag-din","tag-millet","tag-toplum"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/10593","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/users\/2"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=10593"}],"version-history":[{"count":9,"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/10593\/revisions"}],"predecessor-version":[{"id":11121,"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/10593\/revisions\/11121"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/media\/11103"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=10593"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=10593"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=10593"},{"taxonomy":"author","embeddable":true,"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/coauthors?post=10593"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}