{"id":10623,"date":"2020-09-16T19:30:00","date_gmt":"2020-09-16T16:30:00","guid":{"rendered":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/?p=10623&#038;preview=true&#038;preview_id=10623"},"modified":"2020-09-16T14:31:24","modified_gmt":"2020-09-16T11:31:24","slug":"uc-medeniyet-cemiyet","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/uc-medeniyet-cemiyet\/","title":{"rendered":"\u00dc\u00e7 medeniyet: Cemiyet"},"content":{"rendered":"<p style=\"text-align: right;\"><em>Bu yaz\u0131, Ahmet A\u011fao\u011flu&#8217;nun \u00dc\u00e7 Medeniyet kitab\u0131ndan al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. <\/em><br \/>\n<em>Eser, Do\u011fu Kitabevi Genel Yay\u0131n Y\u00f6netmenleri<\/em><br \/>\n<em>Ertan E\u011fribel ve Ufuk \u00d6zcan&#8217;\u0131n \u00f6zel izniyle kullan\u0131lmaktad\u0131r.<\/em><\/p>\n<p>&#8220;Tasefer kerden u in bi ser u samani-i ma Behr-i cem&#8217;iyyet-i dilha&#8217;si perifani-i ma&#8221; (Bu sefer edi\u015fimiz, bu peri\u015fan halimiz, g\u00f6n\u00fclleri bir araya getirmek i\u00e7indir.) Bu beytin sahibi Il.Sultan Selim, cemiyet kavram\u0131n\u0131n ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131 manay\u0131 pek iyi takdir etmi\u015ftir. Fakat, yaz\u0131k ki, arkas\u0131ndan ko\u015ftu\u011fu &#8220;Cemiyet-i Dilha&#8221; (g\u00f6n\u00fcllerin birle\u015fmesi) \u0130slam aleminde meydana gelemedi\u011finden, cemiyet de kurulmad\u0131. Cemiyet demek, ortak duygu ve d\u00fc\u015f\u00fcnce ta\u015f\u0131yan, ortak ideal sahibi, \u015fuurlu bir z\u00fcmre dernektir. Yaz\u0131k ki, bizde b\u00f6yle bir z\u00fcmre yoktur ve nas\u0131l olsun?<\/p>\n<p>Yukar\u0131da ailemizi incelerken, aile te\u015fkilat\u0131m\u0131z\u0131n i\u00e7timai hayat\u0131n do\u011fmas\u0131na katiyen uygun olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6rd\u00fck, ilk i\u00e7timai h\u00fccremiz ailedir. Fakat, bu h\u00fccreler birbirinden o kadar engellerle ayr\u0131lm\u0131\u015flard\u0131r ki, aralar\u0131ndaki m\u00fcnasebetler s\u0131rf tesad\u00fcfi ve mihaniki bir hal alm\u0131\u015ft\u0131r. Bazen bir kom\u015fu, ba\u015fka bir kom\u015fuyla y\u0131llarca yan yana oturdu\u011fu halde, birbirine d\u00fcnyan\u0131n iki ayr\u0131 kutbunda oturanlar kadar yabanc\u0131 kal\u0131yor. Aileler \u00e7ok kere birbirini tan\u0131mazlar. Tan\u0131rlarsa da selaml\u0131k selaml\u0131kla, harem de haremle tan\u0131\u015f\u0131r. Aralar\u0131nda ruhi ve fikri m\u00fcnasebetler kurulmaz. Kayna\u015fma hi\u00e7 olmaz. Bunun i\u00e7indir ki, ailelerin y\u0131\u011f\u0131n\u0131ndan meydana gelen mahalle hayat\u0131 hemen hi\u00e7 yoktur. Birbirine yabanc\u0131 kalan mahalle halk\u0131, birbirinin durumuna kar\u015f\u0131 kay\u0131ts\u0131z, birbirinin \u00fcz\u00fcnt\u00fc ve sevin\u00e7lerinden habersiz, mahalleye ait i\u015fleri d\u00fczenlemekten acizdir.<\/p>\n<p><img loading=\"lazy\" decoding=\"async\" class=\"wp-image-11415 size-medium_large aligncenter\" src=\"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-content\/uploads\/2020\/09\/2229abf04cee0a9b8a25501b3571079d-768x576.png\" alt=\"\" width=\"768\" height=\"576\" srcset=\"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-content\/uploads\/2020\/09\/2229abf04cee0a9b8a25501b3571079d-768x576.png 768w, https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-content\/uploads\/2020\/09\/2229abf04cee0a9b8a25501b3571079d-300x225.png 300w, https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-content\/uploads\/2020\/09\/2229abf04cee0a9b8a25501b3571079d-150x113.png 150w, https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-content\/uploads\/2020\/09\/2229abf04cee0a9b8a25501b3571079d.png 960w\" sizes=\"auto, (max-width: 768px) 100vw, 768px\" \/><\/p>\n<p>\u00c7a\u011fda\u015f cemiyetlerde her mahalle halk\u0131 kendi ba\u015f\u0131na faal bir b\u00fct\u00fcnd\u00fcr. Bunlar\u0131n \u00f6zel ibadet yerleri, okuma yerleri, fakirleri koruma dernekleri, hatta bazen ortak ekonomik te\u015febb\u00fcsleri de vard\u0131r. Bunlar\u0131n hi\u00e7birisinden bizde eser bile yoktur. Mahallede cami varsa, ibadet d\u0131\u015f\u0131nda bo\u015f kal\u0131r. Oraya, Ramazan ay\u0131 ve bayram gibi dini g\u00fcnler d\u0131\u015f\u0131nda, gelip ortak ayinler yapanlar azd\u0131r. Herkes kendi d\u00f6rt duvar\u0131n\u0131n aras\u0131na sokulmu\u015f, namaz ve niyaz\u0131n\u0131 bile orada yap\u0131yor. \u00c7\u00fcnk\u00fc, hemcinsleri ile dostluk kurmaktaki, birle\u015fip beraber ya\u015famaktaki zevki duymuyor. Bu yaln\u0131z hayat\u0131n neticesi olarak mahallenin fakirlerini d\u00fc\u015f\u00fcnmek, ihtiya\u00e7lar\u0131n\u0131 aramak beraber baz\u0131 te\u015febb\u00fcslerde bulunmak hevesini hi\u00e7 hissetmiyor. Harp s\u0131ras\u0131nda ba\u015fka milletler, harpten s\u0131k\u0131nt\u0131 \u00e7eken fakirlerin ihtiya\u00e7lar\u0131n\u0131 kar\u015f\u0131lamak i\u00e7in b\u00fcy\u00fck milli derneklerden ba\u015fka, her \u015fehirde, her mahallede ayr\u0131ca \u00e7e\u015fitli ve bir\u00e7ok dernek ve te\u015fkilat kurdular. Bizde ise, bunun hi\u00e7 birisi yap\u0131lmad\u0131, yap\u0131lmak imkan\u0131 da yok. Kom\u015fular\u0131m\u0131z ac\u0131 \u00e7ekerken, biz tamam\u0131yla ilgisiz kald\u0131k. Tekrar ediyoruz, bunlar hep aile te\u015fkilat\u0131m\u0131z\u0131n do\u011frudan do\u011fruya sonucudur. Ailelerimiz a\u00e7\u0131lmazsa, aram\u0131zdaki m\u00fcnasebetler mihaniki \u015feklinden kimyevi bir hale ge\u00e7mezse, bu durum sonuna kadar b\u00f6yle kal\u0131r.<\/p>\n<h2><strong>Dini hayat\u0131m\u0131z ve cemiyet\u00a0<\/strong><\/h2>\n<p>Dini hayat\u0131m\u0131z\u0131n ald\u0131\u011f\u0131 \u015fekil de, bizde cemiyet hayat\u0131n\u0131n meydana gelmesine uygun de\u011fildir. Dini hayat bizde i\u00e7timai bak\u0131mdan tamam\u0131yla \u00e7\u00f6km\u00fc\u015ft\u00fcr. Her ne kadar dinimiz Cuma namaz\u0131n\u0131n cemaatle k\u0131l\u0131nmas\u0131n\u0131 bir vazife ve ba\u015fka namazlar\u0131n da yine cemaatle k\u0131l\u0131nmas\u0131n\u0131 sevap saym\u0131\u015fsa da, bug\u00fcn bu emirlere itaat eden m\u00fcminler ve be\u015f vakit namaz k\u0131lanlar bile az kalm\u0131\u015ft\u0131r. Bu suretle, her ne kadar biz g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fte mutaass\u0131p say\u0131l\u0131yorsak da, ger\u00e7ekte din bizde \u00e7\u00f6km\u00fc\u015ft\u00fcr ve art\u0131k ruhlarda ve kalplerde ya\u015fam\u0131yor, heyecan uyand\u0131rm\u0131yor. Dini bu hale getiren ve camileri bo\u015faltan, yine din emrini d\u00fczenlemek iddias\u0131nda bulunarak insan\u0131n ruh halinden tamam\u0131yla habersiz olanlard\u0131r. Bunlar takdir edemiyorlar ki, insanlar\u0131 bir araya \u00e7eken ba\u015fl\u0131ca amil, ya d\u00fc\u015f\u00fcncedir ya da duygu. Halbuki d\u00fc\u015f\u00fcnce ve duygu tamam\u0131yla camiden kovulmu\u015flard\u0131r. Hutbe ve vaazlar\u0131m\u0131z, y\u00fczy\u0131llardan beri tekrarlanan ve halk\u00e7a dili anla\u015f\u0131lmayan bilmecelerden ibaret, ayn\u0131 nakaratt\u0131r. Halk\u0131n manevi ve maddi \u0131zd\u0131rap ve endi\u015felerinin hi\u00e7birisini tatmin edecek mahiyette de\u011fildir. Ne zaman\u0131n ihtiya\u00e7lar\u0131n\u0131 giderir, ne meselelerini halleder, ne de insanda ebedi olarak ya\u015fayan y\u00fcksek fikir ve ahlak ihtiya\u00e7lar\u0131n\u0131 tatmin eyler. Hutbeler, genellikle dinleyenlerin binde biri taraf\u0131ndan anla\u015f\u0131lmaz.<\/p>\n<p>Vaazlara gelince, \u00e7ok kere hurafeler etraf\u0131nda dola\u015f\u0131r. Bunlar, Hz. Muhammed&#8217; in ve ilk d\u00f6rt halifenin zamanlar\u0131ndaki hutbe ve vaazlardan pek farkl\u0131d\u0131rlar. O zaman Arap\u00e7a anlayan halka s\u00f6ylenen ve zaman ve mekan\u0131n ihtiya\u00e7lar\u0131na g\u00f6re d\u00fczenlenen hutbelerde, halk, ya g\u00fcndelik meselelerin hal \u015fekline, ya y\u00fcksek din fikirlerinin anlat\u0131lmas\u0131na, ahlak prensiplerinin a\u00e7\u0131klanmas\u0131na ait \u00e7ok faydal\u0131 s\u00f6zler dinlerdi. Bug\u00fcn ise, zaman ve mekan\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda kalm\u0131\u015f ve halk\u00e7a hi\u00e7 anla\u015f\u0131lamayan ayn\u0131 \u015feyler ezberlenerek, tuti ku\u015fu gibi (konu\u015fan bir cins ku\u015f) s\u00f6ylenip gidiyor. Vaazlar ise b\u00fct\u00fcn b\u00fct\u00fcn bozulmu\u015f ve pek adi bir \u015fekil alarak, ahlak konular\u0131ndan ziyade, \u00e7ok kere halk\u0131n cehalet ve taassubunu art\u0131ran birtak\u0131m hurafe ve hikayelerden ibarettir. \u015e\u00f6yle ki, insan ak\u0131l ve zekas\u0131 bu vaaz ve hutbelerden hi\u00e7bir g\u0131da alam\u0131yor, kalp ise b\u00fct\u00fcn b\u00fct\u00fcn yabanc\u0131 kal\u0131yor. Camilerden g\u00fczel sesler, insan kalbine ferahl\u0131k verecek ilahiler, insan\u0131 heyecanland\u0131racak ayinler kovulmu\u015ftur. Hatta son zamanlarda g\u00fczel sesli m\u00fcezzinlere kar\u015f\u0131 bile m\u00fccadele a\u00e7\u0131ld\u0131.<\/p>\n<p>Sanki \u00e7irkin ses ilahi ilhamlara daha ziyade yak\u0131\u015f\u0131yormu\u015f! Halbuki mevlitlere halk ne kadar hevesle ko\u015fuyor. \u0130lahileri ne kadar sayg\u0131yla, ne kadar y\u00fcksek bir heyecanla dinliyor. \u00c7\u00fcnk\u00fc halkta maddi endi\u015felerin \u00fcst\u00fcne y\u00fckselerek, maneviyata dalmak ihtiyac\u0131 vard\u0131r. Mevlit onun bu ihtiyac\u0131n\u0131 tatmin ediyor. \u00c7\u00fcnk\u00fc, s\u00f6ylenen ilahileri, kendi dilinde oldu\u011fu i\u00e7in anl\u0131yor ve anlad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in de, b\u00fct\u00fcn varl\u0131\u011f\u0131 ile duygulan\u0131yor. Bu suretle, ta \u00e7ocukluktan ortak heyecanlar, duygular a\u015f\u0131layacak amillerden<br \/>\nyoksunuz; ayn ayn ya\u015famaya, kendi k\u0131nlar\u0131m\u0131za sokulmaya, kendimizi i\u00e7imizden yemeye al\u0131\u015fm\u0131\u015f oldu\u011fumuzdan, aram\u0131zda dostluk, birle\u015fmeler olmuyor. Dinimizin cemaat te\u015fkiline uygun bir \u015fekil almam\u0131\u015f olmas\u0131n\u0131n sebebi i\u015fte bundad\u0131r. Halbuki, bu din kurulurken, b\u00fcy\u00fck hedeflerden birisi de i\u015fte o cemaatin te\u015fkiliydi. Hutbeler, vaazlar, cemaat namazlar\u0131, ezan hep o hedef i\u00e7indi. Fakat, din ba\u015fkanlar\u0131, gitgide bu esas\u0131 geni\u015fletecek yerde, daraltt\u0131lar ve nihayet \u00f6ld\u00fcrd\u00fcler. Canl\u0131 bir din, cans\u0131z, \u00f6l\u00fc, kuru adetlerden ibaret birtak\u0131m resmi form\u00fcller halini ald\u0131.<\/p>\n<h2><strong>Cemiyet hayat\u0131nda felsefe ve edebiyat<\/strong><\/h2>\n<p><img loading=\"lazy\" decoding=\"async\" class=\"aligncenter wp-image-11416 size-medium_large\" src=\"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-content\/uploads\/2020\/09\/edebiyatdenensey2-768x618.jpg\" alt=\"\" width=\"768\" height=\"618\" srcset=\"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-content\/uploads\/2020\/09\/edebiyatdenensey2-768x618.jpg 768w, https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-content\/uploads\/2020\/09\/edebiyatdenensey2-300x242.jpg 300w, https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-content\/uploads\/2020\/09\/edebiyatdenensey2-150x121.jpg 150w, https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-content\/uploads\/2020\/09\/edebiyatdenensey2.jpg 800w\" sizes=\"auto, (max-width: 768px) 100vw, 768px\" \/><\/p>\n<p>Cemiyet hayat\u0131n\u0131n kuvvetlenmesine sebep olan amiller aras\u0131nda, bir de felsefe ile edebiyat \u00f6nemli bir yer tutuyor. Birisi meydana getirdi\u011fi fikir, \u00f6teki de his ak\u0131mlar\u0131yla fertleri birle\u015ftirir. Aralar\u0131nda dima\u011f ve kalp birlikleri meydana getirir. Ortak inan\u00e7lar ve heyecanlar do\u011furup, bazen de pek geni\u015f toplu hareketlerin patlamas\u0131na sebep olur. B\u00fcy\u00fck Frans\u0131z \u0130nk\u0131lab\u0131n\u0131n tarihini okuyunuz; Mirabeau&#8217;dan Robespierre&#8217;e, Charlotte Corday&#8217;den Madame Rolland&#8217;a kadar tufan gibi ak\u0131p ta\u015fan, ta\u015fk\u0131nl\u0131klar\u0131 i\u00e7inde kendi amillerini bile bo\u011fup mahveden ink\u0131lab\u0131n b\u00fct\u00fcn kahramanlar\u0131, Voltaire&#8217; den, Diderot&#8217; dan Montesquieu&#8217;den ve \u00f6zellikle Rousseau&#8217;dan ilham alm\u0131\u015flard\u0131r. Montesquieu&#8217;n\u00fcn me\u015frutiyet hakk\u0131ndaki ideallerinden ilham alan Girondin&#8217;ler, Rousseau&#8217;nun ate\u015fli dima\u011f\u0131ndan f\u0131\u015fk\u0131ran halk h\u00fck\u00fcmeti alevleri i\u00e7inde kahramanca \u00f6l\u00fcyorlar. Montagnard&#8217;lar ise, bu Rousseau ruhunun alevinin f\u0131\u015fk\u0131ran birer volkan\u0131d\u0131rlar.<\/p>\n<p>\u0130nsan Haklar\u0131 Beyannamesi&#8217;nde, akl\u0131 en y\u00fcksek mukaddes varl\u0131k addederek, onu takdis eden mezhepler yaratmak gibi, baz\u0131s\u0131 muhte\u015fem ve baz\u0131s\u0131 da g\u00fcl\u00fcn\u00e7 ve delice \u015fekiller alan b\u00fct\u00fcn o hareketlerin esaslar\u0131n\u0131 Rousseau&#8217; da bulursunuz. Fransa&#8217;y\u0131 kurtarmak niyetiyle zalim Marat&#8217;n\u0131n kalbine han\u00e7erini saplayan gen\u00e7 ve g\u00fczel Charlotte Corday&#8217; e, huzuruna \u00e7\u0131kan herkesi giyotinin baltas\u0131na misafir g\u00f6nderen ink\u0131lap mahkemesinde tam bir metanet ve s\u00fckunetle &#8220;Ben daima Cumhuriyet taraftar\u0131y\u0131m&#8221; dedirten, yine o fikir cereyanlar\u0131d\u0131r. Bunun gibi, Madame Rolland&#8217; a, \u00f6l\u00fcm g\u00f6mle\u011fini ba\u015f\u0131na ge\u00e7irirken, &#8220;Ah g\u00fczel h\u00fcrriyet! Senin nam\u0131na ne kadar cinayetler i\u015fleniyor&#8221; diye s\u00f6yleten de ayn\u0131 kaynakt\u0131r. Almanya&#8217;y\u0131, Kant&#8217;\u0131n &#8220;Imprerative Categorique&#8221;leri ile Schelling ve Hegel&#8217;in felsefi nazariyeleri v\u00fccuda getirdi. Rusya&#8217; da &#8220;Tolstoyizm&#8221; nam\u0131 ile, memleketin her taraf\u0131na yay\u0131lm\u0131\u015f bir mezhep vard\u0131. Bug\u00fcnk\u00fc Bol\u015fevizm ak\u0131m\u0131n\u0131n fikri taraftarlar\u0131 da, bir Alman fikir adam\u0131n\u0131n, Karl Marx&#8217;\u0131n dima\u011f\u0131ndan \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>K\u0131sacas\u0131, \u00e7a\u011fda\u015f cemiyetler i\u00e7inde fikir cereyanlar\u0131 cemiyet hayat\u0131 \u00fczerine b\u00fcy\u00fck etkiler yapmaktad\u0131r. Fakat, yaz\u0131k ki, biz bu hususta da pek fakiriz, hemen hemen iflas halindeyiz. Bizde eskiden edebiyat d\u0131\u015f\u0131nda felsefe yoktu. Felsefe, \u00f6zellikle tasavvuf edebiyat\u0131nda g\u00f6r\u00fcl\u00fcyordu. Felsefe ile \u00f6zel bir surette ve ayr\u0131ca me\u015fgul olmak modas\u0131 bizde Tanzimat devrinden sonra ve Avrupa&#8217;daki fikir cereyanlar\u0131n\u0131 takip etmek hevesi ile ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131r. Fakat yaz\u0131k! Bizde bu ak\u0131mlar hi\u00e7bir zaman ciddi ve \u00f6nemli telakki edilecek bir mahiyet kazanamam\u0131\u015ft\u0131r. Bir felsefe nazariyesi \u015feklini alamam\u0131\u015ft\u0131r. Hatta ayd\u0131nlar aras\u0131nda, fikir ak\u0131mlar\u0131n\u0131 merak edenlerin say\u0131s\u0131 bug\u00fcn bile pek azd\u0131r. Bu hususta Avrupa&#8217; da bizden geri kalm\u0131\u015f bir \u00e7evre yoktur. Bunun da ba\u015fl\u0131ca sebebi, \u00fcniversite ve akademi gibi m\u00fcesseselerin ya tamam\u0131yla yoklu\u011fu veya pek az olmas\u0131d\u0131r. Tanzimat devrini a\u00e7an devlet b\u00fcy\u00fcklerinin bu husustaki ihmalleri, hatalar\u0131 ba\u011f\u0131\u015flanamaz.<\/p>\n<p>Onlar bu gibi m\u00fcesseselerin \u00f6nem ve de\u011ferini lay\u0131k\u0131yla takdir edemediler. Halbuki, yenilik sahas\u0131na at\u0131lan ba\u015fka \u00e7evrelerde, bunun tamam\u0131yla aksi g\u00f6r\u00fclmektedir. Mesela Rusya&#8217; da B\u00fcy\u00fck Petro, \u0131slahat hareketlerinin ad\u0131mlar\u0131na bir akademi ve \u00fcniversite kurmakla ba\u015flad\u0131. O y\u00fcksek d\u00fc\u015f\u00fcnce ve y\u00fcksek himmet sahibi adam, Avrupa&#8217;y\u0131 kendisi uzun zaman inceledikten sonra, o zamanki i\u00e7timai hayat\u0131 bizim bug\u00fcnk\u00fc i\u00e7timai hayat\u0131m\u0131za pek benzeyen Rusya&#8217;n\u0131n, ta esas\u0131ndan, ta k\u00f6k\u00fcnden d\u00fczeltilmedik\u00e7e ve \u0131slah edilmedik\u00e7e Avrupa ile ayn\u0131 seviyede y\u00fcr\u00fcyemeyece\u011fini bir bak\u0131\u015fta ke\u015ffetti; kesin bir azimle, aileden ba\u015flayarak, devlet te\u015fkilat\u0131na kadar, her \u015feyi yeniden kurmaya koyuldu. O yolda ilk att\u0131\u011f\u0131 ad\u0131mlardan birisi de, Petersburg&#8217;da bir \u00fcniversite ve bir akademi kurulmas\u0131 idi. Petro anlad\u0131 ki, bir millet, bir memleket birer kal\u0131pt\u0131rlar. Bu kal\u0131plar\u0131 canland\u0131racak, harekete getirecek hisler ve fikirler olmazsa, \u00f6l\u00fc v\u00fccutlar gibi kal\u0131rlar. Nas\u0131l ki, Petro&#8217;ya kadar o geni\u015f, b\u00fcy\u00fck fakat cans\u0131z, ruhsuz Rusya, kendisinden on defa k\u00fc\u00e7\u00fck olan, fakat ilim ve irfan sahibi bulunan hareketli, heyecanl\u0131, duygulu Lehistan&#8217;\u0131n ve \u0130sve\u00e7&#8217;in ellerinde bir oyuncakt\u0131,Petro, Petersburg&#8217;u kurarak, kendi tabirince, Avrupa&#8217; ya bir pencere a\u00e7t\u0131; o pencere vas\u0131tas\u0131yla Bat\u0131 bilgisinin bol \u0131\u015f\u0131klar\u0131yla memleketini ayd\u0131nlatmaya koyuldu.<\/p>\n<p>Petro&#8217;nun kurdu\u011fu ilk Akademinin hemen b\u00fct\u00fcn \u00fcyeleri, ilk \u00fcniversitenin hemen b\u00fct\u00fcn profes\u00f6rleri Avrupal\u0131 ve \u00f6zellikle Almanlard\u0131. Bunlardan hemen hi\u00e7 birisi o zaman pek geri bir halde bulunan Rus dilini bilmiyordu. Akademinin b\u00fct\u00fcn m\u00fczakereleri, \u00fcniversitedeki derslerin hemen hepsi Almancayd\u0131. Fakat Petro biliyordu ki, bu gibi m\u00fcesseseler herhangi bir memlekette v\u00fccuttaki kalp ve dima\u011f yerindedir ve onlar\u0131n vazifelerini yaparlar. Bu m\u00fcesseselerden ta\u015fan fikir ve his \u0131\u015f\u0131klar\u0131 v\u00fccudun her taraf\u0131na yay\u0131l\u0131r ve ona her g\u00fcn yeni tazelik, yeni hayat verir. O biliyordu ki, bir m\u00fcddet sonra ayn\u0131 akademide, ayn\u0131 \u00fcniversitede Rus dili hakim olacak ve hem de her g\u00fcn ilerleyerek, y\u00fckselerek bir g\u00fcn Avrupa&#8217;n\u0131n en \u00f6nemli dillerinden biri halini alacakt\u0131r. Ger\u00e7ekten, daha bir ku\u015fak ge\u00e7meden Lomonosof gibi Rus alim ve edipleri yeti\u015fti. \u0130ki ku\u015fak sonra ise, Pu\u015fkin&#8217;lerle Lermontof&#8217;lar Rus diline d\u00fcnyan\u0131n en m\u00fckemmel dilleri kadar parlakl\u0131k, ne\u015fe ve ak\u0131c\u0131l\u0131k verdiler. Ayn\u0131 zamanda Petersburg, Moskova ve ba\u015fka \u015fehirlerde yeni \u00fcniversiteler do\u011fmu\u015f, bir\u00e7ok Rus alimleri yeti\u015fmi\u015f, akademi ise Rus diline eski Yunan, Roma, Frans\u0131z, Alman, \u0130ngiliz, \u0130spanyol, \u0130talyan fikir g\u00fc\u00e7lerinin b\u00fct\u00fcn eserlerini \u015fiir ve nesir olarak \u00e7evirmek suretiyle, Rus edebiyat\u0131n\u0131 en y\u00fcksek bir noktaya \u00e7\u0131karm\u0131\u015flard\u0131. Daha bir ku\u015fak sonra, Turgenyev&#8217;ler, Dostoyevski&#8217;ler, Tolstoy&#8217;lar, hukuk\u00e7u Martin&#8217;ler, kimyac\u0131 Mendelef&#8217;ler b\u00fct\u00fcn d\u00fcnyay\u0131 hayretlere d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fcyorlard\u0131.<\/p>\n<p>Yaz\u0131k ki, bizde ne Tanzimat Devri bu gibi m\u00fcesseselerin \u00f6nemini takdir ve ne de onu takip eden devirler art\u0131k taklit etmeye mecbur oldu\u011fumuz medeniyetin can kayna\u011f\u0131n\u0131 ke\u015ffederek ondan hayat almak yolunu tutabildiler. B\u00fct\u00fcn dikkat memur yeti\u015ftirmeye verildi. Biz anlayamad\u0131k ki, memurlar birer maniveladan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildirler. Esasl\u0131, d\u00fczenli ve ahenkli bir surette i\u015fleyecek bir makine kurulmadan, manivelan\u0131n hi\u00e7bir \u00f6nemi olmayaca\u011f\u0131 belli idi. Nas\u0131l ki, y\u00fcz y\u0131ll\u0131k tecr\u00fcbe devremiz bu ger\u00e7e\u011fi bize pek ac\u0131, pek a\u011f\u0131r derslerle ispat etti. Fakat bu dersler bile bizi hala insaf ve m\u00fcr\u00fcvvete d\u00f6nd\u00fcremedi.<\/p>\n<p>Harp s\u0131ras\u0131nda iyi-k\u00f6t\u00fc, az-\u00e7ok kurulmu\u015f olan bir \u00fcniversite, m\u00fctareke s\u0131ras\u0131nda i\u015f ba\u015f\u0131na gelmi\u015f olan ba\u015fka bir parti taraf\u0131ndan, s\u0131rf kendisinden evvel gelmi\u015f olan bir partinin eseri oldu\u011fundan, mahvedildi, i\u015flemeye ba\u015flam\u0131\u015f, ilmi hayata al\u0131\u015fmak \u00fczere bulunan \u00e7al\u0131\u015fma ocaklar\u0131 s\u00f6nd\u00fcr\u00fcld\u00fc. K\u00fcrs\u00fcleri kald\u0131r\u0131ld\u0131. Pek \u00e7ok fedakarl\u0131klarla tertip edilmi\u015f olan k\u00fct\u00fcphaneler da\u011f\u0131t\u0131ld\u0131. Bir zamanlar \u0130ran padi\u015fahlar\u0131n\u0131n, kendilerinden evvel gelmi\u015f olan h\u00fck\u00fcmdarlar\u0131n eserlerini; mesela kervansaraylar\u0131n\u0131, \u00e7e\u015fmelerini ve hatta hal\u0131lar\u0131n\u0131 bile tahrip etmi\u015f olduklar\u0131n\u0131 i\u015fitmi\u015ftim. Ben o zaman bu gibi vah\u015fi ve hayvani duygular\u0131n insanda bulunabilece\u011fine inanm\u0131yordum. Fakat bu kere \u0130stanbul&#8217; da s\u0131rf parti ihtiraslar\u0131 ile yap\u0131lan tahripleri g\u00f6rd\u00fcm. Do\u011fu&#8217; da birtak\u0131m insanlar\u0131n her \u015feyi yapabileceklerine art\u0131k iman ettim.<\/p>\n<p>\u0130lim m\u00fcesseselerinin yoklu\u011fu y\u00fcz\u00fcnden, bizde ilim, fen ve dolay\u0131s\u0131yla fikir ve felsefe ak\u0131mlar\u0131 ve bu ak\u0131mlar\u0131n do\u011furduklar\u0131 fikir dayan\u0131\u015fmalar\u0131 ve toplu heyecanlar olamam\u0131\u015ft\u0131r. Fikir nazariyelerinin verdikleri heyecanlar\u0131, ferahl\u0131klar\u0131 biz bilmiyoruz. Bir Kantizm, Hegelianizm, bir pozitivizm, bir Darwinizm m\u00fccadeleleri ve bu m\u00fccadeleler etraf\u0131nda kurulan fikir z\u00fcmreleri bize tamam\u0131yla yabanc\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Son zamanlarda \u00e7ok bilgili g\u00f6r\u00fcnmek hevesiyle ve amat\u00f6r s\u0131fat\u0131yla, Avrupa sofras\u0131ndan bir lokma olarak ald\u0131\u011f\u0131m\u0131z &#8220;felsefe&#8221; kelimesi ve att\u0131\u011f\u0131m\u0131z &#8220;filozof&#8221; imzalar\u0131 cambazl\u0131ktan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir. Parti ihtiraslar\u0131na alet ve en a\u015fa\u011f\u0131l\u0131k gayelerin elde edilmesine y\u00f6nelmi\u015f bulunan bu gibi felsefeler, bizde hi\u00e7bir zaman bir meslek, bir nazariye mahiyetini kazanmam\u0131\u015ft\u0131r; etraf\u0131na z\u00fcmreler toplayarak ciddi tart\u0131\u015fmalar, fikri \u00e7al\u0131\u015fmalar do\u011furmam\u0131\u015ft\u0131r. Bundan dolay\u0131, ne gen\u00e7likte bir iman ve heyecan ve ne de ihtiyarl\u0131kta bir hiddet ve itiraz uyand\u0131rm\u0131\u015ft\u0131r. B\u00f6yle durgun bir fikir hayat\u0131 ya\u015fayan bir \u00e7evre i\u00e7inde, tabiidir ki, &#8220;societe&#8221; dedikleri, yani belli ve ortak d\u00fc\u015f\u00fcnceleri, zevkleri ve heyecanlar\u0131 ta\u015f\u0131yan bir topluluk meydana gelemez.<\/p>\n<h2><strong>Edebiyat hayat\u0131m\u0131z<\/strong><\/h2>\n<p>Yukar\u0131da toplay\u0131c\u0131 ve birle\u015ftirici amiller aras\u0131nda bir de edebiyat\u0131 s\u00f6ylemi\u015ftik. Yazar ve \u015fair, yaln\u0131z kendi ruhunun de\u011fil, i\u00e7inde bulundu\u011fu \u00e7a\u011fda\u015f cemiyetin ruh heyecanlar\u0131n\u0131 da aksettirir. Ba\u015fka bir deyimle, edebiyat hayatt\u0131r. O, zaman ve mekanla beraber y\u00fcr\u00fcr. Hatta onlar\u0131 aksettirmekle kalmaz, onlar\u0131 ileri ye do\u011fru iter. Yeni fikirlerin, hislerin ve temay\u00fcllerin yay\u0131lmas\u0131na ve geli\u015fmesine sebep ve vas\u0131ta olur. Bu suretle edebiyat, en b\u00fcy\u00fck fazileti olan e\u011fitim etkisini ha\u015fmetli bir surette yapar. Bizim eski edebiyatta hayata ait b\u00fcy\u00fck bir \u015fey bulamazs\u0131n\u0131z. Zaten hayat\u0131 \u00f6zellikle konu yapan hikaye, roman, trajedi, komedi ve benzeri gibi edebi \u015fekiller, edebiyat\u0131m\u0131za hemen tamam\u0131yla yabanc\u0131d\u0131r. Hakim olan \u015fekiller kaside, hiciv ve gazeldir. Ger\u00e7i ta en eski Fars ediplerinden beri, H\u00fcsrev ve \u015eirin, Ferhat ve \u015eirin, Leyla ve Mecnun, \u0130skendername gibi<br \/>\nroman\u0131ms\u0131 baz\u0131 eserler varsa da, bunlar\u0131n adlar\u0131 bile hayattan pek uzak olduklar\u0131n\u0131 g\u00f6steriyor. Aralar\u0131nda birka\u00e7 y\u00fczy\u0131ll\u0131k zaman ge\u00e7ti\u011fi halde \u00e7e\u015fitli \u00e7evrelere mensup \u015fairler, yazarlar ayn\u0131 konuyu alm\u0131\u015f ve hayat\u0131 de\u011fil, hayallerinde kurmu\u015f olduklar\u0131 bir a\u015fk\u0131 ve o a\u015fk\u0131 ta\u015f\u0131yan tamam\u0131yla as\u0131ls\u0131z ve hayali insanlar\u0131 tasvir edegelmi\u015flerdir. Nizami&#8217;nin Leyla-Mecnun&#8217;u ile Fuzuli&#8217;nin Leyla-Mecnun&#8217;u aras\u0131nda ne fark vard\u0131r?<\/p>\n<p>\u0130\u015fte hayattan b\u00f6ylece uzakla\u015fm\u0131\u015f olan eski edebiyat\u0131m\u0131z, ne kendisi hayattan m\u00fcteessir olmu\u015f ve ne de hayat \u00fczerine tesir yapabilmi\u015ftir. Ba\u015fka milletlerde oldu\u011fu gibi, edebiyat\u0131m\u0131z bir fikirler ve duygular sistemi olamam\u0131\u015ft\u0131r. Frans\u0131z ink\u0131lab\u0131n\u0131 inceleyenler, bu b\u00fcy\u00fck ve insanl\u0131k tarihini alt\u00fcst etmi\u015f olan olay\u0131, 17. y\u00fczy\u0131l Frans\u0131z edebiyat\u0131n\u0131n etkisine ba\u011fl\u0131yorlar.<\/p>\n<p>G\u00f6z\u00fcm\u00fcz\u00fcn \u00f6n\u00fcnde ge\u00e7en emsalsiz Rus f\u0131rt\u0131nas\u0131n\u0131n kas\u0131rgalar\u0131n\u0131 hi\u00e7 \u015f\u00fcphe yok ki, Tolstoy&#8217;lar, Gorki&#8217;ler haz\u0131rlam\u0131\u015flard\u0131r, \u0130slam edebiyat\u0131nda buna benzer bir \u015fey aramak bo\u015funad\u0131r. Ger\u00e7i, merhum Nam\u0131k Kemal o d\u00fcnya \u00e7ap\u0131ndaki ruhu ile bu hususta da buruk bir ink\u0131lap yapt\u0131. Edebiyat\u0131 hayata yakla\u015ft\u0131rd\u0131 . Edebi \u015fekillerin hayatla ilgili olan b\u00fct\u00fcn k\u0131s\u0131mlar\u0131n\u0131 edebiyat\u0131m\u0131za sokmaktan ba\u015fka onlar\u0131 konu ve temay\u00fcller bak\u0131m\u0131ndan da canland\u0131rd\u0131. \u0130\u015fte yaln\u0131z ondan sonrad\u0131r ki, edebiyat\u0131n oyuncak, e\u011flence olmad\u0131\u011f\u0131, aksine gayet ciddi, \u00e7ok \u00f6nemli ruhi ve i\u00e7timai bir amil oldu\u011funu anlamaya ba\u015flad\u0131k.<\/p>\n<p>\u0130lk olarak Do\u011fu anlad\u0131 ki, edebi eserler hayatla ilgili olursa i\u00e7timai bak\u0131mdan en kuvvetli, en kudretli bir e\u011fitici olur.<br \/>\nKalem ve ka\u011f\u0131d\u0131ndan ba\u015fka elinde hi\u00e7bir \u015fey olmayan, yar\u0131 a\u00e7, yar\u0131 \u00e7\u0131plak bir yazar\u0131n ate\u015fli ilhamlar\u0131 \u00f6n\u00fcnde en zorba m\u00fcstebitler boyun e\u011fmeye ba\u015flar; en derin, en k\u00f6kle\u015fmi\u015f taassuplar, inan\u00e7lar y\u0131k\u0131l\u0131r, \u0130stanbul&#8217; un \u0131ss\u0131z k\u00f6\u015felerinden<br \/>\nbirisinde ve belki s\u00f6n\u00fck bir mum \u00f6n\u00fcnde yaz\u0131lm\u0131\u015f bir beyit Trabzon&#8217; da gen\u00e7leri ayaklanmaya g\u00f6t\u00fcr\u00fcr ve istibdad\u0131n k\u00f6k\u00fcn\u00fc titretir. Fakat Nam\u0131k Kemal&#8217; in ilahi dehas\u0131yla a\u00e7\u0131lm\u0131\u015f ve yaln\u0131z Osmanl\u0131lar\u0131 de\u011fil, belki de b\u00fct\u00fcn \u0130slam do\u011fusunu canland\u0131rabilecek bir cereyan halini alm\u0131\u015f olan o b\u00fcy\u00fck devir, (Bug\u00fcn Azerbaycan&#8217;a gidiniz, her evde Nam\u0131k Kemal&#8217;in &#8220;Vaveyla&#8221;s\u0131n\u0131 \u00e7er\u00e7eve i\u00e7inde duvara as\u0131lm\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcrs\u00fcn\u00fcz) pek uzun s\u00fcrmedi. Ger\u00e7i onun kabul etmi\u015f oldu\u011fu edebi \u015fekiller, tarz ve \u00fcslup ya\u015fad\u0131. Fakat eski, zamans\u0131z ve mekans\u0131zl\u0131\u011fa ve eski cans\u0131zl\u0131\u011fa yine dald\u0131, i\u00e7inde bulundu\u011fu \u00e7evreyi<br \/>\ng\u00f6r\u00fcp onu aksettirmedi\u011finden, konular\u0131 \u00e7ok kere uydurma, tasvirleri sahtedir. Nam\u0131k Kemal&#8217;in yolu hi\u00e7 olmazsa iki ku\u015fak takip edilmi\u015f olsayd\u0131, \u015f\u00fcphe yok ki, bug\u00fcn gerek ge\u00e7mi\u015fteki ve gerek i\u00e7inde ya\u015fad\u0131\u011f\u0131m\u0131z hayat edebi eserlere aksedecekti. Halbuki bug\u00fcn Osmanl\u0131 ve \u00f6zellikle T\u00fcrk hayat\u0131n\u0131 edebi eserlerimizde aramak bo\u015f yeredir. Bir T\u00fcrk k\u00f6yl\u00fcs\u00fcn\u00fc, bir T\u00fcrk t\u00fcccar\u0131n\u0131, memurunu, sanatkar\u0131n\u0131, \u00f6\u011fretmenini, siyaset adam\u0131n\u0131, i\u015f\u00e7isini, k\u0131z\u0131n\u0131, annesini, fikir adam\u0131n\u0131, ink\u0131lap\u00e7\u0131s\u0131n\u0131, gencini, bunlar\u0131n dertlerini, isteklerini, fikirlerini, emellerini T\u00fcrk edebiyat\u0131nda g\u00f6rd\u00fcn\u00fcz m\u00fc?<\/p>\n<p><img loading=\"lazy\" decoding=\"async\" class=\"aligncenter wp-image-11412 size-medium_large\" src=\"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-content\/uploads\/2020\/09\/nam\u0131k-kemal-768x512.jpg\" alt=\"\" width=\"768\" height=\"512\" srcset=\"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-content\/uploads\/2020\/09\/nam\u0131k-kemal-768x512.jpg 768w, https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-content\/uploads\/2020\/09\/nam\u0131k-kemal-300x200.jpg 300w, https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-content\/uploads\/2020\/09\/nam\u0131k-kemal-1024x683.jpg 1024w, https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-content\/uploads\/2020\/09\/nam\u0131k-kemal-150x100.jpg 150w, https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-content\/uploads\/2020\/09\/nam\u0131k-kemal.jpg 1200w\" sizes=\"auto, (max-width: 768px) 100vw, 768px\" \/><\/p>\n<p>Zamans\u0131zl\u0131k edebiyatm\u0131za hakimdir: &#8220;Besi rene kerdem derin sal-i si Acem zinde kerdem bedin farsi&#8221; (Bu otuz y\u0131l i\u00e7inde \u00e7ok s\u0131k\u0131nt\u0131 \u00e7ektim; Acem&#8217;i (\u0130ranl\u0131y\u0131) bu Fars\u00e7a ile dirilttim.) diyerek, milleti i\u00e7in ne yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 iyi bilen Firdevsi&#8217;ye \u015eehname&#8217;yi yazd\u0131ran Gazneli Mahmut&#8217;un ruhundaki &#8220;T\u00fcrk&#8217;e kar\u015f\u0131 yabanc\u0131l\u0131k&#8221; hala i\u00e7imizde ya\u015f\u0131yor. Rus edebiyat\u0131na dikkat ediniz, Rus ruhunu, Rus idealizmini yapan bu edebiyatt\u0131r. Rus kad\u0131n\u0131n\u0131n y\u00fcksekli\u011fi, Rus gen\u00e7li\u011finin idealistli\u011fi herkes\u00e7e takdir edilmektedir. Halbuki hen\u00fcz B\u00fcy\u00fck Petro zaman\u0131nda Rus kad\u0131nlan, b\u00fct\u00fcn Do\u011fu kad\u0131nlar\u0131 gibi, haremlere kapanm\u0131\u015f, cemiyet hayat\u0131ndan yoksun, yar\u0131 hayvani bir durumdayd\u0131. Fakat, Pu\u015fkin&#8217;den ba\u015flayarak, Turgenyev&#8217;e, Tolstoy&#8217;a, Gorki&#8217;ye kadar Rus ediplerinin hepsi, bu Rus kad\u0131nlar\u0131n\u0131n ruhlar\u0131nda, kalplerinde birikmi\u015f olan sonsuz faziletleri ke\u015ffederek, &#8220;Tatiana&#8221;lar, &#8220;Lisa&#8221;lar gibi k\u0131z tipleri ile birer \u00f6rnek yaratt\u0131lar. Bunlar, kad\u0131nl\u0131k i\u00e7in, kad\u0131n fedakarl\u0131\u011f\u0131, kad\u0131n sadakati, kad\u0131n \u015fefkati, kad\u0131n h\u00fcrriyeti, kad\u0131n sevgisi i\u00e7in, birer \u00f6rnek oldular ve hayatta taklit edildiler. Gitgide evvelce hayal olan bir tip, bu defa s\u0131rf edebiyat sayesinde, bir ger\u00e7ek \u015feklini ald\u0131.<\/p>\n<p>Bunun gibi, b\u00fct\u00fcn di\u011fer mefkureler de, hayattan al\u0131narak hayata verildiler. Turgenyev&#8217;in hemen b\u00fct\u00fcn romanlar\u0131, Gorki&#8217;nin eserlerinin \u00e7o\u011fu Rus gen\u00e7li\u011finin ruhundaki ink\u0131lap temay\u00fcllerini, istibdatla \u00e7arp\u0131\u015fmak isteklerini, k\u00f6lelik zincirlerini k\u0131rmak h\u0131rslar\u0131n\u0131 ve nihilist denilen tipi yaratmaya \u00e7al\u0131\u015fm\u0131\u015flard\u0131r. Lenin ger\u00e7ekte bu \u00fclk\u00fcc\u00fc edebiyat\u0131n manevi mahsul\u00fcd\u00fcr.<\/p>\n<p>Yaz\u0131k ki, bizim edebiyat\u0131m\u0131z b\u00fct\u00fcn\u00fc itibariyle Nam\u0131k Kemal&#8217; den sonra bu gibi cereyanlara yabanc\u0131 kalm\u0131\u015ft\u0131r. Bizde bayku\u015ftan korkan bir erkekle \u015fim\u015fekten bay\u0131lan bir k\u0131z aras\u0131ndaki a\u015fk\u0131n cans\u0131z bir \u00e7evre i\u00e7inde ve inlemeler aras\u0131nda ge\u00e7en \u00fcz\u00fcnt\u00fcl\u00fc maceras\u0131 veya fahi\u015fe, rak\u0131 ve meze ile \u00e7evrili kaba bir \u015fehvet tasviri, i\u015fte konular! &#8220;Tacire-i Facire&#8221; bu \u00e7e\u015fit edebiyat\u0131m\u0131z\u0131n en belli bir \u00f6rne\u011fidir. Eski edebiyat\u0131m\u0131zda hayat yoktur. Ger\u00e7ek sanata ve tabiattaki g\u00fczelli\u011fe de tamam\u0131yla yabanc\u0131 kalm\u0131\u015ft\u0131r. Bunlar\u0131 da duymam\u0131\u015f ve anlayamam\u0131\u015ft\u0131r. Zaten onun taklit etti\u011fi Arap ve Acem edebiyat\u0131 da, tabiat ve hayata tamam\u0131yla yabanc\u0131d\u0131rlar.<\/p>\n<p>Eski edebiyat\u0131m\u0131zda hayat\u0131 ve tabiat\u0131 tasvir eden bir tek ger\u00e7ek levhaya rastlayamazs\u0131n\u0131z. Yeni edebiyat\u0131m\u0131z bu hususta Avrupa edebiyat\u0131n\u0131 taklit etmeye koyuldu ise de, yine hakikati tasvirden pek uzakt\u0131r. Gerek \u015fiirde ve gerek nesirde tabii hayat\u0131n g\u00f6sterdi\u011fi levhadan ziyade, o levhan\u0131n uyand\u0131rd\u0131\u011f\u0131 duygular\u0131 tasvir ediyor. Halbuki hayat ve tabiat\u0131 g\u00f6rebilmek, onlardaki ahengi ve m\u00fczi\u011fi anlayabilmek, bir olay\u0131n ruhumuz \u00fczerinde yapt\u0131\u011f\u0131 etkileri tasvir etmek de\u011fildir.<\/p>\n<h2><strong>Vatan a\u015fk\u0131 i\u015fte b\u00f6yle do\u011far, b\u00f6yle kuvvetlenir<\/strong><\/h2>\n<p>E\u011fer b\u00fct\u00fcn Paris ve Paris&#8217;in tarihi yery\u00fcz\u00fcnden kalk\u0131p, yaln\u0131z Victor Hugo&#8217;nun Notre Dame de Paris&#8217;i ile Zola&#8217;n\u0131n Vente de Paris adl\u0131 eserleri kalm\u0131\u015f olsayd\u0131, biz yine Paris&#8217;in gerek orta\u00e7a\u011f ve gerek daha sonra gelen zamanlardaki hayat\u0131 hakk\u0131nda tam bir fikir edinebilirdik. Sokaklar\u0131ndan, mimarisinden, giyini\u015f tarz\u0131ndan, evlerin d\u00f6\u015femesinden ba\u015flayarak, kiliselerindeki ayinlerine, hallerdeki k\u00f6y sat\u0131c\u0131lar\u0131na kadar, hayalimizde canland\u0131rabilirdik. Bu hususta Rus ve \u0130ngiliz edebiyat\u0131 o kadar ileri gitmi\u015ftir ki, Rusya&#8217;da ve \u0130ngiltere&#8217;de tasvir edilmemi\u015f, canland\u0131r\u0131lmam\u0131\u015f tek bir nehir, tek bir orman, tek bir step, tek bir hayvan, tek bir insan ve ya\u015fay\u0131\u015f tarz\u0131 b\u0131rakmam\u0131\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>Bu gibi tasvirlerin gerek estetik ve gerek i\u00e7timai bak\u0131mdan pedagojik tesirleri b\u00fcy\u00fckt\u00fcr. Bu tasvirler basit bir bak\u0131\u015fla g\u00f6r\u00fclmeyecek g\u00fczellikler g\u00f6sterir. Okuyucu, onlar\u0131 okurken, yan\u0131ndan kay\u0131ts\u0131z ge\u00e7erek hi\u00e7 dikkatini \u00e7ekmeyen olaylarda, ne kadar ahenk ve m\u00fczik oldu\u011funu anlamaya ba\u015flar. Yava\u015f yava\u015f, kendisi de g\u00fczellikleri g\u00f6rmeye, ke\u015ffetmeye koyulur. Ruhu, kalbi y\u00fckselir, incelik kazan\u0131r. Di\u011fer taraftan, tasvir olunan levhalardaki g\u00fczellikler, istemeden okuyucuda bu levhalara kar\u015f\u0131 bir sevgi, bir ba\u011fl\u0131l\u0131k uyand\u0131r\u0131r. Bu hususta edebiyat sihirli bir amildir.<\/p>\n<p>Bana ilk evvel Kafkasya&#8217;y\u0131 sevdiren, Kafkasya&#8217;n\u0131n g\u00fczelliklerini anlatan Lermontof&#8217;la Pu\u015fkin&#8217;in tasvirleri olmu\u015ftur. Bunun gibi, Kafkasya k\u00f6yl\u00fcs\u00fcne, onun saf ve temiz hayat\u0131na kars\u0131 ilk hissi ba\u011fl\u0131l\u0131\u011f\u0131m\u0131, yine bu yazarlar\u0131n eserleri uyand\u0131rm\u0131\u015ft\u0131r. Vatan sevgisi, vatan a\u015fk\u0131 i\u015fte b\u00f6yle do\u011far, b\u00f6yle kuvvetlenir. Bu a\u015fk ve sevgi, telkinlerden, zihni etkilerden ziyade, duygu terbiyesiyle do\u011far. Almanya&#8217; dan ge\u00e7erken, \u00e7am ormanlar\u0131n\u0131n \u00e7oklu\u011funa, temizli\u011fine, a\u011fa\u00e7lara kar\u015f\u0131 k\u00fc\u00e7\u00fck \u00e7ocuklar taraf\u0131ndan bile g\u00f6sterilen ba\u011fl\u0131l\u0131\u011fa \u015fa\u015f\u0131yordum. Yan\u0131mdaki Alman: &#8220;Efendim, bu duygular\u0131 bize \u015fair Goethe a\u015f\u0131lam\u0131\u015ft\u0131r&#8221; dedi. G\u00f6r\u00fcyorsunuz, edebiyat, a\u011fac\u0131ndan insan\u0131na kadar, her \u015feyi birbirine sevdiriyor, ba\u011fl\u0131yor. G\u00fczelliklerini ke\u015ffettiriyor, aralar\u0131nda b\u00fcy\u00fck ve derin bir ba\u011f meydana getiriyor. Bizim edebiyat\u0131m\u0131z bu kudretten mahrumdur. Nedim&#8217; in Ka\u011f\u0131thane veya G\u00f6ksu hakk\u0131nda yazm\u0131\u015f oldu\u011fu birka\u00e7 beyit, hala daha oralara, gidenlerde, o yerlere kar\u015f\u0131 \u00f6zel bir duygu uyand\u0131rm\u0131yor mu?<\/p>\n<p>Yukar\u0131dan buraya kadar sayd\u0131\u011f\u0131m\u0131z noksanlar, edebiyat\u0131m\u0131z\u0131 genel olarak e\u011fitici faziletten yoksun ettirmi\u015ftir. Nam\u0131k Kemal ve onun yolundakiler istisna edilmek \u015fart\u0131yla, edebiyat\u0131m\u0131z sosyal vazifesini ters bir bi\u00e7imde yapagelmi\u015ftir. Bu hususta Nam\u0131k Kemal devrinden sonra, tek istisna te\u015fkil eden k\u0131s\u0131m, &#8220;T\u00fcrk\u00e7\u00fc&#8221; dedi\u011fimiz edebiyatt\u0131r. Zaten T\u00fcrk\u00e7\u00fcler manevi olarak Nam\u0131k Kemal&#8217;in takip\u00e7isidirler. Aradaki aral\u0131k, Kemal&#8217;e de T\u00fcrk\u00e7\u00fclere de ayn\u0131 derecede ilgisizdir. Edebiyatta Kemal&#8217;in ruhunu canland\u0131ran, onun mesle\u011fini yenileyen T\u00fcrk\u00e7\u00fclerdir. Aral\u0131k devrinin, \u015fekle ra\u011fmen, eski edebiyatla manevi ba\u011fl\u0131l\u0131\u011f\u0131 ne kadarsa, T\u00fcrk\u00e7\u00fc edebiyat\u0131n da, yine \u015fekle ra\u011fmen, manevi olarak Nam\u0131k Kemal devri ile ba\u011fl\u0131l\u0131\u011f\u0131 o nispettedir. Nam\u0131k Kemal memlekete \u0130slam ve vatan a\u015fk\u0131n\u0131 soktu. Ruhlara bu a\u015fk\u0131n g\u00fczelli\u011fini, heyecanlar\u0131n\u0131 a\u015f\u0131lad\u0131. T\u00fcrk\u00e7\u00fcler de, ayn\u0131 zemin \u00fczerinde y\u00fcr\u00fcyerek, gen\u00e7li\u011fe T\u00fcrkl\u00fck ve vatan a\u015fk\u0131n\u0131 a\u015f\u0131lamakta, T\u00fcrkl\u00fck ve vatan konular\u0131n\u0131 sevdirmektedirler. Bu bak\u0131mdan, T\u00fcrk\u00e7\u00fc edebiyat, genel edebiyat\u0131m\u0131z\u0131n mahrum oldu\u011fu b\u00fct\u00fcn hususlar\u0131, \u00e7ekirdek halinde olsun ta\u015f\u0131yor. Bu edebiyat idealisttir. \u00c7\u00fcnk\u00fc ald\u0131\u011f\u0131 konuyu idealize ediyor. Millidir; \u00e7\u00fcnk\u00fc konusu T\u00fcrk hayat\u0131d\u0131r, T\u00fcrk vatan\u0131d\u0131r. Tabiat\u00e7\u0131d\u0131r; \u00e7\u00fcnk\u00fc tabiat\u0131 sevmeye, sevdirmeye ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Buradan Bak\u00fc&#8217;ye ve Bak\u00fc&#8217;den T\u00fcrkistan&#8217;\u0131n ortalar\u0131na kadar, b\u00fct\u00fcn T\u00fcrk kalplerini birle\u015ftiren, ayn\u0131 heyecanla \u00e7arpt\u0131ran, T\u00fcrk&#8217; \u00fcn dertlerini, sevin\u00e7lerini, eksiklerini ve ihtiya\u00e7lar\u0131n\u0131, m\u00fctevaz\u0131 hayat\u0131n\u0131 dile getirerek, birbirine kar\u015f\u0131, bir ba\u011fl\u0131l\u0131k kuran d\u00f6rt yazar g\u00f6r\u00fcyorum: Nam\u0131k Kemal, Mehmet Emin, Mehmet Akif ve Re\u015fat Nuri beyler. Azerbaycan evlerinde &#8220;Vaveyla&#8221; ile &#8220;Ben bir T\u00fcrk&#8217;\u00fcm&#8221;, &#8220;B\u00fclb\u00fcl&#8221;, &#8220;\u00c7al\u0131ku\u015fu&#8221; yan yana duruyorlar ve ayn\u0131 fikirlerle, ayn\u0131 duygular\u0131 uyand\u0131rmaktad\u0131rlar. Bir \u015fairi, bir yazar\u0131 takdir etmek i\u00e7in, edebiyata sosyal bir olay g\u00f6z\u00fcyle bakan birisi i\u00e7in, bence bu kadar\u0131 yeter. Ama zarif ve ince efendiler, \u015fairden parlak benzeti\u015fler, zengin kafiyeler, beklenmeyen mecazlarla hasta bir kalple hasta bir ruhun g\u00fcne\u015f batmas\u0131 kar\u015f\u0131s\u0131nda hastal\u0131kl\u0131 dal\u0131\u015flar\u0131n\u0131n tasvirini istiyorlarm\u0131\u015f. Ben kendimde bu ihtiyac\u0131 duymuyorum ve zannedersem, y\u00fczde doksan\u0131 da duymuyor. Zaten bu gibiler arad\u0131klar\u0131 \u015fiirleri bol bol bulacaklard\u0131r.<\/p>\n<p>T\u00fcrk&#8217;\u00fcn y\u00fczy\u0131llardan beri istibdat alt\u0131nda ezilmi\u015f ruhu, zul\u00fcm ve cehalet i\u00e7inde yuvarlanm\u0131\u015f hayat\u0131, kendine yol g\u00f6sterecek, \u00fcmit verecek, iman a\u015f\u0131layacak bir \u00f6nder ar\u0131yor. Bu \u00f6nderli\u011fi kim \u00fczerine al\u0131rsa, ona minnettar olacakt\u0131r.<\/p>\n<h2><strong>M\u00fczik ve tiyatro<\/strong><\/h2>\n<p><img loading=\"lazy\" decoding=\"async\" class=\"aligncenter wp-image-11413 size-medium_large\" src=\"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-content\/uploads\/2020\/09\/tiyatro-768x432.jpg\" alt=\"\" width=\"768\" height=\"432\" srcset=\"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-content\/uploads\/2020\/09\/tiyatro-768x432.jpg 768w, https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-content\/uploads\/2020\/09\/tiyatro-300x169.jpg 300w, https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-content\/uploads\/2020\/09\/tiyatro-1024x576.jpg 1024w, https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-content\/uploads\/2020\/09\/tiyatro-150x84.jpg 150w, https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-content\/uploads\/2020\/09\/tiyatro-1536x864.jpg 1536w, https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-content\/uploads\/2020\/09\/tiyatro.jpg 1920w\" sizes=\"auto, (max-width: 768px) 100vw, 768px\" \/><\/p>\n<p>Cemiyet hayat\u0131n\u0131n kurulu\u015f amillerinden olan m\u00fczik ve tiyatro&#8217;ya gelince, bu iki amilin tesiri bizde yaz\u0131k ki pek s\u0131n\u0131rl\u0131d\u0131r. M\u00fczi\u011fin hayat \u00fczerinde yapt\u0131\u011f\u0131 tesirlerden bahsetmek l\u00fczumsuzdur, bu ger\u00e7e\u011fi herkes kendi tecr\u00fcbeleriyle anlam\u0131\u015ft\u0131r. Bu y\u00fczy\u0131lda m\u00fczi\u011fi olmayan bir millet, kalbi olmayan bir v\u00fccuda benzer. Avrupa&#8217; da konservatuarlarla operalar\u0131n; ortak duygular\u0131n beslenmesi, milli zevkin incelmesi, toplu hayat\u0131n g\u00fczelle\u015fmesi bak\u0131m\u0131ndan, b\u00fcy\u00fck tesirleri vard\u0131r. Bir operada toplanm\u0131\u015f olan halk, hi\u00e7 olmazsa d\u00f6rt-be\u015f saatlik bir m\u00fcddet i\u00e7in, aras\u0131ndaki s\u0131n\u0131f, r\u00fctbe, servet farklar\u0131n\u0131 unutarak ortak bir heyecan hayat\u0131 ya\u015f\u0131yor. Bu saatlerin say\u0131s\u0131 ne kadar artarsa, o fertler aras\u0131ndaki duygu ortakl\u0131\u011f\u0131 ve beraberli\u011fi o nispette artar. Hele Wagner gibi, Alman tarihini m\u00fczi\u011fi ile dile getiren, Tchaikovsky gibi Rus duygular\u0131n\u0131 m\u00fczik ile s\u00f6yleyen bestekarlar da yeti\u015firlerse, m\u00fczi\u011fin topluma tesirleri en y\u00fcksek dereceye ula\u015f\u0131r.<\/p>\n<p>Tiyatro da, ayn\u0131 mahiyette sosyal bir amildir. Sahne \u00fczerinde geli\u015fip giden bir oyun, sahneyi seyredenlerin hepsinde ayn\u0131 fikir ve duygular\u0131 yarat\u0131r. Cemiyetin de\u011fi\u015fik s\u0131n\u0131f, tabaka ve z\u00fcmrelerine mensup herkes, dilin en m\u00fckemmel \u00f6rne\u011fini, en iyi telaffuz eden a\u011f\u0131zlardan i\u015fitir. Temsil edilen hayat\u0131n iyi ve k\u00f6t\u00fc taraflar\u0131n\u0131 ay\u0131r\u0131r. Sahnede temsil edilen faziletlere ister istemez sayg\u0131, k\u00f6t\u00fcl\u00fcklere nefret duyar. Bu suretle, tiyatro genellikle i\u00e7timai amillerin en esasl\u0131s\u0131 olan dilin, ahlak\u0131n, ortak duygular\u0131n geli\u015fmesine, y\u00fckselme ve birle\u015fmesine hizmet ederek, fikir ve his birli\u011fini sa\u011flar. \u0130\u00e7timai ve tarihi olaylar\u0131 konu<br \/>\nyapan tiyatrolar ise, milliyet \u015fuurunun do\u011fmas\u0131nda \u00f6nemli bir amil olurlar.<\/p>\n<p>Bilinmektedir ki, Paris&#8217;te 1871 y\u0131l\u0131 ink\u0131lab\u0131, Victor Hugo&#8217;nun Hernani adl\u0131 eserinin tesiriyle, bir tiyatroda ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131r. Fakat, yaz\u0131k ki, bizim zavall\u0131 \u00e7evremiz bu amillerden yoksundur. Bizde insan\u0131n ruhi ve manevi ihtiya\u00e7lar\u0131 inkar edilegelmi\u015ftir. B\u00fct\u00fcn Do\u011fu&#8217; da oldu\u011fu gibi, bizde de hayat, ya yiyip i\u00e7mek veya bir k\u00f6\u015feye \u00e7ekilip devaml\u0131 ibadet etmek \u015fekillerinde kabul edilmi\u015ftir. Halbuki insan tabiat\u0131 ferahlamaya muhta\u00e7t\u0131r. Bu ferahl\u0131\u011f\u0131n en tatl\u0131, en zevkli, en tesirli \u015fekli, toplu olarak duyuland\u0131r. Mahiyeti itibariyle munis olan insan, ruh ve kalbinin ba\u015fka ruhlarla, ba\u015fka kalplerle birlikte \u00e7arpmas\u0131n\u0131 ister. \u0130\u015fte tiyatrolar, operalar bu insan ihtiyac\u0131n\u0131n en m\u00fckemmel, en makul, en i\u00e7timai bir tatmin \u015feklidir. Fakat yaz\u0131k ki, b\u00fct\u00fcn Do\u011fu, ta \u00f6teden beri u\u011frad\u0131\u011f\u0131 m\u00fcthi\u015f bir istibdad\u0131n bask\u0131s\u0131 ile, bu gibi i\u00e7timai ferahl\u0131klar\u0131n, fikir ve his ak\u0131mlar\u0131n\u0131n, heyecanlar\u0131n kayna\u011f\u0131 olan toplant\u0131 yerlerinden korkarak, onlar\u0131n kurulu\u015f ve geli\u015fmesine meydan vermemi\u015ftir.<\/p>\n<p>V\u00fccudumuz gibi, ruhlar\u0131m\u0131z da ezilmi\u015f, s\u0131k\u0131l\u0131nca yaln\u0131zl\u0131klara s\u00fcr\u00fcklenmi\u015ftir. Ruhumuzdan ta\u015f\u0131p gelen sesler, mahzun, \u00fcz\u00fcnt\u00fcl\u00fc iniltiler \u015feklini alm\u0131\u015ft\u0131r. Ney&#8217;in b\u00fct\u00fcn ahenkleri, saz\u0131n b\u00fct\u00fcn \u015fikayetleri, udun b\u00fct\u00fcn ahlar\u0131, Do\u011fu&#8217;nun o y\u00fczy\u0131llarca ezilmi\u015f ruhunun birer iniltisidir. Bu iniltiler, serbest ya\u015fayan, serbest d\u00fc\u015f\u00fcnen, serbest nefes alan, serbest duyan g\u00f6\u011f\u00fcslerden \u00e7\u0131kmaz. Onlar, padi\u015fah cellad\u0131n\u0131n b\u0131\u00e7a\u011f\u0131 alt\u0131nda titreyenlerin, kad\u0131 efendinin kafir saymas\u0131 ve lanetlemesi ile susmaya mecbur olanlar\u0131n veya haremin s\u0131k\u0131nt\u0131lar\u0131 i\u00e7inde ezilen bir kad\u0131n\u0131n ruhundan kopan feryatlard\u0131r ki, bug\u00fcn de dinledi\u011fimiz zaman bize ferahl\u0131k yerine \u00fcz\u00fcnt\u00fc, heyecan yerine s\u0131k\u0131nt\u0131 ve keder veriyor. Art\u0131k yeti\u015fmez mi bu kadar \u00fcz\u00fcnt\u00fcler, yeti\u015fmez mi bu kadar iniltiler ve a\u011flay\u0131\u015flar? \u0130stibdad\u0131n maddi timsalini att\u0131k. Bir de onun manevi timsallerini atal\u0131m. Meyhanelerin pis ve murdar k\u00f6\u015felerinde sarho\u015f ve harap olmaktansa, operalar\u0131n, tiyatrolar\u0131n o ayd\u0131n salonlar\u0131nda vakit ge\u00e7irsek, daha iyi olmaz m\u0131? T\u00fcrk g\u00f6\u011fs\u00fcne Bizans kiliselerinden gelen al\u00e7alt\u0131c\u0131 inlemelerden ziyade, Wagner&#8217;lerin g\u00fcrlemeleri daha uygun de\u011fil midir? Y\u00f6r\u00fck Ali&#8217;ye Rum k\u0131z\u0131n\u0131n g\u00f6bek atmalar\u0131ndan ziyade, Bat\u0131 polka ve mazurkas\u0131 daha ziyade yak\u0131\u015fmaz m\u0131?<\/p>\n<p>Cemiyet hayat\u0131n\u0131n do\u011fu\u015f ve geli\u015fmesini sa\u011flayan amilleri birer birer g\u00f6zden ge\u00e7irdik. Bizde bunlardan baz\u0131lar\u0131n\u0131n tamam\u0131yla yok oldu\u011funu ve baz\u0131lar\u0131n\u0131n da mahiyeti bozularak cemiyet d\u0131\u015f\u0131 bir \u015fekil alm\u0131\u015f bulundu\u011funu g\u00f6r\u00fcyoruz. Bu olay\u0131n neticesi olarak, bizde cemiyet yoktur. Mihaniki olarak ve tesad\u00fcfle bir yere toplanm\u0131\u015f insanlar vard\u0131r. Cemiyet olmad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in, dernekler de yoktur. Bunun en a\u00e7\u0131k ispat\u0131, on y\u0131ldan beri bizde kurulmu\u015f olan derneklerin, partilerin u\u011frad\u0131klar\u0131 ak\u0131betlerdir. Genellikle denebilir ki, az \u00e7ok devaml\u0131 olarak yaln\u0131z \u0130ttihat ve Terakki Partisi ya\u015fad\u0131. \u00d6tekilerin hepsi, zaten be\u015f-on ki\u015finin bir yere toplan\u0131\u015flar\u0131ndan ibaret olduklar\u0131ndan, bir m\u00fcddet parlad\u0131larsa da, bu parlay\u0131\u015flar &#8216;suni ve ge\u00e7ici&#8217; oldu\u011fundan pek \u00e7abuk s\u00f6nd\u00fcler.<\/p>\n<p>\u0130ttihat ve Terakki&#8221; ye gelince, bu parti de ilk ciddi \u00e7at\u0131\u015fmada da\u011f\u0131ld\u0131. Demek ki, bu partinin fertleri aras\u0131nda da ilgi ve ba\u011flant\u0131 s\u0131rf mihaniki imi\u015f, kimyevi bir mahiyet kazanamam\u0131\u015f. Hemen on y\u0131l \u0130ttihat ve Terakki Partisinde bakanl\u0131k yapm\u0131\u015f adamlar g\u00f6rd\u00fck ki, m\u00fctareke s\u0131ras\u0131nda ve tehlike \u00f6n\u00fcnde bu partiyle hi\u00e7 bir ilgileri olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131k\u00e7a ve herkesin \u00f6n\u00fcnde iddia ettiler. Ayn\u0131 iddiay\u0131 bu parti zaman\u0131nda Ayan Reisli\u011fi (senato ba\u015fkanl\u0131\u011f\u0131) yapm\u0131\u015f bir ihtiyardan da i\u015fittik.<\/p>\n<p>Malta&#8217; da aram\u0131zda bir\u00e7ok muhta\u00e7 arkada\u015flar vard\u0131. Zenginlerimizden ikisi m\u00fcstesna olmak \u00fczere, ba\u015fkalar\u0131 kendilerini bu muhta\u00e7 arkada\u015flara kar\u015f\u0131 herhangi insani bir vazife ile m\u00fckellef saymad\u0131lar. Bazen \u00f6yle zamanlar oluyordu ki, yan yana iki odadan birisinde bir arkada\u015f a\u00e7l\u0131ktan k\u0131vran\u0131yor, \u0130ngilizlerin verdikleri kokmu\u015f et par\u00e7as\u0131ndan ba\u015fka bir \u015fey bulam\u0131yor, \u00f6tekinde \u00e7e\u015fit \u00e7e\u015fit yiyecekler ta\u015f\u0131p d\u00f6k\u00fcl\u00fcyor, fakat muhta\u00e7 ve a\u00e7 arkada\u015f hi\u00e7 hat\u0131ra gelmiyordu. Zenginlerden birisi, fakir arkada\u015flar\u0131n\u0131n \u00f6n\u00fcnde, \u00fcz\u00fcm\u00fcn\u00fc so\u011fuk suya bat\u0131rarak: &#8220;Paray\u0131 veren d\u00fcd\u00fc\u011f\u00fc \u00e7alar&#8221; diyerek a\u011fz\u0131na koyuyordu.(1) Bu kadar adi bir bencillik i\u00e7inde hangi cemiyet ya\u015far! Tabiat\u0131yla biz de cemiyet hayat\u0131 ya\u015fayamad\u0131k, iki y\u0131l i\u00e7inde bir tek ortak te\u015febb\u00fcste bulunamad\u0131k. Herkes kendini d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc. Hatta ba\u015fkanlar aras\u0131nda bile fikir ve his&#8217; beraberli\u011fi olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 \u015fa\u015f\u0131rarak g\u00f6rd\u00fcm. Bunlar\u0131n, bunca y\u0131l, nas\u0131l birlikte &#8220;ba\u015f&#8221; olduklar\u0131na hayret ettim. \u00c7ok d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcm, \u00e7ok ara\u015ft\u0131rd\u0131m. Nihayet anlad\u0131m ki, bunlar ayr\u0131 ayr\u0131 ve aralar\u0131nda hi\u00e7bir fikir ve his m\u00fcnasebeti ve ba\u011f\u0131 bulunmayan gruplardan ibaretmi\u015fler ve her grup di\u011ferinden \u00e7ekindi\u011fi i\u00e7in \u00f6teki ile ge\u00e7inmek, idare-i maslahat etmek zorundaym\u0131\u015f, i\u015fte bizde en sa\u011flam, en esasl\u0131 g\u00f6r\u00fcnen partinin mahiyeti! Bu hal ile bir cemiyet uzun m\u00fcddet ya\u015fayabilir mi? \u0130\u015fte \u00fczerinde uzun uzun durulacak bir mesele.<\/p>\n<p>Biz ya\u015fayabilmek i\u00e7in yeni bir medeniyet z\u00fcmresi i\u00e7ine at\u0131ld\u0131k. Ba\u015far\u0131l\u0131 olmak, dilek ve emelindeysek, durmadan hayat\u0131m\u0131z\u0131n b\u00fct\u00fcn temellerini bu yeni medeniyete g\u00f6re kurmal\u0131y\u0131z. Aksi halde kurtulu\u015f yoktur.<\/p>\n<p>Dipnotlar:<\/p>\n<ol>\n<li>Eski M\u0131s\u0131r hidivlerinden biri. (T.T.)<\/li>\n<\/ol>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>T\u00fcrk&#8217;\u00fcn y\u00fczy\u0131llardan beri istibdat alt\u0131nda ezilmi\u015f ruhu, zul\u00fcm ve cehalet i\u00e7inde yuvarlanm\u0131\u015f hayat\u0131, kendine yol g\u00f6sterecek, \u00fcmit verecek, iman a\u015f\u0131layacak bir \u00f6nder ar\u0131yor. Bu \u00f6nderli\u011fi kim \u00fczerine al\u0131rsa, ona minnettar olacakt\u0131r.<\/p>\n","protected":false},"author":2,"featured_media":11417,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"_ef_editorial_meta_date_first-draft-date":"","_ef_editorial_meta_paragraph_assignment":"","footnotes":"","_links_to":"","_links_to_target":""},"categories":[61,66,68],"tags":[],"coauthors":[4],"class_list":["post-10623","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-din","category-siyaset-tarih","category-turkluk-turkculuk"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/10623","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/users\/2"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=10623"}],"version-history":[{"count":17,"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/10623\/revisions"}],"predecessor-version":[{"id":11429,"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/10623\/revisions\/11429"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/media\/11417"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=10623"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=10623"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=10623"},{"taxonomy":"author","embeddable":true,"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/coauthors?post=10623"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}