{"id":10627,"date":"2020-09-18T19:30:00","date_gmt":"2020-09-18T16:30:00","guid":{"rendered":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/?p=10627&#038;preview=true&#038;preview_id=10627"},"modified":"2020-09-17T14:59:25","modified_gmt":"2020-09-17T11:59:25","slug":"uc-medeniyet-hukumet","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/uc-medeniyet-hukumet\/","title":{"rendered":"\u00dc\u00e7 medeniyet: H\u00fck\u00fbmet"},"content":{"rendered":"<p style=\"text-align: right;\"><em>Bu yaz\u0131, Ahmet A\u011fao\u011flu&#8217;nun \u00dc\u00e7 Medeniyet kitab\u0131ndan al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. <\/em><br \/>\n<em>Eser, Do\u011fu Kitabevi Genel Yay\u0131n Y\u00f6netmenleri<\/em><br \/>\n<em>Ertan E\u011fribel ve Ufuk \u00d6zcan&#8217;\u0131n \u00f6zel izniyle kullan\u0131lmaktad\u0131r.<\/em><\/p>\n<p>H\u00fck\u00fbmet kavram\u0131 bizde \u00e7oktan beri o kavram\u0131n ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131 manadan sapm\u0131\u015ft\u0131r. Hele bug\u00fcnk\u00fc \u00e7a\u011fda\u015f telakkiye yana\u015fmam\u0131\u015ft\u0131r. Do\u011fu&#8217;da genellikle h\u00fck\u00fbmet h\u00fck\u00fcmdardan ibarettir, h\u00fck\u00fcmdarsa, ta eskiden b\u00fct\u00fcn Do\u011fu \u00fczerine manevi tesirden geri kalmayan \u0130ran&#8217;\u0131n telakkisine uygun bir \u015fekilde belirmi\u015ftir. H\u00fck\u00fcmdarl\u0131k hakk\u0131nda \u0130ran&#8217;\u0131n g\u00f6r\u00fc\u015f tarz\u0131ndan yukar\u0131da, &#8220;ahlak&#8221; b\u00f6l\u00fcm\u00fcnde bahsetmi\u015ftik, \u0130slamiyet&#8217;ten en a\u015fa\u011f\u0131 bin be\u015f y\u00fcz y\u0131l evvel, \u0130ranl\u0131lar daha sonra Avrupal\u0131lar\u0131n &#8220;Droit Divin&#8221; dedikleri ilahi hukuk nazariyelerini yaym\u0131\u015flar ve Zerd\u00fc\u015ft&#8217;\u00fcn mukaddes kitab\u0131 Zend Avesta&#8217;ya ge\u00e7irmi\u015flerdir. Bu nazariyelere g\u00f6re, h\u00fck\u00fcmdar kudret ve yetkisini do\u011frudan do\u011fruya yaradandan al\u0131r ve saltanata ba\u015flad\u0131\u011f\u0131 dakikadan itibaren, i\u00e7ine girmi\u015f olan \u015eehriyar nam\u0131ndaki bir tanr\u0131y\u0131 ta\u015f\u0131r ve b\u00fct\u00fcn ilhamlar\u0131n\u0131 dilimize \u015eehriyar \u015feklinde ge\u00e7mi\u015f olan bu tanr\u0131dan al\u0131r ve bu s\u0131fatla mukaddes ve sorumsuz olur. Asl\u0131 \u0130ranl\u0131 olan bu nazariyeler, \u0130ran&#8217;\u0131n ha\u015fmeti ve b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fc sayesinde, b\u00fct\u00fcn di\u011fer Do\u011fu kavimlerine de yay\u0131ld\u0131, \u0130slamiyet&#8217; ten \u00f6nce, Asya devletlerinin hepsinde, bu nazariyelerin oldu\u011fu gibi kabul edilmi\u015f bulundu\u011funu g\u00f6r\u00fcyoruz. Fakat \u0130slamiyet, mahiyeti itibariyle bu nazariyeye yana\u015famazd\u0131. Allah&#8217;la insanl\u0131k aras\u0131nda doldurulamayacak bir mesafe koyan \u0130slamiyet, tabiat\u0131yla h\u00fck\u00fcmdar\u0131 ilahi ve g\u00f6kten gelen bir asla ba\u011flayamazd\u0131. Hatta peygamberleri bile g\u00fcnah i\u015fleyebilmekten uzak saymayan \u0130slamiyet, tabiat\u0131yla bir h\u00fck\u00fcmdara masumluk, sorumsuzluk gibi, m\u00fcthi\u015f bir mevki veremezdi, \u0130slamiyet, h\u00fck\u00fbmetin kaynak ve esas\u0131n\u0131 \u00e7ok ak\u0131ll\u0131ca ve ilme uygun olarak cemaatte ar\u0131yor. H\u00fck\u00fcmdar icma-i \u00fcmmetin (\u0130\u00e7tihat devrinde imamlarla fakihlerin ve ileri gelenlerin din konulu bir i\u015fte birlik olmalar\u0131) iradesi ile i\u015fba\u015f\u0131na gelir. H\u00fck\u00fcmdar\u0131 idare etti\u011fi cemiyet se\u00e7er ve se\u00e7ildikten sonra iki t\u00fcrl\u00fc sorumlu olur: Maddi olarak cemiyet huzurunda ve manevi olarak Allah huzurunda. Fakat, yaz\u0131k ki, \u0130slam&#8217;\u0131n bu anlay\u0131\u015f tarz\u0131 \u0130slamiyet&#8217;te bile pek uzun devam edemedi. Ha\u015fmet, cebir, zul\u00fcm ve bask\u0131ya al\u0131\u015fm\u0131\u015f olan Do\u011fu, bu nazariyeye al\u0131\u015famad\u0131 ve Muaviye zaman\u0131ndan bug\u00fcne kadar yine o eski \u0130ran nazariyesi her tarafta hakim oldu. Yaln\u0131z, bu kere, Ferr-i Yezdan (Allah&#8217;\u0131n ha\u015fmetinin timsali) \u015eehriyar&#8217;lar yerine Z\u0131llullah-u Azam (Allah&#8217;\u0131n g\u00f6lgesi), M\u00fceyyet min Tarafullah (Allah taraf\u0131ndan yard\u0131m g\u00f6ren), Kaim bi Emrullah (Allah&#8217;\u0131n emri ile h\u00fckmeden) s\u0131fatlar\u0131 ge\u00e7ti. Ne yaparlarsa yaps\u0131nlar, onlara itaat, Allah&#8217;a, peygambere itaat etmektir. Onlar\u0131n zul\u00fcm ve fesatlar\u0131na, h\u0131yanet ve cinayetlerine kar\u015f\u0131 isyan, ayaklanma, ihtilal gibi te\u015febb\u00fcsler Allah&#8217;a isyan gibi say\u0131lacakt\u0131r.<\/p>\n<p>Bu suretle istibdad\u0131n en karanl\u0131k ve m\u00fcthi\u015f bir \u015fekli kurulmu\u015f oldu. Padi\u015fah\u0131n iradesi mutlak bir kudret halini ald\u0131. Ve garibi \u015fudur ki, ilahi iradeye Allah&#8217;\u0131n kendisi riayet etti\u011fi halde, padi\u015fahlar iradelerine bile sad\u0131k kalmad\u0131lar. \u0130stedikleri surette iradelerini bozmakta teredd\u00fct etmediler. \u015e\u00f6yle ki, Allah&#8217;\u0131n g\u00f6lgesi olan zat g\u00f6lgesi bulundu\u011fu kuvvete bile tabi olmad\u0131, heveslerine uyarak hareket etmeyi adet edindi. Padi\u015fah\u0131n b\u00fcy\u00fckl\u00fck derecesi, kudret ve ha\u015fmeti de bu ani de\u011fi\u015fiklikler, beklenmeyen heybetli, korkun\u00e7, keyfi hareketlerde belli oldu. Padi\u015fah b\u00f6yle oldu\u011fu i\u00e7in, b\u00fct\u00fcn devlet adamlar\u0131, kumandanlar da ayn\u0131 yolu tuttular. Bu usul, asl\u0131 ve ruhu bak\u0131m\u0131ndan anar\u015fiktir, kar\u0131\u015f\u0131kt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc belli ve sa\u011flam hi\u00e7 bir esasa dayanm\u0131yor. Bizdeki istibdat ile XIV. Louis&#8217;nin, 1. Nikola&#8217;n\u0131n istibdad\u0131 mukayese edilsin, hemen aradaki fark meydana \u00e7\u0131kar. Onlar\u0131n istibdad\u0131 yine de kanuna dayanmaktad\u0131r. Ger\u00e7i kanun orada da h\u00fck\u00fcmdar\u0131n iradesinden ibarettir, fakat, h\u00fck\u00fcmdar belli usuI ve merasime riayet ederek yeni bir irade yay\u0131mlamad\u0131k\u00e7a, bir evvelki iradeye tamam\u0131yla tabi olur ve bundan dolay\u0131 herkes vergisini, vazifesini, haklar\u0131n\u0131 \u00f6nceden bilir. Bizde \u00f6yle de\u011fildir ki&#8230; Herkes, her an m\u00fcthi\u015f bir tehlike kar\u015f\u0131s\u0131ndad\u0131r. Heveslere kap\u0131larak de\u011fi\u015fikli\u011fe u\u011frayan iradeler bir dakika i\u00e7inde ba\u015fka bir bi\u00e7im al\u0131r. Bir\u00e7ok adamlar\u0131n ba\u015flar\u0131 u\u00e7ar, evleri s\u00f6ner, \u0130ran da hala kimse can\u0131ndan, mal\u0131ndan, \u0131rz\u0131ndan emin de\u011fildir. Nasreddin \u015eah&#8217;\u0131 \u00f6ld\u00fcren bi\u00e7arenin k\u0131zlar\u0131n\u0131n \u0131rz\u0131na ge\u00e7ilmi\u015fti. Tahran&#8217;a \u015fikayet etti\u011fi i\u00e7in, o\u011fullar\u0131n\u0131n da \u0131rz\u0131na ge\u00e7ildi. Nihayet \u00fcz\u00fcnt\u00fc ve \u00fcmitsizli\u011fe d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f, hayat\u0131ndan b\u0131km\u0131\u015f olan bu adam han\u00e7erine ba\u015fvuruyor ve m\u00fcthi\u015f bir intikam al\u0131yor. Zaten heveslere, keyiflere kap\u0131lmaya kar\u015f\u0131 tek ileri s\u00fcr\u00fclecek kuvvet, ya han\u00e7erdir veya hile, entrika ve saray tertipleriyle saray cinayetleridir ki, bunlar\u0131n da emsalini tarihimizde bol bol buluyoruz.<\/p>\n<p><img loading=\"lazy\" decoding=\"async\" class=\"aligncenter wp-image-11459 size-medium_large\" src=\"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-content\/uploads\/2020\/09\/1200px-Portrait_of_Abdul_Hamid_II_of_the_Ottoman_Empire-768x1117.jpg\" alt=\"\" width=\"768\" height=\"1117\" srcset=\"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-content\/uploads\/2020\/09\/1200px-Portrait_of_Abdul_Hamid_II_of_the_Ottoman_Empire-768x1117.jpg 768w, https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-content\/uploads\/2020\/09\/1200px-Portrait_of_Abdul_Hamid_II_of_the_Ottoman_Empire-206x300.jpg 206w, https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-content\/uploads\/2020\/09\/1200px-Portrait_of_Abdul_Hamid_II_of_the_Ottoman_Empire-704x1024.jpg 704w, https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-content\/uploads\/2020\/09\/1200px-Portrait_of_Abdul_Hamid_II_of_the_Ottoman_Empire-103x150.jpg 103w, https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-content\/uploads\/2020\/09\/1200px-Portrait_of_Abdul_Hamid_II_of_the_Ottoman_Empire-1056x1536.jpg 1056w, https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-content\/uploads\/2020\/09\/1200px-Portrait_of_Abdul_Hamid_II_of_the_Ottoman_Empire.jpg 1200w\" sizes=\"auto, (max-width: 768px) 100vw, 768px\" \/><\/p>\n<p>Y\u00fczy\u0131llarca devam eden bu h\u00e2l, yaz\u0131k ki, bizde \u00e7ok garip bir hukuki zihniyet yaratm\u0131\u015ft\u0131r. Bu zihniyeti, yapt\u0131\u011f\u0131m\u0131z siyasi ink\u0131lap, ald\u0131\u011f\u0131m\u0131z me\u015frutiyet usul\u00fc de de\u011fi\u015ftiremedi. Me\u015frutiyet zaman\u0131nda bizim h\u00fck\u00fbmet hakk\u0131ndaki g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcm\u00fcz hemen hemen ayn\u0131 kald\u0131. Kendi yapt\u0131\u011f\u0131m\u0131z kanunlar\u0131 en evvel kendimiz bozduk. Bu suretle bizim me\u015frutiyetimiz de, istibdad\u0131m\u0131z kadar anar\u015fik oldu. Ger\u00e7ekte biz, maddi olarak istibdad\u0131 att\u0131ksa da, mana olarak atamad\u0131k. Onun kalplerimizdeki, dima\u011flar\u0131m\u0131zdaki k\u00f6klerini kopar\u0131p s\u00f6kemedik. Biz, her \u015feyden evvel, hukuki zihniyetimizi de\u011fi\u015ftirmeye \u00e7al\u0131\u015facakt\u0131k. Ald\u0131\u011f\u0131m\u0131z esaslar\u0131n ruhlar\u0131na varacakt\u0131k ve yaln\u0131z o sayede onlar\u0131n faziletlerini, bereketlerini, nimetlerini g\u00f6recektik. Milli kuvvetlerin \u00fc\u00e7e (y\u00fcr\u00fctme, yasama, adalet) b\u00f6l\u00fcnmesi ve bu kuvvetlerin bir\u00e7ok k\u0131s\u0131mlara ayr\u0131lmas\u0131, mesela yasama kuvvetinin iki meclisten kurulmas\u0131, meclislerden her birine ait yetki dairesinin a\u00e7\u0131k bir surette belirtilmesi, y\u00fcr\u00fctme kuvvetinin \u00e7e\u015fitli basamaklardan ibaret olmas\u0131, bunlar\u0131n yetki ve sorumluluk derecelerinin tayini, k\u00f6y, il ve belediye te\u015fkilat\u0131, bu yan ba\u011f\u0131ms\u0131z te\u015fekk\u00fcllerin \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131, adli kuvvetin ba\u011f\u0131ms\u0131zl\u0131\u011f\u0131, bu ba\u011f\u0131ms\u0131zl\u0131\u011f\u0131n dayand\u0131\u011f\u0131 m\u00fceyyideler, fertlerin elinden al\u0131namayacak haklar hep ayn\u0131 noktaya dayanmaktad\u0131r. Yani, yetkilerin ve faaliyetlerin birbirine kar\u0131\u015fmamas\u0131, birbirine engel olmamas\u0131 noktas\u0131na dayanmaktad\u0131r. Bu gibi vas\u0131talarla haz\u0131rlanm\u0131\u015f \u00e7a\u011fda\u015f milletlerin hayat\u0131 yak\u0131ndan incelenirse, h\u00fck\u00fbmetlere ait vazifenin son derece sadele\u015fmi\u015f oldu\u011fu g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Genellikle bu vazife, ba\u011f\u0131ms\u0131z, serbest m\u00fcesseselerin ahenkli ve d\u00fczenli bir \u015fekilde \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131n\u0131 kontrol etmek ve asayi\u015f hizmetini sa\u011flamaktan ibarettir. Halbuki bizde i\u015fte bu durum anla\u015f\u0131lmad\u0131.<\/p>\n<p>Belediye ve il te\u015fkilat\u0131na ait kanunlar\u0131m\u0131z incelensin, hep ayn\u0131 ruhun hakim oldu\u011funu g\u00f6r\u00fcrs\u00fcn\u00fcz. Bu te\u015fkilattan maksat, belli bir i\u00e7timai m\u00fcesseseye kendi i\u00e7inde \u00e7al\u0131\u015fmak i\u00e7in tam serbestlik vermekten, merkezdeki h\u00fck\u00fbmetin veya mahalli y\u00fcr\u00fctme kuvvetinin l\u00fczumsuz, \u00e7ok kere zararl\u0131 m\u00fcdahalelerine meydan vermemekten ibaretti. Halbuki, biz bu te\u015fkilat\u0131 taklit ederken, bu maksad\u0131 kaybettik. Merkez\u00ee h\u00fck\u00fbmete ve valilere o kadar yetki ve m\u00fcdahale hakk\u0131 verildi ki, \u015fehir ve iller serbestisi tamam\u0131yla kayboldu. Yine eskisi gibi ve hatta daha ziyade valiler ve y\u00fcr\u00fctme kuvveti her \u015feye hakim oldu. Bu kere, milli e\u011fitim memurlar\u0131n\u0131n tayin ve azilleri bile, fiili olarak onlara verilmi\u015f bulundu. Netice ne oldu? Ne yerli halk kendi i\u015fine bakt\u0131 ve ne de valiler do\u011frudan do\u011fruya kendi i\u015fleriyle me\u015fgul oldular. \u015eehir ve belediye meclisleri topland\u0131lar, konu\u015ftular, fakat valinin r\u0131zas\u0131 d\u0131\u015f\u0131nda bir \u015fey yapamad\u0131lar. \u0130stanbul \u015fehri bu hususta en feci bir \u00f6rnektir. Bir milyona yak\u0131n ahalisi bulunan ve tabiat\u0131n c\u00f6mertlikle s\u00fcsledi\u011fi bu \u015fehir, bug\u00fcn bile, Avrupa&#8217;n\u0131n d\u00f6rd\u00fcnc\u00fc derecedeki \u015fehirleri seviyesine eri\u015fememi\u015ftir. \u015eehir ve iller b\u00f6yle bak\u0131ms\u0131z kal\u0131rken, valiler de \u015fehirlerde sokak ve tiyatro, illerde yollar, k\u00f6pr\u00fcler yapmakla g\u00fcya me\u015fgul oldular. Halbuki yan\u0131 ba\u015flar\u0131nda e\u015fk\u0131ya \u00e7eteleri her taraf\u0131 usand\u0131r\u0131yor, ihtilal komiteleri b\u00fcy\u00fck \u015febekeler kuruyor! Bunlar\u0131n haberi bile yoktur! Adli te\u015fkilat\u0131m\u0131z daha berbat. \u00c7a\u011fda\u015f milletleri taklit ederek, adliyenin ba\u011f\u0131ms\u0131z\u00a0 oldu\u011funu Kanun-u Esasi&#8217;mize (anayasam\u0131za) bir \u00f6zel madde ile soktuk ve herkesin tabi oldu\u011fu mahkeme d\u0131\u015f\u0131nda yarg\u0131lanamayaca\u011f\u0131n\u0131 ilan ettik. Fakat ne adliyenin ba\u011f\u0131ms\u0131zl\u0131\u011f\u0131n\u0131 sa\u011flayabildik ve ne de yarg\u0131 prensiplerine riayet ettik. As\u0131l fenal\u0131k, y\u00fcr\u00fctme kuvvetinin hakimler hakk\u0131ndaki g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc idi. H\u00fck\u00fbmet, adliye memurlar\u0131n\u0131 da di\u011fer memurlar gibi, kendi istek ve keyfine tabi say\u0131yor, onlar\u0131 istedi\u011fi gibi kullanabilece\u011fi kanaatini besliyordu. Ne h\u00fck\u00fbmet adamlar\u0131 ve ne de umumi efk\u00e2r, adliyeyi y\u00fcr\u00fctme kuvveti d\u0131\u015f\u0131nda ba\u011f\u0131ms\u0131z ve gerekti\u011fi zaman y\u00fcr\u00fctme kuvvetine kar\u015f\u0131 da yaln\u0131z hak ve hukuku korumak i\u00e7in hareket edebilir bir m\u00fcessese olarak tasavvur edebiliyor. Hakiki fenal\u0131k bu zihniyettedir. Ger\u00e7ekte taklit etti\u011fimiz anayasalar ve adli te\u015fkilat, adliyenin ba\u011f\u0131ms\u0131z olmas\u0131n\u0131 gerektirir. Fakat ka\u011f\u0131tlar ve kitap sahifeleri \u00fczerindeki yaz\u0131lar, y\u00fczy\u0131llardan beri s\u00fcregelen ve ku\u015faktan ku\u015fa\u011fa ge\u00e7en bir g\u00f6r\u00fc\u015f tarz\u0131n\u0131, bir zihniyeti b\u00fcy\u00fck ink\u0131lap hareketleri veya derin zihn\u00ee de\u011fi\u015fiklik olmadan silemez. Bu hususta Tanzimat devrinden ba\u015flayarak, ta son Me\u015frutiyet devrine kadar, hep ayn\u0131 nokta etraf\u0131nda dola\u015ft\u0131k. \u00c7\u00fcnk\u00fc d\u00fc\u015f\u00fcnme tarz\u0131, zihniyet de\u011fi\u015fmemi\u015fti. Tanzimat devri bize bir &#8220;mecelle&#8221; b\u0131rakt\u0131.<\/p>\n<p><img loading=\"lazy\" decoding=\"async\" class=\"aligncenter wp-image-11456 size-full\" src=\"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-content\/uploads\/2020\/09\/justice-symbol.jpg\" alt=\"\" width=\"524\" height=\"559\" srcset=\"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-content\/uploads\/2020\/09\/justice-symbol.jpg 524w, https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-content\/uploads\/2020\/09\/justice-symbol-281x300.jpg 281w, https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-content\/uploads\/2020\/09\/justice-symbol-141x150.jpg 141w\" sizes=\"auto, (max-width: 524px) 100vw, 524px\" \/><\/p>\n<p>\u0130tiraf ediyoruz! Mecelle bir abidedir. Mecelleyi yapan eller \u00fcstat elleridir. Her \u00e7e\u015fit \u00f6v\u00fclmeye lay\u0131kt\u0131rlar. Fakat mecellenin ruhu, esas\u0131 nereden al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r? Hangi gelene\u011fe dayan\u0131r? Bu gelenekler \u00e7a\u011fda\u015f hukuk anlay\u0131\u015f\u0131na uyuyor mu? \u0130\u015fte as\u0131l mesele! Fakat bu mesele mecelleyi yapanlar i\u00e7in yoktur. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar mecellenin dayand\u0131\u011f\u0131 ruh ve gelene\u011fin her zaman ve mekan\u0131n ihtiya\u00e7lar\u0131n\u0131 kar\u015f\u0131layabilece\u011fi d\u00fc\u015f\u00fcncesindeydiler. Temel hata buradad\u0131r. Bu hata ayniyle me\u015frutiyet devrinde de tekrarland\u0131. Bu devir, bir taraftan \u00e7a\u011f, \u00e7a\u011f\u0131n ruhuna uymak ihtiyac\u0131n\u0131 \u015fiddetle duyuyor, fakat di\u011fer taraftan yine o geleneklerden ayr\u0131lam\u0131yor, yine onlar\u0131 muhafazaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131yor, orta, kar\u0131\u015f\u0131k bir \u015feyler yapmak istiyor ve tabiat\u0131yla ba\u015faram\u0131yor ve hi\u00e7bir zaman da ba\u015faramaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc kar\u015f\u0131m\u0131za \u00e7\u0131kan mesele gayet a\u00e7\u0131kt\u0131r: Biz ya iflas etmi\u015f olan o geleneklere sad\u0131k kalarak tamam\u0131yla yok olaca\u011f\u0131z veya onlardan tamam\u0131yla ve kesin bir tarzda ayr\u0131larak hayat\u0131m\u0131z\u0131 yeni esaslar \u00fczerine kuraca\u011f\u0131z. Yoksa y\u00fczlerce y\u0131l evvel hayat\u0131n gayet basit, ilim ve fennin ve \u00f6zellikle hukuk biliminin pek iptidai oldu\u011fu bir zamanda olan esaslardan bug\u00fcn yard\u0131m istemek ve o esaslar\u0131 prensip alarak, bug\u00fcn\u00fcn gayet kar\u0131\u015f\u0131k ve zor olan hayat\u0131n\u0131 d\u00fczenlemeye kalk\u0131\u015fmak, \u00f6l\u00fclerden can ummak gibi bir \u015feydir. Mecelleyi ba\u015ftan a\u015fa\u011f\u0131ya okuyunuz: Koydu\u011fu prensipler ve o prensiplerden \u00e7\u0131kard\u0131\u011f\u0131 kaideler belki bir a\u015firet, bir bedevi cemaat i\u00e7in k\u00e2fidir. Fakat, \u00e7a\u011fda\u015f milletlerle onlar\u0131n m\u00fccehhez olduklar\u0131 o m\u00fcthi\u015f, siyasi, iktisadi, i\u00e7timai, ticari, zirai ve ilh &#8230; te\u015fkilat ile rekabet ve m\u00fccadele etmek mecburiyetinde bulunan bir cemiyet i\u00e7in, katiyen yararl\u0131 de\u011fildir. Yaln\u0131z yarars\u0131z de\u011fil, o cemiyeti \u00f6ld\u00fcrmek i\u00e7in en tesirli bir amil olur. Bak\u0131n\u0131z: Biz, \u00e7a\u011fda\u015f cemiyetleri te\u015fkilat itibariyle taklit ettik, adliye sistemimizi de\u011fi\u015ftirdik, f\u0131kh\u0131 mecelle \u015feklinde kodifiye (hukuki metin d\u00fczenlemesi) ettik. Me\u015frutiyet usul\u00fcn\u00fc kabul ettik, yasama meclisleri kurduk. Fakat, ba\u015far\u0131l\u0131 olduk mu? Kurdu\u011fumuz makineler vazifelerini hakk\u0131yla yapabildiler mi? Yasama meclisleri kanun yapma i\u015finde kendilerini serbest hissettiler mi? Ne zaman \u00f6nemli bir mesele ele al\u0131nd\u0131 ise, &#8220;Efendiler, gelene\u011fe dokunuyoruz&#8221; diye korkun\u00e7 bir ses \u00f6n\u00fcm\u00fcze \u00e7\u0131kt\u0131 ve hepimizi hareketsiz b\u0131rakt\u0131. Adliyemiz birbirini devaml\u0131 olarak bozan iki k\u0131sma ayr\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r: Ne beriki do\u011frudan do\u011fruya yeni yolu takip edebildi, ne \u00f6teki a\u00e7\u0131ktan a\u00e7\u0131\u011fa eski yola devam edebildi, i\u00e7inden \u00e7\u0131k\u0131lmaz bir karga\u015fal\u0131k do\u011fdu. Neticede bir devletin en \u00f6nemli, en esasl\u0131 vazifesi olan adalet da\u011f\u0131t\u0131m\u0131 i\u015flemez oldu. Bu \u015fartlar i\u00e7inde, bir muhitte, bir cemiyette hukuki zihniyet kurulabilir mi? Hak a\u015fk\u0131, duygusu geli\u015febilir mi? \u0130\u015fte bunun i\u00e7indir ki, b\u00fct\u00fcn taklitlerimize, b\u00fct\u00fcn yeni te\u015fkilat\u0131m\u0131za ra\u011fmen, s\u0131rf \u00e7a\u011fda\u015f ruha do\u011frudan do\u011fruya ve a\u00e7\u0131ktan a\u00e7\u0131\u011fa yana\u015famad\u0131\u011f\u0131m\u0131z i\u00e7in, yine eski gelene\u011fimiz olan zorbalar idaresinden hi\u00e7 bir zaman kurtulamad\u0131k. Geleneklerimiz, ne bilinmeyen iki mazlumun m\u00fcdafaas\u0131n\u0131 s\u0131rf hak ve hukuk a\u015fk\u0131 ile \u00fczerine alm\u0131\u015f olan Voltaire&#8217;leri ve ne Yahudi Dreyfus&#8217;u b\u00fct\u00fcn Fransa h\u00fck\u00fbmetine kar\u015f\u0131 m\u00fcdafaa ederek y\u0131llarca m\u00fccadele eden Zola&#8217;lar\u0131 kaydetmi\u015ftir. Aksine olarak, T\u00fcrkl\u00fc\u011f\u00fc ebedi surette utand\u0131racak, T\u00fcrk&#8217;\u00fcn tarihi \u00fczerinde silinmez bir leke te\u015fkil edecek olaylar bol bol ge\u00e7ti. H\u00fcrriyet ve \u0130tilaf Partisi zaman\u0131nda bir divan-\u0131 harp ba\u015fkan\u0131, asl\u0131 olmayan bir maddeye dayanarak, sekiz y\u00fcz ki\u015finin i\u015fini yirmi d\u00f6rt saatte bitiriyor. Ondan sonra gelen Naz\u0131m Pa\u015fa mahkemesi, s\u0131rf saraydan ve Bab\u0131ali&#8217;den ald\u0131\u011f\u0131 emir \u00fczerine, bir masumu dara\u011fac\u0131na g\u00f6nderiyor ve ya\u015flanm\u0131\u015f, beli b\u00fck\u00fclm\u00fc\u015f, bu milleti ilm\u00ee eserleri ile faydaland\u0131rm\u0131\u015f \u015feyh\u00fclislam\u0131 idama mahkum ediyor. \u0130nsan, bu idam h\u00fck\u00fcmlerine ait ithamnameleri okurken insanl\u0131k nam\u0131na utan\u0131yor, k\u0131zar\u0131yor. \u00c7\u00fcnk\u00fc ayn\u0131 itham ile, sokaktan herhangi bir adam al\u0131n\u0131p as\u0131labilir. Ger\u00e7ekte bunlar mahkeme de\u011fil, kasaphanelerdir. Ba\u015fka milletlerde ge\u00e7en olaylarla bu fenal\u0131klar, kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131r\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman, insan ya\u015famaktan bile nefret ediyor. \u0130stanbul Mahkemesi, s\u0131rf \u0130ngilizlere ve Ermenilere ho\u015f g\u00f6r\u00fcnmek i\u00e7in, sokaklarda \u0130slamlar\u0131 \u00e7il yavrular\u0131 gibi takip ve ele ge\u00e7irdiklerini idam ettirdi\u011fi zaman, \u0130ngiliz hakimleri toplanarak \u0130ngiliz h\u00fck\u00fbmetinin, Alman imparatorunun Londra&#8217;ya al\u0131nmas\u0131 ve orada \u0130ngiliz hakimleri taraf\u0131ndan muhakeme olunmas\u0131 karar\u0131n\u0131 \u015fiddetle protesto ediyorlar. Alman h\u00fck\u00fcmdar\u0131n\u0131 muhakeme etmek i\u00e7in elde hi\u00e7bir kanun ve kaide olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve \u0130ngiliz h\u00fck\u00fbmetinin, \u0130ngiliz mahkemesini intikam hissini tatmin i\u00e7in alet edemeyece\u011fini ve h\u00fck\u00fbmetinin bu arzusuna uyacak bir tek namuslu hakim bulunamayaca\u011f\u0131n\u0131 ilan ediyorlar. Londra&#8217;da \u0130ngiliz \u015ferefini y\u00fckselten bu karar verilirken, \u0130stanbul&#8217;da Vahdeddin ile sadrazam Ferit, Dahiliye Naz\u0131r\u0131 Ali Kemal, vatan evlad\u0131ndan yetmi\u015f be\u015f adam\u0131, muhakeme etmeden, d\u00fc\u015fman eline teslim ediyorlard\u0131. Hemen ayn\u0131 g\u00fcnlerde, \u00fc\u00e7 milyon n\u00fcfusu olan Hollanda h\u00fck\u00fbmeti ve milleti, kendisine s\u0131\u011f\u0131nm\u0131\u015f olan Alman imparatorunu teslim etmemeye karar veriyor ve hatta bu karar\u0131n\u0131 muharebeyi g\u00f6ze alarak ilan ediyor.<\/p>\n<p>Yine ayn\u0131 Sultan Vahdeddin h\u00fck\u00fbmeti, \u0130ngiliz Miralay\u0131 Maxwell&#8217;in emri ile, Ermenilere her \u0130slam ve T\u00fcrk evine girerek \u015f\u00fcpheli g\u00f6rd\u00fckleri k\u0131zlar\u0131 alabilmek i\u00e7in bir belge verdi\u011fi ve bu y\u00fczden bir\u00e7ok \u0130slam k\u0131zlar\u0131n\u0131n din ve bek\u00e2retlerine tecav\u00fcz olundu\u011fu halde, Alman milleti ve h\u00fck\u00fbmeti y\u00fczlerce milyar tazminat\u0131, b\u00fct\u00fcn harp ve ticaret filosunun yok edilmesini ve di\u011fer m\u00fcthi\u015f \u015fartlar\u0131 kabullenmesine ra\u011fmen, evlad\u0131ndan bir tek adam\u0131n d\u00fc\u015fmanlara teslimine raz\u0131 olam\u0131yor. K\u0131sacas\u0131, bu gibi y\u00fcz\u00fcm\u00fcz\u00fc k\u0131zartacak y\u00fczlerce misal g\u00f6sterilebilir. Bizde hak ve hukuk endi\u015fesinden eser bile g\u00f6r\u00fclm\u00fcyor. Eskisi gibi zorbalar h\u00fck\u00fcm s\u00fcrmekte ve halk da ona tahamm\u00fcl eylemektedir. Bug\u00fcnk\u00fc \u00e7a\u011fda\u015f milletlerde, \u00e7a\u011fda\u015f hukuk anlay\u0131\u015f\u0131 ile m\u00fccehhez olan cemiyetlerde bu rezaletlerin milyonda birinin olmas\u0131 ihtimali bile yoktur. B\u00fct\u00fcn bu rezaletlerin kayna\u011f\u0131, h\u00fck\u00fbmet hakk\u0131ndaki g\u00f6r\u00fc\u015f tarz\u0131m\u0131z ve hukuki zihniyetimiz ve bu zihniyetin ilham ald\u0131\u011f\u0131 esaslard\u0131r. Bir zamanlar, bu h\u00e2le kar\u015f\u0131 \u00e7are olarak, mahkemelerin birle\u015ftirilmesi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcyordu. Bu i\u015f esas itibar\u0131 ile \u00e7ok gereklidir. Fakat mahiyeti itibar\u0131 ile mihaniki oldu\u011fundan, as\u0131l derde \u00e7are olamaz. Yara daha derin, daha tehlikelidir. Daha kesin, daha esasl\u0131 \u00e7arelere ba\u015fvurmak mecburiyeti vard\u0131r. Gerek h\u00fck\u00fbmet ve gerek hukuk hakk\u0131ndaki zihniyetimiz ta k\u00f6k\u00fcnden de\u011fi\u015fmelidir. Bu da taklide mecbur oldu\u011fumuz medeni z\u00fcmrenin anlay\u0131\u015f tarzlar\u0131n\u0131, zihniyetini a\u00e7\u0131ktan a\u00e7\u0131\u011fa ve oldu\u011fu gibi kabul etmekle olabilir.<\/p>\n<div id=\"attachment_11457\" style=\"width: 349px\" class=\"wp-caption aligncenter\"><img loading=\"lazy\" decoding=\"async\" aria-describedby=\"caption-attachment-11457\" class=\"wp-image-11457 size-full\" src=\"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-content\/uploads\/2020\/09\/Kanun-i_Esasi.jpg\" alt=\"\" width=\"339\" height=\"583\" srcset=\"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-content\/uploads\/2020\/09\/Kanun-i_Esasi.jpg 339w, https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-content\/uploads\/2020\/09\/Kanun-i_Esasi-174x300.jpg 174w, https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-content\/uploads\/2020\/09\/Kanun-i_Esasi-87x150.jpg 87w\" sizes=\"auto, (max-width: 339px) 100vw, 339px\" \/><p id=\"caption-attachment-11457\" class=\"wp-caption-text\">Kanun-u Esasi<\/p><\/div>\n<p>H\u00fck\u00fbmet \u015fekli meselesi de, bizde garip bir haldedir. H\u00fck\u00fbmetimizin \u015fekli nedir? Me\u015frutiyet ilan\u0131na kadar, hi\u00e7 \u015f\u00fcphe yoktur ki, h\u00fck\u00fbmetimiz bir din\u00ee saltanatt\u0131. Bu hususa ait ne denilirse denilsin, hangi safsata ile tevil edilmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131l\u0131rsa \u00e7al\u0131\u015f\u0131ls\u0131n, Osmanl\u0131 saltanat\u0131 dini bir saltanat mahiyetindeydi. Halife olan sultan, \u015feriat\u0131, \u015fer&#8217;i h\u00fck\u00fcmleri korumakla m\u00fckellefti. \u015eeriata ve \u015fer&#8217;i h\u00fck\u00fcmlere uymayan bir harekette bulunamazd\u0131 ve bulunulmas\u0131na m\u00fcsaade edemezdi. Hatta, me\u015frutiyetin ilan\u0131ndan sonra kabul edilen Kanun-u Esasi (o zamanki anayasa) bile, bu cihete dokunmaktan ve h\u00fck\u00fbmet \u015feklini a\u00e7\u0131k\u00e7a belirtmekten sak\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Ger\u00e7ekten Kanun-u Esasi&#8217;nin \u00fc\u00e7 maddesinde bu hususta \u015f\u00f6yle denmektedir:<\/p>\n<p style=\"text-align: left;\"><em>Madde 3- Y\u00fcce Osmanl\u0131 saltanat\u0131n\u0131 ve \u0130slamiyet&#8217; in b\u00fcy\u00fck hilafetini haiz olan Osmano\u011fullar\u0131 s\u00fclalesi, eski usul \u00fczere, en b\u00fcy\u00fck o\u011fula aittir. Padi\u015fah tahta \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 zaman umumi mecliste ve meclis toplant\u0131 halinde de\u011filse, ilk toplant\u0131s\u0131nda <\/em><em>\u015feriat h\u00fck\u00fcmlerine ve Kanun-u Esasi h\u00fck\u00fcmlerine riayet ve vatan ve millete sadakat edece\u011fine yemin eder.<\/em><\/p>\n<p style=\"text-align: left;\"><em>Madde 4- Padi\u015fah, halife oldu\u011fu i\u00e7in \u0130slam dininin koruyucusudur.<\/em><\/p>\n<p style=\"text-align: left;\"><em>Madde 5- Padi\u015fah\u0131n vazifeleri say\u0131l\u0131rken \u015feriat ve kanun h\u00fck\u00fcmlerinin korunmas\u0131 vazifesi de kaydedilmektedir!<\/em><\/p>\n<p style=\"text-align: left;\">Alt\u0131n\u0131 \u00e7izdi\u011fimiz c\u00fcmlelerden a\u00e7\u0131k\u00e7a anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, bizde me\u015frutiyet din i\u015fleriyle s\u0131n\u0131rland\u0131r\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Ba\u015fka bir deyimle, mill\u00ee irade kanun yapmak ve h\u00fck\u00fcmler koymakta serbest de\u011fildir. Bu cihet yeni hayal\u0131m\u0131z\u0131n en a\u00e7\u0131k ve en \u00f6nemli \u00e7eli\u015fmelerinden birisidir. Me\u015frutiyet ya vard\u0131r, ya yoktur. Varsa, mill\u00ee iradenin her i\u015fle ilgili olmas\u0131 ve \u00f6zellikle h\u00fck\u00fcmler koyarken ve kanun yaparken, ba\u011f\u0131ms\u0131z olmas\u0131 gerektir. Yoksa, anayasalar fazlad\u0131r. Bir taraftan me\u015frutiyet ilan etmek, yasama meclisleri te\u015fkil etmek ve di\u011fer taraftan da, bu meclislerin as\u0131l vazifeleri olan kanunlar yapmak yetkisini vermemek, kelime ile oynamaktan ba\u015fka bir \u015fey addolunamaz. Dikkat olunsun: Ba\u015fka milletlerin anayasalar\u0131nda yaz\u0131ld\u0131\u011f\u0131 gibi, &#8220;Padi\u015fah dini korumakla m\u00fckelleftir&#8221; denilmemi\u015ftir. &#8220;\u015eeriat h\u00fck\u00fcmlerine riayetle ve bunlar\u0131 korumakla vazifelidir&#8221; denmi\u015ftir. Ba\u015fka bir deyimle, yasama meclisleri \u015feriat\u0131n koymu\u015f oldu\u011fu h\u00fck\u00fcmleri ve kabul eylemi\u015f bulundu\u011fu kaideleri de\u011fi\u015ftiremez ve padi\u015fah onlar\u0131 muhafaza ve m\u00fcdafaa etmekle m\u00fckelleftir. O halde, yasama meclislerinin vazifeleri neden ibaret olacakt\u0131r? \u015eeriat b\u00fct\u00fcn hayat ve d\u00fcnya meselelerini ele alm\u0131\u015ft\u0131r: Mesela nikah, miras, al\u0131m-sat\u0131m, kira, akitler vs.&#8217;yi belli esaslar \u00fczerine halletmi\u015ftir. Maddi hayat ise, b\u00fct\u00fcn\u00fcyle bu konular\u0131n dairesi i\u00e7inde dola\u015f\u0131yor. Yasama meclisleri devaml\u0131 olarak onlar\u0131n, de\u011fi\u015fik suret ve \u015fekillerini d\u00fczenlemek ve bu yolda &#8220;kanun yapmakla&#8221; me\u015fguld\u00fcr. Fakat Kanun-u Esasimiz bile bizde bu maddelere dokunmay\u0131 yasakl\u0131yor. O halde, me\u015frutiyetten, yasama meclislerinin vazifelerinden ne kal\u0131r? Ger\u00e7ekte bu meclislerimiz hayat\u0131n ciddi esaslar\u0131na -\u0131slah ve d\u00fczeltmeye ne kadar muhta\u00e7 olsalar da- yana\u015famad\u0131. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlara yana\u015famayaca\u011f\u0131n\u0131 biliyordu. \u0130\u015fte bunun i\u00e7indir ki, on bir y\u0131ll\u0131k me\u015frutiyet hayat\u0131m\u0131z s\u0131ras\u0131nda, hi\u00e7bir ciddi i\u015f, ciddi bir yenilik yap\u0131lamad\u0131. B\u00f6yle kelimelerle, m\u00fcesseselerle uzun uzun oynanamaz. Bu tezatlara nihayet vermek zaman\u0131 geldi. Yine tekrar ediyoruz: Bu deveyi ya bu diyarda g\u00fcdece\u011fiz veya bu diyar\u0131 terk edece\u011fiz. Ya \u00e7a\u011fa uyarak m\u00fcesseselerini oldu\u011fu gibi, kal\u0131plar\u0131 ve ruhlar\u0131 ile kabul edip uygulayaca\u011f\u0131z veya bunu yapamayarak mahvolmaya raz\u0131 olaca\u011f\u0131z.<\/p>\n<p>&nbsp;<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>As\u0131l fenal\u0131k, y\u00fcr\u00fctme kuvvetinin hakimler hakk\u0131ndaki g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc idi. H\u00fck\u00fbmet, adliye memurlar\u0131n\u0131 da di\u011fer memurlar gibi, kendi istek ve keyfine tabi say\u0131yor, onlar\u0131 istedi\u011fi gibi kullanabilece\u011fi kanaatini besliyordu.<\/p>\n","protected":false},"author":2,"featured_media":11444,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"_ef_editorial_meta_date_first-draft-date":"","_ef_editorial_meta_paragraph_assignment":"","footnotes":"","_links_to":"","_links_to_target":""},"categories":[2,66],"tags":[449,1219,78,77,1513,1389],"coauthors":[4],"class_list":["post-10627","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-genel","category-siyaset-tarih","tag-adalet","tag-ahmet-agaoglu","tag-devlet","tag-hukuk","tag-hukumet","tag-uc-medeniyet"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/10627","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/users\/2"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=10627"}],"version-history":[{"count":18,"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/10627\/revisions"}],"predecessor-version":[{"id":11462,"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/10627\/revisions\/11462"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/media\/11444"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=10627"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=10627"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=10627"},{"taxonomy":"author","embeddable":true,"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/coauthors?post=10627"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}