{"id":17016,"date":"2023-04-05T22:29:24","date_gmt":"2023-04-05T19:29:24","guid":{"rendered":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/?p=17016"},"modified":"2023-04-05T22:29:24","modified_gmt":"2023-04-05T19:29:24","slug":"deizm-sakli-materyalizm-modern-sirk-ya-da-jean-jacques-rousseaunun-vaniasi","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/deizm-sakli-materyalizm-modern-sirk-ya-da-jean-jacques-rousseaunun-vaniasi\/","title":{"rendered":"Deizm-Sakl\u0131 Materyalizm-Modern \u015eirk Ya Da Jean-Jacques Rousseau\u2019nun Vania\u2019s\u0131"},"content":{"rendered":"<p style=\"text-align: right;\"><em>Hakl\u0131 sebeplerle de olsa, \u0130slam\u2019dan so\u011fuyan veya \u0130slam\u2019a zaten siyah g\u00f6zl\u00fckle bakan gen\u00e7lere ithaf olunur.<\/em><\/p>\n<p>Deizm, eskilere giden bir felsefe olup, biz onu en olgun \u015fekilde, J. J. Rousseau, Voltaire vb. ayd\u0131nlanma \u00e7a\u011f\u0131 filozoflar\u0131ndan \u00f6\u011freniyoruz. Rousseau onu \u201c<em>Emil Yahut Terbiyeye Dair<\/em>\u201d eserinde bir g\u00fczel anlat\u0131r.<\/p>\n<p>Rousseau, materyalizmi (maddeci felsefeyi) yetersiz bulur, tenkit eder ve K\u00fcll\u00ee Kudret sahibi dedi\u011fi gibi Tanr\u0131 anlay\u0131\u015f\u0131na yer verir. Fakat deizmin tanr\u0131s\u0131, \u00e2lemin\/tabiat\u0131n, e\u015fyan\u0131n h\u00fcr iradeli bir ilk ilkesi de\u011fildir. Tabiatta m\u00fcndemi\u00e7 (i\u00e7ine sokulmu\u015f, i\u00e7kin) bir g\u00fc\u00e7t\u00fcr. Maddeci felsefenin maddeye verdi\u011fi ve madde kanunlar\u0131yla ifade etti\u011fi ezel\u00ee ve ebed\u00ee dedi\u011fi g\u00fc\u00e7 ile deizmin tabiatta sakl\u0131 veya ilk hareketi verip ba\u015fka bir \u015feye kar\u0131\u015fmayan g\u00fcc\u00fc birbirinden ay\u0131rt etmek o kadar kolay de\u011fildir. \u0130kisinde de bir g\u00fc\u00e7 kayna\u011f\u0131 var, fakat bu, yaratma g\u00fcc\u00fc de\u011fil, tabiattaki maddenin kendi g\u00fcc\u00fcd\u00fcr. Yaratma kavram\u0131nda, yok iken var etme iradesi ve g\u00fcc\u00fc bulunur. Maddeci felsefede ve deizmde varl\u0131\u011f\u0131n kendindeki g\u00fcc\u00fc g\u00f6sterme ve d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcrme mevcuttur. Ama iradeli ve ama\u00e7l\u0131 de\u011fil, tesad\u00fcfidir.<\/p>\n<p>Deizmin, tabiat felsefesi t\u00fcr\u00fcnden bir felsefe oldu\u011fu, tabiat\u00e7\u0131 bir g\u00f6r\u00fc\u015f oldu\u011fu a\u00e7\u0131k\u00e7a bellidir. \u201c<em>Duyu verileriyle kavranan \u015feylerin yaln\u0131zca birbirleriyle kaim oldu\u011funu ve b\u00fct\u00fcn mevcutlardan ibaret olan \u00e2lemin kendi kendine yetti\u011fini kabulden ibaret olan g\u00f6r\u00fc\u015fe tabiat\u00e7\u0131 (nat\u00fcralist) g\u00f6r\u00fc\u015f denir<\/em>.\u201d (Hilmi Ziya \u00dclken, <em>Felsefeye Giri\u015f II,<\/em> 77). Buna g\u00f6re biz tabiatta ya\u015far\u0131z, tabiat\u0131n bir par\u00e7as\u0131y\u0131z. Tabiat\u00e7\u0131 felsefe, \u00f6z\u00fcn\u00fc kaybetmeden ilk, orta ve yeni\u00e7a\u011flarda yeni anlay\u0131\u015f farklar\u0131yla devam etti. Deizm gibi bir\u00e7ok felsefeye kaynakl\u0131k etti. Aristo\u2019da Allah, sebepler zincirinin ilk halkas\u0131d\u0131r ve e\u015fyaya ilk hareketi verir. Ondan sonra art\u0131k Allah\u2019\u0131n m\u00fcdahalesine, i\u015fe kar\u0131\u015fmas\u0131na l\u00fczum yoktur. Olaylar, birbirinin sebep ve sonu\u00e7lar\u0131 olarak kendi kendilerini belirlerler. Epik\u00fcr\u2019de de anlay\u0131\u015f ayn\u0131d\u0131r. \u0130slam d\u00fcnyas\u0131nda dahi benzerleri yeti\u015fmi\u015ftir. Eb\u00fb Bekr Muhammed b. Zekeriyy\u00e2 er-R\u00e2z\u00ee gibi. Yunan tabiat\u00e7\u0131lar\u0131 gibi tabiat\u0131 \u201ckendi kendine yeten bir b\u00fct\u00fcn\u201d olarak g\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fcr. R\u00e2z\u00ee gibi tabiiyy\u00fbn denilen \u0130slam filozoflar\u0131nda Allah, tabiat olaylar\u0131na kar\u0131\u015fmaz. Bu demektir ki insana da kar\u0131\u015fmaz. Tabiatla ilgi ve ili\u015fkisini kesmi\u015f ama insanla devam ettiriyor demek, apayr\u0131 bir felsefe gerektirir.<\/p>\n<p>Allah\u2019\u0131 reddetmeyen tabiat\u00e7\u0131 felsefeye g\u00f6re, tabiat da Allah gibi ba\u015fs\u0131z ve sonsuzdur. Allah ilk k\u0131m\u0131ldat\u0131c\u0131d\u0131r. Tabiat\u00e7\u0131l\u0131k, materyalizme d\u00fc\u015fmekten \u00fcrkt\u00fc\u011f\u00fc i\u00e7in kendi z\u0131dd\u0131n\u0131, bir anlamda idealizmi de yaratm\u0131\u015ft\u0131r. Eflatun\u2019da tabiat g\u00f6lge varl\u0131kt\u0131r. Plotinus\u2019ta b\u00fct\u00fcn e\u015fya\/tabiat, g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015ften ibarettir. Madde, varl\u0131\u011f\u0131n en a\u015fa\u011f\u0131 ve al\u00e7alm\u0131\u015f derecesidir. Bergson\u2019da maddeye \u201cazalt\u0131lm\u0131\u015f hayat\u201d denecektir. Hayat f\u0131\u015fk\u0131rmas\u0131 gittik\u00e7e a\u015fa\u011f\u0131 iner, maddeye d\u00f6ner. Spinoza daha ileri gitti, varl\u0131\u011f\u0131 tek ve sonsuz bir cevher olarak tasavvur etti. Tabiat\u00e7\u0131 felsefe panteizme d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fc. Art\u0131k bu felsefe tabiattan ba\u015flasa da Eflatun, Plotinus, Bergson ve Spinoza\u2019da, tabiat\u00e7\u0131l\u0131\u011fa cevap te\u015fkil edecek bir felsefeye d\u00f6n\u00fc\u015fm\u00fc\u015ft\u00fcr. Deizmi de do\u011furan tabiat\u00e7\u0131l\u0131k, kendi i\u00e7inde farkl\u0131la\u015fmaya, hatta cephele\u015fmeye d\u00f6n\u00fc\u015fm\u00fc\u015f felsefeler olsa da bir husustan daima ka\u00e7m\u0131\u015flard\u0131r: Yaratma. Tevhid dinine g\u00f6re (Hristiyanl\u0131k, \u0130slamiyet safhalar\u0131 ile tek Allah inanc\u0131 ve peygamberi olan din), \u00e2lem kendi kendine yetmez. Allah, yaln\u0131z sebepler zincirinin ilk halkas\u0131 de\u011fil, yarat\u0131c\u0131d\u0131r. Yok iken yaratm\u0131\u015ft\u0131r ve onu ku\u015fatan varl\u0131kt\u0131r. Yeni\u00e7a\u011fda tabiat\u00e7\u0131l\u0131k, tam buna yakla\u015facakken, uzakla\u015ft\u0131. Buna ne sebep oldu? \u0130sa\u2019dan uzak fakat \u0130sa ad\u0131na in\u015fa edilen bir dinin kesip bi\u00e7ici, yak\u0131c\u0131 manzaras\u0131na tepki ile yeni felsefelerin in\u015fas\u0131na gidildi. Yeni anlay\u0131\u015flarla tekrar tabiat\u00e7\u0131l\u0131\u011fa d\u00f6n\u00fcld\u00fc. Oysa modern felsefenin babas\u0131 say\u0131lan Descartes\u2019a g\u00f6re \u00e2lem, art\u0131k Aristo\u2019nun ve devam\u0131ndaki benzerlerinin dedi\u011fi gibi, Allah\u2019\u0131n ilk hareketi verdi\u011fi \u00e2lem de\u011fil, s\u00fcrekli bir yarat\u0131c\u0131l\u0131k halinde olan Allah\u2019\u0131n iradesinin \u00fczerinde tesir etti\u011fi \u00e2lemdir. \u0130slam Allah\u2019\u0131n her an yarat\u0131c\u0131 oldu\u011funu s\u00f6yler. <strong><em>\u201cG\u00f6klerde ve yerde bulunan herkes O\u2019ndan ister, O her an bir i\u015fdedir (\u015fe\u2019n), her an yarat\u0131c\u0131d\u0131r.\u201d<\/em><\/strong> (Rahman-29).<\/p>\n<p>Yeni\u00e7a\u011fda filozoflar, tabiat\u00e7\u0131l\u0131\u011f\u0131 nominalizm (isimcilik), panteizm ve benzerleri aras\u0131nda dola\u015ft\u0131rd\u0131lar ve bu felsefelere ra\u011fmen ilim \u00fczerine in\u015faya \u00e7al\u0131\u015ft\u0131lar. Descartes, Pascal ve benzerlerini d\u0131\u015farda tutan tabiat\u00e7\u0131l\u0131k, yaratma kavram\u0131ndan hep uzak durmu\u015ftur. Yaratma kavram\u0131na yana\u015fmayan bir kol daha vard\u0131r: Eflatun\u2019dan, Platinus\u2019tan (Yeni Eflatunculuktan), Spinoza\u2019dan ve Hristiyanl\u0131\u011f\u0131 \u0130sa\u2019dan \u00e7ok yerden uzakla\u015farak in\u015fa eden Pavlus\u2019tan esinlenen, Hint d\u00fc\u015f\u00fcncesi ve nihayet \u0130slam\u2019la da mezcederek yeni bir din\u00ee felsefe olu\u015fturmaya \u00e7al\u0131\u015fan S\u00fbf\u00ee d\u00fc\u015f\u00fcnce. S\u00fbf\u00ee d\u00fc\u015f\u00fcnce de yaratma kavram\u0131 yerine tecelliyi (yans\u0131may\u0131) Zat\u0131n a\u00e7\u0131l\u0131m\u0131n\u0131 koymu\u015ftur. H\u00e2lbuki \u0130slam; yaratma, yok iken var etme, ba\u015flatma, in\u015fa etme (fatara, halaka, caele, bedee, en\u015fee) kavramlar\u0131n\u0131 kullan\u0131yordu. Bu kavramlar\u0131 Kur\u2019an beyan etti. \u0130slam\u2019\u0131 bunlars\u0131z anlamak m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Hz. \u0130sa da di\u011fer peygamberler de ayn\u0131 \u015feyi nakletmi\u015flerdir. Hz. \u0130sa\u2019ya ra\u011fmen Pavlus, sonu\u00e7ta onu vahdet-i v\u00fccuda \u00e7evirmi\u015ftir. Pavlus\u2019a g\u00f6re hepimiz aynadaki g\u00f6r\u00fcnt\u00fcler gibiyiz. \u201c<em>&#8230; \u015eimdi ayna ile muammal\u0131 \u015fekilde g\u00f6r\u00fcyoruz. \u00c7ocukluk bitip adam olunca y\u00fcz y\u00fcze g\u00f6rece\u011fiz. Par\u00e7a bilgisinden b\u00fct\u00fcn bilgisine erece\u011fiz.<\/em>\u201d \u201c<em>\u00c7o\u011fumuzun y\u00fcz\u00fcnde pe\u00e7e var. Pe\u00e7eyi kald\u0131rabilenler aynada esas olan\u0131 g\u00f6r\u00fcyorlar. Hepimiz ayna kar\u015f\u0131s\u0131nday\u0131z.<\/em>\u201d \u201c<em>Biz hepimiz pe\u00e7esiz y\u00fczle Rabbin izzetini aynada imi\u015f gibi g\u00f6rerek izzetten izzete ayn\u0131 surette de\u011fi\u015ftiriliyoruz; bu Ruh olan Rab taraf\u0131ndan.<\/em>\u201d \u201cAllah her \u015feyde her \u015fey olur.\u201d (Korintoslulara I. Mektup: 13\/8-13; 15\/28; II. Mektup: 3\/16, 17, 18) Pavlus\u2019a g\u00f6re \u0130sa (Rab), ete kemi\u011fe b\u00fcr\u00fcnm\u00fc\u015f Allah\u2019t\u0131r. Tersinden s\u00f6ylersek Allah, et ve kemikle tecelli etmi\u015f \u0130sa\u2019d\u0131r. \u00c2lem de bir tecelliden ibarettir. Tasavvufun ileri gelen Vahdet-i V\u00fccut\u00e7ular\u0131nda bu, \u201c<em>O var oldu\u011fu i\u00e7in biz yokuz, hi\u00e7bir \u015fey yok, sadece O var<\/em>\u201d \u015feklinde sonu\u00e7lanm\u0131\u015ft\u0131r. Oysa \u0130slam, O var oldu\u011fu i\u00e7in biz ve \u00e2lem var, \u015feklinde bunu ifade eder. Allah yarat\u0131r, var eder, yok ederse yok olur. Yok olmakla yok farz etmek farkl\u0131d\u0131r. Biz kendimizi yok farz edemeyiz. Kendini yok farz etmek, inanman\u0131n bilin\u00e7li ve son \u015fekli de\u011fil, bilin\u00e7siz ve sarho\u015fluk \u015feklidir. O\u2019nun kar\u015f\u0131s\u0131nda kendimizi var kabul etmek, bir \u201cbenlik\u201d davas\u0131 de\u011fil, O\u2019nu ve kudretini kabul etmekte kendinde olma meselesidir. O\u2019nun yarat\u0131c\u0131l\u0131\u011f\u0131na inanan\u0131n var oldu\u011funu belli etmedir. \u201c<em>\u00d6lmeden \u00f6nce \u00f6lmek<\/em>\u201d, d\u00fcnyaya tapmamak, z\u00fchd\u00fc ya\u015famak, kendi heva ve hevesine tapmamak anlam\u0131nda ancak olabilir. O var etmi\u015f oldu\u011funa g\u00f6re var\u0131z <strong><em>\u201cRabbin diledi\u011fini yarat\u0131r ve se\u00e7er\u201d<\/em><\/strong><em> (Kasas-88). <strong>\u201cDe ki: Yery\u00fcz\u00fcnde gezip dola\u015f\u0131n da, Allah ilk ba\u015ftan nas\u0131l yaratm\u0131\u015f bak\u0131n. \u0130\u015fte Allah bundan sonrakini de (ahireti) ayn\u0131 \u015fekilde yaratacakt\u0131r. Ger\u00e7ekten Allah her \u015feye kadirdir\u201d<\/strong><\/em> (Ankebut-20). Kudretimle a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131kanlar\u0131 g\u00f6r\u00fcn, diyor. Yaratma ile ilgili bir\u00e7ok ayet vard\u0131r. Yaratma, ne tecellidir, ne a\u00e7\u0131lmad\u0131r (Allah\u2019\u0131n zat\u0131n\u0131n tecellisi, a\u00e7\u0131lmas\u0131). Ne g\u00f6lgedir, ne oyundur. Bir ger\u00e7ektir. <strong><em>\u201cG\u00f6\u011f\u00fc ve yeri ve bunlar aras\u0131ndakileri oyun olsun diye yaratmad\u0131k\u201d<\/em><\/strong> (Enbiya-16). Allah oyun oynamamaktad\u0131r. \u201c<em>Kendini kendine g\u00f6stermek<\/em>\u201d gibi bizim zihin fantezimize de yer yoktur. Vahdet-i V\u00fccut\u00e7u, yaratma kelimesini bazen kullansa da, bunu Zat\u0131n a\u00e7\u0131l\u0131\u015f\u0131, tezah\u00fcr\u00fc, tecellisi anlam\u0131nda kullanmaktad\u0131r. Zat\u0131n mertebe mertebe a\u00e7\u0131lmas\u0131, vahdet-i v\u00fccut d\u00fc\u015f\u00fcncesinin temelidir. Daha da ilginci, a\u00e7\u0131l\u0131\u015f ve tecellinin, Allah\u2019\u0131n kendi kendini yaratmas\u0131 (!) olarak kullan\u0131lmas\u0131d\u0131r.<em> \u201cHak Te\u00e2l\u00e2, varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 yaratt\u0131. Ama bunu ak\u0131llar idrak edemedi (Hen\u00fcz kendi kendini yarat\u0131rken, ayr\u0131ca ak\u0131llar m\u0131 vard\u0131? Y.S.) Hak kendini yarat\u0131r demek, d\u0131\u015f bak\u0131mdan iyi g\u00f6r\u00fcnmez ama mana y\u00f6n\u00fcyle ger\u00e7ektir ve her \u015feyi aciz hale getiren haldir.<\/em>\u201d (M. Arab\u00ee, <em>\u00d6z\u00fcn \u00d6z\u00fc,<\/em> 50). E\u011fer hak kavram\u0131n\u0131 Cenab-\u0131 Hak olarak, yani Allah olarak de\u011fil de Allah\u2019a giden yoldaki hak mertebesi diye al\u0131yorlarsa, bu da kendini yaratmaz, kendi kendine olu\u015fmaz. Cenab-\u0131 Hak, Mutlak Hakk\u0131n sahibidir. Meseleyi ruh \u00fcfleme, nefes ile de anlatmaya kalkm\u0131\u015flard\u0131r. Vahdet-i V\u00fccut\u00e7u: \u201c<em>&#8230; V\u00fccuttan \u00f6bek \u00f6bek a\u00e7\u0131l\u0131p yay\u0131lan sonsuz \u00e2lemlerin maddesi, Rahm\u00e2ni nefestir. Bu nefes \u00fcfleme, Zat\u0131n\u0131n Kendi Zat\u0131ndan yine Kendi Zat\u0131na, Kendi Zat\u0131 ile olan bir tecellisidir ve Rahm\u00e2ni Nefes, Zat\u0131n\u0131n ayn\u0131d\u0131r.<\/em>\u201d der (M. Arab\u00ee, <em>F\u00fcs\u00fbs,<\/em> 156). K\u0131sacas\u0131 yaratma yerine, Zat\u00ee Varl\u0131\u011f\u0131n Kendisinin ink\u0131lap etmesi anlam\u0131n\u0131 kullanmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Yolu, tabiat\u00e7\u0131 felsefelerden, bu felsefeyle ba\u015flay\u0131p kar\u015f\u0131 tarafa ge\u00e7enlerden, nihayet Vahdet-i V\u00fccud\u2019dan ge\u00e7irmemizin sebebi, deizmin nerede durdu\u011funu daha iyi anlayabilmek i\u00e7indir. Tabiat\u00e7\u0131l\u0131\u011f\u0131n son \u015fekilleri, ak\u0131lc\u0131l\u0131k ve determinizm, diyalektik materyalizm, tek\u00e2m\u00fclc\u00fcl\u00fckt\u00fcr. Tek\u00e2m\u00fclc\u00fcl\u00fck yine felsefe d\u00fcnyas\u0131nda \u00e7e\u015fitli g\u00f6r\u00fc\u015flerle sars\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r (\u0130lk, orta ve Yeni\u00e7a\u011fda tabiat\u00e7\u0131l\u0131k ve uzant\u0131lar\u0131 konular\u0131nda daha geni\u015f bilgi i\u00e7in bkz. Hilmi Ziya \u00dclken, <em>Felsefeye Giri\u015f II,<\/em> 77-101).<\/p>\n<p>Aristo\u2019nun ve baz\u0131 \u00e7a\u011fda\u015flar\u0131n\u0131n ilk sebep, ilk hareket ilkesinden kendi kendine yeten tabiata, sonra onu g\u00f6lge gibi g\u00f6rmekten isimcili\u011fe, oradan Panteizm, sonra Vahdet-i V\u00fccut\u00e7ulu\u011fa kadar bir s\u00fcre\u00e7 i\u00e7inde anlamaya \u00e7al\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131m\u0131z deizm, art\u0131k bir felsefedir, din de\u011fildir. Tabiat\u00e7\u0131l\u0131\u011fa, sadece bir Tanr\u0131 fikri eklenmi\u015ftir. Din de\u011fildir ama, din olacaksa bari b\u00f6yle olsun, diyenlerin anlay\u0131\u015f\u0131na uyuyor.<\/p>\n<p>Ba\u015fta belirtti\u011fimiz gibi, materyalizmi tenkit eden Rousseau\u2019ya g\u00f6re deizmin materyalizmden fark\u0131, varl\u0131\u011f\u0131n derinli\u011finde bir K\u00fclli Kudret bulunmas\u0131d\u0131r. Rousseau her \u015feyin bu evrensel Kudret ve K\u00fclli Ak\u0131l taraf\u0131ndan yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6yler. S\u00f6yler ama bu Kudretin (Tanr\u0131n\u0131n) insanla \u00f6zel bir ilgi ve irtibat\u0131 yoktur. B\u00fct\u00fcn tabiatla (varl\u0131kla, \u00e2lemle, e\u015fyayla) ilgi ve irtibat\u0131 neyse insanla olan\u0131 da odur, o t\u00fcrdendir. \u0130nsan i\u00e7in \u00f6zel bir yol olan din yoktur. Din, \u201ctabii din\u201ddir. \u00d6zel bir yol, \u00f6zel bir kurum de\u011fildir. Tabii hisle varl\u0131\u011fa ba\u011flanma, onu duyabilme, ak\u0131lla bu hissi birle\u015ftirebilme, Rousseau\u2019ya g\u00f6re i\u015fte din budur. \u0130badet, bu hissi saf ve temiz \u015fekilde yerine getirebilmedir. Rousseau\u00a0 der ki: &#8220;<em>Tanr\u0131n\u0131n kendisine ne \u015fekilde ibadet ettirmek istedi\u011fini insanlar\u0131n \u00f6\u011frenebilmeleri i\u00e7in, bir vahiy ve ilhama ihtiya\u00e7lar\u0131 yoktur. Bu ihtiyac\u0131 bana s\u00f6yl\u00fcyorlar ve delil olarak da, kurduklar\u0131 \u00e7e\u015fitli ve garip ibadet tarzlar\u0131n\u0131 g\u00f6steriyorlar, ibadet \u015fekillerindeki farkl\u0131l\u0131klar\u0131n, vahiy ve ilham\u0131n fantezilerinden ileri gelmi\u015f oldu\u011funu g\u00f6rm\u00fcyorlar. Milletler, Tanr\u0131y\u0131 konu\u015fturmak istedikleri andan itibaren, herkes kendi arzusuna ve modas\u0131na g\u00f6re konu\u015fturmu\u015flard\u0131r. E\u011fer Tanr\u0131n\u0131n insan kalbine s\u00f6ylediklerinden ba\u015fka s\u00f6zler dinlenmemi\u015f olsayd\u0131, yery\u00fcz\u00fcnde tek bir dinden ba\u015fka din olmazd\u0131.<\/em>\u201d Biz de Rousseau\u2019ya deriz ki, dinler zaten tek bir tanedir. Allah\u2019a giden yol birdir. Dinler tevhide ink\u0131lap ettirilince tektir. Ancak, sosyolojinin projeksiyonundaki mevcut dinler, yapay olarak veya diyalog ad\u0131 alt\u0131nda teke irca edilemez. Mevcut halleriyle onlar\u0131 birle\u015ftirmek, siyasi veya ideolojik bir tav\u0131rd\u0131r. Tabii de\u011fildir. Bir ara Dinlerin A\u015fk\u0131n Birli\u011fi (Frithjof Schuon) bu i\u015fe rehber oldu. Deizm ile bu a\u015fk\u0131n birlik ve diyalog i\u015finin sonu\u00e7 hali daha kolayla\u015ft\u0131. \u00c7\u00fcnk\u00fc din ve tabiat\u00e7\u0131l\u0131k ayr\u0131m\u0131nda peygamberler vard\u0131 ve i\u015fi bozuyorlard\u0131. O halde biri di\u011ferinin peygamberine inanmasa da veya s\u00f6z konusu etmese de olabilirdi. Kitaplar\u0131 da buna katmak m\u00fcmk\u00fcnd\u00fc. B\u00f6ylece pratikte birlik sa\u011flanabilirdi. Hepsinin ruhi zemini ayniydi. Deizm zaten Allah\u2019\u0131 kabulden ba\u015fka kabul gerektirmiyordu. B\u00f6ylece diyalog ve a\u015fk\u0131n birlikte deizme gitmek daha kolay olacakt\u0131. Ger\u00e7ek \u0130slam b\u00fct\u00fcn peygamberleri ve vahiyleri kabul ile bu i\u015fi \u00e7\u00f6zm\u00fc\u015ft\u00fc. Fakat ona yana\u015fmak bir\u00e7o\u011funun i\u015fine gelmedi.<\/p>\n<p>Rousseau\u2019ya uyarsak, \u201c<em>din tabii din<\/em>\u201ddir ve \u201c<em>tabii his<\/em>\u201d e dayan\u0131r. Merasimleri ibadet sayarak bunlar\u0131 ele\u015ftiren Rousseau, \u201c<em>Tanr\u0131n\u0131n istedi\u011fi ibadet kalbi ibadettir ve bu ibadet samimi oldu\u011fu takdirde daima yeknesakt\u0131r. Papaz\u0131n giyimine, s\u00f6yledi\u011fi s\u00f6zlerin tertibine \u00f6nem verdi\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnmek \u00e7\u0131lg\u0131nca bir kuruntudur. Bu, bir vahiy veya ilhama muhta\u00e7 de\u011fildir der. \u0130badetin kalben yap\u0131lmas\u0131 konusunda Rousseau\u2019nun dedikleri do\u011frudur. Ancak bunun tevhid dininde, ad\u0131 bar\u0131\u015f ve teslimiyet demek olan \u015feklinde (\u0130slamiyet\u2019te) zaten b\u00f6yle oldu\u011funun fark\u0131nda olmam\u0131\u015ft\u0131r. \u201cAllah\u2019\u0131 g\u00f6r\u00fcyormu\u015fsun gibi ibadet et, sen O\u2019nu g\u00f6rmesen de O seni g\u00f6r\u00fcyor<\/em>\u201d denmi\u015ftir. <strong><em>\u201cBedev\u00eeler iman ettik dediler, de ki: hay\u0131r siz hen\u00fcz iman etmediniz, belki M\u00fcsl\u00fcman olduk <\/em><\/strong>(boyun e\u011fdik)<strong><em> deyin. Hen\u00fcz iman kalplerinize girmedi&#8230;\u201d<\/em><\/strong> (Hucurat-14). Allah sizin suretinize (\u015fekillerinize) bakmaz. Kalbinize ve amellerinize bakar denmi\u015ftir. Rousseau, bunlar\u0131 kastediyor ama, her insan\u0131n tabii hisle buraya ula\u015fabilece\u011fine, vahye, dine gerek olmad\u0131\u011f\u0131na inan\u0131yor. Buna ula\u015famayanlara veya yatk\u0131n olanlara bir mesaj\u0131 kabul etmiyor. Hissi garanti say\u0131yor. Hisler, hayata ba\u011flanman\u0131n, ya\u015faman\u0131n garantisidirler. Ama oradan akla y\u00fckselmek garanti de\u011fildir. \u0130ster alt seviyede duyu, duyum, haz, elem vb. olsun, ister sevgi, a\u015fk yani duygu seviyesinde olsun, tabii hislerle y\u00fckseli\u015f sa\u011flanamayabilir. K\u0131saca nefis dedi\u011fimizin i\u00e7ten ve d\u0131\u015ftan (bilgi) terbiye edilmesi gerekir. Akla, oradan K\u00fclli Akla y\u00fckselmek kolay de\u011fildir. Garantisi de yoktur. Hatta orada kalmak ona yetiyorsa, mecburiyeti de yoktur. Tabii hisse sahip olan, hem de evrensel-tabii programlar i\u00e7inde ve \u015fa\u015fmadan, yan\u0131lmadan, de\u011fi\u015fikli\u011fe u\u011framadan duyu ve hislerinin gere\u011fini yapan (i\u00e7g\u00fcd\u00fcler) hayvanlar akla y\u00fckselmemi\u015flerdir. M\u00fcessese kuramam\u0131\u015flard\u0131r. Oysa iman, dine, yani m\u00fcesseseye ba\u015fvurmu\u015ftur. Rousseau, \u201cvahiylerin yeg\u00e2ne h\u00e2kimi ak\u0131ld\u0131r\u201d der ama akla g\u00f6revi tam olarak y\u00fckleyemez. M\u00fcesseseden de ka\u00e7ar. Akla \u00f6nem veren Rousseau, toplumdan ve ilimden de ka\u00e7m\u0131\u015ft\u0131r. Toplumu, tabiat\u0131n bozulmu\u015f \u015fekli olarak g\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fcr. Toplumu, tabiat\u0131n aksine, \u00f6zg\u00fcrl\u00fck duygusunu yok edecek bir olu\u015fum olarak g\u00f6r\u00fcr. M\u00fcesseseye, \u201cen b\u00fcy\u00fck insan\u00ee m\u00fcessese olan toplum\u201da kar\u015f\u0131 olumsuz g\u00f6r\u00fc\u015fler sergileyen Rousseau\u2019nun, iman\u0131n m\u00fcesseseye d\u00f6n\u00fc\u015fm\u00fc\u015f \u015fekli olan dine kar\u015f\u0131 olmas\u0131, b\u00f6ylece anla\u015f\u0131l\u0131r bir \u015fey olmu\u015ftur. \u00c7\u00fcnk\u00fc Rousseau, bu konuda ileri gitmi\u015f, bilim, edebiyat ve sanatlar\u0131n geli\u015fmesi, insan ruhunun bozulmas\u0131na sebep olmaktad\u0131r diye d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fc\u015ft\u00fcr. Bilim ve sanatlar\u0131n, insanlar\u0131 ba\u011flayan zincirleri, \u00e7i\u00e7eklerle \u00f6rtt\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc (kamufle etti\u011fini) s\u00f6yler. Toplumun \u00fcyesi olan insan vas\u0131tas\u0131yla \u00fcretti\u011fi ilim ve sanatlar, ona g\u00f6re, insanlara k\u00f6lelik hayat\u0131n\u0131 sevdirir. Onlar\u0131 \u201c<em>meden\u00ee<\/em>\u201d dedi\u011fimiz topluluklar durumuna sokar. Fazilet ile bilgisizlik aras\u0131nda olumlu ba\u011flant\u0131 kuran Rousseau, bilginin fazilet \u00fczerinde hi\u00e7bir olumlu katk\u0131s\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 savunur. Astronomi, bo\u015f ama\u00e7lardan do\u011fmu\u015ftur. G\u00fczel s\u00f6z s\u00f6ylemek h\u0131rstan, kinden, dalkavukluktan, yalandan; geometri, cimrilikten; fizik, kimya bo\u015f meraktan; ahlak d\u00e2hil hepsi insan\u0131n kendini be\u011fenmesinden do\u011fmu\u015ftur. Bunlar\u0131 s\u00f6yler Rousseau. Bunlar\u0131, \u201c<em>\u0130limler ve Sanatlar Hakk\u0131nda Nutuk<\/em>\u201d eserinde anlat\u0131r. 1750 y\u0131l\u0131nda Dijon Akademisinin a\u00e7t\u0131\u011f\u0131 yar\u0131\u015fmada, ilimlerin ve sanatlar\u0131n geli\u015fmesi, ahlak\u0131n d\u00fczelmesine yard\u0131m etmi\u015f midir, sorusuna cevap olarak yaz\u0131lm\u0131\u015f ve birincilik \u00f6d\u00fcl\u00fc kazanm\u0131\u015ft\u0131r. \u00d6d\u00fcl kazanmas\u0131n\u0131 anlamak zor de\u011fildir. O d\u00f6nem, tabiat\u00e7\u0131l\u0131\u011f\u0131n, tabiat\u00e7\u0131 felsefelerin \u00f6ne \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131, din kar\u015f\u0131tl\u0131\u011f\u0131na, hislere ve h\u00fcrriyete, toplum ba\u011flar\u0131na isyana vurgu yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 bir d\u00f6nemdir. D\u00f6nemin ve Rousseau\u2019nun hakl\u0131 oldu\u011fu noktalar da vard\u0131r. Fakat bunlar, s\u00fcr\u00fcp giden tabii ve sosyal hayat\u0131n, ge\u00e7ici duraktaki hakl\u0131l\u0131klard\u0131r. Bunlar, teknoloji diye \u00fcretilen safhalarda insanlar\u0131 daha da bozacakt\u0131r ve bozmu\u015ftur da. Fakat hepsi ge\u00e7ip gitti\u011fimiz duraklar ve sapaklard\u0131r. Esas\u0131nda bunlar, hayata vas\u0131ta k\u0131l\u0131nm\u0131\u015flard\u0131r. Bu vas\u0131talar\u0131 yok etti\u011fimizde, tabiattan uzakla\u015fmam\u0131\u015f olan hayvan hayat\u0131na d\u00f6nmemiz gerekir ki m\u00fcmk\u00fcn m\u00fcd\u00fcr? \u0130radeye, irade h\u00fcrriyetine, akla yer ve \u00f6nem verip de bunlar\u0131n \u00fcr\u00fcnlerine kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kmak \u00e7eli\u015fkisi, do\u011frusu J. J. Rousseau\u2019ya hi\u00e7 yak\u0131\u015fmam\u0131\u015ft\u0131r. Bu konu bana, bir roman\u0131 hat\u0131rlatt\u0131. Terc\u00fcme etti\u011fim bir kitapta ge\u00e7iyordu. Roy Lewis\u2019in \u201c<em>Babam\u0131 Nas\u0131l Yedim<\/em>\u201d roman\u0131. Y\u00fczbinlerce y\u0131l \u00f6nce, tarih \u00f6ncesinde, o g\u00fcne has yeni teknik vas\u0131talar\u0131n bulunmas\u0131yla iki karde\u015fin tart\u0131\u015fma maceras\u0131n\u0131 n\u00fckteli bir \u015fekilde anlat\u0131yor. Edward, yeni teknikleri ke\u015ffetmekle me\u015fgul ve ailesinin \u015f\u00fcphe dolu ve \u015fa\u015fk\u0131n bak\u0131\u015flar\u0131 alt\u0131nda ilerleme i\u00e7in sava\u015fan bir Pithecanthropus\u2019tur (ilk insanlardan). Karde\u015fi Vania buna kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kmaktad\u0131r. Derin bir anla\u015fmazl\u0131k i\u00e7indedirler. Edward, yeni bulunan ate\u015fin \u00f6nemini anlat\u0131r. Et pi\u015firilebilir, tekrar \u0131s\u0131t\u0131labilir, sivrisinekleri uzakla\u015ft\u0131rabilir, vs. der. Vania, onun tehlikelerini g\u00f6sterir. Yang\u0131nlar, orman\u0131 saran b\u00fcy\u00fck tehlike. Vania bu i\u015fleri b\u00fcy\u00fc olarak niteler. \u201c<em>Gel ta\u015f yontma d\u00f6neminde kalal\u0131m, a\u011fa\u00e7lara geri d\u00f6nelim<\/em>\u201d der. Ta\u015f yontmakla yetinilmemesini, daima \u00f6\u011frenmek, anlamak, ke\u015fif ve icat etmek, ara\u015ft\u0131rmak, ileri gitmek gerekti\u011fini anlatan Edward, bir g\u00fcn \u00e7ocuklar\u0131na \u015f\u00f6yle s\u00f6yler. Bekle ve g\u00f6r (Nicolas Journet, <em>Evrenselden \u00d6zele K\u00fclt\u00fcr<\/em> [\u00e7ev. Y\u00fcmni Sezen], s. 130, 131). Rousseau, modern d\u00f6nemin ayn\u0131 n\u00fcktesine kendini maruz b\u0131rakm\u0131\u015ft\u0131r. Vania\u2019n\u0131n da do\u011fru s\u00f6yledikleri vard\u0131 (orman yang\u0131nlar\u0131 gibi) ama hayat Edward\u2019\u0131n dedikleri istikametinde ilerledi. Bu arada s\u00f6yleyelim ki, d\u00fcn ve bug\u00fcnk\u00fc dindarlar\u0131n bir k\u0131sm\u0131, ger\u00e7ek dinden bir \u015fey anlamad\u0131klar\u0131 veya ona yana\u015fmad\u0131klar\u0131 i\u00e7in Vania gibi davran\u0131yorlar.<\/p>\n<p>Rousseau, peygamberlerin ikaz ve uyar\u0131yla ve bilgi vererek naklettikleri tevhid dinine inanmamakla kalmaz, peygamberlere hakaret de eder. \u201c<em>Yalanc\u0131lar, mucizelerini d\u00f6rt yol a\u011f\u0131zlar\u0131nda, \u00e7\u00f6llerde ve odalarda yaparlar ve buralarda her \u015feye inanmaya haz\u0131r birka\u00e7 seyirciyi kolayca bulurlar.<\/em>\u201d der. Peygamberleri sahtek\u00e2rl\u0131kla itham eder.<\/p>\n<p>Anla\u015f\u0131lmaktad\u0131r ki deizm, yarat\u0131lmay\u0131, tekrar diriltilmeyi (ahireti), peygamberi, kutsal kitab\u0131 kabul etmeyen, sadece ilk hareketi verene veya maddede gizli hareket ettirici g\u00fcce Tanr\u0131 ad\u0131n\u0131 veren, hedefleri ve sonu\u00e7lar\u0131 bak\u0131m\u0131ndan sadece bir addan ibaret olan Tanr\u0131y\u0131 kabul eden anlay\u0131\u015ft\u0131r. Ona g\u00f6re din diye, tabiat\u0131n ve tabii hislerin d\u0131\u015f\u0131nda \u00f6zel bir yol, \u00f6zel bir m\u00fcessese yoktur. B\u00f6yle bir m\u00fcessese olmay\u0131nca, ahireti de yok say\u0131nca, dinden gelen hi\u00e7bir \u00f6\u011f\u00fct, tavsiye, uyar\u0131, hele hele m\u00fceyyide olamaz. Deizm, son tahlilde bizi, dayand\u0131\u011f\u0131 tabiat\u00e7\u0131 felsefe ile, bunun daha do\u011fru ve mert\u00e7e ifadesi olan maddeci felsefe ile ba\u015f ba\u015fa b\u0131rakm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Dinlerin, ahlaks\u0131zl\u0131klar\u0131, k\u00f6t\u00fcl\u00fckleri, adaletsizlikleri, zalimlik ve sapk\u0131nl\u0131klar\u0131, ac\u0131 ve \u0131st\u0131raplar\u0131 \u00f6nleyemedi\u011fini s\u00f6yleyen deistler, bunlar\u0131n \u00f6nlenmesini tabii hislere, yetmezse, be\u015feri kanun ve toplum yapt\u0131r\u0131mlar\u0131na b\u0131rakm\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fcyorlar. Tabii hissin dayand\u0131\u011f\u0131 tabiat\u0131n bu k\u00f6t\u00fcl\u00fckleri \u00f6nlemedi\u011fi kesin. Tabiat \u00f6nleseydi, \u015fimdiye kadar \u00f6nlerdi. Daha \u00e7ok, daha fazla daha iyi olmakla, daha insan\u00ee olmakla \u00f6nlenece\u011fi ya da azalaca\u011f\u0131 do\u011frudur ama, daha iyi insan, tabiat\u0131n umurunda de\u011fildir. O, bu konulara cevap vermiyor ki. \u00c7\u00fcnk\u00fc haberi yok ki. \u0130nsan\u0131n kendisine, ilerlemesine, daha iyi d\u00fczenlenmi\u015f toplum yap\u0131s\u0131na kalm\u0131\u015ft\u0131r. Kalm\u0131\u015ft\u0131r ama, binlerce y\u0131ll\u0131k tecr\u00fcbe, bunu da g\u00f6stermiyor. \u0130nsan bilgisi, tecr\u00fcbesi, alet ve vas\u0131talar\u0131 artt\u0131k\u00e7a k\u00f6t\u00fcl\u00fckler azalm\u0131yor, sadece incelerek, kibarla\u015farak zek\u00e2 ve akl\u0131 daha iyi kullanarak art\u0131yor. \u0130lk insanlardaki basit h\u0131rs\u0131zl\u0131klar, bug\u00fcn teknoloji, strateji ile artm\u0131\u015ft\u0131r. Hile ve entrikalar artarak devam ediyor. \u00d6ld\u00fcrme h\u0131zla artarak devam ediyor. Kitle imha silahlar\u0131 geli\u015ftirdik. Yalan, b\u00fct\u00fcn y\u0131k\u0131c\u0131l\u0131\u011f\u0131yla s\u00fcr\u00fcp gitmekte. Elbette sadece k\u00f6t\u00fcl\u00fckler de\u011fil, iyi olan \u015feyler de artarak gidiyor. K\u00f6t\u00fcmser tablo \u00e7izmeyelim ama, ger\u00e7ek \u015fu ki, iyi ve k\u00f6t\u00fc, do\u011fru ve yanl\u0131\u015f, g\u00fczel ve \u00e7irkin m\u00fccadelesi b\u00fct\u00fcn \u015fiddetiyle devam ediyor. Tabiatta kalm\u0131\u015f akl\u0131m\u0131z ve fikrimizce, \u00fcstelik olup bitenlerdeki isimsiz kahramanlar, geri d\u00f6nmemek \u00fczere ge\u00e7ip gidiyor. Bu d\u00fcnyada, yapmaya ve \u00f6nlemeye ait ne yapabildiysek o kadar\u0131 kal\u0131yor. Din d\u00fcnyas\u0131ndaki \u201c<em>Allah ile aldatanlar<\/em>\u201d yerine deizm d\u00fcnyas\u0131nda \u201c<em>ahlak ile aldatanlar<\/em>\u201d boy g\u00f6sterir oldular. Bilindi\u011fi gibi, ahlak dinden daha geneldir. Din olsun olmas\u0131n ahlak vard\u0131r. Fakat d\u00fcnya hayat\u0131 ile s\u0131n\u0131rl\u0131d\u0131r, ge\u00e7icidir, olduk\u00e7a da izafidir. Din ahlaka daha olgun anlam y\u00fckler, amac\u0131n\u0131 ge\u00e7icilikten kurtar\u0131r ve ebedi k\u0131lar. Kur\u2019an bu konuda da anlam y\u00fckl\u00fcd\u00fcr. <strong><em>\u201cEy insanlar! Allah\u2019\u0131n vadi ger\u00e7ektir, sak\u0131n d\u00fcnya hayat\u0131 sizi aldatmas\u0131n ve o aldat\u0131c\u0131 da Allah hakk\u0131nda sizi kand\u0131rmas\u0131n\u201d<\/em><\/strong> (Fat\u0131r-5). Ahlak, e\u011fer d\u00fcnya hayat\u0131yla s\u0131n\u0131rl\u0131ysa, ge\u00e7ici ise, aldat\u0131c\u0131 hale gelebilir. Allah ile aldatanlar\u0131n, ilgisiz ve sapk\u0131n bir\u00e7ok \u015feyi din zannedenlerin, deizmi veya ateizmi besledi\u011fi do\u011frudur. Deizm ve ateizmin kendine ait ba\u011f\u0131ms\u0131z bir olu\u015fum sebepleri vard\u0131r ama, dindeki yanl\u0131\u015f anlay\u0131\u015f ve uygulamalar\u0131n da rol\u00fc ink\u00e2r edilemez.<\/p>\n<p>Deizme, az da olsa din d\u00fcnyas\u0131ndan da ho\u015fg\u00f6r\u00fc ile bakanlar oldu. Bunlar, din ad\u0131yla yanl\u0131\u015f ve k\u00f6t\u00fc \u015feyler yapanlara kar\u015f\u0131 durmak isteyenlerdi. Bir tepki hareketi idi. Fakat ileri gidenler, Kur\u2019an\u2019\u0131n da buna kap\u0131 aralad\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylemeye kalkt\u0131lar. \u0130\u015fte bu ikinci bir yanl\u0131\u015ft\u0131. Kur\u2019an, \u00e2lemlerden\/tabiattan, orada olanlardan s\u00f6z edip, deliller g\u00f6sterip, akl\u0131 kulland\u0131rtarak derinlerindeki g\u00fcc\u00fc g\u00f6sterir. E\u011fer deizmle bu kastediliyorsa bu yetersiz bir anlay\u0131\u015ft\u0131r, aldat\u0131c\u0131d\u0131r. Kur\u2019an burada kalmaz. Esasen bu kadar\u0131 i\u00e7in zaten peygambere de Kur\u2019an\u2019a da ihtiya\u00e7 olmayabilir. Kur\u2019an ba\u015fka \u015feyler de s\u00f6yler. Bu ba\u015fka \u015feylerde zorlamaz ama s\u00f6yler, \u00f6\u011f\u00fct verir. Yap\u0131p yapmama \u00e7izgilerini belirler. Yani m\u00fcdahale eder, gelecekten s\u00f6z eder, gerekti\u011finde tehdit eder. Habercilerine, el\u00e7ilerine vahyettiklerine inanmam\u0131z\u0131 ister. Bunlar\u0131n deizm ile ne ilgisi vard\u0131r. Tevhid dininin Allah\u2019\u0131, deizmin tabiat\u0131 ve onun felsefesi de\u011fildir. Allah\u2019\u0131n dini, hurafelerin dayatt\u0131\u011f\u0131 gibi de\u011fil ama, tabiat\u0131n dini (?) de de\u011fildir. O bize hem ak\u0131l hem nakille gelir. Nakil, Peygamber ve Kitap demektir. Ak\u0131l ve nakilden birini kald\u0131ramay\u0131z, birinin yerine \u00f6b\u00fcr\u00fcn\u00fc koyamay\u0131z. Akl\u0131 kald\u0131r\u0131p nakli koyarsak, o safsata olur, din olmaz. Tevhid dininde, \u201c<em>akl\u0131 olmayan\u0131n dini yoktur<\/em>\u201d denmi\u015ftir. Nakli kald\u0131r\u0131p akl\u0131 yaln\u0131z b\u0131rak\u0131rsak, o bir felsefe olur, din olmaz. \u201c<em>Ak\u0131l ve ilim ile ispat\u0131 yap\u0131lamayan \u015fey itikat konusu olamaz<\/em>\u201d demek (tarihte, Kad\u0131 Abdulcabbar\u2019\u0131n dedi\u011fi), din a\u00e7\u0131s\u0131ndan eksiktir. Ak\u0131l ve ilimle ispat\u0131 yap\u0131lan \u015fey, zaten itikat\/iman konusuna girmez. Kar\u015f\u0131mda duran \u015fu masay\u0131, a\u011fac\u0131 veya da\u011f\u0131 kabul etmek, elbette iman konusu de\u011fildir. \u0130man, bu a\u00e7\u0131k ger\u00e7ekten ba\u015flayarak, en i\u00e7teki, en dipteki, en derindeki, duyular\u0131m\u0131zdan uzak olan\u0131, ilimle elde edemedi\u011fimizi a\u015f\u0131p, bunlar\u0131n \u00f6tesine ge\u00e7ip, din\u00ee tabirle \u201cgayb\u201d\u0131 kabul etmektir. Gayb, herkesin istismar edebilece\u011fi kendi gayb\u0131 de\u011fil, nakille bize ula\u015fan gaybd\u0131r. Bilinmeyen de\u011fil, bizim bilmedi\u011fimizdir. Bu gayb\u0131n kalbinde Allah bulunur. Bu gayb, \u015fimdi bizim i\u00e7in nakilden ibaret olan ahireti i\u00e7ine al\u0131r. Kar\u015f\u0131mda duran ve elledi\u011fim masaya, a\u011fa\u00e7 veya da\u011fa, g\u00fcne\u015fe, aya, y\u0131ld\u0131zlara, ilimle ispatlanm\u0131\u015f herhangi bir \u015feye, \u00fc\u00e7genin i\u00e7 a\u00e7\u0131lar\u0131n\u0131n toplam\u0131n\u0131n 180 derece oldu\u011funa inanmak, din s\u00f6z konusu ise, inan\u00e7 i\u015fi olmaz. \u0130nanma gayba aittir. Gayba inanma, g\u00f6r\u00fcnen ve bilinenleri gereksiz k\u0131lmaz, ge\u00e7ici k\u0131lar. Onlar gerekli oldu\u011fu i\u00e7in vard\u0131rlar. Ak\u0131l ve ilim buradan ba\u015flar. Gayba inanmak, i\u015fin tabiat\u0131 gere\u011fi, \u00f6zg\u00fcr irade i\u015fidir. \u00d6zg\u00fcr iradesi olan inanabilir. Bunun i\u00e7indir ki, dinde (imanda) zorlama yoktur, denmi\u015ftir (Bakara-256). \u00d6n\u00fcnde duran masaya, \u00fc\u00e7genin i\u00e7 a\u00e7\u0131lar\u0131 toplam\u0131n\u0131n 180 derece oldu\u011funa, isteyen inan\u0131r, isteyen inanmaz diyebilir miyiz? Bunu kabulde zorlama vard\u0131r veya yoktur diyebilir miyiz? Gayb, iman, din konular\u0131 do\u011fru de\u011ferlendirilmeli, s\u0131k\u0131\u015f\u0131nca deizme veya bir felsefeye s\u0131\u011f\u0131n\u0131lmamal\u0131d\u0131r. Ak\u0131l ve ilimle ispat\u0131 yap\u0131lamayan \u015fey itikat konusu olamaz demekle, tevhid dini kastediliyorsa, \u00f6l\u00fcmden sonra diriltilmeye ve ahirete imana art\u0131k yer bulunmaz ve dine de yer kalmaz. \u0130\u015fte imandaki \u00f6zg\u00fcrl\u00fck buradad\u0131r. Bu \u00f6zg\u00fcrl\u00fck, elbette \u201cHakikat\u201d\u0131n kendisine ait olmay\u0131p, onun kabul\u00fcne aittir. Ak\u0131l ve nakil, burada elzem olarak devreye girer. Sorumluluk, burada y\u00fcklenilir.<\/p>\n<p>Din, Allah\u2019a iman odakl\u0131 olsa da onun uzant\u0131s\u0131nda ve bu d\u00fcnya gere\u011finde bir sosyal m\u00fcessese olmu\u015ftur. Vahyi ve peygamberi ink\u00e2r ederek deizmin, Allah ile \u00e2lemi bir sayan panteizmin, Allah\u2019\u0131 ve dini ink\u00e2r eden ateizmin, maddeden ve onun kendi kendine hareketinden ba\u015fka hakikat g\u00f6rmeyen materyalizmin, \u00e7ok tanr\u0131c\u0131l\u0131k demek olan politeizmin, Allah\u2019a ortak ko\u015fan \u015firkin, bunlar\u0131n hepsinin, tevhid dini kar\u015f\u0131s\u0131ndad\u0131r. Din ad\u0131na sergilenen k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerin yaratt\u0131\u011f\u0131 tepkiler, \u00f6nemlidir ama, Hakikate tepkilerden ba\u015flayarak var\u0131lmaz. Bu tepkilerle yetinmek, sadece bu tepkilere ba\u011flanarak d\u00fc\u015f\u00fcnmek, bizi deizm gibi yar\u0131 yolda b\u0131rakabilir. Hakikat evine, normal olarak \u00f6n kap\u0131dan da arkadaki pencereden de girilebilir, ama arkadaki pencerenin garantisi yoktur. Ateist olmaktansa, hi\u00e7 de\u011filse deist olmak tercih edilebilir h\u00fckm\u00fc, kendini u\u00e7urumdan a\u015fa\u011f\u0131 at\u0131p \u00f6lmek yerine, denizde y\u00fczerken sahili g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc halde bo\u011fulmay\u0131 tercih etmeye benziyor.<\/p>\n<p>Gelelim deizmin modern bir \u015firk olup olmad\u0131\u011f\u0131na. Bilindi\u011fi \u00fczere \u015firk, din\u00ee literat\u00fcrde, Allah\u2019a ortak ko\u015fmakt\u0131r. M\u00fc\u015frik, Allah\u2019\u0131 bildi\u011fi halde mi O\u2019na ortak ko\u015fmaktad\u0131r? \u00d6yle g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor. Deizmin Allah\u2019\u0131, m\u00fc\u015frikte de var. Daha fazlas\u0131 bile&#8230; Araplar, Hz. Peygamberin tebli\u011finden \u00f6nce, Allah ad\u0131n\u0131 kullan\u0131yorlard\u0131. \u0130nsan isimlerinde kullanm\u0131\u015flard\u0131. Abdullah (Allah\u2019\u0131n kulu) gibi. M\u00fc\u015frikler, do\u011frudan Allah\u2019a ula\u015famayaca\u011f\u0131m\u0131z\u0131, O\u2019na y\u00f6nelemeyece\u011fimizi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyor, arac\u0131 kullan\u0131yorlard\u0131. Bu arac\u0131lar\u0131n bizi O\u2019na ula\u015ft\u0131raca\u011f\u0131na inan\u0131yor, arac\u0131da b\u00f6ylece \u00fcst\u00fcn bir g\u00fc\u00e7 ve yetki kabul etmi\u015f oluyorlard\u0131. Bu arac\u0131lar, ona kutsall\u0131k verdikleri bir tabiat par\u00e7as\u0131 (da\u011f, a\u011fa\u00e7, kaya) olabildi\u011fi gibi, elleriyle imal ettikleri bir nesne, bir heykel olabiliyordu. Konu, Kur\u2019an\u2019da a\u00e7\u0131k\u00e7a ge\u00e7er. <strong><em>\u201c&#8230; ink\u00e2r edenler ayetlerimizi <\/em><\/strong>(Belgelerimizi)<strong><em> bile bile ink\u00e2r ederler.\u201d \u201cAndolsun ki onlara <\/em><\/strong>(m\u00fc\u015friklere):<strong><em> G\u00f6kleri ve yeri yaratan, g\u00fcne\u015fi ve ay\u0131 buyru\u011fu alt\u0131nda tutan kimdir diye sorsan, mutlaka Allah derler. O halde nas\u0131l <\/em><\/strong>(Haktan)<strong><em> \u00e7evrilip d\u00f6nd\u00fcr\u00fcl\u00fcyorlar\u201d<\/em><\/strong> (Ankebut-47, 61). \u0130\u015fte m\u00fc\u015frikin ka\u00e7amad\u0131\u011f\u0131 Allah, deistin de ka\u00e7amad\u0131\u011f\u0131 Allah\u2019t\u0131r. M\u00fc\u015frik, tabiat\u0131n, tabiat par\u00e7alar\u0131n\u0131n kaba-saba bir alg\u0131s\u0131yla Allah\u2019\u0131n varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 fark etmi\u015f, ama y\u00f6neldi\u011fi ve esas ald\u0131\u011f\u0131, \u201cortak vas\u0131talar\u201d olmu\u015ftu. Deist, tabiata y\u00f6neltti\u011fi felsefe ile, tabiat\u0131 arac\u0131 k\u0131larak Allah\u2019\u0131 fark etmi\u015ftir. Araya sadece tabiat de\u011fil, ilim ve modern anlay\u0131\u015flar girdi\u011fi i\u00e7in ona modern \u015firk dedik. M\u00fc\u015frik, her \u015feyi ortak k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 o vas\u0131tadan bekliyordu, deist de ayn\u0131 \u015feyi yapmaktad\u0131r. B\u00fct\u00fcn \u00fcmitlerini tabiata, tabiat\u00e7\u0131 anlay\u0131\u015fa, hakl\u0131 olarak oradan ay\u0131rmad\u0131\u011f\u0131 ilim ve fenne ba\u011flam\u0131\u015ft\u0131r. Kendine bu alan yetmektedir. Bu alan ger\u00e7ekten \u00f6nemlidir. Dini yobazca anlayanlara bakmayal\u0131m, ilim ve fen alan\u0131 insan\u0131n d\u00fcnyadaki yetene\u011finin, becerisinin, amac\u0131n\u0131n bir g\u00f6stergesidir. Fakat bu alan\u0131 ilahla\u015ft\u0131rmamal\u0131, yukar\u0131ya t\u0131rman\u0131lan ve olmazsa olmaz bir merdiven gibi g\u00f6rmelidir. \u0130lahla\u015ft\u0131rmak neden yanl\u0131\u015ft\u0131r? Onu durdurmaya, son kabul etmeye sebep olur. \u0130lim ve fen, nihai bir iman konusu de\u011fildir. \u0130\u015fte modern insan bu alan\u0131 da ilah ve iman konusu yapm\u0131\u015f, deizmin tanr\u0131s\u0131na ortak ko\u015fmu\u015ftur. Tabiat, tabiat\u00e7\u0131l\u0131k, bununla da yetinmeyip ilim, ortak bir ilah gibi olmu\u015ftur. Bu alana \u00f6ylesine g\u00fcvenmektedir ki iman\u0131n bir manas\u0131 da g\u00fcven duymak demektir. Ger\u00e7ekle\u015ftirdi\u011fi ve hayal ettikleriyle, tabiat, ilim, fen alan\u0131, ayn\u0131 zamanda onun ahireti olmu\u015ftur. Nano teknolojiler, kuantumlar, yapay zek\u00e2lar, cennete giden yol gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcr. Hatta, Homeostat\u2019la ba\u015flay\u0131p yapay insan hayali bile kurmu\u015ftur. Yapay insan\u0131 ger\u00e7ekle\u015ftirebilecek bir ilm\u00ee ve teknolojik veri yoktur, ama farz edelim ki ger\u00e7ekle\u015fse bile, bu ancak \u015funu g\u00f6sterecektir: Bir \u00fcst m\u00fcdahale (mevcut insan) olmaks\u0131z\u0131n bu i\u015f, kendi kendine olmamaktad\u0131r. Ayr\u0131ca \u015funu g\u00f6sterecektir: Ger\u00e7ek insan, kendi kendini, kendi eliyle imhaya haz\u0131rlanmaktad\u0131r. Kendi biyolojisinden \u00fcremeyen, sadece zihn\u00ee maharetlerle \u00fcretti\u011fi bu yapay insan, acaba nas\u0131l \u00fcreyip \u00e7o\u011falacakt\u0131r? Yine ger\u00e7ek insan\u0131n bunlar\u0131 \u00e7ok\u00e7a imal edip durmas\u0131na m\u0131 mahk\u00fbmdur? \u0130ki ayr\u0131 cins (erkek-kad\u0131n) \u00fcretmi\u015fsek, bunlar aras\u0131nda cinsel ili\u015fki olacak m\u0131d\u0131r? A\u015fk olacak m\u0131d\u0131r? \u00c7ok y\u00fcksek donan\u0131ml\u0131 bir robot olan bu yapay insanda, daha bir\u00e7ok soru cevaps\u0131z kalmaktad\u0131r. \u00d6fke, kavga, sava\u015f, anla\u015fmazl\u0131k, entrika veya bunlar\u0131n tersi olan vazge\u00e7me, af, iyilik, idealler olacak m\u0131d\u0131r ve nihayet \u00f6lecek midir, yoksa biz mi onu bozup par\u00e7alayaca\u011f\u0131z? Maddeci felsefenin zirvesine \u00e7\u0131kan tarihi maddeciler, b\u00f6yle fanteziler kurmam\u0131\u015flard\u0131. Ama ba\u015fka \u00e7\u0131kmazlara girdiler. Engels der ki: \u201c<em>D\u00fcnyan\u0131n ay gibi so\u011fuyaca\u011f\u0131, sonunda \u00e7evresinde d\u00f6nd\u00fc\u011f\u00fc g\u00fcne\u015fin \u00fcst\u00fcne d\u00fc\u015fece\u011fi an, kar\u015f\u0131 konulmaz bi\u00e7imde yakla\u015fmaktad\u0131r. Ba\u015fka gezegenler ondan \u00f6nce bu hale d\u00fc\u015fecek, \u00f6tekiler onu takip edecektir. B\u00fct\u00fcn \u00f6l\u00fcml\u00fclerin al\u0131nyaz\u0131s\u0131 (?) olan \u00f6l\u00fcme teslim olursa, ondan sonra ne olacak? Geri getirebilecek ve yeni bir hayat uyand\u0131rabilecek (ahiret) kuvvetler tabiatta var m\u0131d\u0131r, bilmiyoruz. Burada ya bir yarat\u0131c\u0131ya (?) y\u00f6nelmek zorunday\u0131z, yahut \u015f\u00f6yle bir sonuca varmaya zorlan\u0131yoruz: Evrenimizin g\u00fcne\u015f sistemlerinin kor halindeki ham maddesi, hareket halindeki maddenin \u00f6z\u00fcnde var olan hareket d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcmleri ile do\u011fal yoldan \u00fcretilmi\u015fti. Bu d\u00fc\u015f\u00fcncelerin \u015fartlar\u0131, milyonlarca ve milyonlarca y\u0131l sonra da olsa, \u00e7ok tesad\u00fcf halinde, ama ayn\u0131 zamanda tesad\u00fcfe has bir gereklilikle (hem tesad\u00fcf, hem gereklilik?) gene madde taraf\u0131ndan \u00fcretilmek zorundad\u0131r.<\/em>&#8221; (F. Engels, <em>Do\u011fan\u0131n Diyalekti\u011fi,<\/em> 50-53). Tesad\u00fcf ve zorunluluk \u00e7eli\u015fkisi, ama\u00e7s\u0131zl\u0131k (ama\u00e7 varsa tesad\u00fcf ortadan kalkar), kendili\u011findenlik, maddecinin bo\u011faz\u0131nda k\u0131l\u00e7\u0131k gibi durmaktad\u0131r. Ayr\u0131ca yol ay\u0131r\u0131m\u0131na gelindi\u011finde, ya yarat\u0131c\u0131 ya tesad\u00fcf halindeki gereklilik (?), zorunluluk. Tabiat\u0131n devam\u0131n\u0131 istemesinde hakl\u0131d\u0131r. Yoksa tabiat ilah\u0131 son bulacakt\u0131r. Sonra? Hakl\u0131d\u0131r ama bunu yine tesad\u00fcfe, kendili\u011findenli\u011fe, ama\u00e7s\u0131zl\u0131k ama zorunlulu\u011fa b\u0131rakm\u0131\u015ft\u0131r. Fakat yapay insan fantezilerine ba\u015fvurmam\u0131\u015ft\u0131r. Madde felsefecisi, deizme do\u011fru dans ederek gitmek istemekte, fakat ger\u00e7ek dine yakalanma ihtimalinden \u00fcrkmektedir. Materyalist, utanga\u00e7 bir deist; deist, utanga\u00e7 bir materyalist gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor.<\/p>\n<p>Son olarak bir ba\u015fka ger\u00e7e\u011fe bakal\u0131m. Deizme zemin haz\u0131rlayan, onu g\u00fcndeme getiren, ak\u0131l ve ilim dinine kap\u0131lar\u0131 a\u00e7an Hristiyan d\u00fcnyaya, bug\u00fcn \u0130slam d\u00fcnyas\u0131 da d\u00e2hil olmaya ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131r. \u00d6z\u00fcn\u00fc kaybedip \u00e7e\u015fitli renklere boyanm\u0131\u015f dinden b\u0131kanlar, siyasetin ve menfaatin h\u00e2kimiyetine sokulmu\u015f dinden umut kesenler, \u201cdin buysa\u201d deyip dinden so\u011fuyanlar, \u0130slam d\u00fcnyas\u0131nda ve \u00f6zellikle T\u00fcrkiye\u2019de (\u00e7\u00fcnk\u00fc ilgin\u00e7 ve hakl\u0131 sorgulamalar daha \u00e7ok burada) art\u0131k g\u00fcndemi i\u015fgal ediyor ve deizm ba\u015fta olmak \u00fczere samimi dindar\u0131 ve toplumu zora sokan engeller veya yalanc\u0131 ufuklar geni\u015fliyor.<\/p>\n<p>Ayd\u0131na ve \u00f6zellikle dindar ayd\u0131na \u00e7ok i\u015f d\u00fc\u015fmektedir.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>Deizme zemin haz\u0131rlayan, onu g\u00fcndeme getiren, ak\u0131l ve ilim dinine kap\u0131lar\u0131 a\u00e7an Hristiyan d\u00fcnyaya, bug\u00fcn \u0130slam d\u00fcnyas\u0131 da d\u00e2hil olmaya ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131r. \u00d6zellikle T\u00fcrkiye&#8217;de deizm ba\u015fta olmak \u00fczere samimi dindar\u0131 ve toplumu zora sokan engeller veya yalanc\u0131 ufuklar geni\u015flemektedir.<\/p>\n","protected":false},"author":13,"featured_media":17022,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"_links_to":"","_links_to_target":""},"categories":[2],"tags":[301,2623,293,355,48,1380,2627,2624,2625,1045],"yoast_head":"<!-- This site is optimized with the Yoast SEO plugin v16.0.2 - https:\/\/yoast.com\/wordpress\/plugins\/seo\/ -->\n<title>Deizm-Sakl\u0131 Materyalizm-Modern \u015eirk Ya Da Jean-Jacques Rousseau\u2019nun Vania\u2019s\u0131 - M\u0130SAK- Mill\u00ee Strateji Ara\u015ft\u0131rma Kurulu<\/title>\n<meta name=\"description\" content=\"Deizm, eskilere giden bir felsefe olup, biz onu en olgun \u015fekilde, J. J. Rousseau, Voltaire vb. ayd\u0131nlanma \u00e7a\u011f\u0131 filozoflar\u0131ndan \u00f6\u011freniyoruz. Rousseau onu \u201cEmil Yahut Terbiyeye Dair\u201d eserinde bir g\u00fczel anlat\u0131r.Rousseau, materyalizmi (maddeci felsefeyi) yetersiz bulur, tenkit eder ve K\u00fcll\u00ee Kudret sahibi dedi\u011fi gibi Tanr\u0131 anlay\u0131\u015f\u0131na yer verir. Fakat deizmin tanr\u0131s\u0131, \u00e2lemin\/tabiat\u0131n, e\u015fyan\u0131n h\u00fcr iradeli bir ilk ilkesi de\u011fildir. Tabiatta m\u00fcndemi\u00e7 (i\u00e7ine sokulmu\u015f, i\u00e7kin) bir g\u00fc\u00e7t\u00fcr.\" \/>\n<link rel=\"canonical\" href=\"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/deizm-sakli-materyalizm-modern-sirk-ya-da-jean-jacques-rousseaunun-vaniasi\/\" \/>\n<meta property=\"og:locale\" content=\"tr_TR\" \/>\n<meta property=\"og:type\" content=\"article\" \/>\n<meta property=\"og:title\" content=\"Deizm-Sakl\u0131 Materyalizm-Modern \u015eirk Ya Da Jean-Jacques Rousseau\u2019nun Vania\u2019s\u0131 - M\u0130SAK- Mill\u00ee Strateji Ara\u015ft\u0131rma Kurulu\" \/>\n<meta property=\"og:description\" content=\"Deizm, eskilere giden bir felsefe olup, biz onu en olgun \u015fekilde, J. J. Rousseau, Voltaire vb. ayd\u0131nlanma \u00e7a\u011f\u0131 filozoflar\u0131ndan \u00f6\u011freniyoruz. Rousseau onu \u201cEmil Yahut Terbiyeye Dair\u201d eserinde bir g\u00fczel anlat\u0131r.Rousseau, materyalizmi (maddeci felsefeyi) yetersiz bulur, tenkit eder ve K\u00fcll\u00ee Kudret sahibi dedi\u011fi gibi Tanr\u0131 anlay\u0131\u015f\u0131na yer verir. Fakat deizmin tanr\u0131s\u0131, \u00e2lemin\/tabiat\u0131n, e\u015fyan\u0131n h\u00fcr iradeli bir ilk ilkesi de\u011fildir. Tabiatta m\u00fcndemi\u00e7 (i\u00e7ine sokulmu\u015f, i\u00e7kin) bir g\u00fc\u00e7t\u00fcr.\" \/>\n<meta property=\"og:url\" content=\"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/deizm-sakli-materyalizm-modern-sirk-ya-da-jean-jacques-rousseaunun-vaniasi\/\" \/>\n<meta property=\"og:site_name\" content=\"M\u0130SAK- Mill\u00ee Strateji Ara\u015ft\u0131rma Kurulu\" \/>\n<meta property=\"article:published_time\" content=\"2023-04-05T19:29:24+00:00\" \/>\n<meta property=\"og:image\" content=\"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-content\/uploads\/2023\/04\/Deizm-Sakli-Materyalizm-Modern-Sirk-Ya-Da-Jean-Jacques-Rousseaunun-Vaniasi.png\" \/>\n\t<meta property=\"og:image:width\" content=\"1200\" \/>\n\t<meta property=\"og:image:height\" content=\"800\" \/>\n<meta name=\"twitter:card\" content=\"summary_large_image\" \/>\n<meta name=\"twitter:label1\" content=\"Tahmini okuma s\u00fcresi\">\n\t<meta name=\"twitter:data1\" content=\"18 dakika\">\n<script type=\"application\/ld+json\" class=\"yoast-schema-graph\">{\"@context\":\"https:\/\/schema.org\",\"@graph\":[{\"@type\":\"Organization\",\"@id\":\"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/#organization\",\"name\":\"Mill\\u00ee D\\u00fc\\u015f\\u00fcnce Merkezi\",\"url\":\"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/\",\"sameAs\":[],\"logo\":{\"@type\":\"ImageObject\",\"@id\":\"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/#logo\",\"inLanguage\":\"tr\",\"url\":\"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-content\/uploads\/2018\/09\/mdmLogo-yazisiz.jpg\",\"width\":422,\"height\":422,\"caption\":\"Mill\\u00ee D\\u00fc\\u015f\\u00fcnce Merkezi\"},\"image\":{\"@id\":\"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/#logo\"}},{\"@type\":\"WebSite\",\"@id\":\"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/#website\",\"url\":\"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/\",\"name\":\"M\\u0130SAK- Mill\\u00ee Strateji Ara\\u015ft\\u0131rma Kurulu\",\"description\":\"D\\u00fcnyaya T\\u00fcrk\\u00e7\\u00fc Bak\\u0131\\u015f\",\"publisher\":{\"@id\":\"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/#organization\"},\"potentialAction\":[{\"@type\":\"SearchAction\",\"target\":\"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/?s={search_term_string}\",\"query-input\":\"required name=search_term_string\"}],\"inLanguage\":\"tr\"},{\"@type\":\"ImageObject\",\"@id\":\"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/deizm-sakli-materyalizm-modern-sirk-ya-da-jean-jacques-rousseaunun-vaniasi\/#primaryimage\",\"inLanguage\":\"tr\",\"url\":\"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-content\/uploads\/2023\/04\/Deizm-Sakli-Materyalizm-Modern-Sirk-Ya-Da-Jean-Jacques-Rousseaunun-Vaniasi.png\",\"width\":1200,\"height\":800},{\"@type\":\"WebPage\",\"@id\":\"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/deizm-sakli-materyalizm-modern-sirk-ya-da-jean-jacques-rousseaunun-vaniasi\/#webpage\",\"url\":\"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/deizm-sakli-materyalizm-modern-sirk-ya-da-jean-jacques-rousseaunun-vaniasi\/\",\"name\":\"Deizm-Sakl\\u0131 Materyalizm-Modern \\u015eirk Ya Da Jean-Jacques Rousseau\\u2019nun Vania\\u2019s\\u0131 - M\\u0130SAK- Mill\\u00ee Strateji Ara\\u015ft\\u0131rma Kurulu\",\"isPartOf\":{\"@id\":\"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/#website\"},\"primaryImageOfPage\":{\"@id\":\"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/deizm-sakli-materyalizm-modern-sirk-ya-da-jean-jacques-rousseaunun-vaniasi\/#primaryimage\"},\"datePublished\":\"2023-04-05T19:29:24+00:00\",\"dateModified\":\"2023-04-05T19:29:24+00:00\",\"description\":\"Deizm, eskilere giden bir felsefe olup, biz onu en olgun \\u015fekilde, J. J. Rousseau, Voltaire vb. ayd\\u0131nlanma \\u00e7a\\u011f\\u0131 filozoflar\\u0131ndan \\u00f6\\u011freniyoruz. Rousseau onu \\u201cEmil Yahut Terbiyeye Dair\\u201d eserinde bir g\\u00fczel anlat\\u0131r.Rousseau, materyalizmi (maddeci felsefeyi) yetersiz bulur, tenkit eder ve K\\u00fcll\\u00ee Kudret sahibi dedi\\u011fi gibi Tanr\\u0131 anlay\\u0131\\u015f\\u0131na yer verir. Fakat deizmin tanr\\u0131s\\u0131, \\u00e2lemin\/tabiat\\u0131n, e\\u015fyan\\u0131n h\\u00fcr iradeli bir ilk ilkesi de\\u011fildir. Tabiatta m\\u00fcndemi\\u00e7 (i\\u00e7ine sokulmu\\u015f, i\\u00e7kin) bir g\\u00fc\\u00e7t\\u00fcr.\",\"breadcrumb\":{\"@id\":\"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/deizm-sakli-materyalizm-modern-sirk-ya-da-jean-jacques-rousseaunun-vaniasi\/#breadcrumb\"},\"inLanguage\":\"tr\",\"potentialAction\":[{\"@type\":\"ReadAction\",\"target\":[\"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/deizm-sakli-materyalizm-modern-sirk-ya-da-jean-jacques-rousseaunun-vaniasi\/\"]}]},{\"@type\":\"BreadcrumbList\",\"@id\":\"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/deizm-sakli-materyalizm-modern-sirk-ya-da-jean-jacques-rousseaunun-vaniasi\/#breadcrumb\",\"itemListElement\":[{\"@type\":\"ListItem\",\"position\":1,\"item\":{\"@type\":\"WebPage\",\"@id\":\"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/\",\"url\":\"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/\",\"name\":\"Anasayfa\"}},{\"@type\":\"ListItem\",\"position\":2,\"item\":{\"@type\":\"WebPage\",\"@id\":\"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/deizm-sakli-materyalizm-modern-sirk-ya-da-jean-jacques-rousseaunun-vaniasi\/\",\"url\":\"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/deizm-sakli-materyalizm-modern-sirk-ya-da-jean-jacques-rousseaunun-vaniasi\/\",\"name\":\"Deizm-Sakl\\u0131 Materyalizm-Modern \\u015eirk Ya Da Jean-Jacques Rousseau\\u2019nun Vania\\u2019s\\u0131\"}}]},{\"@type\":\"Article\",\"@id\":\"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/deizm-sakli-materyalizm-modern-sirk-ya-da-jean-jacques-rousseaunun-vaniasi\/#article\",\"isPartOf\":{\"@id\":\"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/deizm-sakli-materyalizm-modern-sirk-ya-da-jean-jacques-rousseaunun-vaniasi\/#webpage\"},\"author\":{\"@id\":\"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/#\/schema\/person\/180a137280ed073d016027c445efb872\"},\"headline\":\"Deizm-Sakl\\u0131 Materyalizm-Modern \\u015eirk Ya Da Jean-Jacques Rousseau\\u2019nun Vania\\u2019s\\u0131\",\"datePublished\":\"2023-04-05T19:29:24+00:00\",\"dateModified\":\"2023-04-05T19:29:24+00:00\",\"mainEntityOfPage\":{\"@id\":\"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/deizm-sakli-materyalizm-modern-sirk-ya-da-jean-jacques-rousseaunun-vaniasi\/#webpage\"},\"commentCount\":0,\"publisher\":{\"@id\":\"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/#organization\"},\"image\":{\"@id\":\"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/deizm-sakli-materyalizm-modern-sirk-ya-da-jean-jacques-rousseaunun-vaniasi\/#primaryimage\"},\"keywords\":\"bilim,deizm,Din,Felsefe,\\u0130slam,J.J. Rousseau,kutsal kitap,materyalizm,naturalizm,tanr\\u0131\",\"inLanguage\":\"tr\",\"potentialAction\":[{\"@type\":\"CommentAction\",\"name\":\"Comment\",\"target\":[\"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/deizm-sakli-materyalizm-modern-sirk-ya-da-jean-jacques-rousseaunun-vaniasi\/#respond\"]}]},{\"@type\":\"Person\",\"@id\":\"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/#\/schema\/person\/180a137280ed073d016027c445efb872\",\"name\":\"Y\\u00fcmni Sezen\",\"image\":{\"@type\":\"ImageObject\",\"@id\":\"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/#personlogo\",\"inLanguage\":\"tr\",\"url\":\"https:\/\/secure.gravatar.com\/avatar\/454a3815289c2bf0ece550b0f146fda3?s=96&d=mm&r=g\",\"caption\":\"Y\\u00fcmni Sezen\"}}]}<\/script>\n<!-- \/ Yoast SEO plugin. -->","_links":{"self":[{"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/17016"}],"collection":[{"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/users\/13"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=17016"}],"version-history":[{"count":8,"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/17016\/revisions"}],"predecessor-version":[{"id":17025,"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/17016\/revisions\/17025"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/media\/17022"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=17016"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=17016"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=17016"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}