{"id":2814,"date":"2018-07-15T19:55:08","date_gmt":"2018-07-15T16:55:08","guid":{"rendered":"http:\/\/misak.millidusunce.com\/?p=2814"},"modified":"2018-07-16T10:05:51","modified_gmt":"2018-07-16T07:05:51","slug":"tarihsel-din-soylemleri-acisindan-15-temmuzun-analizi-ve-elestirisi-2","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/tarihsel-din-soylemleri-acisindan-15-temmuzun-analizi-ve-elestirisi-2\/","title":{"rendered":"Tarihsel din s\u00f6ylemleri a\u00e7\u0131s\u0131ndan &#8220;15 Temmuz&#8221;un analizi ve ele\u015ftirisi"},"content":{"rendered":"<h2><img loading=\"lazy\" decoding=\"async\" class=\"size-full wp-image-2807 aligncenter\" src=\"http:\/\/misak.millidusunce.com\/wp-content\/uploads\/2018\/07\/ayd\u0131nlanmasb.jpg\" alt=\"\" width=\"670\" height=\"500\" srcset=\"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-content\/uploads\/2018\/07\/ayd\u0131nlanmasb.jpg 670w, https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-content\/uploads\/2018\/07\/ayd\u0131nlanmasb-150x112.jpg 150w, https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-content\/uploads\/2018\/07\/ayd\u0131nlanmasb-300x224.jpg 300w\" sizes=\"auto, (max-width: 670px) 100vw, 670px\" \/><\/h2>\n<h2>Giri\u015f: Sorunlar Yeni De\u011fil<\/h2>\n<p>M\u00fcsl\u00fcmanlar, saltanat y\u00f6netiminin, d\u00fcnyevile\u015fmenin (sek\u00fclerle\u015fme), etnik ayr\u0131mc\u0131l\u0131\u011f\u0131n (\u015fu\u00fbbiyye\/asabiyyet), siyasi despotizmin ve hukuksuzlu\u011fun ortaya \u00e7\u0131kard\u0131\u011f\u0131 din\u00ee, siyasi ve toplumsal sorunlarla ilk defa modern d\u00f6nemde kar\u015f\u0131la\u015fmad\u0131lar. Hz. Peygamber d\u00f6neminden bug\u00fcne kadar bunlar sorun olmaya devam etti ve onlarla ba\u015f edebilmek i\u00e7in M\u00fcsl\u00fcmanlar yeni yol ve y\u00f6ntemler denediler. \u0130sl\u00e2m d\u00fc\u015f\u00fcnce tarihinde sorunlara farkl\u0131 \u00e7\u00f6z\u00fcm aray\u0131\u015flar\u0131 ve farkl\u0131 yakla\u015f\u0131mlar\u0131n ilk tezah\u00fcrlerine bireysel olarak sahabe ve sonraki ku\u015fak (tabi\u00een) d\u00f6neminde, toplumsal tezah\u00fcrlerine ise Emeviler ve Abbas\u00eeler d\u00f6neminde rastlanan Zahirilik (H\u00e2ric\u00eelik ve Hadis Taraftarlar\u0131), B\u00e2t\u0131n\u00eeilik (\u015ei\u00ee ve Suf\u00ee irfanc\u0131l\u0131k)<a href=\"#_ftn1\" name=\"_ftnref1\">[1]<\/a> ve Ak\u0131l Taraftarl\u0131\u011f\u0131 (Rey Taraftarlar\u0131, M\u00fcrcie, Mutezile ve Maturidilik) yakla\u015f\u0131mlar\u0131, dini anlama, anlatma yorumlama ve ya\u015fama konusundaki tarihsel bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131lar\u0131 olarak<a href=\"#_ftn2\" name=\"_ftnref2\"><sup>[2]<\/sup><\/a> farkl\u0131 isim ve g\u00f6r\u00fcn\u00fcmler alt\u0131nda g\u00fcn\u00fcm\u00fczde de b\u00fct\u00fcn canl\u0131l\u0131\u011f\u0131yla varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcrmektedir. Dolay\u0131s\u0131yla M\u00fcsl\u00fcmanlar aras\u0131nda g\u00fcn\u00fcm\u00fczde ya\u015fanan sorunlar\u0131 tarihte hi\u00e7 ya\u015fanmam\u0131\u015f tamamen yeni sorunlar olarak g\u00f6rmek do\u011fru de\u011fildir. Bir\u00e7ok sorun ve \u00e7\u00f6z\u00fcm yolu, \u015fekil ve muhteva olarak belki farkl\u0131yd\u0131, ancak sebep ve sonu\u00e7lar\u0131 incelendi\u011finde birbirine benziyordu. Sadece bu sorunlar\u0131n \u00e7\u00f6z\u00fcm\u00fc i\u00e7in \u00fcretilen y\u00f6ntem ve usuller, ya da paradigmalar, farkl\u0131 isimler alt\u0131nda ve de\u011fi\u015fik bi\u00e7imlerde kendini g\u00f6steriyordu.<\/p>\n<h2>Akla Abbasilerin \u0130lk Y\u00fczy\u0131l\u0131 Geliyor<\/h2>\n<p>Emeviler ve Abbas\u00eelerin ilk y\u00fczy\u0131l\u0131nda M\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131\u011f\u0131 sorunlar\u0131 tahlil etmek, \u00f6zellikle de din-siyaset ili\u015fkisi ve din-toplum ili\u015fkisini do\u011fru \u00e7\u00f6z\u00fcmlemek, T\u00fcrkiye&#8217;de din\u00ee d\u00fc\u015f\u00fcnce konusundaki zihniyet sorunlar\u0131n\u0131 ve kutupla\u015fmalar\u0131 daha iyi anlayabilmek a\u00e7\u0131s\u0131ndan son derece \u00f6nemlidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu zihniyetler, Cumhuriyet d\u00f6neminde ya\u015fanan sorunlar\u0131n \u00e7\u00f6z\u00fcm\u00fcnde de kendisini \u015fu ya da bu \u015fekilde g\u00f6stermektedir. T\u00fcrkiye&#8217;de hayat\u0131n din\u00ee, siyasi ve toplumsal alanlar\u0131nda kar\u015f\u0131la\u015f\u0131lan sorunlar, onlarla ilgili ortaya konulan \u00e7\u00f6z\u00fcmlere bakt\u0131\u011f\u0131m\u0131zda Abbas\u00eelerin ilk y\u00fczy\u0131l\u0131, \u00f6zellikle Mem\u00fbn&#8217;un d\u00f6nemi akl\u0131m\u0131za gelmektedir. O zaman iktidar m\u00fccadelesi, \u00f6nce Kurey\u015f&#8217;in iki b\u00fcy\u00fck kabilesi olan Emeviler ve H\u00e2\u015fimiler aras\u0131nda, daha sonra H\u00e2\u015fimilerin iki b\u00fcy\u00fck boyu Talibo\u011fullar\u0131 ve Abbaso\u011fullar\u0131 aras\u0131nda ya\u015fan\u0131yordu. G\u00fc\u00e7l\u00fc olan kabile iktidara sahip oluyor ve saltanat genelde ayn\u0131 soyda babadan o\u011fula veya yak\u0131nlar\u0131na ge\u00e7iyordu. <em>Ancak iktidar\u0131n me\u015frula\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131 hep din\u00ee arg\u00fcmanlarla yap\u0131l\u0131yordu.<\/em><\/p>\n<p>Sosyal ve yerle\u015fik hayata intibak etmekte g\u00fc\u00e7l\u00fckler ya\u015fayan bir grup, bu buhranl\u0131 ve tehlikeli s\u00fcre\u00e7ten kurtulabilmenin yolu olarak, Arap k\u00fclt\u00fcr\u00fc ve bedevi hayat\u0131n sorun \u00e7\u00f6zme y\u00f6ntemlerinden birisi olan g\u00fc\u00e7 kullanmay\u0131 se\u00e7ti. Tepkiselli\u011fi ve asabiyet (kabilecilik) de\u011ferlerini \u00f6nceleyen bu zihniyet Haric\u00eeler olarak tezah\u00fcr etti ve siyas\u00ee-din\u00ee bir harekete d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fc. Emeviler d\u00f6neminde, k\u00fc\u00e7\u00fck ve b\u00fcy\u00fck \u00e7apl\u0131 onlarca ayaklanma ve \u015fiddet eylemleri ger\u00e7ekle\u015ftirdiler, ancak iktidar\u0131 de\u011fi\u015ftiremediler ve sorunlar\u0131 \u00e7\u00f6zmek yerine daha b\u00fcy\u00fck sorunlara yol a\u00e7t\u0131lar. <em>Bu zihniyetin temsilcileri, k\u00e2fir, M\u00fcsl\u00fcman, m\u00fcnaf\u0131k, f\u00e2s\u0131k, iman ve \u0130sl\u00e2m gibi kavramlar\u0131 kendi kat\u0131 anlay\u0131\u015flar\u0131 do\u011frultusunda \u015fiddet i\u00e7erikli, d\u0131\u015flay\u0131c\u0131 ve \u00e7at\u0131\u015fmac\u0131 unsurlarla tan\u0131mlad\u0131lar.<\/em> \u0130nsanlar\u0131n iman\u0131n\u0131 sorgulayan ve onlar\u0131 tekfir ederek \u0130sl\u00e2m toplumunun d\u0131\u015f\u0131na atan bu hareket siyasi iktidar\u0131n n\u00fcfuzunun zay\u0131f oldu\u011fu b\u00f6lgelerde etkili olduysa da, bir s\u00fcre sonra ya de\u011fi\u015fmek veya yok olmakla kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya kald\u0131.<\/p>\n<h2>Arap olmayan M\u00fcsl\u00fcmanlarla Gelen Ak\u0131lc\u0131l\u0131k<\/h2>\n<p><em>Arap olmayan M\u00fcsl\u00fcmanlar aras\u0131ndan \u00e7\u0131kan ve \u015fehir k\u00fclt\u00fcr\u00fcnde yeti\u015fmi\u015f, kurum ve kurumlardan, hukuktan haberdar baz\u0131 kimseler, Emevilerin kaderci siyasi anlay\u0131\u015flar\u0131na kar\u015f\u0131 sorgulay\u0131c\u0131 ve ele\u015ftirel bir yol izledi.<\/em> Bu din s\u00f6ylemi, Ebu Hanife&#8217;nin ba\u015f\u0131n\u0131 \u00e7ekti\u011fi Rey Taraftarlar\u0131, M\u00fcrcie ve Mutezile olarak tarihe ge\u00e7ti. Siyas\u00ee tart\u0131\u015fmalardan ve g\u00fcndelik politikadan uzak, sivil bir hukuk ve entelekt\u00fcel bir gelenek olu\u015fturmak amac\u0131yla ilm\u00ee faaliyetlere y\u00f6neldiler. Onlar, sosyal ve ilm\u00ee stat\u00fc elde etmek yoluyla iktidar \u00fczerinde etkili olmaya \u00e7al\u0131\u015ft\u0131. \u00d6zellikle Ash\u00e2bu&#8217;r-Rey, Hanefiler ve M\u00fcrcie, 10. asr\u0131n ba\u015flar\u0131nda \u0130mam M\u00e2tur\u00eed\u00ee ve Semerkant ulemas\u0131, <em>Halife&#8217;nin, M\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n toplu karar\u0131 ve m\u00fczakeresiyle se\u00e7ilece\u011fini ilkele\u015ftirmek istediler. Din ile \u015feriat\u0131, diyanet ile siyaseti birbirinden ay\u0131rd\u0131lar.<\/em> <em>Dini toplumun birlik ve beraberli\u011fini sa\u011flayan bir kurum olarak g\u00f6rd\u00fcler. \u0130nan\u00e7lar\u0131 sorgulaman\u0131n yanl\u0131\u015fl\u0131\u011f\u0131na dikkat \u00e7ektiler. Kur&#8217;an ayetlerini farkl\u0131 anlamak ve yorumlamakla (tevil) insanlar\u0131n k\u00fcfre girmeyece\u011fini ve tekfir edilemeyece\u011fini savundular. Kurey\u015fli ile Kurey\u015fli olmayan\u0131n, Arap M\u00fcsl\u00fcman ile Arap olmayan M\u00fcsl\u00fcman\u0131n imanda e\u015fitli\u011fi u\u011fruna m\u00fccadele verdiler. \u0130nsanlar\u0131n din\u00ee sorumlulu\u011fu ve ahlakl\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131n temeline akl\u0131 ve c\u00fcz\u2019i iradeyi koydular.<\/em> Yeri geldi Emevilere kar\u015f\u0131 direndiler, yeri geldi s\u00f6zl\u00fc ve yaz\u0131l\u0131 olarak ele\u015ftirdiler, ama onlara kar\u015f\u0131 daima mesafeli durdular. Elde ettikleri ilmi birikim sebebiyle, bir k\u0131sm\u0131 baz\u0131 siyas\u00ee g\u00f6revler \u00fcstlenmekten \u00e7ekinmediler, hatta Emevilerin baz\u0131 do\u011fru kararlar\u0131na destek oldular. <em>Bazen ele\u015ftirileri hayatlar\u0131na mal oldu. Baz\u0131lar\u0131 hapiste i\u015fkence sonucu, baz\u0131lar\u0131 ise dara\u011fac\u0131nda can verdi.<\/em><\/p>\n<h2>H\u00e2kimiyet Kavgas\u0131 ve Mehdi\/Kurtar\u0131c\u0131 Bekleme<\/h2>\n<p>H\u00e2\u015fimilerin yan\u0131nda yer alanlar\u0131n olu\u015fturdu\u011fu di\u011fer bir kesim, Emevi zulm\u00fcnden ancak H\u00e2\u015fimileri iktidara getirmek suretiyle kurtulabileceklerine inand\u0131. Ancak g\u00fc\u00e7l\u00fc bir takibat s\u00f6z konusu oldu\u011fundan yer alt\u0131na \u00e7ekilerek \u00f6rg\u00fctlendiler ve faaliyetlerini gizli s\u00fcrd\u00fcrd\u00fcler. Arab\u0131n Ehl-i Beytlerinden olan H\u00e2\u015fimo\u011fullar\u0131n\u0131n iki b\u00fcy\u00fck soyu T\u00e2lib\u00ee veya Abbas\u00eelerden kurtar\u0131c\u0131 olarak g\u00f6rd\u00fckleri kimselere \u00fcmit ba\u011flad\u0131lar. Bu buhranl\u0131 d\u00f6nemden \u00e7\u0131k\u0131\u015fta siyas\u00ee liderli\u011fe (Mehdilik) namzet H\u00e2\u015fimo\u011fullar\u0131n\u0131 (Talibi ve Abbas\u00ee) bayrakla\u015ft\u0131rarak imam veya mehdi ad\u0131yla bir kurtar\u0131c\u0131 beklediler. Sonu\u00e7ta Emevilerden memnun olmayan mevalinin de deste\u011fini alarak Ebu M\u00fcslim liderli\u011finde ger\u00e7ekle\u015ftirdikleri bir ihtil\u00e2lle Emevileri devirdiler. Ancak H\u00e2\u015fimilerin iki kolu Abbaso\u011fullar\u0131 ve Talibo\u011fullar\u0131 kendi aralar\u0131nda anla\u015fmazl\u0131\u011fa d\u00fc\u015ft\u00fcler. Abbaso\u011fullar\u0131 iktidara Talibo\u011fullar\u0131n\u0131 ortak etmedi. Hatta iktidara gelince t\u0131pk\u0131 Emeviler gibi Talipo\u011fullar\u0131 \u00fczerinde siyasi bask\u0131lar\u0131n\u0131 art\u0131rd\u0131lar. Bu duruma kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kan Talibo\u011fullar\u0131n\u0131 destekleyen a\u015f\u0131r\u0131 \u015eiiler olarak isimlendirilen f\u0131rkalar t\u00fcredi. Bunlara yap\u0131lan bask\u0131lar sonucunda ba\u015fta \u0130smail\u00eeler olmak \u00fczere bir k\u0131sm\u0131 faaliyetlerini gizli s\u00fcrd\u00fcrd\u00fc. Bu olumsuz d\u00f6nemden kurtulmak i\u00e7in &#8220;hakikatin \u00f6zel, gizli ve sakl\u0131 ilahi bilgisine ermi\u015f&#8221; ve Allah taraf\u0131ndan desteklendi\u011fine, tayin edildi\u011fine inan\u0131lan karizmatik ki\u015filiklerin gelmesini beklediler. Bu kurtar\u0131c\u0131 fikrini, &#8220;sezgi ve tefekk\u00fcr&#8221; yoluyla elde edilen &#8220;hikmet ve s\u0131rl\u0131 bilgi (gnostik)&#8221; ile ve hermes k\u00fclt\u00fcr\u00fcndeki irfan s\u00f6ylemiyle g\u00fc\u00e7lendirmek ve din\u00ee me\u015fruiyet kazand\u0131rmak i\u00e7in \u00e7aba g\u00f6sterdiler. M\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n hemen hemen tamam\u0131 \u0130smail\u00eelik ile zirveye ula\u015fan irfan\u00eeli\u011fe tav\u0131r ald\u0131. Ancak b\u00e2t\u0131ni s\u00f6ylemin ate\u015fli savunucular\u0131 olan \u0130smail\u00eeler, her ge\u00e7en g\u00fcn daha da g\u00fc\u00e7lendi. Din\u00ee bilginin ancak imam\u0131n \u00f6\u011fretmesiyle \u00f6\u011frenilebilece\u011fi ilkesini merkeze alan \u0130smail\u00eeye, b\u00e2t\u0131n\u00eeli\u011fin \u00f6z\u00fcn\u00fc te\u015fkil eden kurtar\u0131c\u0131 fikri olan Mehdilikten yararlanarak 9. asr\u0131n sonlar\u0131nda Fat\u0131miler devletini kurdu.<\/p>\n<h2>\u0130ktidar Kavgas\u0131na Tepki: Hayattan Koparak \u0130\u00e7e Kapanma<\/h2>\n<p>Emev\u00ee-H\u00e2\u015fim\u00ee iktidar kavgas\u0131ndan zarar g\u00f6ren ve ya\u015fanan dramatik olaylar sonucu \u00fcmitlerini kaybeden, dindarl\u0131klar\u0131n\u0131n tehdit alt\u0131nda oldu\u011funa inanan baz\u0131 kimseler, zahitli\u011fi bir hayat tarz\u0131 olarak tercih etti. Emevi saltanat\u0131n\u0131n ba\u015f\u0131ndan itibaren halk ve y\u00f6neticiler aras\u0131nda K\u00fcfe, Basra, Mekke ve Medine&#8217;de i\u00e7ki \u00e2lemlerinin, e\u011flence ve sefahatin artmas\u0131 sonucunda, Irak&#8217;ta, \u015eam, Hicaz, K\u00fcfe ve Basra gibi b\u00fcy\u00fck \u015fehirlerdeki kimi \u00e7evreler, &#8220;z\u00fchd&#8221;\u00fc bir hayat tarz\u0131 olarak se\u00e7tiler.<a href=\"#_ftn3\" name=\"_ftnref3\"><sup>[3]<\/sup><\/a> Zahitler ve daha sonra s\u00fbf\u00eeler olarak yayg\u0131nla\u015facak olan bu hareket, sadece Emevilere kar\u015f\u0131 bir protesto hareketi de\u011fildi ayn\u0131 zamanda Haric\u00eelerin dindarl\u0131\u011f\u0131n \u015fekl\u00ee boyutuna vurgu yapmalar\u0131na, amelleri\/taatleri iman\u0131n \u00f6n\u00fcne \u00e7\u0131karmalar\u0131na, insanlar\u0131n hayat ve m\u00fclkiyet haklar\u0131na, inan\u00e7 h\u00fcrriyetleri \u00fczerinde bask\u0131 kurmaya ve \u015fiddet eylemlerine kalk\u0131\u015fmalar\u0131na ve de baz\u0131 Mutezil\u00eelerin kendi g\u00f6r\u00fc\u015flerini ba\u015fkalar\u0131na zorla kabul ettirme ve naslar\u0131n s\u0131n\u0131rlar\u0131n\u0131 zorlayan a\u015f\u0131r\u0131 ak\u0131lc\u0131l\u0131\u011f\u0131na da bir tepkiydi.<\/p>\n<p>Z\u00fchd hareketi, kurr\u00e2 (Kur&#8217;an okuyucular), z\u00fchh\u00e2d (zahitler) veya kuss\u00e2s (k\u0131ssa anlatanlar) ad\u0131 verilen, &#8220;Kur&#8217;an okuduk\u00e7a ve vaz ettik\u00e7e a\u011flayan bir s\u0131n\u0131f insan\u0131n faaliyetleriyle&#8221;<a href=\"#_ftn4\" name=\"_ftnref4\"><sup>[4]<\/sup><\/a> ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131. Bu kimseler, halk \u00fczerinde etkili olabilmek ve ikna edici olabilmek i\u00e7in Yahudi, Hristiyan, Gnostik, Budist ve Zerd\u00fc\u015ft kaynaklardan gelen bilgileri Kur&#8217;an&#8217;daki k\u0131ssalarla birle\u015ftirerek anlat\u0131yorlard\u0131. Bu buhranl\u0131 d\u00f6nemde zahitler de, Emev\u00ee ve Abbas\u00ee zulm\u00fcnden kurtulmak i\u00e7in a\u015f\u0131r\u0131 \u015eii gruplar\u0131n yapt\u0131\u011f\u0131 gibi irfan\u00ee s\u00f6ylemi kulland\u0131lar. B\u00f6ylece \u015eii irfanc\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131n yan\u0131nda, ilham, ke\u015fif ve r\u00fcyalara kutsall\u0131k atfeden, &#8220;d\u00fc\u015f\u00fcnce ve ya\u015fay\u0131\u015flar\u0131yla s\u00fbf\u00eelik ile \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131 kayna\u015ft\u0131rmaya \u00e7al\u0131\u015fan&#8221;<a href=\"#_ftn5\" name=\"_ftnref5\"><sup>[5]<\/sup><\/a> S\u00fcnn\u00ee irfanc\u0131l\u0131\u011f\u0131 ortaya \u00e7\u0131kt\u0131. B\u00e2t\u0131ni s\u00f6ylemi benimseyen S\u00fcnn\u00ee irfanc\u0131l\u0131k, d\u0131\u015f k\u00fclt\u00fcrlerden ve \u015eii irfanc\u0131l\u0131\u011f\u0131 propaganda eden kaynaklardan etkilenerek Mehdilik fikrini sistemlerinin bir par\u00e7as\u0131 h\u00e2line getirdiler Bu anlay\u0131\u015f yap\u0131lan bask\u0131 ve zul\u00fcmden zarar g\u00f6rm\u00fc\u015f kitleler \u00fczerinde etkili oldu. Fazlur Rahman, z\u00fchd ve tasavvuf hareketinin S\u00fcnni \u0130sl\u00e2m d\u00fcnyas\u0131nda me\u015fru h\u00e2le gelmesini \u0130sl\u00e2m idealinin toplumsal hayatta ger\u00e7ekle\u015fmemesinin fark\u0131na var\u0131lmas\u0131ndan sonra \u00e7\u00f6z\u00fcm aray\u0131\u015f\u0131na ba\u011flamakta ve \u015fu \u015fekilde izah etmektedir:<\/p>\n<p><em>\u201cS\u00f6z konusu bu Mehdilik nazariyesi ile Hz. \u0130sa&#8217;n\u0131n \u0130kinci Geli\u015fi hakk\u0131ndaki nazariyenin i\u00e7 i\u00e7e girmesi tabii olan bir geli\u015fme \u0130sl\u00e2m\u00ee idealin toplum hayat\u0131nda ger\u00e7ekle\u015fmedi\u011fini iyiden iyiye fark eden S\u00fcnn\u00ee \u0130sl\u00e2m D\u00fcnyas\u0131&#8217;nda bile bu \u00e7e\u015fit fikirler vaizlerin de yard\u0131m\u0131yla, hayal k\u0131r\u0131kl\u0131\u011f\u0131na u\u011fram\u0131\u015f halk\u0131n kalplerinde haz\u0131r bir yer buldu. Mehdi fikri, S\u00fcnni kel\u00e2m sistemine resmen sokulmamakla beraber S\u00fcnn\u00ee halk aras\u0131nda \u00f6nemini daima korudu. Daha sonra \u0130sl\u00e2m&#8217;a geni\u015f \u00f6l\u00e7\u00fcde giren Yahudi ve Hristiyan kaynakl\u0131 uydurma fikirler de bu faaliyet alan\u0131n\u0131n i\u00e7ine girmektedir.\u201d<\/em><a href=\"#_ftn6\" name=\"_ftnref6\">[6]<\/a><\/p>\n<h2>Emevilere Kar\u015f\u0131 di\u011fer bir Cephe: K\u00f6ktenciler<\/h2>\n<p>Emevilere kar\u015f\u0131 en ciddi muhalefet cephelerinden birisi, onlar\u0131n inan\u00e7, ibadet ve muamel\u00e2t alan\u0131ndaki baz\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015f ve uygulamalar\u0131n\u0131 bidat kabul edip tekrar saadet asr\u0131 (alt\u0131n \u00e7a\u011f) veya selef-i s\u00e2lih\u00een olarak g\u00f6rd\u00fckleri Hz. Peygamber, sahabe ve sonraki ku\u015fak (t\u00e2bi\u00een) d\u00f6nemine d\u00f6nmek isteyenlerden olu\u015fuyordu. Problemlerin \u00e7\u00f6z\u00fcm\u00fcn\u00fc ge\u00e7mi\u015fin geleneksel hayat bi\u00e7imlerinde (As\u00e2r) veya s\u00fcnnet ad\u0131 verilen din\u00ee tecr\u00fcbede arayan bu kesim Abbas\u00eeler d\u00f6neminde g\u00fc\u00e7l\u00fc bir taraftar kitlesi edindi. Dinin anla\u015f\u0131lmas\u0131nda zahir\u00ee bir s\u00f6ylemi \u00f6ne \u00e7\u0131karan ve laf\u0131z-m\u00e2n\u00e2 ili\u015fkisinde lafz\u0131 \u00f6nceleyen, din\u00ee nasslarda mecaz\u0131 reddeden, akla, kel\u00e2m ve felsefeye kar\u015f\u0131 yo\u011fun bir m\u00fccadele i\u00e7ine giren bu kesim Hadis Taraftarlar\u0131 olarak isimlendirildi. Ba\u015fta \u0130mam M\u00e2lik ve taraftarlar\u0131, Ahmet b. Hanbel ve taraftarlar\u0131, \u0130mam \u015eafi\u00ee ve taraftarlar\u0131 bu grubun i\u00e7erisinde yer ald\u0131. Bu hareket Abbas\u00eelerin ilk y\u00fczy\u0131l\u0131nda ve Mutezilenin mahk\u00fbm edildi\u011fi y\u0131llarda, &#8220;selef-i s\u00e2lih\u00een&#8221; ad\u0131n\u0131 verdikleri alt\u0131n \u00e7a\u011f\u0131 Hz. Peygamber ve sonras\u0131ndaki ilk \u00fc\u00e7 nesil ile s\u0131n\u0131rland\u0131rd\u0131. Bundan sonraki nesiller ve tarih, onlara g\u00f6re, her ge\u00e7en g\u00fcn daha k\u00f6t\u00fcye gitmekte ve k\u0131yametin kopmas\u0131n\u0131 haz\u0131rlayan olumsuz al\u00e2metlere sahne olmaktayd\u0131. K\u00f6t\u00fc gidi\u015fattan M\u00fcceddid veya Mehdi yoluyla kurtulma fikri bu kesimler aras\u0131nda da b\u00fcy\u00fck ilgi g\u00f6rd\u00fc. Bu beklentilerin me\u015frula\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131 i\u00e7in Mehdilik ile ilgili rivayetler, 9. as\u0131rdan itibaren haz\u0131rlanan hadis k\u00fclliyat\u0131na girdi. Bu d\u00f6nemin din\u00ee tecr\u00fcbesi ile ilgili veriler hadis, s\u00fcnnet veya \u00e2s\u00e2r ad\u0131 alt\u0131nda toplanarak zengin bir edebiyat olu\u015fturuldu. Bu kesimler, zengin edebiyatlar\u0131 ve daha sonra baz\u0131 siyasilerin deste\u011fi ile Ehl-i S\u00fcnnet&#8217;in toplumsal taban\u0131n\u0131 olu\u015fturan halk kitlelerini ve onlar\u0131n \u0130sl\u00e2m yorumlar\u0131n\u0131 derinden etkiledi. Gelenek\u00e7i-Muhafazak\u00e2r kanat, bir d\u00f6nem Abbas\u00ee devletinin din politikalar\u0131na kar\u015f\u0131 oldu\u011fu kadar Ebu Hanife reycili\u011fi ve Mutezile ak\u0131lc\u0131l\u0131\u011f\u0131na da kar\u015f\u0131 oldular. <em>Bedevi toplumunun k\u00fclt\u00fcrel izlerini ta\u015f\u0131yan H\u00e2ric\u00eelik ile Arap k\u00fclt\u00fcr\u00fcn\u00fcn etkisinden kurtulamayan ve metnin z\u00e2hirine s\u0131k\u0131 s\u0131k\u0131ya ba\u011fl\u0131 kalan Hadis Taraftarlar\u0131, iman anlay\u0131\u015f\u0131, baz\u0131 noktalarda M\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131 tekfir, ibadetlerin terki h\u00e2linde zora ba\u015fvurma ve g\u00fc\u00e7 kullanma konular\u0131nda birbirine yak\u0131nla\u015ft\u0131lar. <\/em>Nasslar\u0131 anlama ve hayat\u0131 ya\u015famada laf\u0131zc\u0131 ve \u015fekl\u00ee bir anlay\u0131\u015f\u0131 savunmalar\u0131 dolay\u0131s\u0131yla her iki s\u00f6ylemi, Zahirilik ad\u0131 alt\u0131nda birle\u015ftirmek m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. H\u00e2ric\u00eelik, Emeviler d\u00f6neminden sonra bir \u00e7\u00f6z\u00fcm yolu olmaktan \u00e7\u0131km\u0131\u015f ise de Z\u00e2hirili\u011fi esas alan ve \u015fiddete ba\u015fvuran kesimler hep olmu\u015ftur. <em>\u00d6zellikle Hanbelilik, Zahir\u00ee anlay\u0131\u015f\u0131n en a\u015f\u0131r\u0131 u\u00e7lar\u0131nda yer alan ve zaman zaman \u015fiddete ba\u015fvuran bir harekete evrilmi\u015ftir. 18. as\u0131rda ortaya \u00e7\u0131kan Vehhab\u00eelik ve g\u00fcn\u00fcm\u00fczdeki Selefi ak\u0131mlar\u0131 da b\u00f6yle bir evrilmenin sonucudur.<\/em><\/p>\n<h2>Z\u00e2hir\u00eeler, B\u00e2t\u0131niler ve Ak\u0131lc\u0131lar<\/h2>\n<p>\u0130sl\u00e2m d\u00fc\u015f\u00fcnce tarihinde hayat\u0131n din\u00ee, toplumsal ve siyas\u00ee alanlar\u0131nda olduk\u00e7a \u00f6nemli sorunlarla kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya kal\u0131nd\u0131\u011f\u0131nda Zahir\u00ee, Ak\u0131lc\u0131\/Reyci ve B\u00e2t\u0131ni zihniyetler devreye sokuldu ve sorunlar\u0131n \u00fcstesinden gelinmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131ld\u0131. Mem\u00fbn d\u00f6neminde ya\u015fanan &#8220;mihne&#8221; hadisesi \u00fczerinden bu d\u00f6nemin r\u00f6ntgeni \u00e7ekildi\u011finde bu \u00fc\u00e7 yakla\u015f\u0131m\u0131n varl\u0131\u011f\u0131 ve etki alan\u0131 a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6r\u00fclmektedir. Hermes\u00e7ilik ve Maniheist gnostisizmden beslenen \u015eii-B\u00e2t\u0131n\u00eeler, di\u011fer tarafta hadis veya gelenekler (\u00e2s\u00e2r) olarak aktar\u0131lan metinlerinin z\u00e2hirine s\u0131k\u0131 s\u0131k\u0131ya ba\u011flanan Z\u00e2hir\u00eeler\/Hadis Taraftarlar\u0131 ve \u00f6teki tarafta meselelere ak\u0131l yoluyla \u00e7\u00f6z\u00fcm arayan Rey Taraftarlar\u0131\/Ak\u0131lc\u0131lar bulunmaktad\u0131r. Siyaset, en az\u0131ndan M\u00fctevekkil\u2019e kadar (831-846), bu \u00fc\u00e7 gruptan \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fcn\u00fc din anlay\u0131\u015f\u0131nda \u00f6ne \u00e7\u0131karmak istedi. Halife Memun ve kendinden sonraki iki halife, \u015eii irfanc\u0131l\u0131\u011f\u0131 ve Hadis Taraftarl\u0131\u011f\u0131n\u0131n Zahir\u00ee s\u00f6ylemiyle m\u00fccadele edebilmek i\u00e7in akl\u00ee s\u00f6ylemi se\u00e7mi\u015f idiler. S\u00f6ylendi\u011fine g\u00f6re Mem\u00fbn r\u00fcyas\u0131nda Aristo&#8217;yu g\u00f6rd\u00fc ve Aristo kendisine &#8220;iyilik ve g\u00fczellik&#8221;i bilmenin yolu olarak \u00f6nce akl\u0131, sonra \u015feriat\u0131 ve sonra toplumu tavsiye etti. Bu d\u00f6nemde Reyci\/ak\u0131lc\u0131 Hanef\u00ee \u00e2limler ve Mutezil\u00ee m\u00fctekellimler desteklendi. Onlardan bir k\u0131sm\u0131na resm\u00ee g\u00f6revler verildi. Hukuki uygulamalarda ve \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131 di\u011fer k\u00fclt\u00fcr ve medeniyetlere kar\u015f\u0131 savunmada onlardan yararlan\u0131ld\u0131.<\/p>\n<h2>Di\u011fer \u0130kisinin Ak\u0131lc\u0131l\u0131\u011fa H\u00fccumu:<\/h2>\n<h2>Ak\u0131lc\u0131l\u0131k Zay\u0131flad\u0131k\u00e7a Z\u00e2hir\u00ee-B\u00e2t\u0131ni \u00c7at\u0131\u015fmas\u0131n\u0131n \u015eiddetlenmesi<\/h2>\n<p>Memun ve ard\u0131ndan gelen iki halife, sonu\u00e7ta birinci derecede tehlike olarak g\u00f6rd\u00fckleri \u015eii \u0130rfanc\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 ortadan kald\u0131rma politikas\u0131 ile me\u015fgul iken, kar\u015f\u0131lar\u0131nda ondan daha g\u00fc\u00e7l\u00fc ba\u015fka bir kesimi Zahir\u00ee din anlay\u0131\u015f\u0131 savunucular\u0131n\u0131 buldular. Z\u00e2hir\u00ee-Hanbel\u00ee zihniyet, o g\u00fcnden bug\u00fcne Ehl-i S\u00fcnnet&#8217;i ku\u015fatmay\u0131 s\u00fcrd\u00fcrd\u00fc. B\u00e2t\u0131ni zihniyet \u015eafi\u00ee ve E\u015f&#8217;ar\u00ee \u00e2limlerin s\u00fbf\u00eeli\u011fe yak\u0131nla\u015fmas\u0131 ve onu me\u015frula\u015ft\u0131rmas\u0131yla birlikte S\u00fcnn\u00ee kesimlerde gittik\u00e7e g\u00fc\u00e7lendi. <em>Bask\u0131c\u0131 din politikalar\u0131n\u0131n uyguland\u0131\u011f\u0131 d\u00f6nemlerde, Z\u00e2hir\u00ee ve B\u00e2t\u0131ni anlay\u0131\u015f\u0131n toplumda etkisini art\u0131rmas\u0131, reyci\/ak\u0131lc\u0131 kesimi olumsuz etkiledi. <\/em><em>Hatta <\/em><em>ak\u0131lc\u0131 \u00e2limler i\u015fkence g\u00f6rd\u00fc, eserleri bidat ve sap\u0131k fikirler i\u00e7erdi\u011fi iddias\u0131yla mahk\u00fbm edildi.<\/em><\/p>\n<p>B\u00e2t\u0131ni s\u00f6ylem ve Z\u00e2hir\u00ee din s\u00f6ylemi aras\u0131ndaki kutupla\u015fma, M\u00fcsl\u00fcman zihinleri dumura u\u011fratt\u0131. Bunun sonucu olarak ele\u015ftirel yakla\u015f\u0131m\u0131 ve insan iradesini \u00f6ne \u00e7\u0131karan Kel\u00e2m, Felsefe ve Ak\u0131lc\u0131l\u0131k, haks\u0131z itham ve sald\u0131r\u0131lara maruz kald\u0131. Bu gelenekler S\u00fbf\u00ee ve Z\u00e2hir\u00ee anlay\u0131\u015fa yak\u0131nla\u015ft\u0131k\u00e7a me\u015fruiyet kazand\u0131, uzakla\u015ft\u0131k\u00e7a sald\u0131r\u0131ya u\u011frad\u0131.<\/p>\n<p><em>Ak\u0131lc\u0131\/reycili\u011fin zay\u0131flad\u0131\u011f\u0131 d\u00f6nemlerde, Z\u00e2hir\u00ee s\u00f6ylem ile \u0130rfan\u00ee s\u00f6ylem aras\u0131ndaki m\u00fccadele ve rekabet artt\u0131. \u00d6yle ki, k\u00f6kleri reycili\u011fe dayanan Hanef\u00ee-Maturid\u00ee \u00e7evreleri de etkiledi. Zahir\u00ee zihniyet ile b\u00e2t\u0131n\u0131 zihniyet kutupla\u015fmas\u0131, Osmanl\u0131&#8217;da Kad\u0131z\u00e2deliler-Sivas\u00eeler aras\u0131ndaki tart\u0131\u015fmalara yans\u0131d\u0131. Hatta, 18 ve 19. as\u0131rlarda Tatarlar aras\u0131nda Hanefileri Kadimciler ve Cedit\u00e7iler olarak ikiye ay\u0131rd\u0131.<\/em><\/p>\n<p>Medreseler \u00fczerinden aktar\u0131lan gelenek\u00e7i anlay\u0131\u015f ile tekkeler yoluyla devam ettirilen \u0130rfani anlay\u0131\u015f aras\u0131ndaki rekabet, T\u00fcrkiye Cumhuriyeti&#8217;nin ba\u015flang\u0131\u00e7 d\u00f6neminde ya\u015fanan Tevhid-i Tedrisat ile tekke ve zaviyelerin la\u011fvedilmesi gibi k\u00f6kl\u00fc de\u011fi\u015fimlerde ya do\u011frudan veya dolayl\u0131 yollardan kendisini g\u00f6stermeye devam etti. Osmanl\u0131 d\u00f6neminden ba\u015flayarak T\u00fcrk toplumunu iyice ku\u015fatan B\u00e2t\u0131ni anlay\u0131\u015f, cumhuriyetin ilk y\u0131llar\u0131nda Hanef\u00ee-Maturid\u00ee \u00e7evreleri, Nak\u015fibend\u00eelik ve Nurculuk yoluyla kontrol etmeye ba\u015flad\u0131. Cumhuriyet d\u00f6neminde Z\u00e2hid Kevser\u00ee&#8217;nin \u015fahs\u0131nda bayrakla\u015ft\u0131r\u0131lan \u0130sl\u00e2mc\u0131 s\u00f6ylem, hem Suf\u00ee-B\u00e2t\u0131ni e\u011filimleri<a href=\"#_ftn7\" name=\"_ftnref7\"><sup>[7]<\/sup><\/a> hem de Z\u00e2hir\u00ee-siyas\u00ee e\u011filimleri i\u00e7inde bar\u0131nd\u0131r\u0131yordu. G\u00fcn\u00fcm\u00fczde \u0130rfanc\u0131 ve gelenek\u00e7i Hanefilik<a href=\"#_ftn8\" name=\"_ftnref8\"><sup>[8]<\/sup><\/a> denebilecek bir e\u011filim bu \u00e7izgide devam etmektedir.<\/p>\n<h2>Ak\u0131lc\u0131lara kar\u015f\u0131 S\u00f6zde Hanefiler<\/h2>\n<p><em>Di\u011fer tarafta Musa Carullah, Muhammed Abduh, <\/em><em>Seyit Bey, <\/em><em>Hamdi Yaz\u0131r ve Mehmet Akif Ersoy&#8217;un ba\u015f\u0131n\u0131 \u00e7ekti\u011fi Maturidilik vurgusu a\u011f\u0131r basan Cedit\u00e7i Hanefilik vard\u0131, bu iki kesim aras\u0131ndaki rekabet, bug\u00fcn de mevcuttur. Birinciler, ikincileri akla ve Kur&#8217;an&#8217;a m\u00fcracaat etmesi ve din\u00ee d\u00fc\u015f\u00fcncede yenilenmeyi ve klasik f\u0131k\u0131h kitaplar\u0131n\u0131 tenkit s\u00fczgecinden ge\u00e7irmeyi savunmalar\u0131 dolay\u0131s\u0131yla modernist, oryantalist ve mezhepsizler olarak damgalamaktad\u0131r. Bu noktada Kadimci Hanefilik veya \u0130rfanc\u0131 Hanefilik ak\u0131lc\u0131 damara kar\u015f\u0131 birle\u015fmi\u015f g\u00f6r\u00fcnmektedir.<\/em> Bu e\u011filim, Nak\u015fibend\u00eeli\u011fe mensup cemaatler aras\u0131nda g\u00fc\u00e7l\u00fc bir tabana sahiptir. Bu kesimler, \u0130rfanc\u0131\/B\u00e2t\u0131ni s\u00f6yleme kaym\u0131\u015f Hanef\u00ee f\u0131k\u0131h kitaplar\u0131na ve metinlere mahk\u00fbm olmu\u015f, Ebu Hanife&#8217;nin ak\u0131lc\u0131 ve reycili\u011finden habersiz s\u00f6zde Hanef\u00eelerdir. Z\u00e2hid Kevser\u00ee\u2019nin Reyci\/ak\u0131lc\u0131 Hanef\u00ee-Matur\u00eed\u00ee gelenek ile hangi noktalarda ters d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fc hususu ayr\u0131 bir makale konusudur. Ancak medreseliler aras\u0131nda savunulan f\u0131k\u0131h gelene\u011fine teslim olmu\u015f Kadimcilik, T\u00fcrkiye&#8217;de Z\u00e2hir\u00eelik ve B\u00e2t\u0131n\u00eelik aras\u0131nda gidip gelen Hanef\u00ee tarz\u0131n\u0131 temsil etmektedir. <em>Cedit\u00e7ilik ise, cumhuriyet, milliyet\u00e7ilik, laiklik ve demokrasi gibi bat\u0131da \u00fcretilen insan\u00ee de\u011ferleri \u0130sl\u00e2m\u00ee de\u011ferlerle uzla\u015ft\u0131rmaya <\/em><em>\u00e7al\u0131\u015fan fikr\u00ee ve felsef\u00ee bir <\/em><em>hareket h\u00e2line gelmi\u015ftir.<\/em><\/p>\n<h2>Cumhuriyetten sonra B\u00e2t\u0131niler ile Z\u00e2hir\u00eelerin Aleyhtarl\u0131kta Birle\u015fmesi<\/h2>\n<p>Hil\u00e2fetin kald\u0131r\u0131lmas\u0131, \u015eer&#8217;\u00ee hukukun ilgas\u0131 ve laikli\u011fin benimsenmesiyle birlikte T\u00fcrkiye&#8217;de din\u00ee d\u00fc\u015f\u00fcncede cidd\u00ee k\u0131r\u0131lmalar ve de\u011fi\u015fimler ya\u015fand\u0131. Baz\u0131 kesimler, bu de\u011fi\u015fimleri dinsizlik olarak yorumlad\u0131. Cumhuriyet&#8217;in kurucu kadrosu ise hukuk ve siyasette dinin m\u00fcessiriyetini azaltmak ve Osmanl\u0131&#8217;dan devral\u0131nan \u0130rfanc\u0131 ve Zahir\u00ee din anlay\u0131\u015f\u0131yla m\u00fccadele edebilmek i\u00e7in pozitivizmin din ele\u015ftirilerini kulland\u0131. Bunun resm\u00ee din anlay\u0131\u015f\u0131na d\u00f6n\u00fc\u015fmesi T\u00fcrkiye&#8217;de kutupla\u015fman\u0131n taraflar\u0131n\u0131 yeniden belirledi. Bir tarafta pozitivist anlay\u0131\u015fa y\u00f6nelen ve din\u00ee h\u00fcrriyetleri kontrol alt\u0131na almak isteyen Kat\u0131 Laik\u00e7iler, di\u011fer tarafta onlar\u0131n bask\u0131lar\u0131ndan ma\u011fdur ve mazlum durumuna d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f Kat\u0131 Muhafazak\u00e2r veya Siyas\u00ee \u0130slamc\u0131lar vard\u0131. Bu kutupla\u015fma S\u00fbfi-\u0130rfan\u00ee s\u00f6ylemciler ile Z\u00e2hir\u00ee gelenek\u00e7ileri Pozitivizm, Laiklik ve Kemalizm aleyhtarl\u0131\u011f\u0131 noktas\u0131nda birle\u015ftirmekteydi. Cumhuriyet d\u00f6neminde, pozitivist ve kat\u0131 laik\u00e7i politikalara uygun olarak din\u00ee hayat ve h\u00fcrriyetler \u00fczerindeki bask\u0131lar, t\u0131pk\u0131 Abbas\u00eeler d\u00f6neminde oldu\u011fu gibi, B\u00e2t\u0131n\u00eeli\u011fin\/irfan\u00eeli\u011fin ve Z\u00e2hir\u00ee\/\u015fekilci anlay\u0131\u015f\u0131n g\u00fc\u00e7lenmesiyle neticelendi. Bu bask\u0131 ve mihnet d\u00f6nemi, irfan\u00ee\/s\u00fbf\u00ee s\u00f6yleme sahip kimseleri, kendilerini gizlemeye ve farkl\u0131 muhitlerde farkl\u0131 kimliklerle var olmaya sevketti. <em>Bu durumdan kurtulmak i\u00e7in, devleti ve onu y\u00f6neten kadrolar\u0131 ele ge\u00e7irmeyi ideolojik bir hedef olarak belirlediler. Devleti iyi y\u00f6netilmesi gereken bir kurum olarak de\u011fil fethedilmesi gereken bir d\u00fc\u015fman olarak alg\u0131lad\u0131lar. \u0130slamc\u0131lar\u0131n hemen hemen tamam\u0131 evrim veya devrim yoluyla devleti ele ge\u00e7irmeyi ve halifeli\u011fe d\u00f6nmeyi fikr\u00ee sistemlerinin \u00f6ncelikleri aras\u0131na koydu.<\/em><\/p>\n<h2>B\u00e2t\u0131ni ve Z\u00e2hir\u00ee anlay\u0131\u015f\u0131n yeni \u00f6rg\u00fctlenme modelleri: Tarikat de\u011fil Cemaat<\/h2>\n<p>Cumhuriyet d\u00f6neminde tarikatlar\u0131n yasaklanmas\u0131 ve tekke-derg\u00e2hlar\u0131n kapat\u0131lmas\u0131 bu yap\u0131lar\u0131 daha da g\u00fc\u00e7lendirdi. \u0130leri gelenlerinin hukuk\u00ee ve inzibati takibe u\u011framalar\u0131, onlar\u0131 mensuplar\u0131 g\u00f6z\u00fcnde ayr\u0131ca kahramanla\u015ft\u0131rd\u0131. Geleneksel derg\u00e2h ve tekke yap\u0131lanmas\u0131n\u0131 kaybeden tarikat \u00e7evreleri, modernitenin getirdi\u011fi yeni \u00f6rg\u00fctlenme bi\u00e7imlerinden cemaat \u00f6rg\u00fctlenmesine, dernek, vak\u0131f ve sendikala\u015fmaya y\u00f6neldiler veya \u00e7ok partili d\u00f6neme ge\u00e7i\u015fle birlikte siyas\u00ee \u00f6rg\u00fctlenmelerin i\u00e7inde yer almaya ya da onlar \u00fczerinden siyasette etkili olmaya \u00e7al\u0131\u015ft\u0131lar. Bir k\u0131sm\u0131, tarikatlar\u0131n yasak olmas\u0131 ve ceza\u00ee-hukuk\u00ee takibat\u0131 gerektirmesi sebebiyle tarikat ismini kullanmamaya \u00f6zen g\u00f6sterdi. B\u00e2t\u0131ni anlay\u0131\u015f\u0131 benimsemi\u015f olan Said Nurs\u00ee, bu tuza\u011fa d\u00fc\u015fmemek i\u00e7in, &#8220;zaman tarikat zaman\u0131 de\u011fil \u015feriat\/hakikat zaman\u0131&#8221; diyerek etraf\u0131ndakileri Nur \u015eakirtleri veya Nur Cemaati olarak isimlendirdi. <em>Cemaat kavram\u0131, S\u00fcleymanc\u0131lar, Erenk\u00f6y, \u0130smaila\u011fa, I\u015f\u0131k\u00e7\u0131lar, \u0130skenderpa\u015fa, Menzilciler veya Kadir\u00eeleri kapsayacak \u015fekilde ve Cumhuriyet ideolojisine kar\u015f\u0131 olmay\u0131 ima eden \u015femsiye bir kavram olarak kullan\u0131ld\u0131.<\/em> Bunlar, derg\u00e2h ve tekkesi olmayan, faaliyetlerini gizli s\u00fcrd\u00fcren s\u00fbf\u00ee yap\u0131lard\u0131. <em>Cumhuriyet d\u00f6neminde yeni bir forma giren bu yap\u0131lar (cemaatler), ki\u015fileri kutsalla\u015ft\u0131rma, gizli ve \u0130l\u00e2h\u00ee bilgiye sahip olma, Res\u00fblullah ile soy ba\u011f\u0131 kurma, Ehl-i Beyt&#8217;ten olma, mehdi ve mesih bekleme, tevess\u00fcl, r\u00fcya, istihare ve ilhamlara kutsiyet y\u00fckleme ve onlarla hareket etme, \u015fifah\u00ee k\u00fclt\u00fcrden beslenme, gavs, kutup ve ric\u00e2l\u00fc\u2019l-gayb\u0131n d\u00fcnyay\u0131 kontrol etti\u011fine inanma; ak\u0131l, kel\u00e2m ve felsefe aleyhtarl\u0131\u011f\u0131; laiklik ve demokrasiyi dinsizlik ve k\u00fcf\u00fcr olarak alg\u0131lama konusunda hemen hemen ayn\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015fleri payla\u015ft\u0131lar.<\/em><\/p>\n<h2>Cemaatlerde Etnik\u00e7ilik ve Takiyye: G\u00fcnah\u0131n Cemaat \u00e7\u0131kar\u0131 i\u00e7in Sevaba D\u00f6n\u00fc\u015fmesi<\/h2>\n<p><em>Cemaatler aras\u0131nda baz\u0131 kesimler, milliyet\u00e7ili\u011fe kavmiyet\u00e7ilik ve \u0131rk\u00e7\u0131l\u0131k derken, kendi etnisitelerini \u0130sl\u00e2mc\u0131l\u0131k \u00fcmmet\u00e7ilik kisvesi alt\u0131nda savunmaktan da geri durmad\u0131lar.<\/em> Bu din\u00ee gruplar, ki\u015filerdeki ailev\u00ee, mill\u00ee ve mezheb\u00ee aidiyetler yerine ba\u011fl\u0131 olduklar\u0131 cemaate mensubiyeti \u00f6ne \u00e7\u0131kard\u0131lar. <em>Bask\u0131 alt\u0131nda olan bu cemaatlerden baz\u0131lar\u0131, kendi i\u00e7lerindekilere farkl\u0131, ba\u015fkalar\u0131na farkl\u0131 davrand\u0131lar; gizli \u00f6rg\u00fctlenmenin getirdi\u011fi halet-i ruhiye ile dinin temel esaslar\u0131na, haram ve hel\u00e2llerine ters olan<\/em> <em>baz\u0131 inan\u00e7 ve uygulamalar\u0131 me\u015frula\u015ft\u0131ran bir cemaat ahl\u00e2k\u0131 veya f\u0131kh\u0131 olu\u015fturdular.<\/em> <em>Bu yolla, itikad\u0131, siyaseti ve amel\u00ee hayat\u0131 kontrol alt\u0131nda tutmaya \u00e7al\u0131\u015ft\u0131lar.<\/em><\/p>\n<p>Devlet ba\u015ftan beri, Z\u00e2hir\u00ee ve \u0130rfan\u00ee din s\u00f6ylemlerinin \u00f6n\u00fcn\u00fc kesmeye, bilimsel zihniyetle, pozitivist yollarla ve bask\u0131c\u0131 laikli\u011fi kullanarak her ikisini kontrol alt\u0131nda tutmaya \u00e7al\u0131\u015ft\u0131. Siyasi iktidarlar, ihtil\u00e2l d\u00f6nemlerinde ve sonras\u0131nda cemaatler \u00fczerinde bask\u0131y\u0131 art\u0131rd\u0131k\u00e7a ve hukuku atlayarak keyf\u00ee uygulamalara ba\u015fvurduk\u00e7a, Z\u00e2hir\u00ee ve \u0130rfanc\u0131 din s\u00f6yleminin hayat\u0131n \u00e7e\u015fitli alanlar\u0131nda daha etkili olmas\u0131n\u0131n zeminini haz\u0131rlad\u0131.<\/p>\n<h2>D\u0131\u015f Etkiler: Arap Selefili\u011fi ve \u0130ran \u201c\u0130slam Devrimi\u201d<\/h2>\n<p>\u00c7ok partili d\u00f6neme ge\u00e7i\u015f s\u00fcrecinde gerek \u0130rfan\u00ee anlay\u0131\u015f\u0131 gerekse Z\u00e2hir\u00ee gelenek\u00e7i anlay\u0131\u015f\u0131 benimseyenler, ba\u015flang\u0131\u00e7ta sa\u011f partilerle, daha sonras\u0131nda ise siyas\u00ee \u0130slamc\u0131 cephelerle veya partilerle birlikte hareket ettiler. Ancak T\u00fcrkiye&#8217;deki din\u00ee-toplumsal yap\u0131lar, bir yandan da \u0130sl\u00e2m anlay\u0131\u015flar\u0131nda Arap d\u00fcnyas\u0131nda gittik\u00e7e g\u00fc\u00e7lenen Selefi ideolojiden ve &#8220;\u0130ran \u0130sl\u00e2m Devrimi\u201dnden etkilenmeye ba\u015flad\u0131. \u0130sl\u00e2m d\u00fcnyas\u0131ndaki Selefi ideoloji ve siyasi \u0130slamc\u0131l\u0131k dalgas\u0131 T\u00fcrkiye&#8217;deki cemaatlerin din alg\u0131lar\u0131nda \u00f6nemli bir de\u011fi\u015fikli\u011fe ve par\u00e7alanmaya da yol a\u00e7t\u0131. Bu durum baz\u0131 kesimlerin daha siyas\u00ee bir dil kullanmalar\u0131na, T\u00fcrkiye d\u0131\u015f\u0131ndaki siyas\u00ee \u0130sl\u00e2mc\u0131 ak\u0131mlardan \u0130hv\u00e2n-\u0131 M\u00fcslim\u00een ve Cema\u00e2t-i \u0130sl\u00e2miye gibi yap\u0131larla ili\u015fkiye girmelerine, onlar\u0131n T\u00fcrk\u00e7e&#8217;ye \u00e7evrilen eserleri \u00fczerinden din\u00ee-siyasi kimliklerini yeniden tan\u0131mlamalar\u0131na ve B\u00e2t\u0131ni s\u00f6ylem ile aralar\u0131na mesafe koymalar\u0131na sebep oldu. Mill\u00ee G\u00f6r\u00fc\u015f hareketi, b\u00f6yle bir ayr\u0131\u015fman\u0131n sonucunda ortaya \u00e7\u0131kt\u0131 ve kendi siyasi otoritesine boyun e\u011fmedikleri s\u00fcrece, B\u00e2t\u0131ni\/S\u00fbf\u00ee cemaatlerle yollar\u0131n\u0131 ay\u0131rd\u0131.<\/p>\n<p>T\u00fcrkiye&#8217;deki k\u00f6kl\u00fc siyasi, toplumsal ve k\u00fclt\u00fcrel de\u011fi\u015fimler sonucunda Nurculuk, kendi i\u00e7erisinde Okuyucu, Yaz\u0131c\u0131, K\u0131rk\u0131nc\u0131, Fethullah\u00e7\u0131 ve di\u011fer gruplara ayr\u0131ld\u0131. Sonu\u00e7ta daha \u00f6nce Kat\u0131 Laik\u00e7iler kar\u015f\u0131s\u0131nda tek cephe olan \u0130sl\u00e2mc\u0131 blok, &#8220;\u0130ran \u0130sl\u00e2m Devrimi&#8221; ve &#8220;Selefi ideoloji&#8221;nin etkisiyle B\u00e2t\u0131ni irfan\u0131 benimseyenler ve siyasi bir dili benimseyenler olarak ikiye ayr\u0131ld\u0131. <em>Cemaatler, madd\u00ee menfaatlerini koruyabilmek ve iktidar\u0131n nimetlerini payla\u015fabilmek i\u00e7in muhafazak\u00e2r partilere yak\u0131n durdular. Hatta bazen devleti iktidarla birlikte y\u00f6netmeye kalk\u0131\u015ft\u0131lar. Siyasette, b\u00fcrokraside ve ticari sekt\u00f6rlerde b\u00fcy\u00fck imk\u00e2nlar elde ettiler.<\/em><\/p>\n<h2>Cemaatler: S\u00f6zde Hanefi-Maturidi \u00d6zde B\u00e2t\u0131ni<\/h2>\n<p>1950\u2019lerden itibaren T\u00fcrkiye&#8217;nin toplumsal taban\u0131nda ve din\u00ee d\u00fc\u015f\u00fcncesinde etkili olmaya ba\u015flayan yeni akt\u00f6rlerden Nurculuk, S\u00fcleymanc\u0131l\u0131k, I\u015f\u0131k\u00e7\u0131l\u0131k ile Nak\u015fibend\u00eelik ve Kadirilik gibi S\u00fbf\u00ee yap\u0131lanmalar\u0131n tamam\u0131, B\u00e2t\u0131ni din s\u00f6yleminden besleniyordu. Bu \u0130rfanc\u0131 s\u00f6yleme mensup olanlar\u0131n bir k\u0131sm\u0131 kendisinin Hanefi-M\u00e2tur\u00eed\u00ee oldu\u011funu iddia etse de Hanefilikle ili\u015fkileri f\u0131kh\u00ee uygulamalar\u0131 taklit seviyesini ge\u00e7memektedir. \u0130mam M\u00e2tur\u00eed\u00ee ile ili\u015fkilerine gelince, b\u00fct\u00fcn\u00fcyle semboliktir. Bu kesimlerin ak\u0131l, kel\u00e2m ve felsefe aleyhtarl\u0131\u011f\u0131 yapmalar\u0131, i\u00e7tihat ve tecdide kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kmalar\u0131, \u0130mam Ebu Hanife ve \u0130mam M\u00e2tur\u00eed\u00ee ak\u0131lc\u0131l\u0131\u011f\u0131ndan ne kadar uzakla\u015ft\u0131klar\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6stermektedir. Bu sebeple Nak\u015fibend\u00ee kesimlerin Kevser\u00ee \u00fczerinden Hanefilik ve Maturidilik savunular\u0131 da sahici de\u011fildir. \u0130mam M\u00e2tur\u00eed\u00ee ve Kevser\u00ee&#8217;nin g\u00f6r\u00fc\u015fleri aras\u0131nda yap\u0131lacak k\u00fc\u00e7\u00fck bir mukayese, b\u00f6yle bir iddian\u0131n yanl\u0131\u015fl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ortaya koyacakt\u0131r. Kevser\u00ee&#8217;nin f\u0131k\u0131h, tasavvuf ve kelami g\u00f6r\u00fc\u015fleri<a href=\"#_ftn9\" name=\"_ftnref9\">[9]<\/a> \u0130mam M\u00e2turid\u00ee&#8217;nin din-\u015feriat ayr\u0131m\u0131, diyanet-siyaset ayr\u0131m\u0131, i\u00e7tihat ile nesih ve ilham\u0131 bir bilgi kayna\u011f\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131 gibi temel fikirleriyle \u00e7eli\u015fmektedir. Kevseri&#8217;nin &#8220;M\u00e2tur\u00eediyye&#8217;ye mensup&#8221;<a href=\"#_ftn10\" name=\"_ftnref10\">[10]<\/a> veya &#8220;20. y\u00fczy\u0131l\u0131n M\u00e2tur\u00eediyye m\u00fcceddidi&#8221;<a href=\"#_ftn11\" name=\"_ftnref11\">[11]<\/a> olarak takdim edilmesi durumu de\u011fi\u015ftirmemektedir.<\/p>\n<h2>Bat\u0131ni\/\u0130rfan\u00ee S\u00f6ylem ve 15 Temmuz<\/h2>\n<p>15 Temmuz darbe giri\u015fiminin B\u00e2t\u0131ni\/\u0130rfan\u00ee s\u00f6ylemi benimseyen Fethullah G\u00fclen ve Cemaatine k\u00f6r\u00fc k\u00f6r\u00fcne ba\u011flanan sivil ve askeri kesimler taraf\u0131ndan tertiplenmi\u015f oldu\u011fu \u00fczerinde herhangi bir \u015f\u00fcphe kalmam\u0131\u015ft\u0131r. Fethullah G\u00fclen, vaazlar\u0131nda ve kitaplar\u0131nda, Said Nurs\u00ee&#8217;nin fikirlerine dayanm\u0131\u015f, ancak bu fikirleri daha da &#8220;ileri&#8221; g\u00f6t\u00fcrm\u00fc\u015ft\u00fcr. <em>Onun hareketinde kilit kavram mehdiliktir. <\/em>Said Nurs\u00ee&#8217;nin &#8220;\u015fahs-\u0131 manev\u00ee&#8221; olarak temsili m\u00fcmk\u00fcn olan sembolik mehdilik fikri Fethullah G\u00fclen taraf\u0131ndan kendi cemaati i\u00e7in kullan\u0131ld\u0131. B\u00f6yle bir fikir, onlar\u0131 kendi cemaatlerini Mehdi\u2019nin manev\u00ee \u015fahsiyetinin temsilcisi<a href=\"#_ftn12\" name=\"_ftnref12\"><sup>[12]<\/sup><\/a> ve &#8220;\u00e2hir zaman cemaati&#8221;<a href=\"#_ftn13\" name=\"_ftnref13\"><sup>[13]<\/sup><\/a> oldu\u011fu iddias\u0131na g\u00f6t\u00fcrm\u00fc\u015ft\u00fcr. S\u00fcnn\u00ee kesimlerde mehdilik fikri, \u00f6zellikle S\u00fcnn\u00ee tarikatlarda yayg\u0131n idi. Mehdilik fikri, S\u00fbf\u00eeli\u011fe dair eserler, Risale-i Nurlar ve K\u00fct\u00fcb-i Sitte&#8217;nin T\u00fcrk\u00e7e&#8217;ye \u00e7evirisi yoluyla toplumda yayg\u0131nla\u015ft\u0131. <em>Fethullah G\u00fclen, mehdilik fikrini, di\u011fer nurcular\u0131 ve Suf\u00ee kesimleri, kendi etraf\u0131na toplamakta ustaca kulland\u0131.<\/em> G\u00fclen, Ris\u00e2le-i Nurlar&#8217;dan ald\u0131\u011f\u0131 mehdilik kutb, aktab ve ric\u00e2l-i gayb, r\u00fcya ve ilham gibi kavramlar\u0131 g\u00fcncelle\u015ftirdi ve bunlar\u0131 sisteminin merkezine yerle\u015ftirdi. Fethullah G\u00fclen, ihtil\u00e2lcilerle ve siyas\u00ee partilerle kurdu\u011fu ili\u015fkileri, bu cemaatin menfaatleri i\u00e7in kulland\u0131. E\u011fitimden bankac\u0131l\u0131\u011fa her alanda faaliyet g\u00f6steren, yurt i\u00e7i ve yurt d\u0131\u015f\u0131nda iktisadi ve siyasi dengeleri etkileyen bir g\u00fcce d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fc. Olu\u015fturduklar\u0131 cemaat f\u0131kh\u0131 ve ahl\u00e2k\u0131 ile devletin en hassas noktalar\u0131na s\u0131zmak i\u00e7in h\u0131rs\u0131zl\u0131k, \u015fantaj, yalan ve iftiray\u0131, takiyyeyi me\u015fru g\u00f6rd\u00fcler. \u00dclkenin en zeki \u00e7ocuklar\u0131n\u0131 elde ederek kendi \u00e7\u0131karlar\u0131 u\u011fruna kulland\u0131lar. Kendi i\u00e7lerinde buyurgan ve tek tiple\u015ftirici bir dil kullan\u0131rken, ba\u015fkalar\u0131na \u00e7o\u011fulcu, diyalog yanl\u0131s\u0131 ve ho\u015fg\u00f6r\u00fcl\u00fc g\u00f6r\u00fcnmeye \u00e7al\u0131\u015ft\u0131lar. Toplumda me\u015fruiyet kazanmak i\u00e7in mill\u00ee ve manevi de\u011ferleri istismar ettiler. Onlar\u0131n en b\u00fcy\u00fck zarar\u0131, \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n din\u00ee, ahlaki ve toplumsal de\u011ferlerine; T\u00fcrk toplumunun k\u00fclt\u00fcrel de\u011ferlerine oldu. \u0130sl\u00e2m&#8217;\u0131n can\u0131, mal\u0131, din\u00ee h\u00fcrriyetleri, d\u00fc\u015f\u00fcnce ve kanaat h\u00fcrriyetini ve nesilleri koruma \u015feklindeki be\u015f temel gayesini ihl\u00e2l ettiler. <em>\u0130nsanlar\u0131n, &#8220;himmet&#8221; ad\u0131 alt\u0131nda mallar\u0131n\u0131, z\u00fchd ve takva kisvesi alt\u0131nda inan\u00e7lar\u0131n\u0131 ve g\u00fcvenlerini, mehdili\u011fi kullanarak bireylerin akl\u0131n\u0131 \u00e7ald\u0131lar; &#8220;hizmet&#8221; ve &#8220;alt\u0131n nesil&#8221; ad\u0131 alt\u0131nda gen\u00e7 nesilleri ailesine, milliyetine ve devletine d\u00fc\u015fman h\u00e2le getirdiler.<\/em><\/p>\n<h2>\u00c7\u00f6z\u00fcm Tepkisel de\u011fil \u0130lkeli, Ak\u0131lc\u0131 ve Ele\u015ftirel olmal\u0131<\/h2>\n<p>Cemaat mensuplar\u0131n\u0131 tutuklayarak ve g\u00f6revinden ihra\u00e7 ederek bu meselenin k\u00f6kten ve kal\u0131c\u0131 bi\u00e7imde halledilece\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnmek \u00e7ok vahim bir hata ve yan\u0131lg\u0131ya yol a\u00e7ar. Problemi \u00e7\u00f6zme konusunda devletin bunlardan ba\u015fka almas\u0131 gereken daha pek \u00e7ok tedbir bulunmaktad\u0131r. Devlet, rekabet halinde olan Z\u00e2hir\u00ee ve B\u00e2t\u0131ni s\u00f6ylemlerle olan ili\u015fkisini g\u00f6zden ge\u00e7irmek durumundad\u0131r. Daha \u00f6nceden beri var olan bask\u0131c\u0131, tektiple\u015ftirici ve tepkisel reflekslerle de\u011fil, ancak insan hak ve h\u00fcrriyetlerini (Mek\u00e2s\u0131du&#8217;\u015f-\u015eeria) g\u00fc\u00e7lendirerek, bireysel fark\u0131ndal\u0131\u011fa ve ele\u015ftirel tutuma imk\u00e2n tan\u0131yarak yapabilir bunu. <em>Abbas\u00eeler d\u00f6neminde oldu\u011fu gibi, akl\u0131 savunanlar\u0131 politik maksatlar\u0131 i\u00e7in kullanma yoluna gitmek ve onlar \u00fczerinden di\u011fer s\u00f6ylemleri bask\u0131lamaya veya sindirmeye \u00e7al\u0131\u015fmak m\u00fcspet sonu\u00e7 vermeyecektir.<\/em> <em>As\u0131l m\u00fchim olan husus,<\/em> <em>cemaat veya radikal din\u00ee hareketlerin<\/em> <em>tasallutu alt\u0131ndaki bireyleri onlar\u0131n tahakk\u00fcm\u00fcnden kurtarmak ve onlar\u0131 \u00f6zg\u00fcrle\u015ftirmektir. \u0130nsanlara akl\u0131n\u0131 kullanmay\u0131 \u00f6\u011fretmedik\u00e7e, onlar\u0131 din ve vicdan \u00f6zg\u00fcrl\u00fcklerini t\u0131pk\u0131 namuslar\u0131 gibi ba\u015fkas\u0131n\u0131n emrine ve kontrol\u00fcne b\u0131rakamayacaklar\u0131na ikna edemedik\u00e7e ve din\u00ee alanda genel bir ayd\u0131nlanman\u0131n ger\u00e7ekle\u015ftirilemedi\u011fi s\u00fcrece, daha sonra da benzer meselelerle kar\u015f\u0131la\u015f\u0131lmas\u0131 mukadderdir.<\/em><\/p>\n<p>T\u00fcrkiye&#8217;de i\u00e7ine d\u00fc\u015f\u00fclen bu bunal\u0131mdan kurtulma konusunda, resm\u00ee d\u00fczeyde siyasi yolun d\u0131\u015f\u0131nda bir yol belirlenmemi\u015f gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor. Bu yap\u0131larla m\u00fccadele eden ilgili kurumlar, Diyanet ve \u0130lahiyatlar, S\u00fcnnili\u011fin s\u0131n\u0131rlar\u0131n\u0131 zorlayan bu B\u00e2t\u0131ni s\u00f6yleme kar\u015f\u0131 ilkeli davranmak durumundad\u0131rlar. Bu konuda yap\u0131lmas\u0131 gereken cidd\u00ee ele\u015ftirilerin, &#8220;di\u011fer cemaatler acaba ne der?&#8221; endi\u015fesiyle yap\u0131lmamas\u0131 gayr\u0131 ahl\u00e2k\u00ee oldu\u011fu kadar tehlikelidir de. S\u00f6z konusu B\u00e2t\u0131ni s\u00f6yleme kar\u015f\u0131 esasl\u0131 surette akl\u00ee ele\u015ftirilerin \u00fcretilmesine zemin haz\u0131rlanmal\u0131, f\u0131rsat ve imk\u00e2n verilmelidir. <em>Baz\u0131 siyas\u00ee \u00e7evreler ele\u015ftirilerin, ortak zihniyete sahip olduklar\u0131 S\u00fbf\u00ee-\u0130rfanc\u0131 geleneklere uzanmas\u0131n\u0131 istememektedirler. <\/em>Diyanet \u0130\u015fleri Ba\u015fkanl\u0131\u011f\u0131, ancak siyasetin -elbette hakl\u0131 olarak- ele\u015ftiri hedefine oturttu\u011fu Fethullah\u00e7\u0131 Cemaati ele\u015ftirmekte ve din\u00ee olmaktan ziyade siyas\u00ee bir dil kullanmaktad\u0131r.<\/p>\n<p><em>Diyanet bir taraftan &#8220;ihkak-\u0131 <\/em><em>keramet<\/em><em> olarak&#8221; Said Nurs\u00ee&#8217;nin eserlerini yay\u0131mlamaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131rken, di\u011fer taraftan &#8220;Sahte Mehd\u00eeci hareket&#8221; olarak g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc Fethullah G\u00fclen ve yanda\u015flar\u0131yla m\u00fccadele etmeye \u00e7al\u0131\u015fmaktad\u0131r. H\u00e2lbuki Fethullah G\u00fclen, Mehdilik ve Mesihlik fikrini Risale-i Nurlar&#8217;dan alm\u0131\u015f ve devam ettirmi\u015ftir. Onun Mehdilik ve Mesihlik fikri Said Nursi&#8217;nin bu konudaki fikirlerinin yeni ve bir ileri &#8220;s\u00fcr\u00fcm\u00fc&#8221;d\u00fcr. Diyanet yetkilileri, 2013 y\u0131l\u0131ndan \u00f6nce Diyanet&#8217;in tarihinde Said Nursi&#8217;nin eserleri ile ilgili 16 veya 17 rapor haz\u0131rland\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve bunlardan hi\u00e7 birisinin bu eserlerle ilgili olumsuz kanaat belirtmedi\u011fini \u00f6v\u00fcnerek bu cemaatin mensuplar\u0131 huzurunda ifade etmi\u015flerdir.<\/em> Ayn\u0131 Diyanet yetkilileri 15 Temmuz sonras\u0131nda Ya\u015far Kutluay&#8217;\u0131n Said Nursi, eserleri ve Nurculu\u011fu B\u00e2t\u0131ni bir hareket olarak ele\u015ftirdi\u011fi makalesini bug\u00fcnk\u00fc ele\u015ftirilerinde referans olarak kullanmaktad\u0131r. Son on y\u0131ld\u0131r Diyanet&#8217;i ve devleti sivil toplum \u00f6rg\u00fctleriyle y\u00f6netmekten bahsedenler, onlar\u0131n sivil toplum olup olmad\u0131klar\u0131n\u0131 hi\u00e7 tart\u0131\u015fmad\u0131lar. Ayr\u0131ca <em>pedagojik formasyonu olmayan, ancak bir Kur&#8217;an Kursu&#8217;ndan icazeti olan kimselerin, imam ve Kuran Kursu e\u011fiticisi olarak atanmas\u0131n\u0131n do\u011furaca\u011f\u0131 mahsurlar hi\u00e7 tart\u0131\u015f\u0131lmad\u0131.<\/em> \u015eeffaf olmayan, iktidar ve g\u00fc\u00e7 pe\u015finde olan sivil toplum \u00f6rg\u00fctlerinde Diyanet&#8217;in temsil edilmesinin yollar\u0131 aranmad\u0131. <em>Diyanet, din hizmetlerinde onlar\u0131 istihdam ederek hep alan kaybetti. Y\u0131llardan beri her Ramazan ay\u0131 boyunca devletin resm\u00ee kanallar\u0131nda ve Diyanet TV&#8217;de ak\u0131l aleyhtarl\u0131\u011f\u0131n\u0131 a\u015f\u0131layan, B\u00e2t\u0131n\u00eeli\u011fi kutsayan, gizemli, s\u0131rl\u0131, menk\u0131bevi din anlay\u0131\u015flar\u0131n\u0131 propaganda eden programlar yay\u0131mlan\u0131yor. &#8220;Sakal-\u0131 \u015ferif&#8221;, &#8220;Mehd\u00ee-i Resul&#8221; ve &#8220;Mesih-i Mevud&#8221; g\u00fcndeme geldi\u011finde, Diyanet yetkilileri \u0130rfanc\u0131lar\u0131 kar\u015f\u0131s\u0131na almaktan \u00e7ekinerek a\u00e7\u0131k ve net g\u00f6r\u00fc\u015f ortaya koyam\u0131yor. <\/em>Mehdi hadislerinin ele\u015ftirisi konusunda 6 as\u0131r evvel <em>\u0130bn Haldun&#8217;un g\u00f6sterdi\u011fi cesareti <\/em>ve ilm\u00ee seviye ve d\u00fcr\u00fcstl\u00fc\u011f\u00fc g\u00f6steremiyor. D\u0130B, darbeden hemen sonra alelacele Ola\u011fan\u00fcst\u00fc Din \u015e\u00fbras\u0131 tertipledi. H\u00e2lbuki b\u00f6yle bir konuda pek \u00e7ok \u00e7al\u0131\u015ftay ve ilm\u00ee toplant\u0131n\u0131n \u00e7ok daha \u00f6nce yap\u0131lmas\u0131 l\u00e2z\u0131m gelmez miydi? \u015e\u00fbra sonras\u0131nda al\u0131nan kararlar, a\u00e7\u0131l\u0131\u015f konu\u015fmalar\u0131nda belirlenen \u00e7er\u00e7evenin d\u0131\u015f\u0131na \u00e7\u0131kamad\u0131. \u00dcstelik Fethullah G\u00fclen ve hareketi i\u00e7in &#8220;<em>sahte mehd\u00ee<\/em>&#8221; ve &#8220;<em>mehd\u00eeci-mesih\u00e7i hareket<\/em>&#8221; tan\u0131mlamas\u0131 yap\u0131lmas\u0131 ele\u015ftiri konusu oldu. \u00c7\u00fcnk\u00fc <em>&#8220;sahte mehd\u00ee&#8221; tan\u0131mlamas\u0131, &#8220;ger\u00e7ek mehd\u00ee&#8221; fikrini z\u0131mnen kabul etmek demekti<\/em>.<\/p>\n<p>Diyanetin bir kurum olarak yapmas\u0131 gereken, Fethullah G\u00fclen&#8217;in t\u00e2 ba\u015f\u0131ndan beri yapt\u0131\u011f\u0131 konu\u015fmalar\u0131, vaazlar\u0131, yazd\u0131\u011f\u0131 eserleri ve yaz\u0131\u015fmalar\u0131 kronolojik olarak ar\u015fivleyerek ara\u015ft\u0131rmac\u0131lar\u0131n ve uzmanlar\u0131n bunlar \u00fczerinde ara\u015ft\u0131rma yapmas\u0131n\u0131 sa\u011flamak olmal\u0131yd\u0131. \u00dc\u00e7 be\u015f kitab\u0131n\u0131 okuyup birka\u00e7 vaaz\u0131n\u0131 dinleyip onlar \u00fczerinden sonu\u00e7lara ula\u015fmak medyan\u0131n yapaca\u011f\u0131 bir i\u015ftir. E\u011fer akademisyenlere b\u00f6yle bir imk\u00e2n tan\u0131sayd\u0131, bu cemaatin ta ba\u015ftan beri hangi merhalelerden ge\u00e7ti\u011fi, ne t\u00fcr de\u011fi\u015fimlere u\u011frad\u0131\u011f\u0131 ve bu milletin evlatlar\u0131n\u0131n kendi milletine kur\u015fun s\u0131kacak h\u00e2le nas\u0131l getirildikleri daha iyi anla\u015f\u0131labilirdi.<\/p>\n<h2>I\u015e\u0130D ve FET\u00d6 ile M\u00fccadele \u0130rfani\/B\u00e2t\u0131ni Zihniyetle Olmaz<\/h2>\n<p>Diyanet \u0130\u015fleri Ba\u015fkanl\u0131\u011f\u0131\u2019n\u0131n, S\u00fbf\u00ee\/\u0130rfanc\u0131 s\u00f6ylem sahibi b\u00fct\u00fcn hareketleri mercek alt\u0131na almas\u0131 ve bu konuda ilkeli davranmas\u0131 kendi yarar\u0131na olacakt\u0131r. Ele\u015ftirilerini ve g\u00f6r\u00fc\u015flerini tek bir hedefe odakla\u015ft\u0131rmamal\u0131, ayn\u0131 s\u00f6ylemi benimseyen e\u015fde\u011fer vakalar\u0131 da g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde bulundurmal\u0131d\u0131r. <em>Diyanet, G\u00fclen hareketiyle m\u00fccadelenin irfanc\u0131 bir s\u00f6ylemle m\u00fccadele oldu\u011funun hen\u00fcz fark\u0131nda de\u011fildir.<\/em> Onu din d\u0131\u015f\u0131 &#8220;sahte Mehd\u00ee hareketi&#8221; olarak g\u00f6rmek meseleyi \u00e7\u00f6zmemektedir. Ne zaman I\u015e\u0130D ve G\u00fclen hareketi ile fikr\u00ee m\u00fccadeleden s\u00f6z edilse \u00e7\u00f6z\u00fcm olarak \u0130rfani s\u00f6ylem adres g\u00f6sterilmektedir. Diyanet Dergisi&#8217;nin bir say\u0131s\u0131n\u0131 \u0130rfan\u00eelik (B\u00e2t\u0131n\u00eelik) i\u00e7in ay\u0131rmas\u0131 c\u00e2lib-i dikkattir. <em>Asl\u0131nda \u0130rfan\u00eelik (B\u00e2t\u0131n\u00eeilik) s\u00f6ylemi ne I\u015e\u0130D ile ne de G\u00fclen Hareketi ile m\u00fccadelede \u00e7aredir; \u00e7\u00fcnk\u00fc \u0130rfan\u00ee\/B\u00e2t\u0131ni zihniyet, nihayetinde \u015eii-\u0130rfan\u00ee s\u00f6ylemi ile ayn\u0131 noktada bulu\u015facakt\u0131r.<\/em><\/p>\n<p>Bir taraftan T\u00fcrkiye&#8217;de \u0130rfan\u00eelik ad\u0131 alt\u0131nda g\u00f6rsel medyada sergilenen \u0130sl\u00e2m&#8217;la al\u00e2kas\u0131z uygulamalar; di\u011fer taraftan B\u00e2t\u0131n\u00eeli\u011fin propagandas\u0131n\u0131 yapan akt\u00f6rlerin r\u00fcya, ilham, istih\u00e2re ile insanlar\u0131n hayatlar\u0131na y\u00f6n vermeye \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131; masum \u015feyh iddias\u0131, hayatta olan \u015feyhleri kutsama ve \u00f6lm\u00fc\u015flerin mezarlar\u0131na a\u015f\u0131r\u0131 ihtiram, kutup-aktap, keramet, Mehdi ve Mesih inan\u0131\u015f\u0131; &#8220;Kur&#8217;an sap\u0131t\u0131r, okumay\u0131n&#8221;, &#8220;s\u00fcnnete iman&#8221; gibi kavram ve ak\u0131l d\u0131\u015f\u0131 iddialar\u0131 her ge\u00e7en g\u00fcn Z\u00e2hir\u00ee zihniyetin temsilcileri olein Selef\u00eeleri daha da g\u00fc\u00e7lendirmektedir.<\/p>\n<p>Art\u0131k T\u00fcrkiye&#8217;de T\u00fcrk Selef\u00eeli\u011fi denilen bir olgu ile kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131yay\u0131z. Daha \u00f6nce Selef\u00eelik, hep d\u0131\u015far\u0131dan beslenen bir olgu iken bug\u00fcn \u00e7ok ciddi yerli dinamiklere sahip bir harekete d\u00f6n\u00fc\u015fm\u00fc\u015ft\u00fcr. Selefi eserlerin T\u00fcrk\u00e7e \u00e7evirilerinden beslenme a\u015famas\u0131 bitmi\u015f, yerli Selef\u00ee eserler \u00fcretilmeye ba\u015flanm\u0131\u015ft\u0131r. Asl\u0131nda \u015fu anda T\u00fcrkiye&#8217;de Selef\u00ee akt\u00f6rler g\u00fc\u00e7l\u00fc bir retorikle c\u00e2milerde, radyo ve televizyon kanallar\u0131nda ve online medyada T\u00fcrk\u00e7e vaazlar vermekte, T\u00fcrk\u00e7e&#8217;ye \u00e7evirdikleri Selef\u00ee kitaplar\u0131n\u0131 satmak i\u00e7in yay\u0131nevleri (Furkan\/Tevhid) kurmaktalar; Konstantiniyye ve Tevhid ad\u0131 alt\u0131nda dergiler yay\u0131mlamaktalar.<\/p>\n<h2>Dinimiz \u00fczerine Tahakk\u00fcmc\u00fc Anlay\u0131\u015flar: Sufi-B\u00e2t\u0131ni Cemaatler ve Selefiler<\/h2>\n<p><em>T\u00fcrkiye&#8217;de S\u00fbf\u00ee-B\u00e2t\u0131ni cemaatler ve Selef\u00ee hareketler, Ehl-i S\u00fcnnet \u00fczerinde tahakk\u00fcm kurmaya \u00e7al\u0131\u015fmaktad\u0131rlar.<\/em> <em>Z\u00e2hir\u00eeler ve B\u00e2t\u0131niler, Ehl-i S\u00fcnnet ad\u0131n\u0131 kullanarak kel\u00e2m\u0131n, h\u00fcr d\u00fc\u015f\u00fcncenin, akl\u0131n ve felsefenin devre d\u0131\u015f\u0131 b\u0131rak\u0131lmas\u0131n\u0131 propaganda etmektedirler.<\/em><\/p>\n<p>H\u00e2lid\u00eelerin bir k\u0131sm\u0131, \u015eii-Selef\u00ee \u00e7eki\u015fmesinde Selef\u00ee siyas\u00ee \u0130sl\u00e2m&#8217;a yak\u0131nla\u015f\u0131rken bir k\u0131sm\u0131 s\u00f6zde S\u00fbf\u00ee, fakat h\u00e2l, tav\u0131r ve davran\u0131\u015flar\u0131nda, \u00f6zellikle &#8220;tekfir etme&#8221; konusunda Selef\u00ee gibi davranmaktad\u0131rlar. Bu kimseler, televizyonlar ve sosyal medya yoluyla, ilim adamlar\u0131na ve farkl\u0131 fikir sahibi \u0130l\u00e2hiyat\u00e7\u0131lara cevap yeti\u015ftirmek ve onlara ayar vermekle me\u015fguld\u00fcrler. Siyaset ve ticaret ile o kadar i\u00e7li d\u0131\u015fl\u0131 olmu\u015flard\u0131r ki, T\u00fcrkiye&#8217;de \u00f6zg\u00fcn bir S\u00fbfi tecr\u00fcbeyi ya\u015famak bile neredeyse imk\u00e2ns\u0131z h\u00e2le gelmi\u015ftir.<\/p>\n<p><em>Ge\u00e7mi\u015fte insanlar f\u0131kh\u0131n kat\u0131 kurallar\u0131ndan veya mezhep\u00e7ilikten kurtulmak iyin S\u00fbfi yap\u0131lara y\u00f6neliyorlard\u0131. \u015eimdi bu S\u00fbfi yap\u0131lar\u0131n bir k\u0131sm\u0131, Selefili\u011fe kar\u015f\u0131 durabilmek i\u00e7in g\u00fc\u00e7l\u00fc mezhep\u00e7i e\u011filimlere kaynakl\u0131k ediyorlar.<\/em><\/p>\n<p>Siyasi iktidar, toplumdaki bu kutupla\u015fman\u0131n k\u0131smen fark\u0131ndad\u0131r. B\u00e2t\u0131ni G\u00fclen hareketinin \u015fiddet yanl\u0131s\u0131 bir ter\u00f6r hareketine evrilmesi dolay\u0131s\u0131yla, di\u011fer B\u00e2t\u0131ni\/\u0130rfani cemaatlere kar\u015f\u0131, toplum da \u0130rfanc\u0131l\u0131\u011fa bundan sonra \u015f\u00fcphe ile yakla\u015facakt\u0131r. <em>Her ne kadar Selefilik ve S\u00fbfilik birbirinin panzehri gibi g\u00f6r\u00fcnse de her iki e\u011filim ak\u0131l d\u00fc\u015fmanl\u0131\u011f\u0131nda birle\u015fmektedir.<\/em><\/p>\n<h2>B\u00e2t\u0131nilik mi, Selefilik mi, Hanefi Maturidilik mi?<\/h2>\n<p>Cumhuriyet d\u00f6neminde \u0130sl\u00e2m d\u00fc\u015f\u00fcncesinde problem \u00e7\u00f6zme yollar\u0131ndan birisi olan akli ve reyci damar\u0131n daha g\u00fc\u00e7lenmesi beklenirken, maalesef, bu iki kesimin sald\u0131r\u0131lar\u0131yla bahis konusu &#8220;damar&#8221; gittik\u00e7e zay\u0131flam\u0131\u015ft\u0131r. Bug\u00fcn \u00fc\u00e7 tarz dindarl\u0131k ve zihniyet birbiriyle \u00e7at\u0131\u015fma halindedir: B\u00e2t\u0131nilik (\u015eii ve S\u00fcnni \u0130rfanc\u0131l\u0131k), Arap dindarl\u0131\u011f\u0131 (Selefilik) ve T\u00fcrk Dindarl\u0131\u011f\u0131 (Hanefi Maturidilik). Bug\u00fcn T\u00fcrkiye, din\u00ee problemlerini \u00e7\u00f6zerken \u00fc\u00e7 dindarl\u0131k tarz\u0131ndan hangisini se\u00e7ece\u011fine karar verme konusunda yol ayr\u0131m\u0131na gelmi\u015ftir.<\/p>\n<p>15 Temmuz\u2019dan sonra bu darbe giri\u015fimi ile ilgili pek \u00e7ok toplant\u0131 ve \u00e7al\u0131\u015ftay d\u00fczenlendi; Ola\u011fan\u00fcst\u00fc Din \u015e\u00fbras\u0131 yap\u0131ld\u0131. Medyada y\u00fczlerce yaz\u0131 yaz\u0131ld\u0131 ve baz\u0131 dergiler \u00f6zel say\u0131lar \u00e7\u0131kard\u0131. Darbe te\u015febb\u00fcs\u00fcn\u00fcn sebepleri, yap\u0131l\u0131\u015f bi\u00e7imi, ilm\u00ee dinamikleri ve sonu\u00e7lan \u00fczerinde pek \u00e7ok analizler yap\u0131ld\u0131. \u00d6ne \u00e7\u0131kan analizlerden birisi B\u00e2t\u0131ni din s\u00f6yleminin ve Mehdi fikrinin bu konuda ciddi bir motivasyon olu\u015fturdu\u011fu hususu idi. Milletin iradesiyle i\u015f ba\u015f\u0131na gelmi\u015f bir h\u00fck\u00fcmete kar\u015f\u0131 darbe yapmak, hem fertlerin h\u00fcrriyetine, hem de toplumsal iradeye kar\u015f\u0131 olmak anlam\u0131na geliyordu. <em>Fethullah G\u00fclen ve ekibi, insanlar\u0131n ele\u015ftirme ve sorgulama yeteneklerini yok ederek onlar\u0131 komutla hareket eden birer robota d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcrmede, \u015fifah\u00ee din\u00ee k\u00fclt\u00fcr\u00fc ve Mehd\u00eeci anlay\u0131\u015f\u0131 kulland\u0131.<\/em> Darbenin g\u00fcc\u00fcn\u00fc k\u0131rmak ve daha sonra b\u00f6yle bir h\u00e2diseyi bir daha ya\u015famamak i\u00e7in, ferdiyet bilincine, ele\u015ftiri ve sorgulamaya, akl\u0131 kullanmaya, laikli\u011fi g\u00fc\u00e7lendirmeye y\u00f6nelik \u00e7a\u011fr\u0131lar yap\u0131ld\u0131. Asl\u0131nda hakl\u0131 olarak meselenin \u00e7\u00f6z\u00fcm\u00fcnde akl\u0131 \u00f6ne \u00e7\u0131karmak ve Mehd\u00eeci-B\u00e2t\u0131ni s\u00f6ylemi devre d\u0131\u015f\u0131 b\u0131rakmak gayesi g\u00fcd\u00fcl\u00fcyordu.<\/p>\n<p>Bu ele\u015ftirilerden di\u011fer \u0130rfanc\u0131 cemaatler de nasibini ald\u0131. Bu y\u00fczden, daha \u00f6nce din\u00ee cemaatlere g\u00fcven duyan kesimlerde bile onlara kar\u015f\u0131 belli bir g\u00fcvensizlik olu\u015ftu.<\/p>\n<h2>M\u00fccadelenin Zay\u0131flamas\u0131: Ak\u0131lc\u0131l\u0131k ve Ele\u015ftirel Yakla\u015f\u0131m\u0131n Seslendirilmekten Korkulmas\u0131<\/h2>\n<p><em>Di\u011fer cemaatlerin iktidara deste\u011fini \u00e7ekmesinden ve darbecilerin yan\u0131nda yer almalar\u0131ndan endi\u015felenen kesimler, bir s\u00fcre sonra ak\u0131lc\u0131l\u0131k, bireysel fark\u0131ndal\u0131k ve ele\u015ftirel yakla\u015f\u0131m\u0131 seslendirmekten vazge\u00e7ti.<\/em> \u00c7\u00fcnk\u00fc Ehl-i S\u00fcnnet\u00e7i S\u00fbf\u00ee \u00e7evrelerden, &#8220;Cemaatler bombalan\u0131yor, Laiklik pompalan\u0131yor.&#8221; tarz\u0131nda baz\u0131 uyar\u0131lar yap\u0131lmaya ba\u015fland\u0131. Bir kesim Ehl-i S\u00fcnnet&#8217;in kurucu unsurunun \u0130rfan\u00eelik\/S\u00fbf\u00eelik oldu\u011funu savunurken di\u011fer bir kesim, bu unsurun \u0130rfan de\u011fil Beyan oldu\u011funu iddia etti.<\/p>\n<p>Din\u00ee-toplumsal veya din\u00ee siyas\u00ee hareketler her d\u00f6nemde var olmu\u015ftur. Cemaatler ve tarikatlar, T\u00fcrkiye&#8217;nin sosyal ve din\u00ee bir ger\u00e7e\u011fidir. Bir taraftan din ve vicdan h\u00fcrriyeti ve ibadet serbestisi ile ilgili yasalar, her vatanda\u015fa dernek, vak\u0131f, sendika kurma hakk\u0131 verirken, di\u011fer taraftan tarikatlarla ilgili yasaklar, Suf\u00ee gelenekte var olan pek \u00e7ok rit\u00fcelin yok olmas\u0131na sebep olmaktad\u0131r. Cemaat ve tarikat yap\u0131lanmalar\u0131n\u0131n kurumsal yap\u0131s\u0131n\u0131, i\u00e7 i\u015fleyi\u015fini, faaliyet ve hizmet alanlar\u0131n\u0131, g\u00f6rev ve sorumluluklar\u0131n\u0131 belirleyen yasal \u00e7er\u00e7evenin bulunmamas\u0131, bu yap\u0131lar\u0131n her \u00e7e\u015fit faaliyet i\u00e7erisine girmesini ve insanlar\u0131n din\u00ee duygular\u0131n\u0131 ve h\u00fcrriyetlerini istismar edebilmelerini kolayla\u015ft\u0131rmaktad\u0131r. Osmanl\u0131n\u0131n en zay\u0131f d\u00f6nemlerinde bile, tarikatlar\u0131n faaliyetlerini denetleyen Me\u015fihat makam\u0131 vard\u0131 ve ba\u011fl\u0131 olduklar\u0131 Tekke Nizamnamesi \u00e7\u0131kar\u0131lm\u0131\u015ft\u0131. Her tarikat bu yasa ve y\u00f6netmeliklere uymak zorundayd\u0131. Mezhep, tarikat ve cemaatlere hukuk\u00ee stat\u00fc ve g\u00fcvence sa\u011fland\u0131\u011f\u0131nda, insanlar\u0131n, tarikat ve cemaatlere girmesi ve \u00fcye olmas\u0131 su\u00e7 olmaktan \u00e7\u0131kacakt\u0131r. Bu durumda her yap\u0131, kendine tan\u0131nan hukuk\u00ee \u00e7er\u00e7evede daha serbest hareket edebilecektir.<\/p>\n<p>G\u00fcn\u00fcm\u00fczde Avrupa&#8217;da bir\u00e7ok \u00fclkede din\u00ee-toplumsal yap\u0131lar\u0131n veya din\u00ee cemaatlerin stat\u00fcs\u00fcn\u00fc belirleyen yasalar vard\u0131r. Din\u00ee-toplumsal bir \u00f6rg\u00fctlenmenin hukuk\u00ee olarak tan\u0131nmas\u0131 i\u00e7in, farkl\u0131 bir inan\u00e7 sitemi, belli say\u0131da mensubunun olmas\u0131, din\u00ee merkezleri ve kontrol edilebilir, hesab\u0131 verilebilir bir b\u00fct\u00e7eye sahip olmalar\u0131 \u015fart\u0131 vard\u0131r. Yap\u0131lan ba\u011f\u0131\u015f ve yard\u0131mlar kay\u0131t alt\u0131ndad\u0131r. Devletin g\u00fcvenli\u011fine ve vatanda\u015flar\u0131n h\u00fcrriyetlerine tehdit ve tehlike olu\u015fturmad\u0131k\u00e7a mesele yoktur. T\u00fcrkiye&#8217;de olu\u015fturulacak yeni yasa ve y\u00f6netmelikler, onlar\u0131n fikir, din ve vicdan h\u00fcrriyetini veya ibadet serbest\u00eelerini g\u00fcvence alt\u0131na alacakt\u0131r. Bu yap\u0131lar\u0131n denetlenebilir, hesap verebilir, \u015feffaf yap\u0131lar olarak faaliyet g\u00f6stermeleri, t\u00fcz\u00fc\u011f\u00fcnde yer alan g\u00f6rev ve sorumluluklar\u0131 do\u011frultusunda hizmet vermeleri ve bu alanlar\u0131n d\u0131\u015f\u0131na asla \u00e7\u0131kmamalar\u0131 onlara kar\u015f\u0131 toplumdaki g\u00fcveni daha da art\u0131racakt\u0131r. T\u00fcrkiye&#8217;de ge\u00e7mi\u015fte ve g\u00fcn\u00fcm\u00fczde cemaat ve tarikatlarla ilgili ya\u015fanan s\u0131k\u0131nt\u0131lar\u0131n bir\u00e7o\u011fu mevcut yasak\u00e7\u0131 mevzuattan ve onlar\u0131n faaliyetlerini belli esaslara ba\u011flayan hukuk\u00ee d\u00fczenlemelerin olmamas\u0131ndan kaynaklanmaktad\u0131r. B\u00f6yle olunca da mevcut cemaatler, hay\u0131r-hasenat kurumlar\u0131 olmaktan \u00e7\u0131k\u0131p her t\u00fcrl\u00fc ticar\u00ee ve siyas\u00ee faaliyeti g\u00f6steren &#8220;kurulu\u015f&#8221; ve &#8220;\u00f6rg\u00fct&#8221;ler h\u00e2line gelmi\u015ftir.<\/p>\n<h2>\u00c7\u0131kar\u0131lmas\u0131 Gereken Dersler<\/h2>\n<p>Sonu\u00e7 olarak, 15 Temmuz ba\u015far\u0131s\u0131z darbe te\u015febb\u00fcs\u00fcnden al\u0131nacak hayat\u00ee derecede m\u00fchim dersler bulunmaktad\u0131r:<\/p>\n<p><em>Birincisi,<\/em> cemaat ve tarikatlar, basite al\u0131nacak bir olgu de\u011fildir. <em>Cemaatler, tarikatlar ve din\u00ee organizasyonlar, kendilerine her ne kadar sivil toplum \u00f6rg\u00fct\u00fc g\u00f6r\u00fcnt\u00fcs\u00fc vermeye \u00e7al\u0131\u015fsalar da ki\u015fi merkezli olmalar\u0131, ortak kat\u0131l\u0131mdan yoksun olmalar\u0131, devletten ba\u011f\u0131ms\u0131z olmak yerine, devlete muhalif bir tav\u0131r tak\u0131nmalar\u0131, baz\u0131lar\u0131n\u0131n iktidar\u0131 g\u00fc\u00e7 kullanarak ele ge\u00e7irme gayesi g\u00fctmesi, ticar\u00ee ortakl\u0131klara d\u00f6n\u00fc\u015fmesi ve din\u00ee-ideolojik kal\u0131plar i\u00e7erisinde faaliyet g\u00f6stermeleri onlar\u0131n sivil toplum \u00f6rg\u00fct\u00fc say\u0131labilmelerini imk\u00e2ns\u0131z k\u0131lmaktad\u0131r.<\/em> \u00d6zellikle T\u00fcrkiye&#8217;de tarikatlar ve cemaatler, \u00f6nderleri veya liderlerinin otoriteleri ve tasallutu alt\u0131nda faaliyet g\u00f6stermekte ve varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 bu ki\u015filerle s\u00fcrd\u00fcrmektedirler. Di\u011fer taraftan baz\u0131lar\u0131n\u0131n dolayl\u0131 veya do\u011frudan siyasetin i\u00e7inde olduklar\u0131, partile\u015ftikleri, partilerin potansiyeli ve uydusu h\u00e2line geldikleri bilinmektedir. Ayr\u0131ca baz\u0131 gruplar, bazen iyi niyetli ve insanlara faydal\u0131 olmak \u00fczere kendilerine destek veren mensuplar\u0131n\u0131, m\u00fc\u015fteri gibi g\u00f6rerek suiistimal etmektedirler. Bazen de, tevhit, ihl\u00e2s, tesett\u00fcr, tekbir ve benzeri kavram, de\u011fer ve sembolleri i\u015fyeri, d\u00fckk\u00e2n, \u015firket ad\u0131 olarak kullanmak suretiyle, onlar \u00fczerinden rant dev\u015firme\u011fe \u00e7al\u0131\u015fmaktad\u0131rlar.<\/p>\n<p><em>\u0130kincisi,<\/em> milleti kurtaracak olan\u0131n yine milletin kendi iradesi oldu\u011fu bir kez daha anla\u015f\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. T\u00fcrk milleti, bundan \u00f6nceki ihtil\u00e2l ve yahut ihtil\u00e2l te\u015febb\u00fcslerinde g\u00f6stermedi\u011fi bir tepki g\u00f6stermi\u015f, iradesini temsil eden Meclis&#8217;e sahip \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r. B\u00f6ylece millet, \u0130lah\u00ee irade ve c\u00fcz\u2019i iradenin yan\u0131nda mill\u00ee iradenin de savunucusu olmu\u015ftur. Art\u0131k \u00e7a\u011fda\u015f m\u00fctekellimler ve sosyal bilimciler, Cumhuriyetin kurulu\u015f y\u0131llar\u0131nda T\u00fcrk siyaset felsefesinin anahtar terimi olan bu kavram\u0131, tekrar tart\u0131\u015fmak ve tan\u0131mlamak zorundad\u0131rlar.<\/p>\n<p><em>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc<\/em>, demokrasiyi daha \u00f6nce k\u00fcf\u00fcr olarak g\u00f6renler, demokrasi n\u00f6beti tutarak \u00f6nemli bir de\u011fi\u015fim ya\u015fam\u0131\u015flard\u0131r. Toplumlar\u0131n kendi kendisini y\u00f6netmesi olarak tan\u0131mlanan demokrasi sahiplenilme\u011fe ve korunmaya de\u011fer g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr.<\/p>\n<p><em>D\u00f6rd\u00fcnc\u00fcs\u00fc,<\/em> laikli\u011fin tekrar tart\u0131\u015f\u0131lmas\u0131na ve tan\u0131mlanmas\u0131na y\u00f6nelik yeni bir s\u00fcre\u00e7 ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131r. Bu s\u00fcreci sekteye u\u011fratmadan devam ettirmek ve kendi de\u011ferleriyle uyumlu olabilecek h\u00fcrriyet\u00e7i bir laikli\u011fe nas\u0131l ula\u015f\u0131laca\u011f\u0131na dair fikir ve \u00f6neriler ortaya koymak toplumun yarar\u0131na olacakt\u0131r.<\/p>\n<p><em>Be\u015fincisi,<\/em> din\u00ee inan\u00e7larda k\u00f6r\u00fc k\u00f6r\u00fcne ba\u011flanman\u0131n ve kutsalla\u015ft\u0131r\u0131lan \u015fah\u0131slara sorgulamadan itaat etmenin nelere mal oldu\u011fu g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015f, bundan kurtulman\u0131n yolu olarak ak\u0131lc\u0131l\u0131\u011f\u0131n, sorgulaman\u0131n, ferdiyet \u015fuurunun ve ele\u015ftiri gelene\u011finin g\u00fc\u00e7lendirilmesi gerekti\u011fi anla\u015f\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bu da beraberinde din e\u011fitiminin-\u00f6\u011fretiminin sa\u011fl\u0131kl\u0131 zeminlerde yap\u0131lmas\u0131 ve programlar\u0131n buna g\u00f6re d\u00fczenlenmesi icap etti\u011fini g\u00f6stermi\u015ftir.<\/p>\n<p><em>Alt\u0131nc\u0131s\u0131 ve en \u00f6nemlisi<\/em> akla, c\u00fcz\u2019i irade ve mill\u00ee iradeye \u00f6nem veren Hanef\u00ee-M\u00e2turid\u00ee anlay\u0131\u015f, \u00e2deta yeniden ke\u015ffedilmeye ba\u015flanm\u0131\u015ft\u0131r. Bu gelenekten yararlan\u0131lacaksa, \u0130mam Ebu Hanife ve \u0130mam M\u00e2tur\u00eed\u00ee gibi \u00e2limlerin kendi d\u00f6nemleri i\u00e7in ortaya koyduklar\u0131 fikirler yerine o fikirlere nas\u0131l ve hangi usulle (metodoloji, y\u00f6ntem) ula\u015ft\u0131klar\u0131na yo\u011funla\u015f\u0131lmal\u0131d\u0131r. B\u00f6ylece &#8220;reyci\/ak\u0131lc\u0131&#8221; din anlay\u0131\u015f\u0131, bireylerin akl\u0131n\u0131 ve zihnini \u00f6zg\u00fcrle\u015ftirecek, hukukun \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc g\u00fcvence alt\u0131na alacak, mill\u00ee iradeyi h\u00e2kim k\u0131larak demokrasiyi g\u00fc\u00e7lendirecektir. Aksi takdirde T\u00fcrkiye \u015eii-Selef\u00ee mezhep \u00e7at\u0131\u015fmas\u0131 veya B\u00e2t\u0131ni-Z\u00e2hir\u00ee zihniyet kutupla\u015fmas\u0131 zeminine kayacakt\u0131r. T\u00fcrkiye sahip oldu\u011fu toplumsal, din\u00ee ve ahl\u00e2k\u00ee de\u011ferleri g\u00fcncelleyerek tarihte oldu\u011fu gibi bug\u00fcn de M\u00fcsl\u00fcmanlar ve insanl\u0131\u011fa umut olacak yeni bir \u0130sl\u00e2m Medeniyeti\u2019nin in\u015fas\u0131 i\u00e7in elinden geleni yapmal\u0131d\u0131r. Bunun i\u00e7in her \u015feyden \u00f6nce din\u00ee ve felsefi alanda toplumsal bir ayd\u0131nlanma ve yenilenmeye ihtiya\u00e7 oldu\u011fu unutulmamal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p><a href=\"#_ftnref1\" name=\"_ftn1\">[1]<\/a> B\u00e2t\u0131ni-\u0130rfan\u00ee s\u00f6ylemin \u015eiilik ve S\u00fbf\u00eelikteki yans\u0131malar\u0131 ile \u015eiilik-Tasavvuf ili\u015fkisi konusunda geni\u015f bilgi i\u00e7in bkz.: es-Seyyid Ha\u015fim Ma&#8217;r\u00fbf el-H\u00fcseyn\u00ee, Beyne&#8217;t-Tasavvuf ve&#8217;t-Te\u015feyy\u00fc, D\u00e2ru&#8217;t-Te\u00e2ruf lil-Matb\u00fb\u00e2t, L\u00fcbnan 2006; Kamil Mustafa e\u015f-\u015eeyb\u00ee, es-S\u0131lat\u00fc beyne&#8217;t-Tasavvuf ve&#8217;t- Te\u015feyy\u00fc, D\u00e2rul-End\u00fcl\u00fcs, I-II, 3. Bask\u0131, Beyrut 1982.<\/p>\n<p><a href=\"#_ftnref2\" name=\"_ftn2\">[2]<\/a> Tarihsel din s\u00f6ylemlerinin geni\u015f bir \u00e7\u00f6z\u00fcmlemesi ile ilgili bkz.: \u0130sl\u00e2m D\u00fc\u015f\u00fcncesinde Tarihsel Din S\u00f6ylemleri, Otto yay\u0131nlar\u0131, Ankara 2012; S\u00f6nmez Kutlu, &#8220;\u0130sl\u00e2m D\u00fc\u015f\u00fcncesinde Tarihsel Din S\u00f6ylemleri&#8221;, \u0130sl\u00e2miy\u00e2t Dergisi, Cilt: IV, Say\u0131: 4(2001), 15-36 ss.<\/p>\n<p><a href=\"#_ftnref3\" name=\"_ftn3\"><sup>[3]<\/sup><\/a><sup>\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0 <\/sup>Emeviler d\u00f6neminde zahitli\u011fin protesto hareketine d\u00f6n\u00fc\u015fmesi ve ilk zahitler konusunda geni\u015f bilgi i\u00e7in bkz.: Ramazan Alt\u0131nay, Emevilerde G\u00fcnl\u00fck Ya\u015fam, Ankara Okulu yay\u0131nlar\u0131, Ankara 2006, s. 373-377. K\u00fcfe ve Basra&#8217;daki zahit \u015fahsiyetlerin listesi i\u00e7in bk.: Dipnot 765.<\/p>\n<p><a href=\"#_ftnref4\" name=\"_ftn4\"><sup>[4]<\/sup><\/a><sup>\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0 <\/sup>Fazlur Rahman, \u0130sl\u00e2m, Ankara Okulu, 7. Bask\u0131, Ankara 2004, s. 198.<\/p>\n<p><a href=\"#_ftnref5\" name=\"_ftn5\"><sup>[5]<\/sup><\/a><sup>\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0 <\/sup>Rahman, \u0130sl\u00e2m, s. 198.<\/p>\n<p><a href=\"#_ftnref6\" name=\"_ftn6\">[6]<\/a> \u00a0Rahman, \u0130sl\u00e2m, s. 198.<\/p>\n<p><a href=\"#_ftnref7\" name=\"_ftn7\"><sup>[7]<\/sup><\/a><sup>\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0 <\/sup>&#8220;Z\u00e2hid Kevser\u00ee&#8217;nin ilm\u00ee \u015fahsiyetinde tasavvufun \u00f6nemli bir yeri vard\u0131r. Babas\u0131 Nak\u015f\u00ee \u015feyhleri aras\u0131nda yer ald\u0131\u011f\u0131 gibi kendisi de Kastamonulu Nak\u015f\u00ee \u015feyhi Hasan Hilmi Efendi&#8217;ye intisap etmi\u015ftir. Her iki \u015feyh de d\u00f6nemin m\u00fcceddidi kabul edilen Ahmet Ziyaeddin G\u00fcm\u00fc\u015fh\u00e2nev\u00ee&#8217;nin derg\u00e2h\u0131na mensuptur. Ona g\u00f6re nefsin ve hev\u00e2n\u0131n bask\u0131s\u0131na maruz kalan ki\u015filer kuts\u00ee \u00e2lemle irtibat\u0131 olan k\u00e2mil m\u00fcr\u015fitlerin ir\u015fat ve yard\u0131m\u0131na muhta\u00e7t\u0131r. &#8230; Tevess\u00fcl c\u00e2izdir, \u00e7\u00fcnk\u00fc tevess\u00fcl edilen k\u00e2mil insanlar ruhlar\u0131n\u0131 ar\u0131nd\u0131r\u0131p temizlediklerinden manev\u00ee tasarrufta bulunma melekesine sahiptirler, onlar\u0131n bu vas\u0131flar\u0131 \u00f6l\u00fcmlerinden sonra da devam eder.&#8221; (Yusuf \u015eevki Yavuz, &#8220;Z\u00e2hid Kevser\u00ee&#8221;, DM., 44\/77).<\/p>\n<p><a href=\"#_ftnref8\" name=\"_ftn8\"><sup>[8]<\/sup><\/a>\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0 Kevser\u00ee, T\u00fcrkiye Selef\u00eeleri taraf\u0131ndan &#8220;kabirlerin \u00fczerine mescit yapmay\u0131, mum yakmay\u0131 ve kandil koymay\u0131, kabrin \u00fczerine yap\u0131lm\u0131\u015f olan mescitte namaz k\u0131lmay\u0131 (Muhammed Z\u00e2hid el-Kevser\u00ee, <em>Mak\u00e2l\u00e2t, <\/em>Mektebet\u00fc&#8217;t-Tevf\u0131kiyye, M\u0131s\u0131r Trz., s.153-157), s\u00e2lih ki\u015filerin ruhlar\u0131ndan istiane, istimdat, yard\u0131m dileme ve s\u0131\u011f\u0131nmay\u0131 c\u00e2iz g\u00f6rmesi; s\u00e2lih ki\u015filerin ruhlar\u0131n\u0131n k\u00e2inatta mutlak tasarruf sahibi oldu\u011funu, k\u00e2inat\u0131 idare ettikleri, evliyan\u0131n kabirlerini ziyaret etmenin ziyaret edenlere feyiz kayna\u011f\u0131 olaca\u011f\u0131, s\u00e2lihler vefat edip ruhlar\u0131 bedenden ayr\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda gayb\u0131 bileceklerini iddia etmesi; Peygamberim (S.A.V.) bel\u00e2 an\u0131nda ona s\u0131\u011f\u0131nmak, ondan yard\u0131m istemek c\u00e2izdir ve onun z\u00e2t\u0131 ile tevess\u00fcl c\u00e2izdir dedi\u011fini ileri s\u00fcrmesi; vahdet-i v\u00fccut\u00e7u olan \u0130bni Arabi\u2019yi ve \u0130bni F\u00e2rid&#8217;i m\u00fcdafaa etmesi&#8221; sebebiyle ele\u015ftirilmi\u015ftir. (Bkz.:http:\/\/www.isl\u00e2m-tr.net\/forum\/konu\/ehli-hadis-dusmani-el-kevseri%E2%80%99nin-gercek-yuzu.l2588\/ 20.11.2016)<\/p>\n<p><a href=\"#_ftnref9\" name=\"_ftn9\">[9]<\/a> &#8220;F\u0131k\u0131h, \u015feriat ve din kavramlar\u0131 birbirinden ayr\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemez, \u00e7\u00fcnk\u00fc f\u0131k\u0131h din bilgisi olup din bilgisi dine ayk\u0131r\u0131 olamaz. Muamel\u00e2ta ili\u015fkin din\u00ee h\u00fck\u00fcmleri di\u011ferlerinden ayr\u0131 tutup de\u011fi\u015febilirli\u011fini ileri s\u00fcrmek tutars\u0131zl\u0131kt\u0131r. \u0130yi \u00f6z\u00fcmsenip dirayetle tatbik edildi\u011finde \u0130sl\u00e2m ahk\u00e2m\u0131 M\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n problemlerini her zaman ve her yerde \u00e7\u00f6zmeye yeterlidir. Sahabe, t\u00e2bi\u00een ve tebeu&#8217;t-t\u00e2bi\u00een fukahas\u0131n\u0131n Kitap ve S\u00fcnnet&#8217;ten Arap dili kurallar\u0131na g\u00f6re anlad\u0131\u011f\u0131 \u015fey ne ise din\u00ee ahk\u00e2m odur. Sonraki as\u0131rlarda ya\u015fayan fakihler (m\u00fcteahhirin) \u00f6ncekilerin Kitap ve S\u00fcnnet&#8217;ten \u00e7\u0131kard\u0131klar\u0131 \u015feylere muhalefet edemez, sadece onlar\u0131n h\u00fck\u00fcm vermedi\u011fi veya sonradan ortaya \u00e7\u0131kan hususlarda h\u00fck\u00fcm verebilir; onlar\u0131n ihtil\u00e2f etti\u011fi meselelerde tercihte bulunabilir. Bu \u00e7er\u00e7evede \u00f6rf ya da maslahat, h\u00fck\u00fcmlerin de\u011fi\u015fmesine gerek\u00e7e yap\u0131lamaz. Bu gerek\u00e7elerle baz\u0131 \u015fer&#8217;\u00ee h\u00fck\u00fcmleri y\u00fcr\u00fcrl\u00fckten kald\u0131rmak ise ahk\u00e2m neshetmektir, bu ise insan\u0131n te\u015fri&#8217; alan\u0131na m\u00fcdahalesi anlam\u0131na gelir. Te\u015fri&#8217; alan\u0131 m\u00fcnhas\u0131ran Allah&#8217;a aittir.&#8221; Ebubekir Sifil, &#8220;Z\u00e2hid Kevseri-F\u0131k\u0131h&#8221;, D\u0130A. 44\/80. (Sifil, Kevseri&#8217;nin g\u00f6r\u00fc\u015flerinde onun Mak\u00e2l\u00e2t\u00fcl-Kevseri adl\u0131 eserine dayanmaktad\u0131r. Bkz.: s. 107,111, 113-116).<\/p>\n<p><a href=\"#_ftnref10\" name=\"_ftn10\">[10]<\/a> &#8220;M\u00e2t\u00fcr\u00eediyye&#8217;ye mensup olan Z\u00e2hid Kevser\u00ee&#8217;nin kel\u00e2ma dair temel g\u00f6r\u00fc\u015fleri \u015f\u00f6yledir: Ehl-i S\u00fcnnet&#8217;e d\u00e2hil M\u00e2tur\u00eediyye ile E\u015f&#8217;ariyye b\u00fcy\u00fck \u00e7o\u011funlukla ortak g\u00f6r\u00fc\u015fler benimsemi\u015ftir, aralar\u0131ndaki farkl\u0131l\u0131klar \u00e7ok azd\u0131r; bu sebeple mezhepleri birbirine yakla\u015ft\u0131rmaya \u00e7al\u0131\u015fman\u0131n bir anlam\u0131 yoktur; mezhepsizlik ise dinsizli\u011fe g\u00f6t\u00fcren bir yoldur. Din\u00ee emirleri hayata ge\u00e7irebilmek i\u00e7in bir mezhebe ba\u011flanmak zorunludur. Selefiyye (Ha\u015fviyye) ise Selef mezhebine intisap iddias\u0131nda bulunan ve kel\u00e2m ilmine v\u00e2k\u0131f olmayan ehl-i hadis z\u00fcmresinin mezhebidir. Bu mezhep te\u015fbih ve tecs\u00eeme g\u00f6t\u00fcren inan\u00e7lar i\u00e7erdi\u011finden Ehl-i S\u00fcnnet&#8217;e d\u00e2hil de\u011fildir&#8221; (Yusuf \u015eevki Yavuz, &#8220;Z\u00e2hid Kevser\u00ee&#8221;, D\u0130A. 44\/78).<\/p>\n<p><a href=\"#_ftnref11\" name=\"_ftn11\">[11]<\/a> &#8220;XX. y\u00fczy\u0131l\u0131n M\u00e2tur\u00eediyye m\u00fcceddidi olarak nitelendirilen Z\u00e2hid Kevseri&#8217;nin g\u00f6r\u00fc\u015fleri M\u0131s\u0131r&#8217;da ve di\u011fer \u0130sl\u00e2m \u00fclkelerinde din\u00ee tart\u0131\u015fmalara zemin haz\u0131rlam\u0131\u015ft\u0131r, kendisini ele\u015ftirenler bulundu\u011fu gibi savunanlar da vard\u0131r.&#8221; (Yusuf \u015eevki Yavuz, &#8221; Z\u00e2hid Kevser\u00ee&#8221;, D\u0130A., 44\/77).<\/p>\n<p><a href=\"#_ftnref12\" name=\"_ftn12\"><sup>[12]<\/sup><\/a> Mehdilikle ilgili baz\u0131 hadisleri yorumlayan Said Nursi, Risale-i Nur&#8217;un mehdinin \u00fc\u00e7 g\u00f6revinden birisi olan &#8220;insanlar\u0131n imanlar\u0131n\u0131 kurtarma&#8221; g\u00f6revini \u00fcstlendi\u011fini ileri s\u00fcrm\u00fc\u015ft\u00fcr. Geni\u015f bilgi i\u00e7in bkz.: Said Nurs\u00ee, Emirda\u011f Lahikas\u0131, Sinan Matbaas\u0131, \u0130stanbul 1959, 259-61. Kr\u015f.: Kastamonu Lahikas\u0131, Tenvir Ne\u015friyat, , \u0130stanbul 1990, 208. Said Nurs\u00ee&#8217;nin mehdili\u011fi bir \u015fahsi manevi olarak yorumlad\u0131\u011f\u0131 fikri, Fethullah G\u00fclen taraf\u0131ndan da benimsenmi\u015ftir. Bkz.: Nuriye Akman, &#8220;Fethullah Hoca Anlat\u0131yor (9. r\u00f6portaj)&#8221; , Sabah Gazetesi, 31 Ocak 1995. Said Nurs\u00ee ve Fethullah G\u00fclen&#8217;in mehdilik konusuyla ilgili g\u00f6r\u00fc\u015flerinin k\u0131sa bir analizi i\u00e7in bkz.: Ahmet Kele\u015f, &#8220;T\u00fcrkiye&#8217;de Cemaat Dindarl\u0131\u011f\u0131n\u0131n Olu\u015fumunda Hadislerin Rol\u00fc&#8221;, \u0130sl\u00e2miy\u00e2t Dergisi, ( T\u00fcrki(iye) Dindarl\u0131\u011f\u0131 \u00d6zel Say\u0131s\u0131), Cilt: 5: IV (2002), 134-135.<\/p>\n<p><a href=\"#_ftnref13\" name=\"_ftn13\"><sup>[13]<\/sup><\/a> M. Fethullah G\u00fclen, Fas\u0131ldan Fas\u0131la I, der. Ahmet Kurucan, 88.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>Problemlerimiz yeni de\u011fil. \u0130nan\u00e7, bir h\u00e2kimiyet arac\u0131 olarak kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131ndan beri, dinbaz, tecrit\u00e7i, tekfirci anlay\u0131\u015flar birbiriyle ve samimi m\u00fcsl\u00fcmanlarla m\u00fccadele h\u00e2linde. Bu m\u00fccadelenin tarih\u00ee boyutlar\u0131na dikkat \u00e7ekilip \u00e7\u00f6z\u00fcm \u00f6nerileri sunuluyor.<\/p>\n","protected":false},"author":42,"featured_media":2807,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"_ef_editorial_meta_date_first-draft-date":"","_ef_editorial_meta_paragraph_assignment":"","footnotes":"","_links_to":"","_links_to_target":""},"categories":[61,2,66,67],"tags":[],"coauthors":[71],"class_list":["post-2814","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-din","category-genel","category-siyaset-tarih","category-tehditler"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/2814","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/users\/42"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=2814"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/2814\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/media\/2807"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=2814"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=2814"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=2814"},{"taxonomy":"author","embeddable":true,"href":"https:\/\/millidusunce.com\/misak\/wp-json\/wp\/v2\/coauthors?post=2814"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}