Yüksek bağlamlı kültürler ve yolsuzluk arasındaki ilişki – MİSAK- Millî Strateji Araştırma Kurulu
MDM- Millî Strateji Araştırma Kurulu
MİSAK logo

_______10.01.2019_______

Yüksek bağlamlı kültürler ve yolsuzluk arasındaki ilişki

M. Bahadırhan Dinçaslan

E. T. Hall ve yüksek bağlamlı kültürler

1959 tarihli The Silent Language başlıklı eseriyle Yüksek Bağlamlı Kültür ve Düşük Bağlamlı Kültür[1] kavramlarını ilk olarak ortaya atan antropolog Edward T. Hall, literatürde Gustave Le Bon’un bireyci- kolektif, F. Tönnies’in Gemeinschaft ve Gesellschaft [2] gibi sosyolojik-kültürel sınıflandırmalarının yanına bu iki kültürel türü sınıflandırma olarak önermiş ve 1976 tarihli Beyond Culture eserinde bu sınıflandırmayı derinlemesine tarif etmiştir. (Hall, 1976) Buna göre “yüksek” ve “düşük” terimleri birer mertebe belirten mukayese sıfatları olmayıp, bağlamın kültür mensupları arasındaki iletişimdeki belirleyiciliğini tarif eder. Hall, öncelikle sözsüz iletişim yöntem ve mecralarına eğilerek iletişimin katmanlarını incelemiş, daha sonra her tür iletişim etkinliğinde bağlamın belirleyiciliğinin farklı kültürlerde değiştiğini görerek kuramını bu anlayış üzerine inşa etmiştir. (Rogers, et al., 2002) Yüksek bağlamlı kültürlerde bağlam daha belirleyicidir, iletişim endirekt, sözsüz iletişim öğelerinin daha baskın olduğu yollarla gerçekleştirilir. Düşük bağlamlı kültürlerde kelimelerin literal anlamları daha ön plandadır, iletişim daha doğrudandır. [3]

Hall, Beyond Culture eserinde dilin yalnızca kendisinin değil, kültürel etkileşimi ve görülmeyen, ikincil yapısıyla bir bütün olarak iletişimde kullanıldığını tarif eder:

Kültürün çelişkisi; dilin, yani kültürü izah etmek için en yaygın şekilde kullanılan sistemin doğasının bu zor görevi başarmaya pek az uyum gösteriyor olmasıdır. Dil fazla doğrusal, yeterince kapsamlı değil, fazla yavaş, fazla sınırlı, fazla kısıtlı, fazla yapmacık, kendi evriminin aşırı özgün bir ürünü ve çok yapay. Bu, yazarın sürekli olarak dilin kendisini mecbur tuttuğu sınırlamaları akılda tutmak zorunda olduğu anlamına geliyor. Fakat yazarın yardımına, bütün iletişimi mümkün kılan ve iletişimin de, büsbütün kültürün de tabi olduğu bir şey koşuyor; şöyle ki, dil (sıkça düşünüldüğü gibi) düşünceleri ya da anlamları bir beyinden diğerine aktarma aracı değil, malumatı organize etmeye ve düşüncelerle tepkileri diğer organizmalara duyurmak için kullanılan bir sistemdir. Dünyada ne kadar kavrayış varsa tüm bu kavrayışlar için malzeme başlangıç haliyle mevcuttur, sıkça formüle edilmemiş haldeyse de yine insanın içinde vardır. İnsan bunları birçok farklı şekilde açığa çıkarmak için yardım edebilir, fakat bir başka insanın zihninde bunları yoktan var etmek imkansızdır. (Hall, 1976, p. 57)

Buna göre iletişim, dilin de beslendiği, insanların zihinlerinde kolektif olarak var olan bir zihinsel malzemeden beslenir, bu malzeme de coğrafyaya ve kültüre göre değişiklik gösterebilir. İletişimi mümkün kılan, içeriğini, kalitesini ve sonuçlarını etkileyen şey, kelimelerden çok, kelimelerin kullanıcılarının zihinlerindeki imajlar ve anlamlardır. Bu paylaşılan kültür, bağlamı yaratır ve bağlamın kelime anlamları gibi iletişimin encodingdecoding döngüsüne (Bkz: McEliece, 1984) etki derecesi, sözkonusu kültürün yüksek ya da düşük bağlamlı olduğunun ölçüsüdür.

Kültürler, yüksek ya da düşük bağlamlı oluşlarına göre hem Hall, hem de takip eden birçok araştırmacı tarafından sınıflandırılmışlar, kültürlerarası iletişim ve karşılaştırmalı okumalar kapsamında bu eksende ele alınmışlardır. Doğu toplumlarının kültürleri ekseriyetle yüksek bağlamlı iken, Batı toplumlarında düşük bağlamlı kültür özelliğinin öne çıktığı görülür. (Hall, 1976) Fakat özellikle geniş ve çok katmanlı kültürlerde, kültürün genel özelliği ile, alt kültürlerin yahut kültürel bileşenlerin, farklı etnik menşeden gelen toplulukların kültürleri farklı özellik gösterebilir. İlginç bir çalışma alanı olarak Hindistan toplumu, farklı diller konuşan çok kalabalık gruplardan oluştuğu için, bütün bileşenlerin dahil olduğu şemsiye düşük bağlamlı olma eğilimindeyken, alt-gruplar yüksek bağlamlı kültür özelliklerini haizdir. (Nishimura, et al., 2008) Farklı diller konuşan, dolayısıyla dilin düşünce ve davranışı etkilediğini varsayan Sapir-Whorf hipotezi gündeme alınırsa, aynı ortam, şartlar ve ortak birçok değeri paylaşsa bile kültürel, davranışsal ve düşünsel farklılıklar göstereceğini bekleyeceğimiz bu unsurlar (Boroditsky, 2017), birbirleriyle etkileşime girdiklerinde paylaşılan bağlam sınırlı ya da yüzeysel olduğundan düşük bağlamlı bir kültür özelliği gösterirken, bu gruplar içindeki kültür yüksek bağlamlıdır. Örneğin Bengali konuşan Hindistanlılar ile Hinduca konuşan Hindistanlılar arasında etkileşim, genelde İngilizce gerçekleştirilir. İngilizce, post-kolonyal dönemde Hindistan’ın lingua francasıdır. (Trautmann, 2011) Fakat Hinduların kullandığı İngilizce’nin yüksek bağlamlı kültürlere has olduğu üzere şairane, saygı ifadelerine daha sık yer veren bir frekansta olduğunu literatür göstermektedir. (Mehrotra, 1995); (Aktaran: Nishimura et al., 2008)

Yüksek bağlamlı kültür ve birey davranışına etkileri

Yüksek ya da düşük bağlamlı kültürlerin özellikleri, yalnızca iletişimi etkilemez. Bu kültürel özelliklerin aynı zamanda davranışlar üzerinde de etkisinden söz etmek mümkündür. Hall, sözgelimi, yüksek bağlamlı kültürlerde hiyerarşik ilişki içerisindeki bir sistemde en tepedeki otorite figürünün, emri altındaki zincirin en önemsiz mensubuna kadar bütün üyelerinin hatalarından sorumlu tutulduğunu, düşük bağlamlı kültürlerdeyse sorumluluğun sisteme dağıtıldığını, mutlaka bir “günah keçisi” gerekiyorsa en aşağı rütbeden bir sorumlu bulunduğunu iddia eder. (Hall, 1976, p. 113) Yine Hall ve Hall, Understanding Cultural Differences eserinde kültürün ve bağlamın zaman-mekan kullanımı ve bireyin zamanla ve mekanla kurduğu ilişkiyi irdeleyerek bir korelasyon olduğunu iddia eder. (Hall & Hall, 1990)

Şekil 1. Çeşitli ülkelerin yüksek bağlamlılık sınıflandırması. Şekilde sağa doğru gidildikçe yüksek bağlamlı özellik artmaktadır.

Hall, gözlemleri ve tecrübelerinden yola çıkarak çeşitli kültürlerin bağlamın belirleyiciliğine göre bir sınıflandırmasını yapmış ve kendisinden sonra gelen araştırmacıların da katkılarıyla, Doğu – Batı ekseninde Batı’ya gittikçe düşük bağlamlı özelliğin (özellikle Avrasya’da) baskın olduğu, Kuzey – Güney ekseninde ise Güney’e inildikçe yüksek bağlamlılığın arttığı genel kabul görmüştür. (Hall & Hall, 1990) Bu alanda karşılaştırmalı çalışmalar yapılarak, ekonomik aktivitelerden kişilerarası iletişimin özelliklerine birçok konuda bağlamın belirleyiciliğinin düşüklük ya da yüksekliğinin birey psikolojisine ve sosyolojiye etkileri incelenmiştir. Özellikle pazarlama, reklam ve halkla ilişkiler alanında, küresel ölçekli firmaların reklam ve diğer iletişim kampanyalarına yol göstermek, tanıtımcının kendi kültürüne dair tecrübe ve içgörülerinin yeni bir kültürle iletişimde sebep olabileceği olumsuzlukları azaltıcı işlevleri olan karşılaştırmalı okumalar yapılmıştır. (Donghoon, et al., 1998)

Bu yönüyle, kültürlerin yüksek bağlamlı-düşük bağlamlı şeklindeki ikili tasnifinin, kültürlerin diğer özellikleri ile bağlamın belirleyiciliğine göre tasnifteki yerini karşılaştırmak suretiyle, bir ilişki aramak için kullanılması mümkündür. Yüksek ya da düşük bağlamlılık kültür mensupları arasında iletişimi ve davranışları etkiliyor ve belirliyorsa, farklı davranışlar ve sonuçlar ile, yüksek bağlamlılık ya da düşük bağlamlılık arasında bir ilişki bulunması gerekecektir.

Yolsuzluk algısı indeksi ve rüşvet

Transparency International, 25 yıldır hükumet ve devlet organizasyonlarının şeffaflığına dair araştırmalar ve takip yapan bir kuruluştur. Düzenli olarak yayınlanan Corruption Perceptions Index (Yolsuzluk Algısı Endeksi) ve Bribe Payers Index raporları, ülke vatandaşlarının algısında ülkede yolsuzluk ve rüşvetin ne denli yaygın olduğuna dair inancı ölçer. (Transparency International, 2017) (Transparency International, 2011)

Bu iki rapordan yalnız en güncel olan 2017 Yolsuzluk ve 2011 Rüşvet indekslerini ele aldığımızda dahi, yüksek bağlamlı kültüre sahip kabul edilen ülkelerde yolsuzluk ve rüşvetin görece yüksek olduğunu ve bir örtüşmenin belirginleştiğini söylemek mümkündür.

Ülke/Yolsuzluk Güveni Sıralaması

Yeni Zelanda1
Danimarka2
Finlandiya3
Singapur6
Almanya12
Hong Kong13
ABD16
Japonya20
İtalya54
Çin77
Türkiye81
Rusya135
Afganistan177
Suriye178
Somali180

Tablo 1. Yolsuzluk Algısı İndeksine göre bazı ülkelerin sıralamaları

Tablo 1’i yorumlayacak olursak, esasen yüksek bağlamlı kültüre sahip olması beklenirken, koloni olmaları nedeniyle düşük bağlamlı emperyal kültürün özelliklerinin hakim olduğu söylenebilecek Singapur ve Hong Kong’un yüksek sıralamada olması (daha az yolsuzluk) bu tarihi özel durum ile açıklanabilir. Ayrıca bu ülkelerin küçüklüğü ve tamamen ticaret/finans etkinliği üzerine kurulu modern şehir devleti görünümü arz etmeleri de etkendir. Japonya’nın çoğu çalışmada en yüksek bağlamlı kültürlerden biri olarak örnek verilmesine rağmen aldığı görece yüksek not ilgi çekicidir. Yolsuzluğun gerçekleşmesinde yüksek-düşük bağlamlı kültür özelliğinin tek parametre olmadığı, başka parametrelerin de sonucu etkilediği göz ardı edilmemeli, aynı ekonomik büyüklük-gelişmişlik segmentinde yer alan ülkelerin bir arada değerlendirilmesi gerektiği unutulmamalıdır. Sıralama buna göre yapıldığında, Japonya, Çin gibi ekonomik açıdan düşük bağlamlı kültüre sahip batılı devletlerle aynı sınıfta yer alan ülkelerin, bu ülkelere nazaran daha fazla yolsuzluk tecrübe ettiği görülmektedir.

Ülke/Rüşvet Güveni Sıralaması

Hollanda1
İsviçre2
Belçika3
Almanya4
Japonya4
Britanya8
ABD10
İtalya15
Malezya15
Hindistan19
Türkiye19
BAE23
Endonezya25
Çin27
Rusya28

Tablo 2. Rüşvet Güveni indeksine göre bazı ülkelerin sıralamaları.

Tablo 2’de de Japonya yüksek bağlamlı olmasına rağmen ayrıksı dursa da, genel manzara aynıdır. Benzer ekonomik büyüklüğe ve gelişmişlik sıralamasına sahip ülkeler arasında, yüksek bağlamlı kültüre sahip kabul edilen ülkelerin rüşvet verilen bir ortama daha yatkın olduğu öne sürülebilir.

Sonuç

Yüksek Bağlamlı-Düşük Bağlamlı kültür özelliği araştırmacının spekülasyonlarına açık bir tasnif oluştursa da, Hall başta olmak üzere araştırmacılar tarafından tespit edilen yüksek bağlamlı kültür özelliklerinin, rüşvet ve yolsuzluk gibi davranışlara yol açmakta doğrudan ya da dolaylı amiller olduğunu söylemek mümkündür. Hall, yüksek bağlamlı kültürlerin doğrudan iletişimden kaçınan, dolaylı tedbirlere başvurmayı tercih eden, üstelik aile ve dostluk bağlarının diğer sosyal ilişkiler ve rollere nazaran daha baskın ve etkin olduğu davranış özellikleri gösterdiğini söylüyor. (Hall, 1976, p.158) Bu tarz kaçınmacı, dolaylı iletişimi tercih eden bir kültürde herhangi bir işin doğrudan, kamusal alanda şeffaf biçimde tarafların teklif ve şartlarının dillendirildiği ve hukuki bir hakemlik tarafından sonucun tayin edildiği bir sistemi inşa etmek zordur. [4] Yüksek bağlamlı kültürlerde “perde arkası iletişim”in resmi ve nesnel iletişim alanından daha etkili olması, sorun çözümü ve ekonomik faaliyette sempatik ve organik metodlara başvurulması meylini arttırıyor olabilir. Bu da rüşvet ve yolsuzluğun yüksek bağlamlı, iletişimin doğrudan olmadığı kültürlerde hem artmasını, hem de kolay saklanmasını sağlayabilir. Üstelik aile ve dostluk bağlarının diğer bağlardan daha öne alınması, karar alıcı pozisyonlardaki bireylerin, bu bağlamdaki rol ve işlevlerine tesir etmemesi gereken ve beklenen aile ve dostluk bağlarını önceleyerek karar vermesine sebep olabilir. Bürokrat-vatandaş ilişkisi, aynı hatta daha büyük baskınlıktaki bir dostluk ya da aile bağı nedeniyle arzu edildiği gibi tesis edilemez. Bu da nepotizmi, yolsuzluğu ve rüşveti doğurmaya elverişli bir ortam sağlayacaktır.

Bu ilişkinin bilimsel açıdan daha net tespit edilebilmesi için, yüksek bağlamlı ve düşük bağlamlı kültürlerin tasnifinde şüpheyi ve spekülasyonu azaltacak pozitif test yöntemleri geliştirilmeli ve belki, Geert Hofstede’nin Kültürel Boyutlar kuramı ile Hall’un kuramı genişletilmelidir. Bu sayede yüksek bağlamlılık ile yolsuzluk ve rüşvet meyli arasında daha pozitif temellere dayanan bir korelasyon tespit etmek mümkün olacaktır.

Dipnot

1 High Context ve Low Context Culture

2 Cemiyet ve Cemaat

3 Bireylerin HC ve LC özelliklerine dair bir test için: Tıklayın
4 Ayrıca Hall, hukukun “doğası gereği” düşük bağlamlı olması gerektiğini, bağlama göre yorumlanamaz bir dil, mantık ve uygulama ile tesis edilmesi gerektiğini söyler.

Kaynakça

Boroditsky, L., 2017. mbdincaslan.com. [Çevrimiçi]

Available: a href=”https://mbdincaslan.com/index.php/ceviriler/item/553-dilvedusunce”> here [Erişildi: 11 Aralık 2018].

Donghoon, K., Yigang, P. & Heung, S. P., 1998. High‐versus low‐Context culture: A comparison of Chinese, Korean, and American cultures. Psychology & Marketing, 15(6), pp. 507-521.

Hall, E. T., 1976. Beyond Culture. 1. dü. New York: Anchor Books.

Hall, E. T. & Hall, M. R., 1990. Understanding Cultural Differences. 1 dü. Boston: Intercultural Press. McEliece, R., 1984. Theory of Information and Coding. 1 dü. Cambridge: Cambridge University Press.

Nishimura, S., Nevgi, A. & Tella, S., 2008. Communication Style and Cultural Features in High/Low Context Communication Cultures: A Case Study of Finland, Japan and India. [Çevrimiçi]

Available: here[Erişildi: 11 Aralık 2018].

Rogers, E. M., Hart, W. B. & Miike, Y., 2002. Edward T. Hall and The History of Intercultural Communication: The United States and Japan. Keio Communication Review, Issue 24, pp. 3-26.

Transparency International, 2011. Bribe Payers Index, http://transparency.org: Transparency International.

Transparency International, 2017. CORRUPTION PERCEPTIONS INDEX 2017, http://transparency.org: Transparency International.

Trautmann, T. R., 2011. India Brief History of a Civilization. 1 dü. New York: Oxford University Press.

 

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!
       

Yazarın MİSAK'taki yazıları