Mustafa Kemal’in Teşekkür Konuşması

“Kabiliyet, istidat ve idrak” hasletleri Türk milletinin fıtratında mevcuttur. Son yıllardaki başarı ve zaferlerimiz, milletimizin bu hasletlerden yoksun olduğunu düşünenlerin ne kadar gafil olduğunu göstermiştir.


Geçen hafta Cumhuriyet’in 98. yılını kutladık. 10 Kasım’da da Atatürk’ün vefatının 83. yılını anacağız. Geçen haftaki yazımda 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’i ilan eden TBMM oturumundan söz etmiştim. Mecliste bulunanların oy birliğiyle Cumhuriyet kabul edilmiş, bütün ülkede 101 pare top atışıyla bunun kutlanmasına karar verilmiş ve ilk cumhurbaşkanı olarak da Mustafa Kemal seçilmişti.

Mustafa Kemal’in yaptığı kısa teşekkür konuşması, gerçek bir Türk aydınının nezaket ve inceliğini göstermesi açısından dikkate değer olduğu gibi kısacık bir konuşma içindeki düşünce derinliğini göstermesi açısından da dikkat çekicidir.

Önce, Osmanlı Harbiye’sinden yetişmiş, cepheden cepheye koşarak yokluklar ve imkânsızlıklar içinde savaşmış bir kurmay subayın cümlelerindeki inceliğe dikkat çekmek istiyorum.

Bu münasebetle şimdiye kadar mükerreren hakkımda izhar buyurmuş olduğunuz muhabbet ve samimiyet ve itimadı bir defa daha göstermekle yüksek kadirşinaslığınızı ispat etmiş oluyorsunuz. Bundan dolayı heyet-i celîlenize bütün samimiyet-i rûhiyemle arz-ı teşekkürat ederim.”

Hakkımda izhar ettiğiniz” demiyor, “izhar buyurduğunuz” diyor; kendisini değil, milletvekillerini “buyurma” makamında görüyor ve kendisini seçmelerini de  “değerbilirlik” olarak nitelendiriyor.

Mustafa Kemal’e göre Cumhuriyet’in kabulü, “mühim ve cihanşümul hâdisât-ı fevkalâde“dendir yani olağanüstü hadiselerden biridir. Cumhuriyet’in ilanını, o da diğer milletvekilleri gibi “yeni Türkiye Devletinin zaten cihanda malum olan, malum olması lâzım gelen mahiyeti”ne uygun olduğu ve yapılan işin, mevcut olan sisteme milletler arasında bilinen adın verilmekten ibaret bulunduğu şeklinde değerlendirir.

Aşağıdaki cümleler ise Mustafa Kemal’in milliyet ve Türklük hakkındaki düşüncelerini gösterir:

Efendiler! Asırlardan beri şarkta mağdur ve mazlum olan milletimiz, Türk milleti, hakikatte meftur olduğu hasâilden muarrâ telakki ediliyordu. Son senelerde milletimizin fiilen gösterdiği kabiliyet, istidat, idrak, kendi hakkında sûizanda bulunanların ne kadar gafil ve ne kadar tetkikten uzak, zevâhir-perest insanlar olduğunu pek güzel ispat etti. Milletimiz, haiz olduğu evsaf ve liyakatini hükûmetinin yeni ismiyle cihân-ı medeniyete daha çok suhûletle izhâra muvaffak olacaktır. Türkiye Cumhuriyeti cihanda işgal ettiği mevkie lâyık olduğunu âsâriyle ispat edecektir.”

Bu paragrafta anlatılanların özü şudur:

Kabiliyet, istidat ve idrak” hasletleri Türk milletinin fıtratında mevcuttur. Son yıllardaki başarı ve zaferlerimiz, milletimizin bu hasletlerden yoksun olduğunu düşünenlerin ne kadar gafil olduğunu göstermiştir. Onların bu kötü zanlarının incelemeye dayanmadığı ve görünüşe aldanmaktan ibaret olduğu da ispatlanmıştır. Cumhuriyet adını almakla, milletimizin olumlu vasıflarını ve liyakatini medeni âleme daha kolay göstereceğiz. Devletimiz liyakatini, eserleriyle ispat edecektir.

Türk milletinin bazı olumlu özelliklere doğuştan sahip olduğu fikri, Meşrutiyet aydınlarında yaygındır. Bu fikrin yaygınlaşmasında, Ali Süavi gibi Türkçü aydınların, Türklerin medeniyete katkılarıyla ilgili araştırma ve makaleleri yanında Namık Kemal’in “Fıtrat değişir sanma, bu kan yine o kandır.” mısralarında kendini gösteren heyecanın da rolü vardır. Nitekim, Atatürk’ün Gençliğe Hitabe’sinin sonundaki cümle aynı fikrin en veciz ifadelerinden biridir: Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.”

Demek ki Atatürk’ün bu cümlesi kendiliğinden söylenivermiş, rastgele bir cümle değildir. Namık Kemal ve Ali Süavilerden gelen, Meşrutiyet Türkçüleri tarafından işlenen bir fikrin tezahürüdür. İstiklal Savaşı’nı yapan ve Cumhuriyet’i kuran aydınlar millî mücadelenin, Türk milletinde doğuştan mevcut olan, fıtratında bulunan (meftur) hasletleri ispat ettiğine inanmaktadırlar. Mustafa Kemal, aksini düşünenlerin konuyu incelemedikleri ve zevahire göre hüküm verdikleri kanaatindedir.

Türk’ün olumlu hasletlerini dünyaya tanıtmada Cumhuriyet rejiminin kolaylık sağlayacağı fikri, Mustafa Kemal’e has, özgün bir fikirdir. Üstelik bunun lafla değil ancak eserlerle ispat edilebileceğinin de farkındadır.

Yazıyı, Mustafa Kemal’in teşekkür konuşmasının son cümleleriyle bitiriyorum:

Milletin teveccühünü daima nokta-yı istinat (dayanak noktası) telakki ederek hep beraber ileriye gideceğiz. Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır.”

Yazar

Ahmet Bican Ercilasun

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.