ÖLÜMÜNÜN 66. YILDÖNÜMÜNDE KAZIM KARABEKİR PAŞA

Milli Mücadele kahramanlarından ve eski TBMM Başkanlarımızdan Büyük Kumandan Kazım KARABEKİR paşa tam 66 yıl önce bugün 26 Ocak’ta aramızdan ayrıldı. O büyük Kumandan, Büyük ATATÜRK’ün başlatmış olduğu Milli Mücadele günlerin de ATATÜRK hakkındaki İstanbul Hükümetinin tutuklama talebini redderek, Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün emrine girmişti. O sıralarda ikisi de Erzurum’da bulunuyorlardı. Peki, Kazım Karabekir Paşa […]


Milli Mücadele kahramanlarından ve eski TBMM Başkanlarımızdan Büyük Kumandan Kazım KARABEKİR paşa tam 66 yıl önce bugün 26 Ocak’ta aramızdan ayrıldı. O büyük Kumandan, Büyük ATATÜRK’ün başlatmış olduğu Milli Mücadele günlerin de ATATÜRK hakkındaki İstanbul Hükümetinin tutuklama talebini redderek, Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün emrine girmişti. O sıralarda ikisi de Erzurum’da bulunuyorlardı.

Peki, Kazım Karabekir Paşa kimdir?

1882 yılında İstanbul’da doğdu. Mehmed Emin Paşa’nın oğludur. İlköğrenimini İstanbul, Van, Harput ve Mekke’de tamamladıktan sonra, 1896’da İstanbul Fatih Askeri Rüştiyesi’ni, 1899’da Kuleli Askeri İdadisi’ni, 1902’de Harbiye Mektebi’ni ve 1905’te de Erkân-ı Harbiye Mektebi’ni bitirerek yüzbaşı rütbesiyle orduya katıldı. İki yıllık kıta stajını Manastır’da yaptı. İttihat ve Terakki’nin Manastır örgütünün kurulmasına katıldı. 1907’de kolağası (önyüzbaşı) rütbesi alarak İstanbul Harbiye Mektebi, tabiye öğretmen vekilliğine atandı. İttihat ve Terakki İstanbul örgütünün kurulmasında görev aldı. II. Meşrutiyet’ten sonra Edirne’de II. Ordu 3. Fırka (tümen) erkân-ı harfliğine (kurmaylığına) atandı.

31 Mart 1909 ayaklanmasında Hareket Ordusu’nda görev aldı. 1910 Arnavutluk ayaklanmasının bastırılması harekâtında çalıştı. 14 Nisan 1912’de binbaşılığa yükseldi. Balkan Savaşı’nda Trakya sınır komiseri olarak görev yaptı. 1914’te kaymakam (yarbay) rütbesiyle Birinci Kuvve-i Seferiye komutanlığıyla İran ve ötesi harekâtıyla görevlendirildi. Bir süre sonra İstanbul Kartal’da 14. Fırka komutanlığına atandı ve Çanakkale’ye gönderildi. Kerevizdere’de Fransızlara karşı üç ay savaştıktan sonra miralaylığa (albay) yükseldi. Buradan, İstanbul’da 1. Ordu erkân-ı harbiye başkanlığına, sonra Galiçya’ya gidecek ordunun ve ardından Mareşal Von der Goltz’un erkân-ı harbiye başkanlığına atanarak Irak’a gitti.

1916’da Kutü’l-Amare’yi kuşatan 18. Kolordu komutanlığına getirildi ve burayı aldıktan sonra Irak’ta İngilizlerle çarpıştı. 1917’de Diyarbakır’daki 2.Kolordu komutanlığına getirildi ve Van, Bitlis, Elaziz (Elazığ) cephelerindeki II. Ordu komutanlığına vekâlet etti. 1918’de Erzincan ve Erzurum’u Ermenilerden ve Ruslardan geri aldı. Ardından Sarıkamış, Kars ve Gümrü kalelerini ve Karaköse’yi kurtardı. Aynı yıl mirliva (tümgeneral) oldu. Mondros Mütarekesi sırasında sadrazam olan Ahmed İzzet Paşa’nın erkân-ı harbiye-i umumiye reisliği (genelkurmay başkanlığı) önerisini kabul etmeyerek Anadolu’da görev almak istedi. Önce Tekirdağ’daki 14. Kolordu komutanlığına, ardından da Erzurum’daki 15. Kolordu komutanlığına atanmasını sağlayarak Nisan 1919’da göreve başladı.

Hazırlıkları yapılan Erzurum Kongresi’nin toplanmasında önemli rol oynadı. Kurtuluş Savaşı’nda Edirne milletvekilliği ve Doğu cephesi komutanlığı yaptı. Ermenilerin eline geçen Sarıkamış, Kars ve Gümrü kalelerini geri alarak 15 Kasım 1920’de Ermeni ordusunu kesin olarak yendi. Ermeni hükümetiyle Ankara hükümeti adına Gümrü Antlaşması’nı imzaladı. Kars’ın alınmasıyla ferikliğe (korgeneral) yükseldi. Rus Sovyet Sosyalist Federe Cumhuriyeti ve Kafkasya hükümetleriyle Kars Antlaşması görüşmelerini yürüttü. Halk Partisi’nden Ayrıldı Kurtuluş Savaşı’nın bitiminden sonra 1. Ordu müfettişliğine atandı,

1923’te İstanbul milletvekili oldu. 1924’te, TBMM’deki Dörtler Grubu’nu destekledi. Ardından askerlikten ayrılarak Halk Fırkası’ndan istifa etti. 17 Kasım 1924’te kurulan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın başkanlığına seçildi. Parti 3 Haziran 1925’te Şeyh Sait ayaklanması nedeniyle kapatıldı. Karabekir Mustafa Kemal Paşa’ya karşı yapılan İzmir suikastı ile ilgili görülerek bazı partililerle birlikte yargılandıysa da beraat etti. Siyasi hayatına on iki yıllık aradan sonra, 6 Ocak 1939’da İstanbul milletvekili olarak devam etti. 1946’da TBMM başkanlığına seçildi ve bu görevde iken 26 Ocak 1948’de Ankara’da öldü.

KARABEKİR PAŞA’nın ATATÜRK’ün EMRİNE GİRMESİ

Merhum Büyük Türkçü Dr. Fethi TEVETOĞLU Beyin “ATATÜRK’le SAMSUN’a ÇIKANLAR” isimli kitabının 128-137 sahifelerin de Rauf ORBAY’ın Kazım KARABEKİR’e bir vesile ile yazmış olduğu mektupta KARABEKİR Paşa’nın ATATÜRK’ün emrine girdiği o an şöyle anlatılmaktadır.

ATATÜRK’ün yaveri Cevat ABBAS telaşlı bir tavırla bulunduğumuz odaya girerek:

“Efendim Kolordu Kumandanı Kazım KARABEKİR paşa geliyor” dedi. Paşa şaşkın bir hal aldı, sarardı. Daha evvel Harbiye Nazırı Şevket Turgut Paşa’nın Üçüncü Ordu kıtaatı müfettişlik vekâletini size tevkif ederek Paşa ile beni faaliyetten men’ etmeniz yolundaki tebliğini biliyordu. Bunun taht-ı tesirinde olarak ve şüphe ile çok endişeli nazarlarla bana bakarak acı acı gülümseyerek lisan-ı hal ile:

“Gördün mü? Dediklerim doğru değil mi imiş?” der gibi bir vaziyet aldı ve yaverine:

“Buyursunlar” dedi. 

Siz, ma-fevki resmen ziyarette mu’tad olan tavır ve kıyafetle odaya girdiniz ve Paşa’yı hürmetle selamlayarak: 

“Kumandamda bulunan zabitan ve efradın hürmet ve ta’zimlerini arza geldim. Siz bundan evvel olduğu gibi bundan böyle de muhterem bir kumandanımızsınız. Kolordu Kumandanına mahsus araba ile maiyetinize bir takım süvari getirdim. Hepimiz emrinizdeyiz Paşam!” dediniz. Mustafa Kemal Paşa üzerinize atıldı ve boynunuza sarılarak, yanaklarınızdan tekrar tekrar öptü, size teşekkür etti. Bu andan itibaren de yeis ve fütur havası muhitimizden silinip gitti.Siz bu sözlerinizi bizlere yazdığınız birer tezkere ile ayrıca ayrıca te’yid ve tesbit de eylediniz..”. Evet mektuptaki bu kısımla ilgili satırlar böyledir.

ATATÜRK ÖLÜNCE KARABEKİR SEVİNDİ Mİ..?

Aşağıya alacağımız bir vesika ise Tarih’e bir not düşme açısından bir görevdir. Bahsedeceğim bu vesika KARABEKİR Paşa hakkındaki ATATÜRK’le ilgili yalan yanlış beyanlar ve dedikodulara bir cevap vermektedir.

YENİÇAĞ Gazetesi yazarı Hasan DEMİR’in 10 Kasım 2010 tarihli makalesinde şöyle denilmektedir.

“Rahmetli Kâzım Karabekir’in kızı Timsal Hanımefendi’nin, “Babam Atatürk’e saygı duyardı” sözlerine Yavuz Bülent Bâkiler’in, “Buna inanmıyorum” (Türkiye, 19.09.2010) diye yazması üzerine, biz, “İnanınız” (Yeniçağ, 21.09.2010) muhtevalı bir yazı kaleme almıştık. Yavuz Ağabey, Karabekir’in kendisini idamla yargılatan ve 14 yıl göz hapsinde tutan Atatürk’ü affedebileceğine inanamıyordu. Biz ise, “O nesil bizim gibi değil, inanmalısınız” diyorduk.

Aynı gün ilginç bir telefon aldım. Arayan, kamuoyunun yakından tanıdığı isim Av. Fuat Turgut Bey’di. Merhum Karabekir’le ilgili bir hatırasından bahsetti. Yavuz Ağabeyi de aramış, aynı hatırasını ona da nakletmiş. Turgut Bey selam ve hal hatırdan sonra, “1980’li yıllarda Tercüman’da pehlivan tefrikaları yazan Murat Sertoğlu’ndan bizzat dinlediğim bir anekdotu anlatacağım” diye söze başladı.

Hukuk tahsili sebebiyle geldiği İstanbul’da bir öğrenci yurdu bulup yerleşemediği için geçici olarak Beyazıt’taki Mithatpaşa Oteli’nde kalıyormuş.

Devamını Fuat Turgut Bey’in kendisinden dinleyelim: Mithatpaşa Oteli’nde kaldığım yıllarda Merhum Murat Sertoğlu da Küllük/Marmara’nın 50 metre ötesindeki bir nargile kahvesine gelir, orada hem nargilesini tüttürür hem de Tercüman’da yayınlanan pehlivan tefrikalarını yazardı. Ben de boş zamanlarımda oraya gider, Rahmetliyi sorularımla yorar; konuşturmaya, O’ndan bir şeyler öğrenmeye çalışırdım. O günlerde ben de Faruk Çil ağabeyimin bin bir meşakkatle yayınladığı ve her türlü koşuşturma işlerini üzerime yüklediği “Kavgamız Turan” ve Yaşar Arısan’ın yayınladığı daha sonra Altan Deliorman Ağabeyimizin idaresine geçen “ORKUN” dergilerinde kendimce Türkçü yazılar yazardım. İşte o dönemde Merhum Murat Sertoğlu’nun bana anlattığı bir “hadise” vardı ki beni hem çok duygulandırmış, hem çok düşündürmüştür. Dinlediğim “hadise”, Atatürk’ün ölümünün ardından Sertoğlu’nun bir grup arkadaşıyla birlikte Kâzım Karabekir’in evine “Baş sağlığı/taziye ziyaretine” gitmeleri “Hadisesi” idi.

Sertoğlu anlattı, ben de merak ve dikkatle dinledim ve size aynen naklediyorum:

“- Atatürk’ün ölümü üzerine bir grup arkadaşla bir araya geldik ve Kâzım Karabekir Paşa’ya başsağlığı ziyaretine gitmeye karar verdik. Gruptaki en genç kişi bendim. Aramızdan birkaçı da Atatürk’ün ölümüyle birlikte artık özgürlüğüne kavuşmuş olmasına binaen Karabekir Paşa’ya ‘Gözün aydın’ demek düşüncesindeydi. Önce, başsağlığı dileklerimizi ilettik. Sonra aramızdan biri söz alıp, ‘Paşam! Artık hürsünüz. Bu bakımdan size göz aydınında bulunmak istiyorum’ deyince Kâzım Paşa heybetle ayağa kalktı ve gözleri yaşlı bir şekilde şöyle dedi:

‘- Beyler! Siz ne diyorsunuz? Beni yargılatıp 14 sene gözaltında tuttuktan sonra dahi aynı şartlar vâki olsa, yine Atatürk’ü lider seçerdim. Yine O’nun emrine girerdim. Aramızdaki bütün ihtilaflarda hep O haklı çıktı. Bana başsağlığı için gelenler başım üstünedir. Ama aranızda gözün aydın demeye gelmiş olanlar varsa defolup gitsin evimden!’

Bugünkü yazınızı okuyunca Merhum Murat Sertoğlu’ndan bizzat dinlediğim bu anekdotu nakletmek ihtiyacı duydum” dedi, Fuat Turgut Bey ve ekledi: Bu anekdotu Selçuk ve Akdeniz üniversitelerinde 2005 ve 2006 yıllarında verdiğim konferanslarda anlattım amma hiçbir yerde yazıya geçirmedim.

1938’in 10 Kasım’ından sonra Kâzım Karabekir Paşa’nın evinde yaşanan bu “Tarihi Hadise” 2010’un 10 Kasım’ında, Av. Fuat Turgut Bey’in anlatımı ile Yeniçağ vesile kılınarak kamuoyu ile paylaşılmış oldu.”

Hem KARABEKİR Paşamızın hem de Büyük ATATÜRK’ümüzün ruhu şa’d ve mekânları cennet olsun

Karabekir Paşa’nın Eserleri:

  • Sırp Bulgar Seferi,
  • Ermeni Mezalimi,
  • İstiklal Harbimizin Esasları,
  • İtalya-Habeş,
  • Cihan Harbine Neden Girdik, Nasıl Girdik, Nasıl İdare Ettik? 2 cilt,
  • İstiklal Harbimiz,
  • İstiklal Harbimizde Enver Paşa ve İttihad ve Terakki Erkânı,
  • İttihad ve Terakki Cemiyeti 1896-1909

 

Yazar

Altay Bozkurt

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.