Osman Başıbüyük: Nereden nereye? – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış

DUYURU   • Meselelerimiz- Sadi Somuncuoğlu   • Söz konusu açık oturum 10: Türkçesiz Türkler (Canlı yayın)

Osman Başıbüyük: Nereden nereye?

Yazmak bir yolculuktur. Bir başka yaşamın fitilini yakar, harladıkça anlam katar. Biraz da değişimin ve dönüşümün imgeleridir. Yazmak bir kalkışmadır, inatla çabalamaktır, inançla ses olmaktır. Mücâdelenin bitti dendiği yerde gerçeği kelimelerle özgürlüğe kavuşturmaktır.

21 Ağustos 2020
Özge Yıldız

Yazmak bir yolculuktur. Bir başka yaşamın fitilini yakar, harladıkça anlam katar. Biraz da değişimin ve dönüşümün imgeleridir. Yazmak bir kalkışmadır, inatla çabalamaktır, inançla ses olmaktır. Mücâdelenin bitti dendiği yerde gerçeği kelimelerle özgürlüğe kavuşturmaktır.

Bu sihri keşfeden çok özel biri olmasaydı, yazılarım var olamazdı. Yazmam konusunda sabırla yüreklendirdi. Her birimizin içinde, gelişmemize katkıda bulunan deneyimleri yaşadığımız bir yol vardır.

Geçmişe yönelik stratejisini anlatan kitabımızdan bu duygularla bahsederek yolculuğumuza çıkalım.

Kökünden sökülen bir ağacın yeniden toprağa tutunma mücadelesi nasıl başlıyor? Buna tanıklık etmek istiyorsanız en doğru isimlerden biri de nazarımda Sayın Osman Başıbüyük’tür.

Darbeyi öngörmüş, iyi bir satranç ustası olan, balyoz döneminde Türk Silahlı Kuvvetleri’nden tasfiye edilen ve vatan mücadelesinden bir an olsun vazgeçmeyen Emekli Hava Pilot Kurmay Albay Osman Başıbüyük; “Gördüğüm gerçeği yazmalıyım” diyerek çıktığı yolculuğunu ‘Nereden Nereye?‘ kitabında anlatmıştır.
Gerçekleşen kumpasın küresel boyutunu ortaya koyarak gerçek hedefin Türkiye’yi istikrarsızlaştırmak olduğunu kendi tecrübeleriyle anlatmıştır. Yazdığı yazılarda izlediği strateji; Türkiye’ye kurulan tuzağın küresel boyutu, perde arkasındaki üst aklı, bir tasfiye ve kadrolaşma operasyonu olduğunu, Cemaatin(FETÖ) darbecileri yargılıyoruz kılıfı altında darbe yapmakta olduğunu, Türk milletine anlatarak vurgulamıştır. Yazdıkları yazıların asıl amacının ülkemizi bu kumpastan kurtarmak olduğunu kitabın ilk sayfalarında fark etmemizi sağlamıştır.

Yazılarında ağırlıklı olarak Cemaat(FETÖ) konusuna yer vermiştir. FETÖ’nün dış güçlerin Türkiye’nin iç ve dış politikasını yönlendirmek amacıyla kullandığı bir gladyo örgütü olduğunu belirterek, Hükümetin izlediği yanlış politikalardan uzaklaşması maksadıyla iç ve dış politika konularında aydınlatıcı yazılara yer vermiştir. Makalelerinde FETÖ’ye yönelik bir strateji geliştirerek hedefi; Fetullah Gülen Hareketi olarak adlandırılan kült yapının İslam’ın bir tarikatı olmadığı, yeni bir din olgusu yarattığının anlaşılmasını sağlayarak okurlarının dikkatine sunmaktadır. ABD’nin, Cemaati(FETÖ) Türkiye’yi şekillendirmek için operasyon aracı olarak kullandığını anlatmıştır.
Stratejisinin bir bölümünde ise amacı, yazdığı yazıların devlete ulaşmasını sağlamaktır.

Yazılarında izlediği stratejinin önemli bir kısmını NATO’da çalışırken öğrendiğinden de bahsetmiştir. Amerikalıların NATO’ya bir şey yaptırmak istediklerinde izlediği yolu gözlemleyen Osman Başıbüyük; Cemaat(FETÖ) ile ilgili yazdığı yazılarda Cemaatin(FETÖ) Türkiye’de nasıl bir kader yaşanması isteniyorsa öyle davrandığını görmüş ve bunu bir öngörü olarak kaleme almıştır.

1’nci Dünya Savaşı sırasında Ermeni çetelerinin Anadolu’da din ve etnik temelde giriştiği katliamı ve sonrasında yaşananlar, 12 Eylül öncesi Çorum, Fatsa ve Kahramanmaraş’ta yaşananlar ve toplumdaki olayların ne boyutlara varabileceğini anlatan örneklere yer vermiştir. Modern silahlara kavuşmanın arzusuyla bir ülkenin kendini savunmasız hâle getirmesi durumlarını emperyalist sisteme vurgu yaparak göstermeye çalışmıştır.

Türk ordusunun 1980’li yılların başından bu yana terörle mücadelesinde gösterdiği başarısının en önemli etkeninin Mehmetçik olduğunu, terörle mücadelede yurt içi ve dışında kahraman gibi savaşarak, nöbet tutarken, aileleri de terörle mücadelede verdikleri azimleri televizyon başında can kulağıyla dinlemiş ve halkın direnci artmıştır. Binlerce şehit ve gazi verdikten sonra, halkın bu direnci siyasiler üzerinde bir nebze de olsa baskı oluştururabilmiştir. İşte tam da burada terörle mücadelenin, sadece silahla kazanılmadığına ve kazanılmayacağına vurgu yapılmıştır.

“Vatan için fedai olmak kutsal bir duygudur.
Anadolu coğrafyasında doğup ve kaybolan medeniyete bakın. Bu medeniyetlerin sonuncusunu yaratan Türkler acaba neden hâlâ ayaktalar? Ordu millet kavramının bunda hiç mi payı yok? Türkler Orta Asya steplerinden bu coğrafyaya gelirken mücadeleci ruhlarını, kendilerini koruma iç güdüsüyle geliştirdikleri ordu yapısını da beraber getirmişlerdir. Kadından erkeğine her Türk’ün kafasında şu vardır: Vatan sana canım feda…“ Tek amacı vatan ve millet olan kahramanlarımızın sesi bu ruhla her yerde.

Bir sözde, bir yazıda, bir kitapta, bir bakışta, atan yüreklerimizde.

TSK’den ayrılmak durumunda kalan Osman Başıbüyük, yazarlık hayatı boyunca kaleme aldığı FETÖ ile yaptığı mücadeleyi içeren makalelerini bir kitapta toparlayarak biz okurlara sunmuştur. Balyoz ve casusluktan cezaevinde haksız yere yatan arkadaşlarına ses olmuştur. Verdiği mücadelede bir Türk subayı olarak davasından asla vazgeçmeyen, ülkemizdeki darbeler hakkında aydınlanmamızı sağlayan satırlarla dolu kitap, bir yüreğin sesiyle geçmişten günümüze yön vermektedir. Mustafa Kemal’in yolunda bizlere ışık tutmaktadır. Birliktelik içinde olduğumuz bugünlerde, kendi içimizdeki rekabeti bırakıp Türkiye’yi iyileştirecek durumlara çözüm bulmalı ve kenetlenmeliyiz.

Yorum yapın!

Comment *

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarların diğer yazıları: