Yükleniyor...
Sadi Bey’i Millî Düşünce Merkezinde tanıdım. Kanaatime ve duygularıma göre size Sadi Bey’i anlatmaya çalışacağım.
Tanışmadan önce ismini medyada duyuyordum. DSP-ANAP-MHP Koalisyon Hükümeti kurulmuştu. Bülent Ecevit Koalisyon Hükümetinin Başbakanıydı. Mesut Yılmaz ve Devlet Bahçeli Başbakan yardımcılarıydı. Sadi Bey bu hükümette Devlet Bakanıydı. Batık Emlâk Bankası Sadi Bey’in sorumluluğundaydı. Emlâk Bankası o sıralar bitik haldeydi, batmak üzereydi.
Batan geminin mallarını ucuza kapatmak isteyen fırsatçılar her devirde bulunur. Benim medyadan izlediğime göre Sadi Bey o kelepircilere Emlâk Bankasının mallarını ucuza kapatmak fırsatı vermiyordu. Ben herhalde banka kurtulacak diye düşünüyordum. Ama bankanın sorumluluğunu Sadi Bey’den aldılar, başka birine verdiler. Sonuçta Emlâk Bankası kurtulamadı, kapandı. Ankara’ya atanmadan önce görev yaptığım Düzce’de Emlâk Bankası vardı. Bankanın o tarihteki müdürüyle de ilişkilerim iyiydi. Bu sebeple Emlâk Bankasının kapanmasına üzüldüm.
Süleyman Demirel Cumhurbaşkanlığında yedi yılını doldurmuştu. Yeni bir Cumhurbaşkanı seçilecekti. Sadi Bey de Cumhurbaşkanlığına aday olmuştu. Nedense MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Sadi Bey’in Cumhurbaşkanlığına aday olmasına içerlemişti. Sadi Bey adaylıktan çekildi. Devlet Bahçeli Sadi Bey’i Bakanlıktan azletti.
Zannederim Sadi Bey’in siyasi hayatı da burada sona erdi. Sadi Bey, Cumhurbaşkanlığı için iyi bir adaydı. Çok genç yaşından itibaren siyasetin içindeydi. Okuyan, okuduğunu iyi anlayan ve anlatan biriydi. Dünyayı iyi tanıyordu. Demokrasiye inanmıştı. Millî Düşünce Merkezi’nde tanıdığım Sadi Bey böyle bir adamdı.
Süleyman Demirel’den sonra Sadi Bey Cumhurbaşkanı seçilebilirdi. O günkü Refah Partisi Sadi Bey’e oy verebilirdi. Devlet Bahçeli arkasında dursaydı Başbakan Bülent Ecevit’in DSP’si de Sadi Bey’in Cumhurbaşkanlığı için oy verirdi.
Televizyonda Süleyman Demirel ile çalışan Agâh Oktay Güner’den de, Namık Kemal Zeybek’ten de dinledim. Süleyman Demirel Sovyetlerin dağılmasından sonra bağımsızlıklarını kazanan Türk Devletleriyle yakından ilgilenmiş.
Sadi Bey Cumhurbaşkanı seçilseydi, daha o günlerde ilişkilerimiz gelişirdi. Sadi Bey Türkçü idi. Türkçülük bazı kişilerce Türkiye’mizde ırkçılık olarak kabul edilir. Türkçülük, ırkçılık değildir. Sadi Bey ve benim tanıdığım bütün Türkçüler Atatürk’ün Türk Milleti tarifini benimsemişlerdir. Atatürk “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kuran bugünkü sınırlarımız içindeki halka Türk Milleti denir” demiştir.
Türkçülük, milletimizin tarihini, kültürünü, bizatihi Türk Milletini sevmek, Türk Milletine sahip çıkmak, yükselmesini istemektir.
Tabii sınırlarımızın dışında da Türk vardı. Bunlarla da ilgilenecek, ilişkiler geliştirilecek, gönül bağı kurulacaktır. Sovyetler Birliği dağıldığında kurulan Türk Devletleri mutlaka hepimizi sevindirmiştir.
Ölümünden iki ay kadar önceydi. Sadi Bey, Uygur Türklerine yapılan Çin zulmünü anlatan bir video göndermişti. Aldığım video ile ilgili ona telefon ettim. Çok sevindi. Biraz konuştuk. Bana bu Çin zulmü ile ilgili siz de yazın. Bu videoyu başka tanıdıklarınıza da gönderin izlesinler dedi. Bunun üzerine Çin’in tarih boyunca Türklere yaptığı zulümle ilgili bir yazı hazırladım. Şimdilik bekletiyorum.
Millî Düşünce Merkezi’nin kurucusu Sadi Bey’dir. Millî Düşünce Merkezinde her hafta Türkiye’nin gündeminde olan bir konu ile ilgili tartışma yapılır. Konuyu ilk önce konu ile ilgili davet edilen uzman kişi anlatır, sonra konu üzerinde tartışılır. En son konuşmayı Sadi Bey yapardı. Gerçekten konuyu çok iyi anlatır. Konuşulanları çok güzel toparlardı.
Merkez kurulduktan sonra gelişmiş, Ankara’da, İstanbul’da ve başka illerimizde şubesi açılmıştır. Şubelerin açılmasında, Merkezin gelişmesinde Sadi Bey’in etrafında toplanan arkadaşlarımızın ve Sadi Bey’in büyük gayretleri olmuştur. Fakat bana göre Millî Düşünce Merkezi’nin kısa sürede gelişmesinin asıl sebebi Sadi Bey’in hoşgörüsü ve şahsiyetidir.
Sadi Bey eşi az bulunur bir insandı. Allah rahmet etsin.
Eşine, çocuklarına, bütün ailesine başsağlığı dilerim.
1 Yorum