Son durak neresi? – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış

DUYURU   • Ahmet Bican Ercilasun: Bilge Tonyukuk   • Meselelerimiz- Sadi Somuncuoğlu

Son durak neresi?

Sessiz çığlıklarımız, yüreğimizi dağlayan çaresizlik, yaşadığımız acı olay bizi aynı durakta buluşturdu.

9 Kasım 2020
Özge Yıldız

Kalem, önce kendi toprağımızı, inancımızı, kültürümüzü, insanımızı ve tabiatımızı anlatmalı.

Deprem, doğal bir olay olsa da meydana geldiği yerin özelliklerine ve büyüklüğüne göre farklı etkiler yaratır. Depremi önlemek mümkün olmadığına göre deprem konusunda bilinçli ve duyarlı bireyler yetiştirmek, bu problemlerin çözümü için en etkili yöntem olarak karşımıza çıkar. Deprem maalesef ülkemizin bir gerçeği. Bu gerçeği hemen unutuyor olacağız ki depreme hep hazırlıksız yakalanıyoruz.

Yaşanılan olaylardan ders çıkartamadığımızın idrakinde olduğumuz şu günlerde, kendimizi hangi durakta takılı kaldığımızı sorguluyorken buluyoruz. Bir belayı atlatırken diğerini bekliyoruz. Ne ara bu kadar çoğaldı bu duraklar. Neden azalmıyor da gittikçe artıyor. İçimiz yangın yeri diyemiyorum da artık. Yana yana kül oldu. Yanmak nasıldı ki?

Cevapları belli sorular

Sorular soruları doğurmaya başladı. Öğrenmekte güçlük çektiğimiz gibi, ders çıkartmakda yerimizde sayar olduk. Dersler uzadıkça uzadı, bizler de sınıfta kalmaya devam eder olduk.

Son zamanlarda hem ülkemizde hem de dünyada yaşanmasını istemediğimiz birçok olaya şahit olduk. Şehit haberleri, ekonomik krizler, seller, salgın, yangınlar derken, bunlara, geçtiğimiz günlerde yaşadığımız büyük bir deprem de eklendi. Seferihisar açıklarında denizde 6,9 büyüklüğünde gerçekleşen deprem İzmir’i sarstı. Büyük bir millet olduğumuzu hatırlayıp yaraları sarmaya koştuk, göçük altında kalan her can ile biz de kaldık, kurtulanlar ile yeniden hayata bağlandık. Sonra ne mi yaptık peki? Yine unuttuk ve sıradaki durakta gelecek depremi beklemeye başladık.

Her şey zamanla geçiyor derler ya hani. Nasıl da uyuyor bize. Uzun süredir ayrı şehirlerde, aynı durakta buluşuyoruz. Beraber ağlıyor, birbirimize destek oluyoruz. Her durak çıkışında yaşanılan olayı unutuyor ve başka duraklara doğru gidiyoruz. Dersimiz yine yarım kalıyor. Mesaj yerini bulamadığı gibi önlem, tedbir, dikkat gibi kelimeler hayatımızın içinden kaybolup gidiyor. Ve yine tekrara düşerek, aynı soruda takılı kalıyoruz. Son durak neresi?

Yardım edin, buradayım, sesimi duyan var mı?, seni kurtaracağım.

Sessiz çığlıklarımız, yüreğimizi dağlayan çaresizlik, yaşadığımız acı olay bizi aynı durakta buluşturdu.

Rıza Bey Apartmanı

Geriye kalanlar mı? Rıza Bey apartmanı, hiçbir şey olmamış gibi değil mi? Orada sona eren umutlar, yitirilen yaşamlar, yarım kalan hayaller… Sanki hiç olmamış gibi. Sanki sadece bir bina gitmiş ve yeni binanın yapılmasını bekleyen arsa gibi… Ve biz hâlâ fay hatları üzerinde yaşamaya devam ediyoruz. Binalarımız sağlam değil ve hâlâ hiçbir şey yapılmıyor. Biz ise çok çabuk başka yöne bakıyoruz. Yaşadığımız felâketin sorumlularının hesap vermesi için kamuoyu baskısı çok önemli iken daha şimdiden unuttuk bile İzmir’i. Ama tekrarları yaşanmasın istiyorsak unutmamalı, bu konuyu hep gündemde tutmalıyız değil mi?

Yaşanılan depremin ardından verdiğimiz kayıpların acısı taze derken, başlıyoruz kavgalara. Depremin enkazından çıkan yardım isteyen elleri reklam hâline çeviren firmalar, yapmış olduğu desteği gösteriş hâline getiren insanlar… Yine hafızalara yerleştirilen başka gündemler dersini alamadığımız olaydan çıkıp yine bizi aynı soruda takılı bırakıyor. Son durak neresi?

Son durak: akıl ve bilim

Belki de soruları, aklın ve bilimin ışığında cevapladığımızda artık son durağa gelmiş olacağız. Bunun için hayat mücadelemize devam edip, tedbirler almalı ve bilinçli bireyler olarak üzerimize düşeni yapmaktan başka bir yol görünmüyor.

Deprem tehlikesine maruz kalan büyük şehirlerimizdeki nüfus artışı, plansız yapılaşma, yetersiz altyapı ve çevre düzensizlikleri yüzünden deprem riski artmakta. Gerekli önlemler alınmalı, depremin felâkete dönüşmemesi için yaşanılan durumlardan ders çıkartılıp, bilinçli ve etkili yöntemler ile deprem hasarlarının azaltılması gerekmekte. Türkiye’nin kentlerini, depreme dayanıklı hâle getirilip, deprem konusunda eğitimlerin üzerinde durmalıyız.

Depremlerin önceden belirlenmesi mümkün olmamakla beraber, deprem hasarlarına karşı alınacak tedbirlerle kayıpların en az seviyelere indirilmesi mümkündür. Bu hususta kentleri planlama, araziye uygun, zemin etüdü yapılmış depreme uygun standartta yapılaşma ve yapıların denetimleri konusunda, halkın depremlere karşı daha da fazla bilinçlendirilmesi sağlanmalı.

Deprem gerçeğiyle yaşayan ülkelerin birey ve aile olarak bilinçli olmalarının yanında okullarda âfet eğitimine daha fazla yer vermeleri gerektiği de açık. Depremlerin doğal bir olay olarak algılanması ve bugünkü koşullarda önceden depremin tahmin edilememesi bizi daha fazla önlem almaya zorlamaktadır. Bu durumu kısaca bilinçlenme olarak da tanımlayabiliriz. Bu bilinçlenme çerçevesinde binalarda deprem sırasında yıkılabilecek eşyalar sabitlenmelidir. İletişim araçları ve eğitim yoluyla alınması gereken önlemler konusunda sürekli uyarılar yapılmalıdır.

Türkiye nüfusunun önemli bir kısmı şehirlerde yaşıyor. Ancak kırsal kesimde de azımsanmayacak bir nüfusun bulunduğu göz ardı edilmemeli. Deprem riski olan bölgelerde depremin yaşanması beklenmeden, kırsal ya da şehir ayırımı yapılmadan konutlar gözden geçirilmeli, binaların depreme dayanıklılığı artırılmalıdır. Bunlara ek olarak sivil toplum kuruluşlarının güçlendirilerek denetleyici bir vasıfla çalışmaları, yerel yönetimlerin imar planlarını gözden geçirmeleri gerekmekte. Yasal düzenlemelerle birlikte sadece şehirlerde değil köylerdeki binaların da sigorta kapsamına alınması sağlanmalıdır. İnsanların en temel haklarından birisi olan yaşama hakkını düşünerek, vatandaşların ekonomik güçlerinin yetersiz olduğu alanlarda devlet desteği verilmelidir. Hep konuşulan büyük İstanbul depremi için çalışmalara hız verirken, İstanbul’un jeolojik yapısını değiştirebilecek Kanal İstanbul projesine de biran önce son verilmelidir.

İzmir’de yaşanan depremde hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır, yaralılara ise acil şifalar dileriz.

 

Yorum yapın!

Comment *

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları