<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>aidiyet arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/aidiyet/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/aidiyet/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Sat, 30 May 2026 12:16:30 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Emine Işınsu &#8211; Çiçekler Büyür</title>
		<link>https://millidusunce.com/emine-isinsu-cicekler-buyur/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/emine-isinsu-cicekler-buyur/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özge Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 May 2026 12:16:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap edebiyat sanat]]></category>
		<category><![CDATA[aidiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Asimilasyon Politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[Bulgaristan Türkleri]]></category>
		<category><![CDATA[Çağdaş Türk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Çiçekler Büyür]]></category>
		<category><![CDATA[Direniş]]></category>
		<category><![CDATA[Edebi Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat İncelemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Emine Işınsu]]></category>
		<category><![CDATA[Göç ve Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[iç yolculuk]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Ruhu]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Karakterler]]></category>
		<category><![CDATA[Kimlik Mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[kitap incelemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Tavsiyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Yorumu]]></category>
		<category><![CDATA[Kültürel Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolojik Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Roman Analizi]]></category>
		<category><![CDATA[Roman İncelemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Sessizlik Teması]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum Baskısı]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[türk romanları]]></category>
		<category><![CDATA[umut]]></category>
		<category><![CDATA[Yalnızlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=55319</guid>

					<description><![CDATA[<p>Emine Işınsu'nun Çiçekler Büyür romanı; Bulgaristan Türklerinin asimilasyon politikalarına karşı mücadelesini, İlay Eminofa'nın iç dünyasını ve kadınların yaşadığı yalnızlığı anlatır. Sessizlik, kimlik, aidiyet ve umut temaları romanın merkezindedir.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/emine-isinsu-cicekler-buyur/">Emine Işınsu &#8211; Çiçekler Büyür</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Femine-isinsu-cicekler-buyur%2F&amp;linkname=Emine%20I%C5%9F%C4%B1nsu%20%E2%80%93%20%C3%87i%C3%A7ekler%20B%C3%BCy%C3%BCr" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Femine-isinsu-cicekler-buyur%2F&amp;linkname=Emine%20I%C5%9F%C4%B1nsu%20%E2%80%93%20%C3%87i%C3%A7ekler%20B%C3%BCy%C3%BCr" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Femine-isinsu-cicekler-buyur%2F&amp;linkname=Emine%20I%C5%9F%C4%B1nsu%20%E2%80%93%20%C3%87i%C3%A7ekler%20B%C3%BCy%C3%BCr" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Femine-isinsu-cicekler-buyur%2F&amp;linkname=Emine%20I%C5%9F%C4%B1nsu%20%E2%80%93%20%C3%87i%C3%A7ekler%20B%C3%BCy%C3%BCr" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Femine-isinsu-cicekler-buyur%2F&#038;title=Emine%20I%C5%9F%C4%B1nsu%20%E2%80%93%20%C3%87i%C3%A7ekler%20B%C3%BCy%C3%BCr" data-a2a-url="https://millidusunce.com/emine-isinsu-cicekler-buyur/" data-a2a-title="Emine Işınsu – Çiçekler Büyür"></a></p><h2>Bir Romanın İçine Girmek Değil, Onun İçinde Yaşamak</h2>
<p>Bazı kitaplar okunur ve biter. Bazıları ise insanın içine yerleşir. Emine Işınsu’nun Çiçekler Büyür romanı tam da böyle bir eser. Çünkü bu kitap yalnızca bir olay örgüsü anlatmaz, insan ruhunun kırılganlığını, suskunluğunu, bekleyişini ve büyümeye çalışırken verdiği mücadeleyi anlatır. Roman boyunca karakterler konuşur ama aslında onların sustukları yerler daha çok şey söyler. İşte kitabın en güçlü tarafı da burada başlar.</p>
<p>Ancak Çiçekler Büyür yalnızca psikolojik bir roman değil. Roman aynı zamanda Bulgaristan Türklerinin yaşadığı baskıları, kimlik mücadelesini ve parçalanmış hayatları da anlatır. Eserin merkezinde İlay Eminofa vardır. İlay, baskı altında yaşayan Türk toplumunun hem acısını hem de direnişini temsil eden güçlü bir karakterdir. Bulgaristan’da Türklere uygulanan asimilasyon politikaları, isim değiştirme zorunluluğu, dil yasağı, baskılar ve korku atmosferi romanın temel çatışmasını oluşturur. İlay yalnızca kendi hayatıyla değil, ait olduğu toplumun yaralarıyla da mücadele eder.</p>
<p>Çiçekler Büyür, isminden itibaren sembolik bir anlam taşır. Çiçek dediğimiz şey narindir, kolay ezilir, kırılır, solar. Ama aynı zamanda toprağın içinden çıkmayı başaran bir direniştir. Ne kadar sert rüzgâr olursa olsun yeniden büyüme ihtimali taşır. Romandaki insanlar da tam olarak böyledir. Yaralıdırlar ama tamamen yok olmamışlardır. İçlerinde hâlâ yaşama dair küçücük bir ışık vardır.</p>
<p>Emine Işınsu’nun dili ise bu hikâyeyi daha da etkileyici hâle getirir. Çünkü yazar bağırmaz. Büyük cümlelerle gösterişli anlatımlar kurmaz. Onun kalemi daha çok insanın içine usulca dokunur. Bir annenin sessizliğiyle, bir kadının iç çekişiyle, bir insanın gece kendi kendine kaldığında hissettiği boşlukla konuşur. Bu yüzden Çiçekler Büyür yalnızca bir roman değil, insan ruhunun iç haritasıdır.</p>
<h2>İnsan Ruhunun Kırılganlığı</h2>
<p>Romanın temelinde insanın kırılganlığı vardır. Karakterler güçlü görünmeye çalışsalar bile içlerinde büyük yaralar taşırlar. Hayat onları sertleştirmiştir ama tamamen taşlaştırmamıştır. Çünkü insan ne kadar yorulursa yorulsun, içinde hep anlaşılma isteği taşır.</p>
<p>Kitapta özellikle kadın karakterlerin ruh derinliği dikkat çeker. Emine Işınsu kadınları yalnızca toplum içindeki rolleriyle anlatmaz. Onların iç dünyasını, korkularını, bastırılmış arzularını ve görünmeyen yalnızlıklarını da anlatır. Bu yönüyle roman psikolojik bir derinlik kazanır.</p>
<p>İlay karakteri bunun en güçlü örneğidir. O yalnızca dış baskılarla mücadele eden bir kadın değil, aynı zamanda kendi içinde de büyük çatışmalar yaşar. Sevgi ihtiyacı, aidiyet duygusu, korkuları ve direnişi arasında sıkışır. Mehmet Ali ile yaşadığı duygusal bağ ise romanın en insani taraflarından birini oluşturur. Bu ilişki yalnızca romantik bir hikâye değil, umudun ve insan kalabilmenin sembolüdür.</p>
<p>Karakterlerin çoğu hayatın içinde kaybolmuş gibidir. Sanki herkes bir yere yetişmeye çalışırken kendisini unutmuştur. Fakat roman ilerledikçe şunu görürüz, insan kendisini unuttuğunda aslında hayatı da kaybetmeye başlar. Bu yüzden romanda geçen duygular yalnızca karakterlere ait değildir. Okuyucu da kendi hayatından parçalar bulur. Çünkü herkesin içinde yaralar vardır.</p>
<p>Bazen insan bir cümle okur ve durur. Çünkü o cümle kendi sessizliğini anlatıyordur. İşte Çiçekler Büyür tam olarak bunu yapar.</p>
<h2>Sessizliklerin Romanı</h2>
<p>Bu romanın en etkileyici taraflarından biri sessizliktir. Karakterler çoğu zaman açık açık konuşmaz. Duygularını bağırarak ifade etmezler. Ama tam da bu yüzden daha gerçek görünürler.</p>
<p>Gerçek hayatta da insanlar en büyük acılarını çoğu zaman susarak yaşar. Kimse herkese içini açamaz. Bazı kırgınlıklar anlatılamaz, çünkü kelimeye dönüşünce küçülecekmiş gibi hissedilir. Emine Işınsu bu gerçeği çok iyi bilir. Bu yüzden roman boyunca suskunluk bir dil hâline gelir.</p>
<p>Romanın olay örgüsünde de bu sessizlik dikkat çeker. İnsanlar sürekli korku altında yaşadıkları için açık konuşamazlar. Türk kimliğini korumaya çalışan aileler baskı görür, insanlar birbirlerine bile temkinli yaklaşır. Sessizlik burada yalnızca duygusal değil, aynı zamanda politik bir zorunluluktur.</p>
<p>Karakterlerin bakışlarında, yarım kalan cümlelerinde ve iç monologlarında büyük bir yalnızlık hissedilir. Özellikle kadınların yaşadığı duygusal sıkışmışlık çok çarpıcıdır. Toplumun beklentileri, aile baskıları, sevgi ihtiyacı ve kendini gerçekleştirme arzusu arasında kalan insanlar vardır.</p>
<p>Romanın ruhu tam da burada ağırlaşır. Çünkü kitaptan burada aldığım hissiyat bize şunu söyler, insan bazen yaşadığı hayatın içinde görünmez olur. Bu görünmezlik zamanla insanın kendi içinden de silinmesine neden olur. Karakterlerin yaşadığı kırılmalar yalnızca dış dünyadan kaynaklanmaz, kendi iç dünyalarıyla kurdukları savaş da onları tüketir ve bu savaş en çok geceleri hissedilir.</p>
<h2>Kadınlık, Toplum ve İç Mücadele</h2>
<p>Emine Işınsu’nun eserlerinde kadın karakterler her zaman güçlü bir yere sahiptir. Ancak bu güç, dışarıdan görünen sert bir güç değildir. Daha çok dayanabilme gücüdür.</p>
<p>Çiçekler Büyür romanında kadın olmak, sevmek, susmak, beklemek ve çoğu zaman anlaşılmamaktır.</p>
<p>Kadın karakterler toplumun onlara biçtiği rollerin içinde sıkışırken aynı zamanda kendi benliklerini korumaya çalışırlar. Fakat bu hiç kolay değildir. Çünkü toplum çoğu zaman kadının duygularını değil görevlerini önemser.</p>
<p>İlay’ın yaşadığı mücadele de tam olarak budur. Bir yandan kendi hayatını kurmaya çalışırken diğer yandan halkının yaşadığı zulmün ağırlığını taşır. Roman boyunca kadınların yalnızca bireysel sorunları değil, toplumsal baskılar altında nasıl ezildiği de gösterilir.</p>
<p>Roman boyunca kadınların yaşadığı yalnızlık hissi çok derinden işlenir. Kalabalıkların içinde bile yalnız kalmak mümkündür. İnsan bazen en yakınlarının yanında bile anlaşılmaz hissedebilir. İşte Emine Işınsu bu duyguyu olağanüstü bir incelikle aktarır.</p>
<p>Kadın karakterlerin iç dünyasında sürekli bir çatışma vardır:</p>
<p>“Ben kimim?”</p>
<p>Bu soru aslında romanın görünmeyen merkezidir. Çünkü insan yalnızca başkalarının istediği kişi olarak yaşadığında zamanla kendi ruhundan uzaklaşır. Roman bunu dramatik ama çok gerçek bir şekilde anlatır.</p>
<p>Kadınların yaşadığı kırılmalar bireysel olduğu kadar toplumsaldır da. Çünkü toplum bazen insanın ruhunu yavaş yavaş tüketir. Ama yine de çiçekler büyür. İşte romanın umudu burada saklıdır.</p>
<h2>Acının İçindeki Büyüme</h2>
<p>Romanın adı yalnızca bir metafor değil, aynı zamanda temel mesajdır.</p>
<p>Çiçekler nasıl toprağın altında karanlık bir süreçten geçerek büyüyorsa, insanlar da çoğu zaman acılarının içinden dönüşür.</p>
<p>Bu kitapta karakterler mutlu bir hayatın içinde gelişmez. Tam tersine, kırıldıkları yerlerden olgunlaşırlar. Emine Işınsu acıyı romantikleştirmez. Acının gerçekten yorucu ve yıkıcı olduğunu gösterir. Ama aynı zamanda insanın ruhunu derinleştiren bir tarafı olduğunu da hissettirir.</p>
<p>Roman boyunca Bulgaristan’daki Türklerin yaşadığı baskılar giderek ağırlaşır. İnsanlar isimlerini değiştirmeye zorlanır, kendi dillerini konuşmaları engellenir ve kimliklerinden koparılmaya çalışılır. Bu baskılar yalnızca siyasî değil, insanların ruhlarını da parçalar. İşte tam bu noktada karakterlerin yaşadığı iç dönüşüm daha da anlam kazanır.</p>
<p>Roman boyunca karakterlerin yaşadığı her hayal kırıklığı onları başka bir farkındalığa taşır. İnsan bazen kaybettikten sonra görür. Bazen yalnız kaldığında kendisini duyar. Bazen en karanlık gecede içindeki ışığı fark eder. Romanın psikolojik etkisi tam da burada güçlenir.</p>
<p>Çünkü okuyucu şunu hisseder:</p>
<p>Hayat yalnızca mutluluklardan oluşmaz. İnsan bazen parçalanarak büyür.</p>
<p>Bu düşünce romanın her satırında vardır.</p>
<h2>Sonuç: İçimize Sessizce Yerleşen Bir Roman</h2>
<p>Çiçekler Büyür, yalnızca okunacak bir roman değil, hissedilecek bir roman&#8230;</p>
<p>Emine Işınsu bu eserinde insan ruhunun en kırılgan yerlerine dokunurken aynı zamanda Bulgaristan Türklerinin yaşadığı baskıları ve kimlik mücadelesini de anlatır. İlay Eminofa’nın yaşadığı iç çatışmalar, Mehmet Ali ile kurduğu bağ ve toplumun üzerinde dolaşan korku atmosferi romanın olay örgüsünü derinleştirir.</p>
<p>Romanın en etkileyici tarafı bağırmamasıdır. Sessizdir. Ama tam da bu yüzden güçlüdür. Çünkü bazı kitaplar insanın zihnine değil, ruhuna yazılır. Çiçekler Büyür de böyle bir roman&#8230;</p>
<p>Okuyucu kitabı bitirdiğinde yalnızca karakterleri değil, kendi iç dünyasını da düşünmeye başlar. Belki geçmişte sustuğu anları, kırıldığı yerleri, hâlâ büyümeye çalışan tarafını…</p>
<p>Ve insan şunu fark eder:</p>
<p>Hayat bazen insanı çok yorar. Ama yine de içimizde büyümeye devam eden bir şey vardır.</p>
<p>Tıpkı karanlık toprağın altında sessizce filizlenen çiçekler gibi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/emine-isinsu-cicekler-buyur/">Emine Işınsu &#8211; Çiçekler Büyür</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/emine-isinsu-cicekler-buyur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rengini, tadını kaybeden toplum</title>
		<link>https://millidusunce.com/rengini-tadini-kaybeden-toplum/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/rengini-tadini-kaybeden-toplum/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Apr 2026 19:00:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></category>
		<category><![CDATA[Ahlâkî çöküş]]></category>
		<category><![CDATA[aidiyet]]></category>
		<category><![CDATA[değerler]]></category>
		<category><![CDATA[değersizleştirme]]></category>
		<category><![CDATA[DİN]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[güven kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[iç çatışma]]></category>
		<category><![CDATA[Kimlik krizi]]></category>
		<category><![CDATA[MDM]]></category>
		<category><![CDATA[milliyet]]></category>
		<category><![CDATA[ötekileştirme]]></category>
		<category><![CDATA[siyasal kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal bozulma]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal birlik]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal kutuplaşma]]></category>
		<category><![CDATA[Türk kimliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=54197</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu toplumun insanlarının ona buna çatmaktan başka bir ortak özelliği kalmadı. O onu dışlıyor, bu bunu, şu şunu. Dövecek, sövecek adam arar hale geldik.  Kendine bakan yok. "Ben neyim?" diyeni ara ki bulasın!</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/rengini-tadini-kaybeden-toplum/">Rengini, tadını kaybeden toplum</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Frengini-tadini-kaybeden-toplum%2F&amp;linkname=Rengini%2C%20tad%C4%B1n%C4%B1%20kaybeden%20toplum" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Frengini-tadini-kaybeden-toplum%2F&amp;linkname=Rengini%2C%20tad%C4%B1n%C4%B1%20kaybeden%20toplum" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Frengini-tadini-kaybeden-toplum%2F&amp;linkname=Rengini%2C%20tad%C4%B1n%C4%B1%20kaybeden%20toplum" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Frengini-tadini-kaybeden-toplum%2F&amp;linkname=Rengini%2C%20tad%C4%B1n%C4%B1%20kaybeden%20toplum" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Frengini-tadini-kaybeden-toplum%2F&#038;title=Rengini%2C%20tad%C4%B1n%C4%B1%20kaybeden%20toplum" data-a2a-url="https://millidusunce.com/rengini-tadini-kaybeden-toplum/" data-a2a-title="Rengini, tadını kaybeden toplum"></a></p><p>&nbsp;</p>
<p>Milletler değerleriyle vardır. Bu değerlerle yetişecek <em>bir insan tipi</em> hedeflenir. Eğitim sistemi bu değerlerle donanmış insan tipini hazırlamaya odaklıdır. Dünyanın gidişine göre özellikler yenilenir. Hep dendiği gibi “<em>Değişme, değişmez kanundur</em>”. “<em>Ben değişmem</em>” diyenleri türlü belalar bekler.</p>
<p>Klasik Osmanlı döneminin bitişinden beri insanımıza yüklediğimiz özellikler aşındı. İnsan merkezdedir. Çağa uygun insan yetiştiremezseniz bozulma ve düşüşü önleyemezsiniz. <strong>III. Selim</strong>’le başlayan ve <strong>II. Mahmut</strong>’la devam eden yenileşme dönemini başlatmaya bunun için ve gitgide zayıfladığımız için mecbur kaldık. Tanzimat, Meşrutiyet ve Cumhuriyet’te kendimiz kalarak yeni şartların insanını aradık. Başardıklarımız var, başaramadıklarımız var. Sebepleri üzerinde yeterince kafa yorduğumuz söylenemez.</p>
<p>Bu hareketlerin dengesi önemlidir. Kendinden şüpheyi güçlendirebilir. O şüphenin makul sınırı, aşanı içeriyi içerden kemirir. İktidarlar, aydınlar, öncüler, önderler, güven kaybının getirdiği düşüşle mücadele ederler. Bünye kendini bu insan grupları aracılığıyla savunur. Yetersiz kalınırsa kimlik ve aidiyet zayıflaması doğar. Yakın tarihin değişmeleri içinde en önemli meselelerden biri ve şimdi yaşadığımız budur.</p>
<h2>GÜVENSİZLİK AŞISI</h2>
<p>Kimlik krizi yaratan şartlarda semiren Türk düşmanlığıdır.  Düşmanlığın doğrudan Türklüğü tartıştırması ve bunu politika haline getirme yenidir. Tarihi tersine çevirir gibi bir olmaz iştir ama yaşıyoruz. İnsanlarınızı iyi yetiştirmezseniz, ortak değerlerde buluşturmayı başaramazsanız, içerde hoşnutsuzlukları bir yöne yönlendirme projelerine gün doğar. Son dönemde bunlar oldu.</p>
<p>Türk devleti aleyhinde çok yönlü çalışmaların hücuma dönüşmesi beklenmeyen bir gelişme değildi. Kimlik ve dolayısıyle güven krizi doğurması kaçınılmazdı. Doğurdu ve insan yapımızda çözülme başladı. Toplumun ortaklaştığı değerlerin sadece adı kaldı. Artık ne dinden ne pozitif ahlaktan ne de milliyetten mayalanan bir toplumun varlığından bahsedebiliyoruz. Geçici bir dumanlanma da olsa görüşü ve anlamayı önlüyor.</p>
<p>Kendine ait ne varsa değersiz görür hale gelmiş bir halk çoğunluğuyla muhatabız. Değer siyaseti yapanlar değersizleştirilmiş bir toplum yarattılar demek de doğrudur. Bu yıkıcı zıtlığın farkında olmadan yaşıyoruz.</p>
<h2>ACI AMA GERÇEK</h2>
<p>Sözü dosdoğru söylemeden kurtuluş arayamayız: Bu toplumun insanlarının ona buna çatmaktan başka bir ortak özelliği kalmadı. O onu dışlıyor, bu bunu, şu şunu. Dövecek, sövecek adam arar hale geldik.  Kendine bakan yok. &#8220;<em>Ben neyim?&#8221;</em> diyeni ara ki bulasın!</p>
<p>Anlayan da hoş gören de yok. Birine göre meziyet olan diğerine göre hata. Öyle böyle bir hata değil, idamlık bir hata hem de. Hatalar içinde yüzdüğümüz halde çok zaman bir hata veya hata zannedilen veya uydurulan yanlış, insanı siliyor ve diğeri için &#8220;<em>Kahrolsun!&#8221;</em> deme fırsatına dönüşüyor. Hak hukuk düşünen yok. Benden değilse kahrolsun!</p>
<p>Buraya birden gelmedik. Tek tek bizim yaptıklarımız bu yolu açtı. Birbirimizi sevmiyoruz.  Konu başkası olunca insanın hata edecek bir mahlûk olduğunu unutuyoruz. Sonrası güvensizlik sendromudur, paniklemedir, nereden saldırı geleceğini paranoya halinde yaşamadır.</p>
<p>Bu durumda canlı refleksi nasıl işler biliyoruz. Tek mesele ayakta kalmaktır. Bunun için ne lazımsa yapar. Yalan dolan düşünmez olur. Değersizleş(tir)me salgını böyle yayılır.</p>
<p>Durmadan &#8220;<em>öteki&#8221;</em>ni suçlamakla çok yüzlülük kök salar ve çürütür. Orada ahlâk barınmaz. Böyle bir toplum kolay kolay birleşemez. Hak saklasın, ancak bir harp olacak ki içindeki fesadı, kıskançlığı, darlığı bastırsın. İstiklâl Harbi&#8217;nde böyle birleştik. Cumhuriyet’in ilk nesli o heyecanla memlekete sarıldı. Sonrası yine bozulma dönemine dönüştü.</p>
<p>Bozgun bir yerde değil, her yerde. Şimdikilerin derinleştirdiği, biz değişmedikçe kim gelse değişmeyecek olan bozukluklarımız ve yetersizliklerimizin üzerine gitmemiz gerekecek.</p>
<h2>TESPİT VE TEŞHİS İŞİN BAŞI</h2>
<p>Son yıllara bakarsak devlet gücünü verdiklerimiz, kurallara aldırmazlıkla değerleri yok ettiler. Bozulmayan tarafımız kalmadı. Bunlar doğru. Bu durumda dindarımız dinden değil! Milliyetçimiz milletten habersiz! Soldan gidenimizin ne olduğu belli değil! Bu da doğru.</p>
<p>Dediklerime itiraz edecekler, örneklerden bir örnek <strong>Özgür Özel</strong>’e bakabilir. Adam çalışkan, hırslı. Fakat neye çalıştığını bildiğini bize tam düşündüremiyor. Çalıştığı bizim hayrımıza mı emin olamıyoruz. Halkın dediği bu. “<em>Atatürk’ün partisi</em>yiz” diyor, <strong>Atatürk </strong>neyi istediyse ondan köşe bucak kaçıyor. Türk devletini kuran partinin genel başkanı <em>Türk </em>diyemiyor. Cumhuriyet diyor, Cumhuriyet’in değerleriyle arasına mesafe koymaya çabalıyor. Olacak iş mi?</p>
<p>Türk’e düşman SDG-YPG (PKK) yapılanmasına, siyasi ayağı DEM’e karşı konuşamayan devlet kurucu parti genel başkanı olur mu? Memleket gibi onun da kimliğini unutmuş gibi bir hali var desem ağır kaçar mı? “<em>Unutmuş” </em>demek hafif kalır, kimliğini kaybetmiş görünüyor deseniz kim ağır diyebilir? Dindarımız dinden değilse, milliyetçimizin milletten haberi yoksa, onun durumu da buysa, söylemek niçin ağır olsun?</p>
<p>Göreceksek bunları görelim! Ve nasıl düzeleceğimize kafa yoralım!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/rengini-tadini-kaybeden-toplum/">Rengini, tadını kaybeden toplum</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/rengini-tadini-kaybeden-toplum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
