<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ayşe Göktürk Tunceoğlu arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/ayse-gokturk-tunceoglu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/ayse-gokturk-tunceoglu/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Thu, 29 Jan 2026 15:59:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.2</generator>
	<item>
		<title>PEÇUY-I DİLCUY</title>
		<link>https://millidusunce.com/pecuy-i-dilcuy/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/pecuy-i-dilcuy/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Göktürk Tunceroğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Jan 2026 17:00:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Ayşe Göktürk Tunceoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Macaristan]]></category>
		<category><![CDATA[İbrahim Peçevî]]></category>
		<category><![CDATA[İdris Baba]]></category>
		<category><![CDATA[Macaristan]]></category>
		<category><![CDATA[MDM]]></category>
		<category><![CDATA[Mevlevîlik]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı izleri]]></category>
		<category><![CDATA[Peç]]></category>
		<category><![CDATA[Peçuy]]></category>
		<category><![CDATA[Peçuy-ı Dilcuy]]></category>
		<category><![CDATA[Yakovalı Hasan Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Yakovalı Hasan Paşa Camisi]]></category>
		<category><![CDATA[Zigetvar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=52458</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir başka ülkede ezan duyduğunuzda, ezanın niçin Arapça olması gerektiğini anlıyorsunuz. Ben anadilimin, Türkçenin sevdalısıyım ama bu ezan, zaten zor duyulan bu ezan, Macarca okunsaydı ezan olduğunu anlamayacaktım. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/pecuy-i-dilcuy/">PEÇUY-I DİLCUY</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fpecuy-i-dilcuy%2F&amp;linkname=PE%C3%87UY-I%20D%C4%B0LCUY" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fpecuy-i-dilcuy%2F&amp;linkname=PE%C3%87UY-I%20D%C4%B0LCUY" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fpecuy-i-dilcuy%2F&amp;linkname=PE%C3%87UY-I%20D%C4%B0LCUY" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fpecuy-i-dilcuy%2F&amp;linkname=PE%C3%87UY-I%20D%C4%B0LCUY" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fpecuy-i-dilcuy%2F&#038;title=PE%C3%87UY-I%20D%C4%B0LCUY" data-a2a-url="https://millidusunce.com/pecuy-i-dilcuy/" data-a2a-title="PEÇUY-I DİLCUY"></a></p><p>&nbsp;</p>
<p>Macaristan’da “izimizi” bulduğum bir şehir daha: Peç. Peçuy.</p>
<p>Peç, Güney Macaristan’da ülkenin en büyük şehirlerinden. Zigetvar’a yarım saat kadar mesafede. Etrafı yemyeşil, ağaçlarla perdeli, dümdüz bir yoldan gidiyoruz.</p>
<p>Günlerden pazardı. Sabah saatleri… Bizi sakin bir şehir karşıladı. Geniş, uzun caddelerde rastgele şehri tanıma turları yaparken karşımıza ilk çıkan Yakovalı Hasan Paşa Camisi oldu. Karşımıza çıkıvermedi aslında, biraz dikkat göstererek, kuytu köşesinde bulmamız gerekti.</p>
<p>Önde, birkaç basamak merdivenle inilen küçük bir kaldırım sahanlığı. Bir heykel. Yakovalı Hasan Paşadır, derken… Hayır, meşhur tarihçimiz Peçevî’nin heykeli bu. Öyle ya, İbrahim Peçevî buralı, Peçuylu. Doğduğu ve çok sevdiği şehrine Peçuy-ı Dilcuy diyen de o. Gönül çeken, gönül alan Peçuy.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone wp-image-52463 size-large" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-28-at-22.15.59.jpegPecevinin-heykeli-768x1024.jpeg" alt="" width="768" height="1024" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-28-at-22.15.59.jpegPecevinin-heykeli-768x1024.jpeg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-28-at-22.15.59.jpegPecevinin-heykeli-225x300.jpeg 225w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-28-at-22.15.59.jpegPecevinin-heykeli-1152x1536.jpeg 1152w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-28-at-22.15.59.jpegPecevinin-heykeli.jpeg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></p>
<p>Cami, bugün binaların arasında sıkışmış vaziyette. Yine de minaresi, şerefesi, kubbesi, hilâlden alemleri, her şeyi yerli yerinde görünüyor. Ama kapısı yok!</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-52465 size-large" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-28-at-22.15.59.jpeg-Yakovali-Hasan-Pasa-Camisi--768x1024.jpeg" alt="" width="768" height="1024" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-28-at-22.15.59.jpeg-Yakovali-Hasan-Pasa-Camisi--768x1024.jpeg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-28-at-22.15.59.jpeg-Yakovali-Hasan-Pasa-Camisi--225x300.jpeg 225w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-28-at-22.15.59.jpeg-Yakovali-Hasan-Pasa-Camisi--1152x1536.jpeg 1152w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-28-at-22.15.59.jpeg-Yakovali-Hasan-Pasa-Camisi-.jpeg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></p>
<p>Kapısını bulamıyorum! Ön cephede pencereler… Yan tarafta dar bir bahçeye açıldığını gördüğüm demir kapı kilitli. Başka bir cephe de yok! Caminin öteki tarafı, yandaki dört katlı binanın duvarına bitişik. Nasıl gireceğim ben içeriye? Soru soracak kimse de yok! Dolanıyorum, düşünüyorum… Sadece dışından görmekle yetinecek miyim? O sırada caminin bitişik olduğu dört katlı binanın zemin katından sesler duyulduğunu farkettim. Camlı, demirli kapı açık. Yaklaştım. Evet, içerde insanlar var, sesler geliyor. Müzik. Tasavvuf müziği! Artık beni tutabilene aşk olsun! Daldım içeri. Ve gördüğüm manzara karşıında biraz mahçup oldum. Küçük bir salon. İki sıra iskemle konmuş, daha ziyade orta yaşlı kişilerden oluşan bir grup sessizce oturuyor. Köşede bir dergâh odasını canlandıran dekorasyon. Duvardaki televizyon ekranında sufî hayatını anlatan bir belgesel. Mevleviler, semâ… Ney ve kudüm sesleri… Herkes pür dikkat seyrediyor. Bir de bu huzurlu ortama damdan düşer gibi paldır küldür dalmış ben! Bekleyeyim mi, çıkayım mı, ne oluyor burda derken onbeş dakika geçti, ekrandaki belgesel bitti. Seyirciler birer ikişer kalktı. Karşı kenarda masasında oturan, buranın görevlisi olduğu anlaşılan orta yaşlı bir adam Macarca bir şeyler söyledi onlara. İçerdeki bu hareketlenme benim davetsiz misafir varlığımı da örtbas etti. Bir turist grubuydu bu. Onlar çıkarken ben de görevlinin masasına yaklaşıp camiye girmek istediğimi söyledim, İngilizce biliyordu. “Fakat kapı nerede?”</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-52466 size-large" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-28-at-22.15.59.jpeg-Yakovali-Hasan-Pasa-Camisi-2-749x1024.jpeg" alt="" width="749" height="1024" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-28-at-22.15.59.jpeg-Yakovali-Hasan-Pasa-Camisi-2-749x1024.jpeg 749w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-28-at-22.15.59.jpeg-Yakovali-Hasan-Pasa-Camisi-2-219x300.jpeg 219w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-28-at-22.15.59.jpeg-Yakovali-Hasan-Pasa-Camisi-2-768x1050.jpeg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-28-at-22.15.59.jpeg-Yakovali-Hasan-Pasa-Camisi-2.jpeg 985w" sizes="(max-width: 749px) 100vw, 749px" /></p>
<p>Kapıyı bulmak bilet almaktan geçiyormuş meğer! Biletimi aldım, adamın gösterdiği yöne yürüdüm. Bu küçük salon daha geniş bir salona açılıyor, orası Türk el sanatları müzesi. Küçücük bir müze. Sergi salonu demek daha doğru. Her taraf aynalarla kaplı. İnsanın gözünün alışması biraz zaman alıyor. Camekânların içinde çeşitli el işlerimiz, ebru tablolar, iğne oyaları, fincan takımları, çini tabaklar… Bu sergi salonu caminin bir duvarının bitişik olduğunu gördüğümüz dört katlı binanın zemin katında bir mekân. Sergi salonunun bir tarafı caminin kapısına açılıyor. Demek ki vaktiyle caminin ön cephesi, şimdi binanın kapattığı bu tarafmış. Kısa bir koridordan geçip Yakovalı Hasan Paşa Camisi’nin kapısından girdim. Kapının üzerinde sülüs bir levha. “Fevelli vecheke şatral mescid’ül haram…Yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir.” (Bakara Suresi’nin 149’uncu âyetinin bir parçası). Nihayet caminin içindeyim! İçerisi namaz kılmaya hazır. Her şey yerli yerinde. Halılar, mihrap, mimber, rahleler, Kur’an-ı Kerim, duvara raptedilmiş ahşap vaaz kürsüsü, yer yer sıvası, boyası dökülmüş duvarlarda Allah, Muhammed, Ali, Ebubekir, Ömer, Osman levhaları. Halılar bir karış yükseltilmiş ahşap taban üzerine serilmiş, o bölümlere ayakkabı ile basılmasın diye ip çekilmiş. Ortada mihraba uzanan taş döşeme yolun sonunda farklı bir taş var. Üzerine haç işareti kazınmış. Belli ki bu taş, Macaristan elimizden çıktıktan sonra cami kiliseye döndürüldüğünde yerleştirilmiş.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-52468 size-large" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-28-at-22.15.59.jpeg-Yakovali-Hasan-Pasa-Camisi-4-602x1024.jpeg" alt="" width="602" height="1024" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-28-at-22.15.59.jpeg-Yakovali-Hasan-Pasa-Camisi-4-602x1024.jpeg 602w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-28-at-22.15.59.jpeg-Yakovali-Hasan-Pasa-Camisi-4-176x300.jpeg 176w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-28-at-22.15.59.jpeg-Yakovali-Hasan-Pasa-Camisi-4-768x1307.jpeg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-28-at-22.15.59.jpeg-Yakovali-Hasan-Pasa-Camisi-4.jpeg 793w" sizes="(max-width: 602px) 100vw, 602px" /></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-52467 size-large" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-28-at-22.15.59.jpeg-Yakovali-Hasan-Pasa-Camisi-3-1024x768.jpeg" alt="" width="1024" height="768" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-28-at-22.15.59.jpeg-Yakovali-Hasan-Pasa-Camisi-3-1024x768.jpeg 1024w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-28-at-22.15.59.jpeg-Yakovali-Hasan-Pasa-Camisi-3-300x225.jpeg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-28-at-22.15.59.jpeg-Yakovali-Hasan-Pasa-Camisi-3-768x576.jpeg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-28-at-22.15.59.jpeg-Yakovali-Hasan-Pasa-Camisi-3-1536x1152.jpeg 1536w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-28-at-22.15.59.jpeg-Yakovali-Hasan-Pasa-Camisi-3.jpeg 1600w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<p>Arkada küçük bir bahçe ve hazire. Birkaç kavuklu mezar taşı. Acaba bunlardan biri Hasan Paşa’ya mı ait? Vaktizamanında caminin yanısıra tekke, medrese ve imaret ile beraber bir külliye varmış burada. Küçük bahçe caddeye doğru irim gibi devam ediyor, az önce dolanıp durduğum kaldırıma ulaşıyor, demir kapı ancak içeriden açılabiliyormuş! Caminin şu anda bitişik olduğu dört katlı bina, sokağın köşesine doğru uzanıp köşeyi dönüyor, hayli büyük bir yapı bu. Peç Üniversitesi’ne bağlı bir klinik olduğunu öğreniyoruz.</p>
<p>O sırada öğle ezanı okunmaya başladı. Ses sadece bina içinde duyuluyordu tabiî. Heyecanlandım. Bir başka ülkede ezan duyduğunuzda, ezanın niçin Arapça olması gerektiğini anlıyorsunuz. Ben anadilimin, Türkçenin sevdalısıyım ama bu ezan, zaten zor duyulan bu ezan, Macarca okunsaydı ezan olduğunu anlamayacaktım. Dünyadaki Müslüman nüfusun birbiriyle geçinemediği, hatta kanlı bıçaklı olduğu meydanda da hiç değilse ezanları, namazları ortak bir dilde devam etmeli.</p>
<p>Yakova bugünkü Hırvatistan’da bir şehir. Hasan Paşa onaltıncı yüzyılın ikinci yarısında yaşamış devlet adamlarından biri. Ailesinin bir tarafı Sokollular’dan geliyor. Bosna’da, Macaristan’ın muhtelif şehirlerinde paşa olarak devlet hizmetinde bulunmuş. Hasan Paşa’nın hayatı hakkında fazla bir şey bilmiyoruz. Ama yaptırdığı külliyeden ayakta kalan bu cami kaç yüzyıl sonra müslim-gayri müslim ziyaretçilerin uğrak yeri.</p>
<p>Yakovalı Hasan Paşa Camisi’nde bileti iki ayrı yer için birlikte kesiyorlar. Biri burası, diğeri İdris Baba Türbesi için. Bu türbeyi önceden duymamıştık, Peç’te bir izimizi daha bulmaktan memnun olduk. Adresi öğrenip türbeye yollandık. Zaten camiye yakın.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-52470 size-large" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-28-at-22.15.59.jpeg-Idris-Baba-Turbesi-1-750x1024.jpeg" alt="" width="750" height="1024" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-28-at-22.15.59.jpeg-Idris-Baba-Turbesi-1-750x1024.jpeg 750w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-28-at-22.15.59.jpeg-Idris-Baba-Turbesi-1-220x300.jpeg 220w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-28-at-22.15.59.jpeg-Idris-Baba-Turbesi-1-768x1049.jpeg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-28-at-22.15.59.jpeg-Idris-Baba-Turbesi-1.jpeg 1111w" sizes="(max-width: 750px) 100vw, 750px" /></p>
<p>İdris Baba Türbesi, orman ağaçları ile dolu çok geniş bir bahçe içinde taştan sekizgen bir yapı. Ormanın içinde tek başına. İçeri girdik. Ortada yeşil örtülü bir sanduka. Duvarlarda halılar, seccadeler, bilgi panoları. Şamdanlar, gülabdanlar, nargile… Yerde kıbleye doğru bir seccade serili. Sağ köşesi içeri doğru kıvrılmış. Babaannem çocukken böyle öğretmişti bana da. “Şeytan üzerinden geçmesin!” Görevli bir delikanlı var içerde. Ziyaretçiler kapıdan girdiğinde tasavvuf müziği açıyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-52469 size-large" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-28-at-22.16.00.jpeg-Idris-Baba-Turbesi-2-768x1024.jpeg" alt="" width="768" height="1024" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-28-at-22.16.00.jpeg-Idris-Baba-Turbesi-2-768x1024.jpeg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-28-at-22.16.00.jpeg-Idris-Baba-Turbesi-2-225x300.jpeg 225w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-28-at-22.16.00.jpeg-Idris-Baba-Turbesi-2-1152x1536.jpeg 1152w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-28-at-22.16.00.jpeg-Idris-Baba-Turbesi-2.jpeg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></p>
<p>İdris Baba hakkında da fazla bir şey bilmiyoruz. Onaltıncı yüzyılın sonları ile onyedinci yüzyılın ilk yıllarında yaşadığı kesin. Peçuylu İbrahim Efendi “Peçuy’da büdelâdan İdris Baba denen bir meczûb-ı ilâhî vardı. O nice keramet ve velâyeti zâhir bir aziz idi. Şimdi mezarının üzerine yüksek bir kubbe yapılmış olan baba o vakitler yaşıyordu, kendisine rastladım.” diyerek kendi zamanında yaşadığına şahitlik eder. Türbe, Osmanlı buralardan çekildikten sonra bir süre şapel olarak kullanılmış, ardından baruthane olmuş; sonra restorasyonlar geçirmiş, 60’lı yıllarda yapılan kazılarda İdris Baba’nın iskeleti de bütüne yakın bulunmuştur. Evliya Çelebi, hazretin bazı keşif ve kerametlerini naklettikten sonra “Hak kapısı abdalı bir yiğit er” deyip sözü bağlar.</p>
<p>Peç’te biraz daha işimiz var.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/pecuy-i-dilcuy/">PEÇUY-I DİLCUY</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/pecuy-i-dilcuy/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zigetvar’da İlk Gün</title>
		<link>https://millidusunce.com/zigetvarda-ilk-gun/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/zigetvarda-ilk-gun/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Göktürk Tunceroğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Jan 2026 19:00:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Paşa / Müezzinzade Ali Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Paşa Camisi]]></category>
		<category><![CDATA[Ayşe Göktürk Tunceoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[budapeste]]></category>
		<category><![CDATA[Evliya Çelebi]]></category>
		<category><![CDATA[İnebahtı Deniz Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[keşif]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel miras]]></category>
		<category><![CDATA[Macaristan]]></category>
		<category><![CDATA[MDM]]></category>
		<category><![CDATA[Mescit (Mecset)]]></category>
		<category><![CDATA[Miklos Zirinyi]]></category>
		<category><![CDATA[Neoklasik mimari]]></category>
		<category><![CDATA[Seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Turbek]]></category>
		<category><![CDATA[Zigetvar]]></category>
		<category><![CDATA[Zigetvar Kalesi]]></category>
		<category><![CDATA[Zirinyi Meydanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=52221</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu kadar biliriz! İnebahtı’nın bir de Ali Paşa’sı varmış! Müezzinzade Ali Paşa.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/zigetvarda-ilk-gun/">Zigetvar’da İlk Gün</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fzigetvarda-ilk-gun%2F&amp;linkname=Zigetvar%E2%80%99da%20%C4%B0lk%20G%C3%BCn" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fzigetvarda-ilk-gun%2F&amp;linkname=Zigetvar%E2%80%99da%20%C4%B0lk%20G%C3%BCn" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fzigetvarda-ilk-gun%2F&amp;linkname=Zigetvar%E2%80%99da%20%C4%B0lk%20G%C3%BCn" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fzigetvarda-ilk-gun%2F&amp;linkname=Zigetvar%E2%80%99da%20%C4%B0lk%20G%C3%BCn" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fzigetvarda-ilk-gun%2F&#038;title=Zigetvar%E2%80%99da%20%C4%B0lk%20G%C3%BCn" data-a2a-url="https://millidusunce.com/zigetvarda-ilk-gun/" data-a2a-title="Zigetvar’da İlk Gün"></a></p><p>&nbsp;</p>
<p>Zigetvar 10-12 bin nüfuslu bir küçük kasaba.</p>
<p>Aylar önce bu küçük kasabada bir otel rezarvasyonu yaptım. Zaten şehirde otel adı altında iki yer görünüyordu. Onların dışında günlük kiralanan evler filan vardı. İki otelden, fotoğrafları gözüme güzel görünenden odamızı ayırttım.</p>
<p>Turbek’i keşfetmenin heyecanı ve garip duygularıyla Zigetvar kasabasına hava kararmaya yüz tutmuşken girdik. Navigasyona otelimizin adresini yazmıştık. Dar bir sokağa getirip bıraktı bizi. İki kapının önüne. Bir garaj kapısı, bir yaya kapısı, ikisi de kapalı. Alıştığımız gibi bir otel girişi değil bu. Duvarda otelin adı yazılı. Adres doğru! Duvarlar yüksek, içeriyi görmek mümkün değil. Kapılara önce kibarca, sonra sertçe vuruyoruz. Kapılar bir bahçeye açılıyor, bahçenin bir tarafında tek katlı bir ev var. Ağaçların tepesi, evin çatısı… Dışarıdan gördüğümüz bu. Evin etrafını fırdolayı dönüyoruz, başka kapı var mı? Yok! Binanın yola bakan tarafında pencereler kolumuzun uzanabildiği yükseklikte. Camları tıklatıyoruz. Gülelim mi ağlayalım mı? Otel camı tıklatıyoruz! Nafile! İn cin top oynamakta! Bir şey sormak için etrafta da hiç kimse yok. Otelin adının yazılı olduğu levhada bir telefon numarası var. Ama bizde telefon yok! Budapeşte Havalimanı’nda alıp cep telefonuna taktırdığımız sim kart sadece internet haberleşmesine açık. E-posta gönderiyorum, geldik, nerdesiniz diye, işe yaramayacağını bile bile. Şaşkın ve üzgün bekliyoruz. Yarım saat geçti, kırk dakika geçti… Şaşkınlık ve üzgünlük kızgınlık olmaya başladı. O sırada karşı apartmanlardan birinden bir adam çıktı, eşim koştu yanına. Mucize gibi bir şey ama adam biraz İngilizce biliyormuş! Derdimizi anladı ve hemen kendi telefonundan duvardaki numarayı çevirdi, durumu anlattı. Telefon henüz kapanmıştı ki karşı köşeden tombulca bir hanım koşa koşa geliyor. Belki telefon etmesek de geliyordu, orası anlaşılmadı. Özür dileye dileye geldi, kapıları açtı. Çok şükür! Hemen odamızı gösterdi, elimizi yüzümüzü yıkadık, kendimize geldik.</p>
<p>O sırada bir hanım daha göründü. Neden otelde değildiniz filan diye hesap sormayı düşünmedik artık. Olan oldu! Hanımlar hem İngilizce bilmiyor, hem otelcilik bilmiyor. Odamıza girdik ama otele kayıt yapılacak haliyle. Normal otellerde bu iş iki dakikada biter. Pasaportunuza, kimliğinize bakarlar, rezervasyonunuzu kontrol ederler, oda anahtarınızı verirler elinize, bitti, gitti. Bizim iki hanım küçük bir odada bilgisayarın başına geçtiler, kaydımızı yapacaklar. Ama yapamıyorlar! İkisi de bilgisayar kullanmaya yabancı, otel işletmeye yabancı. Bir türlü işin içinden çıkamıyor, arada daha iyi bilen birini -herhalde otelin asıl yöneticisi o- arayıp danışıyorlar. Bilgisayar sayfasında sorular var, Macarca. Bizim yardımcı olmamız mümkün değil. O soruları Google marifetiyle İngilizce’ye çevirip bize soruyorlar. Şimdiye kadar hiç bir otelde karşılaşmadığımız sorular. Bir ara Macaristan konsolosluğunda sorguya çekiliyoruz sandım. Yine de işi bilen biri beş dakikada hallederdi. Bir saatten fazla sürdü bu çile.</p>
<p>Sonra öğreniyoruz ki hanımlar iki kardeş. Katrina ile Suzanna. Burası altı yedi odalı tertemiz, konforlu, şık bir villa. Önceleri çocuk yuvası imiş. Birkaç yıldır da otel. Sahibi doktormuş ama Norveç’te yaşıyormuş. Bu iki sevimli hanım ve telefon ettikleri o adam işletiyormuş burayı. Şu anda bizden başka müşteri yok. Bütün bunları sohbet ederek öğrendiğimizi sanmayın. Kardeşlerden Katrina daha becerikli, cep telefonuna söyleyeceğini Macarca yazıyor, Google İngilizce’ye çeviriyor, biz okuyoruz. Biz kendi telefonumuza Türkçe yazıyor, Macarca’ya çeviriyoruz, ekranı gösteriyoruz. Böylelikle anlaştık. Ama anlaştık! Kadınlar hemcinsleriyle anlaşmanın yolunu illa ki buluyor. Karşılıklı çocuklarımızı, torunlarımızı bile öğrenip torun fotoğraflarını gösterip “Ne şeker şeyler” bile dedik!</p>
<p>Sonra mutfakta kullanmamız için bazı eşyanın yerini gösterip kahvaltıda ne istersiniz deyip evin anahtarlarını teslim edip iyi geceler dileyip bahçe kapısını da kilitlemeyi unutmayın diye uyarıp gittiler. Olur! Otel bize kaldı.</p>
<p>Böyle bir macera ile girdiğimiz otelde sabahleyin Katrina’nın hazırladığı kahvaltıdan sonra bahçeye çıkınca karşımda bir kilisenin beyaz çan kulesini gördüm. Etrafı dolaşalım diyerek kule istikametinde yürüdük. Küçük bir meydan, taşıt trafiğine kapalı, birkaç kahve, dükkân. Göz kamaştırıcı bir temizlik. Küçük bir meydan dedim ama Zigetvar’ın en geniş meydanı olduğunu öğreniyorum. Zirinyi Meydanı imiş burası. Zirinyi, malum, Osmanlı ordusu kuşattığında kalenin kumandanıydı. Beyaz kilise meydana bakıyor. Kapısının kenarında bir levha. Adı neymiş derken… Levhada “Ali Paşa” kelimelerini görmeyeyim mi? Yeni bir heyecan… Macarca levha aynen şöyle. Başlık: Müemlek. Yani: Tarihî eser.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-52233 size-full" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.11.jpeg" alt="" width="242" height="350" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.11.jpeg 242w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.11-207x300.jpeg 207w" sizes="(max-width: 242px) 100vw, 242px" /></p>
<p><strong>Ali Paşa Camisi 1598 yılında inşa edilmiştir. 1885’te Janos Lakatits tarafından kubbesindeki fresk resimleriyle donatılmıştır.</strong></p>
<p>Mabet gözümde başka bir hüviyet kazanıyor.</p>
<p>Bu Ali Paşa’nın hangi Ali Paşa olduğu üzerinde tarihçiler epey kafa yormuşlar. En kuvvetli ihtimal Müezzinzade Ali Paşa olduğu.</p>
<p>Seyahatin en iyi tarafı bu! Zamanında okunup unutulan, unutulmaya yüz tutan ya da şöyle böyle hafızamızda kalan bilgileri bir daha unutulmamacasına zihnimize yerleştiriyor. Mesleği tarih olanları bir yana koyuyorum elbette. Birleşik Haçlı donanmasına karşı yapılan İnebahtı Deniz Savaşı’nı hepimiz okumadık mı lisede? Okuduk. İnebahtı yenilgisi… Osmanlı donanmasının yakılışı… Ve Sokollu’nun, galipleri temsilen gelen Venedik elçisine o meşhur sözü: “Biz sizden Kıbrıs adasını almakla kolunuzu kestik; siz İnebahtı’da donanmamızı yakmakla sakalımızı traş ettiniz. Kesilen kol yerine gelmez, ama traş edilen sakal daha gür çıkar.”</p>
<p>Bu kadar biliriz! İnebahtı’nın bir de Ali Paşa’sı varmış! Müezzinzade Ali Paşa.</p>
<p>Ali Paşa Zigetvar kuşatmasında yeniçeri ağası. Çok yararlıklar göstermiş. Seferde bizzat bulunup şahit olduklarını kaleme alan Sokollu’nun sır katibi Feridun Ahmet Bey, Ali Ağa’nın Zirinyi’nin başını bir sırığa takıp getiren kişi olduğunu yazar. Bu kadar da değil! Feridun Ahmet Bey, Ali Ağa’nın ismini bir çok defa anar ve nihayet der ki: “Kale içinde padişah hazretlerinün nam-ı şeriflerine bir cami-i şerif dahi bina olunmak lazımdur diyü yeniçeri ağası Ali Ağa’ya sipariş olunmuşdı. Ol dahi zikr olunan cami-u şerifin binasına mukayyed olmışdı…..”<a href="#_ftn1" name="_ftnref1"><sup>[1]</sup></a> Ve caminin yapımında kullanılacak malzemelerden bahsederek devam eder.</p>
<p>Zigetvar’daki Ali Ağa, İnebahtı’da paşa ve bir kara askeri olmasına rağmen Kaptan-ı Derya. İkinci Selim, kendisini pek sevdiğinden kızlarından biriyle evlendirmiş. Yani, Ali Paşa saraya damattır. Sonra da Kaptan-ı Derya yapılır. İnebahtı Deniz Savaşı’nda donanmadaki çok tecrübeli denizcilerin -ki onlardan biri, o zaman Uluç Ali Reis olan sonraki adıyla meşhur Kılıç Ali Reis idi-,  tavsiyelerine kulak asmayıp kendi bildiği planı uyguladı ve sonuç büyük bir yenilgi oldu. Sadece Uluç Ali Reis, yakılan Osmanlı donanmasından emrindeki filoyu kurtarıp İstanbul’a ulaştırabilmiştir.</p>
<p>Müezzinzade Ali Paşa, bu savaşta kendisi de vuruşarak şehit düşmüştür.</p>
<p><em>Sicill-i Osmanî</em> yazarı Mehmet Süreyya Bey, eserinde “Denizciliği bilmediğinden hayli yetişmiş tersane beyinin de birlikte şehit düşmelerine sebep olmuştur.” diye yazar.</p>
<p>Amerikalı askerî tarihçi Paul. K. Davis’in <em>Antik Çağdan Günümüze 100 Belirleyici Savaş</em> kitabında yazdıkları ise çok daha can yakıcıdır:</p>
<p>“İnebahtı, askerî bir zaferden öte, manevî bir zaferdi. Osmanlı Türkleri on yıllardır Avrupa&#8217;yı dehşete düşürmüştü ve Kanunî Sultan Süleyman&#8217;ın zaferleri, Hristiyan Avrupa&#8217;da ciddi endişelere yol açmıştı. İnebahtı yenilgisi, İkinci Selim yönetimindeki Osmanlı kudretinin hızla gerilemesinin bir örneğiydi ve Hristiyanlar Osmanlıların gerileyişine sevindiler. Osmanlı gücünün esrarı bu savaşla önemli ölçüde zedelenmiş ve Hristiyan Avrupa&#8217;nın yüreğine su serpilmişti.”</p>
<p>Caminin yapım tarihi 1598. Müezzinzade Ali Paşa İnebahtı’da 1571’de vefat ettiğine göre? Yine tarihçiler der ki, ya 1598 tarihi yanlıştır ya da eser Ali Paşa’nın ölümünden sonra bıraktığı vakıf gelirleri ile tamamlanmıştır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-52231 size-full" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.12.jpeg-5.jpeg" alt="" width="1200" height="1600" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.12.jpeg-5.jpeg 1200w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.12.jpeg-5-225x300.jpeg 225w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.12.jpeg-5-768x1024.jpeg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.12.jpeg-5-1152x1536.jpeg 1152w" sizes="(max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></p>
<p>Günlerden pazardı. Şimdi Katolik kilisesi olan bu mabette herhalde pazar âyini yapılacaktı ama vakit erken olduğu için mi bilmem kimsecikler yoktu. Kapıyı bir kadın görevli açtı. İçeri girip göz gezdirdim. Freskleri, heykelleri, mumlarıyla herhangi bir Katolik kilisesi. Yalnız giriş holünde bir kenarda, üst üste konmuş iki adet taş hamam kurnası var. Bizden kalan tek şey! Etraftaki bir Türk hamamından kalan iki hatıra. Bir de kiliseye dışarıdan baktığınızda yan cephe pencerelerinin “bizim üslupta” olduğunu görürsünüz.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-52232 size-full" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.12.jpeg-6.jpeg" alt="" width="1200" height="1600" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.12.jpeg-6.jpeg 1200w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.12.jpeg-6-225x300.jpeg 225w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.12.jpeg-6-768x1024.jpeg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.12.jpeg-6-1152x1536.jpeg 1152w" sizes="(max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></p>
<p>Evliya Çelebi iki minaresinden birine çıkıp şehri buradan seyrettiğini söyler. Şimdi kilisenin de iki kulesi var.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-52234 size-full" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.11.jpeg-1.jpeg" alt="" width="1600" height="1200" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.11.jpeg-1.jpeg 1600w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.11.jpeg-1-300x225.jpeg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.11.jpeg-1-1024x768.jpeg 1024w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.11.jpeg-1-768x576.jpeg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.11.jpeg-1-1536x1152.jpeg 1536w" sizes="(max-width: 1600px) 100vw, 1600px" /></p>
<p>Çevresi neoklasik taş binalarla çevrili, sadece yaya trafiğine açık Zirinyi Meydanı’nda Miklos Zirinyi adına bir aslan heykeli var. Elimdeki bilgiler aslanın ayakları altında Osmanlı bayrağı olduğunu yazıyor ama kaide yüksek olduğundan ben bu ayrıntıyı göremedim.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-52229 size-full" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.12.jpeg-3.jpeg" alt="" width="1263" height="878" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.12.jpeg-3.jpeg 1263w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.12.jpeg-3-300x209.jpeg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.12.jpeg-3-1024x712.jpeg 1024w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.12.jpeg-3-768x534.jpeg 768w" sizes="(max-width: 1263px) 100vw, 1263px" /></p>
<p>Tenha ve çok temiz sokaklarda dolanırken, az ötede iki bina arasına sıkışmış sarı badanalı bir kilise daha çıktı karşımıza. Kapısındaki levhada iki kelime hemen dikkatimi çekti: Török mecset. Török Türk demek, malum. “Mecset” kelimesiyle Budapeşte’de tanışmış ve şaşırmıştık: Mescit. Levhada şunlar yazıyor:</p>
<p><strong>Bu kilisenin temeli 1713 yılında bir Türk camisinin yerine atılmıştır. Manastır 1740 yılında, üçlü ana sunak ise 1768 yılında inşa edilmiştir.</strong></p>
<p><strong> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-52230 size-full" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.12.jpeg-4.jpeg" alt="" width="1200" height="1600" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.12.jpeg-4.jpeg 1200w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.12.jpeg-4-225x300.jpeg 225w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.12.jpeg-4-768x1024.jpeg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.12.jpeg-4-1152x1536.jpeg 1152w" sizes="(max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></strong></p>
<p>Bir Türk camisinin yerine…. Camiyi kiliseye döndürdükten sonra böyle bir not koymayabilirlerdi ama koymuşlar. Hatırayı tamamen yok etme gereği duyulmamış. Macaristan’da bunu hep gördüm. Bu hangi paşanın camisi idi acaba? Bu konuda bilgi bulamadım. Bina diğer binalar arasında bitişik nizamda sıkışmış görünüyor ama “manastır” kelimesi geçtiğine göre içeriye doğru genişliyor olabilir. Kapı kapalıydı. Belki kilitli değildi, bilmiyorum. Ama yoklamadığıma pişman oldum.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-52228 size-full" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.11.jpeg-2.jpeg" alt="" width="1200" height="1600" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.11.jpeg-2.jpeg 1200w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.11.jpeg-2-225x300.jpeg 225w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.11.jpeg-2-768x1024.jpeg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.11.jpeg-2-1152x1536.jpeg 1152w" sizes="(max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></p>
<p>Benim Zigetvar’a yine gelmem gerek! TİKA ve Peç Üniversitesi’nin yürüttüğü çalışma sonlanır da bulunan Osmanlı kalıntıları ziyarete açılırsa… O kapıyı da yoklarım, hem Suzanna ile Katrina kardeşleri de bir kere daha görürüm. Otelciliği biraz daha öğrenmişler mi, bakarım!</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1"><sup>[1]</sup></a> Feridun Ahmet Bey, Nüzhet-i Esrar&#8217;ül Ahyar Der Ahbar-ı Sefer-i Sigetvar</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/zigetvarda-ilk-gun/">Zigetvar’da İlk Gün</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/zigetvarda-ilk-gun/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Buda Kalesi&#8217;nde</title>
		<link>https://millidusunce.com/buda-kalesinde/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/buda-kalesinde/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Göktürk Tunceroğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Oct 2025 17:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Abdurrahman Abdi Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Ayşe Göktürk Tunceoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Balıkçı Tabyası]]></category>
		<category><![CDATA[Bec Kapusu]]></category>
		<category><![CDATA[Buda Kalesi]]></category>
		<category><![CDATA[budapeste]]></category>
		<category><![CDATA[Evliya Çelebi]]></category>
		<category><![CDATA[Macaristan]]></category>
		<category><![CDATA[Matthias Kilisesi]]></category>
		<category><![CDATA[MDM]]></category>
		<category><![CDATA[Sandor Sarayı]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Tuna]]></category>
		<category><![CDATA[Zincir Köprü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=51515&#038;preview=true&#038;preview_id=51515</guid>

					<description><![CDATA[<p>Evliya Çelebi’nin o kadar tafsilatlı anlattığı, öve öve bitiremediği, kulelerindeki altın varaklı kubbelerden dolayı “Kızılelma Sarayı” dendiğini naklettiği Budin Kalesi artık yok! </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/buda-kalesinde/">Buda Kalesi&#8217;nde</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbuda-kalesinde%2F&amp;linkname=Buda%20Kalesi%E2%80%99nde" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbuda-kalesinde%2F&amp;linkname=Buda%20Kalesi%E2%80%99nde" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbuda-kalesinde%2F&amp;linkname=Buda%20Kalesi%E2%80%99nde" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbuda-kalesinde%2F&amp;linkname=Buda%20Kalesi%E2%80%99nde" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbuda-kalesinde%2F&#038;title=Buda%20Kalesi%E2%80%99nde" data-a2a-url="https://millidusunce.com/buda-kalesinde/" data-a2a-title="Buda Kalesi’nde"></a></p><p>&nbsp;</p>
<p>Budapeşte’yi gezmeye Buda yakasından başlayacaksınız. Şehrin en tarihî yeri Buda Kalesi burada. Bu bölgede araç trafiği çok kısıtlı. Tur otobüsleri ve özel araçlar belli park yerlerinde yolcularını indiriyor, bindiriyor. Bütün saha yayaların! Taş döşeli tertemiz yollarda hiç bir trafik karmaşası, gürültüsü olmadan, tarihî atmosferin içinde yürümek çok keyifli. Ayrıca ziyaretçileri tarihî bölgede gezdiren üstü tenteli, küçük elektrikli arabalar da var.</p>
<p><span style="white-space: normal;">Peşte yakasından bu tarafa en kolay ulaşım yolu 16 numaralı belediye otobüsü. On beş dakikada geliyor ve tam “Beç Kapusu”nun önünde duruyor.</span></p>
<p><span style="white-space: normal;">Becsi Kapu…Viyana Kapısı. “Kapu” kelimesi bu imlâsıyla Macarcada yaşamakta. Kapının adı otobüs durağına da yazılmış.</span></p>
<div id="attachment_51549" style="width: 1034px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-51549" class="wp-image-51549 size-large" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/IMG_3274-1024x768.jpg" alt="" width="1024" height="768" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/IMG_3274-1024x768.jpg 1024w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/IMG_3274-300x225.jpg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/IMG_3274-768x576.jpg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/IMG_3274-1536x1152.jpg 1536w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/IMG_3274-2048x1536.jpg 2048w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><p id="caption-attachment-51549" class="wp-caption-text">Bec Kapusu</p></div>
<p><span style="white-space: normal;">1686’da Budin elimizden çıkarken şehit düşen Abdurrahman Abdi Paşa’nın mezarını arıyoruz. Beç Kapısı civarında olduğunu biliyorum. Navigasyonlarda görünüyor, fakat herhangi bir ok işareti, tabela yok. Biraz gayretten sonra buluyoruz. İşte ilerde sarıklı bir mezar taşı!</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-51557 size-large" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-15-at-22.32.42-1024x768.jpeg" alt="" width="1024" height="768" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-15-at-22.32.42-1024x768.jpeg 1024w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-15-at-22.32.42-300x225.jpeg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-15-at-22.32.42-768x576.jpeg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-15-at-22.32.42-1536x1152.jpeg 1536w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-15-at-22.32.42.jpeg 2016w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<p><span style="white-space: normal;">Son Budin Valisi Abdurrahman Abdi Paşa. İki yanı ağaçlıklı çok güzel bir yolun kıyısında, ıhlamur ağaçlarının altında tek başına yatıyor. Mezar taşının bir yüzü Türkçe yazılmış: </span></p>
<p><span style="white-space: normal;">145 yıllık Türk egemenliğinin son Buda valisi Abdurrahman Abdi Arnavut Paşa bu yerin yakınında 1686 yılının 2. günü öğleden sonra yaşamının 70. yılında maktul düştü. Kahraman düşmandı, rahat uyusun!</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-51558 size-large" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-15-at-22.33.07-768x1024.jpeg" alt="" width="768" height="1024" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-15-at-22.33.07-768x1024.jpeg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-15-at-22.33.07-225x300.jpeg 225w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-15-at-22.33.07-1152x1536.jpeg 1152w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-15-at-22.33.07.jpeg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></p>
<p><span style="white-space: normal;">İki aylık bir muhasara olmuş o zaman. Kaynakların yazdığına göre hiç esir Türk askeri yok! Hepsi vuruşa vuruşa şehit düşüyor. Biri de Abdurrahman Abdi Paşa. Buda Kalesi’nde şimdi bizden kalan tek hatıra onun mezarı.</span></p>
<p><span style="white-space: normal;">Bir de “kapu” kelimesi var tabiî! Bakalım başka tanıdık kelimeler karşıma çıkacak mı?</span></p>
<p><span style="white-space: normal;">Bölgeye hâlâ Buda Kalesi diyorlar, ama kale vasfından ziyade, bir binalar külliyesi burası. Aslında Macaristan krallarının sarayı imiş. Buradaki ilk sarayın tarihi onüçüncü yüzyıla gidiyor. Şimdi o saray yok. Mevcut binalar en çok on sekizinci yüzyıldan kalma. Magyar Nemzeti Galleria kale külliyesinde en fazla yeri kaplayan heybetli bir bina. Macar Millî Galerisi. Galerinin içindeki eserler de muhteşem… Ayrıca Millî Kütüphane ve Tarih Müzesi de burada. Yalnız bu cesim binalar bölgesinde hummalı bir tadilat faaliyeti var. İskeleler kurulmuş, bazı yerler kapatılmış, dev boyutlu vinçler çalışıyor. Sanırım bu restorasyon birkaç yıl sürer.</span></p>
<p><span style="white-space: normal;">Cumhurbaşkanının ikâmetgâhı Sandor Sarayı da burada. Diğer binalara kıyasla oldukça mütevazi. Önünde askerî bir nöbet değişimi töreni seyrettik. Bilmem ki sayın başkan içerde miydi, o da bizi mi seyrediyordu? </span></p>
<div id="attachment_51553" style="width: 1034px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-51553" class="wp-image-51553 size-large" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/IMG_3700-1024x682.jpg" alt="" width="1024" height="682" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/IMG_3700-1024x682.jpg 1024w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/IMG_3700-300x200.jpg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/IMG_3700-768x512.jpg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/IMG_3700-1536x1024.jpg 1536w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/IMG_3700.jpg 2000w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><p id="caption-attachment-51553" class="wp-caption-text">Sandor Sarayı</p></div>
<p><span style="white-space: normal;">Aziz Matthias Kilisesi bölgenin en dikkate değer yapılarından. Kilisenin ilk binası gotik üslupta on üçüncü yüzyılda yapılmış, daha sonra en büyük Macar krallarından kabul edilen Matthias Corvinus’un adı verilmiş. Sonra Osmanlı döneminde camii, ardından tekrar kilise, derken şimdi yükselen bina aslına uygun üslupla on dokuzuncu yüzyılın eseri. </span></p>
<div id="attachment_51551" style="width: 693px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-51551" class="wp-image-51551 size-large" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/IMG_3703-1-683x1024.jpg" alt="" width="683" height="1024" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/IMG_3703-1-683x1024.jpg 683w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/IMG_3703-1-200x300.jpg 200w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/IMG_3703-1-768x1152.jpg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/IMG_3703-1.jpg 1000w" sizes="(max-width: 683px) 100vw, 683px" /><p id="caption-attachment-51551" class="wp-caption-text">Aziz Matthias Kilisesi</p></div>
<p><span style="white-space: normal;">Heykeller, heykelli havuzlar, havuzlu, heykelli bahçeler, çiçek tarhları, balkonlar, taraçalar, saltanatlı merdivenler, bitmek bilmeyen merdivenler, ağaçlar, ağaçlar… Bu tarihî atmosfer oteller, lokantalar, kahveler, hediyelik eşya dükkânları ile bugüne bağlanıyor… 1976’da komünist dönem devam ederken yapılmış Hilton, tarihî dokuya uymaya çalışmış görüntüsüne rağmen tenkitleri üzerine çekiyor. Küçük bir parkın gerisinde gözüme illüzisyonist Houdini’nin evi çarpıyor. Doğduğu ev.</span></p>
<p><span style="white-space: normal;">Balıkçı Tabyası bu yakanın vazgeçilmez ziyaret yerlerinden. On dokuzuncu yüzyılın sonlarıyla yirminci yüzyılın ilk yıllarında inşasına başlanmış ve bitirilmiş. Tarihî bir işi, görevi yok. Şehrin manzara terası. Fotoğraf-vidyo çekmek isteyenler en çok burada. Yapılma gayesi de bu! Ziyaretçilere “tarihî bir hava” yaşatmak. Bunu da çok iyi başarmışlar. Animasyon çocuk filmlerinde seyrettiğimiz masal şatoları gibi… Yedi kulesi var. Yedi rakamı önemli. Macar tarihinde Urallardan kopup gelen yedi kabileyi temsil ediyor. Karpatlar havzasına gelen yedi kabile. Balıkçı Tabyası denmesinin sebebine gelince; Ortaçağlarda surların dibinde, nehir kıyısında bir balıkçı köyü olduğu,  hatta köy halkının yüzyıllar boyu kalenin savunmasında çok yararlıklar gösterdiği, ismin burdan geldiği söyleniyor. </span></p>
<div id="attachment_51552" style="width: 778px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-51552" class="wp-image-51552 size-large" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/IMG_3145-768x1024.jpg" alt="Balıkçı Tabyası'ndan bir burç" width="768" height="1024" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/IMG_3145-768x1024.jpg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/IMG_3145-225x300.jpg 225w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/IMG_3145-1152x1536.jpg 1152w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/IMG_3145-1536x2048.jpg 1536w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/IMG_3145-scaled.jpg 1920w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /><p id="caption-attachment-51552" class="wp-caption-text">Balıkçı Tabyası&#8217;ndan bir burç</p></div>
<p><span style="white-space: normal;">Kısacası… Evliya Çelebi’nin o kadar tafsilatlı anlattığı, öve öve bitiremediği, kulelerindeki altın varaklı kubbelerden dolayı “Kızılelma Sarayı” dendiğini naklettiği Budin Kalesi artık yok! Fakat Evliyamız buraları, bu iğne oyası gibi taş işlemelerini, bu temizliği, bu yeşilliği şimdi görse yine mübalağa ile övmekten geri durmazdı. </span></p>
<p><span style="white-space: normal;">Bu arada, Evliya Çelebi’nin söz etmediği bir şey buldum! Turul Kuşu!</span></p>
<p><span style="white-space: normal;">Kalenin, meşhur Zincir Köprü’ye bakan burçlarından birinde Turul… Kanatlarını alabildiğine açmış, heybetli, biraz da korkunç, yırtıcı bir kuş. Türk ve Macar mitolojilerinin efsanevî kuşu. Koruyucu, kollayıcı, dirilişin müjdecisi… Macar halkının millî sembolü.  Hatta Macar destanları soylarının bu kuştan türediğini söyler. Attila’nın Avrupa Hun Devleti bayrağındaki kuş figürü de “Turul”dur.</span></p>
<p><span style="white-space: normal;">Kapu’ya ilave bir kelime daha bulduk mu? Turul, veya Toğril, veya Toğrul…</span></p>
<p><span style="white-space: normal;">Buda Kalesi ve Turul Kuşu Tuna’ya tepeden bakıyor. Tuna’ya, köprüye, köprülere ve karşı kıyılara, bütün şehre, bütün ovaya…</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-51562 size-large" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-15-at-22.35.32-1024x768.jpeg" alt="" width="1024" height="768" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-15-at-22.35.32-1024x768.jpeg 1024w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-15-at-22.35.32-300x225.jpeg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-15-at-22.35.32-768x576.jpeg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-15-at-22.35.32-1536x1152.jpeg 1536w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-15-at-22.35.32.jpeg 2016w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<p><span style="white-space: normal;">Kalenin ayağında küçük bir meydan ve iki arslan… İki arslan, Zincir Köprü’nün bekçisi. Zincir Köprü, Budapeşte’nin Tuna üzerindeki en eski köprüsü. Yani şehrin iki yakasını birbirine bağlayan ilk köprü. 1849 yılında açılmış. Ondan önce Buda ve Peşte arasındaki ulaşım pek de kolay değilmiş! Evliya Çelebi’nin bölgeye seyahati 1600’lü yılların ortalarındadır. Seyahatnâmesi’nde “garip ve acayip bir köprü”yü keyifle anlatır:</span></p>
<p><span style="white-space: normal;">“…. Budin Kalesi’nin Ali Paşa Tabyası önünde Tuna Nehri üzerinde tam 70 adet tombaz gemiler üzerinde uzun direkler ile yapılmış uzun bir köprüdür. Bütün tombaz gemileri birbirlerine kalın zincirler ile bağlı ve ortasında 4 adet gemi açılıp kapanır başka bir köprüdür ki gelip giden gemilere açıp gemiler geçtiğine yine kapanır…… Yaz ve kış bu köprü durup köprübaşında bâc alınır. Eğer kış çok şiddetli olup Tuna nehri donarsa köprüye ihtiyaç kalmayıp Tuna Nehri 10 karış 15 karış buz tutup Tuna Nehri üstü yol olup nice kere yüzbin araba ve kızaklar Tuna Nehri üzerinde gidip gelmededir. O zaman bâc ü pazardan bir şey alınmaz ve köprüye de asla ihtiyaç olmaz. Üç-dört ay Tuna Nehri buz olup durur. O zaman köprü gemilerini bir tarafa çekerler. İlkbaharda yine kurarlar……”</span></p>
<p><span style="white-space: normal;">Tuna buralarda 400-500 metre genişlikte imiş. Bütün yüzeyin buz tuttuğu vakitleri gözümde canlandırmaya çalışıyorum, bu sıcak günde.</span></p>
<p><span style="white-space: normal;">Sonra Zincir Köprü’ye yürüdük. İki tarafta iki arslan… Arkamıza, kanatları bir uçtan öteki uca 13 metre açılmış Turul kuşunu alarak arslanların arasından yavaş yavaş köprüye girdik. “Yürüyebilir miyim acaba, bacağımda rahatsızlık var, zaten yorulduk. Canım topu topu 400-500 metre imiş…” diye düşünüp dururken… Ak tolgalı beylerbeyi “İlerle!” diye haykırdı.</span></p>
<p><span style="white-space: normal;">Tuna’yı bir yakadan öbür yakaya yürüyerek geçtim!</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/buda-kalesinde/">Buda Kalesi&#8217;nde</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/buda-kalesinde/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Merdivenler</title>
		<link>https://millidusunce.com/merdivenler/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/merdivenler/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Göktürk Tunceroğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Nov 2023 17:00:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Ayşe Göktürk Tunceoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[bosna hersek]]></category>
		<category><![CDATA[Dubrovnik]]></category>
		<category><![CDATA[Ragusa]]></category>
		<category><![CDATA[Stradun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=45669</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dubrovnik şehri, kendisi küçük ama şöhreti büyük. Bu şöhret, denizinden ya da ormanından değil, çok iyi korunmuş kalesinden geliyor. Bence o bitmek tükenmek bilmeyen merdivenlerden!</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/merdivenler/">Merdivenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmerdivenler%2F&amp;linkname=Merdivenler" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmerdivenler%2F&amp;linkname=Merdivenler" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmerdivenler%2F&amp;linkname=Merdivenler" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmerdivenler%2F&amp;linkname=Merdivenler" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmerdivenler%2F&#038;title=Merdivenler" data-a2a-url="https://millidusunce.com/merdivenler/" data-a2a-title="Merdivenler"></a></p><p><em>Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden</em> diyordu Ahmet Hâşim.</p>
<p>Hızlı çıkmak ne mümkün zaten?!</p>
<p>Bugüne kadarki hayatımda çıktığım merdivenlerin toplamı kadar merdiveni iki günde çıktım. İndim çıktım, indim çıktım.</p>
<p>Daracık, upuzun sokaklar… Fakat sokaklar baştan sona merdiven! Bitmeyecekmiş gibi görünen taş merdivenler… Basamak araları yüksek. Basamakları enli. Basamakları eğri büğrü.</p>
<p>Hâşim’in merdivenleri değil bunlar.  Dubrovnik’in merdivenleri.</p>
<p>“<em>Eteklerimde güneş rengi bir yığın yaprak</em>” yoktu. Çünkü hiç ağaç yoktu. Ve güneş bütün kudretini gösterdiği en kızgın günlerindeydi.</p>
<p>Bosna Hersek’in denize açılan tek kapısı olan, haritalarda zor görünen 21 kilometrelik kıyı şeridinde kurulu, sayfiye şehri Neum’dan arabayla yola çıktıktan ve Adriyatik’in lacivert sularını seyrederek bir saat gittikten sonra Dubrovnik.</p>
<p>Sürücümüz bizi bir kale kapısı önünde bıraktı, gitti. “Bu kapıdan girin!” dedi. Girdik.</p>
<p>Dubrovnik. Nâm-ı diğer Ragusa.</p>
<p>Burada bir yerleşim yerinin kuruluşu yedinci yüzyıla kadar gidiyor. Fakat Ragusa’nın kendisinden söz ettirişi ortaçağlarda. Bir ortaçağ liman şehri burası. Surlarla çevrili şehir devleti. Kâh Bizans’ın hâkimiyetinde, kâh Venedik’in… On dördüncü yüzyıldan on dokuzuncu yüzyıla kadar kendi kendini yöneten hür bir devlet, bir cumhuriyet kabul ediliyor ama Birinci Murad devrinden itibaren Osmanlı Devleti’nin himayesi altında. Osmanlı Adriyatik kıyısındaki bu küçük devleti fethetmedi, vergiye bağladı; kendi güvenliği ve ticarî hayatı için önemli görmüş olmalı ki, pek çok imtiyazlar tanıdı.  Ragusa Cumhuriyeti asırlarca Osmanlı İmparatorluğu’na yıllık vergi (haraç) öderken, elde ettiği ayrıcalıklarla ticarette, özellikle deniz ticaretinde çok ilerledi, zenginleşti. Atlantik yolunun ve Amerika’nın keşfinden itibaren Asya-Avrupa arasındaki ticarette Akdeniz’deki taşımacılığın rolü azalmaya başlayınca Ragusa da yavaş yavaş önemini yitirdi. 1800’lere kadar Osmanlı’ya vergi verdikten sonra Napolyon ordularının işgali, sonra Avusturya İmparatorluğu’nun ilhakı. Sonra Yugoslavya günleri. Sonra 1991… Savaş, bombardımanlar, bağımsızlık. Hırvatistan.</p>
<p>Nefes nefese, kan ter içinde kalarak merdivenleri çıkarken bu ortaçağ şehrinde yaşadığımı hayal ettim. İki kolumu açsam duvarlara değeceğim kadar dar şu sokaklardaki evlerden birinde… Pencereleri birbirinin içine bakan evler. Bu pencerelerden güneş ışığı girmez ki! Bu merdivenli sokaklardaki loş binalarda ömür geçer mi? Üç taraf deniz güya. Ama bu merdivenli sokaktaki binalardan birinde oturan bir kadın denizi nasıl görecek? Şehrin çevresi surlarla kapalı. Şimdi turistler kale duvarlarının üzerinde sere serpe geziniyor. O vakitler şehir halkının böyle bir hakkı olduğunu sanmıyorum. Çünkü güvenlik meselesi. Bu surlar boşuna mı dikildi? Mazgallar var. Mazgala yaklaşıp dışarıya bakmak serbest idiyse bile, deniz manzarası mı denir ona? Yok, bana göre değil bu kale şehir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-45678 size-full" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/11/WhatsApp-Gorsel-2023-11-09-saat-17.01.41_ba8afa8d.jpg" alt="" width="1512" height="2016" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/11/WhatsApp-Gorsel-2023-11-09-saat-17.01.41_ba8afa8d.jpg 1512w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/11/WhatsApp-Gorsel-2023-11-09-saat-17.01.41_ba8afa8d-225x300.jpg 225w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/11/WhatsApp-Gorsel-2023-11-09-saat-17.01.41_ba8afa8d-768x1024.jpg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/11/WhatsApp-Gorsel-2023-11-09-saat-17.01.41_ba8afa8d-1152x1536.jpg 1152w" sizes="(max-width: 1512px) 100vw, 1512px" /></p>
<p>Dalmaçya kıyıları yemyeşil. Kale dışı Dubrovnik yemyeşil. Ama kale içinde ağaç yok denecek kadar az. Taş, taş, taş ve merdivenler… Daracık sokakları dolduran taş merdivenlerin iki yanına saksılar konmuş. Çiçekler, yeşillikler… Hiç yoktan iyidir, diyerek.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-45679 size-full" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/11/WhatsApp-Gorsel-2023-11-09-saat-17.01.42_b6b400ca.jpg" alt="" width="1512" height="2016" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/11/WhatsApp-Gorsel-2023-11-09-saat-17.01.42_b6b400ca.jpg 1512w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/11/WhatsApp-Gorsel-2023-11-09-saat-17.01.42_b6b400ca-225x300.jpg 225w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/11/WhatsApp-Gorsel-2023-11-09-saat-17.01.42_b6b400ca-768x1024.jpg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/11/WhatsApp-Gorsel-2023-11-09-saat-17.01.42_b6b400ca-1152x1536.jpg 1152w" sizes="(max-width: 1512px) 100vw, 1512px" /></p>
<p>Taş merdivenli sokaklardaki binalar restore edilmiş, belki de hepsi otel olarak kullanılıyor bugün. Onlardan birinde kaldık. İnsan hiç görmediği bir şehirde -bir ortaçağ şehrinde- otel rezervasyonu yaptırırken bazı şeyleri tam canlandıramıyor zihninde.  Bu kadar merdiven… Bu kadar dar sokaklar… Tahmin etmemiştim! Otelin yaşlı fakat dinç duruşlu sahibesi Anna, bizi gurbetten gelen yeğenlerini karşılayan müşfik bir teyze gibi coşkuyla buyur etti. Masanın üzerine bir tabak elma koymuş. Bir sürahi buzlu su. Hatta bir şişe likör! Hiç böyle bir otel tecrübemiz olmamıştı! Ah o buzlu su!</p>
<p>Kale içi şehrin ortasında bir ana cadde var: Stradun. İşte orası hoş. Geniş, düz, boydan boya uzanan bir yürüme yolu. Kelime İtalyanca “Stradone”den geliyor.  Özel isim değil, sadece “cadde” demek. Hani bizde de Bağdat Caddesi’ne artık sadece “Cadde” denir oldu ya! Cadde dediniz mi nereyi kastettiğiniz bellidir. “Stradun” dediniz mi de, işte burası! Stradun kalenin kara tarafındaki -bizim ilk girdiğimiz- giriş kapısı ile deniz tarafındaki ikinci bir kapı arasında uzanıyor. İki tarafında cumhuriyetin idarecilerinin, asillerinin, subaylarının, din adamlarının oturduğu evler, resmî binalar, kiliseler, saraylar. Şimdi hemen hepsi müze olarak geziliyor. Şimdi hemen hepsinin giriş katları şık mağazalar olarak düzenlenmiş. Gördüğüm kadarıyla Stradun sadece Dubrovnik’i görmeye gelen turistlerin uğrak noktası değil, Dubrovniklilerin de piyasa yeri. Bilhassa akşamları. Ama Dubrovnik’te yerli halktan çok turist var tabii! Açık hava kahveleri, lokantalar, müzisyenler, küçük konserler, dükkânların ışıltıları ile mükemmel bir gezinti yeri. Motorlu vasıta trafiği olmayan bir caddede gezmek ne rahatmış! Yalnız ağaç yok! Ağaç yok ama bütün çeşmeler şırıl şırıl akıyor ve içilebiliyor. Burada da Bosna’da olduğu gibi sokaklardaki tarihî çeşmelerin buz gibi soğuk suları içilebiliyor. Güneşin yakıcılığına ancak bu sularla tahammül ediyoruz. Şişenizi doldurun, yüzünüzü yıkayın. Başını musluğun altına eğip yıkayanları da gördüm. Tarihî çeşmelerin en ünlü iki tanesi, İtalyan mimar Onofrio’nun, 12 kilometre uzaklıktaki bir kaynaktan şehre su getirerek yaptığı iki çeşme. On beşinci yüzyıl. Onofrio’un Büyük Çeşmesi ve Onofrio’nun Küçük Çeşmesi. Stradun’un iki ucuna yerleşmişler. Büyük olan çeşme çokgen bir kümbete benzeyen şekliyle, yer aldığı küçük meydanın cazibe merkezi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-45681 size-full" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/11/WhatsApp-Gorsel-2023-11-09-saat-17.01.42_337dda58.jpg" alt="" width="1512" height="2016" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/11/WhatsApp-Gorsel-2023-11-09-saat-17.01.42_337dda58.jpg 1512w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/11/WhatsApp-Gorsel-2023-11-09-saat-17.01.42_337dda58-225x300.jpg 225w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/11/WhatsApp-Gorsel-2023-11-09-saat-17.01.42_337dda58-768x1024.jpg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/11/WhatsApp-Gorsel-2023-11-09-saat-17.01.42_337dda58-1152x1536.jpg 1152w" sizes="(max-width: 1512px) 100vw, 1512px" /></p>
<p>Stradun üzerinde iki manastır var. Biri Fransiskan Manastırı. Herhalde sur içinin en ağaçlı, en yeşil yeri manastırın son derece bakımlı avlusu. Avrupa’nın ve dünyanın ilk eczanelerinden biri burada. 1317’de açılmış. Hâlen de faaliyette. O yüzden “Avrupa’nın hâlâ çalışan en eski eczanesi” diyorlar. Manastırın giriş katındaki kemerli, sütunlu galerilerden birinde. Bir bölümünü eczane müzesi olarak ziyarete açmışlar. On dördüncü yüzyılda rahiplerin kullandığı alet edevat, demir döküm karıştırma kapları, porselen saklama kapları, şişeler, boy boy havanlar, teraziler, sürahiler, kitaplar, reçete defterleri. Hem manastırın sakinlerine, hem şehir halkına hizmet veriyorlarmış, şehir halkına yapılan satışlar manastıra gelir sağlıyormuş. Duvarda kara bir oyuk, havan topu mermisi isabet etmiş. Yuvarlak bir cam çerçeve içine almışlar. Altında bir tarih: 6 Aralık 1991. Bu tarih, son savaşta Dubrovnik’in en ağır bombardımana uğradığı tarih. Yugoslavya’nın dağılma sürecinde Dubrovnik de aylarca kuşatma altında kaldı, denizden ve havadan Sırp güçleri tarafından bombalandı. Sur içindeki binaların yüzde 60’ının hasar gördüğünü söylüyorlar. Duvarlardan birinde bir levha üzerinde ülkelerin bayrakları sıralanmış. “Nedir bu?” derken… Bayrakların altında burayı ziyaret eden devlet adamlarının imzaları, isimleri. İki tane Türk bayrağı var. Birinin altında Süleyman Demirel’in adı ve imzası. Tarih: 24 Eylül 1997. Diğerinin altında Recep Tayyip Erdoğan’ın adı ve imzası. Tarih: 12 Haziran 2006. Eczanenin bugün hâlâ çalışan bölümü restore edilmiş, camla kaplanıp dükkân havası verilmiş. Modern tıbbın ilâçlarının yanı sıra, satışa sunulmuş bazı kremler, losyonlar Fransiskan rahiplerinin kaç asırdır devam edegelen tariflerine göre, bölgedeki otlardan yapılıyormuş.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-45682 size-full" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/11/WhatsApp-Gorsel-2023-11-09-saat-17.01.42_445f5efc.jpg" alt="" width="1512" height="2016" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/11/WhatsApp-Gorsel-2023-11-09-saat-17.01.42_445f5efc.jpg 1512w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/11/WhatsApp-Gorsel-2023-11-09-saat-17.01.42_445f5efc-225x300.jpg 225w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/11/WhatsApp-Gorsel-2023-11-09-saat-17.01.42_445f5efc-768x1024.jpg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/11/WhatsApp-Gorsel-2023-11-09-saat-17.01.42_445f5efc-1152x1536.jpg 1152w" sizes="(max-width: 1512px) 100vw, 1512px" /></p>
<p>Yine Stradun üzerinde Rektör’ün Sarayı görülmeye değer. Bu devletçiğin idare merkezi ve yöneticilerin ikametgâhı; onlara ait gösterişli mobilyalar, kıymetli biblolar, saatler, aynalar, tablolar, heykeller, silahlar… Bildiğiniz saray!</p>
<p>Dubrovnik ya da tarihteki adıyla Ragusa ilginç bir şehir devlet. 1418’de köle ticaretini ve köleliği yasaklayarak bu konuda başı çeken birkaç devletten biri olmuş. 1432’de yetimhane açılmış, dünyadaki ilk örneklerden deniyor. Bugün kapısı penceresi taş ile örülü. O zamanlar, anne ya da baba -ki bu annedir çoğu zaman- evlâdını bırakma utancı yaşamasın diye girişte bir düzenek varmış. Çaresiz anne, bebeğini, altında tekerlek olan bir dolabın içine koyup döndürerek içeriye gönderiyor, o sırada bir de çıngırak sesi duyuluyormuş ki içerdeki rahibeler vaziyeti anlasın: Gelen var! Yine 1377’de Ragusa’da karantina hastanesi kurulmuş, “Lazereti” diyorlar. Tabii “dışarısı” ile irtibatı fazla bir şehir, deniz ticareti, gemiler, tayfalar, tüccarlar. Ortaçağ dünyası bilhassa vebadan sık sık kırılmakta. Lazereti, kale duvarlarının hemen dışında, denizin kıyısına kurulmuş alçak boylu, uzun, geniş bir bina. Bugün kültür merkezi. Düğünler için gözde bir mekân. Asırlarca nice acılara, ıztıraplara şahitlik etmiş duvarlar, tavanlar, pencereler şimdi restorasyondan geçmiş pırıltılı halleriyle insanların mutluluklarını seyrediyor.</p>
<p>Dubrovnik televizyon dizisi <em>Game Of The Thrones =Taht Oyunları’</em>nın çekildiği mekânlardan biri olduğundan son yıllarda popülerliği arttı. Şehirde pek çok dükkân var, vitrinlerinde, kapılarında “Taht Oyunları ile ilgili aradığınız her şey burada” yazıyor. Dizi figürlerinden türlü çeşit hediyelik eşyalar. Yine dizinin çekildiği yerleri tek tek gösteren, sahnelerin nasıl çekildiğini anlatan günlük turlara da katılabilirsiniz. Bu film setlerinden en meşhuru, galiba Jesuit’in Merdivenleri. Kalabalık, orada fotoğraf çekmek için yarışıyor. Ben diziyi seyretmedim ama bu merdivenlerde çekilen çok çarpıcı sahneyi öğrendim. Dubrovnik’te film çekilir de merdivensiz olur mu? Merdivenler işe karışmasa olur mu?</p>
<p>Dubrovnik şehri bugün sadece sur içinden ibaret değil. Adriyatik boyunca dar bir kıyı şeridinden sonra yükselen yemyeşil yamaçlar, yamaçlara yakışmış kırmızı kiremitli beyaz evler. Adriyatik’in lacivert sularında yemyeşil uzanan küçük adalar… Teleferikle çıkıp dört yüz küsur metreden bakarsanız, denize doğru el ayası şeklinde uzanmış kale içi ve orayı çevreleyen mavi ile yeşilin kucaklaştığı tabiat gözünüzün önüne seriliyor. Güzel, ama bu açıdan herhangi bir Akdeniz şehri… Nüfusu elli bin bile olmayan bir şehir burası. Kendisi küçük ama şöhreti büyük. Bu şöhret, denizinden ya da ormanından değil, çok iyi korunmuş kalesinden geliyor.</p>
<p>Bence o bitmek tükenmek bilmeyen merdivenlerden!</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/merdivenler/">Merdivenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/merdivenler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
