<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bozkurt arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/bozkurt/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/bozkurt/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Thu, 18 Jul 2024 00:41:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.2</generator>
	<item>
		<title>O Kafa</title>
		<link>https://millidusunce.com/o-kafa/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/o-kafa/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Jul 2024 00:41:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Bozkurt]]></category>
		<category><![CDATA[DİN]]></category>
		<category><![CDATA[merih demiral]]></category>
		<category><![CDATA[şeriat]]></category>
		<category><![CDATA[yağmur tunalı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=47736</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yıllardır bitmeyen şeriat söylemlerinin maksadı nedir? Osmanlı bir şeriat devleti miydi? Cevabı bu yazıda..</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/o-kafa/">O Kafa</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fo-kafa%2F&amp;linkname=O%20Kafa" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fo-kafa%2F&amp;linkname=O%20Kafa" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fo-kafa%2F&amp;linkname=O%20Kafa" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fo-kafa%2F&amp;linkname=O%20Kafa" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fo-kafa%2F&#038;title=O%20Kafa" data-a2a-url="https://millidusunce.com/o-kafa/" data-a2a-title="O Kafa"></a></p><h1><em><strong>O Kafa</strong></em></h1>
<p>Şeriat devletinin en son ne zaman görüldüğü ve nasıl olduğu önemli bir soru. İyi örnek var mıdır bakmak lazım. Mesela Osmanlı şeriat devleti değildi. Din, hukukun ana kaynaklarından biriydi. Dinden sonra gelen diğer kaynaklar, örf ve âdetlerdi ve zamanın gereği padişahın koyacağı zamana uygun kanunlardı. Konuşulanlara bakılırsa, aydın kamuoyumuz bunlardan da habersiz.<br />
TRT’de hep kültür belgeselleri ve programları yaptığım için bu konuda başıma çok işler geldi. Yılmaz Öztuna’yla Tarih Konuşmaları programımız, 1999 yılından itibaren üç yıl sürdü ve 125 bölüm yayınlandı. O zamana kadar en uzun süren tarih programıydı. Sürecin, pek çok bakımdan incelenecek tarafları vardır. Denetim evrakını merkeze alarak hiç olmazsa bir doktora yapılmasını çok isterim. Epeyce malzeme ve problem sayılan konu vardır. İdeolojik körlüklerle ilgili önemli bir örnektir.</p>
<h2><em><strong>Yobazlıklar Kördür</strong></em></h2>
<p>Bir bölümde, Yılmaz Öztuna, <em><strong>“Osmanlı şeriat devleti değildir”</strong> </em>dediği için programa <em><strong>“Yayınlanmaz”</strong></em> raporu verildi. Bildiklerinden değil, ideolojik kabul öyle. Osmanlı şeriat devleti değilse ona kötü demenin en güçlü ayağını kaybetmiş olacaklardı. Hayır, Osmanlı kötüydü, şeriatçıydı ve öyle de kötüydü. Komik gelecek ama o kafa böyle çalış(m)ıyordu.<br />
Denetleme Kurulu Başkanı’yla konuştum: <strong><em>“Denetçiyle aynı görüşteyim, sen Osmanlıcısın, biz Cumhuriyetçiyiz”</em> </strong>dedi. “Bu dediğiniz ayrı bir konu ama ben hem Cumhuriyetçi, hem de Hunlu, Göktürklü, Selçuklu ve Osmanlıyım. Biri birinin devamıdır.” dedim. Yine anlayacağını anladı: “Bak gördün mü itiraf ettin” dedi. “Yönetmelikte var, bu bölümü Türk Tarih Kurumu’na gönderelim, onlar denetlesin.” dedim, ona da yanaşmadı. “Peki, madem o cümleye takıldınız, onu çıkarayım” dedim. “Hayır” dedi ve yıllarca süren körlüğe karşı mücadelenin bir ayağı böyle noktalandı.<br />
Bugün yaşananlar da benzer kafaların işi.</p>
<h2><em><strong>Değişmez Körlük</strong></em></h2>
<p>Ne bu kafa değişti, ne de dinbaz kafası. İki ucun kıskacında bir Türkiye’de yaşıyoruz. Sözüm ona milliyetçi olduğunu zannedenlerin darlığı ve cehaleti de -üç beş sloganla- bunlarla beraber hayatımızı zehirlemeye devam ediyor. Arada konuşma fırsatı çıkıyor, onu da hemen örtüyoruz.<br />
Merih Demiral’ın, Avusturya maçından sonra bozkurt işareti yapması böyleydi. Biraz tarih konuştuk. Çoklarının ezberleri de tartıya çıktı. Bir defa daha gördük ki bazı isimlerin ve kesimlerin derdi Türklükle. Bazılarının da milliyetçilikle. Mesela Merdan Yanardağ’ın öfkesi dinmek bilmedi. Emre Kongar’la yaptıkları programı zaman zaman seyrederim. Emre Hoca’dan daha iyi hazırlanarak ve daha doğru noktalardan bakarak değerlendirmeler yapar. Evet her zaman sivri hükümler verir fakat desteksiz konuşmamaya çalışır.<br />
Bu sefer daha ileri sözler etti. Bozkurt’un Türk Milletinin değil, MHP’nin sembolü olduğunu söyledi. Yanlış içinde yanlışın nasıl yapılacağını gösteren bir örneğe imza attı. Burada da kalmadı, öfkeyle <strong><em>Merih Demiral</em></strong>’ın bu faşist sembolü kullandığı için milletten özür dilemesi gerektiğini bağırdı.</p>
<h2><strong><em>Şeriat Mı?</em></strong></h2>
<p><em><strong>Diamond Tema-Asrın Tok </strong></em>tartışmasında da benzer yanlışlara girdi. Bunların en vahimi Cumhuriyet’in şeriatçı bir rejimi yıkarak kurulduğunu söylemesiydi. “Osmanlı zamanında kulduk şimdi vatandaş olduk” diyen cehaletle buluşan sözler etti. Hâlbuki yakın tarihi okumuş bir insandır. Osmanlı Türkiye&#8217;sinin klasik devirde de şeriatla idare edilmediğini yalnız Yılmaz Öztuna değil, hemen bütün tarihçiler söyler. Bunları bileceğini düşünürdüm.<br />
Tanzimat ve Meşrutiyet, Cumhuriyet’i hazırlayan köklü değişikliklerdir. Cumhuriyet’e gelinceye kadar, padişahlar yetkilerinin çoğunu eski-yeni kurumlara devretmiştir. Bugünkü kurumların neredeyse yüzde doksanı o devrimlerle geldi. Danıştay’ın, Sayıştay’ın, Polis teşkilatının ve daha birçok kurumun iki yüz yıla yaklaşan kuruluş yıldönümlerini kutluyor fakat 19. yüzyılda neler olduğunu yine düşünmüyoruz. Bizim denetçiler gibi <em><strong>“Cumhuriyet ayrı, Osmanlıyı karıştırma”</strong> </em>cehaletini tekrarlıyoruz. Mustafa Kemal’in arkadaşlarını ve bize Çanakkale’yi, İstiklâl Harbi’ni kazandıran neslin nerelerden geldiğini ve nasıl yetiştiğini konuşamıyoruz. Bu kadar tuhaf körlükler içindeyiz.</p>
<h2><em><strong>Cumhuriyet Gökten İnmedi</strong></em></h2>
<p>Cumhuriyetimiz, Meşrutiyet’in yerine kuruldu. Yeni rejime göre yeni kurumlar ihdas edilerek eksikler tamamlandı. Bu devamlılığı görürsek büyük Atatürk’ün kurucu dehasını daha iyi anlar ve doğru yerine oturtabiliriz.<br />
Şeriatçılık ve şeriata karşı çıkacağım diyenlerin Cumhuriyet’te olmayan cumhuriyetçiliği canımızı çok yaktı. Atatürk’te olmayanlarla kurgulanan bir Atatürkçülük bizi tarihten kopardı. Yaygın milliyetçilik de milletten habersiz halde. Dine rağmen dincilik de bunların üzerine tüy dikti. Bir adım ileri gidemedik. Düşünürsek, bugünün kamplarından bağıran aydın geçinenleri, birçok bakımdan meleklerin cinsiyetini tartışan Ortaçağ papazlarından beter hallerdedir.<br />
21. Asrın Türkiye&#8217;sinde bu manzara ne kadar acı!</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/o-kafa/">O Kafa</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/o-kafa/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkçüler Resmigeçidi</title>
		<link>https://millidusunce.com/turkculer-resmigecidi/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/turkculer-resmigecidi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Bican Ercilasun]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 May 2023 19:08:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Aydil Erol]]></category>
		<category><![CDATA[Bozkurt]]></category>
		<category><![CDATA[Ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[mete han]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçülük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=43595</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aydil’in gözleri açılmış, o muhteşem manzaraya bakıyordu. İşte Atsız da belirmişti. Elinde çantasıyla köprü üzerinden Haydarpaşa vapuruna doğru yürüyordu. Galiba kendisi de vardı yanında. Gel oğlum Aydil, diyordu Atsız, yolumuz Tanrı Dağı’na!</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/turkculer-resmigecidi/">Türkçüler Resmigeçidi</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturkculer-resmigecidi%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%C3%A7%C3%BCler%20Resmige%C3%A7idi" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturkculer-resmigecidi%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%C3%A7%C3%BCler%20Resmige%C3%A7idi" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturkculer-resmigecidi%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%C3%A7%C3%BCler%20Resmige%C3%A7idi" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturkculer-resmigecidi%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%C3%A7%C3%BCler%20Resmige%C3%A7idi" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturkculer-resmigecidi%2F&#038;title=T%C3%BCrk%C3%A7%C3%BCler%20Resmige%C3%A7idi" data-a2a-url="https://millidusunce.com/turkculer-resmigecidi/" data-a2a-title="Türkçüler Resmigeçidi"></a></p><p>8 Mayıs’ta yitirdiğimiz Aydil Erol’un aziz ruhuna!</p>
<p>En önde şaha kalkacakmış gibi başını oynatan doru atı üzerinde Tanrıkut Motun vardı. Kılıcının parıltısı, gün ışığıyla yarışıyor gibiydi. Okluğundan çıkan sesler daha da şaşırtıcı idi. Sanki oklardan ıslık sesi çıkıyordu. O “yay” diye bağırdıkça arkadan gelen erler de “yay” diye gürlüyordu. Üç kez “yay” diye uran vurduktan<a href="#_edn1" name="_ednref1">[i]</a> sonra hep birlikte <strong><em>alalıŋ yā takı kalkan /</em></strong> <strong><em>kün tug bolgıl kök kurıkan</em></strong><a href="#_edn2" name="_ednref2">[ii]</a> diye bağırıyorlardı.</p>
<p>Tanrıkut Motun ve erlerinin ardında Sır Temir Kağan vardı. Ak atının üzerinde dimdik duruyordu. Onun uranı altı bölümdü: <strong><em>Teŋri teg / Teŋride bolmış / Türk</em></strong> <strong><em>Kagan / erür men / Sır Temir Kagan / erür men</em></strong>.<a href="#_edn3" name="_ednref3">[iii]</a></p>
<p>Altı bölümlük uran, erler tarafından üç kez vurulduktan sonra Sır Temir Kagan <strong><em>kün batsıkıŋa</em></strong><a href="#_edn4" name="_ednref4">[iv]</a> diye gürlüyordu. Gürleme değil âdeta bir marşın bestesiydi bu. “Batıya, Batıya!” diye tekrarlanan bir marşın bestesi gibi.</p>
<p>Aydil gözlerini ovuşturuyordu. Bu bir düş müydü yoksa hayal mi? Bir daha gözlerini ovuşturdu. Sonra kulak memesini çekti. Oklardan çıkan ıslık sesi kulaklarını dolduruyordu. Sır Temir Kağan ve erlerinin söylediği marş da. Ne düş ne hayaldi, işte hepsini görüyordu, duyuyordu.</p>
<p>Kür Şad at üzerinde değil yerdeydi. Bir su kıyısında sanki vuruşuyordu. Kimisi hayale benzeyen kırk çeri vardı yanında. Onlar da vuruşuyordu. Yalnız biri kılıcıyla değil kopuzuyla dövüşüyordu. Birden Kür Şad ve 40 çerisi bir buğu gibi göğe yükseldi. Bir dağın doruğunda yere ağdılar. <strong><em>Tiril</em></strong> diyordu Tanrı Dağı’nın doruğunda, 40 çeri yanıt veriyordu bir ağızdan <strong><em>tirildeçi biz, bir miŋ üç</em></strong> <strong><em>yüz yıldın soŋ tirildeçi biz</em></strong>.<a href="#_edn5" name="_ednref5">[v]</a></p>
<p>Aydil’in gözleri açıktı, kulakları havaya dikilmişti. Kırk çerinin seslerini duyuyordu.</p>
<p>Tunyukuk’un yağız atı bir ulu duvarın üstünden uçmuştu. Tunyukuk bulutlarla yarışır gibiydi. Uranı bulutlara karışıyordu: <strong><em>Ötüken yirke!</em></strong><a href="#_edn6" name="_ednref6">[vi]</a> Yedi yüz er vardı ardında, <strong><em>Ötüken</em></strong> diye uran vurmakta idiler.</p>
<p>Köl Tigin Çin generalini yakalamış, kağanın katına getirmişti. Erler <strong><em>Köl, Köl</em></strong> <strong><em>Köl Tigin</em></strong> diye uran vurmakta idiler. Gökte davullar urana eşlik ediyor, bir türkünün nağmeleri zamanın içinden geçip bugüne ulaşıyordu.</p>
<p>Bağdat’ta, Dicle kıyısında yürüyordu Kâşgarlı Mahmut. Yanında iri kavuklu, kaftanlı yayalar vardı. Arada bir duruyor ve yanındakilere soruyordu: <strong><em>Kim siz?</em></strong> Yanındakiler yanıt veriyordu: <strong><em>Türk biz, Teŋri sǖsi Türk biz.</em></strong><a href="#_edn7" name="_ednref7">[vii]</a></p>
<p>Bağdat mıydı orası? Bu Türk oğlu ne ara Bağdat’a gelmişti? Şu saray Harun Reşid’e ait olmalıydı ve işte Kâşgarlı, yanındakilerle birlikte saraya giriyordu.</p>
<p>Aydil şaşkınlığı üzerinden atmıştı. Artık emindi, önünde bir resmigeçit vardı. Arkadan kimler gelecek acaba, diye düşünürken Nevayi’nin ahenkli sesini işitti: <strong><em>Türk nazmıda çü min tartıp alem / Eyledim ol memleketni yek-kalem.</em></strong><a href="#_edn8" name="_ednref8">[viii]</a></p>
<p>Koca Temür, Aksak Temür mü birleştirmişti Türk ülkesini kılıcıyla, yoksa Nevayi mi yek-kalem eylemişti kalemiyle? Kılıç yanında kalem de iş görüyordu demek ki. Nevayi ne de ahenkli yürüyordu. Yanında musikişinaslar, ressamlar, genç şairler vardı.</p>
<p>Oğuz Kağan’dan haber veren Vânî Mehmed Efendi Viyana seferinden dönüyordu. Hüzünlüydü, gün batısındaki ordu yenilmişti. İçten içe bir sevinci de vardı. Kalemini kullanmış, Türk’ün efsanesini çocuklarına, torunlarına aktarmıştı. Türkler Yecüc Mecüc değil Tanrı’nın ordusu idi.</p>
<p>Görkemli mi görkemli bir geçit töreniydi. Ahmed Vefik Paşalar, Süleyman Hüsnü Paşalar, Gaspıralı İsmailler, Ali Suavi’ler, Namık Kemal’ler arka arkaya sökün ettiler. Namık Kemal haykırıyordu: <strong><em>Dönersem kahpeyim millet yolunda bir azimetten.</em></strong> Ardından Genç Türkler geliyordu: <strong><em>Arş yiğitler vatan imdadına</em></strong> diyerek. Kırım’dan yükselen uran bütün Türk dünyasına ulaşıyordu: <strong><em>Dilde,</em></strong> <strong><em>fikirde, işte birlik!</em></strong></p>
<p>Ahmed Midhat geniş omuzlu, iri bedenli bir aksakaldı. Sesi ta Kazan’dan işitilmişti. Necib Asım ile Veled Çelebi iki bilge idi. Biri bengü taşları, biri ata sözlerini okuyup yazıyordu.</p>
<p>Şu genç adam ne kadar da heyecanlı idi. <strong><em>Geliniz Canib Bey, edebiyatta, lisanda</em></strong> <strong><em>bir ihtilal vücuda getirelim,</em></strong> diyordu. Türkçede ihtilal yapan adamdı. Nice kahramanlık hikâyesini, kendinden sonra gelenlere yumuşak ve açık bir dille aktarmıştı. Türk’ün sade sesi de, Türk’ün mizah duygusu da, Türk’ün Turan ülküsü de onun hikâyelerinde geleceğe yol bulmuştu.</p>
<p>Şu sakin, dervişmeşrep adam Diyarbakır’dan çıkıp Beyaz Kule’ye gelmeseydi Turan ülküsü bu kadar yayılma alanı bulur muydu acaba? Nabızlarında vuran derin duyguları, tarihin ve destanın sesini iki mısraa sığdırıvermişti: <strong><em>Vatan ne</em></strong> <strong><em>Türkiyedir Türklere, ne Türkistan</em></strong><strong><em> / Vatan, büyük ve müebbet bir ülkedir: Turan</em></strong>. Bu mısralardan sonra nice kalp tarihinin derin sesini duymuş ve Turan ülküsüne bağlanmıştı.</p>
<p>Mustafa Kemal de onlardan biriydi. Ama önce şu yabancı postallar bu vatan toprağından sökülüp atılmalıydı. Beyaz Kule’den, İstanbul’a, oradan Malta’ya geçen dervişmeşrep adam sonunda Ankara’ya ulaştı ve Mustafa Kemal’le buluştu. Ankara garının o mütevazı odalarında baş başa verip neler konuştular kim bilir.</p>
<p>Aydil şimdi Dumlupınar’dan kalkan atlıları görüyordu. “<strong><em>Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!</em></strong>” diye haykıran kumandanı görüyordu. Kordon boyunu görüyordu, İzmir’in caddelerini dolduran Türk bayraklı anaları, babaları, yavruları görüyordu. <strong><em>İzmir’in dağlarında çiçekler açar</em></strong>, diyerek bayraklarını açıyorlardı. Sonra bir efe çıkıyordu bir sekinin üstüne, <strong><em>Bize de derler Çakıcı, yar</em></strong> <strong><em>fidan boylu!</em></strong> diyerek gür sesini havaya bırakıyordu. Havanın zerrelerine dokunup bize kadar ulaşsın diye.</p>
<p>Ne güzel adamdı o adam! Ne güzel gözlerdi o gözler! Ne güzel meclisti o meclis!</p>
<p>Aydil’in gözleri açılmış, o muhteşem manzaraya bakıyordu. İşte Atsız da belirmişti. Elinde çantasıyla köprü üzerinden Haydarpaşa vapuruna doğru yürüyordu. Galiba kendisi de vardı yanında. <strong><em>Gel oğlum Aydil,</em></strong> diyordu Atsız, <strong><em>yolumuz Tanrı Dağı’na!</em></strong></p>
<p><a href="#_ednref1" name="_edn1">[i]</a> Uran vurmak = Slogan atmak.</p>
<p><a href="#_ednref2" name="_edn2">[ii]</a> Alalım yay ile kalkan / Güneş tuğ olsun gök çadır.</p>
<p><a href="#_ednref3" name="_edn3">[iii]</a> Semavi Tanrı’dan olmuş Türk kağanıyım ben, Sır Temir (İstemi) Kağanım ben.</p>
<p><a href="#_ednref4" name="_edn4">[iv]</a> Gün batısına.</p>
<p><a href="#_ednref5" name="_edn5">[v]</a> Diril. Dirileceğiz, bin üç yüz yıl sonra dirileceğiz.</p>
<p><a href="#_ednref6" name="_edn6">[vi]</a> Ötüken’e!</p>
<p><a href="#_ednref7" name="_edn7">[vii]</a> Kimsiniz? Türk’üz, Tanrı ordusu Türk’üz.</p>
<p><a href="#_ednref8" name="_edn8">[viii]</a> Türk şiirinde bayrak çekince ben / Eyledim o memleketi tek kalem.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/turkculer-resmigecidi/">Türkçüler Resmigeçidi</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/turkculer-resmigecidi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bozkurt ve Eşrefi mahlûkat</title>
		<link>https://millidusunce.com/bozkurt-ve-esrefi-mahlukat/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/bozkurt-ve-esrefi-mahlukat/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şadiye Okur]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Feb 2022 18:55:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[babacan]]></category>
		<category><![CDATA[Bozkurt]]></category>
		<category><![CDATA[davutoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[ittifak]]></category>
		<category><![CDATA[meral akşener]]></category>
		<category><![CDATA[millet ittifakı]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=37944&#038;preview=true&#038;preview_id=37944</guid>

					<description><![CDATA[<p>Büyüklere masallar anlatmaya devam ediyoruz, tatlı uykularından uyansınlar diye.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/bozkurt-ve-esrefi-mahlukat/">Bozkurt ve Eşrefi mahlûkat</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbozkurt-ve-esrefi-mahlukat%2F&amp;linkname=Bozkurt%20ve%20E%C5%9Frefi%20mahl%C3%BBkat" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbozkurt-ve-esrefi-mahlukat%2F&amp;linkname=Bozkurt%20ve%20E%C5%9Frefi%20mahl%C3%BBkat" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbozkurt-ve-esrefi-mahlukat%2F&amp;linkname=Bozkurt%20ve%20E%C5%9Frefi%20mahl%C3%BBkat" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbozkurt-ve-esrefi-mahlukat%2F&amp;linkname=Bozkurt%20ve%20E%C5%9Frefi%20mahl%C3%BBkat" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbozkurt-ve-esrefi-mahlukat%2F&#038;title=Bozkurt%20ve%20E%C5%9Frefi%20mahl%C3%BBkat" data-a2a-url="https://millidusunce.com/bozkurt-ve-esrefi-mahlukat/" data-a2a-title="Bozkurt ve Eşrefi mahlûkat"></a></p><p>Büyüklere masallar anlatmaya devam ediyoruz, tatlı uykularından uyansınlar diye.</p>
<p>Uzak, çok uzak bir diyarda, bilinmez bir zamanda garip bir şehir varmış. Havası suyu pek güzelmiş şehrin amma insanlar ve başlarına gelenler hayli tuhafmış. Memlekette öyle şeyler yaşanırmış ki eşrefi mahlûkat dışında tüm yaratılanlar şaşkınlıktan dile gelirmiş. Eşrefi mahlûkata da şaşırmıyor diye şaşırmayın hemen. Ne yapsın garip, şaşırma yetisini kör kuyularda kaybetmiş uzun zaman önce.</p>
<p>Rivayet odur ki, memlekette çakallar bile bir gün gördükleri kurnazlıklar karşısında dumura uğramış, <em>&#8220;Biz neden düşünemedik bunları?&#8221;</em> diyerek topluca yardan atlayıp intihar etmişler.</p>
<p>Aslanlar ormanda gezinirken, şehirden haberler duyarlarmış, akılları almazmış olup biteni. Misal bir gün bir mahkeme kurulacağını duymuşlar. Mahkeme, evine giren hırsıza tokat atan ev sahibini yargılamak için kurulacakmış. Aslanlar şaşırmış önce, birbirlerine bakmışlar:</p>
<p><em>&#8220;Öyle iş mi olur?&#8221;</em> diye kükremiş hepsi birden. Aslan Kral duyduğuna inanmak istemese de anlamaya çalışan bir tavırla<em>: </em></p>
<p><em>&#8220;Sessiz olun bakalım! Gidip görelim, dinleyip öğrenelim işin aslını. Vardır elbet bir bildikleri!&#8221;</em> demiş.</p>
<p>Kalkıp şehre, davayı izlemeye gitmişler. Salona vardıklarında, mahkeme konusundan daha ilginç bir şey duymuşlar. Mahkeme başkanı hâkim değilmiş! Şehrin valisinin koyunlarını güden çobana, bizzat vali tarafından verilmiş bu görev. Uça uça kabul etmiş çoban görevi. Öyle ya kepenekten hafiftir cübbe, giyer giymez omuzları dikleşmiş, sesi dâvudîleşmiş. Çıkmış derhal kürsüye, oluvermiş Başkan bey!</p>
<p>Ev sahibi, haklıysa da başkanı görür görmez umudunu yitirmiş. Yine de şöyle başlamış söze:</p>
<p><em>&#8220;İşledik bir günah, uyduk şeytana! Önce Allah bağışlaya, sonra da yüce başkan siz! Evim barkım onun olsun, elim kırılaydı da vurmayaydım hırsıza!&#8221;</em></p>
<p>Başkan önce sessizce dinlemiş. Sonra soru sormadan hükmünü vermiş:</p>
<p><em>&#8220;Bu adamın hanesine giren, şehrimizin büyük zatlarından biridir. Böyle kişiler evinize girerse bolluk bereket getirir. Ev sahibi bunu anlamayacak kadar ahmak mıdır?”</em> Ev sahibi eğilip büzülmüş <em>&#8220;Affedin beyim.&#8221;</em> diye yalvarmaya başlamış. <em>&#8220;Sus!&#8221;</em> Diye gürlemiş başkan:</p>
<p><em>&#8220;Ben burada adaleti temsil ediyorum. Bana karşı mı geliyorsun? Cezanı çekeceksin! Tez falakaya yatırılıp yüz sopa vurula!&#8221;</em></p>
<p>Başından sonuna sessizce dinleyen aslanların şaşkınlığı öyle büyükmüş ki bir anda kükremeyi unutmuşlar. Sesleri kaybolmuş mahkeme salonunda. <em>“Adalet ne demekti? Biz kimiz? Bunlar kim? Ne oluyor burada?”</em> diye diye terk etmişler salonu. Ormana kadar tek söz etmeyip düşünceye dalmış hepsi. Yaşananlar gerçek miydi, hepsi aynı rüyayı mı gördüler anlayamamışlar. Adalet duyguları incinmiş her birinin, epey sürmüş suskunlukları.</p>
<p>Başka bir günde boz yeleli bir Bozkurt, şehrin yanından geçerken bir haber duymuş. Ülkede yeni bir vergi sistemi düzenlenecekmiş. Buna göre herkes cebindeki iki akçesini devlete vergi verecekmiş. Kurt durmuş düşünmüş:</p>
<p><em>&#8220;E o zaman on akçesi olan iki akçe verirse zenginliğinden bir şey kaybetmez, peki üç akçesi olan ne yapacak?&#8221;</em></p>
<p>Merak etmiş acaba insanlar ne diyor bu duruma. İnmiş hemen meydana, geçmiş bir kuytuya insanları izlemeye başlamış. İyi giyimli, zengin görünümlü, göbekli bir adam, sırıtarak: <em>“İki akçem feda olsun devlete!</em>” diye bağırmış. Kurt, devletleri adına sevinmiş bir an. Sonra üstü başı perişan, açlıktan karnı sırtında bir adam çıkmış meydana, ellerini göğe kaldırmış:</p>
<p><em>&#8220;Yeterince şükrediyor muyuz a dostlar? Vergimizi verelim ki devletimiz bize güzel güzel yollar, köprüler yapsın. İtibarımız ancak böyle artar!&#8221;</em></p>
<p>Kurdun midesi bulanmaya başlamış. Eskilerden bilge bir insan dostunun sözü kulaklarında çınlamış: <em>&#8220;Bu taksimi kurt yapmaz, kuzulara şah olsa!&#8221;. </em>Acıyla uluyarak terk etmiş meydanı.</p>
<p>Denizler de habersiz kalmazmış hiçbir zaman. Kayıkçılar gelir her akşam, anlatırlarmış insanlık âleminden. Bir gün biri başlamış anlatmaya:</p>
<p><em>&#8220;Bu yıl belediye seçimi olacak. Adaylar arasında öyle biri var ki yiğit mi yiğit, sevimli mi sevimli, çok da demokrat! Hem de eskilerden hani. Adı da MerKıBaDa.&#8221;</em></p>
<p>İsmi duyar duymaz kayığın altında kayıkçının sözlerini dinleyen yaşlı balığın gözleri yuvalarından fırlamış:</p>
<p><em>“Yahu bu aday geçen sene düşmanla masaya oturup iş çevirmedi mi? Milleti birbirine düşürüp huzuru bozmadı mı? Nasıl olur da şimdi kahraman gibi söz edilir adından?” </em></p>
<p>Balık hafızasının yettiğince hatırlamış her şeyi. Düşünüp dururken fark etmemiş ağzına giren kancayı. Öylece çıkmış mazi denizinden. Kayıkçıyı gördüğünde son sözü <em>&#8220;Unutma!&#8221; </em>olmuş. Balıkçı, balığın konuşmasına şaşırmak bir yana; hiçbir şey anlamamış yağlı ve irice balığı ellerinde tutmanın mutluluğundan.</p>
<p>Memleketteki hazin durum dengesini bozmuş hayvanlar âleminin de. Her biri bir köşede düşünürmüş insanoğlunun düştüğü hâli. Adalet yok, vicdan yok, merhamet yok, hafıza yok&#8230; Yok! Yok! Yok!</p>
<p>Derken bilge Bozkurt gelmiş meydana.</p>
<p><em>&#8220;Ey hayvanlar âlemi! Eşrefi mahlûkat yoldan çıktı görürüz. Yaşananlar canımızı sıkar. Onların gafleti ağzımızı açık bırakır, nefesimizi keser. Dengemiz bozuluyor. Kolumuz kanadımız kalkmaz oldu. Bu düzen böyle gitmez!&#8221;</em></p>
<p>Hayvanlar âlemi kıpırdanmaya başlamış. Aslan Kral, Bozkurt&#8217;un yanına gidip:</p>
<p><em>&#8220;Ne dersin ey Bozkurt! Ne yapmalı bu işi?&#8221;</em> Demiş. Bozkurt gözünü göğe dikip kararlılıkla şunları söylemiş:</p>
<p><em>&#8220;Eşref-i mahlûkat bizim için çok önemlidir. Onun yanlışı hem bizi hem kendini kötülüğe sürükler. Kalkın ey hayvanlar âlemi! Uyandıralım şu gafilleri!&#8221;</em></p>
<p>Bozkurt&#8217;un gür sesi meydanda inlemiş. Önde Bozkurt, yanında Aslan Kral, arkalarında diğer hayvanlar, ayaklanıp şehre doğru yola koyulmuşlar.</p>
<p>Neşeleri değilse de umutları canlanmış yeniden. Varmışlar kent meydanına. Nuh&#8217;un gemisinden çıkmışçasına kalabalık hayvan sürüsünü gören insanlar kaçışmışlar dört yana. Uzunca bir sessizlikten sonra Bozkurt insanca ulumaya başlamış:</p>
<p><em>&#8220;Ey Eşref-i mahlûkat! Burayı dinleyin. Biz ormanların fertleri sizi uyarmaya geldik. Bizden korkmayın! Siz asıl içinizdeki çürümüşlükten, kokuşmuşluktan, kaybettiğiniz vicdanınızdan ve adalet duygunuzdan korkun. Bizler, binlerce yıldır ormanın kadim yasasıyla yaşarız. Lakin görüyoruz ki sizler yasayı, adaleti, eşitliği, merhameti, kısaca sizi Eşref-i mahlûkat yapan her şeyi unutmuşsunuz! Hatırla ey insan! Hatırla! Sen yer üstünde sürünmek için yaratılmadın! Onu işte bu yılan kardeş yapacak! Sen bir çakal değilsin türlü hile kurup avlanacak. Sen bir köstebek de değilsin yer altında kalacak. Birbirinin ardından kuyu kazma akrepler gibi. Güçlüye boyun eğen koyun da olamazsın. Çünkü Yaradan sana can verirken şeref bahşedip &#8220;Eşref-i mahlûkat&#8221; dedi. Şimdi ayağa kalk ve düşün. Yoksa gafletin hem senin hem de bizim felaketimiz olacak!&#8221;</em></p>
<p>Hayvanlar atılan nutuktan hayli memnun dillerince bağrışmışlar meydanda. Nutku dinleyen insanlar düşünmeye başlamış. Yavaş yavaş kalkmış gözlerindeki perde. Hâllerini görmüşler. Sonra utanma duygusu uyanmış yeniden, ar etmişler yaptıklarından. Ardından yitirdikleri adalet ve vicdanları geri gelmiş. Kıyama kalkmış her biri, işe koyulmuş.</p>
<p>Hayvanlar uyanışı görüp ermişler muratlarına. İnsanlarınsa işleri zor, yolları uzunmuş. Bir tepenin başında gururlu gözlerle memleketi izleyen Bozkurt, iyileşmek için adım atmış insanoğlunu görüp:</p>
<p><em>&#8220;Başaracaksınız biliyorum, dün başardınız bugün de başaracaksınız&#8221;</em> diye ulumuş kurt dilince&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/bozkurt-ve-esrefi-mahlukat/">Bozkurt ve Eşrefi mahlûkat</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/bozkurt-ve-esrefi-mahlukat/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TMT Kıbrıs’ın Kuvayımilliyesidir!</title>
		<link>https://millidusunce.com/tmt-kibrisin-kuvayimilliyesidir/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/tmt-kibrisin-kuvayimilliyesidir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakan Paksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Feb 2022 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[ayşenur aslan]]></category>
		<category><![CDATA[Bozkurt]]></category>
		<category><![CDATA[enosis]]></category>
		<category><![CDATA[eoka]]></category>
		<category><![CDATA[halk tv]]></category>
		<category><![CDATA[kenan çoygun]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs’ın Belası Kızıl EOKA]]></category>
		<category><![CDATA[KKTC]]></category>
		<category><![CDATA[Kuvayi Millîye]]></category>
		<category><![CDATA[mücahitler]]></category>
		<category><![CDATA[rauf denktaş]]></category>
		<category><![CDATA[rıza vuruşkan]]></category>
		<category><![CDATA[tmt]]></category>
		<category><![CDATA[türk mukavemet teşkilatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=37876&#038;preview=true&#038;preview_id=37876</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kim ki geçmişi bugüne taşıyıp bugünü o ölçülerle tartmak isterse, Türkiye’nin bugünkü meselelerine karşı birlikte hareket etmenin önünü kapatmak istiyor demektir. Özürsüz şuuraltının açığa çıkması da dahil.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/tmt-kibrisin-kuvayimilliyesidir/">TMT Kıbrıs’ın Kuvayımilliyesidir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ftmt-kibrisin-kuvayimilliyesidir%2F&amp;linkname=TMT%20K%C4%B1br%C4%B1s%E2%80%99%C4%B1n%20Kuvay%C4%B1milliyesidir%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ftmt-kibrisin-kuvayimilliyesidir%2F&amp;linkname=TMT%20K%C4%B1br%C4%B1s%E2%80%99%C4%B1n%20Kuvay%C4%B1milliyesidir%21" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ftmt-kibrisin-kuvayimilliyesidir%2F&amp;linkname=TMT%20K%C4%B1br%C4%B1s%E2%80%99%C4%B1n%20Kuvay%C4%B1milliyesidir%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ftmt-kibrisin-kuvayimilliyesidir%2F&amp;linkname=TMT%20K%C4%B1br%C4%B1s%E2%80%99%C4%B1n%20Kuvay%C4%B1milliyesidir%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ftmt-kibrisin-kuvayimilliyesidir%2F&#038;title=TMT%20K%C4%B1br%C4%B1s%E2%80%99%C4%B1n%20Kuvay%C4%B1milliyesidir%21" data-a2a-url="https://millidusunce.com/tmt-kibrisin-kuvayimilliyesidir/" data-a2a-title="TMT Kıbrıs’ın Kuvayımilliyesidir!"></a></p><p>Türkiye, derin bir devlet krizi içinde bocalıyor. Ağır bir hüküm gibi gelebilir ama maalesef böyle. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine (CHS) geçmesiyle birlikte hızlanan kriz her geçen gün biraz daha derinleşiyor.</p>
<p>Daha önceki bir <a href="https://millidusunce.com/kim-bu-imralinin-muhafizlari/" target="_blank" rel="noopener">yazımda</a> devlet için, “<em>Milletin teşkilatlanmış şekline verilen isim. Bağımsız, soyut bir varlık.  Somut ifadesiyle ise yönetenleri kasteder. Böylece hükümeti, bağlı kurumları ve yargı gibi organların yöneticilerini anlatır. Hükümet derken de, ordu derken de yönetenleri kasteder ve anlarız. Ancak demokrasilerde hükümet anayasaya göre belli bir dönem görev yapar. Diğer ordu, yargı, hazine gibi kurum ve organlar ise yine anayasaya göre süreklidirler.” </em>cümlelerini kurmuştum.</p>
<p>Bu yazıya başlarken de dostlarıma devlet nedir, algı nasıldır diye sorup fikirlerini aldım. Onlardan gelen cevaplar da ilginçti. Birisi; <em>“Ne zaman ve nasıl kurulduğunu bilmediğim, ezelden bugüne gelen soyut bir yapı. Aramızda maddî olmayan bir sözleşme var. Benim ona karşı, onun bana karşı ödevlerimiz, haklarımız ve görevlerimiz var. İzin verdiğim birtakım yetkilerini üzerimde kullanabilir. Ancak bu yetkilerini yasalar, adalet, töreler çerçevesinde kullanır.”</em> diyordu.</p>
<p>Bütün uyarılara rağmen 2018 yılında başlayan yönetim sistemi değişikliğiyle CHS, <em>ezelden bugüne gelen yapıyı</em> ve algıyı bozdu. Artık binlerce yıl içinde olgunlaşarak gelen sistem, bir kişi üzerinden yürümeye çalışıyor. Devletin yönetimi bir kişiye çok ağır gelmekte. Dolayısıyla da ortaya büyük bir yönetememe meselesi çıktı.</p>
<p>Uzun bir giriş oldu biliyorum. Ama içinde yaşadığımız şartları hatırlamak ve hatırlatmak için yazdım. Türk halkı bu büyük krizden çıkışın yollarını arıyor.</p>
<h2><strong>Var olmak kavgas</strong>ı</h2>
<p>Geçtiğimiz günlerde Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde bir cinayet işlendi. Bu cinayet Türkiye’de de ciddi karşılık buldu. Ölen, yasa dışı kumar işlerinin önde gelen isimlerinden ve ismi son dönemde şantaj kasetleriyle gündeme gelmiş birisi.</p>
<p>Türk kamuoyu da çok ilgiliydi. Ne de olsa ölen siyasilerle yakın ilişkisi olan bir isimdi. Gazeteciler de vatandaş da olan bitene yakından bakmakta çok haklıydılar.</p>
<p>Bu ilgi içinde Halk TV’de Ayşenur Aslan programında konuyu işlerken ölen için <em>“…kendini TMT, Türk Mukavemet Teşkilatının üyesi olarak tanıtırdı. Türk Mukavemet Teşkilatı Ada’da ve yakın hinterlandında suikastlarla bilinen bir, illegal diyelim, yarı resmî oluşumdu”</em> dedi. Kamuoyu büyük tepki gösterdi. Bunun üzerine Ayşenur Aslan özür benzeri (!) bir açıklama yaptı; “<em>Özellikle TMT için hayatını kaybedenlerin ailelerini incittiysem onlardan özür diliyorum. Çünkü asla söz konusu değil onları incitmek benim ne haddime zaten. Ben orada başka bir şey söyledim.&#8221;</em></p>
<p>Özür benzeri dedim çünkü Aslan sadece TMT’li şehitlerin ailelerinden özür diliyor. Dolayısıyla TMT için söylediklerine inandığı ve vazgeçmediği anlaşılıyor.</p>
<p>Türk Mukavemet Teşkilatı Kıbrıs Adası’ndaki Türklerin hayatını ve Türklüklerini korumak için kurulmuş bir teşkilat. Kurulduğu şartlar çok önemli.</p>
<p>1878 yılında 2. Abdülhamit idaresindeki Osmanlı, Ada’yı İngiltere’ye kiralar. Kiraya (!) verilen Bir apartman dairesi değildir tabi, devletin topraklarıdır. Üzerinde de vatandaşları yaşamaktadır. Bu bir egemenlik meselesidir.</p>
<p><em>“İkinci Dünya Savaşı sonrasında İngiltere, sömürgelerinden çekilerek bağımsızlıklarını tanımaya karar verince Kıbrıs’ın ne olacağı bir Kıbrıs sorunu yaratmıştı.” </em>Bu cümleler TMT’yi bilinen yapısıyla kuran Emekli Albay İsmail Tansu’ya ait. TMT’yi ve Kıbrıs Türklerinin var olmak mücâdelesini anlatan <em>Aslında Hiç Kimse Uyumuyordu </em>kitabının arka kapağından.</p>
<h2><strong>Enosis’e karşı 20 tabanca</strong></h2>
<p>Kıbrıs’taki gelişmelere bakıldığında 1950’de Rum kilisesinin yaptığı Enosis plebisiti var. Sonuç %96 Enosis’e evet çıkıyor. Rumlar, self determinasyon hakkı için 1954’te, BM’ye başvurdular. Maksatları da plebisit sonuçlarıyla belliydi yani Enosis’in gerçekleşmesini istiyorlardı. Ancak Ada’da Türkler de vardı. Başvuru reddedildi. Ama Rumlar artık silahlı mücâdele yoluna girdi. Rum gençleri Yunanistan’a götürülerek eğitilmeye başlandı. Böylece soykırıma doğru giden bir yola girdiler.</p>
<p>TMT ilk olarak Rauf Denktaş, Burhan Nalbantoğlu ve Mustafa Kemal Tanrısevdi tarafından 15 Kasım 1957’de kurulmuştur. Hepi topu 20 tabancaları vardır. Kıbrıs Türkleri, Yunanistan’da eğitilen Rumlara karşı kendilerini korumaya çalışmaktadırlar.  Artık devreye Türk Silahlı Kuvvetleri girer ve TMT bugünkü bilinen hâline 1 Ağustos 1958’de gelir.</p>
<p>Uyuyan hücreler hâlinde teşkilatlanan TMT, 20-21 Aralık 1963 Kanlı Noel diye bilinen katliama kadar açığa çıkmadı. Aslında yaşananlar soykırımdı. Çünkü insanlar sadece Türk oldukları için katlediliyorlardı.</p>
<p>Enosis’i gerçekleştireceklerini düşünen Rumlar karşılarında silahlı bir direniş görünce çok şaşırdılar. Türklerin 20 tabancayla başlayan destanı, 1963’ten 20 Temmuz 1974 Barış Harekâtına kadar sürdü. 10 yıl 7 ay ve 29 gün süren çok ama çok zorlu geçen bir sürede yazıldı. Gözler Toroslara dönük, kulakların biri radyoda diğeri dışarıdan gelebilecek yabancı ayak seslerinde ve eller tetikte… Bugün bir çırpıda söyleniveren bir istiklâl destanı…</p>
<p>Kıbrıs Türkleri verdikleri Türklük mücâdelesini çok büyük zorluklara rağmen başardılar. Hür ve bağımsız bir devlet kurdular. Bir Türk devleti olduğu daha tarihe geçti. Türkiye’den başka tanıyan yokmuş, varsın böyle olsun. Bugün olmazsa yarın mutlaka olacaktır. Can güvenliği içinde, gece nöbetleri tutmadan rahat yataklarında uyuyorlar.</p>
<h2><strong>Fikrî terazinin dirhemleri</strong></h2>
<p>O gün silahla verilen istiklâl mücâdelesinde tıpkı bugünkü demokratik şartlarda olduğu gibi İngiliz’le, ABD ile, Yunanistan’la ya da Rumlarla iş birliği yapanlar çıktı. Mesela <em>Moskova yanlısı bazılarının, Sovyetler Birliği destekliyor diye Makarios’u destekledikleri de tarihe kayıtlı.</em> Bunların bazıları suikasta uğradı. Suikastı yapanların İngiliz veya Yunan gizli servisleri mi yoksa Rumlar mı veya kim oldukları anlaşılamadı.</p>
<p>Öncelikle bu adamlar haindirler. Tıpkı İskilipli Atıf gibi. Gerçek böyleyken, bugünden o güne, fikrî gözlüklerle bakarak, TMT suikastçiydi demek insafa sığmaz. Hem de eski bakış açısını bugüne taşımak anlıma gelir ki Türkiye, Kıbrıs ve Türk Milletinin bugünkü meselelerine büyük zarar verir. Mesele solculuk, sağcılık veya bilmem necilik meselesi değildir. Bugün de öyle. Ve savaş şartlarındaki olaylarla bugün aynı şekilde değerlendirilemez.</p>
<p>Kim ki geçmişi bugüne taşıyıp bugünü o ölçülerle tartmak isterse, Türkiye’nin girişte belirtilen bugünkü meselelerine karşı birlikte hareket etmenin önünü kapatmak istiyor demektir. Özürsüz, şuuraltının açığa çıkması da dahil.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/tmt-kibrisin-kuvayimilliyesidir/">TMT Kıbrıs’ın Kuvayımilliyesidir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/tmt-kibrisin-kuvayimilliyesidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk mitoloji sözlüğü</title>
		<link>https://millidusunce.com/turk-mitoloji-sozlugu/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/turk-mitoloji-sozlugu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Bican Ercilasun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Feb 2022 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[Bozkurt]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[Gagauzya]]></category>
		<category><![CDATA[Gagavuzlar]]></category>
		<category><![CDATA[mitoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tdk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk mitolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=37828&#038;preview=true&#038;preview_id=37828</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ne dersiniz aziz okuyucular, Güney Azerbaycan’daki Traktör takımının taraftarı olan Türkler elleriyle kurt işareti yapıp kurtlar gibi ulurken ata ruhlarını yardıma mı çağırıyorlar?</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/turk-mitoloji-sozlugu/">Türk mitoloji sözlüğü</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-mitoloji-sozlugu%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%20mitoloji%20s%C3%B6zl%C3%BC%C4%9F%C3%BC" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-mitoloji-sozlugu%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%20mitoloji%20s%C3%B6zl%C3%BC%C4%9F%C3%BC" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-mitoloji-sozlugu%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%20mitoloji%20s%C3%B6zl%C3%BC%C4%9F%C3%BC" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-mitoloji-sozlugu%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%20mitoloji%20s%C3%B6zl%C3%BC%C4%9F%C3%BC" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-mitoloji-sozlugu%2F&#038;title=T%C3%BCrk%20mitoloji%20s%C3%B6zl%C3%BC%C4%9F%C3%BC" data-a2a-url="https://millidusunce.com/turk-mitoloji-sozlugu/" data-a2a-title="Türk mitoloji sözlüğü"></a></p><p>Türkiye Türkoloji’sinin halk bilimi / halk edebiyatı alanında, özellikle efsaneler ve mitoloji alanında neler yaptığını görmek için başlıkta adını verdiğim eserin “Kaynaklar” bölümüne bakılmalıdır. Türkiye Türkoloji’si son on yıllarda büyük bir ivme yakalamış ve Türkçe, yüzlerce hatta binlerce çalışmanın bilim dili olmuştur. Bu sebeple dünyanın neresinde ve hangi dilinde bir Türkoloji çalışması yapılırsa yapılsın Türkiye’deki Türkçe literatür dikkate alınmak zorundadır.</p>
<p><em>Fuat Köprülü</em> ile başlayıp <em>Pertev Naili Boratav, Şükrü Elçin, İlhan Başgöz</em> gibi isimlerle devam eden halk edebiyatı / halk bilimi çalışmaları, Bilge <em>Seyidoğlu, Saim Sakaoğlu, Umay Türkeş Günay, Fikret Türkmen, Dursun Yıldırım </em>gibi ikinci nesille dallanıp budaklanmış ve bugün yüzlerce bilim adamıyla temsil edilen bir alan hâline gelmiştir.</p>
<p>Destan ve mitoloji alanında ise <em>Zeki Velidî Togan, Abdülkadir İnan ve Bahaeddin Ögel</em> öncü isimlerdir.<em> Türk Mitolojisi Sözlüğü</em>’nün yazarı İbrahim Dilek, Ögel’in çalışması için şöyle diyor: <em>“Bahaeddin Ögel’in hazırlamış olduğu Türk Mitolojisi (1971) adlı eser, Türkiye’deki mitoloji çalışmalarını kendisinden önce ve sonra olmak üzere ikiye ayırır.”</em></p>
<p>Bu yazının konusu olan <em>Türk Mitoloji Sözlüğü</em> de hiç şüphesiz daha şimdiden alanın kaynak eserleri arasında yerini almıştır. Eseri hazırlayan İbrahim Dilek, Altay Türkleri halk edebiyatı alanında uzmanlaşmış bir bilim adamıdır. Üç ayrı cilt hâlinde hazırladığı <em>Altay Destanları</em>, Türk Dil Kurumu tarafından 2007 yılında yayımlanmıştır. Aynı yıl <em>Altay Masalları</em> adlı eseri de Alp Yayınları’ndan çıkmıştır.</p>
<h2>Sözlükten</h2>
<p>İbrahim Dilek ve eşi Figen Güner Dilek, 1990’larda sahaya ilk giden uzmanlardandır. Doğrudan doğruya sahada çalışmışlar, metinler derlemişler ve çalışmalarını yürütmüşlerdir.</p>
<p>Türk Dil Kurumu’nca yayımlanan <em>Türk Mitoloji Sözlüğü</em>’nde yaklaşık olarak 3.300 madde vardır. Her maddenin yanında hangi Türk boyuyla ilgili olduğu belirtilmiş, maddenin sonuna da yararlanılan önemli kaynaklar konulmuştur. Mesela <em>“ateş”</em> maddesi, Anadolu için ayrı, Gagavuzlar için ayrı, Karaylar için ayrı maddeler hâlinde eserde beş sütun olarak yerini almıştır. <em>“At”</em> maddesi sekiz sayfa (16 sütun)’dır; Altay, Anadolu, Başkurt vb. Türklerde ayrı ayrı ele alınmıştır.</p>
<p>Sözlük’te hangi konularda maddeler olduğunu <em>“Söz Başı”</em>ndan okuyalım:</p>
<p><em>“Tanrılar sistemi, Yukarı (Gökyüzü), Orta (Yeryüzü) ve Aşağı (yer altı) Dünyalarla ilgili unsurlar, Şamanik ögeler, olağanüstü varlıklar, hayvanlar, bitkiler, göksel unsurlar, tabiat unsurları ve olayları, haklarında mitik anlatma ve inanışların mevcut olduğu yerler, nesneler, yiyecek ve içecekler, ölüm başta olmak üzere insan hayatının mitolojiyle ilgili dönemleri ve bir kısım insan uzvu, ruh anlayışı, On İki Hayvanlı Türk takvimi, mitik zaman anlayışına ve mevsim döngülerine dair törenler, bayramlar ve bunların hepsiyle ilgili halk inanışları.”</em></p>
<p>Alfabe sırasına göre düzenlenmiş sözlükte ilgili maddeler <em>bk. </em>ve <em>Krş.</em> kısaltmalarıyla birbirlerine gönderilmiş, sonda yer alan <em>“Dizin”</em> bölümüyle de eserden en pratik şekilde faydalanma imkânı sağlanmıştır.</p>
<p>Hiç şüphe yok ki okuyucular, ancak bir komisyon tarafından hazırlanabilecek 3.300 maddelik ansiklopediyi hazırlayan İbrahim Dilek’in konu üzerinde yıllarca çalıştığını, çeşitli dil ve lehçelerde yüzlerce esere başvurduğunu tahmin etmişlerdir.</p>
<p>Tıva Türklerine ait <em>“börü”</em> (kurt) maddesinde <em>“kurt hakkında kötü konuşan kişinin konuşmalarını kurdun duyacağına ve bu kişiye zarar vereceğine”</em> inanıldığı kaydedilmiştir. Maddeden okumaya devam edelim:</p>
<p><em>“Tıvalar için kurt, Tıva kiji ogbezi (“Tıvaların Atası”) olarak kabul edilir. Anne ya da babasını kaybeden Tıvalar, eskiden kurt gibi ulurlarmış.”</em></p>
<p>Ne dersiniz aziz okuyucular, <em>Güney Azerbaycan’daki Traktör takımının taraftarı olan Türkler elleriyle kurt işareti yapıp kurtlar gibi ulurken ata ruhlarını yardıma mı çağırıyorlar? Yoksa biz Türkiye Türkleri de mi bozkurdumuzu aramaktayız? </em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/turk-mitoloji-sozlugu/">Türk mitoloji sözlüğü</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/turk-mitoloji-sozlugu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kod adı: Bozkurt</title>
		<link>https://millidusunce.com/kod-adi-bozkurt/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/kod-adi-bozkurt/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şadiye Okur]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Nov 2021 14:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap edebiyat sanat]]></category>
		<category><![CDATA[biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Bozkurt]]></category>
		<category><![CDATA[Cengiz Topel]]></category>
		<category><![CDATA[erenköy]]></category>
		<category><![CDATA[hamitköy]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[rauf denktaş]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>
		<category><![CDATA[tmt]]></category>
		<category><![CDATA[türk mukavemet teşkilatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=36238&#038;preview=true&#038;preview_id=36238</guid>

					<description><![CDATA[<p>"Eğer Kenan Çoygun olmasaydı, o direniş, o güç, o otorite olmasaydı; bizim içimizde bile "Artık bu iş bitmiştir, Türkiye gelmiyor. Teslim olalım, gidelim." diyen insanlar çoktu." Raif Rauf Denktaş</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kod-adi-bozkurt/">Kod adı: Bozkurt</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkod-adi-bozkurt%2F&amp;linkname=Kod%20ad%C4%B1%3A%20Bozkurt" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkod-adi-bozkurt%2F&amp;linkname=Kod%20ad%C4%B1%3A%20Bozkurt" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkod-adi-bozkurt%2F&amp;linkname=Kod%20ad%C4%B1%3A%20Bozkurt" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkod-adi-bozkurt%2F&amp;linkname=Kod%20ad%C4%B1%3A%20Bozkurt" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkod-adi-bozkurt%2F&#038;title=Kod%20ad%C4%B1%3A%20Bozkurt" data-a2a-url="https://millidusunce.com/kod-adi-bozkurt/" data-a2a-title="Kod adı: Bozkurt"></a></p><p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-1536x1536 wp-image-36247" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/IMG_20211119_222741-1018x1536.jpg" alt="" width="1018" height="1536" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/IMG_20211119_222741-1018x1536.jpg 1018w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/IMG_20211119_222741-199x300.jpg 199w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/IMG_20211119_222741-678x1024.jpg 678w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/IMG_20211119_222741-768x1159.jpg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/IMG_20211119_222741-1357x2048.jpg 1357w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/IMG_20211119_222741-scaled.jpg 1696w" sizes="(max-width: 1018px) 100vw, 1018px" /></p>
<p>Kıbrıs dizisinde Erenköy Savunması’na takılıp kaldığım anda kitaplığımdaki <em>Kod Adı Bozkurt</em> adlı kitap geldi birden aklıma. Okunma sırasını bekleyen birçok kitaptan sadece biriydi. Arka kapağı okuyup Kıbrıs ile ilgili olduğunu hafızama atmışım ki adeta kitaplıktan el salladı “Gerçek kahraman burada, gel!” der gibi. Diziyi bırakıp kitabı okumaya başladım. Kıbrıs Davası ile ilgili bilmediğim birçok ayrıntıyı bu kitaptan öğrendim. O yüzden birkaç kelam ile anlatmak istedim.</p>
<h2><strong>Kenan Çoygun’dan Kemal Coşkun’a</strong></h2>
<p><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-36240" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/kenan-coygun.jpg" alt="" width="702" height="1104" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/kenan-coygun.jpg 400w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/kenan-coygun-191x300.jpg 191w" sizes="(max-width: 702px) 100vw, 702px" /></p>
<p>Yıl 1962&#8230;Apar topar Seferberlik Tetkik Kurulu’na çağrılan Yarbay Kenan aklında bin bir soru ve içinde garip duygularla, Komutanın kapısını çalar. Hoşbeş sohbetten sonra Komutan sadede gelir ve Yarbay Kenan’a hayatı boyunca unutamayacağı yılları yaşatacak gizli görevini açıklar. Görev Kıbrıs’tadır.</p>
<p>1958 yılında Kıbrıs’ta Türklere karşı saldırılar artmış, katliamlar başlamıştır. Türkiye duruma tepkili ise de görünürde fiili bir müdahalede bulunmaz. Bu demek değildir ki Türkiye Kıbrıs’ı yalnız bıraktı. Perde arkasında çok gizli faaliyetler yürütülmektedir. Öyle ki devlet’in yetkili isimlerinin bile çoğu faaliyetten haberi yoktur.</p>
<p>Başlangıçta NATO’nun Rus yayılmacılığına karşı Türkiye’de kurulmasını istediği Seferberlik Tetkik Kurulu, Kıbrıs’taki durumun karışmasıyla birlikte burada NATO’dan gizli  görev yapmaya talip olur. Adnan Menderes’in talimatıyla Kıbrıs’ta gizli bir örgüt kurulması konusunda çalışmalara başlanır. Bu kapsamda Yarbay Rıza Vuruşkan, direnişi örgütlemek amacıyla, Ali Conan kimliği ile İş Bankası Müfettişi göreviyle Ada’ya gönderilir. Rauf Denktaş ve Fazıl Küçük’ün çabaları ile kurulan Türk Mukavemet Teşkilatı’nın başına geçerek Kıbrıs Türkü’nün örgütlenmesine büyük katkıda bulunur.</p>
<p>27 Mayıs’a kadar hem Kıbrıs’taki mukamevetçilerin Türkiye’de gayri nizami harp konusunda eğitilmesini hem de Türkiye’den adaya silah sevkiyatını başarıyla yürütür. 27 Mayıs’tan sonra Seferberlik Tetkik Kurulunu destekleyen isimlerin tasfiyesi, Kıbrıs mücadelesini sekteye uğratır. Bu süreçte Rıza Vuruşkan Ada’dan çekilir. Bu organizasyon boşluğunda Rum saldırıları hız kesmeden devam etmektedir. İşte Yarbay Kenan’a burada ihtiyaç duyulur.</p>
<p>Yarbay Kenan’ın görevi Türk Mukavemet Teşkilatını kuran Rıza Vuruşkan’ın kaldığı yerden devam etmek, teşkilatın başına geçmektir. Yarbay Kenan, görevi memnuniyetle ve gururla kabul eder. Görev adı Kemal Coşkun, unvanı Bayraktar, kod adı ise “Bozkurt”tur.</p>
<p>Ailesini Ankara’da bırakarak Kıbrıs’a geçen Kenan Bey burada bir müddet ateşelik göreviyle durum tespiti yapar. Kıbrıslı Türkler ve Rumlarla arkadaşlıklar kurarak istihbarat toplamaya başlar. Sonrasında eşi Behice Hanım ve küçük oğlu Gültekin’i de yanına aldırır. Büyük oğlu İskender ve kızı Lale Ankara’da kalmıştır. Tüm aile fertleri için hasret dolu günler başlamıştır. Kenan Çoygun ve ailesi bu hasrete görev aşkı ve vatan sevgisi ile katlanacaktır.</p>
<h2><strong>Arı Kovanları </strong></h2>
<div id="attachment_36241" style="width: 778px" class="wp-caption alignnone"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-36241" class="wp-image-36241 size-medium_large" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/Turk-Mukavemet-Teskilati-768x432.jpg" alt="" width="768" height="432" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/Turk-Mukavemet-Teskilati-768x432.jpg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/Turk-Mukavemet-Teskilati-300x169.jpg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/Turk-Mukavemet-Teskilati-1024x576.jpg 1024w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/Turk-Mukavemet-Teskilati-1536x864.jpg 1536w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/Turk-Mukavemet-Teskilati.jpg 1920w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /><p id="caption-attachment-36241" class="wp-caption-text"><a href="https://hukukmirasim.com/kibris-sorunu/turk-mukavemet-teskilati-ve-kibris-icin-onemi/" target="_blank" rel="noopener">Fotoğraf</a></p></div>
<p>Kitapta Türk Mukavemet Teşkilatı, kısa adı ile TMT’nin yapılanması da ayrıntıları ile veriliyor. TMT artan Rum saldırılarına karşı bir savunma harekâtı olarak kurulmuştur. Rauf Denktaş ve Fazıl Küçük kurdukları teşkilat ve eldeki silah stoğu ile başarı sağlanamayacağı düşüncesi ile Türkiye’ye, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu’ya başvururlar. Bunun üzerine Rıza Vuruşkan adaya Bayraktar olarak gönderilir.</p>
<p>Teşkilat o kadar gizli bir yapılanmadır ki, üyeleri bile birbirini tanımaz çoğunlukla. Herkesin bu yapılanmada farklı isimleri ve gerekli yerlerde kod adları vardır. Rıza Vuruşkan, Ali Conan ismiyle bilinir. Kenan Çoygun, Kemal Coşkun; Rauf Denktaş “Toros”; Fazıl Küçük ise “Ağrı”&#8230;</p>
<p>Yapılanmanın en alt kademesinde beşer kişilik hücreler bulunur. Hücrelere “oğul”, üyelerine “arı” denir. Hücreler içindeki beş kişi, diğer hücre üyelerini tanımaz. Hücreler arası iletişimi yalnız hücre lideri sağlar. Oğullar petekleri, petekler kovanları oluşturur. Bölge bazındaki teşkilatlanmanın en üstünde Sancaktar yer alır. Sancaktarlar ise Bayraktar’a bağlıdır. Bayraktar’ın kod adı Bozkurt’tur. Bozkurt’u yalnızca üst düzey yöneticiler bilir. Yapılanmada en önemli esas gizliliktir.</p>
<p>Gizlilik sadece kişilerde değildir. Teşkilatın terminolojisi de şifrelidir. Telsiz, çalgı; istihbaratçı, falcı; tabanca, iğnedir mesela. Silahların genel adı ise berekettir. Çok zor şartlarda elde edildiği ve haklı bir dava için kullanıldığı düşünülünce ismin rastgele seçilmediği anlaşılıyor.</p>
<h2><strong>Kanlı Noel</strong></h2>
<p>Takvimler 20 Aralık 1963’ü göstermektedir. Tabip Binbaşı Nihat 6 gündür evine gidememiş, çatışmalardan yaralı gelen askerler ile uğraşmaktadır. O sıralarda, hafızamıza o acı fotoğrafla kazınacak meşum olayın yaşandığından habersizdir. Üç çocuğu ile birlikte eşi, evlerinde vahşice katledilmiştir. Tarihe “Kanlı Noel” olarak geçen olayın atmosferi de kitapta iyi bir kurguyla anlatılmış.</p>
<p>Kanlı Noel akşamı yapılan tek katliam bu değildir. Rumlar Türkleri adadan çıkarmak amacıyla önlerine çıkanı katletmektedir.</p>
<p>Dünya kamuoyu Kıbrıs’ta yaşanan vahşeti bir noktaya kadar görmezden gelebilmiştir. Fakat olaylar çığırından çıkınca yabancı basın da Ada’daki katliama yer vermeye başlayacaktır. Rauf Denktaş, Kıbrıs davasının büyük neferi, uluslararası arenada diplomasi yoluyla yaşananları dünyaya anlatmak için olanca gücüyle çalışmaktadır. Fakat Ada’da da Türk’ün sesini duyuracak bir araç gerektir. Böylece,<em> “Bayrak, bayrak, bayrak. Burası Kıbrıs Türk Mücahidi”nin sesi. Bu toprakları Yunan çizmeleri altında ezdirmemeye yemin etmiş insanların sesidir.”</em> anonsu ile Bayrak radyosu yayın hayatına başlar. Bu öyle arkasında büyük medya patronlarının ve maddi kaynakların bulunduğu bir radyo değildir. Kıbrıs Türk’ünün evinde, arabasında bulunan aküler ve telefonlarla mücahitlerin çabasıyla yapılmış çok değerli bir yayın organıdır, Kıbrıs Türkü’nün mazlum ama gururlu sesidir.</p>
<h2><strong>Beşparmak Dağları’nda saz çalan bir Bozkurt</strong></h2>
<p>Kenan Çoygun’un bu mücadelede düsturu Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk’ün “Ya istiklâl, ya ölüm!” sözüdür. Mücahitlere de bu sözle moral verir. Rauf Denktaş, Kenan Çoygun ve diğer tüm mücahitler ölümü göze almışlardır. Kenan Çoygun bir taraftan  istihbarat çalışmalarını yürütmekte bir taraftan askeriyle birlikte Kıbrıs sokaklarında, Beşparmak Dağları’nda yiğitçe çarpışmaktadır.. Sadece silahlı değildir mücadele, aynı zamanda psikolojik harp de yürütür.</p>
<p>Mücahitlere, karşılaştıkları Rumlara asla kendi durumları hakkında kötü izlenim yaratacak şekilde konuşmamalarını sıkı sıkı tembihler. Şehirlerdeki hoparlörlerden şarkılar, türküler çalınacak; bu yolla Türklere moral verilecek, Rumların ise motivasyonu düşürülecektir. Şehir merkezlerinde bunu yaptıran Kenan Çoygun’un Beşparmak Dağları’nda nöbetteyken yardımcısından bağlamasını istemesi kimilerini şaşırtsa da o tepkilere aldırmaz. Bağlaması geldiğinde bir Dillirga türküsü tutturur. Gece boyu Beşparmak Dağları saz sesiyle ve askerlerin türküleri ile inler.</p>
<p>Kenan Çoygun Kıbrıs’ta geçirdiği yıllar boyunca kod adının hakkını ziyadesiyle vermiştir. Ergenekon Destanı’nda Bozkurt nasıl Türk Milleti’ne öncülük etmişse, Kenan Çoygun da Kıbrıs Türkü’nün kısılıp kaldığı dar boğazdan çıkmasına öncülük etmiştir.</p>
<div id="attachment_36244" style="width: 704px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-36244" class="wp-image-36244" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/ea87ad9de0f6a47deadf53c1541dcea3.jpg" alt="" width="694" height="368" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/ea87ad9de0f6a47deadf53c1541dcea3.jpg 660w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/ea87ad9de0f6a47deadf53c1541dcea3-300x159.jpg 300w" sizes="(max-width: 694px) 100vw, 694px" /><p id="caption-attachment-36244" class="wp-caption-text"><a href="https://www.kibrisgazetesi.com/kibris/kenan-coygun-yarin-tmt-mucahitler-derneginde-aniliyor-h50957.html" target="_blank" rel="noopener">Kenan Çoygun ailesi ile birlikte</a></p></div>
<p>Kenan Çoygun iyi bir istihbaratçı, iyi bir savaşçıdır. Bunun yanında çok da iyi bir aile babasıdır. Sadece ailesinin değil, emrindeki askerlerin de babasıdır. Bazen de arkadaşı&#8230; Rum kızı için yanıp tutuşan Remzi’ye kız kaçırma işini organize ettiği olaydaki gibi. Mücahitlerin moralleri, sağlıkları ve aileleri ile yakından ilgilenir. Asker kimliği bir yana sanata, dansa, müziğe ilgilidir. Bağlama çalar, zeybek oynar, çarpışmasını da bilir eğlenmesini de&#8230;</p>
<p>Cüneyt Öztürk tarafından yazılan ve İlgi Kültür Sanat Yayınları tarafından Kasım 2013’te basılan kitapta Kıbrıs’ın 1962-1970 yılları arasındaki mücadele dolu yılları sağlam bir kurgu ile işlenmiş. Yukarıda anlattıklarımızın dışında Rauf Denktaş’ın hukuk ve diplomasi mücadelesi, Kanlı Noel, Erenköy direnişi, Cengiz Topel’in şehit edilişi gibi birçok konu tarih sıralaması içinde anlatılmış ve o dönemin atmosferi başarılı bir şekilde yansıtılmış. Kitabı bitirdiğimde uzun süre o atmosferden çıkamadım, çıkmak da istemedim. Kıbrıs davasını anlamak için roman tadında faydalı bu belgeseli eskilerin deyimi ile tavsiye edeyim: Okuyunuz, okutunuz efendim.</p>
<p>Keyifli okumalar dilerim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kod-adi-bozkurt/">Kod adı: Bozkurt</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/kod-adi-bozkurt/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstiklâl Yolu&#8217;nun selle boğuşan çocukları</title>
		<link>https://millidusunce.com/istiklal-yolunun-selle-bogusan-cocuklari/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/istiklal-yolunun-selle-bogusan-cocuklari/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakan Paksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Aug 2021 18:00:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Bozkurt]]></category>
		<category><![CDATA[Kastamonu]]></category>
		<category><![CDATA[sel]]></category>
		<category><![CDATA[Sinop]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=34450</guid>

					<description><![CDATA[<p>O yoldan taşıdıkları cephaneleri canından aziz bilerek cepheye ulaştıranlar, yöneticilerinin her türlü baskısına ve aymazlığına rağmen Türk Milletinin emrine koşmuşlardı. Bugün onların çocuklarının yardıma ihtiyacı var.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/istiklal-yolunun-selle-bogusan-cocuklari/">İstiklâl Yolu&#8217;nun selle boğuşan çocukları</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fistiklal-yolunun-selle-bogusan-cocuklari%2F&amp;linkname=%C4%B0stikl%C3%A2l%20Yolu%E2%80%99nun%20selle%20bo%C4%9Fu%C5%9Fan%20%C3%A7ocuklar%C4%B1" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fistiklal-yolunun-selle-bogusan-cocuklari%2F&amp;linkname=%C4%B0stikl%C3%A2l%20Yolu%E2%80%99nun%20selle%20bo%C4%9Fu%C5%9Fan%20%C3%A7ocuklar%C4%B1" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fistiklal-yolunun-selle-bogusan-cocuklari%2F&amp;linkname=%C4%B0stikl%C3%A2l%20Yolu%E2%80%99nun%20selle%20bo%C4%9Fu%C5%9Fan%20%C3%A7ocuklar%C4%B1" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fistiklal-yolunun-selle-bogusan-cocuklari%2F&amp;linkname=%C4%B0stikl%C3%A2l%20Yolu%E2%80%99nun%20selle%20bo%C4%9Fu%C5%9Fan%20%C3%A7ocuklar%C4%B1" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fistiklal-yolunun-selle-bogusan-cocuklari%2F&#038;title=%C4%B0stikl%C3%A2l%20Yolu%E2%80%99nun%20selle%20bo%C4%9Fu%C5%9Fan%20%C3%A7ocuklar%C4%B1" data-a2a-url="https://millidusunce.com/istiklal-yolunun-selle-bogusan-cocuklari/" data-a2a-title="İstiklâl Yolu’nun selle boğuşan çocukları"></a></p><p>İstiklâl Yolu’nun selle boğuşan çocukları</p>
<p>Yüreğimizi dağlayan orman yangınlarının acısını yaşarken bu sefer de görülmedik büyüklükte sel felaketiyle sarsıldık. Uzmanlar Türkiye’ye düşen ortalama bir yıllık yağışın 36 saatte gerçekleştiğini yazdılar. Bu kadar büyük bir sağanakla karşı karşıya kaldık. Kastamonu, Bartın ve Sinop’un ilçeleri, köylerinden gelen haberler Türk Milletini çok ama çok üzdü.</p>
<p>Görüntüler yağmurun çokluğundan daha fazla suyun önündeki engellerin faciayı getirdiği. Dere yatağına ve taşkın alanına yapılan evlerin -ki hemen hepsi de çok katlıydı- ikinci, hatta üçüncü katlarına su çıktı. Taşkın alanına ve derenin denize çıkışına yapılmış köprülerin sel düşünülmeden yapılması da başka bir engeldi. Türkiye’nin orman ürünlerinin büyük çoğunluğunun üretildiği bölgedeki depolama tercihi de dikkatsiz olunca facia bir daha katlandı. Suyun gücüne direnemeyen tomruklar da köprüleri tıkayınca sel artık sokaklara caddelere girmeye başladı. Arabalar, sokaktaki malzemeler, tomruklar… sel ne bulduysa önüne kattı. Çekilen görüntüler mahşer yerini andırıyordu.</p>
<p>Dere yatağına yapılan HES (Hidroelektrik santralı) de yağmurdan nasibini aldı. Santralın yapım sistemi barajlı yani biriktirmeli (rezervuarlı) bir yapı değil. Su önüne yapılan bentle az miktarda da olsa toplanıyor, kanala veriliyor ve yatağının dışında taşınarak yüksekten düşeceği bir noktaya taşınıyor. Yapılırken de daha fazla su toplamak için etrafındaki ağaçların gereğinden çok tıraşlandığına dair haberler görünüyor. Sel, HES’in bendini kanalını ve diğer malzemelerini önüne katıp aşağı indirmiş.</p>
<h2><strong>Bunlar sonuç, ya sebepler?</strong></h2>
<p>Millî Düşünce Merkezi yazarlarından Yıldırım Üzümcüoğlu <a href="https://millidusunce.com/sen-anlat-karadeniz/"><em>Sen Anlat Karadeniz</em></a> başlıklı yazısında, <strong><em>“’tabiatın yer yüzündeki çizgilerini’ unuturuz. Bazen unutmayız ama o da çıkarlarımıza ters gelir.” </em></strong>diye yazıyor ekliyor <em>“Tabiatın yeryüzündeki izleri bizlerin yaşlandıkça yüzümüze yerleşen yaşanmışlık çizgileri gibidir.” </em>Üzümcüoğlu <em>tabiata ve teknolojiye de kafa tuttuğumuzu</em> söylüyor.</p>
<p>Bütün bunlar zincirleme bir mühendislik ve yönetim hatalarını anlatıyor. Orman mühendisliği, inşaat, çevre mühendisliği, şehir planlaması… aklımıza gelen her alanda hata yapılmış. Ancak en önemlisi yönetim hataları olarak görünüyor. Türkiye’yi saran beton aşkı ve bu aşkın sebebi olan siyasi popülizm bu facianın en büyük sebeplerinden. Bu da Türkiye’yi çizgisinin dışına çıkardı. Rant ve seçim sandığı, popülizmin ateşine odun taşımakta. Ve 21’inci yüzyılda bu ateş Türk siyasi tarihinde görülmedik bir şekilde harla yanıyor. İktidarı koruma siyaseti -neredeyse- “bana oy veren veya verecek olanlar istediğini yapabilir”e ulaştı.</p>
<p>Ateşin etkileri milletin hayatını çok fazla etkilemeye başladı. Daha doğrusu etkileri daha fazla görünür olmaya başladı. Sel geldiğinde perişan olduk, orman yangınlarında kavrulduk. Yangına müdahale etmekte uçak bulamadık, selde nerdeyse dördüncü kattakiler de dâhil çatıya kaçarak kurtulmaya çalıştık. Film gibiydi sanki, çatılarda bekleşen insanlar helikopterlerle kurtarıldı.</p>
<h2><strong>Birlik ama nasıl? </strong></h2>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan selden en çok etkilenen bölge olan Bozkurt’a gitti. Gitti ama yangın bölgesine gittiğinde yaşananlara benzer şeyler basında yer aldı. Yine güvenlik için yolların kesildiği, camiye sığınan afetzedelerin Erdoğan’ın Cuma namazı kılacağı için camiden çıkarıldığı haberleri vardı. Namaz çıkışında cami avlusunda konuşma yaptı. İlginçtir ki bu konuşma da prompter cihazından okunarak yapıldı. <em>“Geçtiğimiz 19 yılda ülkeye her alanda kazandırdığımız sağlam alt yapının üzerinde büyük ve güçlü Türkiye&#8217;nin inşası için her zamankinden daha çok çalışıyoruz </em>… <em>mücadele ediyoruz</em>” dedi. İnceleme sonucunda gördükleri değil de anlatılanlar üzerinden hazırlanan bir miting konuşmasını andırıyordu. Birlik çağrısı yaptı ama “(hayâl) <em>Edemezler, dikili bir fidanları yok onların bu ülkede, şimdi ise konuşuyorlar.” </em>sözleriyle de isim vermeden muhalefete söz etti.</p>
<p>Türkiye’nin yeni sistemi Cumhurbaşkanı parti genel başkanı kimliğini birlikte taşıyor. Erdoğan, Yangınlarda ve sel bölgesinde yaptığı konuşmalarda daha fazla parti genel başkanlığını öne çıkarmayı tercih eder görünüyor. Anayasanın 104. Maddesi <em>“Türk Milletinin birliğini temsil eder.” </em>demekte. Daha üst bir makam da olmayınca birliğin tesisinde güçlük çekilmeye başlamış durumda.</p>
<p>Tarihe baktığımızda Türk Milleti dar günlerde birlik olmakta mahir olduğu yazılı. Kültüründe var çünkü Millet, <strong><em>kıtlıkta verilen lokmanın hükmü büyüktür</em></strong> der ve paylaşır.</p>
<p>Sel bölgesine baktığımızda bu çok daha açık görülür. Kastamonu ve havalisinin İstiklâl Harbi’nde verdiği mücadele dillere destandır. Büyük Atatürk’ün <em>“Gözüm düşmanda kulağım İnebolu’dan gelecek seste” </em>dediği Türk Milleti tarafından unutulmaz. Düşman gemilerinin topçu ateşi altında silah ve cephaneyi boşaltan, oradan kağnı konvoylarıyla Ankara’ya taşıyan, cephanenin üzerine yorganlarını örtüp kendileri soğuktan donarak şehit kahramanlar hiç akıldan çıkmaz. O kağnıların iz yaptığı yolun adı onun için İstiklâl Yolu’dur.</p>
<p>O yoldan taşıdıkları cephaneleri canından aziz bilerek cepheye ulaştıranlar, yöneticilerinin her türlü baskısına ve aymazlığına rağmen Türk Milletinin emrine koşmuşlardı. Bugün onların çocuklarının yardıma ihtiyacı var. Bugün Türk Milletinin birlik olması gerekir. Tıpkı 20’nci yüzyılın başındaki gibi…</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/istiklal-yolunun-selle-bogusan-cocuklari/">İstiklâl Yolu&#8217;nun selle boğuşan çocukları</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/istiklal-yolunun-selle-bogusan-cocuklari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mahmut Yıldırım; Bozkurt Postu</title>
		<link>https://millidusunce.com/mahmut-yildirim-bozkurt-postu/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/mahmut-yildirim-bozkurt-postu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Demet Yener]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Sep 2019 16:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap edebiyat sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Börü]]></category>
		<category><![CDATA[Bozkurt]]></category>
		<category><![CDATA[Kazak köyü]]></category>
		<category><![CDATA[Kurt]]></category>
		<category><![CDATA[Türkmen bozkırları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=15101&#038;preview=true&#038;preview_id=15101</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dede Korkut’un, Atsız’ın Türkçesiyle kaleme aldığı hikâyeleriyle sizi Türk dünyasının çeşitli coğrafyalarında dolaştırıyor. Akıcı üslubu, pırıl pırıl Türkçesiyle anlatılan mertlik ve yiğitlik örnekleri sizi Dede Korkut sıcaklığıyla sarıverecek ve kendinizi bir anda hikâyelerin içinde bulacaksınız.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/mahmut-yildirim-bozkurt-postu/">Mahmut Yıldırım; Bozkurt Postu</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmahmut-yildirim-bozkurt-postu%2F&amp;linkname=Mahmut%20Y%C4%B1ld%C4%B1r%C4%B1m%3B%20Bozkurt%20Postu" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmahmut-yildirim-bozkurt-postu%2F&amp;linkname=Mahmut%20Y%C4%B1ld%C4%B1r%C4%B1m%3B%20Bozkurt%20Postu" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmahmut-yildirim-bozkurt-postu%2F&amp;linkname=Mahmut%20Y%C4%B1ld%C4%B1r%C4%B1m%3B%20Bozkurt%20Postu" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmahmut-yildirim-bozkurt-postu%2F&amp;linkname=Mahmut%20Y%C4%B1ld%C4%B1r%C4%B1m%3B%20Bozkurt%20Postu" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmahmut-yildirim-bozkurt-postu%2F&#038;title=Mahmut%20Y%C4%B1ld%C4%B1r%C4%B1m%3B%20Bozkurt%20Postu" data-a2a-url="https://millidusunce.com/mahmut-yildirim-bozkurt-postu/" data-a2a-title="Mahmut Yıldırım; Bozkurt Postu"></a></p><div id="attachment_15102" style="width: 386px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-15102" class="wp-image-15102 size-full" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2019/09/0001793084001-1.jpg" alt="Bozkurt Postu ile Mahmut Yıldırım" width="376" height="600" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2019/09/0001793084001-1.jpg 376w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2019/09/0001793084001-1-188x300.jpg 188w" sizes="(max-width: 376px) 100vw, 376px" /><p id="caption-attachment-15102" class="wp-caption-text">Yedi öyküden oluşan muhteşem bir eser&#8230;</p></div>
<h1>Bozkurt Postu</h1>
<p>Hikâye alanındaki bu değerli eser, 2019 yılında Post Yayınlarından çıkmıştır. &#8220;Bozkurt Postu&#8221; isimli eser, yedi bölüm ve iki yüz yetmiş sayfadan oluşmaktadır. Her bölümünde farklı bir hikâyeyi kaleme alan Mahmut Yıldırım, Dede Korkut&#8217;u anımsatan yazım tarzıyla ve okuyucuyu derhal hikâyenin içine konuk etmesiyle kısa sürede kamuoyunun dikkatini çekmiştir.</p>
<h1>Mahmut Yıldırım</h1>
<p>Kalabalık bir ailede büyüyen Mahmut Yıldırım, 1956 yılında Gaziantep&#8217;te dünyaya gelmiştir. İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi mezunu olan yazar, halen diş hekimliği yapmakta ve yazmaya devam etmektedir. Yazarın diğer eserleri; O Ateşi Yakanlar, Büyük Kar, Anayolun Uzağında, Üstte Gök Çökmedikçe &#8211; Kara, Üstte Gök Çökmedikçe &#8211; Kızıl, Üstte Gök Çökmedikçe &#8211; Mavi, Üstte Gök Çökmedikçe &#8211;  Sarı.</p>
<h1>İlk hikâye</h1>
<p>Eserdeki ilk hikâye, kitaba adını veren &#8220;Bozkurt Postu&#8221;dur. &#8220;Korkut Ata&#8217;ya&#8221; diye başlayan hikâyede hem dişisini hem de yavrularını parçalayan kurtların peşine düşen, intikam ateşiyle yanan, öncü ama artık yalnız bir kurdun yaşadıklarına tanıklık etme fırsatı veren yazar bizleri bir Börü, bir Bozkurt hikâyesiyle  buluşturmuştur.</p>
<h1>Hatun getir bey doğursun</h1>
<p>Eserdeki ikinci hikâye, &#8220;Hatun Getir Bey Doğursun&#8221; adıyla karşımıza çıkmıştır. Türkmenlerin bozkırlardaki hayatıyla ve bozkırın güzellikleriyle söze giriş yapan yazar, iki eski Türk cengâverinin yeniden karşılaşmasıyla buluşturmuştur bizleri. Zamanın alıp götürdükleri ve onların yerine getirip koyduklarıyla yüzleşen iki savaşçının dünden bugüne geldikleri yerde ağırlamıştır okurlarını burada yazar.</p>
<h1>Tuman bey</h1>
<p>Yazarın &#8220;Tuman Bey&#8221; isimli üçüncü hikâyesinde, teamül mirasta kızlara mal düşmemesi olsa da evlendirirken kızlarının hisselerini çeyizlerine katan, bolluk ve bereketin de ancak paylaşımla sağlanabileceğine dikkat çeken hikâye kahramanı Tuman Bey&#8217;in, günü geldiğinde nasıl bir ölümle karşılaştığı anlatılmıştır.</p>
<h1>Tarbagatay ay, Altay güneş idi</h1>
<p>İsmi &#8220;Tarbagatay Ay, Altay Güneş idi&#8221; olan sıradaki hikâye, feci sayılabilecek bir ölümle birinin hayatına giren arabacı Devletkan Ata üzerine kurulmuştur. Doğu Türkistan&#8217;dan göçüp gelmiş Kazakların yaşadığı Altay Köyü sakini olan bu arabacı acaba kimdir? Hikâyenin sonuna kadar merak duygusunu dorukta tutan bir anlatımla karşımıza çıkan yazar, bizi geçmiş zamanlarda etkileyici bir yolculuğa çıkarmıştır.</p>
<h1>Rüzgâr eser, ot bükülür</h1>
<p>Yürüyen Kum Çölü&#8217;nde geçen Baht Arama Yarışı&#8217;nı konu alan &#8220;Rüzgâr Eser, Ot Bükülür&#8221; adlı hikâyede İdikut ile Barçuk arasındaki yarış ve yarışın merak uyandıran gelişmeleri  konu edilmiştir. Yedi kızı olan bir baba ve karşısında da yedi oğlu olan bir babanın yer aldığı çekişmede Barçuk ve İdikut&#8217;un Yürüyen Kum Çölü&#8217;nde yaşadıkları olaylar anlatılmıştır.</p>
<h1>Uzun mavi yol</h1>
<p>16. yüzyılda Apalaş Dağları eteklerinde geçen &#8220;Uzun Mavi Yol&#8221; isimli hikâyesinde yazar, okurlarını, dönemin bölgesel ritüellerinden biri olan Ergenliğe Geçiş Şenliklerine götürmüştür. Bu şenliklerde birbirinden farklı ve ilgi çekici sayısız yarış bulunduğundan söz eden yazar, bu sayısız farklı yarış içinde en farklı olanının yuvasından alınan kartal yavruları olduğunu anlatmıştır. Bu defa işler ters gitmiştir ve kartallar da yuvalarından alınan yavrularına karşılık insanlardan yeni doğan bir bebeği kaçırmıştır. Bu geleneksel yarışın sonu kim bilir nereye varmıştır?</p>
<h1>Aral, Altay</h1>
<p>Koskoca bir han ile bir çobanın diyaloğu üzerine kurulan &#8220;Aral, Altay&#8221; isimli son hikâyede varılan noktanın neresi olduğunu da sizin merakınıza bırakmak istiyorum. Sadece bu kitabı okuyanların bilebileceği bu son bölüm de bizi farklılaştırmış olsun.</p>
<h1>Arka kapak ne diyor?</h1>
<p>Kitabın arka kapağındaki tanıtım yazısında anlatıldığı üzere okunması gerekenler arasına girebilecek bir kitabı tanıtarak ilgi alanınızdaki kitaplar yelpazesine bir eser daha ekleyebildikse ne mutlu bize.</p>
<p>“Mahmut Yıldırım; Dede Korkut’un, Atsız’ın Türkçesiyle kaleme aldığı hikâyeleriyle sizi Türk dünyasının çeşitli coğrafyalarında dolaştırıyor. Akıcı üslubu, pırıl pırıl Türkçesiyle anlatılan mertlik ve yiğitlik örnekleri sizi Dede Korkut sıcaklığıyla sarıverecek ve kendinizi bir anda hikâyelerin içinde bulacaksınız.”</p>
<p>İyi okumalar dilerim&#8230;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/mahmut-yildirim-bozkurt-postu/">Mahmut Yıldırım; Bozkurt Postu</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/mahmut-yildirim-bozkurt-postu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gülçin Çandarlıoğlu: bozkurtun ejderha ile dansı</title>
		<link>https://millidusunce.com/gulcin-candarlioglu-bozkurtun-ejderha-ile-dansi/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/gulcin-candarlioglu-bozkurtun-ejderha-ile-dansi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MDM]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Jun 2019 17:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gömük]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap edebiyat sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Bozkurt]]></category>
		<category><![CDATA[Çin]]></category>
		<category><![CDATA[ejderha]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=14080&#038;preview=true&#038;preview_id=14080</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyanın en kadim iki milleti: Türkler ve Çinliler… Tarih boyunca savaşmış, barışmış, ticaret yapmış, aile kurmuş, yeri geldiğinde birlik, yeri geldiğinde düşman olmuşlar… Peki biz bu köklü ilişkileri ne kadar biliyoruz? Gülçin Çandarlıoğlu yazdı Bozkurtun Ejderha ile Dansı....</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/gulcin-candarlioglu-bozkurtun-ejderha-ile-dansi/">Gülçin Çandarlıoğlu: bozkurtun ejderha ile dansı</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fgulcin-candarlioglu-bozkurtun-ejderha-ile-dansi%2F&amp;linkname=G%C3%BCl%C3%A7in%20%C3%87andarl%C4%B1o%C4%9Flu%3A%20bozkurtun%20ejderha%20ile%20dans%C4%B1" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fgulcin-candarlioglu-bozkurtun-ejderha-ile-dansi%2F&amp;linkname=G%C3%BCl%C3%A7in%20%C3%87andarl%C4%B1o%C4%9Flu%3A%20bozkurtun%20ejderha%20ile%20dans%C4%B1" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fgulcin-candarlioglu-bozkurtun-ejderha-ile-dansi%2F&amp;linkname=G%C3%BCl%C3%A7in%20%C3%87andarl%C4%B1o%C4%9Flu%3A%20bozkurtun%20ejderha%20ile%20dans%C4%B1" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fgulcin-candarlioglu-bozkurtun-ejderha-ile-dansi%2F&amp;linkname=G%C3%BCl%C3%A7in%20%C3%87andarl%C4%B1o%C4%9Flu%3A%20bozkurtun%20ejderha%20ile%20dans%C4%B1" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fgulcin-candarlioglu-bozkurtun-ejderha-ile-dansi%2F&#038;title=G%C3%BCl%C3%A7in%20%C3%87andarl%C4%B1o%C4%9Flu%3A%20bozkurtun%20ejderha%20ile%20dans%C4%B1" data-a2a-url="https://millidusunce.com/gulcin-candarlioglu-bozkurtun-ejderha-ile-dansi/" data-a2a-title="Gülçin Çandarlıoğlu: bozkurtun ejderha ile dansı"></a></p><style>
       .errordiv { padding:10px; margin:10px; border: 1px solid #555555;color: #000000;background-color: #f8f8f8; width:500px; }#advanced_iframe {visibility:visible;opacity:1;vertical-align:top;}.ai-info-bottom-iframe { position: fixed; z-index: 10000; bottom:0; left: 0; margin: 0px; text-align: center; width: 100%; background-color: #ff9999; padding-left: 5px;padding-bottom: 5px; border-top: 1px solid #aaa } a.ai-bold {font-weight: bold;}#ai-layer-div-advanced_iframe p {height:100%;margin:0;padding:0}</style><script type="text/javascript">var ai_iframe_width_advanced_iframe = 0;var ai_iframe_height_advanced_iframe = 0;var aiOnloadScrollTop="true";var aiShowDebug=false;
		if (typeof aiReadyCallbacks === 'undefined') {
			var aiReadyCallbacks = [];
		} else if (!(aiReadyCallbacks instanceof Array)) {
			var aiReadyCallbacks = [];
		}    function aiShowIframeId(id_iframe) { jQuery("#"+id_iframe).css("visibility", "visible");    }    function aiResizeIframeHeight(height) { aiResizeIframeHeight(height,advanced_iframe); }    function aiResizeIframeHeightId(height,width,id) {aiResizeIframeHeightById(id,height);}</script><iframe id="advanced_iframe"  name="advanced_iframe"  src="https://www.tdavyayinlari.com/urun/bozkurtun-ejderha-ile-dansi-prof-dr-gulcin-candarlioglu/"  width="100%"  height="1200"  scrolling="auto"  frameborder="0"  border="0"  allowtransparency="true"  loading="lazy"  style=";width:100%;height:1200px;" ></iframe><script type="text/javascript">var ifrm_advanced_iframe = document.getElementById("advanced_iframe");var hiddenTabsDoneadvanced_iframe = false;
function resizeCallbackadvanced_iframe() {}</script><script type="text/javascript"></script><p style="display:block !important; visibility:visible !important;margin: -18px 14px 0 0;padding-left: 3px;padding-top:3px;background: white; overflow: hidden; position: relative; line-height:15px;width: fit-content;"><small style="display:block !important;visibility:visible !important">powered by Advanced iFrame</small></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Dünyanın en kadim iki milleti: Türkler ve Çinliler… Tarih boyunca savaşmış, barışmış, ticaret yapmış, aile kurmuş, yeri geldiğinde birlik, yeri geldiğinde düşman olmuşlar… Peki biz bu köklü ilişkileri ne kadar biliyoruz?</p>
<p>Bu kitapta olağanüstü Türk-Çin ilişkilerinin sarhoş edici hikâyesini öğreneceksiniz. Binyılları aşan bölge tarihinin en karanlık noktalarını göreceksiniz. Efsanelerin kaynaklarını, gerçeklerin ayrıntılarını, kısaca “Bozkurt’un Ejderha ile Dansı”nı günümüze ışık tutacak biçimde Prof. Dr. Gülçin Çandarlıoğlu’nun kaleminden okuyacaksınız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/gulcin-candarlioglu-bozkurtun-ejderha-ile-dansi/">Gülçin Çandarlıoğlu: bozkurtun ejderha ile dansı</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/gulcin-candarlioglu-bozkurtun-ejderha-ile-dansi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>   KÜR ŞAD İHTİLALİ GÖKTÜRK KAĞANI OLMAK İÇİN YAPMADI</title>
		<link>https://millidusunce.com/kur-sad-ihtilali-gokturk-kagani-olmak-icin-yapmadi/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/kur-sad-ihtilali-gokturk-kagani-olmak-icin-yapmadi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Talat Şalk]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Mar 2016 09:22:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Talat Şalk]]></category>
		<category><![CDATA[ZZManşet]]></category>
		<category><![CDATA[Atsız]]></category>
		<category><![CDATA[Bozkurt]]></category>
		<category><![CDATA[Kürşat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://millidusunce.org/?p=4465</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160;  7 Mart 2016 İlkokuldan itibaren tarihle ilgilenmeye başladım. Benden 12 yaş büyük olan rahmetli ağabeyimin küçük bir kitaplığı vardı. Ağabeyim kitaplarını okumakla kalmaz, bana da anlatırdı. Çok da güzel anlatırdı. Herhalde evde bulunan kitaplarından daha fazlasını okumuştu. Anlattığı tarihimizle ilgili bazı olayları evdeki kitaplarında bulamazdım. Ağabeyimin kitaplığında M. Turhan Tan’ın, Abdullah Ziya Kozanoğlu’nun kitaplarından [&#8230;]</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kur-sad-ihtilali-gokturk-kagani-olmak-icin-yapmadi/">   KÜR ŞAD İHTİLALİ GÖKTÜRK KAĞANI OLMAK İÇİN YAPMADI</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkur-sad-ihtilali-gokturk-kagani-olmak-icin-yapmadi%2F&amp;linkname=%C2%A0%20%20K%C3%9CR%20%C5%9EAD%20%C4%B0HT%C4%B0LAL%C4%B0%20G%C3%96KT%C3%9CRK%20KA%C4%9EANI%20OLMAK%20%C4%B0%C3%87%C4%B0N%20YAPMADI" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkur-sad-ihtilali-gokturk-kagani-olmak-icin-yapmadi%2F&amp;linkname=%C2%A0%20%20K%C3%9CR%20%C5%9EAD%20%C4%B0HT%C4%B0LAL%C4%B0%20G%C3%96KT%C3%9CRK%20KA%C4%9EANI%20OLMAK%20%C4%B0%C3%87%C4%B0N%20YAPMADI" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkur-sad-ihtilali-gokturk-kagani-olmak-icin-yapmadi%2F&amp;linkname=%C2%A0%20%20K%C3%9CR%20%C5%9EAD%20%C4%B0HT%C4%B0LAL%C4%B0%20G%C3%96KT%C3%9CRK%20KA%C4%9EANI%20OLMAK%20%C4%B0%C3%87%C4%B0N%20YAPMADI" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkur-sad-ihtilali-gokturk-kagani-olmak-icin-yapmadi%2F&amp;linkname=%C2%A0%20%20K%C3%9CR%20%C5%9EAD%20%C4%B0HT%C4%B0LAL%C4%B0%20G%C3%96KT%C3%9CRK%20KA%C4%9EANI%20OLMAK%20%C4%B0%C3%87%C4%B0N%20YAPMADI" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkur-sad-ihtilali-gokturk-kagani-olmak-icin-yapmadi%2F&#038;title=%C2%A0%20%20K%C3%9CR%20%C5%9EAD%20%C4%B0HT%C4%B0LAL%C4%B0%20G%C3%96KT%C3%9CRK%20KA%C4%9EANI%20OLMAK%20%C4%B0%C3%87%C4%B0N%20YAPMADI" data-a2a-url="https://millidusunce.com/kur-sad-ihtilali-gokturk-kagani-olmak-icin-yapmadi/" data-a2a-title="   KÜR ŞAD İHTİLALİ GÖKTÜRK KAĞANI OLMAK İÇİN YAPMADI"></a></p><p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: right;"><strong> 7 Mart 2016</strong></p>
<p style="text-align: justify;">İlkokuldan itibaren tarihle ilgilenmeye başladım. Benden 12 yaş büyük olan rahmetli ağabeyimin küçük bir kitaplığı vardı. Ağabeyim kitaplarını okumakla kalmaz, bana da anlatırdı. Çok da güzel anlatırdı. Herhalde evde bulunan kitaplarından daha fazlasını okumuştu. Anlattığı tarihimizle ilgili bazı olayları evdeki kitaplarında bulamazdım.</p>
<p style="text-align: justify;">Ağabeyimin kitaplığında M. Turhan Tan’ın, Abdullah Ziya Kozanoğlu’nun kitaplarından başka birçok Fransız yazarının da kitapları vardı. Sonradan kitaplığa Feridun Fazıl Tülbentçi’nin bütün kitapları da girdi.</p>
<p style="text-align: justify;">İlkokul 3. Sınıftan itibaren bu kitapları okumaya başladım. Kitaplıkta bulunan ve konusunu tarihten alan bütün romanları okudum. Feridun Fazıl Tülbentçi ve M. Turhan Tan’ı daha çok beğeniyordum. Abdullah Ziya Kozanoğlu’nun kitaplarını da severek okuyordum ancak tarihe sadık kalmadığını, hayal ürünü olduğunu düşünüyordum. M. Turhan Tan’ın <em>“Krallar Avlayan Türk, Akından Akına, Viyana Dönüşü”</em> isimli kitaplarını okudum. Bu kitaplar tarihi romanlardı. Ama roman kahramanları yaşamış, yaşadıkları devirde kahramanlıklarıyla nam salmış kişilerdi. <em>Krallar Avlayan Türk</em>’de roman kahramanları; <em>Uzunca Sevindik, İnce Balaban Bey</em> tarihi kişiliklerdi. <em>İnce Balaban Bey</em> Osmanlı Devletinin kuruluş döneminde Sofya’yı fetheden kahramandı. Bu kitapların dipnotlarını da okuyordum.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu arada <em>Bulgar Sadık</em>’la <em>İngiliz Kemal</em>’i, <em>İstiklal Savaşı Hatıraları</em> ile <em>2. Cihan Savaşı Hatıraları</em>’nı da okudum.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bulgar Sadık</em> aslında bir Bulgar komitecisidir. Yaptığı baskınlarla başlangıçta Türklere çok zarar veriyor. En çok Hamit Ağadan çekiniyor. Hamit Ağa komiteci takibinde ustalaşmış bir Osmanlı Yüzbaşısıdır. Yüzbaşı Hamit bir baskında Bulgar Sadık’ın çetesini yok eder, Bulgar Sadık’ı da canlı ele geçirir. Yüzbaşı Hamit de Bulgar Sadık’ı takdir etmektedir. Buna Devlet hizmetine geçmesini teklif eder. Bulgar Sadık Devlet hizmetine geçmeyi kabul eder sonradan Müslüman da olur. Sadık adını alır. Asıl adını şu anda hatırlamıyorum. Bulgar Sadık ve İngiliz Kemal’in hatıralarını okuduğum yıllarda ilkokulda idim. İlkokulu 1950 yılında bitirdim.</p>
<p style="text-align: justify;">Bulgar Sadık Devletin hizmetinde ölünceye kadar sadakatle çalışmıştır. Mondros mütarekelerinden sonraki kara günlerde Batı Karadeniz Bölgesinde Rum çetelerine karşı da savaşmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">İngiliz Kemal’in asıl adı Esat’tır. Bir Türk çocuğudur. Londra’da bir İngiliz ailesine evlatlık verilmiştir. Ne sebeple hangi şartlarda İngiliz ailesine evlatlık verildiğini hatırlamıyorum. Ama İngiliz ailesi onu okutmuş, iyi yetiştirmiştir. Londra’da boks döğüşünü de öğrenmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir gün İngiliz babalığı Kemal’i karşısına alır; <em>“bak oğlum Kemal sen şimdi İngiltere’de Londra’da sın, ama sen Türk’sün dünyanın neresinde olursan ol Türk olduğunu ve vatanının Türkiye olduğunu asla unutma” der. Bu sözlerle,</em> İngiliz babalığı Kemal’e; <em>“vatanının ve milletinin sana ihtiyacı olabilir, böyle bir durumla karşılaşırsan hiç tereddüt etme milletinin yardımına koş</em>” demek istemiştir. İngiliz babalığının, evlatlığı Kemal’e yaptığı bu nasihat beni çok etkilemiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Evliya Çelebi seyahatnamesini de bu dönemde okudum. Kitabı ağabeyim bir arkadaşından almıştı. Hacimli bir kitaptı. Seyahatnamenin tamamı mıydı, bilmiyorum. Belki biraz sadeleştirilmişti. Ama benim için çok ağırdı. Benim bilmediğim Osmanlı Türkçesi çok kelime vardı. Tarihe olan sevgim sebebiyle bu kitabı baştan sona okudum. Anlamaya çalıştım sanırım anlayarak okudum. Kitapta şimdi kullandığımız Türkçe kelimelerden de çok vardı. Cümlede Türkçe kelimelerin yanındaki Osmanlı Türkçesi kelimelerin ne anlama gelebileceğini düşündüm ve sanırım çoğu zaman doğru anlamlar verdim. <strong>Evliya Çelebiyle bütün Osmanlı coğrafyasını dolaştım.</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Ortaokulun 2. Sınıfındaydım. Türkiye Yayınevinin kataloğunda <em>Bozkurtlar Diriliyor</em> kitabını gördüm. Yazarı Nihal Atsız’dı. O güne kadar <em>Nihal Atsız</em>’ın adını duymamıştım. Tarihi bir roman olduğu belliydi. Ama yazarının adını hiç duymadığım için istemekte tereddüt ettim. 1952 yılında Keşan’da kitapevi yoktu. İstanbul’daki yayınevlerinden okumak istediğimiz kitapları ödemeli olarak istiyor getirtiyorduk. Nihayet <em>Bozkurtlar Diriliyor</em>’u da Türkiye Yayınevinden istedim. Kitap bir haftada geldi.</p>
<p style="text-align: justify;">Getirtmekte tereddüt etmiştim ama daha ilk sayfalarında kitap beni sardı ve içine çekti.</p>
<p style="text-align: justify;">Çin seddinin dışında 10 çadırlık bir Türk obası bulunmaktadır. Çadırlardan birinin önünde 45 yaşlarında bir adam oturmakta, ufku gözetlemektedir. Bu sırada güneş batmak üzeredir. Biraz sonra adam ayağa kalkar ve çadıra girer. Çadırın içinde yaşlı bir kadın yatmaktadır. Yaşlı kadın son anlarını yaşamaktadır. İçeri giren adamı, <em>“Urungu yanıma gel sana söyleyeceklerim var”</em> diyerek çağırır.</p>
<p style="text-align: justify;">Urungu anasının yanına gider, başucunda diz çöker. Yaşlı kadın; <em>“Urungu bana babanın kim olduğunu soruyordun. Şimdiye kadar senden de herkesten de babanın kim olduğunu sakladım. Ama babanın kim olduğunu söylemeliyim, ben ölüyorum urungu senin baban Kür Şad’dır.”</em> der. Urungu Kür Şad’ın adını duyunca sarsılır. “Ana bugüne kadar bunu benden niye sakladın” diye sorar.</p>
<p style="text-align: justify;">Ölmek üzere olan ihtiyar kadın Kür Şad’ın hanımı Altın Tarım’dır. Kür Şad’ın oğlunu arayan Çinlilerden korumak için, kendi kimliğini de oğlunun kimliğini de herkesten gizlemiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kür Şad bir Göktürk Tegini’dir. Çinliler, Göktürk Kağanlığına son vermiş, Göktürk Kağanını Teginlerini ve bütün Göktürkleri Çine götürmüşlerdir. Çin İmparatoru Kür Şad’a Çin ordusunda görev vermiştir. Kür Şad görevi, Göktürk çerilerini savaşa hazır tutmak için kabul etmiştir. Onun amacı Çin İmparatorluğuna hizmet etmek değil Göktürk Kağanlığını yürütmektir. İmparatorun geceleri adamları ile birlikte sokağa çıktığını belirlemiştir. Buna göre bir plan yapar. Gece sokağa çıkan imparatoru kaçıracaktır. Niyeti öldürmek değildir. İmparatoru yine Çinlilerin elinde esir olan bir Türk Tegini ile değiştirecektir. Göktürk Kağanlığı kendisinin hakkı olduğu halde, kendisinin kağan olması için böyle bir teşebbüse girmeyi uygun bulmamaktadır. Hiçbir karşılık beklemeden millete hizmet etmek en büyük erdemdir. Kür Şad Çin imparatorunu kaçıracakları gece için korku nedir bilmez 40 arkadaşını hazırlar. Planını onlara da anlatır. Çin imparatorunu kaçırmayı gerçekleştirecekleri gece yağmur yağar imparatoru gece dışarı çıkmaz.</p>
<p style="text-align: justify;">Kür Şad imparatoru kaçırmak için yaptıkları hazırlık duyulabilir endişesi ile imparatoru saraydan kaçırmaya karar verir. Saray binlerce Çin askeri tarafından korunmaktadır. Saray baskını ile imparatoru kaçırmak zordur ama Kür Şad zoru denemeye karar verir.</p>
<p style="text-align: justify;">Baskında çok başarılı olmalarına rağmen imparatora ulaşamazlar, arkadaşlarından yarısından fazlası ölür. Kür Şad kalan 10-15 Göktürk çerisiyle geriye çekilir. Şehirden çıkar Vey Irmağını geçebilseler Çin askerlerinin takibinden kurtulabilecekler, lakin yağmur çok şiddetlenmiş, nehir taşmış, köprüler yıkılmıştır&#8230; Nehri geçemezler bu sırada binlerce Çin askeri yetişmişlerdir. Kür Şad ve arkadaşları hiç tereddüt etmeden binlerce Çin askeri ile savaşa tutuşur. Göktürk çerileri teker teker ölür en sona Kür Şad kalmıştır. Uzaktan atılan oklar, savrulan mızraklarla vücudu delik deşik olmuştur…</p>
<p style="text-align: justify;">Sonunda Kür Şad da ölür, fakat elinden kılıcını bırakmaz, atından düşmez. Kılıcı elinde olduğu halde atının boynuna doğru uzanır, öylece kalır. Nihal Atsız, Kür Şad’ın bu durumunu <strong><em>“Kür Şad ölmüş fakat yenilmemiştir.”</em></strong> diyerek değerlendirir. Urungu’nun babası Kür Şad işte böyle bir kahramandır. Kür Şad ve 40 arkadaşı ölmüşler fakat aslında yenilmemişler, koca Çin imparatorluğunu dize getirmişlerdir.</p>
<p style="text-align: justify;">Saray baskını Çinlileri çok korkutmuştu, çok iyi ok atan, iyi kılıç kullanan Kür Şad ve arkadaşları 500 civarında Çin çerisini öldürmüşler, bir o kadarını yaralamışlardı. Çinliler dehşet içinde kalmış gece sokağa çıkamaz olmuşlardı. Çareyi esir Göktürkleri Çin Seddi dışına çıkarmakta bulmuşlardır. Bu, Göktürkleri kalabalık Çin halk yığınları içinde erimekten kurtarmıştır. Hâlbuki Çinlilerin niyeti zaman içinde Göktürkleri Çinlileştirmekti. Bu nedenle dengesiz savaşta Kür Şad ve askerlerinin tamamı öldülerse de yenilen gerçekte Çin imparatorluğu olmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Kür Şad ve arkadaşları göremedi ama Çin Seddi dışına çıkan ve tarihlerin hiçbir döneminde devletsiz yaşayamayan Türkler, ihtilalden 40 yıl sonra İlteriş Kağan önderliğinde yeniden canlanmışlar, mukaddes Ötügen’de kurt başlı Göktürk bayrağını dalgalandırmışlardır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Kür Şad’ın </strong>hanımı Urungu’ya anlatmaya devam eder <em>“babanın <strong>kağan olmak hakkı iken </strong>kendi kağan olsun diye çalışmadı, <strong>ihtilali bunun için yapmadı</strong>, başka bir Göktürk tegini kağan olacaktı. Urungu, <strong>senin de baban gibi olmanı istiyorum</strong>. Kür Şad’ın oğlu olduğunu kimseye söylemeyeceksin. <strong>Göktürk Kağanlığı mutlaka kurulacaktır</strong>. Kağanlığın kurulması için <strong>sen de</strong> <strong>çalışacaksın</strong> ama Göktürk tegini olarak değil, karabudundan bir er olarak savaşacaksın şimdi bana bu sözlerimi tutacağına dair ant ver.”</em> der. Urungu bıçağını çıkarır <em>“gök girsin, kızıl çıksın”</em> der, Göktürk usulünce ant içer.</p>
<p style="text-align: justify;">Kür Şad’ın hanımının, oğlu Urungu’ya verdiği nasihat beni etkilemiştir. Nasihati kendime yapılmış kabul ettim. Bütün hayatım boyunca karşılık beklemeden millete hizmet etmeyi en büyük erdem gördüm. Meslekler değişiktir. Her kişi kendi mesleğinde aslında milletine hizmet eder. Şimdi emekliyim ama yine görevlerim olduğunu düşünüyorum, <strong>milletimiz bugün hain bir saldırı ile karşı karşıyadır, bu saldırıyı defetmek için hepimiz görevliyiz.</strong></p>
<p style="text-align: justify;">
<p><a href="https://millidusunce.com/kur-sad-ihtilali-gokturk-kagani-olmak-icin-yapmadi/">   KÜR ŞAD İHTİLALİ GÖKTÜRK KAĞANI OLMAK İÇİN YAPMADI</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/kur-sad-ihtilali-gokturk-kagani-olmak-icin-yapmadi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
