<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Cami arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/cami/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/cami/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Mon, 25 Mar 2024 18:13:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.2</generator>
	<item>
		<title>Büyük tehlike: Cami ve kışlada siyaset</title>
		<link>https://millidusunce.com/buyuk-tehlike-cami-ve-kislada-siyaset/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/buyuk-tehlike-cami-ve-kislada-siyaset/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakan Paksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Mar 2024 19:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Cami]]></category>
		<category><![CDATA[Cemaat]]></category>
		<category><![CDATA[Hakan Paksoy]]></category>
		<category><![CDATA[Kışla]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=46807&#038;preview=true&#038;preview_id=46807</guid>

					<description><![CDATA[<p>Birkaç yüzyıllık tarihimiz Türk Ordusu’nun ve dinin siyasette kullanılmasıyla neler yaşadığımızı yazar. Cumhuriyet ilanıyla birlikte ancak düzlüğe çıkılmıştır. Yapmak zor ama bozmak çok kolaydır. Eğer bu topraklarda sıkıntımız varsa daha dikkatli olmak vazgeçilmez mecburiyettir.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/buyuk-tehlike-cami-ve-kislada-siyaset/">Büyük tehlike: Cami ve kışlada siyaset</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbuyuk-tehlike-cami-ve-kislada-siyaset%2F&amp;linkname=B%C3%BCy%C3%BCk%20tehlike%3A%20Cami%20ve%20k%C4%B1%C5%9Flada%20siyaset" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbuyuk-tehlike-cami-ve-kislada-siyaset%2F&amp;linkname=B%C3%BCy%C3%BCk%20tehlike%3A%20Cami%20ve%20k%C4%B1%C5%9Flada%20siyaset" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbuyuk-tehlike-cami-ve-kislada-siyaset%2F&amp;linkname=B%C3%BCy%C3%BCk%20tehlike%3A%20Cami%20ve%20k%C4%B1%C5%9Flada%20siyaset" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbuyuk-tehlike-cami-ve-kislada-siyaset%2F&amp;linkname=B%C3%BCy%C3%BCk%20tehlike%3A%20Cami%20ve%20k%C4%B1%C5%9Flada%20siyaset" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbuyuk-tehlike-cami-ve-kislada-siyaset%2F&#038;title=B%C3%BCy%C3%BCk%20tehlike%3A%20Cami%20ve%20k%C4%B1%C5%9Flada%20siyaset" data-a2a-url="https://millidusunce.com/buyuk-tehlike-cami-ve-kislada-siyaset/" data-a2a-title="Büyük tehlike: Cami ve kışlada siyaset"></a></p><p><span style="font-weight: 400;">Cami ve kışla Türk kültürünün en önemli sembolleri. Buna okulu da ekleyebiliriz ancak bu yazıda ona girmeyeceğim. Elbette başka semboller de var. Ancak bu iki unsur milletin ve devletin hayatında en önemli sütunlar. Toplumun düzeni okulla beraber bu sütunlar üzerinde dengededir. Dolayısıyla üç sütundan birisindeki farklılaşma toplumun dengesini bozacak etkiye sahiptir. Eğitim de hayatın her alanında ve her anında zaten.</span></p>
<h2><b>Camilerdeki siyaset</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Bugün Türkiye’yi yönetenlerin camiye yükledikleri anlam çok farklı. Doğrudan toplumu istedikleri tarafa yönlendirme aracı gibi bakıyorlar. Hedeflenen “Menzil”in aracı hâline getirilen caminin de cemaati her geçen gün azalıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İnternette gezindiğimizde örnekler karşımıza çıkıyor. Mesela Suriye’de 34 Mehmetçiğimiz Rus füzesiyle şehit edildikten (27 Şubat 2020) bir hafta sonra Rusya’dan dönen Erdoğan, aynı gün, (6 Mart 2020 Cuma), Cuma namazı sonrasında, Çamlıca camisinin içinde, konuşmuştu. Konuşmasında Rusya ile yapılan ateşkesten bahsederek, “</span><i><span style="font-weight: 400;">Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. 3 Ayların içerisinde yaptığımız, yapılan tüm ibadetleri Rabbim kabul eylesin … En sonunda masaya oturduk ve dün gece yarısı itibariyle ateşkes ilanında anlaştık … Temennimiz odur ki </span></i><b><i>bu sürer ve böylece Müslümanın Müslümanla böyle bir savaşı yapması</i></b><i><span style="font-weight: 400;"> da bitmiş olur. Hepsinden öte tabii bu süreç içerisinde duaların kabulüyle bu neticeye vardık.</span></i><span style="font-weight: 400;">” demişti. (Suriye’deki savaşın Müslümanlar arasında olduğunu duymaya pek alışık değiliz, değil mi?)</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">O dönemin üzerinden çok zaman geçti, unutulmuş olabilir. Otuz dört şehit ve bir de üstüne Moskova’daki kapıda bekletilme görüntüleri infial yaratmıştı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Camide sadece siyaset üzre de konuşulmadı. Mesela 21 Ocak 2022 Cuma namazı sonrasında, mihrapta, “</span><i><span style="font-weight: 400;">Bütün bunların karşısında dimdik duracak olanlar sizlersiniz. Hz. Âdem efendimize kimsenin dili uzanamaz. O uzanan dilleri yeri geldiğinde koparmak bizim görevimizdir. Havva validemize kimsenin dili uzanamaz. Onlara da had bildirmek bizim görevimizdir.”</span></i><span style="font-weight: 400;"> sözleri duyuldu. Bu sözler çok ünlü bir sanatçının şarkı sözlerine ilişkindi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cami içindeki bu cümleler basın aracılığıyla kamuoyuna aktarıldı elbette. Söylenen yer cami, muhataplar Müslümanlar, söyleyen de toplumun sulh ve sükunundan sorumlu cumhurbaşkanıydı. Ama aynı zamanda AKP Genel Başkanıydı da.</span></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Seçimde Kaybettiklerimiz başlıklı yazım “Türk Milletinin birliğine en büyük tehdit de Sultanahmet Camisinin avlusunda yapılan mitingle, seçim gecesi Cumhurbaşkanlığı’nın bahçesinde yapılan konuşma oldu. İkisinde de rakip adayın nezdinde Türk Milletinin diğer yarısı yuhalatıldı. </span></i><b><i>Birincisinde dinimizi kaybettik, ikincisinde devletimizi.” </i></b><span style="font-weight: 400;">sözleriyle bitiyordu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ama camideki ideolojik ve siyasi faaliyetler hiç hızını kesmeden devam ediyor.</span></p>
<h2><b>Memur eğitimindeki ideoloji</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Eğitim çok önemli. Aynı zamanda kutsal da. Çünkü insana hizmet ediliyor. Bilgili, donanımlı insan yetiştirilmesini anlatıyor. Türk çocuklarının özgür, düşünen ve aklını kullanabilen, ahlâklı bireyler olarak hayata hazırlanmasında hayati bir konumda bulunuyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eğitim hayat boyunca yenilenerek devam etmeli. İnsan her aşamada kendini eğitmeli. Devlet de çalışanlarını gelişmelere göre eğitmeli. Ama, devlette, işin içine ideolojik hedef ve yaklaşımlar girince eğitimdeki bu masumiyet yerini ayrışmalara bırakıyor. Bunun örneği Diyanet İşleri’nde görülüyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Diyanet’te, çalışanlarının eğitimi için bir Diyanet Akademisi kuruldu. Güzel elbette. Ancak bu sene ilk olan mezuniyet törenindeki konuşma eğitimin hedefindeki ideolojiyi ortaya koyuyor. Tabi, bu hedef aynı zamanda devletin görevlilerine talimatı gibi. Çünkü konuşma Cumhurbaşkanı tarafından ve Cumhurbaşkanlığı konferans salonunda yapılıyor. Yani konuşan devletin en üst temsilcisi, dinleyenler devletin memurları.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Konuşmada birkaç düğüm var. Birisi, </span><i><span style="font-weight: 400;">“vatandaşlara </span></i><b><i>sahih İslam anlayışı</i></b><i><span style="font-weight: 400;">nı ve ehlisünneti anlatma … mücadelesinde yanınızda olacağım”</span></i><span style="font-weight: 400;">daki “Sahih İslam” kavramında. Yani </span><i><span style="font-weight: 400;">“Benim inandığım sahih İslam’dır.” </span></i><span style="font-weight: 400;">anlayışında.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu anlayışa göre, </span><i><span style="font-weight: 400;">“</span></i><b><i>İslam&#8217;ın hayata dair kurallarının bütününü temsil eden şeriata düşmanlık</i></b><i><span style="font-weight: 400;">”</span></i><span style="font-weight: 400;"> edilmektedir. Bu da </span><i><span style="font-weight: 400;">“esasında dininin bizatihi kendisine husumettir.”</span></i><span style="font-weight: 400;"> Ancak hemen arkasından da “İnanıp inanmamak, yaşayıp yaşamamak elbette bir tercih meselesidir </span><b>ama dinin emirlerine dil uzatmak başka bir konudur</b><span style="font-weight: 400;">.” cümlesi geliyor. (Tırnak içindeki ifadeler de Erdoğan’ın konuşmasından.)</span></p>
<p><b>Şeriat İslam’ın değil Müslümanların koyduğu kuralların bütünüdür.</b><span style="font-weight: 400;"> Dolayısıyla bunu söylemek</span><i><span style="font-weight: 400;">, dinin emirlerine dil uzatmak</span></i><span style="font-weight: 400;"> ya da </span><i><span style="font-weight: 400;">dine husumet</span></i><span style="font-weight: 400;"> olabilir mi? Müslümanların yaşadığı ülkelerde kurallar değişiklik arz etmektedir. O halde din mi değişmektedir?</span></p>
<h2><b>Türk kimliği ve din</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir başka düğüm de </span><span style="font-weight: 400;">Konuşmadaki, </span><i><span style="font-weight: 400;">&#8216;İslamsız Türklük&#8217; tanımını getirmek isteyenler</span></i><span style="font-weight: 400;"> vurgusunda. Müslüman olmayan Türk olamaz anlayışı hâkim. Hatta “</span><i><span style="font-weight: 400;">bu topraklarla hiçbir illiyeti”</span></i><span style="font-weight: 400;"> yoktur diyerek net bir duvar da örülüyor. Şimdi, bir TC vatandaşı, “Ben Tanrı’ya inanmıyorum” dese ve bunu yüksek sesle dile getirse Türklükten ve vatandaşlıktan çıkmak için yeterli olabilecek bir suç mu işlemiş olacak?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Konuşmada Türklük için başka bir şart daha ifade ediliyor.  “</span><i><span style="font-weight: 400;">İslam&#8217;ın gaza ruhunu taşımayan bir Türklük tanımı ve projesi, aslında Türk milletini müzeye kaldırma, folklorik bir öge hâline getirme teşebbüsleridir.” </span></i><span style="font-weight: 400;">cümleleri var. Gaza,</span><span style="font-weight: 400;"> “</span><i><span style="font-weight: 400;">İslam dinini korumak veya yaymak amacıyla Müslüman olmayanlara karşı yapılan kutsal savaş </span></i><span style="font-weight: 400;">(TDK sözlük)” anlamına geliyor. Şimdi diyanetin memurları, Türklerin yaşadığı ülkede, yurt sathında gazaya mı çıktılar?</span></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">&#8220;Ülkemizde özellikle tek parti dönemiyle başlayan, daha sonra vesayet dönemlerinde artan kimliksizleştirme politikaları, bu toprakların nasıl vatan kılındığını bilmeyen, milletimizi millet yapan hasletlere bigâne olan, Türkiye&#8217;ye dair hiçbir tasavvuru, hiçbir hayali, hiçbir endişesi olmayan zihni ve kalbi sömürgeleştirilmiş bir güruh ortaya çıkarmıştır</span></i><span style="font-weight: 400;">” cümlelerindeki kimliksizleştirme iddiası Cumhuriyetin kuruluşundaki Türk kimliğini hedef almaktadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cumhurbaşkanı, </span><b>Diyanet memurlarından</b> <i><span style="font-weight: 400;">İslam&#8217;ın hakikatlerinin egemen olmasının ancak din görevlilerinin gayretleriyle gerçekleşeceğini belirtiyor.  </span></i><span style="font-weight: 400;">&#8220;Irkçılık, </span><b>asabiye</b><span style="font-weight: 400;">, mezhepçilik, tefrika, cehalet gibi sosyal marazları ortadan kaldırma ancak sizlerin emekleriyle mümkün olacaktır.” diyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Buradaki asabiye milliyetçilik yerine kullanılıyor. Diyanet’in İslam Ansiklopedisi asabiyeti, </span><i><span style="font-weight: 400;">“Topluluğun bütün fertlerini birbirine bağlayan ve herhangi bir dış tehlikeye karşı koymak veya saldırıda bulunmak söz konusu olduğunda bütün topluluk üyelerinin harekete geçmesini sağlayan birlik ve dayanışma ruhu” </span></i><span style="font-weight: 400;">diye tanımlıyor. Anlaşılan ittifak ortaklığı hassasiyeti milliyetçilik demeye engel oluyor ama eşanlamlısını kullanılmasında bir beis görülmüyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Anayasamız, 136’ıncı maddesinde çerçeveyi, “</span><i><span style="font-weight: 400;">Genel idare içinde yer alan Diyanet İşleri Başkanlığı, lâiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasî görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek, özel kanununda gösterilen görevleri yerine getirir.”</span></i><span style="font-weight: 400;"> şeklinde çizmiştir.</span></p>
<h2><b>Kışladaki iftar</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Cumhurbaşkanı 18 Mart akşamı Ankara’da, 4. Kolordu’da askerlerimizle iftar yaptı.  Burada yaptığı konuşmada önemli sözler söyledi. Ordu’muzun bir biriminde söylenmiş olması da sözlerin ağırlığını artırdı. Cumhurbaşkanı, </span><i><span style="font-weight: 400;">“Güçlü bir orduya sahip olmak bizim için tercihten öte bir mecburiyettir.”</span></i><span style="font-weight: 400;"> dedi. Çok doğru, ancak…</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tayin ve terfi yöntemi değişti. Daha önce belli dönemlerde yapılan tayin ve terfi yöntemi terk edildi. Artık cumhurbaşkanını uygun gördüğü zamanlarda yaptığı atama ya da görevden almalar devreye girdi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Seçimlerde adayların seçim çalışmalarına katılan askerlerin fotoğrafları basında yer almaya başladı. Hepsi de sıradan bir hâle geldi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunların yanında Cumhurbaşkanı Erdoğan yaptığı konuşmada, </span><i><span style="font-weight: 400;">“Millet olarak ilayı kelimetullah davamızı yücelttiğimiz sürece, bizi bu topraklardan kazıma planları hiçbir zaman son bulmayacak.”</span></i><span style="font-weight: 400;"> dedi. İlayı kelimetullah İslam Ansiklopedisi’nde, “</span><i><span style="font-weight: 400;">İslâm dinini yayma ve Müslümanları dinî görevlerini yerine getirmeye çağırma” </span></i><span style="font-weight: 400;">diye tanımlanıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türk Milleti’nin böyle bir davası yoktur. Dolayısıyla Ordu’suna da böyle bir görev de verilmemiştir. Böyle bir davanın varlığının devletin en üst makamından dile getirilmesi de, “</span><i><span style="font-weight: 400;">bizi bu topraklardan kazıma planları”nın </span></i><span style="font-weight: 400;">hep yapılmasını ve devamlı yürürlükte kalmasına hizmet edecektir. Tedbirin alınması farklı, bunun dünyaya ilan edilmesi farklıdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu sofrada </span><i><span style="font-weight: 400;">20 – 30 yıl önce</span></i> <i><span style="font-weight: 400;">toplu iğne üretemiyorduk ama şimdi… </span></i><span style="font-weight: 400;">ifadeleriyle</span> <span style="font-weight: 400;">dün ile bugünün karşılaştırması da yapılmıştır. </span><i><span style="font-weight: 400;">Hiç kimse bize tabanca vermezken şimdi ürettiğimiz silahlar için sıraya giriyorlar</span></i><span style="font-weight: 400;"> denmiştir. Karşılaştırmanın kışlada olması konuşmanın rengini değiştirmektedir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bilinmelidir ki, birkaç yüzyıllık tarihimiz Türk Ordusu’nun ve dinin siyasette kullanılmasıyla neler yaşadığımızı yazar. Cumhuriyet ilanıyla birlikte ancak düzlüğe çıkılmıştır. Yapmak zor ama bozmak çok kolaydır. Eğer bu topraklarda sıkıntımız varsa daha dikkatli olmak vazgeçilmez mecburiyettir.</span></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/buyuk-tehlike-cami-ve-kislada-siyaset/">Büyük tehlike: Cami ve kışlada siyaset</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/buyuk-tehlike-cami-ve-kislada-siyaset/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
