<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>davutoğlu arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/davutoglu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/davutoglu/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Wed, 05 Jul 2023 21:34:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.2</generator>
	<item>
		<title>Kıbrıs davamız hakkında önemli iddialar</title>
		<link>https://millidusunce.com/kibris-davamiz-hakkinda-onemli-iddialar/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/kibris-davamiz-hakkinda-onemli-iddialar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MDM]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Jul 2023 21:32:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim dünyamız]]></category>
		<category><![CDATA[Akıncı]]></category>
		<category><![CDATA[Biden]]></category>
		<category><![CDATA[davutoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Eroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[Rum]]></category>
		<category><![CDATA[yunanistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=44212</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gazeteci, yazar ve tarihçi, bir zamanlar KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş'ın danışmanlığını da yapmış olan Sabahattin İsmail şahsî Twitter hesabından dikkat çekici bir metin yayımladı.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kibris-davamiz-hakkinda-onemli-iddialar/">Kıbrıs davamız hakkında önemli iddialar</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkibris-davamiz-hakkinda-onemli-iddialar%2F&amp;linkname=K%C4%B1br%C4%B1s%20davam%C4%B1z%20hakk%C4%B1nda%20%C3%B6nemli%20iddialar" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkibris-davamiz-hakkinda-onemli-iddialar%2F&amp;linkname=K%C4%B1br%C4%B1s%20davam%C4%B1z%20hakk%C4%B1nda%20%C3%B6nemli%20iddialar" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkibris-davamiz-hakkinda-onemli-iddialar%2F&amp;linkname=K%C4%B1br%C4%B1s%20davam%C4%B1z%20hakk%C4%B1nda%20%C3%B6nemli%20iddialar" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkibris-davamiz-hakkinda-onemli-iddialar%2F&amp;linkname=K%C4%B1br%C4%B1s%20davam%C4%B1z%20hakk%C4%B1nda%20%C3%B6nemli%20iddialar" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkibris-davamiz-hakkinda-onemli-iddialar%2F&#038;title=K%C4%B1br%C4%B1s%20davam%C4%B1z%20hakk%C4%B1nda%20%C3%B6nemli%20iddialar" data-a2a-url="https://millidusunce.com/kibris-davamiz-hakkinda-onemli-iddialar/" data-a2a-title="Kıbrıs davamız hakkında önemli iddialar"></a></p><p>Gazeteci, yazar ve tarihçi, bir zamanlar KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş&#8217;ın danışmanlığını da yapmış olan Sabahattin İsmail şahsî Twitter hesabından dikkat çekici bir metin yayımladı. Yazılanlar, nühim bir iddiayı içerdiğinden alıntılıyoruz:</p>
<h3>Druşotis’in Sinirlioğlu hakkındaki iddiaları</h3>
<p>Makarios Druşotis, Güney Kıbrıs’ın en iyi araştırmacılarından biridir. Son kitabı “Crans Montana”nın Türkçe çevirisi, Kasım 2022’de, Galeri Kültür Yayınları tarafından yayımlandı. 368 sayfalık kitapta, birinci el kaynaklara dayanarak, Crans Montana’da çözümünün nasıl, neden ve kimler tarafından engellendiğini belgeliyor. Kitabın 93. sayfasında şok edici bilgiler var.</p>
<p>Rum müzakereci Mavroyannis ve müzakere heyeti üyesi Polis Poliviu 27 Şubat 2014’de Ankara’ya bir ziyaret yaparak Dışişleri Bakanlığı müsteşarı Feridun Sinirlioğlu ile görüşmüştü. Mavroyannis, adaya döndükten sonra, 13 Mart 2014’te Rum Ulusal Konseyi toplantısına katılarak bilgi verdi. Ayrıca bir bilgi notu hazırlayarak Anastasiadis’e sundu. Bu bilgi notu sonraki yıllarda, Anastasiadis’in talimatı ile kitabın yazarı Makarios Druşotis’e de verildi. Druşotis, 13 Mart 2014 tarihli Rum Ulusal Konseyi tutanaklarından ve Anastasiadis’e verilen bilgi notundan Mavroyannis’in anlattıklarını şöyle aktarıyor:</p>
<p>“&#8230;. 13 Mart’ta Mavroyannis, Ulusal Konsey’e Ankara ziyareti ve Sinirlioğlu ile yaptığı görüşme hakkında bilgi verdi&#8230;.. Mavroyannis, muhatabının&#8230;.. kendilerini zorda bırakacak terminolojiyi kullanmamak adına, çok dikkatli davrandığını dile getirdi. Anastasiadis’ten <strong>Cumhurbaşkanı</strong> olarak söz ederken, Eroğlu’ndan bahsettiğinde, <strong>Kıbrıslı Türk Lider</strong> dediğini belirtti. Esas olarak Sinirlioğlu, Türk Dışişleri Bakanlığında iki düşünce olduğunu, bunlardan birinin <strong>ordudan etkilenen, sert çizgide duran derin devlet ekolü</strong>, ötekininse, kendisinin de içerisinde bulunduğu <strong>&#8220;Kıbrıs sorununu Türkiye&#8217;ye bir ağırlık olarak gören ve bundan kurtulmak isteyen&#8221; </strong>ekolü olduğunu açıkladığını söyledi. Mavroyannis, Sinirlioğlu’nun açıkladığı görüşleri şöyle özetlemişti: “Mevcut durumun sürdürülebilir olmadığını netleştirdi. Bizi birleştiren şeylerin ve kültürel özelliklerin çok olduğunu, ayıran unsurların ise az olduğunu sürekli vurguladı. Kıbrıs Türk topluluğunun Türkiye&#8217;ye göre Kıbrıs Grek topluluğuna çok yakın olduğunu ve Kıbrıslı Türklerle Türkiye arasındaki farklılıkların daha fazla olduğunu ısrarla ortaya koydu.</p>
<p>Mavroyannis Sinirlioğlu’yla yaptığı özel sohbete de değindi. Sinirlioğlu içte farklılıklar olduğunu kabul etti. &#8220;Fakat Türkiye&#8217;nin bugünkü jeopolitik yaklaşımında Kıbrıs sorununun ebedileşmesine yer olmadığını&#8230;&#8221; söyledi.</p>
<p>Makarios Druşotis&#8217;in aktardığı Sinirlioğlu’nun bu sözleri, (eğer doğru ise) büyük bir skandaldır. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı müsteşarının, gayrı meşru, işgalci, savaş suçlusu, soykırımcı, gaspçı cüce Rum devletinin bir memuru karşısında sergilediği tavır ve söylediği sözler çok hatalıdır. TC Dışişleri müsteşarının kapalı kapılar ardında, Rum müzakereciye konuşurken, gayrı meşru Rum yönetimi Başkanından “Cumhurbaşkanı”, KKTC Cumhurbaşkanından “Toplum lideri” olarak söz etmesi inanılır gibi değildir. Dilerim Sn. Sinirlioğlu gayrı meşru cüce Rum devletinin bir memuru karşısında böyle bir boşboğazlık yapmamıştır. Dışişleri Bakanlığında “katı derin devlet ekolü” ile “Kıbrıs’ı Türkiye’nin sırtında yük olarak görüp bu yükten kurtulmak isteyenlerin ekolü olduğunu” iddia etmek kendisinin de bu ikinci ekol içinde olduğunu söylemek bir Türk diplomatının sözleri olamaz. İddialar içinde en ağırıma giden şey ise Sinirlioğlu’nun &#8220;Kıbrıs Türklerinin, Türkiye Türklerine göre, Kıbrıs, Rumlarına daha yakın olduğunu ve Türkiye Türklerinden çok farklı olduğumuzu ” söylediğinin ileri sürülmesidir. Oysa biz aynı kökten, aynı milletten, aynı dilden, aynı topraklardan, aynı milli tarihten gelen gerçek kardeşleriz. Bu nasıl bir nifaktır, nasıl bir iştir. Bu safsata aslında, ABD ve Rum-Yunan kara propaganda merkezlerinin uydurduğu bir psikolojik savaş sloganıdır Bu saçmalığı ilk kez bana, Annan Planı referandumu öncesinde, hayır kampanyası yürüttüğümüz Volkan gazetesine gelen ABD Büyükelçiliği Türk işleri masası yetkilisi söylemişti Köyleri gezerek evet kampanyası yapan ABD Büyükelçisi ve ABD Kıbrıs Özel Temsilcisi Weston aleyhine “YANKEE GO HOME” manşeti atmıştık. Bu manşet üzerine gazetemize gelen ABD’li diplomat, &#8220;DNA araştırması yaptık. Kıbrıs Türklerinin, Türkiye Türklerine göre, Rumlarla daha çok benzeştiğini gördük.” deyince, ona ağzının payını verip kapıyı göstermiştik. Aynı safsatayı Sinirlioğlu’nun da söylemesi,onun olası bağlantılarını da ortaya çıkarmıştır Druşotis&#8217;in kitabında Mavroyannis’in ağzından, Sinirlioğlu’na atfettiği sözleri doğru bulmak mümkün değildir. Ancak şu da bir gerçek ki, Sinirlioğlu, gerek 11 Şubat 2014 Eroğlu-Anastasiadis ortak açıklama metninin kabul edilmesinde, gerekse Crans-Montana sürecinde akıl almaz tavizlerin verilmesinde belirleyici rol oynamıştır. Hatta, ortak açıklamayı kabul etmemekte direnen Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ve müzakereci Osman Ertuğ’a baskı yapmak için,dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile KKTC’ye gelmiş ve Amerikalılarla Rum yönetiminin birlikte hazırladığı metni kabul etmeleri için onlarla sert tartışmalar yapmıştı Rivayete göre, Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ile bir görüşmesinde, cep telefonundan ABD Büyükelçisini de aramış ve telefonu Eroğlu’na uzatarak, “Bak konuş, Amerikalılar belgenin kabulünde çok ısrarlı.&#8221; demişti. Neticede Davutoğlu ve Sinirlioğlu’nun baskıları sonucu belge kabul edilince, müzakereci Osman Ertuğ da tepki olarak görevinden istifa etmişti. O dönem ABD Başkan yardımcısı olan şimdiki başkan Biden de belgenin kabulünün ardından Mayıs 2014’de Güneye gelerek Anastasiadis’e destek vermiş, sonra ilk kez, kuzeye geçerek Cumhurbaşkanı Eroğlu ile Cumhurbaşkanlığı çalışma ofisinde görüşmüştü. Türkiye Dışişleri Bakanlığı, son 75 yılda, millî Kıbrıs davamızı sıfırdan alıp bugünlere taşıyan çok değerli diplomatlara sahip olmuştur. Onların adları tarihe ve gönüllerimize altın harflerle kazınmıştır. Hepsini saygı ile, minnetle, şükranla anıyorum. Umarım bu şerefli Bakanlığın bir üyesi olan Sinirlioğlu,bir an önce detaylı bir açıklama ile Duruşotis’in Rum Ulusal Konseyi tutanaklarında ve Mavroyannis’in bilgi notunda yer alan bu iddiaları yalanlar.</p>
<p>Sabahattin İsmail&#8217;in yayımladığı tweetlere ulaşmak için <a href="https://twitter.com/sabahatinismail/status/1676586290425257986" target="_blank" rel="noopener">tıklayınız.</a></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kibris-davamiz-hakkinda-onemli-iddialar/">Kıbrıs davamız hakkında önemli iddialar</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/kibris-davamiz-hakkinda-onemli-iddialar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title> “Susarsam sen mâtem et!”</title>
		<link>https://millidusunce.com/susarsam-sen-matem-et/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/susarsam-sen-matem-et/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Jan 2023 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[6lı masa]]></category>
		<category><![CDATA[AKP]]></category>
		<category><![CDATA[babacan]]></category>
		<category><![CDATA[baykar]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[cumhur ittifakı]]></category>
		<category><![CDATA[davutoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Egemenlik]]></category>
		<category><![CDATA[HDP]]></category>
		<category><![CDATA[iha]]></category>
		<category><![CDATA[MHP]]></category>
		<category><![CDATA[millet ittifakı]]></category>
		<category><![CDATA[seçim]]></category>
		<category><![CDATA[siha]]></category>
		<category><![CDATA[yağmur tunalı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=42369&#038;preview=true&#038;preview_id=42369</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günlerce, aylarca, yıllarca, "Türkiye bir mozaiktir.. 36 etnik grup var.." diyenlere iyi bakmak lazımdır. Kimlik krizi yaratmaya çalışan ve bozgun havası goygoyuna giren onlardır. Ayrıştıran onlardır. Bölenler onlardır.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/susarsam-sen-matem-et/"> “Susarsam sen mâtem et!”</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsusarsam-sen-matem-et%2F&amp;linkname=%C2%A0%E2%80%9CSusarsam%20sen%20m%C3%A2tem%20et%21%E2%80%9D" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsusarsam-sen-matem-et%2F&amp;linkname=%C2%A0%E2%80%9CSusarsam%20sen%20m%C3%A2tem%20et%21%E2%80%9D" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsusarsam-sen-matem-et%2F&amp;linkname=%C2%A0%E2%80%9CSusarsam%20sen%20m%C3%A2tem%20et%21%E2%80%9D" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsusarsam-sen-matem-et%2F&amp;linkname=%C2%A0%E2%80%9CSusarsam%20sen%20m%C3%A2tem%20et%21%E2%80%9D" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsusarsam-sen-matem-et%2F&#038;title=%C2%A0%E2%80%9CSusarsam%20sen%20m%C3%A2tem%20et%21%E2%80%9D" data-a2a-url="https://millidusunce.com/susarsam-sen-matem-et/" data-a2a-title=" “Susarsam sen mâtem et!”"></a></p><p>Türk egemenliğine sistemli hücumun şifreleri halinde bir propaganda bombardımanı yürütülüyor. Onlar harıl harıl çalışırken biz seyrediyoruz. Açılım günlerinde devamlı konuşulan Anayasa’dan Türk ismini çıkarma ve egemenliği paylaşma-paylaştırma, Türkiye’yi parçalara bölme girişimi yeniden hortlatılıyor. Güya HDP tartışılırken, konuyu doğrudan doğruya buraya çeken malum eski-yeni tüfekler ekranları doldurdu. Çok yönlü hücumdalar. <em>Türk Edebiyatı</em> demeyelim, <em>Türkçe Edebiyat</em> diyelim diyenler de o fasıldan yine meydan aldılar. Kasıtları açıktır. Türkiye için <em>beka meselesi</em> arıyorsanız öncelikle bu egemenlik paylaşımı hareketidir.</p>
<h2><strong>Beyin yıkama</strong></h2>
<p>Biraz genişten alarak buraya gelmek resmi daha iyi görmeye yardım edebilir. Sistematik bir algı hareketi, yeniden, planlı-programlı bir iletişim stratejisine bağlı olarak uygulanıyor. <em>Algı yönetimi</em> demek yetmeyecek durumlar yaşıyoruz. Eskiden totaliter ideolojilerin <em>beyin yıkama usulleri</em>nden bahsedilirdi. İşte o, yeni zamanların iletişim araçlarıyla dört taraftan değil, eskilerin dediği gibi şeş cihetten (altı taraftan) yapılıyor. Bu o kadar ileri götürülüyor ki, her gün devam ettirilen suçlamalara karşılık verilmeye verilmeye o yalanlar doğru gibi algılanıyor. Bu sürecin sonunda bazı dokunulmazlık alanları oluşuyor. Zihinler kıskıvrak bağlanıyor.</p>
<p>Dinden hareketle günlük hayatımızla ilişkilendirildiği halde yasak ilan edilen alanları ve uydurmalar hakkında konuşamayışımızı bu sütunlarda haftalarca yazdım. Din bir paravan ve maksat başka. Oradan kurulan tuzaklarla iş ve siyaset alanlarında tabularla yol alır hale geliyoruz. Eleştirilmeye eleştirilmeye öyle bir yere geliniyor ki birisi ne yapsa sorgul(a)namıyor. Yakınları ve işaret ettiği herkes ve her durum için de derece derece bu dokunulmazlık zırhı geçerli hale geliyor. Ona ve adamlarına dokunulamıyor. Hep söylüyoruz, kanunlar kurallar varsa bunlar olacak işler değil. Kamuoyunda, medyada da bunların doğruluğu- yanlışlığı sağlıklı konuşulamıyor, tartışılamıyor. Yakın zamana kadar “<em>Dokunma yanarsın!”</em> deniyordu; şimdi onu da aşan bir kilit var. Düşünceyi boğan, beterin beteri bir oto sansürle birleşerek el kol bağlayan da o.</p>
<p>Nemelazımcılıkla geldiğimiz yer dehşettir. Bunu göreceğiz. Vazgeçilmez bir aydın görevini hatırlatıyorum. Günlük siyasetin dar sokaklarına girmeden siyasetten bahsediyorum. Siyaset kültürü ve hayatımıza yansımaları üzerinde değerlendirmelerde bulunmak, doğrudan doğruya ilim- kültür-sanat adamlarının işidir. Onlar konuşmazsa kantarın topuzu kaçar. Nitekim kaçmıştır. Hep beraber yaşadıklarımıza farklı yerlerden bakan, farklı düşünenlerin sesi çıkmazsa fenadır. <em>Mehmed Emin </em>Bey’in , “<em>Şairleri haykırmayan bir millet/Sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir</em>” dediği bu suskunluktur. Kültür adamları için(kültür insanları denmesine alışmayacağım) görüneni göstermek, çektikleri zihin ve gönül sancılarının kaçınılmaz sonucudur. Ancak meselesi olanların, memleket derdiyle içi yananların anlayacağı bir durumdur. Biz, şu parti bu parti, o grup bu grup demeden o sancıyla denecekleri deriz.</p>
<h2><strong>Konuşulmuyor</strong></h2>
<p>Diyeceğim o ki, zincirleme yanlış(lık)ların bizi getirdiği yer bu kadar açıkken konuşulamıyor. Cuma günü<em> İsmail Küçükkaya</em>’nın programında <em>Aytun Çıray</em> vardı. Siyasetçi ve bürokrat sıfatlarıyla düzgün bir insan bilinir. Uzaktan benim de böyle gördüğüm bir devlet adamıdır. Ekranda görünce dinlemek istedim. Dediğim algıyı aşan peşin kabulün bir örneğine <em>İsmail Küçükkaya</em> gibi objektifliği ağır basan bir gazeteci bile kapılmış göründü. <em>“Ali Babacan’ın Baykar’ı eleştirmesine ben karşıyım. O bizim millî övüncümüzdür.”</em> mealinde sözler etti. İyi ki <em>Aytun Bey</em> doğru yerden girdi: <em>”Babacan, imkânların bir yere akıtılmasını-aktarılmasını ve rekabetin engellenmesini kastetti”</em> dedi.</p>
<p>Evet, konuşulacak mesele bu çoğu yanlış, kurulmuş senaryolara bağlı propagandalarla gelen peşin kabullerdir ve yıkıcı etkisi kesindir. 1985 yılında Savunma Sanayii Başkanlığını kuran ve sekiz yıl yöneten <em>Vahit Erdem</em> Bey’in hatıra kitabını yayına hazırladığım ve dostum <em>Turgay Bostan</em>’ın yaptığı altı bölümlük Türk Havacılığının Yüzüncü Yılı belgeselinin metinlerini yazdığım için biliyorum: Türkiye’de <em>Baykar</em>’dan önce onlarca firma vardı. <em>Baykar</em> yirmi yıl önce küçük bir atölye halindeydi, sermayesi de yoktu, imkânları da. Sonra nasıl ilerlediği açıktır, konuşulur. <em>Vahit Bey</em>’in hatıratında da var.</p>
<p>1930’lara, uçak yapıp sattığımız yıllara kadar gitmiyorum, devletin savunma sanayiinde neredeyse altmış yılı aşan bir yeni zamanlar tecrübesi var. Onlarca devlet ve özel firmamız var. <em>İha</em> ve <em>Siha</em>ları ilk yapan ve en yüksek seviyeyi temsil eden <em>Tusaş</em> gibi, teknolojik destek veren <em>Aselsan, Havelsan, Roketsan</em> gibi devlet firmalarımız lokomotif kurum ve kuruluşlardır. Bu firmalar yirmi yıl önce de, kırk yıl önce de büyüktü. Bunları anmadan, varsa yoksa <em>Baykar </em>derseniz kaç türlü problemi ateşlersiniz. Arkasından savunma sanayiinde <em>“Yüzde yetmiş kendimize yetiyoruz” </em>balonunu uçurursanız memlekete iyilik etmezsiniz. Özürle söylüyorum, yalan yanlış işleri göklere çıkararak daha nereye kadar batacağız?</p>
<h2><strong>Bir başka beyin yıkama</strong></h2>
<p>Alt kimlikler elbette önemlidir. İnkârını geçtik, küçümsenmesi bile düşünülemez. Etnik aidiyetler de, meslekî ve kadın-erkek olmak gibi cinsî mensubiyetler de böyledir. Övünülür, el üstünde tutulur. Fakat hiçbiri hepimiz için üst kimlikle bir tutulmaz. Hiçbiri ortak kimliğin eşiti değildir. Üst kimliğin ortağı yoktur. Toplumun harcıdır, tutkalıdır. Oraya hücum ancak dışardan gelir. Evet, zayıf noktanıza vururlar.</p>
<p>Bu topraklarda yaşayan herkes, vatandaş ise <em>Türk</em>tür. Fransa&#8217;da her vatandaşın <em>Fransız</em>, Almanya&#8217;da <em>Alman</em>, İtalya&#8217;da <em>İtalyan</em> olduğu gibi. Hatta 50 devletli Amerika&#8217;da <em>Amerikan</em> olduğu gibi. Kimlik şüphesi ve zaafı yaratırsanız toplumu bir arada tutmak zorlaşır. Hücum, kalp mesabesindeki Türk kimliğinedir. Kim ki alt kimlikler üzerinden konuşuyor ve onu üst kimlikle yarıştırıyor, çatıştırıyor, gafilse uyandırılmalıdır. Uyanmıyorsa Türkiye&#8217;nin hayrına çalışan biri olmadığına kesinlikle hükmedebilirsiniz. Kim ki yerli yersiz , &#8220;<em>Bu ülkede şunlar.. şunlar yaşıyor&#8230;&#8221;</em> diyorsa ya cahildir, ya gafildir, ya da bilerek-bilmeyerek düşmana çalışan bir köstebek veya yancısıdır.</p>
<p>Günlerce, aylarca, yıllarca,<em> &#8220;Türkiye bir mozaiktir.. 36 etnik grup var..&#8221;</em> diyenlere iyi bakmak lazımdır. Kimlik krizi yaratmaya çalışan ve bozgun havası goygoyuna giren onlardır. Ayrıştıran onlardır. Bölenler onlardır. Asla Türkiye&#8217;ye çalışmıyorlar. Ünvanları ne olursa olsun, Türk&#8217;ten ve Türkiye&#8217;den yana değillerdir. İsterlerse milliyetçiyiz desinler. Türkiye bu bölücülüğü bir an önce bitirmelidir. Bütün partilerden ilk bekleyeceğimiz budur. Özellikle HDP ve PKK&#8217;dan dolayı girişilen bölücülük dili herkesi sardığı için bunları tekrar hatırlatma ihtiyacı duyuyorum.</p>
<h2><strong> </strong><strong>“Seçmen” ortak sıfat</strong></h2>
<p>HDP&#8217;yi eleştirecek veya savunacaklar bir parti hakkında konuştuklarını bilecekler. Etnik köken vurgusu üzerinden konuşmak ayrışmayı ve ayrıştırmayı pekiştirir. Maksadı bu olanlar ısrarla etnik dil kullanıyorlar; onlara cevap verdiğini zannedenler de aynı kavramlarla konuşarak o maksada hizmet ediyorlar. Yıllardır yaşadığımız budur.</p>
<p>Kavramları doğru ve yerli yerinde kullanmak lazımdır. Kim, HDP diyecek olsa o bölücü dille konuşuyor. Bazı kanalları açıyorum, <em>Kürt seçmen</em> diyerek başlıyor ve öyle bitiriyorlar. Dikkat edin, başkaları seçmen, birileri <em>Kürt seçmen. Kürt seçmen</em> karşı, <em>Kürt seçmen </em>ona oy vermez, <em>Kürt seçmen</em> kabul etmez. O dedikleri kimlerse…  “<em>Peki diğerleri ne seçmeni?”</em>  deseler, o soru bu sözü ettirmez. Çünkü o parçalama dilinin seçim ve seçmen çeşitliliğinde tutmayacağını biliyorlar. Bu kadar titiz bir piar çalışması yapıldığını bilecek insanlarımız da neden susuyorlar, bilmiyorum.</p>
<p>Diyeceğimiz şudur: Seçmen seçmendir. <em>Şu seçmen bu seçmen</em> diyerek bir yere projektör tutmak ve onlara bir yol çizmek isteyenler hep oldu. Bu “<em>Kürt seçmen..”</em> dili yenidir ve bir aşamayı ifade eder. Adım adım gidilen bir yol haritasının gereğidir. Dostça değildir. Komployu sevmem ama komploya benzer bir doğruyu söyleyeceğim: Bu yapılanlar, bizim verdiğimiz fırsatlarla büyüyen yabanın işidir. Kimseyi hedef almadan, şahsiyata dökmeden, doğrudan bu dilin yanlışlığını yüksek sesle konuşmak lazımdır.</p>
<p>Partiler çeşit çeşittir. Seçmen meyli de öyledir. Seçmenin partisi olur; şu veya bu partinin seçmeni olur. <em>Kürt seçmen, Roman seçmen olmaz.</em> Seçmene <em>seçmen </em>denir. Bu bölücü dile normal memleketlerde müsaade edilmez. Mesela Fransa’da, “<em>Ben Fransız değilim</em>” deyin,  “<em>Arap seçmen</em>”, “<em>Ermeni seçmen</em>”, <em>“Türk seçmen”</em> diyerek propaganda yapın da başınıza neler geliyor, görün!</p>
<p>Spot:</p>
<p>Seçmenin partisi olur; şu veya bu partinin seçmeni olur. <em>Kürt seçmen, Roman seçmen olmaz.</em> Seçmene <em>seçmen </em>denir. Bu bölücü dile normal memleketlerde müsaade edilmez.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/susarsam-sen-matem-et/"> “Susarsam sen mâtem et!”</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/susarsam-sen-matem-et/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İttifak cebri ve anayasa değişikliği tekliflerim</title>
		<link>https://millidusunce.com/ittifak-cebri-ve-anayasa-degisikligi-tekliflerim/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/ittifak-cebri-ve-anayasa-degisikligi-tekliflerim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Jan 2023 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[ali babacan]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[cumhur ittifakı]]></category>
		<category><![CDATA[davutoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[demirel]]></category>
		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[deva]]></category>
		<category><![CDATA[gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[ittifak]]></category>
		<category><![CDATA[MHP]]></category>
		<category><![CDATA[millet ittifakı]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. İskender Öksüz]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[seçim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=42273&#038;preview=true&#038;preview_id=42273</guid>

					<description><![CDATA[<p>Benim yarı şaka, yarı ciddî iki anayasa değişikliği önerim vardır. Eh, maşallah anayasamızı, sık değiştirilmek konusunda geçen tek kanun, galiba İhale Kanunu. “Anayasa mı? Değiştir gitsin.” Öyle anlaşılıyor ki benim önerimin gerçekleşmesi ihtimali sıfırdan büyük.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ittifak-cebri-ve-anayasa-degisikligi-tekliflerim/">İttifak cebri ve anayasa değişikliği tekliflerim</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fittifak-cebri-ve-anayasa-degisikligi-tekliflerim%2F&amp;linkname=%C4%B0ttifak%20cebri%20ve%20anayasa%20de%C4%9Fi%C5%9Fikli%C4%9Fi%20tekliflerim" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fittifak-cebri-ve-anayasa-degisikligi-tekliflerim%2F&amp;linkname=%C4%B0ttifak%20cebri%20ve%20anayasa%20de%C4%9Fi%C5%9Fikli%C4%9Fi%20tekliflerim" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fittifak-cebri-ve-anayasa-degisikligi-tekliflerim%2F&amp;linkname=%C4%B0ttifak%20cebri%20ve%20anayasa%20de%C4%9Fi%C5%9Fikli%C4%9Fi%20tekliflerim" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fittifak-cebri-ve-anayasa-degisikligi-tekliflerim%2F&amp;linkname=%C4%B0ttifak%20cebri%20ve%20anayasa%20de%C4%9Fi%C5%9Fikli%C4%9Fi%20tekliflerim" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fittifak-cebri-ve-anayasa-degisikligi-tekliflerim%2F&#038;title=%C4%B0ttifak%20cebri%20ve%20anayasa%20de%C4%9Fi%C5%9Fikli%C4%9Fi%20tekliflerim" data-a2a-url="https://millidusunce.com/ittifak-cebri-ve-anayasa-degisikligi-tekliflerim/" data-a2a-title="İttifak cebri ve anayasa değişikliği tekliflerim"></a></p><p>İttifak her zaman oy kazandırır mı? Kazandırır değil mi? Öyle ya, sizin A kadar oyunuz var, müstakbel müttefikinizin de B kadar. A ile B’yi toplayın. A + B, A’dan da B’den de büyük olduğuna göre, ittifak oy kazandırmıştır, eğer… Eğer ne? Eğer diğer etmenler sabit kalmışsa. Bu “diğer etmenler sabit kalmışsa” ekonomi biliminde pek sık kullanılır ve herkes anlamasın ve fiyakalı görünsün diye bunun Latincesi söylenir: Ceteris paribus. Diğer şeyler aynı kalmak şartıyla. Gel gör ki, ceteris’ler, yani diğer şeyler hemen hiçbir zaman paribus olmaz, sabit kalmaz.</p>
<p>Ne yani, A + B, A’dan büyük değil midir? Her zaman değil. Bizim siyasetimizde bir fikri, bir lideri, bir partiyi tuttukları için ona oy verenler kadar, diğer partiden nefret ettikleri için birincisine oy verenler de vardır. Hatta belki bu ikinci itici güç, sevgiden kuvvetlidir. Şimdi diyelim ki, A’yı ehveni şer görüp ona oy veren insanlar var. Dediğim gibi, muhtemelen bunlar A’yı sevdiklerinden ötürü oy verenlerin yanında hiç de az değildir, hatta sevenlerden fazla bile olabilir. Şimdi bu ehveni şer grubu, B’yi o kaçındıkları şerlerden biri olarak görüyorsa, B’nin kazandırdığı oylardan daha fazlası, “Şer geldi, hadi bana müsaade.” diyecektir. Bu B için de doğrudur. B’nin içindekilerden A’yı sevmeyenler bu koalisyondan rahatsız olacak, onlar da başka bir yerlere doğru yelken açacaktır.</p>
<h2>Eksi oy da verebilelim</h2>
<p>Sonuçta, A+B, A’dan küçük olabilir. Deva Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın ve aynı partinin Kurumsal İletişim ve Tanıtım Başkanı Sanem Oktar’ın Türk Devleti’nden Türk’ü çıkarmak yolundaki çıkışlarının Altılı Masa’ya ne kazandırıp ne kaybettirdiğini düşünürken aklıma bu ittifak cebri denklemleri geldi.</p>
<p>Benim yarı şaka, yarı ciddî iki anayasa değişikliği önerim vardır. Eh, maşallah anayasamızı, sık değiştirilmek konusunda geçen tek kanun, galiba İhale Kanunu. Diğerleri ya hiç değişmez yahut pek az değişir. Mesela sağlık hizmetlerini düzenleyen 1928 tarihli kanuna uzun yıllar hiç dokunulmadı. İsminden belliydi antikalığı: “Tababet ve şuabatı san’atlarının tarzı icrasına dair kanun.” Ama “Anayasa mı? Değiştir gitsin.” Öyle anlaşılıyor ki benim önerimin gerçekleşmesi ihtimali sıfırdan büyük.</p>
<p>Birinci önerim şu: İnsanlar bir partiyi sevip ona bağlanmaya pek gönüllü değil. Daha çok öbürü kazanmasın diye berikine oy veriyorlar. O hâlde fiiliyattaki gerçeği hukukî hâle getirelim. Nasıl mı? Şöyle: Her Türk vatandaşı, bir oy hakkına sahiptir. Bu hakkını isterse bir parti lehine, isterse bir parti aleyhine kullanabilir.</p>
<p>Tahminin o ki, bu yeni düzenlemeye göre bütün partilerimiz eksi oy alacaktır. Biz de en az eksi alanı birinci parti, en azdan biraz daha fazla eksi oy alanı ikinci parti falan yapar, milletvekillerini de ona göre dağıtırız.</p>
<h2>Yasak olmayan her şey zorunludur</h2>
<p>Anayasa değişikliği uzun ve zahmetli iş. Hazır bir yerini değiştirmeye kalkmışken teklife, torba kanun misali birkaç değişiklik daha ekleyelim. Mesela bizim disiplinli Partiler Kanunu’nun şartlarında, kim ne derse desin, isteyen aksini söylesin ama herkes bilir ki milletvekillerini parti başkanı seçer. Seçmen sadece hangi partinin kaç milletvekili çıkaracağını belirliyor. Kimlerin milletvekili olacağını değil. Siyasi faaliyete gelince, bir milletvekilinin parti disiplinine rağmen bir şey yapması pek mümkün değil. Hatta hiç mümkün değil dersem, gerçeğe çok ters bir şey söylemiş olmam. Daha da ileri gideyim, bir milletvekilinin parti yönetimin emri dışında bir iş yapması da pek vaki değildir. Biraz karışık oldu. George Orwell’in <em>1984</em> romanının deyişiyle izah edeyim: Yasak olmayan her şey zorunludur!</p>
<h2>İtibarı tavan yaptırmak</h2>
<p>O hâlde? O hâlde, milletvekili aşamasını atlayalım. İkinci anayasa değişikliği teklifim de bu: Seçimden sonra parti liderlerine her birinin aldığı oyun, kaç milletvekiline eşdeğer olduğunu belirten bir mazbata verelim. Her lider mazbatası kadar konuşsun, vesselam. İsterseniz o mazbatada işaret edilen miktarda mühürlü fiş de verebiliriz. Hani bazen bir parti diğerine ödünç milletvekili falan veriyor veya biri diğerinin listesinden giriyor ya. Öyle durumlarda bir lider elindeki fişlerin bir kısmını seçim işbirliği yaptığı lidere verir. Bazı hâllerde mühürsüz fiş de geçerli sayılabilir mi bilemem? Hukukçu değilim.</p>
<p>Rahmetli Demirel’in dediği gibi demokrasilerde çare tükenmez.</p>
<p>Hay aklımla bin yaşayayım. Düşünün ne kadar maaş ve diğer giderlerden tasarruf sağlıyorum. İş yalnız milletvekili maaşlarında değil, her birinin danışmanlarını, onlara hizmet veren sekreterleri, santral görevlilerini, lokantayı falan göz önüne alın. Bütün bu tasarrufları başka bir yere, mesela itibara harcadığımızı hayal edin. Şüphesiz itibar alanında güneyimizdeki zengin krallıklarla aynı seviyeye geliriz. Öyle ya, onlarda milletvekili mi var?</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ittifak-cebri-ve-anayasa-degisikligi-tekliflerim/">İttifak cebri ve anayasa değişikliği tekliflerim</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/ittifak-cebri-ve-anayasa-degisikligi-tekliflerim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bozkurt ve Eşrefi mahlûkat</title>
		<link>https://millidusunce.com/bozkurt-ve-esrefi-mahlukat/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/bozkurt-ve-esrefi-mahlukat/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şadiye Okur]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Feb 2022 18:55:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[babacan]]></category>
		<category><![CDATA[Bozkurt]]></category>
		<category><![CDATA[davutoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[ittifak]]></category>
		<category><![CDATA[meral akşener]]></category>
		<category><![CDATA[millet ittifakı]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=37944&#038;preview=true&#038;preview_id=37944</guid>

					<description><![CDATA[<p>Büyüklere masallar anlatmaya devam ediyoruz, tatlı uykularından uyansınlar diye.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/bozkurt-ve-esrefi-mahlukat/">Bozkurt ve Eşrefi mahlûkat</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbozkurt-ve-esrefi-mahlukat%2F&amp;linkname=Bozkurt%20ve%20E%C5%9Frefi%20mahl%C3%BBkat" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbozkurt-ve-esrefi-mahlukat%2F&amp;linkname=Bozkurt%20ve%20E%C5%9Frefi%20mahl%C3%BBkat" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbozkurt-ve-esrefi-mahlukat%2F&amp;linkname=Bozkurt%20ve%20E%C5%9Frefi%20mahl%C3%BBkat" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbozkurt-ve-esrefi-mahlukat%2F&amp;linkname=Bozkurt%20ve%20E%C5%9Frefi%20mahl%C3%BBkat" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbozkurt-ve-esrefi-mahlukat%2F&#038;title=Bozkurt%20ve%20E%C5%9Frefi%20mahl%C3%BBkat" data-a2a-url="https://millidusunce.com/bozkurt-ve-esrefi-mahlukat/" data-a2a-title="Bozkurt ve Eşrefi mahlûkat"></a></p><p>Büyüklere masallar anlatmaya devam ediyoruz, tatlı uykularından uyansınlar diye.</p>
<p>Uzak, çok uzak bir diyarda, bilinmez bir zamanda garip bir şehir varmış. Havası suyu pek güzelmiş şehrin amma insanlar ve başlarına gelenler hayli tuhafmış. Memlekette öyle şeyler yaşanırmış ki eşrefi mahlûkat dışında tüm yaratılanlar şaşkınlıktan dile gelirmiş. Eşrefi mahlûkata da şaşırmıyor diye şaşırmayın hemen. Ne yapsın garip, şaşırma yetisini kör kuyularda kaybetmiş uzun zaman önce.</p>
<p>Rivayet odur ki, memlekette çakallar bile bir gün gördükleri kurnazlıklar karşısında dumura uğramış, <em>&#8220;Biz neden düşünemedik bunları?&#8221;</em> diyerek topluca yardan atlayıp intihar etmişler.</p>
<p>Aslanlar ormanda gezinirken, şehirden haberler duyarlarmış, akılları almazmış olup biteni. Misal bir gün bir mahkeme kurulacağını duymuşlar. Mahkeme, evine giren hırsıza tokat atan ev sahibini yargılamak için kurulacakmış. Aslanlar şaşırmış önce, birbirlerine bakmışlar:</p>
<p><em>&#8220;Öyle iş mi olur?&#8221;</em> diye kükremiş hepsi birden. Aslan Kral duyduğuna inanmak istemese de anlamaya çalışan bir tavırla<em>: </em></p>
<p><em>&#8220;Sessiz olun bakalım! Gidip görelim, dinleyip öğrenelim işin aslını. Vardır elbet bir bildikleri!&#8221;</em> demiş.</p>
<p>Kalkıp şehre, davayı izlemeye gitmişler. Salona vardıklarında, mahkeme konusundan daha ilginç bir şey duymuşlar. Mahkeme başkanı hâkim değilmiş! Şehrin valisinin koyunlarını güden çobana, bizzat vali tarafından verilmiş bu görev. Uça uça kabul etmiş çoban görevi. Öyle ya kepenekten hafiftir cübbe, giyer giymez omuzları dikleşmiş, sesi dâvudîleşmiş. Çıkmış derhal kürsüye, oluvermiş Başkan bey!</p>
<p>Ev sahibi, haklıysa da başkanı görür görmez umudunu yitirmiş. Yine de şöyle başlamış söze:</p>
<p><em>&#8220;İşledik bir günah, uyduk şeytana! Önce Allah bağışlaya, sonra da yüce başkan siz! Evim barkım onun olsun, elim kırılaydı da vurmayaydım hırsıza!&#8221;</em></p>
<p>Başkan önce sessizce dinlemiş. Sonra soru sormadan hükmünü vermiş:</p>
<p><em>&#8220;Bu adamın hanesine giren, şehrimizin büyük zatlarından biridir. Böyle kişiler evinize girerse bolluk bereket getirir. Ev sahibi bunu anlamayacak kadar ahmak mıdır?”</em> Ev sahibi eğilip büzülmüş <em>&#8220;Affedin beyim.&#8221;</em> diye yalvarmaya başlamış. <em>&#8220;Sus!&#8221;</em> Diye gürlemiş başkan:</p>
<p><em>&#8220;Ben burada adaleti temsil ediyorum. Bana karşı mı geliyorsun? Cezanı çekeceksin! Tez falakaya yatırılıp yüz sopa vurula!&#8221;</em></p>
<p>Başından sonuna sessizce dinleyen aslanların şaşkınlığı öyle büyükmüş ki bir anda kükremeyi unutmuşlar. Sesleri kaybolmuş mahkeme salonunda. <em>“Adalet ne demekti? Biz kimiz? Bunlar kim? Ne oluyor burada?”</em> diye diye terk etmişler salonu. Ormana kadar tek söz etmeyip düşünceye dalmış hepsi. Yaşananlar gerçek miydi, hepsi aynı rüyayı mı gördüler anlayamamışlar. Adalet duyguları incinmiş her birinin, epey sürmüş suskunlukları.</p>
<p>Başka bir günde boz yeleli bir Bozkurt, şehrin yanından geçerken bir haber duymuş. Ülkede yeni bir vergi sistemi düzenlenecekmiş. Buna göre herkes cebindeki iki akçesini devlete vergi verecekmiş. Kurt durmuş düşünmüş:</p>
<p><em>&#8220;E o zaman on akçesi olan iki akçe verirse zenginliğinden bir şey kaybetmez, peki üç akçesi olan ne yapacak?&#8221;</em></p>
<p>Merak etmiş acaba insanlar ne diyor bu duruma. İnmiş hemen meydana, geçmiş bir kuytuya insanları izlemeye başlamış. İyi giyimli, zengin görünümlü, göbekli bir adam, sırıtarak: <em>“İki akçem feda olsun devlete!</em>” diye bağırmış. Kurt, devletleri adına sevinmiş bir an. Sonra üstü başı perişan, açlıktan karnı sırtında bir adam çıkmış meydana, ellerini göğe kaldırmış:</p>
<p><em>&#8220;Yeterince şükrediyor muyuz a dostlar? Vergimizi verelim ki devletimiz bize güzel güzel yollar, köprüler yapsın. İtibarımız ancak böyle artar!&#8221;</em></p>
<p>Kurdun midesi bulanmaya başlamış. Eskilerden bilge bir insan dostunun sözü kulaklarında çınlamış: <em>&#8220;Bu taksimi kurt yapmaz, kuzulara şah olsa!&#8221;. </em>Acıyla uluyarak terk etmiş meydanı.</p>
<p>Denizler de habersiz kalmazmış hiçbir zaman. Kayıkçılar gelir her akşam, anlatırlarmış insanlık âleminden. Bir gün biri başlamış anlatmaya:</p>
<p><em>&#8220;Bu yıl belediye seçimi olacak. Adaylar arasında öyle biri var ki yiğit mi yiğit, sevimli mi sevimli, çok da demokrat! Hem de eskilerden hani. Adı da MerKıBaDa.&#8221;</em></p>
<p>İsmi duyar duymaz kayığın altında kayıkçının sözlerini dinleyen yaşlı balığın gözleri yuvalarından fırlamış:</p>
<p><em>“Yahu bu aday geçen sene düşmanla masaya oturup iş çevirmedi mi? Milleti birbirine düşürüp huzuru bozmadı mı? Nasıl olur da şimdi kahraman gibi söz edilir adından?” </em></p>
<p>Balık hafızasının yettiğince hatırlamış her şeyi. Düşünüp dururken fark etmemiş ağzına giren kancayı. Öylece çıkmış mazi denizinden. Kayıkçıyı gördüğünde son sözü <em>&#8220;Unutma!&#8221; </em>olmuş. Balıkçı, balığın konuşmasına şaşırmak bir yana; hiçbir şey anlamamış yağlı ve irice balığı ellerinde tutmanın mutluluğundan.</p>
<p>Memleketteki hazin durum dengesini bozmuş hayvanlar âleminin de. Her biri bir köşede düşünürmüş insanoğlunun düştüğü hâli. Adalet yok, vicdan yok, merhamet yok, hafıza yok&#8230; Yok! Yok! Yok!</p>
<p>Derken bilge Bozkurt gelmiş meydana.</p>
<p><em>&#8220;Ey hayvanlar âlemi! Eşrefi mahlûkat yoldan çıktı görürüz. Yaşananlar canımızı sıkar. Onların gafleti ağzımızı açık bırakır, nefesimizi keser. Dengemiz bozuluyor. Kolumuz kanadımız kalkmaz oldu. Bu düzen böyle gitmez!&#8221;</em></p>
<p>Hayvanlar âlemi kıpırdanmaya başlamış. Aslan Kral, Bozkurt&#8217;un yanına gidip:</p>
<p><em>&#8220;Ne dersin ey Bozkurt! Ne yapmalı bu işi?&#8221;</em> Demiş. Bozkurt gözünü göğe dikip kararlılıkla şunları söylemiş:</p>
<p><em>&#8220;Eşref-i mahlûkat bizim için çok önemlidir. Onun yanlışı hem bizi hem kendini kötülüğe sürükler. Kalkın ey hayvanlar âlemi! Uyandıralım şu gafilleri!&#8221;</em></p>
<p>Bozkurt&#8217;un gür sesi meydanda inlemiş. Önde Bozkurt, yanında Aslan Kral, arkalarında diğer hayvanlar, ayaklanıp şehre doğru yola koyulmuşlar.</p>
<p>Neşeleri değilse de umutları canlanmış yeniden. Varmışlar kent meydanına. Nuh&#8217;un gemisinden çıkmışçasına kalabalık hayvan sürüsünü gören insanlar kaçışmışlar dört yana. Uzunca bir sessizlikten sonra Bozkurt insanca ulumaya başlamış:</p>
<p><em>&#8220;Ey Eşref-i mahlûkat! Burayı dinleyin. Biz ormanların fertleri sizi uyarmaya geldik. Bizden korkmayın! Siz asıl içinizdeki çürümüşlükten, kokuşmuşluktan, kaybettiğiniz vicdanınızdan ve adalet duygunuzdan korkun. Bizler, binlerce yıldır ormanın kadim yasasıyla yaşarız. Lakin görüyoruz ki sizler yasayı, adaleti, eşitliği, merhameti, kısaca sizi Eşref-i mahlûkat yapan her şeyi unutmuşsunuz! Hatırla ey insan! Hatırla! Sen yer üstünde sürünmek için yaratılmadın! Onu işte bu yılan kardeş yapacak! Sen bir çakal değilsin türlü hile kurup avlanacak. Sen bir köstebek de değilsin yer altında kalacak. Birbirinin ardından kuyu kazma akrepler gibi. Güçlüye boyun eğen koyun da olamazsın. Çünkü Yaradan sana can verirken şeref bahşedip &#8220;Eşref-i mahlûkat&#8221; dedi. Şimdi ayağa kalk ve düşün. Yoksa gafletin hem senin hem de bizim felaketimiz olacak!&#8221;</em></p>
<p>Hayvanlar atılan nutuktan hayli memnun dillerince bağrışmışlar meydanda. Nutku dinleyen insanlar düşünmeye başlamış. Yavaş yavaş kalkmış gözlerindeki perde. Hâllerini görmüşler. Sonra utanma duygusu uyanmış yeniden, ar etmişler yaptıklarından. Ardından yitirdikleri adalet ve vicdanları geri gelmiş. Kıyama kalkmış her biri, işe koyulmuş.</p>
<p>Hayvanlar uyanışı görüp ermişler muratlarına. İnsanlarınsa işleri zor, yolları uzunmuş. Bir tepenin başında gururlu gözlerle memleketi izleyen Bozkurt, iyileşmek için adım atmış insanoğlunu görüp:</p>
<p><em>&#8220;Başaracaksınız biliyorum, dün başardınız bugün de başaracaksınız&#8221;</em> diye ulumuş kurt dilince&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/bozkurt-ve-esrefi-mahlukat/">Bozkurt ve Eşrefi mahlûkat</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/bozkurt-ve-esrefi-mahlukat/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
