<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Emine Işınsu arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/emine-isinsu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/emine-isinsu/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Sat, 30 May 2026 12:16:30 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Emine Işınsu &#8211; Çiçekler Büyür</title>
		<link>https://millidusunce.com/emine-isinsu-cicekler-buyur/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/emine-isinsu-cicekler-buyur/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özge Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 May 2026 12:16:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap edebiyat sanat]]></category>
		<category><![CDATA[aidiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Asimilasyon Politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[Bulgaristan Türkleri]]></category>
		<category><![CDATA[Çağdaş Türk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Çiçekler Büyür]]></category>
		<category><![CDATA[Direniş]]></category>
		<category><![CDATA[Edebi Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat İncelemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Emine Işınsu]]></category>
		<category><![CDATA[Göç ve Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[iç yolculuk]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Ruhu]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Karakterler]]></category>
		<category><![CDATA[Kimlik Mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[kitap incelemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Tavsiyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Yorumu]]></category>
		<category><![CDATA[Kültürel Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolojik Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Roman Analizi]]></category>
		<category><![CDATA[Roman İncelemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Sessizlik Teması]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum Baskısı]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[türk romanları]]></category>
		<category><![CDATA[umut]]></category>
		<category><![CDATA[Yalnızlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=55319</guid>

					<description><![CDATA[<p>Emine Işınsu'nun Çiçekler Büyür romanı; Bulgaristan Türklerinin asimilasyon politikalarına karşı mücadelesini, İlay Eminofa'nın iç dünyasını ve kadınların yaşadığı yalnızlığı anlatır. Sessizlik, kimlik, aidiyet ve umut temaları romanın merkezindedir.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/emine-isinsu-cicekler-buyur/">Emine Işınsu &#8211; Çiçekler Büyür</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Femine-isinsu-cicekler-buyur%2F&amp;linkname=Emine%20I%C5%9F%C4%B1nsu%20%E2%80%93%20%C3%87i%C3%A7ekler%20B%C3%BCy%C3%BCr" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Femine-isinsu-cicekler-buyur%2F&amp;linkname=Emine%20I%C5%9F%C4%B1nsu%20%E2%80%93%20%C3%87i%C3%A7ekler%20B%C3%BCy%C3%BCr" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Femine-isinsu-cicekler-buyur%2F&amp;linkname=Emine%20I%C5%9F%C4%B1nsu%20%E2%80%93%20%C3%87i%C3%A7ekler%20B%C3%BCy%C3%BCr" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Femine-isinsu-cicekler-buyur%2F&amp;linkname=Emine%20I%C5%9F%C4%B1nsu%20%E2%80%93%20%C3%87i%C3%A7ekler%20B%C3%BCy%C3%BCr" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Femine-isinsu-cicekler-buyur%2F&#038;title=Emine%20I%C5%9F%C4%B1nsu%20%E2%80%93%20%C3%87i%C3%A7ekler%20B%C3%BCy%C3%BCr" data-a2a-url="https://millidusunce.com/emine-isinsu-cicekler-buyur/" data-a2a-title="Emine Işınsu – Çiçekler Büyür"></a></p><h2>Bir Romanın İçine Girmek Değil, Onun İçinde Yaşamak</h2>
<p>Bazı kitaplar okunur ve biter. Bazıları ise insanın içine yerleşir. Emine Işınsu’nun Çiçekler Büyür romanı tam da böyle bir eser. Çünkü bu kitap yalnızca bir olay örgüsü anlatmaz, insan ruhunun kırılganlığını, suskunluğunu, bekleyişini ve büyümeye çalışırken verdiği mücadeleyi anlatır. Roman boyunca karakterler konuşur ama aslında onların sustukları yerler daha çok şey söyler. İşte kitabın en güçlü tarafı da burada başlar.</p>
<p>Ancak Çiçekler Büyür yalnızca psikolojik bir roman değil. Roman aynı zamanda Bulgaristan Türklerinin yaşadığı baskıları, kimlik mücadelesini ve parçalanmış hayatları da anlatır. Eserin merkezinde İlay Eminofa vardır. İlay, baskı altında yaşayan Türk toplumunun hem acısını hem de direnişini temsil eden güçlü bir karakterdir. Bulgaristan’da Türklere uygulanan asimilasyon politikaları, isim değiştirme zorunluluğu, dil yasağı, baskılar ve korku atmosferi romanın temel çatışmasını oluşturur. İlay yalnızca kendi hayatıyla değil, ait olduğu toplumun yaralarıyla da mücadele eder.</p>
<p>Çiçekler Büyür, isminden itibaren sembolik bir anlam taşır. Çiçek dediğimiz şey narindir, kolay ezilir, kırılır, solar. Ama aynı zamanda toprağın içinden çıkmayı başaran bir direniştir. Ne kadar sert rüzgâr olursa olsun yeniden büyüme ihtimali taşır. Romandaki insanlar da tam olarak böyledir. Yaralıdırlar ama tamamen yok olmamışlardır. İçlerinde hâlâ yaşama dair küçücük bir ışık vardır.</p>
<p>Emine Işınsu’nun dili ise bu hikâyeyi daha da etkileyici hâle getirir. Çünkü yazar bağırmaz. Büyük cümlelerle gösterişli anlatımlar kurmaz. Onun kalemi daha çok insanın içine usulca dokunur. Bir annenin sessizliğiyle, bir kadının iç çekişiyle, bir insanın gece kendi kendine kaldığında hissettiği boşlukla konuşur. Bu yüzden Çiçekler Büyür yalnızca bir roman değil, insan ruhunun iç haritasıdır.</p>
<h2>İnsan Ruhunun Kırılganlığı</h2>
<p>Romanın temelinde insanın kırılganlığı vardır. Karakterler güçlü görünmeye çalışsalar bile içlerinde büyük yaralar taşırlar. Hayat onları sertleştirmiştir ama tamamen taşlaştırmamıştır. Çünkü insan ne kadar yorulursa yorulsun, içinde hep anlaşılma isteği taşır.</p>
<p>Kitapta özellikle kadın karakterlerin ruh derinliği dikkat çeker. Emine Işınsu kadınları yalnızca toplum içindeki rolleriyle anlatmaz. Onların iç dünyasını, korkularını, bastırılmış arzularını ve görünmeyen yalnızlıklarını da anlatır. Bu yönüyle roman psikolojik bir derinlik kazanır.</p>
<p>İlay karakteri bunun en güçlü örneğidir. O yalnızca dış baskılarla mücadele eden bir kadın değil, aynı zamanda kendi içinde de büyük çatışmalar yaşar. Sevgi ihtiyacı, aidiyet duygusu, korkuları ve direnişi arasında sıkışır. Mehmet Ali ile yaşadığı duygusal bağ ise romanın en insani taraflarından birini oluşturur. Bu ilişki yalnızca romantik bir hikâye değil, umudun ve insan kalabilmenin sembolüdür.</p>
<p>Karakterlerin çoğu hayatın içinde kaybolmuş gibidir. Sanki herkes bir yere yetişmeye çalışırken kendisini unutmuştur. Fakat roman ilerledikçe şunu görürüz, insan kendisini unuttuğunda aslında hayatı da kaybetmeye başlar. Bu yüzden romanda geçen duygular yalnızca karakterlere ait değildir. Okuyucu da kendi hayatından parçalar bulur. Çünkü herkesin içinde yaralar vardır.</p>
<p>Bazen insan bir cümle okur ve durur. Çünkü o cümle kendi sessizliğini anlatıyordur. İşte Çiçekler Büyür tam olarak bunu yapar.</p>
<h2>Sessizliklerin Romanı</h2>
<p>Bu romanın en etkileyici taraflarından biri sessizliktir. Karakterler çoğu zaman açık açık konuşmaz. Duygularını bağırarak ifade etmezler. Ama tam da bu yüzden daha gerçek görünürler.</p>
<p>Gerçek hayatta da insanlar en büyük acılarını çoğu zaman susarak yaşar. Kimse herkese içini açamaz. Bazı kırgınlıklar anlatılamaz, çünkü kelimeye dönüşünce küçülecekmiş gibi hissedilir. Emine Işınsu bu gerçeği çok iyi bilir. Bu yüzden roman boyunca suskunluk bir dil hâline gelir.</p>
<p>Romanın olay örgüsünde de bu sessizlik dikkat çeker. İnsanlar sürekli korku altında yaşadıkları için açık konuşamazlar. Türk kimliğini korumaya çalışan aileler baskı görür, insanlar birbirlerine bile temkinli yaklaşır. Sessizlik burada yalnızca duygusal değil, aynı zamanda politik bir zorunluluktur.</p>
<p>Karakterlerin bakışlarında, yarım kalan cümlelerinde ve iç monologlarında büyük bir yalnızlık hissedilir. Özellikle kadınların yaşadığı duygusal sıkışmışlık çok çarpıcıdır. Toplumun beklentileri, aile baskıları, sevgi ihtiyacı ve kendini gerçekleştirme arzusu arasında kalan insanlar vardır.</p>
<p>Romanın ruhu tam da burada ağırlaşır. Çünkü kitaptan burada aldığım hissiyat bize şunu söyler, insan bazen yaşadığı hayatın içinde görünmez olur. Bu görünmezlik zamanla insanın kendi içinden de silinmesine neden olur. Karakterlerin yaşadığı kırılmalar yalnızca dış dünyadan kaynaklanmaz, kendi iç dünyalarıyla kurdukları savaş da onları tüketir ve bu savaş en çok geceleri hissedilir.</p>
<h2>Kadınlık, Toplum ve İç Mücadele</h2>
<p>Emine Işınsu’nun eserlerinde kadın karakterler her zaman güçlü bir yere sahiptir. Ancak bu güç, dışarıdan görünen sert bir güç değildir. Daha çok dayanabilme gücüdür.</p>
<p>Çiçekler Büyür romanında kadın olmak, sevmek, susmak, beklemek ve çoğu zaman anlaşılmamaktır.</p>
<p>Kadın karakterler toplumun onlara biçtiği rollerin içinde sıkışırken aynı zamanda kendi benliklerini korumaya çalışırlar. Fakat bu hiç kolay değildir. Çünkü toplum çoğu zaman kadının duygularını değil görevlerini önemser.</p>
<p>İlay’ın yaşadığı mücadele de tam olarak budur. Bir yandan kendi hayatını kurmaya çalışırken diğer yandan halkının yaşadığı zulmün ağırlığını taşır. Roman boyunca kadınların yalnızca bireysel sorunları değil, toplumsal baskılar altında nasıl ezildiği de gösterilir.</p>
<p>Roman boyunca kadınların yaşadığı yalnızlık hissi çok derinden işlenir. Kalabalıkların içinde bile yalnız kalmak mümkündür. İnsan bazen en yakınlarının yanında bile anlaşılmaz hissedebilir. İşte Emine Işınsu bu duyguyu olağanüstü bir incelikle aktarır.</p>
<p>Kadın karakterlerin iç dünyasında sürekli bir çatışma vardır:</p>
<p>“Ben kimim?”</p>
<p>Bu soru aslında romanın görünmeyen merkezidir. Çünkü insan yalnızca başkalarının istediği kişi olarak yaşadığında zamanla kendi ruhundan uzaklaşır. Roman bunu dramatik ama çok gerçek bir şekilde anlatır.</p>
<p>Kadınların yaşadığı kırılmalar bireysel olduğu kadar toplumsaldır da. Çünkü toplum bazen insanın ruhunu yavaş yavaş tüketir. Ama yine de çiçekler büyür. İşte romanın umudu burada saklıdır.</p>
<h2>Acının İçindeki Büyüme</h2>
<p>Romanın adı yalnızca bir metafor değil, aynı zamanda temel mesajdır.</p>
<p>Çiçekler nasıl toprağın altında karanlık bir süreçten geçerek büyüyorsa, insanlar da çoğu zaman acılarının içinden dönüşür.</p>
<p>Bu kitapta karakterler mutlu bir hayatın içinde gelişmez. Tam tersine, kırıldıkları yerlerden olgunlaşırlar. Emine Işınsu acıyı romantikleştirmez. Acının gerçekten yorucu ve yıkıcı olduğunu gösterir. Ama aynı zamanda insanın ruhunu derinleştiren bir tarafı olduğunu da hissettirir.</p>
<p>Roman boyunca Bulgaristan’daki Türklerin yaşadığı baskılar giderek ağırlaşır. İnsanlar isimlerini değiştirmeye zorlanır, kendi dillerini konuşmaları engellenir ve kimliklerinden koparılmaya çalışılır. Bu baskılar yalnızca siyasî değil, insanların ruhlarını da parçalar. İşte tam bu noktada karakterlerin yaşadığı iç dönüşüm daha da anlam kazanır.</p>
<p>Roman boyunca karakterlerin yaşadığı her hayal kırıklığı onları başka bir farkındalığa taşır. İnsan bazen kaybettikten sonra görür. Bazen yalnız kaldığında kendisini duyar. Bazen en karanlık gecede içindeki ışığı fark eder. Romanın psikolojik etkisi tam da burada güçlenir.</p>
<p>Çünkü okuyucu şunu hisseder:</p>
<p>Hayat yalnızca mutluluklardan oluşmaz. İnsan bazen parçalanarak büyür.</p>
<p>Bu düşünce romanın her satırında vardır.</p>
<h2>Sonuç: İçimize Sessizce Yerleşen Bir Roman</h2>
<p>Çiçekler Büyür, yalnızca okunacak bir roman değil, hissedilecek bir roman&#8230;</p>
<p>Emine Işınsu bu eserinde insan ruhunun en kırılgan yerlerine dokunurken aynı zamanda Bulgaristan Türklerinin yaşadığı baskıları ve kimlik mücadelesini de anlatır. İlay Eminofa’nın yaşadığı iç çatışmalar, Mehmet Ali ile kurduğu bağ ve toplumun üzerinde dolaşan korku atmosferi romanın olay örgüsünü derinleştirir.</p>
<p>Romanın en etkileyici tarafı bağırmamasıdır. Sessizdir. Ama tam da bu yüzden güçlüdür. Çünkü bazı kitaplar insanın zihnine değil, ruhuna yazılır. Çiçekler Büyür de böyle bir roman&#8230;</p>
<p>Okuyucu kitabı bitirdiğinde yalnızca karakterleri değil, kendi iç dünyasını da düşünmeye başlar. Belki geçmişte sustuğu anları, kırıldığı yerleri, hâlâ büyümeye çalışan tarafını…</p>
<p>Ve insan şunu fark eder:</p>
<p>Hayat bazen insanı çok yorar. Ama yine de içimizde büyümeye devam eden bir şey vardır.</p>
<p>Tıpkı karanlık toprağın altında sessizce filizlenen çiçekler gibi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/emine-isinsu-cicekler-buyur/">Emine Işınsu &#8211; Çiçekler Büyür</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/emine-isinsu-cicekler-buyur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2027 Emine Işınsu Roman Ödülü başvuruları</title>
		<link>https://millidusunce.com/2027-emine-isinsu-roman-odulu-basvurulari/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/2027-emine-isinsu-roman-odulu-basvurulari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MDM]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Feb 2026 12:36:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap edebiyat sanat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Emine Işınsu]]></category>
		<category><![CDATA[Emine Işınsu roman ödülü]]></category>
		<category><![CDATA[Işınsu]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Sancı]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=52713</guid>

					<description><![CDATA[<p>2027 Emine Işınsu Roman Ödülü başvuruları gelmeye başladı.  Ödül için son başvuru tarihi 1 Şubat 2027. Ödülü kazanan roman, 17 Mayıs 2027’de açıklanacak. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/2027-emine-isinsu-roman-odulu-basvurulari/">2027 Emine Işınsu Roman Ödülü başvuruları</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F2027-emine-isinsu-roman-odulu-basvurulari%2F&amp;linkname=2027%20Emine%20I%C5%9F%C4%B1nsu%20Roman%20%C3%96d%C3%BCl%C3%BC%20ba%C5%9Fvurular%C4%B1" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F2027-emine-isinsu-roman-odulu-basvurulari%2F&amp;linkname=2027%20Emine%20I%C5%9F%C4%B1nsu%20Roman%20%C3%96d%C3%BCl%C3%BC%20ba%C5%9Fvurular%C4%B1" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F2027-emine-isinsu-roman-odulu-basvurulari%2F&amp;linkname=2027%20Emine%20I%C5%9F%C4%B1nsu%20Roman%20%C3%96d%C3%BCl%C3%BC%20ba%C5%9Fvurular%C4%B1" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F2027-emine-isinsu-roman-odulu-basvurulari%2F&amp;linkname=2027%20Emine%20I%C5%9F%C4%B1nsu%20Roman%20%C3%96d%C3%BCl%C3%BC%20ba%C5%9Fvurular%C4%B1" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F2027-emine-isinsu-roman-odulu-basvurulari%2F&#038;title=2027%20Emine%20I%C5%9F%C4%B1nsu%20Roman%20%C3%96d%C3%BCl%C3%BC%20ba%C5%9Fvurular%C4%B1" data-a2a-url="https://millidusunce.com/2027-emine-isinsu-roman-odulu-basvurulari/" data-a2a-title="2027 Emine Işınsu Roman Ödülü başvuruları"></a></p><p>Yazar Emine Işınsu adına düzenlenen 2027 Roman Ödülü için başvurular gelmeye başladı. Ödülü kazanan eser, Işınsu’nun doğum günü olan 17 Mayıs 2027’de açıklanacak.</p>
<p>Ödül Tertip Komitesi Başkanı ve Yazar Emine Işınsu’nun eşi Prof. Dr. İskender Öksüz, ilki 2023 yılında, ikincisi de 2025 yılında düzenlenen ödülün üçüncüsü için yeni roman başvurularının gelmeye başladığını bildirdi.</p>
<p>Prof. Dr. Öksüz’ün verdiği bilgiye göre, ödüle, daha önce yayımlanmamış eserlerle başvurulacak ve konusu serbest olacak. Ödülü kazanan yazar, 2 cumhuriyet altınıyla ödüllendirilecek, ayrıca romanın tertip komitesi tarafından yayımlanması sağlanacak. Jüri, ödülü kazanan roman dışında, başvuranlar arasında övgüye değer başka eserleri de ilan edebilecek.</p>
<p>Eserlerin, en geç 1 Şubat 2027 tarihine kadar, “emine.isinsu.roman@gmail.com” adresine gönderilmesi gerekiyor. Ödül kazanan eser, Işınsu’nun doğum günü olan 17 Mayıs’ta açıklanacak. Bu konuda daha detaylı bilgiye, “https://emineisinsu.com” adresinden ulaşılabilir. Ödüle başvuracak eserleri değerlendirecek jüri, şu isimlerden oluşacak:</p>
<p>Prof. Dr. İlber Ortaylı, Prof. Dr. Bilge Ercilasun, Prof. Dr. Belkıs Altuniş Gürsoy, Prof. Dr. Nazım H. Polat ve Şair-Yazar A. Yağmur Tunalı.</p>
<h2>Ödül alan eserler basıldı</h2>
<p><span style="font-size: 16px;">İki yılda bir düzenlenen Emine Işınsu Roman Ödülü’nün ilki 2023 yılında gerçekleştirilmiş ve 141 eser arasından seçilen Ülkü Demiray‘ın “Cümbezin Kızı” adlı eseri, ödüle layık görülmüştü. Kıbrıs’taki Türk kızlarının, İngiliz sömürgesi döneminde fakirlik çeken aileleri tarafından para karşılığı yaşlı Arap erkeklerle evlendirilmesini konu alan roman, 2 yılda 10 baskı yaptı. </span></p>
<p>2025 Roman Ödülü de 269 eser arasından seçilen Hülya Başarangil Demir’in “Bilinmeze Doğru” adlı romanına verildi. Eser, Kasım ayında Bilge Kültür Sanat tarafından basılıp satışa sunulurken, Yazar Demir’e de ödülü, 27 Kasım’da düzenlenen geniş katılımlı bir törenle takdim edildi.</p>
<p>Yazar Demir’in ilk eseri olan “Bilinmeze Doğru” romanı, SSCB döneminde 1944 yılında Kırım’dan sürgün edilen bir Türk ailesinin, Romanya ve Türkiye’ye uzanan çileli, dramatik göçünü ve bu süreçte yaşadıklarını ele alıyor. Jüri, 3 eseri de mansiyona değer görerek, yayımlanmasını sağladı.</p>
<h2>Işınsu, 2021 yılında hayatını kaybetti</h2>
<p>Yaklaşık 5 yıl önce hayatını kaybeden Yazar Emine Işınsu, 17 Mayıs 1938’de doğdu. Annesi Şair-Yazar Halide Nusret Zorlutuna&#8217;dan dolayı, sürekli edebi sohbetler yapılan ve şiirler okunan bir ortamda büyüdü. Işınsu, yazdığı 18 romanında; dış Türkler, kadının tutsaklığı, 1980 öncesi Türkiye&#8217;nin içinden geçtiği siyasi çalkantılı dönemleri işledi. Yazar, 2002 yılından itibaren yazdığı 4 romanında da büyük mutasavvıfların hayatını, yaşadıkları dönemleri de yansıtarak romanlaştırdı.</p>
<p>Romanlarının yanı sıra 1 şiir kitabı, 3 oyunu, çeşitli hikâye ve deneme kitapları bulunan Işınsu&#8217;nun bazı eserleri, TRT&#8217;de dizi olarak çekildi. Sanatçının çok sayıda ödülü de bulunuyor.</p>
<h2>İlk eseri 17 yaşındayken basıldı</h2>
<p>Emine Işınsu&#8217;nun ilk eseri, 17 yaşındayken basılan şiir kitabı &#8220;İki Nokta&#8221;dır. Sanatçı, roman yazmanın dışında, 1971-1981 yılları arasında önemli fikir ve sanat yayınlarından Töre Dergisi’ni çıkardı. Birçok dergi ve gazetede yazıları yayımlandı. Işınsu, aktif edebi hayatı boyunca genç edebiyatçılarla yakın ilişki kurması ve onları teşvik etmesiyle bilinir.</p>
<p>Romanlarının yanı sıra 1 şiir kitabı, 3 oyunu, çeşitli hikâye ve deneme kitapları bulunan Işınsu&#8217;nun bazı eserleri, TRT&#8217;de dizi olarak çekildi. Sanatçının çok sayıda ödülü de bulunuyor.</p>
<p>Sanatçının romanları şunlar:</p>
<p>Küçük Dünya, Azap Toprakları, Ak Topraklar, Tutsak, Sancı, Çiçekler Büyür, Canbaz, Kaf Dağı’nın Ardında, Alpaslan, Atlı Karınca, Cumhuriyet Türküsü, Nisan Yağmuru, Havva, Bir Ben Vardır Bende Benden İçeri, Bukağı, Hacı Bayram, Hacı Bektaş Veli, Bir Aile.</p>
<p>Emine Işınsu, Akademisyen-Yazar İskender Öksüz ile evli ve 3 çocuk annesiydi. 5 Mayıs 2021&#8217;de, 82 yaşındayken hayatını kaybeden Işınsu&#8217;nun cenazesi, Hacı Bayram Camii&#8217;nde düzenlenen cenaze töreninin ardından, Ankara Gölbaşı Mezarlığı&#8217;na defnedildi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/2027-emine-isinsu-roman-odulu-basvurulari/">2027 Emine Işınsu Roman Ödülü başvuruları</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/2027-emine-isinsu-roman-odulu-basvurulari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Verdiğiniz ödül sizi ele verir</title>
		<link>https://millidusunce.com/verdiginiz-odul-sizi-ele-verir/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/verdiginiz-odul-sizi-ele-verir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2025 19:00:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></category>
		<category><![CDATA[adalet]]></category>
		<category><![CDATA[DTCF Farabi Salonu]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat ve sanat eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Emine Işınsu]]></category>
		<category><![CDATA[Emine Işınsu roman ödülü]]></category>
		<category><![CDATA[Gazi karabulut]]></category>
		<category><![CDATA[Hülya Başarangil Demir]]></category>
		<category><![CDATA[İdeolojik bağlılık]]></category>
		<category><![CDATA[Jüri]]></category>
		<category><![CDATA[Mahmut Sarıkaya]]></category>
		<category><![CDATA[MDM]]></category>
		<category><![CDATA[ödül]]></category>
		<category><![CDATA[ödül töreni]]></category>
		<category><![CDATA[S. Yüksel Akın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=51947</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayatın normalini anormallikler besler. Aşkı ve aşkınlığı da böyle anlarız. Kendisini bir değer uğruna feda edenler sayesinde varız. Oysa üstün değer taşıyan ve yaratanlardan yaşarken göklere çıkarılan pek çıkmaz.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/verdiginiz-odul-sizi-ele-verir/">Verdiğiniz ödül sizi ele verir</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fverdiginiz-odul-sizi-ele-verir%2F&amp;linkname=Verdi%C4%9Finiz%20%C3%B6d%C3%BCl%20sizi%20ele%20verir" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fverdiginiz-odul-sizi-ele-verir%2F&amp;linkname=Verdi%C4%9Finiz%20%C3%B6d%C3%BCl%20sizi%20ele%20verir" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fverdiginiz-odul-sizi-ele-verir%2F&amp;linkname=Verdi%C4%9Finiz%20%C3%B6d%C3%BCl%20sizi%20ele%20verir" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fverdiginiz-odul-sizi-ele-verir%2F&amp;linkname=Verdi%C4%9Finiz%20%C3%B6d%C3%BCl%20sizi%20ele%20verir" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fverdiginiz-odul-sizi-ele-verir%2F&#038;title=Verdi%C4%9Finiz%20%C3%B6d%C3%BCl%20sizi%20ele%20verir" data-a2a-url="https://millidusunce.com/verdiginiz-odul-sizi-ele-verir/" data-a2a-title="Verdiğiniz ödül sizi ele verir"></a></p><p>&nbsp;</p>
<p>Ödülleri verenler aracıdırlar. Okuyucu adına seçme görevini üstlenirler. Bilen için ağır sorumluluktur. Ödüllere mesafeli duruşumuz hayatın her alanında geçerli bir bozulmanın sonucu. Çünkü adalet fikrinin en basit ölçüleri yok sayacak kadar ileri dinî ve ideolojik kabuk bağlılıklarının esiriyiz. Yüzleşeceğimiz bir meseledir.</p>
<p>Bu yaşıma kadar birçok yarışmada seçiciler arasında bulundum. İşim ve merakım gereği başka yarışmaları ve ödülleri takip ettim. Yer yer, jüri üyelerinin sempatilerinin rol oynaması normaldir. Heyet içinde bu yakınlıkların etkisi yumuşatılır, dengeye getirilir. Problem, sonucu belli yarışmalara kadar varanlardadır. Bu da az yaşanmıyor. Bir kere ben de şâhid oldum.</p>
<p>Sanırım 1992 yılı olacak, Kültür Bakanlığı’nın senaryo yarışmasında ilgili kurumların temsilcilerinin ağırlıkta olduğu bir jüri oluşturulmuştu. Ben İlesam’ı temsilen jüri üyesiydim. Heyete başkanlık eden Müsteşar Yardımcısı ile Sesam Başkanı aktör <strong>Tanju Gürsu</strong> tarafından <strong>Refik Erduran</strong>’ın <em>Metamorfoz</em> eserinin çekimi için her şartın hazırlandığı ve onu seçmemiz gerektiği ima edildi. Biz birkaç kişi başka eserlere daha yüksek puan vermiştik. Tartışıldı ve oylamada sayımız yetmedi. Dedikleri eser birinci oldu ve bakanlık tarafından bütçelendirilerek çekildi.</p>
<h2>ŞÜPHELERİMİZ VE SORULARIMIZLA VARIZ</h2>
<p>Her ödül bahsi açıldığında “<em>Ödüller kime gitti?”</em> sorusu etrafında şüphelerin zihnimizi kurcalaması bu türden seçimleri bilmekten ve duymaktandır. Bununla kalmaz, aynı şüphecilik başka alanlara da sıçrar. Ben de o şüphenin getirdiği ihtiyatlılık var. Kalabalıkların peşine takıldığı her ne ise orada körlük kesindir, derim. Kitapsa hemen okumam, filmse hemen gitmem.</p>
<p>Herkesi peşine düşürmüş görünen isimlere ve eserlere karşı bende mesafe otomatiktir. Çünkü öyle bir toptan ve toptancı yönelişin anlamayla ilgisi olmadığını tecrübe edecek kadar yaşamışımdır. Öylesi sürü psikolojisinde üflenen kavala uymaktır. Sevgiyle alakası da epeyce şüphelidir.</p>
<p>Belki esas itibariyle söylenecek şudur:  “<em>Aşk”</em>ın aşkınlığı istisnai bir yerdedir. Fakat hayatın normal seyrinde sevginin de makul olanına bakılır. Beğenmelerimizde, sevmelerimizde “normal” hâkimdir. Olağanüstülükler istisnadır. Üst ve üstün olanı, <em>aşkın değer</em>i aracı olarak değerlendiren ve hayata katanların normali zenginleştirmesi ayrı bir bahistir. Onlar olmadan olmaz. İnanç alanı kadar, yüksek kültür ve sanat da o aşkınlıktan ses verir.</p>
<h2>HAYATI SIRADIŞILIKLAR DÖLLER</h2>
<p>Hayatın normalini anormallikler besler. Aşkı ve aşkınlığı da böyle anlarız. Kendisini bir değer uğruna feda edenler sayesinde varız. Oysa üstün değer taşıyan ve yaratanlardan yaşarken göklere çıkarılan pek çıkmaz. Anlaşılmaları zaman işidir. Anlaşılmak bir yana, hangi peygamber, hangi filozof ve hangi bilge, hangi büyük şair yaşadığı devrin insanlarınca en diplere atılmaktan kurtulabildi? Ancak üç beş inanan, güvenen ve anlayan olabildi.  Yakınlarda hayat hikâyesine rastladığım <strong>Spinoza</strong> her tür aşağılanmayı yaşadı ve yolundan dönmeyerek düşkün şekilde öldü.</p>
<p>Fırsat bulursam belki ne demek istediğimi birkaç yazıyla açmalıyım. Erbabının konuşması, tartışması gereken bir konudur.  Belki değil muhakkak, edebiyat ve sanat eleştiricilerinin, <strong>Chomsky</strong> gibi dilbilimci filozofların, <strong>Fukuyama</strong> ve <strong>Harari </strong>gibi düşünürlerin ele alacağı ve geniş kitlelere anlatabileceği bir meseledir.</p>
<h2>HEM BİR ARADA HEM AYRIYIZ</h2>
<p>Kalabalık, tapacak mabed ve insan arar. İnsanı da yukarı bir yerde konumlandırmayı ister. Derin ihtiyacı bu yöndedir. Bağlanacak ve kurtulacaktır. Şu var ki geniş kitlelerce yaşarken övülenler daha çok ortalama ve vasat altı değerlerdir.</p>
<p>Çok övülmenin de belli bir derecesi ve sınırı var. <strong>Türkân Şoray</strong>’ın ve <strong>Hülya Avşar</strong>’ın gösterilen sevgiye karşılık gelecek değerde oldukları söylenebilir mi? <strong>Nâzım</strong>’a, <strong>Necip Fâzıl</strong>’a gösterilen sevginin edebî değer ve karakter özelliklerini yansıtmadığını da düşünmek lazım.  Bu gibi taraftar duygusuyla toptancı övme ve övülmelerde hakkı teslim edilmiş bir değerden bahsedemezsiniz.</p>
<p>Ben, bu türden kalabalıklara karışmamaktan memnunum. Kitap fuarlarında, imza günlerinde önünde uzun kuyruklar oluşanlardan uzak dururum. Kalabalığa katılarak sürüklenenlerde ne varsa beni onlardan ve beğendiklerinden köşe bucak kaçırır. Ödüle boğulanlar da onlardır.</p>
<h2>2025 EMİNE IŞINSU ROMAN ÖDÜLÜ</h2>
<p>Özellikle çok popüler olanlar ve ödüller hakkında bu kadar laf ettikten sonra, okuyucularımı bir ödül törenine davet etmemi yadırgayanları anlarım. Yalnız biraz dikkatli bir okuyucu, ödülü nasıl verdiğimizi ve az da olsa düzgün ödüller dağıtıldığını anlattığımı da unutmaz. Marifetin iltifata tâbi olduğunu da unutmaz. Ödüllendirmenin vazgeçilmez olduğunu da unutmaz.</p>
<p>İşte geçen haftaki yazıma başlık olan <em>2025</em> <em>Emine Işınsu Roman Ödülü,</em> bugün <strong>Hülya Başarangil Demir</strong>’e verilecek. Romanlarını bu eserle eşit ve yakın değerde gördüğümüz ve ödül bir esere gideceği için <em>mansiyon </em>adıyla ödüllendirdiğimiz <strong>Mahmut Sarıkaya</strong>, <strong>Gazi karabulut</strong> ve <strong>S. Yüksel Akın</strong> da beratlarını alacaklar. Saat 14.00’te Ankara’da DTCF Farabi Salonu’ndayız. Edebiyatseverleri bekliyoruz.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/verdiginiz-odul-sizi-ele-verir/">Verdiğiniz ödül sizi ele verir</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/verdiginiz-odul-sizi-ele-verir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2025 Emine Işınsu Roman Ödülü törenine davet</title>
		<link>https://millidusunce.com/2025-emine-isinsu-roman-odulu-torenine-davet/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/2025-emine-isinsu-roman-odulu-torenine-davet/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MDM]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Nov 2025 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Emine Işınsu]]></category>
		<category><![CDATA[Emine Işınsu roman ödülü]]></category>
		<category><![CDATA[Hülya Başarangil Demir]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=51896&#038;preview=true&#038;preview_id=51896</guid>

					<description><![CDATA[<p>Emine Işınsu'nun anılacağı, Hülya Başarangil Demir'e ödülünün takdim edileceği törene tüm edebiyat ve roman severler davetlidir.  </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/2025-emine-isinsu-roman-odulu-torenine-davet/">2025 Emine Işınsu Roman Ödülü törenine davet</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F2025-emine-isinsu-roman-odulu-torenine-davet%2F&amp;linkname=2025%20Emine%20I%C5%9F%C4%B1nsu%20Roman%20%C3%96d%C3%BCl%C3%BC%20t%C3%B6renine%20davet" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F2025-emine-isinsu-roman-odulu-torenine-davet%2F&amp;linkname=2025%20Emine%20I%C5%9F%C4%B1nsu%20Roman%20%C3%96d%C3%BCl%C3%BC%20t%C3%B6renine%20davet" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F2025-emine-isinsu-roman-odulu-torenine-davet%2F&amp;linkname=2025%20Emine%20I%C5%9F%C4%B1nsu%20Roman%20%C3%96d%C3%BCl%C3%BC%20t%C3%B6renine%20davet" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F2025-emine-isinsu-roman-odulu-torenine-davet%2F&amp;linkname=2025%20Emine%20I%C5%9F%C4%B1nsu%20Roman%20%C3%96d%C3%BCl%C3%BC%20t%C3%B6renine%20davet" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F2025-emine-isinsu-roman-odulu-torenine-davet%2F&#038;title=2025%20Emine%20I%C5%9F%C4%B1nsu%20Roman%20%C3%96d%C3%BCl%C3%BC%20t%C3%B6renine%20davet" data-a2a-url="https://millidusunce.com/2025-emine-isinsu-roman-odulu-torenine-davet/" data-a2a-title="2025 Emine Işınsu Roman Ödülü törenine davet"></a></p><p>İlki 2023 yılında düzenlenen Emine Işınsu Roman Ödülünü 2025 yılında &#8220;Bilinmeze Doğru&#8221; romanıyla Hülya Başarangil Demir kazanmıştı. Yarışmaya katılan  269 eser başlangıçta ön jüri tarafından okunduktan sonra, Prof. Dr. İlber Ortaylı, Prof. Dr. Bilge Ercilasun, Prof. Dr. Belkıs Altuniş Gürsoy, Prof. Dr. Nazım H. Polat ve Şair-Yazar A.Yağmur Tunalı’dan oluşan ana jüri tarafından değerlendirildi ve &#8220;Bilinmez Doğru&#8221; romanı birinciliği göğüsledi. Mansiyon ödülleriyse &#8220;Etraf Şiir Gibiydi&#8221; eseriyle Süleyman Yüksel Akın&#8217;a, &#8220;Yer Kırmızı, Gök Siyah&#8221; eseriyle Gazi Karabulut&#8217;a ve &#8220;Kalanlar-Arazı Ayırdılar&#8221; eseriyle Mahmut Sarıkaya&#8217;ya verildi.</p>
<p>27 Kasım 2025’te Ankara Üniversitesi <em>DTCF Fârâbî Salonu</em>’nda saat 14.00’te <em>Ödül töreni</em> yapılacak. Hülya Başarangil Demir’e ödülü Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş tarafından verilecek.</p>
<p>Ödül töreninde Bilge Ercilasun, Belkıs Gürsoy, Nazım H.  Polat ve A. Yağmur Tunalı&#8217;nın konuşmacı olduğu bir panel düzenlenecek olup, yakın dönemde Türk fikir hayatına eserleriyle büyük katkı sunmuş olan Emine Işınsu hanımefendi anılacaktır.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-large wp-image-51897 aligncenter" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/11/isis-roa-819x1024.jpg" alt="" width="819" height="1024" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/11/isis-roa-819x1024.jpg 819w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/11/isis-roa-240x300.jpg 240w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/11/isis-roa-768x960.jpg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/11/isis-roa.jpg 1200w" sizes="(max-width: 819px) 100vw, 819px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-51912 aligncenter" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-22-at-11.14.14-1-293x300.jpeg" alt="" width="664" height="679" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-22-at-11.14.14-1-293x300.jpeg 293w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/11/WhatsApp-Image-2025-11-22-at-11.14.14-1.jpeg 610w" sizes="(max-width: 664px) 100vw, 664px" /></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/2025-emine-isinsu-roman-odulu-torenine-davet/">2025 Emine Işınsu Roman Ödülü törenine davet</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/2025-emine-isinsu-roman-odulu-torenine-davet/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2025 Emine Işınsu Roman Ödülü</title>
		<link>https://millidusunce.com/2025-emine-isinsu-roman-odulu-2/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/2025-emine-isinsu-roman-odulu-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Nov 2025 19:00:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinmeze Doğru]]></category>
		<category><![CDATA[Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi (DTCF)]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Emine Işınsu]]></category>
		<category><![CDATA[Hülya Başarangil Demir]]></category>
		<category><![CDATA[MDM]]></category>
		<category><![CDATA[Objektiflik]]></category>
		<category><![CDATA[ödül]]></category>
		<category><![CDATA[ödül töreni]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>
		<category><![CDATA[Töre geleneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=51888</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ödüllere mesafeli duranlardanım. Sebepleri bellidir. Ödül verenler ve alanlar açısından şüpheyle lekelenen durumlar az yaşanmıyor. Mesela ödüllerin bir tür ahbap çavuş ilişkisiyle dağıtıldığı kanaati yaygındır. Tek başına bu şüphe bile tadımızı kaçırmaya yeter. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/2025-emine-isinsu-roman-odulu-2/">2025 Emine Işınsu Roman Ödülü</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F2025-emine-isinsu-roman-odulu-2%2F&amp;linkname=2025%20Emine%20I%C5%9F%C4%B1nsu%20Roman%20%C3%96d%C3%BCl%C3%BC" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F2025-emine-isinsu-roman-odulu-2%2F&amp;linkname=2025%20Emine%20I%C5%9F%C4%B1nsu%20Roman%20%C3%96d%C3%BCl%C3%BC" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F2025-emine-isinsu-roman-odulu-2%2F&amp;linkname=2025%20Emine%20I%C5%9F%C4%B1nsu%20Roman%20%C3%96d%C3%BCl%C3%BC" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F2025-emine-isinsu-roman-odulu-2%2F&amp;linkname=2025%20Emine%20I%C5%9F%C4%B1nsu%20Roman%20%C3%96d%C3%BCl%C3%BC" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F2025-emine-isinsu-roman-odulu-2%2F&#038;title=2025%20Emine%20I%C5%9F%C4%B1nsu%20Roman%20%C3%96d%C3%BCl%C3%BC" data-a2a-url="https://millidusunce.com/2025-emine-isinsu-roman-odulu-2/" data-a2a-title="2025 Emine Işınsu Roman Ödülü"></a></p><p><strong> </strong></p>
<p>Ödüllere mesafeli duranlardanım. Sebepleri bellidir. Ödül verenler ve alanlar açısından şüpheyle lekelenen durumlar az yaşanmıyor. Mesela ödüllerin bir tür ahbap çavuş ilişkisiyle dağıtıldığı kanaati yaygındır. Tek başına bu şüphe bile tadımızı kaçırmaya yeter.</p>
<p>Buna rağmen ödül verilmeye devam edilmesi ve önemsenmesi de normaldir. Normalden öte bir gerekliliktir. Eser veren, eserinin – kendisinin- görülmesini ister ve takdir bekler. Eserin değeri okuyanda görünür. Yayıncı, eleştirmen, şair ve yazar cinsinden ilgilenenler aracıdır. Etkileri ve yönlendirme güçlerinin yüksek yüzdesi onları önde gösterir. Buna rağmen aracıdırlar. Tekrar edeyim, eser olmasa bu aracılar da olmaz.</p>
<h2>IŞINSU’NUN DÜZENLEDİĞİ YARIŞMALAR</h2>
<p><strong>Emine Işınsu</strong>’nun çıkardığı <em>Töre</em> dergisinin 15 yılı aşan bir yayın hayatı vardır. Birçok yarışma düzenledi, ödüller verdi. En çok bilineni <em>Töre Devlet Yayınevi</em> ile düzenlediği <em>Dündar Taşer Roman Armağanı</em>’dır. Devamında aynı isimle Tiyatro armağanı da verilmiştir. Bu ödüllerin hikâyesini biliyorum. Ciddî yarışmalardır. Gelen eserler, objektif ölçülerle değerlendirilmiştir. Bugünün değerli yazarları <strong>Sevinç Çokum</strong>,<strong> Hasan Kayıhan, Alper Aksoy </strong>gibi romancılar, <strong>Remzi Özçelik </strong>gibi oyun yazarları o yarışmalarda derece alanlardır.</p>
<p>Sonraki yarışmaların hemen tamamında seçici kurullarda ben de vardım. 1979 yılıydı. Ressam <strong>Coşkun Karakaya</strong>’yı kaybetmiştik. Onun adına bir desen yarışması açtı. <em>Desen Yarışması</em>’nı <em>Hikâye Yarışması</em> takip etti. Çok güzel eserler geldi. Birinci gelen eserin yazarı <strong>Rahmi Ali</strong>’ydi. Kimdi bilmiyorduk. Açık adresi de yoktu. İlan ettik ve bir zaman sonra gelen mektupla Batı Trakyalı bir Türk olduğunu öğrendik. 1984’teki şiir yarışmasında da isimlere dikkat etmeyerek eserleri değerlendirdik.</p>
<p>Diyeceğim o ki, <strong>Emine Işınsu</strong>’nun ve Töre’nin düzenlediği yarışmalarda sanat ölçüleri hâkimdi. Seçici kurulun üzerinde bir isim ve eser baskısı yoktu. Seviye gözeten yarışmalardı. Meselenin bu tarafı çok önemlidir.</p>
<h2>EMİNE IŞINSU ROMAN ÖDÜLÜ</h2>
<p><strong>İskender </strong>(Öksüz) <strong>Abi</strong>, <em>“Işınsu adına bir ödül –</em>yarışma değil- <em>düzenleyelim</em>” dediğinde bizim için Töre geleneğinden gelen tek ölçü vardı: İyiyi seçmek. İki yılda bir olmasını kararlaştırdık. İlki 2023’te yapıldı. 141 eser geldi. <strong>Ülkü Demiray</strong>’ın <em>Cümbezin Kızı</em> kazandı. Yazarını tanıyanımız yoktu. Yayınlanmış birkaç eseri olduğunu da sonra öğrendik. Eser çok beğenildi ve iki yılda dokuzuncu baskıya ulaştı.</p>
<p>İkincisi 2025 ödülüne 269 eser geldi. Yeni yazılmış ve yayınlanmamış 269 eser. Bu rakam bir rekor. Çok bilinen ve her yıl türlü araçlarla duyurulan yarışmalara, ödüllere taş çatlasa bu sayının üçte biri kadar eser ancak geliyor.  <em>2025 Emine Işınsu Roman Ödülü</em> yeni bir yazara gitti<em>. Bilinmeze Doğru</em>, <strong>Hülya Başarangil Demir</strong>’in ilk eseri.</p>
<p>Ön jüride bulunan genç arkadaşlarımız, <strong>Zübeyde Gökçen Süer</strong>, <strong>Fatma Eriş Hamza</strong>, <strong>Nebahat Akbaş</strong> ve <strong>Doğukan Altıparmak</strong>’la zor bir eleme dönemi geçirdik. <strong>Prof. Dr. Bilge Ercilasun</strong>, <strong>Prof. Dr. Belkıs Altuniş Gürsoy</strong>, <strong>Prof. Dr. İlber Ortaylı</strong>, <strong>Prof. Dr. Nazım H. Polat</strong> ve    <strong>A. Yağmur Tunalı</strong>’dan oluşan jüriye 10 eser sunuldu.</p>
<p>Jüri sadece on esere bakmadı. Son eleme öncesindeki 32 esere de, gerektiğinde diğerlerine de bakarak kıyasladık. İçlerinde hemen yayınlanabilecek değerde bulduğumuz 30’u aşkın roman vardı. Türkiye’de roman sanatının nereye geldiğini gösteren önemli bir husustur.</p>
<h2>BİLİNMEZE DOĞRU’NUN SEÇİLİŞİ</h2>
<p>Bu, dile dayanan bir sanat ödülüydü ve haliyle dil barajdı. Romanların bazılarında şu özellik, bazılarında bu özellik öne çıkıyordu. Zorlu bir seçim olması normaldi. Karar toplantısında uzun uzun zayıf ve güçlü yönler tartışıldı. Seçilen romanın elden geçeceği konuşuldu ve <em>Bilinmeze Doğru</em> da o kayıtla seçildi. Yazar, eserini jürinin notlarıyla gözden geçirdi. Sonra bir editör ve yayıncımız <strong>Adnan M. Yüksel</strong>’le çalıştı. Buna rağmen dikkatli okuyucunun yer yer dil zaafları bulması normaldir. Her eserde bulunur. Bu dikkatleri ve eleştirileri istiyor ve bekliyoruz.</p>
<p><em>Bilinmeze Doğru</em>, iç içe hikâyelerle örülmüş etkileyici bir hikâye. Kırım’dan Romanya’ya, Yunanistan’a ve Türkiye’ye uzanan bir göç hikâyesi. Konusunun sergilenişi ve işlenişi, kurgusu çok beğenildi. Türklerin geniş imparatorluk topraklarından çekilişinin sonucu, görülmemiş zulümler, işkenceler ve milyonları bulan kayıplarla gelen göçlerdir. <strong>Bilal Şimşir</strong>’in kitabına isim olan <em>Rumeli’den Türk Göçleri</em>, tarihin gördüğü en ağır sahnelerle doludur. Bu romanın bazı hatırlama sahneleriyle hissettireceği de odur.</p>
<p>2025 <em>Emine Işınsu Roman Ödülü</em>’nü, kolay okunacak, sürükleyici bir eserin aldığını gönül rahatlığıyla söyleyebiliyorum. <em>Bilinmeze Doğru</em> 288 sayfa. <strong>Emine Işınsu</strong>’nun eserlerini de yayınlayan <em>Bilge Kültür Sanat Yayınları</em> arasından çıktı.</p>
<p>27 Kasım 2025’te Ankara Üniversitesi <em>DTCF Fârâbî Salonu</em>’nda saat 14’te <em>Ödül töreni</em> yapılacak. Jüri üyemiz <strong>İlber Hoca </strong>rahatsızlığı dolayısıyle bu sene katılamayacak. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı <strong>Mansur Yavaş</strong>, her partiden yöneticiler ve milletvekilleri, şairler, yazarlar ve akademisyenler katılacak. Ankaralı edebiyatseverleri bekleyeceğiz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/2025-emine-isinsu-roman-odulu-2/">2025 Emine Işınsu Roman Ödülü</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/2025-emine-isinsu-roman-odulu-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Emine Işınsu Roman Ödülü</title>
		<link>https://millidusunce.com/emine-isinsu-roman-odulu/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/emine-isinsu-roman-odulu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MDM]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 May 2025 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Cümbezin kızı]]></category>
		<category><![CDATA[Emine Işınsu]]></category>
		<category><![CDATA[Emine Işınsu roman ödülü]]></category>
		<category><![CDATA[iskender öksüz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=50327&#038;preview=true&#038;preview_id=50327</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk edebiyatının ünlü kalemi Emine Işınsu adına ikinci kez düzenlenen “Roman Ödülü”nün sonuçları Işınsu’nun doğum günü, 17 Mayıs’ta açıklandı.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/emine-isinsu-roman-odulu/">Emine Işınsu Roman Ödülü</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Femine-isinsu-roman-odulu%2F&amp;linkname=Emine%20I%C5%9F%C4%B1nsu%20Roman%20%C3%96d%C3%BCl%C3%BC" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Femine-isinsu-roman-odulu%2F&amp;linkname=Emine%20I%C5%9F%C4%B1nsu%20Roman%20%C3%96d%C3%BCl%C3%BC" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Femine-isinsu-roman-odulu%2F&amp;linkname=Emine%20I%C5%9F%C4%B1nsu%20Roman%20%C3%96d%C3%BCl%C3%BC" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Femine-isinsu-roman-odulu%2F&amp;linkname=Emine%20I%C5%9F%C4%B1nsu%20Roman%20%C3%96d%C3%BCl%C3%BC" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Femine-isinsu-roman-odulu%2F&#038;title=Emine%20I%C5%9F%C4%B1nsu%20Roman%20%C3%96d%C3%BCl%C3%BC" data-a2a-url="https://millidusunce.com/emine-isinsu-roman-odulu/" data-a2a-title="Emine Işınsu Roman Ödülü"></a></p><p>Türk edebiyatının ünlü kalemi Emine Işınsu adına ikinci kez düzenlenen “Roman Ödülü”nün sonuçları Işınsu’nun doğum günü, 17 Mayıs’ta açıklandı. 1925 ödülü, Hülya Demir’in, <em>Bilinmeze Doğru</em> adlı eserine verildi.</p>
<div id="attachment_50328" style="width: 1107px" class="wp-caption alignnone"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-50328" class="wp-image-50328 size-full" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/05/IMG-20250517-WA0011.jpg" alt="" width="1097" height="1600" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/05/IMG-20250517-WA0011.jpg 1097w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/05/IMG-20250517-WA0011-206x300.jpg 206w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/05/IMG-20250517-WA0011-702x1024.jpg 702w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/05/IMG-20250517-WA0011-768x1120.jpg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/05/IMG-20250517-WA0011-1053x1536.jpg 1053w" sizes="(max-width: 1097px) 100vw, 1097px" /><p id="caption-attachment-50328" class="wp-caption-text">Yarışmamızın kazananı Hülya Demir</p></div>
<p>Ödül Tertip Komitesi Başkanı ve Işınsu’nun eşi Prof. Dr. İskender Öksüz, 2 yıl önce duyurusu yapılan ve son başvuru tarihi 1 Mart olan ödül için, daha önce yayımlanmamış 269 eserin başvurduğunu bildirdi.</p>
<p>Bu eserlerin başlangıçta ön jüri tarafından okunduktan sonra, Prof. Dr. İlber Ortaylı, Prof. Dr. Bilge Ercilasun, Prof. Dr. Belkıs Altuniş Gürsoy, Prof. Dr. Nazım H. Polat ve Şair-Yazar A.Yağmur Tunalı’dan oluşan ana jüri tarafından değerlendirilerek, Hülya Demir’in ‘’Bilinmeze Doğru’’ adlı romanında karar kılındığını açıkladı. Öksüz, eser sahibinin iki cumhuriyet altınıyla ödüllendirileceğini ve romanın yayımlanmasının da sağlanacağını belirtti.</p>
<p>Öksüz, 269 eserin ilk değerlendirmesini yapan Zübeyde Gökçen Süer, Fatma Eriş Hamza, Nebahat Akbaş ve Doğukan Altıparmak’tan kurulu ön jüriye de teşekkür etti.</p>
<h2>Övgüye değer 3 eser de mansiyon aldı</h2>
<p>Prof. Dr. İskender Öksüz, bu defa övgüye değer 3 esere mansiyon verilmesinin kararlaştırıldığını ve bunların da basılacağını belirtti; bu eserleri ve yazarlarını şöyle açıkladı;</p>
<p>– Etraf Şiir Gibiydi’ / Süleyman Yüksel Akın</p>
<p>– Yer Kırmızı, Gök Siyah / Gazi Karabulut</p>
<p>– Kalanlar-Arazı Ayırdılar / Mahmut Sarıkaya</p>
<p>Romancı Emine Işınsu adına 2023 yılında düzenlenen ilk roman ödülü, Yazar Ülkü Demiray’ın, Cümbezin Kızı romanına verilmiş ve eser 1 yıl içinde 7 baskı yapmıştı.</p>
<h2>2025 Emine Işınsu Roman Ödülü’ne 269 eser geldi</h2>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-50329 size-full" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/05/IMG-20250517-WA0012.jpg" alt="" width="1155" height="1600" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/05/IMG-20250517-WA0012.jpg 1155w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/05/IMG-20250517-WA0012-217x300.jpg 217w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/05/IMG-20250517-WA0012-739x1024.jpg 739w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/05/IMG-20250517-WA0012-768x1064.jpg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/05/IMG-20250517-WA0012-1109x1536.jpg 1109w" sizes="auto, (max-width: 1155px) 100vw, 1155px" /></p>
<p>2025 Emine Işınsu Roman Ödülü’nün son başvuru tarihi 1 Mart 2025 idi. 1 Mart gece yarısına kadar yazarlarımızdan 269 eser aldık. 2023 ödülünde bu sayı 141 idi. Bu yılın sonuçları neredeyse iki kat artışa işaret ediyor.</p>
<p>Yarışmaya katılan bütün sanatçılarımıza teşekkür ederiz.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/emine-isinsu-roman-odulu/">Emine Işınsu Roman Ödülü</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/emine-isinsu-roman-odulu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zor Zamanlarda Diplomat Olmak</title>
		<link>https://millidusunce.com/zor-zamanlarda-diplomat-olmak/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/zor-zamanlarda-diplomat-olmak/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Jul 2024 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Batı Trakya]]></category>
		<category><![CDATA[Emine Işınsu]]></category>
		<category><![CDATA[iskender öksüz]]></category>
		<category><![CDATA[Rumeli]]></category>
		<category><![CDATA[Sadık Ahmet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=47779&#038;preview=true&#038;preview_id=47779</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yunan vatandaşı Türk’sünüz. Yunanistan dışında pasaportunuzun süresi doluyor ve Yunan konsolosluğuna gidiyorsunuz. Cevap: Kusura bakma. Sen artık Yunan vatandaşı değilsin. Bu yolla binlerce Türk vatansız kalıyor. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/zor-zamanlarda-diplomat-olmak/">Zor Zamanlarda Diplomat Olmak</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fzor-zamanlarda-diplomat-olmak%2F&amp;linkname=Zor%20Zamanlarda%20Diplomat%20Olmak" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fzor-zamanlarda-diplomat-olmak%2F&amp;linkname=Zor%20Zamanlarda%20Diplomat%20Olmak" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fzor-zamanlarda-diplomat-olmak%2F&amp;linkname=Zor%20Zamanlarda%20Diplomat%20Olmak" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fzor-zamanlarda-diplomat-olmak%2F&amp;linkname=Zor%20Zamanlarda%20Diplomat%20Olmak" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fzor-zamanlarda-diplomat-olmak%2F&#038;title=Zor%20Zamanlarda%20Diplomat%20Olmak" data-a2a-url="https://millidusunce.com/zor-zamanlarda-diplomat-olmak/" data-a2a-title="Zor Zamanlarda Diplomat Olmak"></a></p><p><span style="font-weight: 400;">Bulgaristan’ın, Türklerin isimlerini zorla değiştirme, onları ata topraklarından sürme faaliyetinin en hızlı yıllarında Kemal Gür, Gümülcine Başkonsolosluğu’na atanır. Anlatıyor: </span></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">[1988] Eylül sonunda fiilen göreve başladıktan sonra da çok soydaş geldi Bulgaristan’ dan. Meselâ; Deliorman’dan çıkıyorlar, eski Yugoslavya üzerinden devam ediyorlar, Selanik’ e yakın hudut kapısından Yunanistan’ a giriyorlar, İskeçe’ye geliyorlar. İskeçeliler onları bırakmıyorlar bir türlü, 2 gün 3 gün; dertleşme, üst baş yıkama, ütüleme, çocuklarını giydirme, hediyeler alma derken alıp Başkonsolosluğa getiriyorlar “Bunlar geldi beya!” diye. Böyle sahneler&#8230; İnsana insan olduğunu hatırlatan acı tatlı sahneler&#8230;</span></i><i><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></i><i><span style="font-weight: 400;">Yaşlılarla mülâkat yapıyorsunuz;</span></i><i><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></i><i><span style="font-weight: 400;">&#8211; Beyamca adın nedir?</span></i><i><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></i><i><span style="font-weight: 400;">&#8211; Mustafa İbrahimov.</span></i><i><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></i><i><span style="font-weight: 400;">&#8211; Peki, bu Bulgarlar sana ne isim taktılar?</span></i><i><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></i><i><span style="font-weight: 400;">&#8211; Sana ne beya!</span></i><i><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></i><i><span style="font-weight: 400;">Amca o kadar hassas ki söylemek istemiyor, ağırına gidiyor “Sana ne beya!” diyor.</span></i></p>
<h2>İncili Kaftan</h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Genç bir Uluslararası İlişkiler uzmanı Muhammed Murat Aslan, Dış İşleri mensuplarının hatıralarını derlemiş. </span><i><span style="font-weight: 400;">Zor Zamanlarda Diplomat Olmak</span></i><span style="font-weight: 400;"> (Maarif Mektepleri Yayınevi) yeni yayımlandı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Murat Aslan, eseri derlerken, gözünün önüne sık sık Ömer Seyfettin’in Pembe İncili Kaftan hikâyesindeki Muhsin Çelebi’nin geldiğini söylüyor. Onun, devletine toz kondurmayan fedakâr gururunun. Aslan, “Muhsin Çelebiler hâlâ yaşıyor mu?” diye soruyor ve gururla, “Evet!” diyor. “Buradalar, aramızdalar!” Günümüz Muhsin Çelebilerinin en zor günlerdeki hatıralarını onların ağzından derlemiş. Kıbrıs Barış Harekâtı, PKK ve Asala terörü, Bosna, Somali, Filistin… </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ben birini, tanımak mutluluğuna erdiğim Büyükelçi Hasan Kemal Gür’ün Batı Trakya hatıralarını, özetleyeceğim. Yukarıya aldığım hikâye, bu hatıralardan bir parça. Bulgaristan Türklerinin göç yollarını, İskeçe Türklerinin onları kucaklayışını ve Mustafa Beyamca’nın Bulgarların ona zorla vermeye çalıştıkları isim sorulduğunda “</span><i><span style="font-weight: 400;">Sana ne beya!</span></i><span style="font-weight: 400;">” cevabındaki isyanı herkes duyamaz. Bu merak ve duygu için Muhsin Çelebi yüreğine sahip olmak gerekiyor. </span></p>
<h2>Kanun önünde elenler eşit</h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Hatıraların kreşendo noktası, şüphesiz Dr. Sadık Ahmet’in milletvekilliğinin yasaklanması, yasaklama yetmezmiş gibi ağır cezada yargılanması. Mahkeme salonuna Af Örgütü, AİHM gibi kuruluşların gözlemcileri ve basın alınmazken başkonsolosumuz orada. Salonda sadece palikarya güruhu ve Kemal Gür var. Yunan Anayasa’sının o suç itirafı gibi maddesi, “Elenler kanun önünde eşittir.” hükmünün işleyişine şahitlik ediyor. Şahitlik etmekle kalmıyor, yasaklanan, dövülen basın mensuplarını konsoloslukta toplayıp başlarına geleni yazıp vermelerini sağlıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yunanistan’da “Etniki Tema”, yani “Millî Mesele” dendi mi kanun, kural, düzen buharlaşıveriyor ve ancak Elenler kanun önünde eşit. Elen değilseniz vay hâlinize! </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yunan vatandaşı Türk’sünüz. Yunanistan dışında pasaportunuzun süresi doluyor ve Yunan konsolosluğuna gidiyorsunuz. Cevap: Kusura bakma. Sen artık Yunan vatandaşı değilsin. Bu yolla binlerce Türk vatansız kalıyor. </span></p>
<h2>Gej beya</h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Batı Trakya Türkleri arasında yaygın tekrarlanan bir anekdotu aktarıyor Büyükelçi Gür:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“</span><i><span style="font-weight: 400;">Andreas Papandreu (Pasok) zamanındaki Dış İşleri Bakanı Yannis Kapsis, yasak bölgede kalkmış Şahin kasabasına gitmiş. Şahin’in bugünkü adı Ehinos. Kapsis, Şahin’de, durup dururken din ve soy bağı tartışması açmış</span></i><span style="font-weight: 400;">.” Yunan resmî tezini, Batı Trakya Türklerinin aslında Türkleştirilmiş ve zorla Müslümanlaştırılmış Elenler olduklarını anlatıyor. Şahinliler Kapsis’e şu cevabı vermiş: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“</span><i><span style="font-weight: 400;">Biz kendimiz Türk ve Müslüman olduysak ne mutlu bize, Türkler bizi Türk ve Müslüman yaptılarsa sevabı onlara ait olacağından ne mutlu onlara… Kapsis bozulunca konuyu değiştirmiş, siz televizyon seyredemiyorsunuz, buraya yansıtıcı takalım da rahat rahat seyredin demiş ve hangi Yunan kanallarını alamıyorsunuz diye sormuş. Şahinlilerin buna cevabı da pek hoş. ‘Gej beya Yunan kanallarını, bizim derdimiz Türk kanalları! … Millî maç oluyor, gençler yüksek yerlere tırmanıyorlar bataryalı televizyon cihazlarıyla. Bu eziyettir!’ diye de ilâve etmişler. Dikkat isterim bu konuşmada bahse konu millî takım, Türk Millî Takımıdır</span></i><span style="font-weight: 400;">.”</span></p>
<h2>İnsan haklarının menzili</h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Henüz uydu televizyonu yok. Türk kanalları bizim Doğu Trakya’dan alınıyor. Etniki Tema gereği stratejik noktalara Türk kanallarına karşı karıştırıcılar, jammerler yerleştiriliyor. Bu işi bakınız hangi İnsan Hakları Savunucusu yapıyor: “</span><i><span style="font-weight: 400;">Ezelebed dostumuz ve NATO müttefikimiz AFC ile Yunanistan anlaşmışlar, anten, ses ve görüntü taraması yapıyorlar, Türk televizyonu seyredilebiliyor mu seyredilemiyor mu, ne yapılıyor, ne ediliyor diye. Bütün o ‘jamming’ işini Almanlara ihale etmişler. Batı Trakya ağzıyla tam bir köpek dolabı.</span></i><span style="font-weight: 400;">”</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Büyükelçi Gür, sokak aralarında dolaşan, üstünde dönen antenler takılı araçları İkinci Dünya Harbi Gestapo filmlerinden hatırlayacaksınız diyor. Belli ki Türkler, Batı Trakya’da insan haklarının menziline girmiyor. On yıllardır girmiyor. Etniki Tema’nın 1960’lardaki hâlini Emine Işınsu’nun </span><i><span style="font-weight: 400;">Azap Toprakları</span></i><span style="font-weight: 400;">’nda da okuyabilirsiniz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Başkonsolos Kemal Gür, Yunanistan görevinden bir şeref beratıyla döndü: Persona Non Grata – İstenmeyen Adam. Muhammed Murat Aslan ona, yaşayan Muhsin Çelebi diyecektir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Not: Geçen Çarşamba, 24 Temmuz, hem Batı Trakya Türklerinin haklarını garanti eden Lozan Anlaşması’nın hem de Dr. Sadık Ahmet’in şüpheli ölümünün yıldönümüydü. </span></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/zor-zamanlarda-diplomat-olmak/">Zor Zamanlarda Diplomat Olmak</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/zor-zamanlarda-diplomat-olmak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alev Alatlı: Akıl, Ahlak, Adalet, Adap, Aşk</title>
		<link>https://millidusunce.com/alev-alatli-akil-ahlak-adalet-adap-ask/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/alev-alatli-akil-ahlak-adalet-adap-ask/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Feb 2024 19:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[alev alatlı]]></category>
		<category><![CDATA[Cümbezin kızı]]></category>
		<category><![CDATA[Emine Işınsu]]></category>
		<category><![CDATA[iskender öksüz]]></category>
		<category><![CDATA[Ülkü Demiray]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=46422&#038;preview=true&#038;preview_id=46422</guid>

					<description><![CDATA[<p>Safsatayı, paçozluğu, bayalığı sevmezdi. Fakat düşüneni, çalışanı, iddia sahibini severdi. Sizi saran sevgi hâlesini hemen hissederdiniz. Bu sevgi aurasıdır ki siyasî görüşleri çok farklı insanları bir araya getirir ve onların da birbirini sevmesine katalizör olurdu. Tek kriteri vardı: “Türkiye dendiğinde burnunun direği sızlamalı.”</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/alev-alatli-akil-ahlak-adalet-adap-ask/">Alev Alatlı: Akıl, Ahlak, Adalet, Adap, Aşk</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Falev-alatli-akil-ahlak-adalet-adap-ask%2F&amp;linkname=Alev%20Alatl%C4%B1%3A%20Ak%C4%B1l%2C%20Ahlak%2C%20Adalet%2C%20Adap%2C%20A%C5%9Fk" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Falev-alatli-akil-ahlak-adalet-adap-ask%2F&amp;linkname=Alev%20Alatl%C4%B1%3A%20Ak%C4%B1l%2C%20Ahlak%2C%20Adalet%2C%20Adap%2C%20A%C5%9Fk" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Falev-alatli-akil-ahlak-adalet-adap-ask%2F&amp;linkname=Alev%20Alatl%C4%B1%3A%20Ak%C4%B1l%2C%20Ahlak%2C%20Adalet%2C%20Adap%2C%20A%C5%9Fk" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Falev-alatli-akil-ahlak-adalet-adap-ask%2F&amp;linkname=Alev%20Alatl%C4%B1%3A%20Ak%C4%B1l%2C%20Ahlak%2C%20Adalet%2C%20Adap%2C%20A%C5%9Fk" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Falev-alatli-akil-ahlak-adalet-adap-ask%2F&#038;title=Alev%20Alatl%C4%B1%3A%20Ak%C4%B1l%2C%20Ahlak%2C%20Adalet%2C%20Adap%2C%20A%C5%9Fk" data-a2a-url="https://millidusunce.com/alev-alatli-akil-ahlak-adalet-adap-ask/" data-a2a-title="Alev Alatlı: Akıl, Ahlak, Adalet, Adap, Aşk"></a></p><p>Onu ilk defa 90’lı yıllarda yüz yüze tanıdık. “<i>Orda Kimse Var mı?”</i> serisine başlamıştı ve ülkücüleri daha yakından tanımak istiyordu. Öncelikle <i>Sancı</i>’nın yazarı Emine Işınsu’yu, sonra da beni. Kalktı, Ankara’ya geldi. O zaman Ankara’da güzel mekânlar vardı, onlardan birinde, adresini isminde taşıyan Budakaltı’nda uzun bir akşam yemeği yedik. Bu başlayıp biten bir sohbet olmadı. Defalarca, belki haftada birkaç kez telefon aracılığıyla devam etti. Derken sıra <i>Schrödinger’in Kedisi</i>’ne ve benim kuantum teoriciliğime geldi.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Alev Alatlı’ya uzun süre danışmanlık yapamazdınız. Çünkü yoğun merakıyla, olağanüstü çalışkanlığı ve okumasıyla pek kısa zamanda konuyu kavrar, alıp götürürdü. Kuantum teorisi derken Azerbaycanlı Türk bilim adamı Askerzade’nin “fuzzy logic”ini ne yapmıştı? İçselleştirmişti. Teorinin Türkçe adını kendi koydu: </span><i><span style="font-weight: 400;">Saçaklı mantık</span></i><span style="font-weight: 400;">. Sonra, mekaniğin değil toplumun ve insanın dünyasına uygulanır hâle getirdi saçaklı mantığı. Anlayışça ilkelleşen toplumların “ya siyahtır ya beyaz” mantığına isyandı bu saçaklı mantık. Bir miktar öyleyse, bir miktar da böyle demekti. </span></p>
<h2>Nasıl bilirdim</h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Kitaplarını, ödüllerini, söyleşilerini dostları anlatacaklardır. Ben bizzat gözlediklerimi ve öznel değerlendirmelerimi yazacağım. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kimliğini sorarsanız Türk’tü. Bu Türklükte saçaklı mantık yoktur. İftihar vardı. Fakat değer saydığı başka mirasları da edinmişti. Asker çocuğuydu. Bu önemliydi. Rumeli göçmeni bir ailedendi. Bu da önemliydi. Vatan kaybetmenin ne demek olduğunu bilen bir kültürdendi. Romanlarındaki Günay Rodoplu’nun Rodopluluğu oradandır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Herkesin aşılmaz dediği dağa tırmanacağını söyler ve etrafındakilerin şaşkın bakışları arasında o dağı aşıverirdi. Satmaz denilen “Bizim English” dergisini böyle bir atılışla çıkarmış ve yanılmıyorsam yüzbin tirajlara ulaştırmıştı. Kitapları da benzer “yok satmaz”ları ardında bırakarak yaratılmıştı, Kapadokya Ünversitesi’ni de. Yönettiğim “Türkçe Yazı Atölyesi”nin roman konulu dersine onu misafir konuşmacı olarak davet etmiştim. O olmaz denilen yayın başarılarını gençlere öyle bir övünç ve aşkla aktardı ki… Her birine, “Ben de yapmalıyım. Ben de yazmalıyım. O dağı ben de aşmalıyım.” heyecanını duyurdu. Dersten beklenen de budur değil mi?</span></p>
<h2>Bir sevgi hâlesi</h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Kapadokya Üniversitesi’nin umdesini, “Akıl, Ahlak, Adalet, Adap” diye belirlemişti. Şimdi <a href="https://www.alevalatli.com.tr/" target="_blank" rel="noopener">sitesine</a> baktım</span><span style="font-weight: 400;">, orada sonuna bir de “Aşk” ekleNmiş. Gerçekten aşk olmadan hiçbir şey olmaz, hiçbir şey yaratılmaz. Sitesine mutlaka gidin ve nasihatini, vasiyetini okuyun. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Birkaç yazımda bahsettiğim, iki ketleme çemberini onda kuvvetle hissederdiniz ve tabii ki kavramı benden iyi anlatırdı. Toplum içinde, ilişkileri içinde, insanı, iki çember sarar. Bunların dışına çıkılmamalıdır. Dışardaki çember hukuk çemberidir. Onun dışına çıkarsanız hukuk sizi cezalandırır. Fakat içerde, daha dar bir ahlak çemberi vardır: Alatlı özetlemişti: &#8220;Aslolan, hakkın helal edilmesi olmalıydı. Helalleşmek olmalıydı. Helalleşmek, mahkemede dava kazanmaktan daha üstün olmalıydı. Çünkü, her yasal hak, helâl değildir.” Kanunların her izin verdiği helal değildir!</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Safsatayı, paçozluğu, bayalığı sevmezdi. Fakat düşüneni, çalışanı, iddia sahibini severdi. Sizi saran sevgi halesini hemen hissederdiniz. Bu sevgi aurasıdır ki siyasî görüşleri çok farklı insanları bir araya getirir ve onların da birbirini sevmesine katalizör olurdu. Tek kriteri vardı: “</span><i><span style="font-weight: 400;">Türkiye dendiğinde burnunun direği sızlamalı.</span></i><span style="font-weight: 400;">” </span></p>
<h2>Emine Işınsu Roman Ödülü Jürisinde</h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Emine Işınsu Roman Ödülü jürisindeydi. Genç veya orta yaşlı kalemleri teşvik etmeyi görevi görürdü. Roman Ödülü sırasında üst üste cereyan eden üç anekdotu anlatayım: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ödüle 141 roman geldi. Tamamı internette bulutta, bütün jüri üyelerine açıktı. Fakat bizim bir de genç edebiyatçılardan oluşan ön jürimiz vardı ve onlar olağanüstü bir çabayla aday roman sayısını sekize indirmişlerdi. Alev Alatlı’ya telefona durumu ve sekiz romanın adını bildirdim. Sonra da işini daha da kolaylaştırırım diye ağzımdan şöyle bir soru kaçtı: “Ön jüri bu sekiz arasından da üçünü daha çok beğenmiş. Onların adını vereyim mi?” Kesin ve telaşlı bir sesle cevabımı aldım: “Sakın söyleme!” Helal değildi söylemek. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nihayet jüri Ülkü Demiray’ın Cümbezin Kızı üzerinde oy birliğine vardı. Alev Hanım sonuç belli olur olmaz, beni beklemeden Ülkü Hanım’a telefon etmiş. Düşünen, kalemiyle, kafasıyla üreten insana duyulan sevgi ve o sevginin verdiği heyecanla! Karşı tarafta da heyecan. Beş- on dakika sonra Ülkü Hanım’ı aradığımda, telefonda ağlıyordu. Ülkü Hanım’ı sonradan tanıdım. Alev Hanım’a mutlaka gidip elini öpmek istiyordu. Romanındaki kahramana benzetiyordu onu: </span><i><span style="font-weight: 400;">O benim Ninannem!</span></i><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son anekdot, kitabın arka kapağına yazılacak yazı üzerine. Alev Hanım kendi değerlendirmesini yazmıştı. Bir de “Ödüle 141 roman geldi. Bu eser diğerleri arasında öne çıktı.” diye yazsak mı diye sordum. Şiddetle karşı çıktı: “</span><i><span style="font-weight: 400;">Bu, diğer katılımcıları üzer. Onlar o kadar emek ve zaman vermişler. Kazananı kendi değeriyle yüceltelim. Diğerleriyle kıyaslayarak değil</span></i><span style="font-weight: 400;">.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Her dokunduğunun onu derhal sevmesinin sebebi budur işte. Sevgisi, “helal” anlayışı ve sevdiği insanlara yüreği titreyerek yaklaşması. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Rahat uyu sevgili dost. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/alev-alatli-akil-ahlak-adalet-adap-ask/">Alev Alatlı: Akıl, Ahlak, Adalet, Adap, Aşk</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/alev-alatli-akil-ahlak-adalet-adap-ask/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Umay Ana Türk Dünyası Kadınlar Birliği</title>
		<link>https://millidusunce.com/umay-ana-turk-dunyasi-kadinlar-birligi/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/umay-ana-turk-dunyasi-kadinlar-birligi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Dec 2023 19:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Cümbezin kızı]]></category>
		<category><![CDATA[Emine Işınsu]]></category>
		<category><![CDATA[iskender öksüz]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. İskender Öksüz]]></category>
		<category><![CDATA[Umay Ana Türk Dünyası Kadınlar Birliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=46158&#038;preview=true&#038;preview_id=46158</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk’e “Türk” demeye “ırkçılık” demek bize küfretmektir. Küfretse yazdıkları yayımlanmayacak. Onun için ırkçı diyor. Dış Türklere Türk demek ırkçılık! İç Türklere de Türk demek ırkçılık! Peki, Türk ne? </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/umay-ana-turk-dunyasi-kadinlar-birligi/">Umay Ana Türk Dünyası Kadınlar Birliği</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fumay-ana-turk-dunyasi-kadinlar-birligi%2F&amp;linkname=Umay%20Ana%20T%C3%BCrk%20D%C3%BCnyas%C4%B1%20Kad%C4%B1nlar%20Birli%C4%9Fi" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fumay-ana-turk-dunyasi-kadinlar-birligi%2F&amp;linkname=Umay%20Ana%20T%C3%BCrk%20D%C3%BCnyas%C4%B1%20Kad%C4%B1nlar%20Birli%C4%9Fi" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fumay-ana-turk-dunyasi-kadinlar-birligi%2F&amp;linkname=Umay%20Ana%20T%C3%BCrk%20D%C3%BCnyas%C4%B1%20Kad%C4%B1nlar%20Birli%C4%9Fi" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fumay-ana-turk-dunyasi-kadinlar-birligi%2F&amp;linkname=Umay%20Ana%20T%C3%BCrk%20D%C3%BCnyas%C4%B1%20Kad%C4%B1nlar%20Birli%C4%9Fi" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fumay-ana-turk-dunyasi-kadinlar-birligi%2F&#038;title=Umay%20Ana%20T%C3%BCrk%20D%C3%BCnyas%C4%B1%20Kad%C4%B1nlar%20Birli%C4%9Fi" data-a2a-url="https://millidusunce.com/umay-ana-turk-dunyasi-kadinlar-birligi/" data-a2a-title="Umay Ana Türk Dünyası Kadınlar Birliği"></a></p><p>Yeni bir cins türedi. Ne zaman “Türk” deseniz, “Irkçı! Irkçı!” diye saldırıya geçen bir cins. Bunlardan biri, bir yorumcum, Türkiye dışındaki Türklere Türk demenin ırkçılık olduğunu yazmış. Ne derinlikli bir gözlem! Peki, onlar kendilerine Türk deyince ne oluyor? İki defa ırkçı oluyorlar herhâlde.</p>
<p>Hatırlayacaksınız, SSCB çöküp Türk cumhuriyetleri bağımsızlıklarına kavuşunca bir ara biz de onlara ne diyeceğimizi şaşırmıştık. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti büyükleri, 1944’ten sonra Turancılığın suç olduğunu, her görüldüğü yerde ezilmesi gerektiğini savundular. Hâlâ gidiyor mu bilmiyorum, kaymakamlık düzeyine kadar idari birimlere her yıl, “Çevrenizdeki Turancıları bildirin.” yazıları giderdi. Ama utançlarından olmalı bu yazılar “Gizli” gönderilirdi. Rahmetli tarihçimiz Yılmaz Öztuna bu sapıklığa, “İnönü revizyonizmi” derdi.</p>
<h2>Ne dersen de Türk deme</h2>
<p>SSCB çökünce dışımızdaki Türklere ne diyeceğimizi şaşırdık. Önce “Türki” dedik. Hani yabancı dillerdeki ‘Turkic’e özenerek. Türk gibi, Türkümsü falan anlamında. Öyle ya yarım asrı aşkın zamandır gizli gizli kovaladığımız Turancıları haklı çıkaracak değildik ya. İsim vermek gittikçe zorlaşıyordu. “Türkçe konuşan” demeğe başladık. Hani Fransa’nın sömürgelerindeki Frankofonlar gibi. Bu insanlar, herhâlde radyo dinleyerek falan Türkçe öğrenip konuşuyordu. Türk olacak halleri yoktu ya. Sonra Türk Keneşi, Türk Konseyi kuruldu. Galiba Nursultan Nazarbayev, bu maskaralığa son verdi ve “Biz Türk’üz. Keneş de Türk Keneşi” deyip işi bitirdi.</p>
<p>Yasaklanmalı! Takibe alınmalı! Irkçı! Irkçı!</p>
<p>Almanya vatandaşlık kanununu kana bağlarken, İsrail dünyanın her tarafında her renkten Yahudi asıllı ararken, Rusya Rus- Rus olmayan ayrımını daha SSCB zamanında yaparken… Hatırlayn. Nasıldı SSCB’nin o sözde komünist marşı? Adı da “Enternasyonal” yani milletlerarasıydı:</p>
<p>“<em>Büyük Rus ulusunun perçinlediği, yüce ve güçlü Sovyetler Birliği.</em>“</p>
<p>Cevap basittir aslında. Türk’e “Türk” demeye “ırkçılık” demek bize küfretmektir. Küfretse yazdıkları yayımlanmayacak. Onun için ırkçı diyor. Dış Türklere Türk demek ırkçılık! İç Türklere de Türk demek ırkçılık! Peki, Türk ne? Türk, Türkiye’de, Çankırı, Çorum, Yozgat havalisinde yaşadığı iddia edilen küçük bir etnik grubun adı. Varlığı da şüphelidir aslında!</p>
<h2>Şebi Yeldada Umay Analar</h2>
<p>21 Aralık günü, yani Şebi Yelda gecesi, <em>Umay Ana Türk Dünyası Kadınlar Birliği</em>’nin ödül törenindeydim. Toplantının ayrıntısını  okuyabilirsiniz. 24 Umay Ana ödül aldı. Galiba 20’si Türkiye dışı Türk ülkelerindendi. Azerbaycan’dan Kırım’a, Kazan’dan Kazakistan’a, Doğu Türkistan’a… Ne ırkçılık değil mi! Dahası da var. Birliğin uranı: “<em>Türklüğümüz özümüz, birliğimiz gücümüz</em>”. Hani Almanlığımız, Amerikanlığımız, Fransızlığımız falan olsa anlaşılır ama hiç Türklüğümüz denir mi! Açık ırkçılık!</p>
<p>Hatıralar çizgisinde yarım yüzyılı aşkın geri gittim. Doğu Türkistan Kazak Türklerinin yolbaşçısından söz ediliyordu. Sofrasında, bizzat ikram ettiği, yemeğini yediğim Ali Beg Hakim’den. Sonra söz, onun oğlu Hasan Oraltay’a geldi. İkimiz, Hasan ve ben, bir akşam çıkardığımız münakaşa ile Ruslara SSCB pavyonunu erken kapattırmıştık. SSCB&#8217;deki Türkler esir mi değil mi münakaşası… Hasan’ın Rus görevlilere ağzının kıyısıyla “Sabak…” diye fısıldamasını unutmam&#8230;</p>
<p>Gecenin en çarpıcı tarafı tabiatıyla Umay Analardı. Tertipleyenler, başaranlar, ödül alanlar… Hepsi kadındı. Altunizade Kültür Merkezi’nin geniş ön sırası, yani gelenek icabı protokole ayrılan sıra, sadece kadınlarındı. Erkeklere alkışlamak, bir de ödül vermek düşüyordu.</p>
<h2>Dernek erkek kolları kurar mı?</h2>
<p>Azerbaycan Bilimler Akademisi’nden Prof. Dr. Esmira Fuad ödülünü alırken bir espri yaptı: “Ne demişler… Her başarılı kadının arkasında bir erkek vardır!”. Salonca gülüştük.</p>
<p>Ben Aspay Cebeci Sener’e ödülünü verdim. <em>Türkiyem</em> şiirinden  ve şarkısından tanıdığınız, bizim Seyyahı Fakir Evliya Çelebi’nin, Dilaver Cebeci’nin, onun yolundaki kızına. Havasına, suyuna, taşına toprağına ama illa Umay Analarına ölürüm Türkiyem, ölürüm Türk yurtlarım… Konuşmamda, hâlâ “kadınlar kolu” kuran derneklere öfkemi dillendirdim. “Ama”, dedim, “siz bir erkekler kolu kurarsanız, seve seve üye olurum!”. Yine gülüştük. Biz ırkçı Turancılar böyleyizdir elhamdülillah. Kadınlı erkekli sık sık gülüşürüz.</p>
<p>Tam bir hafta önce, başka bir Umay Ana’nın adına düzenlenen Emine Işınsu Roman Ödülü’nü yine bir Umay Ana’ya, Ülkü Demiray’a vermiştim.</p>
<p>Daha da başka bir Umay Ana’nın, Halide Edip’in <em>Yeni Turan</em>’ını mı yaşıyoruz? Romanda, Turan Partisi’nin erkekleri başaramayınca, kadınlarının mücadelesinin Türk yurdunu yüceltmesi hikâye edilir. Günlerin yeniden uzamaya başladığı Şebi Yelda’da yeni doğuşlar müjdeleniyor. Prof. Ahmet Bican Ercilasun’un sözünü ettiği “kaynama”yı hissediyoruz.</p>
<p>2024 bütün Türk âlemine ve tüm insanlığa barış ve huzur getirsin. Turancıyız elhamdülillah.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/umay-ana-turk-dunyasi-kadinlar-birligi/">Umay Ana Türk Dünyası Kadınlar Birliği</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/umay-ana-turk-dunyasi-kadinlar-birligi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yayınevi neye yarar?</title>
		<link>https://millidusunce.com/yayinevi-neye-yarar/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/yayinevi-neye-yarar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Oct 2023 19:00:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Emine Işınsu]]></category>
		<category><![CDATA[iskender öksüz]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Yayıncı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=45378</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bugün gazete ve yayınevinin temel değeri, kâğıt, mürekkep, matbaa değil. Televizyonun asıl varlığı milyonlarca dolarlık donanım değil. Bunların yazara, konuşana bugün kattıkları asıl değer, o ürünlerin kalitesinin ve doğruluğunun teyididir. Gazete, yayınevi, televizyon, bugün markadır. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/yayinevi-neye-yarar/">Yayınevi neye yarar?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyayinevi-neye-yarar%2F&amp;linkname=Yay%C4%B1nevi%20neye%20yarar%3F" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyayinevi-neye-yarar%2F&amp;linkname=Yay%C4%B1nevi%20neye%20yarar%3F" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyayinevi-neye-yarar%2F&amp;linkname=Yay%C4%B1nevi%20neye%20yarar%3F" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyayinevi-neye-yarar%2F&amp;linkname=Yay%C4%B1nevi%20neye%20yarar%3F" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyayinevi-neye-yarar%2F&#038;title=Yay%C4%B1nevi%20neye%20yarar%3F" data-a2a-url="https://millidusunce.com/yayinevi-neye-yarar/" data-a2a-title="Yayınevi neye yarar?"></a></p><p>Gazete ne demek? Yayınevi neye yarar? Televizyon kanalına ihtiyaç var mı?</p>
<p>İnsanlar gazeteye, yayınevine, televizyon kanalına ihtiyaç duymadan doğrudan yayın yapabiliyor. Gazete yerine internet. Yayınevi yerine e-kitap veya sesli kitap. Televizyon kanalı yerine YouTube veya İnstagram. Twitter’de, isterseniz X deyin, mavi tikle uzun uzun yazı ve video da yayımlayabilirsiniz. O halde gazete, yayınevi, televizyon ne işe yarıyor?</p>
<p>X’e bir girin bakalım. Aynı konuda kaç farklı yalan söylenebilir bir sayın. Bazı yalanların sponsorluğunu yapan tipler göreceksiniz. Konu ister tarih olsun ister coğrafya; her fırsatta daha önce hiç duymadığınız, fantastik tarih anlatan, özel yetiştirmeler bulacaksınız. Hani internet sayesinde herkes yayın yapabiliyor ya; gerçekten herkes yayın yapabiliyor. Doğru dürüst okuryazar olmayanlar bile.</p>
<h2><strong>Yayınevi, Gazete Kalite Filtresidir</strong></h2>
<p>İnternet yokken bunlar bir yayınevinin, bir gazetenin, bir televizyon istasyonunun filtresinden geçmek zorundaydı. Şimdi o filtreler yok ve doğru ile yanlış, kirli ile temiz, akıllı ile kaçık karşınızda; hepsi bir arada. Şimdi o filtreler yok dedik. Aslında o filtreler hâlâ duruyor. Hâlâ gazeteler var; hâlâ yayınevleri var. Eskiyle bugün arasındaki fark şu: Eskiden bu filtrelerden geçmeden okuyucunun, seyircinin huzuruna çıkamazdınız. Çünkü bu saydığım mecraların hepsi sermaye isterdi. Şimdi onlardan geçmeden de kendinizi yayımlayabiliyorsunuz. Sermayeye gerek yok; hatta yatırım yapmadan para bile kazanabilirsiniz.</p>
<p>Bugün gazete ve yayınevinin temel değeri, kâğıt, mürekkep, matbaa değil. Televizyonun asıl varlığı milyonlarca dolarlık donanım değil. Bunların yazara, konuşana bugün kattıkları asıl değer, o ürünlerin kalitesinin ve doğruluğunun teyididir. Gazete, yayınevi, televizyon, bugün markadır. Marka her şeyden önce kalite güvencesi demektir. Siz bu yazıyı niçin Karar’ın veya Millî Düşünce Merkezi’nin sayfalarında okuyorsunuz? Haberler için niçin Karar’a bakıyorsunuz? Çünkü Karar’da okuduğunuz haberin kontrol edilerek yayımlandığını, doğru olduğunu, uydurma olmadığını biliyorsunuz.</p>
<h2><strong>Yayıncının Asıl Ürünü Kalite Güvencesi</strong></h2>
<p>Kitap alırken adını duymadığınız bir yayınevindense daha önce yayımladığı eserleri beğendiğiniz yayınevinkini tercih edersiniz. Öyle yayınevleri vardır ki bir kitabı o yayımladıysa okumanız gerektiğini hissedersiniz.</p>
<p>Gazetelerin, yayınevlerinin, televizyon kanallarının- internet üzerinden yayın yapanlar dâhil-strateji çizerken ürünlerinin hangi bileşeninin değerli olduğunu iyi kavramaları gerekir. Temelde ne işe yaradıklarına…</p>
<p>Bu saydıklarımın hepsine “yayıncı” diyeyim ve öyle devam edeyim.</p>
<p>O halde yayıncının aslî işi ürünün kalitesini temin etmektir. “Temin etmek“ derken o kaliteyi garantilemeyi kastediyorum. Yayıncının işi, “Bu ürün kalitelidir.” demek ve bu sözüne insanları inandırmaktır. Bu da yayınladıklarında belli bir çizgiyi muhafaza etmekle olur.</p>
<p>Yayınevi, TV kanalı, gazete… Bunlar kalitenin teminatıdır. Yani aslında markadır. Markasız ürünü almakta tereddüt edersiniz. Peki, doğrudan yayın yapanlar? Onlar bizatihi marka hâline gelmiş kişiler.</p>
<h2><strong>Yazar Öbekleri Kurulmalı</strong></h2>
<p>O hâlde, benim bir yayınevim olsaydı nelere dikkat ederdim? Bir kere editörlüğü asıl işim diye benimserdim. Editörlük, musahhihlik – düzeltmenlik değildir. Belki editör düzeltme de yapar ama temel işi, yazarla birlikte çalışmak, kitabın yapısına, gidişine yön vermektir. Yazarla bu kadar yakın olunca editör, yayınevinin bir parçası olduğu kadar yazarlar dünyasının da bir parçası hâline gelir.</p>
<p>Buradan bir adım daha atıp, yazar menajerliğine geçebiliriz. Menajer, yazarın, yayıncıya karşı temsilcisidir. Yazarla yayıncı arasında bir yere oturduğu için de yüzünü yazara döndüğünde editördür. Eserin yayımlanacak ve piyasada tutunacak bir eser olması için yazarla işbirliğine girer.</p>
<p>Bütün bunlardan sonra gelecekte mutlaka kurulması gereken bir yapıya geliyorum: Yazarlar topluluğuna. Yazarların birbirini tanıdığı, tanıttığı, birbirini tenkit ettiği bir topluluk. Deneyimli yazarların, ilk eserini verenlerin elinden tuttuğu, onlara “editörlük” yaptığı bir küçük dünya. Aynı şehirde olanlar yüz yüze toplanabilir ama şart değil… İnternet çağında ülkenin, hatta dünyanın her yerinden iletişime geçmek mümkün.</p>
<p>Yeni ve genç yazarların çalışmalarını paylaştığı internet siteleri var. Bazen birlikte hikâye, hatta roman yazıyorlar. Bunlar birer başlangıç. Yazarlarla editörleri, yayıncıları bir araya getirecek yapıların oluşması yakındır.</p>
<p>Emine Işınsu Roman Ödülü’ne, 141 eser geldi. Bu 141 eserin sahipleri acaba yazarların küçük dünyasının çekirdeği olabilir mi? Onlardan biri veya birkaçı böyle bir atılımda başı çeker mi? Veya edebiyat kuruluşlarımız, dergilerimiz? Ne güzel olurdu.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/yayinevi-neye-yarar/">Yayınevi neye yarar?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/yayinevi-neye-yarar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
