<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ermeni meselesi arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/ermeni-meselesi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/ermeni-meselesi/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Mon, 24 Apr 2023 20:04:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.2</generator>
	<item>
		<title>Biden, 24 Nisan’da Soykırım Diyecek mi?</title>
		<link>https://millidusunce.com/biden-24-nisanda-soykirim-diyecek-mi/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/biden-24-nisanda-soykirim-diyecek-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rıdvan Karluk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Apr 2023 19:26:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Biden]]></category>
		<category><![CDATA[Ermeni meselesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ermeni mezalimi]]></category>
		<category><![CDATA[Ermeni Sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[Ermeni Soykırımı iddiaları]]></category>
		<category><![CDATA[Ermeni Tehciri]]></category>
		<category><![CDATA[Sözde Ermeni Soykırımı]]></category>
		<category><![CDATA[Trump]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=43410</guid>

					<description><![CDATA[<p>Parlamentolar ve uluslararası kuruluşlar 1915 tehcirini “soykırım” olarak niteleyemez. Bunlar siyasal amaçlı kararlardır.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/biden-24-nisanda-soykirim-diyecek-mi/">Biden, 24 Nisan’da Soykırım Diyecek mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbiden-24-nisanda-soykirim-diyecek-mi%2F&amp;linkname=Biden%2C%2024%20Nisan%E2%80%99da%20Soyk%C4%B1r%C4%B1m%20Diyecek%20mi%3F" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbiden-24-nisanda-soykirim-diyecek-mi%2F&amp;linkname=Biden%2C%2024%20Nisan%E2%80%99da%20Soyk%C4%B1r%C4%B1m%20Diyecek%20mi%3F" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbiden-24-nisanda-soykirim-diyecek-mi%2F&amp;linkname=Biden%2C%2024%20Nisan%E2%80%99da%20Soyk%C4%B1r%C4%B1m%20Diyecek%20mi%3F" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbiden-24-nisanda-soykirim-diyecek-mi%2F&amp;linkname=Biden%2C%2024%20Nisan%E2%80%99da%20Soyk%C4%B1r%C4%B1m%20Diyecek%20mi%3F" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbiden-24-nisanda-soykirim-diyecek-mi%2F&#038;title=Biden%2C%2024%20Nisan%E2%80%99da%20Soyk%C4%B1r%C4%B1m%20Diyecek%20mi%3F" data-a2a-url="https://millidusunce.com/biden-24-nisanda-soykirim-diyecek-mi/" data-a2a-title="Biden, 24 Nisan’da Soykırım Diyecek mi?"></a></p><p>&nbsp;</p>
<p>Amerika Birleşik Devletleri&#8217;ndeki seçimler sonrasında Başkan olan Joe Biden, 24 Nisan 2021 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti ve seksen beş milyon Türk vatandaşını vebal altında bırakarak, olmayan bir soykırımı Türkiye’ye kabul ettirmek isteyen Ermeni lobisine “<em>soykırım”</em> diyerek destek vermiştir.</p>
<h2>24 Nisan günü ne diyecek?</h2>
<p>Türkiye’de partiler ve iktidar seçim telaşına düştükleri için 24 Nisan’ı düşünen yok. Bu konuda Büyükelçimiz Doç. Dr. Murat Mercan’ın  girişimi var mı? Sayın Mercan’ı ve babası rahmetli Dr. Nafiz Mercan’ı yakinen tanırım. Hasan Murat Mercan, 22 ve 23’ncü dönem Adalet ve Kalkınma Partisi Eskişehir Milletvekili idi.</p>
<div id="attachment_43415" style="width: 778px" class="wp-caption aligncenter"><img fetchpriority="high" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-43415" class="wp-image-43415 size-medium_large" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/Joe-Biden-ile-Murat-Mercan-768x432.jpg" alt="" width="768" height="432" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/Joe-Biden-ile-Murat-Mercan-768x432.jpg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/Joe-Biden-ile-Murat-Mercan-300x169.jpg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/Joe-Biden-ile-Murat-Mercan-1024x576.jpg 1024w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/Joe-Biden-ile-Murat-Mercan.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /><p id="caption-attachment-43415" class="wp-caption-text">ABD Başkanı Joe Biden ve Türkiye Büyükelçisi Doç. Dr. Murat Mercan.</p></div>
<p>&nbsp;</p>
<p>Başkan Biden’ın seçildikten sonra 24 Nisan’da soykırım diyeceği kesindi. Çünkü hem Biden hem de yardımcısı Harris, sözde Ermeni soykırımını tanıyacakları sözünü seçim sürecinde açıklamışlardı. Biden’ın bir şekilde görevi bırakması durumunda, ABD Başkanı olacak kişi olan Kamala D. Harris’in de söz vermiş olması önemlidir.</p>
<p>Senatörler Bob Menendez ve Ted Cruz, 1915 olaylarının soykırım olarak tanınması için ABD Senatosu&#8217;na önerge vermiş, Kamala Harris de buna destek olmuştur. Bu, Ermeniler için sembolik bir zaferdi. Joe Biden’ın seçimlerdeki rakibi olan Harris, daha sonra ülkenin siyahi Başkan Yardımcısı olarak sözde Ermeni soykırımının tanınması için çalışan ilk siyasetçisi olmuştur. Harris, Jamaikalı bir baba ile Hindistan kökenli bir annenin çocuğu olarak 1964&#8217;te Kaliforniya&#8217;da doğmuştur.</p>
<p>Başkan Trump soykırım dememiştir ama Başkan Biden, <em>“soykırım”</em> (genocide) diyeceğini seçim sürecinde açıklamıştır. Yardımcısı, sözde Ermeni soykırımına destek veren biridir. Biden, 1915 olaylarının yıl dönümünde yaptığı açıklamada, <em>“Ermeni soykırımı”</em> ifadesini kullanmış, <em>“Eğer seçilersem Ermeni soykırımını tanıyan kararı destekleme sözü veriyorum”</em> demiştir. (<em>If elected, I pledge to support a resolution recognizing the Armenian Genocide and will make universal human rights a top priority for my administration)</em></p>
<p>Biden, Harris ve sözde soykırıma destek veren senatörler yeterince aydınlatılmadığı için Ermeni propagandasının etkisi altında kalmışlardır. Barack Obama, 2008 yılında başkan seçilmeden önceki seçimlerde, sözde Ermeni soykırımını tanıyacağını söylemiştir ama göreve geldikten sonra soykırım ifadesini kullanmamıştır. Yazılı açıklamasında, <em>“1915’te zulüm görenlerin anısını onurlandırdıklarını”</em> belirten Obama, ABD’ye göç eden Ermenilerin ülkeye kattıkları değeri vurgulamış ve onlara teşekkür etmiştir. Fakat Biden ile Obama arasında çok fark vardır. Çünkü Biden ve yardımcısı Harris, seçim sürecinde açık bir şekilde sözde Ermeni soykırımına destek vermişlerdir.</p>
<p>Öncülüğünü Demokrat Senatör Bob Menendez ile Cumhuriyetçi Senatör John Cornyn’in yaptığı ve 37 senatörün imzaladığı mektup, Senato Dış İlişkiler Komitesi tarafından açıklanmıştır. Her iki partiden senatörlerin isimlerinin yer aldığı mektupta, Biden’ın yaptığı konuşma hatırlatılarak <em>“Ermeni soykırımı gerçeğini resmen tanıma çağrısını güçlü şekilde yapmak üzere size yazıyoruz. Geçmişte Ermeni soykırımını soykırım olarak tanımıştınız, şimdi Başkan olarak yine aynı şeyi yapmaya çağırıyoruz” </em>denilmiştir.</p>
<p>Başkan Biden, 24 Nisan 2021’de <em>“soykırım”</em> demeden önce harekete geçilmemiştir. Bu konuda YÖK’e de görev düşmüştür ancak YÖK bu konuda sessiz kalmıştır. YÖK, seçilmiş bazı üniversitelerde <em>“Ermeni Araştırmaları Enstitüleri”</em> kurulması önerimi desteklememiş, onların uluslararası yayın yapmasını teşvik etmemiştir. Bu kapsamda, <em>4 Nisan 2019</em> tarihinde YÖK Başkanlığına yaptığım önerime olumlu cevap verilmemiştir. Her şehre bir üniversite açmakla iş bitmiyor. Alanında uzman ve nitelikli hocalardan oluşturulacak enstitüler her yıl üç yayın yapsa, dünya kamuoyunu aydınlatmak açısından çok yararlı olurdu. <em>“Armenian Deportation Is Not A Genocide”</em> başlıklı  makalem buna örnektir.</p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-43416" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/Armenian-Deportation-Is-Not-A-Genocide.png" alt="" width="648" height="507" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/Armenian-Deportation-Is-Not-A-Genocide.png 648w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/Armenian-Deportation-Is-Not-A-Genocide-300x235.png 300w" sizes="(max-width: 648px) 100vw, 648px" /></p>
<p>Gazeteci Sayın Barçın Yinanç, Halk TV ekranında çok önemli bir konuya temas etmiştir: “<em>Türkiye uzun bir zamandır işi Dışişleri Bakanlığına bırakmış, üniversite camiası bu konuda sessiz kalmıştır.” </em></p>
<p>Ben de aynı görüşteyim. YÖK’ün bu konuda üzerine düşen görevi yapmadığını düşünüyorum. 29 Nisan 2019 tarihinde YÖK Başkanı Sayın Prof. Dr. Yekta Saraç’a göndermiş olduğum teklif dikkate alınmamıştır. Ermeniler bir stratejiye bağlı olarak çalışmakta ve gerektiği zaman yeni hamleler yapmaktadırlar. Bu gelişmeler karşısında öncelikle İngilizce yayın yapan bir sivil platform oluşturulmalıdır. <em>1933&#8217;de Nazilerin yakmaya başladıkları kitapların yazarı Yahudi kökenli Stefan Zweig’ın “Akıl ve siyaset nadiren aynı yolda buluşur” sözü, günümüzde Ermeniler için geçerliliğini koruduğu sürece, sözde Ermeni soykırımı gündemden düşmeyecektir.</em> Akıl ve siyasetin nadiren aynı yolda buluşabilmesi için sözde <em>“soykırım yalanına”</em> sarılanların aşağıdaki iki siteyi izlemelerini tavsiye ederim. Fransa&#8217;nın <a href="https://www.youtube.com/watch?v=Lm9uKjVyKoI" target="_blank" rel="noopener">Cezayir Soykırımı</a> (Genocide by France) 279.650 görüntüleme, <a href="https://www.youtube.com/watch?v=-5VK-GFJXfY" target="_blank" rel="noopener">Ermeni İsyanı: 1894-1920</a></p>
<p>Sözde Ermeni soykırımı konusunda Turkish Forum’da yayımlanan yazılarım konusunda eski Dışişleri Bakanı ve yakın dostum Sayın Yaşar Yakış’ın açıklaması önemlidir.</p>
<p><em>“Gerek bu mesajla gönderdiğin makaleyi ve eklerini, gerek daha önce çeşitli vesilelerle yazdıklarını büyük bir dikkat ve beğeniyle okuyorum. Sözde Ermeni soykırımı konusu Türkiye&#8217;de maalesef, 24 Nisan&#8217;dan bir hafta önce hatırlanan ve 24 Nisan&#8217;dan iki gün sonra tekrar unutulan bir konu olmaktan kurtulamamıştır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu konuyu uzun döneme, seksen-yüz yıla yayan bir büyük proje haline dönüştüremedi. Yapılanlar, sizler gibi bir avuç bilim adamının kendi imkânlarıyla araştırma yaparak yayımlananlardan ibaret kalıyor. Ermeni diasporası ise bu propagandayı yüz milyonlarca dolarlık bütçelerle yürütüyor. Türkiye&#8217;de, siyasi düzeyde bu konuda bir irade mevcut olduğundan da emin değilim. Herhalde Boğazlıyan Kaymakamı Mehmet Kemal&#8217;i asmakla bu işi kapatmış olduğumuzu düşünüyoruz. Bu ilgisizliğimiz devam ederse bizden sonraki kuşakların bize beddua edecekleri kesin. En iyi dileklerimle.”</em></p>
<h2>Tazminat Talebi</h2>
<p>Ermeni terörüne kırktan fazla diplomatını şehit vermiş Dışişleri Bakanlığımızın öncülüğünde 24 Nisan 2023 tarihinden önce sivil toplum kuruluşları harekete geçirilmemiş, <em>“Yalana Karşı Topyekûn Mücadele</em>” edilememiştir. Kilikya Katolikosu I. Aram, <em>“29 Nisan 2020 tarihinde Ermeni soykırımı demek sadece kınama değil, tazminat talebi de demektir”</em> açıklamasında bulunmuştur. Kanada Ermenilerinin Horizon haftalık gazetesi genel yayın yönetmeni Vahakn Karakachian’a konuşan I. Aram, “<em>Geçtiğimiz yıllarda Ermeni Devrimci Federasyonu (Taşnaksutyun) Partisi Hay Dat (Ermeni Davası) komisyonlarının sürdürdükleri çalışmalar sayesinde onlarca devlet ile hükümet Ermeni soykırımını tanıdı. Bu tanıma, yoğun çalışmalar neticesi oldu. Dolayısıyla tazminat talep ettiğimizi de dile getirmemiz gerekir”</em> açıklaması ilgililerin dikkatinden kaçmış olabilir.</p>
<p>Sözde soykırım yalanını parlamentolarında kabul eden ülkeler ile Avrupa Birliği gibi kuruluşlar nezdinde etkin ve inandırıcı girişimlerde bulunulmalıdır. Bu konuda Türk bilim insanlarıyla birlikte Batılı yazarların Türkiye lehinde yazdıklarından seçilecek yayınlar  birleştirilerek Ermeni muhiplerine Türkiye’nin görüşleri  gönderilmelidir. Bu kapsamda Türkiye lehinde görüş açıklayan Batılı yazarlardan özellikle Prof. Dr. Justin McCarthy ve Fransız yazar Yves Benard’dan alıntı yapılmalıdır.</p>
<p><em>“Ermeni milliyetçileri ve baskı grupları korkaktır. Tartışmadan korkarlar. Bu insanlar gerçekleri bilmiyor. Onun yerine hakaret ediyorlar. İnsanların gerçeği bilmesini istemiyorlar. Dr. Justin McCarthy, araştırmayı bize rahatlıkla anlatıyor ve Ermeni Soykırımı&#8217;nın Ermenilerle Müslümanlar arasındaki din farklılıklarından kaynaklanan bir propaganda hikâyesinden başka bir şey olmadığını kolayca gösteriyor. Ve bu insanlar, konunun tarihini bilmedikleri için Türkiye&#8217;nin vereceğine inandıkları tazminatları Ermenilere vermesi için Türkiye&#8217;ye baskı yapmak için bu olayları konuşmaya ve ‘Ermeni Soykırımı’ olarak etiketlemeye devam ediyorlar. Dr. Justin McCarthy, Osmanlı istatistiklerinin Birinci Dünya Savaşı sırasında ölen ~ 600.000 Ermeni ve 3 milyon Osmanlı Müslümanının bulunduğunu ve bu istatistikte askerlerin dikkate alınmadığını söylediğini belirtiyor.”</em></p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-43420" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/Justin-McCarthy.png" alt="" width="628" height="187" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/Justin-McCarthy.png 628w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/Justin-McCarthy-300x89.png 300w" sizes="(max-width: 628px) 100vw, 628px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Fransız yazar Yves Benard, <em>“Divergences Turco-Arméniennes</em>” başlıklı kitabında açıklamaktadır: “<em>Ermeni soykırımı yoktur.”</em> Benard, incelediği belgelerin sözde Ermeni soykırımı iddialarını çürüttüğünü açıklamaktadır: <em>“Soykırım yoktur, iki taraf içinde katledilmişler vardır. Şuna ikna oldum ki aslında Türkler, Ermenilerden daha fazla katliam kurbanı olmuştur.”</em> (Editions du Panthéon, 168 sayfa)</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-43422" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/kitap-kapagi.jpg" alt="" width="328" height="499" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/kitap-kapagi.jpg 328w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/kitap-kapagi-197x300.jpg 197w" sizes="(max-width: 328px) 100vw, 328px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ermenistan’ın ilk Başbakanı Ovanes Kaçaznuni’nin 1923 Parti Konferansına Sunulan Rapor <em>“The Armenian Revolutionary Federation (Dashnagtzoutiun) has Nothing to do Anymore”</em> başlıklı kitabı kamuoyumuzda fazla bilinmemektedir. Kaçaznuni´nin 1923 yılında Bükreş&#8217;te Taşnaksutyun Genel Kurultayına sunduğu raporu, partinin geçmişiyle hesaplaşma ve özeleştiri niteliğindedir. Ermeni milliyetçi tezlerine karşı çıkılmakta, 1915 ve 1920 felaketlerinde Türkler kadar Taşnaksutyun yönetiminin de suçlu olduğu savunulmakta, Ermenilerin yaptığı Müslüman katliamlarına değinilmekte ve Taşnak partisinin kendini feshetmesi gerektiği açıklanmaktadır. (First Prime Minister of the Independent Armenian Republic Translated from the Original by Matthew A. Callender, Edited by John Roy Carlson (Arthur A. Derounian) Published by the Armenian Information Service Suite 7D, 471 Park Ave. New York 22 1955 Price 75c)</p>
<p>Rapor 1923 yılında Bükreş&#8217;te Taşnaksutyun Partisi tarafından sunulduktan sonra Ermenistan’da yasaklanmış, Avrupa ve ABD’deki kütüphanelerden toplatılmıştır. Türkiye bu kitabı neden Avrupa ve ABD’deki kütüphanelere belli miktarlarda (on ya da yirmi adet) orijinal nüshasından çoğaltıp hediye olarak göndermiyor, anlamıyorum. Özellikle Başkan Biden’a, yardımcısı Kamila Harris’e, sözde Ermeni soykırımını destekleyen ABD Temsilciler Meclisi üyeleri ile senatörlere… Yıllarca sözde soykırıma uğradıklarını iddia eden ve dünya kamuoyunu baskı altına almaya çalışan Ermenilerin tezlerini çürüten raporda şu çarpıcı tespit yapılmıştır:</p>
<p><em>“Askeri operasyonlara katıldık, aklımız dumanlanmıştı. Türkler doğru yaptı, gerçekleri göremedik; olayların sebebi biziz, barış teklifini reddettik hataydı, Türklere karşı ayaklandık ve savaştık. İsyanımızın temelinde büyük Ermenistan vardı. Hiçbir zaman devlet olamadık, Türkiye Ermenistan’ı diye bir şey yok. Şimdi neyimiz var? Teröre yöneldik, geçmişin kalıntısı Taşnak partisi artık son bulmalıdır, Taşnak partisi barışa engeldir.”</em></p>
<h2>Reagan&#8217;ın Beyanları</h2>
<p>ABD Başkanı Reagan’ın 1981 yılında <em>“Ermeni soykırımı, Kamboçya soykırımı ve Yahudi soykırımından çıkarılan derslerin asla unutulmaması gerektiği”</em> şeklinde yaptığı konuşmanın yazarı, Ermeni kökenli bir Amerikalıdır. Reagan’ın bu konuda tarafsız bir açıklama yapmadığı daha sonra anlaşılmıştır. Kaldı ki, Başkan Reagan 1981 yılındaki konuşması dışında 1915 olaylarını soykırım olarak değerlendirmemiştir.</p>
<p>Reagan’ın hukuk danışmanlığını yapan Bruce Fein, Reagan’a bu konuda bir rapor hazırladıklarını ve lobiler tarafından anlatılanların tarihi gerçeklerle bağdaşmadığını kanıtladıklarını açıklamıştır. (In the Snowden case, <em>“Bruce Fein finds the apex of a long Washington legal career”,</em> Washington Post, 11 Ağustos 2013, https://www.washingtonpost.com/lifestyle/style/in-the-snowden-case-bruce-fein-finds-the-apex-of-a-long-washington-legal-career/2013/08/11/82ad187a-011b-11e3-9a3e-916de805f65d_story.html)</p>
<p>Tarihi gerçekleri çarpıtan Ermeni iddialarından hareketle Başkan Biden’ı kullanmak, Amerika’ya bir şey kazandırmaz. Aksine stratejik bir hataya yol açar. Bu süreç Biden döneminde devam ederse eğer, Türkiye-ABD ilişkilerine hem ciddi oranda zarar verecek hem de Türkiye’nin NATO müttefikine duyduğu güveni zayıflatacaktır. Bruce Fein, Reagan’a bu konuda bir rapor hazırladıklarını ve lobiler tarafından anlatılan tarihin gerçekle bağdaşmadığını kanıtladıklarını iddia etmektedir Aşağıda, <em>“Yalanlar, Lânet Yalanlar ve Ermeni Ölümleri”</em> ile ilgili 7 Mayıs 2009 tarihli (25 Mayıs 2011’de güncellendi) yazısı, sözde Ermeni soykırım yalanlarını savunanlara en güzel cevaptır.</p>
<p>Ermeniler, 1921&#8217;de Sovyetler Birliği tarafından ilhak edildikten sonra Türkiye Cumhuriyeti’nden tanıma, tazminat ve sınır değişiklikleri şeklinde talepte bulundular. Durumlarını daha inandırıcı hale getirmek için ölü sayısını artırdılar. Ayrıca, Türklere karşı savaşan taraf olarak silahsız, çaresiz insanlar gibi yok olma hikâyeleri uydurdular.</p>
<h2>Soykırım Yalanları</h2>
<p>Ermeni din adamı olan Vahan Vardapet, savaş öncesi Osmanlı Ermeni nüfusunun 1,26 milyon olduğunu tahmin etmiştir. Barış Konferansında Ermeni lideri Nubar, 280.000&#8217;nin İmparatorluk&#8217;ta kaldığını ve 700.000&#8217;nin başka yerlere göç ettiğini açıklamıştır. Ermenilerin rakamlarını kabul edersek, ölenlerin sayısı 280.000 olacaktır. Armenia-American Society&#8217;den George Montgomery, savaş öncesi Ermeni nüfusunun 1,4-1,6 milyon olduğunu ve zayiatın 500.000 veya daha az olduğunu açıklamıştır. Ermeni Van Cardashian, 1919&#8217;da Senato Dış İlişkiler Komitesi önünde ifadesinde ölü Ermeni sayısını 750.000 olarak belirtmiştir.</p>
<p>Devlet olma hayalleri kaybedildikten sonra Ermeniler, Hıristiyan bağnazlıklarını sömüren ve Osmanlı Müslümanlarını hor gören soykırım yalanlarına sarıldılar. Önceki başarılı Osmanlı karşıtı propagandayı hatırladılar. Savaş sırasında ABD&#8217;nin Osmanlı İmparatorluğu Büyükelçisi olan Henry Morganthau, açıkça ırkçıydı ve kendini propagandaya adamıştı. 26 Kasım 1917&#8217;de Morgenthau, Başkan Wilson&#8217;a yazdığı mektupta, <em>&#8220;hükümetin savaş politikası için bir zafer kazanmak&#8221;</em> amacıyla Türkleri ve Almanları aşağılayan bir kitap yazmayı planladığını itiraf etmiştir.</p>
<p>Morgenthau, ‘<em>Büyükelçi Morgenthau&#8217;nun Hikâyesi’ </em>adlı biyografisinde, Türklere karşı ırkçı nefretini ve Ermenilere karşı kayıtsız şartsız hayranlığını (Türklerden entellektüel ve ahlâki açıdan çok üstünler) açıklamıştır.</p>
<p>Britanya Başbakanı Gladstone, 1876&#8217;da katledilen 60.000 Bulgar Hıristiyanın olduğunu iddia etmiştir. Ancak daha sonra İngiliz Büyükelçisi tarafından açıklanan rakam, Hıristiyanlar tarafından öldürülen Türkler de dahil olmak üzere 3,500 idi. Ermeniler, güvenilirlik sınırlarını test etmek için başlangıçta ölüm sayısını 280.000-750.000&#8217;den 800.000&#8217;e çıkarmıştır.</p>
<p>Kampanyalardan kolayca etkilenen bilgisiz politikacıların da desteği ile Ermeniler, rakamı 1,5 milyona, ardından da Ermeni tarihçi Kevork Aslan tarafından 1,8 milyona çıkardılar. Son on yılda Ermeni tehciri 1,5 milyona yerleşmiş gibi görünüyor. Bu da günümüz tahminlerini yüzde 200 ile 500 oranında aşıyor.</p>
<p>Şişirilmiş ölüm rakamları savunucuları, Ermenilerin hata yaptıklarına ilişkin açıklamada bulunmuyorlar. Anadolu&#8217;da 2,4 milyon ölüm; etnik temizlik, açlık, yetersiz beslenme, tedavi edilmeyen salgın hastalıklar ve yıpranmış ve çökmekte olan bir imparatorluk döneminde yaşanan travmatik bir durumdur. Türkiye; Birinci Dünya Savaşı&#8217;ndaki ölümlerin sayısını belirlemek için tarafsız ve bağımsız uzmanlardan oluşan uluslararası bir komisyonun belirlenmesini önermiştir. Ermeniler kendi rakamlarına şüpheyle yaklaştıkları için bunu kabul etmemişlerdir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-large wp-image-43424" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/Bruce-Fein-1024x204.png" alt="" width="1024" height="204" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/Bruce-Fein-1024x204.png 1024w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/Bruce-Fein-300x60.png 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/Bruce-Fein-768x153.png 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/Bruce-Fein.png 1281w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<p>Bruce Fein, çok önemli bir tespitte bulunmuştur: <em>“Ermeni terörü, Los Angeles&#8217;ta üç, Boston&#8217;da bir fahri başkonsolos olmak üzere 70&#8217;in üzerinde Türk diplomatın ölümünden sorumludur. Bu terör, fanatikler tarafından ABD anakarasına ve Avrupa&#8217;ya da ihraç edilmiştir.”</em> (Armenian terror was exported to the U.S. mainland and Europe by fanatics who murdered over 70 Turkish diplomats, three of them in Los Angeles and one honorary consul general in Boston) Armenian crime amnesia? By Bruce Fein The Washington Times, Oct 16, 2007, https://www.tc-america.org/files/news/pdf/fein_wt.pdf; https://www.washingtonpost.com/lifestyle/style/in-the-snowden-case-bruce-fein-finds-the-apex-of-a-long-washington-legal-career/2013/08/11/82ad187a-011b-11e3-9a3e-916de805f65d_story.html)</p>
<p>Gelecek nesillerin yapılmayan bir soykırım suçu ile, üstelik bir müttefik ülke tarafından suçlanması kabul edilemez. Çünkü dönemin İçişleri Bakanlığı’nın Ermeni sevkinin durdurulmasına ilişkin 15 Mart 1916 tarihli şifre telgrafları aşağıda olmasına rağmen yalan söylemeye devam etmektedirler.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-43425" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/The-Armenian-Weekly.png" alt="" width="568" height="166" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/The-Armenian-Weekly.png 568w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/The-Armenian-Weekly-300x88.png 300w" sizes="(max-width: 568px) 100vw, 568px" /></p>
<p>Tek amaçları yalanlarla dünya kamuoyunu kandırmak olan Taşnakların yayın organı <em>“The Armenian Weekly”</em> bir yalan üretme makinesidir. 1899&#8217;da yayın hayatına başlayan ve dünyanın en uzun süreli Ermenice yayın yapan gazetesidir. Benim tespitim şöyledir: <em>“</em><em>Doğruya yakın sözcükle doğru sözcük arasında büyük fark vardır; ateş böceği ve ateş arasındaki fark kadar</em>.”</p>
<p>Türk hoşgörüsünün belgesi aşağıdadır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-43427" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/Edirne-Belediye-Meclisinin-tasviri.jpg" alt="" width="1200" height="675" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/Edirne-Belediye-Meclisinin-tasviri.jpg 1200w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/Edirne-Belediye-Meclisinin-tasviri-300x169.jpg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/Edirne-Belediye-Meclisinin-tasviri-1024x576.jpg 1024w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/Edirne-Belediye-Meclisinin-tasviri-768x432.jpg 768w" sizes="(max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Edirne Belediye binasında asılı bulunan ve Belediye Meclisi üyelerini resmeden yağlı boya tabloyu Ermeni muhipleri görmelidir. Tabloda, 1902 yılı belediye başkanı ve on iki belediye meclis üyesi vardır. On iki üyenin altısı Türk ve Müslüman’dır. Diğerleri, İtalyan, Bulgar, Romen, Yunan, Ermeni ve Yahudi’dir. Edirne Belediye Meclisi üyelerinin altısı Türk ve Müslüman, altısı da o dönemde Edirne’de yaşayan yurttaşlardan oluşmuştur.</p>
<p>Ermenistan&#8217;da Türkçe yayın yapan Western Armanian TV’nin 6 Aralık 2019 tarihindeki yayınında, Iğdır, Batı Ermenistan şehri olarak  gösterilmiştir. Başkan Wilson’un önerdiği harita ile televizyon kanalında yayımlanan harita arasında büyük benzerlik vardır. Ermenistan, resmi evrakta Doğu Anadolu’yu Batı Ermenistan (Western Armenia) olarak göstermektedir: <em>“In 1912-1913 the Armenian Patriarchy of Istanbul presented an account of the churches and monasteries in Western Armenia (Eastern Anatolia) and in the Ottoman Empire.”</em></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-43429" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/Rus-TVsinde-skandal-Turkiye-haritasi.jpg" alt="" width="706" height="431" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/Rus-TVsinde-skandal-Turkiye-haritasi.jpg 706w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/Rus-TVsinde-skandal-Turkiye-haritasi-300x183.jpg 300w" sizes="(max-width: 706px) 100vw, 706px" /></p>
<p>Bir diğer Ermeni televizyon kanalının hava kirliliği ile ilgili haberinde, Iğdır’ı Ermenistan şehri olarak göstermesine, sivil toplum kuruluşlarından büyük tepki gelmiştir. Türkiye-Azerbaycan Dostluk Dernekleri Genel Başkan Yardımcısı Serdar Ünsal, televizyon kanalında <em>“Batı Ermenistan’ın Iğdır şehri”</em> ifadesine yer verildiğini belirterek<em>, &#8220;Ermenilerin gözü hâlâ Türk topraklarında&#8221; </em>derken, Asılsız Ermeni İddialarıyla Mücadele Derneği (ASIMDER) Genel Başkanı Göksel Gülbey, Ermeni televizyon kanalına Fransızların da destek olduğunu söylemiştir. (<a href="https://www.hurriyet.com.tr/dunya/igdiri-sinirinda-gosteren-ermenistan-televizyonuna-tepki-41392797" target="_blank" rel="noopener">Iğdır’ı sınırında gösteren Ermenistan televizyonuna tepki</a>)</p>
<p>Ermeni tur şirketinin ilanı ile Ermenistan Kamu Radyosu’nun haberi aşağıdadır. Ermenistan şirketi 24 Eylül 2010 tarihinde Doğu Anadolu’ya (Batı Ermanistan-Western Armenia) yedi günlük paket tur düzenlemiş ve aşağıdaki ilanı vermiştir: Harita açık bir şekilde Ermenistan’ın Türkiye’den toprak talebi olduğunun kanıtıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-43431 size-full" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/Resim4.jpg" alt="" width="612" height="240" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/Resim4.jpg 612w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/Resim4-300x118.jpg 300w" sizes="(max-width: 612px) 100vw, 612px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sèvres Anlaşması’na göre, ilk Ermenistan Cumhuriyeti’nin bej ve altın sarısı toprakların Ermenistan&#8217;a ait olması gerekiyordu. Ancak buraları hiçbir zaman Ermenistan’ın kontrolü altında değildi. Geri kalanların çoğu (turuncu renkte), 1922&#8217;de Sovyetler Birliği&#8217;ne bırakıldı. ABD, Ermenistan’ın Milletler Cemiyeti mandası altına girmesini kabul etmeyi reddetti ve yeni Türkiye Cumhuriyeti bölgedeki kayıp Türk bölgesini yeniden ele geçirdi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-43432" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/Sevres-Anlasmasina-gore.png" alt="" width="431" height="330" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/Sevres-Anlasmasina-gore.png 431w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/Sevres-Anlasmasina-gore-300x230.png 300w" sizes="(max-width: 431px) 100vw, 431px" /></p>
<p>Ankara’daki Cebeci Asri Mezarlığı’nda bulunan Dışişleri Şehitliği’nde <em>“Ermenistan&#8217;ın Kurtuluşu İçin Ermeni Gizli Ordusu”</em> (ASALA), <em>“Ermeni Soykırımı Adalet Komandoları”</em> (JCAG), <em>“Ermeni Devrimci Ordusu”</em> (ARA) tarafından gerçekleştirilen saldırılarda şehit diplomatlarımız katliamın yapıldığı ülkedeki Büyükelçiliklerimizin sayfasında neden yayımlanmıyor, anlamış değilim. Bunun sebebi nedir? Şehit edilen diplomatlarımızın dünya kamuoyu ile paylaşılmasında fayda var.</p>
<p>Aşağıda Ermenistan büyükelçiliklerinin sözde soykırım sayfası örnek olarak verilmiştir. Türkiye’nin uluslararası hukuk açısından tehcirin bir <em>“soykırım”</em> olmadığını delilleri ile açıklaması gerekir. Bu yapılmadığı sürece parlamentoların <em>“sözde”</em> soykırım tasarılarının önüne geçmek mümkün değildir.</p>
<p>İngiliz tarihçi Prof. Norman Stone&#8217;un 2006 yılında yönetmen Serkan Koç&#8217;a verdiği röportaj önemlidir. Yabancı tarihçilerin sözde soykırımın doğru olmadığına ilişkin açıklamaları neden büyükelçiliklerimizin sayfasına konulmuyor? Ermenistan <em>“genocide”</em> başlığında sayfa açmasına rağmen Türkiye’nin sessiz kalması, meydanı Ermenilere bırakmak anlamına gelir.</p>
<p>Türkler ve Ermeniler bin yıl aynı coğrafyada huzur ve barış içinde birlikte yaşamışlardır. Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nda on dokuzuncu yüzyılın sonunda Ermeni azınlıktan yirmi iki bakan, otuz üç milletvekili, yedi büyükelçi, on bir konsolos, yirmi dokuz paşa ve on bir profesör çıkmıştır. MIT&#8217;nin ünlü ekonomi profesörlerinden Daron Acemoğlu Ermeni kökenlidir. Her fırsatta Türkiye’ye gelmektedir. Eşi, eski bakanlardan İsmail Özdağlar’ın kızıdır. Bir ara adı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kuracağı kabinede ekonominin başına geçeceği iddia edilmişti. Bunun üzerine Prof. Dr. Daron Acemoğlu böyle bir temasın olmadığını açıklamıştır.</p>
<p>Sözde soykırımı tanımanın arkasında  Türkiye’den toprak ve tazminat talebi yatmaktadır. Kilikya Katolikosu I. Aram, 29 Nisan 2020 tarihinde<em> “Ermeni soykırımı demek sadece kınama değil, tazminat talebi de demektir” </em>açıklamasında bulunmuştur. Kanada Ermenilerinin Horizon haftalık gazetesi genel yayın yönetmeni Vahakn Karakachian’a konuşan I. Aram, <em>“Geçtiğimiz yıllarda Ermeni Devrimci Federasyonu (Taşnaksutyun) Partisi Hay Dat (Ermeni Davası) komisyonlarının sürdürdükleri çalışmalar sayesinde onlarca devlet ile hükümet Ermeni soykırımını tanıdı. Bu tanıma, yoğun çalışmalar sonucunda oldu. Dolayısıyla tazminat talep ettiğimizi de dile getirmemiz gerekir” </em>açıklamasından acaba Türkiye’de  kaç kişinin haberi vardır? (<a href="https://tr.armradio.am/2020/04/29/kilikya-katolikosu-i-aram-ermeni-soykirimi-demek-sadece-kinama-degil-tazminat-talebi-de-demektir/" target="_blank" rel="noopener">Kilikya Katolikosu I. Aram: Ermeni Soykırımı demek sadece kınama değil, tazminat talebi de demektir</a> &#8211;<a href="https://akunq.net/tr/?p=57209" target="_blank" rel="noopener">https://akunq.net/tr/?p=57209</a>)</p>
<p>Yahudi soykırımı, Nürnberg mahkemesinin kararıyla hükme bağlanmış bir soykırım suçudur. Bu suçu işleyenler uzaydan gelmiş yaratıklar değildir. Suçlanan Almanlar değildir. Mahkûm olanlar soykırım suçunu işleyen Alman yetkililerdir. Diğer bir deyişle, gerçek kişiler olup, öz be öz Alman’dır. Ermenistan’ın iddia ettiği gibi, Nürnberg Mahkemesi kararı sonucunda mahkûm olanlar Alman olduklarına göre, Almanya’nın tarihte ilk soykırım suçu işlemiş bir ülke olması gerekir. Fakat bu hukuken mümkün değildir. Soykırımı Almanlar değil, Alman kökenli Naziler işlemiştir.</p>
<h2>Tehcir Soykırım Değildir</h2>
<p>Ermeni tehciri soykırım değildir. O zaman, 93 Harbinden sonra Osmanlı’nın Avrupa kıtasındaki topraklarından Anadolu’ya zorla göç ettirilen, tehcire uğrayan Türkler de soykırıma uğramıştır. Bu durumda Yunanistan, Romanya, Bulgaristan, eski Yugoslavya ve Kırım Türklerini Kırım’dan tehcire zorlayan Rusya ve Batılı ülkeler Türklere soykırım uygulamıştır. Rahmetli babam Süleyman Karluk 1944 yılında soykırıma uğramamak için Köstence’den Türkiye’ye göç etmiştir. Baba dedem Cebeci Mezarlığında istirahat etmektedir. Bu sebeple ben, babam sayesinde Türk vatandaşlığımın yanında Romanya vatandaşı (ve Avrupa Birliği vatandaşı) oldum.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-43434" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/Rahmetli-babam-Suleyman-Karluk.jpg" alt="" width="332" height="414" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/Rahmetli-babam-Suleyman-Karluk.jpg 332w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/Rahmetli-babam-Suleyman-Karluk-241x300.jpg 241w" sizes="(max-width: 332px) 100vw, 332px" /></p>
<p>The New York Times’in 23 Ağustos 1895 tarihli sayısındaki haber bir gerçeği açıklamaktadır. Rahip Cyrus Hamlin’in yazılı şahitliği: <em>“Katliama sebep olanlar Ermeni ihtilalcileridir; toplanan paralar zimmete geçirilmiştir. Onlar istenen parayı vermeyen kendi soydaşlarını da öldürmektedirler.”</em></p>
<p><em> <img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-43435" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/The-New-York-Timesin-23-Agustos-1895.png" alt="" width="977" height="616" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/The-New-York-Timesin-23-Agustos-1895.png 977w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/The-New-York-Timesin-23-Agustos-1895-300x189.png 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/The-New-York-Timesin-23-Agustos-1895-768x484.png 768w" sizes="(max-width: 977px) 100vw, 977px" /></em></p>
<p>Ermeni isyanları her ne kadar 93 Harbi’nden sonra artmaya başlamış olsa da, Rusya ve Batılı ülkelerin kışkırtmasıyla 3 Kasım 1839 Tanzimat Fermanı’nın ardından sosyal amaç görünümü ile kurulan dernekler tarafından başlatılmış, 23 Temmuz 1908’de ilan edilen İkinci Meşrutiyet’e kadar aralıksız devam etmiştir. 14 Nisan 1909’da Adana’da Ermeni isyanı başlamış, isyan domino etkisiyle önce bölgesel ardından bütün Anadolu’ya yayılmıştır.</p>
<p>Ermeni tehcirine soykırım diyenler, Japon uçaklarının Pearl Harbour saldırısından sonra, batı sahillerinde yaşayan Japon asıllı ABD vatandaşlarının iç bölgelere sürülmesine neden soykırım demiyorlar? Bunu Başkan Biden’a sormak her Türk vatandaşının hakkıdır. ABD, binlerce mil uzaklıktaki Japonya’nın tehdidi sebebiyle bu tehciri yapıyor. Bu tehcirden kaç kişi etkilendi, ölen oldu mu bilinmiyor. Savaştan sonra dönüş izni verildiğinde, tehcire uğrayanların eski evlerine dönmeleri de mümkün olmamıştır. ABD’deki tehcirin amacı ile Ermeni tehcirinin amaçları aynıdır. Bu durumda ABD, Japon kökenli ABD vatandaşlarına soykırım suçu işlemiş olmuyor mu?</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-43436" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/Japon-ucaklarinin-Pearl-Harbour-saldirisi.png" alt="" width="610" height="356" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/Japon-ucaklarinin-Pearl-Harbour-saldirisi.png 610w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/Japon-ucaklarinin-Pearl-Harbour-saldirisi-300x175.png 300w" sizes="(max-width: 610px) 100vw, 610px" /></p>
<p>Şimdi, kritik soruyu başta Orhan Pamuk olmak üzere 1,5 milyon Ermeni soykırıma uğradı tezine sahip çıkanlara sormak istiyorum. Çünkü Pamuk Das Magazin isimli dergiye verdiği röportajdaki <em>“Otuz bin Kürt’ü ve bir milyon Ermeni’yi öldürdük. Türkiye’de hiç kimse bunu dile getirmeye cesaret edemiyor. Ben ediyorum”</em> demişti. 1,5 milyon Ermeni soykırıma uğradı tezine sahip çıkanlar, katledilen Ermenilerin mezarlarından çıkan kafataslarının neden Tuol Sleng Soykırım Müzesi’nde (yanda) ve de Ruanda soykırımında olduğu gibi sergilenmediğine cevap vermelidirler.</p>
<div id="attachment_43437" style="width: 560px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-43437" class="size-full wp-image-43437" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/Tuol-Sleng-Soykirim-Muzesi.jpg" alt="" width="550" height="412" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/Tuol-Sleng-Soykirim-Muzesi.jpg 550w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/Tuol-Sleng-Soykirim-Muzesi-300x225.jpg 300w" sizes="(max-width: 550px) 100vw, 550px" /><p id="caption-attachment-43437" class="wp-caption-text">Tuol Sleng Soykırım Müzesi, Phnom Penh (Kamboçya)</p></div>
<p>Naziler, 1940-1945 yılları arasında Avrupa ülkelerinden topladıkları yüzde 90’ı Yahudi olan insanları trenlerle Auschwitz Toplama Kampı’na getirdiler. Kampta 1,1 milyon ile 1,5 milyon arasında insan gaz odalarında katledilmiştir. Yukarıda görülebileceği gibi (aşağıda) kampın girişindeki tabelada 1,5 milyon Yahudi  yazılıdır. Ermenilerin Sevr (Sevres) Anlaşması’nın imzalandığı Sevr Porselen Müzesinin önüne diktikleri anıtta da (sol taraf) 1,5 milyon rakamı yer almıştır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-43438" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/Sevr-Porselen-Muzesi.png" alt="" width="711" height="304" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/Sevr-Porselen-Muzesi.png 711w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/Sevr-Porselen-Muzesi-300x128.png 300w" sizes="(max-width: 711px) 100vw, 711px" /></p>
<p>Müzenin önüne sözde Ermeni soykırım anıtı dikilmesinin sebebi şudur: <em>“Biz Ermeniler Türkiye Cumhuriyetini kuran Lozan Anlaşmasını tanımıyoruz. Bizler Sevr Anlaşması’nın halen yürürlükte olduğunu kabul ediyoruz. Çünkü Sevr’de büyük Ermenistan vardır.”</em></p>
<p><em> </em>1,5 milyon rakamının doğru olması imkânsızdır. Çünkü o tarihte 1,5 milyon Ermeni yoktur. Bölgedeki toplam Ermeni nüfusu 736 bindir. Bu durumda Anadolu’daki toplam Ermeni nüfusundan fazlası nasıl oluyor soykırıma uğrayabiliyor? Amerikalı tarihçi Prof. Dr. Justin McCarthy’nin tespitlerine göre, 1912-1922 yılları arasında Anadolu’daki Müslüman nüfusun yüzde 18’i (2,5 milyon) hayatını kaybetmiştir. McCarthy tarafından verilen rakamlar incelendiğinde Erzurum vilayetinde Müslüman halkın yüzde 31’nin, Bitlis vilayetinde yüzde 42’nin, Van vilayetinde ise yüzde 62’nin katledildiği ortaya çıkmaktadır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-43439" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/1912-1922-yillari-arasinda-Anadoludaki-Musluman-nufus.png" alt="" width="327" height="296" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/1912-1922-yillari-arasinda-Anadoludaki-Musluman-nufus.png 327w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/1912-1922-yillari-arasinda-Anadoludaki-Musluman-nufus-300x272.png 300w" sizes="(max-width: 327px) 100vw, 327px" /></p>
<p>Justin McCarthy Türk ve Müslüman halkın kayıplarını hesaplama yöntemini açıklarken <em>“Abartmalı hesaplamalara dayandığım yolunda eleştirilere fırsat vermemek için daima kendi tezimin aleyhine olacak sayıları esas tutmak ilkesini kabullendiğimden metinde verdiğim, Müslümanların ölüm telefatına ilişkin sayıların, gerçek ölüm telefatına göre düşük kaldığı varsayılabilir”</em> ifadesini kullanmıştır. Trans Kafkasya’da Bakü, Gence, Tiflis, Kutaisi, Kars ve Revan (Erivan) bölgelerinde katledilen Türklerin durumu zorunlu göç sırasında hayatını kaybeden Ermenilerin durumundan farklıdır. Ermenilerden ölenlerin çok büyük bir bölümü salgın hastalıklar ve yol şartları gibi sebeplerle hayatını kaybederken, Ermeniler tarafından katledilen Türkler ırkçı bir saldırının kurbanı olarak ağır işkenceler altında yok edilmiştir.</p>
<p>Ermeni tehcirinde kayıp yaşanmasının sebebi, büyük ölçüde organizasyonsuzluktur. Tehcirde hayatını kaybeden Ermeni sayısında bir uzlaşı yoktur. Fakat sözleşmedeki tanıma uyduğu sürece bin kişinin ölümü bile soykırımdır. Tıpkı Bosna soykırımında olduğu gibi.</p>
<p>Ermeni muhibbi Taner Akçam ya da Osman Baydemir, Oral Çalışlar, Cengiz Çandar, Cengiz Aktar, Fatih Akın, Gürbüz Çapan, İsmail Beşikçi gibi sözde soykırım anıtına giderek çiçek koyan on altı Türk’ten her biri 1,5 milyon Ermenin mezarları ve kemikleri nerededir diye neden sormadıklarını Türk milletine açıklamalıdır.</p>
<h2>Türkkaya Ataöv’ün Araştırmaları</h2>
<p>Yurt dışında yaşayan Ermeniler en yalancı diasporadır. Dünyada bunun bir benzeri yoktur. Bu konuda SBF’den hocam Prof. Dr. Türkkaya Ataöv’ün araştırmaları, Ermeni sahtekârlıklarının en önemli ikisinin ortaya çıkarılmasını sağlamıştır. <em>&#8220;Savaşın Yüceltilmesi&#8221; </em>tablosu müthiş bir sahtekârlık örneğidir. Kimsenin aklına gelmeyecek aşağılık iftiraları atabilen bir millete acaba ne denir? Savaş resimleriyle ünlü Rus ressam Vasili Veresçagin&#8217;in (annesi benim gibi Kırım Tatar kökenlidir) tablosunu Ermeniler, güya sözde soykırımda ölen Ermenilerin kafatasları olarak dünya kamuoyu ile paylaşmışlardır. Bunun Rus ressam Vassili Vereşçagin’in 1871’de yaptığı yağlı boya resim olduğunu Prof. Dr. Türkkaya Ataöv kanıtlamıştır.</p>
<p>Ermenilerin ikinci büyük yalanını da Prof. Dr. Ataöv ortaya çıkarmıştır. Ataöv, konferans için gittiği Los Angeles California Üniversitesi’nde <em>‘İnkârın Yüzü Yalan Söylemez’</em> başlığı ile Atatürk’ün Köşk’te çekilmiş bir fotoğrafının tahrif edildiğini görmüştür. Sahtekâr Ermeniler köpeklerin yerine bağırsakları dışarı çıkarılmış bir Ermeni çocuk cesedini yerleştirmişler.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-43441" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/Inkarin-Yuzu-Yalan-Soylemez.png" alt="" width="617" height="213" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/Inkarin-Yuzu-Yalan-Soylemez.png 617w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/Inkarin-Yuzu-Yalan-Soylemez-300x104.png 300w" sizes="(max-width: 617px) 100vw, 617px" /></p>
<p>Sözde soykırımı kanıtlamak için, akla gelmedik yalana başvurmaktan ve tarihi belgeleri tahrif etmekten kaçınmayan Ermeni diasporası bir aşağılık tahrifata daha imza atmıştır. Prof. Ataöv Hürriyet gazetesine yaptığı açıklamada, California Üniversitesi’nde sahnenin yan gerisine (fotoğrafın sahneye göre sol yan tarafı) asılan ve Atatürk’ün fotoğrafının önüne bağırsakları dışarı fırlamış kanısını veren bir çocuk cesedini görünce çok şaşırmıştır. İlanın en üstünde ise, <em>“İnkârın Yüzü Yalan Söylemez”</em> başlığı vardır. Toplantı, 14 Nisan 2005 tarihinde Alfa Epsilon Omega Ermeni Soykırımı Anma Komitesince düzenlenmiştir.</p>
<p><em>“Osmanlı Türkiyesi tarafından 1,5 milyon Ermeni&#8217;nin katledildiğini kimsenin hatırlamadığına dair varsayımı, Führer&#8217;i Yahudi Soykırımını gerçekleştirme konusunda cesaretlendirmiş olmalı.”</em> His assumption that no one remembered the genocide of 1.5 million Armenians by Ottoman Turkey must have emboldened the Führer to perpetrate the Jewish Holocaus.</p>
<p>Uluslararası alanda Ermeni tehcirini soykırım olarak tanımlayan, soykırımın uluslararası hukuktaki tanımını bilmeyen çok sayıda yazar ve araştırmacı vardır. Onlardan biri olan Alica Vidlickova’nın uluslararası hukuku yok sayan aşağıdaki tespiti buna örnektir. <em>“Üç yıl sonra, 2015&#8217;te dünya Ermeni soykırımının yüzüncü yılını anacak. Bu olay bir kez daha siyasallaşacak ve Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkiler daha da kötüleşebilir. İnanıyorum ki bu dönemde daha çok ülke, daha çok örgüt ve daha çok insan 1915 olaylarını soykırım olarak tanıyacaktır</em>.” (In three years, in 2015, the world will commemorate the one hundredth anniversary of theArmenian genocide. This event will be once again politicized and the relations between Turkey andArmenia might worsen. I believe that in this time, more countries, more organizations and morepeople will recognize the events of 1915 as genocide) Alica Vidlickova <em>“</em><em>Turkish-Armenian Relations and the Issue of the Recognition of the claims of the Armenian</em> <em>genocide”</em></p>
<p>Ermeni tehcirini Ermeni soykırımına dönüştüren yazar ve araştırmacılar, aşağıdaki soruma cevap vermedikleri sürece sözde Ermeni soykırım yalanına ortak olmuş olurlar.</p>
<p>Ortalamam 70 kg insanda 7 kg kemik vardır. 1,5 milyon Ermeni soykırıma uğradıysa 10.500.000 kg kemik (iskelet) eder. Bu da 10.500 ton kemiktir. 10 tonluk kamyon ile hesap edilirse, 1.000 kamyon kemik. Sözde soykırıma ilişkin toplu mezarlar bulunmadığına, katledilenler Hindu (antyeshti) geleneğine göre ya da Alman Nazilerinin yaptığı gibi kremasyonlarda (ölen kişinin cesedinin yaklaşık olarak 900-1200 derece sıcaklıkta en az yetmiş dakika yakılması) yakılmadığına göre 1,5 milyon kişinin kemikleri nerededir?</p>
<p>Bu soruya cevap verilmediği sürece, bu Türk milletine atılmak istenen iftira olur. Kommagene Krallığının beş büyük kentinden biri olan ve Roma döneminde de önemini koruyan Örenli Mahallesi&#8217;nde yer alan Perre Antik Kenti&#8217;nde, iki bin yıllık kaya mezarlarının bulunduğu alanda yürütülen kazılarda 160 metre uzunluğunda bir merdiven yapısı ile 1,500 yıl öncesine ait erkek iskeleti bulunmuştur. (<a href="https://www.ntv.com.tr/galeri/sanat/perre-antik-kentinde-1500-yillik-insan-iskeleti-bulundu,HtQic8aMBEyN0dJndD_O0Q" target="_blank" rel="noopener">Perre Antik Kenti&#8217;nde 1500 yıllık insan iskeleti bulundu</a>) (<a href="https://www.birgun.net/haber/bilecik-te-bir-apartman-bahcesinde-8-bin-500-yillik-insan-iskeleti-bulundu-314173" target="_blank" rel="noopener">Bilecik’te bir apartman bahçesinde 8 bin 500 yıllık insan iskeleti bulundu</a>)</p>
<p>Parlamentolar ve uluslararası kuruluşlar 1915 tehcirini <em>“soykırım”</em> olarak niteleyemez. Bunlar siyasal amaçlı kararlardır. Ermeni tehciri “<em>holocaust”</em> diye anılan Yahudi soykırımından farklıdır. Yahudi soykırımı, Nürnberg Mahkemesi’nin kararıyla hükme bağlanmış bir soykırım suçudur. Bu suçu işleyenler uzaydan gelmiş yaratıklar değildir. Suçlanan da Almanya ya da</p>
<p>Almanlar değildir. Mahkûm olanlar soykırım suçunu işleyen Alman yetkililerdir. Diğer bir deyişle gerçek kişiler olup Alman’dır.</p>
<p>1933&#8217;de Nazilerin yakmaya başladıkları kitapların yazarı Yahudi kökenli Stefan Zweig’ın “<em>Akıl ve siyaset nadiren aynı yolda buluşur”</em> açıklaması günümüzde Ermeniler için geçerlidir. Mark Twain’e ait olduğu söylenen <em>“Gerçek ayakkabılarını giymeden, yalan dünyayı üç kez dolaşır”</em> sözü sözde Ermeni soykırımı yalanı için geçerliliğini koruduğu sürece, Türkiye en az Ermeniler kadar gerçeklerin ortaya çıkması için çaba harcamalıdır. Ermenistan ile normalleşme için karşılıklı özel temsilciler atama, suyu olmayan kuyuya su dökerek ondan su çıkarmak demektir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-43443" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/ERMENI_YALANLARI-232x300.jpg" alt="" width="400" height="518" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/ERMENI_YALANLARI-232x300.jpg 232w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/ERMENI_YALANLARI-791x1024.jpg 791w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/ERMENI_YALANLARI-768x994.jpg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/ERMENI_YALANLARI-1187x1536.jpg 1187w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/04/ERMENI_YALANLARI.jpg 1275w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px" /></p>
<p><em>Millî Düşünce Merkezi &#8211; MİSAK Yayınları tarafından yayımlanan “ERMENİ YALANLARI VE GERÇEKLER</em>” başlıklı kitabımda iftira süreci ayrıntılı olarak ele alınmıştır. <a href="https://millidusunce.com/mdm-misak-yayinlarindan-yeni-e-kitap/" target="_blank" rel="noopener">MDM-MİSAK Yayınlarından yeni e-kitap</a></p>
<h2>Biden, Yine Soykırım Diyecektir</h2>
<p>Pazartesi 24 Nisan. Türkiye’de gündem seçimler. Sözde soykırım konusu Türkiye’nin gündeminde yok. Biden yine soykırım diyecektir. Eğer ciddi bir tepki gelmez ise, bundan sonra her 24 Nisan’da ABD Başkanları soykırım diyerek iftira atmaya devem edecekler, zamanla bu iftiraların arkasından Türkiye’den tazminat ve toprak talepleri gelecektir. Konu bu kadar önemli olmasına rağmen hiçbir liderin bu konuya değinmemesi dikkat çekicidir. Biden <em>“soykırım”</em> (genocide) dedikten sonra siyasilerin birkaç paragraflık demeçlerinin uluslararası medyada hiçbir etkisi yoktur. Bu kısa ve esasa girmeyen demeçler, suya yazı yazmak demektir. Bunların uluslararasında hiçbir değeri yoktur.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/biden-24-nisanda-soykirim-diyecek-mi/">Biden, 24 Nisan’da Soykırım Diyecek mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/biden-24-nisanda-soykirim-diyecek-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dr. Sıtkı Yılmaz Kuşkay&#8217;dan iki önemli eser</title>
		<link>https://millidusunce.com/dr-sitki-yilmaz-kuskaydan-iki-onemli-eser/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/dr-sitki-yilmaz-kuskaydan-iki-onemli-eser/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MDM]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Dec 2021 05:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap edebiyat sanat]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Ermeni meselesi]]></category>
		<category><![CDATA[gürcistan]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[mandacılık]]></category>
		<category><![CDATA[Rusya]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=36709&#038;preview=true&#038;preview_id=36709</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dr. Sıtkı Yılmaz Kuşkay, 2021 yılında iki önemli eseri okurlarıyla buluşturdu.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/dr-sitki-yilmaz-kuskaydan-iki-onemli-eser/">Dr. Sıtkı Yılmaz Kuşkay&#8217;dan iki önemli eser</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdr-sitki-yilmaz-kuskaydan-iki-onemli-eser%2F&amp;linkname=Dr.%20S%C4%B1tk%C4%B1%20Y%C4%B1lmaz%20Ku%C5%9Fkay%E2%80%99dan%20iki%20%C3%B6nemli%20eser" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdr-sitki-yilmaz-kuskaydan-iki-onemli-eser%2F&amp;linkname=Dr.%20S%C4%B1tk%C4%B1%20Y%C4%B1lmaz%20Ku%C5%9Fkay%E2%80%99dan%20iki%20%C3%B6nemli%20eser" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdr-sitki-yilmaz-kuskaydan-iki-onemli-eser%2F&amp;linkname=Dr.%20S%C4%B1tk%C4%B1%20Y%C4%B1lmaz%20Ku%C5%9Fkay%E2%80%99dan%20iki%20%C3%B6nemli%20eser" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdr-sitki-yilmaz-kuskaydan-iki-onemli-eser%2F&amp;linkname=Dr.%20S%C4%B1tk%C4%B1%20Y%C4%B1lmaz%20Ku%C5%9Fkay%E2%80%99dan%20iki%20%C3%B6nemli%20eser" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdr-sitki-yilmaz-kuskaydan-iki-onemli-eser%2F&#038;title=Dr.%20S%C4%B1tk%C4%B1%20Y%C4%B1lmaz%20Ku%C5%9Fkay%E2%80%99dan%20iki%20%C3%B6nemli%20eser" data-a2a-url="https://millidusunce.com/dr-sitki-yilmaz-kuskaydan-iki-onemli-eser/" data-a2a-title="Dr. Sıtkı Yılmaz Kuşkay’dan iki önemli eser"></a></p><p>Dr. Sıtkı Yılmaz Kuşkay, 2021 yılında iki önemli eserle okurlarıyla buluştu. Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık Platformu tarafından yayımlanan “Kafkasya’da Rus Yayılmacılığı ve 1801’den Günümüze Türk Gürcü İlişkileri” adlı kitabı Ağustos ayında; Panama Yayıncılık tarafından yayımlanan &#8220;Erzurum’da İngiliz Konsolosu Everett’e Ermeni Suikastı&#8221; kitabı ise Eylül ayında raflardaki yerini aldı.</p>
<h2>Kafkasya’da Rus Yayılmacılığı ve 1801’den Günümüze Türk Gürcü İlişkileri</h2>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-36710 size-medium_large" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/12/yilmaz-kuskay-kafkasya-768x1164.jpg" alt="" width="768" height="1164" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/12/yilmaz-kuskay-kafkasya-768x1164.jpg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/12/yilmaz-kuskay-kafkasya-198x300.jpg 198w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/12/yilmaz-kuskay-kafkasya-675x1024.jpg 675w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/12/yilmaz-kuskay-kafkasya.jpg 800w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></p>
<p><a href="https://www.kitapyurdu.com/kitap/kafkasyada-rus-yayilmaciligi/589140.html&amp;filter_name=s%C4%B1tk%C4%B1+y%C4%B1lmaz+" target="_blank" rel="noopener">Kitaba erişmek için tıklayınız.</a></p>
<p>Dr.Kuşkay bu kitabında, Kafkasya&#8217;da Rus yayılmacılığını daha önce yayımlanmamış önemli tarihî vesikalarla okuyucusuna aktarıyor. Anadolu&#8217;nun parçalanması, manda meselesi ve Türkiye&#8217;den toprak taleplerini yine belgeler ışığında anlatıyor.</p>
<p>Kitap tanıtım yazısında Prof. Dr. Enver Konukçu kitap hakkında şunları söylüyor:</p>
<p><em>Erzurum ve Kars dâhil Kafkasya Bölgesi’nin Çarlık, Sovyet ve bugünkü dönemini en iyi bilen ve değerlendiren kişi olarak gördüğüm değerli dostum Dr. Sıtkı Yılmaz Kuşkay’ın Türk yayın hayatına sunduğu kitap, tarihin karanlık sayfalarında kalmış birçok olaya ışık tutmaktadır.</em><br />
<em>Gençlik yıllarından beri Türk Dünyası’na özel ilgi duymuş, bu konuda Türk ve yabancı kaynakları okumuş ve 1974 yılından itibaren Sovyetler Birliği’ni ziyaret etmenin çok zor olduğu yıllarda, 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra ve özellikle Sarp Sınır Kapısı’nın açılmasından sonra sık sık bölgeyi ziyaret etmiştir. Bu çalışma yaklaşık 50 yıllık bir bilgi ve saha incelemesinin eseridir.</em></p>
<p><em>Sovyetler Birliği’nin çökeceğini 1980’li yılların başlarında tahmin etmiş, Erzurum TSO Başkanı olduğu dönemde Türkiye-Sovyetler Birliği ile olan Sarp ve Nahcivan kapılarının açılmasına özel gayret göstermiştir. Bakü-Tiflis-Kars İpek Demiryolu Projesi ve Hazar Sahasından Erzurum’a doğal gaz getirilmesi projeleri onun ortaya attığı projelerdir.</em></p>
<p><em>Gürcistan, her ne kadar 19. yy başlarında Rus Hâkimiyetine girmesine rağmen Bolşevikliği hiçbir zaman benimsememiş ve bağımsızlık duyguları en yüksek olan milletlerden birisidir. Gürcistan Güney Kafkasya’da sahip olduğu çok stratejik konumla kritik bir rol oynamaktadır. Azerbaycan-Gürcistan ve Türkiye iş birliği en üst düzeyde olup, uyguladıkları dikkatli politikalar ve başarıyla gerçekleştirilen Hazar Havzası enerji projeleriyle, bölgenin refah ve kalkınmasını sağlamaktadırlar. Bu kitap, bütün bu ilişkileri daha derinliğine görme fırsatı sunmaktadır.</em></p>
<div class="pr_header">
<h1 class="pr_header__heading">Erzurum’da İngiliz Konsolosu Everett’e Ermeni Suikastı</h1>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium_large wp-image-36711" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/12/everet-768x1193.jpg" alt="" width="768" height="1193" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/12/everet-768x1193.jpg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/12/everet-193x300.jpg 193w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/12/everet-659x1024.jpg 659w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/12/everet.jpg 800w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></p>
<p><a href="https://www.kitapyurdu.com/kitap/erzurumda-ingiliz-konsolosu-everette-ermeni-suikasti/593435.html&amp;filter_name=s%C4%B1tk%C4%B1+y%C4%B1lmaz+" target="_blank" rel="noopener">Kitaba erişmek için tıklayınız.</a></p>
<p>İkinci kitap &#8220;Erzurum’da İngiliz Konsolosu Everett’e Ermeni Suikastı&#8221; ise Eylül ayında Panama Yayıncılık tarafından yayımlandı. Kuşkay&#8217;ın sahada bizzat yaptığı araştırmalarla ortaya çıkardığı eserde, Ermenilerin misyonerlik faaliyetleri ile kışkırtılıp, silahlandırıldığı ve  &#8220;millet-i sadıka&#8221; olmaktan nasıl çıktıkları ile ilgili bilgiler sunuyor.</p>
<p>Kitap tanıtım yazısından:</p>
<p><em>Dünyada, bir ağaç yaprağının kımıldadığı her yerin altında, bir İngiliz bulursunuz. İran Atasözü.</em><em>William Beaver- Under Every Leaf-How Britain Played the Greater Game from Afghanistan to Africa, 2019.</em></p>
<p><em>Etnoğrafik temellerde küçük yönetim biçimleri oluşturmak, ülkenin dağlık yapısı, para darlığı, ulaşımın berbatlığı, mevcut birkaç telgraf hattı ve uzun ve zor kış şartlarının mevcudiyeti, bahse konu merkezden yönetilecek hükümete çok büyük engeller oluşturur.  William Everett,  Küçük-Asya Nüfus Raporu, 11 Mayıs 1895</em><br />
<em> </em><br />
<em>Patrik Ormanyan: Bölgeye silah sokulduğunu ve her Ermeni’nin evinde silah bulunabileceği bana açıkladı. Ermenilerin çok beklemeyeceğini, kendileri için bir şeyler yapılmadığını görünce, kolaylıkla bir kışkırtma sonucu doğacak ihtilafla Rusya’nın yardımıyla harekete geçeceklerdir. Türkiye’de yaşayan Ermeniler için talimat geldiğini ve şüphesiz ki Rusya Ermenistan’ında bir hareketin başlamak üzere olduğunu ve kardeşlerini kurtarmak için asker (ordu) organize ettiklerini bildirdi. Onlar Ruslar tarafından yönetilmektedir.  M. Ormanyan’dan Everett’e, 1880.</em><br />
<em> </em><br />
<em>Erzurum İlinin doğu ve güneyinde tam olarak tanımlayamadığım bazı hareketler başladı. Şu an, Ermeni köylüler silahlanıyor ve bazı Ermeni ajan ve öğretmenler kendi halkına, Kürtlere karşı veya henüz belirleyemediğim isyana katılmak için “hazırlanın ve hazır olun” gibi dalaşma konusu düşünceler yayıyorlardı. Muhtemelen siz sınırın öte tarafındaki Ermenilerin yakın bir süreden beri silahlandıklarını ve bu silahlanmanın devam ettiğinden haberdarsınız. Bu silahlanmaya Rus Hükumeti göz yummaktadır, eğer aksi olsaydı çoktandır bu silahlanmayı kolaylıkla önleyebilirlerdi. Bölgeyi ziyaret eden Amerikalı misyonerler de Rusya Ermenistan’ında yaşayan Ermeni gruplarının Eçmiyazin’de silah temini için olduklarına tanık olmuşlar. William Everett’den Trotter’a, 24 Kasım 1880.</em></p>
<div class="pr_details__content">
<div class="pr_details__info">
<div class="top-block"></div>
</div>
</div>
</div>
<div class="pr_details__content">
<div class="pr_details__info">
<div class="top-block"></div>
</div>
</div>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<div class="pr_details__content">
<div class="pr_details__info">
<div class="top-block"></div>
</div>
</div>
<p><a href="https://millidusunce.com/dr-sitki-yilmaz-kuskaydan-iki-onemli-eser/">Dr. Sıtkı Yılmaz Kuşkay&#8217;dan iki önemli eser</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/dr-sitki-yilmaz-kuskaydan-iki-onemli-eser/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bilgi Şöleni&#8217;nde Ermeni meselesi konuşuldu</title>
		<link>https://millidusunce.com/bilgi-soleninde-ermeni-meselesi-konusuldu/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/bilgi-soleninde-ermeni-meselesi-konusuldu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MDM]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Apr 2021 16:02:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[1915]]></category>
		<category><![CDATA[24 Nisan]]></category>
		<category><![CDATA[Biden]]></category>
		<category><![CDATA[Ermeni meselesi]]></category>
		<category><![CDATA[Halil Akıncı]]></category>
		<category><![CDATA[Sözde Soykırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=32059</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Ermeni Meselesi, ABD’nin Açıklaması ve Muhtemel Tepkiler” konu başlığıyla yayımlanan 537. Bilgi Şöleni’nde konuğumuz Emekli Büyükelçi Hali Akıncı’ydı.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/bilgi-soleninde-ermeni-meselesi-konusuldu/">Bilgi Şöleni&#8217;nde Ermeni meselesi konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbilgi-soleninde-ermeni-meselesi-konusuldu%2F&amp;linkname=Bilgi%20%C5%9E%C3%B6leni%E2%80%99nde%20Ermeni%20meselesi%20konu%C5%9Fuldu" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbilgi-soleninde-ermeni-meselesi-konusuldu%2F&amp;linkname=Bilgi%20%C5%9E%C3%B6leni%E2%80%99nde%20Ermeni%20meselesi%20konu%C5%9Fuldu" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbilgi-soleninde-ermeni-meselesi-konusuldu%2F&amp;linkname=Bilgi%20%C5%9E%C3%B6leni%E2%80%99nde%20Ermeni%20meselesi%20konu%C5%9Fuldu" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbilgi-soleninde-ermeni-meselesi-konusuldu%2F&amp;linkname=Bilgi%20%C5%9E%C3%B6leni%E2%80%99nde%20Ermeni%20meselesi%20konu%C5%9Fuldu" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbilgi-soleninde-ermeni-meselesi-konusuldu%2F&#038;title=Bilgi%20%C5%9E%C3%B6leni%E2%80%99nde%20Ermeni%20meselesi%20konu%C5%9Fuldu" data-a2a-url="https://millidusunce.com/bilgi-soleninde-ermeni-meselesi-konusuldu/" data-a2a-title="Bilgi Şöleni’nde Ermeni meselesi konuşuldu"></a></p><div id="attachment_32062" style="width: 1376px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-32062" class="wp-image-32062 size-full" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/04/Ekran-Goruntusu-478.png" alt="" width="1366" height="768" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/04/Ekran-Goruntusu-478.png 1366w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/04/Ekran-Goruntusu-478-300x169.png 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/04/Ekran-Goruntusu-478-1024x576.png 1024w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/04/Ekran-Goruntusu-478-768x432.png 768w" sizes="(max-width: 1366px) 100vw, 1366px" /><p id="caption-attachment-32062" class="wp-caption-text">Canlı yayından bir görüntü</p></div>
<p>“Ermeni Meselesi, ABD’nin Açıklaması ve Muhtemel Tepkiler” konu başlığıyla yayımlanan 537. Bilgi Şöleni’nde konuğumuz Emekli Büyükelçi Hali Akıncı’ydı.</p>
<p>MDM Genel Başkan Yardımcısı Hakan Paksoy’un yöneticisi olduğu; Ermeni meselesinin iç yüzünü, Biden’ın açıklamasının muhtemel sonuçlarını ve atılması gereken adımları konuştuğumuz programın kaydını aşağıdaki bağlantıdan izleyebilirsiniz:</p>
<p><iframe loading="lazy" title="537. Bilgi Şöleni: Ermeni Meselesi, ABD’nin Açıklaması ve Muhtemel Tepkiler" width="1140" height="641" src="https://www.youtube.com/embed/jNQak3U6tlc?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/bilgi-soleninde-ermeni-meselesi-konusuldu/">Bilgi Şöleni&#8217;nde Ermeni meselesi konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/bilgi-soleninde-ermeni-meselesi-konusuldu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Justin McCarthy ile Ermeni sorunu üzerine</title>
		<link>https://millidusunce.com/justin-mccarthy-ile-ermeni-sorunu-uzerine/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/justin-mccarthy-ile-ermeni-sorunu-uzerine/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MDM]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Nov 2020 22:11:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dış Basın]]></category>
		<category><![CDATA[Öne çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Ermeni]]></category>
		<category><![CDATA[Ermeni meselesi]]></category>
		<category><![CDATA[Justin McArthy]]></category>
		<category><![CDATA[Sözde Ermeni Soykırımı]]></category>
		<category><![CDATA[TASFO]]></category>
		<category><![CDATA[Türk-Amerikan Güvenlik Vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=26981&#038;preview=true&#038;preview_id=26981</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk-Amerikan Güvenlik Vakfı (TASFO) temsilcisi Emre Serbest, ünlü Amerikalı tarihçi ve nüfus bilimci Prof. Justin McCarthy ile bir röportaj gerçekleştirdi. “Ölüm ve Sürgün” çalışmasıyla tanınan McCarthy, Ermeni iddialarıyla ilgili çarpıcı açıklamalar yaptı. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/justin-mccarthy-ile-ermeni-sorunu-uzerine/">Justin McCarthy ile Ermeni sorunu üzerine</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fjustin-mccarthy-ile-ermeni-sorunu-uzerine%2F&amp;linkname=Justin%20McCarthy%20ile%20Ermeni%20sorunu%20%C3%BCzerine" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fjustin-mccarthy-ile-ermeni-sorunu-uzerine%2F&amp;linkname=Justin%20McCarthy%20ile%20Ermeni%20sorunu%20%C3%BCzerine" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fjustin-mccarthy-ile-ermeni-sorunu-uzerine%2F&amp;linkname=Justin%20McCarthy%20ile%20Ermeni%20sorunu%20%C3%BCzerine" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fjustin-mccarthy-ile-ermeni-sorunu-uzerine%2F&amp;linkname=Justin%20McCarthy%20ile%20Ermeni%20sorunu%20%C3%BCzerine" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fjustin-mccarthy-ile-ermeni-sorunu-uzerine%2F&#038;title=Justin%20McCarthy%20ile%20Ermeni%20sorunu%20%C3%BCzerine" data-a2a-url="https://millidusunce.com/justin-mccarthy-ile-ermeni-sorunu-uzerine/" data-a2a-title="Justin McCarthy ile Ermeni sorunu üzerine"></a></p><p>&nbsp;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-26984 size-full" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/11/Resim1.jpg" alt="" width="468" height="274" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/11/Resim1.jpg 468w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/11/Resim1-300x176.jpg 300w" sizes="(max-width: 468px) 100vw, 468px" /></p>
<p><strong>Türk-Amerikan Güvenlik Vakfı (TASFO)<a href="#_edn1" name="_ednref1"><sup>[i]</sup></a> </strong>ünlü Amerikalı tarihçi ve nüfus bilimci Prof. Justin McCarthy ile bir röportaj gerçekleştirdi. Dr. McCarthy, Louisville Kentucky&#8217;deki Louisville Üniversitesi&#8217;nde tarih profesörüdür. Osmanlı tarihi konusunda uzmandır. Pek çok kitap ve yayını arasında en çok bilineni, Ermeni araştırmalarının dönüm noktası olan ve 1995 yılında yayımlanan “Ölüm ve Sürgün: Osmanlı Müslümanlarının Etnik Temizliği, 1821-1922” adlı kitabıdır. Emre Serbest&#8217;in gerçekleştirdiği röportajı sizlerle paylaşıyoruz.</p>
<p><strong>1.Serbest: Sayın Prof. McCarthy, öncelikle Türk-Amerikan Güvenlik Vakfı (TASFO) adına röportaj talebimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederim. </strong><strong>Ermeni diasporası sürekli kendilerine karşı bir soykırım yapıldığını iddia ediyor. Ancak sizin araştırmalarınız, Doğu Anadolu&#8217;daki Müslüman nüfusun önemli bir kısmının da 1.Dünya Savaşı sırasında katledildiğini gösteriyor. Neden böyle bir iddianız var ve eğer kısaca sizden alabilirsek, araştırmalarınızın sonucu neydi?</strong></p>
<p><strong>Prof. McCarthy:</strong> Yani, elbette yıllardır yapılan tüm bu araştırmaları birkaç dakika içinde vermek zor ama temelde demografiye yani nüfusa baktığımızda &#8230; Doğu Anadolu&#8217;da, Kilikya&#8217;da, Trans-Kafkasya’da, tüm bu yerlerde muazzam miktarda Müslüman Türk ve Kürt’ün öldüğünü görüyoruz. O dönemde ölen Türklerin sayısının 3 milyonu aştığını ve ölen Ermeni sayısının yaklaşık 600.000 civarinda olduğunu görüyoruz. Bir tarafta Ermeniler ve Rusların olduğu, diğer tarafta yerel nüfusun ve Osmanlı Ordusunun bulunduğu savaş bölgelerinde, her iki taraftaki nüfusun yaklaşık %40&#8217;ının öldüğü ortaya çıkıyor. Burada sorun şu ki, sadece bir grubun ölülerini saydığınızda, yani sadece ölen Ermenileri saydığınızda, bu bir soykırım gibi görünüyor. Ama herkesin ölenlerini bir arada saydığınızda, tüm tarafların birbirini öldürdüğü korkunç bir savaş gibi görünüyor. Ve temelde araştırmamın geldiği nokta bu. Bu insanların nasıl öldüğünü araştırıyorduk.</p>
<p><strong>2. Serbest: Bu noktada size Trans-Kafkasya&#8217;ya göç edenleri sormak istiyorum. Araştırmanız, Osmanlılar tarafından yerlerinden edilmeyen önemli sayıda insanın Trans-Kafkasya&#8217;ya kendi rızasıyla gittiğini gösteriyor. Ve bu insanların önemli bir kısmı da orada can verdi. Ancak Osmanlılar tarafından Suriye ve Lübnan&#8217;a götürülen halkın çoğu hayatta kaldı. Bunu s</strong><strong>öylemek sizce adil bir değerlendirme olur mu?</strong></p>
<p><strong>Prof. McCarthy:</strong> Bu doğru. Doğru, yani “Sürgün” de denilen zorunlu göçün bir parçası olmayanlar… Bunlar, Osmanlılar bu bölgeleri geri aldığında Van, Bitlis ve Erzurum&#8217;dan kuzeye giden (Ermeni) halkıydı. Ve bunun Osmanlı Hükümeti&#8217;nin onları zorlamasıyla hiçbir ilgisi yok. Korktukları için gittiler. Ne de olsa Ermeniler, başta Kürtler olmak üzere nüfusun büyük bir kısmını öldürdü ve zorla yerlerinden etti. Ve fark ettiler ki, Ruslar çekilirken geride kalırlarsa acı çekeceklerdi. Kürtler intikam alacaktı. Ve bu kesinlikle doğrudur. Böylece kaçtılar. Şimdi Osmanlılar başta Güney Suriye&#8217;ye Filistin bölgesine, kimilerini Deyr-Zor bölgesine, kimilerini Halep&#8217;e, Urfa&#8217;ya ve daha bir çok farklı yere gönderdi. Ancak Osmanlılar, Van&#8217;da olduğu gibi Ermenilerin kendilerine karşı isyan edeceklerini -bir dereceye kadar haklı olarak- düşünüyorlardı. Van&#8217;da Ermeniler bu Osmanlı şehrini ele geçirdiler ve Ruslar gelene kadar Türk ordusuna karşı tuttular. Dolayısıyla, Osmanlıların Ermenilerden korkmak için nedenleri vardı. Korkmak durumunda kalmalarının bir diğer nedeni de başka isyanlardı. Osmanlı Devleti&#8217;nin Şebinkarahisar, Urfa ve diğer çeşitli yerlerinde isyanlar oldu. Savaş başladığında Osmanlılar, Türk halkına karşı kullanılmak üzere Ermenilere ait çok sayıda silah, cephane ve dinamit vb. buldular. Ve bu Anadolu&#8217;nun her yerinde bu şekildeydi. Osmanlılar, isyan edebilecek çok sayıda Ermeni olduğunu düşündü. Ve eğer bu olursa, Osmanlı en azından onları durdurmak için muazzam miktarda zaman, adam ve para harcamak durumunda kalacaktı.  Yoksa sonuç Van gibi olurdu. Osmanlılar, telefon kablolarını kesen, Osmanlı birliklerinin konvoylarına saldıran Ermenilerle savaşmak için bir milyondan fazla asker kullanmak zorunda kaldı. Hatta Osmanlılar Erzurum sınırı yakınlarında Ruslarla savaşırken bile Ermeniler saldırdı. Osmanlılar yolları, hastaneleri vb. geri almaya çalıştı ve Ermeniler bu gruplara da saldırdı. Sonunda Osmanlılar bir şeyler yapmaları gerektiğine karar verdi. Ve yapmaya karar verdikleri şey de zorunlu göç oldu; Ermenileri, özellikle bu tehlikeli bölgede yaşayanları güneye Büyük Suriye, Filistin bölgesine gitmeye zorlamak. Şimdi, Ermenilerin çoğunun tehcir edildiği doğru değil. Ancak önemli bir kısmının yer değiştirmeye zorlandığı doğrudur. Ancak Anadolu&#8217;da birçok şehirde ve Anadolu&#8217;nun taşra bölgelerinde kalan Ermeniler de vardı. Onlar orada kaldılar çünkü Osmanlılar onları kendilerinie tehdit olarak görmediler. Osmanlının tehcir ettiği insanlar, Osmanlının verdiği savaşa ve sivil halka karşı tehdit oluşturabilecek bölgelerde yaşayanlardı. Ancak Osmanlı&#8217;nın tüm Ermenileri toplayıp gönderdiği doğru değildir. Osmanlıların bu tehciri Ermenileri öldürmek için yaptığını söylemek de doğru değil. Bu çok saçma. Osmanlı Ermenileri öldürmek isteseydi, onları öldürebilirdi. Bunun yerine onları uzaklaştırdılar. Cemal Paşa, Osmanlı askerlerinin yiyeceklerinden alıp Ermenileri beslemek için kullandı. Dolayısıyla Osmanlıların onları öldürmeye çalıştığı kesinlikle doğru değildir.</p>
<p><strong>3. Serbest: Yani Osmanlıların Ermenileri yok etme veya onlar</strong><strong>ın soyunu kırma gibi bir kastı</strong> <strong>kesinlikle yoktu?</strong></p>
<p><strong>Prof. McCarthy:</strong> Kesinlikle bu yönde hiçbir kanıt bulamadık. Elimize geçirebildiğimiz tüm belgeleri inceledik ve bunu önerebilecek herhangi bir kanıt yoktu. Böyle oldu demek… Yani sonuçta Ermenilerin çoğu savaştan sağ çıktı! Öyleyse, Osmanlılar onları gerçekten öldürmek istiyorduysa, bu konuda gerçekten kötü olduklarını varsaymalısınız. Ve bu tür şeylerde kötü değillerdi. Hayır, sadece propaganda amacıyla söylenebilecek türden bir şey bu. İnsanlar uzun zamandır bunun böyle olduğunu söylediler. Ancak tarihsel kayıtlara gerçekten baktığınızda, bu yönde hiçbir kanıt yok. Ermenilere kötü muamele edildiğine dair kanıtlar var. Bununla ilgili bir sorun yok. Ermenilerden çalındı, bazı Ermeniler öldürüldü, özellikle Ermenilerin Kürtlere saldırmasından sonra Kürt aşiretlerinin Ermenilere saldırdığına dair kanıtlar elbette var. Bu tür şeylerin olduğuna dair kanıtlar var. Ermenilerin ve Rusların her iki tarafta da Türklere ve Kürtlere saldırdığına dair de pek çok kanıt var. Ancak Ermenilerin tümünü öldürme, yok etme kastına dair hiçbir kanıt yok. Hiçbir kanıt!</p>
<p><strong>4. Serbest: Bir sonraki soru &#8230; Birinci Dünya Savaşı sırasında, Ermenilerin hüküm sürdüğü Anadolu&#8217;nun doğu bölgelerinde, Taşnak ve Hınçak çetelerinin yöntemlerine katılmayan Van Belediye Başkanı, Bedros Kapamacıyan gibi bazı Ermeni yetkilileri ve Papaz Bogos gibi bazı din adamlarını öldürdüğünü biliyoruz.. Bunlar direkt olarak &#8220;Van&#8217;daki Ermeni İsyanları&#8221; kitabınızdan&#8230;</strong></p>
<p><strong>Prof. McCarthy:</strong> Burada bir süredir aktif bir politika vardı. Ama her alanda her zaman böyle değildi. Ermeni ihtilalcilerin iki politikası vardı. Sanırım siz Hınçaklardan çok Taşnaklardan bahsediyorsunuz. Politikaları, casuslara suikast düzenlemek, “Ermeni davasına karşı” gördüklerine suikastlar düzenlemek ve ayrıca, sizin de söylediğiniz gibi, zaman zaman (her zaman değil) Osmanlı yetkililerine saldırmaktı. Hatta saldırıya uğrayan valiler bile vardı. Daha çok jandarmalara ve bunun gibi insanlara saldırdılar. Çok az sayıda Ermeni papaz ve din adamı saldırıya uğradı ama bunların sayısı başkalarını korkutmaya yetti. Diğer Ermeniler bu konularda hiçbir şey söyleyemediler. Van vilayeti neredeyse bir istisnaydı çünkü Van&#8217;da Taşnaklar o kadar güçlüydü ki, kendilerine karşı gelen kimsenin zafer kazanamayacağından eminlerdi. Dolayısıyla sizin de dediğiniz gibi Osmanlı yetkililerini öldürdüler, bir valiyi öldürdüler, Van Belediye Başkanını öldürdüler. Mesela Kapamacıyanı ve bir papazı öldürdüler &#8230; Sonunda bu tür şeyler yaptılar. Çoğunlukla terör taktiklerini Ermenilere karşı eylemleri uygulamak için kullandılar. Birinci Dünya Savaşı&#8217;ndan önce Taşnak terör örgütü tarafından öldürülenlerin çoğu diğer Ermenilerdi. Ayrıca çok para kazanmak için de bu terör taktiklerini kullandılar. Şantaj dediğimiz şey. Zengin Ermenilere gittiler ve “bakın, davamıza katkıda bulunacaksınız” dediler. Sadece Anadolu&#8217;da değil Rusya&#8217;da da davaya katkıda bulunmayan bazı Ermeniler öldürüldü. Ve sonra diğerleri de para ödemezlerse öldürüleceklerini fark ettiler. Bu, gerek bu tür radikal devrimciler tarafından ve gerekse tüm dünyada mafya örgütleri tarafından kullanılan türden bir taktiktir. Davanız için para toplamanın bir yoludur ve o parayı elde etmek de için birkaç kişiyi öldürmekten çekinmezsiniz.</p>
<p><strong>5. Serbest: Doğrudur. Ama araştırmanızda, Osmanlı Ermenileri&#8217;nin bu gangsterler tarafından Osmanlı Hükümeti yapmış gibi görünmesi için katledildiğine dair herhangi bir kanıt var mı?</strong></p>
<p>Prof. McCarthy: Hayır. Yani, büyük ölçekli katliamları kast ediyorsunuz değil mi? Buna dair hiçbir kanıt yok. Davaya uymayan diğer Ermenileri öldürdüklerine dair kanıt var ama bunlar müstakil örneklerdir. Diğer Ermeniler (Taşnaklar) tarafından büyük Ermeni katliamları yapıldığına dair hiçbir kanıt yok. Ben bunun olduğunu hiç sanmıyorum.</p>
<p><strong>6. Serbest: Ayrıca sözde Ermeni soykırımı için resmi “öldürme emirleri” olarak sunulan ünlü Andonyan belgelerine de kısaca değinmek istiyorum… Araştırmanıza göre bunların sahte olduğunu düşünüyor musunuz?</strong></p>
<p>Prof. McCarthy: Evet, sahteler. Onlar sahtedir. Bu kesinlikle kanıtlandı. Osmanlı arşivlerine iki Türk bilim adamı girdi. Andonyan&#8217;ın söylediği (sözde Naim Bey denilen) tüm kayıtlara baktılar… Bütün sayıları kontrol ettiler, insanlar orada mı değil mi, imzaları vs. kontrol ettiler… Ve hepsi sahteydi. Hepsi sahteydi. Açıkçası, burada her detaya giremem. Telgraf numaraları filan… Osmanlılar gönderilen tüm telgrafların kayıtlarını tumuştu. Andonyan&#8217;ın telgraflar için verdiği numaralar tamamen yanlıştı. O zaman gönderilmiş olamazlardı. Örneğin Halep Valisine ait olduğu söylenen imza onun imzası değildi. Biri imzasını taklit edip bunun onun imzası olduğunu söylemişti. O dönemde bu konuda konuşanlar sadece Ermeni gruplarıydı.</p>
<p><strong>6. Serbest: Peki, bir Türk akademisyen olan Taner Akçam, “Öldürme Emirleri” ve “Naim Bey&#8217;in Hatıraları” adlı iki kitap yazdı… İki kitapta da, daha önce bahsettiğiniz iki Türk akademisyenin gösterdiği gibi bu belgelerin aslen sahte olmadığını belirtti. Yani siz Akçam’ın araştırmasının inandırıcı olmadığını mı düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p><strong>Prof. McCarthy:</strong> Ben sadece kendisinin sadece bir kitabını gördüm. O kitabın da içeriğine bakarsanız, “bu doğru olmalı çünkü falanca Ermeni grupları bunun doğru olduğunu söylüyor” vs. diyor. Sahte imzalar, yanlış telgraf numaraları, vs. bu tür şeyler hakkındaki ifadelere gerçekten hiç bir cevap vermiyor. Sadece sormak istediği soruları soruyor. Ya da, &#8220;ha, bu doğru olmalı, çünkü Kudüs&#8217;teki Ermeni Patrikhanesi bunun doğru olduğunu söylüyor&#8221; filan diyor. Kudüs&#8217;teki Ermeni Patrikhanesi gibi verdiği kaynakların bizim görmemize izin verilmeyen kaynaklar olduğunu da eklemeliyim. Bunlara biz bakamayız. “Bu delil Kudüs&#8217;teki Ermeni Patrikhanesi&#8217;nde, bu Boston&#8217;daki Taşnak Arşivlerinde” vs. diyorsa, bizim onları görmemize asla izin verilmiyor. Erivan&#8217;daki Ermeni kayıtlarını bile. Adını hatırlayamıyorum ama Ermeni yanlısı bir Türk akademisyen oraya gidip kayıtlara bakmaya çalıştı da, adamı tutukladılar! (gülüyor). Osmanlı arşiv kayıtları ise uzun yıllardır açıktır.</p>
<p><strong>7. Serbest: Pekala, bir sonraki soru daha çok “ABD Büyükelçisi Morgenthau&#8217;nun Hikayesi” adlı kitapla ilgili… Ermeni halkını yok etme iddiaları ve aşırılıklar hakkında yazdığı kitap… Ayrıca başka bir İngiliz tarihçi ve filozof Arnold Toynbee de “Mavi Kitap&#8221; denilen bir kitap yazmıştı. Bunlar hakkında genel düşüncelerinizi alabilirsek… Bunlar ağırlıklı olarak propaganda yayınları mıydı?</strong></p>
<p><strong>Prof. McCarthy:</strong> Bunları kısaca anlatmak gerçekten zor. “Mavi Kitap” hakkında yaklaşık 100 sayfalık bir kitap yazdım. Mavi Kitap, Morgenthau’nun kitabıyla aynı şey değildir. Mavi Kitap, İngiliz Propaganda Örgütü “Wellington House” tarafından yazılmıs bir propaganda parçasıydı. Ve Türklerin kötü görünmesi için de bayağı parlatıldı. O zamanlar elbette tanımlamadıkları ve daha sonra bizim bulduğumuz kaynaklar, çoğunlukla misyonerlerdi. Aslında Taşnak Partisinden gelmiş sekiz kadar insan da var. Her halükarda güvenilir tarihsel kayıtlar değillerdi. Ayrıca belgelerin yaklaşık %50&#8217;si Amerikan misyoner teşkilatını yöneten Barton adlı bir adam tarafından, Amerikan misyoner örgütü tarafından gönderildi. Orada bir dizi aldatmaca da var. Mavi Kitabın saçma olduğunu gayet iyi kanıtladım bence.</p>
<p>Şimdi bir de Morgenthau Kitabı… Morgenthau kitabı hiç de öyle tarihsel bir kayıt değil. Morgenthau Kitabı, bildiğiniz gibi… Kitabın çoğunu kendisi bile yazmadı. Hayalet bir yazarı vardı. Ve Morgenthau delil vasfı olmayan şeyler de ifade ediyor. Örneğin, güya Alman Büyükelçisi Wangenheim&#8217;ın söylediği şeyler hakkında konuşuyor. Ve Wangenheim&#8217;ın Berlin&#8217;e yazdıklarına bakarsanız, bunların hiçbirini söylememiş! Wangenheim, güya  Morgenthau&#8217;ya Türklerin tüm Ermenileri öldürmeyi planladığını söylüyor. Wangenheim bunun doğru olduğunu düşündüyse, aynı mesajı Berlin&#8217;e de göndermemiş olması şaşırtıcı değil mi? Aynı mesajı kendi hükümetine hiç göndermemiş? Ve inan bana, Wangenheim&#8217;ın tüm kayıtlarına sahibim. Bunları Almancadan okumak zor. Ama hepsinin üzerinden geçtim ve inanın bana öyle bir şey yok.  Ayrıca, biraz Morgenthau&#8217;nun kendisine bakmak da önemlidir. Morgenthau hayal kırıklığına uğramış bir politikacıydı. Dışişleri Bakanı olmak istediği halde Osmanlı Devleti&#8217;ne elçi sıfatıyla gönderilen biriydi. Kendisine Türkiye Büyükelçisi olarak bir iş verdiler; aslında istemiyordu, ama işi kabul etti. Fakat adam tam bir ırkçıydı. Kitabını okursanız, Ermenilerin üstün bir ırk olduğundan ve Türklerin daha güçlü, daha iyi çocukları olsun diye tüm Ermeni kadınlarına tecavüz etmek istediğinden filan bahsediyor. Demek istediğim, tüm bunları okuyup dersiniz ki, &#8220;Bu ırkçı aşağılık adamın söylediği hangi şeye nasıl inanabilir?” Bırakın bir büyükelçi olmasını, evinizde misafir olarak bile tutmak istemeyeceğiniz türden bir insandı.</p>
<p><strong>8. Serbest: Hemen bir sonraki soruya geçeyim… Türkler, Ermenilerin soykırım olarak iddia ettiklerinin Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun topraklarını koruma girişiminden başka bir şey olmadığını savunuyorlar. Ve benim inancım da bu y</strong><strong>önde. Çoğunlukla, sizin de öne sürdüğünüz gibi, Doğu sınırlarını yabancı düşmanla işbirliği yapan bir grup Ermeniye karşı korumak için harekete geçtiler. Ancak Fransa ve diğer bazı devletler, Ermeni iddialarını durmaksızın destekliyor gibi görünüyor. Bunun sebebi sizce nedir? Sanırım varmaya çalıştığım nokta şu&#8230; Gerçekten bu konuyu Türkiye&#8217;ye karşı yumuşak bir güç olarak mı kullanmaya çalışıyorlar? Politik olarak Türkiye&#8217;ye yapmak istemediği şeyleri yaptırmak için kolunu bükmeye mi çalışıyorlar?</strong></p>
<p><strong>Prof. McCarthy:</strong> Ermeni örgütleri kesinlikle bunu Türklerin kolunu bükmek için kullanmaya çalışıyor… Mesela tüm Doğu Anadolu’yu Ermenilere devrettirmeye filan çalışıyorlar… Bu doğru. Fransa, Amerika Birleşik Devletleri veya dünyadaki diğer hükümetlerin bunu kullanma nedenlerine gelince… Bunu yapmalarının nedeni iki şeydir: Birincisi, önyargıdır! Müslümanlara ve Türklere karşı uzun süredir devam eden önyargı; böylece neredeyse istediğiniz her şeyi söyleyebilirsiniz ve bir çok insan &#8220;evet, yine o Müslümanlar&#8221; veya &#8220;evet, yine o Türkler&#8221; diyecek! Diğer neden ise Türk siyaseti. Türkiye şu anda dünyada siyaseten çok kötü bir durumda. Dünyanın dört bir yanındaki ülkeler Türkiye konusunda çok kötü düşünüyor. Şimdi, bunun doğru mu yanlış mı olduğunu tartışmayacağım. Ama örneğin Amerika&#8217;daki duruma bir bakmanızı istiyorum. Uzun yıllar Birleşik Devletler Kongresi bir sözde Ermeni soykırımı olduğunu söylemekten imtina etti. Yıllarca bunu yapmadılar. Kısmen iyi nedenlerden ve kısmen de Türk müttefikleriyle iyi ilişkiler içerisinde kalmak istediklerinden. Kongre, Ermeniler veya Türkler hakkında hiçbir şey anlamadı. Birinci Dünya Savaşı&#8217;nı asla anlamadılar; tarihi asla anlamadılar. Davranışlarının nedeni tamamen politikti. Şu anda Türkiye hakkında, Türk tarihi hakkında istedikleri her şeyi söyleyebiliyorlar… Ve böylece ilk kez Amerikan Kongresi oyladı, oybirliğiyle, bir Ermeni soykırımı olduğunu söyledi. Bunu neden yapıyorlar? Meselenin iç yüzünü anladıklarından mı? Hayır, siyaset yüzünden. Ve maalesef Türk siyaseti değişmedikçe, bu da değişmeyecek. Amerikan Kongresi söyledikleri konusunda fikrini değiştirmeyecek, Kaliforniya&#8217;daki insanların siyasi görüşlerini ders kitaplarına koyması değişmeyecek, New York&#8217;ta veya diğer eyaletlerdekiler de fikirlerini değiştirmeyecekler. Bu, tarihsel gerçeklikle hiçbir ilgisi olmayan nedenlerden kaynaklanmaktadır. Tamamen modern siyasetle alakalı.</p>
<p><strong>Serbest: Anlaşıldı.</strong></p>
<p><strong>Prof. McCarthy:</strong> Korkarım senin için mutlu bir cevap olmadı.</p>
<p><strong>9. Serbest: Sorun değil. Burada tek istediğimiz gerçeğe ulaşmaktı. Ve bunu gayet bilimsel bir şekilde yaptığınızı da eklemeliyim. Çok teşekkür ederim. Ve son soru Birinci Dünya Savaşı yıllarıyla ilgiliydi &#8230; Sonunda en çok kayıplar hangi zümreye aitti? Türk tarihçiler arasında Müslüman nüfustan ölenlerin sayısı yaklaşık 530.000 olarak telaffuz ediliyor?</strong></p>
<p><strong>Prof. McCarthy:</strong> Hayır, o tamamen yanlış. Tamamen yanlış. Yaklaşık olarak 1912&#8217;den 1922&#8217;ye kadar savaşta ölen 3 milyondan fazla Müslüman vardı. Şimdi Birinci Dünya Savaşı&#8217;nda ölenleri ve Kurtuluş Savaşı&#8217;nda ölenleri ayıramayız. Bu sayıları ayıramayız çünkü demografi olayı bu şekilde… Önce 1914&#8217;te kaç kişi olduğuna, sonra 1923&#8217;te kaç kişi kaldığına bakarsınız. Ve bu sayıları birbirinden çıkarırsınız. Yani kaç kişinin öldüğünü öğrenmenin tek yolu bu. Kazım Karabekir zamanında kaç kişinin öldüğü ve daha önce 1. Dünya Savaşı sırasında kaç kişinin öldüğü konusunda kesin birşey söyleyemeyiz. Ama o dönemde 3 milyondan fazla Müslüman&#8217;ın öldüğünü biliyoruz. Belli ki sadece Ermeniler yüzünden ölmediler; Yunanlılarla savaşırken de öldüler. Birçok farklı alanda öldüler. Şimdi, Ermenilere gelince, yaklaşık 600.000&#8217;den az kişi öldü. Müslüman ve Ermeni ölümlerini rakamlarla gerçekten kıyaslayamazsınız. Çünkü savaştıkları savaş bölgelerinde sayılarına bakmanız gerekiyor. Daha önce de söylediğim gibi, bu yaklaşık % 40&#8217;tan biraz daha az oluyor. Bazı bölgelerde Müslümanlar çok daha fazla sayıda öldü. Örneğin Van&#8217;daki Müslümanların üçte ikisi gibi bir nüfus savaşlar sonunda öldü. Örneğin Sivas gibi Ermenilerle pek çok savaşın olduğu diğer bölgelerde ise nüfusun sadece yaklaşık %15&#8217;i ölmüştür. Erzurum&#8217;da Müslümanların yaklaşık % 40&#8217;ından biraz fazlası ölmüştü. Öyleyse, savaş zamanı dönemlerine bakarsanız, sonuçta gerçekten önemli olan yüzdelerdir. Ölülerin yüzdesi yaklaşık olarak aynı. Ve bunun nedeni, çoğunlukla aynı koşullardan muzdarip olmalarıdır. Evet, birbirlerini de öldürdüler ama çoğunlukla hastalıklardan ve açlıktan öldüler. Ve insanların ölmesinin ana nedeni buydu. Orduya da, sivil nüfusa da baktığınızda ölümlerin ana nedeni açlık ve hastalıktı.</p>
<p><strong>10. Serbest: Peki ya ölen 600.000 Ermeni? Zor koşullar, açlık vb. yüzünden mi öldüler yoksa doğrudan öldürüldüler mi?</strong></p>
<p><strong>Prof. McCarthy:</strong> Kesinlikle öldürülenler vardı. Yani Ermeniler başka hiçbir şeyden ölmeselerdi bile, Rus Ordusu için savaştılar. Ancak hem Ermenilerin hem de Müslümanların ölmesinin ana nedeni öncelikle açlık ve hastalıktı. Bu konuda hiç şüphe yok. Ve eğer bakarsanız, bu gayet mantıklı. Tarihteki hemen hemen her savaş için bu doğrudur. Özellikle modern zamanlardan önceki savaşlar. Bakarsanız, insanların ölmelerinin birincil nedeni tifüs, tifo, kolera vs… Bütün bunlar Doğu Anadolu’da vardı. Bugün koronavirüs gibi, tifüs, tifo ve kolera da saldırmadan önce insanların dinine bakmıyor. Olan şuydu: Kürtler gibi insanlar da Ermeniler tarafından zorla evlerinden çıkarıldı. Daha sonra Ermeniler de Trans-Kafkasya&#8217;ya gitmeye zorlandı. Bu insanlar zayıf, aç, yeterli vitaminleri yok, kötü su içmek zorundalar vs. Mesela Kürtler Van vilayetinden atıldığında Van Gölü&#8217;nün güney yakasından kaçmak zorunda kaldılar ve Bitlis&#8217;e yöneldiler. Bunu yaparken, doğal olarak bir şeyler içmek zorunda kaldılar. Maalesef içebilecekleri tek nehir, Ermeniler ve özellikle Rus Koçakları tarafından öldürülen Kürtlerin kan ve cesetleriyle doluydu. Ve bundan başka içecekleri de yoktu. Yani, o suları içtiler ve tabii ki korkunç hastalıklara yakalandılar ve onlardan öldüler. Böyle şeyler oldu. Şimdi, ölmelerinden kim suçlu? Onları zorla evlerinden çıkaran insanlar! Nehirlerdeki cesetleri vuran insanlar! Suçlu taraflar bunlar. Ama insanların nasıl öldüğüne bakılırsa, hastalıktan öldüler.</p>
<p><strong>12. Serbest: Elbette. Çok teşekkür ederim Dr. McCarthy. Bu son derece iyi bir sohbet oldu. Kuzeye, Rus topraklarına kaçmak zorunda kalan Ermeni kitlesi hakkında… Ve sonra tehcir edilip başka yerlere de taşınmışlar… Bu insanlar hakkında biraz daha fazla bilgi almak istiyorum.</strong></p>
<p>Prof. McCarthy: Van, Bitlis, Erzurum ve Türkiye&#8217;nin diğer illerinden Kafkasya&#8217;ya 300-350 Bin kişi gitti… Ve bunların yarısından fazlası öldü.</p>
<p><strong>13. Neden ölmüşlerdir Dr. McCarthy? </strong></p>
<p>Prof. McCarthy: Açlık ve hastalık ya! Tıpkı sana söylediğim gibi. Orası o kadar kötüydü ki, yamyamlık bile vardı orada. Oraya giden millet birbirlerini bile yediler. Rus ordusunun da onlara yardımcı olmak için pek bir şey yapmadığını da eklemeliyim. Onlara yardım edenler sadece Erivan&#8217;daki Ermenilerdi. Onları biraz olsun beslemeye çalıştılar. Ama Ruslar umursamadı. Ruslar sadece Ermenileri kullanıyordu. Hep Ermenileri kullandılar. Tüm olan bu korkunç şeylerde bir suçlu aranacaksa, Ermenilere her türlü şeyi vaat edip asla vermeyenler Ruslardır &#8230; Ermenileri aç bıraktıkları için çok mutlu bile oldular. Ve Ruslar nihayet Van vilayetine geri döndüğünde, kaçan Ermeniler “geri dönmek istiyoruz” dediler. Ruslar geri dönmelerine bile izin vermediler! Ruslar bunu yapmıyordu çünkü Ruslar bütün o toprakları kendileri için istiyorlardı. Ermenileri istemediler, hatta Ermenileri asla sevmediler diyebilirim.</p>
<p><strong>14. Serbest: Peki Suriye ve Lübnan&#8217;a tehcir edilen insanlar… Ağırlıklı olarak Suriye bölgelerine… Geri dönmeye çalıştılar mı?</strong></p>
<p>Prof. McCarthy: Geri döndüler elbet. Fransızlarla birlikte Güneydoğu Anadolu’ya geri döndüler. Ve sonra orada yaşayan Müslümanları göçe zorladılar. Türkler, Araplar&#8230; En başta Türkler ve Kürtler. Onları göçe zorladılar ve daha sonra Türkler de tabii silahlı birlikler halinde örgütlendi ve milliyetçilerin, Mustafa Kemal&#8217;in ve ordusunun yardımıyla karşılık verip Fransızları ve Ermenileri oralardan attılar.</p>
<p><strong>15. Serbest: Peki, o noktada ikinci bir Ermeni Tehciri mi oldu yani?</strong></p>
<p>Prof. McCarthy: Hayır, yani savaştan insanların kaçmasini kastediyorsan, evet. Çünkü Ermeniler Kilikya&#8217;ya geldiklerinde Türklere saldırdılar. Türk kadınlarının Ermeni kadınları olduğunu iddia ettiler. Türk nüfusunun büyük bir kısmını Kilikya&#8217;dan kuzeye doğru göçe zorladılar. Sonra Türkler karşılık verdi ve Ermenilerle savaştıklarında Fransızlar yenildiler. Fransızlar Türklerle bir antlaşma imzaladı ve Ermeniler gitti. Çoğunlukla Suriye ve Lübnan&#8217;a geri döndüler. Bundan sonra o bölgede gerçekten çok az Ermeni kaldı. Belki biraz dağlarda filan. Bitlis dağlarında hâlâ da bazı Ermeniler var ama çok değil.</p>
<p><strong>16. Serbest: Ayrıca sormak istediğim son bir soru… Benim kişisel araştırmalarım, 1923&#8217;ten sonra Suriye ve Lübnan&#8217;da kalan Ermenilerin önemli bir kısmının daha sonra Nansen Pasaportları ile dünyanın diğer bölgelerine bir şekilde taşındığını gösterdi. Bunlar vatansız kalanlara verilen pasaportlardı.</strong></p>
<p>Prof. McCarthy: Evet, ne olduklarını biliyorum. Ve bu doğru. Hepsinin bu tür bir pasaporta ihtiyacı yoktu ama. Bu pasaportları almak çok zaman alırdı o zamanlar. Ama Fransızlar da ülkeye girmelerine izin verdi. Örneğin Fransa&#8217;daki Ermenilerin nüfusunun çoğu, Arjantin ve Güney Amerika&#8217;daki nüfus da o dönemde Milletler Cemiyeti nezdinde göç ettirilen insanlardı.</p>
<p><strong>17. Serbest: Yani bu insanlar yok edilmedi. Aslında hayatta kaldılar.</strong></p>
<p>Prof. McCarthy: Açıkçası hayır, elbette yok olmadılar (gülüyor). Dediğim gibi Anadolu Ermenilerinin yaklaşık %40&#8217;ı sonunda ölmüştü. Bu, % 60&#8217;ın ölmediği anlamına gelir. Ve bunlar dünyanın her yerine dağıldılar.</p>
<p><strong>18. Serbest: Bu şekilde benim sorularımın sonuna geldik. Çok teşekkür ederim Dr. McCarthy. Bu çok iyi bir sohbet oldu. Çok teşekkür ederim size.</strong></p>
<p>Prof. McCarthy: Rica ederim, yardımcı olabildiğime memnun</p>
<p><a href="#_ednref1" name="_edn1">[i]</a> 2008 yılında New York&#8217;ta kurulan Türk-Amerikan Güvenlik Vakfı (TASFO), Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde kar amacı gütmeyen bir yerel ve küresel güvenlik vakfı olup, Türk diasporası içinde fanatik, karalayıcı ve ırkçı Ermeni soykırım yalanlarıyla mücadelede kritik bir rol üstlenmektedir. Bu perspektifte TASFO, Ermeni Sorunu&#8217;na önemli araştırmalarla katkıda bulunan ünlü Batılı tarihçiler, akademisyenler ve entelektüellerle bir dizi röportaj yapmaya başladı.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/justin-mccarthy-ile-ermeni-sorunu-uzerine/">Justin McCarthy ile Ermeni sorunu üzerine</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/justin-mccarthy-ile-ermeni-sorunu-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk-Ermeni İlişkilerinde Tarihî, Siyasi ve Hukuki Gerçekler</title>
		<link>https://millidusunce.com/turk-ermeni-iliskilerinde-tarihi-siyasi-ve-hukuki-gercekler/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/turk-ermeni-iliskilerinde-tarihi-siyasi-ve-hukuki-gercekler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gülcan Havva Eraslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Apr 2020 10:00:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap edebiyat sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Ermeni meselesi]]></category>
		<category><![CDATA[Sevk ve İskân]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=20824</guid>

					<description><![CDATA[<p>Suçluyu mazlum yerine koymakta oldukça mahir olan Ermeni ve lobileri sayesinde bugün yirmiden fazla ülke, ABD’nin 43 eyaleti, Avrupa Konseyi, Avrupa Parlamentosu, Dünya Kiliseler Konseyi, gibi birçok kuruluş, Ermeni Soykırımı iddiasını taraflı ve yanlı olarak kabul etmiştir.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/turk-ermeni-iliskilerinde-tarihi-siyasi-ve-hukuki-gercekler/">Türk-Ermeni İlişkilerinde Tarihî, Siyasi ve Hukuki Gerçekler</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-ermeni-iliskilerinde-tarihi-siyasi-ve-hukuki-gercekler%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk-Ermeni%20%C4%B0li%C5%9Fkilerinde%20Tarih%C3%AE%2C%20Siyasi%20ve%20Hukuki%20Ger%C3%A7ekler" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-ermeni-iliskilerinde-tarihi-siyasi-ve-hukuki-gercekler%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk-Ermeni%20%C4%B0li%C5%9Fkilerinde%20Tarih%C3%AE%2C%20Siyasi%20ve%20Hukuki%20Ger%C3%A7ekler" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-ermeni-iliskilerinde-tarihi-siyasi-ve-hukuki-gercekler%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk-Ermeni%20%C4%B0li%C5%9Fkilerinde%20Tarih%C3%AE%2C%20Siyasi%20ve%20Hukuki%20Ger%C3%A7ekler" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-ermeni-iliskilerinde-tarihi-siyasi-ve-hukuki-gercekler%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk-Ermeni%20%C4%B0li%C5%9Fkilerinde%20Tarih%C3%AE%2C%20Siyasi%20ve%20Hukuki%20Ger%C3%A7ekler" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-ermeni-iliskilerinde-tarihi-siyasi-ve-hukuki-gercekler%2F&#038;title=T%C3%BCrk-Ermeni%20%C4%B0li%C5%9Fkilerinde%20Tarih%C3%AE%2C%20Siyasi%20ve%20Hukuki%20Ger%C3%A7ekler" data-a2a-url="https://millidusunce.com/turk-ermeni-iliskilerinde-tarihi-siyasi-ve-hukuki-gercekler/" data-a2a-title="Türk-Ermeni İlişkilerinde Tarihî, Siyasi ve Hukuki Gerçekler"></a></p><p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium_large wp-image-20851 aligncenter" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/04/Ermeni-768x1086.png" alt="Türk-Ermeni İlişkilerinde Tarihî, Siyasi ve Hukuki Gerçekler Ömer Lütfi Taşçıoğlu" width="768" height="1086" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/04/Ermeni-768x1086.png 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/04/Ermeni-212x300.png 212w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/04/Ermeni-724x1024.png 724w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/04/Ermeni.png 794w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></p>
<p>Nisan ayı Türk Milleti’nin hissiyatında, millî iradesinin doğum günüdür. Bu irade, Anadolu’daki işgâli ortadan kaldırmış, hür ve bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuştur. Emperyalistler için Türk Milleti’nin gösterdiği bu irade, hâlâ kanayan bir yaradır. Emperyalizme rağmen böyle bir durumun olması, elbette ki cezasız bırakılamazdı(!) Bu nedenle; Türk milletinin iradesinin doğum gününü gölgede bırakacak bir yol tutuldu. Bu yol da soykırım iddialarını ortaya atıp, Demokles’in kılıcı gibi Türk devletinin tepesinde sallandırmaktan geçiyor.</p>
<p>Yüzyıllar boyunca beraber yaşadığımız bu insanlar, Türk milleti ile neden kavgaya tutuştular? Ermeniler kimdir, tarih sahnesine çıkışları ve tarihteki varlıkları nasıldı?<br />
20. yüzyılın başında emperyalistler ile neden işbirliğinde bulundular ve bu işbirliğinin bedelini nasıl ödediler? Türk milletine nasıl bedel ödettiler?</p>
<h2>Ermeniler kimdir?</h2>
<p>Doktora derecesini de alan Emekli Kurmay Albay Ömer Lütfi Taşçıoğlu, 30 yıllık bir çalışma sonucu yayımladığı “<strong>Türk-Ermeni İlişkilerinde Tarihî, Siyasi ve Hukuki Gerçekler”</strong> adlı kitapla, tüm bu soruları ve meseleyi geniş bir çerçeveden ele alarak tüm belgeleriyle cevaplandırmış.</p>
<p>Eser; yazarın kısa bir özgeçmişi, giriş yazısı, künye ile altı ana bölüm ve çok sayıda alt başlıktan oluşmakta. Yararlanılan kaynak ve arşivler, mahkeme tutanakları, antlaşma ve belgelerin kaynakça kısmında belirtilmesi okur açısından büyük bir kazanım. Yazarın dili sade, kolay anlaşılır ve akıcı bir üslûba sahip. Kronolojik sıralandırması, vaka örneklerinin birbiri ile uyumlu olup okuru bağlamdan kopartmaması ve güncel olaylar ile ilişkilendirmesi, yazım yetisi yönünden bir araştırma kitabı için oldukça başarılı. Emeni meselesini ilk kez duyan birine bile, olayları baştan sona, doğru terminoloji ve bilim çizgisinde tek başına anlatabilecek derecede detaylı bir çalışma.</p>
<p>Ermenilerin tarih sahnesine çıkışlarına dair birçok görüş var. Ermeni din adamı ve tarihçi Movses Horenatsi, MÖ 2350 yılındaki Nuh Tufan’ından sonra Nuh’un torununun torunu olan Hayk(Babacık) ile başlatır. Bazı Ermeni yazarlar ise, Ermenileri Trakya’dan Anadolu’ya getirmek suretiyle kök bulmaya çalışır. Herodot’a göre, batıdan gelen bu insanlar, Frikyalılarla birlikte bugünkü İran coğrafyasındaki hükümranlara karşı savaşmışlardır. Sandalcıyan’a göre ise tarihî bir değeri yoktur. Bazı tarihçiler Hititlere ve Hayklara dayandırsa da Ermenilerin kökenleri hakkında geçerli ve kesin bir bilgi yoktur.<br />
Türk- Ermeni ilişkilerinin başlangıç noktası olarak Selçukluların Anadolu’ya gelişlerini alabiliriz. Malazgirt Zaferi öncesinde Anadolu’nun birçok yerinde Türk varlığı mevcuttu. Anadolu’ya yapılan Türk akınlarına karşı, Ermeniler güçleri yettiğince Türklere karşı durmuşlardır. Malazgirt Savaşı ile Türkler, Anadolu’da siyasî ve devlet olarak bir nüfuz oluşturmaya başlayınca, Ermenilerin de Türkler ile ilişki kurması kaçınılmaz olmuştur. Ermenilerin Bizanslılara duydukları tepkinin önemli bir diğer nedeni de, Bizans İmparatorlarının Ermenileri yaşadıkları topraklardan topluluklar hâlinde göç ettirmeleri ve onlara karşı Ortodokslaştırma politikaları uygulamaları olmuştur. Buna karşın, Selçukluların adalet anlayışı ile hareket etmesi de Ermeniler ile Türkleri yakınlaştırmıştır.</p>
<p>Osmanlı Devleti’nin kuruluş döneminde Ermeniler; küçük bir kısmı Çukurova Bölgesinde, Doğu Anadolu ve Kafkaslarda küçük prenslikler hâlinde, bir bölümü ise bugünkü İran toprakları, Bizans ve Selçuklulara tâbi azınlıklar olarak varlıklarını sürdürüyorlardı. Osman Bey Ermenileri Kütahya’ya, Orhan Bey ise Bursa’ya taşıyarak buraları onlar için önemli yerler hâline getirmişti.</p>
<p>İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet, Bursa’daki Ruhanî önderleri Hovakim’i İstanbul’a getirterek, Rum Patrikliği yanında, bir de Ermeni Patrikliği kurmuştur. 1461’de de Bursa’daki Ermeni Papaz Hovakim’i Osmanlı İmparatorluğu’ndaki tüm Ermenilerin dinî lideri olarak görevlendirerek kendisine Patrik unvanı vermiştir. 1479’da da Karaman Ermenilerini İstanbul’a getirterek Samatya taraflarında yerleştirip iskân etmiştir.</p>
<p>Bizans tarafından sürekli asimilasyona tâbi tutulan Ermeniler, Malazgirt Zaferi ile beraber başlayan süreçte, artık, huzur içerisinde, Türklerle beraber yaşamaya başlamıştır.</p>
<p>Selçuklular döneminden itibaren Türklerin güvenini kazanan Ermeniler; Osmanlı’da Kavm-i sadıka, sadıka-i tebaa gibi isimlendirmelere mazhar olmuş ve önemli hizmetlerde bulunmuşlardır. Fransız ihtilâli ile birlikte ortaya çıkan milliyetçilik akımlarının güçlenmesi, Balkanlardaki farklı etnik gruplar arasında bağımsızlık fikirlerinin hızla yayıldığı dönemlerde, özellikle Rusların desteği ve etkisiyle, bağımsızlık hayâlleri kurmaya başlamıştır. 19. Yüzyıldan itibaren Rusya, Gayr-ı Müslim grupları desteklemiş ve Ermenileri Osmanlı İmparatorluğu ile Rusya arasında bir bariyer olarak kullanma politikası izlemiştir.</p>
<p><em>“28 Temmuz 1828’de imzalanan Türkmençay Antlaşması’nı müteakip Rusya; İran’ın diğer bölgelerinden getirdiği 40.000 Ermeni’yi, yeni ele geçirdiği topraklara yerleştirmiş, benzer şekilde 14 Eylül 1829’da, Osmanlı Devleti ile Rusya arasında imzalanan Edirne Antlaşması’ndan sonra Rusya, Osmanlı İmparatorluğu’ndan getirdiği 90.000 Ermeni’yi, yeni ele geçirdiği Azerbaycan topraklarına yerleştirmiştir. Bu suretle Rusya, gerek İran’la gerekse Osmanlı Devleti ile arasında Ermenilerden oluşan birer tampon bölge kurmuştur.”</em> Çarlık sonrası Rusya’da Stalin döneminde Türklere uygulanan kültür ve dil asimilasyonu politikaları, Ermenilere uygulanmamıştır. Türklerin birbiri ile bağını koparmak için her bir Türk halkının diline özgü, ayrı Kiril alfabesi uygulamasından Ermeniler ve Gürcüler muaf tutulmuştur</p>
<h2>Zorunlu Sevk ve İskân Sürecine ne sebep oldu?</h2>
<p>18. yüzyılda Osmanlının zayıflamaya başlamasına paralel olarak Fransa, özellikle Suriye toprakları üzerinden Doğu Akdeniz’i kontrol altında tutma hedefini gerçekleştirebilmek için Ermenileri kullanmaya başlamış ve bölgede yaşayan Ermenilere özerklik fikrini aşılamıştır. Fransa’nın Osmanlı Devleti’ndeki konsolosluklarının raporları incelendiğinde, bunların Ermenileri açıkça tahrik ve Osmanlıya karşı isyana teşvik ettikleri görülmektedir. Ermenileri kendi devletlerine karşı kışkırtan diğer ülkeler ise, İngiltere ve ABD’dir.</p>
<p>1804 yılından itibaren, İngiltere’nin kurduğu <em>“British and Foreign Bible Society”</em> adlı misyoner teşkilatının üyeleri Anadolu ve Ortadoğu’ya gelmeye başlamışlardır. Ermeniler arasında yoğunlaşan misyonerlik faaliyetleri sonucu, Osmanlı Devleti’nde yaşayan birçok Ermeni, Protestan mezhebine geçmiştir. Sonuç olarak İngiltere, Osmanlı Devleti üzerinde, koruma hakkı iddia edebileceği küçük bir Protestan topluluğuna sahip olmuş ve bunların haklarını bahane ederek Osmanlı Devleti’ne dayatmalarda bulunmaya başlamıştı.</p>
<p>Amerikan Yabancı Misyon Örgütü (ABCFM) ilk misyoner örgütü olarak 1810 yılında Boston’da kurulmuştur . Örgüt 1818 yılında Osmanlı Devleti’ni programına almış ve ilk misyonerlerini 1820’lerden itibaren Anadolu’ya göndermiştir. Bunun yanı sıra Amerikan Protestan Kilisesinin kendilerine hedef kitle olarak Osmanlı Ermenilerini seçerek faaliyet göstermesi, Osmanlı Devleti’nde ve ABD’de Ermeni siyasi hareketinin filizlenmesine sebep olmuştur. Bu kapsamda Türkiye’deki “ <em>Ermeni</em> <em>Sorunu</em>” temellerini, ABCFM adlı misyoner kuruluşu ile 1820’lerde ABD atmıştır.</p>
<p>1838’de imzalanan Balta Limanı Antlaşması ve 1839 Tanzimat Fermanı’nın ilânı, Osmanlı İmparatorluğu’nun iç islerine İngiltere’nin ne kadar müdahil olduğunu göstermesi açısından önemlidir. Daha önceki dönemlerden büyük imtiyazlara edinen İngiltere, Büyükelçisi Canning’in aracılığıyla Reşit Paşa’yı etki altına alarak devletin yönetiminde söz sahibi olmaya çalışmıştır. İngiliz mallarının kolayca Osmanlı topraklarına sokulup ticaretinin yapılması, devleti hem siyasi hem de ekonomik anlamda oldukça zayıflatmıştır. Bu zayıflama döneminin farkında olan İngiltere ve Rusya’nın Osmanlı İmparatorluğu’nun iç işlerine da fazla müdahalede bulunmaya başlaması, misyonerlik faaliyetleri ile şekillendirilen Osmanlı’da Ermeni sorununun ortaya çıkması için en uygun zemini oluşturmuştur.</p>
<p>Ermeniler, Rusya’nın teşvikiyle 1860’lı yıllardan itibaren Osmanlı Devleti’ne karşı isyan hazırlıkları içine girmiştir. Ermeni asıllı Amerikalı yazar Somakyan<em> “Armenia and The Great Powers” </em>adlı eserinde, Rusya’nın Ermenileri ve Kürtleri Osmanlı Devleti’ne karşı kışkırttığını açıkça yazmıştır.<em> “Aslında reform maskesiyle Osmanlı bünyesindeki Ermenilerin saadeti için çalışıyor görüntüsü veren Rus politikasının öncelikli amacı Türkiye’nin Doğu Anadolu bölgesindeki Ermenileri devamlı olarak katliam tehdidi altında tutmaktı. Zîra bu durum Rusya için hayati derecede önem taşıyan bu bölgeye müdahale bağlamında kullanabileceği elverişli bir diplomatik bahane idi. Ermeniler ve Kürtler arasındaki huzursuzluğun farkında olan Rusya, onların arasında bu durumu körüklemek yönünde önemli çabalar harcayarak Osmanlı Devleti’ne karşı güvensizlik ortamı yarattı. Öyle görünüyor ki, Rusya’nın bu çabaları Ermeni ve Kürtlerin hükûmete karşı düşmanlıklarını artırarak büyük bir başarı kaydetmişti.”</em></p>
<p>1878’de imzalanan Ayestefanos Antlaşması’na göre Batum, Kars, Ardahan, Oltu, Eleşkirt ve Beyazıt Rusya’ya verilmiş. Doğu’da da Ermenilerin meskûn olduğu bölgeler Rusya’nın himayesine bırakılmıştır. Rusya; <em>“Osmanlı Devleti bu bölgelerde (</em>Ermenilerin olduğu yerler<em>) ıslahat yapmadıkça Rusya bu bölgeden çekilmeyecektir.”</em> Maddesini ekleterek ileride bu bölgeleri ilhak etmenin de yolunu açmıştır.</p>
<p>1878 yılında imzalan Berlin Antlaşması’nda Ermeni ve Kürt nüfus arasındaki gerilime dikkat çekilmesi de önemlidir. Eserin ikinci bölümü, Ermeni meselesinin ortaya çıkışını ideolojik körlük yaşatmadan, âdeta bir ultrason cihazının kılcal damarları görüntülemesi gibi, tüm detaylarıyla ortaya koyuyor.</p>
<p>Üçüncü ve ana bölümde ise Ermeni isyancıların Anadolu’daki 28 isyanı, suikastler, katliamlar ve eylemlerine yer verilmiş. İsyanlar tek tek ve detaylıca incelenmiş. Mahkeme kayıtları, resmî tutanaklar, mağdur tanıklar ve ifadeleri tarafgirlikten uzak belge ve arşivlerle bilim ölçütünde bir değerlendirme olarak okura sunulmuş. Kronolojik sıralama, vakaların yer ve sonuçları, bir sonraki isyanlardaki etkileri ile olay konu örüntüsü son derece başarılı. Her bir vaka merak duygunuzu, empati yeteneğinizi ve muhakeme gücünüzü harekete geçiriyor. Ermeni isyanlarının onucunda, Türk halkına uygulanan katliamların vahametinin boyutuna duygularınızı katmadan tanıklık etmeniz imkânsız. Okurun duygusunun satırlara karıştığı yerde, yazarın, duygusunu katamadan tarih biliminin sistematiğine son derece sadık kalmış olması, bu eseri şahsî kitaplığınızda müstesna bir yere konumlandırıyor. Yazarın bu çabasının karşılığını okurda bulması için en etkili bölümünü, eserin okunmasını teşvik etmek ve merak duygusunu ortadan kaldırmamak adına kısa bir bilgi olarak söylemek kâfi.</p>
<p>Osmanlı Devleti; emperyalist devletlerin desteği ve işbirliği ile Anadolu’da sistemli bir katliama girişen Ermeni isyancılara karşı, diğer vatandaşlarını korumak adına, 24 Nisan 1915’te 14 il<em> (Edirne, Erzurum, Adana, Ankara, Aydın, Bitlis, Halep, Bursa, Diyarbakır, Sivas, Trabzon, Konya, Elâzığ, Van)</em> ve 10 mutasarrıflığa (<em>Urfa, İzmit, Bolu, Canik(Kastamonu)</em>, <em>Kayseri, Balıkesir, Niğde, ,Eskişehir, Afyon, Maraş)</em> gönderdiği genelge ile göçün ilk işaretini vermiştir. Bu da bize isyan ve Türk halkına yönelik katliamların tüm Anadolu’ya yayıldığını göstermektedir. <strong>27 Mayıs 1915’te de Sevk ve İskân kararı alınmıştır.</strong> Bu sürecin, demografik, sosyolojik, siyasî tüm sonuçları yine tüm belgeleri ile açıkça ortaya konmuş.</p>
<p>Dördüncü bölümde, dillere pelesenk olan soykırım ve katliam sözcüklerinin sözlük anlamı yanında, uluslararası ilişkiler ve hukuk açısından önemi de tüm yönleriyle ele alınmış. Ermenilerin zorunlu Sevk ve İskânının neden sistematik bir katliam ve soykırım olamayacağı hukukun tanımları içerisinde ortaya konmuş. Bu suçlamalara karşılık hamaset yerine tarihin gerçekliğine başvurarak arşiv ve belgelerle cevap verilmiş.</p>
<p>Tüm bu belgeler ışığında Birinci Dünya Savaşı yılları ve sonrasında Anadolu ve Kafkasya’da bir Ermeni soykırımı değil, ama bir Türk soykırımının yaşandığını görülmektedir. Suçluyu mazlum yerine koymakta oldukça mahir olan Ermeni ve lobileri sayesinde bugün yirmiden fazla ülke, ABD’nin 43 eyaleti, Avrupa Konseyi, Avrupa Parlamentosu, Dünya Kiliseler Konseyi, gibi birçok kuruluş, Ermeni Soykırımı iddiasını taraflı ve yanlı olarak kabul etmiştir.</p>
<p>Son bölümde ise Ermenistan Türkiye ilişkileri ve Ermeni lobisinin Türkiye’deki işbirlikçileri okur hafızasını tazelemek adına yakın tarihimizden örnek ve isimlerle ortaya konmuş. Ermenistan’ın bağımsızlık süreci, Hocalı Katliamı ve Karabağ işgâli, Moskova Antlaşması’nın feshedilerek Türkiye Ermenistan sınırının tanınmaması gibi nedenlerle, Türkiye Ermenistan ile ilişkileri en alt kademeye indirmiştir.</p>
<p><strong>Sevk ve İskân Kanunu</strong>’ndan 10 yıl önce II. Abdülhamit’e suikast girişimiyle başlayan, Türk devlet adamlarına yönelik katliam eylemleri, Talât Paşa, Sait Halim Paşa, Bahattin Şakir, Cemal Azmi, Cemal ve Enver Paşa gibi isimlerin öldürülmelerine yol açmıştır. Atatürk’e yönelik suikast girişiminde de bulunan Ermeniler, 1973 yılından sonra yurtdışında görev yapan Türk diplomat ve görevlilerine yönelik 110 Terör saldırısı daha gerçekleştirmiştir.</p>
<p>21.04.2019 günü, Suriye’de PKK bünyesinde bir Ermeni taburu kurulması ve bunun fotoğraflarının tüm basın yayın organlarına servis edilmesi, kitabın Ermeni terör örgütleri kısmını okuduğum âna denk gelen acı bir tesadüf oldu.</p>
<p>Çokça tartışılan Anadolu Kültür Vakfı ve başkanı Osman Kavala, Açık Toplum Vakfı gibi, Ermeni Soykırımına destek olan, Kürt-Ermeni-Rum-Alevi-Süryani ayrımcılığını destekleyen Repair Future gibi kuruluşlarda yazan gazeteciler, organizasyon yapan kuruluşlar ve sahiplerinin büyük bir çoğunluğu Türk adı, soyadı ve kimliği taşıyan  ne yazık ki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları.</p>
<p>Kitapta, Ermeni ve PKK işbirliğinin açık bir şekilde tanımlanması, belgelerinin ortaya konması, toplum hafızası için önemli bir uyarıcı. “<strong><em>Ermeni ASALA ile PKK 8 Nisan 1980’de Lübnan’ın Sidon kentinde ortak bir basın toplantısı düzenleyerek Türkiye’ye karşı ortak eylem kararını aldıklarını açıklamıştır. Buna göre ASALA terör olaylarından çekilecek; bu görevi PKK üstlenecekti. Yani Türk milleti ve devletine karşı terör olaylarını Türkiye’de ve yurt dışında ASALA yerine PKK düzenleyecekti. Bu kapsamda 21-28 Nisan 1980 tarihini, ‘Kızıl Hafta’ olarak ilan eden ve 24 Nisan Tarihini Ermenilerin katledilme günü olarak kâbul ettiğini açıklayan PKK, her yıl 24 Nisan’da anma toplantıları yapmaya başlamıştır.&#8221;</em></strong></p>
<p>Ermenistan PKK ile işbirliğinin yanı sıra DTP(Demokratik Toplum Partisi), DBP( Demokratik Bölgeler Partisi) ile de yakın temaslarda bulunmakta ve özellikle Ermenistan’ın Taşnak Partisi ile DTP ve onun uzantısı durumunda olan HDP(Halkların Demokratik Partisi) yakın işbirliği içerisindedir. Hükûmetin; devletin güvenliğini tehlikeye atarak başlattığı <strong>“Açılım Süreci”</strong>nde de DTP-DBP-HDP harf kombinasyonu, sokak ve ilçe tabelalarına Kürtçenin yanında Ermenice levhalar da yazmaya başlamıştı. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yoğunluk kazanan Ermenicilik faaliyetlerine son dönemde Türkiye’ye turist kisvesiyle gelen Ermenilerin kışkırtıcı faaliyetleri de eklenmiştir. İnsan Hakları Derneği ve HDP’nin Ermeni Soykırımı iddialarını tanımaları da neden ve niçinleriyle ortadadır.</p>
<p>24 Nisan gelince hatırladığımız, tepki gösterdiğimiz soykırım iddiasını ne yazık ki hem toplum, hem devlet olarak büyük bir çoğunluğumuz 25 Nisan sabahı unutuyor. Titizlikle hazırlanmış bu kitap, Türk milletinin ferasetine sunulmuş. I. Dünya Harbi ve sonrasında, <strong>Ermeniler tarafından katledilen 1 milyon 189 bin 132</strong> <strong>kişinin anısına</strong>, Ermeni ASALA terör örgütünce katledilen 42 diplomat ve vatandaşımızın yasına, Ermeni ASALA-PKK işbirliği ile katledilen 40 bin ve katledilmeye devam eden insanlarımızın acısına istinaden, okumayı bilen her Türk vatandaşının okuması gerektiğine inandığım kaynak kitaplardan biri oldu.</p>
<p>Ermenilerin iddialarını hukuki anlamda geçersiz kılan Malta Yargılamalarının kitapta kendine yeterince yer bulamaması gördüğüm bir eksiklik oldu.</p>
<p>Bilim değerlerine sadık kalarak Türk milletinin onurunu ve itibarını koruyan, Türklerin soykırıma maruz kaldığı hâlde soykırımla suçlanmasına razı gelmeyen vicdanının sesine kulak vererek çaba gösteren herkese teşekkürler.</p>
<p>Kaleminize, bilginize, emeğinize sağlık Ömer Lütfi Taşçıoğlu.</p>
<p>Nobel Yayınları<br />
Basım Yılı: 2015<br />
Sayfa:404</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/turk-ermeni-iliskilerinde-tarihi-siyasi-ve-hukuki-gercekler/">Türk-Ermeni İlişkilerinde Tarihî, Siyasi ve Hukuki Gerçekler</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/turk-ermeni-iliskilerinde-tarihi-siyasi-ve-hukuki-gercekler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ermenistan; Tarih, Hukuk, Dış politika ve Toplum</title>
		<link>https://millidusunce.com/ermenistan-tarih-hukuk-dis-politika-ve-toplum/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/ermenistan-tarih-hukuk-dis-politika-ve-toplum/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Onur Karadayı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Jan 2020 10:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap edebiyat sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Bilal Karabulut]]></category>
		<category><![CDATA[Cemalettin Taşkıran]]></category>
		<category><![CDATA[Ermeni Diasporası]]></category>
		<category><![CDATA[Ermeni meselesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ermenistan]]></category>
		<category><![CDATA[Soyalp Tamçelik]]></category>
		<category><![CDATA[tehcir]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=17500&#038;preview=true&#038;preview_id=17500</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ermeni meselesini ele alabilmek için konunun dünü, bugünü ve yarınına hakim olmak gerekir. Tarihi belgeler ile ortaya koyulan çalışmaların irdelenmesi her yıl artırılarak önümüze çıkarılan, parlamentolarda sözde soykırımı kabul eden gelişmelere tam bir bilinç ile karşı durabilmemizi sağlayacaktır.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ermenistan-tarih-hukuk-dis-politika-ve-toplum/">Ermenistan; Tarih, Hukuk, Dış politika ve Toplum</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fermenistan-tarih-hukuk-dis-politika-ve-toplum%2F&amp;linkname=Ermenistan%3B%20Tarih%2C%20Hukuk%2C%20D%C4%B1%C5%9F%20politika%20ve%20Toplum" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fermenistan-tarih-hukuk-dis-politika-ve-toplum%2F&amp;linkname=Ermenistan%3B%20Tarih%2C%20Hukuk%2C%20D%C4%B1%C5%9F%20politika%20ve%20Toplum" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fermenistan-tarih-hukuk-dis-politika-ve-toplum%2F&amp;linkname=Ermenistan%3B%20Tarih%2C%20Hukuk%2C%20D%C4%B1%C5%9F%20politika%20ve%20Toplum" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fermenistan-tarih-hukuk-dis-politika-ve-toplum%2F&amp;linkname=Ermenistan%3B%20Tarih%2C%20Hukuk%2C%20D%C4%B1%C5%9F%20politika%20ve%20Toplum" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fermenistan-tarih-hukuk-dis-politika-ve-toplum%2F&#038;title=Ermenistan%3B%20Tarih%2C%20Hukuk%2C%20D%C4%B1%C5%9F%20politika%20ve%20Toplum" data-a2a-url="https://millidusunce.com/ermenistan-tarih-hukuk-dis-politika-ve-toplum/" data-a2a-title="Ermenistan; Tarih, Hukuk, Dış politika ve Toplum"></a></p><p>Uzun yıllardan beri ülkemizin gündemini işgal eden ve dış politikamızda da sürekli karşımıza çıkarılan “Sözde Ermeni Soykırımı” hakkında bir çalışmanın olması zorunlu olmuştur. Osmanlı Devleti’nin soykırım yaptığı, bir milyona yakın ermenin soykırıma tabiî tutulduğu iddiaları ile ülkemiz üzerinde baskı oluşturulup toprak ve tazminat talep edilmiştir. Bu yüzden 1915’ten günümüze, arşivlerin açılarak kapsamlı ve belgeli bir çalışmanın eksikliğini ülke olarak hissettik. Bu çalışmada bu iddialara cevap verme gayreti içerisinde olan kitap incelemesi yapılmaya gayret edilecektir.</p>
<p>İlk olarak Osmanlı Devleti’nin zorunlu tehcire tabiî tutma gerekçelerini açıklayıp ardından bu duruma sebep olan durumları incelemeye çalışılacak daha sonra Ermenilerin kurduğu teşkilatlara değinilip diasporanın etkisinden bahsedilecek ve Ermenilerin siyasi kimlik kazanmaları incelenecektir.</p>
<h2>İstanbul otoritesinin 1915 zorunlu tehcir gerekçesi</h2>
<p>Ermeni meselesini ele alabilmek için evveliyatına hâkim olmak, meselenin çözüme kavuşabilmesi için 1915’ten öncesine de bakmak ve Ermenilerin durumunu analiz etmek gerekir.  Bizim çalışmamız 1915’te birden ortaya çıkmayan ve zaman içerisinde süre gelen bir durumun 1915 olaylarına sebebiyet vermesi üzerine olacaktır.</p>
<p>Ermeni meselesinin tarihî Tanzimat ve Islahat Fermanlarına kadar uzanır. Osmanlı Devleti’nin içerisinde bulunduğu durum ve o dönemde imparatorluğun dağılmasını engellemek için çıkardığı bu fermanlarla birlikte çok uluslu bir yapıya sahip olan imparatorluk içerisindeki azınlıklar geniş haklara sahip oldular. Her azınlığın kendisini temsil etme hakkı elde etmesi ve bunu Osmanlı Devleti üzerinde otorite kurma fırsatı olarak değerlendiren devletlerin, imparatorluk iç işlerine müdahale etmesi, özellikle de Rusya’nın bağımsızlığını kazanması konusunda Ermenileri desteklemesi bu meselenin başlangıcını oluşturur. Etkisi geciktirilse dahi sonuçları kaçınılmaz olan Fransız İhtilâli’nin fikir akımları, Balkan devletlerinin teker teker millî benliklerini bulması ve imparatorluktan kopması, nihayetinde Ermeniler içerisinde de bir bağımsızlık ateşi yakmıştır.</p>
<p>Osmanlı Devleti’nde hakkında milleti sadıka olarak bahsedilen Ermenilerin bağımsızlık talepleri, çıkarılan fermanlar sayesinde kurdukları cemiyetler aracılığıyla yayılmaya başladı. Tarihimizde 93 harbi olarak bilinen Osmanlı-Rus savaşı sırasında imparatorluğun dağılma sürecine girdiğini gören Ermeniler, bağımsızlıklarını kazanma arzusu içerisinde savaşa Rus tarafında katılma, savaşın sonucunu bekleme, ona göre hareket etme gibi stratejiler geliştirmişlerdir. Lakin geleceklerini ve kaderlerini tayin etme çabalarını hak olarak gören Ermenilerin, kendi aralarında savaşa girip girmeme konusunda fikir ayrılıkları çıkmıştır. Rus tarafında savaşa girmeyi, parçalanmakta olan bir devletin yanında savaşa girmekten daha akıllıca bulan Ermeniler olduğu gibi Osmanlı Devleti’ne bağlılık göstererek devletin yanında yer alan Ermeniler de olmuştur.</p>
<p>Sonuç olarak Osmanlı Devleti’nde Ermeni meselesinin, ıslahatların vermiş olduğu haklar, Fransız İhtilâli’nin etkileri, 1877-1878 Osmanlı- Rus savaşı sonucunda imzalanan Ayestefonos Antlaşması gibi nedenler ile ortaya çıktığını söyleyebiliriz. Savaş sona erdikten sonra İstanbul Ermeni Patriği Nerses Eçmiyazin, Katogikosluğu aracılığı ile Rusya’nın işgal ettiği toprakları Osmanlı Devleti’ne iade edilmemesini istemiştir. Buralarda Ermeniler ile ilgili Islahat yapılması gerektiğini ve bu ıslahatlar tamamlanana kadar bölgeden çekilmemesini savunmuştur. Patriğin bu talebi 19.madde olarak bu antlaşmaya girmiştir.<sup>1</sup>Bu savaş sırasında Doğu Anadolu’daki işgali sırasında Rusların, Ermenileri Balkanlardaki devletler gibi bağımsızlıklarını kazanabilecekleri yönünde teşviki, Ermenilere oldukça cesaret vermiştir. Bugünkü Yeşilköy olan ve Atatürk havaalanın bulunduğu(!) yerden Osmanlı sarayına 20 kilometre mesafede bulunan Rus ordusu, payitahtı düşürme tehdidi altına sokmuş, Ayestefonas Antlaşması’nı imza ettirmiş ve Ermeniler de imparatorluktan kopma vaktinin geldiğine karar vermişlerdir.</p>
<h2>Patrikhane, misyoner okullar ve cemiyetler</h2>
<p>Bu gelişmeler yaşanırken, Osmanlı Devleti içerisinde misyonerlik görevini üstlenen okulların çalışmaları da yabana atılamaz. Osmanlı Devleti üzerinde emelleri olan devletlerin, çok uluslu imparatorluk içerisindeki azınlıkları diledikleri şekilde yönlendirebilme fırsatlarını bu misyonerler tarafından sağlayan devletler, diledikleri bölgelerde karışıklıklar çıkarmışlardır. Avrupa’dan gelen ve bu okullarda yetiştirilen Ermeni aydınlarının kurmuş olduğu Hınçak ve Taşnak cemiyetleri de Ermeni isyanlarını arttırmıştır. Sadece bununla da kalınmamış Rusya’nın girişimleri ile Osmanlı tebaası içerisinde bulunan Ortodoks halkın korunması hakkı üzerinden de Osmanlı iç işlerine karışma fırsatı kovalayan Ruslar, fırsatı bu antlaşma ile elde etmişlerdir. Osmanlı Devleti içerisinde bulunan Hristiyan Ortodoksların haklarını savunmak bahanesi ile sürekli imparatorluk iç işlerine karışan Rusya, artık Gregoren Ermeniler üzerinde söz sahibi olma yoluna gitmiş onları da Ermeni Patriğinin girişimleri ile kendi güdümü altına almıştır. Daha ileride de değinileceği gibi Ermeniler üzerinde otorite sahibi olan bu patrikhane daha sonra Ermenilerin siyasî kimlik kazanmalarında da önemli rol oynayacaktır.</p>
<p>Bağımsız kalma fikrini iyice benimseyen Ermeniler Avrupa’dan gelen aydınlarıyla cemiyetler kurmuş ve bu cemiyetler ile birlikte sürekli bir bağımsızlık çalışması içerisinde olmuşlardır. Bu çalışmaların zamanla çatışmaya dönüşmesi ve Türkler üzerindeki terör eylemleri ile Osmanlı devletini müdahaleye zorlamaya çalışmışlardır. Hedefleri dış kuvvetlerin desteğini kazanarak uluslararası kamuoyunda destek aramaktır. Bu faaliyetlerini özellikle Erzurum, Van, Adana bölgelerinde yoğun bir şekilde gerçekleştirmişlerdir. Bölgedeki Türkler üzerinde yoğun bir katliama başlayan Ermeniler terör olayları ile Osmanlı Devleti’ni köşeye sıkıştırmak, kuvvetlerini üstlerine çekme gayretinde olmuşlardır. Bunun için kendi içlerindeki Ermenilerin bulunduğu bazı bölgeleri gözden çıkarıp oradaki Ermenileri kendi kaderlerine terk etmişlerdir. Çekilen telgraflarla durumu açıkça ortaya koyan Osmanlı askeri yetkililerinin telgraf yazışmaları Genel Kurmay Arşivlerinde mevcuttur. Olayların gittikçe kötüye gittiğini gören ve Birinci Dünya Savaşı içerisinde bulunan Osmanlı Devleti tedbir almak gereği duymuştur. Bunu da bugün anlatıldığı gibi soykırım şeklinde değil zorunlu göçe tabi tutmak şeklinde yapmıştır. Eğer Osmanlı Devleti soykırım yapacak olsaydı yer değiştirme gibi bir durumun içerisine girmez Ermenilerin bulunduğu bölgeye askeri sevkiyat yapardı. Böylece tehcir sırasındaki ödediği maddi yükün altına da girmezdi. Tehcir sırasında Ermenilerin mal ve can güvenliğini garanti altına alan Osmanlı Devleti savaş sonrası karşılanmak üzere göç sırasında zarara uğrayan Ermenilere mal garantisi vermeyi ihmâl etmemiştir. Bunu tehcir yasasını çıkaran ve bölgedeki valiliklere talimat şeklinde bildiren Enver Paşa’nın Genel Kurmay Arşivlerinde bulunan telgraflarından kolaylıkla görebiliyoruz. Osmanlı Devleti’nin 1915’te tehcire tabi tutması ile başlayan Ermeni meselesi bu şekilde başlamıştır.</p>
<h2>Ermenilerin hayat tarzları ve karakteristik özellikleri</h2>
<p>Olaylara Ermenilerin gözüyle de bakmak gerekir. Uzun yıllar boyu birlikte yaşadıkları insanlara ne oldu da birdenbire düşman kesildiler? Bunun araştırılıp ortaya çıkarılmasına ihtiyaç vardır. Bu yüzden evvela Ermenilerin tarihî kodlarına bakmak, ekonomisini incelemek ve yaşadığı bölgedeki dönemin gelişmelerini ele almak gerekir.</p>
<p>Ermeniler, millet olarak zanaatta çok ileri gitmiş yetenekli insanlardır. El işlerinde başarılı olan bu insanların sanatçı ruhlu olduğu bilinir. Geçimlerini bu zanaatları üzerine kuran Ermenilerin düzenleri, yıllar içerisinde Osmanlı Devleti’nin gerilemeye başlaması ve merkezi otoritesini yavaş yavaş kaybetmesiyle bozulur. Uzayan savaşlar neticesinde bozulan ekonominin düzeltilmesi için koyulan vergilerle başlayan tepkiler yaşadıkları bölgedeki Kürtlerle sürtüşmeleri sonucunda artar. Yerleşik hayat yaşayan Ermenilerin okuryazarlığı ve dünyada olup bitenler ile ilgili bilgileri fazladır. Yaşadıkları imparatorluktan daha gelişmiş teknolojiye sahiptirler. Bütün bu gelişmelerle birlikte Kürtlerle yaşanılan çekişmeler de Ermenileri çok rahatsız etmiştir.</p>
<p>Kürtler göçebe bir hayat yaşamaktaydılar. Sürüleri ile birlikte geniş otlaklarda yaşarlardı. Dünyanın her yerinde olduğu gibi göçerlerle yerlilerin karşılaşması sonucunda sürtüşmeler olmuştur. Göçebe hayat yaşayan Kürtler, yerleşik hayatta olan Ermenileri haraca bağlayıp yağma etmişlerdir. Uzun süre devam eden bu duruma Osmanlı Devleti içinde bulunduğu durumdan dolayı müdahale edememiştir.</p>
<p>Kürtlerle yaşanan çekişmeler, koyulan aşırı vergiler sonucu ekonomileri bozulan Ermeniler bu duruma başkaldırma gereği duymuş, bu da Rusya’nın işine gelmiştir. Bölgede yavaş yavaş başlayan ayaklanmalar neticesinde kontrol kurmak zorlaşmış, bölgede yavaş yavaş Ermeni çeteleri peyda olmaya başlamıştır. Lakin büyük bir isyan baş gösterememiştir. Bunun sebeplerinden birisi de o bölgede yaşayan Ermenilerin çoğunluk halinde olmamalarıdır. Daha sonraları kendi bünyesinde bulunan Ermenilere de Protestanlaştırma politikası uygulayan Rusya, Osmanlının Doğu illerindeki Ermeni çetelerine silah yardımında bulunarak yanına çekmeye başlamıştır.</p>
<h2>Merkez ve taşra arasındaki kopukluk</h2>
<p>Doğuda bu gelişmeler yaşanırken payitahtta da sarayın harcamaları göze batmaya başlamıştır. Uçuk rakamlara yaptırılan konaklar, Çırağan Sarayı’nı ve Sultan 2. Abdülhamit’in Yıldız Sarayını yaptırması gibi harcamalar gözlerden kaçmamış, halkı yokluk içerisinde olan devletin merkeze en uzak olan yerlerdeki kontrolünün azalmasıyla isyanlar artmıştır. Her düzende olduğu gibi zenginlik merkeze gelir, uç boylarda fakirlik baş gösterirse oralarda isyan kaçınılmaz olur. Ermenilerin isyan etmeleri hususuna bu açıdan da bakmak objektiflik açısından önemlidir.</p>
<p>1915 olayları bu ahval üzerinden gerçekleşmiştir. Ermenilerin soykırım iddiası ile ortaya çıktığı bütün durumlar tehcir esnasında üzüntüyle karşılanan ölümler ile olmuştur. Kötü hava koşulları, salgın hastalıklar ve daha önceden terör olaylarına mazur bırakılan Türkler tarafından yapılan saldırılarla ölenler olmuştur ancak bu saldırıları yapanlar da cezasız bırakılmamış gerekli cezalar verilmiştir. İçlerinden idama çarptırılanlar olduğu gibi gerekli tedbirleri almayan valilere de ceza verilmiştir. Ceza alan ve idama mahkûm olanların isim listesi gerekçeleri ile birlikte belgelerle sabittir.</p>
<p>Bütün bu olanları soykırım olarak değerlendirmek için ölenleri tek taraflı ele almak gerekir. ABD’den tarihçi Prof. Dr. Justin McCarthy’nin dediği gibi “Herhangi bir savaşta sadece tek tarafın ölülerini sayarsanız, bu bir “Soykırım” gibi görünecektir. Mesela Amerikan iç savaşında sadece Kuzey’in ölülerini incelerseniz, Güney’i; sadece Güney’dekilerin başına gelenlere bakarsanız da Kuzey’i soykırım yapmakla suçlayabilirsiniz…” Gerçekten de bu tutumla hareket edilirse taraf ve sempati duyulan tarafın çıkarları doğrultusunda hareket edildiği takdirde diğer tarafın soykırım yaptığına hükmedilebilir. Ermenilerin ve onlara sempati besleyenlerin iddia ettiği soykırım suçunun işlendiğini söyleyenler 3 milyona yakın Müslümanın öldürülmesinden bahsetmez.</p>
<h2>Uluslararası hukuka göre soykırım kavramı ve BM sözleşmesi</h2>
<p>Soykırım sözcüğü ciddi bir sözcüktür ve kullanılırken dikkatli olunması gerekir. Zira soykırım belirli bir dine veya millete ait olan insanların tamamının <em>programlı</em> bir şekilde ortadan kaldırılması demektir. Bunun örneğini Nazilerin, Yahudiler üzerinde uyguladığı yok etme politikası üzerinde görebiliriz. Ancak bu durum 1915 olayları için geçerli değildir.  Zira ortada, ortadan kaldırmaya yönelik bir eylem değil Osmanlı ordularının güvenliğini sağlamaya yönelik tedbirler vardır. Daha önce de değinildiği gibi bu tedbirler esnasında Suriye’ye sürülen Ermeniler arasında salgın hastalıktan, saldırılardan ve kötü hava şartlarından dolayı ölen Ermeniler vardır. Lakin bu uluslararası soykırım suçu tanımı içerisindeki kriterlere uymaz. Bu konunun daha iyi anlaşılabilmesi için sürekli Yahudi soykırımı ve Ruanda soykırımı ile bir tutulan Ermeni Meselesi üzerinde biraz durmak gereği vardır. İki savaş arasındaki dönemde yaşanılanlar neticesinde uluslararası bir çalışma gerçekleştirilmiş ve soykırım uluslararası bir suç sayılmıştır. 1945’te Nürnberg’de kurulan Uluslararası Askeri Mahkeme’nin ve 1946’da Tokyo’da kurulan Uluslararası Uzakdoğu Askeri Mahkemesi’nin gerçekleştirdiği yargılamalar neticesinde Soykırım Suçunun işlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi kabul edilmiştir. Böylece hukuksal perspektiften ilk defa 1948 BM Soykırım Sözleşmesi ile düzenlenmiştir. Bu sözleşmeye göre soykırım şu şekilde tanımlanmıştır: Soykırım; ulusal, etnik, ırksal ya da dinî bir grubu toptan ya da bir bölümünü yok etme niyetiyle grup mensuplarının öldürülmesi, psikolojik zarar verilmesi, fizikî varlığını sona erdirme kastı ile yaşama koşullarına tabiî tutulmasıdır. Sözleşmenin genel durumu bu şekilde kabul edilmiştir. Bu sözleşe dahi 1915 olaylarında soykırım işlendi diye bir durum ortaya koymaz aksine ülkemiz lehine karar almayı kolaylaştırabilir. Bunun üzerine çalışılması gerekmektedir.</p>
<p>1945 ve 1946 yıllarında kabul edilen bu sözleşme ve yargılamalar da gösteriyor ki daha önceki tarihli olaylar için bu durum kapsayıcı değildir. Her sene 3 T olarak bilinen; Toprak, Tazminat ve Tanınma girişimleri için öne sürülen bu iddialar geçersizdir. Ayrıca manevi unsur olarak ifade edilen özel kasıt olmaksızın, soykırım suçu oluşmaz. Soykırım suçunu, insanlığa karşı işlenen suçlar gibi uluslararası suçlardan ayıran yönü de burasıdır. Meydana gelen Ermeni ölümleri de imparatorluğun planları dâhilinde olmadığı gibi örgütlü bir yapı içerisinde de değildir. Bunlara rağmen her yıl biraz aşağıda değinileceği gibi Ermeni Diasporası tarafından 24 Nisan’da gündeme getirilip uluslararası arenada destekçi aranmaktadır. Bunun için kurulan Asala terör örgütü tarafından diplomatlarımıza saldırılar da yapılmıştır.</p>
<h2>Ermenilerin siyasi kimlik kazanması</h2>
<p>Olayların üzerinden bir yüzyıl geçmesine rağmen hâlâ daha gündeme gelmesinin nedenlerinden birisi de Ermeni Diasporasıdır. Ermenilerin devlet olarak tarih sahnesine çıkıp bağımsızlıklarını kazanmaları ve millî benliklerini bulmaları iki olay üzerinden gerçekleşmiştir. Bunlardan ilki Hristiyanlıkla özdeşleşmiş Ermenilik diğeri ise 1915 sözde Ermeni Soykırımıdır.</p>
<p>Ulusların devlet olarak dış politikasını belirlemesinde tarihî kodlar çok önemlidir. Tarihinden almış olduğu birikimler ile geleceğine realist bir çizgide yön verme gayreti içerisinde olan devletler, dış politikasını da buna göre belirlerler. Ermeniler tarihlerini milattan önce 7. ve 6. yüzyıla dayandırmakla beraber asıl ortaya devlet olarak çıkışları Hristiyanlığı benimseyip özümsemeleriyle birlikte olmuştur. Ermenilerin tarihleri hakkında birçok mit olmakla beraber bunlardan birisi de Hz. Nuh’un oğlu Yasef’in soyundan geldiğine inanmalarıdır. Anlatılan mitlere göre veya olgulardan daha çok görmek istedikleri gibi olaylara bakmışlardır. Ermenilerin millet olarak ortaya çıkmaları ise Bizans’ın Hristiyanlığı resmî dini olarak kabul etmeleri ve Ermenilerin 1334’te Bizans’tan kopup kendi patrikhanelerini kurmaları sonrasında olmuştur. Tarihî süreç içerisinde Ermeniler üzerinde patriklerinin etkisi büyük olmuştur. Bu patriklerin etkisini 93 Harbi sırasında ve Birinci Dünya Savaşı’ndaki çalışmaları sırasında daha net bir şekilde görebiliriz.</p>
<p>Zaman içerisinde devletlerin yapısını açıklamaya çalışan birçok çalışma olmuştur. Bunlardan Neorealistler ve Neoliberaller arasındaki çatışma devletlerin kendi kimliklerini bulmalarında önemli adımlar olmuşlardır. Neorealistler devletlerin tutumları içinde bulundukları durumda, gerçekçi bir şekilde yaklaşım sergileyip gereken tedbirler ya da yaptırımları uygulama yönündedir. Bunlar uzlaşı ya da askerî müdahale şeklinde olabilir. Geriye kalan tek şey hangisinin daha yarar sağlayacağıdır. Neolibarellerin tutumları ise devletin içinde bulunduğu durumda yapması gerekenleri, şartlar ne olursa olsun bir uzlaşı yolunun bulunması yönündedir. İşte bu tartışmalar içerisinde devletlerin kendi benlik ve kimliklerini bilmesi ve tarihî kodlarını çözmesi büyük önem arz etmektedir. Ermeniler de bu durumun farkına varıp gereken çalışmaları yapmışlardır.</p>
<p>Ermenilerin kimliklerini bulmalarındaki diğer bir önemli nokta ise her yıl Nisan 24’te gündeme gelen sözde Ermeni Soykırımı ve taleplerdir. Devletlerin uluslararası arenada söz sahibi olma ve tanınması önemlidir ancak bu tanınma yalnızca devletler nezdindedir. Olağanüstü durumlar olmadıkça bir devletin muhatabı yine bir devlettir. Ermeni diasporasının amacı ise Sovyet güdümünde bulunan Ermenilerin kendi benliklerini canlı tutmalarıdır. Bunu da 1915 olaylarını hatırlatarak, yaşananları sıcak tutarak ve bu durumu kuşaktan kuşağa aktararak Ermeni kimliğinin belleklerde yer etmesini sağlamaya çalışmalarıdır. Bunun için uluslararası alanda özellikle de Ermenilerin zenginleri tarafından düzenli olarak kampanyalar başlatılmakta ve uluslararası kamuoyunda kendileri lehine gündem oluşturulmaktadır. 1930’dan sonra 1980’e kadar azalan gündem oluşturma çabaları Sovyetler Birliğinin dağılması ve Soğuk Savaş’ın bitmesi ile birlikte yeniden gündeme getirilmeye başlanmıştır. Sovyet güdümünden çıkıp 1990’ların başında bağımsızlığını kazanan Ermeniler düzenli olarak yapılan bu çalışmalar ile tanınma peşinde ve başarabilirse toprak ve tazminat kazanıp kendisinin eskiden bulunduğu bölgelere gelme derdindedir. Bu güne kadar her yıl gündeme getirilen iddialara ve düzenlenilen gösterilere arşivlere başvurulmadan, tarihçi olmayan insanların varsayımları ile yenilerini ekleyip ortaya çıkarmaktadırlar. Diaspora, halktan bağımsız bir oluşum haline gelmesine rağmen Ermeni kimliği kullanılarak uluslararası alanda kendisine yer edinme gayreti içindedir.</p>
<p>Gazi Üniversitesi hocalarının kaleme aldığı makaleler derlenerek Soyalp Tamçelik editörlüğünde kitaplaşan bu çalışma, doğrudan bilgi ve belgelere dayandığı için bir araştırma kitabı görevi görmektedir. Çok yakın zamanda Mehmet Emir Demirer hocamızın, arşiv belgelerle konunun özünü dünyaya duyurabilmek için önce İngilizce daha sonra Türkçe olarak çıkacak olan kitabını da yine burada inceleyeceğiz. Sizlerin de okumasını ve bu tarz çalışmaların farkındalık uyandırması açısından paylaşılmasını tavsiye ediyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ermenistan-tarih-hukuk-dis-politika-ve-toplum/">Ermenistan; Tarih, Hukuk, Dış politika ve Toplum</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/ermenistan-tarih-hukuk-dis-politika-ve-toplum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SORULARLA “SOYKIRIM” SORUNU</title>
		<link>https://millidusunce.com/sorularla-soykirim-sorunu/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/sorularla-soykirim-sorunu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sadi Somuncuoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Jun 2016 22:01:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SADİ SOMUNCUOGLU]]></category>
		<category><![CDATA[ZZManşet]]></category>
		<category><![CDATA[Ermeni meselesi]]></category>
		<category><![CDATA[soykırım]]></category>
		<category><![CDATA[tehcir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://millidusunce.org/?p=4846</guid>

					<description><![CDATA[<p>11 Haziran 2016 İki asrı aşan Ermeni olaylarını doğru anlayabilmek ve anlatabilmek için, bir politika ve buna dayalı bir strateji şarttır. Bu amaçla bir deneme yapalım ve bazı soruların cevaplarını verelim. S: İlk saldırıyı hangi taraf yaptı? C: Ermeni çeteleri 1860 Zeytun isyanıyla başlattı, bütün Anadolu’ya yayarak, I. Dünya Savaşına kadar sürdürdü. S: Saldırılar, örgütlü [&#8230;]</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/sorularla-soykirim-sorunu/">SORULARLA “SOYKIRIM” SORUNU</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsorularla-soykirim-sorunu%2F&amp;linkname=SORULARLA%20%E2%80%9CSOYKIRIM%E2%80%9D%20SORUNU" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsorularla-soykirim-sorunu%2F&amp;linkname=SORULARLA%20%E2%80%9CSOYKIRIM%E2%80%9D%20SORUNU" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsorularla-soykirim-sorunu%2F&amp;linkname=SORULARLA%20%E2%80%9CSOYKIRIM%E2%80%9D%20SORUNU" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsorularla-soykirim-sorunu%2F&amp;linkname=SORULARLA%20%E2%80%9CSOYKIRIM%E2%80%9D%20SORUNU" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsorularla-soykirim-sorunu%2F&#038;title=SORULARLA%20%E2%80%9CSOYKIRIM%E2%80%9D%20SORUNU" data-a2a-url="https://millidusunce.com/sorularla-soykirim-sorunu/" data-a2a-title="SORULARLA “SOYKIRIM” SORUNU"></a></p><p style="text-align: right;">11 Haziran 2016</p>
<p style="text-align: justify;">İki asrı aşan Ermeni olaylarını doğru anlayabilmek ve anlatabilmek için, bir politika ve buna dayalı bir strateji şarttır. Bu amaçla bir deneme yapalım ve bazı soruların cevaplarını verelim.</p>
<p style="text-align: justify;">S: İlk saldırıyı hangi taraf yaptı?</p>
<p style="text-align: justify;">C: Ermeni çeteleri 1860 Zeytun isyanıyla başlattı, bütün Anadolu’ya yayarak, I. Dünya Savaşına kadar sürdürdü.</p>
<p style="text-align: justify;">S: Saldırılar, örgütlü müydü? Amacı neydi?</p>
<p style="text-align: justify;">C: Evet, örgütlüydü. 1885’de Ramgarvar, 1886’da Hınçak ve 1890’da Taşnaksutyun kuruldu. Tüzüklerinde amaçları; <strong><em>“Doğu Anadolu’da Bağımsız Ermeni Devleti”</em> </strong>kurmak, silahlı isyan ve kargaşa çıkarmak, ihtilal yapmak olarak belirlendi.</p>
<p style="text-align: justify;">S: Saldırıyı destekleyen devletler var mıydı? Amaçları neydi?</p>
<p style="text-align: justify;">C: 1774 Küçük Kaynarca ve 1878 Berlin Antlaşması ile Rusya, Fransa, Almanya ve İngiltere, <em>“Osmanlı Ortodoks Ermenilerinin hamisi olacaktır” </em>tavizini aldılar. Planları; zayıflayan Osmanlı Türk Devletini parçalamaktı ve Ermeniler kurban seçilmişti.</p>
<p style="text-align: justify;">S: I. Dünya savaşında neler yaşandı?</p>
<p style="text-align: justify;">C: Osmanlı 7 cephede savaşırken, düşmanla işbirliği yapan Ermeni çeteleri devleti arkadan vurdu; etnik temizlik, yaygın katliam ve vatana ihanet etti.</p>
<p style="text-align: justify;">S:Tehcir nedir ve hangi amaçla yapıldı?</p>
<p style="text-align: justify;">C: Osmanlı, askeri güvenliğin gereği olarak savaş şartlarında meşru yetkisini kullanıp katliamcı Ermenileri savaş alanından topraklarının başka kısmına taşıdı.</p>
<p style="text-align: justify;">S: Savaştan sonra neler oldu?</p>
<p style="text-align: justify;">C: Tehcirden dönen Ermeni çeteleri çok daha büyük boyutlu ve yaygın katliam yaptı ve daha çok sayıda Müslüman Türkü öldürdü. Sonuçta, Ermeni orduları Kazım Karabekir Paşa komutasındaki Türk Kolordusuna yenildi ve 1920’de Gümrü ve Moskova, 1921 Kars Antlaşması yapıldı, sınırlar belirlendi.</p>
<p style="text-align: justify;">S: 53 yıl sonra, 1973-85’te ASALA terör örgütü 40’tan fazla diplomatımızı Avrupa ülkelerinde neden katletti? Neden, Ermenistan ve Rus birlikleri 1992&#8217;de Karabağ’ı işgal etti ve Hocalı’da 613 masum sivili öldürdü… 1 milyondan fazla Azerbaycan Türkünü sürgün etti? Azerbaycan’ın % 20’si 24 yıldır işgal altında?</p>
<p style="text-align: justify;">C: Evet, Ermeniler, Türk’e karşı kimlik haline getirdikleri kin ve nefret duyguları nedeniyle, bütün bunları yaptı. Durup dururken, sırf  <em>“bir guruba mensup” </em>oldukları için insanların katledilmesi ve <em> “şiddet kullanarak yurdundan sürülmesine”,</em> 1948 Soykırım Sözleşmesi, “soykırım” diyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu insanlık ve hukuk dışı kanlı saldırganlıkları, dün olduğu gibi bugün de emperyalist güçler kışkırtıyor. Almanya Federal Meclisi ve diğer emperyalistler, Ermeni iftiralarına göre Türkiye’yi en ağır şekilde suçlarken, insanlığa karşı işlenen bütün bu suçları görmezden gelebiliyor; hatta destekliyor.</p>
<p style="text-align: justify;">S: Ermenilerin ilk isyan (1860)’daki istekleriyle bugünkü istekleri arasında bir fark var mı?</p>
<p style="text-align: justify;">C: Hayır, yok. O gün de vatanımızı istiyorlardı, bugünde…</p>
<p style="text-align: justify;">S: Saldıran ile savunanın, hukuk önünde durumu aynı olabilir mi?</p>
<p style="text-align: justify;">C: Olamaz. Çünkü bir kişiye veya devlete silahla saldıran, suçludur. Kişinin ve Devletin kendini savunması meşru bir haktır, suç olamaz. Ama, tartışmalarda bunlara dikkat edilmiyor.</p>
<p style="text-align: justify;">S: Hep Türklerin <em>“soykırım”</em> yapıp yapmadığı gündemde tutuluyor da, Ermeniler ve emperyalist devletler için böyle bir tartışma yapılmıyor, acaba neden?</p>
<p style="text-align: justify;">C: Tembellikten, ezbercilikten, çekingenlikten, şablonculuktan, korkaklıktan, bilgisizlikten veya stratejik düşünememekten kaynaklanabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">S: Bu sorun neden bütünüyle ele alınmıyor da, hep “1915-1918 dönemine hapsedilerek ve <em>“1915 Olayı”</em> adıyla tartışılıyor?</p>
<p style="text-align: justify;">C: Yukarıdaki cevap caridir. Ayrıca, 1915’in dışına çıkıldığında Ermeni çeteleri suçüstü durumuna düşüyor da ondan.</p>
<p style="text-align: justify;">Ermeni iftira ve tartışmalarına sorularla yaklaşılınca, gerçek kendiliğinden ortaya çıkıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">İşte tereddüdü olanlara bir delili:</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Sevr heyetine, Millî Ermeni Heyeti Başkanı Bogos Nubar Paşa şu konuşmayı yapmıştır: Savaşın başlangıcından beri Ermeniler, her savaş kesiminde İtilaf Devletleri safında çarpışmışlardır&#8230; Gönüllülerimiz Fransız Yabancı Lejyonu mensubu olarak çarpışmış ve onur kazanmıştır. Doğu Lejyonunda 5000&#8217;den çok Ermeni görev yapmış, Suriye ve Filistin’deki Fransız ordusunun yarısından çoğunu oluşturmuş ve General Allenby’nin kesin zaferine katkıda bulunmuştur. Kafkasya’daki Rus ordularında görev yapan 150.000 Ermeni bir yana, Antranik, Nazarbekof ve ötekilerin komutasındaki 50.000 Ermeni gönüllüsü İtilaf Devletlerinin safında dört yıl savaşmıştır. </em></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/sorularla-soykirim-sorunu/">SORULARLA “SOYKIRIM” SORUNU</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/sorularla-soykirim-sorunu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
