<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>güçlendirilmiş parlementer sistem arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/guclendirilmis-parlementer-sistem/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/guclendirilmis-parlementer-sistem/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Thu, 01 Dec 2022 18:48:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.2</generator>
	<item>
		<title>Bu anayasa kimin?</title>
		<link>https://millidusunce.com/bu-anayasa-kimin/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/bu-anayasa-kimin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakan Paksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Nov 2022 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[anayasa]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa Komisyonu]]></category>
		<category><![CDATA[chs]]></category>
		<category><![CDATA[güçlendirilmiş parlementer sistem]]></category>
		<category><![CDATA[Hakan Paksoy]]></category>
		<category><![CDATA[parlementer sistem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=41659&#038;preview=true&#038;preview_id=41659</guid>

					<description><![CDATA[<p>GPS’nin tam metninin Önsöz ve Gerekçe bölümlerinde de anayasanın sahibinin adı yok. Değişiklik yapılacak anayasanın sahibinin adı bir türlü yazılmamış. Anlaşılan o ki partilerin çoğu yönetmeye talip oldukları milletin adını unutmuşlar. Yoksa millete ismiyle seslenmekten çekinmezlerdi herhalde?</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/bu-anayasa-kimin/">Bu anayasa kimin?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbu-anayasa-kimin%2F&amp;linkname=Bu%20anayasa%20kimin%3F" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbu-anayasa-kimin%2F&amp;linkname=Bu%20anayasa%20kimin%3F" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbu-anayasa-kimin%2F&amp;linkname=Bu%20anayasa%20kimin%3F" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbu-anayasa-kimin%2F&amp;linkname=Bu%20anayasa%20kimin%3F" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbu-anayasa-kimin%2F&#038;title=Bu%20anayasa%20kimin%3F" data-a2a-url="https://millidusunce.com/bu-anayasa-kimin/" data-a2a-title="Bu anayasa kimin?"></a></p><p><em>(Yazılarımı takip edenler hep mi bu konular, gına geldi diyebilirler. Haklıdırlar da. Ben de yazarken kendime yeter diyorum. Ama sıkıntı her geçen gün daha da büyüyor. Bunalmış vaziyetteyiz. Hele gençler daha da sıkıntıda. Son yirmi yılda, birisi genel seçime bedel İstanbul Belediye başkanı seçimi dahil, 16 seçim yaptık. 17’ncisine yaklaşıyoruz. 14 ay 10 günde bir seçim olmuş. Hiç seçim sürecinden çık(a)madık.)</em></p>
<p>Bu nasıl bir başlık, böyle soru mu olur diyeceksiniz. Merhum Orhan Şaik Gökyay’ın “Bu Vatan Kimin?” şiiri gibi değil mi? Ama bu soruyu bir de Millet İttifakı’nın açıkladığı anayasa değişikliği çalışmasını yapanlara sormak lazım. Çünkü…</p>
<p>Canlı yayında açıklanan çalışmanın adı: <em>Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Anayasa Değişikliği Önerisi </em>(GPS). Millet İttifakı’nın epey zamandır yaptığı çalışma Türk Milletine sunuldu. Elbette bizlere düşen de bu teklifi ciddiye almak ve incelemek. Bu, Türk olarak vatandaşlık görevimiz. Ayrıca bizi ciddiye alan siyasete ve verilen emeğe saygı gösterilmesi gereği de.</p>
<p>Bugünlerde yaşadıklarımızın alarm zilleri, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi (CHS) ilk uygulamaya başladığından itibaren çalmaya başlamıştı. İyice de arttı. Artık Türkiye yönetilemez hâldedir. Yönetim problemi daha ilk altı ayda kendini göstermişti. 2018 yılı değerlendirme yazımı <em>“…20’nci yüzyılda büyük bedeller ödeyerek Sakarya Irmağı kıyısında durdurduğumuz iki yüz yıllık geri çekiliş, 21’inci yüzyılda tekrar başla(tıl)mıştır. Mutlaka durdurulmalıdır … Olaylara, siyasetin popülizmi dışına çıkılarak bakılmalı ve Türk milleti derhâl duruma vaziyet etmelidir.” </em>diye bitirmiştim.</p>
<p>Önümüzdeki seçimler normalleşmeye başlamak için bir fırsat. Öncelikle Türkiye’nin ve Türk Milletinin önünü tıkayan CHS değişmelidir. Aksi takdirde CHS’nin hanedan görünümlü bir yapıya kavuşmaması için hiçbir engel kalmayacak gibi görünüyor.</p>
<h2><strong>Partiler de hafızasını kaybedebilir</strong></h2>
<p>GPS sunum toplantısının başında bir tanıtım videosu vardı. <em>Biz Türkiye’yiz </em>ifadesi öne çıkartılmıştı. Slogan da denebilir. Daha başlangıçta dikkatimizi çekti. Konuşmalarda, sunucu da dâhil bir kere Türk ismi geçti. Kullanan da Demokrat Parti adına konuşan Genel Sekreter’di. O da bakanların kimler olacağını anlatırken <em>“Türk vatandaşları içinden…”</em> dedi. Bunun dışında Türk adı hiç duyulmadı.</p>
<p>Bütün konuşmacılar Türk adını kullanmamak için anlaşmış gibiydi.  Seslendikleri milletin adı yoktu. Ya <em>saygıdeğer yurttaşlarımız </em>ya <em>sevgili vatandaşlar</em> ya da <em>aziz milletimiz </em>diye hitap ettiler.</p>
<p>GPS’nin tam metninin Önsöz ve Gerekçe bölümlerinde de anayasanın sahibinin adı yok. Değişiklik yapılacak anayasanın sahibinin adı bir türlü yazılmamış. Anlaşılan o ki partilerin çoğu yönetmeye talip oldukları milletin adını unutmuşlar. Yoksa millete ismiyle seslenmekten çekinmezlerdi herhâlde?</p>
<h2><strong>Kimliksiz ve nötr bir anayasa (mı?)</strong></h2>
<p><em>Önsöz’de “Anayasa değişikliği önerimiz, bir toplumsal sözleşme taslağıdır… çoğulculuk ve uzlaşma ilkeleri doğrultusunda toplumun tüm kesimleri ile müzakere ettikten sonra…” </em>TBMM’ye sunulacağı yazılı. Anayasaların toplumsal sözleşme olduğu doğru. Olması gereken de uzlaşmak zaten. Peki, çoğulculuk ne?</p>
<p>Çoğulculuğa, TDK’deki, <em>“</em><em>Çeşitli eğilimlerin, düşüncelerin, yönetimde etkisini kabul eden siyasi yöntem” </em>anlamında kullanılıyorsa problem olmaz. Ama çokkültürlülük içindeki farklı kültürlerin egemen kültür içinde eşit yaşaması olarak anlamı yükleniyorsa farklı bir sonuca doğru gider.</p>
<p>Konuşmacılar da 28 Şubat 2022’de imzalanmış olan Mutabakat Metni’nin esas alındığını söylediler. O mutabakat metninde <strong>“… </strong><strong><em>herkesin kendi kimliğiyle ve kendisi olarak eşit şekilde toplumsal, kamusal ve siyasal yaşama katıldığı bir sistem inşa edilecektir.”</em> </strong>ifadesi vardı. Programda da çokkültürlülüğü çağrıştıran ifadeler dikkat çekti. Bütüne birlikte bakıldığında, çoğulculuktan kastedilenin kimliklerin eşitliği olduğunu düşündürüyor. Dolayısıyla çalışmayı yapanların çoğulculuktan neyi kastettikleri önem kazanıyor. Hâlâ bundan vazgeçilmediyse sıkıntı var demektir. Dolayısıyla bu husus açıklığa kavuşturulmalıdır.</p>
<p>Önsöz’deki, <em>“Amacımız, <strong>tüm farklılıklarımızla beraber ‘biz’</strong> düşüncesi ile hareket ederek…”</em> cümlesi de bu düşüncenin eseri gibi görünüyor. Toplantının başındaki videodaki <strong><em>“Biz birlikte kurup birlikte büyüttük ülkemizi. Biz Türkiye’yiz.”</em></strong> ifadesi de öyle. Ama unutulduysa hatırlatalım. Türkiye’yi Türkler kurdu ve büyüttü. Biz kimiz derseniz işte o Türkler biz’iz. Ve her birimiz de bu kimlikle bu devletin eşit vatandaşlarıyız. Bunun aksini iddia edenler de dâhil.</p>
<h2><strong>Yok aslında birbirimizden farkımız (mı?)</strong></h2>
<p>Anayasanın ve egemenliğin sahibinin adının hiç geçmediğinin yanında başka hususlar da var. Parti temsilcilerinin konuşmalarını dikkatlice dinlediğimizde bunlar da görünüyor.</p>
<p>Sunucunun da söyledikleri ilginçti. Mesela: <em>“Herkesin, diğerinin düşüncesine, kimliğine saygı duyduğu Türkiye nasıl inşa edilir, sorusu için…” </em>diyerek konuşmacıyı çağırdı. Böyle bir toplantıda sunucunun konuşmalarının da partiler için önemli olacağı -sanırım- atlanmamıştır.</p>
<p>Hep tekrarlanan farklılıklar ve çoğulculuğun yanında <em>“</em>(GPS ile) <em>Sadece bu kötü sisteme değil <strong>baskıcı, tek tipçi, otoriter zihniyete de son vermek</strong> amacındayız” </em>da vardı.</p>
<p>Konuşmalarda <em>demokratik Türkiye </em>vurgusu neredeyse görünür bir hâldeydi.</p>
<p>AKP Genel Başkanı R. Tayyip Erdoğan, 28 Ekim’de <em>Türkiye Yüzyılı </em>adını verdiği beyannameyi okumuştu. <em> Beyannamedeki iki cümle çok dikkat çekiciydi ve geçtiğimiz üç haftada üç yazı ile değişik açılardan değerlendirmiştim. Bunlar <strong>“Gelin, Türkiye Yüzyılını, yeni bir millî mutabakat zemini hâline dönüştürelim.” </strong>ve <strong>“Gelin, Türkiye Yüzyılında, demokrasimizi katılımcı demokratik bir Cumhuriyet kimliğiyle taçlandıralım” </strong></em>ifadeleriydi . Türk Milleti arasında var olan mutabakatın ve sahip olduğu Türk kimliğinin yerine başkaları teklif ediliyordu.</p>
<p>Birkaç günden beri de bu cümleler üzerinde muhalefet konuştu da ben mi duymadım diye düşünüyordum. Hâlâ da vakit geçmiş değil. Hem Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi teklifindeki gri alanlar daha da netleşecektir.</p>
<p>Yazıya Orhan Şaik Gökyay’la başladım, onun izinden giderek bitireyim. <strong><em>Bu vatan toprağın bağrında sıradağlar gibi duran</em></strong> Türklerindir. Öncelikle bu biline.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/bu-anayasa-kimin/">Bu anayasa kimin?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/bu-anayasa-kimin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aranan özerklik 1921 Anayasası’nda yoktur!</title>
		<link>https://millidusunce.com/aranan-ozerklik-1921-anayasasinda-yoktur/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/aranan-ozerklik-1921-anayasasinda-yoktur/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakan Paksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Mar 2022 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[anayasa]]></category>
		<category><![CDATA[başkanlık sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[cumhur ittifakı]]></category>
		<category><![CDATA[devlet bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[güçlendirilmiş parlementer sistem]]></category>
		<category><![CDATA[iktidar]]></category>
		<category><![CDATA[Kılıçdaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[meral akşener]]></category>
		<category><![CDATA[millet ittifakı]]></category>
		<category><![CDATA[muhalefet]]></category>
		<category><![CDATA[mutabakat metni]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=38447&#038;preview=true&#038;preview_id=38447</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk Milletinin granitten sağlam yapısını aşmaya çalışanların başvurduğu 1921 Anayasası, hem tam olarak bir anayasa değildir hem de orada geçen “muhtariyet” bugünkü özerklik anlamına gelmemektedir. Buradaki muhtariyet, sınırları belirlenmiş bir irade kullanma yetkisidir. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/aranan-ozerklik-1921-anayasasinda-yoktur/">Aranan özerklik 1921 Anayasası’nda yoktur!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Faranan-ozerklik-1921-anayasasinda-yoktur%2F&amp;linkname=Aranan%20%C3%B6zerklik%201921%20Anayasas%C4%B1%E2%80%99nda%20yoktur%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Faranan-ozerklik-1921-anayasasinda-yoktur%2F&amp;linkname=Aranan%20%C3%B6zerklik%201921%20Anayasas%C4%B1%E2%80%99nda%20yoktur%21" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Faranan-ozerklik-1921-anayasasinda-yoktur%2F&amp;linkname=Aranan%20%C3%B6zerklik%201921%20Anayasas%C4%B1%E2%80%99nda%20yoktur%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Faranan-ozerklik-1921-anayasasinda-yoktur%2F&amp;linkname=Aranan%20%C3%B6zerklik%201921%20Anayasas%C4%B1%E2%80%99nda%20yoktur%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Faranan-ozerklik-1921-anayasasinda-yoktur%2F&#038;title=Aranan%20%C3%B6zerklik%201921%20Anayasas%C4%B1%E2%80%99nda%20yoktur%21" data-a2a-url="https://millidusunce.com/aranan-ozerklik-1921-anayasasinda-yoktur/" data-a2a-title="Aranan özerklik 1921 Anayasası’nda yoktur!"></a></p><p>Millet İttifakı, ne kadar gerekli olduğu tartışılan bir genişlemeyle 6 partiye çıktı. Çıktı çıkmasına ama genişleyecek mi yoksa daralacak mı, zaman gösterecek. Ancak partilerin imzaladığı mutabakat metninde Türk Milleti ve Türkiye Cumhuriyeti için çok tehlikeli cümleler var.</p>
<p>Yeni Millet İttifakı <strong><em>yeni bir sistem öneriyoruz</em></strong> diyor. Yeni sistemin anlatıldığı bölümde de Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu anayasası olan 1924 Anayasası yok. Cumhuriyet’in kuruluşu, bir anayasa olup olmadığı tartışılan 1921 Teşkilatı Esasî’siye eklenen <em>“Devletin şekli hükümeti cumhuriyettir” </em>ile ilan edilmekle birlikte 1924 Anayasası’yla olmuştur. Kurdum demekle de olmamış, kuruluş 1937’ye kadar sürmüştür. Dolayısıyla 1924 Anayasası’ndan bahsetmeyen bir metni daha dikkatli incelemek gerekir. Bu devleti kuranlar, o zorlu savaş içinde dahi bu dikkati göstermişlerdir. Millet İttifakı’nın mutabakat metnine imza koyanlar da oy verecekler de en az Birinci Meclis’tekiler kadar dikkatli olmalıdırlar.</p>
<h2><strong>Felsefesi farklı, kültürü farklı, anlayışı farklı</strong></h2>
<p>İttifak partileri, <strong><em>“Bu yeni bir başlangıç ve yeni bir inşadır”</em></strong> da diyor ve ekliyor, <strong>“… </strong><em>Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem önerisi ile</em> <strong><em>özgürlükçü demokratik bir hukuk devleti tesis etmeyi hedefliyoruz.”</em> </strong></p>
<p>2018 yılı Temmuz’unda Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilirken, <a href="https://millidusunce.com/misak/yeni-turkiye-yeni-bir-devlet/" target="_blank" rel="noopener"><em>Yeni Türkiye Yeni bir Devlet</em></a> başlıklı yazımda <em>“Anlaşılan o ki <strong>her değişimde devletimizi yeniden kuracağız</strong>, her seçimde yeniden doğmuş olacağız</em><a href="#_edn1" name="_ednref1"><em>*</em></a><em>” </em>demiştim. CHS’ye geçtikten sonraki ilk seçimde de <strong>yeni devlet</strong> vaadiyle karşı karşıyayız. O zaman <strong><em>“Bizler geçmişin bu dar kalıplarını reddediyoruz”</em> </strong>diyen mutabakatın <strong>anlayışı nedir </strong>diye bakmamız gerekiyor.</p>
<p>Teknik hususları bir yana koyarak felsefesini anlamaya çalıştığımız metinde birbiriyle bağlı iki cümle karşımıza çıkıyor. <strong>Birincisi,</strong> <strong>“<em>1921 Anayasası’nın nispeten kapsayıcılığının peşinden kurulan Türkiye Cumhuriyeti devleti, sonraki anayasalarında daha dar kalıplara girmiştir.”</em></strong></p>
<p>İkincisi de <strong>“</strong><em>Din ve vicdan özgürlüğünü güvence altına alan … laik hukuk devleti … sistemin temelidir. <strong>Herkesin inancına</strong>, kanaatine ve yaşam tarzına saygı duyulduğu, kişilerin din, inanç ve yaşam tarzı fark etmeksizin özgürce yaşadığı<strong>, herkesin kendi kimliğiyle ve kendisi olarak eşit şekilde toplumsal, kamusal ve siyasal yaşama katıldığı bir sistem inşa edilecektir</strong>.” </em>cümleleridir.</p>
<p>Mutabakatı hazırlayanlar tarafından “<em>Din ve vicdan özgürlüğü” </em>başlığı altına sıkıştırılan bu cümle, metnin en önemli bölümlerindendir. Eğer, din özgürlüğü ifade ediliyorsa, <strong>“<em>dinin kamusal ve siyasal yaşama katılması”</em></strong> din devleti anlamına gelir ki laiklikten bahsedilemez. Ayrıca <em>herkesin inancı</em> tek bir dini değil birden fazla dini ifade eder. Dolayısıyla dinler devleti gibi anlaşılmaz bir sonuç ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla paragrafın ikinci kısmı din ve vicdan özgürlüğüyle alakalı değildir.</p>
<p>Bu ifadeler gizlenmeye çalışılan hedefi ortaya koyuyor. Bu cümledeki <strong><em>herkesin kendi kimliğiyle</em> <em>toplum, kamu ve siyasette var</em></strong> olması doğrudan doğruya egemenlik meselesidir. <strong><em>Herkesin kendi kimliğiyle eşit şekilde</em></strong> olması da <strong>kimliklere eşitlik ve statü vermek demektir</strong>. <strong>Böyle bir <em>sistem inşası</em> da hedeflenen devletin </strong>anlayışını açığa çıkarmaktadır. Bu anlayış geçmişte denenmiş olan ittihad-ı anasır yani unsurların birliğidir. Bu cümlelerle, egemenliğin Türk milletinden alınıp etnik kimlikler arasında paylaştırılacağı söylenmektedir.</p>
<h2><strong>1921 Anayasası’na ve onu yapanlara atılan iftira</strong></h2>
<p>Türk Milletinin granitten sağlam yapısını aşmaya çalışanların başvurduğu 1921 Anayasası, <a href="https://millidusunce.com/1921-anayasasinin-ruhu-turktur-cagirmayla-gelmez/" target="_blank" rel="noopener">hem tam olarak bir anayasa değildir</a> hem de orada geçen <em>“muhtariyet”</em> bugünkü özerklik anlamına gelmemektedir. Buradaki muhtariyet, sınırları belirlenmiş bir irade kullanma yetkisidir. Sınırları da apaçık ortaya konmuştur.</p>
<p>Bir yasayı geniş ve tam anlamıyla kavrayabilmek için gerekçesine ve yasa çıkarken yapılan tartışmalara bakmak gerekiyor. 18 Kasım 1336 (1920) tarihli kanunun ilk Meclis’e geldiği gün ile çıktığı 21 Ocak 1337 (1921) tarihleri arasındaki zabıtlara bakıldığında her şey çok ama çok açık bir şekilde kayıt altında.</p>
<p>Teşkilat-ı Esasîye Kanunu (1921 Anayasası), Burdur Mebusu İsmail Suphi Bey’in Meclis’e sunduğu komisyon raporunda: <em>“… <strong>vilâyetler kendi başına bir devlet değildir</strong>, Amerika Hükümeti müttehidesi gibi değildir. Her vilâyetin haiz olduğu muhtariyet mahallî işlere münhasırdır. O işler ki, yalnız o vilâyeti alâkadar eder. … Meselâ küçük nafia işleri, meselâ bir kanal hafri, bir köprü inşası, sonra yine böyle maarif, ziraat, orman ve saire işleri bunlar, mahallerine bırakılmıştır. Yalnız büyük, devletin esas teşekkülüne ait işler, tamamiyle merkeze alınmıştır. </em>(18 Kasım 1920, TBMM)” diye anlatılarak tartışılmaya başlar.</p>
<p>Bunlar büyükşehirlerle Türkiye’nin bir kısmında terk edilen, diğer kısmında da biraz farklılaşan il özel idareleri uygulamaları anlamına gelmektedir. Okul, köprü, menfez, yol, mezarlık veya başka mahallî ihtiyaçların karşılanmasıdır. Bugün de öyledir. Mesela öğretmen, sağlık çalışanı gibi merkezden yapılan atamalar il emrine depo tayini yapılır, oradan görev yerlerine valilikler dağıtır.</p>
<p>Millet İttifakı’nın mutabakatını yazanların kapsayıcı olarak değerlendirdikleri muhtariyet budur. Buradan da özerklik, otonomi çıkmaz. Zaten İsmail Suphi Bey de <strong><em>“vilâyetler</em></strong> [ya da oluşturulacak bölgeler H.P]<strong><em> kendi başına bir devlet değildir”</em></strong> diye açıkça belirtmektedir.</p>
<p>1921 Anayasası’ndaki muhtariyet kavramına bakarak etnik kimliklere statü (egemenlik) verilebileceğini söyleyenlerin aynı zamanda il, ilçe, mahalle ve köylerdeki bütün muhtarlara da otonomi vermeleri gerekmez mi? Eğer özerklik, muhtar olma yani muhtariyet tanınmaya dayanacaksa Türkiye’deki her mahallenin özerk bir yapıya kavuşturulması da ortaya çıkmaz mı?</p>
<h2><strong>Üniter millî devletin temelleri</strong></h2>
<p>Sivas’tan Ankara’ya 10 günde ulaşıldığı, vatan topraklarının -başkent dahil- işgal altında olduğu şartlarda, işgalcilerle ve onların işbirlikçileriyle canhıraş mücâdele ediliyordu. Bu durumda, zaten yüzyılların kötü yönetimiyle biriken problemlerle uğraşmaya ne vakitleri vardı ne de imkanları buna elveriyordu. Bütün dikkatlerini düşmanlara çevirmiş, güçlerinin tamamını istiklâl için harcıyorlardı. Yapacakları tek şey herkesin günlük işleri bir müddet kendilerinin görmesini sağlamaktı. Bunu yaptılar.</p>
<p>Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun görüşmeleri esnasında Erzurum mebusu Hüseyin Avni Bey, <strong>“<em>Meclis’in yetkilerini belirlemeye ne hacet?”</em></strong> diye sorunca Bolu Mebusu Tunalı Hilmi Bey <em>“12’nci maddede bahsolunan <strong>birtakım hükümler haricinde vilâyet şûraları,</strong> kanunlar ve saire vazına kalkışırsa ne yaparsınız?” </em>diye karşılık veriyor. Bununla da -yüz yıl sonrası değilse de o gün için(!)- her ihtimâli hesaba kattıkları anlaşılmıyor mu?</p>
<p>Mustafa Kemal Paşa, 21 Ocak 1921’de Teşkilat-ı Esasî kabul edilirken <strong><em>“… ifade etmek lâzımdır ve bu zan olunduğu gibi Meclisi Âlinizin salâhiyetini tahdit </em>(kısıtlama)<em> değil, tevsi </em>(genişleme)<em> ediyor”</em></strong> sözleriyle Meclis’in yetkilerinin genişlediğini ortaya koyar. Gazi Hazretleri haklıdır da, çünkü egemenliği hanedandan alıp millete veren, <strong>millet adına yürütme ve yasama yetkisini üstlenen bir Meclis ve Teşkilat-ı Esasiye Kanunu</strong> söz konusudur.</p>
<p>Başka bir önemli hususta, tek dertleri istiklâli kurtarmak olan Birinci Meclis’teki vekillerin fikrî yapısıdır. Çoğunluğu İttihatçı isimlerdir. Bunlar Jön Türkler içindeki, 1902 ve 1907’de sert tartışmalardan sonra Prens Sabahattin ve grubuyla ayrılanlardır. Bu ayrılığın sebebi bir grubun, Abdülhamit’i devirmek için Ermenilere özerklik vermek şartıyla dış güçlerle anlaşma yapmak ve adem-i merkezî bir idarî yapıya geçmek istemesidir. Birinci Meclis’tekiler, dış güçlerle iş birliğine ve Ermenilere özerklik verilmesine şiddetle karşı çıkmışlardır. Merkezî yapıdan yana olanlardır.</p>
<p>1921 Anayasası’ndan bugünkü anlamıyla özerklik ve otonomi çıkararak, bugünkü meselelere dayanak yapmak, başta Mustafa Kemal Paşa ve Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kahraman üyelerine iftiradır.</p>
<p>Genişletilmiş Millet İttifakı’nın mutabakat metnini yazanlar ya o dönemin Meclis tartışmalarını okumamışlar ya da bilerek ve isteyerek böyle yazmışlar. Okumadan yazılmışsa, milletin kaderiyle oynamaya hakları yoktur, derhal bulundukları görevden alınmalıdırlar. Yok bilerek yapıyorlarsa bu Türk Milletinin egemenliğine bir saldırıdır. Partileri adına imzalayan genel başkanlar da bu sorumluluğu taşımaktadırlar. Ya gereğini yapmalıdırlar ya da…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="#_ednref1" name="_edn1">*</a> Hakan Paksoy, Türkiye’nin Rotası, s. 130, Pankuş Yayınları 2021</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/aranan-ozerklik-1921-anayasasinda-yoktur/">Aranan özerklik 1921 Anayasası’nda yoktur!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/aranan-ozerklik-1921-anayasasinda-yoktur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
