<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>güven krizi arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/guven-krizi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/guven-krizi/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Thu, 09 Jul 2026 00:58:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/07/icibeyazdoluicon.png</url>
	<title>güven krizi arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<link>https://millidusunce.com/tag/guven-krizi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Geldiğimiz yerde</title>
		<link>https://millidusunce.com/geldigimiz-yerde/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/geldigimiz-yerde/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 May 2026 19:00:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></category>
		<category><![CDATA[AHLAK]]></category>
		<category><![CDATA[anarşi]]></category>
		<category><![CDATA[bozguna uğrama]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[DEM dili]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[güven krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Halk]]></category>
		<category><![CDATA[halkla iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk düzeni]]></category>
		<category><![CDATA[iktidar]]></category>
		<category><![CDATA[kamuoyu]]></category>
		<category><![CDATA[kanunsuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[Keyfilik]]></category>
		<category><![CDATA[mafyalaşma]]></category>
		<category><![CDATA[MDM]]></category>
		<category><![CDATA[muhalefet]]></category>
		<category><![CDATA[nepotizm]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi kriz]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi kutuplaşma]]></category>
		<category><![CDATA[solculuk]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal çürüme]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal vicdan]]></category>
		<category><![CDATA[Türklük]]></category>
		<category><![CDATA[vicdan]]></category>
		<category><![CDATA[Yargı]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=55219</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kime bir zorbalık uygulanıyorsa ona karşı çıkmayanın namussuzluğu, din diliyle söylersek şeytanlığı kesindir. Şeytanlaşan bir toplum olmamak için titreyen vicdanlar aranır. Kararan vicdanlar felaket getirir.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/geldigimiz-yerde/">Geldiğimiz yerde</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Her gün akla hayale gelmez iddialar savruluyor. Belgeye, delile, ölçüye endazeye ihtiyaç duyulmaksızın insanlar suçlanıyor. Türlü yollarla belediyelere el konuyor. Tehdit ve şantajın her türlüsü deneniyor. Yapılanlar siyasi terbiye, yol yordam, asgari nezaket gözetmeyerek hatta çiğnenerek yapılıyor. İşte geldiğimiz yer burası.</p>
<p>Geldiğimiz keyfilik ve yarattığı anarşi rejiminin sonuçlarını görüyoruz. Memlekette güven kalmadı. Kayırma, nepotizm bizi çürütüyor. “<em>Anarşi</em>” deyişimi açmalıyım: Her yerde menfaat grupları oluştu. Aracısız iş görülmüyor. Toplum kaygıya gömüldü. Devlette, toplumda, her yerde bir tür mafyalaşmayı engelleyecek güçte bir kamuoyu tepkisinin oluşmamasını iyi anlamak lazımdır. Değersizlik aldı başını gitti. Toplu yaşamanın kuralları dinamitlendi. İnsan ve toplum sermayemiz bakımından tehlike çanlarının durmadan çaldığı bir bozgun devresindeyiz.</p>
<p>Bu işleri normalleştiren toplumda hiçbir ölçü kalmaz. Ahlâkın zerresi bile aranmaz. Bunlar görülmemiş işlerdir.</p>
<h2>BAŞIMIZA GELENLERİ BİZ GETİRDİK</h2>
<p>Siyasetin kanun kural tanımazlık batağına düşmesini buradan bakarak anlayacağız. Bir kere bu kök sebebi ısrarla tekrarlamak zorundayız. Ola ki battığımız yanlışlardan dönecek bir silkinişe zemin hazırlar.</p>
<p>Gücü ele geçirenleri hizaya getirmek görevi kamuoyunundur. Siz ne iseniz başa getirdikleriniz de daha farklı olamaz. Diyelim ki istemediğiniz oldu, siz düzgünseniz ilk fırsatta değiştirirsiniz. Yanlışlara karşı çıkmayanın hiçbir iyilikten bahsetmesi mümkün değildir. Birine yapılan yanlış aynıyle hepimize yapılmıştır. Bir toplumu kurtaracak şuur buradan genişler.</p>
<p>Şu anda hücum altındaki CHP’ye yapılanları anlamaya çalışmayı ve gerekenleri söylemeyi namus meselesi görmek gerekir. Kime bir zorbalık uygulanıyorsa ona karşı çıkmayanın namussuzluğu, din diliyle söylersek şeytanlığı kesindir. Şeytanlaşan bir toplum olmamak için titreyen vicdanlar aranır. Kararan vicdanlar felaket getirir.</p>
<h2>MEKTEP ÇOCUĞUNUN PARMAK KALDIRIŞI</h2>
<p>Meseleler elbette tek yönlü değil. Muhalefettekiler, iktidar adayları, disipline verilmiş mektep çocuğu edasıyla savunmaya geçiyorlar. Yoksa doğru tepkilerle bu boğuntu bu kadar uzamayabilirdi. Durmadan saldırılar düzenleyene, çamur atana, iftira edene karşı yanlış yerden değilse bile yanlış halle davranırsanız halkın gözünde suçluluğunuza hükmedilir. O ezikliğe düşmüş görünürsünüz. Muhalefetin, özellikle CHP’nin bu psikolojik durumu anlamamasına şaşılır.</p>
<p>Yanlışlar bununla da sınırlı değil. CHP’nin başına gelenleri anlama konusunda zaafları var. Üstüne üstlük ideolojik bakış da tuhaf bir liberal sol ağzına kayınca önünü kendi tıkıyor. Ezici bir tercihle iktidar alternatifliğini perçinleyemiyor. <strong>Hakan Bayrakçı</strong>’nın anketlerine dikkat etmek gerek. Son seçim ölçümünde CHP ikinciliğe düşüyor. Memleket açlığa-yoksulluğa mahkûm eden bir iktidar karşısında ezici bir çoğunlukla önde olması beklenmez mi?</p>
<p>Bütün bunların sebebi hükûmetin yargıyı kullanması değildir. Etkisi azdır, yakın zamanda da CHP’nin lehine döneceği açıktır. Esas sebep başka: Ben de söylüyorum, söyleyenleri de duyuyorum: DEM diliyle konuşan bir kurucu parti olamaz. “<em>Rehberimiz Deniz Gezmiş’lerdir”</em> diyen bir CHP Genel Başkanı ne yapsa halka tam güven veremez. Halk, “<em>Nerede kalmış, ne diyor bu adam?” </em>der, “<em>kılavuzuna bak!</em>” der, “<em>bunlar akıllanmadı</em>” der,  kendi gibi sayması ve oy vermesi zorlaşır. <strong>Deniz Gezmiş</strong>’in ne bilgisi, görgüsü var ki bu adam rehberim diyor der. Küçümsemekle de kalmaz, devamını görürse yaklaşmaz.</p>
<p>Parti programında Türk diyemeyen bir CHP’yi <strong>Gazi Paşa</strong>, herhalde işgale uğradığını düşünür ve geri almak için ne lazımsa yapardı. Örnekler sıra sıra. CHP, iktidarı almak istiyorsa bunları görecek. Benim gibi düşünenler, her zaman sola ihtiyacımız var, deriz. Türk devletinde Türklüğe mesafeli bir solculuk olmamalı.</p>
<p>Ak Parti’nin memleketi krizlerden krizlere sürüklediği halde ayakta kalmasının sebebi buralarda da aranabilir.</p>
<h2>HALKA GİDİŞ HAMLESİ VE DİĞERLERİ</h2>
<p><strong>Mansur Yavaş</strong>’ın muhalefet edişin cılızlığına ve etkisizliğine dikkat çeken çıkışının, bu darlığın boğduğu bünyeye nefes aldırmak gibi anlaşılması yanlış değildir. “<em>Bu böyle olmaz!”</em> deyişinin <strong>Özgür Özel</strong> tarafından dikkate alınması da önemliydi. <strong>Özel-Yavaş</strong> görüşmesinden sonra CHP yönetiminin halka gitme ve tek tek bütün vatandaşlara ulaşma kararı iyi bir hamle gibi görünüyor. İyi uygulanırsa, halka “<em>Denizlerin yolundayız</em>” gibi manasız laflar edilmezse, kurucu felsefe hatırlanırsa, bunlar samimi ve çözüm getirebilir havası verilirse sonuç verecek bir iş gibi görünüyor. Bunun dışında düşünülen tedbirler de olacak tabii.</p>
<p>Hükûmetin derdi memleket değil, kendisi gibi görülüyor denmesine şaşılmaz. Evet, şaşılmaz. İktidar verdiklerimizin, enerjimizin bir yarısını da muhalefeti batırma hamleleri için harcaması başka türlü anlaşılamaz. Bozgunda sınır tanımıyoruz. Memleket açılan yaralarla kıvranıyor.</p>
<p>Gücü ele geçireni frenleyecek yetişmiş insanlar elinde kanunlar, kurallar ve halk tepkisi bize can suyu bağışlayacak. Bunu derinden duyarak anlıyor ve zamanının tez gelmesini bekliyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/geldigimiz-yerde/">Geldiğimiz yerde</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/geldigimiz-yerde/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uyuşturulmuş toplum ve uğradığı hipnoz</title>
		<link>https://millidusunce.com/uyusturulmus-toplum-ve-ugradigi-hipnoz/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/uyusturulmus-toplum-ve-ugradigi-hipnoz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 May 2026 19:00:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></category>
		<category><![CDATA[adalet]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa Mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[denge ve denetim]]></category>
		<category><![CDATA[din ve siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[gündem oluşturma]]></category>
		<category><![CDATA[güven krizi]]></category>
		<category><![CDATA[hipnoz]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk devleti]]></category>
		<category><![CDATA[hukuki güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[hukuksuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[iktidar stratejisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kaos]]></category>
		<category><![CDATA[krizler]]></category>
		<category><![CDATA[kuralsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[MDM]]></category>
		<category><![CDATA[Otorite]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset sosyolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal bozgun]]></category>
		<category><![CDATA[Tanrı adına konuşma]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal algı]]></category>
		<category><![CDATA[Uyuşturulmuş toplum]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim biçimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=55099</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kurallar askıya alınınca ortada sadece “Kural benim dediğimdir” kalır. Tam orada değilsek de yakınız.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/uyusturulmus-toplum-ve-ugradigi-hipnoz/">Uyuşturulmuş toplum ve uğradığı hipnoz</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>İktidarın muhalefeti devamlı savunmaya iten gündem yaratma taktiği işliyor. AKP iktidarından önce krizler seçim kaybettirirdi. Tencereye dokunan krizler mutlaka hükûmet değiştirirdi. Şimdi neden olmuyor sorusu sanırım çoğumuzca soruluyor.</p>
<p>Görülmemiş krizler, hem de yıllardır bir arada yaşanırken ve halk yoksulluğa battıkça batarken baştakiler gitmiyorsa burada elbette hipnozlanmaktan bahsedebilirsiniz. Çünkü akılla izahı yoktur. Yalnız düz mantıkla bakınca da sorulacak sorular olacaktır. Sorulduğunu ve cevap arandığını kuvvetle söyleyemiyoruz.  Bu da krizleri besleyen başka bir krizin varlığını gösteriyor.</p>
<h2>ARTIK NE OLSA ŞAŞILMAZ MI?</h2>
<p>Memleketi krizlerden krizlere sokanların başarısı 24 yıl başta kalmak değildir. Bu sonuçtur. Halkı nelere, nelerle, nasıl inandırdıkları ve süreçleri yönetiş usulleri ondan daha önemlidir. Tepe görüşten bakmak her şeyi açıklar. Kendilerince bir din merkezdedir. Tanrı adına konuşma hakkını ve hatta tekelini türlü yollarla ele geçirmişlerdir. İşte anlaşılacak bozgun sebepleri buradadır. Tanrı adına karar verenlere itiraz etmezseniz başınıza her şey gelir. Baksanıza memleketi batağa sürüklediği görülenler, rakiplerine hâlâ çelik çomak oynatmaya devam ediyorlar.</p>
<p>Sözü dosdoğru ve açıklıkla söylemek için bekleyecek zamanımız kalmadı. Bugünküler, öncelikle bilenlerle çalışmayı seçmediler. Denge-denetim ve ölçü-ayar bırakmadılar. Herkesçe anlaşılır bir ifade kullanalım, arabada freni, yani kurallara uymayı kendi isteklerine bağladılar. Devamlı kazalar ve bitmez sanılan kaos buradan derinleşti.</p>
<p>Bizi ilgilendiren memlekettir. Onların hedefleri ve benimsedikleri yollar memleket derdini göstermiyor. Bu gidişle varacakları “<em>sonuç</em>”, ne memleketin ilerlemesidir ne halkın refahıdır ne de “<em>din ve değerlerin ihyası</em>”dır.</p>
<h2>ANAYASA MAHKEMESİ BAŞKANI’NIN FERYÂDI</h2>
<p>Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın 65. kuruluş yıl dönümünde <em>adalet</em> açıklaması bu sonucu ortaya koyuyordu. <em>Pozitif hukuk</em> yanında “<em>kul hakkı</em>”nı, <em>“haramı-helâli”</em> hatırlattı. Dîni ağzından düşürmeyen devletin tepesindekiler ön sıralarda dinliyorlardı. Onlara ayna tuttu.</p>
<p>Dinleyen devletlüleri bilmem ama ürpererek söylediği açıktı. Başkan, daha önce de aynı fikri ağlayarak söylemişti. Feryat etmişti. İktidarın iletişim stratejisi gereği o ağır sözlerin üstü örtülüvermişti.</p>
<p>Başkan’ın kendisini uyarmakla görevli sayması çok değerlidir. Devlet hayatında, “<em>Beni o seçti”</em>, “<em>O ne derse o!</em>” denmeyeceğini biliyor. “<em>Kurallar ne derse o</em>” demeye çalışıyor. Bununla da yetinmiyor ve “<em>Uymazsak yanarız</em>” diyor. Evet, yanarız.</p>
<p>Hep ümitli konuşur ve yazarım. İşte bunlar da ümidin görünür yüzleridir. İyi ki “<em>Türk Milleti adına”</em> karar verdiklerini özellikle vurgulayarak diyeceklerini diyen bir Anayasa Mahkemesi Başkanımız var. Bu uyarı kesinlikle dost işidir ve bir vicdan kabarmasıdır.</p>
<h2>AKIN GÜRLEK GÜRLEDİ DE</h2>
<p>Farkına vararak mı söyledi bilmiyorum, <strong>Akın Gürlek</strong>’in MÜSİAD’ta yaptığı konuşmada dedikleri de doğruydu. “<em>Yabancı yatırımcının Türkiye’ye gelebilmesi için hukuki güvenlik zemini oluşturmak istiyoruz, tahkimle ilgili çalışmalarımız var. Yabancı yatırımcı Türkiye’ye gelirken, birinci olarak hukuki güvenlik, ikinci olarak tahkim istiyor…” </em>dedi. Bu cümleler düpedüz kendi yarattıkları hukuksuzluk bozgununun itirafıydı.</p>
<p><strong>Akın Gürlek</strong>, şimdiki operasyonların hemen tamamına yakınında imzası olan kişi. Şayet açıkladığı bu karara uyacaksa bugüne kadar yaptıklarının tamamen yanlış ve hukuk bakımından kusurlu olduğunu da söylemiş oluyor.</p>
<p>Daha önce “<em>Önce adaletin tesisi”</em> demişti. Etrafımda acı acı gülenleri hatırlıyorum. MÜSİAD’taki konuşmasından verdiğim bölüm yabancılarla ilgili. Onlar lâfla yetinmez. Ağır da olsa söyleyeceğim, biz belki uyu(tulu)ruz da elin adamı kanmaz. <em>Adalet</em> ve <em>güven</em> olmazsa kimse gelmez.</p>
<h2>HUKUKSUZLUK ÇIKMAZ YOL</h2>
<p>Hükûmet edenlerin arada bir doğruları dillendirmeleri, dediklerini yapacaklarını ve yanlışlardan döneceklerini göstermez. Bunu çok yaşadık. Ayrıca, şimdi artık dönüşün zorluğu ortada. Yaşadıklarımıza bakılırsa haksızca herkesi suçlamakta fena açıldılar. “<em>Neden böyledir?”</em> dersek birçok açıdan bakılabilir. Siyaseti, şu veya bu ideolojik bakışları geçelim. Görünen <em>uygulayıcı insan</em>dır. İnsanı bozmak için o kadar uğraştılar ki..</p>
<p>İnsan malzememizle dökülüyoruz. Kurallar askıya alınınca ortada sadece “<em>Kural benim dediğimdir” </em>kalır. Tam orada değilsek de yakınız. Anayasa Mahkemesi Başkanı da bunu hatırlatıyor: “<em>Sen kendini tek sayıyorsun ama sen-ben değil kurallar geçerli olmalıdır</em>” demek istiyor.</p>
<p>Bu hallere düştük. Hep söylüyorum, memleket yeni bir sosyal bozgunun laboratuvarı hâline geldi. On binlerce sosyal bilimcisi olan bir memlekette bu kadar bozulmanın nasıl gerçekleşebildiği araştırılır. Şayet değerlendirecekler çıkarsa, siyaset de sosyoloji de diğer bütün sosyal alanlar da bu hüküm cümlelerini açacaklar. Hepimiz kendi alanımızdan olanı biteni anlamaya çalışacağız. Ve konuşacağız.</p>
<p>Yönetenlerin memleketi düşürdükleri yerden bizi çıkaracak, kurala-bilgiye-görgüye uyanış frenidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/uyusturulmus-toplum-ve-ugradigi-hipnoz/">Uyuşturulmuş toplum ve uğradığı hipnoz</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/uyusturulmus-toplum-ve-ugradigi-hipnoz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
