<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>hak arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/hak/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/hak/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Wed, 11 Mar 2026 14:26:41 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>“Böyle başa böyle tarak”</title>
		<link>https://millidusunce.com/boyle-basa-boyle-tarak/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/boyle-basa-boyle-tarak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Mar 2026 19:00:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></category>
		<category><![CDATA[AHLAK]]></category>
		<category><![CDATA[Akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Cemaat]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[din algısı]]></category>
		<category><![CDATA[dini otorite]]></category>
		<category><![CDATA[görünüş ve gerçeklik]]></category>
		<category><![CDATA[gösterişçi dindarlık]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[güç sarhoşluğu]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[ibadet]]></category>
		<category><![CDATA[iktidar algısı]]></category>
		<category><![CDATA[MDM]]></category>
		<category><![CDATA[ritüelcilik]]></category>
		<category><![CDATA[Tarikat]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[vicdan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=52963</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kimsenin namazı, orucu ölçü değildir. Onun doğrusuna yanlışına Tanrı bakar. Biz insanız ve davranışa yansıyana bakarız. “Hak hukuk hak getire” dediğimiz sonuçtur. Ona bakarız. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/boyle-basa-boyle-tarak/">“Böyle başa böyle tarak”</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fboyle-basa-boyle-tarak%2F&amp;linkname=%E2%80%9CB%C3%B6yle%20ba%C5%9Fa%20b%C3%B6yle%20tarak%E2%80%9D" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fboyle-basa-boyle-tarak%2F&amp;linkname=%E2%80%9CB%C3%B6yle%20ba%C5%9Fa%20b%C3%B6yle%20tarak%E2%80%9D" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fboyle-basa-boyle-tarak%2F&amp;linkname=%E2%80%9CB%C3%B6yle%20ba%C5%9Fa%20b%C3%B6yle%20tarak%E2%80%9D" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fboyle-basa-boyle-tarak%2F&amp;linkname=%E2%80%9CB%C3%B6yle%20ba%C5%9Fa%20b%C3%B6yle%20tarak%E2%80%9D" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fboyle-basa-boyle-tarak%2F&#038;title=%E2%80%9CB%C3%B6yle%20ba%C5%9Fa%20b%C3%B6yle%20tarak%E2%80%9D" data-a2a-url="https://millidusunce.com/boyle-basa-boyle-tarak/" data-a2a-title="“Böyle başa böyle tarak”"></a></p><p>&nbsp;</p>
<p>Din algımız bozuldu. İnsanlar seçilmiş birkaç ritüelin kaba şeklini, içi boşalmış halini din sandığından beri din birilerinin aparatı haline geldi. Dün de öyleydi diyenlere de kolayına itiraz edilemez. Böyle bir dinin din olmaktan çıkacağını çeşitli şekillerde yazanlar, söyleyenler var. Sesleri duyulmasa da var. Hâkim anlayış tarafından boğulmaya kalkılsa da var.</p>
<p>Türkiye’de dindarlık, namazı merkeze alma-içkiye karşıtlık ve başörtüsü üçgenine hapsedildi. Buna bir de partilerini, cemaatlerini, tarikatlerini, şeyhlerini ekleyenler var. Bunlar içinde namazın yeri ayrı görünüyor. Namaz varsa başka bir şeye ihtiyaç yoktur. Çünkü beşi kıldıktan sonra günah münah kalmaz. Tertemiz olursunuz. Cami kapılarının alınlarına ışıklı levhalar halinde yazmaya kadar gitti. Kimse de Diyanet’e “<em>Bu nasıl dindir?”</em> demedi. Dediyse de duyuramadı. Böyle bir din algısı yaygınlaştı.</p>
<p>İki vakit arasında ne yaparsanız yapın affedilecekse ahlâklı olmanın gereği haliyle yoktur. Bakın etrafınıza nitekim devlette bile doğru insan aranmıyor.</p>
<h2>NEFRET ETTİĞİ YAŞAYIŞA GİZLİ HAYRANLIK</h2>
<p>İçkiye nefret seviyesinde karşıtlığın doğurduğu sonuç da ilginç. Bu karşıtlığın temsilcisi konumundakilerin uyuşturucu müptelası olmaları şaşılacak bir durum değildir. Şiddetli karşı çıkışların imrenmeyi ve hayranlığı getirdiği temel psikoloji verisidir.</p>
<p>Âbidevî karakter <strong>Mehmet</strong> <strong>Âkif</strong>’imizin adını taşıyan gazeteci ve ondan önceki Haber Türk Genel Yayın Yönetmeni istisna olsa üzerinde durmak gerekmezdi. Olabilecek sapmalar arasında sayılır ve öyle değerlendirilirdi. Bu kimselerin güç sarhoşluğuyla geriye doğru bütün dediklerini unutarak dünya cennetinin yasak nimetlerine daldıkları anlaşılıyor. Zıtlar arasında geçişler ve nefret söylemiyle andığına hayranlıkla sarılmak maalesef gücü ele geçirenler arasında yaygın.</p>
<p>Başörtüsü de olmazsa olmaz şartlardan kabul edileli dindarlığın kabuğu daha sertleşti. <em>Akıl, iz’an, vicdan</em>la oluşan binlerce yılın insanlık mirası kavramlar dinin de temel değeriydi. Sayılmaz, anılmaz olduysa düşüneceğiz. Bunları konuşabilmekten, tartışabilmekten gün günden uzağa düşüyorsak kara kara düşüneceğiz.</p>
<h2>“ARTIK BİZİM DEVRİMİZ”</h2>
<p>Yeni bir durum da var: Gücü ele geçirenlerin taraftarları da güç elde ettiği kuruntusuyla zaman zaman toplu veya tek tek meydandalar. Takımının galibiyetiyle çıldıran taraftarlardan farkları yok.  <em>“Bize de mi kanun kural?</em>” der gibiler. “<em>Artık doktor dövüyoruz”</em> diyerek bağırsaklarını açık alanda boşaltma hürriyetini elde ettiğini sanan sade vatandaşa kadar uzanan ve önü kesilmeyen bu güç algısıdır.</p>
<p>Gücü görünür hale gelen cemaatlerle tarikat kılıklı oluşumların holdingleşen şirketlerinin sayısı binlerle ifade ediliyor. Merdiven altından çıkmaları din algımızın nasıl sarıldığını gösterdi. Güçlerine güç kattılar. Yönetim mekanizmasını doğrudan etkilediklerini düşündükleri için onların da kanundan kuraldan çekinmeleri yok.</p>
<p>Gücü elde etmenin kuluçka mekânı camilerimiz ve cami adamlarımızın büyük çoğunluğu zaten öyle.  “<em>Cennette biz de şarap içeceğiz</em>” diyerek ağzını sulandıra sulandıra cami kürsüsünde zıplayan vaiz kılıklı zevatın videoları da eski tâbirle zamîrini(içini) çılgınca boşaltma sınırında bir ruh halini gösteriyor. Derdi tasası dünya ve madde. Dîni de yeme içme ve güdülerinin doyurulması olarak anlıyor. Görünüşe göre, burada kendimi tutayım, ötede doyacağım diyenlerin muştucusu. Niye o kadar bekleyeceğim diyen <em>bâdeciler </em>ve benzerleri gibi bir kendini tutamamazlık hali de yok değil. Sosyal bozguna bakar mısınız?</p>
<p>Bunlar anlaşılacak psikolojik şekillenlenmelerdir. Sosyolog ve din psikologlarıyla çeşitli alanlarda uzmanlaşan psikolog ve psikiyatrlarımızdan aydınlatılmasını beklediğimiz insan ve toplum halleridir. Düştüğümüz durumlardır ve ne yazık ki bunlar da istisna değildir.</p>
<h2>MARUZ KALDIĞIMIZ “GİBİ GÖRÜNME”LER</h2>
<p>Kimsenin namazı, orucu ölçü değildir. Onun doğrusuna yanlışına Tanrı bakar. Biz insanız ve davranışa yansıyana bakarız. “<em>Hak hukuk hak getire</em>” dediğimiz sonuçtur. Ona bakarız.</p>
<p>Sahteliğin görünür hale gelmesi için güç hissinin rahatlatıcılığı turnusol kâğıdıdır. Anlattıklarımız onlardandır. İnsanın nasıl göründüğüne değil ne yaptığına bakılır. Kimsenin şu veya bu ibadeti, ritüeli yapıp yapmadığına bakarak hüküm vermek kimseye verilmiş bir hak değildir. Namaz, oruç.. davranışlarımızı düzeltmek için konulan araçlardandır. Düzeltmiyorsa düşüneceğiz. Yine söylüyorum ibadetler, ritüeller amaç değildir. Amaç iyi olmaktır. Din, iyilik dînidir.</p>
<p>Cemaatlere bakın, başına bir sarık, sırtına bir cübbe geçiren ve sakal bırakan din adına hüküm veriyor. İçine girseniz ne göreceğiniz zaman zaman medyaya da yansıyor. Arabın 1450 yıl önceki giyimini din giyimi saymanın manası yoktur. İsteyen onu da giysin. “<em>Dînî kıyafet”</em> gibi sunmasının her türlü bozacağını da bilelim. Nitekim bozdu, yaşıyoruz.</p>
<p>Biz kılığa kıyafete göre de hüküm veremeyiz. Biz davranışa bakarız. İyiye, doğruya, güzele yakın her tavır ve davranış, adı ne olursa olsun makbuldür. Kötü ve yanlış olan da reddedilir. O halde soralım: Bu ölçüye gelirsek gösterişçiliğin aldatıcılığından kurtulur muyuz?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/boyle-basa-boyle-tarak/">“Böyle başa böyle tarak”</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/boyle-basa-boyle-tarak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Değer etiketli değersizlik zindanı</title>
		<link>https://millidusunce.com/deger-etiketli-degersizlik-zindani/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/deger-etiketli-degersizlik-zindani/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Mar 2026 19:00:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></category>
		<category><![CDATA[adalet]]></category>
		<category><![CDATA[Akıl]]></category>
		<category><![CDATA[amel]]></category>
		<category><![CDATA[çıkar]]></category>
		<category><![CDATA[değer]]></category>
		<category><![CDATA[değerler sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[değersizlik]]></category>
		<category><![CDATA[DİN]]></category>
		<category><![CDATA[Düzensizlik]]></category>
		<category><![CDATA[ehliyet]]></category>
		<category><![CDATA[emanet]]></category>
		<category><![CDATA[gösterişçilik]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[iktidar]]></category>
		<category><![CDATA[iyilik]]></category>
		<category><![CDATA[kavga]]></category>
		<category><![CDATA[kurallar]]></category>
		<category><![CDATA[kurumlar]]></category>
		<category><![CDATA[liyakat]]></category>
		<category><![CDATA[maslahat]]></category>
		<category><![CDATA[MDM]]></category>
		<category><![CDATA[meşveret]]></category>
		<category><![CDATA[müslümanlık]]></category>
		<category><![CDATA[NASS]]></category>
		<category><![CDATA[Ritüel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=52816</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan’dayız. Her tarafta din sosu, din etiketi, dinden görünme yarışı. Ama ortada dinden eser yok. Evet, yok. Din değerler sistemidir. Emanet, adalet, liyakat, meşveret ve maslahat istenen değerlerdir. Bunlar yoksa her tarafı camilerle donatsanız ve içini doldursanız da din yoktur. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/deger-etiketli-degersizlik-zindani/">Değer etiketli değersizlik zindanı</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdeger-etiketli-degersizlik-zindani%2F&amp;linkname=De%C4%9Fer%20etiketli%20de%C4%9Fersizlik%20zindan%C4%B1" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdeger-etiketli-degersizlik-zindani%2F&amp;linkname=De%C4%9Fer%20etiketli%20de%C4%9Fersizlik%20zindan%C4%B1" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdeger-etiketli-degersizlik-zindani%2F&amp;linkname=De%C4%9Fer%20etiketli%20de%C4%9Fersizlik%20zindan%C4%B1" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdeger-etiketli-degersizlik-zindani%2F&amp;linkname=De%C4%9Fer%20etiketli%20de%C4%9Fersizlik%20zindan%C4%B1" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdeger-etiketli-degersizlik-zindani%2F&#038;title=De%C4%9Fer%20etiketli%20de%C4%9Fersizlik%20zindan%C4%B1" data-a2a-url="https://millidusunce.com/deger-etiketli-degersizlik-zindani/" data-a2a-title="Değer etiketli değersizlik zindanı"></a></p><p>&nbsp;</p>
<p>Etrafımız ateş çemberi. Biz birbirimizle kıyasıya kavgadayız. Gücü ele geçiren ötekinin tepesine biniyor. Hak hukuk hak getire.</p>
<p>Ramazan’dayız. Her tarafta din sosu, din etiketi, dinden görünme yarışı. Ama ortada dinden eser yok. Evet, yok. Din değerler sistemidir. <em>Emanet, adalet, liyakat, meşveret ve maslahat </em>istenen değerlerdir. Bunlar yoksa her tarafı camilerle donatsanız ve içini doldursanız da din yoktur. Bir ay değil on bir ay oruç tuttuğunuzu zannederek belli bir süre aç kalsanız da yoktur.</p>
<p><em>Emanet, adalet, liyakat, meşveret ve maslahat</em> dinin temelidir. Peşinde koşulacak bunlardır. İyilik esastır. <em>Namaz, oruç</em> gibi ritüeller araçtır. Bunlar iyiyi ve iyiliği yerleştirmek için ruh ve kafa disiplini sağlarsa maksada uygundur. Değilse dönüp bakmak lazımdır. Benim, tanıdıklarımdan, okuduklarımdan, öğrendiklerimden anladığım budur.</p>
<p><em>Adalet</em> (hak gözetmek), <em>emanet</em> (güvenilir olmak), <em>ehliyet</em> (iş bilenleri göreve getirmek), <em>maslahat </em>(kamu yararını gözetmek), <em>meşveret</em> ( danışarak iş yapmak) din düşüncesi üzerinde çalışanların ittifak ettiği hususlardır. İslâm’ın evrenselliğini zirveleştiren her düşünceye uyan ölçülerdir.</p>
<h2>“SEN DERVİŞ OLAMAZSIN!”</h2>
<p>Tasavvuf erbabının bu temelden giderek ölçüleri daha rafinedir. <strong>Yûnus</strong> dilince “<em>Derviş gönlü baş gerek”</em>tir.  “<em>Derviş gönlü taş gerek”</em> şeklinde söylemek yaygındır. “<em>Taş”</em> demeye de yorum bulunur. Fakat doğrusu <em>baş</em> olmalıdır. <em>Baş</em>, aynı zamanda <em>yara</em> demektir. İçten çıkan bir yara. Yaranın baş vermesi de o. “<em>Derviş gönlü dertli-yaralı gerek”</em> manasındadır.</p>
<p>Şiirin tamamında <em>derviş </em>âdetâ tarif edilir. Bu tarifte bildiğimiz din ritüelleri değil, hâl ve tavır anlatılır. Çünkü asıl olan hayattır. Din diliyle söylersek “<em>amel</em>”dir. Davranışlarınızla değerlendirilirsiniz. Hayatınıza ne yansıtıyorsanız osunuz. Ne dediğiniz değil, ne ettiğiniz önemlidir: <em>“Dilin ile şakırsın/Çok maniler dokursun/Vara yoğa kakırsın/Sen derviş olamazsın!”</em>.</p>
<p>Bugünkü gösterişçilik sekiz yüz yıl önce de vardır. Camiye gider, etrafına tafralanır. Camide müşteri bekleyen Hoca kılıklı ona namazla övünmeyi öğretmiştir. O namazın namaz olmayacağını bilmez ki düşünsün! Biraz derine dalanlara o kürsülerden neler neler söylenmiştir. <strong>Yûnus</strong>’a da çokça ok atılmıştır. Onlara da seslenir:  “<em>Bir kez gönül kırdın ise/Bu kıldığın namaz değil!”</em> Gelin de bizim Müslümanlığımızla kıyaslayın!</p>
<p>Bizim cami kürsüsünde, mihrapta, minberde ne göreceğinizi, ne duyacağınızı bilemezsiniz. Son yıllarda günah işlememek için camiye gitmediğini söyleyenleri duyuyor, görüyoruz. Vaazda hutbede duydukları insanları dehşete düşürüyor. Din din olmaktan çıkınca haliyle cami de cami olmaktan çıkar. Orada mıyız? Evet, “<em>Günah işlememek için camiye gitmiyorum”</em> diyenlerin gün günden artan sayısı bize bu yolda olduğumuzu gösteriyor.</p>
<h2>“HÂLİMİZ YAMAN”</h2>
<p>Dervişliğe, bilgeliğe soyunmak “<em>Her dem Sırat’tan geçmektir”</em>. Onu geçtik, biz ölçüleri yüzünden bile yaşasak yeter! Ölçüler yoksa manasızdır. Çürük ceviz bile değildir. Çürük cevizin ceviz olmak isterken yolu kesilmiştir.  O yoldayken tamamlanmamıştır. Bizim dindarlığımızın kabuğundan bile bahsetmek gün günden güçleşiyor.</p>
<p><em>Müslümanım </em>diyenlere bakın anlarsınız.  İran’a bakın anlarsınız. Arap ülkelerine bakın anlarsınız. Türkiye’ye bakın anlarsınız. Anlarsınız.</p>
<p>Bitmeyen kavgalar içindeyiz. Kavga konuları da tamamen kişilerin dürtüleriyle ilgilidir. Her kavganın altından cebi-midesi, koltuğu-pozisyonu çıkar. Dinin saydığımız kurallarının askıya alınmasının üzerinden asırlar geçmiştir. Objektif-pozitif kurallar da kâfir işidir ve zaten tukakadır. Başıboş topluma din diyerek kendi nefsinin yularını takma derdindedir.</p>
<p>Doğrular güven içindedir. Bunlar korkaktırlar. Onun için başka düşünceye tahammülleri yoktur. Hayat hakkı tanımazlar. Hâkim din anlatılarına bakın istisnası hemen hemen yoktur. Bizdekilerin çoğu da bu köktenci körlüğün ya içinde ya da bir tık gerisindedir. Şu veya bu<em> vesayet</em>ten şikâyetle ömür geçirenler fırsat ele geçince vesayet üstüne vesayet bindirirler. Gidene rahmet okuturlar. Görür ve yaşarsınız.</p>
<h2>GÖRDÜK VE YAŞADIK</h2>
<p>“<em>Nass var!”</em> diyene karşı söz söyleyemeyen Türkiye, neler kaybettiğini görmedi. Bu bizdeki şimdilik daha hafif olanı. <em>Türk Müslümanlığı</em> ne kadar aşağı düşse de yine diğerlerine göre iyi durumda sayılır deyip rahatlayamayız.</p>
<p>Kendine göre yeni bir din uyduranların bitmeyen darbelerine muhâtabız. Saysanız yüzlerce din anlayışı bulursunuz. Her biri diğerinin düşmanıdır. “<em>Allahü ekber</em>” diyerek birbirlerini boğazlayan kütleler maalesef bugün istisna(marjinal) değildir.</p>
<p>Dinlerinde bilmek değil kendilerine tabi olmak esastır. Yüzünden Kur’an oku, yeter. Allah o dîni sanki papağana gönderdi. Anlamana gerek yoktur. Anlama ve anlatma tekeli –verirseniz- onlardadır. Tanrı adına hüküm verme hakkı ellerine geçerse yandınız. Din yalnız onların dediğidir. Çünkü benlikleri dinleridir. Bu kendini dayatmalardan din ve iyilik gelir mi?</p>
<p>Kendilerine de gelmeyeceğini hayat bize gösteriyor. Yanıltanların yanılgısı dehşettir. Görüyoruz. Aklı, kurumları ve kuralları kovarsanız, güderim zannedersiniz ama aslında güdülürsünüz. Düzensizlik düzen olmaz. Üç buçuk Yahudi her yerde tepenize biner, adım atamaz hale getirir. Bari bunu görerek uyansak!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/deger-etiketli-degersizlik-zindani/">Değer etiketli değersizlik zindanı</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/deger-etiketli-degersizlik-zindani/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İçimizde huysuz atlar kişniyor</title>
		<link>https://millidusunce.com/icimizde-huysuz-atlar-kisniyor/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/icimizde-huysuz-atlar-kisniyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Feb 2026 19:00:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></category>
		<category><![CDATA[AHLAK]]></category>
		<category><![CDATA[Cemaatler]]></category>
		<category><![CDATA[çeteleşme]]></category>
		<category><![CDATA[cezasızlık]]></category>
		<category><![CDATA[din adına yapılanlar]]></category>
		<category><![CDATA[din dili]]></category>
		<category><![CDATA[düzen]]></category>
		<category><![CDATA[Düzensizlik]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[helâl–haram]]></category>
		<category><![CDATA[hırsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[ideoloji]]></category>
		<category><![CDATA[iktidar]]></category>
		<category><![CDATA[kana susama]]></category>
		<category><![CDATA[kayırmacılık]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>
		<category><![CDATA[kurallar]]></category>
		<category><![CDATA[linç kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[mafyalaşma]]></category>
		<category><![CDATA[MDM]]></category>
		<category><![CDATA[nepotizm]]></category>
		<category><![CDATA[objektif bakış]]></category>
		<category><![CDATA[ölçülerin kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[rüşvet]]></category>
		<category><![CDATA[Şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[silkiniş]]></category>
		<category><![CDATA[sistem]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal bozgun]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[umut]]></category>
		<category><![CDATA[utanma]]></category>
		<category><![CDATA[uyanış]]></category>
		<category><![CDATA[yöneten–yönetilen aynılığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=52500</guid>

					<description><![CDATA[<p>Herkes, herkesten ve her şeyden şikâyetçi. İçimizde huysuz atlar tepiniyor. Onları kim yetiştirdi düşünmüyoruz. Cezalandırılma endişesiyle kabahatini ötekine atan çocuk psikolojisini düşünün. Kendi yaptığını örtecek veya cezasını yükleyecek yer arar. Yaptığımız odur.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/icimizde-huysuz-atlar-kisniyor/">İçimizde huysuz atlar kişniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ficimizde-huysuz-atlar-kisniyor%2F&amp;linkname=%C4%B0%C3%A7imizde%20huysuz%20atlar%20ki%C5%9Fniyor" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ficimizde-huysuz-atlar-kisniyor%2F&amp;linkname=%C4%B0%C3%A7imizde%20huysuz%20atlar%20ki%C5%9Fniyor" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ficimizde-huysuz-atlar-kisniyor%2F&amp;linkname=%C4%B0%C3%A7imizde%20huysuz%20atlar%20ki%C5%9Fniyor" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ficimizde-huysuz-atlar-kisniyor%2F&amp;linkname=%C4%B0%C3%A7imizde%20huysuz%20atlar%20ki%C5%9Fniyor" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ficimizde-huysuz-atlar-kisniyor%2F&#038;title=%C4%B0%C3%A7imizde%20huysuz%20atlar%20ki%C5%9Fniyor" data-a2a-url="https://millidusunce.com/icimizde-huysuz-atlar-kisniyor/" data-a2a-title="İçimizde huysuz atlar kişniyor"></a></p><p><strong> </strong></p>
<p>Ortalama insan kendi çıkarıyla sınırlı hale gelmeye yatkındır. Toplu yaşamanın kuralları olmasa bu ego mahşerinde olacakları hayal edin. Ormanın kanunu aranır hale gelir. Hayvanlar âleminin düzeni, iki ayaklı canlının ileri örneği halinde algılanır. Yine de bu düzensizlik düzen haline gelemez. Yerleşmez, gelenek haline gelmez.</p>
<p>İnsanın olduğu yerde, aşiretten devlete kurallı yaşamak vardır. Yazılı olmayan kurallar daha güçlüdür. Gelenekler-görenekler, teâmüller kanunların üstündedir. Toplum yapılarının asıl harcı yüzyıllar içinden süzülerek gelen yaşama değerleridir. Bu harç dökülürse kanunları yan dolanmanın yolları aranır. Sistem sarsılır, kurallar kolay kolay uygulanamaz.</p>
<p>Türkiye’nin böyle bir devreyi yaşadığını söylemek ağır bir hüküm olmaz.</p>
<h2>GELENEKLERİNİZ KADAR DEĞERLİSİNİZ</h2>
<p>Bizde yüzyıllardır şunu veya bunu değiştirmenin mantığından ve gerekliliğinden çok, doğrudan doğruya gelenek düşmanlığı edilmiştir. Tartışma uzarsa başlangıç düşüncesi unutulur ve konuşmalar kör kavganın şu veya bu sloganlarına dönüşür. Kafalardaki düzenin anarşisi başlar ki dehşettir. Düşünmenin, anlamanın prangasıdır.</p>
<p>Sakin bir kafayla bakan görür: Medeniyet değiştirmelerinde ilk planda toplu kabuller ve reddedişlere yol açılması anlaşılır bir durumdur. Sonra bir dengeye girer ve gelenek unsurlarından bazıları güçlenerek yapıya dâhil edilir. O harç kolay elde edilmemiştir ve devre dışı bırakamazsınız.</p>
<p>Biz bunu tam yapabilmiş görünmüyoruz. Hem reformcularımız, hem de dinden yürüyenlerimiz gelenekle barışık olmadılar. Bana öyle geliyor ki bu iki taraflı hücum toplumun ayarlarını bozdu.</p>
<h2>SANA YASAK BANA SERBEST</h2>
<p>Sıkça “<em>Topyekün bozulma</em>” dediğim, ölçülerden boşanmadır. Söze bakınca pek bir şeyin değişmediğini zannedersiniz. Kuru kuru tekrarlanır. Dediği ve ettiği ayrıdır. Hatta tam tersidir.  Cami adamlarından pıtırak gibi biten cemaatlere ve siyasete kadar zincir böyle bağlanır.</p>
<p>Sonuç savaş meydanında kalanlardan beterdir: Doğru davranışlar yanlışlarla yer değiştirir. Hak duygusu kaybolur. Ayıbı, yasağı, utanması-sıkılması kalmaz. Hadi din diliyle söyleyelim, helâl-haram bilinmez olur. Hatta bunlar şimdi olduğu gibi din adına, şu veya bu ideoloji adına yapılır hale gelir. Toplum da normal karşılamaya başlar ve iktidar verdiği gücü bile hiçbir şekilde cezalandırmaz olur.</p>
<p>Buradan her tür kötülük doğar. Nitekim doğuyor.</p>
<p>Herkes, herkesten ve her şeyden şikâyetçi. İçimizde huysuz atlar tepiniyor. Onları kim yetiştirdi düşünmüyoruz. Cezalandırılma endişesiyle kabahatini ötekine atan çocuk psikolojisini düşünün. Kendi yaptığını örtecek veya cezasını yükleyecek yer arar. Yaptığımız odur.</p>
<p>Hele bunlar teşkilatlı hale gelir ve sistemli yayılırsa yandınız. Zamanla nereye evrileceğini ve neye dönüşeceğini tahmin etmekte bile zorlanırsınız. Bizim adamcılığın, nepotizmin, her türlü kayırmacılığın getirdiği yerde bilmenin, anlamanın değeri yoktur. Mafyalaşmalar, çeteleşmeler, çalma çırpma alır başını gider. Hak hukuk birilerinin iki dudağı arasındadır ve çiğnenmesi olağandır. Düzensizlik düzeni her türlü pisliği doğurur.</p>
<h2>PİSLİK PİSLİĞİ ÇAĞIRIR</h2>
<p>O cenahın veya bu cenahın linç timleri, kurtarılmış sandıkları, bölgelerinde racon keserler.<br />
Linç için balta elde bekleyenlerin korkuları düzendir. Düzenleri olmayanların memleket dertleri de yoktur. Ruhları ezme şehveti esir almıştır. Eldeki baltayı indirerek rahatlamak isteyecek ve azgın psikolojisini tatmin edeceklerdir. Dönmek isteseler de dönemezler. Linç alışkanlığının kumardan farkı varsa da azdır. Doyumu yoktur. Biliniz ki kan kana susatır. Mahvedecek veya o yolda bilse de mahvolacaktır.</p>
<p>Yıllardır kendime sorduğum sorular var. Ortaklaştığımız değer kalmamak üzere toplu hücumların ardı arkası kesilmiyor. Bunları nasıl durdurabileceğiz? Cevabını aceleyle arayacağımız soru bu. Diri ümidimizi sulamaya devam edeceğiz. Bizden ümit kesilmez. Düştüğümüz yerden kalkarız. Buna şüphe yok. Bu hücumlar da uyandırır, ona da şüphe yok. İyi tarafından bakarsak kötü gidişin tesellisi de bu.</p>
<h2>BÖYLE DE UYANILIR</h2>
<p>Topluma bakacağız. Muhatabımız birinci dereceden halktır. Bilelim ki biz ne isek yönetenler de o. Maalesef ahlaksız bir toplum olduk. Faraza bir siyasetçi çıkıp, &#8220;<em>Ben devletin parasını kimseye yedirmem. Rüşvete, hırsızlığa, sahteliğe, kandırmacılığa son vereceğim!&#8221;</em> dese ne olur dersiniz? Bu haliyle bu toplum o adamı sandığa gömer. Asıl problemimiz bu sosyal bozgundur.</p>
<p>Kendimiz gibi olanları seçiyoruz. Günü kurtaralım da ne olursa olsun derdindeyiz. Kolaya, yanlışa ve kötüye yöneliyoruz. Hak hukuk hak getire. Din-iman hak getire. Pozitif ahlâka bakan yok. Bilgi görgü zaten yok. Din deyince zaten ahlâkı değil içi boş üç beş ritüeli anlar hale geldik. Yine söyleyeceğim, “<em>Büyük bozgun</em>” dediğim budur. Yangına körükle gitme bu tür bir sahteciliktir.</p>
<p>Halkın neden böyle davrandığını bütün yönleriyle araştıran sosyologlar, sosyal psikologlar başta ilim erbâbı olacak. Objektif bakışla bunları anlayacağız. Sonra dönmeyi tartışacağız. Dünyaya hükmettiğimiz dönemlerde olduğu gibi iyiyi öne geçirecek bir anlayışa ihtiyacımız var.</p>
<p>Yoksa bizi hep kötüler idare eder.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/icimizde-huysuz-atlar-kisniyor/">İçimizde huysuz atlar kişniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/icimizde-huysuz-atlar-kisniyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Kötülükte eşitlenme”ye mi geldik?</title>
		<link>https://millidusunce.com/kotulukte-esitlenmeye-mi-geldik/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/kotulukte-esitlenmeye-mi-geldik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Jun 2025 19:00:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Öne çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></category>
		<category><![CDATA[bürokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[iyi-kötü]]></category>
		<category><![CDATA[kanun]]></category>
		<category><![CDATA[kötüde eşitlenme]]></category>
		<category><![CDATA[kurallar]]></category>
		<category><![CDATA[MDM]]></category>
		<category><![CDATA[rejim]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[toplum düzeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=50531</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hak yok, hakikat yok. Varsa yoksa birilerinin menfaati ve onun bozulmaması. Devlet bu kişiye özel yapılanmayı kabul etmez. Önünde sonunda atar. Atar da batağa düşerek atar. Sözü sakınmanın manası yoktur: Şimdi o yoldayız.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kotulukte-esitlenmeye-mi-geldik/">“Kötülükte eşitlenme”ye mi geldik?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkotulukte-esitlenmeye-mi-geldik%2F&amp;linkname=%E2%80%9CK%C3%B6t%C3%BCl%C3%BCkte%20e%C5%9Fitlenme%E2%80%9Dye%20mi%20geldik%3F" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkotulukte-esitlenmeye-mi-geldik%2F&amp;linkname=%E2%80%9CK%C3%B6t%C3%BCl%C3%BCkte%20e%C5%9Fitlenme%E2%80%9Dye%20mi%20geldik%3F" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkotulukte-esitlenmeye-mi-geldik%2F&amp;linkname=%E2%80%9CK%C3%B6t%C3%BCl%C3%BCkte%20e%C5%9Fitlenme%E2%80%9Dye%20mi%20geldik%3F" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkotulukte-esitlenmeye-mi-geldik%2F&amp;linkname=%E2%80%9CK%C3%B6t%C3%BCl%C3%BCkte%20e%C5%9Fitlenme%E2%80%9Dye%20mi%20geldik%3F" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkotulukte-esitlenmeye-mi-geldik%2F&#038;title=%E2%80%9CK%C3%B6t%C3%BCl%C3%BCkte%20e%C5%9Fitlenme%E2%80%9Dye%20mi%20geldik%3F" data-a2a-url="https://millidusunce.com/kotulukte-esitlenmeye-mi-geldik/" data-a2a-title="“Kötülükte eşitlenme”ye mi geldik?"></a></p><p>Neye el atsam, kime varacak olsam, ne yapmak istesem iyi olmayan bir şeylere hazır olmam gerekiyor.  Bayram dolayısıyle bir daha acıyla fark ettiğim buydu. Toplumda bozulma yaygınlaştı. Bayram gibi sonucu iyi olması gereken iyi şeylerden de iyi çıkmayabiliyor. Kabukta kalan, yaşamayan ve yaşatılmayan değerlerin hayatımızdan çekilişini acıyla yaşıyoruz. Dikkat ettim, bayramda bayramlıktan eser yoktu.</p>
<p>Öyle bir yerdeyiz ki bazı durumlarda iyilik nadir hâle geldi. <em>İyi</em> derken <em>kötü</em>yü kastedenler elinde kötülükler kök saldı. Hayatımızda iyiyi arasak bulamaz durumdaysak düşüneceğiz. Hak yok, hakikat yok. Varsa yoksa birilerinin menfaati ve onun bozulmaması. Devlet bu kişiye özel yapılanmayı kabul etmez. Önünde sonunda atar. Atar da batağa düşerek atar. Sözü sakınmanın manası yoktur: Şimdi o yoldayız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h2><strong>KÖTÜDE EŞİTLENME</strong></h2>
<p>Bizdeki insan tipi kendisiyle sınırlı bir düşünceye hapsoldu. Hâkim siyasetçi profili kontrolsüzlüğe alıştı. Gücü verdiklerimiz, gücü ölçüye gelmez şekilde kullanmaya doymaz oldu. Her şeyi bozan bu durum bozulmadı.  Nihayet tekliğin görülmemiş örneğine düşecek kadar düştük. Son yaşadıklarımız o psikolojinin panik ötesi savunma ve hücumlarının yakıp yıktığı yeni örneklerdendir. Böyle gitmez ama giderse de nereye varacağını tahmin etmek zor değil.</p>
<p>Son yapılanlar, gözaltılar, tutuklamalar herkesi aynı kefeye koyarak<em> &#8220;kötüde eşitlenme&#8221;</em>yi hedefliyor<em>. </em> Bu, benim psikolojideki yansıtma teorisi üzerinden giderek giriştiğim bir kavramlaştırma.  Özellikle siyasette hız kazandı. Gücü verdiklerimiz denetlenemez hâldeyse her şeye hazır olacaksınız. Üzerine toz kondurmayanın, ben de şu yanlışı yaptım demeyenin daha ne tür akla hayale gelmez ölçüsüzlüklere gireceğini bilemezsiniz. Gün gelir, her an gözü üzerinde, eli ensesinde sıkı kıskaca aldığı kişileri, yapıları, kurumları suçlamak için düzenlediği senaryolar böyle havada uçuşur. Psikolojide buna “<em>yansıtma</em>” diyorlar. Suçu şimdiki hâlde “<em>masum</em>” muhataplarına yayarak böyle yansıttığını görürsünüz.</p>
<p>O tür suçluluk psikolojisinde şuuraltı böyle çalışır. Herkes çalıyor, herkes rüşvet alıyor, herkes yolsuzluk yapıyor demenin bir yolu bu aslı astarı olmadığı daha baştan görülen suçlamalardır. Son aylarda yaşadığımız durumu bir de böyle anlamak gerek.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h2><strong>VATANDAŞ BİLİYOR</strong></h2>
<p>Bunlar kamuoyunda bilinmiyor değil. Vatandaş ekonominin yerlerde süründüğünü yaşayarak biliyor. Öyleyken kimlerin bir eli yağda bir eli balda, biliyor. Kendi parasının çarçur edildiğini biliyor. Karartmalara aldanır göründüğüne, kamplaşma dolayısıyle bir tarafta durduğuna bakmayınız. O gruplardakilerin de gözleri açılır. O gözlerdeki perde de iner. Kalan tapınıcıların sayısı ihmal edilebilir seviyeye iner.</p>
<p>Bakın Manisa’da bir belediye başkanı 15 ayda bütün buzları eritmiş. Arkasından bütün Manisa ve Türkiye’nin ağladığı adam, bizim iyiliğe susamışlığımızı harekete geçirdi. Onu uğurlayan kalabalıklar, kendine çalışmayan bir “<em>Efe</em>”yi bulmanın sevgisini göğe çıkardı.  Son yıllarda yaşadığımız durumu bir de bu açıdan bakarak anlamak gerek.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h2><strong>YENİ SORUMSUZLUK REJİMİ</strong></h2>
<p>Yaşadıklarımızı dosdoğru anlamak için çeşitli açılardan bakacağız. Başka türlü yol yürüyemeyiz. Sonuçları görüyoruz: Şimdiki yöneticilerimiz ve büyük küçük bütün taraftarları “<em>lâ yüs’el</em>”, yani sorumsuz. Olacak iş değildi, oldu. Devlette güçler ayrılığı vardı. Bir yerde ve bir adamda topladık. Kurumlar devre dışı kaldı.</p>
<p>Bürokrasi, kanun ve kurallar çerçevesinde işini görürdü. Hükûmet olmasa da siyasi talimata gerek duymadan herkes görevini bilirdi ve işler aksamazdı. Siyaset bürokrasiyi yönetirdi ama bürokrasi de kanunları hatırlatır ve gözetirdi. İhtilal döneminde bile bürokrasi bu görevini önemli ölçüde yürütürdü. 12 Eylül’de ben yeni memurdum, girdiğimiz toplantılarda askerlere fikrimizi rahatlıkla söylüyorduk. Mesela, Planlama’daki te’lif komisyonunda Vakıflar Genel Müdürlüğü temsilcisiydim ve bir karara itiraz ederek imza atmadım. Komisyon başkanı Planlama’dan <strong>Rasim Özdenören</strong>’di.</p>
<p>O zaman da kolay değildi ama şimdi farklı düşünenlerin başına iş gelmesi daha büyük ihtimal. Bu kıyaslamayı yabana atmayın derim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h2><strong>BU TOPLUMUN KURALLARI VARDI</strong></h2>
<p>Diyeceğim o ki hayatın her yönü bildiğimiz bir düzende yaşanırdı. Bayram bir türlü olurdu. Düğün dernek bir türlü. Cenazeler bir türlü. Okula giden çocuğun nelerle karşılaşacağını ana hatlarıyla bilirdik. Çarşıya çıkan da bildiği bir dünyaya girerdi. Dünyanın bilinmez yönleri, beklenmedik kazası belası ayrı olmak üzere böyleydi.</p>
<p>Böyle bir duruma hiç düşmemiştik. Toplumun yaşama kuralları, gelenekler-âdetler- görenekler ve onların düzenlediği görgü yok artık. Devlet hayatı da bu yokluğa uyduruldu. Evet, tarafgirlik vardı. Kayırma vardı. Rüşvet ve yolsuzluk vardı. Her toplumda olur, sıfırlanamaz. Siyaset ve toplum dün de istenen seviyede değildi. Fakat bugün toptancı bir bozuculuk hâkim. Evet, bozuculuk ve bozgunculuk normalleştiriliyor. Kural dışı, yani ahlâksız düzen içimizde kök salıyor.</p>
<p>Şimdiki teklik ve sorumsuzluk tarihimizde hiç olmamıştı. Bunu bilelim. Sürdürülemez. Yıkacağı kadar yıkar da geçer. Tez dönülecek yoldur. Bunu da bilelim.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kotulukte-esitlenmeye-mi-geldik/">“Kötülükte eşitlenme”ye mi geldik?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/kotulukte-esitlenmeye-mi-geldik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Önce ahlâk, sonra kanun aşılır</title>
		<link>https://millidusunce.com/once-ahlak-sonra-kanun-asilir/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/once-ahlak-sonra-kanun-asilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Aug 2022 19:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[adalet]]></category>
		<category><![CDATA[AHLAK]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[ihale]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. İskender Öksüz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=40219&#038;preview=true&#038;preview_id=40219</guid>

					<description><![CDATA[<p>Asıl yıkım, halkın tamamının adalet duygusundadır. Ülkenin tamamında kanuna saygının çökmesindedir. Böyle skandalların yaşandığı ülkelerde artık insanlar, “Berlin’de hâkimler var!” diyemez. Ulu caminin önündeki fakirin kulübesi de istimlak ediliverir. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/once-ahlak-sonra-kanun-asilir/">Önce ahlâk, sonra kanun aşılır</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fonce-ahlak-sonra-kanun-asilir%2F&amp;linkname=%C3%96nce%20ahl%C3%A2k%2C%20sonra%20kanun%20a%C5%9F%C4%B1l%C4%B1r" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fonce-ahlak-sonra-kanun-asilir%2F&amp;linkname=%C3%96nce%20ahl%C3%A2k%2C%20sonra%20kanun%20a%C5%9F%C4%B1l%C4%B1r" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fonce-ahlak-sonra-kanun-asilir%2F&amp;linkname=%C3%96nce%20ahl%C3%A2k%2C%20sonra%20kanun%20a%C5%9F%C4%B1l%C4%B1r" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fonce-ahlak-sonra-kanun-asilir%2F&amp;linkname=%C3%96nce%20ahl%C3%A2k%2C%20sonra%20kanun%20a%C5%9F%C4%B1l%C4%B1r" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fonce-ahlak-sonra-kanun-asilir%2F&#038;title=%C3%96nce%20ahl%C3%A2k%2C%20sonra%20kanun%20a%C5%9F%C4%B1l%C4%B1r" data-a2a-url="https://millidusunce.com/once-ahlak-sonra-kanun-asilir/" data-a2a-title="Önce ahlâk, sonra kanun aşılır"></a></p><p><span style="font-weight: 400;">İlk defa sevdiğim ve saydığım bir arkadaşımdan, Cihan Turper’den duymuştum. Sonra başkalarından da: İnsanın hareket alanı iki çemberle sınırlandırılmıştır, demişti. İç içe iki çemberle. İç çember ahlâktır. Onun dışındaki ikinci çember, hukuktur. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hukuk çemberinin dışına çıkarsanız kanunlara takılırsınız.  Eğer ülkenizde mahkemeler varsa. Hani “Berlin’de mahkemeler var!” dedirten cinsten mahkemeler… Bursa’da Ulu Cami’nin önündeki fakirin kulübesini yıktırmayan mahkemeler. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dış çember hukuk sisteminin işi. Aslolan, insanın, iç çemberin de dışına çıkmamasıdır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Zaten kanunlar insanın ahlâk, hak, adalet anlayışının tasnif edilmiş hâlinden ibarettir. Din, töre, hukukun üstünlüğü… Akılda, gönülde, fıtratta, genetikte, hepsi aynı yerden kaynaklanıyor. Geçen yazım bunun üzerineydi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hukuk ahlâktan kaynaklandığına göre, hukuka saygı, ahlâkın gereğidir. </span></p>
<h2>Kimse inanmıyor, kendine de&#8230;</h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Ya o gri bölge? Ahlâk çemberinin dışında, fakat kanun çemberinin içinde. Galiba en aşağılık bölge burası. “Ben kanunsuzum!” narası atmak, ahlâksızca kanun manipülasyonu yapmaktan daha asil bir tutumdur. Kötüdür, cezalandırılması gerekir ama ahlâkı çiğneyip kanunla oynamaktan daha şereflidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Apaçık ihlaller, apaçık hırsızlıklar, apaçık hezimetler, dün söylediğinin bugün tam tersinin çıkması… Bütün bunların karşısında utanmadan yapılan bir takım açıklamalar bu satırlarıma ilham verdi. Kimsenin inanmadığı, daha vahimi kendisinin hiç mi hiç inanmadığı gerekçelerle savunma yapmaya çalışmak.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Başımdan geçen bir hırsızlığı hatırladım. Oturduğum daire, apartmanın arka tarafında, beşinci katta. Hırsız arka bahçeye girmiş, genellikle kapalı olan bahçe kapısını bir şekilde aşmış. Sonra beş kat tırmanmış. Beni soymuş, sonra kapımı içerden açıp apartmanı terk etmiş. Bende yükte hafif, pahada ağır bir tek emekli maaşımı bulmuş. O sırada SSK emeklisiydim ve o maaş da pek aman aman bir şey değildi. Hırsız mesleğini ve mesaisini kesintisiz sürdürdüğü için sonunda yakalandı. Beni nasıl soyduğunu mahkemede şöyle anlatmış: “Yoldan geçiyordum. Kapı açıktı. Ben de içeri girdim…” Hâkim hırsızla birlikte benim daireme “tatbikata” geldi. Hâli görünce, hırsıza dönüp, “Maşallah oğlum, arka tarafta beşinci kattaki balkonun iç kapısını açık bulup girivermişsin demek…” diye alay etti. </span></p>
<h2>İhale kanunuyla futbol oynamak</h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Hırsızın anlattığı hikâye cezada ciddi indirime sebep olurmuş. Hırsızlar hapishanede bir birlerine hukuk eğitimi verirmiş. Fakat “İncelenmiş ve aslı olmadığı anlaşılmıştır.” tarzı savunmalar, araştırmaya izin vermemek benim hırsızınkinin çok üstünde tabii. Bürokrasiye de siyasetçilere de büyük saygım var. Bürokrasi, çağdaş devletin; siyaset, ülke yönetiminin, taşıyıcı sütunlarıdır. Fakat işte tam o ahlâk sınırının dışına bağdaş kurmuş, kanunları oynanacak, manipüle edilecek yolsuzluk araçları diye görenler… Sanki sırf bunu yapacak imkâna kavuşmak için bürokrasiye veya politikaya sızanlar… Bu zor ve asil mesleklere bugünkü kötü çağrışımları verdiren bunlardır. Tek çare, dürüst politikacıların ve dürüst bürokratların bunları içlerinden atmalarıdır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gri alandaki bürokrat ve politikacı yaptığıyla övünür de. “Falan kanunun, filan yönetmeliğin şöyle bir maddesi var. Pek bilinmez. İşte onunla hallediverdim.” Veya, “O makama tayin için en az şurada bulunması gerekiyordu. Önce oraya tayin ettim, ertesi gün de makama”.  Daha beteri var. Adaleti, ahlâkı çiğnemek için doğrudan kanunlarla ve yönetmeliklerle oynamak. Bizim oğlanın gemisi limana girerken gümrük mevzuatını değiştirip, mal çekildikten sonra tekrar eski hâline getirmek. Bizim adamın tayini için yönetmeliği değiştirip onun tayini müktesep hak hâline gelince tekrar eski mevzuata dönmek. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Düşünün, sizin takım hücumdayken ofsayt kuralını kaldırıyorsunuz. Karşı takım karşı hücuma geçtiğinde yeniden koyuyorsunuz. Sonra spor yaptığınızı iddia ediyorsunuz! Maçlara acaba niçin eskisi kadar seyirci gelmiyor diye de etrafınızdakilere soruyor, seyirci getiremiyorlar diye onları azarlıyorsunuz. </span></p>
<h2>Adalet neyin temeliydi?</h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Böyle manipülasyonlar kılıfa ve kanuna uydurulur, ama adalet hissini, ahlâk hissini sıfırlar. Sebep oldukları yıkım, o tek tek olayların yarattığı tahribatın çok ötesindedir. Hadi kanun manipülasyonuyla gümrüksüz sokulan mal en fazla haksız kazanç sağlar, o ayrıcalığa sahip olmayanın rekabet imkânını bir süre için elinden alır. Haksız tayin, tayinin yapıldığı kurumu sarsar. O makama daha layık olanların hakkını yer ama bir kurum ve bir makam içindir bu yıkımlar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Asıl yıkım, halkın tamamının adalet duygusundadır. Ülkenin tamamında kanuna saygının çökmesindedir. Böyle skandalların yaşandığı ülkelerde artık insanlar, “Berlin’de hâkimler var!” diyemez. Ulu caminin önündeki fakirin kulübesi de istimlak ediliverir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İşte gelişmiş dünya ile üçüncü dünyayı bir birinden ayıran asıl fark budur. Bizim kültürümüz de bunun farkındadır. Mahkemelerimizde Hazreti Ömer’e atfedilen bir söz duvarları süsler: “Adalet mülkün temelidir.” Bu “mülk”, bugün taşınmaz mal, gayrı menkul anlamında kullandığımız mülk değil. Bu sözdeki “mülk”, devlet demektir, egemenlik demektir. Hani kral anlamına gelen “melik” var ya, işte o melikteki kelimedir, hâkimiyete, il’e, kısaca devlete karşılık gelir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kanunun itibarsızlaşması, hukuka güvenin sarsılması, devletin temellerinin aşınmasıdır. Temelsiz bina sonunda çöker! </span></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/once-ahlak-sonra-kanun-asilir/">Önce ahlâk, sonra kanun aşılır</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/once-ahlak-sonra-kanun-asilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
