<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İcat arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/icat/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/icat/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Sat, 30 Mar 2024 18:20:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.2</generator>
	<item>
		<title>İcat neye yarar?</title>
		<link>https://millidusunce.com/icat-neye-yarar/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/icat-neye-yarar/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Mar 2024 19:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[İcat]]></category>
		<category><![CDATA[mucit]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. İskender Öksüz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=46854&#038;preview=true&#038;preview_id=46854</guid>

					<description><![CDATA[<p>Biz para kazanmak için ne yapıyoruz? Arazi al, siyasete gir, imarını değiştir, bitti gitti. Başka hızlı zengin olma yolları da var icatlarımız arasında. Deli Dumrul’dan sonra geçilmeyen köprülerden para kazanmayı biz icat etmedik mi?</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/icat-neye-yarar/">İcat neye yarar?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ficat-neye-yarar%2F&amp;linkname=%C4%B0cat%20neye%20yarar%3F" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ficat-neye-yarar%2F&amp;linkname=%C4%B0cat%20neye%20yarar%3F" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ficat-neye-yarar%2F&amp;linkname=%C4%B0cat%20neye%20yarar%3F" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ficat-neye-yarar%2F&amp;linkname=%C4%B0cat%20neye%20yarar%3F" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ficat-neye-yarar%2F&#038;title=%C4%B0cat%20neye%20yarar%3F" data-a2a-url="https://millidusunce.com/icat-neye-yarar/" data-a2a-title="İcat neye yarar?"></a></p><p><span style="font-weight: 400;">“Bizim mucitler niçin Türkiye’de değil de Batı’da?” diye başlayıp felaket yıllarımıza, 19. asrın sonu ve 20. asrın başına geldim. Yayıncı Tüccarzade İbrahim Hilmi, “</span><i><span style="font-weight: 400;">Sanayi ve ticaret ehl-i İslam’a mahsus değilmiş gibi bir hâle girdi.” </span></i><span style="font-weight: 400;">diyordu. Bugün hâl o kadar kötü değil ama felaket günlerinin zihniyetinden bütün bütün kurtulmuş da değiliz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“O, işi tüccarlığa vurdu.”, “Tüccarca davranıyor, işin ticaretini yapıyor.” gibi suçlamaları hem de “iş” zaten ticaret ve sanayi iken söylemiyor, duymuyor muyuz? Bu kullanışta “ticaret”, “tüccarlık” hile, hurda, haksız kazanç yerine kullanılır, kabul ama kelimeleri seçişimiz manidar değil mi? Demek ki ticaret velhasıl iş, erdemli insana yakışmaz. Tıpkı siyaset gibi!</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İcatla, mucitle başlamıştım. Ona dönelim. Mucit Türkiye’de icadından ne bekler? Uzun bir atlama yapayım ve bu sorunun cevabını Çin’de arayayım. Bakınız, Gutenberg’in Avrupa’da 15. asırda icat ettiği matbaa, Çin’de 9. asırdan beri var. Barut da orada çok eski. Fakat bunların Avrupa’daki gibi ticareti yapılmıyor. Ticareti, kazancı olmadığı için de Avrupa’daki gibi basın ve top tüfek endüstrisi doğmuyor. </span></p>
<h2>Mucitten korkulur</h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Çin’de mucit, icadından ne bekler? </span><i><span style="font-weight: 400;">Niçin Geri Kaldık</span></i><span style="font-weight: 400;">’tan bir alıntı bu soruyu cevaplıyor: “</span><i><span style="font-weight: 400;">Çin’de bir mucidin beklentisi, icadının imparatora takdimi, eserinin onun beğenisini kazanması ve bu sayede saraya alınmaktı. Bu, yeni bir şeyler icat etmek için bir teşvikti ama Batı’daki gibi icadın -piyasaya çıkarılarak ondan para kazanılması düşünülmezdi.” </span></i></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çin’de böyle. Bizde nasıl? 17. asırda Evliya Çelebi’nin, iki uçuş mucidini anlatışına bakalım. Biri, kuşlar gibi kanat çırparak, öteki jet tekniğiyle uçuşa kalkan iki mucidi… Hezarfen Ahmed Çelebi ve Lâgari Hasan Çelebi’yi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Evliya, Hezarfen’i şöyle hikâye ediyor: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“</span><i><span style="font-weight: 400;">İptida, </span></i><a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Okmeydan%C4%B1"><i><span style="font-weight: 400;">Okmeydanı</span></i></a><i><span style="font-weight: 400;">&#8216;nın minberi üzere, rüzgâr şiddetinden kartal kanatları ile sekiz dokuz kere havada pervaz ederek tâlim etmiştir. Bâdehu </span></i><a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/IV._Murad"><i><span style="font-weight: 400;">Sultan Murad Han</span></i></a><i><span style="font-weight: 400;">, </span></i><a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Sarayburnu"><i><span style="font-weight: 400;">Sarayburnu</span></i></a><i><span style="font-weight: 400;">&#8216;nda </span></i><a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0ncili_K%C3%B6%C5%9Fk"><i><span style="font-weight: 400;">Sinan Paşa Köşkü</span></i></a><i><span style="font-weight: 400;">&#8216;nde temaşa ederken, </span></i><a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Galata_Kulesi"><i><span style="font-weight: 400;">Galata Kulesi</span></i></a><i><span style="font-weight: 400;">&#8216;nin taa zirve-i belâsından </span></i><span style="font-weight: 400;">[tepesinden]</span><i><span style="font-weight: 400;"> lodos rüzgârı ile uçarak, </span></i><a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%9Csk%C3%BCdar"><i><span style="font-weight: 400;">Üsküdar</span></i></a><i><span style="font-weight: 400;">&#8216;da </span></i><a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Do%C4%9Fanc%C4%B1lar,_%C3%9Csk%C3%BCdar"><i><span style="font-weight: 400;">Doğancılar Meydanı</span></i></a><i><span style="font-weight: 400;">&#8216;na inmiştir. Sonra Murad Han, kendisine bir kese altın ihsan ederek, ‘Bu adam pek havf edilecek </span></i><span style="font-weight: 400;">[korkulacak]</span><i><span style="font-weight: 400;"> bir âdemdir. Her ne murad ederse, elinden geliyor. Böyle kimselerin bekâsı caiz değil.’ diye onu Gâzir&#8217;e (</span></i><a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Cez%C3%A2yir-i_Garp_(eyalet)"><i><span style="font-weight: 400;">Cezâyir</span></i></a><i><span style="font-weight: 400;">) nefyeylemiştir </span></i><span style="font-weight: 400;">[sürmüştür]</span><i><span style="font-weight: 400;">. Orada merhum oldu.</span></i><span style="font-weight: 400;">”</span></p>
<h2>İcat yapalım bahşiş alalım</h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Lâgari Hasan Çelebi de IV. Murad’ın kızı </span><span style="font-weight: 400;">Kaya Sultan’ın doğumu dolayısıyla yapılan şenlikler sırasında, 50 okka barut macunundan yedi kollu bir fişek icat etmiş ve &#8220;Padişah&#8217;ım, seni Hüdâ&#8217;ya ısmarladım. </span><a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0sa"><span style="font-weight: 400;">İsa</span></a><span style="font-weight: 400;"> Peygamber ile konuşmaya gidiyorum.&#8221; diyerek Sarayburnu’nda IV. Murad’ın huzurunda fişeğe binmiş, yardımcılarının fişeği ateşlemesiyle havaya yükselmiştir. Havada iken yanındaki fişekleri ateşleyince denizin yüzü aydınlanmış, büyük fişeğinin barutu kalmayıp yere doğru düşerken de ellerindeki kartal kanatlarını açıp Sinan Paşa Köşkü önünde denize inmiştir. Oradan da yüzerek Padişah&#8217;ın huzuruna gelmiş ve “Padişah&#8217;ım, İsa Peygamber sana selam etti.” diyerek şaka yapmıştır. Sultan Murad bu başarısından ötürü ona keseyle gümüş akçe vermiş ve sipahi yazdırmıştır. Yine Evliya Çelebi’nin belirttiğine göre daha sonra Lâgari, Kırım’a Selâmet Giray Han’ın yanına giderek orada ölmüştür.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İki çelebinin de hikâyesini Vikipedya’daki maddelerinden aldım. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aslında gerek tarihçiler, gerek mühendisler, Hezarfen’in ve Lâgari’nin uçuşlarını şüpheyle karşılıyor. Bunlar, âdeti olduğu üzere Evliya Çelebi’nin fantezileridir diyorlar. Masallar, hikâyeler ister doğru ister kurgu olsun, ait oldukları zamanın ve toplumun anlayışını yansıtır. İki hikâyede de şu kabulün varlığı gayet açık görülüyor: İcat, piyasada değerlendirilip para kazanılacak bir şey değildir. İcat, cambazlık gibi bir marifettir ki ondan umulan hazreti padişahinin gözüne girip bahşiş almak veya saraya alınmaktır. </span></p>
<h2>İşe “ticari” bakmak</h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Şimdi gerçekliğini bildiğimiz başka bir uçuş icadına göz atalım. Orville ve Wilbur Wright’ın uçağına, ilk havadan ağır uçan makinesine. Sabit kanatlı, pervaneli uçağın ilk uçuşu 17 Aralık 1903’te başarılıyor. Bir kese altın verilip Beyaz Saraya mı alındılar dersiniz? Değil tabii. 1906’da uçuş kontrol metotlarının patentini alıyorlar. Üç yıl sonra, 1909’da, patenti, yeni kurulan Wright Şirketi’ne satıyorlar. 100 000 dolar nakit ve şirketin %40 hissesi karşılığında. Şirketin sattığı her uçağın satış bedelinden de %10 lisans hakkı alacaklar. Wright şirketi, yani kendi şirketleri mi? Hem evet, hem hayır. Şirketin anaparasını, bir milyon doları, zamanın zenginleri koymuş. Aralarında Cornelius Vanderbilt de var. Hani Vakvak Kardeş’in Varyemez Amca’sında karikatürize edilen tuhaf zengin. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">ABD’de yüz küsur yılda pek az şey değişti. İcatlarını geliştirmek için kapital peşinde koşan mucitler olduğu kadar, mucit peşinde koşan, mucit bulmak için üniversitelere ve mesela Silikon Vadisi’ndeki kafelere adam gönderen kapital de var. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz para kazanmak için ne yapıyoruz? Arazi al, siyasete gir, imarını değiştir, bitti gitti. Başka hızlı zengin olma yolları da var icatlarımız arasında. Deli Dumrul’dan sonra geçilmeyen köprülerden para kazanmayı biz icat etmedik mi?</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/icat-neye-yarar/">İcat neye yarar?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/icat-neye-yarar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çalışmak ve icat bizi bozar</title>
		<link>https://millidusunce.com/calismak-ve-icat-bizi-bozar/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/calismak-ve-icat-bizi-bozar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Mar 2024 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Evliya Çelebi]]></category>
		<category><![CDATA[İcat]]></category>
		<category><![CDATA[mucit]]></category>
		<category><![CDATA[Mümtaz Turhan]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. İskender Öksüz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=46829&#038;preview=true&#038;preview_id=46829</guid>

					<description><![CDATA[<p>O Yunan, İngiliz, Fransız bunları yaparken Türk ne yapmaktadır? Köydekinin ne yaptığını Mümtaz Turhan’dan okuduk. Şehirdeki Türk? O acaba devletlulardan gelecek müjde ve lütufları mı beklemektedir? </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/calismak-ve-icat-bizi-bozar/">Çalışmak ve icat bizi bozar</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fcalismak-ve-icat-bizi-bozar%2F&amp;linkname=%C3%87al%C4%B1%C5%9Fmak%20ve%20icat%20bizi%20bozar" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fcalismak-ve-icat-bizi-bozar%2F&amp;linkname=%C3%87al%C4%B1%C5%9Fmak%20ve%20icat%20bizi%20bozar" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fcalismak-ve-icat-bizi-bozar%2F&amp;linkname=%C3%87al%C4%B1%C5%9Fmak%20ve%20icat%20bizi%20bozar" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fcalismak-ve-icat-bizi-bozar%2F&amp;linkname=%C3%87al%C4%B1%C5%9Fmak%20ve%20icat%20bizi%20bozar" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fcalismak-ve-icat-bizi-bozar%2F&#038;title=%C3%87al%C4%B1%C5%9Fmak%20ve%20icat%20bizi%20bozar" data-a2a-url="https://millidusunce.com/calismak-ve-icat-bizi-bozar/" data-a2a-title="Çalışmak ve icat bizi bozar"></a></p><p><span style="font-weight: 400;">Geçen Pazar, “Türk Mucitler Niçin Türkiye’de Değil?” yazımı, bir okuyucu yorumuyla bitirmiştim. Maraşlı rumuzuyla yazılan yorumda, “</span><i><span style="font-weight: 400;">Kuruşa tamah etmiyorum çünkü çalışarak üreterek kazanç elde etmek yalandan ibaret.” </span></i><span style="font-weight: 400;">deniyordu. Bu bir gerçek mi? Yoksa sadece bir zihniyet mi? İkisi birden olmasın; birbirinin hem sebebi hem sonucu?</span></p>
<h2>Çalışırsan“herif” olursun</h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Düşüncem kitaptan kitaba atladı. Zihniyet dedim ya, rahmetli Sabri Ülgener Hoca’nın İktisadi Çözülmenin Ahlak ve Zihniyet Dünyası’ında şöyle diyordu, “</span><i><span style="font-weight: 400;">Evliya Çelebi’nin gezip uğradığı şehirlerde pazarlardan (meselâ Edirne çarşısından) bahsederken «yümn ve yesârında [sağ ve solunda] binlerce erbab-ı sanat (el-kâsibü habib-ul-lah) deyüp lokma ve hırka bahâ tahsili endişesine düşmüşlerdir. Zira kâr-ı dünya böyle olagelmiştir</span></i><span style="font-weight: 400;">” El kâsibü habib-ul-lah, yani “Allah kazananları sever.” Ülgener çözülme devrindeki zihniyeti anlatırken de aynı hadise atıf yapıyor: “</span><i><span style="font-weight: 400;">İslâmlığın, o şa&#8217;şaalı refah ve itilâ </span></i><span style="font-weight: 400;">[yükselme] </span><i><span style="font-weight: 400;">devri boyunca bayrak gibi taşıdığı ’El-kâslb-ü Habib ul-lah‘ düsturunun alçala alçala, sonunda kitabe olarak, Kapalı Çarşı’nın Eskiciler Kapısı üzerine düşmesi manidar değil midir?</span></i><span style="font-weight: 400;">” Çözülme devri zihniyetinde zanaat, yani “hirfet” sahibinin de aşağılanarak “herif” hâline geldiğini anlatır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İşin, emeğin, çalışmanın, kazanmanın övüldüğü bir altın çağdan, çözülmeye ve çöküşe gidiş. Timur Kuran Hoca’nın </span><i><span style="font-weight: 400;">Yollar Ayrılırken</span></i><span style="font-weight: 400;">’inde de 17 hatta 18. asırlara kadar İstanbul’dan kalkan gemilerin, Bağdat’tan kalkan kervanların Müslüman tüccarlarca düzüldüğünü istatistiklerle gösteriyor. Sonra, Batı’da endüstri devrimi yükselirken biz sapkın bir muhafazakârlıkta direniyoruz ve yollar ayrılıyor. </span></p>
<h2>Hiçbir icat cezasız kalmaz</h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Mümtaz Turhan Hocamız bu garip muhafazakârlığı, kendi memleketi Erzurum köylerinden anlatıyor. Köylü, içlerinden biri hakkında çok ağır konuşmaktadır: Turhan, “Gayet zeki, müteşebbis, oldukça tahsil görmüş, şeref ve haysiyetini bilen, dürüst bir insandı. Köyde çatısı saçla döşenmiş yegâne ev onundu; atla çekilen ve bütün cemaat içinde işler halde bulunan biricik biçme makinesini de o kullanıyordu. Bundan başka mensup olduğu kazayı, vilâyet umum meclisinde temsil eden iki kişiden birisi de oydu.” diye anlattığı bu insanın büyük kabahatini sorar. Cevap şaşırtıcıdır. Bu zat, herkes gibi buğday değil çavdar ekmekte, üstelik çavdarı satıp para kazanmaktadır. Köylü şöyle devam eder: </span><i><span style="font-weight: 400;">“Fakat göreceksiniz felah bulmayacaktır, eninde sonunda akibeti fena olacaktır. Bu haysiyetli bir insanın yapacağı iş değildir. Allah hiç kimseyi cezasız bırakmaz</span></i><span style="font-weight: 400;">.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yirminci asra geldiğimizde çöküşü tamamlamışız. Kazanlı Fatih Kerimi, 1910 İstanbul’unu anlatır: “</span><i><span style="font-weight: 400;">Bugünkü günde ticaret, sanat, iktisat cihetlerince Türkler Türkiye’deki Hıristiyan milletlerin hepsinden daha geridedir… Türkiye’nin ticaret, sanat ve iktisat işlerinin tamamının Hıristiyanların ve yabancıların elinde olduğu [söylenebilir].”</span></i><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<h2>Azınlıklar olmasa</h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Tüccarzade İbrahim Hilmi de aynı hâli şöyle yazmış: </span></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;"> “Bilcümle müessesât-ı nâfia </span></i><span style="font-weight: 400;">[bayındırlık kurumları] </span><i><span style="font-weight: 400;">hemen hemen ecânibin </span></i><span style="font-weight: 400;">[ecnebilerin- yabancıların]</span><i><span style="font-weight: 400;">, Hristiyanlarındır. Bankalar, sigortalar, vapur şirketleri, teâyün cemiyetleri vesaire Hristiyanlardadır&#8230; Sanayi ve ticaret ehl-i İslam’a mahsus değilmiş gibi bir hâle girdi. Ekmeğimize varıncaya kadar Hristiyanlar yapıyor. En âdi sanayi bile Hristiyanlar elindedir. Biz Müslümanlar bu hususta hiç çalışmıyoruz. Bütün giydiğimiz eşya Avrupa’dan geliyor. Avrupa’nın emtiası olmasa muâmelât-ı ticâriye büsbütün duracağı gibi çıplak dahi kalmak mümkündür.” </span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">&#8230; “Bugün en âdi sanayi bile tamamen Hristiyanlara geçti. Ekmeğimizi bile onlar pişiriyor, kunduracılık, terzilik, marangozluk vesaire gibi en kolay sanatlar bile onlar yedindedir. Evdeki sobamız kurulmak lazım gelse bir Hristiyan çağırmaya mecburuz, kapımızın kilidi bozulsa yine bir Hristiyan çilingir getirteceğiz, duvarımız yıkılsa, evimizin badanası kararsa yine bir Hristiyan çağıracağız. Camilerimizin türbelerimizin tamiri bile Hristiyanlara muhtaç. Makinelerimiz, vesairenin işletilmesi, büyük sanatların kâffesi Hristiyanlara aittir. Bir pulluk bozulsa, bir araba tekerleği gevşese Hristiyan çağırmaya koşarız. Dini ve millî matbaa-i hurufatımızın icadı bile bir Ermeni sanatkârının eser-i lütuf ve maharetidir.” </span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">&#8230; “İzmir bütün Yunan tacirleriyle doludur. İngiliz, Fransız tacirleri de az değildir fakat Müslümanlar sayılabilecek kadar azdır&#8230; Yortu günlerinde, bilhassa Paskalya’da ekserimizin ekmeksiz, yemeksiz kalmamız ne büyük bir şeyndir. </span></i><span style="font-weight: 400;">[ayıptır]</span><i><span style="font-weight: 400;">.” </span></i><span style="font-weight: 400;">(</span><i><span style="font-weight: 400;">Fatih Kerimi ve Tüccarzade İbrahim Hilmi alıntılarım </span></i><span style="font-weight: 400;">Prof. Dr. Hasip Saygılı’nın iki makalesindendir.)</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">O Yunan, İngiliz, Fransız bunları yaparken Türk ne yapmaktadır? Köydekinin ne yaptığını Mümtaz Turhan’dan okuduk. Şehirdeki Türk? O acaba devletlulardan gelecek müjde ve lütufları mı beklemektedir? </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/calismak-ve-icat-bizi-bozar/">Çalışmak ve icat bizi bozar</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/calismak-ve-icat-bizi-bozar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
