<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Milli mücadele arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/milli-mucadele/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/milli-mucadele/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Wed, 13 Aug 2025 13:53:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.2</generator>
	<item>
		<title>“Türk’e hiçbir kavmin horoz olmasını istemem!”</title>
		<link>https://millidusunce.com/turke-hicbir-kavmin-horoz-olmasini-istemem/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/turke-hicbir-kavmin-horoz-olmasini-istemem/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Aug 2025 19:00:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></category>
		<category><![CDATA[Âkil İnsanlar Heyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Basri Çantay]]></category>
		<category><![CDATA[Kâzım Karabekir Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Kurtuluş Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[mâşerî şuur]]></category>
		<category><![CDATA[MDM]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Akif Ersoy]]></category>
		<category><![CDATA[milli birlik]]></category>
		<category><![CDATA[Milli mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[pkk]]></category>
		<category><![CDATA[Saltanat Şûrâsı]]></category>
		<category><![CDATA[Sevr Antlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[TBMM]]></category>
		<category><![CDATA[Türk egemenliği]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Ocakları]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Yurdu dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk-Kürt ilişkileri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=51002</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni sürecin yüzyıl önceye benzeyen tarafları var. Ülkenin birliği, bağımsızlığı yine tehlikede. Yüzyıl önce İslamcı, Osmanlıcı hepsi Türkçüler safında yer almış ve Millî Mücadele verilmişti. O süreci iyi okumak lazımdır. İş yine oraya varmadan dönülmesi beklenir.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/turke-hicbir-kavmin-horoz-olmasini-istemem/">“Türk’e hiçbir kavmin horoz olmasını istemem!”</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturke-hicbir-kavmin-horoz-olmasini-istemem%2F&amp;linkname=%E2%80%9CT%C3%BCrk%E2%80%99e%20hi%C3%A7bir%20kavmin%20horoz%20olmas%C4%B1n%C4%B1%20istemem%21%E2%80%9D" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturke-hicbir-kavmin-horoz-olmasini-istemem%2F&amp;linkname=%E2%80%9CT%C3%BCrk%E2%80%99e%20hi%C3%A7bir%20kavmin%20horoz%20olmas%C4%B1n%C4%B1%20istemem%21%E2%80%9D" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturke-hicbir-kavmin-horoz-olmasini-istemem%2F&amp;linkname=%E2%80%9CT%C3%BCrk%E2%80%99e%20hi%C3%A7bir%20kavmin%20horoz%20olmas%C4%B1n%C4%B1%20istemem%21%E2%80%9D" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturke-hicbir-kavmin-horoz-olmasini-istemem%2F&amp;linkname=%E2%80%9CT%C3%BCrk%E2%80%99e%20hi%C3%A7bir%20kavmin%20horoz%20olmas%C4%B1n%C4%B1%20istemem%21%E2%80%9D" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturke-hicbir-kavmin-horoz-olmasini-istemem%2F&#038;title=%E2%80%9CT%C3%BCrk%E2%80%99e%20hi%C3%A7bir%20kavmin%20horoz%20olmas%C4%B1n%C4%B1%20istemem%21%E2%80%9D" data-a2a-url="https://millidusunce.com/turke-hicbir-kavmin-horoz-olmasini-istemem/" data-a2a-title="“Türk’e hiçbir kavmin horoz olmasını istemem!”"></a></p><p>&nbsp;</p>
<p>Son yıllarda yaşananları yarınki nesillerin nasıl anacağını sık düşünürüm. Düşünceme göre şu Meclis’te açılan komisyon, 2013’teki <em>Âkil İnsanlar Heyeti</em>’ne benzer şekilde tarihe geçecek. <em>Sevr</em>’i halka anlatmaya ve kabul ettirmeye memur <em>Saltanat Şûrâsı</em> ile şimdikileri birbirinin devamcısı saymak yanlış olmaz.</p>
<p>TBMM, 1920’de Sevr hezimetini reddederken İstanbul Hükûmeti’nin yaptığı son anlaşmaların tamamını geçersiz sayan bir kanunu kabul etti.  <strong>Kâzım Karabekir Paşa</strong>, <em>Saltanat Şûrâsı</em>’na katılanların hain ilan edilmelerini teklif etti ve o da kabul edildi.</p>
<p>Bugün için şartlar farklı. Çok şükür işgal altında değiliz. Yine çok şükür ki başlatılan süreçleri sonuçsuz bırakacak dikkati göstereceklerimiz eksik değil. Milletin <em>Sevr</em>’in yeni versiyonlarını göreceği kesindir. Her şeye evet dediğini sandıkları halk bu konuda hassastır. <em>İstiklal Harbi</em> vermiş neslin hatıraları kaybolmuş değildir. <strong>Atatürk</strong> ve <em>Cumhuriyet</em> etrafında yürütülen olumsuz propagandaların varacağı yerin Türkiye’yi federatif bir yapıya götüreceğini anladıkları anda o hafıza şaşılacak şekilde geri gelir.</p>
<p>Türk egemenliğine ortak getirilmesinin nereye varacağını kollektif hafıza iyi bilir. Yeter ki hatırlatanlar olsun!</p>
<h2>SALTANAT ŞÛRÂSI’NDAN BETER</h2>
<p>Yeni tip <em>Saltanat Şûrâsı</em>’nın hükümsüz sayılması yönünde ciddi direnç şimdiden vardır. Bunlar birkaç partinin çıkışıyla sınırlı olsa komisyoncuların işi kolaydı. Geniş halk kitlelerini harekete geçirecek bir “<em>mâşerî şuur”</em> uyanışı görülüyor. Her yerde tekli çoklu eylemler devam ediyor. Bunlar kuvvetli işaretlerdir.</p>
<p>Konuşanlar konuşuyor. Sokağa çıkanlar, pankart asanlar başlarına geleceği bilseler de geri durmuyorlar. Egemenlik hakkını ve millî birliği savunmanın başa düştüğünü düşünenlerin harekete geçişi başka gösterilere benzemez. Neye açıldığını bildiğini görmedikleri açılımcı hükûmetimize bu seli hatırlatmak lazımdır. Hak saklasın, istenmeyen şeyler olur. Oraya varmadan bu yoldan dönmek ve devleti kuran ruhu taşıyanları rahatlatmak lazımdır.</p>
<h2>TÜRK YURDU DERGİSİ’NİN ÖZEL SAYISI</h2>
<p>Takip etmeye çalışıyorum. Her tarafta hareketlenmeler var. Yazanlar, konuşanlar çoğalıyor. Sıralamaya kalksak sayfalar tutar. Mesela Türk Ocakları, birinci açılımdan beri cılız tepkiler veriyordu. Son açıklamalarındaki netlik ve keskinlik kuvvetli bir ihtardır. <em>Türk Yurdu</em> dergisi, son sayıyı bu konuya ayırdı. Genel Yayın Müdürü <strong>Ayşegül Büşra Paksoy</strong>, gidişe bakarak konu değiştirdiklerini ve özel sayıyı hazırladıklarını söylüyor. Bu son da olmayacaktır.</p>
<p>Kapaktan “<em>Çözüm mü Çözülme mi?”</em> üst başlığıyla yazıları sıralamışlar. Genel Başkan <strong>Mehmet Öz</strong>’le <strong>Mehmet Âkif Okur</strong>’u okudum. Çok net fikirler söyleniyor. Malazgirt’ten beri beraberlik yalanını <strong>Tufan Gündüz</strong> yazmış. Bunlar, soğukkanlı, ilim ve fikir haysiyetiyle kaleme alınmış güzel yazılar. Diğerlerine de şöyle bir baktım, bütünüyle okunması gereken bir sayı.</p>
<h2>“PKK KÜRT TEMSİLCİSİ” DERSENİZ KAVGA BÜYÜR</h2>
<p>İnsanlar kendilerine hakaret edildiğini düşünüyorlar. Türk’ün hakkının yendiğini düşünüyorlar. İnsanımıza göre Türk’le Kürt birdir. Kavga dövüş yoktur. Öyleyse bu adamlar yıllardır bize neden “<em>Hak yiyor, eziyet ediyorsunuz”</em> diyerek iftira ediyorlar? Evet, terör estiren PKK’yı Kürt’ün temsilcisi görürseniz vicdanlar başka türlü sızlar. Kendisini Kürt gören Türkler de bundan yaralanır. Yanlış ötesi yanlıştır.</p>
<p>Yeni sürecin yüzyıl önceye benzeyen tarafları var. Ülkenin birliği, bağımsızlığı yine tehlikede. Yüzyıl önce <em>İslamcı</em>, <em>Osmanlıcı </em>hepsi <em>Türkçüler</em> safında yer almış ve Millî Mücadele verilmişti. O süreci iyi okumak lazımdır. İş yine oraya varmadan dönülmesi beklenir.</p>
<p>Ben, İslamcılık ettiğini zannedenlerimize yine <strong>Mehmed Âkif</strong>’i hatırlatmak isterim. Vereceğim örnek, bir zamanlar Kur’an Meâli çok okunan, güvenilir isimlerden <strong>Hasan Basri Çantay</strong>’dan. Tam şimdi hatırlanacak türden bir olay anlatır.</p>
<h2>“TÜRK DÂİMÂ BAŞTA KALMAK KAYDIYLA…”</h2>
<p>&nbsp;</p>
<p><em> “Evet,­ ona­ tam­ bir ­İslâm­ Şâiri diyebiliriz.­ Kuvvetli, ­îmanlı, ateşli­ bir­ İslâm ­şâiri!­ Fakat Türk ­dâimâ­ başta ­kalmak­ şartıyla. Dört­ lisânı­ edebiyâtıyla ­bilen ­Âkif,­ Türk­ olarak­ yazdı,­ Türk­ olarak­ düşündü,­ Türk ­olarak­ yaşadı ­ve­ nihâyet­ Türk­ olarak­ öldü.” </em></p>
<p><em>(…)­ İlk­ millî­ kaynaşma­ ve­ savaşlarda­ üstad­ Balıkesir’e gelmişti.­ O’nun­ samîmî­ arkadaşlarından ­biri­ Gönen’e ­teşkîlât kurmaya ­gitmişti.­ Dönüşünde­ o­ arkadaş­ dedi­ ki:</em></p>
<p><em>–­(­..)’ler­ Türklere ­cefâ­ ediyorlar­ millî­ teşkîlâtı­ boğmaya­ çalışıyorlar. Âkif’in ­o ­zaman ­hiç­ düşünmeden,­ kükreyerek­ verdiği­ cevap şudur:</em></p>
<p><em>–­Orada­ bir­ Türk­ Ocağı­ açınız­ ve ­mücâdele­ ediniz!­</em></p>
<p><em>Mehmet Âkif­ Ersoy’un­ Kurtuluş­ Savaşı&#8217;nı­ teşkîlâtlandırma­ çalışması­ için ortaya­ koyduğu­ gayretlerinden ­dolayı­ tanıdık­ birisi­ o’na,­ ‘Üstad, sizi­ Türkçü­ görüyorum’­ deyince, ­Âkif’in ­ağzından­ alev­ gibi­ şu kelimeler­ çıktı:</em></p>
<p><em>–­Ya ­ne­ zannediyorsun?­ Türk’e­ hiçbir­ kavmin ­horoz­ olmasına­ tahammül edemem!”</em></p>
<p>(Balıkesirli­ Hasan ­Basri­ Çantay,­ Âkifname,­ İstanbul 1966, ­s.­225)&#8221; (A.Yağmur Tunalı, Kavga Günleri, 308. Sayfa)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Evet, <strong>Âkif</strong> budur: “<em>Türk’e hiçbir kavmin horoz olmasını istemez</em>!” Hiçbir kavmin!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/turke-hicbir-kavmin-horoz-olmasini-istemem/">“Türk’e hiçbir kavmin horoz olmasını istemem!”</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/turke-hicbir-kavmin-horoz-olmasini-istemem/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>4 Eylül 1919 Sivas Kongresi</title>
		<link>https://millidusunce.com/4-eylul-1919-sivas-kongresi/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/4-eylul-1919-sivas-kongresi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hulusi Ütebay]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Sep 2024 18:00:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Hulusi Ütebay]]></category>
		<category><![CDATA[Milli mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[sivas kongresi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=48111</guid>

					<description><![CDATA[<p>..2 Eylül 1919 günü Sivas Türk milletinin kara bahtını değiştirecek olağanüstü bir güne hazırlanıyordu...Hulusi Ütebay Sivas Kongresi'nin yazdı...</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/4-eylul-1919-sivas-kongresi/">4 Eylül 1919 Sivas Kongresi</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F4-eylul-1919-sivas-kongresi%2F&amp;linkname=4%20Eyl%C3%BCl%201919%20Sivas%20Kongresi" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F4-eylul-1919-sivas-kongresi%2F&amp;linkname=4%20Eyl%C3%BCl%201919%20Sivas%20Kongresi" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F4-eylul-1919-sivas-kongresi%2F&amp;linkname=4%20Eyl%C3%BCl%201919%20Sivas%20Kongresi" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F4-eylul-1919-sivas-kongresi%2F&amp;linkname=4%20Eyl%C3%BCl%201919%20Sivas%20Kongresi" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F4-eylul-1919-sivas-kongresi%2F&#038;title=4%20Eyl%C3%BCl%201919%20Sivas%20Kongresi" data-a2a-url="https://millidusunce.com/4-eylul-1919-sivas-kongresi/" data-a2a-title="4 Eylül 1919 Sivas Kongresi"></a></p><h1>4 Eylül 1919 Sivas Kongresi</h1>
<p>2 Eylül 1919 günü Sivas Türk milletinin kara bahtını değiştirecek olağanüstü bir güne hazırlanıyordu. 2 Eylül 1919 gününün sabahında erkenden uyanan Sivas halkı, bir yandan müstevlilerin Türk yurdundaki işgallerinin, katliamlarının, tecavüzlerinin kendisine verdiği derin bir ıstırabın hüznünü yaşarken, bir yandan da kurtuluşun tek ümidi olan Millî Mücadele’nin lideri olarak görülen Mustafa Kemal Paşayı şehirlerinde misafir edecek olmanın coşkun sevincini yaşıyordu…</p>
<p>Sivaslılar kurtuluşun tek ümidi olan Millî Mücadele’nin lideri olarak görülen Mustafa Kemal Paşayı çok görkemli bir törenle karşılamaya hazırlamışlardı. Bu görkemli karşılama töreni için şehirde ne kadar fayton, yaylı araba varsa hepsi bu işe tahsis edilmişti…</p>
<p>Mustafa Kemal Paşayı karşılamak için Erzincan yolu istikametine yönelen atlı ve arabalı Sivas ahalisi yanında yaya olarak gidenler de çok sayıdaydı. Erzincan yolu istikametine yönelen Sivas ahalisi Kılavuz tepesinde toplanarak Mustafa Kemal Paşayı ve beraberindekileri getirecek olan otomobillerin gelişini gün boyunca sabırla beklemişlerdi. Kalabalık bir halk kitlesi de şehrin girişinde toplanarak, şehre dört beş kilometre olan bir mesafede çadırlar kurmuştu. Mustafa Kemal Paşa’yı ve beraberindekileri getiren otomobillerin Seyfebeli’de görülmesi ile birlikte Sivas halkını da coşkun bir sevinç dalgasına kapılıyordu&#8230;</p>
<p>Bir süre sonra Kılavuz tepesinde duran ve Mustafa Kemal’i taşıyan otomobile doğru koşan Sivaslılar onun elini öperek ona, “Hoş geldiniz!” diyorlardı. Hoş geldiniz faslından kısa bir süre sonra hareket eden kafile güneş batmak üzereyken şehre giriyordu. Kılavuz tepesinde karşılamaya çıkamayan Sivaslılar caddenin iki yanını doldurmuş bir halde iken alkış tufanı arasında Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarını karşılayarak bağırlarına basıyorlardı…</p>
<p>Gelen heyet içinde bulunan Rauf Orbay hatıralarında o günü şöyle anlatmıştır: “… Eylül’ün ikinci günü Sivas’a vardık ve başta Vali Reşit Paşa, Kolordu Kumandanı Selahattin Bey ile asker, sivil, talebe ve halkın kütleler halinde katıldığı parlak merasimle karşılandık.”…</p>
<p>Bin Dokuz Yüz On Dokuz Yılının Eylül Ayının Dördüncü Günü Sivas’ta;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>1.Gazi Mustafa Kemal Paşa Asker (Mirliva- Tuğ. Gen.) Erzurum’u temsilen,<br />
2.Raif (Dinç) Hukukçu Erzurum’u temsilen,<br />
3.Bekir Sami (Kunduk) Mülkiyeli Vali Sivas’ı temsilen,<br />
4.Hüseyin Rauf (Orbay) E. Deniz Subayı Sivas’ı temsilen,<br />
5.Fevzi (Baysoy) Din adamı (Şeyh) Erzincan’ı temsilen,<br />
6.Refet (Bele) Asker (Albay) Canik’i(Samsun) temsilen,<br />
7.Süleyman (Boşanlı– Boşnak) Çiftçi – Denizci Canik’i(Samsun) temsilen,<br />
8.Kara Vasıf (Karakol Cemiyeti) Emekli Albay Antep’i temsilen,<br />
9.İsmail Hami (Danişment) Mülkiyeli- Tarihçi İstanbul’u temsilen,<br />
10.İsmail Fazıl (Cebesoy) Emekli General İstanbul’u temsilen,<br />
11.Hikmet (Boran) Tıbbiye Öğrencisi İstanbul’u temsilen,<br />
12.Ahmet Nuri İlmiye sınıfı Hocası Bursa’yı temsilen,<br />
13.Osman Nuri (Özpay) Hukukçu- Avukat Bursa’yı temsilen,<br />
14.Necati (Kurtuluş) Askerlikten İstifa Bursa’yı temsilen,<br />
15.Asaf (Doras) Hukukçu Bursa’yı temsilen,<br />
16.Hüseyin (Bayraktar) Tüccar Eskişehir’i temsilen,<br />
17.Hüsrev Sami (Kızıldoğan) Subay Eskişehir’i temsilen,<br />
18.Halil İbrahim (Sipahi) Tüccar- Belediye Başkanı Eskişehir’i temsilen,<br />
19.Mehmet Şükrü (Koçzade) Hukukçu Afyonkarahisar’ı temsilen,<br />
20.Salih Sıtkı (Kesrioğlu) Mülkiyeli Afyonkarahisar’ı temsilen,<br />
21.Bekir Gümüşizade Öğretmen Afyonkarahisar’ı temsilen,<br />
22.Abdurahman Dursun (Yalvaç) Öğretmen Çorum’u temsilen,<br />
23.Mehmet Tevfik (Ergun) Öğretmen Çorum’u temsilen,<br />
24.İbrahim Süreyya (Yiğit) Mutasarrıf Alaşehir’i (Saruhan) temsilen,<br />
25.Macit (Suner) Hâkim (Yargıç) Alaşehir’i (Manisa) temsilen,<br />
26.Mehmet Şükrü (Dalamanlı) Hukukçu Denizli’yi temsilen,<br />
27.Yusuf (Başağazade) Hukukçu – Ziraatçı Denizli’yi temsilen,<br />
28.Necip Ali (Küçüka) Hukukçu –Yargıç Denizli’yi temsilen,<br />
29.Hakkı Behiç (Bayiç) Mülkiyeli Denizli’yi temsilen,<br />
30.Sami Zeki Emekli Subay Kastamonu’yu temsilen,<br />
31.Tatlızade Nuri Efendi Eşraf Kastamonu’yu temsilen,<br />
32.Halit Hami (Mengi) Tüccar- Belediye Başkanı Bor’u (Niğde) temsilen,<br />
33.Mustafa (Soylu) Öğretmen Niğde’yi temsilen,<br />
34.Yusuf Bahri (Tatlıoğlu) Çiftçi Yozgat’ı temsilen,<br />
35.Osman Remzi (Öğüt) Memur Nevşehir’i temsilen,<br />
36.Mazhar Müfit (Kansu) Valilikten istifa Denizli’yi-Hakkâri’yi temsilen,<br />
37.Nuh Naci (Yazgan) Tüccar Kayseri’yi temsilen,<br />
38.Ahmet Hilmi (Kalaç) i Kaymakam Kayseri’yi temsilen,<br />
39.Ömer Mümtaz (İmamzâde) Tüccar Kayseri’yi temsilen,<br />
40.İhsan Hamit (Tigrel) Eğitimci Diyarbakır’ı</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>temsilen hazır bulunan milletin güzide evlatlarının katılımı ile toplanan Sivas Kongresi; bin dokuz yüz on dokuz yılının Eylül ayının on birinci günü tamamlanıyordu…</p>
<p>Sivas Kongresine katılan milletin güzide evlatları; Türk milletini temsilcileri olarak esaretten kurtuluşun tek ümidi olan Millî Mücadele’nin liderliğine Mustafa Kemal Paşa’yı seçerek, Erzurum Kongresinde alınan kararların ulusallaştırarak göbeğinden millete bağlı olan yeni bir otorite ortaya çıkartıyordu…</p>
<p><em><strong>Göbeğinden millete bağlı olan bu yeni otorite; Heyet-i Temsiliyeyi bütün vatanı temsil eder hale getirerek milli birlik ve beraberliğin büyük oranda sağlarken, Misak-ı Milliden asla taviz verilmeyeceğini, Mondros Mütarekesinin ve Mandacılığın kesin olarak reddedildiği bütün dünyaya ilan ederken, Kuva-yı Milliye cepheleri arasında kumanda birliğini de sağlıyordu…</strong></em></p>
<p>Sivas Kongresiyle birlikte aynı zamanda tam bağımsızlık ve milli egemenlik ilkelerini temel ve değişmez prensip olarak kabul ederek tam bağımsızlığı ve milli egemenliği gerçekleştirecek olan Büyük Millet Meclisi döneminin kapısı da aralanıyordu… Yani Sivas Kongresinde Türkiye Cumhuriyet’inin temeli atılıyordu…</p>
<p><em><strong>Sivas Kongresinin banisi olan Gazi Mustafa Kemal Paşaya ve Bu Kutlu Kongrede Yüce Türk Milletini temsilen ona yoldaşlık eden o 39 mübarek yiğide ve de o günün yiğit Sivas halkına sonsuz minnet ve rahmet olsu</strong></em>n.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/4-eylul-1919-sivas-kongresi/">4 Eylül 1919 Sivas Kongresi</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/4-eylul-1919-sivas-kongresi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Papa Eftim&#8217;in Mücadelesi Bitmez! Millî Mücadelenin Meşalesi Sönmez!</title>
		<link>https://millidusunce.com/papa-eftimin-mucadelesi-bitmez-milli-mucadelenin-mesalesi-sonmez/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/papa-eftimin-mucadelesi-bitmez-milli-mucadelenin-mesalesi-sonmez/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MDM]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 May 2024 20:51:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim dünyamız]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Fetö]]></category>
		<category><![CDATA[Milli mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Papa Eftim]]></category>
		<category><![CDATA[Türk ortodoks Patrikhanesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=47284</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın Sözcüsü Selçuk ERENEROL'un Türk milletini bölmeye çalışanlara karşı açıklamasını sunuyoruz. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/papa-eftimin-mucadelesi-bitmez-milli-mucadelenin-mesalesi-sonmez/">Papa Eftim&#8217;in Mücadelesi Bitmez! Millî Mücadelenin Meşalesi Sönmez!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fpapa-eftimin-mucadelesi-bitmez-milli-mucadelenin-mesalesi-sonmez%2F&amp;linkname=Papa%20Eftim%E2%80%99in%20M%C3%BCcadelesi%20Bitmez%21%20Mill%C3%AE%20M%C3%BCcadelenin%20Me%C5%9Falesi%20S%C3%B6nmez%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fpapa-eftimin-mucadelesi-bitmez-milli-mucadelenin-mesalesi-sonmez%2F&amp;linkname=Papa%20Eftim%E2%80%99in%20M%C3%BCcadelesi%20Bitmez%21%20Mill%C3%AE%20M%C3%BCcadelenin%20Me%C5%9Falesi%20S%C3%B6nmez%21" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fpapa-eftimin-mucadelesi-bitmez-milli-mucadelenin-mesalesi-sonmez%2F&amp;linkname=Papa%20Eftim%E2%80%99in%20M%C3%BCcadelesi%20Bitmez%21%20Mill%C3%AE%20M%C3%BCcadelenin%20Me%C5%9Falesi%20S%C3%B6nmez%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fpapa-eftimin-mucadelesi-bitmez-milli-mucadelenin-mesalesi-sonmez%2F&amp;linkname=Papa%20Eftim%E2%80%99in%20M%C3%BCcadelesi%20Bitmez%21%20Mill%C3%AE%20M%C3%BCcadelenin%20Me%C5%9Falesi%20S%C3%B6nmez%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fpapa-eftimin-mucadelesi-bitmez-milli-mucadelenin-mesalesi-sonmez%2F&#038;title=Papa%20Eftim%E2%80%99in%20M%C3%BCcadelesi%20Bitmez%21%20Mill%C3%AE%20M%C3%BCcadelenin%20Me%C5%9Falesi%20S%C3%B6nmez%21" data-a2a-url="https://millidusunce.com/papa-eftimin-mucadelesi-bitmez-milli-mucadelenin-mesalesi-sonmez/" data-a2a-title="Papa Eftim’in Mücadelesi Bitmez! Millî Mücadelenin Meşalesi Sönmez!"></a></p><h1 class="page-header clearfix"><em style="font-size: 16px;"><strong>Türk Ortodoks Patrikhanesi’nin Hain Kliklere Karşı <a href="https://www.5gvirusnews.com/m/yazarlar/milli-mucadelenin-mesalesi-sonmeyecek-h1435.html" target="_blank" rel="noopener">Açıklaması</a></strong></em></h1>
<p class="lead"><span style="font-size: 16px;">Bağımsız Türk Ortodoks Patrikhanesi olarak, Türk ulusunun ve Türk Ortodoks Patrikhanesi’nin uzun süredir istihbarattaki, özellikle Fetullahçı ve Siyasal İslamcı klikler tarafından hedef alındığını ve bu durumun bizleri ve desteğini esirgemeyen milletimizi derinden yaraladığını belirtmek istiyoruz.</span></p>
<div id="newstext" class="clearfix page-content">
<div id="newsbody">
<p>Bu klikler tarafından yürütülen operasyonlar, başta Patrikhanemizin Balkanlar, Rusya, Kırım ve Yunanistan gibi bölgelere açılmasını engellemek amacı taşımakta ve kalbi bizlerle atan soydaşlarımızın da bizlere ulaşmasını engellemektedir. Türkiye&#8217;ye Gagavuzya&#8217;dan getirilen yüzlerce Türk Ortodoks gencin çeşitli yöntemlerle Patrikhanemizden koparılması, bu kliklerin ne denli sistematik ve organize bir şekilde çalıştığını gözler önüne sermektedir. Lakin, kibrinden gözü dönen bu klikler bir bir deşifre olmakta; haklı mücadelesini sürdüren bizler ise en başından beri ayrılmadığımız doğru yolda Millî Mücadele’nin ve Ebedi Komutanımız Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği hedefte yaptığımız uyarılar doğrultusunda haklı çıkmaktayız.</p>
<p>Dünya’da “Ne mutlu Türk’üm diyene!” sözünü kendine rota belirlemiş ve hangi coğrafyada yaşıyorsa yaşasın kalbi Atatürk’ün ilke ve inkılaplarıyla atan tüm Türk Ortodoksların temsiliyetini taşıyan Bağımsız Türk Ortodoks Patrikhanesi, kurulduğu 21 Eylül 1922’den beri Anadolu’nun kalbinden tüm Türk Ortodoksların haklı mücadelesini; Türklüğe ve Türkçe ibadete bağlılıklarını duyurmuştur.</p>
<p>Yürüttükleri asimilasyon ve tarih sahnesinden silme emellerine ulaşamayan başta <strong class="klink">Fener Rum Kilisesi</strong> olmak üzere, tüm emperyal güçler ve içimizde onların doğrudan veya dolaylı şekilde temsilciliğini yapan kullanışlı aparatları hiçbir zaman haklının karşısında muzaffer olamamıştır.</p>
<p>Bu klikler yalnızca bir olamasak dahi beraber aynı ülküyü soluduğumuz soydaşlarımızı bizden koparmamışlar; aynı zamanda aynı al bayrak altında asırlardır beraber mücadele ettiğimiz Müslüman Türk kardeşlerimizi de bizden inanç kisvesi altında uzaklaştırmaya çabalamışlardır.</p>
<p>Halbuki, Sayın Alparslan Türkeş’in de Atatürk gibi hıyanet ocağı olarak adlandırdığı Fener Rum Kilisesi’nin ihanetleri karşısında, millî kilisemiz olan, Bağımsız Türk Ortodoks Patrikhanesi’ne verdiği destekler tarihe kaydedilmiş; yalnız ve yalnız Türklük bilincinde buluşan büyük kalabalıklar oluşumuz her daim bu klikleri rahatsız etmişizdir.</p>
<p>Birçok büyük Türkçü düşünür ve yazar, inançlarımızın farklılığı ne olursa olsun, hepimizi birleştiren yegane konunun Türklük ülküsüne adadığımız hayatlarımız olduğunu biliyor ve dile getiriyorlardı.</p>
<p>Yıllar boyunca ektikleri nifak tohumlarıyla istedikleri ekini alamayan bu klikler, Ergenekon kumpas davası adı altında başta Türk Silahlı Kuvvetleri’nin asil ve kahraman askerlerini halkımızın gözünde marjinalleştirilmeye çalıştılar. Cumhuriyetimizin kurulmasıyla beraber Türk ulusuna emanet edilmiş Bağımsız Türk Ortodoks Patrikhanesi’nin de bu kumpaslarda Türk Silahlı Kuvvetleri ile yan yana getirilmiş olması asla bir tesadüf değildir. Türkiye Cumhuriyeti’nin Anayasası’nı, Lozan’da alınan kararları ve tüm iç hukuk normlarını yok sayan Fener Rum Kilisesi’nin yıllardır hayalini kurduğu ekümenikliğin önünde bulunan en büyük engel Anadolu’nun sindirilemeyen Türk Ortodokslarının Papa Eftim’e destek vererek, Millî Mücadele’de Mustafa Kemal Atatürk’ün yanında olmalarıydı.</p>
<p>Bu kumpas operasyonlarıyla Türk Ortodoks ailemizin itibarsızlaştırılması hedeflenmiş ve halkımızın korkutulması amaçlanmış olsa da bu kara propaganda ve manipülasyon girişimlerine rağmen, Patrikhanemiz ve Türk Ortodoks ailemiz dimdik ayakta durmaktadır.</p>
<p>Türk Devleti’nin varlığına bile göz dikmiş bu kliklerin hafife alınmaması gerektiğini bir dakika dahi unutmamak elzemdir. Yıllardır emperyalist oyunlarından bir an bile vazgeçmeyen harici bedhahlar ve onların dahili işbirlikçileri, türlü maskelerin ardında birçok kurum ve kuruluşa sızmaya çalıştılar. Bunlara aldananların olduğu gibi durdurmaya çalışanlar da bir hayli mücadele vermiştir. Lakin, artık it izinin at izine karıştığı puslu havalar geride kalmaya başlarken, camdan duvarları yıkılan Cumhuriyet düşmanı bu klikler giderek deşifre olmaktadırlar.</p>
<p>Bizlere düşen yegane görev, Millî Mücadele’de yakılan meşaleyi daha ileri taşımak ve eksiklerimizden ders alarak harici bedhahların ve dahili işbirlikçilerinin oyunlarına karşı daha hazırlıklı olmaktır.</p>
<p>Kliklerin kurduğu bu kumpas süreçleri boyunca Türk Ortodoks Patrikhanesi’ni her koldan zayıflatmaya çalıştılar. Bu zayıflatma ve itibarsızlaştırma oyunlarının üzerine giderek, birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendirdik. İçimizdeki dayanışma ruhunu pekiştirdik, dışarıdan gelen saldırılara karşı daha hazırlıklı hale geldik ve bu saldırılara boyun eğmeyeceğimizi bir kez daha herkese gösterdik.</p>
<p>Bağımsız Türk Ortodoks Patrikhanesi olarak, Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün çizdiği yoldan asla ayrılmayacağımızı ve her ne olursa olsun Türk Birliği&#8217;ne duyduğumuz inancımızı her daim koruyacağımızı belirtmek isteriz. Atatürk&#8217;e ve Türklüğün kaderine kesilemeyen cezaları şimdi bizlere kesmeye çalışan şer odaklarının işbirlikçi beslemeleriyle mücadele edecek kadar güçlüyüz.</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti, bütün emperyal oyunlara rağmen birlik ve beraberlikteki kararlığımız ile kurulmuş; aynı kararlılık ve azim ile yüz yılını tamamlamıştır. Bu nedenledir ki bütün bu kliklerin yegane amacı birlik olma ülküsüyle mücadele eden Türkleri bölerek birbirlerinden uzaklaştırmaktır.</p>
<p>Bu zorlu süreçler asla bir yenilgi olarak görülmemeli aksine bizlere güçlenmemiz için fırsat olmalıdır. Birlikte hareket ederek, Türkiye Cumhuriyeti’nin ve onun kurumlarından biri olan Bağımsız Türk Ortodoks Patrikhanesi’nin varlığını ilelebet daim kılmak adına var gücümüzle çalışacağız. Hep birlikte daha güçlü ve dayanıklı yarınlar inşa edeceğimizden emin olabiliriz.</p>
<p><em><b>“Türk, Türk&#8217;ü korusun. Tanrı, Türk&#8217;e yar olsun.”</b></em></p>
</div>
</div>
<p><a href="https://millidusunce.com/papa-eftimin-mucadelesi-bitmez-milli-mucadelenin-mesalesi-sonmez/">Papa Eftim&#8217;in Mücadelesi Bitmez! Millî Mücadelenin Meşalesi Sönmez!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/papa-eftimin-mucadelesi-bitmez-milli-mucadelenin-mesalesi-sonmez/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yarının Adamı: Gaflet, Dalalet, Hıyanet</title>
		<link>https://millidusunce.com/yarinin-adami-gaflet-dalalet-hiyanet/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/yarinin-adami-gaflet-dalalet-hiyanet/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Doğukan Altıparmak]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Oct 2023 07:40:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Con Sinov]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[Milli mücadele]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=45218</guid>

					<description><![CDATA[<p>Edibimiz, kaleme alınmış ve de alınacak hikâye öbeklerinden sonra ortaya büyük bir manzara çıkacağını iddia ediyor. Ve ona göre bu resim, yaşananları gerçekten anlamamızı sağlayacak. Kendi ifadesiyle, “Millî Mücadele tablosuna, gurur hissiyatının yanında başka hissiyatla da bakacağız."</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/yarinin-adami-gaflet-dalalet-hiyanet/">Yarının Adamı: Gaflet, Dalalet, Hıyanet</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyarinin-adami-gaflet-dalalet-hiyanet%2F&amp;linkname=Yar%C4%B1n%C4%B1n%20Adam%C4%B1%3A%20Gaflet%2C%20Dalalet%2C%20H%C4%B1yanet" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyarinin-adami-gaflet-dalalet-hiyanet%2F&amp;linkname=Yar%C4%B1n%C4%B1n%20Adam%C4%B1%3A%20Gaflet%2C%20Dalalet%2C%20H%C4%B1yanet" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyarinin-adami-gaflet-dalalet-hiyanet%2F&amp;linkname=Yar%C4%B1n%C4%B1n%20Adam%C4%B1%3A%20Gaflet%2C%20Dalalet%2C%20H%C4%B1yanet" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyarinin-adami-gaflet-dalalet-hiyanet%2F&amp;linkname=Yar%C4%B1n%C4%B1n%20Adam%C4%B1%3A%20Gaflet%2C%20Dalalet%2C%20H%C4%B1yanet" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyarinin-adami-gaflet-dalalet-hiyanet%2F&#038;title=Yar%C4%B1n%C4%B1n%20Adam%C4%B1%3A%20Gaflet%2C%20Dalalet%2C%20H%C4%B1yanet" data-a2a-url="https://millidusunce.com/yarinin-adami-gaflet-dalalet-hiyanet/" data-a2a-title="Yarının Adamı: Gaflet, Dalalet, Hıyanet"></a></p><p>Türkçede fiillere gelen bir ek vardır: işteşlik eki.</p>
<p>Bu ek, eylemin birden fazla kişi tarafından karşılıklı ya da toplu olarak yapıldığını gösterir. Selamla<strong>ş</strong>mak, tokala<strong>ş</strong>mak, bakı<strong>ş</strong>mak, gülü<strong>ş</strong>mek gibi.</p>
<p>Şahsen, kullandığıma memnun olduğum kelimelerden biri, tanışmaktır.</p>
<p><em>‘Tanımak’</em> eylemi Türkçenin Oğuz ve Kıpçak kollarında <em>‘bilmek’</em> anlamına gelmektedir. Dolayısıyla iki tarafın da birbirini bildiği, birbirinden haberdar olduğu durumlarda tanışıklık söz konusudur, diyebiliriz.</p>
<p>Eksik olduğumuz bir konuda ne yaparız?</p>
<p>Bir bilene danışırız.</p>
<p>Danıştığımız kişi daha önce tanıştığımız yani <em>‘bildiğini bildiğimiz’</em> kişi değil midir?</p>
<p>Peki, bu kişinin her zaman canlı ve kanlı bir biçimde karşımızda olmasına gerek var mıdır?</p>
<p>Zannımca, yoktur.</p>
<p>Çünkü tanışmaların en anlamlısı kütüphanelerde olur.</p>
<p>Hayır, hayır. Yanlış anlamayın.</p>
<p>Kitapların yere düşüşünden sonra erkeğin, kızın kitaplarını yerden kaldırmasını ve sonrasındaki tatlı sohbeti kastetmiyorum.</p>
<p>Bizzat, romantizm sahnelerinin figüranı fakat ibadetlerin en makbulü okumaya aracı olan kitapları işaret ediyorum.</p>
<p>İşte, en mesut eden tanışmalar iki kapak arasındaki uçsuz bucaksız sayfalarla göz göze geldikten sonra olur.</p>
<p>Yazıya böyle bir giriş yapmaktaki maksadım, tanıdığım bir yazarın yeni tanıştığım bir kitabından sizleri haberdar etmektir.</p>
<p>Yazar; X’ten, namıdiğer Twitter’dan tanıdığımız Con Sinov.</p>
<p>Kitabın ismi, serinin ikincisi olma özelliğini taşıyan <em>‘Yarının Adamı: Gaflet, Dalalet, Hıyanet’</em>.</p>
<p>İlk kitap <em>‘Yarının Adamı: Mustafa Kemal’i Anlamak’</em> üzerine kaleme aldığım yazının girizgâhını, eserin ismine saygı duruşunda bulunarak şöyle yapmıştım:</p>
<p><em>“Bence insanlar üçe ayrılır: Dünde kalanlar, bugünü yaşayanlar ve yarına hükmedenler. Sıralamayı kolaydan zora olarak da kabul edebilirsiniz. Dünde kalmak, geçmişi kurcalamak, olan bitene saplı kalmak en basitidir ve sayıca çok kişinin benimsediği davranış tarzıdır. Bugünü yaşamak, bulunduğu âna değer katmak biraz daha zorudur. Çevremizdeki bireyleri örneklem alarak bu gruptakilerin az sayıda olduğunu söylemek yanlış olmaz. Yarına hükmetmek, geleceği tasarlamak, her adımını bir plan üzere atmak ise en zorudur ve takdir edersiniz ki bu kategorideki kişilerin sayısı hiç’e yakındır. Tartışmasızdır ki bir milleti hiç’likten kurtarıp yeni nesillere ufku gösteren Atatürk’ümüz bunlardan biridir.”</em></p>
<p>İlk kitap hakkındaki tespit ve sonrasındaki temennim de şuydu:</p>
<p><em>“Kitap 14 bölümden oluşuyor. Son sayfayı çevirdiğinizde bu 14 bölümün tarihî bir televizyon dizisinin bölümlerine benzediğini hissediyorsunuz. Atatürk’ün hayatını göz önüne getirdiğinizde ise bitişin ancak bir sezon finali olduğunu düşünüyor, yazarın serinin diğer kitaplarını kaleme alacağı günü iple çekmeye başlıyorsunuz.”</em></p>
<p>Uzatmadan, iple çektiğim yeni eserden bahsetmeliyim.</p>
<p>Edibimiz, kaleme alınmış ve de alınacak hikâye öbeklerinden sonra ortaya büyük bir manzara çıkacağını iddia ediyor. Ve ona göre bu resim, yaşananları gerçekten anlamamızı sağlayacak. Kendi ifadesiyle, <em>“Millî Mücadele tablosuna, gurur hissiyatının yanında başka hissiyatla da bakacağız. Orada gizlenen dramları ve yarım kalan hikâyeleri göreceğiz.”</em></p>
<p>Eser, önsöz haricinde 17 bölümden oluşuyor. Sonunda portrelerden oluşan bir albüm ve de sağlam bir kaynakça mevcut.</p>
<p>Sahne, Zübeyde annenin rüya sahnesiyle açılıyor. Rüyanın baş aktörü annesinin canından bir parça olan Mustafa Kemal.</p>
<p>İkinci sahnede karamsarlık hâkim. İşgalin yayıldığı, İstanbul’un İstanbul olmaktan utandığı yıllar…</p>
<p>İttihatçıların ve padişah yanlılarının fikrî, fiilî mücadelelerini seyre dalıyoruz, her bir karışı kutsîyet kokan topraklarımız elden giderken.</p>
<p>Şu cümleler, varlığımızın nasıl bir yokluktan meydana geldiğini acı bir şekilde gösteriyor:</p>
<p><em>“İstanbul işgale alışmış görünüyordu. Başkentin manevî dünyası, işgali artık kabullenmiş gibiydi. On yıldır süren savaşın yarattığı bezginlik öyle bir noktaya ulaşmıştı ki açlık, perişanlık ve işsizlik, insanların âdeta belini bükmüştü. Sandıklar boştu, kilerler boştu, cepler boştu, eşlerini ve babalarını kaybeden insanlar çaresizdi; sokakta dolaşanlar arasında kıyafeti yamalı bohçaya dönmeyen insan sayısı pek azdı.”</em></p>
<p>Tüm bu hengâme ve belirsizlik içinde Mustafa Kemal’in Anadolu’ya geçmek için fırsat kolladığını görüyoruz. Çünkü o ve Kazım Karabekir başta olmak üzere yakın silah arkadaşlarının fikri, kurtuluşun ancak Anadolu topraklarından başlayabileceğidir.</p>
<p>Çekirdek kadronun kendi aralarında kısmî fikir ayrılıkları olsa da parola ortaktır: Ya istiklal, ya ölüm!</p>
<p>12 Nisan 1919’da İstanbul’dan hareket eden ve 19 Nisan’da Trabzon’a ayak basan Karabekir Paşa’nın belediye binasında söyledikleri buram buram kararlılık kokar: <em>“Bana inanınız, ben buraları, şuna, buna vermeye değil; buraları almak isteyen hülyalı kafaları ezmeye geldim!”</em></p>
<p>Bu günlerde enteresan bir gelişme yaşandığını öğreniyoruz. Memleketin bağımsızlığı davasına kafa yoran Mustafa Kemal davalık oluyor. Bu durumun gerekçesi, Paşa’nın, iftiralara karşı yazdığı dilekçedeki bazı ifadeler.</p>
<p>Asılsız suçlamalardan birine göre; 31 Mart İsyanı’nın bastırılmasından sonra Hareket Ordusu’na bağlı bazı subaylar Yıldız Sarayı’nı yağmalamış ve soyguna karışanlardan biri de Mustafa Kemal’miş.</p>
<p>İhanetin yanında türlü haysiyetsizliklerle de cebelleşen Mustafa Kemal, gazetelere gönderdiği tekzip yazısını şöyle bitiriyor: <em>“Namusa saygı kalmadığını görmekle üzüntülüyüm.”</em></p>
<p>Kitabın anlatımı güzel fakat içeriği itibarıyla en can sıkıcı bölümü, ‘İşgal’ başlığı altında yazılanlardan oluşuyor. Yunan kuvvetlerinin İzmir’e çıkışını; hakla hukukla, insaniyetle bağdaşmayan eylemlerini acıyla ve 9 Eylül 1923’ü de bildiğimizden tebessümle okuyoruz.</p>
<h3>Güneş, ufuk, aydınlık</h3>
<p>Son olarak kitabın kapağından bahsetmeliyim.</p>
<p>Yukarıdan aşağıya uzanan iki hançer mevcut. Bunların üzerinde Vahdettin ve Mustafa Kemal’in resmi var.</p>
<p>Vahdettin’in bulunduğu yüzeyin mat, Mustafa Kemal’inkisinin parlak olması yazara göre tarafların istikametindeki aydınlığı simgeliyor.</p>
<p>Con Sinov, Atatürk’ün ardında, tam da beyninin hizasına denk gelecek yerde bayrağın bulunmasını şöyle açıklıyor: <em>“Mustafa Kemal’in zihninde vatandan başka bir şey yoktur. Vahdettin’in arkasındaki karanlık ise onun vatana sunacak bir şeyinin kalmadığını resmeder.”</em></p>
<p>Kapaktaki yüzlerin konumuna dair izâh da şöyledir: <em>“Vahdettin’in konumu görece aşağıdadır ve yüzü Mustafa Kemal’e bakar. Mustafa Kemal ise yüksekte olup ileriye bakar. Bu durum, tarafların vizyonlarını ve ufuklarını gösterir.”</em></p>
<p><em>“Söz ağızdan çıkana kadar senin esirindir. Ağızdan çıktıktan sonra sen onun esiri olursun.”</em> diye bir söz vardır.</p>
<p>Buradan mülhemle denebilir ki, eser yazılana kadar yazarın esiridir. Matbaadan çıktığı andan itibaren esaretten kurtulur ve okur cennetine kavuşur.</p>
<p>İşte, sizlere tanıtmaya çalıştığım kitabı; cennetin nadide yerlerine, kütüphanelerin en güzel köşelerine layık görmekteyim.</p>
<p>Tavsiye benden okuması sizden.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/yarinin-adami-gaflet-dalalet-hiyanet/">Yarının Adamı: Gaflet, Dalalet, Hıyanet</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/yarinin-adami-gaflet-dalalet-hiyanet/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fokur fokur kaynayan Türkiye</title>
		<link>https://millidusunce.com/fokur-fokur-kaynayan-turkiye/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/fokur-fokur-kaynayan-turkiye/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakan Paksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Sep 2023 19:00:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Kaynama]]></category>
		<category><![CDATA[Milli mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Türklük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=45130</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yirminci yüzyılın başından 1938’e kadar bakıldığında baş döndüren bir tarihî seyir görülür. Orada da ülkü sahibi milliyetçiler, birbirine sıkı sıkıya bağlı gözüpek kahramanlar vardır.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/fokur-fokur-kaynayan-turkiye/">Fokur fokur kaynayan Türkiye</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ffokur-fokur-kaynayan-turkiye%2F&amp;linkname=Fokur%20fokur%20kaynayan%20T%C3%BCrkiye" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ffokur-fokur-kaynayan-turkiye%2F&amp;linkname=Fokur%20fokur%20kaynayan%20T%C3%BCrkiye" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ffokur-fokur-kaynayan-turkiye%2F&amp;linkname=Fokur%20fokur%20kaynayan%20T%C3%BCrkiye" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ffokur-fokur-kaynayan-turkiye%2F&amp;linkname=Fokur%20fokur%20kaynayan%20T%C3%BCrkiye" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ffokur-fokur-kaynayan-turkiye%2F&#038;title=Fokur%20fokur%20kaynayan%20T%C3%BCrkiye" data-a2a-url="https://millidusunce.com/fokur-fokur-kaynayan-turkiye/" data-a2a-title="Fokur fokur kaynayan Türkiye"></a></p><p>İnsanlar geleceğine tecrübeleriyle hazırlanırlar. Tarih de geçmişe bakıp geleceğe hazırlanmak için kılavuzluk eder. Türkoloji ilminin kapılarından Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun’un yeni kitabı <em>Kaynama</em> da böyle bir yol gösterici.</p>
<p>Kitaba adını veren <em>Kaynama,</em> Millî Düşünce Merkezi’nin stratejik araştırma kurulu MİSAK’ta çıkan bir yazı. Bican Hoca yayımlanmak için gönderdiğinde, okur okumaz çok heyecanlanmıştım. Hemen kendisini arayarak heyecanımı da paylaşmıştım. Hatta sohbetlerimin referans yazılarından da birisiydi. Hoca da <em>Söz Başı’</em>nda, beğendiğini, onun için kitabına adını verdiğini belirtiyor. Yazılar ustaca seçilerek sıralanınca bir kaynak kitap ortaya çıkmış.</p>
<p>Elbette kitabı anlatmayacağım. Hem gücüm de yetmez. Heyecanlanmak isteyen, merak eden, önce bugüne sonra yarına bakmak için dünden bilgi arayan, kitabı okumalıdır. Kitap, <em>Destan Tarih ve Milliyetçilik, Dil Yazıları </em>ve<em> Bizim Dünyamızdan </em>bölümlerinden sonra <em>Geleceğe Bakmak </em>diyerek bitiyor. Evdeşi Prof Dr Bilge Ercilasun Hoca için, <em>“Bican, bugünde değildir, ya geçmişte ya da gelecektedir … geçmiş kadar geleceği de merak eder, gelecekte ne olacağını hayal eder.”</em> diyor (ABE için doğumunun 80. yılında hazırlanan armağan kitap, TDK Yayınları, 2023). <em>Kaynama</em> tam da böyle.</p>
<p>Ben de kaynayan Türkiye’ye bakacağım.</p>
<h3>Yön değiştirmek üzere olan tarih</h3>
<p>Türkiye Türkleri çok ciddi problemlerle boğuşuyor. Toplumun dağınıklığı, tarikat ve cemaatlerin sosyal ve dinî hayata hâkimiyetleri, insanların birbiriyle ve devletiyle ilişkileri, devletin yapısındaki bozulma ve işleyişindeki dağılma, anayasa üzerindeki bitmeyen tartışmalar, 15 milyona yakın olduğu tahmin edilen sığınmacı ve yabancı kaçak problemleri dirlik ve düzen bırakmadı. Hele de sığınmacı ve yabancı kaçaklar buğday tarlasına giren çekirge sürüsü gibiler. Çıktıklarında geride bir enkaz bırakacaklar. Tabi çıkartabilirsek…</p>
<p>Ordumuzun yapısı bozulmuş, yargıya güven hiç kalmamış, asayiş de darmadağınık. Dış politikadaki yalnızlığımız, geçtiğimiz günlerde Hindistan’da G20 ve BM toplantılarında kendisini açıkça gösterdi. Daha önce ülke liderleriyle yapılan görüşmelerin neredeyse hiçbiri gerçekleşmedi. Geçmişte dış gezileri takip etmekten yorulan kamuoyu artık daha fazla dinlenmeye başladı.</p>
<p>Bütün siyasi partiler de aynı dağınıklık içinde. Vatandaş kiminle bu badireyi atlatacağını kestiremiyor.</p>
<p>Kısaca özetlemeye çalıştığımız bu duruma <em>Kaynama’nın </em>ilk paragrafıyla bakalım:</p>
<blockquote><p><em>Tarihe yön veren büyük olaylar, uzun yıllar süren kaynama dönemlerinden sonra ortaya çıkar. Tarihin belli bir döneminde, belli bir coğrafyada, belli bir grup insan şu veya bu şekilde bir kaynama, bir kaynaşma dönemi yaşar. Böyle dönemlerde efsaneler ve destanlar da devreye girer. İnsanlar bir ülkü çevresinde toplanır. Sonra içlerinden bir veya birkaç önder çıkar. Yönettiği grubu, destanlarla da desteklenen ülküye doğru hızla yürütür. Bütün şartların oluştuğu kaynama dönemlerinin sonunda bazı toplumlar bir tür mutasyona uğrar; tarihte büyük kırılmalar yaşanır; tarihin alışıldık, beklendik yönü değişir. Kaynama sürecini yaşayan toplum / millet, dünyanın gelecekteki birkaç yüzyılını belirler. Elbette yeni birkaç yüzyıl da ondan sonrasına yön verir.</em></p></blockquote>
<p>Tam da Türkiye’nin bugününü anlatıyor. Geçmişte de benzer dönemler vardı. Mesela Türk kağanlığı (Göktürkler/Köktürkler) ve Türkiye Cumhuriyeti böyle bir kaynama döneminden sonra kuruldu.</p>
<p>Bican Hoca Göktürkler için de <em>İstiklâl Savaşı </em>verdiklerini söylüyor. Tıpkı Türkiye Cumhuriyeti gibi.</p>
<h3>Tarihte Türkler</h3>
<p>Bican Hoca kitapta, Göktürkler için Çin kaynaklarından bilgi aktarıyor. Çin imparatoru kendi ülkesi içinde teftişe çıkmadan önce durum değerlendiriyor. Vezirlerinden birisi: <em>Bilge Kağan sevecen ve insancıl olduğu için, halk ona seve seve hizmet ediyor. Kül Tegin ise alp olduğu ve iyi savaştığı için onun önüne kimse çıkamaz. Tonyukuk’ a gelince, her şeyi enine boyuna düşünen bir stratejisttir. Bu üç düşman gönül birliği içinde oldukları ve her zaman harekete geçmeden önce her şeyi birlikte plânladıkları için </em>dikkatli olmaları gerektiğini söylüyor (s 78).</p>
<p>Çinli vezirin tehlike dediği üçlü arasındaki uyum ve birliktir. Ekipteki uyum Göktürkleri imparatorluk hâline getirmiştir.</p>
<p>Yine kitaptan bir not: ‘<em>Alman ilim adamları Tunyukuk için Göktürk İmparatorluğunun Bismarck’ı’ </em>(s 80) diyorlar.  Bu cümle ehliyet ve liyakati ortaya koyar.</p>
<p>Çok önemli bir tespit de Jean Paul Roux’dan aktarılır: ‘(Tunyukuk için) <em>Önceden kestirilmesi imkânsız olan bu yeniden doğuşun, koyu bir milliyetçiliğin sonucu olduğu kesindir. Her şey bunu kanıtlamaktadır </em>(s 81)’. Bu da bir ülkünün varlığını anlatır.</p>
<p>Yirminci yüzyılın başından 1938’e kadar bakıldığında baş döndüren bir tarihî seyir görülür. Orada da ülkü sahibi milliyetçiler, birbirine sıkı sıkıya bağlı gözüpek kahramanlar vardır. Atatürk ve arkadaşları ne sağcı ne de solcudurlar. Yürekleri sadece Türk milleti için çarpar. Türk’ü de, eğip bükmeden, ama, fakat, lakin demeden tanımlamışlardır.</p>
<p>Onlara göre devlet Türk’ündür. <em>Türk yıldırımdır, boradır. </em>Bugün siyasiler, onların kurduğu partinin temsilcileri de dahil, bu konuyu eğerek, bükerek ve farklılaştırarak söylemektedirler. Hâlbuki <em>Tarihte Türk’tük, hâlde Türk’üz, istikbalde de Türk olacağız </em>demişlerdir. Bunu söylerken Türklüğe düşman olanla da hiç birlikte olmamışlardır.</p>
<h3>Tarihte böyle de gelecek nasıl?</h3>
<p>İlk olarak bugünkü ülkümüzün ne olduğunu düşünmek gerekir. Tüm problemlerin çözümü için ilk başvuracağımız yer, devlettir. Bugün devleti sarsacak boyutta bir egemenlik problemimiz var. O hâlde yakın ülkümüz devletimizin ve Türk egemenliğinin güvenliğini sağlamaktır.</p>
<p>Egemenlik tıpkı namus gibidir. Bölünme ve ortak kabul etmez. Yeni anayasa diyenler <em>milletin çeşitliliği ve kapsayıcılığı </em>sözüyle de Türk Milletinin tarifini değiştireceklerini söylemektedirler. Sığınmacı ve yabancı kaçaklarla da fiilî durum yaratmaktadırlar. BOP bütün hızıyla devam ediyor gibidir. Dolayısıyla öncelikle bu tehlike bertaraf edilmelidir.</p>
<p>Sonra bozulanı düzeltme çalışmalarına başlanmalıdır. Burada da Ziya Gökalp’ın <em>“Yeni hayat” </em>teklifi gündeme gelir. Onun deyişiyle ‘<em>İçtimaî inkılap’ </em>ülküsü hayata geçirilmelidir. Cumhuriyet sonrasında devrimlerle <em>‘Yeni Hayat’</em> gerçekleşmiştir. Fakat 21. yüzyılda tekrar öncesine döndürülmeye çalışılmıştır. Kısmen başarılı olmuşlardır. Başaramadıkları alanlarda da bozulma en üst düzeydedir. Dolayısıyla yeniden bir <em>‘Yeni Hayat’</em> planlaması yapılmalıdır.</p>
<p>Bütün bunları yapmak çok zor, diye aklınızdan geçirebilirsiniz. Ama şimdi tarihe yön verme zamanıdır. Bunun için de büyük düşünmek, büyük davranmak ve fedakârlık gerekir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/fokur-fokur-kaynayan-turkiye/">Fokur fokur kaynayan Türkiye</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/fokur-fokur-kaynayan-turkiye/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>1923&#8217;ten 2023&#8217;e yüz yıl yazıları-IX Parolamız: Mustafa Kemal</title>
		<link>https://millidusunce.com/1923ten-2023e-yuz-yil-yazilari-ix-parolamiz-mustafa-kemal/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/1923ten-2023e-yuz-yil-yazilari-ix-parolamiz-mustafa-kemal/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[M. Hayati Özkaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Sep 2023 17:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[KADIN]]></category>
		<category><![CDATA[kurtulus]]></category>
		<category><![CDATA[Milli mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=44998&#038;preview=true&#038;preview_id=44998</guid>

					<description><![CDATA[<p>Asırların ötesinden asırlara uzanan bir ses yankılanıyordu cihanda; lakin sağır sultanın bile duyduğu bu sese Batılı emperyalistler kulaklarını kapamıştı. Fakat biz, haykırmaya devam ediyorduk:<br />
Bağlayamaz bir kuvvet bu kasırga milleti,<br />
Tarihlere sorun ki bize "Ölmez Türk" derler. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/1923ten-2023e-yuz-yil-yazilari-ix-parolamiz-mustafa-kemal/">1923&#8217;ten 2023&#8217;e yüz yıl yazıları-IX Parolamız: Mustafa Kemal</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F1923ten-2023e-yuz-yil-yazilari-ix-parolamiz-mustafa-kemal%2F&amp;linkname=1923%E2%80%99ten%202023%E2%80%99e%20y%C3%BCz%20y%C4%B1l%20yaz%C4%B1lar%C4%B1-IX%20Parolam%C4%B1z%3A%20Mustafa%20Kemal" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F1923ten-2023e-yuz-yil-yazilari-ix-parolamiz-mustafa-kemal%2F&amp;linkname=1923%E2%80%99ten%202023%E2%80%99e%20y%C3%BCz%20y%C4%B1l%20yaz%C4%B1lar%C4%B1-IX%20Parolam%C4%B1z%3A%20Mustafa%20Kemal" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F1923ten-2023e-yuz-yil-yazilari-ix-parolamiz-mustafa-kemal%2F&amp;linkname=1923%E2%80%99ten%202023%E2%80%99e%20y%C3%BCz%20y%C4%B1l%20yaz%C4%B1lar%C4%B1-IX%20Parolam%C4%B1z%3A%20Mustafa%20Kemal" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F1923ten-2023e-yuz-yil-yazilari-ix-parolamiz-mustafa-kemal%2F&amp;linkname=1923%E2%80%99ten%202023%E2%80%99e%20y%C3%BCz%20y%C4%B1l%20yaz%C4%B1lar%C4%B1-IX%20Parolam%C4%B1z%3A%20Mustafa%20Kemal" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F1923ten-2023e-yuz-yil-yazilari-ix-parolamiz-mustafa-kemal%2F&#038;title=1923%E2%80%99ten%202023%E2%80%99e%20y%C3%BCz%20y%C4%B1l%20yaz%C4%B1lar%C4%B1-IX%20Parolam%C4%B1z%3A%20Mustafa%20Kemal" data-a2a-url="https://millidusunce.com/1923ten-2023e-yuz-yil-yazilari-ix-parolamiz-mustafa-kemal/" data-a2a-title="1923’ten 2023’e yüz yıl yazıları-IX Parolamız: Mustafa Kemal"></a></p><p><em>“İnsan esirliği, memleketlere sığmaz.</em></p>
<p><em>Millet esirliği, yeryüzüne.”</em></p>
<p>Fazıl Hüsnü Dağlarca</p>
<p>Oğuz Kağan, “Gün tuğ olsun gök kurikan!” diyerek asırlar öncesinden Türk milletinin kulağına şöyle fısıldayıvermiş: “Güneş bayrağınız, gökyüzü çadırınız olsun!”  İşte, o günden bugüne nice devletler kuran Türk, dur durak bilmeden atasının bu kutlu vasiyetini yerine getirmek için doğudan batıya, güneyden kuzeye “Kızılelma’ya hey, Kızılelma’ya!” diyerek bir büyük ideal üzere yürümüş de yürümüş… Lâkin milletler ve devletlerarası bir büyük mücadelenin hâkim olduğu yeryüzünde yürüdüğümüz yol da yapmış olduğumuz yolculuk da öyle her zaman kolay olmamış.</p>
<p>Gün gelmiş kabarıp taşmış, nice sınırları aşmışız; gün gelmiş kendi girdabımızda kendi kendimizle oyalanıp durmuşuz. E, ne yapalım büyük milletler de büyük denizlere benzerler ve zaman zaman med-cezirler yaşarlar… Tıpkı şairin dediği gibi “kâh çıkmışız gökyüzüne seyretmişiz âlemi, kâh inmişiz yeryüzüne seyretmiş âlem bizi.”.</p>
<p>En son maceramız ise iki bölümden meydana gelmiş: Birincisi, Osmanlı’nın çöküşü ki bu durumu Necdet Sevinç şöyle anlatır: “XIX. asrın son çeyreğinde Osmanlı İmparatorluğu bir konfederasyon görünümündeydi. Tanzimat Fermanı’nın Osmanlı azınlıklarına getirdiği hukuki teminatlar, zaten iğreti bir görüntüsü olan Osmanlı mozaiğini parçalamış, her parça gerektiğinde Osmanlı olduğunu iddia ve ifade etmesine rağmen Osmanlı’dan kopmanın ve hatta Osmanlı’yı yıkmanın hazırlıklarına başlamıştı.”<a href="#_ftn1" name="_ftnref1"><sup>[1]</sup></a></p>
<p>Bu kaçınılması mümkün olmayan bir sonuç gibiydi âdeta. “Hasta adam” dedikleri Osmanlı Devleti’nin çöküşü ile bizi yeryüzünden kaldırmaya niyetlenenler, işlerine sıkı sıkıya sarılmışlardı. Senelerce yedi cephede, yedi düvelle vuruşmak zorunda kalmıştık. 1. Cihan Savaşı’nın ardından gelen o kahredici Mondros antlaşması… Ardından işgal edilen vatan topraklarımız…</p>
<p>Artık bıçak kemiğe dayanmış, maceramızın ikinci bölümünün perdesi aralanmıştı. Türk milleti çoluk çocuk, yaşlı genç, kadın erkek demeden hep birlikte sahnede yerini almıştı. Bu bir varlık yokluk mücadelesiydi. Asırların ötesinden asırlara uzanan bir ses yankılanıyordu cihanda; lakin sağır sultanın bile duyduğu bu sese Batılı emperyalistler kulaklarını kapamıştı. Fakat biz, haykırmaya devam ediyorduk:</p>
<p><em>Bağlayamaz bir kuvvet bu kasırga milleti,<br />
Tarihlere sorun ki bize &#8220;Ölmez Türk&#8221; derler.</em></p>
<p>Sözümüz senetti ve her daim geçerliydi. Lâkin içinde bulunduğumuz zaman, zemin ve şartlar pek de güzel değildi.   Bin bir zorluk ve sıkıntı bizi bekliyordu. Ancak inançlıydık ve korkmuyorduk. Çünkü Türk anaları, milletinin kara talihini aydınlığa çevirecek öyle evlatlar yetiştirmişti ki vakti geldiğinde bütün dünya onların karşısında saygıyla eğilecekti.</p>
<p>Sakarya Savaşı öncesinde, 5 Ağustos 1921’de, TBMM’de ateşli görüşmelerin ardından oy birliği ile “Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine Başkumandanlık Tevcihi Hakkında Kanun” kabul edildi. Bu yasaya göre Mustafa Kemal, Meclis’in savaşa hazırlık ve savaşla ilgili tüm yetkilerini üç ay süreyle doğrudan kullanabilecekti. Yasanın kabul edilmesi üzerine Mustafa Kemal Paşa, düşmanın kesinlikle yenileceğini bildiren bir konuşma yaptı ve savaşın yönetimini doğrudan üstlendi. Türk ordusunun Kütahya-Eskişehir Savaşlarında yenilmesinin esas nedeni, pek çok imkândan yoksun olarak savaşmak zorunda kalmasıydı. Ordunun ihtiyaçları karşılandığı takdirde, Yunan ordusu Anadolu’da yok edilebilirdi.</p>
<p>Göreve başlar başlamaz Başkomutanlık Karargâhı’nı oluşturan Mustafa Kemal Paşa, yasanın kendine tanıdığı yetkiye dayanarak, 7–8 Ağustos 1921 tarihlerinde iki gün içinde, on buyruktan oluşan “Tekâlif-i Milliye Emirleri”ni (Millî Yükümlülükler Emirleri) yayımladı. <a href="#_ftn2" name="_ftnref2"><sup>[2]</sup></a></p>
<p>Aslında yayımlanan bu emirlerle belki de dünyada eşine benzerine rastlanmayacak bir olay gerçekleşiyordu. O da şuydu: Milletini karanlıktan aydınlığa çıkarmak isteyen bir başkomutan, parası zaferden sonra ödenmek üzere milletinden borç istiyordu.</p>
<p>İşte böyle başlamıştı Anadolu’da esaretten hürriyete doğru amansız bir koşu… Peki, yayımlanan bu emirlerle halktan neler talep ediliyordu gelin birkaç maddeye kısaca bir göz atalım:</p>
<p>Mesela, 3 No.’lu Tekâlif-i Milliye Emri’yle; yünden, tiftikten, bezin her çeşidinden, köseleden, kunduraya; dikilmiş, dikilmemiş potine; yem torbasından, yulara, kaşağıya kadar her şey isteniyordu.</p>
<p>4 No.’lu Tekâlif-i Milliye Emri’yle; buğdaydan samana, una, arpaya; fasulyeden bulgura, nohuta; şekerden tuza, gaza, pirince; çaydan muma kadar, iğneden ipliğe birçok şey talep ediliyordu.</p>
<p>7 No.’lu Tekâlif-i Milliye Emri’nde ise şunlar vardı: Halkın elinde bulunan, savaşta işe yarayacak bütün silah ve cephanenin üç gün içinde Tekâlif-i Milliye Komisyonlarına teslim edilmesi…</p>
<p>10 No.’lu Tekâlif-i Milliye Emri’yle: Halkın elinde bulunan dört tekerlekli yaylı araba, dört tekerlekli at ve öküz arabalarıyla kağnı arabalarının bütün donanım ve hayvanlarıyla birlikte; binek ve top çeken hayvanlar, katır ve yük hayvanlarının ordu adına komisyona emanet edilmesi isteniyordu.</p>
<p>Bazı maddelerine kısaca değindiğimiz bu emirlerin harfiyen uygulanması sonucunda Türk milleti 23 Ağustos 1921- 13 Eylül 1921 tarihleri arasında 22 gün ve 22 gece devam eden Sakarya Meydan Savaşı’ndan büyük bir zaferle çıkarken Batılı emperyalist devletlerin maddi ve manevi desteğini alan Yunan ordusu ise meydanı boynu bükük bir şekilde terk ediyordu.</p>
<p>Fakat Türk için henüz tam bir istiklâl kazanılmamıştı. Daha yapılacak çok şey vardı.</p>
<p>Canını, malını, mülkünü hatta canından aziz sevdiklerini seve seve bu vatana feda eden Türk milleti bıkmadan, yorulmadan gecesini gündüzüne katarak Sakarya zaferinden bir yıl sonra, “Büyük Taarruz” için harekete geçer. Tarihler 26 Ağustos 1922’yi gösterdiğinde Başkomutanlık Meydan savaşı başlar. 30 Ağustos’ta ise Mustafa Kemal Paşa o muhteşem emrini verir: “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!&#8221;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bundan sonrasını tarihler şöyle kaydetmiştir: Türk milleti, 1919’dan 1923’e kadar süren ölüm kalım mücadelesini kahramanlığı, üstün cesareti ve muhteşem fedakârlığı sayesinde kazanmıştır.</p>
<p>Bakın işte, bir İngiliz diplomatın eşi olan Mary Dolling Lady Sandres, “Ann Bridge” takma adı ile 1952 yılında yayımladığı <em>“</em>The Dark Moment”<a href="#_ftn3" name="_ftnref3"><sup>[3]</sup></a> adlı romanında, Mehmetçiğe cephane taşıyan Türk kadınının fedakârlığını nasıl anlatır: <em> </em></p>
<p>“… Sonsuz bir insan selini andıran bir manzaraydı. Birbirlerinden bir buçuk metre mesafelerle ve tek sıra halinde akın akın geliyorlardı. İnsanlar taşıdıkları tüfeklerin, cephane kutularının ve top mermilerinin ağırlığı altında öne doğru eğilmişlerdi. Daha şaşırtıcı olanı, bu insanların dörtte üçünden fazlasının kadın olmasıydı. Çoğunluğu pembe eteklikli yöresel kıyafetler ve parlak çiçekli kiraz rengi şalvarlar giyen kadınların bazıları, sırtlarına sarılı yükle beraber kucaklarında emzikli bebeklerini taşıyorlar, bazılarının arkasında ise kaygan çamurda kısa adımlarla yürüyen iki ve üç küçük çocuk bulunuyordu. İşte bu şekilde bir gece önce İstanbul’dan kaçak olarak gemi ile gelen askeri malzeme, Küre Dağlarını aşıyordu…”<a href="#_ftn4" name="_ftnref4"><sup>[4]</sup></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu yol, İnebolu’dan başlayıp Ankara’ya ulaşan “İstiklâl’e giden” yoldu.  Bu yolda yürümek, karda kışta dağları, tepeleri aşmak, yokuşlarla savaşmak, düz ovada yürümeye hiç benzemiyordu. Zaten yürüyenler de bunu gayet iyi biliyordu; fakat inadına hürriyet, inadına istiklâl diyerek yürüyorlardı. Hatırlayın Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın o muhteşem şiirini, Mustafa Kemal’in Kağnısı’nı… Hatırlayın Elif’i,</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>Yediyordu Elif kağnısını,<br />
Kara geceden geceden.<br />
Sankim elif elif uzuyordu, inceliyordu,<br />
Uzak cephelerin acısıydı gıcırtılar,<br />
İnliyordu dağın ardı, yasla,<br />
Her bir heceden heceden.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Mustafa Kemal&#8217;in kağnısı derdi, kağnısına</em></p>
<p><em>Mermi taşırdı öteye, dağ taş aşardı.</em></p>
<p><em>Çabuk giderdi, çok götürürdü Elifçik,</em></p>
<p><em>Nam salmıştı asker içinde.</em></p>
<p><em>Bu kez yine herkesten evvel almıştı yükünü,</em></p>
<p><em>Doğrulmuştu yola önceden önceden.</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sadece Elifcik miydi yürüyen, sadece Elifcik miydi cepheye koşan, değildi elbet… Türk kadını, bağımsızlık uğruna hem cephede hem de cephe gerisinde kendine düşen görevi en iyi şekilde yerine getirerek dillere destan olan kahramanlıklara imza atıyordu.  Mesela, bir Kara Fatma namlı, Fatma Seher Hanım vardı, bir Nezahat Onbaşı, bir Aydınlı Emir Ayşe Kadın, bir Tayyar Rahmiye, bir Kılavuz Hatice, Şerife Bacı, Halide Onbaşı (Halide Edip Adıvar) ve daha niceleri erkekleriyle birlikte yan yana hatta yana yana cephelerde vuruştular; yeri geldi meydanlarda, kürsülerde konuştular:</p>
<p><em>“Çelik gibi kollu, tunçtan ayaklı/ Türk hiç yılar mı, Türk hiç yılar mı?/ Cihan yıkılsa, Türk yılmaz!”</em> diyerek binlere, on binlere, bütün cihana seslendiler.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İşte size o günlerden bir sahne:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Tarih 22 Mayıs 1919, yer Kadıköy-İstanbul. Vatan topraklarının işgal edilişini protesto etmek üzere 15-20.000 kişinin katıldığı mitingde konuşanlar arasında Üniversite öğrencisi Münevver Saime Hanım da vardı ve</p>
<p>“…Ben kendimi hürriyeti gasp edilmiş bir milletin kızı tutarak istiklâlime nasıl yürüyeceğimi söyleyeceğim. Bu beyanat kollarımızı bağlamak isteyenler için dikkate şayan olmalı. Oğlum bana, ‘Ben neyim?’ diye ilk sorduğu gün ona semalardan haykıran bir melek gibi ‘Büyük tarihli bir Türk’sün!’ diye hitap edeceğim. Bu nida, bu sihirli ses, onun ruhunda ne fırtınalar hazırlayacak. Ninnisini söylerken, bu nutukları yanık sesimle ruhuna serpeceğim… Az söylemek, çok iş görmek zamanı hulûl etmiştir (gelip çatmıştır). Biz yalnız ağlıyoruz. Ağlamakla kazanılmış hak, hıçkırıklarımızı dinleyecek kalp yoktur. Teşkilata, nihayet fiiliyata mübaşeret (girişme), harekete geçmek zamanı gelmiştir.”  diyordu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kürsüden indikten sonra İngilizlerin kontrolündeki polis güçleri, Münevver Saime Hanım’ı, halkı savaşa davet eden bir çağrıda bulunduğu için tutuklamak istemişse de Saime Hanım bir yolunu bulup Anadolu’ya geçmiş, daha sonra da Kurtuluş Savaşı’nda sol kalçasından yaralanmış ve İstiklâl Madalyası’yla onurlandırılmıştır.<a href="#_ftn5" name="_ftnref5"><sup>[5]</sup></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İstanbul’daki mitingleri, Anadolu’nun çeşitli yerlerinde yapılan mitingler ve faaliyetler takip etmiştir.  Bu faaliyetlerde rol alan kadınlarımız ise milli mücadelemizin en ön saflarında yer almıştır. Mesela, 10 Aralık 1920’de, Kastamonu&#8217;da Kız Muallim Mektebi&#8217;nin bahçesinde Müdâfaa-i Hukuk Kadınlar Şubesi&#8217;nin hazırladığı bir toplantı yapılmış ve bu toplantının ardından da Urfa, Antep ve Maraş’ın işgalini protesto etmek amacıyla 19 Aralık 1920’de bir miting düzenlenmiştir. Bu mitingde alınan kararlar doğrultusunda halifeye, sadrazama, İngiltere ve İtalya kraliçelerine, ABD ve Fransa Cumhurbaşkanlarının eşlerine ve Hindistan İmparatoriçesine, işgalin ve zulmün durdurulması için telgraflar çekilmiştir.</p>
<p>Ve yine mesela, 12 Temmuz 1920 günü, Adana Kız Öğretmen Okulu öğrencileri de okul müdüriyetine bir dilekçe sunarak öğretmenlerinin riyaseti altında, vatan toprakları uğruna vuruşan Mehmetçiklerin yaralarını sarmak ve dikişlerini dikmek üzere geceli gündüzlü çalışmaya hazır olduklarını bildirmişlerdir&#8230;<a href="#_ftn6" name="_ftnref6"><sup>[6]</sup></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Evet, tarih böyle büyük bir hazinedir.  İhaneti de kahramanlığı da kaydeden çok değerli bir hazine… O hazinenin sayfalarında gezinirken bazen insanın hafızasından silinmeyecek kareler göze çarpar. Tam da bu noktada İngiliz yazar Ann Bridge’nin anılarına tekrar bir dönelim:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Çuha Doruğu mevkiinde bir handa dinlendikleri sırada, karşılarındaki, ikiz bebeği olan bir Türk anasının cepheye 6’ncı kez cephane taşıdığını ve nasıl güçlükler çektiğini aktarır.  Sonra da kadının,  “İnsan, memleketi için bu kadar da yapmasın mı?” deyişi ve yeniden yola koyulurken ikizlerini göstererek “Onlara öğreteceğim ilk kelime Mustafa Kemal olacaktır!”<a href="#_ftn7" name="_ftnref7"><sup>[7]</sup></a> deyişi, bir millet için esaretten kurtulmanın parolası gibidir. Dün dillerden düşmeyen “Mustafa Kemal” ismi bugünlerde ve yarınlarda da kesinlikle Türk milletinin ebedî parolası olacaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Cepheye sırtında bebeğiyle silah ve erzak taşıyan fedakâr Türk kadınını gören Fransız diplomat, Franklin Bouillon de büyük bir şaşkınlıkla, dönemin Dışişleri Bakanı Yusuf Kemal Tengirşek’e:</p>
<p>“…Öncelikle size şunu haber edeyim. Siz bu savaşta mutlaka başarı elde edeceksiniz. Her ne vakit ki bir millet böyle kadını, genci, ihtiyarı, hatta çoluk çocuğu ile bir işe sarılırsa onu mutlaka başarır. Geçtiğim yerlerde gördüklerim bunu anlatıyor…” <a href="#_ftn8" name="_ftnref8"><sup>[8]</sup></a>demiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Türk olmayı en büyük şeref ve şan sayan Atatürk’ümüz ise 21 Mart 1923’te, Konya’da Hilâl-i Ahmer Kadınlar Şubesi’nin tertip ettiği çay ziyafetinde,</p>
<p>“Çift süren, tarlasını eken, ormandan odununu kesen, mahsulatı pazara götürerek paraya kalbeden (dönüştüren), aile ocaklarının dumanını tüttüren, bütün bunlarla beraber kağnısıyla, kucağındaki yavrusuyla, yağmur demeyip, kış demeyip, sıcak demeyip cephenin mühimmatını taşıyan hep onlar, hep o ulvî, fedakâr, ilahî Anadolu kadını olmuştur. Binaenaleyh hepimiz bu büyük ruhlu, büyük duygulu kadınlarımızı şükran ve minnetle ebediyen taziz ( sevgiyle analım) ve takdis edelim(saygı gösterelim).”<a href="#_ftn9" name="_ftnref9"><sup>[9]</sup></a> diyerek, Millî Mücadele’de büyük sıkıntılara katlanan ama hiçbir zaman yılmayan, yıkılmayan asil Türk kadınının hakkını böyle teslim etmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Evet,  yazımıza son noktayı koymadan meraklısı için son bir not bırakalım şuraya: Hani demiştik ya, Tekâlif-i Milliye Emirleri’yle milletini karanlıktan aydınlığa çıkarmak isteyen bir başkomutan, parası zaferden sonra ödenmek üzere milletinden borç istiyordu. İşte o borcun tamamı aşağıda belirtildiği şekilde İstiklâl Savaşı’mızdan sonra ödenmiştir efendim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>*Tekâlif-i Milliye Komisyonları tarafından parası sonradan ödenmek üzere alınan mal ve malzemenin toplam tutarı: 6.003.663 TL olarak hesaplanmıştır. Devlet, bu miktarın 4.340.508 TL (%72,3’ünü)’sini 1923 yılında olmak üzere, 1929 yılı sonuna kadar tamamını ödemiştir.<a href="#_ftn10" name="_ftnref10"><sup>[10]</sup></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1"><sup>[1]</sup></a> Necdet Sevinç, “Osmanlının Yükselişi ve Çöküşü” Hamle Yay. İst. 5.bs. s.444</p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2"><sup>[2]</sup></a> https://ataturkansiklopedisi.gov.tr/bilgi/tekâlif-i-milliye-emirleri</p>
<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3"><sup>[3]</sup></a> Bu roman 1962 yılında Milliyet Yayınları tarafından “İzmir Ateşler İçinde” adıyla Türkçe olarak da yayımlanır.</p>
<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4"><sup>[4]</sup></a> Haz. Aynur İslam, “Milli Mücadelede Kadın Kahramanlarımız” Bingöl Ü. Sosyal Bil. Ens. 2021,s.95</p>
<p><a href="#_ftnref5" name="_ftn5"><sup>[5]</sup></a> Ferhat Uyanıker, “Milli Mücadelede Türk Kadını” Genel Kurmay Baımevi, Ank. 2009,s.26</p>
<p><a href="#_ftnref6" name="_ftn6"><sup>[6]</sup></a> Aynur İslam, age, s.94</p>
<p><a href="#_ftnref7" name="_ftn7"><sup>[7]</sup></a> Kastamonu Ü.”https://istiklalyoludijitalmuzesi.kastamonu.edu.tr/index.php/hakkimizda/genel-bilgiler</p>
<p><a href="#_ftnref8" name="_ftn8"><sup>[8]</sup></a> Aynur İslam, age, s.94</p>
<p><a href="#_ftnref9" name="_ftn9"><sup>[9]</sup></a> Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu I-III, Ankara 2006, s. 317</p>
<p><a href="#_ftnref10" name="_ftn10"><sup>[10]</sup></a> https://ataturkansiklopedisi.gov.tr/bilgi/tekâlif-i-milliye-emirleri</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/1923ten-2023e-yuz-yil-yazilari-ix-parolamiz-mustafa-kemal/">1923&#8217;ten 2023&#8217;e yüz yıl yazıları-IX Parolamız: Mustafa Kemal</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/1923ten-2023e-yuz-yil-yazilari-ix-parolamiz-mustafa-kemal/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Devlet kuran milliyetçilik ve milliyetçiler</title>
		<link>https://millidusunce.com/devlet-kuran-milliyetcilik-ve-milliyetciler/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/devlet-kuran-milliyetcilik-ve-milliyetciler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakan Paksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Jul 2023 19:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Erzurum kongresi]]></category>
		<category><![CDATA[Lozan]]></category>
		<category><![CDATA[Milli mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[sivas kongresi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=44408&#038;preview=true&#038;preview_id=44408</guid>

					<description><![CDATA[<p>Büyük Gazi, her şeyi Türk halkına ve Türk Milleti’ne bakarak gerçekleştirdi. Onun içindir ki bir siyasi deha olarak tarihe geçti. Onun içindir ki fikirleri ve eserleri saldırılar karşısında kıpırdamadan ayakta duruyor.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/devlet-kuran-milliyetcilik-ve-milliyetciler/">Devlet kuran milliyetçilik ve milliyetçiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdevlet-kuran-milliyetcilik-ve-milliyetciler%2F&amp;linkname=Devlet%20kuran%20milliyet%C3%A7ilik%20ve%20milliyet%C3%A7iler" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdevlet-kuran-milliyetcilik-ve-milliyetciler%2F&amp;linkname=Devlet%20kuran%20milliyet%C3%A7ilik%20ve%20milliyet%C3%A7iler" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdevlet-kuran-milliyetcilik-ve-milliyetciler%2F&amp;linkname=Devlet%20kuran%20milliyet%C3%A7ilik%20ve%20milliyet%C3%A7iler" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdevlet-kuran-milliyetcilik-ve-milliyetciler%2F&amp;linkname=Devlet%20kuran%20milliyet%C3%A7ilik%20ve%20milliyet%C3%A7iler" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdevlet-kuran-milliyetcilik-ve-milliyetciler%2F&#038;title=Devlet%20kuran%20milliyet%C3%A7ilik%20ve%20milliyet%C3%A7iler" data-a2a-url="https://millidusunce.com/devlet-kuran-milliyetcilik-ve-milliyetciler/" data-a2a-title="Devlet kuran milliyetçilik ve milliyetçiler"></a></p><p><span style="font-weight: 400;">Son yazım, </span><i><span style="font-weight: 400;">“Milliyetçiler devlet kuran ayarlarına dönmelidir”</span></i><span style="font-weight: 400;"> başlığını taşıyordu. Zihnim bu konuya devam etmekle meşgul. (Aslında Erzurum Kongresi, Lozan Antlaşması, Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Hatay’ın Anavatan’a katılmasının yıldönümleri bu hafta içinde. Bunlardan birisini yazmak da vardı. Ancak yaşadığımız ağır sorunların temelinde bu fikri dönüşümün olduğunu düşündüğüm için bu konuya devam etmeyi tercih ettim.)</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Devlet kuran milliyetçiler mi ayarlarına dönmeli, yoksa tanımı değiştirilmeye çalışılan milliyetçilik mi, diye çok düşündüm. Ama bu değişikliğin faili sadece milliyetçiler. Değişen de milliyetçiliğin tanımına eklemeler yapan da milliyetçiler. Dolayısıyla failin toparlanması gerekiyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">21’inci yüzyılda da değişmekle başkalaşmak arasında bir yere gelmiş durumdalar. En azından eylemler ve siyasi davranışlarda eksen kayması var. Bu eksen kayması hem devleti kuran fikir ve kadronun siyasi varislerinde var hem de bugünkü fikri devamcılarında.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şu gerçeği bir kere daha vurgulamak gerekir. Devleti kuran fikir milliyetçiliktir, kuranlar da milliyetçilerdir. Başlarında da Atatürk vardır. Fikirlerin olgunlaştığı mutfağın büyük şefi de Ziya Gökalp’tır.</span></p>
<h2><b>Ülkü sahibi olmak</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Yazımda, “</span><i><span style="font-weight: 400;">milliyetçilik </span></i><span style="font-weight: 400;">(Türkçülük)</span><i><span style="font-weight: 400;"> bir camia meselesi değildir. Milliyetçilik bir fikir meselesidir. </span></i><span style="font-weight: 400;">Milliyetçilik, cumhuriyetin kurucu fikridir.” demiştim. </span><i><span style="font-weight: 400;">Türkçülük siyasi bir fırka</span></i> <i><span style="font-weight: 400;">değildir</span></i><span style="font-weight: 400;">;</span><i><span style="font-weight: 400;"> ilmî, felsefi, bediî bir mekteptir </span></i><span style="font-weight: 400;">de der</span> <span style="font-weight: 400;">Gökalp</span><i><span style="font-weight: 400;">.</span></i><span style="font-weight: 400;"> Dolayısıyla milliyetçilik hayata hâkim olmalıdır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Atatürk’ün yaptığı da budur. Cumhuriyetin ilk 15 yılına baktığımızda Gökalp’ın, </span><i><span style="font-weight: 400;">Türkçüğün Esasları</span></i><span style="font-weight: 400;">’nda ortaya koyduğu fikirler var. Fethi Tevetoğlu, Atatürk </span><i><span style="font-weight: 400;">“Milliyetçilik ülküsünü gerçekliğe çeviren”</span></i><span style="font-weight: 400;"> insandır derken ne kadar da haklı. Ama buna bir de Türklerin istiklâl aşkının </span><i><span style="font-weight: 400;">ideale döndürülmesini de eklemek</span></i><span style="font-weight: 400;"> gerekir (Hikmet Özdemir, Atatürk’ün Liderliği, s 117).</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Büyük Gazi, her şeyi Türk halkına ve Türk Milleti’ne bakarak gerçekleştirdi. Onun içindir ki bir siyasi deha olarak tarihe geçti. Onun içindir ki fikirleri ve eserleri saldırılar karşısında kıpırdamadan ayakta duruyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gökalp bunu, “</span><i><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de Allah’ın kılıcı halkçıların pençesinde ve Allah’ın kalemi Türkçülerin elindeydi. Türk vatanı tehlikeye düşünce, bu kalemle kılıç izdivaç ettiler. Bu izdivaçtan bir cemiyet doğdu ki adı Türk Milletidir.”</span></i><span style="font-weight: 400;"> diye tanımlamıştı. (Türkçülüğün Esasları, Siyasi Türkçülük)</span></p>
<h2><b>Merkezler kayarsa</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Binalar yapılırken, rijit (kuvvet altında şekil değiştirmeyen) ve ağırlık merkezi hesapları önemlidir. Rijit merkezi hesabında deprem, rüzgâr gibi yatay kuvvetlerin, ağırlık merkezinde de yerçekiminin (düşey kuvvet) etkisi dikkate alınır. İki merkezin uzaklığı hesaplanır. Açıklık ne kadar az olursa etkilere dayanıklılık o kadar fazla olacaktır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Devlet, halk ve millet arasında da böyle bir ilişki vardır. Gücünü de millî kimlik aidiyetinden alır. Halk, milletin yaşayan üyeleri, millet ise geçmiş ve bugün yaşayanlarla gelecekte yaşayacak olanlardır. Eğer halkın millî kimliğiyle ilişkisi farklılaşırsa devlet zayıflamaya başlar. Bu da gelecekle bugünün, dolayısıyla geçmişin arasında bağı etkiler. Bu etki zamanla bağı koparacak kadar güçlüdür olabilir de. Veya en azından topluma başkalaşma yaşatacaktır.</span></p>
<h2><b>Ülkü sahiplerinin yaptıkları</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Milliyetçiler, 20’nci yüzyılın başında sosyolojik ve siyasi şartları toparlayabilmek için çok çaba sarf etmiştir. İstanbul Üniversitesi rektörü Ord. Prof. Dr. Ekrem Şerif Egeli’nin, Hamdullah Suphi Tanrıöver’in cenazesinde yaptığı konuşma bu çabaları çok güzel anlatır. Egeli Hoca konuşmasında Tanrıöver’e seslenir. </span><b><i>“Yıkılan devlet kurulabilir. Fakat çözülmüş, dağılmış bir milleti toplamak, mümkün olamazdı.”</i></b> <span style="font-weight: 400;">dedikten sonra devam eder:</span></p>
<p><b><i>“Bunu duyan senin hocan Ziya Gökalp, ümmetçilikten, milletçiliğe ve milliyetçiliğe yönelecek bir Türk toplumu hazırlamanın çabası içine girmişti. Bunun felsefesini yapmak lazımdı, bunun edebiyatını yapmak lazımdı, bunun hikâyesini yapmak lazımdı, bunun şiirini yazmak lazımdı. Türk’e tarihini, Türklüğünü ve büyüklüğünü gösterecek, küllenmiş mefahirini ortaya çıkartıp ‘Sen buydun; senin eserin budur; ve senin bu olman lazımdır’ demek icap ediyordu. </i></b></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Bu vazifelerin her birini çeşitli arkadaşlarına veren Gökalp sana da Türk Sanat Tarihinin incelenmesi ve büyük eserin ortaya çıkarılması konusunu vermişti.”</span></i></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Atatürk’ün önderliğinde bu Türkçülerin her biri de görevini bihakkın yerine getirdi. Büyük Gazi’nin, </span><b><i>“Türk Milleti’nin içtimaî nizâmını bozmaya müteveccih didinmeler boğulmaya mahkûmdur”</i></b> <span style="font-weight: 400;">dediği gibi, kimliği değiştirmeye yönelik gayretler bertaraf edildi.</span></p>
<p><b>Kurdukları devlet de “</b><b><i>milliyetçi, halkçı, devletçi, laik ve inkılapçı bir cumhuriyettir”.</i></b></p>
<p><b>Devam edeceğiz…</b></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/devlet-kuran-milliyetcilik-ve-milliyetciler/">Devlet kuran milliyetçilik ve milliyetçiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/devlet-kuran-milliyetcilik-ve-milliyetciler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Millî Mücadele ve Cumhuriyet Atatürk Devri Türkiye&#8217;nin Dış Politikası</title>
		<link>https://millidusunce.com/milli-mucadele-ve-cumhuriyet-ataturk-devri-turkiyenin-dis-politikasi/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/milli-mucadele-ve-cumhuriyet-ataturk-devri-turkiyenin-dis-politikasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Halil Akıncı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Feb 2023 21:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Milli mücadele]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=42856&#038;preview=true&#038;preview_id=42856</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yönetim kurulu üyemiz Emekli Büyükelçi Halil Akıncı, "Millî Mücadele ve Cumhuriyet Atatürk Devri Türkiye'nin Dış Politikası"nı anlatacak.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/milli-mucadele-ve-cumhuriyet-ataturk-devri-turkiyenin-dis-politikasi/">Millî Mücadele ve Cumhuriyet Atatürk Devri Türkiye&#8217;nin Dış Politikası</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmilli-mucadele-ve-cumhuriyet-ataturk-devri-turkiyenin-dis-politikasi%2F&amp;linkname=Mill%C3%AE%20M%C3%BCcadele%20ve%20Cumhuriyet%20Atat%C3%BCrk%20Devri%20T%C3%BCrkiye%E2%80%99nin%20D%C4%B1%C5%9F%20Politikas%C4%B1" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmilli-mucadele-ve-cumhuriyet-ataturk-devri-turkiyenin-dis-politikasi%2F&amp;linkname=Mill%C3%AE%20M%C3%BCcadele%20ve%20Cumhuriyet%20Atat%C3%BCrk%20Devri%20T%C3%BCrkiye%E2%80%99nin%20D%C4%B1%C5%9F%20Politikas%C4%B1" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmilli-mucadele-ve-cumhuriyet-ataturk-devri-turkiyenin-dis-politikasi%2F&amp;linkname=Mill%C3%AE%20M%C3%BCcadele%20ve%20Cumhuriyet%20Atat%C3%BCrk%20Devri%20T%C3%BCrkiye%E2%80%99nin%20D%C4%B1%C5%9F%20Politikas%C4%B1" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmilli-mucadele-ve-cumhuriyet-ataturk-devri-turkiyenin-dis-politikasi%2F&amp;linkname=Mill%C3%AE%20M%C3%BCcadele%20ve%20Cumhuriyet%20Atat%C3%BCrk%20Devri%20T%C3%BCrkiye%E2%80%99nin%20D%C4%B1%C5%9F%20Politikas%C4%B1" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmilli-mucadele-ve-cumhuriyet-ataturk-devri-turkiyenin-dis-politikasi%2F&#038;title=Mill%C3%AE%20M%C3%BCcadele%20ve%20Cumhuriyet%20Atat%C3%BCrk%20Devri%20T%C3%BCrkiye%E2%80%99nin%20D%C4%B1%C5%9F%20Politikas%C4%B1" data-a2a-url="https://millidusunce.com/milli-mucadele-ve-cumhuriyet-ataturk-devri-turkiyenin-dis-politikasi/" data-a2a-title="Millî Mücadele ve Cumhuriyet Atatürk Devri Türkiye’nin Dış Politikası"></a></p><p>Millî Düşünce Merkezi Yönetim Kurulu üyemiz emekli Büyükelçi Halil Akıncı 4 Mart 2023 Cumartesi saat 16.00&#8217;da Çemberlitaş Köprülü Medresesinde &#8221;Millî Mücadele ve Cumhuriyet Atatürk Devri Türkiye&#8217;nin Dış Politikası&#8221; başlıklı bir konuşma gerçekleştirecektir.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/milli-mucadele-ve-cumhuriyet-ataturk-devri-turkiyenin-dis-politikasi/">Millî Mücadele ve Cumhuriyet Atatürk Devri Türkiye&#8217;nin Dış Politikası</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/milli-mucadele-ve-cumhuriyet-ataturk-devri-turkiyenin-dis-politikasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tarihimiz ve Osmanlı</title>
		<link>https://millidusunce.com/tarihimiz-ve-osmanli/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/tarihimiz-ve-osmanli/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Bican Ercilasun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 Apr 2022 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[Göktürkler]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Milli mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[namık kemal]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun]]></category>
		<category><![CDATA[selçuklular]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=38981&#038;preview=true&#038;preview_id=38981</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tarihimiz, bizi Türk olarak yaşatan destansı bir maceradır. Zaferleri de vardır, yenilgileri de. İyi yanları da vardır, kötü yanları da. O tarih bütün bunlarla birlikte, bütünüyle bizimdir. Hiçbir dönemini kesip atamayız. Biz tarihimizin çocuklarıyız.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/tarihimiz-ve-osmanli/">Tarihimiz ve Osmanlı</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ftarihimiz-ve-osmanli%2F&amp;linkname=Tarihimiz%20ve%20Osmanl%C4%B1" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ftarihimiz-ve-osmanli%2F&amp;linkname=Tarihimiz%20ve%20Osmanl%C4%B1" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ftarihimiz-ve-osmanli%2F&amp;linkname=Tarihimiz%20ve%20Osmanl%C4%B1" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ftarihimiz-ve-osmanli%2F&amp;linkname=Tarihimiz%20ve%20Osmanl%C4%B1" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ftarihimiz-ve-osmanli%2F&#038;title=Tarihimiz%20ve%20Osmanl%C4%B1" data-a2a-url="https://millidusunce.com/tarihimiz-ve-osmanli/" data-a2a-title="Tarihimiz ve Osmanlı"></a></p><p><strong>Osmanlı dönemi tarihimizin önemli bir bölümüdür. Milletler tarihî süreçlerin sonucudur. Bugün biz de Türk adıyla bir millet olarak yaşıyorsak bunu birlikte yaşadığımız tarihî maceraya borçluyuz.</strong></p>
<p>Milletimizin adı en az altıncı yüzyıldan beri Türk’tür. 552 yılında Bumin ve İstemi Kağanla başlayan hanedana biz Göktürk / Köktürk diyoruz. <strong>Fakat onlar kendilerine Köktürk değil sadece Türk diyorlardı. Milletin adı Türk bodun idi. Beylerine Türk begler, hükümdarlarına Türk kagan diyorlardı.</strong> Köl Tigin, Bilge Kağan ve Tunyukuk anıtlarında hep böyle geçiyordu. Komşuları Çinliler de onlara <strong>Tu-kyu</strong> yani <strong>Türk</strong> diyorlardı; yazdıkları hanedan tarihlerinde özel <strong>Türk bölümleri</strong> vardı.</p>
<p>Uygurlar da Türk idiler. Onlardan kalan çeviri eserlerin sonunda hep “<strong>Çin dilinden, Tohar dilinden</strong> <strong>Türk diline çevrildi.</strong>” benzeri kayıtlar vardı.</p>
<p>Karahanlılar, dönemin tarihlerinde <strong>Hakaniyye</strong> olarak anılır. Karahanlı, modern tarihçiliğin ortaya çıkardığı bir terimdir. <strong>O hanedanın da doğru adı Türk Hakanlığıdır</strong>. Dilimizin bilinen ilk sözlüğü, <strong>Dîvânu Lugâti’t-Türk</strong> adını taşır ve Karahanlılar yani Türk Hakanlığı döneminden kalmıştır. Sözlüğün adının anlamı “<strong>Türk Lehçelerinin Divanı</strong>”dır. Aynı dönemden kalan büyük siyaset bilimi kitabımız <strong>Kutadgu Bilig</strong> de Türk diliyle yazılmıştır ve eserin içinde bir atasözüne başvurulacağı zaman daima “<strong>Şimdi bir Türkçe mesel (atasözü) dinle.</strong>” ibaresi kullanılmıştır.</p>
<p>Selçuklular da büyük bir Türk hanedanı idi. Her ne kadar onlardan kalan eserler Arapça veya Farsça ise de onların Türk olduğu konusunda dünya tarihçiliğinde bir şüphe yoktur. Onların Türklüğü, <strong>Selçuk,</strong> <strong>Alpaslan, Kılıçaslan, Sançar</strong> gibi sultan adlarından da bellidir.</p>
<p>1250-1517 yılları arasında Mısır ve Suriye’de hüküm süren Memlüklü hanedanın adı da kendi döneminin Arapça kaynaklarında <strong>Ed-Devletu’t-Türkiyye</strong> yani <strong>Türk Devleti</strong> idi. Onlardan kalan ve Araplara Türkçe öğretmek için yazılan sözlük ve gramerler de “<strong>Türk Dili,</strong> <strong>Türklerin Dili</strong>” anlamlarına gelen adlar taşıyordu.</p>
<p>1370-1507 yılları arasındaki Temürlü hanedanı da Türk idi. Bu hanedanın hükümdarlarından Hüseyin Baykara’nın Türkçe divanı vardı. <strong>Onun veziri Ali Şir Nevayi, Türk edebiyatının en büyük şairlerinden biriydi ve Muhâkemetü’l-Lugateyn adlı eserinde Türkçenin Farsçadan üstün olduğunu kanıtlamaya çalışmıştı. </strong>Bir beytinde “<strong>Ben Türk şiirinde bayrak kaldırınca bütün o memleketleri birleştirdim.</strong>” diyordu.</p>
<h2>Tarih, dil, kültür</h2>
<p><strong>1299-1922 yılları arasında hüküm süren Osmanlılar da bu zincirin önemli bir halkasıydı. Kanunlarının, hükümdar fermanlarının dili Türkçe idi. Neredeyse bütün hükümdarları şairdi ve Türkçe şiirler yazıyorlardı. Osmanlı döneminden Türkçe yazılmış binlerce yazma eser kalmıştır. 19. yüzyılda Türkçe basılı eserlerin, gazete ve dergilerin koleksiyonları da kütüphanelerimizde hâlâ durmaktadır. Şinasi, Namık Kemal, Ahmed Midhat, Tevfik Fikret, Cenap Şahabettin de hep Türkçe yazmışlardır. </strong></p>
<p>Osmanlı döneminin bazı eserlerinin dili çok ağırdır; Arapça, Farsça kelime ve tamlamalarla doludur. Böyle olduğu için hiç kimse o eserlerden Arapça veya Farsça diye söz etmez. Batılı bilim adamları da o eserleri Türkçe kabul eder ve Türk edebiyatının ürünleri olarak inceler. Bazen de Osmanlıca, Osmanlı Türkçesi, Osmanlı edebiyatı tabirlerini kullanırlar.</p>
<p><strong>Cumhuriyet döneminde âdeta yeniden doğan biz Türkiye Türkleri, Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı dönemlerinin devamıyız. Mucizevi İstiklal Savaşını yöneten komutanlar başta Mustafa Kemal olmak üzere hep Osmanlı Türk subayı olarak yetişmişlerdi. Savaşı yürüten erler de Osmanlı Türk tebaası idi. 1922’de saltanatı kaldırdık, 1923’te Türkiye Cumhuriyetini kurduk ve hepimiz Türk vatandaşı olduk. </strong></p>
<p><strong>Daha açık anlatayım. 1922’den önce doğanlar Osmanlı tebaası idi, 29 Ekim 1923’ten sonra Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı oldular. Cumhuriyet “kanla, irfanla” fakat aynı zamanda çağdaş bir anlayışla kuruldu; “millî, üniter ve laik” temeller üzerinde yükseldi.</strong></p>
<p><strong>Tarihimiz, bizi Türk olarak yaşatan destansı bir maceradır. Zaferleri de vardır, yenilgileri de. İyi yanları da vardır, kötü yanları da. O tarih bütün bunlarla birlikte, bütünüyle bizimdir. Hiçbir dönemini kesip atamayız. Biz tarihimizin çocuklarıyız. </strong></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/tarihimiz-ve-osmanli/">Tarihimiz ve Osmanlı</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/tarihimiz-ve-osmanli/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kurtuluş reçetesi</title>
		<link>https://millidusunce.com/kurtulus-recetesi/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/kurtulus-recetesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şadiye Okur]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Mar 2022 12:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[19 Mayıs 1919]]></category>
		<category><![CDATA[İstiklal Marşı]]></category>
		<category><![CDATA[Kurtuluş Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Kuvayi Millîye]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Akif Ersoy]]></category>
		<category><![CDATA[Milli mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[milliyetçilik]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Atatürk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=38432&#038;preview=true&#038;preview_id=38432</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yüz yıldır hem emperyalizme hem de cehalete karşı kazanılmış bir zaferin mirasıyla yaşıyoruz. Artık “mirasyedi”liği bırakarak, kurtuluş reçetesine sımsıkı sarılıp, topyekûn bekçilik yapma zamanı değil midir?</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kurtulus-recetesi/">Kurtuluş reçetesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkurtulus-recetesi%2F&amp;linkname=Kurtulu%C5%9F%20re%C3%A7etesi" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkurtulus-recetesi%2F&amp;linkname=Kurtulu%C5%9F%20re%C3%A7etesi" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkurtulus-recetesi%2F&amp;linkname=Kurtulu%C5%9F%20re%C3%A7etesi" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkurtulus-recetesi%2F&amp;linkname=Kurtulu%C5%9F%20re%C3%A7etesi" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkurtulus-recetesi%2F&#038;title=Kurtulu%C5%9F%20re%C3%A7etesi" data-a2a-url="https://millidusunce.com/kurtulus-recetesi/" data-a2a-title="Kurtuluş reçetesi"></a></p><p>Bir milletin zor günlerinde en çok ihtiyaç duyduğu şey birlik, bu birlikten doğan kuvvet ve kuvvetin yarattığı moraldir. Tarih sahnesinde mazlum halklar, gaddarca saldırılara direnebilmiş; hatta saldırıyı püskürtebilmişse şüphesiz bu moralin etkisi büyüktür. Bu birliği sağlayamamış, ortak değerler üzerinde birleşememiş yani “millet” olamamış toplulukların, böylesi saldırılar karşısında darmaduman oluşu da tarih sayfalarında yazılıdır. Tabi bir de haklılığın verdiği kuvvet ve zafere inancın doğurduğu dayanma gücü var ki, Seyit Onbaşı ve daha nicesi gibi sıradan askerlerin hayatlarını destana dönüştürebilir mesela.</p>
<p>Çok düşündüm, hâlâ düşünürüm; bugünkü şartlar ne kadar kötü, daha ne kadar kötü olabilir? Kurtuluş Savaşı’nı, yeniden doğuş savaşımızı vermemize yol açan şartlardan daha kötü durumda mıyız? Bugünün penceresinden bakıp bugünlerle o günleri kıyaslamak ne derece doğru bilemiyorum. Ama yine de bir bakalım derim.</p>
<p>O zaman vatanın hemen her köşesi işgal edilmiş, orduları dağıtılmış, ülkeyi yönetenler düşmanla işbirliği yapmış; vatanını savunanlara, işgale karşı çıkanlara cephe açmış, haklarında idam fermanı çıkarmaktan bile geri durmamış. Din bir silah gibi kullanılarak halk, işgale direnenlere karşı kışkırtılmış.</p>
<p>Şimdi işgal açıktan değil farklı yollardan; sezdirmeden, yavaş yavaş gerçekleşiyor, sezip de karşı çıkanlar aynı yollarla suçlanıyor. Savaşlar artık topla tüfekle değil; parayla, fikirlerle, algılarla ve medya gücüyle yapılıyor. Düşman o zamanki gibi görünür ve fiziken silahlı değil. Birçok kılıkta, birçok silahla karşımıza çıkabiliyor.</p>
<p>Açıkça bir savaş içinde değilsek de mücadele etmemiz gereken konular epeyce çetin. Bu yönden benzerlikler var gibi görünüyor. Fakat o zamana göre vatanseverlerin çok önemli bir şansı var. Kurtuluş mücadelesine girilirken bir kurtuluş reçetesi yazılması gerekiyordu. Mustafa Kemal Atatürk teşhisi koydu ve reçeteyi yazdı. “Hasta adamı” ölümden döndüren bu reçeteydi. Koskoca bir milleti ayağa kaldırdı, iyileştirdi, kendine getirdi. Mücadele bu kadar benziyorsa kurtuluş reçetesi hâlâ geçerli demektir diye düşünüyorum.</p>
<p>Yüz yıldır hem emperyalizme hem de cehalete karşı kazanılmış bir zaferin mirasıyla yaşıyoruz. Artık “mirasyedi”liği bırakarak, kurtuluş reçetesine sımsıkı sarılıp, topyekûn bekçilik yapma zamanı değil midir?</p>
<h2><strong>Çelikten irade</strong></h2>
<p>Yarınımızı göremediğim, bataklığa saplandığımızı hissettiğim tüm zamanlarda aklıma hep işgal altında, bir taraftan yoklukla, bir taraftan iç ve dış düşmanlarla canı pahasına çarpışan o çelik iradeli insanlar gelir. Ve kulaklarımda iki söz çınlar. Birincisi:</p>
<p>&#8220;Milletin kaderini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.&#8221;</p>
<p>İşte kurtuluş reçetesinin ilk cümlesi. Bu cümle düşmana karşı mücadelenin işaret fişeğiydi.</p>
<p>İkincisi ise bağımsızlığımızın sembolü “İstiklal Marşı”mızın ilk iki mısrası:</p>
<p>&#8220;Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak</p>
<p>Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak!&#8221;</p>
<p>Kulaklarımda çınlayan sesler beynimdeki karanlığı bir nebze dağıtır ve içime adeta taze bahar havası dolar. O saatten sonra kendime &#8220;Daha ne gördün ki? Onca bedel ödeyenler vazgeçmedi! Senin de vazgeçmeye hakkın yok!&#8221; diyerek çeki düzen veririm. Korkum kara bulutların dağılışı gibi dağılır, göğümde sımsıcak bir güneş parlar. Düzlüğe çıkacağımız günlere inanırım yeniden. Belki göremeyiz o günleri ama bu çetin yol, millet yolunda çekilecek cefa biraz daha kolaylaşır.</p>
<p>101 yıl önce, mücadelemizin Tacettin Dergâhı’nda yazılan destanı on kıtalık bir şiirden fazlasıdır şüphesiz. Mehmet Akif Ersoy, o gün bu mısraları yazarken kelimelerden fazlasını dökmüş kâğıda. Türk Ordusuna ithafen yazılan marş, 101 yıl sonra bile okurken tüylerimizi diken diken ediyor, ruhumuzu titretebiliyor. Baştan sona okuduğumuzda mücadelemizin haklılığı ve kurtuluş destanımızın heybeti gözümüzde canlanıyor. Sadece bize değil Türk yurtlarına bile umut ve cesaret veriyor. Bugün başımızı gururla göğe kaldırıp, gökyüzünde nazlı nazlı dalgalanan bayrağımızı özgürce selamlayabiliyorsak bunu, o çelikten iradelere, o günkü azim ve kararlılığa borçluyuz. İstiklâl Marşımız her defasında bunu hatırlatıyor bize.</p>
<p>Bu şafaklarda yüzen al sancağa baktıkça korkmuyorum ve korkmayalım, unutmayalım, vazgeçmeyelim diye son sözü  Akif’ten yazıyorum. O çelik iradelere saygı, sevgi ve minnetle…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;</p>
<p>Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.</p>
<p>O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;</p>
<p>O benimdir, o benim milletimindir ancak.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilâl!</p>
<p>Kahraman ırkıma bir gül… Ne bu şiddet bu celâl?</p>
<p>Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl,</p>
<p>Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.</p>
<p>Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!</p>
<p>Kükremiş sel gibiyim; bendimi çiğner, aşarım;</p>
<p>Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Garb’ın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar;</p>
<p>Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.</p>
<p>Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir îmânı boğar,</p>
<p>&#8220;Medeniyet!&#8221; dediğin tek dişi kalmış canavar?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın;</p>
<p>Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.</p>
<p>Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın…</p>
<p>Kim bilir, belki yarın… belki yarından da yakın.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bastığın yerleri &#8220;toprak!&#8221; diyerek geçme, tanı!</p>
<p>Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.</p>
<p>Sen şehîd oğlusun, incitme, yazıktır atanı;</p>
<p>Verme, dünyâları alsan da, bu cennet vatanı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ?</p>
<p>Şühedâ fışkıracak, toprağı sıksan şühedâ!</p>
<p>Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,</p>
<p>Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ruhumun senden, İlâhî, şudur ancak emeli:</p>
<p>Değmesin ma’bedimin göğsüne nâ-mahrem eli!</p>
<p>Bu ezanlar-ki şehâdetleri dînin temeli</p>
<p>Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım;</p>
<p>Her cerîhamdan, İlâhî, boşanıp kanlı yaşım,</p>
<p>Fışkırır rûh-i mücerred gibi yerden na’şım;</p>
<p>O zaman yükselerek Arş’a değer, belki başım.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl;</p>
<p>Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.</p>
<p>Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl:</p>
<p>Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;</p>
<p>Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kurtulus-recetesi/">Kurtuluş reçetesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/kurtulus-recetesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
