<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>minik serçe arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/minik-serce/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/minik-serce/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Mon, 07 Feb 2022 16:25:30 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Çamlıca’dan aşağı</title>
		<link>https://millidusunce.com/camlicadan-asagi/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/camlicadan-asagi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Feb 2022 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[DİN]]></category>
		<category><![CDATA[dincilik]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[minik serçe]]></category>
		<category><![CDATA[Sezen Aksu]]></category>
		<category><![CDATA[Siyasal İslam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=37759&#038;preview=true&#038;preview_id=37759</guid>

					<description><![CDATA[<p>Böyle devam edemeyeceğimiz açık. Bu iş bozulduğu yerden düzelecek. İlahiyatçılar, aydınlar, halk bu konunun takipçisi olacak. Siyasetçilere, din bezirgânlarına, “Cami hepimizindir. Siyaset böler, cami birleştirir. Camiyi de bölücülüğe alet edemezsiniz.” diyeceğiz.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/camlicadan-asagi/">Çamlıca’dan aşağı</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fcamlicadan-asagi%2F&amp;linkname=%C3%87aml%C4%B1ca%E2%80%99dan%20a%C5%9Fa%C4%9F%C4%B1" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fcamlicadan-asagi%2F&amp;linkname=%C3%87aml%C4%B1ca%E2%80%99dan%20a%C5%9Fa%C4%9F%C4%B1" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fcamlicadan-asagi%2F&amp;linkname=%C3%87aml%C4%B1ca%E2%80%99dan%20a%C5%9Fa%C4%9F%C4%B1" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fcamlicadan-asagi%2F&amp;linkname=%C3%87aml%C4%B1ca%E2%80%99dan%20a%C5%9Fa%C4%9F%C4%B1" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fcamlicadan-asagi%2F&#038;title=%C3%87aml%C4%B1ca%E2%80%99dan%20a%C5%9Fa%C4%9F%C4%B1" data-a2a-url="https://millidusunce.com/camlicadan-asagi/" data-a2a-title="Çamlıca’dan aşağı"></a></p><p>Dinle ilgisiz dindarlık görüntüleri altında boğuluyoruz. <em>Dini tutamak ederek</em> giriştiğimiz akıl almaz işler arasına yirmi gündür <em>Sezen Aksu’</em>nun şarkısı da girdi. <em>Dinden geçinme</em>nin vardığı yeri, o dehşetli arızamızı konuşmak için iyi bir imkândı, değerlendiremedik.</p>
<p>Camilerin siyaset ve Türkler için sapa bir ideolojiye dönüşmüş kupkuru, kaba ve saldırgan din algısının sloganlarıyla dolduruluşunu yaşıyoruz. Evet, bu haliyle camiler artık büyük ölçüde cami olmaktan çıkarılmıştır. Diyanet ve cami adamları, sadece kisveleriyle ve sözlerine giydirdikleri din kisveli kelimelerle dinden görünür haldeler. Konuştuğum ilahiyatçıların önemli bir kısmı da bu durumdan dert yanıyorlar. Dinin düşürüldüğü durumdan içleri yanarak bahsediyorlar.</p>
<h2><strong>Hangi din?</strong></h2>
<p>Bu ortamı kullanan saldırgan bir siyaset var. Dini kendi gerçeğinde anlamaya tahammülleri yok. Din sadece onların dediği.  Durum budur ve böyle devam edemeyeceğimiz açıktır. Konuşulur, tartışılır ve cami, kürsüsüyle, minberi ve mihrabıyla dinden görünen siyasetin ve ideolojik göndermelerin mekânı olmaktan kurtarılır. Başka yol yoktur. Acı gelse de söyleyeceğim: <strong> </strong><em>Çamlıca Camii</em>, âdetâ yaşadığımız dönemin anlayışının öncü sergi yeri haline geldi. Yapılacağı ilan edildiği günden başlayarak çıkan haberlere bakan, hep tatsızlıklar görür. En son bu camide <em>Sezen Aksu</em>’nun şarkısı bahane edilerek bir harekete girişildi. Bu üçüncü yazıda o hadisenin en vahim tarafını ele alacağımı anlamışsınızdır.</p>
<p>Camideki yersiz çıkışın kaç türlü kötülüğüyle beraber <em>dinden geçinme</em> tarafı hiç konuşulmadı.  Esasen, cemaatsiz cami yapmaya kadar varan, esaslı bir görgüsüzlük-kültürsüzlük meselesi halinde maruz kaldığımız bu bozulma sayıya gelmez örnekle önümüzdedir. <em>İmamoğlu</em>’nun İngiliz Elçisiyle yediği balık bir ay gündem edildi, hayatımızı zehirleyen bu din alıp din satma mesele edilmedi. Kafalardaki bozgunu ve değer aşınmasını düşünebiliyor musunuz?</p>
<h2><strong>Sormak lazım</strong></h2>
<p><em>Çamlıca Camii</em>’nde çekilen o görüntüleri gören din ticaretinin sınır tanımazlığını anlar. Yanlışı düşündürmek için hatırlatmak lazım: Camide herkes cemaatin birer neferidir. Orada, namazı kıldıran ve hutbeyi okuyan dışında kimsenin başka sıfatı olamaz. O görevliler de bundan dolayı bir üstünlük kazanmazlar, sadece sorumlulukları artar.</p>
<p>Kim, hangi münasebetsiz, cemaatten biri olmak dışında bir sıfatı olmaması gereken <em>Tayyip Bey</em>’e o mikrofonu verdi? Hangi sıfatla verdi? Konuşan hangi sıfatla konuştu? Namaz sonrası cami içinde <em>Sezen Aksu’</em>ya veya bir başkasına tehdit yollu o sözleri hangi hakla edebildi? Bunlar konuşulmuyor. <em>Sezen</em>’in şarkıcılığı, bestekârlığı konuşuldu. <em>Ahmet Bican Ercilasun</em> Hoca, Yeniçağ’da o şarkı sözünün(bana kalırsa şarkı sözlerinin hepsi için geçerli) şiire benzemediğini <a href="https://www.yenicaggazetesi.com.tr/dem-asi-oldu-ve-yolunu-sasirdi-507011h.htm" target="_blank" rel="noopener">yazdı</a>). Ben, bir önceki yazımda, <em>Sezen</em>’in şiir denerek yayınlanan sözlerinin <em>Tayyip Bey</em>’e cevap olarak güçlü bir çıkış olduğundan bahsettim.  Beğenmesem de sanat çilesine saygıyla bu olayda yanında olduğumu söyledim. Fakat kimse camide siyaseti sormadı, sormuyor ve konuşmuyor.</p>
<p>İşin bir başka tarafı da vahim: Diyelim ki <em>Tayyip Bey</em> bana mikrofon getirin, konuşacağım demiş olsun. O caminin görevlileri, kendini din adamı sayanlar, cemaattekiler, hepimiz, “<em>Burada olmaz sayın Cumhurbaşkanı!”</em> diyebilmeliydik. Hiçbir devlet büyüğü namaz kılmaya geldiği camide konuşmaz, konuşturulmaz. Bizde din de, gelenek de böyledir.</p>
<h2>Camide nutuk atmak</h2>
<p>Osmanlı Padişahları kendileri için yapılmış Hünkâr Mahfillerinde veya olmayan yerlerde iseler özel bölümlerde Cuma namazlarını kılarlar. Cemaatin dikkatini dağıtmamak ve namaz için gereken kendini verme, dış etkilerden arınma duygusunu zedelememek için görünmezler. Memleketin zor günlerinde camilerde elbette konuşulur. Devlet adamları, toplum önderleri hutbeler verirler. <em>Mustafa Kemal Paşa</em>’nın 7 Şubat 1923’de Balıkesir <em>Zağanos Paşa Camii</em>’ndeki konuşması gibi.</p>
<p>Cumhuriyet döneminde devlet adamlarının camide, cami önünde herhangi bir şekilde siyaset konuştukları görülmemiştir. Bu köşede yazdım: <em>Süleyman Demirel</em>, Cuma için devamlı gittiği camiden çıkışında kameraları, mikrofonları görünce “<em>Ne yapıyorsunuz çocuklar? Burası cami önü. Burada siyaset ve soracağınız meseleler konuşulmaz. Uygun bir yerde konuşuruz.”</em> demişti. <em>Devlet Bahçeli</em> de benzer şekilde gazetecileri camiden uzaklaştırmıştı. Şimdi ne oluyor ki, <em>Tayyip Bey</em>, her Cuma, cami içinde, cami önünde günlük siyasetin konuları yanında rakiplerini ağır bir dille suçlayabiliyor? <em>Çamlıca Camii</em> içinde o sözleri söylüyor ve kimse camide kabalık edilemeyeceğini ve siyaset konuşulamayacağını gündeme getirmiyor. Bu manzarada dinden imandan bahsedilebilir mi? Bir toplum için daha büyük bir bozgun olur mu?</p>
<p>Böyle devam edemeyeceğimiz açık. Bu iş bozulduğu yerden düzelecek. İlahiyatçılar, aydınlar, halk bu konunun takipçisi olacak. Siyasetçilere, din bezirgânlarına, “<em>Cami hepimizindir. Siyaset böler, cami birleştirir. Camiyi de bölücülüğe alet edemezsiniz.”</em> diyeceğiz.</p>
<p>Eskiler, “<em>Cami ve kışlaya siyaset girmemeli”</em> derlerdi. Bu ölçüyü hatırlayacağız. Hatta daha geniş bir çerçeveden bakarak, memleket derdinin dertlisi <em>Samiha Ayverdi</em>’nin sözünü hiç unutmayacağız: <em>&#8220;Günlük politikaya âlet ve fedâ edilemeyecek üç millî kıymet vardır: Târih, din ve dil.&#8221;</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/camlicadan-asagi/">Çamlıca’dan aşağı</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/camlicadan-asagi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kumrucuk Ana</title>
		<link>https://millidusunce.com/kumrucuk-ana/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/kumrucuk-ana/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Bican Ercilasun]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Jan 2022 17:24:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Âdem ile Havva]]></category>
		<category><![CDATA[cahil]]></category>
		<category><![CDATA[minik serçe]]></category>
		<category><![CDATA[Sezen Aksu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=37498</guid>

					<description><![CDATA[<p>Baş örtülü bir kadın balkona çıkmış, sağ elini “durun” der gibi havaya kaldırmıştı. Evet oydu, Kumrucuk’tu bu. Hançeresinin bütün gücüyle bağırdı:  </p>
<p>-Dinleyin ey gafiller! Ey iki cihanda lekeliler! Bugüne kadar ben sizin için çalışmadım mı behey insafsızlar? Sadece insafsız değil cahilsiniz de.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kumrucuk-ana/">Kumrucuk Ana</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkumrucuk-ana%2F&amp;linkname=Kumrucuk%20Ana" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkumrucuk-ana%2F&amp;linkname=Kumrucuk%20Ana" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkumrucuk-ana%2F&amp;linkname=Kumrucuk%20Ana" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkumrucuk-ana%2F&amp;linkname=Kumrucuk%20Ana" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkumrucuk-ana%2F&#038;title=Kumrucuk%20Ana" data-a2a-url="https://millidusunce.com/kumrucuk-ana/" data-a2a-title="Kumrucuk Ana"></a></p><p>Salonda yapmacık bir sis vardı. Loş ışığın ve yapmacık sisin esrarengiz havası içinde genç erkekler ve kızlar kendilerinden geçmişlerdi. Omuzlara dökülmüş saçlar bir sağa bir sola gidip geliyordu. Deniz kabuklarıyla tespih tanelerinden yapılmış gerdanlıklar ileri geri sallanırken tuhaf sesler çıkarıyorlardı. Birbirlerine yapışmış gibi duran kızlar ve delikanlılar çılgınca eğleniyorlardı. Sahnedeki Kumru,</p>
<p>-Aha yine aha yine, dedikçe gençler de “aha yine” diye bağrışıyorlar, birinci “aha yine”de sağ ellerini açarak sağ kollarını omuzlarından ileriye doğru atıyorlar; ikinci “aha yine”de sol kollarını ileri doğru uzatıyorlardı.</p>
<p>Ritmin en heyecanlı yeri burasıydı. Kumrucuk da bu sözlerin elektriğini fark etmişti; “aha yine, aha yine”yi durmadan tekrarlıyordu. Beş defa, on defa…  Şarkının diğer sözleri unutulmuş gibiydi. Saçların arasındaki terli başlar hafifçe öne eğilince unutulan sözler Kumrucuk’un aklına geliverdi:</p>
<p>Binmişiz bir alamete / Gidiyoruz kıyamete / Selam söyleyin o cahil / Havva ile Âdem’e / Aha yine aha yine…</p>
<p>İşte yine kollar omuzlardan ileriye atılıyordu. İşte yine coşkunun doruğundaydılar. Yüzlerce beden, tek beden olmuş gibiydi; aha yine aha yine, diye çığlık atıyorlardı.</p>
<p>Aha yine şarkının öteki sözleri hatırlandı. Sona doğru gelinmişti. Kumrucuk,</p>
<p>-Kırmızı, mor yeşil, lila / la la laa, ne şahane, derken mikrofonu elinden atar gibi, yatar gibi yaptı. Ama işte bütün enerjisiyle dimdik ayaktaydı.</p>
<p>Gençlerin enerjisi ise daha da artmıştı. Kumrucuk susmuştu ama onlar yine haykırıyorlardı:</p>
<p>-Aha yine aha yine!&#8230;</p>
<p>Gençler eğleniyorlardı. Gençler terlerini döküyorlardı işte. Atalarımız “alın teri, göz nuru” dememiş miydi, işte onlar da ter döküyorlardı. Zaten cahil Âdem ile Havva yüzünden dünyaya atılmamışlar mıydı? Cahil olmasalar yasak meyveyi yerler miydi? Tanrı onları cezalandırmamış mıydı? Tanrı, “Birbirinize düşman olarak inin, yeryüzünde yerleşip bir süreye kadar geçineceksiniz.” deyip onları dünyaya sürmemiş miydi? İşte şimdi dünyadaydılar ve</p>
<p>-Binmişiz bir alamete / Gidiyoruz kıyamete, deyip duruyorlardı. Kime ne zararları vardı?</p>
<p>Fakaat…</p>
<p>-O ne demek öyle? “Cahil Havva ile Âdem’e selam söylemek” filan? Sensin cahil bre gafil!</p>
<p>Enerjilerini başka türlü israf eden birileri öfkelenmişti bu sözlere. Bu Kumrucuk mudur, saksağan mıdır, kuzgun mudur, her neyse, haddini, hududunu bilmelidir. Sayın büyüğümüz “Sen seni bil sen seni / Sen seni bilmezsen / Patlatırlar enseni” demiyor muydu? O zaman biz de terimizi mukaddes yolda döküp bu gafillerin haddini bildirmeliydik. “Enerji öyle israf edilmez, böyle sarf edilir.” deyip yollara dökülmeliydik. “Bizden başka sokaklara dökülen olursa gittikleri yere kadar kovalarız, ona göre. Herkes haddini, herkes hakkını bilmeli.”</p>
<p>Dahası da vardı. Herkes aklını başına alıp bunun bir beka meselesi olduğunu anlamalıydı. Baki kalmak ancak hareketle mümkündür, millî olmakla mümkündür. Enerji öyle sarf edilmez, böyle sarf edilir, deyip alternatif enerji sahipleri yollara düştü. Kumrucuk’un evi önünde toplanmışlardı. İçlerinden biri “aha yine aha yine” diye mırıldanıp omzunu oynatacak oldu. Öfkeli bakışların eziciliği karşısında neredeyse yere yapışacaktı. Böyle densizlik olur muydu? Burası son kaleydi. Âdem Babamız ile Havva Anamıza kim cahil diyebilirdi? Bu ülkenin bekasını kim tehlikeye atabilirdi? Hangi kuzgun gaklayabilirdi bu mukaddes semalarda?</p>
<p>Öfkeli bakışlar ve öfkeli çığlıklar arasında birden evin balkonunda bir hareketlenme oldu. Baş örtülü bir kadın balkona çıkmış, sağ elini “durun” der gibi havaya kaldırmıştı. Evet oydu, Kumrucuk’tu bu. Hançeresinin bütün gücüyle bağırdı:</p>
<p>-Dinleyin ey gafiller! Ey iki cihanda lekeliler! Bugüne kadar ben sizin için çalışmadım mı behey insafsızlar? Sadece insafsız değil cahilsiniz de. Başınızı eğip dinleyin, Sûretü Tâhâ’dan okuyorum. Sesinin en güzel tonuyla bir hafız gibi tilavete başladı:</p>
<p>-Fe-ekelâ minhâ fe-bedet lehumâ sev’âtuhumâ ve tafiķâ yaḫsıfâni aleyhimâ min-varaķi’l-cenneti ve ‘asâ Âdemu rabbehû fe-gavâ.</p>
<p>-Ne diyor, biliyor musunuz yüce Tanrı, dedi. Birden toparlanıp düzeltti:</p>
<p>-Ne diyor biliyor musunuz Allahu azîmüşşan? Şöyle buyuruyor: “İkisi de yani Âdem Babamız ile Havva Anamız o ağacın meyvesinden yediler. Edep yerlerinin açıldığını gördüler ve cennet yapraklarıyla örtünmeye başladılar. Ve ‘asâ Âdemu rabbehû, Ve Âdem rabbine asi oldu. Duydunuz mu cahiller, Yüce Allah buyuruyor, “Âdem asi oldu” diyor. Onunla yetinmiyor, fe-gavâ, diyor. Gayy, yani azgınlık, sapkınlık. Âdem azıttı, sapıttı, yoldan çıktı, diyor. Allah’ın dediğine mi itiraz ediyorsunuz?</p>
<p>Kısa bir süre düşündü. Çocukluk günleri geldi aklına. Kolejin o mutena odasında babasının her gün Hocaefendi hazretlerini dinlediğini hatırladı. Hocaefendinin bütün vaazları videokasetlerdeydi. Babası hem dinler, hem gözyaşı dökerdi. Hocaefendi gözyaşları içinde “Odadakilere çay getiren o yoksul, o küçük yavru kolundaki saati çıkarıp bu da benim sadakam olsun hizmete” derken babası da hıçkırıklar içinde kalır, sallanıp dururdu. Daha küçücüktü Kumrucuk. Ama başını örtüp Kur’an’ı ne güzel okurdu!</p>
<p>Düşüncesinden koptu, ayetin arkasını okudu. O bir şarkıcıydı, en dokunaklı sesiyle, aşk ile ve şevk ile okudu:</p>
<p>-Summe ectebâhu rabbuhû fe-tâbe aleyhi ve hedâ. “Sonra yine onu, yani Âdem’i, rabbi arıttı, tövbesini kabul etti ve onu hidayete erdirdi.”</p>
<p>Bekacılardan biri kendinden geçmişti. Kumrucuk’un ağzından hidayet sözü dökülürken sarsıla sarsıla ağlamaya başladı. Cezbeye kapılmıştı. Sanki gökten bir melek inmiş, Allahü azîmüşşan’ın ayetlerini okuyordu. Diğer bekacılar başlarını eğdiler, ağlar gibi oldular. Bazıları mendilleriyle gözyaşlarını sildiler.</p>
<p>Gazeteler, televizyonlar haftalarca bu olayı yazıp çizdi, bu olayı konuştu. Kimisi Kumrucuk’tan ve tabii sanattan yanaydı, kimisi kutsalların dokunulmazlığından. Hiç kimse de seviyeden, kaliteden dem vurmuyordu. Hiç kimse,</p>
<p>-Bunlar nasıl şarkı sözleri, bu nasıl güfte, bu kadar ilkel, bu kadar seviyesiz güfte olur mu, demiyordu.</p>
<p>Galiba üçüncü haftanın sonuydu, konu kapanmış gibiydi. Yalnız Kumrucuk’un evinin önünden geçenler, kalabalık bir insan kuyruğuyla karşılaşıyorlardı. İçeri girebilenler o melek yüzlü Kumrucuk’a elini yüzünü sürüyor, ondan derdine çare bulmasını istiyordu. Kumrucuk artık Kumrucuk Ana olmuştu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kumrucuk-ana/">Kumrucuk Ana</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/kumrucuk-ana/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
