<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>muhalif arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/muhalif/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/muhalif/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Sat, 12 Jul 2025 18:23:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.2</generator>
	<item>
		<title>Düştük elhamdülillah</title>
		<link>https://millidusunce.com/dustuk-elhamdulillah/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/dustuk-elhamdulillah/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Jul 2025 19:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[iktidar]]></category>
		<category><![CDATA[muhalif]]></category>
		<category><![CDATA[yandaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=50772&#038;preview=true&#038;preview_id=50772</guid>

					<description><![CDATA[<p>Peki, muhalifler haklı mı? Hiç sanmıyorum. Onlar da hata yapıyor. Sadece bilgisizlikten ve beceriksizlikten yapılanlara bir sebep bulmaya, akıllı bir açıklama getirmeye çalışıyorlar. Aklın olmadığı yerde akıl hayal ediyorlar. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/dustuk-elhamdulillah/">Düştük elhamdülillah</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdustuk-elhamdulillah%2F&amp;linkname=D%C3%BC%C5%9Ft%C3%BCk%20elhamd%C3%BClillah" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdustuk-elhamdulillah%2F&amp;linkname=D%C3%BC%C5%9Ft%C3%BCk%20elhamd%C3%BClillah" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdustuk-elhamdulillah%2F&amp;linkname=D%C3%BC%C5%9Ft%C3%BCk%20elhamd%C3%BClillah" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdustuk-elhamdulillah%2F&amp;linkname=D%C3%BC%C5%9Ft%C3%BCk%20elhamd%C3%BClillah" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdustuk-elhamdulillah%2F&#038;title=D%C3%BC%C5%9Ft%C3%BCk%20elhamd%C3%BClillah" data-a2a-url="https://millidusunce.com/dustuk-elhamdulillah/" data-a2a-title="Düştük elhamdülillah"></a></p><p>Bir hata yapılıyor. Ülkenin ekonomisi dara giriyor. Hata niçin yapılıyor? Demek ki ekonomiyi yönetenin ekonomiden haberi yok. Fakat bildiğini zannediyor. En basit izah bu. Bir sonuca sebep aranırken seçenekler arasında en basiti tercih edilir. Buna bilim felsefesinde Occam’ın Usturası denir. Hatayı izah etmenin en basit seçeneği, yapanın işi bilmemesi, becerememesidir; değil mi?</p>
<p>Fakat biz “siyaset” yapıyoruz! O hâlde işleri karıştıracağız. Önce yandaşların, sonra muhaliflerin açıklamalarını ele alacağım.</p>
<h2>Yandaş der ki: Bilerek yapıyoruz</h2>
<p>Yandaşlar diyor ki:</p>
<p>Bilerek yapıyoruz. Tam on ikiden vuruyoruz. Gerçi dış güçler bize saldırıyor ama zarar yok. Biz on ikiden vurduğumuz için hamdolsun başaracağız.</p>
<p>Şimdi hedefi on ikiden vurmanın da iki yolu var. Birincisi şöyle: İç içe halkalar vardır karşınızda. Ustaysanız, iyi nişancıysanız  oku atarsınız ve o dairelerin tam merkezindeki, en küçük, kıpkırmızı boyalı daireyi vurursunuz. Fakat beceriksizsiniz. Ok atmayı da yay tutmayı da bilmiyorsunuz. Ama her yaptığınızın pek esaslı, pek başarılı olduğunu söylemeniz gerekiyor. Çünkü siz yanılmazsınız. Büyük adamsınız. O zaman oku atarsınız. Ok gider bir yere saplanır. Yandaşlarınız hemen ellerinde fırçalar ve teneke teneke boyalarla koşarlar; okun o düştüğü yerin çevresine halkalar çizerler, saplandığı yere de koyu kırmızı bir daire: İşte gördünüz mü? Ne güzel yaptık değil mi? Dış güçler kudursun; biz bu işi iyi biliriz.</p>
<h2>Sıfr Elhamdülillah</h2>
<p>Okun düştüğü yere halka çizmenin bir başka yolunu Nasrettin Hoca bize öğretmişti. Geçenlerde İbrahim Kiras üstat da yazdı. Hoca eşekten düşmüş. Ahbapları koşuşmuş, “Ne oldu hoca, geçmiş olsun.” demişler. Hocanın cevabı: “Ben zaten inecektim.”</p>
<p>Zaten bilerek yapmasaydı her olan bitenin ardından “hamdolsun, elhamdülillah” der miydi?</p>
<p>Bu noktada aklıma, Suudi Arabistan’da, üniversitede hocalığım sırasında başımdan geçen bir olay geldi. Benim dersimde, kimyada, pek başarılı olmayan bir öğrencime, matematik vize sınavından kaç aldın diye sormuştum. Cevabı unutamam: “Sıfır elhamdülillah”.  Bu benim kulaklarıma biraz garip geldi ama sonra düşündüm; çocuğun söylediği doğruydu. Hayır da şer de Allah’tan geldiği için ve hamd sadece Allah’a mahsus olduğuna göre söylediğinde yanlış bir şey yoktu. “Şükr” demiyordu ki.</p>
<p>Buraya kadar yandaşların anlattıkları, düşündükleri idi. Bunlara ne kadar inanıyorlar; bilemem. Şimdi gelelim muhaliflere.</p>
<h2>Muhalif der ki: Bilerek yapıyorlar</h2>
<p>Muhalifler diyor ki:</p>
<p>Bilerek yapıyorlar. Bakın burada yandaşla muhalif aynı şeyi söylüyor. Fakat ikincisinde açıklamalar farklı. “Ülkenin varlıklarını ucuzlatıp BAE ve Katar’a satacaklar.” “Bol bol dolar aldılar, şimdi kâr edecekler.” “Beş kafadarlar ülkedeki diğer şirketleri de satın alacaklar; onlar nasıl olsa dolar alıyor…”</p>
<p>Peki, ben ne diyorum?</p>
<p>Yandaşları anladık. İktidar ne yaparsa yapsın, onların alkış tutması, helal olsun falan demesi lazım. Bu beklenen bir şey.</p>
<p>Peki, muhalifler haklı mı? Hiç sanmıyorum. Onlar da hata yapıyor. Sadece bilgisizlikten ve beceriksizlikten yapılanlara bir sebep bulmaya, akıllı bir açıklama getirmeye çalışıyorlar. Aklın olmadığı yerde akıl hayal ediyorlar.</p>
<p>Bu pek insanca bir şey. Bakınız nasıl.</p>
<h2>Akıl teorisi</h2>
<p>İki- üç yazımda bir tekrarlıyorum: İnsan bir toplum yaratığıdır. Dolayısıyla beynimizin devreleri doğuştan toplum içinde uyuma, karşımızdakinin duygusunu, hissini anlamaya göre kurulmuştur. Biz kendimizi karşımızdakinin yerine koyup onun nasıl düşündüğüne nüfuz ederiz. Buna psikolojide “Theory of Mind- Akıl Teorisi veya Zihin Teorisi” deniyor. Yanlı anlaşılmasın, psikoloji bilimin teorisi değil, bir insanın diğerinde akıl olduğunu kabul etmesi. Bu kabule teori diyoruz. Karşımızdakinin duyup düşündüğünü anlamak. Muhakkak ki ilişkilerde son derece yararlı bir şey.</p>
<p>Ancak aynı teori bazen bizi yanıltıyor. İşte bu komplo hikâyelerini anlatan ve onlara inananların yanıldıkları gibi. Düpedüz bir hatanın, beceriksizliğin arkasında akıl var sanıyorlar.</p>
<p>Pek aydınlık günlerde değiliz. Neşelenmek zor. Yüzlerinize biraz olsun bir tebessüm getirebilmek için bir başka hikâyeyi anlatayım. İki bilim adamı, Daniel Kahneman ve Amos Tversky, insanların doğal yapılarından ötürü yaptıkları hatalar üzerindeki çalışmalarıyla öne çıktılar. Psikoloji, ekonomi ve istatistik dallarının kesişme noktasında… Davranış Ekonomisi denilen yeni alanı da icat ettiler. Kahneman 2002’de Nobel Ekonomi ödülünü aldı. Tversky birkaç yıl önce vefat ettiği için mahrum kaldı.</p>
<p>İşte bu ikili, bir uluslararası bilim kongresinde çalışmalarını anlatacaklar. Programda isimleri ve bildirilerinin başlığı var. Toplantı başlamadan önce bir başka bilim adamıyla aralarında şu konuşma geçiyor:</p>
<p>&#8211; Konunuz Yapay Zekâ mı?</p>
<p>Cevap veriyorlar:</p>
<p>&#8211; Hayır, tabii aptallık.</p>
<p>___________________</p>
<p>Not: Bu yazıyı 4 Eylül 2023 tarihinde yazmışım. Fakat her nedense yayıma göndermemişim. Baktım. Hâlâ güncel. Takdirinize sunarım. Bu yazıyı yazdıktan 7 ay kadar sonra, 27 Mart 2024’te Kahneman vefat etmiş.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/dustuk-elhamdulillah/">Düştük elhamdülillah</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/dustuk-elhamdulillah/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>NE MUTLU ONLARA</title>
		<link>https://millidusunce.com/ne-mutlu-onlara/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/ne-mutlu-onlara/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sadi Somuncuoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Sep 2016 22:48:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SADİ SOMUNCUOGLU]]></category>
		<category><![CDATA[ZZManşet]]></category>
		<category><![CDATA[MDM]]></category>
		<category><![CDATA[MHP]]></category>
		<category><![CDATA[muhalif]]></category>
		<category><![CDATA[Sadi Somuncuoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.millidusunce.com/?p=5569</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sene 1918&#8230; Vatanın her köşesi muhtelif düşman kuvvetleri tarafından işgal edilmekte… İstanbul da İngilizlerin payına düşmüş. Sokak sokak, ev ev baskınlar yapılmakta.. Cephelerden dönenler, işgal sahalarından geri çekilenler, yaralıların yürek sızlatan manzaraları… hasılı bir facia yaşanmakta İstanbul&#8217;da. Millî ruhun ve ülkünün sembollerinden merhum Ahmet Hikmet Müftüoğlu bu hali yaşayanlardan biri. Gördüklerini şöyle yazıyor; ve diyor [&#8230;]</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ne-mutlu-onlara/">NE MUTLU ONLARA</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fne-mutlu-onlara%2F&amp;linkname=NE%20MUTLU%20ONLARA" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fne-mutlu-onlara%2F&amp;linkname=NE%20MUTLU%20ONLARA" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fne-mutlu-onlara%2F&amp;linkname=NE%20MUTLU%20ONLARA" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fne-mutlu-onlara%2F&amp;linkname=NE%20MUTLU%20ONLARA" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fne-mutlu-onlara%2F&#038;title=NE%20MUTLU%20ONLARA" data-a2a-url="https://millidusunce.com/ne-mutlu-onlara/" data-a2a-title="NE MUTLU ONLARA"></a></p><p style="text-align: justify;">Sene 1918&#8230; Vatanın her köşesi muhtelif düşman kuvvetleri tarafından işgal edilmekte… İstanbul da İngilizlerin payına düşmüş. Sokak sokak, ev ev baskınlar yapılmakta.. Cephelerden dönenler, işgal sahalarından geri çekilenler, yaralıların yürek sızlatan manzaraları… hasılı bir facia yaşanmakta İstanbul&#8217;da.</p>
<p style="text-align: justify;">Millî ruhun ve ülkünün sembollerinden merhum Ahmet Hikmet Müftüoğlu bu hali yaşayanlardan biri. Gördüklerini şöyle yazıyor; ve diyor ki;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“Mekteb-i Harbiye&#8217;nin yüksek kapısının önümdeki otomobillere, eşya arabalarına şilteler, karyolalar yükleniyordu. Herkes gibi gayr-î ihtiyari ben </strong><strong>de</strong> <strong>durdum. Arka tarafımda; iki adam yavaşça </strong><strong>mırıldanıyor.</strong> <strong>&#8216;&#8230;Mektebini işgal ediyorlar&#8217;&#8230; Gözlerde meyus bir sükûtun bütün esrarı ağlıyordu. Kaşlar çatılmış, yumruklar sıkılmış, dudaklar titriyordu.</strong></p>
<p style="text-align: justify;">İki kadın:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>— Bakın şu zavallı askerlere! Sokak ortasında&#8230;”</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Yazıda; Varna, Mohaç, Bizans, Kosova ve Mercidabık zirvelerinden, bitkin bir halde çamurlar içine düşüşümüz dile getiriliyor. <strong>“Mektebi Harbiye”</strong>nin boşaltılışı anlatılırken yüreğimize saplanan hançer gibi bir sahne çıkıyor ortaya. Allah kimseye göstermesin denecek cinsten olan bu sahne şöylece ifade ediliyor:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“Tam o sırada kapıdan bir çavuş göründü. Etrafına ürkerek, utanarak bakındı. Kolları arasında uzunca bir şeyler saklıyordu;</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>— Of! dedim. SANCAKLARIMIZ!”</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Ölümsüz insan Ahmet Hikmet Müftüoğlu, işte böylesine iç yakan hadiselere şahit oluyor. Biri  var ki, bize o lâzım. Aynen alıyorum:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“Sıra hastalara gelmişti. Bunlar yekdiğerlerine tutunarak birer gölge gibi duvara siftine, inliye, ıkına orada duran arabalara tırmanmaya başladılar. Pek kımıldanamayanların koltuklarına arkadaşları girdiler. Arabanın biri o küçük yokuştan indi. Tramvay yolunda tam karşımda durdu. Bu dakikada, yatan yaralılardan biri fırladı. Çömelenlerden birine hiddetle ve şiddetle, bir tokat indirdi. Akabinde ikisi de arabanı içine yuvarlandılar. Dayanamadım yanlarına sokuldum:</strong><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>— Hemşerim!</strong> <strong>ne oldunuz? Ne var? Herkes size bakıyor, dedim. Tokatı </strong><strong>atan,</strong> <strong>pos bıyıkları altında, uçuk dudakları titreyerek ve gazapla soluyarak dedi ki:</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>— Bak efendi, bak şuna! &#8216;Artık din bitti, Millet bitti diyor’. Bârî Teâl</strong><strong>â&#8217;dan</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>ümidini kesiyor.</strong><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;">— Çek arabacı!</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Yağmur çiseliyordu ve ben ağlıyordum.”</strong><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;">İşte bütün mesele bundan ibaret.</p>
<p style="text-align: justify;">Vatan işgal altında, Beşerî âlemde son sığınak Mekteb-i Harbiye; sancağın da, yaralıların da barınağı olmuş. Ama düşman yaman gelince, orası da boşaltılıyor. Ruhlarda korkunç bir çöküntü başlamış. Bitkin vaziyette ki, <strong>“Herşey bitti” </strong>diyen askere, yanı başındaki, perişan haline bakmadan tokatı indiriyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“Bârî T</strong><strong>eâlâ” </strong>dan ümit kesilir mi hiç!..</p>
<p style="text-align: justify;">O şartlarda bile çakabilen şimşek gibi bir hakikat: İslâm’ın esası, Türk&#8217;ün mayası.</p>
<p style="text-align: justify;">O posbıyık altında, uçuk dudakları titreyen ve gazapla soluyan var ya… İşte  bu küçük Anadolu, O&#8217;nun, onların eseri.</p>
<p style="text-align: justify;">Allah korusun, o <strong>“her şey bitti”</strong> deyip de tokatı yiyen var ya.. O&#8217;nun, onların dediği olsaydı, bugün neyimiz kalırdı? Biz kul olarak doğru bildiğimizi yapmakla, bu yolda mücadele vermekle mükellefiz. Takdir Yaradan’ındır. Neticenin ne olacağını o bilir, O tayin eder. Bizim mesuliyetimiz &#8216;inandığımız yolda üzerimize düşeni yapmaktan ibarettir.</p>
<p style="text-align: justify;">Demek ki neticelerden önce; doğru olan için, doğru olanı, doğru yoldan yapmak esastır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu birkaç cümlecik içine sığan müthiş hakikat, tılsımlı kudretin de kaynağıdır. Türk-İslâm ülküsü diyenler, bunun gerçekten şuurunda olanlar <strong>“tılsımlı kudret”</strong>le tanışanlardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Ne mutlu onlara… Ve onların omuzları, her şeyiyle ne Anadolular taşıyacak!”</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Ve bugünler…</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bu yazımız, A. Hikmet Müftüoğlu’nun 98 yıl önceki bir hikayesinden alınan ilhamın eseridir; 33 yıl önce, Mayıs 1983’de  <strong>“Töre”</strong> dergisinde yayımlanmıştır. 1983’ü hatırlayalım;  12 Eylül darbesi olmuş, ülkeyi bir cunta yönetiyor. Anarşinin kökü kazınmış; ama sınırsız gözaltılar, işkenceler ve hukuksuzluk, toplumu huzursuz ediyor.  Şimdi, 15 Temmuz 2016’da kanlı bir darbe girişimi oldu.  Bu iki darbe amaç açısından kıyaslanamaz. Zira birincisi Türkiye Cumhuriyetinin taşıyıcı kolonlarını güçlendirme, ikincisi ise endişe verici bir yıkım çabası içinde görünüyor. Ülkeyi, bölücü terör içeride ve dışarıda kuşatmış vaziyette. Şehitler geliyor, bekamız tehlike altında. Buna rağmen darbecilerle mücadele adı altında kamu görevlileri sorumsuzca ve kitle halinde tasfiye edilmektedir. Kantarın topu öylesine kaçmıştır ki, MHP yönetimine muhalif oldukları için <strong>Yavuz Selim Demirağ, Servet Avcı, Adnan İslamoğulları ve Zorlu</strong> gibi milliyetçi ülkücü gazeteciler bile gözaltına alınabilmektedir. Ülke büyük bir kargaşa ve karanlık içinde.</p>
<p style="text-align: justify;">Peki <em>“her şey bitti mi”</em>, asla… 1918’de, ümidimiz hariç her şeyimizi kaybetmiştik. Ama <strong>“inançlı ve tılsımlı kudretimizle”</strong> bugünlere geldik. Bu gün de, Türk Milleti 82 milyon nüfusu, devleti ve kurumlarıyla bu badireden çıkacaktır. Zaten mücadele de bütün şiddetiyle devam etmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Not: Okuyucuların Kurban Bayramını kutlarım.</em></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ne-mutlu-onlara/">NE MUTLU ONLARA</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/ne-mutlu-onlara/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
