<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>nefret arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/nefret/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/nefret/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Sat, 13 May 2023 12:17:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.2</generator>
	<item>
		<title>Doktorlar şokta!</title>
		<link>https://millidusunce.com/doktorlar-sokta/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/doktorlar-sokta/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Umay Gökçe Lilith]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 May 2023 18:40:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[iktidar]]></category>
		<category><![CDATA[miting]]></category>
		<category><![CDATA[nefret]]></category>
		<category><![CDATA[seçim]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[telefon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=43615&#038;preview=true&#038;preview_id=43615</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her olay sonunda, olan hep bize oluyor. Nedense siyasilere bir şey olduğu yok. Ekonomileri bozulmuyor, alım güçleri hiç düşmüyor, evlatları şehit olmuyor; her yere giren fetö sadece siyasilerin arasına girememiş ki köydeki sıva ustası bile fetöden içeri alınırken onlara bir şey olmuyor. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/doktorlar-sokta/">Doktorlar şokta!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdoktorlar-sokta%2F&amp;linkname=Doktorlar%20%C5%9Fokta%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdoktorlar-sokta%2F&amp;linkname=Doktorlar%20%C5%9Fokta%21" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdoktorlar-sokta%2F&amp;linkname=Doktorlar%20%C5%9Fokta%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdoktorlar-sokta%2F&amp;linkname=Doktorlar%20%C5%9Fokta%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdoktorlar-sokta%2F&#038;title=Doktorlar%20%C5%9Fokta%21" data-a2a-url="https://millidusunce.com/doktorlar-sokta/" data-a2a-title="Doktorlar şokta!"></a></p><p>Teknolojik gelişmeler günlük hayatımızı olumlu ya da olumsuz etkiliyor. İşe ilk başladığım yıllarda, bırakın her kişiye bir bilgisayarı, odalarda birer tane bile yoktu. Bilgi işlem biriminde arkasında kocaman kamburuyla eski bir bilgisayar vardı ve herkes kendi biriminin işlerini o bilgisayarda, sırayla yapardı. İlerleyen zamanlarda önce her odaya sonra her kişiye birer bilgisayar verildi. O kamburlu, şişko bilgisayarlar gitti yerlerine daha narin, zayıf az yer kaplayanlar geldi. Şimdiler de onlar da değişti. Artık kasalar yok, sadece monitör, klavye ve fare yetiyor.</p>
<p>O koca bilgisayarları küçülte küçülte en son cebimize girecek şekle getirdiler. Günümüz “çıkar telefonunu göster!” çağı oldu. Aynı cihazla hem konuşuyor hem elektronik ortamda her işimizi halledebiliyoruz. Adları da akıllı telefon. Bu aklı evvel telefonlar da kendi arasında rekabet hâlinde. Araba yarıştırır gibi telefon yarıştırıyoruz; bunların tekerleği yok ama aklı var.</p>
<p>Kafamıza takılan her şeyin cevabını cebimizdeki, kendisi küçük aklı büyük cihazdan bulabiliyoruz. Bunun yanında günlük haberleri de bu cihazlardan takip etmek, gazeteye para verip almaktan daha kolay geliyor. Hem gazete bayisine gitmek zorunda da kalmıyoruz. Bütün dünya parmağımızın ucunda. Gerçi kâğıt kokusu ve ellerinizi boya içinde bırakan mürekkep kokusu olmadan haber okumak çok zevk vermiyor ama olsun.</p>
<p>Bu kadar da kolaylık fazla diye düşündüklerinden olsa gerek, merak edip okumak istediğiniz habere tıklayınca hemen okuyamıyorsunuz. Bazı internet sitelerinde, başlığı ilginizi çeken bir haberi okumak için açtığınızda aynı başlığın içerik olarak tabiri caizse kırk defa yazıldığını görüyor, inat edip sonuna kadar okuyorsunuz. Ama o da ne! Başlıkla alakalı hiçbir cümle yok. Ağız tadıyla gündemi takip edemiyorsunuz. Haberin hemen altında başka bir başlık “Doktorlar şokta!”. Hemen hemen her haberin altında farklı farklı fotoğraflar ve aynı başlık “Doktorlar şokta!”. Doktorların bir kısmı yurt dışına gitmekte buldu çareyi, kalanlar da bir türlü çıkamadı bu şoktan…</p>
<h2>Milletçe şokta mıyız?</h2>
<p>Seçime günler kala aslında milletçe şokta gibiyiz. Ben öyle hissediyorum. Sadece siyasiler uyanık. Her anlamda uyanıklar. Özellikle iktidardakiler. Çünkü adaletsiz bir yarışa 1-0 önde başlıyorlar. Devletin bütün imkânlarını, kendi propagandaları için hunharca kullanıyorlar. Yaşadığım şehre cumhurbaşkanı gelecek diye, her yere parti bayrakları asıldı; özellikle anayollardaki elektrik direklerine cumhurbaşkanının posterleri, bayraklar asıldı. (Bu seçimde bu tür faaliyet yapılmama kararı var diye hatırlıyorum.) Daha önce pek yapmadıkları şey; Atatürk posterleri de astılar ilginç. Kamu kurumlarının bahçe duvarlarına, kendi reklamlarını içeren kocaman pankartlar asıldı. Bu asılanların bazıları çıkarıldı ama bazıları hâlâ duruyor. Bir de yollara yaptıkları, küçük tepeleri andıran, fark etmeyip yavaşlamadan geçtiğinizde arabanızın altını tangırdatan kasisler, cumhurbaşkanı gelecek diye söküldü. Her gelişinde olduğu gibi. Ee onların mabadı kıymetli tabii. Elbette birkaç gün sonra tekrar yapıldı tepeciklerimiz. Ama vatandaş olarak şokta olduğumuzdan sanırım, hiçbir tepki veremiyoruz olan bitene.</p>
<p>Teknoloji çağında bu yapılanları, partilerin giydirilmiş araçlarla bangır bangır müzik çalıp dolaşmasını; hatta adayların yaptığı mitingleri de çok gereksiz buluyorum. Onca seçmenlik hayatım boyunca, bu yapılanlar vesilesi ile kararını değiştiren bir kişi bile duymadım, görmedim. Mitinglere, toplantılara zaten her partinin kendi adamları katılıyor ama “Bizimkinde daha çok kişi vardı.”, “Metrekareye şu kadar insan düşüyor.”, “Metre alıp ölçtün mü de böyle konuşuyorsun?” gibi boş konuşmalar, seçime kadar sürüyor. Bu çağa, bu ilkellikler yakışmıyor. Vatandaş elinin altındaki internetten istediği, hatta istemediği her şeyi görüp duyabiliyor zaten. Meydanlara toplamaya ne gerek var. Mitinge gelen reisse vatandaşı topladıkları gibi çevre illerden de polis ekipleri toplanıp getiriliyor. Geçeceği kavşakta trafik durduruluyor, iftara yetişecek insanlar araç kuyruklarında bekletiliyor…</p>
<h2>Savaşa mı gidiyoruz, seçime mi?</h2>
<p>Bu mitinglerde liderler birbirlerinin ardından atıp tutuyor; o anda cevap verecek kimse yok ya. Meydandaki kalabalık da her söylediğine alkış tutuyor; salla gitsin… Bunun yerine, son günlerde herkesin yâd ettiği eski günlerdeki gibi televizyon programları yapılsa. Bütün adayların katılıp seviyeli bir şekilde tartışabildiği programlar hazırlansa ve bütün kanallar da ortak yayın yapsa. Bence çok güzel olur ve işte o zaman vatandaş ayırt eder eğriyi doğruyu. Ama siyasette seviye yerlerde sürünmeye başladığı için böyle seviyeli bir tartışma hayal.</p>
<p>Zaten basındaki seçimle ilgili söylemleri içeren manşetlere bakıldığında, bu insanların bir araya gelip adabınca tartışması namümkün. Sürekli “Onlar gelirse ülke bölünür.”, “Bunlar gelirse İran’a benzeriz.”, “Seçimden sonra bunları çamura yatıralım.” “Hadsizlere haddini bildireceğiz.”, “Bu, hikâyeden, kartondan adam.”, “İHA, SİHA fabrikalarını kapatacaklar.”, “Ülkeyi kaosa sürükleyecekler.”, “İlk turda işin bitmesi lazım yoksa ülke karışır.” vs. şeklinde manşetlere rastlıyorum. Minareyi çalacaklar da kılıf mı hazırlıyorlar acaba! Bu lafların çoğunluğu da iktidar ittifakına ait. En son bugün gördüğüm bir başlık “Ya istiklâl ya ölüm!” Okuyunca şoktan çıkıp başka şoka girdim. Ne oluyoruz, seçime mi gidiyoruz, meydan muharebesine mi? Pazar günü seçime “Allah Allah” nidalarıyla giderlerse şaşırmam. Son zamanlarda, tabiri caizse kimse de boş gezmiyor. Kiminde tabanca kiminde bıçak. Ufacık bir tartışmada çek vur ya da sapla geç; insanlar ölüyor. Kendimi savaş meydanının ortasında silahsız dolaşıyormuş gibi hissediyorum.</p>
<h2>Bas bas paraları</h2>
<p>İktidar adaletsiz yarışıyor demiştim ya. Liderlerin devlet kurumu TRT ekranlarında, seçim konuşmalarını yaptığı ilk gün ben de seyrettim. Cumhurbaşkanı haricindeki üç aday da TRT’nin eşit, adil davranmadığından şikâyetçiydi. Haklılar tabii. Para ve iktidar kimdeyse güç de onda çünkü.</p>
<p>Yirmi yıldır adettendir, seçim öncesi devlet kurumlarına çok sayıda personel alınır. Yine öyle oldu. Birçok devlet kurumuna temizlik işçilerinin yanı sıra çok sayıda kalifiye personel de alındı. Kamu işçilerine, yıllardır memurluk yapanları çileden çıkaracak oranda zam verildi. Bunların hepsi oy olarak geri döner mi bilemiyorum ama seçim arifesinde efendimiz para saçıyor. Memurlara haksızlık yaptıklarını biliyorlar ama onlara ek zammı hemen vermeyip Temmuz’da vereceklerini söylediler. Yani, seç beni göreyim seni, deniyor özetle. Oy konusunda işçilere, memurlardan daha çok güveniyorlar demek ki. Haa bir de bir ay bedava doğal gaz kullandık seçim sayesinde. Hurmaları yediriyorlar bakalım, tırmalaması nasıl olur! Sanırım herkesin hemfikir olduğu bir konu, kim kazanırsa kazansın, kazıklar biz “değerli” vatandaşlar için hazır bekliyor.</p>
<h2>Partiler vatandaşa karşı</h2>
<p>Yaşadığımız büyük depremde binlerce insanımızı kaybettik. Binlercesi de sadece fiziken hayatta; acılar içinde yaşamaya çalışıyor. Milletimizin dayanışmasını, zor günlerde birbirine sıkıca sarılmasını, yaşadığımız her acı olaydan sonra olduğu gibi o zaman da gördük. Daha o günlerin üstünden iki ay kadar geçmiş olmasına; acılarımızın, yaralarımızın hâlâ taze olmasına rağmen artık hatırlayan yok gibi. Seçim güncesi tutuyoruz ya her şeyi unutuyoruz. Siyasiler de kullandıkları nefret diliyle, birbirlerinin görüşünü bile bilmeden sarılan insanımızı ayrıştırıp dövüştürmeye kalkıyor.</p>
<p>Yaşadıklarımıza bakınca bütün partiler vatandaşa karşı gizli bir ittifak içindeler, diye düşünüyorum. Göstermelik atışıyorlar. Elbirliğiyle yapacaklar ne yapacaklarsa ama vatandaşın haberi olmadan. Zaten şoktayız ya anlamayız. Her olay sonunda, olan hep bize oluyor. Nedense siyasilere bir şey olduğu yok. Ekonomileri bozulmuyor, alım güçleri hiç düşmüyor, evlatları şehit olmuyor; her yere giren fetö sadece siyasilerin arasına girememiş ki köydeki sıva ustası bile fetöden içeri alınırken onlara bir şey olmuyor…</p>
<p>Bunların bozuk ağzına uyup kimse kardeşini, eşini dostunu kırıp üzmesin. Allah korusun, başımıza yine bir felaket gelirse onların keyfi çatıp yetişene kadar biz bize koşturup biz bize sarılacağız.</p>
<p>Cep telefonunuz sürekli yanınızda ve bataryası dolu olsun.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/doktorlar-sokta/">Doktorlar şokta!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/doktorlar-sokta/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nefret bir virüstür, televizyondan bulaşır</title>
		<link>https://millidusunce.com/nefret-bir-virustur-televizyondan-bulasir/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/nefret-bir-virustur-televizyondan-bulasir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 16 Jul 2022 19:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[ABB]]></category>
		<category><![CDATA[iskender öksüz]]></category>
		<category><![CDATA[MDM]]></category>
		<category><![CDATA[nefret]]></category>
		<category><![CDATA[Şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet sempozyumu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=39882&#038;preview=true&#038;preview_id=39882</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toplumdaki insanların birbirine güvenini ölçen “Güven İndeksi”nin en düşük olduğu ülkelerden biriyiz. Araştırmalar, güvenin refahın baş sebeplerinden biri olduğunu gösteriyor. Güven ve sevgi… Özellikle Batı toplumlarına kıyasla refah ve birbirini sevmekte epey gerilerde bulunduğumuzu görüyoruz.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/nefret-bir-virustur-televizyondan-bulasir/">Nefret bir virüstür, televizyondan bulaşır</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fnefret-bir-virustur-televizyondan-bulasir%2F&amp;linkname=Nefret%20bir%20vir%C3%BCst%C3%BCr%2C%20televizyondan%20bula%C5%9F%C4%B1r" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fnefret-bir-virustur-televizyondan-bulasir%2F&amp;linkname=Nefret%20bir%20vir%C3%BCst%C3%BCr%2C%20televizyondan%20bula%C5%9F%C4%B1r" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fnefret-bir-virustur-televizyondan-bulasir%2F&amp;linkname=Nefret%20bir%20vir%C3%BCst%C3%BCr%2C%20televizyondan%20bula%C5%9F%C4%B1r" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fnefret-bir-virustur-televizyondan-bulasir%2F&amp;linkname=Nefret%20bir%20vir%C3%BCst%C3%BCr%2C%20televizyondan%20bula%C5%9F%C4%B1r" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fnefret-bir-virustur-televizyondan-bulasir%2F&#038;title=Nefret%20bir%20vir%C3%BCst%C3%BCr%2C%20televizyondan%20bula%C5%9F%C4%B1r" data-a2a-url="https://millidusunce.com/nefret-bir-virustur-televizyondan-bulasir/" data-a2a-title="Nefret bir virüstür, televizyondan bulaşır"></a></p><p>Televizyondaki açık oturuma kısa bir ara veriliyor. Arada, programın prodüktörü oturumu yönetenin yanına geliyor ve şöyle diyor: “Ha gayret, bir kavga çıksın, reytingimiz artsın, ne olur!”</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu olay aynıyla vakidir. Açık oturumun yöneticisi, bir zamanların en çok izlenen programlarından </span><i><span style="font-weight: 400;">Sıcağı Sıcağına’</span></i><span style="font-weight: 400;">nın yaratıcısı, çocukluğundan beri yayın hayatındaki sevgili yeğenim Banu Zorlutuna’dır. Kendisinden dinledim. </span></p>
<h2><b>Tanımadığına selam vermek</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Tekrar olacak: Toplumdaki insanların birbirine güvenini ölçen “Güven İndeksi”nin en düşük olduğu ülkelerden biriyiz. Araştırmalar, güvenin refahın baş sebeplerinden biri olduğunu gösteriyor. Güven ve sevgi… Özellikle Batı toplumlarına kıyasla refah ve birbirini sevmekte epey gerilerde bulunduğumuzu görüyoruz. Anketler bunu gösteriyor. Fakat anketlere çok da ihtiyaç yok. Bir bakın, burun buruna geldiğimizde kaç kişi diğerine gülümsüyor? Kaç kişi selam veriyor? Bir de Batı’ya gidin ve gözleyin. Gülümsemeler, günaydınlar, yol vermeler, siz buyurunlar… </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sözde Müslüman toplumuz ve peygamberimize Müslümanlığın en sevdiğin tarafı nedir diye sorulduğunda, “Tanıdığına ve tanımadığına selam vermek.” dediğine dair bir hadise sahibiz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sanki fırsatçı prodüktörün talebi, siyasetteki liderlerimize de yapılmış. Medya kalemşörlerine de. Neredeyse hepimize. Kavga çıksın da reytingimiz artsın diye yazıyoruz, kavga için konuşuyoruz. Ne dersem diyeyim sert diyeyim. Öbür sertinkinden daha sert diyeyim. Yarın gazeteler “Çok sert çıktı!”, “Çok sert bir demeç!”, “Çok sert cevap!” diye yazsın. Parti liderleri, hiç aksatmadan, haftanın belli günlerinde televizyonlara çıkıyor. Neredeyse her gün çıkanları var. Cehennemi bir yüz. Nefret dolu bir ifade. Ve saydırmaya başlıyorlar. O terörist, bu da terörist, öteki hain, hainin yanındaki de hain, onun yanındaki FETÖcü… </span></p>
<h2>Herkes bize düşmandır, sevmediğimiz için</h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Vatandaş ne yapsın? Yüzde onu söylenenlere inansa. Yüzde yirmisi her gün duyduğun etkisi altında kalsa… Ne yapsın zavallı vatandaş? Baksanıza, ortalık hain, terörist, terör sempatizanı dolu. Su saatlerini okumaya PKK’lılar geliyor. Sokağa çıktığınızda baktığınız yüzlerin en az yarısı terörist değil mi? Belki de daha fazlası. O hâlde siz de onları öyle görmelisiniz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Okumuş yazmışların çoğu bize düşmandır zaten. Herkes öldüreceği bir doktor, bir avukat bulamayabilir. Veya otobüste kötü kötü bakan birini; muhtemelen terörist birini bıçaklayacak cesareti… Onun için ağzını açınca hazır ola geçmedi diye eşini bıçaklar. Nefreti o şiddettedir ki bir değil, on sekiz yerinden bıçaklar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nefret de sevgi de virüs gibi bulaşıcıdır. Normal bir toplumun içine yüzde on oranında nefret dolu insan bırakın. Hatta yüzde beş. Onların saldırgan davranışları kısa zamanda diğerlerini de etkiler. Hakarete maruz kalan hakaret etmeye başlar. </span></p>
<h2>Dayanılmaz ağır hava</h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Hani lider de lider olmayan da arada sırada sinirlenebilir. Bazen kızabilir. Ama her gün kızmak, her gün bir nefret hedefi bulmak&#8230; Her gün aynı ekşi suratla nefret kusmak. Olağan dışı, yepyeni bir kabiliyet bu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nefret ve onun doğurduğu şiddet, havamızı zehirlemiş. Onu hissediyoruz, nefesimizle içimize çekiyoruz. Hani “Bugün havada bir basıklık var.” denir ya… Liderimizin nefret dolu yüzünü gördükçe; etrafımızın düşmanla, teröristle dolu olduğunu işittikçe, o hava kurşundan ağır hâle geliyor. Bu kâbustan kurtulmak için ne yapmalı. İşte ona, buna, ötedekine, uzaktakine, uzaktaki yoksa yakındakine&#8230; Vurmalı, ezmeli, sövmeli, öldürmeli!</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nefret bir bayrak yarışı gibi. Televizyondaki liderlerinden bayrağı kapan açık oturumcular, üstüne ekleyerek tekrar ediyor. Onlardan yazılı basın kapıyor. Aynı hücumu bir gün sonra köşe yazarlarından okuyorsunuz. Hatta haberlerden. Bir zamanlar basının sloganıydı: Haber tarafsız, yorum hürdür. Şimdi haber taraflı, yorum, amigoluktur. Bazı kalemler stadyumdaki amigolar gibi, “Bir baba hindi…” diye yazıyorlar. Okuyucuların hep bir ağızdan “Falancaya…” diye tamamlamasını bekliyorlar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Virüsü ve boğucu havayı en son hane halkı alıyor. Sonra kadına şiddet, çocuğa şiddet, otobüste şiddet, insana şiddet, hayvana şiddet. </span></p>
<h2>MDM-ABB şiddet sempozyumu</h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Millî Düşünce Merkezi ve Ankara Büyükşehir Belediyesi, Şiddet Sempozyumu düzenleyecek. Fikir insanlarını, bilim insanlarını bildiri sunmaya çağırıyorlar. Kapsam geniş. Bildiri daveti yapılan konular şöyle: Medya ve şiddet; kültür ve şiddet; hukuk ve şiddet; pedofili; cinsel yönelimler, cinsiyet ve şiddet; aile içi şiddet; psikolojik şiddet, mobbing, sözlü şiddet; doğaya şiddet, hayvana şiddet; dolandırıcılık yoluyla şiddet; şiddet ve eğitim; inanç kökenli şiddet; terör. Tamamlayıcı bilgiyi şu bağlantıda  . </span><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/nefret-bir-virustur-televizyondan-bulasir/">Nefret bir virüstür, televizyondan bulaşır</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/nefret-bir-virustur-televizyondan-bulasir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yankı odaları</title>
		<link>https://millidusunce.com/yanki-odalari/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/yanki-odalari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Feb 2022 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[demirel]]></category>
		<category><![CDATA[ecevit]]></category>
		<category><![CDATA[facebook]]></category>
		<category><![CDATA[inönü]]></category>
		<category><![CDATA[muhalefet]]></category>
		<category><![CDATA[nefret]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[Şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<category><![CDATA[televizyon]]></category>
		<category><![CDATA[Türkeş]]></category>
		<category><![CDATA[Twittter]]></category>
		<category><![CDATA[yandaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=37622&#038;preview=true&#038;preview_id=37622</guid>

					<description><![CDATA[<p>İşte size mükemmel bir yankı odası. Arkadaşları dikkatle aynı camiadan seçen bir evrim mekanizması. Varacağı son nokta: İzolasyon!</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/yanki-odalari/">Yankı odaları</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyanki-odalari%2F&amp;linkname=Yank%C4%B1%20odalar%C4%B1" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyanki-odalari%2F&amp;linkname=Yank%C4%B1%20odalar%C4%B1" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyanki-odalari%2F&amp;linkname=Yank%C4%B1%20odalar%C4%B1" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyanki-odalari%2F&amp;linkname=Yank%C4%B1%20odalar%C4%B1" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyanki-odalari%2F&#038;title=Yank%C4%B1%20odalar%C4%B1" data-a2a-url="https://millidusunce.com/yanki-odalari/" data-a2a-title="Yankı odaları"></a></p><p>İnsanlar, Türk toplumunun birbirini hainleştirmeyen, birbirinden nefret etmeyen günlerine hasret. Rahmetli Demirel’in, rahmetli Erdal İnönü’yü hasta yatağında ziyaret edip ellerini avuçlarının içine aldığı fotoğrafı paylaşıyorlar. Demirel’in, Ecevit fotoğrafı taşıyan çocukla poz verdiği fotoğrafı paylaşıyorlar. İnsanlar, YouTube’da iktidar ve muhalefet liderlerinin televizyonda tartışmalarını seyrediyor. İmrenerek birbirine o bağlantıları veriyor. Ecevit, Çiller, Türkeş, Erbakan, Demirel… Kimse hain değil. Kimse öbürlerinden on arşın daha uzun değil. Kimse kimseyi aşağılamıyor, nefret diliyle ve nefret suratıyla konuşmuyor. “Nefret dili”ni bilirdik de “nefret suratı”nı iktidar siyasilerinden yeni öğrendik.</p>
<h2><strong>Viral saçmalıklar</strong></h2>
<p>İngilizceden ithal bir terim, “<em>echo chamber</em>”: “<em>Yankı odası</em>” veya “<em>aksiseda odası</em>” diye çevirebiliriz. İnsanların mikro cemaatler kurup dünyayı o cemaat içinde düşünülenlerden, konuşulanlardan ibaret saymaları olayına verilen isim. Aşının Bill Gates’in çip takma operasyonu olduğu, Lozan’ın 2023’te yürürlükten kalkacak gizli maddeleri ve daha nice saçmalıklar, herhâlde böyle yankı odalarında kuluçkaya yatıp sonra yumurtadan çıkıyor. “<em>Yankı odası</em>” olup biteni güzel anlatıyor. Siz bir şey söylüyorsunuz veya bugün bizde olduğu gibi bir şeyi bağırıyorsunuz. Bağırdığınız laf, odanın duvarlarına çarpıp size geri dönüyor. “Vay canına” diyorsunuz, “herkes benim gibi düşünüyor!”. Yalnız bu yankı odalarında yankı duvarlardan değil, duvardan farksız yandaşlarınızdan geliyor.</p>
<p>Böyle sapıklıklar bütün toplumlarda meydana gelebilir. Ama şimdikiler farklı, öyle alelade sapkınlıklar değil. Yukarıdaki tarifte “mikro cemaatler” demiştim. İşte bugünküler hiç de mikro değil. Bayağı büyük grupları inandırabiliyor, etkisi altına alabiliyor. Artık bunlar yankı odası değil, yankı salonu veya stadyumu, hatta ülkesi! Hani küçük cemaatlerde kuluçkaya yatıp yumurtadan çıkan saçmalıklar var ya… Bunlar mutasyon geçirmiş, DNA’larına viral bir özellik eklenmiş. Bütün ülkeyi sarıveriyorlar.</p>
<p>Türkiye’nin yankı ülkesi hâline gelişinin iki sürücüsü var. Biri sosyal medya. Fakat dev cemaatlerimizin televizyon kanalları da bir o kadar etkili. Belki yazılı basının da katkısı var.</p>
<h2><strong>Hepsinde aynı yankı</strong></h2>
<p>Tek tek ele alayım. Facebook’ta 5000’e yakın “arkadaşım” var. Facebook, kişi sayfalarını bu sayıyla sınırlıyor zaten. Yeni arkadaşlık istekleri geldikçe tanıyor muyum diye sorgulamıyorum. 5000 kişiyi tanımak ne mümkün. Yeni isteklere, arkadaşlık isteyenle kaç ortak arkadaşımız var diye bakıyorum. Ortak arkadaş sayısı belli bir rakamın üstünde ise kabul ediyorum. Mesela elli veya daha fazla ortak arkadaşımız varsa kabul. Yoksa kabul etmiyorum.  Şu olana bakın: İşte size mükemmel bir yankı odası. Arkadaşları dikkatle aynı camiadan seçen bir evrim mekanizması. Varacağı son nokta: İzolasyon!</p>
<p>Twitter bundan çok farklı değil. Kimleri takip edeceğinizi yine siz seçiyorsunuz. Eh düşüncelerini, fikirlerini sevmediklerimi izleyecek değilim değil mi? Zaten insanların takip ettikleri, genellikle onları takip edenlerden çok fazladır. Şimdi baktım, bendeki oran bire kırk dört. Hadi ben ekstra nobranım diyelim ama hüküm genelde doğrudur. Belki bire yirmi falandır. Buyurun size bir başka yankı odası. Tam değil ama neredeyse “kendi çalar kendi dinler” deyiminde tarif edilen hâl bu. Beni izleyenler beni beğenenler zaten. Kapalı devre. Troller hâriç. Onlar maaşlı çocuklar.</p>
<p>Belki bir zamanlar televizyon ve basın daha renkliydi. Hatta aynı gazetede veya aynı kanalda farklı siyasî görüşlere rastlayabilirdiniz. Sonra yazılısıyla, sözlüsüyle yandaş basın doğdu. Geri kalan birkaç gazete ve kanal da muhalif olmayı seçti. Belki de yandaşların yarattığı tekdüzelik ikraha yol açtı ve yandaş olmayanlar muhalefet yapmaya itildi. Bizzat okuyucu ve seyirci tarafından. Muhalefeti yok etmeğe çalışırsanız, yok edemediklerinizi büyütürsünüz. Nadir hâle getirdiğinizin değeri artar. Muhalif basın bu yüzden büyüdü.</p>
<h2><strong>Nefret milleti yok ediyor</strong></h2>
<p>Bakıyorum, hiçbir eve ortadan yayın yapan gazete girmiyor. Yandaş tirajları sert şekilde düştü. Geriye kalanların okuyucuları ancak alışkanlıktan devam ediyor. Gazetelerin tiraj kaybetmesi sadece bu sebebe bağlı değil tabi… İnternet ve televizyonun da etkisi var. En çok satan gazetenin, “<em>1 Milyonu aştık!</em>” diye manşet attığını hatırlıyorum. Geçen asırda. Şimdi bütün gazetelerin tirajlarının toplamı milyonu bulmuyor. Neyse ki internet nüshaları durumu dengeliyor.</p>
<p>Ben pek televizyon seyretmem. Kırk yılda bir bir diziye veya filme bakmak istersem de tabletimi kullanıyorum. Fakat sabah uyanınca ilk işi televizyonu açmak olan yakınlarım var. Onları izliyorum. Hani yüzlerce kanal var ya… Onların arasından sadece bir veya ikisini seyrediyorlar. Benim dostlarım muhalif kanalları izliyor. Diğerleri ne izliyor bilmiyorum. Bu da bir yankı odası değil mi? İnternet televizyonları da pek farklı değil.</p>
<p>Sonuç: İki dev yankı odası. Birbirinden gittikçe uzaklaşan, birbirinden nefrete itilen iki kalabalık cemaat.</p>
<p>Sonra: Hain o hain! Gülüyorsunuz ama diğer cemaat da sizin için aynen böyle düşünüyor. Nefretiniz milleti yok ediyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/yanki-odalari/">Yankı odaları</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/yanki-odalari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Lider olmak için nefret şart mıdır? </title>
		<link>https://millidusunce.com/lider-olmak-icin-nefret-sart-midir/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/lider-olmak-icin-nefret-sart-midir/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 May 2021 20:36:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[diktatör]]></category>
		<category><![CDATA[lider]]></category>
		<category><![CDATA[Milliyetçi]]></category>
		<category><![CDATA[nefret]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=32546</guid>

					<description><![CDATA[<p>Liderde olması gerekenler öfke, nefret ve saldırganlık mı? Diktatörler tahtlarını nefret üzerine kurar, fakat sonunda nefret dönüp onları da vurur. Siyasetin temel hedefi, dostları sıkı sıkı dost olarak tutarken, düşmanları da en kısa zamanda dosta dönüştürmenin yollarını aramaktır. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/lider-olmak-icin-nefret-sart-midir/">Lider olmak için nefret şart mıdır? </a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Flider-olmak-icin-nefret-sart-midir%2F&amp;linkname=Lider%20olmak%20i%C3%A7in%20nefret%20%C5%9Fart%20m%C4%B1d%C4%B1r%3F%C2%A0" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Flider-olmak-icin-nefret-sart-midir%2F&amp;linkname=Lider%20olmak%20i%C3%A7in%20nefret%20%C5%9Fart%20m%C4%B1d%C4%B1r%3F%C2%A0" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Flider-olmak-icin-nefret-sart-midir%2F&amp;linkname=Lider%20olmak%20i%C3%A7in%20nefret%20%C5%9Fart%20m%C4%B1d%C4%B1r%3F%C2%A0" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Flider-olmak-icin-nefret-sart-midir%2F&amp;linkname=Lider%20olmak%20i%C3%A7in%20nefret%20%C5%9Fart%20m%C4%B1d%C4%B1r%3F%C2%A0" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Flider-olmak-icin-nefret-sart-midir%2F&#038;title=Lider%20olmak%20i%C3%A7in%20nefret%20%C5%9Fart%20m%C4%B1d%C4%B1r%3F%C2%A0" data-a2a-url="https://millidusunce.com/lider-olmak-icin-nefret-sart-midir/" data-a2a-title="Lider olmak için nefret şart mıdır? "></a></p><p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-32551 size-full aligncenter" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/05/Ofke.jpg" alt="" width="766" height="321" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/05/Ofke.jpg 766w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/05/Ofke-300x126.jpg 300w" sizes="(max-width: 766px) 100vw, 766px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir gençle konuşuyordum. Birisinin liderliğinden bahsediyorduk. &#8220;</span><i><span style="font-weight: 400;">Yok, o olmaz</span></i><span style="font-weight: 400;">&#8220;, dedi. Niye olmaz diye sordum. Anlaşıldı ki onun kanaatince liderde öfke, saldırganlık, hatta küfürbazlık vasıfları bulunmalıymış. Bunları taşımayan insandan lider olamazmış. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şimdi ben bunu nasıl düzelteyim? Hepimizin makul, mantıklı, olağan, normal dediğimiz ölçüler vardır. Maalesef biz bu ölçülerin çoğunu çevremizi gözleyerek alırız. Demek ki çevremiz böyle. Hiç olmazsa televizyon çevremiz böyle ve televizyon, sımsıkı kuşatan bir çevre. Hele şu yasak günlerinde. Ve gittikçe artan bir çoğunluğun makul, mantıklı, olağan ve normali ne? Öfke, küfür ve saldırganlık! </span></p>
<h2><strong>UÇURUM DA SİZE BAKAR</strong></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Kelimeleri ve ifadeleri nefret kusanlar… Liderlik mi? Genç dostuma göre bu, liderlik için gerek şartmış. Galiba yeter şart da. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Fakat bunun bir riski var. Niçe&#8217;nin sözüdür: </span><i><span style="font-weight: 400;">Siz uçuruma bakarsanız, uçurum da size bakar. Canavarlara yoğunlaşan insan sonunda canavarlaşır.</span></i><span style="font-weight: 400;"> Ağır ağır ve kendisi bile farkına varmadan. Bazıları ise pek farkındadır ne yaptığının. Lider olacak ya. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Herkese canavar diye bakan canavarlaşır. Sonra… Saldırdıkları, hedef tahtasına koydukları muhalifleri de ona iade-i canavar eyler. Ve bütün bir toplum bir birinin gölgesine kurşun sıkan canavarlarla dolar. Diktatörler tahtlarını nefret üzerine kurar, fakat sonunda nefret dönüp onları da vurur. İncil&#8217;de geçer: </span><i><span style="font-weight: 400;">Kılıçla yaşayan, kılıçla ölür</span></i><span style="font-weight: 400;">. Nefretle yaşayan da nefretle ölüyor galiba. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir zamanlar Sovyetler Birliği&#8217;nde Stalin&#8217;e tapılırdı. İktidarını nefret söylemiyle, cinayetler ve hapishaneleri doldurarak sürdürdü.  Kruşçev zamanında hain ve suçlu ilan edildi. Herkesin ondan nefret etmesi sağlandı. Mussolini halkın omuzlarında iktidara geldi. Aynı halk onu ayağından ipe çekti. </span></p>
<h2><b>OSMANLI TÜRK DÜŞMANI MIDIR? </b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Yakın tarihe de o kadar yakın olmayan tarihe de aynı gözlükle bakılıyor. Hangi gözlükle? &#8220;</span><i><span style="font-weight: 400;">Bunun neresinden nefret etmeliyim acaba?</span></i><span style="font-weight: 400;">&#8221; gözlüğüyle.  Mutlaka nefret edilecek bir yeri olmalı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sonunda, &#8220;liderlik&#8221; yolunda yeterince ilerlerseniz, anlaşacağınız, birlikte hareket edeceğiniz kimse kalmıyor. Hepsi nefretlik çünkü. Ve nefret karşılıklı. Uçurum da size bakıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir panelde konuşuyorum. Kısa bir Osmanlı bahsi geçti. Hemen soru: Osmanlı&#8217;nın Türk düşmanlığına ne diyeceksiniz? Osmanlı&#8217;nın hangi Türk düşmanlığına? Osmanlı sultanlarının unvanı nedir? Han, hakan… Bu unvanlar nece? Soruyu sorana ayrıntılı tarih dersi verecek değildim ama Osmanlı Hanedanı, Açina soyundan gelen Türk Hakanları olduklarının şuurundadır. O soydan biri idam edilecekse, kara budun gibi boynu vurulmaz. Kutsal kanı yere akmasın diye boğularak infaz edilir. Mesela propaganda maksadıyla &#8220;Düzmece Mustafa&#8221; dedikleri Yıldırım&#8217;ın Oğlu Mustafa&#8217;yı da asarak idam ettiler. Onun düzmece olmadığını buradan anlıyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Rahmetli Öztuna, hakanın, kızını da yanına alıp yeniçeri ortasında oruç açtığını anlatır. Fakat hanım sultanlar böyle yerlere gidemez. Niçin? Çünkü hakanın kızı da Açina soyundandır. Ona yan bakılması akla bile getirilemez. Hanım sultan öyle değildir. O sarayda oturur. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Peki, Türk düşmanlığı? Aslında konar göçerde Osmanlı&#8217;ya direniş vardır. Osmanlı için de Türk tehlikelidir. Çünkü her an hakanlık iddiasıyla ortaya atılabilir. Onun için karşılıklı bir dikkat ve uzak tutma tabiîdir. Türkçülüklerinden ötürü Osmanlı&#8217;yı sevmediğin beyan edenlerin Atsız&#8217;ın Osmanlı yazılarını, özellikle bütün padişahları tek tek ele aldığı makalesini okumalarını tavsiye ederim. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Fakat okumak liderlikte pek işe yaramıyor. Ama nefret, öfke ve küfür… Hem de nasıl yararlı!</span></p>
<h2><b>MİHENK TAŞI, KUCAKLAMAKTIR</b></h2>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Türkçülüğün Mihenk Taşı </span></i><span style="font-weight: 400;">başlıklı bir yazımda, bütün Türk devletlerinin &#8220;bizim&#8221; olduğu şuuruna varmamız gerektiğini yazmıştım. (Bilim, Din ve Türkçülük, Panama 2018, sayfa 343.) Mihenk taşı budur. Bir bu, bir de yalnız zafer ve başarılarımızı değil, yenilgi ve başarısızlıklarımızı da &#8220;bizim&#8221; şuuruyla hatırlamamız. Bütün insanlarımızı da &#8220;bizim&#8221; diye kucaklamamız. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Benzer şekilde, CHP ile nasıl dost olabiliriz; geçmişte milliyetçiliğe yaptıkları karşısında, diye de bir soru vardı. İyi de milliyetçiliği anayasaya koyduran ve altı okun en uzununu ve yegane çentiklisine &#8220;milliyetçilik&#8221; diyen de Atatürk&#8217;ün CHP&#8217;sidir. O halde tenkitlerinizi bütün bir kitleye genişletmeyin, tek tek insanlarla sınırlayın. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Devletlerimiz, partilerimiz, insanlarımız, komşularımız ve yabancı devletler… Canavarlarla çevrili bir dünya mı istiyorsunuz; mümkün mertebe dostlarla dolu bir dünya mı? Siyasetin temel hedefi, dostları sıkı sıkı dost olarak tutarken, düşmanları da en kısa zamanda dosta dönüştürmenin yollarını aramaktır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Lord Palmerstone&#8217;un İngiltere için söylediğini düşününüz: İngiltere&#8217;nin dostları yoktur, İngiltere&#8217;nin düşmanları yoktur; İngiltere&#8217;nin menfaatleri vardır. Bu cümledeki &#8220;İngiltere&#8221; kelimesi yerine Türkiye veya Türkler desek nasıl olur?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bütün okuyucularımın bayramını kutlarım. </span></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/lider-olmak-icin-nefret-sart-midir/">Lider olmak için nefret şart mıdır? </a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/lider-olmak-icin-nefret-sart-midir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
