<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Şadiye Okur arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/sadiye-okur/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/sadiye-okur/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Wed, 07 Dec 2022 20:08:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.2</generator>
	<item>
		<title>Atatürk: Fotoğraf mı, fikir mi, kutsal mı?</title>
		<link>https://millidusunce.com/ataturk-fotograf-mi-fikir-mi-kutsal-mi/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/ataturk-fotograf-mi-fikir-mi-kutsal-mi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şadiye Okur]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Dec 2022 19:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[AKP]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[mfö]]></category>
		<category><![CDATA[MHP]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Şadiye Okur]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=41797&#038;preview=true&#038;preview_id=41797</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Tam istiklal denildiği zaman, tabii siyasi, mali, iktisadi, adli, askeri, harsi vs. her hususta tam seferberlik kast olunmaktadır. Bu saydıklarımın herhangi birinde istiklalden mahrum olmak hakiki mânasıyla bütün istiklalden mahrum olmak demektir.”</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ataturk-fotograf-mi-fikir-mi-kutsal-mi/">Atatürk: Fotoğraf mı, fikir mi, kutsal mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fataturk-fotograf-mi-fikir-mi-kutsal-mi%2F&amp;linkname=Atat%C3%BCrk%3A%20Foto%C4%9Fraf%20m%C4%B1%2C%20fikir%20mi%2C%20kutsal%20m%C4%B1%3F" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fataturk-fotograf-mi-fikir-mi-kutsal-mi%2F&amp;linkname=Atat%C3%BCrk%3A%20Foto%C4%9Fraf%20m%C4%B1%2C%20fikir%20mi%2C%20kutsal%20m%C4%B1%3F" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fataturk-fotograf-mi-fikir-mi-kutsal-mi%2F&amp;linkname=Atat%C3%BCrk%3A%20Foto%C4%9Fraf%20m%C4%B1%2C%20fikir%20mi%2C%20kutsal%20m%C4%B1%3F" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fataturk-fotograf-mi-fikir-mi-kutsal-mi%2F&amp;linkname=Atat%C3%BCrk%3A%20Foto%C4%9Fraf%20m%C4%B1%2C%20fikir%20mi%2C%20kutsal%20m%C4%B1%3F" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fataturk-fotograf-mi-fikir-mi-kutsal-mi%2F&#038;title=Atat%C3%BCrk%3A%20Foto%C4%9Fraf%20m%C4%B1%2C%20fikir%20mi%2C%20kutsal%20m%C4%B1%3F" data-a2a-url="https://millidusunce.com/ataturk-fotograf-mi-fikir-mi-kutsal-mi/" data-a2a-title="Atatürk: Fotoğraf mı, fikir mi, kutsal mı?"></a></p><p>Kavgacı biri değilimdir. Yalnız herkes gibi bam telime basılmaya görsün, meydandan da kaçmam hani. Kayda değer ilk kavgamı ilkokulda Galatasaraylı bir arkadaşıma karşı Beşiktaş için vermiştim. Çocukluk işte. Renklerine hâla aynı sadakatle bağlıysam da artık kavgaya girecek kadar fanatik değilim, hatta futbolla ilgili üç soru sorsanız bu konudaki bilgim ancak birini cevaplamaya yetecektir.</p>
<p>Hatırladığım başka bir kavgamı liseye başladığım yıl henüz tanıştığım bir arkadaşıma karşı vermiştim. Gerçi pek kavga da denilemez, olsa olsa bir refleks. Liseye yeni başlamışız. Ben ve birkaç kişi haricinde sanırım herkes birbirini tanıyor. O yüzden sınıfın içinde coşkun bir kalabalık var. Teneffüste oturmuş dersin başlamasını beklerken, arkadaşlardan birinin elindeki takvime bir şeyler karaladığını gördüm. Biraz dikkat kesilince takvimdeki resmin Atatürk’e ait olduğunu, çocuğun elindeki tükenmez kalemle Atatürk’ün gözlerini karaladığını fark ettim. Ani bir refleksle elinden takvimi alıp çantama attım. Sinirle birkaç söz söylediğimi hatırlıyorum fakat dersin başlamasıyla orada bırakmak zorunda kalmıştım. Kızgınlığım epey zaman geçmemişti.</p>
<p>O zamanlar bu harekete çok kızmış olsam da tanıdıkça onun, Atatürk’e düşman biri olamayacağını anlamıştım elbette. Son zamanlarda ülkücülüğü, Atatürkçülüğü sözüm ona Müslümanlığı kimlerin temsil ettiğini görünce aklıma bu küçük anım geldi nedense. Sonra dedim ki kendi kendime <em>“Her şeyin güzeli sözde değil özdeymiş.”</em></p>
<h2>En büyük ülkücü(!)</h2>
<p>Siyasi içerikli yazılar yazmıyorum, yazamıyorum. Siyaset uzmanı(!) olmadığımdan değil tâbi. Belki takip edemediğimden, belki hızına yetişemeyeceğimden, belki de aklımızın ermeye başladığı yıllardan bu yana farklı bir iktidar ve muhalefet modeli görmediğimizden… En çok da siyasetteki seviyesizlikten. Sanırım, burada yazdığım en siyaset içerikli yazı bu olacak.</p>
<p>Son zamanlarda kimin ne olduğu konusunda kafalar hayli karışık. Hani<em> “At izi it izine karıştı”</em> denir ya o cinsten. Bir gün bir bakıyorsunuz sol yumruk havada, sağ elle barış işareti yapılarak bir cepheye mesaj gönderiliyor. Diğer gün bakıyorsunuz sağ yumruk havada; işaret parmağı, serçe parmak yukarıda kalacak şekilde başparmak, orta parmak ve yüzük parmağı birleştirilmek suretiyle başka bir cepheye selam çakılıyor. Bir de ne duysak iyi <em>“En büyük ülkücü benim!”.  </em>Eee madem öyle “en büyük komünist, en büyük devrimci, en büyük solcu” kimdi o zaman?</p>
<p>Bir MFÖ şarkısı diyordu ya “Peki peki anladık, sen neymişsin be abi!”. Ha bir de MFÖ’den bir mısra daha vardı şöyle diyor:</p>
<p><em>“Değişik bir psikoloji</em></p>
<p><em>Bir felsefe idiotloji”</em></p>
<h2>Atatürk’ün partisi</h2>
<p><em>Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kâfidir.</em></p>
<p>Mustafa Kemal Atatürk, kendisinin fiziken görülmesinden ziyade elbette ki devrimlerinin korunmasını, sürdürülmesini ve memleketin muasır medeniyetler seviyesine çıkarılmasını isterdi. Önderliğinde Türk milletinin dişiyle, tırnağıyla insanüstü bir mücadeleyle kazandığı bağımsızlığını korumasını, yeniden aynı esaret zincirine vurulmamasını isterdi. Fikirlerinin bir nas olmadığını her fırsatta vurgulayarak zamanın ruhunu yaşamamızı isterdi. Bunu birçok veciz sözünden anlayabiliyoruz.</p>
<p>Peki, biz ne yaptık? Ya da Atatürk’ün demokrasi inancıyla kurduğu ve adını özgürlüğümüzün, hâkimiyetimizin ifadesi “Cumhuriyet” kelimesini ile Cumhuriyetin sahibi “Halk” kelimesini birlikte kullanarak koyduğu “Cumhuriyet Halk Fırkası” ne yaptı? Bana öyle geliyor ki yıllardır yiye yiye bitiremediği mirası hazmedemedi. Çaresizliğini, basiretsizliğini, iradesizliğini sıralayacağım cümlelerin ve Atatürk imzalı tişörtlerin arkasına sakladı:<em> “Atam izindeyiz!”, “Bir daha gel, gel Samsun’dan!”, “Kimseyi tanımadım ben senden daha güzel!”, “Atam Atam sen kalk da ben yatam!”, “Atatürk ölmedi kalbimizde yaşıyor.”, “Atatürk geldi, düşmanı yendi…”&#8230;</em></p>
<p>Hâlbuki Atatürk’ün sadece vecizelerini bile kendine kılavuz etseydi yolu doğrudan ayrılmayacaktı. Mesela şu sözlere bakalım ve muhalefetin gündemini bunlar üzerinden okuyalım:</p>
<p><em>“Tam istiklal denildiği zaman, tabii siyasi, mali, iktisadi, adli, askeri, harsi vs. her hususta tam seferberlik kast olunmaktadır. Bu saydıklarımın herhangi birinde istiklalden mahrum olmak hakiki mânasıyla bütün istiklalden mahrum olmak demektir.” </em></p>
<p>Bir tane daha:</p>
<p><em>&#8220;…Vaziyeti düzeltmek için mutlaka Avrupa’dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa’nın emellerine göre yapmak, bütün dersleri Avrupa’dan almak gibi birtakım zihniyetler belirdi. H</em>â<em>lbuki hangi istiklal vardır ki, ecnebilerin nasihatleriyle, ecnebilerin planlarıyla yükselebilsin? Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir.&#8221;</em></p>
<p><em>&#8220;Bugünkü mücadelemizin amacı tam bağımsızlıktır. Bağımsızlığın tam sağlanabilmesi ise ancak mali bağımsızlık ile mümkündür. Bir devletin aslı bağımsızlıktan yoksun olunca o devletin bütün hayati bölümlerinde bağımsızlık sakat durumdadır. Çünkü her devlet organı ancak maliye ile yaşar. Mali bağımsızlığın korunması için ilk şart bütçenin ekonomik bünye ile uygunluğu ve denk olmasıdır. Bundan dolayı devlet yapısını yaşatmak için dış ülkelere başvurmadan ülkeyi gelir kaynakları ile yönetmek çözüm ve önlemlerini bulmak gereklidir ve bulunabilir.&#8221;</em></p>
<p>Bir de şu söz var ki AKP’nin ayaklar altına aldığı, CHP’ninse altı oktan biri olduğunu çoğu zaman aklına getirmediği ilkeyi anlatır:</p>
<p><em>“Biz doğrudan doğruya milletperveriz ve Türk Milliyetçisiyiz; Cumhuriyetimizin dayanağı Türk topluluğudur. Bu topluluğun fertleri ne kadar Türk kültürüyle dolu olursa o topluluğa dayanan Cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur.”</em></p>
<p>Birkaç öğüt de bizim için yani vatandaş için;</p>
<p><em>“Muhterem milletime şunu tavsiye ederim ki, başına geçireceği insanların kanındaki asli cevher-i tayin etmekten bir an yoksun olmasın.”</em></p>
<p>Ve başlı başına bir reçete diyebileceğimiz Gençliğe Hitabe.</p>
<p><em>“Ey Türk gençliği! Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. </em></p>
<p><em>Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin. Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakru zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.</em></p>
<p><em>Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.&#8221;</em></p>
<p>Uzun lafın kısası, özünüzden ayrı giden sözünüzle siz kimi kandırıyorsunuz? Kuzum siz bizimle dalga mı geçiyorsunuz?</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ataturk-fotograf-mi-fikir-mi-kutsal-mi/">Atatürk: Fotoğraf mı, fikir mi, kutsal mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/ataturk-fotograf-mi-fikir-mi-kutsal-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alın yazısı, yüz karası, kömür karası</title>
		<link>https://millidusunce.com/alin-yazisi-yuz-karasi-komur-karasi/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/alin-yazisi-yuz-karasi-komur-karasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şadiye Okur]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Oct 2022 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[301]]></category>
		<category><![CDATA[amasra]]></category>
		<category><![CDATA[bartın]]></category>
		<category><![CDATA[Fıtrat]]></category>
		<category><![CDATA[grizu]]></category>
		<category><![CDATA[iş kazası]]></category>
		<category><![CDATA[karadon]]></category>
		<category><![CDATA[kömür]]></category>
		<category><![CDATA[maden]]></category>
		<category><![CDATA[Şadiye Okur]]></category>
		<category><![CDATA[soma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=41048&#038;preview=true&#038;preview_id=41048</guid>

					<description><![CDATA[<p>Enkaz kaldırmada pek mahiriz, peki insanı insanca yaşatmada da aynı mahareti gösterebiliyor muyuz? Yaşananlar kader mi, alın yazısı mı, fıtrat mı, şehadet mi, cinayet mi? Yoksa toplu bir cinnet hali mi?</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/alin-yazisi-yuz-karasi-komur-karasi/">Alın yazısı, yüz karası, kömür karası</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Falin-yazisi-yuz-karasi-komur-karasi%2F&amp;linkname=Al%C4%B1n%20yaz%C4%B1s%C4%B1%2C%20y%C3%BCz%20karas%C4%B1%2C%20k%C3%B6m%C3%BCr%20karas%C4%B1" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Falin-yazisi-yuz-karasi-komur-karasi%2F&amp;linkname=Al%C4%B1n%20yaz%C4%B1s%C4%B1%2C%20y%C3%BCz%20karas%C4%B1%2C%20k%C3%B6m%C3%BCr%20karas%C4%B1" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Falin-yazisi-yuz-karasi-komur-karasi%2F&amp;linkname=Al%C4%B1n%20yaz%C4%B1s%C4%B1%2C%20y%C3%BCz%20karas%C4%B1%2C%20k%C3%B6m%C3%BCr%20karas%C4%B1" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Falin-yazisi-yuz-karasi-komur-karasi%2F&amp;linkname=Al%C4%B1n%20yaz%C4%B1s%C4%B1%2C%20y%C3%BCz%20karas%C4%B1%2C%20k%C3%B6m%C3%BCr%20karas%C4%B1" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Falin-yazisi-yuz-karasi-komur-karasi%2F&#038;title=Al%C4%B1n%20yaz%C4%B1s%C4%B1%2C%20y%C3%BCz%20karas%C4%B1%2C%20k%C3%B6m%C3%BCr%20karas%C4%B1" data-a2a-url="https://millidusunce.com/alin-yazisi-yuz-karasi-komur-karasi/" data-a2a-title="Alın yazısı, yüz karası, kömür karası"></a></p><p>Yine bir maden kazası; yitip giden 41 can, sönen 41 ocak. Geride kalan gözü yaşlı anneler, eşler, çocuklar… Yerin yüzlerce metre altında, karanlığın derinliğinde, her şeye rağmen yarın için kurulan hayaller; iyiye, iyiliğe, hayata karşı beslenen umutlar…</p>
<p>Alın yazısı mı? Fıtrat mı? Kader mi? Bazılarının dediği gibi cinayet mi? Yoksa şehadet mi? Sanırım bu sözlerin hepsi, çözümlerin, çarelerin, sözlerin tükendiği yerde söyleniyor. Hani Soma’da 301 madencimiz henüz yerin altındayken yetkili ağızlardan duyduğumuz “Kazalar bu işin fıtratında var.” cümlesi var ya hatırlar mısınız? İşte bazen, hatta çoğu zaman ihmallerin, suçların üstü örtülmek için söyleniyor.</p>
<p>Hatırlar mısınız diye sorduğuma bakmayın. Bu yazıyı okuyanların “Unutmak ne mümkün!” diyeceğinden eminim. Biz unutmadık, unutamıyoruz. Belki de birçok şeyi unutamadığımız için her yöne kıvrılamıyoruz, esneyemiyoruz ve asla rahat nedir bilmiyoruz. Ne yapalım bu da bizim fıtratımızda var.</p>
<h2>Yüz karası</h2>
<p>Biz, ne o gün devletin ambulansı kirlenmesin diye çizmelerini çıkarmaya çalışan madenciyi, ne kamera karşısında gömleğini bile değiştiremediğinden yakınan bakanı ne de canından can kopmuş birini hınçla tekmeleyen “Yusuf Yerkel”i unutuyoruz. Hatta bu kişinin ödüllendirilerek yüksek mevkide bir göreve getirilmesini de unutamıyoruz. Yüreğimizi yakan her olay sonrasında enkaz tepesinde kurtarma çalışmalarının ne kadar başarılı olduğu ve Reis-i cumhur hazretlerinin yüksek müsaade ve emirleri ile olaya ne kadar hızlı müdahale ettikleri ile övünenleri de…</p>
<p>Hâlbuki her normal insan gibi yaşanan felaketler sonrasında beklentimiz, olayın sebebinin tüm ayrıntılarıyla, uzmanlarca analiz edilmesi ve tekrarlanmaması için bir şeyler yapılması. Bunun için mecliste araştırma yapılsın istiyorsunuz, İktidar her nedense(!) zaten buna yanaşmıyor da, önergeyi sunan muhalefeti &#8220;Soru sorulacaksa biz sorarız, siz kim oluyorsunuz?&#8221; nidaları ile reddediyor. Sonuçta kimse soruyu sorup cevabını alamıyor.</p>
<p>Bir umut televizyon kanallarını geziyoruz, bir cevap bulabilir miyiz diye fakat nafile bir çaba! Başkası yerine utanmanın binbir sebebini sunuyor bizlere zat-ı muhteremler. Haber(!) kanalı namlı kanallar oyun oynar gibi analiz yapıyor ya da yaptığını sanıyor. Mesela bunlardan birinde, konuyu değerlendirmesi için çağrılan uzmanların önünde bir yığın kömür, bir kazma, bir de kürek görüyoruz. Programı birkaç üzüntülü sözle açan spiker ablamız, olayı tam anlamıyla kavrayabilmek için kömürün ne olduğundan başlayalım diyor ve ilk konuğunu yığının önüne çağırıyor. Önünde duran kömür yığınına bir müddet bakıp ne yapacağını anlayamayan hocamız, spiker ablamızın ricası ile ayağa kalkıp kömür yığınının yanında olayın temeline iniyor. Bir taraftan içinde bulunduğu saçma durumu anlamaya çalışırken bir taraftan da taş kömürünün nasıl oluştuğunu yine de açıklamaya çalışıyor. (Söylediklerime inanmamış olabilirsiniz diye <a href="https://www.veryansintv.com/maden-faciasina-yakindan-bakmak-cnn-turk-studyoya-komur-yigdi/" target="_blank" rel="noopener">bağlantıyı</a> buraya bırakıyorum. İzledikten sonra yorumlarınızı bu yazının altına da yazarsanız sevinirim.)</p>
<p>Başka bir kanalda, bambaşka bir manzara var ki akla zarar! İktidarın reklam kanalı <a href="https://www.yenicaggazetesi.com.tr/bartindaki-cinli-maden-muhendise-sorduklari-soruya-bakin-a-haberden-buyuk-vicdansizlik-587550h.htm" target="_blank" rel="noopener">A Haber</a>, ekranı dörde bölerek olay yerinden izleyenlerine canlı yayın yapıyor. Ekranın üç bölümünde farklı açıdan olay yeri görüntüleri var, sol üstünde ise Türkiye Taşkömürü Kurumu&#8217;nda çalışan Çinli Mühendis abimiz. Muhabir sanki olay yerinde değil de açılıştaymış gibi bir havayla muhatabına heyecanla Türk ekiple nasıl çalıştıklarını, Çin&#8217;deki ailesiyle nasıl hasret giderdiklerini, çocuklarının mühendis olmak isteyip istemediklerini soruyor. Tercümanda ise bu tarihî ana tanıklık etmenin gururu(!) ve tatlı da bir heyecan var gibi. Yüzler gülüyor. Edebim çerçevesinde ben şu kadarını söyleyeyim sözün özünü siz anlayın: <em>&#8220;Aşağıda can pazarı, yukarıda berber makası&#8221;</em>.</p>
<h2>Kömür karası</h2>
<p>Gelelim asıl soruya. Her maden kazasında vefat edenlerden bazılarının yakınlarına içeride bir anormallik olduğuna dair söylediği sözleri duyuyoruz. Olay sonrası yakınları anlatıyor. Kişilerin çalıştıkları alanla ilgili sıkıntılar ailelerine kadar ulaştı da yetkililere ulaşmadı mı?</p>
<p>Dün gözü yaşlı teyzenin &#8220;İçine doğmuş bizi burada patlatacaklar dedi.&#8221; diye anlattığı olay sadece madencinin sezgisi miydi? Bir hafta öncesinde evine gelip bu şekilde yakınıyorsa, aradan geçen süre zarfında bu söylenti hiç mi tetkik edilmedi? İşte cevaplarını asla net bir şekilde alamayacağımız bir kaç soru.</p>
<p>Söz konusu maden işletmesi devletin olup bir de göçük altında hayatını kaybeden madencilerimiz şehit diye tanımlandığından artık olayla ilgili ne sorsanız şu şartlarda hain ilân edilmeniz an meselesidir. En doğal hakkımızdan yararlanarak sorduğumuz her soru son düzenleme ile de &#8220;halkı kin ve nefrete sürüklemek&#8221; diye nitelendirilip suçlamaya sebep olabilir. Fakat biz yine de sormaya devam edelim. Edelim ki vicdanlar rahat durmasın, bir daha yaşanmasın diye ne gerekiyorsa yapmaya çalışsın.</p>
<p>Şimdi her şeye rağmen sorumu tekrar soruyorum: Yaşanan kader mi, alın yazısı mı, fıtrat mı, şehadet mi yoksa bir cinayet mi?</p>
<hr />
<p>Hayatını kaybeden 41 cana Allah&#8217;tan rahmet, kalanlarına sabır diliyorum. Yaralılara acil şifalar, medyamıza da tez zamanda akıl fikir diliyorum.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/alin-yazisi-yuz-karasi-komur-karasi/">Alın yazısı, yüz karası, kömür karası</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/alin-yazisi-yuz-karasi-komur-karasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ucuzluk</title>
		<link>https://millidusunce.com/ucuzluk/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/ucuzluk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şadiye Okur]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Sep 2022 14:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[akaryakıt]]></category>
		<category><![CDATA[ali ağaoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[dolar]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[enflasyon]]></category>
		<category><![CDATA[EURO]]></category>
		<category><![CDATA[motorin]]></category>
		<category><![CDATA[pahalılık]]></category>
		<category><![CDATA[Şadiye Okur]]></category>
		<category><![CDATA[sel]]></category>
		<category><![CDATA[trafik kazası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=40555&#038;preview=true&#038;preview_id=40555</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zengin ve fakir arasındaki uçurumun giderek derinleştiği, üstümüzde tepinenlerin yatlara katlara doymadığı, orta direğin ortasından kırıldığı bir dönemdeyiz. Hepimizin alım gücü kredi kartımızın limiti kadar, ödemelerimiz ise maaşımızın katbekat üstünde. Her gün gelecekten yiyoruz sözün kısası.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ucuzluk/">Ucuzluk</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fucuzluk%2F&amp;linkname=Ucuzluk" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fucuzluk%2F&amp;linkname=Ucuzluk" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fucuzluk%2F&amp;linkname=Ucuzluk" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fucuzluk%2F&amp;linkname=Ucuzluk" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fucuzluk%2F&#038;title=Ucuzluk" data-a2a-url="https://millidusunce.com/ucuzluk/" data-a2a-title="Ucuzluk"></a></p><p>Soframızda son durum şöyle:</p>
<p>200 g ekmek 4 TL, gramajı düşürülmek suretiyle gizli zam yapılan simit 4 TL, 1 L süt 19 TL. 450 g peynirin 50 TL’den başlayıp 80 TL’ye doğru pervasızca açılan fiyat aralığı için ayrı bir analiz yapmak şart. Hadi ucundan bir giriş yapalım. İneğin yediği yemden başlarsak; yemin üretilmesindeki gübre, ilaç, su, işçilik ve mazot giderleri; hayvancının elinden fabrikaya gelene kadarki nakliye masrafları; fabrikada üretilirken tüketilen enerji masrafı, işçilik maliyeti; fabrikadan son tüketiciye ulaştırılırkenki nakliye masrafı… Hepsini düşününce fiyatların bu kadar yükselmesi şaşırtmıyor! Fakat yine de markette avucunuzun içine sığabilecek kadar küçük, 4 kişilik bir ailenin en fazla 2 günlük kahvaltısına yetecek kadar peyniri 77 TL fiyatıyla görünce derinden iç çekmemek ve kahrolmamak mümkün değil. (Yazıyı kaleme aldığım şu sıralarda benzinin litre fiyatı: 19,23 TL, motorin 25,17 TL. 7 Eylül Çarşamba’dan itibaren de motorine 77 kuruş daha <a href="https://www.ntv.com.tr/ntvpara/benzin-ve-motorin-2022-guncel-fiyatlari-6-eylul2022-akaryakit-fiyatlari,tZk68D94QEa6hJiZ9-tyjA">zam gelecek</a>! Yayımlandığı tarihte ve saatte her şeyin fiyatı yeniden güncellenebilir(!))</p>
<p>Peynirin fiyatına neden bu kadar takılıyorum dersiniz? Her şeyin üretiminde çok ve çeşitli emek var ama peynir şu sıra gözüme pek batıyor. Zorlu yolları aşıp market raflarına ulaşan peynir hemen hemen hepimizin güne başlama öğününde var. En basit kahvaltılığımız peynir, zeytin, ekmek ve çay. Hepsinin hesabını yapıp iştah kaçırmaya gerek yok. Hepimiz soframızın maliyetini az çok biliyoruz da bazılarımız başımızdakilerin “Bir lokma, bir hırka…” nasihatini dikkatle dinleyip etraflarındakilere dalga geçer gibi öğüt bile verebiliyor. “Çıkar telefonunu!” modası geçmiş olacak ki artık açım diyene “Kilo almazsın ne güzel!”; “Yarım litre su 5 TL olmuş!” diye isyan edene, “İşte çeşme, neyine yetmiyor?”; “Hayat çok pahalı, evden dışarı çıkamıyoruz!” diyenlere kendisine nasihat edenlerin, vatandaşın vergisi ile cebinden 5 kuruş para ödemeden, şehir şehir gezdiklerine aldırmadan “Kır dizini otur evinde!” diye karşılık veriyor.</p>
<p>Her güne yeni bir zam haberiyle başladığımız ve her gün daha ne kadar böyle gidecek dediğimiz zamanlardan geçiyoruz. Çocukluğumdan beri hep aynı cümle başı kulaklarımda çınlar: “içinden geçtiğimiz zorlu süreçte…”. Düşünüyorum da çok güzel zamanlarımız da olmuştu “<em>içinden geçtiğimiz zorlu süreçler”e(!)</em> rağmen. Yıllardır bu zorlu süreçlerin içinden geçip daha zorlu süreçlere girdiğimizi görünce, demek ki daha en kötüsünü yaşamamışız diyorum. E hâliyle hepimiz gibi “İçinden geçtiğimiz zorlu süreçler” ne zaman bitecek, o güzel günler ne zaman gelecek diye sormadan da edemiyorum.</p>
<h2>Peynir pahalı ya hayatımız?</h2>
<p>Ucuz olan bir şey yok mu? Olmaz mı azizim var tabi ki. Peynirin fiyatına şaşkınlığımı gizleyemeyip şarküteri görevlisine sorunca “Abla 55 liraya da var istersen ama tadını beğenir misin bilmem” cevabını aldım. “Ne de olsa her şeye alışıyoruz ona da alışırız, önce beğenmeye beğenmeye yeriz sonra vazgeçilmezimiz olur.” diyemedim tabi.</p>
<p>Ya hayatlarımız? O da çok ucuz. Ölümlerden ölüm beğen, çoktan seçmeli bir sınav gibi. İnsan hayatının bizim coğrafyada ucuz hatta değersiz olduğunu mesleğe ilk başladığım yıllarda bir restoran sahibinden duyduğum o cümleyle ilk defa fark ettim. Restoranda yemek yerken yanımızda bulunan iş müfettişi, restoranın bir kısmının yenilenmesinde çalışan inşaat işçisinin güvensiz çalıştığını görünce, yetkilisini mesleki refleksle uyarma ihtiyacı duymuş, karşılığında şu cevabı almıştı: “Bu ölürse başkası gelir, bunlardan çok var dert etmeyin efendim!”. Müfettişin mesleki refleksi işvereni uyarmaya yetmişti fakat -sanıyorum mesai saatinde olmadığından- işi düzeltmeye yetmemişti.</p>
<h2>Fakirliğe övgü</h2>
<p>Zengin ve fakir arasındaki uçurumun giderek derinleştiği, üstümüzde tepinenlerin yatlara katlara doymadığı, orta direğin ortasından kırıldığı bir dönemdeyiz. Hepimizin alım gücü kredi kartımızın limiti kadar, ödemelerimiz ise maaşımızın katbekat üstünde. Her gün gelecekten yiyoruz sözün kısası.</p>
<p>Hâlimiz böyleyken en çok acı vereni de sosyal adaleti savunan dinimizin temsilcisi olduğunu iddia edenler ve bunu her fırsatta gözümüze sokmaya çalışanlar. “Bir lokma, bir hırka” felsefesini överken kendilerinin lüks ve şatafat içinde yaşaması. Bu konuda birkaç sitemi kendime hak görüyorum. Yüzümüze karşı fakirliği övenler, bizlere her şeyin en kötüsünü layık görüp her şeyin en güzelini kendisine saklayanlar, kendilerine kurdukları yalan, talan ve riya düzeninde her türlü pisliği yapanlar kadar; kendini bu muameleye layık gören milletime de kızgınım. Nefes almayı, günde üç öğün yemek yemeyi, televizyon izlemeyi ve dedikodu yapmayı yaşamak diye kabul edenlere; mahkûm edildiği bu bayağılığı sineye çekenlere de kızgınım.</p>
<p>Çok kıymetli bir hocam, bir sohbet esnasında fakirliğin devlet televizyonunda nasıl övüldüğü ile ilgili TRT Belgesel ’de yayınlanan programlardan örnek vermişti. O zamana kadar bu belgesellere hiç o gözle bakmamıştım. Düşününce hak vermemek mümkün değil. Programlar bilinçli olarak bizden daha az gelişmiş ülkelerdeki zor hayat şartlarını gösterir cinsten. Sanki “Halinize şükredin, bakın dünyada neler var neler.” der gibi.</p>
<h2>Biz ne yaşıyoruz ya da biz yaşıyor muyuz?</h2>
<p>Yaşam kalitemiz gitgide düşüyor. Hayatlarımızın her alanında bir kalitesizlik, bir değersizlik var. Yazıyı okuduktan sonra söyle bir beş dakikanızı düşünmeye ayırırsanız bunu rahatça görebilirsiniz.</p>
<p>Konuya bir örnek olsun, yükselen emlak fiyatlarını bir yana bırakıp hayatımızı geçirdiğimiz evlerimizin yapısına bakalım.  “Nohut oda bakla sofa olsun da bizim olsun.” diyerek ömürlerimizi tükettiğimiz o evler, bir depremde ya da bir selde yerle bir olabilir. Ne hazindir ki evi inşa edenin demiri nereden çektiğini, kumu nereden aldığını da malzemeden çalıp çalmadığını da anca evler yıkılınca sorarız. Bu evler inşa edilirken bunu soracak merci biz değiliz elbet ama demek ki bir yerlerde bir şeyler zamanında sorulmamış, birileri görevini yapmamış ki yıkıntıların karşısında bizler sorarız soruları. Sorarız sormasına da muhatabı çıkıp “<a href="https://www.yenicaggazetesi.com.tr/ali-agaoglundan-korkunc-itiraf-istanbuldaki-evlerin-coguna-insaat-malzemesi-satmisti-312693h.htm">Demiri hurdadan çektik</a>, kumu denizden aldık.&#8221; diye televizyona çıkıp bas bas bağırsa ne yazar. Dedik ya hayatımız ucuz diye. Bu kişiye her yerde ihaleler verip kendi ellerimizle onu büyük bir inşaat kralı bile yapabiliriz. Binalar yıkılınca yetkililerimiz tüm yetkilerini donanıp yıkıntıların üzerine çıkar, arama kurtarma çalışmalarını nasıl başarı ile yürüttüklerini ballandıra ballandıra anlatırlar.</p>
<p>Konuşacak çok konu var ama konuşmanın faydası yok. Beni bu yazıyı yazmaya bir günde üç farklı şehirde yaşanan ve medyanın “katliam gibi kaza”, “…’da can pazarı” gibi klişe manşetlerle duyurduğu haberlerin acısı soğumadan bir sonraki hafta yaşanan 5 kişinin hayatını kaybettiği elim kazalar sevk etti. Hayat dediğin pamuk ipliğine bağlı ama bizim buralarda pamuk ipliği ezelden incecikmiş. En ufak rüzgârda kopup bizi dünyadan ayırabiliyor.</p>
<p>Bizim cephede durumlar böyle. Ekonomik sıkıntılar, hayat pahalılığı, siyasi gerilimler vs. vs. derken hayatlarımız çürüyüp gidiyor. Tüm bunları düşününce evet diyorum kendi kendime: yaşamak gerçekten pahalı ama canımız da bir hayli ucuz!</p>
<p>Sahi biz ne yaşıyoruz ya da biz yaşıyor muyuz?</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ucuzluk/">Ucuzluk</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/ucuzluk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Asbest</title>
		<link>https://millidusunce.com/asbest/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/asbest/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şadiye Okur]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Aug 2022 18:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Asbest]]></category>
		<category><![CDATA[Asbest sökümü]]></category>
		<category><![CDATA[Asbestli gemi]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Taarruz]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre ve şehircilik]]></category>
		<category><![CDATA[Şadiye Okur]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=40412&#038;preview=true&#038;preview_id=40412</guid>

					<description><![CDATA[<p>Asbestli geminin izni iptal edildi. Bundan sonra da Bakanlıklarımızın milletimizin sağlık ve güvenliğini göz ardı edecek hiçbir karar almamasını temenni ediyoruz.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/asbest/">Asbest</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fasbest%2F&amp;linkname=Asbest" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fasbest%2F&amp;linkname=Asbest" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fasbest%2F&amp;linkname=Asbest" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fasbest%2F&amp;linkname=Asbest" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fasbest%2F&#038;title=Asbest" data-a2a-url="https://millidusunce.com/asbest/" data-a2a-title="Asbest"></a></p><p>Asbest, doğanın bize sunduğu, günlük hayatta karşılaşabileceğimiz, 3.000’e yakın kullanım alanı bulunan, bir zamanların “sihirli mineral”i. Adına “sihirli mineral” denmiş çünkü insanlık bu mineralin eşsiz özelliklerinden yararlanarak, hayatımızı kolaylaştıran birçok araç gerecin daha sağlam ve uzun ömürlü olmasını sağlamış.</p>
<p>Asbest, lifli kristal yapısı sayesinde yüksek yalıtım özelliği ile ısı ve akışkan yalıtımında sıkça tercih edilen doğal bir madendir. Bu özelliği sayesinde gemilerde, inşaatlarda, otomotiv ve tekstil sektöründe yaygın olarak kullanılır.</p>
<p>Lifli yapısı, malzemeye dış etkenlere karşı yüksek direnç kazandırsa da;  zamanla bu yapının insan üzerinde karsinojen etkisinin bulunduğu keşfedilmiş. Asbest liflerinin havada solunur hale geldiklerinde öldürücü bir etki yarattığı artık bilinen bir gerçek.</p>
<p>Solunan asbest lifleri akciğerlerde birikiyor ve zedelenmelere yol açıyor. Bunun sonucunda akciğer çalışamaz hale geliyor ve kişi kanserin pençesine düşüyor. Geç farkedilen bu olumsuz özellik “sihirli mineral”in aslında “katil mineral” olduğu gerçeğini ortaya çıkarmış.</p>
<p>1985 yılında Avrupa ülkeleri “katil mineral”in kullanımını yasaklamaya başlamış. 2005 yılına gelindiğinde ise  Avrupa Birliği&#8217;ne üye tüm ülkelerde asbest üretimi ve kullanımı <a href="https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/277991#:~:text=Avrupa%20Birli%C4%9Fi%20%C3%BClkeleri%201980'lerden,asbest%20%C3%BCretim%20ve%20kullan%C4%B1m%C4%B1%20yasaklanm%C4%B1%C5%9Ft%C4%B1r.">yasaklanmış</a>.</p>
<p>Bizde mi? Bizde tâbi ki biraz daha geç; 2013 yılında asbest üretimi, ticareti ve kullanımı yasaklanıyor. Yasaklanıyor yasaklanmasına fakat bizde yasaklara uyma konusunda bir problem var. Konu ile ilgili bu sitede birçok yazı okumuşsunuzdur. Bir tanesine buradan <a href="https://millidusunce.com/yasalar-yasaklar-kurallar-kimin-icin-var/">ulaşabilirsiniz.</a> Tekrara düşmeyelim. Yasa, yasak ve kurallara uyum oranımız hepimizce az çok malumdur.</p>
<h2>Asbesti hayatımızdan nasıl çıkaracağız?</h2>
<p>Bu kadar tehlikeli bir malzemeyi 2013 yılına kadar hayatımızın hemen her alanında kullandıysak, bundan sonrasında hayatımızdan nasıl çıkaracağız? Kolay kolay çıkartamayacağımız aşikâr. Düşünsenize oturduğumuz evlerde, bindiğimiz araçlarda, tekstil malzemelerinde asbest var. Kullanılırkenki zararı bir yana, kullanım ömrü dolup atık niteliği kazandığında havaya karışması da kaçınılmaz.</p>
<p>Bu yüzden asbest içeren eski binaların yıkılması, gemilerin sökülmesi, özel yetki isteyen işler arasına dâhil edilmiştir. Önce asbestli alanların, miktarının ve türünün ve havadaki asbest konsantrasyonunun belirlenmesi gerekiyor. Bu işlemleri özel eğitim almış “Asbest söküm uzmanları”nın “Asbest söküm çalışanları” ile özel güvenlik önlemleri alınarak yapılması gerekiyor. 2013 yılında “Asbestle çalışmalarda sağlık ve güvenlik önlemleri hakkında yönetmelik”te çalışma usul ve esasları <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=17050&amp;MevzuatTur=7&amp;MevzuatTertip=5">belirtiliyor</a>.</p>
<p>Özellikle kentsel dönüşümle eski binaların yıkılması, büyükşehirlerde havaya verilen asbest miktarının artması konusunda büyük risk taşıyor.</p>
<p>“Katil mineral”i hayatımızdan çıkarmak elbette çok kolay olmayacak fakat güvenliğin sağlanması için bilimsel ve teknolojik gelişmeleri takip etmek, konunun uzmanlarının uyarılarını dikkate almak ve bence en önemlisi koyduğumuz yasalara, koyduğumuz kurallara ve yasaklara uygun davranmak gerekiyor.</p>
<h2>O gemi karasularımıza girmeyecek</h2>
<p>“Sınırı aştık” başlıklı yazımda Brezilya’dan söküm için İzmir Aliağa Limanı’na getirilecek uçak gemisi “NAe Sao Paulo” ile ilgili kısa bir değerlendirme yapmış ve şunları söylemiştim:</p>
<p><em>“İhalesi 2021 yılında yapılan söküm işini Türkiye’den SÖK firması almış ve süreci başlatmış. Medyada yer alan iddialar, farklı kaynaklardan karşılaştırıldığında asbest miktarının abartılı olduğu net bir şekilde anlaşılıyor. Muhalif birçok medya kuruluşunun yaptığı haberde 900 tonlardan bahsediliyor.</em></p>
<p><em>Solunum Araştırmaları Derneği’nin yaptığı açıklamada ortalama bir geminin 7 tona kadar asbest içerebileceği bilgisi yer alıyor. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un yaptığı açıklamada da miktar 9 ton olarak verildi.</em></p>
<p><em>9 ton, 900 tona göre elbette masum ve kabul edilebilir duruyor fakat söz konusu asbest ise durumu biraz daha titizlikle irdelemeniz gerekir. Asbestin zararını merak ederseniz buradan inceleyebilirsiniz. Kaldı ki burada bana göre en vahim unsur, kirlilik yükü çok fazla olan gemi söküm sektörüne Hindistan, Pakistan, Bangladeş gibi ülkelerle birlikte öncülük etmemiz ve bu işe kimse talip olmazken bizim talip olmamız. Bakan yaptığı açıklamada “Bir sıkıntı olursa geri göndeririz.” diyor. Sanırsınız sanayide araca uymayan yedek parçayı geri gönderiyoruz. Bizim canımız bu kadar kıymetsiz mi?</em></p>
<p><em>Bu iş bugünün mevzusu da değil, geçmişi var. 2021 yılında İzmir’de Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO), Gemi Mühendisleri Odası ve Kimya Mühendisleri Odası`nın uzmanlarının katılımıyla NAe Sao Paulo gemisinin söküm işlemi ihalesi ile ilgili bir çalışma grubu kuruluyor. 9 Nisan 2021’de çalışma grubunun yaptığı basın açıklamasında bahse konu ihale ile ilgili görüşler belirtildikten sonra davalık olan birçok söküm işleminin, dava süreci sonlanmadan tamamlandığı belirtiliyor.”</em></p>
<p>Yazıyı kaleme aldığım gün 26.08.2022. Sabah saatlerinde yazarken durum bu idi. Fakat öğleden sonra aldığım güzel haberle birlikte yazımın sonunu güncellemem gerekti. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bahse konu geminin iznini iptal ettiğini duyurdu.</p>
<p>Bu yanlış karardan döndüğü için Bakanlığa kendi adıma teşekkür ederim.</p>
<p>Biz Avrupa’nın çöplüğü değiliz! Milletimiz, canının ve sağlığının ucuz görüldüğü hiçbir muameleyi hak etmiyor.</p>
<p>Bundan sonra da Bakanlıklarımızın milletimizin sağlık ve güvenliğini göz ardı edecek hiçbir karar almamasını temenni ediyorum.</p>
<p>************</p>
<p>26 Ağustos Türk tarihi için iki büyük zaferin yıldönümü. Malazgirt’te Alparslan’ın, Kocatepe’de Mustafa Kemal’in ruhu hâlâ bizimle. Umutsuz değiliz. Cehaletimizi, gafletimizi, uyuşukluğumuzu Mustafa Kemal’in örneğini bize gösterdiği azim ve kararlılıkla yeneceğiz. Uyanacağız ve yeniden Kocatepe’ye çıkıp Afyon ovasına sevgiyle bakacağız. Memleketimizin tertemiz havasıyla ciğerlerimizi dolduracağız. Bir kez daha Başbuğ Alparslan’a ve Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk’e minnet ve sevgi duyacağız.</p>
<p>Büyük zaferimizin 100.yılı kutlu olsun. .</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/asbest/">Asbest</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/asbest/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanla kazanılan, gaflet ve dalaletle kaybedilen vatan!</title>
		<link>https://millidusunce.com/kanla-kazanilan-gaflet-ve-dalaletle-kaybedilen-vatan/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/kanla-kazanilan-gaflet-ve-dalaletle-kaybedilen-vatan/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şadiye Okur]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 Apr 2022 14:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Afganlar]]></category>
		<category><![CDATA[pakistanlılar]]></category>
		<category><![CDATA[Şadiye Okur]]></category>
		<category><![CDATA[Şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[sığınmacı sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[Sözde Sığınmacılar]]></category>
		<category><![CDATA[suriyeliler]]></category>
		<category><![CDATA[taciz]]></category>
		<category><![CDATA[Taliban]]></category>
		<category><![CDATA[tecavüz]]></category>
		<category><![CDATA[tiktok]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=38874&#038;preview=true&#038;preview_id=38874</guid>

					<description><![CDATA[<p>Benim vatandaşlığım 400.000 $ para karşılığında alınmadı. Bu toprakların tapusu da vatandaşlığı da kanla ve canla alındı. Şimdi bir avuç aymazın para karşılığında yabancılara sattığı bir metaya dönüştürülüyor.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kanla-kazanilan-gaflet-ve-dalaletle-kaybedilen-vatan/">Kanla kazanılan, gaflet ve dalaletle kaybedilen vatan!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkanla-kazanilan-gaflet-ve-dalaletle-kaybedilen-vatan%2F&amp;linkname=Kanla%20kazan%C4%B1lan%2C%20gaflet%20ve%20dalaletle%20kaybedilen%20vatan%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkanla-kazanilan-gaflet-ve-dalaletle-kaybedilen-vatan%2F&amp;linkname=Kanla%20kazan%C4%B1lan%2C%20gaflet%20ve%20dalaletle%20kaybedilen%20vatan%21" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkanla-kazanilan-gaflet-ve-dalaletle-kaybedilen-vatan%2F&amp;linkname=Kanla%20kazan%C4%B1lan%2C%20gaflet%20ve%20dalaletle%20kaybedilen%20vatan%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkanla-kazanilan-gaflet-ve-dalaletle-kaybedilen-vatan%2F&amp;linkname=Kanla%20kazan%C4%B1lan%2C%20gaflet%20ve%20dalaletle%20kaybedilen%20vatan%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkanla-kazanilan-gaflet-ve-dalaletle-kaybedilen-vatan%2F&#038;title=Kanla%20kazan%C4%B1lan%2C%20gaflet%20ve%20dalaletle%20kaybedilen%20vatan%21" data-a2a-url="https://millidusunce.com/kanla-kazanilan-gaflet-ve-dalaletle-kaybedilen-vatan/" data-a2a-title="Kanla kazanılan, gaflet ve dalaletle kaybedilen vatan!"></a></p><p>Tarım ve hayvancılık yapan bir ülkeydik bir zamanlar. Zaman geldi haberlerde samanın ithal edildiğini duyduk. Biraz konuştuk, sonra alıştık.</p>
<p>İç Anadolu ile tahıl ambarı diye övünürdük, tarım arazilerini lime lime böldük, çoğunu imara açtık, sonra bir baktık buğdayı da ithal eder hale gelmişiz. Alıştık…</p>
<p>Öyle bir zaman geldi, eğitimli, nitelikli insan gücümüzü küstürdük. Sonra baktık öğretmen, mühendis, mimar, doktor ithal etmeye başlamışız. Hatta giden doktorlar için “Giderlerse gitsinler, biz asistan doktorlarla idare ederiz” gibi abuk bir cümle bile kurdu zat-ı muhteremlerimiz. Buna da alıştık…</p>
<p>Sıcak suya atılan kurbağanın tehlikeyi görür görmez sudan fırladığını, soğuk suya bırakılıp yavaş yavaş ısıtılan kurbağanın ise tehlikeyi fark etmeyip haşlandığı öğretildi yıllarca bize. Biz sıcak suya atılmadık, bizi kısık ateşe tabi tuttular. Ne dönüp altımıza yakılan ateşi söndürdük ne de kazanı devirip yeter dedik. Yanıldık, yenildik, her şeye alıştık…</p>
<h2>Memlekette tacizci tecavüzcü az geldi onu da ithal ettik</h2>
<p>Samanı ithal, buğdayı ithal, doktoru ithal… Diyemeyiz, demeyiz ama hadi tamam dedik diyelim. Peki, memlekette katil, tacizci, tecavüzcü yetmedi de onu da mı ithal ettik?</p>
<p>Şimdi size birkaç haber cümlesi sunacağım. Zannediyorum ne demek istediğim daha kolay anlaşılacaktır:</p>
<p>Pendik’te Pakistan uyruklu 4 kişi, 4 Afgan’ı fidye için kaçırıp <a href="https://www.sozcu.com.tr/2021/gundem/istanbulda-dehsete-dusuren-olay-fidye-iskence-cinayet-6556519/#:~:text=%C4%B0stanbul%20Pendik'te%20Pakistan%20uyruklu,ki%C5%9Fiyi%20rehin%20tutmaya%20devam%20etti.">işkence etti. </a></p>
<p>İstanbul’da organ ticareti yaptığı tespit edilen Filistin ve Ürdün uyruklu çete <a href="https://www.ntv.com.tr/galeri/turkiye/istanbulda45-bin-dolara-organ-ticareti-yabanci-uyruklu-cete-cokertildi,Wo9kSiI_dEqCU4JHbcs6HQ">çökertildi.</a></p>
<p>Sultangazi’de Suriyeli çocuk, Afgan komşusu tarafından <a href="https://www.haberturk.com/gundem/haber/1625559-sultangazi-de-suriyeli-cocuk-komsusu-tarafindan-olduruldu">öldürüldü.</a></p>
<p>İstanbul Beylikdüzü ilçesinde yabancı uyruklu bir kadın, 3 yaşındaki çocuğunu vahşice <a href="https://www.haberturk.com/cani-anne-kan-dondurdu-3350656#:~:text=%C4%B0stanbul'un%20Beylikd%C3%BCz%C3%BC%20il%C3%A7esinde%20yabanc%C4%B1,Tohan'%C4%B1%20bo%C4%9Faz%C4%B1n%C4%B1%20keserek%20%C3%B6ld%C3%BCrd%C3%BC.">öldürdü.</a></p>
<p>Ankara’da iki gencimiz Suriyeli çete tarafından <a href="https://www.aykiri.com.tr/ankara-altindag-olaylari-suriyeliler-2-genci-bicakladi-emirhan-yalcin-hayatini-kaybetti/13402/">bıçaklandı.</a> Biri hayatını kaybetti, diğeri ağır yaralı kurtuldu.</p>
<p>Silahlı bir çete Talibanî tavırlarla kamyonet kasasına doluşup, sokak sokak gövde gösterisi yaptı.</p>
<p>Osmaniye’de DEAŞ terör örgütü içerisinde geçmiş dönemlerde emir ve infazcı düzeyinde faaliyet yürüttüğü değerlendirilen, ülkeye kaçak yollarla girdiği belirlenen 6 kişi yakalanıp <a href="https://www.milliyet.com.tr/gundem/osmaniyede-deas-operasyonuna-6-tutuklama-6738443">tutuklandı.</a></p>
<p>Tiktok adlı sosyal medyada yuvalanmış pespaye tipli bir sürü sapık, Türk kadınlarının videolarını paylaştı paylaşmaya da devam ediyor.</p>
<p>&#8230;</p>
<p>Burada noktalamak istiyorum zira bu haberleri okudukça ve yazdıkça sinirlerim daha çok bozuluyor.</p>
<h2>Biz avukatız, işinizi çözeriz</h2>
<p>Yazdıklarım, suç işleyip bir şekilde emniyet güçlerine yakalanmış kişiler ya da çeteler. Bu kişilerin kendi ülkelerinde suç işledikleri ile ilgili de birçok haber gündeme geliyor. Fakat ne hikmetse biz bu suçluların son durumlarını ancak Twitter Adalet Bakanlığı’nda(!) tepkiler ayyuka çıkınca öğrenebiliyoruz. Bir an yer yerinden oynuyor. Bu kişiler tutuklanıyor, sınır dışı edildikleri söyleniyor. Ama o da ne? Bir avukat çıkıyor ve suç kaydı olan, yasadışı yollarla memlekete girmiş kişiler için nasıl oturum izni aldıklarını, karşılarına çıkacak yasal engelleri nasıl aştıklarını ballandıra ballandıra anlatıyor. Pakistanlı işadamının Türkiye’de kurduğu şirketten bahsediyorum.</p>
<p>Bu iş adamı, Türk avukat çalıştırıyor; reklamını da bu güzel avukat ablaya yaptırıyor. Bir videoda da kendisi çıkıyor bu durumdaki kişilerin işlerini halletmek için yaptıklarını anlatıyor. En güler yüzlü ve babacan tavrını yüzüne takarak onları ofislerine davet ediyor. Başka bir videoda aynı kişilerin mekân kapattıklarını, işleri hallolan yabancı kişilerin söz konusu iş adamına çiçeklerle teşekküre geldiğini görüyoruz. Anlıyoruz ki bu adamların sınır dışı edilmesine bilinçli ve sistemli bir şekilde engel olunuyor.</p>
<p>Topluma entegrasyon, kamu kurum ve kuruluşlarında, belediyelerde bilgilendirme afişlerinde Arapça dil seçenekleri, nüfus müdürlüklerindeki vatandaşlık işlemleri, hastanelerdeki yabancı uyrukluların doğum oranları ve yabancıya toprak satışlarının kolaylaştırılması gibi haberler bende bu abukluğun sistematik olarak yapıldığı fikrini güçlendiriyor.</p>
<p>Haberler saymakla bitmiyor. Afganistan’dan, Suriye’den, Pakistan’dan insan kaçıran gruplar yaptıkları yasadışı işi, gözümüze sokarcasına hatta dalga geçer gibi animasyonlu videolar ile açıkça reklam ediyor, yeni müşteriler(!) için duyuru yapıyorlar. Biz de her gün görüntüleri sosyal medyada paylaşılan sınırı öbek öbek aşan kaçakları izliyoruz. Hatta <em>“Bana neden kızıyorsunuz. Ben ne yapabilirim ki sizin sınırdan rahatça geçebiliyoruz?”</em> diyen bir yabancı uyruklu yasadışı sığınmacı ile sokak röportajında tanışıyoruz.  Her şeyin bu kadar göz önünde yapıldığı düşünülünce <em>“Organize işler bunlar”</em> demek kaçınılmaz oluyor.</p>
<h2>Yoksa sen de mi ırkçısın?</h2>
<p>Bunları görüp, duyup vatanının istikbali için endişelenen, tepki gösteren Türk vatandaşlarını, insanseverimsiler (ya da bu işten çıkar sağlayanlar) ırkçılık ve faşistlikle suçluyor. Toplumun sosyal yapısı hızla değişirken, Türk kadınları sokakta huzurla gezemez, çocuklarını bir an bile yalnız bırakamazken, iktidardan duyduğumuz sözler ise yaramıza tuz basmaktan, öfkemizi katlamaktan başka işe yaramıyor. Ensar hikâyesi ile bu durumu din temelli kabul ettirmeye yönelik söylemler, “Bunlar giderse bu işleri kim yapacak?” minvalinde âcizane inciler, milletin vicdanını yaralıyor.</p>
<p>Buradan gururu incitilen, memleketinin halini gördükçe yüreği sızlayan milyonlarca Türk vatandaşının her gün sorduğu gibi sormak istiyorum <em>“Bu bir beka sorunu değil midir?</em>”<em>, “Ne yapılmaya çalışılmakta, nereye varılmak istenmektedir?</em>”</p>
<p>Ben bir Türk kadını olarak, market kasasında çalışan kardeşime para fırlatarak rencide ettiğini düşünen sapığa, sokakta yürüyen kadınların arkasından azgın dürtüleri ile görüntülerini alıp sosyal medyaya meze yapan sapıklara, sokak ortasına oturup gelene geçene küfreden nanköre, <em>“Biz gitmeyeceğiz, asıl siz gideceksiniz” </em>diyen hadsize, küçücük akılları ile birkaç yılda sığındıkları ülke ile alay edebilecek kadar palazlanmış haysiyetsizlere tahammül etmek zorunda değilim.</p>
<h2>Algılarlarla yönetilen ülke</h2>
<p>Şunu da eklemeden geçemeyeceğim: Ben bu satırları yazarken ATV’de Yalnız Kurt adlı dizi yayınlanıyormuş. Dizinin sosyal medyada paylaşılan kısmında terör örgütü üyeleri sandıktan Türk bayraklarını çıkarıyor. Bir terör örgütü üyesi de Suriye bayrağı işlenmiş atkıyı boynuna dolayıp sokak ortasında bir Türk’ü sırtından bıçaklıyor. Sonrasında olay yerine koşarak gelen Türk bayraklı terör(Bunu yazmak bile bana ağır geliyor.) örgütü üyeleri, hemen bayrakları açıp <em>“Ülkemizde mülteci istemiyoruz”</em> diye sloganlar atıp dükkânlara saldırıyor.</p>
<p>Mesajın yerine ulaştığından emin olmak isteyen ATV’nin resmi Twiter hesabı da bu sahneyi şu sözlerle paylaşıyor: <em>“Halkı mültecilere karşı kışkırtan teröristler, iç karışıklık çıkarmayı hedefliyor</em>.” Buram buram algı kokulu sahneler her Cuma ATV’de!</p>
<h2>Son söz</h2>
<p>Benim vatandaşlığım 400.000 $ para karşılığında alınmadı. Bu toprakların tapusu da vatandaşlığı da kanla ve canla alındı. Şimdi bir avuç aymazın para karşılığında yabancılara sattığı bir metaya dönüştürülüyor.</p>
<p>Kendi adıma sözümdür: Öz topraklarını vatan yapamamış, millet olmayı bırakın Müslüman olmayı becerememiş bu karışık güruha, kanımızı katıp imanımızla yoğurduğumuz vatan topraklarımızı malla mülkle peşkeş çekenleri, siyasi beklentiler ile vatandaşlığımı satanları asla affetmeyeceğim. Yine kendi adıma sözümdür: Bu duruma alışmayacağım ve bize bunu yaşatanları asla unutmayacağım. Ve inanıyorum ki elbet bir gün tüm bunların hesabı sorulacaktır.</p>
<p>Sağlıcakla kalın.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kanla-kazanilan-gaflet-ve-dalaletle-kaybedilen-vatan/">Kanla kazanılan, gaflet ve dalaletle kaybedilen vatan!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/kanla-kazanilan-gaflet-ve-dalaletle-kaybedilen-vatan/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dilek ağacı</title>
		<link>https://millidusunce.com/dilek-agaci/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/dilek-agaci/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şadiye Okur]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 10 Apr 2022 13:15:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[atık]]></category>
		<category><![CDATA[atık ithalatı]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa]]></category>
		<category><![CDATA[mikroplastikler]]></category>
		<category><![CDATA[Şadiye Okur]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=38777&#038;preview=true&#038;preview_id=38777</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Bahar geldi, ağaçlar çiçek açtı” demeyi ne çok isterdim. Oysa şimdi “Rüzgâr esti ağaçlar poşet açtı.” gibi saçma bir cümle dökülüyor kalemimden.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/dilek-agaci/">Dilek ağacı</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdilek-agaci%2F&amp;linkname=Dilek%20a%C4%9Fac%C4%B1" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdilek-agaci%2F&amp;linkname=Dilek%20a%C4%9Fac%C4%B1" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdilek-agaci%2F&amp;linkname=Dilek%20a%C4%9Fac%C4%B1" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdilek-agaci%2F&amp;linkname=Dilek%20a%C4%9Fac%C4%B1" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdilek-agaci%2F&#038;title=Dilek%20a%C4%9Fac%C4%B1" data-a2a-url="https://millidusunce.com/dilek-agaci/" data-a2a-title="Dilek ağacı"></a></p><p>Türklerde eski bir gelenek; ağaca bez bağlayarak dilek dilemek. Bu, bir nevi insanoğlunun doğa ile ilişkisini de gösteriyor. Dümdüz bir ovada, bir tepenin kel başında, tek başına duran bir ağacın kuru dallarından sarkan bez parçaları; umduğunu bulamamış ama ummaktan vazgeçmemiş nice insanın dileğini rüzgâra savururdu. Geçmiş zaman eki kullanıyorum zira uzun zamandır rengârenk bez parçaları ile bezenmiş bir dilek ağacı görmüyorum. Onun yerine gördüğüm manzara ise epey canımı sıkıyor. Eminim, anlatınca sizlerin de canı sıkılacak.</p>
<p>“Bahar geldi, ağaçlar çiçek açtı” demeyi ne çok isterdim. Oysa şimdi “Rüzgâr esti ağaçlar poşet açtı.” gibi saçma bir cümle dökülüyor kalemimden. Evet, bizim buralarda yine bahar gelince ağaçlar çiçek açar elbette ama ondan önce rüzgâr esti ve ağaçlar poşet açtı. Sadece ağaçlar mı? Etrafta yeşillenmeye hazır ne kadar boş alan varsa hepsi rengârenk poşetlerle doldu. Her gün etrafa bakınca bir ağaç dalında yaprak misali salınan bir poşet görmek çok mümkün.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter size-medium_large wp-image-38778" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2022/04/1-768x576.jpg" alt="" width="768" height="576" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2022/04/1-768x576.jpg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2022/04/1-300x225.jpg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2022/04/1-1024x768.jpg 1024w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2022/04/1.jpg 1386w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></p>
<p>Salgın ile birlikte bu soruna bir yenisi daha eklendi; maskeler. Öyle ki sokaklar, ağaçlar, toprak, su maske atıklarıyla doldu. Twitter arkadaşımın paylaşımında aşağıdaki resmi gördüm. Konuya hazırlanırken üstüne denk geldi. Kendisinden izin alarak fotoğrafını kullanıyorum. En saf duygularımla yorumumu da şuracığa ekleyeyim: Sanırım bu da bir dilek ağacı, insanlar salgının bitmesi için ağaçlara maskelerini asmış olabilirler mi? Ne dersiniz?</p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter size-medium_large wp-image-38780" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2022/04/2-768x1664.jpg" alt="" width="768" height="1664" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2022/04/2-768x1664.jpg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2022/04/2-138x300.jpg 138w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2022/04/2-473x1024.jpg 473w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2022/04/2-709x1536.jpg 709w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2022/04/2.jpg 945w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></p>
<h2>Ne yiyip ne içeriz?</h2>
<p>Birkaç gündür işe gidiş gelişlerde yukarıda bahsettiğim manzara gözüme çarpıyor. İki gün süren kuvvetli rüzgâr, şehrin ne kadar boş kalan alanı varsa poşetle doldurmuş. Bu konuda rüzgârı suçlayamam ama poşetleri başıboş bırakanlara bir çift sözüm olacak elbette.</p>
<p>Çevrede gezindim. Poşet dolu arazilerin birinde koyunlar otluyor, diğerinde tavuklar günlük gıda ihtiyacını karşılıyordu. Aklıma geçmiş yıllarda okuduğum bir haber geldi. 2020 yılında <a href="https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-55412052">BBC’de yayımlanan habere</a> göre anne karnındaki bebekleri koruyan plasenta tabakasında mikroplastik bulunmuştu. Haber  “Bebekler doğmadan kirleniyor.” başlığı ile verilmişti. O gün için belki de çok fazla yankılanmayan bu haber aslında çok şey ifade ediyor. Plastik hayatımıza girdiğinden beri mikroplastik alabileceğimiz o kadar çok yol var ki, kendimizi bunun etkisinden korumak neredeyse imkânsız. Merada otlayan koyun, denizdeki balık, sanayinin dibine kurulmuş tarlada yetişmiş sebze ve meyve… Yoksa tarlaların yanına kurulmuş sanayi tesisleri miydi? Arada bir karıştırıyorum kusuruma bakmayın.</p>
<p>Mikroplastik, boyutu 5mm ila 1 mikrometre boyutlarında plastik parçacıklar. Mikroplastikler çok küçük boyutta olması sebebiyle gözle görülemiyor ve günlük hayatımızda bolca bulunuyor.  Gittikçe naylonlaşan dünyamızda ne yazık ki yediğimiz, içtiğimiz her şey bu durumdan nasibini alıyor. Bu konuda son zamanlarda yapılan bilimsel çalışmaların sonuçları çok çarpıcı. Hemen iki örnek: Biberonlar ve sofra tuzu! Ayrıntısını merak ederseniz <a href="https://mikroplastik.org/mikroplastik-nedir/">bağlantıdan</a> inceleyebilirsiniz.</p>
<p>Plastiği bünyemize alabileceğimiz en kolay yol belki de balıklar. Zira rüzgâr ve yüzey suları yeryüzünde önüne katabildiği ne varsa denize doğru sürüklüyor. Bu konuda yapılmış <a href="https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1079842">ciddi araştırmalar</a> da söylediğimizi doğrular nitelikte. Bir balık fotoğrafı değil ama konuya dikkat çekmek için aşağıya bir fotoğraf, bir de haber bağlantısı bırakıyorum. Sizden ricam bakıp geçmeyin, üzerinde biraz da düşünün.</p>
<p><img decoding="async" class="wp-image-38781 size-medium_large aligncenter" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2022/04/3-768x575.jpg" alt="" width="768" height="575" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2022/04/3-768x575.jpg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2022/04/3-300x225.jpg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2022/04/3.jpg 880w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></p>
<p>Haber: Marmara’da 12, Karadeniz’de 7 balık türünde mikroplastik<a href="http://C:\Users\user\Desktop\aa.com.tr\tr\bilim-teknoloji\marmarada-12-karadenizde-7-balik-turunde-mikroplastik-tuketimi-tespit-edildi\2180199" target="_blank" rel="noopener"> tespit edildi!</a></p>
<h2>Bu kimin çöpü? Burası kimin çöplüğü?</h2>
<p>Ana akım medyada pek fazla göremediğimiz haberlerden biridir, Avrupa’dan ithal edilen atıkların Türkiye’deki akıbeti. Çoğu haber gibi bu konudaki bilgileri de sosyal medya aracılığı ile öğrenebiliyoruz. Greenpeace gibi uluslararası çevre örgütlerinin paylaştığı videolarda atıkların akıbetlerine ilişkin korkunç görüntüler var.</p>
<p>Adana’da, Mersin’de yol kenarlarına, tarlalara atılan atıklardaki ambalajlar inceleniyor ve çoğunda Avrupa’daki mağazaların, markaların, otellerin etiketleri görünüyor. Birçok haberde atıkların geri dönüştürülebilecek kısmının tesislerde işleme alındığı, geri dönüştürülemeyecek büyük kısmının ise kontrolsüz şekilde doğaya bırakıldığını görüyoruz.</p>
<p>Atık ithalatının sınırlandırılması plastik ham madde üreticilerinin epey tepkisini çekmişti. Bunun üzerine Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Temmuz 2021’de yeni düzenlemeler ile yayımladığı genelgede ithalat kabul şartlarını değiştirdi. İthalatın sınırlandırılması, kabul şartlarının değiştirilmesi olumlu gelişmeler denebilir, fakat sahadan gelen görüntüler denetim eksikliğini gözler önüne seriyor. 2018’den beri Adana ve çevresinde bulunan çöp öbeklerinde Almanya ve İngiltere gibi ülkelerin etiketleri bulunuyor. Yine son günlerde sosyal medyada yer alan bir videoda GPS yerleştirilen 3 çöp poşetinin takibinin yapıldığı, çöp poşetlerinden birinin Adana’da belirsiz bir yere gönderildiği söyleniyor. Bu video ile ilgili birçok paylaşım gördüm, ama hemen hepsi aynı cümleler ile aynı şeyleri söylüyor. Doğruluğunu teyit edemedim. Bakanlık Adana’da böyle bir durumun varlığını ısrarla inkâr ediyor, bu tarz videoların kurmaca olduğunu iddia ediyor. Buradaki durum ne ise gerçeği tüm şeffaflığı ile bilmeye hakkımız var.</p>
<p>Tüm bu gelişmeleri izlediğimde refah içinde yaşayan Avrupa ülkelerin çöplerini toprağımızda görmek kanıma dokunuyor. Elbette plastik hammadde ihtiyacımız var, elbette üretmek zorundayız. Fakat bunu her fırsatta övündüğümüz “Sıfır atık sistemini” tam manası ile uygulamaya koymadan, kendi ürettiğimiz atığı ayrıştırıp kendi atığımızı geri dönüştürmeden; Avrupa’dan atık ithal edip, işimize yaramayanı bereketli topraklarımıza ekerek yapmak çevrecilik anlayışımızla bağdaşmıyor.</p>
<p>Birkaç yıl önceydi, 3.dünya ülkesi diye tabir edilen bir ülkenin bir Bakanı’nın çıkışı beni hem şaşırtmış, hem de sevindirmişti. Malezya’nın kadın Enerji, Bilim, Teknoloji, Çevre ve İklim Değişikliği Bakanı Yeo Bee Yin,  ülkesinin Dünya’nın çöplüğü olmasını kabul etmeyeceklerini açıklamış ve atık ithalatını yasakladıklarını <a href="https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-57140139#:~:text=Malezya%20%C3%87evre%20Bakan%C4%B1%20Yeo%20Bee,%C3%A7%C3%B6pl%C3%BC%C4%9F%C3%BC%22%20olmas%C4%B1n%C4%B1%20engellemek%20oldu%C4%9Funu%20s%C3%B6yledi.">bildirmişti.</a> Biz ise hâlâ Avrupa’dan atık ithal eden ülkeler sıralamasında başlardayız. Ben de bir Türk vatandaşı olarak Yeo gibi konuşabilecek dirayetli bir duruş istiyorum, çok mu?</p>
<h2>Son söz</h2>
<p>Son sözü atalardan ilham alıp söyleyeyim.  Onlar topraktan gelip, toprağın çocukları olarak şu sözü söylemişler: “Ne ekersen onu biçersin”. Biz ise sanırım torunlarımıza şu sözü miras bırakacağız: “Ne atarsan toprağa, o gelir tabağına”.</p>
<p>Doğa ile kalın.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/dilek-agaci/">Dilek ağacı</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/dilek-agaci/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
