<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sandık arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/sandik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/sandik/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Mon, 30 Jan 2023 17:56:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.2</generator>
	<item>
		<title>Bu dil dil değil</title>
		<link>https://millidusunce.com/bu-dil-dil-degil/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/bu-dil-dil-degil/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Jan 2023 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></category>
		<category><![CDATA[cumhur ittifakı]]></category>
		<category><![CDATA[millet ittifakı]]></category>
		<category><![CDATA[Sandık]]></category>
		<category><![CDATA[seçim]]></category>
		<category><![CDATA[Seçmen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=42449&#038;preview=true&#038;preview_id=42449</guid>

					<description><![CDATA[<p>Devlet, birlik için çalışır. Devletin başına geçenler o birlik dilini titizlikle korurlar. Hangi kavramları nerede ve nasıl kullanacakları yerleşik nizama göre bellidir.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/bu-dil-dil-degil/">Bu dil dil değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbu-dil-dil-degil%2F&amp;linkname=Bu%20dil%20dil%20de%C4%9Fil" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbu-dil-dil-degil%2F&amp;linkname=Bu%20dil%20dil%20de%C4%9Fil" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbu-dil-dil-degil%2F&amp;linkname=Bu%20dil%20dil%20de%C4%9Fil" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbu-dil-dil-degil%2F&amp;linkname=Bu%20dil%20dil%20de%C4%9Fil" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbu-dil-dil-degil%2F&#038;title=Bu%20dil%20dil%20de%C4%9Fil" data-a2a-url="https://millidusunce.com/bu-dil-dil-degil/" data-a2a-title="Bu dil dil değil"></a></p><p>Gün yirmi dört saat <i>Kürt</i> ve <i>Kürt siyaseti</i>, hele hele <i>Kürt seçmen</i> dediğiniz anda ayrışma, kamplaşma kaçınılmazdır. Öyle bir yere gelinir ki &#8220;<i>Kürtler bizim kardeşimizdir..&#8221;</i> demek de bölücü bir dile yardım eder hale dönüşür. Dikkat edin, <b>Meral Hanım</b>&#8216;ın HDP&#8217;ye sert tavrını dengelemek için savunma refleksiyle bu sözü sıkça etmesi böyle bir psikolojiyi tetikler mahiyetteydi. Son Diyarbakır konuşmasında bu sefer diğer uca geçer gibi göründü. Demek ki kafalar net değil. Kavramları eğip bükerek konuşuyoruz. Affedersiniz, “<i>karından konuşma</i>” dedikleri ikiyüzlü dil içimizi yara yara ilerliyor.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sosyal psikolojiyi ihmal edemezsiniz. Her gün bu dille konuşulunca, sade vatandaş da demek ki bir keskin fark ve ayrılık var demeye başlar. Kendisini o etnisiteden bilenlerin veya onlardan olmayanların kafası büsbütün karışır. Bunu yıllarca hiç durmadan yaparsanız varılacak yer bellidir. Kafalarda, gönüllerde birlik harcı dağılır, ayrılık-gayrılık kompartımanları oluşur. </span><i><span style="font-weight: 400;">Öteki</span></i><span style="font-weight: 400;">ne karşı devamlı bir savunma halini besleyen o farklılık psikolojisi yerleşir. Dahasını demeyeyim.</span></p>
<h2><b>Herkes Fransız, herkes Alman</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünyanın oturmuş ülkelerinde böyle bir durum kabul edilemez. Mesela, Fransa&#8217;da, çoğu Mağripli altı milyon Müslüman var. Yüzde ona(%10) karşılık gelen büyük bir nüfustur. Hepsi de </span><i><span style="font-weight: 400;">Fransızım</span></i><span style="font-weight: 400;"> der. Alt kimlik siyasetine girmezler, giremezler. Almanya&#8217;da durum daha keskin şekilde böyledir. Bizimkiler gibi, sabah-akşam, “</span><i><span style="font-weight: 400;">Burada şunlar şunlar yaşıyor”</span></i><span style="font-weight: 400;"> diyeni ve millî kimliğe eş gibi ananı duyamazsınız. O alt kimlikler yaşanır ve yeri geldiğinde siyasetçi de adını edebilir. O kadardır. </span></p>
<p><b>Cemal Öztaş</b><span style="font-weight: 400;">&#8216;ın, Feyst&#8217;te şöyle bir paylaşımı olmuştu: &#8220;</span><i><span style="font-weight: 400;">30 yıldır Almanya&#8217;da yaşıyorum. Hiç bir Alman siyasetçi çıkıp da, ‘Biz bu Devleti Şıvaben&#8217;i, Ostfrize’si, Zaksen’i, Bayer&#8217;lisi.. Alman&#8217;ı ile birlikte kurduk&#8230;’ demedi, demez de&#8230;&#8221;</span></i><span style="font-weight: 400;"> Evet, o ayrıştırma diline itibar edilmek şöyle dursun, o yola girenler mahkûm edilir. Kimse Alman üst kimliğini zedeleyecek bir hareketi aklından geçirmez. Bizde birliği temsil edecek konumdaki </span><b>Tayyip Bey</b><span style="font-weight: 400;"> başta, </span><b>Kılıçdaroğlu</b><span style="font-weight: 400;">&#8216;na, </span><b>Bahçeli</b><span style="font-weight: 400;">&#8216;ye, son zamanlarda bu dile zorlanan </span><b>Meral Akşener</b><span style="font-weight: 400;">&#8216;e, diğerlerine, konuşanlara-yazanlara, hepimize bu gerçeği hatırlatmak isterim.</span></p>
<h2><b>Ne siyaseti?</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Son yıllarda çok duyduğumuz isimlendirmeler var. Söylemiştim, &#8220;</span><i><span style="font-weight: 400;">Kürt siyaseti böyledir. Kürtler buna razı olmazlar. Kürt seçmen bunu kabul etmez..&#8221;</span></i><span style="font-weight: 400;"> ve benzeri cümleler gün yirmi dört saat kulaklarımıza çakılıyor. Bu sözler devamlı edilirken, niçin birbirimize şüpheyle bakıyor, sevmiyor, güvenmiyoruz sorusuna başka sebep ve cevap aramaya gerek yoktur. Devamlı patlatılan bu dinamitle darmadağın oluşumuza şaşılmaz. Bilesiniz ki bundan daha büyük bölücülük yoktur. Türkiye böyle ayrıştırılır, bölünür, kavgaya hazır hale getirilir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Devlet, birlik için çalışır. Devletin başına geçenler o birlik dilini titizlikle korurlar. Hangi kavramları nerede ve nasıl kullanacakları yerleşik nizama göre bellidir. O mekanizma başa geçenlere bunları öğretir. Taç giyen baş böyle akıllanır. Akıllanmaz ve burada şu kadar etnik vesair kimlikli topluluklar yaşıyor demeyi politika haline getirirseniz, ayrışma-ayrıştırma kapısını ardına kadar açarsınız. Zaten fırsat kollayan etnikçi ve sözüm ona liberal sol gruplar, “</span><i><span style="font-weight: 400;">halklarımız”</span></i><span style="font-weight: 400;"> demeye başlar. Ülkenizde adında “</span><i><span style="font-weight: 400;">halklar</span></i><span style="font-weight: 400;">” geçen bir parti varsa bu alan zaten alabildiğine genişler. Yanına diğer etnik vesair ayrıştırmaları eklemek artık kolaydır. Herkes birbirine bu farklılık ve ayrılık düşüncesiyle bakmaya başlar. Çıkmaza girersiniz. Nitekim gidiş orayadır.</span><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<h2 style="text-align: left;"><b>Bir olacağız da böyle mi?</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Birlik mesajı bunları kullanmamakla verilir. Aynı gemideysek bir olacağız. Şu seçmen bu seçmen ayrımı birliği dinamitler. Olanı görmek ve açıkça söylemek görevdir: Bugün bizimkilerin bu tabirleri bile isteye kullandıkları açıktır. Olacak iş değildir. Çözülme getirir. Söylemiştim, kullananlar ne yaptıklarını biliyorlar. Problem buna itiraz etmeyenlerdedir. İtiraz bir yana aynı dille konuşanlardadır. Bilesiniz ki itiraz etmeyenler de, devletten milletten habersiz hale gelmiş kimselerdir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kanunlar önünde hepimiz biriz, hepimiz Türküz.  Kürt vesair kimlikler Türkiye’de alt kimliktir. Fransa’da, Almanya’da da Türklük alt kimliktir. Bir farkı da söylemem gerek:  Başka ülkelerdeki Türk kimliğini yukarda tutan bir Türkiye gibi büyük bir devlet ve Türk Dünyası var. Bu da hissedilir ve yaşanır. Yine diyeceğim o ki, alt kimlikleri üst kimlik haline getirmek çatışma sebebidir. Bunları söylemek Kürtlüğü veya diğer aidiyetleri inkâr demek değildir. Üzerinde birleştiğimiz kuruluş ilkelerinin, kanun ve kuralların işaret ettiği o tek devletin vazgeçilmez kabulüdür. Birliğin, huzurun ve devlet olmanın gereğidir.</span></p>
<h2><b>Birlik aşındı</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Şimdiki yöneticiler, ilk yıllardan beri bunu bilmediler. Hatta körükledirler. Türkiye böyle böyle bu tabirlere ısındırıldı. Seçmene “</span><i><span style="font-weight: 400;">Kürt seçmen</span></i><span style="font-weight: 400;">” deme garabetine kadar böyle gelindi. Yine söyleyeceğim, tersten düşünüp, şu seçmen bu seçmen ve onların diliyle </span><i><span style="font-weight: 400;">Türk seçmen</span></i><span style="font-weight: 400;"> demenin bu ayrımcılıkta ne manaya geleceğini düşündüren çıkmadı. Seçmen seçmendir kardeşim. Aynı oyu veriyoruz. Kime verdiğimiz ayrı meseledir. Anlamak ve anlatmak gerektiğinde </span><i><span style="font-weight: 400;">&#8220;İç Anadolu seçmeni şu temayülde, Doğu Anadolu&#8217;da ağırlık şöyle.. &#8220;</span></i><span style="font-weight: 400;"> diyebilirsiniz. Hatırlayın, on yıl önceki açılım yıllarında ne Dersim kalmıştı, ne soykırım, ne doğudaki aslı Türk Kürtlere güya ne zulümler ettiğimiz. İşte bu levha onların devamıdır. Daha eskidir ama böyle cılız hamlelerle semirtilerek hortlatılan bir cehalettir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gün yirmi dört saat </span><b>Kürt seçmen</b><span style="font-weight: 400;"> diye diye beyin yıkıyorlar. Yaptıklarının ne manaya geldiğini tartışan da pek çıkmıyor. Millet ve milliyetçilik uzmanı </span><b>İskender Öksüz</b><span style="font-weight: 400;">’e göre bu düpedüz ırkçılıktır ve suçtur. Sosyolojiyi geçtik, kanunen böyle bir tabir kullanmak mümkün değildir.  Yirmi yıl önce bu dilin bu kadar işlenmemiş ham örneklerini yalnız PKK&#8217;lılar, uzantısı parti ve destekçileri sözüm ona liberaller kullanırdı. Eski Türkiye&#8217;de devlet, bölücülüğün diline hassastı. Uygulayıcıların aynı dikkatte oldukları söylenemezdi. Şimdi bu hassasiyet aşındı.</span></p>
<h2><b>Yapılacak bellidir</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;"> İsimleri ve kavramları yerli yerinde kullanmaya dikkat edeceğiz. Bizi PKK, PYD, HDP bölemez. Gün boyu </span><i><span style="font-weight: 400;">Kürt, Kürt siyaseti, Kürt seçmen, Kürtler.. </span></i><span style="font-weight: 400;">demek bizi kesinlikle böler. Bu tabirleri kullananlar bilseler de bilmeseler de onlara hizmet ediyorlar. Ve gafletleri aynıyla ihanettir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Düşman işiyse o biziz. Biz bunları kullananlarız. Amerika, Rusya, varsa başka rakip veya düşman ülke bu tabirleri kullandırmak için trilyonlar harcar. Bu kadar isteyecekleri bir iştir. Kendi içlerinde yaptırmazlar. Amerika&#8217;da İspaniklere, Anglo-saksonlara, İtalyanlara, Almanlara veya başka bir etnisiteye göre konuşun da olacakları görün. Bu işler miting meydanlarında, mikrofonlarda yapılmaz, hoş görmezler. Elbette yaşar, yaşatılır. Bizdeki hemşehrilik sempatisine benzer durumlar gibi değerlendirilir. Bunu da yüksek sesle dillendirmezler. Vardır ama dillendirmezler.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kimlik ve alt kimlik siyaseti olmaz. Seçmen seçmendir. Geçen haftadan başlayarak ilk defa ve anlatmak için bu tabirleri kullanıyorum. Bir daha da inşallah kullanmam. Çünkü eleştirerek de olsa kullanmak ayrışmaya hizmettir. Bu dili bırakacağız. Arada o etnik durumu özellikle belirterek kullanmak gerekecek yerler olabilir. Hayır, başka bir ifade bulmalıyız.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kim &#8220;</span><i><span style="font-weight: 400;">Kürt seçmen</span></i><span style="font-weight: 400;">&#8221; veya &#8220;</span><i><span style="font-weight: 400;">Kürtler</span></i><span style="font-weight: 400;">&#8221; diye söze başlıyorsa bilse de bilmese de bize, birliğe-bütünlüğe hizmet etmiyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Spot: Bizi PKK, PYD, HDP bölemez. Gün boyu </span><i><span style="font-weight: 400;">Kürt, Kürt siyaseti, Kürt seçmen, Kürtler.. </span></i><span style="font-weight: 400;">demek bizi kesinlikle böler. Bu tabirleri kullananlar bilseler de bilmeseler de onlara hizmet ediyorlar. Ve gafletleri aynıyla ihanettir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/bu-dil-dil-degil/">Bu dil dil değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/bu-dil-dil-degil/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İletişim teknolojileri ve demokrasi</title>
		<link>https://millidusunce.com/iletisim-teknolojileri-ve-demokrasi/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/iletisim-teknolojileri-ve-demokrasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Jun 2022 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Bilişim]]></category>
		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. İskender Öksüz]]></category>
		<category><![CDATA[Sandık]]></category>
		<category><![CDATA[seçim]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=39443&#038;preview=true&#038;preview_id=39443</guid>

					<description><![CDATA[<p>Acaba bir yere toplamadan doğrudan demokrasi mümkün olabilir mi? Her şeyin ‘çevrim içi’ne alıştık. Ya çevrim içi demokrasi?</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/iletisim-teknolojileri-ve-demokrasi/">İletişim teknolojileri ve demokrasi</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Filetisim-teknolojileri-ve-demokrasi%2F&amp;linkname=%C4%B0leti%C5%9Fim%20teknolojileri%20ve%20demokrasi" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Filetisim-teknolojileri-ve-demokrasi%2F&amp;linkname=%C4%B0leti%C5%9Fim%20teknolojileri%20ve%20demokrasi" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Filetisim-teknolojileri-ve-demokrasi%2F&amp;linkname=%C4%B0leti%C5%9Fim%20teknolojileri%20ve%20demokrasi" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Filetisim-teknolojileri-ve-demokrasi%2F&amp;linkname=%C4%B0leti%C5%9Fim%20teknolojileri%20ve%20demokrasi" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Filetisim-teknolojileri-ve-demokrasi%2F&#038;title=%C4%B0leti%C5%9Fim%20teknolojileri%20ve%20demokrasi" data-a2a-url="https://millidusunce.com/iletisim-teknolojileri-ve-demokrasi/" data-a2a-title="İletişim teknolojileri ve demokrasi"></a></p><p>Şehir devletlerinde halk bir meydanda toplanır, seçim yapar, karar alır, kanun çıkarırmış. Demokrasinin böyle başladığını, özellikle Atina’da böyle başladığını söylerler. Atina’da nüfusun pek küçük bir kısmının meydana gitme hakkı olduğu da eklenir. Kuzey İtalya’nın başarılı şehir devletleri de benzer usullerle yönetiliyordu. Şehir meclislerinde binlerce erkek görev alır ve yönetime konuşarak, oy vererek aktif katılırlarmış.</p>
<h2>Çevrim içi demokrasi</h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Dikkat çekmek istediğim nokta, doğrudan demokrasi. Milletin vekillerinin değil, doğrudan milletin asıllarının, fertlerinin yönettiği yapılar. Açıktır ki halkın bir meydana veya bir salona toplanıp ülkeyi yönetmesi bugünkü devletlerde mümkün değil. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Acaba bir yere toplamadan doğrudan demokrasi mümkün olabilir mi? Her şeyin ‘çevrim içi’ne alıştık. Ya çevrim içi demokrasi? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunun daha basitinin, yönetimin değil de seçimlerin elektronik ortamda yapılması denemeleri var. Bazı ülkelerde denenip vazgeçilmiş. Fakat mesela İsviçre’de kalıcı hâlde kullanılıyor. Burada da geçen yazılarımdaki veri =&gt; malumat =&gt; bilgi =&gt; bilgelik basamakları gibi kâğıt ve sandıktan doğrudan yönetime giden adımlar düşünülebilir. Sandık =&gt; Seçim sandığı yerine makine kullanılması =&gt; Uzaktan oy vermeyle seçim =&gt; Sık yapılan referandumlar =&gt; Bütün kanunların uzaktan referandumla çıkarılması =&gt; Kanunların, denetimin ve tartışma dâhil bütün meclis fonksiyonlarının çevrim içi yapılması. </span></p>
<h2>Sonucu kim belirle? Oylar mı oyları sayan mı?</h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Çözülmesi gereken pek çok problem ve yapılacak pek çok düzenleme vardır. En başta, hilenin önlenmesi geliyor. Ne demiş Stalin: Sandığa atılan oylar değil, oyları kimin saydığı önemlidir! Muhakkak günümüzde de Stalincikler vardır, neden olmasın? Mevcut sistemlerde de hile bütünüyle önlenmiş değil. Hileye karşı tedbirler var fakat zaman zaman bunların etrafından da dolaşılabiliyor. Parmak boyasının kaldırılması, mühürsüz zarfların kabulü gibi… </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çevrim içi oylamada aşılacak ilk eşik, oy kullananın kimliğinin garantilenmesi. Bu çok zor olmasa gerek. Bankadaki paramızı, kimliğimizi ispatlayarak çevrim içi çekebildiğimize, e-devlete girip bizi ilgilendiren bilgileri dilediğimiz gibi değiştirebildiğimize göre referandumda veya seçimde oy kullanırken bizim biz olduğumuzu ispatlamak da imkânsız olmasa gerek. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Seçim ve referandumdan sonraki adım, çevrim içi denetim, çevrim içi tartışma, muhakkak daha karmaşık düzenlemeler gerektirir. Kanun hazırlanması da başlı başına bir ihtisas işidir ve TBMM’de bunu yapan bir daire vardır. Gerçi bugünlerde birçok şey gibi bu da by-pass ediliyor ama… Kanun, sonra kanunu düzelten kanun ve hemen ardından kanunu düzelten kanunu düzelten kanun çıkarmak zorunda kalınıyor. Demek ki mevcut yapı da kusursuz değil. Kim bilir, belki çevrim içi yasamada daha az hata yapılır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dört yıl, beş yıl, birilerine verilen temsil hakkı. Bu temsil hakkını ele geçirip bilgilenme kanallarını kendi tekeline alan, muhalifleri hapse atan hürriyetsiz demokrasiler. Hele iktidar gücünün bir meclisin değil de bir grubun, hatta bir adamın eline verildiği yapılar. Denetimsiz, hesap verilebilirliğin yok edildiği yapılar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bütün bunların yerine milletin, ülkesini vekiller vasıtasıyla değil, doğrudan kendinin yönettiği bir yapı düşünün! Dünyaya böyle tek bir örnek sunulsa, devamının çorap söküğü gibi geleceğini sanıyorum. Sonra bu sistemleri kurmayan, eski usulle devam edenlerin aslında demokrasi olmadığı düşüncesi gelişir. </span></p>
<h2>Yönetim yöneticilere bırakılacak kadar önemsiz değil</h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Çevrim içi demokrasinin zorlayacağı bir başka vakıa, halkın siyasetle, yani kendisinin nasıl yönetileceği ile ilgili konularda daha sık bilgi almaya, bunları daha sık düşünüp karar vermeye mecbur kılmasıdır. Böyle bir sistemin “halkı”nın boş zamanlarında siyasete bir göz atıvermesi pek olacak şey değil. Onun için, belki, yeni “vekâlet” oluşumları doğabilir. İnsanlar zor ve bilgi isteyen siyaset planlama, siyaset yürütme, kanun yapma, yapılan kanunu tenkit etme işlerini uzman gruplara devredebilir. Yaptıkları iş karşılığında maaş alacak uzman kişiler. Bir de benzer ihtiyaçların, taleplerin örgütlendiği STK’lar. Şüphesiz bunların da aksayan yönleri olacaktır ama bugünkü parti içi diktatörlükler çevrim içi sistemde çok zor kurulur. Nihayet insanların yapacağı, bir başka grup oluşturmak veya hiç gruba falan gitmeden meseleleri yine çevrim içi tartışıp kendi başına davranmaktır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Demokrasi “halk idaresi” değil miydi? O hâlde bırakalım halk idare etsin. </span></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/iletisim-teknolojileri-ve-demokrasi/">İletişim teknolojileri ve demokrasi</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/iletisim-teknolojileri-ve-demokrasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
