<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sevr Antlaşması arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/sevr-antlasmasi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/sevr-antlasmasi/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Wed, 13 Aug 2025 13:53:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.2</generator>
	<item>
		<title>“Türk’e hiçbir kavmin horoz olmasını istemem!”</title>
		<link>https://millidusunce.com/turke-hicbir-kavmin-horoz-olmasini-istemem/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/turke-hicbir-kavmin-horoz-olmasini-istemem/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Aug 2025 19:00:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></category>
		<category><![CDATA[Âkil İnsanlar Heyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Basri Çantay]]></category>
		<category><![CDATA[Kâzım Karabekir Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Kurtuluş Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[mâşerî şuur]]></category>
		<category><![CDATA[MDM]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Akif Ersoy]]></category>
		<category><![CDATA[milli birlik]]></category>
		<category><![CDATA[Milli mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[pkk]]></category>
		<category><![CDATA[Saltanat Şûrâsı]]></category>
		<category><![CDATA[Sevr Antlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[TBMM]]></category>
		<category><![CDATA[Türk egemenliği]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Ocakları]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Yurdu dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk-Kürt ilişkileri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=51002</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni sürecin yüzyıl önceye benzeyen tarafları var. Ülkenin birliği, bağımsızlığı yine tehlikede. Yüzyıl önce İslamcı, Osmanlıcı hepsi Türkçüler safında yer almış ve Millî Mücadele verilmişti. O süreci iyi okumak lazımdır. İş yine oraya varmadan dönülmesi beklenir.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/turke-hicbir-kavmin-horoz-olmasini-istemem/">“Türk’e hiçbir kavmin horoz olmasını istemem!”</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturke-hicbir-kavmin-horoz-olmasini-istemem%2F&amp;linkname=%E2%80%9CT%C3%BCrk%E2%80%99e%20hi%C3%A7bir%20kavmin%20horoz%20olmas%C4%B1n%C4%B1%20istemem%21%E2%80%9D" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturke-hicbir-kavmin-horoz-olmasini-istemem%2F&amp;linkname=%E2%80%9CT%C3%BCrk%E2%80%99e%20hi%C3%A7bir%20kavmin%20horoz%20olmas%C4%B1n%C4%B1%20istemem%21%E2%80%9D" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturke-hicbir-kavmin-horoz-olmasini-istemem%2F&amp;linkname=%E2%80%9CT%C3%BCrk%E2%80%99e%20hi%C3%A7bir%20kavmin%20horoz%20olmas%C4%B1n%C4%B1%20istemem%21%E2%80%9D" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturke-hicbir-kavmin-horoz-olmasini-istemem%2F&amp;linkname=%E2%80%9CT%C3%BCrk%E2%80%99e%20hi%C3%A7bir%20kavmin%20horoz%20olmas%C4%B1n%C4%B1%20istemem%21%E2%80%9D" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturke-hicbir-kavmin-horoz-olmasini-istemem%2F&#038;title=%E2%80%9CT%C3%BCrk%E2%80%99e%20hi%C3%A7bir%20kavmin%20horoz%20olmas%C4%B1n%C4%B1%20istemem%21%E2%80%9D" data-a2a-url="https://millidusunce.com/turke-hicbir-kavmin-horoz-olmasini-istemem/" data-a2a-title="“Türk’e hiçbir kavmin horoz olmasını istemem!”"></a></p><p>&nbsp;</p>
<p>Son yıllarda yaşananları yarınki nesillerin nasıl anacağını sık düşünürüm. Düşünceme göre şu Meclis’te açılan komisyon, 2013’teki <em>Âkil İnsanlar Heyeti</em>’ne benzer şekilde tarihe geçecek. <em>Sevr</em>’i halka anlatmaya ve kabul ettirmeye memur <em>Saltanat Şûrâsı</em> ile şimdikileri birbirinin devamcısı saymak yanlış olmaz.</p>
<p>TBMM, 1920’de Sevr hezimetini reddederken İstanbul Hükûmeti’nin yaptığı son anlaşmaların tamamını geçersiz sayan bir kanunu kabul etti.  <strong>Kâzım Karabekir Paşa</strong>, <em>Saltanat Şûrâsı</em>’na katılanların hain ilan edilmelerini teklif etti ve o da kabul edildi.</p>
<p>Bugün için şartlar farklı. Çok şükür işgal altında değiliz. Yine çok şükür ki başlatılan süreçleri sonuçsuz bırakacak dikkati göstereceklerimiz eksik değil. Milletin <em>Sevr</em>’in yeni versiyonlarını göreceği kesindir. Her şeye evet dediğini sandıkları halk bu konuda hassastır. <em>İstiklal Harbi</em> vermiş neslin hatıraları kaybolmuş değildir. <strong>Atatürk</strong> ve <em>Cumhuriyet</em> etrafında yürütülen olumsuz propagandaların varacağı yerin Türkiye’yi federatif bir yapıya götüreceğini anladıkları anda o hafıza şaşılacak şekilde geri gelir.</p>
<p>Türk egemenliğine ortak getirilmesinin nereye varacağını kollektif hafıza iyi bilir. Yeter ki hatırlatanlar olsun!</p>
<h2>SALTANAT ŞÛRÂSI’NDAN BETER</h2>
<p>Yeni tip <em>Saltanat Şûrâsı</em>’nın hükümsüz sayılması yönünde ciddi direnç şimdiden vardır. Bunlar birkaç partinin çıkışıyla sınırlı olsa komisyoncuların işi kolaydı. Geniş halk kitlelerini harekete geçirecek bir “<em>mâşerî şuur”</em> uyanışı görülüyor. Her yerde tekli çoklu eylemler devam ediyor. Bunlar kuvvetli işaretlerdir.</p>
<p>Konuşanlar konuşuyor. Sokağa çıkanlar, pankart asanlar başlarına geleceği bilseler de geri durmuyorlar. Egemenlik hakkını ve millî birliği savunmanın başa düştüğünü düşünenlerin harekete geçişi başka gösterilere benzemez. Neye açıldığını bildiğini görmedikleri açılımcı hükûmetimize bu seli hatırlatmak lazımdır. Hak saklasın, istenmeyen şeyler olur. Oraya varmadan bu yoldan dönmek ve devleti kuran ruhu taşıyanları rahatlatmak lazımdır.</p>
<h2>TÜRK YURDU DERGİSİ’NİN ÖZEL SAYISI</h2>
<p>Takip etmeye çalışıyorum. Her tarafta hareketlenmeler var. Yazanlar, konuşanlar çoğalıyor. Sıralamaya kalksak sayfalar tutar. Mesela Türk Ocakları, birinci açılımdan beri cılız tepkiler veriyordu. Son açıklamalarındaki netlik ve keskinlik kuvvetli bir ihtardır. <em>Türk Yurdu</em> dergisi, son sayıyı bu konuya ayırdı. Genel Yayın Müdürü <strong>Ayşegül Büşra Paksoy</strong>, gidişe bakarak konu değiştirdiklerini ve özel sayıyı hazırladıklarını söylüyor. Bu son da olmayacaktır.</p>
<p>Kapaktan “<em>Çözüm mü Çözülme mi?”</em> üst başlığıyla yazıları sıralamışlar. Genel Başkan <strong>Mehmet Öz</strong>’le <strong>Mehmet Âkif Okur</strong>’u okudum. Çok net fikirler söyleniyor. Malazgirt’ten beri beraberlik yalanını <strong>Tufan Gündüz</strong> yazmış. Bunlar, soğukkanlı, ilim ve fikir haysiyetiyle kaleme alınmış güzel yazılar. Diğerlerine de şöyle bir baktım, bütünüyle okunması gereken bir sayı.</p>
<h2>“PKK KÜRT TEMSİLCİSİ” DERSENİZ KAVGA BÜYÜR</h2>
<p>İnsanlar kendilerine hakaret edildiğini düşünüyorlar. Türk’ün hakkının yendiğini düşünüyorlar. İnsanımıza göre Türk’le Kürt birdir. Kavga dövüş yoktur. Öyleyse bu adamlar yıllardır bize neden “<em>Hak yiyor, eziyet ediyorsunuz”</em> diyerek iftira ediyorlar? Evet, terör estiren PKK’yı Kürt’ün temsilcisi görürseniz vicdanlar başka türlü sızlar. Kendisini Kürt gören Türkler de bundan yaralanır. Yanlış ötesi yanlıştır.</p>
<p>Yeni sürecin yüzyıl önceye benzeyen tarafları var. Ülkenin birliği, bağımsızlığı yine tehlikede. Yüzyıl önce <em>İslamcı</em>, <em>Osmanlıcı </em>hepsi <em>Türkçüler</em> safında yer almış ve Millî Mücadele verilmişti. O süreci iyi okumak lazımdır. İş yine oraya varmadan dönülmesi beklenir.</p>
<p>Ben, İslamcılık ettiğini zannedenlerimize yine <strong>Mehmed Âkif</strong>’i hatırlatmak isterim. Vereceğim örnek, bir zamanlar Kur’an Meâli çok okunan, güvenilir isimlerden <strong>Hasan Basri Çantay</strong>’dan. Tam şimdi hatırlanacak türden bir olay anlatır.</p>
<h2>“TÜRK DÂİMÂ BAŞTA KALMAK KAYDIYLA…”</h2>
<p>&nbsp;</p>
<p><em> “Evet,­ ona­ tam­ bir ­İslâm­ Şâiri diyebiliriz.­ Kuvvetli, ­îmanlı, ateşli­ bir­ İslâm ­şâiri!­ Fakat Türk ­dâimâ­ başta ­kalmak­ şartıyla. Dört­ lisânı­ edebiyâtıyla ­bilen ­Âkif,­ Türk­ olarak­ yazdı,­ Türk­ olarak­ düşündü,­ Türk ­olarak­ yaşadı ­ve­ nihâyet­ Türk­ olarak­ öldü.” </em></p>
<p><em>(…)­ İlk­ millî­ kaynaşma­ ve­ savaşlarda­ üstad­ Balıkesir’e gelmişti.­ O’nun­ samîmî­ arkadaşlarından ­biri­ Gönen’e ­teşkîlât kurmaya ­gitmişti.­ Dönüşünde­ o­ arkadaş­ dedi­ ki:</em></p>
<p><em>–­(­..)’ler­ Türklere ­cefâ­ ediyorlar­ millî­ teşkîlâtı­ boğmaya­ çalışıyorlar. Âkif’in ­o ­zaman ­hiç­ düşünmeden,­ kükreyerek­ verdiği­ cevap şudur:</em></p>
<p><em>–­Orada­ bir­ Türk­ Ocağı­ açınız­ ve ­mücâdele­ ediniz!­</em></p>
<p><em>Mehmet Âkif­ Ersoy’un­ Kurtuluş­ Savaşı&#8217;nı­ teşkîlâtlandırma­ çalışması­ için ortaya­ koyduğu­ gayretlerinden ­dolayı­ tanıdık­ birisi­ o’na,­ ‘Üstad, sizi­ Türkçü­ görüyorum’­ deyince, ­Âkif’in ­ağzından­ alev­ gibi­ şu kelimeler­ çıktı:</em></p>
<p><em>–­Ya ­ne­ zannediyorsun?­ Türk’e­ hiçbir­ kavmin ­horoz­ olmasına­ tahammül edemem!”</em></p>
<p>(Balıkesirli­ Hasan ­Basri­ Çantay,­ Âkifname,­ İstanbul 1966, ­s.­225)&#8221; (A.Yağmur Tunalı, Kavga Günleri, 308. Sayfa)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Evet, <strong>Âkif</strong> budur: “<em>Türk’e hiçbir kavmin horoz olmasını istemez</em>!” Hiçbir kavmin!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/turke-hicbir-kavmin-horoz-olmasini-istemem/">“Türk’e hiçbir kavmin horoz olmasını istemem!”</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/turke-hicbir-kavmin-horoz-olmasini-istemem/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sevr’den vazgeçtiler mi?</title>
		<link>https://millidusunce.com/sevrden-vazgectiler-mi/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/sevrden-vazgectiler-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Jan 2024 19:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Duveli muazzama]]></category>
		<category><![CDATA[İşgal]]></category>
		<category><![CDATA[iskender öksüz]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Sevr Antlaşması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=46256&#038;preview=true&#038;preview_id=46256</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sizce Batı Sevr’den bütün bütün vazgeçti mi? Hayır, İstanbul işgal edilmiyor. Yunan ordusu İzmir’e çıkmıyor ama bir ideolojik alt yapı hazırlığı var.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/sevrden-vazgectiler-mi/">Sevr’den vazgeçtiler mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsevrden-vazgectiler-mi%2F&amp;linkname=Sevr%E2%80%99den%20vazge%C3%A7tiler%20mi%3F" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsevrden-vazgectiler-mi%2F&amp;linkname=Sevr%E2%80%99den%20vazge%C3%A7tiler%20mi%3F" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsevrden-vazgectiler-mi%2F&amp;linkname=Sevr%E2%80%99den%20vazge%C3%A7tiler%20mi%3F" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsevrden-vazgectiler-mi%2F&amp;linkname=Sevr%E2%80%99den%20vazge%C3%A7tiler%20mi%3F" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsevrden-vazgectiler-mi%2F&#038;title=Sevr%E2%80%99den%20vazge%C3%A7tiler%20mi%3F" data-a2a-url="https://millidusunce.com/sevrden-vazgectiler-mi/" data-a2a-title="Sevr’den vazgeçtiler mi?"></a></p><p>Stanford Shaw’un, 2434 sayfalık <i>İmparatorluk’tan Cumhuriyete</i> eseri, aradan geçen çeyrek asra rağmen hâlâ Türkçeye çevrilmedi. Ortada bir ayıp var ama kimin ayıbı? İngilizcesini Cumhuriyet’in 75. yılı diye Türk Tarih Kurumu basmış. Benim bildiğim, millî mücadelenin en ayrıntılı ve en çok kaynağa dayanan tarihi bu. Yalnız bizim arşivler değil, bütün ilgili ülke arşivlerinden yararlanılmış. Zaten alt başlığı, <i>1918- 1923 Dokümanter İnceleme</i>. Bazı okuyucularım, Sakarya’nın 100. yılında bu eserden alıntı yaptığımı hatırlayacaktır.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu yazımın maksadı tarih değil. Bu yazımın maksadı bugün. </span></p>
<h2>Türkiye parçalanacak</h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Önce aşağıya, eserin ikinci cildinin hemen başında, giriş sayfası niteliğindeki parçanın çevirisini alayım: </span></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Paris Barış Konferansı: Osmanlı İmparatorluğu’nu Parçalama Teşebbüsleri</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">1919 başında, Paris taşrasındaki Versailles Şatosu’nda başlaması programlanan Barış Konferansı, Düveli Muazzama’ya, Osmanlı İmparatorluğu’nu parçalayarak birbirlerine gizli anlaşmalarla vaat ettikleri geniş bölgeleri elde etme yolunda görülmemiş bir fırsat sunuyordu. Aynı konferans, geçen asırda ortaya çıkan çeşitli milliyetçi gruplara, cetlerinin mirası olduğunu iddia ettikleri fakat oralara, araya giren asırlar boyunca, başka halklar gelip yerleştiği için yıllarca süren şiddetli tahriklere rağmen elde edemedikleri toprakları ele geçirmek için ihtiyaç duydukları yabancı desteğini sağlayacaktı.  </span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Konferansta Almanya ve Avusturya ile varılan barış mutabakatları, bu ülkeleri ekonomik ve siyasi kaosa sürükleyecek ve Nazilerin yükselişine yol açacak derecede sertti ama Osmanlıya yaptıklarını bunlar için akıllarından bile geçirmediler. Sıra, Osmanlının önlerinde diz çöktürdükleri imparatorluğuna geldiğinde ülkelerinin büyük kısmını koparıp almaya, sonra da yoğun Müslüman nüfus üzerinde Hristiyan egemenliği kurmaya hakları olduğunu düşündüler. Hristiyan Avrupa, Haçlı Seferlerinden beri Müslümanlar ve İslam’a karşı hem ırk hem din temelli önyargılar geliştirmişti ki yirminci asrın sonuna kadar Avrupa Ekonomik Topluğunun politikalarında da etkisini gösteren bu bağnazlık, barış konferansının kararlarında şiddetle ve belagatle ifade edildi. Bu kararların önündeki tek engel, farklı iddia sahiplerinin hayalî cetlerinin, geçmişin farklı devirlerinde aynı topraklar üzerinde egemen olduğunu savunmalarıydı. 1918-1919 sonbahar ve kışında Konferans hazırlıkları sürerken ilgili gruplar iddialarını Düveli Muazzama’nın liderlerine sunarken tezlerindeki çelişkiler belirgin hâle geliyordu. Güçlü ülkelerin liderleri, sonsuz hikmetleri ile harp sonrası dünyasında kimin nereye hükmedeceğini belirlemede kendilerini son makam konumuna oturttu fakat adalet değilbağnazlıkla karar verdikleri için, gerçekte yirminci asrın yargılanmamış baş harp suçluları makamına yerleştiler.</span></i></p>
<h2>Kaç asırlık bağnazlık</h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Shaw, 20. asrın başını, yüzyılın sonuna getirivermiş: “…</span><i><span style="font-weight: 400;">yirminci asrın sonuna kadar Avrupa Ekonomik Topluğunun politikalarında da etkisini gösteren bu önyargılar…</span></i><span style="font-weight: 400;">” Onun yazdığı dönemin AET’si bugünün AB’si.  Önyargı, bağnazlık diyor Shaw. Gerçekten AB, bizden  başka hiçbir ortaktan istemediği şartlar istemiş, kulağımızla duyduğumuz “Önce ertele sonra unut.” vecizeleri döktürmüş ve sonunda Merkel’in deyimiyle, Türkiye’nin AB’ye çapa atması politikasına, dönülmüştü. Çapa atma? Bizim kurallarımıza uyacaksın ama söz ve oy hakkın yok. Hani Amerika’nın İngiltere isyanına sebep olan yapı: “Temsil edilmeden vergilendirilmek” gibi. Bizim kabahatimiz yok mu? Var , var olmasına da bizimki eş dost kayırmacılığı, hukuksuzluk gibi yerleşmiş alışkanlıklarımızın kabahatleri; önyargılarımızın veya  bağnazlığımızın değil. Bunlar suç ama kendimize karşı suç. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şimdi soru: AB ve ABD, bu ırka ve dine dayanan bağnazlığı bugün terk etmiş midir? Çeyrek asır önce yazan Shaw, hayır diyor; Türkiye’ye karşı AET politikalarında sürdürüyorlar. </span></p>
<h2>Batı ehlileşti mi?</h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Bugün için ne diyorsunuz? Mesela AB ve ABD’nin Filistin’deki tutumu, Shaw’un ırk ve din esaslı bağnazlık iddiasını destekler mi yalanlar mı? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ve asıl soru: Sizce Batı Sevr’den bütün bütün vazgeçti mi? Etrafınıza bir göz atın. Ben paranoidim herhâlde, bol bol Sevr düşüncesi görüyorum. Hayır, İstanbul işgal edilmiyor. Yunan ordusu İzmir’e çıkmıyor ama bir ideolojik alt yapı hazırlığı var. Düşünün: Fransa Fransızlarındır, Almanya Almanların, İtalya İtalyanların, Amerika Amerikanların ama Türkiye Türklerin değildir. Fransız, Alman, İtalyan, Amerikan… Onlar millet; biz değiliz. Türk, bir milletin adı değil. Türk, Türkiye’de yaşayan çok sayıda etnik gruptan sadece biri… Aksini iddia etmek ırkçılıktır! </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Lawrence’ın dediği gibi Türklerin ordularını yenmek değil, gönüllerini ve zihinlerini, “hearts and minds”, ele geçirmek daha kolay. Başarılı da oluyorlar. Gönüller ve zihinler secde ederse millî egemenlik paylaşılır da el de değiştirir. Sonra buna isim buluruz: Anayasal vatandaşlık deriz, çözüm süreci deriz, BOP deriz… 2004’te yazısını ve haritasını BOP haritası diye sunduğumuz Yarbay Ralph Peters’in, o haritanın altındaki yazıda dediği gibi “Etnik temizlik etkili bir şeydir.” deriz. Deriz de deriz&#8230; </span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">____</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Yazıyı yazdıktan sonra şehit haberleri geldi. Şehitlere Allah’tan rahmet Türk milletine baş sağlığı dilerim. Ege’ye Yunan’ı çıkarmıyorlar ama Irak, Suriye sınırına terörist çıkartıp silahlandırıyorlar. Aynı Düveli Muazzama. </span></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/sevrden-vazgectiler-mi/">Sevr’den vazgeçtiler mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/sevrden-vazgectiler-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;nin tapusu Lozan</title>
		<link>https://millidusunce.com/misak/turkiyenin-tapusu-lozan/#new_tab</link>
					<comments>https://millidusunce.com/misak/turkiyenin-tapusu-lozan/#new_tab#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rıdvan Karluk]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Sep 2022 19:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MISAK]]></category>
		<category><![CDATA[Öne çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Lozan]]></category>
		<category><![CDATA[Sevr Antlaşması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=40543&#038;preview=true&#038;preview_id=40543</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bilinmelidir ki Lozan'ı beğenmeyenler Sevr'e zemin hazırlarlar. Bağımsızlığımızın ve dünya üzerinde saygın bir ülke olarak yer almamızın tapusu olan Lozan Anlaşması’nın hangi şartlarda imzalandığını ve bugüne yansımalarını iyi bilmemiz gerekir. Lozan Anlaşması Türkiye’nin tapu senedidir.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/misak/turkiyenin-tapusu-lozan/#new_tab">Türkiye&#8217;nin tapusu Lozan</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Fturkiyenin-tapusu-lozan%2F%23new_tab&amp;linkname=T%C3%BCrkiye%E2%80%99nin%20tapusu%20Lozan" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Fturkiyenin-tapusu-lozan%2F%23new_tab&amp;linkname=T%C3%BCrkiye%E2%80%99nin%20tapusu%20Lozan" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Fturkiyenin-tapusu-lozan%2F%23new_tab&amp;linkname=T%C3%BCrkiye%E2%80%99nin%20tapusu%20Lozan" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Fturkiyenin-tapusu-lozan%2F%23new_tab&amp;linkname=T%C3%BCrkiye%E2%80%99nin%20tapusu%20Lozan" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Fturkiyenin-tapusu-lozan%2F%23new_tab&#038;title=T%C3%BCrkiye%E2%80%99nin%20tapusu%20Lozan" data-a2a-url="https://millidusunce.com/misak/turkiyenin-tapusu-lozan/#new_tab" data-a2a-title="Türkiye’nin tapusu Lozan"></a></p><p>Sözcü Gazetesi’nde Deniz Zeyrek’in 31 Ağustos’ta yayınlanan yazısının başlığı “<em>Keşke esir kalsaymışsınız</em>” idi<em>. </em>Sayın Zeyrek eski TBMM Başkanını bu ifadesi sebebiyle eleştirmiştir. İsmail Kahraman <em>“Cihan harbi bitti kazananlar alacaklarının bir kaçını alıp gittiler<strong>, </strong>çekildiler.</em>”  açıklaması bence dil sürçmesi sonucunda söylenmiş olsa gerek. Bu cümle, Sevr (Sevres) Anlaşması’nı bilmemek demektir. Sevr eğer Lozan ile ortadan kalkmasaydı, o zaman “…<strong><em>  </em></strong><em>kazananlar alacaklarının bir kaçını alıp gittiler” </em>açıklaması bir anlam ifade ederdi.</p>
<p>Bu konuda daha sonra yapılan açıklama şöyledir: <em>“Aynı şekilde yurdumuzu işgal eden ve dört sene topraklarımızda kalan müstevliler, Birinci Dünya Harbi&#8217;ni sonlandırdıkları için İzmir&#8217;i 6 Eylül 1922 Çarşamba günü terk etti. 9 Eylül 1922 Cumartesi günü ordumuz İzmir&#8217;e girdi.” </em></p>
<p>Bu açıklamada bence unutulan bir tarih var: 30 Ağustos 1922 Büyük Taarruz<strong>.</strong> 26 Ağustos 1922&#8217;de Kocatepe’de  başlayan  taarruz  sonucunda 9 Eylül 1922&#8217;de Türk ordusu İzmir’e girmiştir.</p>
<p>Sevr Anlaşması (Le Traité de Sèvres) Türk Milleti&#8217;ne kurulan büyük tuzaktır. (https://mjp.univ-perp.fr/traites/1920sevres.htm) Cumhurbaşkanı  Erdoğan 14 Aralık 2016 tarihinde   <em>&#8220;Yaşadığımız bu dönem en az İstiklal harbi kadar zordur</em><em>. Bugün adı konulmamış bir Sevr tehdidi ile karşı karşıyayız&#8221;</em> diyerek Sevr Anlaşması’na atıfta bulunmuştur.   Osmanlı Devleti’nin 1920 yılında imzaladığı Sevr Anlaşması Türklere Orta Anadolu’da 120 bin kilometrekarelik bir bölgeyi bırakıyordu. Sevr, emekli Büyükelçi Osman Olcay’a göre 102 oturumda hazırlanan 433 maddelik bir idam fermanıydı. (<em>Sevr Antlaşmasına Doğru</em>, AÜSBF Yayını, Ankara, 1981. <a href="http://kitaplar.ankara.edu.tr/dosyalar/pdf/054.pdf">http://kitaplar.ankara.edu.tr/dosyalar/pdf/054.pdf</a>)</p>
<p>Eğer Lozan Anlaşması olmasaydı, Sevr Anlaşması sonucunda kazananlar alacaklarının alıp gideceklerdi. Neleri alıp gideceklerin listesi aşağıdadır. Sevr Anlaşması ile;</p>
<ul>
<li>Teorik olarak bağımsız hale gelen, ancak Türklerin vesayetinden Avrupalıların vesayetine geçen Arapça konuşan kısımlarını imparatorluktan ayırır.</li>
<li>Milletler Cemiyeti, Fransa&#8217;ya bu yeni devletleri kademeli olarak bağımsızlığa götürmesi için Suriye ve Lübnan üzerinde bir yetki verir.</li>
<li>Büyük Britanya, yeni Filistin, Ürdün ve Irak devletleri için manda alır. Arabistan fiilen bağımsız hale gelir.</li>
<li>Anlaşma, İtalya&#8217;nın Rodos adası da dâhil olmak üzere On iki Adalar takımadalarına sahip olduğunu onaylar.</li>
<li>Ege Denizi&#8217;ni Karadeniz&#8217;e bağlayan boğazların uluslar arası bir komisyon gözetiminde silahsızlandırılmasını dayatır.</li>
<li>Anlaşma, Yunanistan&#8217;a büyük Smyrna şehri de dâhil olmak üzere Anadolu&#8217;nun batı kıyısını verir.</li>
<li>Rusya, Türkiye&#8217;nin Ermeni topraklarının yeniden gruplandırılmasıyla bağımsız bir Büyük Ermenistan&#8217;ın kurulmasını sağlar.</li>
<li>Anadolu&#8217;nun doğu kesimlerinde özerk bir Kürdistan kurulur.</li>
</ul>
<p>Sevr paylaşımını hazırlayan ABD Başkanı Woodrow Wilson&#8217;dur. ABD Planı’nın kabul edilmemesine bozulmuş, Lozan&#8217;ı onaylamamıştır. Türk düşmanı İngiltere Başbakanı David Lloyd George da 29 Ekim 1919 tarihinde Avam Kamarası&#8217;nda yaptığı konuşmada da şunları söylemiştir: <em>“Dünyanın en zengin topraklarından biri olan geniş bir ülkeyi Türk’ün mahvedici nüfuzundan azat eyledik. Medeniyet yüzlerce yıl bu yolda başarısızlığa uğradıktan sonra İngiltere bunu gerçekleştirdi.”</em> (Taha Akyol, <em>Bilinmeyen Lozan</em>, İstanbul, 2014, s. 23).</p>
<p>Lloyd George’un Atatürk hakkında <em>“İnsanlık tarihi birkaç yüzyılda bir dahi yetiştirebiliyor. Şu talihsizliğimize bakınız ki Küçük Asya’da çıktı. Hem de bize karşı. Elden ne gelebilirdi</em>?”  dediği söylense de, bu konuda kanıt yoktur. Lloyd George’un Birinci Dünya Savaşı anılarını bir araya getirdiği War Memoirs of David Lloyd George adlı iki ciltlik kitapta bu yönde bir söz yer almamaktadır (http://www.on-island.net/History/LLoyd-George/v6.pdf). SBF’den arkadaşım Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın Yakın Tarihin Gerçekleri kitabında  (s. 106) bu sözün doğruluğunun belgelenemediği belirtilmektedir. Belgelenmese de bu ifade, bir gerçeğin açıklanmasıdır.</p>
<p>Sevr Anlaşması, Birinci Dünya Savaşı sonrasında İtilaf Devletleri ile Osmanlı İmparatorluğu arasında 10 Ağustos 1920 tarihinde  Paris&#8217;in batı banliyösü Sevr (Sevres) kasabasındaki Seramik Müzesi&#8217;nde (Musée National de Céramique) imzalanmıştır. Bu müze, Türkiye için Anlaşma’nın imzalandığı yer olması bakımından önemlidir. Bir diğer önemi de, Ermenilerin müzenin önüne 8 Mart 2001 tarihinde sözde Ermeni Soykırım Anıtı dikmesidir.</p>
<p><strong> </strong>Anıtın üzerinde <em>“1915’te Jön Türk Hükümeti tarafından Birinci Dünya Savaşı’nda soykırıma uğratılan 1,5 milyon Ermenin anısına” </em>yazılıdır. Bu ifade Auschwitz- Birkenau toplama kampının önünde de vardır. Bir farkla: 1,5 milyon Yahudi 1,5 milyon Ermeni olarak değiştirilmiştir. Bu, uluslararası intihaldir.</p>
<p>Mahatma Gandi Sevr Anlaşması’nı adaletsizlik anıtı olarak adlandırmıştır: <em>“Türkiye&#8217;ye barış diye imzalatılan bu anlaşma uzun süre yürürlükte kalırsa onur kırıcılığın ve insan yapısı adaletsizliğin bir anıtı olacaktır. Savaşta talihi yaver gitmedi diye kahraman ve cesur bir ırkın yok edilmeye çalışılması insanlığın bir zaferi olmayacak, fakat insanlık dışı davranışın bir örneği olarak tarihe geçecektir.” </em>(Ravindra Kishore Sinha, <em>Kurtuluş Savaşı, Devrimler, Mustafa Kemal ve Mahatma Gandi, </em>Milliyet Yayınları, İstanbul, 1972, s.102-181)</p>
<p>Amerikalı tarihçi Paul C. Helmreich  Sevr Anlaşması için 19’ncu yüzyıl sömürgeciliğini izleyen önemli bir emperyalist çözüm  demiştir: <em>“Herkesin Türkiye’de bir çıkarı vardı; olmayanlar da icat ediyordu. Bir anlamda, çıkar çatışmalarının da ötesine geçilmiş, yıllara yayılan uyutma anlaşmaları süreci, yerini nefret tutumuna bırakmıştı. Barbar bir ulus olan Türkleri, Avrupa’dan kovma fırsatı kaçırılmamalıydı. Lloyd George, sezgi gücünü yitirmiş, Türklerin İstanbul’dan çıkarılmasında diretiyordu. Türkiye topraklarında, neredeyse akla gelebilecek bütün azınlıklar için birer ülke planlanıyordu. Büyük güçler, kamp ateşinin çevresinde, aç gözlerle fırsat kollayan kurtlar gibiydi</em>”. (Paul C. Helmreich, <em>From Paris to Sevres: The Partition of the Ottoman Empire at the Peace Conference of 1919-1920</em>, Ohio State University Press, 1986. Türkçesi <em>Sevr Entrikaları</em>, Sabah Yayınları, İstanbul, 1996, s. 22)</p>
<p>İtilaf Devletleri, Osmanlı topraklarını Birinci Dünya Savaşı sonrasında işgal etmiş,  Meclis dağıtılmış, Osmanlı Hükümeti her söyleneni yerine getiren bir  duruma  düşürülmüş, toprak paylaşımı savaş devam ederken 9  anlaşma,   bildiri ve konferans  ile  önceden belirlenmişti: İstanbul Mutabakatı (Mart-Nisan 1915), Londra Anlaşması (26 Nisan 1915), Hüseyin-Mc Mahon Mutabakatı (Temmuz 1915-Mart 1916), Sykes-Picot Anlaşması (6-16 Mayıs 1916), Saint-Jean de Maurienne Anlaşması (18 Ağustos 1917), Balfour  Bildirisi (2 Kasım 1917), Hogarth Bildirisi (Ocak 1918), Yediler  Bildirisi (Haziran 1917) ve San Remo Konferansı (19-26 Nisan 1920). (<em>Ana Britannica</em>, Cilt 27, Ana Yayıncılık, İstanbul, 1994, s. 361)</p>
<p>Sevr Anlaşması’nda; İskenderun, Adana, Mersin ve Çukurova’yı içine alan Fransız nüfuz bölgesi, Sivas’ın Kuzeyine kadar uzanıyordu (Ek Protokol). Antalya merkez olmak üzere, Bursa’dan Kayseri’ye çekilen, Afyonkarahisar’dan geçen hattın Güneyinde kalan Güneybatı Anadolu ve günümüzde de tartışma konusu olan 12 ada İtalyan nüfuz bölgesi oluyordu (Ek Protokol).</p>
<p>Yunanistan; İzmir’le birlikte Batı Anadolu’yu, Edirne ve Gelibolu dâhil, tüm Trakya’yı ve Ege adalarını alıyordu (Md. 84-87). İstanbul, Marmara Denizi ve Çanakkale, Türk askerinden arındırılarak İtilaf Devletleri’nin denetimine bırakılıyordu. (Jacques de Benoist &#8211; Mechin, <em>Mustafa Kema  Bir İmparatorluğun Ölümü</em>, Bilgi Yayınları, Ankara, 1997, s.192).</p>
<p>Sevr Anlaşması’nın 62-64’ncü maddeleri Kürdistan ile ilgilidir.  Kürdistan, Lozan Anlaşması ile tarih olmuştur.  PKK&#8217;nın Kandil&#8217;deki yöneticilerinden Murat Karayılan geçmişte “<em>Kürt inkârı üzerinde şekillenen </em><em>Lozan Anlaşması artık ortadan kalkıyor”  </em>diyerek Lozan üzerinden Sevr Antlaşmasına atıfta bulunmuştur.</p>
<p>Sevr Anlaşması’nın 88-93’ncü maddeleri Ermenistan ile ilgilidir. Sevr Anlaşması’nda Kars, Erzurum dâhil ülkenin doğusu tümüyle Bağımsız Ermeni Cumhuriyeti adıyla Ermenilere verilmiştir. Paris Barış Konferansı sürecinde Ermenistan&#8217;ın sınırları konusu ABD Başkanı Wilson&#8217;un hakemliğine bırakılmış, Wilson da General James G. Harbord başkanlığındaki bir Amerikan heyetini incelemelerde bulunmak üzere 1919 sonbaharında Türkiye’ye göndermiştir. 1919 Eylül ve Ekim aylarında Türkiye&#8217;de incelemeler yapan Harbord, vardığı sonuçları bir raporla ABD Kongresi’ne sunmuştur.</p>
<p>Raporda; Türkler ile Ermenilerin barış içinde yüzyıllarca yan yana yaşadıkları, tehcir sırasında Türklerin de Ermeniler kadar acı çektikleri, Ermenilerin Türkiye’de hiçbir zaman çoğunlukta olmadıkları ve olaylara ilişkin acıklı ve korkunç iddiaların yanlış olduğu tespit edilmiştir. ABD Kongresi rapor üzerine 1920 Nisan ayında Ermenistan’a mandater olunmasını reddetmiştir.</p>
<p>Sevr Anlaşması Osmanlı Devleti’nin Ermenistan&#8217;ı özgür ve bağımsız bir devlet olarak tanımasını hükme bağlamış, sınırın tespitini ise Wilson&#8217;un hakemliğine bırakmıştır. ABD Başkanı Woodrow Wilson da 22 Kasım 1920&#8217;de Trabzon, Erzurum, Van ve Bitlis illerini Ermenistan&#8217;a vermiştir. Batı Ermenistan Lozan Anlaşması ile tarih olmuştur.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-40545" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2022/06/RESIM2-300x222.png" alt="" width="300" height="222" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2022/06/RESIM2-300x222.png 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2022/06/RESIM2.png 440w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-40546" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2022/06/RESIM3-200x300.png" alt="" width="200" height="300" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2022/06/RESIM3-200x300.png 200w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2022/06/RESIM3.png 215w" sizes="(max-width: 200px) 100vw, 200px" /></p>
<p>Ermenistan Milli Marşı&#8217;nda <em>&#8221;Topraklarımız işgal altında, bu toprakları azat etmek için ölün, </em><em>öldürün&#8217;</em>&#8216; yazılıdır.  Karabağ’da katliam yapan Ermeni kuvvetlere komutanlık yapan eski Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan’dır. Erivan´da yapılan Gelişen Ermenistan Partisi’nin 4’ncü Kurultayına katılan Sarkisyan’ın, <em>&#8220;Bağımsızlık Karabağ halkının seçimidir. Uluslar arası hukuk dahi bu konuda farklı yaklaşım ortaya koyamaz&#8221; </em>dediğini unutmayalım.</p>
<p>Sevr Anlaşması Atatürk’ün ifadesiyle Türk Milleti&#8217;ne kurulan büyük suikasttır. Lozan Anlaşması Cumhuriyetimizin 100’ncü yılı olan 2023’te son bulacak diyenleri  kınıyor, bu konuda yanlış bilgilerle donatılan iyi niyetli bazı üniversiteli gençleri <a href="https://www.youtube.com/watch?v=wrSEv72-XZs">gerçekleri görmeye</a> davet ediyorum.</p>
<p>Bu gençlerden ikisi geçmişte Ankara’daki bir vakıf üniversitesindeki Avrupa Birliği dersimde Avrupa Birliği ile  imzalanmış <em>“Ankara Anlaşması” </em>ve<em> “Katma Protokolü”</em>’ anlatırken bana Lozan Anlaşması’nın gizli maddeleri olduğunu,  2023 yılında son bulacağını, bunun doğru olup olmadığını sordular. Ben de 143 madde arasında böyle bir gizli maddenin olmadığını, anlaşma metninin gerek Türkçesinde ve gerekse orijinal Fransızca metninde  bu  maddenin  bulunmadığını, Lozan Anlaşması’na taraf çok sayıda ülke olduğunu, onaylı birer örneğinin tüm imzacı ülkelere verildiğini, Lozan’ın, bir veya birkaç ülke için gizli maddelerinin olmasının mümkün olmadığını açıkladım.</p>
<p>Sevr Anlaşması’nın, 1923 Lozan Anlaşması ile  ortadan kaldırıldığını  söylememe rağmen   bana inanmadılar. Bu iki öğrenciye ve tüm sınıfa Paris’in Sevr banliyösünde bulunan Seramik Müzesi’nde  Anlaşma’nın imzalandığını, daha sonra bu Müze’nin önüne Ermenilerin sözde Ermeni soykırımı anıtı diktiklerini, böylece Sevr Anlaşması’ndaki büyük Ermenistan’a atıfta bulunduklarını da söyledim. Lozan Anlaşması’nın orijinal  Fransızca  aslının  Paris’te, Fransız Dışişleri Bakanlığı Arşivi’nde muhafaza edildiğini   özellikle belirttim. Anlaşma’nın görüntülerinin tıpkıbasımının yayınlanması amacıyla İş Bankası Kültür Yayınları tarafından Türkiye’ye getirildiğini de açıkladım.</p>
<p>İki öğrencime   doğru olmayan bilgileri  nereden öğrendiklerini sordum. Her iki öğrencim de lisedeki derslerde  kendilerine bu şekilde öğretildiğini açıkladılar. Bunun üzerine o dönemde Milli Eğitim Bakanı olan, Anadolu Üniversitesi’nden arkadaşım   Prof. Dr. Nabi Avcı’nın özel kalemine bu durumu aktararak  Sayın Bakanı bilgilendirmesini, istendiğinde bu öğrencilerin isimlerini verebileceğimi,  bu yanlış ve kasıtlı bilgileri veren öğretmenler hakkında soruşturma açılması gerektiğini bildirdim. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmamalarını,   Taha Akyol’un  <em>“Bilinmeyen Lozan”</em>  kitabını okumalarını önerdim.  Akyol’un  ilk Meclis, İngiltere Avam Kamarası ve  Lozan Konferansı tutanaklarına dayandırdığı  kitabında  tüm gerçekler açıklanmaktadır.</p>
<p>Lozan’da büyük Türk zaferi düşmana onaylatılmış,  eksikler olsa da yapılabilecek olanın azamisi o günkü şartlarda yapılmış,  Osmanlı bütçesinin üçte ikisini alıp götüren Düyun-u Umumiye ve kapitülasyonları kaldırılarak bağımsız Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur. 23 Temmuz 1923 günlü Tevhid-i Efkâr gazetesinde  Ebuzziya Zade Velid, imparatorluk topraklarının kaybından üzüntüsünü belirtmiştir; ama  Lozan Anlaşması hakkında da şu doğru  tespiti yapmıştır: <em>“Delegelerimiz siyasi ve iktisadi istiklalimiz açısından mevcudiyetimizi ve milli inkişafımızı sağlayacak bütün esasları kurtarmaya muvaffak oldular.”</em></p>
<p>Lozan’da kapitülasyonların kaldırılması, Osmanlı borçlarının makul ölçüde ödenerek tasfiye edilmesi, Duyun-u Umumiye İdaresine son verilmesinin karara bağlanması, Musul petrollerinden pay alınması,  ekonomik kalkınma için çok önemli bir zırh olan gümrüklere gecikmeli de olsa egemen olunması, kabotaj hakkının elde edilmesi önemli kazanımlardır. Lozan Anlaşması ve ona ekli Ticaret Sözleşmesi ile beş yıllık bir gecikme ile Türkiye gümrüklerine hâkim olabilmiştir. Böylece  Osmanlı’dan farklı olarak   yeni genç Cumhuriyet sanayileşmiş Batılı ülkelerinin açık pazarı olmaktan kurtarılmıştır.</p>
<p>Bu konuda Erhan Bener’in  <em>“Bürokratlar</em>” (Remzi Kitapevi, 2002) kitabının üçüncü cildindeki  tespitler önemlidir.  O yıllarda Daimi Temsilci (Büyükelçi)  olan  Cahit Kayra, <em>“OECD Türkiye’ye Yardım Konsorsiyomu”</em>nun Türkiye’ye yapılacak yardım için ileri sürdüğü şartları, Osmanlı devletine kabul ettirilen Duyun-u Umumiye şartlarına benzetir: <em>“Bizim okullarda Sevr Anlaşması’nı sadece imparatorluğun coğrafya bakımından parçalanmasını sağlayan bir anlaşma diye okuturlar. Oysa içindeki ekonomik, mali hükümler bu parçalanmadan çok daha önemlidir. Daha sonra, Lozan Anlaşması sırasında, toprak parçalanmasına önem vermeyen sömürgeci devletler, Sevr’in ekonomik ve mali hükümlerini uygulamakta çok direnmişlerdi. Bana kalsa, okullarımızda, Lozan’dan çok, Sevr Anlaşması’nı okutmak gerekir. O zaman gençlerimiz bugünü daha iyi anlayabilirler.”</em></p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-40549" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2022/06/RESIM6.png" alt="" width="274" height="186" /></p>
<p>Kayra’nın tespitleri doğrudur. Çünkü Paris’te görev yaptığım 1985-1990 döneminde<em> “OECD Türkiye’ye Yardım Konsorsiyumu”</em> toplantılarını Devlet Planlama Teşkilatı adına Planlama Müşaviri<strong> </strong>olarak izliyordum. O dönemdeki gelişmeler Cahit Kayra’nın yorumuyla  “Sevr Dosyası” başlığıyla Boyut Yayınların tarafından  basılmıştır. Lozan’a dil uzatanlar bu kitabı mutlaka okumalıdır. Türkiye’nin Lozan’daki ekonomik kazanımlarını <em>“Türkiye Ekonomisi</em>” kitabımda da (Beta, İstanbul)  ayrıntılı olarak açıkladım.</p>
<p>Türkiye’nin Lozan’daki ekonomik kazanımları  yerine getiremeyeceği zannedilmiştir.   24 Temmuz 1973 tarihinde  İsmet İnönü’ye soru yönelten Nazmi Kal’a İnönü’nün verdiği cevap çok önemlidir:  <em>“Biz Lozan’da öyle taahhütler altına girdik ki, İtilaf devletleri bizim bu taahhütleri yerine getiremeyeceğimizi zannettiler. Anlaşmaya göre bizim bunları 10 sene içinde yerine getirmemiz gerekiyordu. Ama biz 5 sene içinde yerine getirdik.” </em></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-40550" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2022/06/RESIM7-300x166.png" alt="" width="367" height="203" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2022/06/RESIM7-300x166.png 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2022/06/RESIM7.png 438w" sizes="(max-width: 367px) 100vw, 367px" /></p>
<p>Lozan’daki en büyük ekonomik başarı  kapitülasyonların kaldırılmasıdır. Taha Akyol’un 26 Temmuz 2017 tarihinde yayınlanan <strong><em>“</em></strong><em>Lozan Zırvaları</em>”  başlıklı yazısında yer alan  karikatür,  Lozan öncesinin ekonomik durumunu anlatması açısından çok önemlidir.  22 Temmuz 1909 tarihinde Cumhuriyet’in ilanından 14 yıl önce Kalem dergisinde yayınlanan karikatürde Osmanlı  askeri elinde silah ineğin bekçiliğini yapıyor, yabancılar gelip kovalarla süt sağarak götürüyor.</p>
<p>Lozan’da elde edilenleri küçümseyenlere bir hatırlatmada bulunmak isterim. İsmet İnönü  Lozan’da müttefiklerin kendisinden çok daha yaşlı ve tecrübeli diplomatlarının  karşısına çıktığında henüz 38 yaşında idi ve de bir asker olmasına rağmen ekonomik baskılara boyun eğmemişti. Kendi ifadesiyle Lozan’da en önemli baskı, mali ve ekonomik  yönde olmuştur<strong>.</strong>  İsmet İnönü’nün mali konulardaki hassasiyetini yansıtan olayları  bilmek gerekir:</p>
<p><em>&#8221; Mali ihtiyaçlar esnasında, ben bir defa, 5 milyon lira kadar bir kredi açılması için bir banka ile müzakereye girilmesini arzu etmiştim. Bana gelen cevapta, sene içinde devam edecek 5 milyon liralık bir kredi de bir istikraz demektir, istikraz muamelesini tamamlayarak konuşma açabiliriz, deniliyordu. Anladım ki, eski fikirler olduğu gibi duruyor. En ufaktan, ihtiyaç halinde bunaldık kanaati hasıl olmuştur. Bunları silmek lazımdır. Derhal cevap verdim: İhtiyacımız yoktur, meselemiz de yoktur. Kestim, attım. Bu şekil muamele, öyle bir memlekete yapılıyor ki, bu memleket iki asırdan beri mali istikrarsızlığından dolayı içeride idaresini düzeltememiş, hiçbir kalkınma yatırımını kendi kudreti ile yapamamış, bunu daima yabancı devletlerin istikrazlarından beklemeye alışmış ve nihayet istikrazlarla günlük idarenin ve ihtiyaçların açıklarını kapatırken , bunu büyük faizle, çok düşük ihraç fiyatı ile yaparken, aynı zamanda birtakım imtiyazlar vermeye de alışmıştır. Böyle bir idareyi anane olarak takip ederek gelmiş bir memleketi her zaman amana getirmek mümkün olduğu kanaatindeydiler. Bunu bana muahede esnasında açıktan söylemişlerdi. Bu dikkatle, memleketin ihtiyaç zamanlarında büyük buhran devirleri atlatılabilmiş, Lozan Muahedesi hükümlerinin temellerine toz kondurulmamıştır&#8230; Kabotaj hakkı, yani kendi karasuları içinde kendi sancağı ile nakliyesinin idare edilmesi hakkı, iki sene sonra kullanılmak üzere bir kayda bağlanmıştır. Lord Curzon ile bir gece toplantısında bulundum. Beraberdik. İkimiz vardık, bir de Amerika Murahhası Mr. Chaild vardı. Lord Curzon bana dedi ki &#8216;Konferanstan bir neticeye varacağız. Ama memnun ayrılmayacağız. Hiçbir işte bizi memnun etmiyorsunuz. Hiçbir dediğimizi makul olduğuna, haklı olduğuna bakmaksızın kabul etmiyorsunuz. Hepsini reddediyorsunuz. En nihayet şu kanaate vardık ki, ne reddederseniz hepsini cebimize atıyoruz. Memleketiniz haraptır. İmar etmeyecek misiniz? Bunun için paraya ihtiyacınız olacaktır. Parayı nereden bulacaksınız? Para bugün dünyada bir bende var, bir de yanımdakinde. Unutmayın ne reddederseniz hepsi cebimdedir. Nereden para bulacaksınız, Fransızlardan mı? &#8221;Ben, evet dedim. Curzon sözlerine devam etti: &#8216;Para kimsede yok. Ancak biz verebiliriz. Memnun olmazsak kimden alacaksınız? Harap bir memleketi nasıl kurtaracaksınız? İhtiyaç sebebiyle yarın para istemek için karşımıza gelip diz çöktüğünüz zaman, bugün reddettiklerinizi cebimizden birer birer çıkartıp size göstereceğiz. &#8216;Lord Curzon&#8217;un sözleri bittiği zaman kendisine dedim ki, şimdi meseleleri halledelim, para istemek için gelirsem o zaman gösterirsiniz. Lord Curzon&#8217;un bu sözleri kulağımda kalmıştır ve sözünün geçtiği her yerde hatırlamışımdır. Lozan Konferansı olalı 45 sene geçti. Bu sözleri hiçbir zaman unutmadım. Bu 45 sene içinde para almak için müracaat ettiğimiz her yerde bu ihtimalleri görmüşümdür. Hakikat şudur ki, İkinci Cihan Harbi kapı önünde görününceye kadar mali bakımdan bize kolaylık gösterilmemiştir. Ve Türkiye kendisini kendi alın teri ile tamir ederek İkinci Cihan Harbini idrak etmiştir.&#8221; </em></p>
<p>Lozan Anlaşması konusunda son sözü  Atatürk  söylemiştir: <em>“Saygıdeğer Efendiler, Lozan Barış Anlaşması’nın içine aldığı esasları, diğer  barış teklifleriyle  daha çok karşılaştırmaya gerek olmadığı kanısındayım. Lozan Barış Anlaşması, Türk Ulus’una yüzyıllardan beri hazırlanmış  ve Sevr Anlaşması ile  tamamlandığı sanılmış  büyük bir suikastın yıkılışını anlatan bir belgedir.  Osmanlı tarihinde benzeri bulunmayan bir siyasal utku eseridir”</em> (1927, Söylev, II, s. 76, 24 Temmuz 1933, Hakimiyet-i Milliye Gazetesi Birleşik Krallık açısından değerlendirmeyi ise İngiliz Sir Andrew Ryan  yapmıştır:: <em>“Lozan’da onursuz bir barış imzaladık. Lozan, Birleşik Krallığın  şimdiye  kadar imzalamış olduğu anlaşmaların en uğursuzu, en mutsuzu, en kötüsüdür.”</em></p>
<p>Bilinmelidir ki Lozan&#8217;ı beğenmeyenler Sevr&#8217;e zemin hazırlarlar. Bağımsızlığımızın ve dünya üzerinde saygın bir ülke olarak yer almamızın tapusu olan Lozan Anlaşması’nın hangi şartlarda imzalandığını ve bugüne yansımalarını iyi bilmemiz gerekir. Lozan Anlaşması Türkiye’nin tapu senedidir.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/misak/turkiyenin-tapusu-lozan/#new_tab">Türkiye&#8217;nin tapusu Lozan</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/misak/turkiyenin-tapusu-lozan/#new_tab/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Farkında mısınız Sevr&#8217;i uyguluyorsunuz</title>
		<link>https://millidusunce.com/farkinda-misiniz-sevri-uyguluyorsunuz/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/farkinda-misiniz-sevri-uyguluyorsunuz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MDM]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Jun 2019 08:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gömük]]></category>
		<category><![CDATA[Öne çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[askeri okullar]]></category>
		<category><![CDATA[askerlik yasası]]></category>
		<category><![CDATA[bedelli askerlik]]></category>
		<category><![CDATA[Sevr Antlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[Sinan Meydan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=13909&#038;preview=true&#038;preview_id=13909</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sevr Antlaşması 152-155 arası maddelere göre; 50 bin kişilik bir askeri birlik dışındaki tüm ordu terhis ediliyordu. 168. maddeye göre tüm askeri okullar kapatılıyordu. “Askere Alma” başlığını taşıyan 165. maddeye göre “zorunlu askerlik” kaldırılıyordu. Sinan Meydan yazdı.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/farkinda-misiniz-sevri-uyguluyorsunuz/">Farkında mısınız Sevr&#8217;i uyguluyorsunuz</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ffarkinda-misiniz-sevri-uyguluyorsunuz%2F&amp;linkname=Fark%C4%B1nda%20m%C4%B1s%C4%B1n%C4%B1z%20Sevr%E2%80%99i%20uyguluyorsunuz" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ffarkinda-misiniz-sevri-uyguluyorsunuz%2F&amp;linkname=Fark%C4%B1nda%20m%C4%B1s%C4%B1n%C4%B1z%20Sevr%E2%80%99i%20uyguluyorsunuz" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ffarkinda-misiniz-sevri-uyguluyorsunuz%2F&amp;linkname=Fark%C4%B1nda%20m%C4%B1s%C4%B1n%C4%B1z%20Sevr%E2%80%99i%20uyguluyorsunuz" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ffarkinda-misiniz-sevri-uyguluyorsunuz%2F&amp;linkname=Fark%C4%B1nda%20m%C4%B1s%C4%B1n%C4%B1z%20Sevr%E2%80%99i%20uyguluyorsunuz" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ffarkinda-misiniz-sevri-uyguluyorsunuz%2F&#038;title=Fark%C4%B1nda%20m%C4%B1s%C4%B1n%C4%B1z%20Sevr%E2%80%99i%20uyguluyorsunuz" data-a2a-url="https://millidusunce.com/farkinda-misiniz-sevri-uyguluyorsunuz/" data-a2a-title="Farkında mısınız Sevr’i uyguluyorsunuz"></a></p><style>
       .errordiv { padding:10px; margin:10px; border: 1px solid #555555;color: #000000;background-color: #f8f8f8; width:500px; }#advanced_iframe {visibility:visible;opacity:1;vertical-align:top;}.ai-info-bottom-iframe { position: fixed; z-index: 10000; bottom:0; left: 0; margin: 0px; text-align: center; width: 100%; background-color: #ff9999; padding-left: 5px;padding-bottom: 5px; border-top: 1px solid #aaa } a.ai-bold {font-weight: bold;}#ai-layer-div-advanced_iframe p {height:100%;margin:0;padding:0}</style><script type="text/javascript">var ai_iframe_width_advanced_iframe = 0;var ai_iframe_height_advanced_iframe = 0;var aiOnloadScrollTop="true";var aiShowDebug=false;
		if (typeof aiReadyCallbacks === 'undefined') {
			var aiReadyCallbacks = [];
		} else if (!(aiReadyCallbacks instanceof Array)) {
			var aiReadyCallbacks = [];
		}    function aiShowIframeId(id_iframe) { jQuery("#"+id_iframe).css("visibility", "visible");    }    function aiResizeIframeHeight(height) { aiResizeIframeHeight(height,advanced_iframe); }    function aiResizeIframeHeightId(height,width,id) {aiResizeIframeHeightById(id,height);}</script><iframe id="advanced_iframe"  name="advanced_iframe"  src="https://www.sozcu.com.tr/2019/yazarlar/sinan-meydan/farkinda-misiniz-sevri-uyguluyorsunuz-5026780/"  width="100%"  height="600"  scrolling="auto"  frameborder="0"  border="0"  allowtransparency="true"  loading="lazy"  style=";width:100%;height:600px;" ></iframe><script type="text/javascript">var ifrm_advanced_iframe = document.getElementById("advanced_iframe");var hiddenTabsDoneadvanced_iframe = false;
function resizeCallbackadvanced_iframe() {}</script><script type="text/javascript"></script><p style="display:block !important; visibility:visible !important;margin: -18px 14px 0 0;padding-left: 3px;padding-top:3px;background: white; overflow: hidden; position: relative; line-height:15px;width: fit-content;"><small style="display:block !important;visibility:visible !important">powered by Advanced iFrame</small></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/farkinda-misiniz-sevri-uyguluyorsunuz/">Farkında mısınız Sevr&#8217;i uyguluyorsunuz</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/farkinda-misiniz-sevri-uyguluyorsunuz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
