<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>siha arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/siha/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/siha/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Mon, 23 Jan 2023 18:03:14 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.2</generator>
	<item>
		<title> “Susarsam sen mâtem et!”</title>
		<link>https://millidusunce.com/susarsam-sen-matem-et/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/susarsam-sen-matem-et/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Jan 2023 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[6lı masa]]></category>
		<category><![CDATA[AKP]]></category>
		<category><![CDATA[babacan]]></category>
		<category><![CDATA[baykar]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[cumhur ittifakı]]></category>
		<category><![CDATA[davutoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Egemenlik]]></category>
		<category><![CDATA[HDP]]></category>
		<category><![CDATA[iha]]></category>
		<category><![CDATA[MHP]]></category>
		<category><![CDATA[millet ittifakı]]></category>
		<category><![CDATA[seçim]]></category>
		<category><![CDATA[siha]]></category>
		<category><![CDATA[yağmur tunalı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=42369&#038;preview=true&#038;preview_id=42369</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günlerce, aylarca, yıllarca, "Türkiye bir mozaiktir.. 36 etnik grup var.." diyenlere iyi bakmak lazımdır. Kimlik krizi yaratmaya çalışan ve bozgun havası goygoyuna giren onlardır. Ayrıştıran onlardır. Bölenler onlardır.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/susarsam-sen-matem-et/"> “Susarsam sen mâtem et!”</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsusarsam-sen-matem-et%2F&amp;linkname=%C2%A0%E2%80%9CSusarsam%20sen%20m%C3%A2tem%20et%21%E2%80%9D" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsusarsam-sen-matem-et%2F&amp;linkname=%C2%A0%E2%80%9CSusarsam%20sen%20m%C3%A2tem%20et%21%E2%80%9D" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsusarsam-sen-matem-et%2F&amp;linkname=%C2%A0%E2%80%9CSusarsam%20sen%20m%C3%A2tem%20et%21%E2%80%9D" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsusarsam-sen-matem-et%2F&amp;linkname=%C2%A0%E2%80%9CSusarsam%20sen%20m%C3%A2tem%20et%21%E2%80%9D" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsusarsam-sen-matem-et%2F&#038;title=%C2%A0%E2%80%9CSusarsam%20sen%20m%C3%A2tem%20et%21%E2%80%9D" data-a2a-url="https://millidusunce.com/susarsam-sen-matem-et/" data-a2a-title=" “Susarsam sen mâtem et!”"></a></p><p>Türk egemenliğine sistemli hücumun şifreleri halinde bir propaganda bombardımanı yürütülüyor. Onlar harıl harıl çalışırken biz seyrediyoruz. Açılım günlerinde devamlı konuşulan Anayasa’dan Türk ismini çıkarma ve egemenliği paylaşma-paylaştırma, Türkiye’yi parçalara bölme girişimi yeniden hortlatılıyor. Güya HDP tartışılırken, konuyu doğrudan doğruya buraya çeken malum eski-yeni tüfekler ekranları doldurdu. Çok yönlü hücumdalar. <em>Türk Edebiyatı</em> demeyelim, <em>Türkçe Edebiyat</em> diyelim diyenler de o fasıldan yine meydan aldılar. Kasıtları açıktır. Türkiye için <em>beka meselesi</em> arıyorsanız öncelikle bu egemenlik paylaşımı hareketidir.</p>
<h2><strong>Beyin yıkama</strong></h2>
<p>Biraz genişten alarak buraya gelmek resmi daha iyi görmeye yardım edebilir. Sistematik bir algı hareketi, yeniden, planlı-programlı bir iletişim stratejisine bağlı olarak uygulanıyor. <em>Algı yönetimi</em> demek yetmeyecek durumlar yaşıyoruz. Eskiden totaliter ideolojilerin <em>beyin yıkama usulleri</em>nden bahsedilirdi. İşte o, yeni zamanların iletişim araçlarıyla dört taraftan değil, eskilerin dediği gibi şeş cihetten (altı taraftan) yapılıyor. Bu o kadar ileri götürülüyor ki, her gün devam ettirilen suçlamalara karşılık verilmeye verilmeye o yalanlar doğru gibi algılanıyor. Bu sürecin sonunda bazı dokunulmazlık alanları oluşuyor. Zihinler kıskıvrak bağlanıyor.</p>
<p>Dinden hareketle günlük hayatımızla ilişkilendirildiği halde yasak ilan edilen alanları ve uydurmalar hakkında konuşamayışımızı bu sütunlarda haftalarca yazdım. Din bir paravan ve maksat başka. Oradan kurulan tuzaklarla iş ve siyaset alanlarında tabularla yol alır hale geliyoruz. Eleştirilmeye eleştirilmeye öyle bir yere geliniyor ki birisi ne yapsa sorgul(a)namıyor. Yakınları ve işaret ettiği herkes ve her durum için de derece derece bu dokunulmazlık zırhı geçerli hale geliyor. Ona ve adamlarına dokunulamıyor. Hep söylüyoruz, kanunlar kurallar varsa bunlar olacak işler değil. Kamuoyunda, medyada da bunların doğruluğu- yanlışlığı sağlıklı konuşulamıyor, tartışılamıyor. Yakın zamana kadar “<em>Dokunma yanarsın!”</em> deniyordu; şimdi onu da aşan bir kilit var. Düşünceyi boğan, beterin beteri bir oto sansürle birleşerek el kol bağlayan da o.</p>
<p>Nemelazımcılıkla geldiğimiz yer dehşettir. Bunu göreceğiz. Vazgeçilmez bir aydın görevini hatırlatıyorum. Günlük siyasetin dar sokaklarına girmeden siyasetten bahsediyorum. Siyaset kültürü ve hayatımıza yansımaları üzerinde değerlendirmelerde bulunmak, doğrudan doğruya ilim- kültür-sanat adamlarının işidir. Onlar konuşmazsa kantarın topuzu kaçar. Nitekim kaçmıştır. Hep beraber yaşadıklarımıza farklı yerlerden bakan, farklı düşünenlerin sesi çıkmazsa fenadır. <em>Mehmed Emin </em>Bey’in , “<em>Şairleri haykırmayan bir millet/Sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir</em>” dediği bu suskunluktur. Kültür adamları için(kültür insanları denmesine alışmayacağım) görüneni göstermek, çektikleri zihin ve gönül sancılarının kaçınılmaz sonucudur. Ancak meselesi olanların, memleket derdiyle içi yananların anlayacağı bir durumdur. Biz, şu parti bu parti, o grup bu grup demeden o sancıyla denecekleri deriz.</p>
<h2><strong>Konuşulmuyor</strong></h2>
<p>Diyeceğim o ki, zincirleme yanlış(lık)ların bizi getirdiği yer bu kadar açıkken konuşulamıyor. Cuma günü<em> İsmail Küçükkaya</em>’nın programında <em>Aytun Çıray</em> vardı. Siyasetçi ve bürokrat sıfatlarıyla düzgün bir insan bilinir. Uzaktan benim de böyle gördüğüm bir devlet adamıdır. Ekranda görünce dinlemek istedim. Dediğim algıyı aşan peşin kabulün bir örneğine <em>İsmail Küçükkaya</em> gibi objektifliği ağır basan bir gazeteci bile kapılmış göründü. <em>“Ali Babacan’ın Baykar’ı eleştirmesine ben karşıyım. O bizim millî övüncümüzdür.”</em> mealinde sözler etti. İyi ki <em>Aytun Bey</em> doğru yerden girdi: <em>”Babacan, imkânların bir yere akıtılmasını-aktarılmasını ve rekabetin engellenmesini kastetti”</em> dedi.</p>
<p>Evet, konuşulacak mesele bu çoğu yanlış, kurulmuş senaryolara bağlı propagandalarla gelen peşin kabullerdir ve yıkıcı etkisi kesindir. 1985 yılında Savunma Sanayii Başkanlığını kuran ve sekiz yıl yöneten <em>Vahit Erdem</em> Bey’in hatıra kitabını yayına hazırladığım ve dostum <em>Turgay Bostan</em>’ın yaptığı altı bölümlük Türk Havacılığının Yüzüncü Yılı belgeselinin metinlerini yazdığım için biliyorum: Türkiye’de <em>Baykar</em>’dan önce onlarca firma vardı. <em>Baykar</em> yirmi yıl önce küçük bir atölye halindeydi, sermayesi de yoktu, imkânları da. Sonra nasıl ilerlediği açıktır, konuşulur. <em>Vahit Bey</em>’in hatıratında da var.</p>
<p>1930’lara, uçak yapıp sattığımız yıllara kadar gitmiyorum, devletin savunma sanayiinde neredeyse altmış yılı aşan bir yeni zamanlar tecrübesi var. Onlarca devlet ve özel firmamız var. <em>İha</em> ve <em>Siha</em>ları ilk yapan ve en yüksek seviyeyi temsil eden <em>Tusaş</em> gibi, teknolojik destek veren <em>Aselsan, Havelsan, Roketsan</em> gibi devlet firmalarımız lokomotif kurum ve kuruluşlardır. Bu firmalar yirmi yıl önce de, kırk yıl önce de büyüktü. Bunları anmadan, varsa yoksa <em>Baykar </em>derseniz kaç türlü problemi ateşlersiniz. Arkasından savunma sanayiinde <em>“Yüzde yetmiş kendimize yetiyoruz” </em>balonunu uçurursanız memlekete iyilik etmezsiniz. Özürle söylüyorum, yalan yanlış işleri göklere çıkararak daha nereye kadar batacağız?</p>
<h2><strong>Bir başka beyin yıkama</strong></h2>
<p>Alt kimlikler elbette önemlidir. İnkârını geçtik, küçümsenmesi bile düşünülemez. Etnik aidiyetler de, meslekî ve kadın-erkek olmak gibi cinsî mensubiyetler de böyledir. Övünülür, el üstünde tutulur. Fakat hiçbiri hepimiz için üst kimlikle bir tutulmaz. Hiçbiri ortak kimliğin eşiti değildir. Üst kimliğin ortağı yoktur. Toplumun harcıdır, tutkalıdır. Oraya hücum ancak dışardan gelir. Evet, zayıf noktanıza vururlar.</p>
<p>Bu topraklarda yaşayan herkes, vatandaş ise <em>Türk</em>tür. Fransa&#8217;da her vatandaşın <em>Fransız</em>, Almanya&#8217;da <em>Alman</em>, İtalya&#8217;da <em>İtalyan</em> olduğu gibi. Hatta 50 devletli Amerika&#8217;da <em>Amerikan</em> olduğu gibi. Kimlik şüphesi ve zaafı yaratırsanız toplumu bir arada tutmak zorlaşır. Hücum, kalp mesabesindeki Türk kimliğinedir. Kim ki alt kimlikler üzerinden konuşuyor ve onu üst kimlikle yarıştırıyor, çatıştırıyor, gafilse uyandırılmalıdır. Uyanmıyorsa Türkiye&#8217;nin hayrına çalışan biri olmadığına kesinlikle hükmedebilirsiniz. Kim ki yerli yersiz , &#8220;<em>Bu ülkede şunlar.. şunlar yaşıyor&#8230;&#8221;</em> diyorsa ya cahildir, ya gafildir, ya da bilerek-bilmeyerek düşmana çalışan bir köstebek veya yancısıdır.</p>
<p>Günlerce, aylarca, yıllarca,<em> &#8220;Türkiye bir mozaiktir.. 36 etnik grup var..&#8221;</em> diyenlere iyi bakmak lazımdır. Kimlik krizi yaratmaya çalışan ve bozgun havası goygoyuna giren onlardır. Ayrıştıran onlardır. Bölenler onlardır. Asla Türkiye&#8217;ye çalışmıyorlar. Ünvanları ne olursa olsun, Türk&#8217;ten ve Türkiye&#8217;den yana değillerdir. İsterlerse milliyetçiyiz desinler. Türkiye bu bölücülüğü bir an önce bitirmelidir. Bütün partilerden ilk bekleyeceğimiz budur. Özellikle HDP ve PKK&#8217;dan dolayı girişilen bölücülük dili herkesi sardığı için bunları tekrar hatırlatma ihtiyacı duyuyorum.</p>
<h2><strong> </strong><strong>“Seçmen” ortak sıfat</strong></h2>
<p>HDP&#8217;yi eleştirecek veya savunacaklar bir parti hakkında konuştuklarını bilecekler. Etnik köken vurgusu üzerinden konuşmak ayrışmayı ve ayrıştırmayı pekiştirir. Maksadı bu olanlar ısrarla etnik dil kullanıyorlar; onlara cevap verdiğini zannedenler de aynı kavramlarla konuşarak o maksada hizmet ediyorlar. Yıllardır yaşadığımız budur.</p>
<p>Kavramları doğru ve yerli yerinde kullanmak lazımdır. Kim, HDP diyecek olsa o bölücü dille konuşuyor. Bazı kanalları açıyorum, <em>Kürt seçmen</em> diyerek başlıyor ve öyle bitiriyorlar. Dikkat edin, başkaları seçmen, birileri <em>Kürt seçmen. Kürt seçmen</em> karşı, <em>Kürt seçmen </em>ona oy vermez, <em>Kürt seçmen</em> kabul etmez. O dedikleri kimlerse…  “<em>Peki diğerleri ne seçmeni?”</em>  deseler, o soru bu sözü ettirmez. Çünkü o parçalama dilinin seçim ve seçmen çeşitliliğinde tutmayacağını biliyorlar. Bu kadar titiz bir piar çalışması yapıldığını bilecek insanlarımız da neden susuyorlar, bilmiyorum.</p>
<p>Diyeceğimiz şudur: Seçmen seçmendir. <em>Şu seçmen bu seçmen</em> diyerek bir yere projektör tutmak ve onlara bir yol çizmek isteyenler hep oldu. Bu “<em>Kürt seçmen..”</em> dili yenidir ve bir aşamayı ifade eder. Adım adım gidilen bir yol haritasının gereğidir. Dostça değildir. Komployu sevmem ama komploya benzer bir doğruyu söyleyeceğim: Bu yapılanlar, bizim verdiğimiz fırsatlarla büyüyen yabanın işidir. Kimseyi hedef almadan, şahsiyata dökmeden, doğrudan bu dilin yanlışlığını yüksek sesle konuşmak lazımdır.</p>
<p>Partiler çeşit çeşittir. Seçmen meyli de öyledir. Seçmenin partisi olur; şu veya bu partinin seçmeni olur. <em>Kürt seçmen, Roman seçmen olmaz.</em> Seçmene <em>seçmen </em>denir. Bu bölücü dile normal memleketlerde müsaade edilmez. Mesela Fransa’da, “<em>Ben Fransız değilim</em>” deyin,  “<em>Arap seçmen</em>”, “<em>Ermeni seçmen</em>”, <em>“Türk seçmen”</em> diyerek propaganda yapın da başınıza neler geliyor, görün!</p>
<p>Spot:</p>
<p>Seçmenin partisi olur; şu veya bu partinin seçmeni olur. <em>Kürt seçmen, Roman seçmen olmaz.</em> Seçmene <em>seçmen </em>denir. Bu bölücü dile normal memleketlerde müsaade edilmez.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/susarsam-sen-matem-et/"> “Susarsam sen mâtem et!”</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/susarsam-sen-matem-et/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hakikaten hakikat</title>
		<link>https://millidusunce.com/hakikaten-hakikat/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/hakikaten-hakikat/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Nov 2022 18:00:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Bayraktar]]></category>
		<category><![CDATA[F-35]]></category>
		<category><![CDATA[iha]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma sanayi]]></category>
		<category><![CDATA[siha]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=41428</guid>

					<description><![CDATA[<p>Devlet geleneğinin ana ilkeleri güç dengesine göre işler. O ölçüyle şekillenen hedefin dağıldığı bir dönemden geçiyoruz. Devleti yönetenler konuşmayacak ama durumu net görecekler. Konuşurlarsa da yanlış bir algı oluşturmaktan çekinecekler.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/hakikaten-hakikat/">Hakikaten hakikat</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fhakikaten-hakikat%2F&amp;linkname=Hakikaten%20hakikat" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fhakikaten-hakikat%2F&amp;linkname=Hakikaten%20hakikat" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fhakikaten-hakikat%2F&amp;linkname=Hakikaten%20hakikat" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fhakikaten-hakikat%2F&amp;linkname=Hakikaten%20hakikat" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fhakikaten-hakikat%2F&#038;title=Hakikaten%20hakikat" data-a2a-url="https://millidusunce.com/hakikaten-hakikat/" data-a2a-title="Hakikaten hakikat"></a></p><p>Savunma Sanayii’nde <em>yüzde yetmiş, yüzde seksen</em> kendine yeter hale geldiğimizi yıllardır duyarım. Bu oranı kim, nasıl veriyor, sordum-soruşturdum, net bir cevap vereni bulamadım. Bir Allah’ın kulu çıkıp da bu sözün dökümünü, raporunu-değerlendirmesini gördüm demedi. Hâlbuki ne durumda olduğumuz, kime ne sattığımız, kimden ne aldığımız biliniyordur.</p>
<p>Düşünün, yaptıklarımız arasında uçak yok, tank yok, helikopter yok. Uçakların kullandığı çoğu mühimmat yok. Kullandığımız silahların çoğu da, başka mühimmat da yok. Evet, <em>Aselsan</em> 50 yılda bir yere geldi. <em>Roketsan, Havelsan ve Makine Kimya</em> da bazı ilerlemeler kaydetti. Özel sektörümüz de bu sanayi dalında tecrübe kazandı. Bunlar doğru ve göğüs kabartacak işler. Ancak, Türkiye, hala büyük ölçüde dışa bağlı ve bağımlı. Bir pilot general arkadaşıma sordum: “<em>Üç ay yedek parça ve mühimmat gelmese uçaklarımızı uçuramayız”</em> dedi. Birçok ülke için de durum bundan farklı değildir. O halde nasıl oluyor da savunma sanayiimiz yüzde yetmiş-seksen ihtiyacımızı karşılıyor der ve kendimizi aldatabiliriz?</p>
<h3><strong>Hakikaten oran bu mu? </strong></h3>
<p>Bir devlet ve dünya bilmezlik hali daha var ki içler acısı. Hiçbir devlet sanayi ve sair alanlarda, özellikle savunma alanında yapacaklarını-yapmaya başladıklarını açıktan konuşmaz.  Çin dünyayı çepeçevre çevirdiği halde temkinli davranıyor ve hala <em>ben şunu yapıyorum</em> demiyor. İran’ın yaptığı füzeyi yaptığında görüyoruz. Nükleer krizinde nasıl davrandıklarını yıllardır biliyoruz. Konuşulmayacak ve sessizce yapılacak işler olduğu halde konuşuyor ve kendi ayağımıza kendimiz bukağı bağlıyoruz.</p>
<p>Devlet geleneğinin ana ilkeleri güç dengesine göre işler. O ölçüyle şekillenen hedefin dağıldığı bir dönemden geçiyoruz. Devleti yönetenler konuşmayacak ama durumu net görecekler. Konuşurlarsa da yanlış bir algı oluşturmaktan çekinecekler. Bir zaman gelir ve doğru söylemedikleri ortaya çıkarsa faturası güvensizlik olarak bize döner. Güven kaybının, daha geniş bir ifadelendirmeyle hakikat kaybının telafisi zor ve ağırdır. Şimdi o durumdayız.</p>
<p>Bir kere biz henüz savunma sanayii mamulleri için, uçak için, tank için, helikopter için, iha ve sihalar için motor yapamadık. Dışardan almak zorundayız. İyi yönetemediğimiz ilişkiler dolayısıyla kimse bize motor vermiyor. Eskiden alıyorduk. Şimdi, helikopterimize, tankımıza motor bulamıyoruz. Bir sene sonra uçuracağımız savaş uçağı için de henüz motor bulamadık. Bunlar zaman zaman ekranlarda, gazetelerde konuşuluyor. <em>Hakikat kaybı</em> derken bunları yazmak benim için de bir memleket borcuydu, yazıyorum.</p>
<h3><strong>“Uçuyoruz”</strong></h3>
<p>Savunma Sanayii’nde dünya devi haline gelişimiz doğru olsa kimin göğsünü kabartmaz. Savunma Sanayiini kuran ve sekiz yıl başında bulunan, <strong>Vahit Erdem</strong> Bey’le sıkça beraber oluyoruz. Ona soruyorum. “<em>Keşke öyle olsa…”</em> diyerek başlıyor. “<em>Hatıra kitabımı yayına sen hazırladın. Bugün yürüyen projelerin hepsini bizim başlattığımızı biliyorsun. Bazılarında iyileşme var. Bazıları durdu.”</em> diyor. <strong>Vahit Bey</strong>’in ve beraber çalıştığı bürokratların dediklerinden çıkardığım sonucu da defalarca sordum, konuştuk, doğrulattım. Anladığıma göre onlara sorduğum soru önemlidir:  <em>“Sizin başlattığınız hamleler aynı hızla gitse, Türkiye’de savunma sanayii ne hale gelirdi?”</em></p>
<p>Bu sorunun cevabı bugünü yaşayanlara dizlerini dövdürecek kadar büyük ve kaçırılmış fırsatları gösterir. O halde ne oldu da böyle oldu? Buradaki büyük yanlışımız şu: Bazı elemanları, özellikle motor ve aksamını aldığımız ülkelerle iyi ilişkileri götüremedik. Bu bize çoğa mal oluyor. Evet, son dönemde <em>Bayraktarlar</em> önemli bir iş yapıyor. Babasının eserini parlatan <strong>Selçuk Bayraktar</strong> işi iyi götürüyor. Tamam da daha onlarca alan var ki orada zayıf da değil, yokuz. Üstelik motor stoku bitse <strong>Bayraktar</strong> da duracak.</p>
<p>Yeri geldi, önemli bir hususu da hatırlatayım: <strong>Özdemir Bayraktar</strong> on yıl kadar önce bu işten vazgeçtiğinde onu savunma sanayiine döndüren de <strong>Vahit Erdem</strong>’dir. Hatıra <a href="http://(https://www.kitapyurdu.com/kitap/hatiralarla-devlette-45-yil/591419.html" target="_blank" rel="noopener">kitabı</a>nda bu husus da var. <strong>Özdemir Bey</strong> merhum da galiba kitabı gördü.</p>
<h3><strong>Başka bir karartma</strong></h3>
<p><em>Tusaş</em>’ın yaptığı <em>Anka</em> ve <em>Aksungur</em>’lar <em>Bayraktar</em>ların yaptıklarına göre daha gelişmiş, daha uzun menzilli <em>iha</em> ve <em>siha</em>lar. Bunu hiç duyuyor musunuz? 1983’te F-16’ları montajladığımız, 40 yıldır uçak yapma hedefine giden bu büyük kurumun durumunu konuşan var mı? Devletin siparişleri, bu dev devlet kurumuna değil de özel sektöre yöneltildiği için motor stoku yapılmamış ve şimdi istense de çokça iha-siha yapacak durumda değiller. İyi ki <em>Bayraktar</em>’ın motor stoku var. Ukrayna ile ortak motor üretme projemiz, savaş sebebiyle askıda. Bunlar ve daha birçok husus konuşulmayan hakikatler.</p>
<p>Geriye gittiğimiz ve kaybettiğimiz yerler de az değil. Birisi en çok can yakanı sayılsa yeridir. 25 yıldır F-35 projesinin ortağı ve 2000 parçasını yapan bir Türkiye idik. Uçak sanayiinde, en ileri teknolojiyi edinen ülkeler arasına girecektik, devler liginde yer alacaktık. Bizi ne yapıp edip çıkardılar. Bu durumu önleyemedik. Ne hatalar ettik de bize bu hainane işi yapabildiler? Soruyor ve sorguluyor muyuz? Ne uçakları alabiliyoruz, ne peşin yatırdığımız paramızı. 40 yıl önce Tusaş’da ürettiğimiz F-16’ların yenilerine razı olduk. Onu vermek için de alçaltıcı söz ve tavırlarla süreyi uzatıyor, kapıda bekletiyorlar.</p>
<h3><strong>“Ara ki bulasın!”</strong></h3>
<p>Saydığım eksikler savunma sanayii içinde yüzde kaç eder, bilen varsa öğrenmek isterim. Saymadıklarımla beraber tam bir dökümü erbabı biliyordur.<em> Bu memleket hakikatini kaybetti</em> derken, gücü ele geçirenlerin her alanda bizdeki saflığı ve -kabul edelim ki- insan ve toplum arızalarını kullanarak kurguladıkları algıya mahkûmiyetin yıkımını da kastediyorum. Örnek çok. Mesela, sade vatandaşı bırakın, okumuşların tamamına yakını bu savunma sanayii propagandasına inandırıldı. Olacak iş mi?</p>
<p>Bu morale ihtiyacımız vardı desek de durum değişmez. Hükümetler moral vermek için bir doğruyu öne çıkarabilirler. Ama böyle her alanda yalanı-yanlışı, abartmayı göremezsiniz. İngiltere’de kısa zamanda kaç bakan-başbakan değiştiğine bakanlar ne demek istediğimi anlarlar. Adamlar, resmî bir duyuruyu özel hesabından gönderen bakanı bile kabul edemiyorlar. Kendisi de yanlış yaptım diyerek özür diledi ve istifa etti. Benim ülkemde bu ahlâkı ara ki bulasın!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/hakikaten-hakikat/">Hakikaten hakikat</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/hakikaten-hakikat/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Psikolojimiz: Kavga çıkaralım da reyting artsın</title>
		<link>https://millidusunce.com/psikolojimiz-kavga-cikaralim-da-reyting-artsin/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/psikolojimiz-kavga-cikaralim-da-reyting-artsin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 19 Feb 2022 19:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Altay]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[iha]]></category>
		<category><![CDATA[kalkınma]]></category>
		<category><![CDATA[savunma]]></category>
		<category><![CDATA[savunma teknolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[siha]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[yandaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=37916&#038;preview=true&#038;preview_id=37916</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nasıl iktidarın vasıflı bilim adamına, hekime, mühendise ihtiyacı yoksa basınımızın da olumlu haberlere, başarılı gençlere, genç veya yaşlı yenilikçiliklere dair haberlere ihtiyacı yok. Başarı haberlerine ihtiyacı yok. Olumlu gelişmeler, katiyen kötülükler kadar yer bulamıyor.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/psikolojimiz-kavga-cikaralim-da-reyting-artsin/">Psikolojimiz: Kavga çıkaralım da reyting artsın</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fpsikolojimiz-kavga-cikaralim-da-reyting-artsin%2F&amp;linkname=Psikolojimiz%3A%20Kavga%20%C3%A7%C4%B1karal%C4%B1m%20da%20reyting%20arts%C4%B1n" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fpsikolojimiz-kavga-cikaralim-da-reyting-artsin%2F&amp;linkname=Psikolojimiz%3A%20Kavga%20%C3%A7%C4%B1karal%C4%B1m%20da%20reyting%20arts%C4%B1n" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fpsikolojimiz-kavga-cikaralim-da-reyting-artsin%2F&amp;linkname=Psikolojimiz%3A%20Kavga%20%C3%A7%C4%B1karal%C4%B1m%20da%20reyting%20arts%C4%B1n" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fpsikolojimiz-kavga-cikaralim-da-reyting-artsin%2F&amp;linkname=Psikolojimiz%3A%20Kavga%20%C3%A7%C4%B1karal%C4%B1m%20da%20reyting%20arts%C4%B1n" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fpsikolojimiz-kavga-cikaralim-da-reyting-artsin%2F&#038;title=Psikolojimiz%3A%20Kavga%20%C3%A7%C4%B1karal%C4%B1m%20da%20reyting%20arts%C4%B1n" data-a2a-url="https://millidusunce.com/psikolojimiz-kavga-cikaralim-da-reyting-artsin/" data-a2a-title="Psikolojimiz: Kavga çıkaralım da reyting artsın"></a></p><p>Geçen yazım insan sermayemizin ülkeyi terk edişiyle ilgiliydi ve gerçekten karamsar bir yazıydı. Fakat karamsar yazmakta haklıyım. Ben hekimleri vurgulamışım. Bunu, yazıya gelen yorumlardan bir kere daha anladım: Mühendisler de ülkeyi terk ediyordu… Ve rakamlar, öyle benim saydığım birkaç zirve örneğin çok ötesinde, binlere, yüz binlere ulaşıyordu. Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü mezunlarının yarısı yurt dışına gitmiş. Biz ne yapıyoruz? Bu üniversitelerde, sadık adamlarımız rektör olsun diye uğraşıyoruz. Derdimiz bu!</p>
<h2><strong>Tek tük güzel haber de var</strong></h2>
<p>Anlattığım bulutlu hatta karanlık manzaranın, tek tük istisnası var. Hani en karanlık bulutların bile gümüş astarları vardır denir ya…</p>
<p>Mesela bilgisayar- internet oyunları sektöründe Türkiye’de güzel gelişmeler var. Robotikte de… Bunlar hem üniversite mezunlarından hem de daha öğrenciyken meraklanıp bu konularda çalışan gençlerden geliyor. Niçin? Niçini şu: Bu ve buna benzer dallarda dışarıya doğrudan satış mümkün. Bir oyun programı veya bir robot tasarımı maddî değil.</p>
<p>Türkiye’nin maddî üretimde yaptığı bir atılımı var: İHA ve SİHA’lar. Bu bir yenilikçiliktir ve basbayağı başarıdır. Gerçi bunların da müşterisi devlet ama tek başına bu unsur başarıyı açıklamaya yetmez. Diyeceksiniz ki, İHA ve SİHA’ların bütün parçaları veya parçaların çoğu, hele motor gibi kritik olanlar dışarıdan geliyor. Haklı da olursunuz. Fakat bu, başarıyı sıfırlamaz. Ancak o kritik parçaları da bir an önce en yüksek verimlilikle içeride imal etmenin yollarını bulmalıyız.</p>
<p>İHA- SİHA konusunu aylar önce bana, bir okuyucum, yenilikçilikten bahseden bir yazımın altına yaptığı yorumla hatırlatmıştı.</p>
<h2><strong>Stratejik üretim</strong></h2>
<p>Çağımızda imalat, eski önemini kaybetti. Mor İnek ve Fikir Virüsü kitaplarıyla ünlenen, yazıp çizdikleri gerçekten virütik bir popülarite kazanan Seth Godin, eski ve yeni iş şartlarını şöyle bir benzetmeyle anlatıyor: Bir ürünün piyasaya sunulmasında tasarım, imalat ve pazarlamayı üç organ olarak alın. Tasarımı bir insanın sağ kolu, imalatı kafası, pazarlamayı da sol kolu gibi düşünün. Eskiden diyor Godin, kollar aşağıda, kafa yukarıdaydı. Ve şuna benzer bir resim çiziyor: ıIı. Küçük “ı”ları kollar, büyük I’yı kafa olarak düşünün. İlk küçük ı, tasarımı, büyük I imalatı ve ikinci küçük ı, pazarlamayı temsil etsin. Üretimin kıt,  üretenin az olduğu dünyada üretmek, müşteriyi ve ürettiğiniz nesnenin değerlendirilmesini garanti ediyordu. Hani, “Elimi öpene satarım” dünyasıydı o dünya. Şimdi ortam değişti ve Godin’in adamı kollarını yukarı kaldırdı. Artık manzara şöyle: IıI. Tasarım çok önemli. Pazarlama da öyle. İmalatı her yerde yaptırabilirsiniz. iPhone’unuz varsa arkasını çevirip okuyun: “ABD’de tasarlanmış, Çin’de üretilmiştir.” yazısını göreceksiniz. Apple, muhteşem bir pazarlama ve güzel bir tasarımdır.</p>
<p>Fakat bu, her konuda doğru değil. Hele SİHA gibi, Altay tankının, hücum helikopterinin motoru gibi stratejik konularda hiç değil. Bunları bir an önce ve yandaş &#8211; muhalif bakmadan, yurt içinde üretmeliyiz. Onun için de vasıflı mühendislerimizi kaçırmasak iyi olur.</p>
<h2><strong>Mühendisler ve hekimler ülkesiydik &#8211; yandaşlar ülkesi olduk</strong></h2>
<p>Savunma konusundaki malzeme, muhakkak ki stratejik ve piyasa koşullarına tabi değil. Fakat bir ürünü başka etmenler de stratejik yapabiliyor. Batı, üretiminin büyük kısmını Asya-Pasifik havzasına kaydırınca bazı terslikler yaşamaya başladı. Tayvan’da, bir birine komşu iki bilgisayar belleği (RAM) fabrikası yandığında aylarca bellek fiyatlarının yanına yaklaşılamadı. Yonga (çip) üretiminde kullanılan reçineyi üreten fabrikalar, bir tsunamiden sonra devre dışı kalınca çip krizi patladı. Dolayısıyla bu ürünlerin de stratejik olduğuna karar verildi ve mesela <a href="https://www.philips.com.tr/" target="_blank" rel="noopener">Philips,</a> Uzak Doğu’ya gönderdiği üretimini tekrar Hollanda’ya taşıdı.</p>
<p>Geçen yazıma yorum yapan Turgay ve Mülayim mahlaslı okuyucularım da, Hollanda’nın teknoloji atılımını bakınız nasıl yazmışlardı: “[Hollanda’da] Silikon Vadisi’ne benzer bir yer varmış ve de 1000 &#8216;e yakın Türk mühendis orada çalışıyormuş. “ (Turgay).  “Hollanda, dünyanın en büyük çip fabrikasını kuruyor” (Mülayim).</p>
<p>İlber Ortaylı,  epey önce, “Türkiye bir hekimler ülkesidir. Yakında bir mühendisler ülkesi de olacaktır.” demişti. Olduk da. Fakat şimdi su tersine akmaya başladı. Mühendissiz, hekimsiz, fakat bol yandaşlı bir ülke olma yolunda ilerliyoruz.</p>
<h2><strong>İğneyi kendimize</strong></h2>
<p>Nihayet kendime, basına da bir eleştiri yönelteyim. Nasıl iktidarın vasıflı bilim adamına, hekime, mühendise ihtiyacı yoksa basınımızın da olumlu haberlere, başarılı gençlere, genç veya yaşlı yenilikçiliklere dair haberlere ihtiyacı yok. Başarı haberlerine ihtiyacı yok. Olumlu gelişmeler, katiyen kötülükler kadar yer bulamıyor. Dolayısıyla başarılı insanların da şevki kırılıyor. Bu bir negatiflik sarmalı ve belki beyin göçünün ikinci sebebi de bu.</p>
<p>Bir akrabamın, Banu Zorlutuna’nın, yönettiği açık oturum programının arasında, kanal sahibinin onu çağırarak, “Bir kavga çıkart da reytingimiz artsın.” dediğini hatırladım.</p>
<p>Elin adamı, “Ne yapmış?” diye sorarken biz, “Bizden mi?” diye soruyoruz. Yenilikçinin de ne sizden ne de öbürlerinden olmak umurunda değil. Ceketini alıp gidiyor. Hakkaniyetli olayım: Karar, bu eleştiriyi en az hak eden gazete.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/psikolojimiz-kavga-cikaralim-da-reyting-artsin/">Psikolojimiz: Kavga çıkaralım da reyting artsın</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/psikolojimiz-kavga-cikaralim-da-reyting-artsin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
