<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sınavı arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/sinavi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/sinavi/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Fri, 28 Jul 2023 16:05:36 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Müzik devam ediyor</title>
		<link>https://millidusunce.com/muzik-devam-ediyor/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/muzik-devam-ediyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Jul 2023 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[ösym]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. İskender Öksüz]]></category>
		<category><![CDATA[Sınavı]]></category>
		<category><![CDATA[Titanic]]></category>
		<category><![CDATA[TÜİK]]></category>
		<category><![CDATA[Üniversite]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=44422&#038;preview=true&#038;preview_id=44422</guid>

					<description><![CDATA[<p>Orkestra çalıyor. Balo devam ediyor. Şom ağızlılar zeminin gittikçe eğildiğini söylüyor ama TÜİK’ten böyle bir bilgi gelmedi! </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/muzik-devam-ediyor/">Müzik devam ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmuzik-devam-ediyor%2F&amp;linkname=M%C3%BCzik%20devam%20ediyor" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmuzik-devam-ediyor%2F&amp;linkname=M%C3%BCzik%20devam%20ediyor" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmuzik-devam-ediyor%2F&amp;linkname=M%C3%BCzik%20devam%20ediyor" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmuzik-devam-ediyor%2F&amp;linkname=M%C3%BCzik%20devam%20ediyor" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmuzik-devam-ediyor%2F&#038;title=M%C3%BCzik%20devam%20ediyor" data-a2a-url="https://millidusunce.com/muzik-devam-ediyor/" data-a2a-title="Müzik devam ediyor"></a></p><p>Bir toplum felakete uğrayıp ölürken öldüğünü fark eder mi? Toplumdaki her birey bir anda ölmez. Önce, felakete ilk maruz kalanların çığlıkları duyulur. Toplumun geri kalanı bu çığlıkların anlattığı acıyı anlar mı? Ölenler ölür de ölmeyenlerin içi yanar mı? Daha kayıp vermeyelim diye bir şeyler yaparlar mı? Yoksa felaketin kendilerine de ulaşmasını mı beklerler?</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Titanik batarken balo salonundaki orkestranın çalmaya devam ettiği, meşhur hikâyedir. Tabii dans da devam etmiş. Acaba ayaklarının altındaki döşemenin yavaş yavaş eğik düzleme dönüşmesiyle mi uyandılar? Bilmiyoruz. O salondakilerden kimse ne olduğunu, öleceklerini ne zaman anladıklarını bize nakledecek kadar yaşamadı. </span></p>
<h2>Orası Türkiye idi, şimdi değil</h2>
<p><span style="font-weight: 400;">1912’de, Balkan Savaşı’nda Osmanlı Devleti merkez topraklarını kaybetti. Rumeli, ilk genişlediği vatanıydı. Anadolu’dan önce orada büyüyüp serpilmişti. Birinci Balkan Harbi’nde, ilk başkenti Edirne’yi bile kaybetti. Eski haritalara bakınız. Rumeli dediğimiz, bugünkü Trakya&#8217;mızdan Adriyatik’e uzanan o şeridin üstünde “Türkiye” yazar. Şimdi artık yazmıyor. Çünkü o Türkiye’yi de Türkiye yapan Türk egemenliğiydi. Türklere coğrafya isim vermemişti, coğrafyaya Türkler isim vermişti. Türkler çekilince Avrupa Türkiye’si de yok oldu. Millî Mücadele komutanlarının, o topraklardan bahsederken “Mübarek Rumeli” dedikleri anlatılır. Çoğu o Türkiye’nin evlatlarıydı. Vatan kaybetmenin ne demek olduğunu biliyorlardı. Ölenler bir bakıma şanslıydı. Yahya Kemal’in dediği gibi: </span></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Ölenler en sonu kurtuldular bu dağdağadan</span></i><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><i><span style="font-weight: 400;">Ve göz kapaklarının arkasında eski vatan</span></i><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><i><span style="font-weight: 400;">Bizim diyâr olarak kaldı tâ kıyâmete dek.</span></i><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sorumdan uzaklaşmayayım. Soru şuydu: Bir toplum yok olurken, yok oluşunun farkına varır mı? Anayurdunu, en verimli topraklarını kaybeden Türk toplumu, o topraklardaki milletdaşlarının acısını hissediyor muydu? </span></p>
<h2>İstanbul tavla oynuyordu</h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Hemen evet demeyin. O devrin fotoğraflarında görüyoruz. İstanbul’un sokakları, meydanları varını yoğunu bir öküz arabasına yükleyip payitahta sığınan perişan göçmen aileleriyle dolu. Peki İstanbullular? Peki, milletin geri kalanı? Bu sorunun cevabını veren bir gazeteci var, Tataristan’dan Fatih Kerimi. </span><i><span style="font-weight: 400;">İstanbul Mektupları</span></i><span style="font-weight: 400;"> eserinde, hayretini anlatıyor. “Vatanlarını kaybederken, kılıç artıkları önlerinden geçer, sokaklarında meydanlarında gecelerken onlar kahvelerde tavla atıyorlardı. Hiçbir şey olmamış gibi!” Belki bu da bir kaçıştı. Fatih Kerimi’nin buna dair bir yorumu yok. O sadece halkın umursamazlığını anlatıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ali İhsan Sabis Paşa hatıratında, firar hâlindeki bir askerle konuşmasını anlatır. “Niçin kaçıyorsun?”a cevabı şöyledir: “Burada neden öleyim? Kayseri ovası benim neyime yetmez?” Çok değil 6 yıl sonra İstanbul’un da işgal edileceğini nereden bilsin zavallı. Onun Kayseri ovası da sıradaydı. Millî Mücadele ve Mustafa Kemal olmasaydı…</span></p>
<h2>Dört işlem bilmeyen&#8230;</h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Ağır ağır ısıtılan suda pişen kurbağa misali… </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yıllar önce, rektör yardımcılığı, bölüm başkanlığı yapmış bir öğrencimin emekliliğini istediğini duymuştum. Kendisini aradım. “Ne iştir?” diye sordum. Daha önünde verimli olacağı on yılları vardı. “Hocam”, dedi, “Dört işlem bilmeyen mühendislik öğrencileriyle uğraşmaktan bıktım. Artık yapamayacağım.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yine üniversite giriş sınav sonuçları geldi. Yine yüzbinlerin sıfır çektiğini okuyoruz. Yine ortalama doğru cevap oranının dörtte birin altında olduğunu görüyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bakınız, ortalama, bilmesi gerekenin dörtte birini biliyorsa yarısı, dörtte birden daha azını biliyor demektir. Tabii kesirlerin o kadarcığını unutmadınız değil mi sevgili okuyucularım?  Acaba bugünün öğrencileri şunu da anlar mı: Türkçenin dörtte birini bilen dörtte üçünü bilmiyor demektir! </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yukarıda, “Yine üniversite sınav sonuçları geldi.” diye başlayan paragraftaki ifadeler vahimdir ama en vahim tarafı, cümlelerin başında tekrarlanan “yine” kelimeleridir. Bu ne demektir biliyor musunuz? O Türkçenin dörtte birini, fen bilimlerinin beşte, altıda birini bilen ilk nesillerin üzerinden on yıllar geçti demektir. Bu on yıllarda bu gençlere ne oldu?</span></p>
<h2>Sorumlular tavla mı oynuyor?</h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Artık onlar o kadar genç değiller. Sıfır çekerken, Türkçenin dörtte üçünü veya daha fazlasını, matematiğin yüzde seksenini, doksanını bilmezken gençtiler. Şimdi otuzlarında, kırklarındalar ve direksiyonun başındalar. Devama gerek yok müjdeleri içinde, geçen yıllarda okudular ve diploma aldılar. Bir kısmı zahmet edip okumadan diploma aldı. Sonra mülakatlara girdiler, büyük bir mutluluk içinde kazandılar, tayin oldular! Şimdi bir kısmı yüksek yüksek mevkilerdedir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Başta Millî Eğitim Bakanlarımız, geçmiş bakanlarımızın hepsi… Sonra onların üstündekiler, sonra  altındakiler… Her sene onlar da tıpkı bizim gibi o sınav haberlerini alıyor. Bir tepki yok. Mevcut Sayın Bakan, kız okulları açmakla uğraşıyor. O zaman yükselerek arşa değecek belki başımız! Hep birlikte Türkiye Yüzyılı’nın hazırlığı içindeyiz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yakında hepimiz emekli olacağız. Okullara da sınavsız girilecek, sınavsız çıkılacak. Devam etmeden ve sınıfta kalmadan çıkıldığına göre, bal gibi sınavsız girilir de çıkılır da. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu eğitimsizlik ekonomiye nasıl yansır dersiniz? Yaşayan ölü yani zombi, yani hortlak şirket sayısında dünya birincisiymişiz. Dünya ikincisi, aziz dostumuz Endonezya imiş… </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Orkestra çalıyor. Balo devam ediyor. Şom ağızlılar zeminin gittikçe eğildiğini söylüyor ama TÜİK’ten böyle bir bilgi gelmedi! </span></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/muzik-devam-ediyor/">Müzik devam ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/muzik-devam-ediyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
