<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tarih arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/tarih/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/tarih/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Wed, 18 Mar 2026 12:39:38 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.2</generator>
	<item>
		<title>Bu ruh ölmez!</title>
		<link>https://millidusunce.com/bu-ruh-olmez/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/bu-ruh-olmez/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Mar 2026 19:00:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></category>
		<category><![CDATA[aydın]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Çanakkale]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[entelektüel]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Camii]]></category>
		<category><![CDATA[gelibolu]]></category>
		<category><![CDATA[hatıra]]></category>
		<category><![CDATA[İlber Ortaylı]]></category>
		<category><![CDATA[İlim]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[MDM]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Akif]]></category>
		<category><![CDATA[memleket]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[Seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tarih bilinci]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Türklük]]></category>
		<category><![CDATA[Vatan]]></category>
		<category><![CDATA[zafer]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=53054</guid>

					<description><![CDATA[<p>O, kabına sığmaz bir ruhtu. Önce onu görmek gerekir. O ruh yaramaz bir çocuk gibi huysuzdur.  Yerinde duramaz. Merakına hudut olmamasından daha ileri bir derdi, dertleri vardır. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/bu-ruh-olmez/">Bu ruh ölmez!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbu-ruh-olmez%2F&amp;linkname=Bu%20ruh%20%C3%B6lmez%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbu-ruh-olmez%2F&amp;linkname=Bu%20ruh%20%C3%B6lmez%21" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbu-ruh-olmez%2F&amp;linkname=Bu%20ruh%20%C3%B6lmez%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbu-ruh-olmez%2F&amp;linkname=Bu%20ruh%20%C3%B6lmez%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbu-ruh-olmez%2F&#038;title=Bu%20ruh%20%C3%B6lmez%21" data-a2a-url="https://millidusunce.com/bu-ruh-olmez/" data-a2a-title="Bu ruh ölmez!"></a></p><p>&nbsp;</p>
<p><strong>İlber Hoca</strong> yaşarken bize ayna tutardı. Şimdi gidişinin aynasında kendimizi seyrediyoruz.</p>
<p>Gidişinin ardından birkaç gün içinde yüzlerce yazı ve binlerce yorum geldi. Ben de gazete gibi kullandığım sosyal medya hesaplarımda üç ayrı yazıyla kervana katıldım. Mübalağa etmiyorum, yazılarımın onlarca sitede, grupta, sitede, hesapta tekrar yayınlandığını haber verdiler. Diğer yazılar ve yorumlar da eminim çokça yayılmıştır. <strong>İlber Hoca</strong>’nın bereketini böyle de gördük.</p>
<p>Bu daha başlangıç. Yazılanların çokluğu ve çeşitliliği bakımından rekor göreceğimiz anlaşılıyor. Şimdiden birkaç cilt edecek yazılar, bildiklerimize-düşündüklerimize ek dikkatler getirdi.</p>
<p><strong>Hoca</strong>’nın neleri sevdiğini topluca duymamız, görmemiz önemliydi. Her biri örneklik edecek sevmeleri nasıl yaşadığı-yaşattığı hususunda tezler yapılacağını umuyorum. Çok yönlü anlaşılacak bir meseledir. Çünkü merakına sınır yoktur. Merkezde insan vardır. Her bilginin, her dikkatin varacağı yer insandır. <strong>Hoca</strong>’nın insan tanıma merakı ilk karşılaşmada fark edilirdi.</p>
<h2>GÖÇEBE RUHLU YERLEŞİK AYDIN</h2>
<p>Açılacak bir meseledir. Göçebe ruhlu bir bilgin, her gittiği yerde insanı görür ve insana döner. Bunun hayatı merkeze koymak olacağını bilmek lazımdır. Gezerek görerek anlayanlar ilmi de yaşanır hale getirirler.  Gezginci ruhların şu veya bu merakı bilinir. Onunki dağcıların dağı, avcıların avı cinsinden lokal bir zevk değildi. Her yeri, insanı, eşyayı geçmişiyle, yani bütün yaşanmışlıklarıyla bilmek isterdi.</p>
<p>Görerek yaşayan bir insandı. İlim hayatı da görmekle derinleşirdi. İki hafta önce hastaneden çıkınca artık gezemeyeceğini söylediğinde eklediği cümle tam da buydu: “<em>Artık böyle çalışacağız.</em> <em>Görmeden gezmeden nasıl çalışılırsa..”</em></p>
<p>Yakından tanıyanların da, beraber çalıştığı bazı isimlerin de düşüncelerini bu sözün süzgecinden geçirmeden söylediklerini düşündüm. Hâlbuki kendini can alıcı özelliğiyle veren bir cümleydi.  Değerlendirmelerde merkezî bir bakış edinmemizi sağlayacaktı. O dikkat olmayınca söylenen fikirler ve yorumlar yerine tam oturmadı. Birilerine ders verme, ahkâm kesme, rol biçme alışkanlığımızın ucuz örneklerine benzediğini de düşündürdü.</p>
<p>O yazılarda, konuşmalarda sıkça tekrar edilen, dizini büküp büyük eserler için çalışmadığına dair eleştirilerdi. Kütüphaneye, arşive dalarak yazdıklarına ekleyeceği daha büyük eserler yazabileceğini söyleyenlerin üzüntüsü elbette değerlidir. Fakat <strong>Hoca</strong>’yı tanıyorsanız burada küçük sanılan temel bir problem olduğunu görürsünüz. Bu görüş, yaşanana, gerçeğe, <strong>Hoca</strong>’ya uymuyor. <strong>Hoca</strong>’nın nasıl bir insan ve bilim adamı olduğuna bakmadan hüküm verilemez. Karakterinin şekillenmesi önemlidir. Entelektüel hayatına bakmak önemlidir. Unutmamak gerekir ki o bu şekilde hareket etmeyi tercih etmiştir. Şuurlu bir seçimdir ve daha önemlisi şimdi tam biliyoruz ki ona çok uymuştur.</p>
<h2>KENDİSİ OLMAYI BAŞARMIŞ ADAM</h2>
<p>Bilelim ki<strong> Hoca</strong> kendisi gibi yaşadı. Ciddî ilmî eserler de verdi; her okumuşa hitap edecek kitaplar, yazılar da yazdı. Daha çok da konuştu. Bunlardan popülerleştirilenlerin diğerlerinden daha az değerli olduğu söylenemez. Başta <strong>İlber Hoca</strong>’nın kendisi bu fikre katılmazdı. İlim âleminde kabul görmeden de, lise yıllarından itibaren çok bilmek ve bunu herkese ulaştırabilmek istediği açıktır. Taşan merakının ve geniş kültürünün daha geniş bir çevreye ulaşmasını istedi. Bunun için çok çalıştı. Bir tarz inşa etti. Yeni bir yol açtı. Frenklerin “<em>public entelektüel”</em> dedikleri cinsten her kesime ulaşabilen bir aydın oldu.</p>
<h2>HER ALANDAN KONUŞAN VE TAŞAN ADAM</h2>
<p>En ağır görünen konuları herkesin anlayacağı hale getirmesi üzerinde durmak lazımdır. İmkânsız görünen sade anlatışlar edebiyatın <em>sehl-i mümtenî</em>si gibidir. Usta sanatkâr işidir. Bildiklerini hazmetmekten öteye geçmek ve filozofisine varmaktır. Kolay elde edilmez.</p>
<p>Hoca her zaman derindi. Tembel denemez, çok çalıştı. Her zaman çalıştı. O neşe kaynağı görünen insanın derin endişeleri vardı. Derdi tasası memleket olanın rahat bir uyku uyuması zaten düşünülemez.</p>
<p>Memleket, <strong>İlber Hoca</strong>’nın aşılmaz hudududur. Taviz kabul etmez sevdasıdır. Türk vatanına sımsıkı sarılmasında son asırlarda yaşanan toprak kayıplarımızın ve bitmeyen göçlerin sarsıcı etkisini unutmamak lazımdır. Hükûmetleri eleştirir, devletin üzerine titrer. Açılımlar gibi hesapsız işlere karşı hassasiyetinde de bu etki vardır. <em>“Türk! Türk! Türk!”</em> demesi boşuna değildir. Onu Türklük söz konusu olunca kükrer görürsünüz. Batı ülkelerinde Türklüğüyle daha keskin davrandığını ve anlı şanlı batılı ilim ve siyaset adamlarını nasıl mat ettiğini bilenlerden dinlemek lazımdır.</p>
<p>Söylenenlere bakalım da olanı da görelim. <em>İlim adamı şöyle olur, böyle yapmalıdır</em> dediğimiz elbise bazılarına uymaz. <strong>İlber Hoca</strong>’ya uymuyor. O, kabına sığmaz bir ruhtu. Önce onu görmek gerekir. O ruh yaramaz bir çocuk gibi huysuzdur.  Yerinde duramaz. Merakına hudut olmamasından daha ileri bir derdi, dertleri vardır. <strong>Taşansu Türker</strong>’in Galatasaray’daki törende dediği de odur. <strong>Hoca</strong>, klasik manada bir <em>ilmiye</em> mensubunun örneği gibi davranırdı. Çok sevdiği <strong>Ahmed Cevdet Paşa</strong> gibi, <em>ilim, idare</em> ve <em>siyaset</em>i bünyesinde taşıyan bir aydın profili. Bir düşünce adamı. Bir entelektüel.</p>
<p>Konuşacaklarımızı bu tespitten sonra yerine oturtabiliyorsak manası vardır. Yoksa onu anlamış ve anlatmış olmayacağımızı düşünürüm.</p>
<h2>HOCANIN KALABALIK YALNIZLIĞI</h2>
<p><strong>İlber Hoca</strong> hayatının son 26 yılını yalnız yaşadı. Kalabalık bir yalnızlıktı. Hocalığında öğrenciyle yetinmedi. Bürokratlığında ona dünyayı ağırlamak da yetmedi. Hepsinden zevk aldı ama yetmedi. Durmadan başka ufuklar arayan bir ruhun insan ve çevreyle beslenmesi kolay olmuyor, olmaz.</p>
<p>Dünyayı dolaştı. Her gittiği yerde verimli görüşmeler ve çalışmalar geçirdi. Her yerden Türkçe duymayı ve memleket insanını, yemeklerini, havasını, suyunu, özleyerek döndü. Nerede ne vardır bilirdi. Sıkça söylemekte sakınca görmem, tarihi de o ayrıntılarıyla bilirdi. Yaşayanla gidenin onun için bu bakımdan farkı olmadığını her zaman hisseder, anlar ve görürdünüz. <strong>Yahya Kemal</strong>’in Türkiye’nin nüfusunu soran Batılı dostlarına “<em>yüz milyon”</em> dediğinde şaşıranlara “<em>Biz ölülerimizle beraber yaşarız..”</em> demesiyle aynıdır.</p>
<p>Tarihi yaşayan ve yaşatan bu büyük ruhların dünyası dünyadan ibaret değildir. Fakat merkez bellidir. <strong>İlber Hoca</strong>, derdi tasası memleket olanlardandı. Memleketi karış karış dolaşmasında başka bir ruh gezinir. Ulaştığı insanlar her kesimdendir. Köylüsü, kentlisi, okumuşu, okumamışı, şu veya bu düşüncede oluşu pek fark etmez. Yoluna çıkan herkesle bir türlü temas kurar.  Herkesin ona bir tarafından baktığına şaşırmamıza şaşılmaz. İşte o bakışlar uzun yılların memleket gezilerinden, konuşmalarındandır. Bu kadar insan ve bakış çeşitliliğinin <strong>İlber Hoca</strong> sevgisinde buluşması türünden bir başarı pek görülür şey değildir.</p>
<p>Hakkında bu kadar net hüküm vererek konuşabileceğimiz kimseler bu dünyaya ender gelir. İnsanlığı bir konuda aydınlatacak büyük ilim adamı gelir.  Şu veya bu sanatın el üstünde tutulacak yüksek yaratıcısı gelir. Dünyaya fayda sağlayacak buluş sahibi gelir. Yönlendiricisi, siyasetçisi, kurtarıcısı gelir. Az gelir ama gelir. Onlar içinde, bilimden sanata ve hayata uzanan dikkatleriyle yaşayan bir <em>fenomen</em> tipi daha da az gelir. <strong>İlber Hoca</strong>’nın ayırıcı özelliği budur ve kişiliğine, hatırasına buradan bakılacaktır.</p>
<h2>FATİH CAMİİ HAZÎRESİ</h2>
<p><strong>İlber Hoca</strong>’nın gezip konduğu yer ona çok yakıştı. Taziye için arayanlar bana da sordular. Soranlar çok olunca yazdım da.  “<em>Gelibolu’ya gömülmek istemiş, neden Fatih Camii Haziresi’ne defnedilecek?”</em> dediler. “<em>Düşünenler iyi düşünmüş.</em> <em>Hoca Fatih’in ayakucunda yatmaya niçin itiraz etsin? Lütûf kabul ederdi..</em>” dedim.</p>
<p>Gelibolu’yu niçin istediğini de ayrıca yazmak lazım. Çanakkale, bizim dünyada benzeri az olan zaferimizdir. İngiliz’in, Alman’ın, İtalyan’ın yok. Türk’ün var. Yabancıların şahitliğini de hatırlatarak hep bunu söylerdi. Bazen söylerken dayanamaz ağlardı. <strong>Âkif</strong><em>, Necid Çölü</em>’nde <strong>Kuşçubaşı</strong> ile görevdeyken zafer haberini almış ve <em>Çanakkale Şehidleri</em>’ne ithafen o şiiri söylemişti. Memleket dalgalanmıştı. İstanbul’da o şiir ruh olup esmişti. Şiiri okuyan <strong>Süleyman Nazif</strong> heyecanla o meşhur sözü haykırmıştı: “<em>Allah&#8217;ın şairleri var!”.</em></p>
<p>İşte <strong>İlber Hoca</strong>’yı ağlatan bu zaferi söyleyen şiirden önce o muazzam ölüm kalım mücadelesiydi. “<em>O boğaz harbi nedir, var mı ki dünyada eşi/ En kesif orduların yükleniyor dördü beşi</em>” mısralarıyla başlayan şiir. “Gömelim gel seni târîhe desem sığmazsın” mısraıyla kanatlanan şiir. Şairinin çoğu şiirlerini didaktik söylediğine takılarak konuşanları estetiğiyle, duygusuyla dilsiz edecek şiir. <strong>Âkif</strong>’in sanatını taçlandıran şahane söyleyiş. Ve <strong>Süleyman Nazif</strong>’in şiirden damıtılmış cümlesi.</p>
<p><strong>İlber Hoca</strong>’nın, destanın yazıldığı mekânda, şehitlerle beraber son uykusuna varmak istemesi de beni hep ağlatırdı. O tarihin çocuklarıyız. Bu ruh ölmez!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/bu-ruh-olmez/">Bu ruh ölmez!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/bu-ruh-olmez/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmanlı Türktür</title>
		<link>https://millidusunce.com/osmanli-turktur/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/osmanli-turktur/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Talat Şalk]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Feb 2026 09:00:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=52516</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmanlı Devletini geri getirme hayaldir. Cumhuriyetimizi özenle korumak ve gelişmesi için çalışmak birinci görevimiz olmalıdır.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/osmanli-turktur/">Osmanlı Türktür</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fosmanli-turktur%2F&amp;linkname=Osmanl%C4%B1%20T%C3%BCrkt%C3%BCr" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fosmanli-turktur%2F&amp;linkname=Osmanl%C4%B1%20T%C3%BCrkt%C3%BCr" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fosmanli-turktur%2F&amp;linkname=Osmanl%C4%B1%20T%C3%BCrkt%C3%BCr" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fosmanli-turktur%2F&amp;linkname=Osmanl%C4%B1%20T%C3%BCrkt%C3%BCr" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fosmanli-turktur%2F&#038;title=Osmanl%C4%B1%20T%C3%BCrkt%C3%BCr" data-a2a-url="https://millidusunce.com/osmanli-turktur/" data-a2a-title="Osmanlı Türktür"></a></p><p>Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı Türk Devleti’nin devamıdır. Osmanlı Devleti de Türklerin kurduğu en büyük devlettir. Fatih Sultan Mehmet, 2. Beyazıt, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman döneminde devlet bütün cihana sözünü dinletecek güce erişmiştir. Asrının en büyük devleti olmuştur.</p>
<p>Devletin yıkılışında birinci Cihan Savaşı galiplerine karşı Çanakkale’de Irak’ta muhteşem zaferler kazanılmış, devletin tarihî ömrünü tamamlaması da muhteşem olmuştur.</p>
<p>Bugün Osmanlı Devleti yok. Osmanlı Türktür, şanlı, şerefli bir geçmiştir. Bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti vardır. Türkiye Cumhuriyeti, Devlet-i Osmanlı’nın devamı devletimizdir. Atatürk’ün dehası, milletimizin Atatürk’e inanması, Atatürk’ün liderliğinde, vatanımızın kurtarılması için canının ortaya koymasıyla, Birinci Cihan Savaşı galipleri yenilmiş, Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulmuştur.</p>
<p>Osmanlı Devletini geri getirme hayaldir. Cumhuriyetimizi özenle korumak ve gelişmesi için çalışmak birinci görevimiz olmalıdır.</p>
<p>Akademik değeri ne olursa olsun bir bilim adamının Osmanlı Devletini överek Osmanlı üzerinden Cumhuriyeti eleştirmesi hoş karşılanamaz. Hep birlikte Cumhuriyetimiz korumalıyız.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/osmanli-turktur/">Osmanlı Türktür</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/osmanli-turktur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fırsatları değerlendirecek aklı arıyoruz</title>
		<link>https://millidusunce.com/firsatlari-degerlendirecek-akli-ariyoruz/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/firsatlari-degerlendirecek-akli-ariyoruz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Jan 2026 19:00:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></category>
		<category><![CDATA[Akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[BOP]]></category>
		<category><![CDATA[devlet aklı]]></category>
		<category><![CDATA[Diplomasi]]></category>
		<category><![CDATA[fırsat]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[MDM]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[pkk]]></category>
		<category><![CDATA[SDG]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=52380</guid>

					<description><![CDATA[<p>Biz burada bin yıl sadece bilek gücüyle kalmadık. Akılla ayaktayız. Şimdi de o akla ihtiyacımız var.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/firsatlari-degerlendirecek-akli-ariyoruz/">Fırsatları değerlendirecek aklı arıyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ffirsatlari-degerlendirecek-akli-ariyoruz%2F&amp;linkname=F%C4%B1rsatlar%C4%B1%20de%C4%9Ferlendirecek%20akl%C4%B1%20ar%C4%B1yoruz" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ffirsatlari-degerlendirecek-akli-ariyoruz%2F&amp;linkname=F%C4%B1rsatlar%C4%B1%20de%C4%9Ferlendirecek%20akl%C4%B1%20ar%C4%B1yoruz" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ffirsatlari-degerlendirecek-akli-ariyoruz%2F&amp;linkname=F%C4%B1rsatlar%C4%B1%20de%C4%9Ferlendirecek%20akl%C4%B1%20ar%C4%B1yoruz" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ffirsatlari-degerlendirecek-akli-ariyoruz%2F&amp;linkname=F%C4%B1rsatlar%C4%B1%20de%C4%9Ferlendirecek%20akl%C4%B1%20ar%C4%B1yoruz" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ffirsatlari-degerlendirecek-akli-ariyoruz%2F&#038;title=F%C4%B1rsatlar%C4%B1%20de%C4%9Ferlendirecek%20akl%C4%B1%20ar%C4%B1yoruz" data-a2a-url="https://millidusunce.com/firsatlari-degerlendirecek-akli-ariyoruz/" data-a2a-title="Fırsatları değerlendirecek aklı arıyoruz"></a></p><p>&nbsp;</p>
<p>Bu bölgenin hâkimi uzun asırlar boyunca bizdik. Birinci Dünya Savaşı’yla Osmanlı’dan koparılmış topraklarda sınırları cetvelle çizilmiş ülkeler oluşturulmuştu. Bölgede hiçbir şey artık eskisi gibi olmayacaktı. Olmadı. Bu devletçikler bir türlü huzur bulamadılar. Devlet gibi devlet olamadılar.</p>
<p>Bölgede çekinilecek ülkelerle türlü yollarla uğraşıldı. İç meselelerle kıvrandırıldı. Sadece İsrail’in güvenliği açısından değil, Batı’nın kurdukları sistemi devam ettirmesi için de çok ileri bir ülke, özellikle Türkiye istenmezdi. Çünkü Türkiye, bin yıldan uzun süre dünya gücü olmuş devletleri kuran bir milletin bağımsız kalmış tek devletiydi. Ve bu bölgenin de eski hâkimiydi. Tarihte olan yine olabilirdi. Olmaması için ne lazımsa yapılmalıydı. En önemlisi bu büyüklüğün canlandırılmasının önüne geçecek psikolojik bombardımandı. Zayıflıklarımızın üzerine gittiler.</p>
<p>Büyük Ortadoğu Projesi’nin proje olmaktan çıkması ve uygulanması böyle bir psikolojik sendeleme ve güç kaybı sonundadır. Olanlara bu tarih perspektifinden bakmazsak anlayamayız ve aldanırız.</p>
<h2>SURİYE’DE PKK’NİN HEVESLERİ KURSAĞINDA KALDI</h2>
<p>SDG bir koalisyondu. Paylaşımlarda bu tür koalisyonlar kolay bozulur. O bölgelerde dayanacağı Kırmanç ağırlıklı nüfus çok azdı. Elinde tuttuğu yerlerde egemenlik devam ettirilemezdi. Önce SDG içinde bulunan <strong>Esad</strong> muhalifi Arap aşiretlerinden gruplar bir bir ayrıldılar. Bölgedeki ezici Arap çoğunluğu ile çatışmalar başladı.</p>
<p>“<em>Bir günde değişen harita</em>” dedikleri esasında aylarca süren hazırlığın sonucudur. SDG içerden ve Amerikan desteğinden mahrum kalarak vurulmuştur. Yoksa Halep’te iki mahallede bir hafta direnen SDG o kadar kolay pes eder ve kaçar mıydı?</p>
<p>Siz egemen millete savaş açarsanız onu ayağa kaldırırsınız. Denebilir ki Baas (Arap)Milliyetçiliğinin kökleştiği Suriye’de bir millî uyanış var. Türkiye’nin memnuniyetsizliği ve itirazıyla birleşince Amerika’nın tavizi ve İsrail’in sessiz kalacağı SDG’yi kuzeye doğru süpürme gerçekleşti.</p>
<h2>AMERİKA SATAR</h2>
<p>Hatırlayın Amerika bazı önemli toplantılara bizimkileri dâhil etmiyordu. Fiilî durumu korumak istediği açıktı. Korunamayacağını anlayınca SDG’nin iç güçler tarafından geriye itilmesine onay verdi.  “<em>SDG’yi sattı</em>” diyenler de yanlış bakmıyorlar. Amerika bu satışları hep yapar. Yalnız SDG ve diğer bölgeyi karıştıran örgütlerin hâmîsi rolünü bırakacağını göstermez. Onları yeri gelince kullanmaktan vazgeçmez. Vekâlet savaşlarının azdığı bir devirdeyiz. Bu tür örgütlere ihtiyaçları var. Maşasız edemezler.</p>
<p>Türkiye’nin iç politikasındaki denemelerin onlar için iyi gitmemesi de önemli bir sebeptir. Açılım Süreci’nde halkın desteği alınama(z)dı. Bu işe kalkışmanın iktidarı ekonomik krizlerden daha fazla sarsacağı anlaşıldı. Çünkü PKK’nın dağıldığına kimse inanmadı. DEM’in şımarıklıkları da halkı kızdırdı. Öfkeler arttıkça artıyordu. Amerika bunu da gördü. Olacakların kendi planlarını bozacağı kesindi. Makas değiştirdiler.</p>
<h2>TECRÜBELİ DİPLOMATLAR DEVREDE Mİ?</h2>
<p>Bu sürpriz gelişme olmadan da bizim dışımızdaki şartlar çok uygunlaştı demiştik. Şimdi yavaş yavaş somutlaşacak. Köprülerin altından daha çok su geçecek. Birinci sınıf kafaların rol alacağı zamandayız. Hemen yapılacak işler var. Mesela emekli büyükelçilerden seçilecek heyetler oluşturulabilir.</p>
<p>Konuları çalışır, görevdekilerle müzakerelere katılırlar. Devlet gibi devletlerde bu işler böyle olur.</p>
<p>Diplomatlığın emekliliği kenara çekilmek değildir. Gerek duyulduğunda hazırdırlar, sahaya sürülürler.</p>
<p>İnsan yetiştirmek kolay iş değildir. Tecrübe kolay edinilmez. Bizde o kalitede insanlar, diplomatlar var. Kimse şu partiye bu partiye bakmaz. Memlekete bakar ve hizmete koşulur. Yeter ki yönetenler hiç olmazsa bu konuda Millî Eğitim Bakanı ve diğerleri gibi saçma ötesi zırvalarla uğraşmasınlar. Büyük devletin bakanları, bürokratları böyle olmaz. Aklımızı başımıza devşirelim.</p>
<h2>EY AKIL NERDESİN?</h2>
<p>Suriye&#8217;de bir günde olanlar önemlidir. Buzdağının görünen kısmıdır. Önü arkası vardır. Biz planın diğer unsurlarını henüz görmedik. Bu kadar görünene bakıp zafer çığlıkları atılacak bir durum yoktur. Daha yolun başındayız. Neler olacak göreceğiz.</p>
<p><strong>Hakan Fidan</strong> ve <strong>İbrahim Kalın</strong> Türkiye adına iyi iş çıkarmış görünüyor. Şimdi daha kritik bir yerdeyiz.</p>
<p>Paramız yok ve krizlerdeyiz. Bu yokluk, avantajlarımızı kullanmaya imkân vermeyebilir. O halde var olan gücünüzle devreye girersiniz. Ordumuz eski gücünde olmasa da hâlâ çok değerlidir. Bu elde birdir. Asıl manasında aklınızla devreye gireceksiniz.</p>
<p>Unutulmasın, şimdi sessiz görünen Arap dünyası hep susacak değildir. Amerika ve İsrail’in bunu düşünmediği düşünülemez. Sıkıştıkları konular birikti. Amerika&#8217;nın bu süreçte Türkiye&#8217;ye ihtiyacı var. Bu ihtiyacın karşılığını almayı baştakilerin çıkarlarıyla sınırlandırırsak vay halimize! Memleket için değerlendireceğiz. “<em>Hepimiz memleket için varız”</em> dersek fırsatlar katlanır. Kayıplarımızın bir kısmını geri alma imkânı önümüzdedir.</p>
<p>Tek gücümüz ve değerimiz Türkiye&#8217;mizin bulunduğu coğrafya değildir. Biz burada bin yıl sadece bilek gücüyle kalmadık. Akılla ayaktayız. Şimdi de o akla ihtiyacımız var.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/firsatlari-degerlendirecek-akli-ariyoruz/">Fırsatları değerlendirecek aklı arıyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/firsatlari-degerlendirecek-akli-ariyoruz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zigetvar’da İlk Gün</title>
		<link>https://millidusunce.com/zigetvarda-ilk-gun/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/zigetvarda-ilk-gun/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Göktürk Tunceroğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Jan 2026 19:00:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Paşa / Müezzinzade Ali Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Paşa Camisi]]></category>
		<category><![CDATA[Ayşe Göktürk Tunceoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[budapeste]]></category>
		<category><![CDATA[Evliya Çelebi]]></category>
		<category><![CDATA[İnebahtı Deniz Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[keşif]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel miras]]></category>
		<category><![CDATA[Macaristan]]></category>
		<category><![CDATA[MDM]]></category>
		<category><![CDATA[Mescit (Mecset)]]></category>
		<category><![CDATA[Miklos Zirinyi]]></category>
		<category><![CDATA[Neoklasik mimari]]></category>
		<category><![CDATA[Seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Turbek]]></category>
		<category><![CDATA[Zigetvar]]></category>
		<category><![CDATA[Zigetvar Kalesi]]></category>
		<category><![CDATA[Zirinyi Meydanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=52221</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu kadar biliriz! İnebahtı’nın bir de Ali Paşa’sı varmış! Müezzinzade Ali Paşa.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/zigetvarda-ilk-gun/">Zigetvar’da İlk Gün</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fzigetvarda-ilk-gun%2F&amp;linkname=Zigetvar%E2%80%99da%20%C4%B0lk%20G%C3%BCn" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fzigetvarda-ilk-gun%2F&amp;linkname=Zigetvar%E2%80%99da%20%C4%B0lk%20G%C3%BCn" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fzigetvarda-ilk-gun%2F&amp;linkname=Zigetvar%E2%80%99da%20%C4%B0lk%20G%C3%BCn" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fzigetvarda-ilk-gun%2F&amp;linkname=Zigetvar%E2%80%99da%20%C4%B0lk%20G%C3%BCn" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fzigetvarda-ilk-gun%2F&#038;title=Zigetvar%E2%80%99da%20%C4%B0lk%20G%C3%BCn" data-a2a-url="https://millidusunce.com/zigetvarda-ilk-gun/" data-a2a-title="Zigetvar’da İlk Gün"></a></p><p>&nbsp;</p>
<p>Zigetvar 10-12 bin nüfuslu bir küçük kasaba.</p>
<p>Aylar önce bu küçük kasabada bir otel rezarvasyonu yaptım. Zaten şehirde otel adı altında iki yer görünüyordu. Onların dışında günlük kiralanan evler filan vardı. İki otelden, fotoğrafları gözüme güzel görünenden odamızı ayırttım.</p>
<p>Turbek’i keşfetmenin heyecanı ve garip duygularıyla Zigetvar kasabasına hava kararmaya yüz tutmuşken girdik. Navigasyona otelimizin adresini yazmıştık. Dar bir sokağa getirip bıraktı bizi. İki kapının önüne. Bir garaj kapısı, bir yaya kapısı, ikisi de kapalı. Alıştığımız gibi bir otel girişi değil bu. Duvarda otelin adı yazılı. Adres doğru! Duvarlar yüksek, içeriyi görmek mümkün değil. Kapılara önce kibarca, sonra sertçe vuruyoruz. Kapılar bir bahçeye açılıyor, bahçenin bir tarafında tek katlı bir ev var. Ağaçların tepesi, evin çatısı… Dışarıdan gördüğümüz bu. Evin etrafını fırdolayı dönüyoruz, başka kapı var mı? Yok! Binanın yola bakan tarafında pencereler kolumuzun uzanabildiği yükseklikte. Camları tıklatıyoruz. Gülelim mi ağlayalım mı? Otel camı tıklatıyoruz! Nafile! İn cin top oynamakta! Bir şey sormak için etrafta da hiç kimse yok. Otelin adının yazılı olduğu levhada bir telefon numarası var. Ama bizde telefon yok! Budapeşte Havalimanı’nda alıp cep telefonuna taktırdığımız sim kart sadece internet haberleşmesine açık. E-posta gönderiyorum, geldik, nerdesiniz diye, işe yaramayacağını bile bile. Şaşkın ve üzgün bekliyoruz. Yarım saat geçti, kırk dakika geçti… Şaşkınlık ve üzgünlük kızgınlık olmaya başladı. O sırada karşı apartmanlardan birinden bir adam çıktı, eşim koştu yanına. Mucize gibi bir şey ama adam biraz İngilizce biliyormuş! Derdimizi anladı ve hemen kendi telefonundan duvardaki numarayı çevirdi, durumu anlattı. Telefon henüz kapanmıştı ki karşı köşeden tombulca bir hanım koşa koşa geliyor. Belki telefon etmesek de geliyordu, orası anlaşılmadı. Özür dileye dileye geldi, kapıları açtı. Çok şükür! Hemen odamızı gösterdi, elimizi yüzümüzü yıkadık, kendimize geldik.</p>
<p>O sırada bir hanım daha göründü. Neden otelde değildiniz filan diye hesap sormayı düşünmedik artık. Olan oldu! Hanımlar hem İngilizce bilmiyor, hem otelcilik bilmiyor. Odamıza girdik ama otele kayıt yapılacak haliyle. Normal otellerde bu iş iki dakikada biter. Pasaportunuza, kimliğinize bakarlar, rezervasyonunuzu kontrol ederler, oda anahtarınızı verirler elinize, bitti, gitti. Bizim iki hanım küçük bir odada bilgisayarın başına geçtiler, kaydımızı yapacaklar. Ama yapamıyorlar! İkisi de bilgisayar kullanmaya yabancı, otel işletmeye yabancı. Bir türlü işin içinden çıkamıyor, arada daha iyi bilen birini -herhalde otelin asıl yöneticisi o- arayıp danışıyorlar. Bilgisayar sayfasında sorular var, Macarca. Bizim yardımcı olmamız mümkün değil. O soruları Google marifetiyle İngilizce’ye çevirip bize soruyorlar. Şimdiye kadar hiç bir otelde karşılaşmadığımız sorular. Bir ara Macaristan konsolosluğunda sorguya çekiliyoruz sandım. Yine de işi bilen biri beş dakikada hallederdi. Bir saatten fazla sürdü bu çile.</p>
<p>Sonra öğreniyoruz ki hanımlar iki kardeş. Katrina ile Suzanna. Burası altı yedi odalı tertemiz, konforlu, şık bir villa. Önceleri çocuk yuvası imiş. Birkaç yıldır da otel. Sahibi doktormuş ama Norveç’te yaşıyormuş. Bu iki sevimli hanım ve telefon ettikleri o adam işletiyormuş burayı. Şu anda bizden başka müşteri yok. Bütün bunları sohbet ederek öğrendiğimizi sanmayın. Kardeşlerden Katrina daha becerikli, cep telefonuna söyleyeceğini Macarca yazıyor, Google İngilizce’ye çeviriyor, biz okuyoruz. Biz kendi telefonumuza Türkçe yazıyor, Macarca’ya çeviriyoruz, ekranı gösteriyoruz. Böylelikle anlaştık. Ama anlaştık! Kadınlar hemcinsleriyle anlaşmanın yolunu illa ki buluyor. Karşılıklı çocuklarımızı, torunlarımızı bile öğrenip torun fotoğraflarını gösterip “Ne şeker şeyler” bile dedik!</p>
<p>Sonra mutfakta kullanmamız için bazı eşyanın yerini gösterip kahvaltıda ne istersiniz deyip evin anahtarlarını teslim edip iyi geceler dileyip bahçe kapısını da kilitlemeyi unutmayın diye uyarıp gittiler. Olur! Otel bize kaldı.</p>
<p>Böyle bir macera ile girdiğimiz otelde sabahleyin Katrina’nın hazırladığı kahvaltıdan sonra bahçeye çıkınca karşımda bir kilisenin beyaz çan kulesini gördüm. Etrafı dolaşalım diyerek kule istikametinde yürüdük. Küçük bir meydan, taşıt trafiğine kapalı, birkaç kahve, dükkân. Göz kamaştırıcı bir temizlik. Küçük bir meydan dedim ama Zigetvar’ın en geniş meydanı olduğunu öğreniyorum. Zirinyi Meydanı imiş burası. Zirinyi, malum, Osmanlı ordusu kuşattığında kalenin kumandanıydı. Beyaz kilise meydana bakıyor. Kapısının kenarında bir levha. Adı neymiş derken… Levhada “Ali Paşa” kelimelerini görmeyeyim mi? Yeni bir heyecan… Macarca levha aynen şöyle. Başlık: Müemlek. Yani: Tarihî eser.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone wp-image-52233 size-full" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.11.jpeg" alt="" width="242" height="350" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.11.jpeg 242w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.11-207x300.jpeg 207w" sizes="(max-width: 242px) 100vw, 242px" /></p>
<p><strong>Ali Paşa Camisi 1598 yılında inşa edilmiştir. 1885’te Janos Lakatits tarafından kubbesindeki fresk resimleriyle donatılmıştır.</strong></p>
<p>Mabet gözümde başka bir hüviyet kazanıyor.</p>
<p>Bu Ali Paşa’nın hangi Ali Paşa olduğu üzerinde tarihçiler epey kafa yormuşlar. En kuvvetli ihtimal Müezzinzade Ali Paşa olduğu.</p>
<p>Seyahatin en iyi tarafı bu! Zamanında okunup unutulan, unutulmaya yüz tutan ya da şöyle böyle hafızamızda kalan bilgileri bir daha unutulmamacasına zihnimize yerleştiriyor. Mesleği tarih olanları bir yana koyuyorum elbette. Birleşik Haçlı donanmasına karşı yapılan İnebahtı Deniz Savaşı’nı hepimiz okumadık mı lisede? Okuduk. İnebahtı yenilgisi… Osmanlı donanmasının yakılışı… Ve Sokollu’nun, galipleri temsilen gelen Venedik elçisine o meşhur sözü: “Biz sizden Kıbrıs adasını almakla kolunuzu kestik; siz İnebahtı’da donanmamızı yakmakla sakalımızı traş ettiniz. Kesilen kol yerine gelmez, ama traş edilen sakal daha gür çıkar.”</p>
<p>Bu kadar biliriz! İnebahtı’nın bir de Ali Paşa’sı varmış! Müezzinzade Ali Paşa.</p>
<p>Ali Paşa Zigetvar kuşatmasında yeniçeri ağası. Çok yararlıklar göstermiş. Seferde bizzat bulunup şahit olduklarını kaleme alan Sokollu’nun sır katibi Feridun Ahmet Bey, Ali Ağa’nın Zirinyi’nin başını bir sırığa takıp getiren kişi olduğunu yazar. Bu kadar da değil! Feridun Ahmet Bey, Ali Ağa’nın ismini bir çok defa anar ve nihayet der ki: “Kale içinde padişah hazretlerinün nam-ı şeriflerine bir cami-i şerif dahi bina olunmak lazımdur diyü yeniçeri ağası Ali Ağa’ya sipariş olunmuşdı. Ol dahi zikr olunan cami-u şerifin binasına mukayyed olmışdı…..”<a href="#_ftn1" name="_ftnref1"><sup>[1]</sup></a> Ve caminin yapımında kullanılacak malzemelerden bahsederek devam eder.</p>
<p>Zigetvar’daki Ali Ağa, İnebahtı’da paşa ve bir kara askeri olmasına rağmen Kaptan-ı Derya. İkinci Selim, kendisini pek sevdiğinden kızlarından biriyle evlendirmiş. Yani, Ali Paşa saraya damattır. Sonra da Kaptan-ı Derya yapılır. İnebahtı Deniz Savaşı’nda donanmadaki çok tecrübeli denizcilerin -ki onlardan biri, o zaman Uluç Ali Reis olan sonraki adıyla meşhur Kılıç Ali Reis idi-,  tavsiyelerine kulak asmayıp kendi bildiği planı uyguladı ve sonuç büyük bir yenilgi oldu. Sadece Uluç Ali Reis, yakılan Osmanlı donanmasından emrindeki filoyu kurtarıp İstanbul’a ulaştırabilmiştir.</p>
<p>Müezzinzade Ali Paşa, bu savaşta kendisi de vuruşarak şehit düşmüştür.</p>
<p><em>Sicill-i Osmanî</em> yazarı Mehmet Süreyya Bey, eserinde “Denizciliği bilmediğinden hayli yetişmiş tersane beyinin de birlikte şehit düşmelerine sebep olmuştur.” diye yazar.</p>
<p>Amerikalı askerî tarihçi Paul. K. Davis’in <em>Antik Çağdan Günümüze 100 Belirleyici Savaş</em> kitabında yazdıkları ise çok daha can yakıcıdır:</p>
<p>“İnebahtı, askerî bir zaferden öte, manevî bir zaferdi. Osmanlı Türkleri on yıllardır Avrupa&#8217;yı dehşete düşürmüştü ve Kanunî Sultan Süleyman&#8217;ın zaferleri, Hristiyan Avrupa&#8217;da ciddi endişelere yol açmıştı. İnebahtı yenilgisi, İkinci Selim yönetimindeki Osmanlı kudretinin hızla gerilemesinin bir örneğiydi ve Hristiyanlar Osmanlıların gerileyişine sevindiler. Osmanlı gücünün esrarı bu savaşla önemli ölçüde zedelenmiş ve Hristiyan Avrupa&#8217;nın yüreğine su serpilmişti.”</p>
<p>Caminin yapım tarihi 1598. Müezzinzade Ali Paşa İnebahtı’da 1571’de vefat ettiğine göre? Yine tarihçiler der ki, ya 1598 tarihi yanlıştır ya da eser Ali Paşa’nın ölümünden sonra bıraktığı vakıf gelirleri ile tamamlanmıştır.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-52231 size-full" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.12.jpeg-5.jpeg" alt="" width="1200" height="1600" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.12.jpeg-5.jpeg 1200w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.12.jpeg-5-225x300.jpeg 225w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.12.jpeg-5-768x1024.jpeg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.12.jpeg-5-1152x1536.jpeg 1152w" sizes="(max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></p>
<p>Günlerden pazardı. Şimdi Katolik kilisesi olan bu mabette herhalde pazar âyini yapılacaktı ama vakit erken olduğu için mi bilmem kimsecikler yoktu. Kapıyı bir kadın görevli açtı. İçeri girip göz gezdirdim. Freskleri, heykelleri, mumlarıyla herhangi bir Katolik kilisesi. Yalnız giriş holünde bir kenarda, üst üste konmuş iki adet taş hamam kurnası var. Bizden kalan tek şey! Etraftaki bir Türk hamamından kalan iki hatıra. Bir de kiliseye dışarıdan baktığınızda yan cephe pencerelerinin “bizim üslupta” olduğunu görürsünüz.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-52232 size-full" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.12.jpeg-6.jpeg" alt="" width="1200" height="1600" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.12.jpeg-6.jpeg 1200w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.12.jpeg-6-225x300.jpeg 225w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.12.jpeg-6-768x1024.jpeg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.12.jpeg-6-1152x1536.jpeg 1152w" sizes="(max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></p>
<p>Evliya Çelebi iki minaresinden birine çıkıp şehri buradan seyrettiğini söyler. Şimdi kilisenin de iki kulesi var.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-52234 size-full" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.11.jpeg-1.jpeg" alt="" width="1600" height="1200" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.11.jpeg-1.jpeg 1600w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.11.jpeg-1-300x225.jpeg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.11.jpeg-1-1024x768.jpeg 1024w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.11.jpeg-1-768x576.jpeg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.11.jpeg-1-1536x1152.jpeg 1536w" sizes="(max-width: 1600px) 100vw, 1600px" /></p>
<p>Çevresi neoklasik taş binalarla çevrili, sadece yaya trafiğine açık Zirinyi Meydanı’nda Miklos Zirinyi adına bir aslan heykeli var. Elimdeki bilgiler aslanın ayakları altında Osmanlı bayrağı olduğunu yazıyor ama kaide yüksek olduğundan ben bu ayrıntıyı göremedim.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-52229 size-full" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.12.jpeg-3.jpeg" alt="" width="1263" height="878" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.12.jpeg-3.jpeg 1263w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.12.jpeg-3-300x209.jpeg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.12.jpeg-3-1024x712.jpeg 1024w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.12.jpeg-3-768x534.jpeg 768w" sizes="(max-width: 1263px) 100vw, 1263px" /></p>
<p>Tenha ve çok temiz sokaklarda dolanırken, az ötede iki bina arasına sıkışmış sarı badanalı bir kilise daha çıktı karşımıza. Kapısındaki levhada iki kelime hemen dikkatimi çekti: Török mecset. Török Türk demek, malum. “Mecset” kelimesiyle Budapeşte’de tanışmış ve şaşırmıştık: Mescit. Levhada şunlar yazıyor:</p>
<p><strong>Bu kilisenin temeli 1713 yılında bir Türk camisinin yerine atılmıştır. Manastır 1740 yılında, üçlü ana sunak ise 1768 yılında inşa edilmiştir.</strong></p>
<p><strong> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-52230 size-full" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.12.jpeg-4.jpeg" alt="" width="1200" height="1600" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.12.jpeg-4.jpeg 1200w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.12.jpeg-4-225x300.jpeg 225w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.12.jpeg-4-768x1024.jpeg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.12.jpeg-4-1152x1536.jpeg 1152w" sizes="(max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></strong></p>
<p>Bir Türk camisinin yerine…. Camiyi kiliseye döndürdükten sonra böyle bir not koymayabilirlerdi ama koymuşlar. Hatırayı tamamen yok etme gereği duyulmamış. Macaristan’da bunu hep gördüm. Bu hangi paşanın camisi idi acaba? Bu konuda bilgi bulamadım. Bina diğer binalar arasında bitişik nizamda sıkışmış görünüyor ama “manastır” kelimesi geçtiğine göre içeriye doğru genişliyor olabilir. Kapı kapalıydı. Belki kilitli değildi, bilmiyorum. Ama yoklamadığıma pişman oldum.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-52228 size-full" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.11.jpeg-2.jpeg" alt="" width="1200" height="1600" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.11.jpeg-2.jpeg 1200w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.11.jpeg-2-225x300.jpeg 225w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.11.jpeg-2-768x1024.jpeg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/01/WhatsApp-Image-2026-01-02-at-16.27.11.jpeg-2-1152x1536.jpeg 1152w" sizes="(max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></p>
<p>Benim Zigetvar’a yine gelmem gerek! TİKA ve Peç Üniversitesi’nin yürüttüğü çalışma sonlanır da bulunan Osmanlı kalıntıları ziyarete açılırsa… O kapıyı da yoklarım, hem Suzanna ile Katrina kardeşleri de bir kere daha görürüm. Otelciliği biraz daha öğrenmişler mi, bakarım!</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1"><sup>[1]</sup></a> Feridun Ahmet Bey, Nüzhet-i Esrar&#8217;ül Ahyar Der Ahbar-ı Sefer-i Sigetvar</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/zigetvarda-ilk-gun/">Zigetvar’da İlk Gün</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/zigetvarda-ilk-gun/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Süreçlerin Sürecinde Açılan Matruşka</title>
		<link>https://millidusunce.com/sureclerin-surecinde-acilan-matruska/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/sureclerin-surecinde-acilan-matruska/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 Dec 2025 19:00:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></category>
		<category><![CDATA[açılım]]></category>
		<category><![CDATA[algı]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Lozan]]></category>
		<category><![CDATA[MDM]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[pkk]]></category>
		<category><![CDATA[propaganda]]></category>
		<category><![CDATA[sevr]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Terör]]></category>
		<category><![CDATA[Türk egemenliği]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=52211</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şimdi PKK’nın Piar gücü, AKP’nin partide ve devlette kurduğu propaganda örgütlerinin gücünden fazladır. Adımları hesaplanarak atılıyor. Tam Batı desteğiyle yürüyorlar. Ak Parti ve diğer kuruluşlarımızı Batı’nın sadece bu konulara destek vermesi de uyandırmıyor. Tarihçiler, bilenler susuyor.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/sureclerin-surecinde-acilan-matruska/">Süreçlerin Sürecinde Açılan Matruşka</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsureclerin-surecinde-acilan-matruska%2F&amp;linkname=S%C3%BCre%C3%A7lerin%20S%C3%BCrecinde%20A%C3%A7%C4%B1lan%20Matru%C5%9Fka" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsureclerin-surecinde-acilan-matruska%2F&amp;linkname=S%C3%BCre%C3%A7lerin%20S%C3%BCrecinde%20A%C3%A7%C4%B1lan%20Matru%C5%9Fka" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsureclerin-surecinde-acilan-matruska%2F&amp;linkname=S%C3%BCre%C3%A7lerin%20S%C3%BCrecinde%20A%C3%A7%C4%B1lan%20Matru%C5%9Fka" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsureclerin-surecinde-acilan-matruska%2F&amp;linkname=S%C3%BCre%C3%A7lerin%20S%C3%BCrecinde%20A%C3%A7%C4%B1lan%20Matru%C5%9Fka" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsureclerin-surecinde-acilan-matruska%2F&#038;title=S%C3%BCre%C3%A7lerin%20S%C3%BCrecinde%20A%C3%A7%C4%B1lan%20Matru%C5%9Fka" data-a2a-url="https://millidusunce.com/sureclerin-surecinde-acilan-matruska/" data-a2a-title="Süreçlerin Sürecinde Açılan Matruşka"></a></p><p>&nbsp;</p>
<p>Yine söylüyorum, PKK’nın feshini konuşurken güç kazandığı bir dönemden geçiyoruz. Türkiye, yine söylenenlerin tersinin yaşandığı bir sürecin içinde. <em>Terör bitecek</em> derken bu nasıl olur derseniz cevabı gayet açık: Zaaf gösterildiği algısı terör örgütlerine yarar. PKK sırt sıvazlamalarla semirdikçe semirdi. Dem Raporuna bakın anlarsınız. Terörü bitirecek bir kafadan eser yoktur. Türk devletine meydan okuyan zehir zakkum bir metindir.</p>
<p>Olanları iyi anlamak lazım. Bir kere PKK PKK’dan ibaret değil. Muazzam bir yapı kurdular. KCK’nın altında PKK, PYD, YPG, SDG gibi yapılar var. Dem Parti gibi partiler var. İçerde dışarda şirketleri var. Narkotik raporlara göre uyuşturucudan sekiz milyar dolarlık bir pazarı ellerinde bulunduruyorlar. Bu yapılanmayı bitirdinizse bir süre sonra -terör değilse de- <em>örgütlü terör</em> biter.</p>
<h2>“ALGI HER ŞEYDİR”</h2>
<p>İddia ile söylüyorum, şimdi Türkiye’de en büyük propaganda gücü Ermenilerden sonra PKK’lılardadır. Doğrusunu arasanız bulamayacağınız tarihi yeniden yazmalar, iftira kılıklı çıkışlar, uydurmalar, yalanlar dâhil çok yönlü kara propaganda devam ediyor. Çok mesafe aldılar. Bir dostum, son komisyon toplantılarını konuşurken “<em>Çok şımardılar”</em> dedi. Ben, “<em>Çok teşkilatlılar ve dünya güçlerine yaslanarak aynı yere, Türk egemenliğine vuruyorlar, oraya bakmak lazım</em>” dedim.</p>
<p>Halkla ilişkiler(Piar) nasıl işliyor ona bakacaksınız. Bir görüşe göre <em>propaganda</em> ve <em>yaratılacak algı</em> her şeydir. Söylediklerinin doğru olması gerekmiyor. <strong>Apo</strong>’nun, Malazgirt başta tarih uydurmalarını son “<em>Perspektif Metni”</em>nde gördük. Tarihinden habersiz hükûmet ve ana muhalefet partisi de bu yalanlara uyuyor. Hep beraber kökleri sarsacak bir algıya çalışıyorlar.</p>
<p>Şimdi PKK’nın Piar gücü, AKP’nin partide ve devlette kurduğu propaganda örgütlerinin gücünden fazladır. Adımları hesaplanarak atılıyor. Tam Batı desteğiyle yürüyorlar. Ak Parti ve diğer kuruluşlarımızı Batı’nın sadece bu konulara destek vermesi de uyandırmıyor. Tarihçiler, bilenler susuyor. Türkiye’nin talihsizliği, olanları fark edecek şuurdur ve söyleyecek cesaret-inanç eksikliğidir.</p>
<h2>BU GÜCE NASIL GELİNDİ?</h2>
<p>Türkiye’de her açılım benzeri sözün ayrımcılığı, kampçılığı ve bölücülüğü tetikleme sonucunu doğurmasına şaşılmaz. Basit anlatımla topu kendi kalesinde oynatmaktır. Türkiye Türk egemenliğine karşı her hareket için serbest meydan sunar hale böyle geldi. Din derken cemaat çöplüğüne döndü. Sadece PKK değil, Işid ve benzeri dinden yürüyen terör ve mafyavari yapılanmalar aldı başını yürüdü.</p>
<p>Buraya nasıl geldiğimize çeşitli açılardan bakılabilir. Ak Parti’nin iktidara gelişi eşik atlamaydı. Fetö başta, türlü emeller peşinde koşanlar birleştiler. On benzemezli koalisyon çalıştı. Aynı yere vurdular.</p>
<p>PKK ve türevleri özel örnektir. Kenara atıldıklarında da güçlenmeye devam ettiler. Toplantılarında bayrak kullanmadılar. İstiklâl Marşı okutmadılar. Göz yumuldu. Her yerde elleri, adamları vardı. <strong>Dengir Mir Mehmet Fırat</strong> AK Parti’nin ikinci adamıydı. Sonra DEM’in eski adı HDP’den milletvekili oldu. <strong>Celâl Doğan</strong> CHP’nin efsane belediye başkanıydı. O da HDP’den milletvekili oldu. Bunların sıradan parti değiştirmeler gibi görülmesi mümkün değildir. Partilerin çoğunda o kafada yüzlercesi var. İktidarın ve açılımların büyük destekçileri <strong>Cengiz Çandar</strong> ve <strong>Hasan Cemal</strong> gibi isimler sahaya DEM’li olarak döndüler. Bu süreçleri iyi anlamak lazımdır.</p>
<p>Müthiş bir halkla ilişkiler faaliyeti yürütüldü. Kadrolu elemanlar yıllarca beyin yıkadılar. Yapılacak bir araştırma, 2005’le 2025 arasında geçen yirmi yılda ana akım medyamızın en çok zaman ayırdığı konuyu görür:  <em>Mozaik teorisi</em>, dolayısıyle <em>Türk antipatisi</em> ve en başta <em>PKK ayrılıkçılığı</em>dır. Diğer konulardan kat kat fazla çıkacağı kesindir.</p>
<p><em>Kürt meselesi</em> deyip durdular. Nedir bu <em>Kürt meselesi</em> diyenleri konuşturmadılar. “<em>Bütün vatandaşlar eşittir, öyle bir mesele yok, ayrılıkçı terör var”</em> diyenleri ekranlara yanaştırmadılar. Yalnızca PKK diliyle konuşuldu. Kafalar işgal edildi. Düşünceler baskılandı. Bütün kalelerin kapıları bağlandı. Türkiye bu propaganda gücünü durdurmak için sistemli bir çalışmaya girecek savunma refleksini göster(e)medi.</p>
<h2>“DAHA DÜN DERSİM’DE NE OLDU?”</h2>
<p>Rejim değiştirmek isteyen iktidarımızın durumu da onlara yardım etti. Zamanın Başbakanı’nın, 2013’e kadar, neredeyse çıktığı her toplantıda “<em>Daha dün Dersim’de neler oldu?”</em> diyerek kuruluş yıllarına yüklendiğini duyduk. Kendisine bölgenin milletvekili rahmetli <strong>Kamer Genç</strong> cevap verdi: “<em>Bunlar durup dururken mi oldu? İsyan ederseniz devlet müdahale eder. Ölçüyü kaçırdığı, orantısız güç kullandığı da olur.”</em> dedi. Eski bir hâkim ve devlet adamı olarak devletin ne olduğunu hatırlatarak konuştu.</p>
<p>Ve süreçler bitmedi. Son süreçte <em>Lozan düşmanlığı</em> öne çıktı. Hedef doğrudan doğruya Türkiye Cumhuriyeti’dir.  <strong>Demirel</strong>, “<em>Zayıflarsanız Sevr’i masanın altından çıkarırlar”</em> derdi. Evet, zamana yayacakları yeni bir planla <em>Sevr</em>’i çıkardılar. İyi ki oyunu açık ettiler. Şimdi devletimiz ve halkımızla yaratılmak istenen çatışmayı nasıl önleyeceğimize, ne diyeceğimize ve ne yapacağımıza bakacağız.</p>
<p>Türkiye’mizin yılları yenilensin ve yenilerden yeni gelsin!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/sureclerin-surecinde-acilan-matruska/">Süreçlerin Sürecinde Açılan Matruşka</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/sureclerin-surecinde-acilan-matruska/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title> “Türkiye’nin iç bünyesiyle oynanırsa…”</title>
		<link>https://millidusunce.com/turkiyenin-ic-bunyesiyle-oynanirsa/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/turkiyenin-ic-bunyesiyle-oynanirsa/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Dec 2025 19:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></category>
		<category><![CDATA[açılım]]></category>
		<category><![CDATA[apo]]></category>
		<category><![CDATA[Ayrışma]]></category>
		<category><![CDATA[birlik]]></category>
		<category><![CDATA[dem]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Egemenlik]]></category>
		<category><![CDATA[etnik aidiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Kaos]]></category>
		<category><![CDATA[MDM]]></category>
		<category><![CDATA[millet]]></category>
		<category><![CDATA[pkk]]></category>
		<category><![CDATA[süleyman demirel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[Türk kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Türk-Kürt]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=52165</guid>

					<description><![CDATA[<p>Milletin devletin yanlış yaptığı algısına kapılması dehşettir. Devleti yönetenlerin rehin alındıkları algısı büsbütün dehşettir. İş başa düştü düşüncesine yol açar. Şimdi oraya epeyce yakın görünüyoruz. Benim korkum ve endişem budur.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/turkiyenin-ic-bunyesiyle-oynanirsa/"> “Türkiye’nin iç bünyesiyle oynanırsa…”</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturkiyenin-ic-bunyesiyle-oynanirsa%2F&amp;linkname=%C2%A0%E2%80%9CT%C3%BCrkiye%E2%80%99nin%20i%C3%A7%20b%C3%BCnyesiyle%20oynan%C4%B1rsa%E2%80%A6%E2%80%9D" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturkiyenin-ic-bunyesiyle-oynanirsa%2F&amp;linkname=%C2%A0%E2%80%9CT%C3%BCrkiye%E2%80%99nin%20i%C3%A7%20b%C3%BCnyesiyle%20oynan%C4%B1rsa%E2%80%A6%E2%80%9D" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturkiyenin-ic-bunyesiyle-oynanirsa%2F&amp;linkname=%C2%A0%E2%80%9CT%C3%BCrkiye%E2%80%99nin%20i%C3%A7%20b%C3%BCnyesiyle%20oynan%C4%B1rsa%E2%80%A6%E2%80%9D" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturkiyenin-ic-bunyesiyle-oynanirsa%2F&amp;linkname=%C2%A0%E2%80%9CT%C3%BCrkiye%E2%80%99nin%20i%C3%A7%20b%C3%BCnyesiyle%20oynan%C4%B1rsa%E2%80%A6%E2%80%9D" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturkiyenin-ic-bunyesiyle-oynanirsa%2F&#038;title=%C2%A0%E2%80%9CT%C3%BCrkiye%E2%80%99nin%20i%C3%A7%20b%C3%BCnyesiyle%20oynan%C4%B1rsa%E2%80%A6%E2%80%9D" data-a2a-url="https://millidusunce.com/turkiyenin-ic-bunyesiyle-oynanirsa/" data-a2a-title=" “Türkiye’nin iç bünyesiyle oynanırsa…”"></a></p><p>&nbsp;</p>
<p>Anayasaya göre, vatandaş olarak kimliğimiz -dünyanın medenî ulus devletlerinde olduğu gibi- tektir. Fransa’da vatandaş olan herkes <em>Fransız</em>, Almanya’da <em>Alman</em>, Amerika’da <em>Amerikan</em>, Türkiye’de de <em>Türk</em>’tür. Şu veya bu kimlikler bu ana kimlikle kavga etmeye kalkamaz. Kalkarsa anarşi doğar ve gereği yapılır. Türkiye Cumhuriyeti, egemen bir devlet olarak her türlü teröre, kanunsuzluğa karşı çıkar. Kural budur. Budur da, ya tam tersi bir yola giriliyorsa? İşte orada tam bir kaos doğar. Ortadoğululaştırılmaya çalışılan Türkiye, şimdi bu cehenneme sürüklenmiş görünen bir ülkedir.</p>
<p>Devlet güçleri, PKK ile anayasa çerçevesinde mücadele etmiş ve bugüne kadar sonuç almaları önlenmiştir. Şartlara bakılırsa dünyaya karşı büyük güvenlik başarısıdır. Peki, şimdi ne oldu da devleti dize getirmiş gibi eskilerinden beter sonuçlar doğuracak bir açılımın yolu açılıyor?</p>
<p>TBMM’deki meşruluğu, tartışmalı komisyona sunulan Dem Raporu’na bakarsanız görürsünüz. Açılımlarla bölücülüğe sunulan imkânlar bu rapordaki dile yol açacak kadar –bugün için- imkânsızı yokluyor. Elli yılda elde edemeyecekleri bir psikolojik zemin sağlandı. PKK’ya mesafeli duran, “<em>Biz Türk devletinin eşit vatandaşlarıyız”</em> diyen vatandaşlar ne yapacağını bilemez hale getirildi. Sosyal ayrışma hedefine kapı açıldı.</p>
<h2>HAVADA UÇUŞAN TALEPLER</h2>
<p>Olanı dosdoğru görelim: Bu yeni açılım, PKK’ya devletin karşısında pazarlığa oturacak güç pozisyonunu kazandırdı. Meclis üyelerinin İmralı’ya gidişi bu pozisyonun somutlaşması için gerekliydi. Nasıl oluyor da razı olunuyor derseniz, iş orada çatallaşıyor. Yine bütün yollar <strong>Trump</strong>’a ve İsrail’e mi çıkıyor? Takip edenler diyorlar ki, “<em>Onlar istedi”.</em> Peki, biz niye kabul ettik veya hangi yanlışlarla zora düştük? Cevabı aranacak soruların başında zaten bu geliyor.</p>
<p>Olan açık: PKK kendisini feshediyor derken tersini yaşıyoruz. PKK kendisini feshetmiyor, statüsü olmayacak yere yükseliyor. Gün yirmi dört saat “<em>barış</em>”tan söz ederseniz savaştığınızı kabul ettikleriniz muhatabınızdır. Kastınız PKK’yı masanın diğer yanına oturtmak değilse adını doğru koyacaksınız. Onların dilini benimseme yenilgisine düşmeyeceksiniz.  <em>Barış, </em>devletler arasında olur. Baksanıza <strong>Apo</strong>,  partisi Dem tarafından “<em>Baş Müzakereci</em>” ilan ediliyor. O da şart üstüne şart dayatıyor. Olacak iş mi?</p>
<p><strong>Apo</strong>’nun manifestosuyla ayrı bir devlet olmak fikrini bir defa daha ertelediler. Niye erteledikleri açık: Henüz halkın ayrılığa evet demeyeceğini biliyorlar. İkinci sebep daha önemli. Türkiye içinde kalarak semirmeye devam edecekler. Tabii fırsat verilmeye devam edilirse.</p>
<h2>OLANI ANLAYALIM</h2>
<p>Türkiye’de Kürtlerle Türkler arasında bir çatışma yaşanmadıkça ayrışmanın olmayacağı anlaşıldı. İnsanlar bu zamana kadar yaşadıklarına baktılar. Türk’le Kürt’ün farkı yok. İnandıramadılar ki çatışma da yok. Ancak bundan sonra olmayacağı garanti edilemez. Çünkü açılımlar içerde can çekişen PKK’yı diriltiyor. Halka, benim olduğu gibi senin muhatabın da PKK’nın Dem’i deniyor.</p>
<p><em>Eşit yurttaşlık </em>dedikleri <em>yurttaşlık</em> değil, <em>devlete</em> <em>ortaklık </em>talebiydi, Dem raporunda açık ettiler. Ortaklık talebiyle bölünelim demekten daha tehlikeli bir yol açıldı. Yine söyleyeyim, bir kadınla iki erkeğin evlenmesi ne ise bu <em>ortaklık</em> fikri de odur. Egemenlik paylaşılmaz. Batı Türklerinin tarihinde kısa manda dönemleri vardır, bu yoktur. Yani bu durumda kavga kaçınılmaz. Bunu biliyorlar.</p>
<p>Bu son açılımın birincisinden beter sonuçları olacağını yazmıştık. Doğrudan PKK’yı muhatap alır ve “<em>Hadi gel konuşalım</em>” derseniz, onun dili değişmez. İyice şımarır ve tepenize çıkmaya kalkar. Azgınlığı artar. Nitekim artıyor, görüyoruz. Halk tedirgin olur. Doğu’da panik, Batı’da bağımsızlığa saldırı endişesi başlar.</p>
<h2>HALKA “İŞ BAŞA DÜŞTÜ” DEDİRTMEMEK LAZIM</h2>
<p>Devletin kuralları açıktır: Etnik aidiyetler üzerinden ortaklık iddia edilemez. Birliği dinamitler. Ülkeyi parçalama sonucunu doğurur. Açılımcılar, orayı geçtik diyorlarsa, onu da söylemelidirler. Yalnız, bilsinler ki milletin karakteri açıktır. Bursa Stadyumu’nda işaretleri görülen değişmeyecek şeyler var. Onları da unutmamak lazımdır.</p>
<p>Milletin devletin yanlış yaptığı algısına kapılması dehşettir. Devleti yönetenlerin rehin alındıkları algısı büsbütün dehşettir. <em>İş başa düştü</em> düşüncesine yol açar. Şimdi oraya epeyce yakın görünüyoruz. Benim korkum ve endişem budur.</p>
<p><strong>Süleyman Demirel</strong>’in “<em>Türkiye’nin iç bünyesiyle oynanırsa.. “</em> ifadesiyle başlayan bir <a href="https://www.youtube.com/watch?v=0QYWhctb0Tw">video kaydı</a> dolaşıyor. Süreçle ilgilenen herkesin seyretmesi ve düşünmesi lazım. Orada, “<em>Türkiye bomboş bir ülke değildir”</em> diyor. Türk Milliyetçiliği büyük bir güçtür; sabırla gözler, ülkeyi tehlikede gördüğü yerde harekete geçer diyor. Buna yol açılmamasını ihtar ediyor. Her cümlesi, tarih bilen bir devlet adamının süzülmüş sözleridir.</p>
<p><strong>Demirel</strong>’in dediklerini yaşadıklarımızdan da biliyoruz. 12 Eylül öncesinde bizim duygumuz tam da buydu. Büyük millete mensubiyet, tarihin heybetli gerçeğidir. Duygusu halkın bağrında saklıdır ve büyüklüğünü kritik dönemlerde şaşılacak fedakârlıklarla gösterir. Biz de hatırlatalım: İşi oraya vardırmamak aklını göstermemiz gerek.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/turkiyenin-ic-bunyesiyle-oynanirsa/"> “Türkiye’nin iç bünyesiyle oynanırsa…”</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/turkiyenin-ic-bunyesiyle-oynanirsa/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rejimler değişir, devlet ve millet ebedîdir</title>
		<link>https://millidusunce.com/rejimler-degisir-devlet-ve-millet-ebedidir/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/rejimler-degisir-devlet-ve-millet-ebedidir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Nov 2025 19:00:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Batı]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[İmparatorluk]]></category>
		<category><![CDATA[Krallık]]></category>
		<category><![CDATA[MDM]]></category>
		<category><![CDATA[Meşruti idare]]></category>
		<category><![CDATA[millet]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[rejim]]></category>
		<category><![CDATA[Saltanat]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Türkler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=51774</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cumhuriyet’le yeni dünya şartlarında yaptıklarımız, binlerce yıldır yaptığımız sayısız işler gibi elbette çok değerlidir. Bilecek ve gururla söyleyeceğiz. Varsa kötü yanlarımızı da konuşacağız. Bunları uzak yakın asırları düşman görerek, söver gibi konuşmak akıl kârı değildir. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/rejimler-degisir-devlet-ve-millet-ebedidir/">Rejimler değişir, devlet ve millet ebedîdir</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Frejimler-degisir-devlet-ve-millet-ebedidir%2F&amp;linkname=Rejimler%20de%C4%9Fi%C5%9Fir%2C%20devlet%20ve%20millet%20ebed%C3%AEdir" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Frejimler-degisir-devlet-ve-millet-ebedidir%2F&amp;linkname=Rejimler%20de%C4%9Fi%C5%9Fir%2C%20devlet%20ve%20millet%20ebed%C3%AEdir" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Frejimler-degisir-devlet-ve-millet-ebedidir%2F&amp;linkname=Rejimler%20de%C4%9Fi%C5%9Fir%2C%20devlet%20ve%20millet%20ebed%C3%AEdir" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Frejimler-degisir-devlet-ve-millet-ebedidir%2F&amp;linkname=Rejimler%20de%C4%9Fi%C5%9Fir%2C%20devlet%20ve%20millet%20ebed%C3%AEdir" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Frejimler-degisir-devlet-ve-millet-ebedidir%2F&#038;title=Rejimler%20de%C4%9Fi%C5%9Fir%2C%20devlet%20ve%20millet%20ebed%C3%AEdir" data-a2a-url="https://millidusunce.com/rejimler-degisir-devlet-ve-millet-ebedidir/" data-a2a-title="Rejimler değişir, devlet ve millet ebedîdir"></a></p><p>&nbsp;</p>
<p>Bizim <em>Atatürkçüler</em>, durumun farkındalar mı bilmiyorum, büyük kurtarıcıyı tanrılaştırarak bazı dinbazlarla aynı kafada buluştular. Derece derece diğer ideolojik anlayışlar da farklı değil. Her biri birkaç inanç sloganıyla idare ediyor ve başkalarını konuşturmuyorlar. Anlamaya çalışmak yok. Ötekini dinleme, anlama zaten yok. Eleştiri bakışı yok. Gelişme, dönüşme yok. Memleketin değişmeyen talihsizliği bu.</p>
<p>Cumhuriyet’i ve öncesini tartışalım da bilerek tartışalım. İlkokulda, orta dereceli okullarda yapamazsınız. Bayramda ve her yerde yapmak akılsızlıktır. Üniversite yapar.  İlim, önce iyi ve kötü demeden ortaya koyar. Her yönüyle sergilediği durumu anlamaya çalışır ve tartışır. Sonucunu meraklısı okur ve öğrenir. Aydınlar ayrıca yorumlar.  Doğrusunu, yanlışını değişik açılardan bakarak anlar ve hayatımıza katarız.</p>
<p>Yeni rejimler, yerine geldiği rejimi kötüler. Yoksa niye değiştirdin derler. Normaldir. Bir süre sonra rejim yerleşir, kıyaslama ve kötüleme propagandası biter. Bizde bitmedi. Rejim meselesi olmaktan çıktı ve öncesine düşmanlık ve inkâra dönüştü. Verdiğimiz istiklal mücadelesinin de önüne geçti.  Derin akılsızlık buradadır.</p>
<h2>REJİMLER, UYGULAYANA GÖREDİR</h2>
<p>İngilizlerde hâlâ saltanat var. Meşruti idareyi değiştirmediler. En iyi demokrasi onlarda. Kraliçeleri sadece İngiltere’nin(Birleşik Krallık’ın) değil, İngiliz Milletler Topluluğu’nun tepesinde bir isim. Şimdi prens <strong>Andrew</strong>’un hanedanı sarstığını konuşuyoruz ya, bunlar arada bir olur. Saltanata saygı ve hanedana yüksek itibar değişmez.</p>
<p>Düşünün, Avrupa’nın yarısı hâlâ krallık. Kimse o kralları bilmez. Hollanda’yı, Danimarka’yı, İsveç’i kralları değil başbakanları idare eder. En iyi demokrasi onlarda. Rejimleri Cumhuriyet değil diye kötü diyebilir miyiz? Oralarda, Cumhuriyet olanlar da eski rejimleri kötülemeye girişmiyorlar. Tarihlerinin bir devresi olarak bakıyorlar. Tarihin şu devresini bu devresiyle kavga ettirmiyorlar.</p>
<p>Kavga dedim, bir konuya da dokunayım: İngiltere’de, <em>hanedan</em> dediğimiz de İngiliz asıllı değildir. Kraliçe <strong>2. Elizabet</strong> yarı yarıya Almandır. Şimdi kral seçilen <strong>3. Charles</strong>’ın babası <strong>Philip</strong> de Alman bir ailenin çocuğudur. Geriye doğru birçok kral ve kraliçe de öyledir.</p>
<p>Bir de bize bakın! Bizimkiler, sanki çok Türkçülermiş gibi padişahlarımızın eşlerinin Türk olmadığı üzerinden akla hayale gelmez şeyler söylerken İngilizlerin başında bir Alman olduğunu bilmezler. Bu meselelere böyle bakılmayacağını bilmiyoruz.</p>
<h2>YA NASIL OLACAK?</h2>
<p>Fransa krallık zamanını, 1789 ihtilali şartlarında olanları, öncesini sonrasını nasıl anlıyorsa öyle anlayacağız. Nasıl konuşuyorsa öyle konuşacağız. Tarihe öyle bakılır. <strong>Sinan Meydan</strong>’ın, özellikle bizim rejimi kutsayanların, sol ve dinden geçinen taifenin tarihe bakışıyla tarih anlatılırsa oradan sadece ayrışma doğar.</p>
<p>On gündür bu kafaların Cumhuriyet kutlanırken bazı doğruları bütünden kopararak giriştikleri hezeyan derekesinde yorumlarını dinliyoruz. 10 Kasım geliyor, değişen bir şey olmayacak, yine bunları dinleyeceğiz.  Bu bakışlar içimizi kemiren ayrılıkçılığın, ortak bir yaşama düzeninde anlaşamayışımızın hem sebebi, hem sonucu.</p>
<p>Oysa mesele gayet basit. İyisiyle kötüsüyle o tarih bizimdir. “<em>Cumhuriyet’le kul olmaktan kurtulduk</em>” diyerek bir dizi “<em>nefret söylemi</em>”ne şehvetle sarılmanın manası da gerçekle alakası da yoktur. Bu tarihe ve cedlere düşmanlık tavrını biz düşünelim, psikoloji de incelesin.</p>
<h2>BU BÜYÜK İNSANLAR NEREDE YETİŞTİ?</h2>
<p>Cehalet diz boyu. Cumhuriyet’e nasıl gelindiğini bilmiyorlar. Cumhuriyet’i kuranların nasıl yetiştiğini bilmiyorlar. Bu büyükler büyüğü insanlar gökten inmedi. Bizim için başkaları da yetiştirmedi. <strong>Atatürk</strong>’ü yıkılmakta olan imparatorluğu insan yetiştirerek kurtarmaya çalışan bir devlet yönetiminin açtığı ortam yetiştirdi. Biz yetiştirdik.</p>
<p>Tabii <strong>Mustafa Kemal</strong>’in istisnai bir karakter oluşunun, dehasının sebeplerine ayrıca bakılır. Bu konuşanların, mekteplerde çocuklarımızı zehirleyenlerin durumu gerçekten iç acıtır. Bilmiyorlar ve bilmeye de açık değiller. İmparatorluğumuzun son döneminde sadece <strong>Atatürk</strong>’ü değil, ona yakın ayarda, dünyanın en iyileri dev kurmayları yetiştirdiğimizi de bilmiyorlar. Evet, <strong>İlber Ortaylı</strong> söylüyor, dünyanın en iyileri bizimkilerdir. <strong>Kâzım Karabekir</strong>, <strong>Fevzi Çakmak</strong> başta İstiklâl Harbi’ni verenlerden onlarca isim bu değerdedir, bilmiyorlar.</p>
<h2>KENDİMİZE GELECEĞİZ</h2>
<p>Cumhuriyet binlerce yıllık devletimizin devamıdır. Olan rejim değişikliğidir. Meşruti idareden Cumhuriyet’e geçtik. O kadardır. Cumhuriyet’le yeni dünya şartlarında yaptıklarımız, binlerce yıldır yaptığımız sayısız işler gibi elbette çok değerlidir. Bilecek ve gururla söyleyeceğiz. Varsa kötü yanlarımızı da konuşacağız. Bunları uzak yakın asırları düşman görerek, söver gibi konuşmak akıl kârı değildir.</p>
<p>Nesillerimizi olumluya, yaratıcılığa ve üreticiliğe yönlendireceğiz. Babalarına düşmanlıkla, enerjisini kendisiyle kavgaya ayıran nesiller yetiştirmeyeceğiz. Tekrar ediyorum, Batılılar tarihlerine nasıl bakıyorlarsa öyle bakacağız.</p>
<p>Bu kafada yürürsek olacaklar bellidir. Şimdiki kavgaların ve kaosun beslediği ‘<em>tek adam rejimi’</em>ne kadar gideriz, gidiyoruz. Çıkmaz yoldur. <strong>Fatih, </strong>İstanbul’a girerken meleklerin cinsiyetini tartışan Hristiyan papazlarının toplumundan zerrece farkımız kalmaz. Hem de bu devirde. Bizi kolayca güderler.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/rejimler-degisir-devlet-ve-millet-ebedidir/">Rejimler değişir, devlet ve millet ebedîdir</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/rejimler-degisir-devlet-ve-millet-ebedidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Buda Kalesi&#8217;nde</title>
		<link>https://millidusunce.com/buda-kalesinde/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/buda-kalesinde/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Göktürk Tunceroğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Oct 2025 17:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Abdurrahman Abdi Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Ayşe Göktürk Tunceoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Balıkçı Tabyası]]></category>
		<category><![CDATA[Bec Kapusu]]></category>
		<category><![CDATA[Buda Kalesi]]></category>
		<category><![CDATA[budapeste]]></category>
		<category><![CDATA[Evliya Çelebi]]></category>
		<category><![CDATA[Macaristan]]></category>
		<category><![CDATA[Matthias Kilisesi]]></category>
		<category><![CDATA[MDM]]></category>
		<category><![CDATA[Sandor Sarayı]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Tuna]]></category>
		<category><![CDATA[Zincir Köprü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=51515&#038;preview=true&#038;preview_id=51515</guid>

					<description><![CDATA[<p>Evliya Çelebi’nin o kadar tafsilatlı anlattığı, öve öve bitiremediği, kulelerindeki altın varaklı kubbelerden dolayı “Kızılelma Sarayı” dendiğini naklettiği Budin Kalesi artık yok! </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/buda-kalesinde/">Buda Kalesi&#8217;nde</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbuda-kalesinde%2F&amp;linkname=Buda%20Kalesi%E2%80%99nde" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbuda-kalesinde%2F&amp;linkname=Buda%20Kalesi%E2%80%99nde" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbuda-kalesinde%2F&amp;linkname=Buda%20Kalesi%E2%80%99nde" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbuda-kalesinde%2F&amp;linkname=Buda%20Kalesi%E2%80%99nde" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbuda-kalesinde%2F&#038;title=Buda%20Kalesi%E2%80%99nde" data-a2a-url="https://millidusunce.com/buda-kalesinde/" data-a2a-title="Buda Kalesi’nde"></a></p><p>&nbsp;</p>
<p>Budapeşte’yi gezmeye Buda yakasından başlayacaksınız. Şehrin en tarihî yeri Buda Kalesi burada. Bu bölgede araç trafiği çok kısıtlı. Tur otobüsleri ve özel araçlar belli park yerlerinde yolcularını indiriyor, bindiriyor. Bütün saha yayaların! Taş döşeli tertemiz yollarda hiç bir trafik karmaşası, gürültüsü olmadan, tarihî atmosferin içinde yürümek çok keyifli. Ayrıca ziyaretçileri tarihî bölgede gezdiren üstü tenteli, küçük elektrikli arabalar da var.</p>
<p><span style="white-space: normal;">Peşte yakasından bu tarafa en kolay ulaşım yolu 16 numaralı belediye otobüsü. On beş dakikada geliyor ve tam “Beç Kapusu”nun önünde duruyor.</span></p>
<p><span style="white-space: normal;">Becsi Kapu…Viyana Kapısı. “Kapu” kelimesi bu imlâsıyla Macarcada yaşamakta. Kapının adı otobüs durağına da yazılmış.</span></p>
<div id="attachment_51549" style="width: 1034px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-51549" class="wp-image-51549 size-large" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/IMG_3274-1024x768.jpg" alt="" width="1024" height="768" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/IMG_3274-1024x768.jpg 1024w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/IMG_3274-300x225.jpg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/IMG_3274-768x576.jpg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/IMG_3274-1536x1152.jpg 1536w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/IMG_3274-2048x1536.jpg 2048w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><p id="caption-attachment-51549" class="wp-caption-text">Bec Kapusu</p></div>
<p><span style="white-space: normal;">1686’da Budin elimizden çıkarken şehit düşen Abdurrahman Abdi Paşa’nın mezarını arıyoruz. Beç Kapısı civarında olduğunu biliyorum. Navigasyonlarda görünüyor, fakat herhangi bir ok işareti, tabela yok. Biraz gayretten sonra buluyoruz. İşte ilerde sarıklı bir mezar taşı!</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-51557 size-large" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-15-at-22.32.42-1024x768.jpeg" alt="" width="1024" height="768" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-15-at-22.32.42-1024x768.jpeg 1024w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-15-at-22.32.42-300x225.jpeg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-15-at-22.32.42-768x576.jpeg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-15-at-22.32.42-1536x1152.jpeg 1536w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-15-at-22.32.42.jpeg 2016w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<p><span style="white-space: normal;">Son Budin Valisi Abdurrahman Abdi Paşa. İki yanı ağaçlıklı çok güzel bir yolun kıyısında, ıhlamur ağaçlarının altında tek başına yatıyor. Mezar taşının bir yüzü Türkçe yazılmış: </span></p>
<p><span style="white-space: normal;">145 yıllık Türk egemenliğinin son Buda valisi Abdurrahman Abdi Arnavut Paşa bu yerin yakınında 1686 yılının 2. günü öğleden sonra yaşamının 70. yılında maktul düştü. Kahraman düşmandı, rahat uyusun!</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-51558 size-large" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-15-at-22.33.07-768x1024.jpeg" alt="" width="768" height="1024" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-15-at-22.33.07-768x1024.jpeg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-15-at-22.33.07-225x300.jpeg 225w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-15-at-22.33.07-1152x1536.jpeg 1152w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-15-at-22.33.07.jpeg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></p>
<p><span style="white-space: normal;">İki aylık bir muhasara olmuş o zaman. Kaynakların yazdığına göre hiç esir Türk askeri yok! Hepsi vuruşa vuruşa şehit düşüyor. Biri de Abdurrahman Abdi Paşa. Buda Kalesi’nde şimdi bizden kalan tek hatıra onun mezarı.</span></p>
<p><span style="white-space: normal;">Bir de “kapu” kelimesi var tabiî! Bakalım başka tanıdık kelimeler karşıma çıkacak mı?</span></p>
<p><span style="white-space: normal;">Bölgeye hâlâ Buda Kalesi diyorlar, ama kale vasfından ziyade, bir binalar külliyesi burası. Aslında Macaristan krallarının sarayı imiş. Buradaki ilk sarayın tarihi onüçüncü yüzyıla gidiyor. Şimdi o saray yok. Mevcut binalar en çok on sekizinci yüzyıldan kalma. Magyar Nemzeti Galleria kale külliyesinde en fazla yeri kaplayan heybetli bir bina. Macar Millî Galerisi. Galerinin içindeki eserler de muhteşem… Ayrıca Millî Kütüphane ve Tarih Müzesi de burada. Yalnız bu cesim binalar bölgesinde hummalı bir tadilat faaliyeti var. İskeleler kurulmuş, bazı yerler kapatılmış, dev boyutlu vinçler çalışıyor. Sanırım bu restorasyon birkaç yıl sürer.</span></p>
<p><span style="white-space: normal;">Cumhurbaşkanının ikâmetgâhı Sandor Sarayı da burada. Diğer binalara kıyasla oldukça mütevazi. Önünde askerî bir nöbet değişimi töreni seyrettik. Bilmem ki sayın başkan içerde miydi, o da bizi mi seyrediyordu? </span></p>
<div id="attachment_51553" style="width: 1034px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-51553" class="wp-image-51553 size-large" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/IMG_3700-1024x682.jpg" alt="" width="1024" height="682" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/IMG_3700-1024x682.jpg 1024w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/IMG_3700-300x200.jpg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/IMG_3700-768x512.jpg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/IMG_3700-1536x1024.jpg 1536w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/IMG_3700.jpg 2000w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><p id="caption-attachment-51553" class="wp-caption-text">Sandor Sarayı</p></div>
<p><span style="white-space: normal;">Aziz Matthias Kilisesi bölgenin en dikkate değer yapılarından. Kilisenin ilk binası gotik üslupta on üçüncü yüzyılda yapılmış, daha sonra en büyük Macar krallarından kabul edilen Matthias Corvinus’un adı verilmiş. Sonra Osmanlı döneminde camii, ardından tekrar kilise, derken şimdi yükselen bina aslına uygun üslupla on dokuzuncu yüzyılın eseri. </span></p>
<div id="attachment_51551" style="width: 693px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-51551" class="wp-image-51551 size-large" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/IMG_3703-1-683x1024.jpg" alt="" width="683" height="1024" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/IMG_3703-1-683x1024.jpg 683w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/IMG_3703-1-200x300.jpg 200w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/IMG_3703-1-768x1152.jpg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/IMG_3703-1.jpg 1000w" sizes="(max-width: 683px) 100vw, 683px" /><p id="caption-attachment-51551" class="wp-caption-text">Aziz Matthias Kilisesi</p></div>
<p><span style="white-space: normal;">Heykeller, heykelli havuzlar, havuzlu, heykelli bahçeler, çiçek tarhları, balkonlar, taraçalar, saltanatlı merdivenler, bitmek bilmeyen merdivenler, ağaçlar, ağaçlar… Bu tarihî atmosfer oteller, lokantalar, kahveler, hediyelik eşya dükkânları ile bugüne bağlanıyor… 1976’da komünist dönem devam ederken yapılmış Hilton, tarihî dokuya uymaya çalışmış görüntüsüne rağmen tenkitleri üzerine çekiyor. Küçük bir parkın gerisinde gözüme illüzisyonist Houdini’nin evi çarpıyor. Doğduğu ev.</span></p>
<p><span style="white-space: normal;">Balıkçı Tabyası bu yakanın vazgeçilmez ziyaret yerlerinden. On dokuzuncu yüzyılın sonlarıyla yirminci yüzyılın ilk yıllarında inşasına başlanmış ve bitirilmiş. Tarihî bir işi, görevi yok. Şehrin manzara terası. Fotoğraf-vidyo çekmek isteyenler en çok burada. Yapılma gayesi de bu! Ziyaretçilere “tarihî bir hava” yaşatmak. Bunu da çok iyi başarmışlar. Animasyon çocuk filmlerinde seyrettiğimiz masal şatoları gibi… Yedi kulesi var. Yedi rakamı önemli. Macar tarihinde Urallardan kopup gelen yedi kabileyi temsil ediyor. Karpatlar havzasına gelen yedi kabile. Balıkçı Tabyası denmesinin sebebine gelince; Ortaçağlarda surların dibinde, nehir kıyısında bir balıkçı köyü olduğu,  hatta köy halkının yüzyıllar boyu kalenin savunmasında çok yararlıklar gösterdiği, ismin burdan geldiği söyleniyor. </span></p>
<div id="attachment_51552" style="width: 778px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-51552" class="wp-image-51552 size-large" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/IMG_3145-768x1024.jpg" alt="Balıkçı Tabyası'ndan bir burç" width="768" height="1024" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/IMG_3145-768x1024.jpg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/IMG_3145-225x300.jpg 225w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/IMG_3145-1152x1536.jpg 1152w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/IMG_3145-1536x2048.jpg 1536w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/IMG_3145-scaled.jpg 1920w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /><p id="caption-attachment-51552" class="wp-caption-text">Balıkçı Tabyası&#8217;ndan bir burç</p></div>
<p><span style="white-space: normal;">Kısacası… Evliya Çelebi’nin o kadar tafsilatlı anlattığı, öve öve bitiremediği, kulelerindeki altın varaklı kubbelerden dolayı “Kızılelma Sarayı” dendiğini naklettiği Budin Kalesi artık yok! Fakat Evliyamız buraları, bu iğne oyası gibi taş işlemelerini, bu temizliği, bu yeşilliği şimdi görse yine mübalağa ile övmekten geri durmazdı. </span></p>
<p><span style="white-space: normal;">Bu arada, Evliya Çelebi’nin söz etmediği bir şey buldum! Turul Kuşu!</span></p>
<p><span style="white-space: normal;">Kalenin, meşhur Zincir Köprü’ye bakan burçlarından birinde Turul… Kanatlarını alabildiğine açmış, heybetli, biraz da korkunç, yırtıcı bir kuş. Türk ve Macar mitolojilerinin efsanevî kuşu. Koruyucu, kollayıcı, dirilişin müjdecisi… Macar halkının millî sembolü.  Hatta Macar destanları soylarının bu kuştan türediğini söyler. Attila’nın Avrupa Hun Devleti bayrağındaki kuş figürü de “Turul”dur.</span></p>
<p><span style="white-space: normal;">Kapu’ya ilave bir kelime daha bulduk mu? Turul, veya Toğril, veya Toğrul…</span></p>
<p><span style="white-space: normal;">Buda Kalesi ve Turul Kuşu Tuna’ya tepeden bakıyor. Tuna’ya, köprüye, köprülere ve karşı kıyılara, bütün şehre, bütün ovaya…</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-51562 size-large" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-15-at-22.35.32-1024x768.jpeg" alt="" width="1024" height="768" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-15-at-22.35.32-1024x768.jpeg 1024w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-15-at-22.35.32-300x225.jpeg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-15-at-22.35.32-768x576.jpeg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-15-at-22.35.32-1536x1152.jpeg 1536w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-15-at-22.35.32.jpeg 2016w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<p><span style="white-space: normal;">Kalenin ayağında küçük bir meydan ve iki arslan… İki arslan, Zincir Köprü’nün bekçisi. Zincir Köprü, Budapeşte’nin Tuna üzerindeki en eski köprüsü. Yani şehrin iki yakasını birbirine bağlayan ilk köprü. 1849 yılında açılmış. Ondan önce Buda ve Peşte arasındaki ulaşım pek de kolay değilmiş! Evliya Çelebi’nin bölgeye seyahati 1600’lü yılların ortalarındadır. Seyahatnâmesi’nde “garip ve acayip bir köprü”yü keyifle anlatır:</span></p>
<p><span style="white-space: normal;">“…. Budin Kalesi’nin Ali Paşa Tabyası önünde Tuna Nehri üzerinde tam 70 adet tombaz gemiler üzerinde uzun direkler ile yapılmış uzun bir köprüdür. Bütün tombaz gemileri birbirlerine kalın zincirler ile bağlı ve ortasında 4 adet gemi açılıp kapanır başka bir köprüdür ki gelip giden gemilere açıp gemiler geçtiğine yine kapanır…… Yaz ve kış bu köprü durup köprübaşında bâc alınır. Eğer kış çok şiddetli olup Tuna nehri donarsa köprüye ihtiyaç kalmayıp Tuna Nehri 10 karış 15 karış buz tutup Tuna Nehri üstü yol olup nice kere yüzbin araba ve kızaklar Tuna Nehri üzerinde gidip gelmededir. O zaman bâc ü pazardan bir şey alınmaz ve köprüye de asla ihtiyaç olmaz. Üç-dört ay Tuna Nehri buz olup durur. O zaman köprü gemilerini bir tarafa çekerler. İlkbaharda yine kurarlar……”</span></p>
<p><span style="white-space: normal;">Tuna buralarda 400-500 metre genişlikte imiş. Bütün yüzeyin buz tuttuğu vakitleri gözümde canlandırmaya çalışıyorum, bu sıcak günde.</span></p>
<p><span style="white-space: normal;">Sonra Zincir Köprü’ye yürüdük. İki tarafta iki arslan… Arkamıza, kanatları bir uçtan öteki uca 13 metre açılmış Turul kuşunu alarak arslanların arasından yavaş yavaş köprüye girdik. “Yürüyebilir miyim acaba, bacağımda rahatsızlık var, zaten yorulduk. Canım topu topu 400-500 metre imiş…” diye düşünüp dururken… Ak tolgalı beylerbeyi “İlerle!” diye haykırdı.</span></p>
<p><span style="white-space: normal;">Tuna’yı bir yakadan öbür yakaya yürüyerek geçtim!</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/buda-kalesinde/">Buda Kalesi&#8217;nde</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/buda-kalesinde/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TÜRK TARİH BİRLİĞİ-2</title>
		<link>https://millidusunce.com/turk-tarih-birligi-2/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/turk-tarih-birligi-2/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yaşar Yeniçerioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Sep 2025 17:00:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[DİN]]></category>
		<category><![CDATA[islamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[MDM]]></category>
		<category><![CDATA[millet]]></category>
		<category><![CDATA[Milli kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih şuuru]]></category>
		<category><![CDATA[Türk birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Milleti]]></category>
		<category><![CDATA[Türk-Kürt-Arap]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçülük]]></category>
		<category><![CDATA[yaşar yeniçerioğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=51205</guid>

					<description><![CDATA[<p>Maalesef kimliğimizle ilgili -bilerek çıkarılan- bir tartışma yaşanıyor. Bu duruma bir an önce son verilmelidir. Ülke içinde birliğimizi sağlamadan nasıl “Türk Birliği”ni sağlayacağız?</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/turk-tarih-birligi-2/">TÜRK TARİH BİRLİĞİ-2</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-tarih-birligi-2%2F&amp;linkname=T%C3%9CRK%20TAR%C4%B0H%20B%C4%B0RL%C4%B0%C4%9E%C4%B0-2" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-tarih-birligi-2%2F&amp;linkname=T%C3%9CRK%20TAR%C4%B0H%20B%C4%B0RL%C4%B0%C4%9E%C4%B0-2" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-tarih-birligi-2%2F&amp;linkname=T%C3%9CRK%20TAR%C4%B0H%20B%C4%B0RL%C4%B0%C4%9E%C4%B0-2" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-tarih-birligi-2%2F&amp;linkname=T%C3%9CRK%20TAR%C4%B0H%20B%C4%B0RL%C4%B0%C4%9E%C4%B0-2" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-tarih-birligi-2%2F&#038;title=T%C3%9CRK%20TAR%C4%B0H%20B%C4%B0RL%C4%B0%C4%9E%C4%B0-2" data-a2a-url="https://millidusunce.com/turk-tarih-birligi-2/" data-a2a-title="TÜRK TARİH BİRLİĞİ-2"></a></p><p>&nbsp;</p>
<p>Maalesef kimliğimizle ilgili -bilerek çıkarılan- bir tartışma yaşanıyor. Bu duruma bir an önce son verilmelidir. Ülke içinde birliğimizi sağlamadan nasıl <strong><em>“Türk Birliği”</em></strong>ni sağlayacağız?</p>
<p>Konuşmalarda, hutbelerde <strong><em>“milletimiz, aziz milletimiz”</em></strong> diye bir laftır gidiyor. Hepinizin bildiği bu çevreler -mecbur kalmadıkça veya çıkarları gerekmedikçe- <strong><em>“Türk”</em></strong> adını kullanmıyorlar. <strong>Bu milletin adı, sanı yok mudur?&#8230;</strong></p>
<p><strong><em>“Milletimiz”</em></strong> sözcüğünden biz <strong><em>“Türk milleti”</em></strong>ni anlıyor isek de gönül ister ki bu çevreler de milletimiz sözünün önüne <strong><em>“Türk”</em></strong> ifadesini koysunlar, daha da güzeli Atatürk gibi <strong><em>“Büyük Türk milleti”</em></strong> diye söze başlasınlar.</p>
<p>Arapça olan millet sözcüğü artık Türkçeleşmiştir. Büyük oranda <strong><em>“Türkçe”</em></strong> konuşulan ve adı <strong><em>“Türkiye”</em></strong> olan bu ülkede -farklı bazı etnik gruplar olsa bile- çoğunluğa dayanarak <strong><em>“Türk milleti”</em></strong> tabirini kullanmak hakkımızdır, kabul etmeyenlerin de zorunluluğudur.</p>
<p><strong><em>“Türk”</em></strong> sözünü ağzına alamayanların bazıları da millet sözünü <strong><em>“ümmet”</em></strong> anlıyor veya bu sözcüğü kullanıyor. Ümmet kelimesini Müslümanlar açısından değerlendirirsek <strong><em>“Kur’an-ı Kerim’e ve Hz. Muhammed’in öğretilerine inananlardır.”</em></strong> diye tarif edebiliriz. Ancak Kur’an’da bahsedilen <strong><em>diğer peygamberlerin ümmetleri</em></strong>ni ne yapacağız? Demek ki ırk/soy başka bir şey, farklı peygamberlere inanıp mensubiyet duymak ve o peygamberin ümmeti olmak başka bir şey… Bağnaz, fanatik, radikal, maksatlı veya cahil değilsek soy aidiyeti ile din aidiyetini birbirinin aynısı veya karşıtı olarak görmememiz gerekir.</p>
<p>Bugünlerde çokça kullanılan <strong><em>“Türk, Kürt, Arap hep biriz.”</em></strong> lafının da hiçbir anlamı yoktur. Millî kültür açısından Türk’le Kürt’ü ayırmak zordur ama Türklerle Araplar çok farklılardır. Müslüman Türk’le Arap’ın -kültürlerini ve din anlayışlarını dikkate almazsak- <strong><em>“inanç birlikleri var.”</em></strong> diyebiliriz. Ancak Kur’an’a ve Peygamberin öğretilerine ne derece inanıyorlar ve/veya ne derece samimiler tartışılır!.. Yani iki soyun din birliği dışında kültürel anlamda hiçbir benzerlikleri yoktur. İslâm Birliği veya Arap Birliği teşkilatlarında birliktelik veya ortak hareket görebiliyor musunuz?..</p>
<p>Bazı akademisyenlerin, Türklüğü dinî terimlerle ifade etmeye çalışmalarına bakmayınız. Bunların dîne, İslâmiyet’e veya Müslümanlığa vurgu yapmaları hep iktidara göz kırpmak içindir. Biliyorsunuz yükselmek için dalkavukluk ve yalakalık moda oldu!&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<h2><strong>Tarihimize Bakış</strong></h2>
<p>Evimde Diyanet Takvimi mutlaka olur. Sayfalarını her gün okurum. 15/01/2025 tarihli takvim yaprağının arka sayfasında şunlar yazılıydı: <em>“Bir milleti millet yapan değerlerin başında ortak dil, din, kültür, tarih ve vatan gibi kavramlar gelir. Bu değerlerden herhangi birinin eksikliği, milletin ve kurulan devletin erozyona uğramasına neden olur. Bu değerlerden biri de tarih ve tarih şuurudur. Tarih, milli birlik ve dayanışmayı geliştirecek, milli bir toplumsal kimliğin oluşmasını sağlayacak en önemli enstrümanlardan biridir. Modern dünyada, değişen tüm şartlara, olgulara rağmen tarih şuuru, millet bilinci ve toplumsal kimlik önemini ve dahası birlikteliğini korumaktadır. Tarih şuuru, kişiye olayları daha geniş bir perspektiften görüp değerlendirme becerisi kazandırır. Mazisindeki güç, birikim ve deneyimleri hakkında bilgi sahibi olan toplumlar, daha öz güvenli ve sağduyulu olarak stratejilerini belirlerler. Bu nedenlerle tarih öğrenimi, genç nesillere milli ruh aşılamakta, onların sosyal ve kültürel değerlerini güçlendirerek milli kültürü inşa etmekte ve onları aidiyet hissi ile mensubu oldukları topluma bağlamaktadır.”</em> sözlerini genel anlamda kabul ediyorum. Ancak <strong><em>“Türk milleti”</em></strong> adını kullanmamakta ısrarlı oldukları açık!&#8230;</p>
<p>Bu çevrelerin takıntı yaptıkları bir nokta da Müslüman olmayan ama <strong><em>“Türkçülük”</em></strong> yapan bazı aydınlar… İşte biz de bunu anlatmaya çalışıyoruz. Eğer amacımız <strong><em>“Türk Birliği”</em></strong> ise bu birlikteliğe dinî açıdan bakamayız. O zaman birliktelik güdük kalır.</p>
<p>Yukarıda bahsettiğim konular medyada da çok tartışılıyor Mesela İkbal VURUCU’nun 15/07/2025 tarihli <a href="https://millidusunce.com/misak/mehmet-maksudogluna-bir-cevap-turkculuk-yahudiler-kimlik-ve-tarihi-yanilgilar-uzerine/">yazısı</a> buna güzel bir örnek. Aynı şekilde Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü de 18/07/2025 tarihinde bir <a href="https://millidusunce.com/turk-kulturunu-arastirma-enstitusunden-zorunlu-bir-aciklama/">bildiri </a>yayınladı. Her ikisi de Millî Düşünce Merkezi sitesinde var. Vakit ayırıp okumanızı tavsiye ederim.</p>
<p>Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için bu yazılardan bazı paylaşımlar yapacağım: <em>“İslâm’ın Türk kimliğinin temel mayası olduğu yönündeki iddia, uzun süredir Türk düşünce tarihinde farklı çevrelerce dile getirilen ve tartışmalı nitelik taşıyan bir görüştür. Bu iddianın ardında yatan temel kabul, Türk milletinin tarih sahnesine ancak İslâm’ı benimsedikten sonra çıktığı, dolayısıyla kimliğinin esasen İslâm’la biçimlendiği varsayımıdır. Ancak bu yaklaşım hem tarihî verilerle hem de sosyolojik perspektiflerle çelişmektedir. Dahası, böylesi bir yaklaşımın Türklerin İslâm öncesi tarihini adeta görmezden gelmesi, tarihî sürekliliğe zarar veren indirgemeci bir bakış açısını da beraberinde getirmektedir.</em></p>
<p><em>…Türk kimliğinin esasen İslâm’la kurulduğu yönündeki kabulü, oldukça tartışmalı bir tezdir. Zira bu iddia, Türklerin İslâm öncesi dönemde siyasî, kültürel ve toplumsal açıdan gelişkin bir yapıya sahip olduğu gerçeğini göz ardı etmektedir. Göktürkler, Uygurlar ve diğer Orta Asya kökenli Türk devletleri yalnızca siyasî varlıklar değil, aynı zamanda yazılı dili, sanatı, hukuku ve inanç sistemi olan medeniyetlerdi. Eğer milletler yalnızca bir dine mensup oldukları andan itibaren ‘millet’ sayılacaksa, o hâlde İslâm öncesi Türk topluluklarını nasıl adlandırmak gerekir? Onlar bir toplumsal birlik, bir kültürel kimlik değil miydi?</em></p>
<p><em>Bu noktada hatırlanmalıdır ki, modern anlamda millet kavramı, yalnızca bir dinî birlikteliğe değil; ortak dil, tarih, kültür ve toplumsal belleğe dayalı olarak şekillenen çok katmanlı bir kimlik inşasını ifade eder…</em></p>
<p><em>…‘İslâm’ın kendi kültürü olarak görülmesi ve bin yıldır teşekkül eden kimliğimizin mayasında İslâm’ın bulunduğu’ vurgusu… yalnızca popüler tartışmaların değil, aynı zamanda ilahiyat, antropoloji ve tarih disiplinlerinin de uzun süredir ele aldığı bilimsel bir meseledir. İslâm’ın ve şeriatın bazı uygulamalarının Arap örf ve gelenekleriyle iç içe geçmiş olması, bilim dünyasında tartışmaya açık bir gerçekliktir. Bunun tartışılması asla ve kata İslâm düşmanlığı değildir; aksine, dini doğru anlamak ve hurafelerden arındırmak için elzemdir! Şu bir gerçek ki, Kur’an vahyi, 7.yüzyıl Arap Yarımadası’nın kültürel, toplumsal ve siyasî bağlamı içinde ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla İslâm’ın tarihî olarak şekillenişinde, Arap kültürünün belirleyici etkiler taşıdığı yönünde birçok akademik çalışma bulunmaktadır…</em></p>
<p><em>…Cumhuriyetle birlikte Türk kimliğinin başladığını iddia edenlerle, Türklerin ancak İslâm’la millet olduğunu savunanlar arasında tarihî süreklilik konusunda benzer sorunlar vardır. Her ikisi de bütünsel tarih anlayışından uzak, seçici bir bakış açısı sunar.</em></p>
<p><strong><em>…Geçmişe hangi gözle bakıyoruz.</em></strong><em> Gerçekleri anlamaya mı çalışıyoruz, yoksa onları inançlarımıza uydurmaya mı?</em></p>
<p><em>…Tarih, sadece geçmişin doğrulanması değil; aynı zamanda bugünü anlamlandırma aracıdır. Bu nedenle onu, ideolojik körlüklerden arınmış bir dikkatle, eleştirel bir süzgeçten geçirerek okumak gereklidir. Ancak bu sayede gerçek anlamda bir ‘fikrî muhasebe’ yapılabilir.”</em></p>
<p>Kısacası, tarihimizi çarpıtmak isteyenlere engel olurken <strong><em>“Türk”</em></strong> kimliğimize de sahip çıkalım.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/turk-tarih-birligi-2/">TÜRK TARİH BİRLİĞİ-2</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/turk-tarih-birligi-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kendini bilmemek bugünkü düşkünlüğü getirdi</title>
		<link>https://millidusunce.com/kendini-bilmemek-bugunku-duskunlugu-getirdi/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/kendini-bilmemek-bugunku-duskunlugu-getirdi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Aug 2025 19:00:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[1915 Tehciri]]></category>
		<category><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></category>
		<category><![CDATA[Balkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Batı tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Ermeni isyanları]]></category>
		<category><![CDATA[Gayrimüslimler]]></category>
		<category><![CDATA[Islahat]]></category>
		<category><![CDATA[İstiklal Harbi]]></category>
		<category><![CDATA[Kendini bilmemek]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[Kimlik bunalımı]]></category>
		<category><![CDATA[MDM]]></category>
		<category><![CDATA[meşrutiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[pkk]]></category>
		<category><![CDATA[Tanzimat]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih tahrifi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yunan isyanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=51068</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gözümüzün önünde bir tarih yağmalanıyor.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kendini-bilmemek-bugunku-duskunlugu-getirdi/">Kendini bilmemek bugünkü düşkünlüğü getirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkendini-bilmemek-bugunku-duskunlugu-getirdi%2F&amp;linkname=Kendini%20bilmemek%20bug%C3%BCnk%C3%BC%20d%C3%BC%C5%9Fk%C3%BCnl%C3%BC%C4%9F%C3%BC%20getirdi" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkendini-bilmemek-bugunku-duskunlugu-getirdi%2F&amp;linkname=Kendini%20bilmemek%20bug%C3%BCnk%C3%BC%20d%C3%BC%C5%9Fk%C3%BCnl%C3%BC%C4%9F%C3%BC%20getirdi" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkendini-bilmemek-bugunku-duskunlugu-getirdi%2F&amp;linkname=Kendini%20bilmemek%20bug%C3%BCnk%C3%BC%20d%C3%BC%C5%9Fk%C3%BCnl%C3%BC%C4%9F%C3%BC%20getirdi" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkendini-bilmemek-bugunku-duskunlugu-getirdi%2F&amp;linkname=Kendini%20bilmemek%20bug%C3%BCnk%C3%BC%20d%C3%BC%C5%9Fk%C3%BCnl%C3%BC%C4%9F%C3%BC%20getirdi" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkendini-bilmemek-bugunku-duskunlugu-getirdi%2F&#038;title=Kendini%20bilmemek%20bug%C3%BCnk%C3%BC%20d%C3%BC%C5%9Fk%C3%BCnl%C3%BC%C4%9F%C3%BC%20getirdi" data-a2a-url="https://millidusunce.com/kendini-bilmemek-bugunku-duskunlugu-getirdi/" data-a2a-title="Kendini bilmemek bugünkü düşkünlüğü getirdi"></a></p><p>&nbsp;</p>
<p>Tarih bilmeyenler ileriyi göremezler. Meclis’te topladığımız komisyona, parti değiştirmelere, transferlere, topyekûn hukuksuzluk baskısına maruz kalışımıza buradan da bakılabilir. Topuklu Efe dediğimiz kadının topuksuzluğunu gösteren ne ise oraya bakacağız ama tarih perspektifinden de bakacağız. Onu mahkûm edemeyen halkın vicdanı kararır ve her tür felakete açık hale gelinir. Türkiye bu savunmasızlığa düşüyorsa tarihle barışık olmayışla doğrudan ilgilidir. Bunlar açılacak meselelerdir.</p>
<p>Tarih bilmeyenler, tarihi tahrif edenlerin kendisine saldırdığını anlayamaz. Hatta yardım eder. Şimdiki iktidarımız ve muhalefetimizin anası tam bu roldedir. Türkiye’nin sağı solu babasını inkâr peşindedir. Bu durumda kimlik bunalımlarına düşmek kaçınılmazdır. Babasını bilmeyenin kim idiğini bilmesi mümkün değildir. Türkiye’nin düşürülmeye çalışıldığı durum budur ve ahlâkı yoktur. Dinden imandan bahsedenlerin dinle imanla alakaları da buradan anlaşılabilir.</p>
<p>Gözümüzün önünde bir tarih yağmalanıyor.</p>
<h2>TARİHİ KÖTÜLEMEYLE YAPILAN TEMİZLİK</h2>
<p>Türk egemenliğine karşı güçlü propaganda ağı yeni değildir ve bir ölçüde başarılıdır. Bugünkü hayatımızın, yaşadıklarımızın bile tersine inandırılan kitleler oluştu. 1915 tehcirine soykırım diyenler buna örnektir. Şimdi de PKK terörünü özgürlük arayışı gibi gösterme devrededir. Bir bir ele alsanız, söylenenlerin doğru tarafını bulmakta zorlanacağınız yalanlar ve yanlışlarla kuşatılmış durumdayız.</p>
<p>Türkiye’nin son yüzyılı içinde tarihe şaşı bakmakla bu gaflete düştük. Son 20 yılımız bu bakımdan sonuçtur ve feci bir dönemdir. Bu dönemin,  bozucu, ayrıştırıcı projelerin hız kazanmasıyla anılacağı şimdiden söylenebilir. Tarihlerin, bu dönemi nasıl yazacaklarını düşünmek lazımdır. Galiba iflâsımızı ilan ettiğimiz Düyûn-u Umûmiye yılları ve devamında yaşananlar ayrı tutulursa yakın tarihimizde kolay kolay örneği bulunmaz.</p>
<p>Yıllardır ekranlarda açılımlar konuşuluyor. PKK ağzıyla Kürtlerin ezildiği söyleniyor. Ezilen hepimiziz. Kimse dönüp de “<em>Bu memlekette kimse şu veya bu etnisiteden geldiği için horlanmadı</em>” demedi. Diyeni de bir daha çağırmadılar. Geldiğimiz yere bakar mısınız?</p>
<h2>BATININ TARİHİ AYIPLIDIR</h2>
<p>Bakışımızı genişletelim: Bütün dünyada Yahudiler ve Çingene tabir edilen gruplara hoş bakılmazdı. Bu sadece halkın görüşü değildi. Kanunlar önünde de eşit değillerdi. Çok beğendiğimiz ve örnek aldığımız Fransa’da Yahudiler 1789’dan sonra vatandaş yapıldılar. Bu da eşit vatandaşlığı getirmedi. Çingenelerin durumu daha fecidir. Horlandılar ve devlet kapılarına sokulmadılar. Daha düne kadar bu açık horlama devam ediyordu. 1939-45 arasında Fransız çingeneleri de soykırıma uğradı.</p>
<p>Uzak yakın tarihe bakın, bizde böyle bir ayıplı durum göremezsiniz. Osmanlı Türkiyesi’nde uygulanan millet sisteminde de gayrimüslimler üzerinde baskı ve açıktan horlama söz konusu değildi. Rahat yaşadılar. Sosyal statüler değişik olmakla beraber, Avrupa’daki gibi ırkçı bakışlar yoktu. 1839 Tanzimat’ı, 1856 Islahat’ı ve 1876 Meşrutiyet’inden sonra gelen yeni vatandaşlık rejiminde dîne bakılmaksızın her vatandaş eşit haklara sahip oldu.</p>
<h2>YALANLARIYLA KIŞKIRTMANIN TARİHİ</h2>
<p>1828’de Yunanistan bağımsızlık elde edince diğer Türk olmayan unsurlar kolayca kışkırtıldılar. Balkanlarda Bulgarlar, Sırplar, sonra bizim Arnavutlar, Araplar… Zayıflarsanız bunlar olur.  En iyi şartlarda yaşayanlar gayrimüslimlerdi. Askere gitmiyorlardı. Ticaret ellerindeydi. Batılı şirketlerle kurdukları ortaklıklarla kapitülasyonlardan da faydalanıyorlardı. Ülkeyi sömürüyorlardı. Memleket fakirleşirken onlar zenginleşiyordu. Buna rağmen ayaklandırıldılar.</p>
<p>Türkler şaşırdılar. Devletlerine edilen iftiralar karşısında ne diyeceklerini bilemez haldeyken peş peşe isyanlar geldi. Rumlardan 70 yıl sonra Ermeni patırtıları başladı. Müslüman halk, dost ve kardeş bildiği kapı komşusu <strong>Aleg </strong>ve<strong> Onnik</strong>’in evlerini bastığını ve katliamlara giriştiğini gördü. En çok da Kürt dediğimiz, bugünkü gibi şehirlerde yaşamayan, çoğu dağlık yerlerde yerleşen Kırmanç vatandaşlarımız öldürüldü. 1915 tehcirinde konvoyları basarak Ermeni öldürenler de bu intikam peşindeki aşiretlerimizin mensuplarıydı.</p>
<h2>“YUNAN” VE “ERMENİ” KÖTÜLÜĞÜN SIFATI OLDU</h2>
<p>Türkçede bazı etnik isimlendirmelerin küfür gibi anılması bu ayaklanmalarda, savaşlarda yaşanan kitle halinde Müslüman ölümlerinden sonradır. Halkımızın, kabul edilemez bir hareketi görülene yakıştıracağı sıfat <em>Yunan</em> veya <em>Ermeni</em>’dir. Gadre uğradığını düşünen “<em>Seni Yunan!”</em> diyerek saldırır. <em>“O Ermeni</em>” diyerek bahsettiği kişi insanlığa sığmaz bir iş etmiştir. Bunları bilmek lazımdır.</p>
<p>Bu tür aşağılayıcı sözleri dilimizden kaldıralım diyenlere katılalım da bunları da bilelim. Kaybettiğimiz toprakları,  İstiklâl Harbi’ni, daha dün Kıbrıs’ta yaşadıklarımızı hatırdan çıkarmak olmaz. Sadece 1821’de Mora’da 40.000 Türk’ün bir anda feci işkencelerle katledilişini bilirseniz, halkın <em>Yunan</em>’a verdiği bu anlamın en masum tepki olduğunu anlarsınız<em>. Ermeni</em> zaten malumdur. Dahasını demeyeyim.</p>
<p>Bunlar bizim yaşadıklarımızdır. Türk çocuğu tarihini, özellikle yakın tarihi iyi bilmelidir ki bugün olanları anlayabilsin. Unutursak başımıza şimdi olanlar gelir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kendini-bilmemek-bugunku-duskunlugu-getirdi/">Kendini bilmemek bugünkü düşkünlüğü getirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/kendini-bilmemek-bugunku-duskunlugu-getirdi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
