<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>tartışma arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/tartisma/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/tartisma/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Fri, 10 Mar 2023 11:06:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Demokrasilerde tartışma kültürü</title>
		<link>https://millidusunce.com/demokrasilerde-tartisma-kulturu/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/demokrasilerde-tartisma-kulturu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Göktürk Tunceroğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Mar 2023 15:30:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[Kuzey Kore]]></category>
		<category><![CDATA[Meclis]]></category>
		<category><![CDATA[Özgürlük]]></category>
		<category><![CDATA[Rusya]]></category>
		<category><![CDATA[tartışma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=42944</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hasıl-ı kelâm bir “tartışma” yaşanmıştır. Yeni tartışmalar da yaşanacaktır. Tartışamayıp susmaktan, susmak zorunda kalmaktan korkalım!</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/demokrasilerde-tartisma-kulturu/">Demokrasilerde tartışma kültürü</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdemokrasilerde-tartisma-kulturu%2F&amp;linkname=Demokrasilerde%20tart%C4%B1%C5%9Fma%20k%C3%BClt%C3%BCr%C3%BC" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdemokrasilerde-tartisma-kulturu%2F&amp;linkname=Demokrasilerde%20tart%C4%B1%C5%9Fma%20k%C3%BClt%C3%BCr%C3%BC" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdemokrasilerde-tartisma-kulturu%2F&amp;linkname=Demokrasilerde%20tart%C4%B1%C5%9Fma%20k%C3%BClt%C3%BCr%C3%BC" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdemokrasilerde-tartisma-kulturu%2F&amp;linkname=Demokrasilerde%20tart%C4%B1%C5%9Fma%20k%C3%BClt%C3%BCr%C3%BC" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdemokrasilerde-tartisma-kulturu%2F&#038;title=Demokrasilerde%20tart%C4%B1%C5%9Fma%20k%C3%BClt%C3%BCr%C3%BC" data-a2a-url="https://millidusunce.com/demokrasilerde-tartisma-kulturu/" data-a2a-title="Demokrasilerde tartışma kültürü"></a></p><p>Tartışma kelimesinin Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre üç karşılığı var:<br />
1-Birbirine karşıt düşünceleri karşılıklı savunma.<br />
2-Karşılıklı ağır sözler söyleyerek yapılan çekişme, atışma, ağız dalaşı, dil dalaşı, dil kavgası, ağız kavgası, münakaşa.<br />
3-Bir sorun üzerine sözle veya yazılı olarak karşılıklı, bazen de sertçe savunma.</p>
<p>Kelimenin Eski Türkçe “tartmak” fiilinen türetildiği düşünülür. Tartmak, yani germek, çekmek, terazilemek. <em>“Kaç kilo çekti?”</em> diye sorarken terazide tartmak anlamını kastederiz. Hatta kelimenin “yayın ipini gerip çekerek boy ölçüşmek” anlamına dair örnekler vardır. Divân-ı Lugat’it Türk’ten bir cümle: <em>“Ol menin birle ya tartışdı.”</em> O benimle yay germede yarıştı.</p>
<p>Ondördüncü yüzyılda Kul Mesud Kelile Ve Dimne’yi Farsça’dan Türkçe’ye ilk çevirendir, eserde şöyle bir cümle geçer:</p>
<p><em>“Bu dardışık bunlar arasında ulaldı, savaşa başladılar.”</em> Dardışık, yani tartışma, çekişme. Anlaşıldığına göre, tartışma ilerleyip sonu savaşa varmış.</p>
<p>Ondokuzuncu yüzyıla geldiğimizde Ahmed Vefik Paşa’nın Lehçe-i Osmanî’sinde “tartışmak” kelimesi şöyle açıklanır: <em>“Bahs ve iddia üzerine bir şeyi tarttırıp zabt etmek, muânede, keşâkeş.”</em><br />
Hadi bakalım iki “garip” kelime daha:</p>
<p>Muânede: Karşılıklı ayak direme, inatlaşmak.</p>
<p>Keşâkeş: Çekişme, keşmekeş.</p>
<p>Şimdi bu kadar lâfı niye ettim? Siyaset arenamızda bir tartışma yaşandı. Tartışma kelimesinin yukarıda karşımıza çıkan bütün anlamları devreye girdi! Üzüldük. Bazıları ağır sözlerle hücum etti, daha da edecektir. Daha neler neler duyacağız?! O da onların hakkı! Hücum edenleri bir yana koyup neden üzüldüğümüzü düşündüm. Tartışma denen şey demokrasilerin vazgeçilmez, vazgeçilmemesi gereken bir şartı değil midir? Korkulması gereken tartışmamak, tartışamamak değil midir? Meselâ, Kuzey Kore ile ilgili herhangi bir siyasî tartışma haberi duyuyor muyuz? Bir muhalif ses? Bir itiraz? Ara sıra Kim Jong-un’un iri ve yağlı gövdesini görüyoruz fotoğraflarda, o kadar. Parlamentosunda neler olup bitiyor, haberimiz yok! Eğer parlamentosu varsa!<br />
Parlamentolarında, kabinelerinde, meclis odalarında ciddî tartışmalar, ileri boyutlara varan kavgalar yaşanan (gelişmiş, az gelişmiş) ülkelerin alfabetik olarak sıralandığı ve olayların anlatıldığı bir liste var. Liste de Türkiye de yer alıyor elbette. Fakat bu listede yer almayan iki ülke var: Rusya ve Kuzey Kore.</p>
<p>Demokrasinin beşiği kabul edilen İngiltere’de parlamentonun tartışmaları meşhurdur. Edilen sözler bazen bize yenilir yutulur lâflar gibi görünmez. Meselâ… İşçi Partisi milletvekillerinden Bessie Braddock güçlü kuvvetli, iri yarı, hayli kızgın bir kadındı. Bir gün Muhafazakâr Parti’den bir vekile şöyle dedi: <em>“Burada dokunulmazlığına güveniyorsun. Dışarı çık da, bak nasıl kafanı patlatırım gör!”</em> Aynı akşam oturum sona erdikten sonra milletvekillerinin toplandığı bir odada Churchill’e de lâf attı: <em>“Winston, sen bir sarhoşsun!”</em> Churchill hemen cevabı yapıştırdı: <em>“Bessie, sen de çirkinsin! Ben yarın sabah ayılacağım, fakat sen yine çirkin kalacaksın!”</em> (Politikada Nükte, Nejat Muallimoğlu)<br />
Buna rağmen… İngiliz Parlamentosunda ağır, sert, iğneli sözler kullanılıyor olmasına rağmen, tabu sayılan pek çok kelimenin de bulunduğunu biliyoruz: Namussuz, edepsiz, rezil, âdi, bayağı, ahlâksız, ahmak, hain, muhbir, riyakâr, habis, şeytan… Sadece İngiltere’de değil, diğer bir çok ülkenin parlamentolarında da bunlar ve benzer kelimelerin kullanılması hoş karşılanmaz, hatta bazen disiplin cezasını gerektirir. Ama “usulünce” tartışma hepsinde vardır.</p>
<p>Zaman zaman “usulün” dışına çıkılıp yumruklaşmalar, silah çekmeler de görülmüştür. O yıllarda, (yüzyıllarda) çizilmiş karikatürlere bakarken şaşar kalırız. Meselâ, ABD’nde Temsilciler Meclisi’nde iki muhalif partiden iki üye, Matthew Lyon ve Roger Griswold’un yaptıkları. Önce biri ötekine sözlü hakaret etti, öteki cevaben yüzüne tükürdü; tüküren ceza almayınca, tükürülen durumu hazmedemedi. Aradan günler geçtikten sonra iki adam, bu defa birinin elinde baston, ötekinde demirden, upuzun bir şömine maşası, yine birbirlerine girdiler. Baston ve maşa kimin neresine denk gelirse… Arkadaşları zor ayırdı. Bu kadar olaydan sonra iki adamı üyelikten çıkarmak için oylama yapıldı, fakat onları Temsilciler Meclisi’nden atmak için yeterli oy sağlanamadı, ikisi de yerlerinde kaldı. Bu onsekizinci yüzyılın sonunda olmuş bir olay. Yirmibirinci yüzyılda artık biraz daha medenî olduğumuzu varsayıyoruz.</p>
<p>Hasıl-ı kelâm bir “tartışma” yaşanmıştır. Yeni tartışmalar da yaşanacaktır. Tartışamayıp susmaktan, susmak zorunda kalmaktan korkalım!<br />
Hakaretten, tehditten uzak olsun ve kimse eline baston, maşa filan almasın, yeter!</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/demokrasilerde-tartisma-kulturu/">Demokrasilerde tartışma kültürü</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/demokrasilerde-tartisma-kulturu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ülkeler iki cinstir</title>
		<link>https://millidusunce.com/ulkeler-iki-cinstir/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/ulkeler-iki-cinstir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 May 2022 19:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[hesap verme]]></category>
		<category><![CDATA[sorgulama]]></category>
		<category><![CDATA[tartışma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=39106&#038;preview=true&#038;preview_id=39106</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hesap verilebilirlik. Bu kavram, bu imkân, demokrasinin olmazsa olmazı sayılıyor. Bir tarafta bu anlayış, diğer tarafta, geçen gün Sayın Adalet Bakanımızın sözü: “Herkes kendi işine baksın.” Öyle ya, bizim nasıl yönetildiğimiz, ülkenin kurumlarının nasıl çalıştığı, çalışıp çalışmadığı bizi ilgilendirmez. O sadece yüce yöneticilerimizin işidir, bizim işimiz değil. Hesap verilebilirlik için hesap verme kanalları gerekir. Güvenoyu, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ulkeler-iki-cinstir/">Ülkeler iki cinstir</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fulkeler-iki-cinstir%2F&amp;linkname=%C3%9Clkeler%20iki%20cinstir" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fulkeler-iki-cinstir%2F&amp;linkname=%C3%9Clkeler%20iki%20cinstir" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fulkeler-iki-cinstir%2F&amp;linkname=%C3%9Clkeler%20iki%20cinstir" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fulkeler-iki-cinstir%2F&amp;linkname=%C3%9Clkeler%20iki%20cinstir" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fulkeler-iki-cinstir%2F&#038;title=%C3%9Clkeler%20iki%20cinstir" data-a2a-url="https://millidusunce.com/ulkeler-iki-cinstir/" data-a2a-title="Ülkeler iki cinstir"></a></p><p>Hesap verilebilirlik. Bu kavram, bu imkân, demokrasinin olmazsa olmazı sayılıyor. Bir tarafta bu anlayış, diğer tarafta, geçen gün Sayın Adalet Bakanımızın sözü: “<em>Herkes kendi işine baksın</em>.” Öyle ya, bizim nasıl yönetildiğimiz, ülkenin kurumlarının nasıl çalıştığı, çalışıp çalışmadığı bizi ilgilendirmez. O sadece yüce yöneticilerimizin işidir, bizim işimiz değil.</p>
<p>Hesap verilebilirlik için hesap verme kanalları gerekir. Güvenoyu, soru önergesi, gensoru, meclis soruşturması velhasıl her türüyle meclis denetimi. Hamdolsun bunlardan büyük çapta kurtulduk.</p>
<p>Basın; yazılısıyla, sözlüsüyle, görüntülüsüyle bir başka hesap verme ortamıdır. Bunu da baskılayabilirsiniz. Basın kuruluşlarını satın alırsınız. Olmadı, muhalifler çıktı… O zaman da icraatın eleştirilmesini cumhurbaşkanına hakaret kategorisine sokarsınız. Öyle ya, Sayın Cumhurbaşkanımız sadece cumhurbaşkanımız değil, aynı zamanda icranın da başı. Sonra savcıya derdinizi anlatırsınız: “Ben cumhurbaşkanını değil, iktidarı eleştirmiştim.” Hatırlayın, “128 milyar dolar ne oldu?” afişlerine cumhurbaşkanına hakaret soruşturması açılmıştı.</p>
<h2><strong>Liderler televizyonda tartışırdı</strong></h2>
<p>Basın hesap verme ortamıdır dedim… Aklımda liderlerin televizyonda karşılıklı oturup tartışmaları var. En sonuncusu, Fransız başkanlık seçimlerinden önce Macron ile Le Pen’in tartışmasıydı. Hani daha önce de bahsettiğim, tarihimizden bir yaprak, televizyon açık oturumları: Demirel, Mesut Yılmaz, Türkeş, Çiller, Erbakan… Hepsi bir arada oturup tartışıyorlar ve herkes seyrediyor. Birbirlerine hain demiyorlar, terörist falan da demiyorlar. Suratlarını buruşturup, el kol hareketleri de yapmıyorlar. Adam gibi, efendi gibi Türkiye’nin meselelerini tartışıyorlar… Efendi liderler. YouTube’a “liderler açık oturumu” yazınız. 1991, 1992, 1995… Hepsi çıkıyor.</p>
<p>Televizyonun icadı, İkinci Dünya Harbi’nden önce. Fakat ticarileşip evlere dağılması, harp sonrasında. 1950’lerde, ABD’de âdeta bir patlama yaşanıyor. 1956’da her üç haneden ikisinde televizyon var. 1950’ler… İTÜ’nün kısa menzilli deneme yayınını saymazsak bizde, ilk televizyon yayını 1968’de. Aramızda bir nesil müddetinde faz farkı var. Neden bu kadar geciktik? Yarım asrı aşkın süredir kendi kendime sorarım: Televizyonun ortak kültür yaratmadaki gücünü göz önüne alırsak acaba TV bizde gecikmeseydi bugünümüz nasıl olurdu? Bir düşünün.</p>
<h2><strong>Despotluk tekrarlanmasın diye</strong></h2>
<p>Geçmişe mazi diyorlar, ama ben yine de televizyonda siyasilerin tartışmalarının tarihine bir göz attım. ABD’de, 1956’da Maryland Üniversitesi öğrencisi Fred Kahn, Başkan Dwight Eisenhover ile Demokrat Parti başkan adayı Adlai Stevenson televizyonda tartışsınlar diye bir kampanya başlatıyor. Kahn, Alman, Yahudi asıllı bir Amerikan ve bu çırpınışının derin bir sebebi var: Ailesiyle birlikte, Nazi kamplarından geçip hayatta kalan ender insanlardan. Bu felaketlerin tekrarlanmaması, demokrasinin devamı, halkın siyasetle ilgilenmesi ve rol alması için siyasilerin halkın önünde tartışmasını gerekli ve önemli buluyor. Otoritenin kara bulutları ülkenin üstüne çökmesin diye… Ancak, Eisenhover- Stevenson yarışmasında bu gerçekleşmiyor.</p>
<p>Başkan adaylarının ilk televizyon tartışması 1960 yılında, Richard Nixon ile John Fitzgerald Kennedy arasında. ABD, demokrasisinin propagandasını yapmak için dünyanın her yerinde bu tartışmayı kitlelere ulaştırmaya çalıştı. Televizyonu olan ülkelere televizyonla, olmayanlara filmlerle. O günlerde sinemalarda, film başlamadan önce beş-altı dakikalık dünya haberleri gösterilirdi. Bizler de Nixon- Kennedy tartışmasını defalarca seyrettik.</p>
<h2><strong>Liderleri tartışabilen ve tartışamayan ülkeler</strong></h2>
<p>Hesap verilebilirlikten buraya geldim. Niçin? Çünkü iktidar sahiplerinin olsun muhalefetin olsun, karşıtlarıyla halkın önüne çıkıp, sövmeden, saymadan, hakaret etmeden efendi gibi tartışmaları da bir hesap verme yöntemidir. Bunun mümkün olabilmesi için ilgililerin tamamının şu ilkeyi benimsemesi lazım: Siyasi parti liderleri, mensupları, yöneticileri ister iktidarda, ister muhalefette olsun, eşittir; eşit haklara sahiptir. Birbirlerinin yerine geçebilirler. Bugün iktidarda olan, yarın, korkmadan, çekinmeden muhalefete geçebilir ve orada da siyasi hayatını sürdürebilir. Bugün muhalefette olan, yarın, iktidara gelebilir ve o da yapıp ettiklerinden, yapıp edemediklerinden halkın önünde sigaya çekilebilir.</p>
<p>İktidarın ve muhalefetin liderleri, yöneticilerinin halkın önünde tartışabildikleri ve tartışamadıkları ülkeleri, zihninizden bir sayın bakalım. Mesela Stalin, muhalifiyle sahnede tartışabilir miydi? Yahut Hitler? Diyeceksiniz ki “Onlar muhalif bırakmamışlardı ki!” Haklısınız. Daha ülke ülke bir bakın. Hangi iktidarlar muhalifleriyle tartışabiliyor, hesap verebiliyor; hangileri tartışamıyor, hesap vermekten fellik fellik kaçıyor?</p>
<p>Bu yazıya, Macron ile Le Pen’in televizyonda tartışması ilham verdi. Sonuçta ülkeleri ikiye ayırdım: İktidarın lideriyle muhalefetin liderinin, televizyonda tartışabildiği ülkeler ve tartışamadığı ülkeler. Biz hangisiyiz dersiniz?</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ulkeler-iki-cinstir/">Ülkeler iki cinstir</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/ulkeler-iki-cinstir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
